Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Tatil Bölgeleri > Türkiye'den Tatil Mekanları
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Ankara Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri

Tatil Bölgeleri kategorisinde ve Türkiye'den Tatil Mekanları forumunda bulunan Ankara Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri konusunu görüntülemektesiniz.
Ankara Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri Eski Taş Devri, Bakır Çağı, Bronz Çağı, Hititler, Frigler, Persler, Glatlar, Bergama ...






Yeni Konu aç Cevapla
Seçenekler
  #1  
Okunmamış 25-06-2007, 01:05
 
Standart Ankara Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Ankara Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri

Eski Taş Devri, Bakır Çağı, Bronz Çağı, Hititler, Frigler, Persler, Glatlar, Bergama Krallığı, Tektosaglar, Pontus Krallığı, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Moğollar, Osmanlılara ev sahipliği yapmış, 13. Ekim. 1923 de Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olmuş. Bu tarihi kenti gezmeye, kentin simgesi haline gelmiş Ankara kalesinden başlıyoruz.



Ankara'nın birçok yerinden görünen kalenin haliyle kentin tamamına yakın bölümünü gören bir de muhteşem manzarası bulunuyor. Ankara kalesine çıkanlar hem kenti tepeden seyir imkânı buluyorlar, hem de bu noktada değişik duygulara kapılıyorlar.

Kaleden Türkiye'nin başkenti Ankara'ya tepeden bakmanın anlatılmaz bir zevki, bambaşka bir tadı var. Başkentin çatısından değil de, sanki Türkiye'nin geneline bakış gibi bir şey! Hatta kendinizi bu noktada yönetici gibi hissedebiliyorsunuz. Bu duyguya kapılma nedeninde kalede olmanın verdiği güven duygusunun yanı sıra, panoramanın uzunluğunun yarattığı hâkimiyet ve yüksekliğin etkisi de büyük rol oynuyor.

Ankara kalesini çevreleyen surlar içinde ise daha farklı bir atmosfer yaşanıyor. Kıymeti sonradan anlaşılıp restorasyonlarla yeniden hayata döndürülen ve çeşitli işlerlikler kazandırılan eski evlerin kimisi butik otel restoran, kimisi hediyelik eşya dükkânı, kafe amaçlı kullanılıyor. Yenilenmiş farklı doku gezi severlere hem eskiyi yaşatıyor, hem de fotoğraf severlere kompozisyon olup seyir zevki veriyor. Kale gezisi sırasında yorgunluk molaları veriliyor, Ankara'ya karşı yemekler yenip, içecekler keyifle yudumlanıyor.

Ankara Kalesi
M.Ö.2.yy da Gladlılar'dan kalma olduğu sanılan kale, iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşuyor. İç kale surlarının M.S. 630 yılında imparator Heraklins tarafından yapıldığı, M.S 859 yılında Bizans imparatoru III. Mihail zamanında onarım gördüğü biliniyor. Bugünkü görünüşü ile Ankara Kalesi Selçuklular döneminden kaldığı belirtiliyor. Osmanlılar döneminde de çeşitli onarımlar gören kalenin iç kale kısmı dikdörtgen planlı olup Ankara taşı (Bazalt) ile yapılmış.



Ankara kalesinin surları üzerinde dolaşıp, kale içi evlerini daracık sokaklarını görüp, çevreyi seyretmekten başka Ankara'ya gelip de mutlaka görülmesi gereken bir müze var ki zenginliği ve güzelliği karşısında anlatımında ifade zorluğu çekiliyor.

Kalenin Hisar kapısından çıkıp, sağa dönerek Gözcü sokağından inilerek ulaşılan kubbeli yapı Osmanlı dönemi Bedesteni olup, 1464-1471 tarihleri arasında Fatih Sultan Mehmet'in veziri Mahmut Paşa tarafından yaptırılmış, 1960 lı yıllarda gerçekleştirilen düzenleme ve onarımla görkemli bir müze haline getirilmiş. Anadolu'nun bir özetini sergileyen, eserlerle dolu olan her gün ilgiyle geziliyor.

Tel: 0(312) 324 31 60 - 312 62 48

Ziyaret saatleri: 08.30 - 17.30)

Yerli yabancı turistlerin gözbebeği müzenin Poleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig, Urartu, Yunan, Roma, Geç Hitit gibi bölümlerinde binlerce yıl öncesine ışık tutan etkileyici eserler, Ankara ve çevresinde ki medeniyetlerin tarihini, gözler önüne seriyor.
Kale burçları üzerinde bulunan Ankara saat kulesi, kale çevresinde bulunan Pazaryerini yukarda bırakıp aşağıya iniyor ve Ankara'nın bir başka önemli ziyaret yeri olan Hacı Bayram Camiine geliyoruz.

Hacı Bayram Camii
Augustus ve Roma tapınağının yanı başında bulunan cami 1427/1428 yıllarında Hacı Bayram Veli'nin ölümünden iki yıl önce inşa edilmiş. Cami alanı içinde Hacı Bayram Veli türbesi de yer alıyor. Selçuk mimari stili ile inşa edilmiş olan cami, Mimar Sinan tarafından onarılmış. Kare planlı minaresi, taş kaideli olup, silindirik tuğla gövdeye sahip. 17.yy sonunda Nakkaş Mustafa tarafından iç süslemeleri yapılmış bu süslemelerde daha sonra Kütahya çinileri kullanılmış.



Augustus ve Roma Tapınağı
Eski çağlardan günümüze ulaşabilmiş en önemli tapınaklardan biri olan yapı, üzerinde bulunan Latince ve Yunanca yazılı belgelerle önemini daha da artırıyor. Kısa kenarında 8, uzun kenarında 15 sütün bulunan Korinth düzenli yapı, kazı çalışmaları ve onarım görmüş. Batıya bakan tapınağa Ulus Meydanı, Bayram sokağı takip edere de ulaşılabiliyor.



Ankara Tiyatrosu
Ankara kalesi eteklerinde bulunan bir başka ziyaret yerimiz ise kalenin kuzey batı yamacı üzerinde bulunan tiyatro kalıntıları olabilir. Ulus meydandan kaleye çıkan Hisar Parkı Caddesi üzerinde bulunan tiyatro kalıntısı M.S 1. yy ikinci yarısı ile M.S. 2. yy başlarına tarihlenmiş. Roma'ya özgü plan tipi görülen tiyatronun yarım daire şekilli orkestrası, oturma sıraları, orkestraya geçiş bölümleri görülebiliyor.

Julien Sütunu
Çankırı Caddesini dönüp Armutlu sokağından girilerek gelinen (Stat Oteli arkası) meydanda küçük bir kaide üzerine, dairesel biçimde tuğla örülerek yapılmış 15 metrelik bir sütun bulunuyor. Bizans dönemi olup 6 yy tarihlenen ve tepesinde ki Korinth başlığı ile sonlanan sütuna halk arasında Belkıs sütunu da deniliyor.



Roma Hamamı
Ulus Meydanında kuzeye doğru yöneldiğiniz zaman Yıldırım Beyazıt Meydanına uzanan Çankırı Caddesinin sol tarafında hamam kalıntılarına rastlanıyor. İyi korunmuş durumda ki Ankara Roma Hamamı iki bölümden oluşuyor. Kare planlı hamamda bulunan soğuk, ılık, sıcak bölümleri, yüzme havuzu, soyunma ve terleme yeri, ocaklar, servis kısımları, su depoları ile yapı anıtsal bir bütünlük haline getirilmiş. Günümüzde Roma Hamamlarını gezenler hamamın alt ısıtma katları ile servis bölümlerini görebiliyorlar. Son yıllarda restore edilen hamam'da çeşitli sütunlar, kabartmalarla süslü mezar taşları da görülebiliyor.



Ulus ve Gençlik Parkı
Tren istasyonundan Ulus'a giden yol ile ulaşılan Gençlik Parkı kentin önemli nefes borularından biri. Kentin orta yerinde fıskiyeli, köprülerle süslü, dev bir havuzla karşılaşanlar bir ölçüde suya olan hasretlerini gidermeye çalışırken kâh göl kenarında ki çay bahçeleri ve restoranlarda mola verip serinliyor kâh pedallı deniz bisikletlerine binerek, tekne gezilerine katılarak sınırlı alanda dolaşıyorlar. Özellikle Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gelenlerin bilhassa rağbet ettiği Gençlik Parkı, luna parkı, çeşitli etkinliklere imkân vermesiyle eğlence yeri olarak geziliyor, ilgi görüyor.



Kentin en işlek meydanlarından olan, Ulus Meydanını süsleyen bir başka anıt ise Kurtuluş Savaşı kahramanları anısına dikilmiş olan Zafer Anıtı. 1927 yılında Avusturyalı heykeltıraş Krippel tarafından yapılan ve taştan bir kaide üzerinde yükselen anıtta iki Türk askeri ile at üzerinde Atatürk bulunuyor. Ulus, Kurtuluş Savaşı Müzesi, Cumhuriyet Müzesi gibi tarihi binalarıyla, abidevi yapılarıyla da dikkat çekiyor.

Kızılay
Kentin en önemli meydanı, sevinçlerin, konserlerin kazanılan maç zaferlerinin kutlandığı caddesi en az Ulus semti kadar kalabalık merkezi. Önemli bir nokta olan Kızılay Meydanı aynı zamanda butikleri, pasajları ve dev marketleri ile en fazla nüfus yoğunluğu barındıran merkezi konumunda. Adeta kentin kalbinin attığı Kızılay ve Kızılay'a açılan diğer yolları, çevresi yoğun yaya ve taşıt trafiğine sahne olurken tüm randevuların verildiği buluşma noktası, gezi alanı olarak gün boyunca kalabalık görüntüsüyle dikkat çekiyor.

Çubuk Barajı
Ankara'nın su ihtiyacını karşılamak için tasarlanan yer olan baraj gölü Atatürk tarafından 1929 lar da Çubuk Çayının bir baraj gölünde toplatılmasıyla oluşmuş. Atatürk için bir de köşk yapılan mesire yerinde Ata birçok kez arkadaşları ile kalmış, dinlenerek vakit geçirmiş. Günümüzde Ata'ya ait hiçbir eşyanın bulunmadığı Köşk'e daha sonraları bazı ilaveler yapılarak Baraj Müdürlüğü olarak kullanılmaya başlanmış. Ankara'nın mesire yeri olarak ziyaretçileri ağırlayamaya devam eden Çubuk Gölü ve çevresinde restoran ve gezinti alanları bulunuyor.

Büroklarlara, bakanlıklara, büyükelçilikler sıkça rastlanan kent olan Ankara bitti mi derseniz, hayır tabii.

Atakule gibi birçok alış veriş merkezinde veya Kızılay'da dolaşıp alış veriş yapabilirsiniz. Arslanhane, ahi Elvan, Alâeddin, Karacabey, Kurşunlu, Zincirli, Maltepe, Kocatepe camilerini ziyaret edebilirsiniz.
Kavaklıdere, Çankaya, Maltepe, Küçük Esat, Altındağ, Hisar, Kızılay, Anıttepe, Emek, Balgat, Kocatepe, Cebeci, Sıhhiye, Yenişehir, Yenimahalle, Yenidoğan, Demirlibahçe, Dikmen, Ayrancı, İskitler, Akköprü, Ulus, Aydınlıkevler, Bahçelievler gibi birçok semtte dolaşıp farklı özellikleri görebilirsiniz.

Kuğulu parkta, Altın parkta mola verip, Gölbaşında piknik yapabilir, Ayaş'da eski evleri görebilir, Kalecik'te şarapların tadına bakıp, Haymana'da tıpkı Kızılcahamam'da olduğu gibi kaplıca sularıyla şifa bulabilirsiniz. Polatlı'da, Bala'da tarihe yolculuk yaparken kışın Elmalı'da kayak da yapabilirsiniz.

Soğuksu Milli Parkı doğa tutkunlarını kucaklarken, Beypazarı mimari dokusu, değişik lezzetleri, kısa tatillerin vazgeçilmez adresleriniz olabilir. Geziniz özel kutlama günlerine denk geldiyse Ankara folkloru denince ilk akla gelen seğmenlerini, Ankara zeybeği ve ünlü misket oyunlarını izleyebilirsiniz.

Sanat etkinliklerini, konserleri, çeşitli spor sahalarında coşkulu karşılaşmalarını takip edebilirsiniz. Bir zamanlar Ankara'yı temsil eden Birinci Türkiye liginin gözdelerinden PTT, Hacettepe gibi takımları olmasa da, iç ve dış sahalarda aldıkları başarılı sonuçlarla kendilerinden söz ettirip, üstün performans sergileyen Gençlerbirliği, Ankaragücü'nün sezon içinde, 19 Mayıs stadında oynadıkları heyecanlı maçlarını seyredebilirsiniz.

Puf yastık gibi kabarık tüylü, renkli gözlü Ankara kedileri, bir o kadar daha üne sahip Ankara tiftik keçileri ilginizi çekebilir.

Ankara ilinin Bolu, Eskişehir, Konya, Aksaray, Çankırı, Kırıkkale, Kırşehir, Afyon gibi komşularına, gün içinde gidip gelecek yakınlıkta oluşu nedeniyle, ziyarete değer güzelliklerin, çevrenin cazibesine de kapılabilirsiniz.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Okunmamış 25-06-2007, 01:07
 
Standart --->: Ankara Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri

Ankara Ankara Güzel Ankara

GORDION YASSIHÖYÜK
Ankara'nın 96 km güneybatısında yer alan Frikya'nın başkenti Gordion (Yassıhöyük) Anadolu'nun önemli antik kentlerinden biri. Ticaret ve Kral Yolu üzerinde bulunan antik kentte yapılan kazılarda Eski Tunç çağından başlayarak Hititlere, Friklere, Perslere, Yunanlılara ve Romalılara ait medeniyetlere rastlanıyor.

Kent höyüğünde ve 25 tümülüste yapılan kazılarda bulunan sanat eserleri, Frig sanatı ve kültürü konusunda önemli ipuçları veriyor. Eserlerin büyük bölümü Ank. Ana. Med. Müzesinde ve Büyük Tümülüsün karşısında bulunan yerel müzede sergileniyor.

Gordion iç ve dış kent kapıları, teras binaları, küçük höyük Tümülüsler antik kentte görülebilen kalıntılar. Sayıları 80 civarında olan Tümülüsler arasında en büyüğü 53 metre yükseklik, 300 m çapı ile Büyük Tümülüs yer alıyor. Anadolu'nun en büyük ikinci tümülüsü, ardıç ve sedir ağaçlarının üst üste dizilmesiyle mezar odası oluşturulmuş, çevresine taş duvar örülmüş. Kirişlerle desteklenen mezar odası üzerine üçgen çatı oturtulmuş. 4 metre taş dizilip üzerine önce killi sonra normal toprak yığılmış. Anıtsal mezar odasına özel yapılmış tünel ile giriliyor. İçine konulanların bozulmadan uzun süre kalabilmesi ve dayanıklılık süresinin artmasını sağlayan özel yapım mezar odasının oldukça serin havası ve nem yüzdesi oranı dikkat çekiyor.

Müzeler

Tel: 0(312) 310 53 61

Ziyaret saatleri:
Kış: 09.00-12.00/13.00-17.00

Yaz: 09.00-12.30/13.30-17.00

Çankaya Müzesi: Tel: 0(312)468 63 00/2675

Ziyaret Saatleri: 13.30-17.00

Etnografya Müzesi: Tel: 0(312) 311 95 56

Ziyaret saatleri: 08.30-12.30/13.30-17.30

Kurtuluş Savaşı Müzesi:

Tel: 0(312) 310 53 61

Ziyaret saatleri: Kış: 09.00-12.00/13.00-17.00

Yaz: 09.00-12.30/13.30-17.00

Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi:

Tel: 0(312) 310 20 94

Ziyaret saatleri: 09.00-12.00/13.30-17.00

Cumhuriyet Müzesi: Tel: 0(312) 310 71 40

Ziyaret saatleri: 09.00-12.00/13.30-17.00

Ankara Çiftlik Atatürk Evi:

Tel : (0312) 212 65 06

Ziyaret saatleri: 09.00-17.00

Milli Mücadele Atatürk konutu ve Demiryolları Müzesi:

Tel: 0(312) 310 35 00

Ziyaret saatleri: 13.30-17.00

ODTÜ Müzesi: Tel: 0(312) 210 10 10

Ziyaret saatleri: 08.30-17.00

P.T.T Müzesi: Tel: 0(312) 316 62 63

Ziyaret saatleri: 08.30-12.30/13.30-17.30

Ziraat Bankası Müzesi:

Tel:
0(312) 310 37 50/43 48

Ziyaret saatleri: 08.30-12.30/13.30-17.30

100. Yıl Spor Tarihi Müzesi Eğitim Müzesi:

Tel: 0(312) 312 23 63

Ziyaret saatleri: 09.00-12.30/13.30-17.00

M.T.A Tabiat Tarihi Müzesi:
Tel: 0(312) 287 34 30

Ziyaret saatleri: Hafta İçi:09.00-17.00

Cumartesi-Pazar: 10.00-15.00

Cengelhan Rahmi Koç Müzesi:
Tel: 0(312) 309 68 00

Sutepe Mahallesi, Depo Sokak No: 1, Altındağ

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Müzesi:
Tel: 0(312) 302 24 19 Hafta içi her gün mesai saatleri içinde randevu alınarak ziyaret edilebilir.

Oyuncak Müzesi: Tel: 0 (312) 363 33 50/297 giriş ücretsizdir. Çarşamba ve Cuma günleri 10.00 - 17.00 saatleri arasında gezilebilir. Adres: Ank. Üni. Eğ. Fak. Cemal Gürsel Caddesi Cebeci

Gordion Müzesi: Tel: 0(312) 638 21 88

Ziyaret saatleri: Yaz: 08.30-17.30 - Kış: 08.30-17.00

NASIL GİDİLİR?
İstanbul'dan karayolunu kullanarak çıkacaklar için otoyol veya normal yoldan giderek İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu geçilip Ankara'ya girene kadar, 6 il üzerinde yaklaşık 428 km lik bir güzergâh bulunuyor. Havayolunu tercih edenler 40 dakika gibi bir sürede kendilerini Esenboğa hava alanında bulurken, tren yolculuğunu sevenlerle, otobüsle yolculuk edenler, 6 ila 10 saat arası İstanbul'dan Ankara'ya ulaşabiliyorlar.

Özel araçla yola çıkanlar için yol üzerinde ne var ne yok bir göz atıyoruz.

Oto yolu seçip Çamlıca gişelerden yola çıkanlar, gişelerden itibaren bir süre, adeta kendilerine kent içi trafiğini aratmayacak yoğunluk içinde yol alacaklar. Bu trafik yoğunluğu Bayramoğlu Darıca yol ayrımına kadar sürücülerle birlikte geliyor. Sapak sonrası bu noktada yoğunluk bir miktar azalsa da Dil Ovası, Hareke tünelleri geçildikten sonra gerçek rahatlık İzmit sonrası hissediliyor. Kocaeli ili sonrası karşımıza çıkan tüneller geçilip, bitiminde Sakarya'nın ip gibi düz yolu aşılınca, oto yol bu defa sadece Bolu, Ankara ve devamını kullanacak olan sürücülere kalıyor. Kaynaşlı'dan itibaren otoyoldan ve Düzce il sınırlarından çıkıp Bolu Dağı rampasına tırmanmaya, Bakacak mevkiine dek başlarken, seyir halinde bulunan ağır tonajlı kamyon ve römorklu tırların varlığı daha fazla hissediliyor. Tek yönlü devam eden güzergâh boyunca bilhassa kış koşulları göz önüne alındığında rizikosu yüksek yollar sınıfına giriyor. Sürücülerin sadece kendilerini değil birlikte seyrettikleri araçları da düşünmek zorunda olduklarını hatırlayarak, ani ve hatalı sollamalardan, ani frenlerden kaçınmaları gerekiyor. Zira uzun yolun yorgun sürücülerinden ve ağır yüklü taşıtlardan böylesi rampa yollarda fedakârlık beklemek yerine anlayış, sabır, toleransı küçük araçların göstermesi kaçınılmaz oluyor. Kış aylarında sıkça görülen kar yağışı ve buzlanmaya karşı araçta bulunması gerekenler zincir, çekme halatı, takoz bulundurulmalı, sis ve yağmurlu havalarda öndeki araçla mutlak mesafeli gidilmeli. Özellikle bu rampalı bölümde düz ve uzun yolda kazanılan suni hız alışkanlığından kaçınılmalı. (Sorunların büyük bölümü Bolu Dağı tünellerinin devreye girmesiyle son bulması sabırsızlıkla bekleniyor).Dağ havasının buram buram hissedildiği şiirsel manzaralı güzergâhın Bolu Dağı kesimi kendine has özelliklerin yanı sıra bünyesinde güzellikler ve iştah açıcı lezzetler, kokular, barındırıyor. Ocak başını andıran Bolu dağı rampasından günün veya gecenin hangi saatinde hangi yönden gelirseniz gelin, geçerseniz geçin zamana göre lezzeti unutulmaz kahvaltılar, yemekler yiyebiliyorsunuz. İstanbul'dan gidiş yönü Bolu Dağı mevkiinde İsmail'in Et lokantası, Berceste'nin açık ve kapalı salon ve bahçeleri daha uzaklardan iştahınızı kabartmaya yetecek marifetler sergiliyorlar. Kebap severlerin başlıca uğrak noktaları olan ızgara lokantaları, mola ve dinlenme yerleri aynı zamanda köy ürünleri satış mağazaları ile de dikkat çekip, ilgi görüyorlar. Zengin kahvaltı büfelerinde de tadabileceğiniz yöresel ürünler arasında Sakarya'nın Abaza ve islim peynirleri, has tereyağları ilk sırayı alıyor. Kurutulmuş meyveler, yöresel salçalar, ceviz, kestane ve benzeri kuru gıdalar, bakliyatlar, tarhana, erişte ile mevsiminde toplanmış dağ çileği ve diğer meyvelerden yapılma reçeller, ballar, tahin pekmezler, köy ekmekleri ve daha hiç akılda olmayıp görünce akla takılan neler neler... Abant sapağı sonrası Bolu il merkezi devamında yeniden otoyola girip, Gerede Yeniçağ'a geliniyor. Bu mevkide bulunan Esentepe ve Kartalkaya kayak merkezlerine ayrılan sapaklar bulunuyor. Ankara yaklaşımında ilk karşılayan Kızılcahamam olurken çıkılan yüksekliklerden Ankara'ya doğru iniş başlıyor. Düzelen yol bitiminde otoyol ferahlığı ve konforu ile Ankara'ya giriliyor.

İstanbul Ankara arasında bu yolu birkaç kez gidip gelenler eğer aynı manzaradan usandılar ve vakitleri varsa Sakarya Akyazı'dan girip asfalt yolu takiben Mudurnu, Nallıhan üzerinden geçip Beypazarı'nı görerek Ankara'ya bir başka alternatif yolu kullanabilirler. Bu güzergâh profesyonel haritalarda yeşil hatla belirtildiği gibi manzarası güzel yollardan sayılıyor. Ankara çevresini ağ gibi saran çevre yolları, otoyol bağlantılar ile kent içine girmeden veya uzak noktadan gireceğiniz noktaya yakın bağlantılardan giriş yapabiliyorsunuz. Bunun için otoyol üzerinde bulunan yön tabelalarını takip etmek yeterli oluyor.

Ankara'ya yaklaşık 96 km uzaklıkta bulunan Gordion antik alanına Eskişehir, Afyon yönüne giden karayolunun 76 km kullanıp, Polatlı'dan 17 km sonra sağa kıvrılan yol ile ulaşabiliyor. Alagöz Karargâh Müzesine gitmek için ise Ankara - Eskişehir karayolunun 42. km sinden sonra sola doğru 3 km girilip Alagöz köyü öncesinde yer alan Atatürk müze Evi gezilebiliyor.

NE YENİR?
Ankara kent restoranla, balık lokantaları, lüks otellerin açık büfeleri, kale içi, A.O.Ç, Çubuklu gibi çeşitli yerlerde bulunan özellikli restoran ve lokantalara sahip. Kiminde nostalji soluyup Türk mutfağından seçmeler yiyebiliyor, kiminde tren vagonu içinde farklı atmosferlere konuk oluyorsunuz. Bu alternatiflere alışveriş merkezlerinin salonlarını, beş yıldızlı otellerin tepe salonlarını, kale içinin tepeden Ankara'yı gören manzaralı bahçe ve salonlarını, Çubuk barajı veya Gölbaşı göl kenarı restoranlarını da eklemek mümkün. Vakti dar olanlar için Kızılay ve paralelinde bulunan caddelerde fast food türü lokantalar, pizzacılar, dönerciler, İskender, köfte çeşitleri ile dolup taşan yerler olarak rağbet görüyor.

Damak tadına düşkün olanların Altınoluk'tan hatırlayacakları bir de pastane var. Yemek sonrası serinlemek isteyenler için özellikle damakta tat bırakan çeşitteki dondurmalarıyla Vardar Pastanesi, Sıhhiye'de bulunan Yeni Karamürsel mağazası arka sokağında hizmet veriyor.

Karadeniz Yavuz Lokantası
130 kişilik yemek salonu, 250 kişilik yazlık ve kışlık salonu, pastane ve kahvehanesi ile gelenekseli yaşatan mekânda, mutfak hizmetinin görüldüğü 1925 ve 1932 tarihli iki özgün vagonun keyfiyet isimli köşesinde kömürlü semaverde sunulan demli çaylarla keyfe dönüşüyor. Karadeniz yöresinin seçkin yemeklerini, kebap çeşitleri, ızgara balıklar, Türk mutfağının sulu yemekleri, Karadeniz pideleri yenebiliyor. Hafta sonu ise 99 çeşitte açık büfede sunuluyor.

A.O.Ç Gazi Tren İstasyonu Binası Silahtar Caddesi no 220 - Tel: 0(312) 211 24 20

Mega Residence
Schnitsel Restaurant. 152 kişi kapasiteli, haftanın her günü canlı müzik eşliğinde Avusturya mutfağının seçkin örneklerini sunuyor. Schnitsel, et ve balık çeşitleri yenebiliyor. Restoranın Mega barı aperatif içkiler eşliğinde günün yorgunluğundan kurtulmak isteyenleri ağırlıyor. Tarhan Cad. No 5 Kavaklıdere. Tel: 0(312) 468 54 15

Washington Restoran, Doğapark, Esat'ta Tavacı Recep Usta, Hüsrev'de, Urfalı Hacı Mehmet, Tadım

NEREDE KALINIR?
Kavaklıdere, Kızılay, Maltepe, Ulus otellerin daha yoğun bulunduğu yerler. Her keseye uygun konaklama imkânının bulunduğu kentte ulaşım için fazla vakit kaybedilmediği için uzaklık fark etmiyor. Turistik bir konaklama yapmak isteyenler kale içinde bulunan butik tarzda döşenmiş konaklama tesislerini seçerken, Bakanlıklara, devlet dairelerine, büyükelçiliklere, iş ve alış veriş merkezlerine yakın olmak isteyen veya bankalarda işleri bulunanlar Ulus, Maltepe, Kavaklıdere gibi semtlere dağılmış olan otelleri tercih ediyorlar.

Kent Otel
Mithatpaşa Caddesi no: 4 Yenişehir

Tel: 0(312) 435 50 50

Best Western Hotel 2000
Gülseren Sokak no 4 Maltepe

Tel: 0(312) 231 81 70

Neva Palas
Esat Caddesi no. 32 Küçükesat

Tel: 0(312) 419 58 25

Hotel Houston
Güniz Sokak no: 26 Kavaklıdere

Tel: 0(312) 466 16 80

Hotel İçkale
G.M. K Bulvarı no: 89 İçkale

Tel: 0(312) 230 61 33

Eyüboğlu Hotel
Karanfil Sokak no: 73 Bakanlıklar

Tel: 0(312) 417 64 00

Turist Hotel
Çankırı Caddesi no: 37 Ulus

Tel: 0(312) 310 39 80

Hotel Atalay
Çankırı Caddesi n: 20 Ulus

Tel: 0(312) 309 15 15

Hotel Almer
Çankırı Caddesi no: 17 Ulus

Tel: 0(312) 309 04 35

Hotel Oğultürk
Rüzgârlı Sokak no: 6 Ulus

Tel: 0(312) 309 29 00

Hotel Vip
Karanfil Sokak no: 9 Kızılay

Tel: 0(312) 425 10 03

Otel Örnek
Gülseren Sokak no: 4 Maltepe

Tel: 0(312) 231 81 70

Hotel 2000
Bestekâr Sokak no: 29 Kavaklıdere

Tel: 0(312) 419 90 01

Hotel Selvi
Çankırı Caddesi no: 16 Ulus

Tel: 0(312) 310 35 00

Mega Residence
Tahran Caddesi no: 5 Kavaklıdere

Tel: 0(312) 468 54 00


  #3  
Okunmamış 13-07-2007, 22:41
 
Standart --->: Ankara Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri

Ben beleş otel palas da kalıyorum yanlız bızım burayı genclik parki ve kaleden ibaret gorulmesi üzdü daha degişik yerlerde mevcut


  #4  
Okunmamış 14-08-2007, 19:01
 
Standart Ankara'nın turistik yerleri

Ankara'nın turistik yerleri

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, inkılâpların yaratıcısı, kahraman asker, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedî istirahatgâhının bulunduğu Anıtkabir, Rasattepe' de inşa edilmiştir.

Mimarları Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda'dır. 1944 yılında yapımına başlanan anıt, 1953'te tamamlanmıştır. Aynı yıl Ata, Etnografya Müzesindeki geçici kabrinden büyük bir törenle buraya nakledilmiştir.

Anıtkabir kompleksi içindeki üniteler ;İstiklâl Kulesi, Hürriyet Kulesi, Aslanlı Yol, Müdafaa-i Hukuk Kulesi, Mehmetçik Kulesi, Zafer Kulesi, Barış Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misak-ı Milli Kulesi, İnkılâp Kulesi, Zafer Kabartmaları, Mozole - Şeref Holüdür.

Antik Kentler ve Eserler

Frigya Krallığı'nın başkenti, ünlü Gordion şehrinin kalıntıları; Ankara-Eskişehir karayolunun yakınında, Sakarya (Sangarios) ve Porsuk nehirlerinin birbirlerine yaklaştıkları yerde, Polatlı'nın 21 km. kuzeybatısında, Ankara'dan 90 km. uzaklıkta, Yassıhöyük köyündedir.

Gordion' un tarihi M.Ö. 3000 yılma (Eski Tunç Çağı) kadar dayanmaktadır. Asur, Hitit (M.Ö. 1950 - M.Ö. 1180) ve Frigya (M.Ö. 900 -M.Ö.620) nın önemli bir yerleşme yeri idi. Frigya Devletine başkentlik yapmıştır. Gordios adlı (Frig başkenti kurucusu) kralın adını almıştır. Kral Gordios tarafından bağlanan ünlü düğüm, Büyük İskender tarafından M.Ö. 333 yılında kışı geçirdiği Gordion'da kesilmiştir. Gordion'da, bu tarihten sonra Büyük İskender Dönemi (M.Ö. 300-100) başlamış, sonra Roma Dönemi (M.Ö. 1.- M.S.4. yy.), daha sonra Selçuklu (M.S.11.-13. yy.) dönemi sürmüştür. Ahlatlıbel, Ankara'nın 14 kilometre güneybatısında Taşpınar Köyü - Gavurkale -Haymana eski yolu üzerindedir. Ankara'ya çok yakın olan bu Eski Tunç Çağı istasyonu Anadolu için önemli bir düz yerleşme birimidir. Bitik Höyüğü Ankara'nın 42 kilometre kuzeybatısındadır. Yukarıdan aşağıya doğru M.Ö. V. yüzyılda başlayan bir Klasik Çağ iskânı ile kalın bir Eski Tunç Çağ iskânı meydana çıkarılmıştır. Bitik' teki Eski Tunç Çağı kalıntıları bölgenin Doğu ve Batı Anadolu ile ilgisini belgeler. Ankara'nın 5 kilometre kuzeyinde, Çubuk Çayı kıyısındadır. Buradaki kazı Prof. Şevket Aziz Kansu tarafından 1937 yılında Türk Tarih Kurumu adına yapılmıştır. En alt katta Eski Taş Devri tipte aletler ele geçmiştir. Onun üstündeki Eski Tunç Çağı kültürü Ahlatlıbel kültürü ile benzerlik gösterir. En üstte ise çeşitli devirlere ait büyük bir sarayın kalıntılarına rastlanmıştır. Ankara'nın 60 kilometre güneybatısındadır. Yanında akmakta olan Babayakup Deresinin tabanından 60 metre yüksekte olan tepe, uzun süren bir yerleşmeye sahne olmuştur. Tepeye buradaki eski yıkık duvarlar nedeniyle Gavurkale adı verilmiştir.

Gavurkale, bir tepe üzerindeki dik kayaların güneye bakan yüzünde yer alan; birbiri ardına yürüyen iki tanrı, karşılarında oturan bir tanrıça kabartması ve bu kayalığın çevresindeki iri bloklardan oluşan duvarlar ile dikkati çekmiştir. Söz konusu kaya kabartmaları Hititlere özgü eserlerden olup, Anadolu'nun değişik yerlerinde bulunan benzer anıtlardan sadece birisidir.

Yapılan çeşitli araştırmalar sonucunda buranın surlarla çevrili önemli bir merkez olduğu anlaşılmıştır. Önceleri yalnızca Hititlerin ibadet yeri olarak bilinen Gavurkale' de önemli Frig yerleşiminin olduğu da anlaşılmış, burası 1930 yılındaki çalışmalar sırasında bizzat Atatürk tarafından ziyaret edilmiştir. Daha sonraki yıllarda çevresinde çeşitli yüzey araştırmaları yapılmış olan Gavurkale'de 1998 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi Başkanlığında kazı çalışmalarına da başlanmıştır. Ulus'ta Hacı Bayram Cami bitişiğindedir. M.Ö. II. yüzyılda Frigya Tanrıçası Men adına yapılmış olan tapınak zamanla yıkılmıştır. Bugün kalıntıları bulunan tapınak ise son Galat Hükümdarı Amintos'un oğlu Kral Pylamenes tarafından Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır.

Bizanslılar zamanında çeşitli eklemeler yapılıp, pencereler açılarak kilise haline getirilmiştir. Etrafı dört sütunla kuşatılmış dört duvar halindedir. Etrafını çevreleyen uzunluğuna on beşer, enine altışar adet kırk iki, tapınağın kapısı önünde dört, arkada iki adet sütunun yerleri bulunmaktadır. Yalnız iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı eski hali ile ayakta durmaktadır. Aslı Roma Tapınağında bulunan ve Augustus'un başardığı işleri gösteren vasiyetnamesi bir yazıt ile bu tapınağın türbeye bitişik duvarına konulmuştur. Defterdarlık ve valilik binası arasındaki havuzun kenarında bulunmaktadır. Hiçbir yazıtı yoktur. Gövdesinde birçok halka olup, yüksekliği on beş metre kadardır. Sütunun İmparator Julianus' un (M.S. 361 - 363) Ankara'dan geçtiğinde şerefine dikildiği söylenir. IV. yüzyılda yapıldığı sanılan esere halk arasında Belkıs Minaresi de denilmektedir. Ulus Meydanından Yıldırım Bayazıt Meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerinde, caddeden 2.5 metreye kadar yükseklikteki bir platform üzerinde bulunmaktadır. Hamamın bulunduğu yüksek platformun höyük olduğu bilinmektedir.

Hamam, Caracalla (M.S. 212-217) devrine tarihlenir. Caracalla Hamamının Çankırı Caddesindeki girişi, sütunlu bir revak kalıntısının çevrelediği geniş bir alana, palaestraya yani bir güreş sahasına açılır. Bu revaklı avlunun bir kenarında 32 sütun olmak üzere bütün yüzünde 128 mermer sütun bulunmaktadır. Hamam binaları paleastra kısmının hemen arkasında yer alır. Bu yapılar ender rastlanan bir büyüklükte olup, her zaman olduğu gibi Apoditerium (soyunma kısmı), Frigidarium (soğukluk kısmı), Tepidarium (ılık kısım) ve Caldarium (sıcak Kısım) bölümlerinden oluşur. Hisar Caddesi ile Pınar Sokak arasında yer alır. İlk defa 1982 yılı sonunda bulunmuş, kurtarma kazılarına 15 Mart 1983'te Müzeler Genel Müdürlüğünce başlanmıştır. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü de kazılan 1986 yılı sonuna kadar sürdürmüştür. Sonuçta M.S. II. asrın başına tarihlenen tipik bir Roma Tiyatrosunun kalıntıları çıkarılmıştır. Bunlar arasında tonozlu parados binaları, döşemeli orkestra, seyirci oturma yerleri (kavea), sahne odası (scene)'ndan artakalan temel ve duvarların yanı sıra birçok heykel ve parçalan bulunmuştur. Varlık Mahallesi önünde ve Ankara Çayı üzerinde olup, Ankara'nın en eski köprüsüdür. 1222 yılında Selçuklu Hükümdarı I. Alaaddin Keykubat tarafından Ankara Valisi Kızılbey zamanında yaptırılmıştır.

Höyük ve Tümülüsler

Anıtkabir alanındaki tümülüslerde ilk kazı 1926 yılında Makridi tarafından yapılmıştır. 1945 yılında Anıtkabir alanında yapılan toprak düzeltmesi sırasında birkaç tümülüsün kaldırılması gerekmiş, iki tümülüs açılmış ve burada Friglere ait birçok çanak çömlek ile beraber aletler de ele geçmiştir. Uzmanlar bu tümülüslerin Gordion Frig mezarlarıyla çağdaş olduğunu meydana çıkarmışlardır.. Çiftlik - Demetevler Kavşağında Demetevlere giden yolun sol tarafında yer alır. 1986 ve 1987 kazı mevsimlerinde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğünce kazılmıştır. Yapılan kazılar sonucunda, tümülüsün tepesinde Eski Tunç Çağına ait küçük ve yuvarlak tek bir yapı ve içinde pişmiş toprak eserler ele geçirilmiştir. Oyaca Kasabası sınırları içerisinde olup, Ankara-Haymana karayolunun yaklaşık 50. kilometresinde sola ayrılan Boyalık, Culuk, Çalış ve Durupınar yolundan 1.5 km gittikten sonra yolun sağında ve 150 metre mesafededir. Orta büyüklükte höyüklerden olan Külhöyük'te, Anadolu Medeniyetleri Müdürlüğü Başkanlığında kazı çalışmaları yapılmaktadır. Karaoğlan, Ankara'nın 25 km. güneyinde ve Ankara-Konya yolu üzerindedir. Höyükte Kalkolitikten itibaren tüm uygarlık katları görülmektedir. Ankara Gölbaşı bölgesinde Hitit ve Frig katlarına sahip en önemli istasyonlardan birisidir.

Kaleler

Asırlardır kentin bekçiliğini yapan Ankara Kalesi kentin sembolü olmuştur. Ankara Kalesi'nin tarihi, kentin tarihi kadar eskidir. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber ilk kez Romalılar tarafından yapıldığı fikri yaygındır.

Selçuklular tarafından onartılıp genişletilmiştir. Kurulduğu tepe yanında akan (Hatip Çayı) Bentderesinden 110 metre yüksektedir.

Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki kısımdır. Yirmiden fazla kulesi vardır. Dış kale eski Ankara şehrini yürek biçiminde çevirir. Dört katlı olan iç kale kısmen Ankara taşından kısmen de toplama (spoliyen) taşlarla yapılmıştır. İç kalenin iki büyük kapısı olup, birisi dış kapı, diğeri hisar kapı adını taşır. İç kaledeki kulelerin yüksekliği 14 ile 16 m. arasında değişmektedir. Bugün kale içinde Osmanlı Ankara'sının XVII. Yüzyıldan itibaren ayakta kalmış bir çok Ankara evi bulunmaktadır. Kalecik Kalesi, Çankırı'ya giden yol üzerinde Ankara'dan 78 km. uzaklıktadır. Modern kasabaya hakim olan simetrik koni biçimli bir tepenin üzerine kurulmuştur. Güneybatısındaki dağlara bir sırtla bağlanır ve Kızılırmak' a doğru uzanan ovada tek başına yükselir.

Camiler, Türbeler ve Kiliseler

Şehrin bazı önemli camileri, Ağaç Ayak Cami, Ahi Elvan Cami, Ahi Yakup Cami, Aslanhane (Ahi Şerafettin) Cami, Cenab-ı Ahmet Paşa Cami, Alaaddin Camii ,Çiçekçioğlu Camii, Direkli Cami, Eskicioğlu Camii, Hacettepe Camii, Hacı Arap Camii, Hacı Bayram Camii, İbadullah Cami Karacabey Camii, Kocatepe Camii, Kurşunlu Camii, Tabakhane Camii, Tacettin Camii ve Zincirli Cami'dir.

Ankara'da, Ahi Şerafettin Türbesi,Azimi (İsmail Paşazade Hacı Esad) Türbesi, Cenab-ı Ahmet Paşa Türbesi, Hacıbayram Veli Türbesi, İsmail Fazıl Paşa Türbesi, Karacabey Türbesi, Karyağdı Türbesi, Kesikbaş Türbesi, Yörük Dede (Doğan Bey) Türbesi bulunmaktadır. Adres: Atatürk Bulvarı No: 118 - Kavaklıdere (İtalyan Büyükelçiliği Bahçesinde)

Tel: 0.312.426 65 18

Ayin gün ve saatleri:

Cumartesi günleri: (Yaz) 19.00 (Kış) 18.00

Pazar günleri: (Yaz) 10.00 -12.00 -19.00 (Kış) 18.00 Adres: Işıklar Caddesi Kardeşler Sok. 15 - Ulus

Tel: 0.312.311 01 18

Ayin gün ve saatleri: Pazar günleri: 10.30 (Türkçe) Adres: Birlik Mah. 3. Cad. No: 35 Oyak-Çankaya (Vatikan Büyükelçiliği yanı)

Tel:0.312.495 35 23

Ayin gün ve saatleri: Pazar günleri: 09.45 (İngilizce) 11.00 (Fransızca) Adres: Şehit Ersan Cad. 46 - Çankaya (İngiltere Büyükelçiliği içinde)

Tel: 0.312.468 62 30/32 85

Ayin gün ve saatleri: Pazar günleri : 10.00 (İngilizce) Adres: Sakalar Mah. Birlik Sok. 8 - Samanpazarı,

Tel:0.312. 311 62 00

Ankara Cami ve Kiliseleri (İnanç Turizmi)

Hanlar

Kale altında ve Atpazarı Meydanı Sefa Sokakta bulunmaktadır. Kitabesinin 1522 tarihinde yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ankara Kalesine giden yol üzerinde bulunan ve Fatih'in sadrazamlarından Mahmut Paşa tarafından 1421 yılında yaptırılmış olan eser, tipik Osmanlı şehir içi hanlarındandır. Kale yolu üzerinde ve Kurşunlu Hanın bitişiğindedir. 1421 - 1459 yılları arasında han ile birlikte Sadrazam Mahmut Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Doğu - Batı istikametinde boyuna uzanan büyük ve muntazam dikdörtgen plânda olup, on adet büyük kubbe ile örtülü bedesten ve bedesten dışında meydana gelmiş olan arasta ile birlikte iki kısımdan ibarettir. Anılan bedesten bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi teşhir salonu olarak kullanılmaktadır. Hacı Doğan Mahallesi Tekneciler Sokağı ile Sulu Han Sokağı arasında bulunmaktadır. 1685 tarihinde Şeyhülislâm Cevvar Zade Mehmet Emin Bey tarafından Zincirli Camiye vakıf olarak yaptırılmış olduğu ileri sürülen Sulu Hana Hasan Paşa Hanı da denilmektedir. Fakat 1141 tarihli vakfiyede, Hanın Abdülkerimzade Mehmet Emin Bey tarafından vakfedildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır. At Pazarındadır. Aslen Kayserili olup, Ankara'ya yerleşen Hacı İbrahim Bin Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Vakfiyesi 1512 tarihlerinde düzenlendiğine göre bu tarihlerde yapılmış olmalıdır. Hanın yarısı mülk, yansı vakıfın ruhuna cüz-i şerif okumak, Lütfi Han kapısındaki musluğa bakmak için vakfedilmiştir. İçinde bir mescit yer almaktadır.

Hamamlar

Eski Hamam, Gazi Lisesinin tam karşısında yer almaktadır. Oldukça harap durumda olan hamamın soyunmalığı tamamen yıkılmış olmasına mukabil, soğukluk ve sıcaklık, külhan dahil olmak üzere ayakta durmaktadır. Eserin mimari yapısı ve tekniği itibariyle XV. yüzyıla ait olduğu tahmin edilmektedir. Karacabey Hamamı Talat Paşa Bulvarı üzerinde olup 1444 tarihinde yapılmıştır. Çifte hamam olarak teşkil olunmuş Karacabey Hamamı batı kısmında birbirine bitişik soyunmalıkları, doğu kısmında ise batıdakilere göre daha değişik inşa tarzı gösteren sıcaklık ve halvetleriyle birlikte bütünü kareye yakın büyük bir dikdörtgen meydana getirmektedir, birleşmektedir. İstiklâl Mahallesi Acı Çeşme sokakta bulunmaktadır. Kadınlar ve erkekler kısmı olmak üzere çifte hamam halinde yapılmış olan Şengül Hamamının bugün İstiklâl Caddesi üzerindeki erkekler kısmı evvelce kadınlara ait idi. Yan yana olan iki kısmın da soyunmalıklarının inşa tekniği ve malzemesinden, XIX. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.

Anıtlar

Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesinin önündedir. 1956 yılında Türkiye Emlâk Kredi Bankası tarafından heykeltıraş Hüseyin Anka'ya yaptırılmıştır. En büyük mimarımız Mimar Sinan (1409-1588)'ın ayakta duran, kendine has giysileriyle mermer heykeli bulunmaktadır. Kızılay'da Güven Park içerisindedir. 1935 yılında Ankara taşından yapılmıştır. Türk Ulusunun polis ve jandarmaya bir armağanı olduğundan dolayı Emniyet Anıtı da denilmektedir. Ulus'ta T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü binasının yanındadır. 1966 yılında T.C. Ziraat Bankası tarafından İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi öğretim üyelerinden Heykeltıraş Prof. Hüseyin Anka'ya yaptırılmıştır. Ulus Meydanındadır. Anıt, Kurtuluş Savaşı kahramanlarına Türk Ulusu' nun bir armağanı olarak 1927 yılında dikilmiştir. Yenişehir'de Atatürk Bulvarı üzerinde, Ordu Evi önündedir. Atatürk'ün ayakta ve kılıcına dayanmış halde üniformalı, tunçtan yapılmış bir heykelidir. İsmet Paşa Kız Enstitüsü binasının önündedir. Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım' ın büstü Türk Kadınlar Birliği Merkezi tarafından Türk analarının en büyüğüne armağan olmak üzere 31 Mart 1964 tarihinde dikilmiştir.

Gezi ve Mesire Yerleri

Altınpark, İrfan Baştuğ Caddesi Aydınlıkevler'de, 640 bin m2'lik alanda hizmet vermektedir. Park alanında Uluslararası Fuar Merkezi, Bilim Merkezi, Kültür Merkezi, Kapalı ve Açık Spor Alanları, Açık ve Yan Açık Gösteri Anfileri, Türk, İtalyan ve Çin Lokantaları, Türk Sokağı ve Tepe hanından oluşan bölüm, Gölet ve bahçeler, Üretim seraları, Olimpik Yüzme Havuzu, Mini Golf Sahası ve At Tavlası halkın ziyaretine sunulmuştur.

Danışma Tel: 0.312.317 96 70- 317 96 96 Atakule, varlığı ile modern Ankara görünümüne önemli bir katkıda bulunmaktadır. Yüksekliği 125 metre olan kulenin tepe rakımı 118.2 metredir. 115.6 metredeki görsel ve işitsel cihazların kullanımına uygun çok amaçlı kokteyl salonu (nikâh töreni, seminer, konferans vb.) 600 metrekarelik bir alana sahiptir. Saatte bir tur atan döner lokanta 111.8 metrededir. Her gün 09.30 - 23.00 arası açık olan seyir terası, 103.8 metrededir. 99.8 metrede ise cafe - bar bulunmaktadır.

Danışma Tel: 0.312.440 77 01 Atatürk tarafından kurulan çiftlik, günümüzde gazinoları, parkları, piknik yerleri, hayvanat bahçesi, çeşitli ürünleri ve doğası ile Ankaralılar tarafından çok ziyaret edilen bir gezi ve mesire yeridir. Ulaşım belediye otobüsleri, dolmuş ve banliyö treni ile mümkündür.

Danışma Tel: 0.312.212 02 3 l İstasyon - Opera binaları arasında yer alır. Lunaparkı, çay bahçeleri, gazinoları, yaz aylarında faaliyet gösteren tiyatroları, kayık ve su bisikletiyle içinde dolaşılan büyük havuzuyla, restoran ve çeşitli eğlence yerleriyle halkın yazın rağbet ettiği önemli bir gezi ve eğlence merkezidir. Ankara'ya 12 kilometre uzaklıkta, Samsun Yolu üzerindedir. Tabii güzelliği, gazinosu, kamp yeri ve bir de yüzme havuzu olan baraj, yabancıların da beğenisini toplayan bir gezi ve mesire yeridir. Ulaşım, otobüs ve minibüsle mümkündür. Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve Atatürk Müzesinin bulunduğu yerdir. Yaz aylarının sıcak günlerinde nispeten serin olan Çankaya'da pastaneler ve geniş park alanı içinde kır kahveleri de mevcut olup, Ankara'nın bir tablo gibi seyredilebileceği en güzel yerdir. Ankara'ya 12 kilometre uzaklıktadır. Baraj çevresindeki ormanlık alan içinde gazinolar, piknik yerleri, yürüyüş alanları ve kır kahveleri vardır. Motor gezileri içinde elverişli olan baraja belediye otobüsü ile gitmek mümkündür. Ankara'nın 25 kilometre güneybatısında ve Konya Yolu üzerinde olan Mogan Gölü'nün kıyısında plaj ve gazinoların yanı sıra restoran ve kahveler vardır. Sıcak yaz aylarında deniz özlemini bir parça da olsa gideren bir gezi ve mesire yeridir. Kıyısında bir yüzme havuzu olan göl, kayık gezileri için elverişlidir. Ulaşım, belediye otobüsü ile sağlanmaktadır. MTA Gül Bahçesi, Kurtboğazı arajı, Sarıyar Barajı, Beynam Orman İçi Dinlenme Yeri, Çamkoru Orman İçi Dinlenme Yeri, Güven - Karagöl Orman İçi Dinlenme Yeri, Hoşebe Orman İçi Dinlenme Yeri, Karagöl Orman İçi Dinlenme Yeri , Sorgun Orman İçi Dinlenme Yeri, Söğütözü Orman İçi Dinlenme Yeri , Tekkedağı Orman İçi Dinlenme Yeri , Uluhan Orman İçi Dinlenme Yeridir.

Milli Parklar

Soğuksu Millî Parkı

Kaplıcalar

İlin önemli kaplıcaları Kızılcahamam-Sey Hamamı Kaplıcası( link ), Ayaş İçmesi ve Kaplıcası, Ayaş Karakaya Kaplıcası, Beypazarı-Dutlu-Tahtalı Kaplıca ve İçmeleri, Kapullu Kaplıcası, Çubuk Melikşah Kaplıcası ve Haymana Kaplıcasıdır.

Ankara Kaplıcaları (Sağlık Turizmi)

Mağaralar

Ankara ili Güdül ilçesinde Bizans döneminden kalma mağaralar bulunmaktadır.

Ankara Mağaraları(Mağara Turizmi)

Kuş Gözlem Alanı

Çöl Gölü Kuş Alanı,Mogan Gölü Kuş Alanı,Kızılcahamam Ormanları Kuş Alanı,Kavaklı Dağı Kuş Alanı,İnözü Vadisi Kuş Alanı ve Sarıyar Barajı Kuş Alanı Ankara ili sınırları içinde bulunmaktadır. Ayrıca Beynam Ormanı Kuş Alanı ve Tuz gölü Kuş Alanı da Ankarada bulunmaktadır.

Sakarya Havzası

Kızılırmak Havzası

Konya Kapalı Havzası


  #5  
Okunmamış 25-09-2007, 06:43
 
Standart --->: Ankara Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri

Cok guzel rehber olmus Ankaraya gitmek isteyen buraya baksin...


  #6  
Okunmamış 23-02-2008, 19:15
 
Standart Başkent Ankara Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Ankara Genel Bilgi




İç Anadolu Bölgesinde yer alan Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara, doğuda Kırşehir ve Kırıkkale; batıda Eskişehir; kuzeyde Çankırı; kuzeybatıda Bolu ve güneyde Konya ve Aksaray illeri ile çevrilidir. Ankara, Orta Anadolunun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Güneyinde Tuz Gölü havzası ile Cihanbeyli Yaylası bu platoyu tamamlamaktadır. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarının çevresi plato üzerinde yükselen dağlarla çevrilidir.

Yüzölçümü ile Türkiyenin ikinci büyük ili olan Ankara, 24.521 km2lik bir alanı kapsamaktadır. 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu4.007.860'tır.

Ankara'da tipik karasal İklim hüküm sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı geçer. Yıllık ortalama sıcaklık 11,6 C'dir. En çok İlkbahar ve Kış aylarında yağış alır. Yıllık ortalama yağış miktarı 386,3 mm.dir.


Ankara Türkiyenin Konyadan sonra ikinci önemli tarım ilidir. Topraklarının 1/3ünde ekim yapılmaktadır. Çayır, mera ve ormanlar bunlara eklendiğinde tarım alanlarının il toprakları içerisinde oranı 2/3e yükselir. Bitkisel üretimde öncelikle buğday, arpa, yulaf olmak üzere tahıllar yer alır. Türkiyenin toplam buğday üretiminin %8inden fazlası Ankarada üretilir. Fasulye, mercimek ve 1960lardan sonra da şekerpancarı üretimi önem kazanmıştır. Sebzecilik, meyvecilik da bunları tamamlamaktadır. Ayrıca Ankara elması ve armudu ile ünlü olup, bağcılık da yaygındır. Hayvancılık Ankara yöresinde eskiden beri yapılmaktadır. En çok koyun ve dünyaca ünlü Tiftik Keçisi yetiştirilir. Arıcılığın yanı sıra sığır besiciliği ve tavukçuluk da gelişmiştir.Bunun yanı sıra sanayi kolları da Ankarada önemli bir yer tutmaktadır.

İlin tarihteki ismi gemi çapası anlamına gelen "Ankyra"dır. Bizanslı Stephanos kente bu ismin Mısırlıları denize kadar sürüp çapalarına el koyan Galatlar tarafından verildiğini yazmaktadır.Çok sonraki yıllarda kent “Engürü” olarak isimlendirilmiş, bu sözcüğün Farsça üzüm anlamına gelen Engürden kaynaklandığı da bilinmektedir. Bu sözcük değişerek Ankaraya dönüşmüştür.


Ankara ve çevresinin tarihi, Bronz çağındaki Hatti Uygarlığına kadar inmektedir. MÖ.2000 yılında Hititler bölgeye egemen olmuştur. Hitit döneminde küçük bir yerleşim olduğu bilinen bu yörede Hititlere ait herhangi bir kalıntı günümüze ulaşamamıştır. Yörede Alt Paleolitik çağa ait bir yerleşime rastlanamamıştır. Ancak, 1937de Prof.Dr.Şevket Aziz Kansu Çubuk Çayının doğu kıyısında Keçiören yakınında, Eti Yokuşunda Orta Paleolitik Çağa tarihlenen Levalloison-Mousterion aletlerini ele geçirmiştir. Yörede yapılan kazılar ve yüzey araştırmalarında MÖ.30.000-10.000e ve 5500-5000e tarihlenen Çatalhöyük çanak çömleklerine benzer kalıntılar Durupınar yakınındaki höyükte ortaya çıkarılmıştır. Bunun yanı sıra bölgede Kalkolitik Çağa (5500-3500) ait pek çok höyük de bulunmaktadır.

MÖ.700de Lidyalılar Kızılırmaka kadar olan bütün bölgeyi ele geçirmişler. MÖ.547de de Persler buraya hakim olmuştur. Heredotosdan öğrenildiğine göre; ordu ticaret ve posta yolu olarak kullanılan Kral Yolu buradan geçiyordu. Ankaranın bulunduğu yerde de önemli bir konaklama ve ticaret yeri vardı.


Yazılı kaynaklarda Ankaranın ismi ilk kez Büyük İskenderin seferleri ile ilgili olarak geçmiştir. Antik kaynaklara göre İskender ordusunu Apameia Kelainaiadan (Dinar) Gordiona getirdiğini oradan da “Ankyra” ya ulaştığını yazar. İskenderin Pers egemenliğine son vermesiyle Kral Yolu önemini yitirmiş, Ankyra da önemini kaybetmiştir. İskenderin ölümünden sonra (MÖ.323) Ankyra da MÖ.III.yüzyılın başlarına kadar Seleukosların elinde kalmıştır. MÖ.200de bir Kelt ırkı olan Galatlar Ankarayı başkent yapmıştır. MÖ.189da Romalı komutan Manlius Vulso bu bölgeye gelerek Galatları yenmiş ve Pergamon Krallığına bağlamıştır. MÖ.168de Pergamon Krallığı ile savaşan Galatlar bölgeyi yeniden egemenlikleri altına almıştır. MÖ.25te Galatia denilen bu bölge bir Roma eyaleti olmuş, ekonomik ve askeri açıdan da önemli bir merkez konumuna gelmiştir. Bizans döneminde Ankaranın imparatorluk ordularının konaklama ve ikmal yeri olmasıyla önemi sürmüştür. Bu dönem, VII.yüzyılın başlarında Sasanilerin, IX.yüzyılın başlarında Arapların saldırısına uğramıştır. Bizansın doğu ile ticareti arttıkça da Ankara bölgesi önem kazanmıştır.

Malazgirt Savaşından sonra 1071de Ankara yöresi Selçukluların eline geçmiştir. 1101 ve 1102 yıllarında burası haçlı seferleri sırasında zarar görmüş, 1127de yeniden Selçuklular tarafından ele geçirilmiştir.Daha sonraki yıllarda Danişmend hükümdarı Emir Gazi ile oğlu Mehmet Gazi, onların ölümünden sonra da Sultan I.Mesut buraya hakim olmuştur. Sultan Kılıçarslan II, devletini on bir oğlu arasında bölüştürünce Ankara da Muhiddin Mesutun payına düşmüştür. Alaeddin Keykubat I zamanında (1219-1237) Ankara en parlak devrelerinden birisini yaşamıştır. Moğol saldırılarından sonra bölge bir süre Eretnalıların elinde kalmıştır. Orhan Gazi devrinde (1354) Ankara Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Anadolu 1402 yılında Timurun saldırısına uğramıştır. 1402de Yıldırım Beyazid ve Timur arasındaki Ankara Savaşında şehir kısa bir süre Moğol istilasına uğrayan şehir, 1414de kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmiştir.


Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında 1920de Ankarayı stratejik konumundan ötürü merkez yapmış, 1923te de başkent ilan edilmiştir. Böylece yeni Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti Ankara, Orta Anadolunun merkezi bir noktasında yeni baştan kurulmuştur.

Ankara tarihi yapıları yönünden önemli yapılarla bezenmiştir. Bunların başında Ankara Kalesi, Nymphaion, Augustos Mabedi, Caracalla Hamamı, Julien Sütunu, Tiyatro antik çağlardan günümüze gelen eserlerdir. Bunların yanı sıra, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait, mimari yönden önemli eserler de günümüze gelmiştir. Bunların başında Alaeddin Camisi, Arslanhane (Ahi Şerafeddin) Camisi, Saraç Sinan Mescidi, Ahi Elvan Camisi, Karacabey Camisi, Hamamı ve Türbesi, Hacı bayram Camisi ve Türbesi, Kurşunlu Han, Mahmutpaşa Bedesteni, Cenabi Ahmet Paşa Camisi ve Türbesi, Çengel Han, Hasan Paşa Hanı, Çukur Han ve Ak Köprü gelmektedir. I.Ulusal Mimarlık akımının önemli örnekleri olan Ankara Palas, Etnoğrafya Müzesi, Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, Gazi Eğitim Enstitüsü, Gümrükler Genel Müdürlüğü, Devlet Resim ve Heykel Müzesi, İş Bankası, Opera Binası ve çeşitli bakanlıklar Cumhuriyet döneminde yapılmış önemli eserlerdir.


Ankaranın en önemli eserlerinin başında da Ulu Önder Atatürk için yaptırılan görkemli bir yapı olan Anıtkabirdir (1953).


  #7  
Okunmamış 23-02-2008, 19:16
 
Standart --->: Başkent Ankara

Ankara Gezgin Gözüyle

Eser ve müzeler yönünden zengin olan İlde, konaklayan turiste pek rastlanmamakta, kalış süresi ortalama iki gün olmaktadır.
Ankarada turistlerin ilgisini çeken önemli tarihi eserler ve mekanlar bulunmaktadır. İlin Roma ve öncesi dönemlere ait kültürel değerleri; Ankara Kalesi, Haymana Gavur Kalesi, Kalecik Kalesi, Agustus Mabedi, Roma Hamamı ve Julien Sütunudur. Selçuklular döneminden; Akköprü, Aslanhane Camii, Ahi Evran Camii ve Alaaddin Camiidir. Osmanlı Dönemi Eserleri arasında ise en önemlileri; Hacı Bayram Türbesi ve Camii, Ahmediye Camii, Hacı Musa Camii, İki Şerefeli Camii, Karacabey Camii ve Zincirli Camiidir. Cumhuriyet dönemi kültürel değerleri ise Maltepe Camii, Kocatepe Camii, Çankaya Köşkü, Anıtkabir ve Zafer Anıtıdır.




ANITKABİR

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, inkılâpların yaratıcısı, kahraman asker, büyük önder Mustafa Kemal Atatürkün ebedî istirahatgâhının bulunduğu Anıtkabir, Rasattepe de inşa edilmiştir.

Mimarları Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Ardadır. 1944 yılında yapımına başlanan anıt, 1953te tamamlanmıştır. Aynı yıl Ata, Etnografya Müzesindeki geçici kabrinden büyük bir törenle buraya nakledilmiştir.

Anıtkabir kompleksi içindeki üniteler ;İstiklâl Kulesi, Hürriyet Kulesi, Aslanlı Yol, Müdafaa-i Hukuk Kulesi, Mehmetçik Kulesi, Zafer Kulesi, Barış Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misak-ı Milli Kulesi, İnkılâp Kulesi, Zafer Kabartmaları, Mozole - Şeref Holüdür.


MÜZELER

Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Etnografya Müzesi

Ankarada Atatürk Evi

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi

Atatürkün Mekanı Müze Köşk

Beypazarı Kültür ve Tarih Müzesi

Eğit-Der Eğitim Özel Müzesi

Gordion Müzesi

Mehmet Akif Ersoy Evi
MTA Tabiat Tarihi Müzesi

ODTÜde Arkeoloji ve Müze

Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Müzesi

TRT Müzesi ve Ulusal Kurtuluş Sergisi
100. Yıl Kız Teknik Öğretim Müzesi

Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi

T.C. Ziraat Bankası Müzesi

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Müzesi


ÖRENYERLERİ

Gordion - Polatlı/Yassıhöyük:


Frigya Krallığının başkenti, ünlü Gordion şehrinin kalıntıları; Ankara-Eskişehir karayolunun yakınında, Sakarya (Sangarios) ve Porsuk nehirlerinin birbirlerine yaklaştıkları yerde, Polatlının 21 km. kuzeybatısında, Ankaradan 90 km. uzaklıkta, Yassıhöyük köyündedir.


Roma Hamamı
:

Ankara/Merkez: Ulus Meydanından Yıldırım Bayazıt Meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerinde, caddeden 2.5 metreye kadar yükseklikteki bir platform üzerinde bulunmaktadır. Hamamın bulunduğu yüksek platformun höyük olduğu bilinmektedir.


Gavurkale Örenyeri


Ankara/Haymana: Ankaranın 60 kilometre güneybatısındadır. Yanında akmakta olan Babayakup Deresinin tabanından 60 metre yüksekte olan tepe, uzun süren bir yerleşmeye sahne olmuştur. Tepeye buradaki eski yıkık duvarlar nedeniyle Gavurkale adı verilmiştir.

Karalar Köyü Örenyeri - Ankara/Kazan

Karahöyük Harabesi - Hacıtuğrul Köyü

Etnografya Müzesi
Ogüst Mabedi - Ankara/Altındağ


Ahlatlıbel :


Ahlatlıbel, Ankaranın 14 kilometre güneybatısında Taşpınar Köyü - Gavurkale -Haymana eski yolu üzerindedir. Ankaraya çok yakın olan bu Eski Tunç Çağı istasyonu Anadolu için önemli bir düz yerleşme birimidir.


Bitik :


Bitik Höyüğü Ankaranın 42 kilometre kuzeybatısındadır. Yukarıdan aşağıya doğru M.Ö. V. yüzyılda başlayan bir Klasik Çağ iskânı ile kalın bir Eski Tunç Çağ iskânı meydana çıkarılmıştır. Bitik teki Eski Tunç Çağı kalıntıları bölgenin Doğu ve Batı Anadolu ile ilgisini belgeler.


Etiyokuşu :


Ankaranın 5 kilometre kuzeyinde, Çubuk Çayı kıyısındadır. Buradaki kazı Prof. Şevket Aziz Kansu tarafından 1937 yılında Türk Tarih Kurumu adına yapılmıştır. En alt katta Eski Taş Devri tipte aletler ele geçmiştir. Onun üstündeki Eski Tunç Çağı kültürü Ahlatlıbel kültürü ile benzerlik gösterir. En üstte ise çeşitli devirlere ait büyük bir sarayın kalıntılarına rastlanmıştır.


Augustus Tapınağı :


Ulusta Hacı Bayram Cami bitişiğindedir. M.Ö. II. yüzyılda Frigya Tanrıçası Men adına yapılmış olan tapınak zamanla yıkılmıştır. Bugün kalıntıları bulunan tapınak ise son Galat Hükümdarı Amintosun oğlu Kral Pylamenes tarafından Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır.


Julianus Sütunu :


Defterdarlık ve valilik binası arasındaki havuzun kenarında bulunmaktadır. Hiçbir yazıtı yoktur. Gövdesinde birçok halka olup, yüksekliği on beş metre kadardır. Sütunun İmparator Julianus un (M.S. 361 )


Ankara Roma Tiyatrosu :


Hisar Caddesi ile Pınar Sokak arasında yer alır. İlk defa 1982 yılı sonunda bulunmuş, kurtarma kazılarına 15 Mart 1983te Müzeler Genel Müdürlüğünce başlanmıştır. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü de kazılan 1986 yılı sonuna kadar sürdürmüştür. Sonuçta M.S. II. asrın başına tarihlenen tipik bir Roma Tiyatrosunun kalıntıları çıkarılmıştır. Bunlar arasında tonozlu parados binaları, döşemeli orkestra, seyirci oturma yerleri (kavea), sahne odası (scene)ndan artakalan temel ve duvarların yanı sıra birçok heykel ve parçalan bulunmuştur.


Akköprü :


Varlık Mahallesi önünde ve Ankara Çayı üzerinde olup, Ankaranın en eski köprüsüdür. 1222 yılında Selçuklu Hükümdarı I. Alaaddin Keykubat tarafından Ankara Valisi Kızılbey zamanında yaptırılmıştır.


Ali Cin Kalesi:

Zorlu bir kaya tırmanışıylayla ulaşılabilen esrarengiz ve gorkemli bir yapı... Sarp kayalıklara asılı, eşkiya efsanelerinin mekanı Ali Cin Kalesi, Ankara'nın, Kızılcahamam ilçesine baglı Çeltikçi beldesi yakılarında.


  #8  
Okunmamış 23-02-2008, 19:18
 
Standart --->: Başkent Ankara


CAMİLER
Şehrin bazı önemli camileri, Ağaç Ayak Cami, Ahi Elvan Cami, Ahi Yakup Cami, Aslanhane (Ahi Şerafettin) Cami, Cenab-ı Ahmet Paşa Cami, Alaaddin Camii ,Çiçekçioğlu Camii, Direkli Cami, Eskicioğlu Camii, Hacettepe Camii, Hacı Arap Camii, Hacı Bayram Camii, İbadullah Cami Karacabey Camii, Kocatepe Camii, Kurşunlu Camii, Tabakhane Camii, Tacettin Camii ve Zincirli Camidir.


KALELER

Ankara Kalesi: Asırlardır kentin bekçiliğini yapan Ankara Kalesi kentin sembolü olmuştur. Ankara Kalesinin tarihi, kentin tarihi kadar eskidir. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber ilk kez Romalılar tarafından yapıldığı fikri yaygındır.

Selçuklular tarafından onartılıp genişletilmiştir. Kurulduğu tepe yanında akan (Hatip Çayı) Bentderesinden 110 metre yüksektedir.

Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki kısımdır. Yirmiden fazla kulesi vardır. Dış kale eski Ankara şehrini yürek biçiminde çevirir. Dört katlı olan iç kale kısmen Ankara taşından kısmen de toplama (spoliyen) taşlarla yapılmıştır. İç kalenin iki büyük kapısı olup, birisi dış kapı, diğeri hisar kapı adını taşır. İç kaledeki kulelerin yüksekliği 14 ile 16 m. arasında değişmektedir. Bugün kale içinde Osmanlı Ankarasının XVII. Yüzyıldan itibaren ayakta kalmış bir çok Ankara evi bulunmaktadır.


Kalecik Kalesi :
Kalecik Kalesi, Çankırıya giden yol üzerinde Ankaradan 78 km. uzaklıktadır. Modern kasabaya hakim olan simetrik koni biçimli bir tepenin üzerine kurulmuştur. Güneybatısındaki dağlara bir sırtla bağlanır ve Kızılırmak a doğru uzanan ovada tek başına yükselir


  #9  
Okunmamış 23-02-2008, 19:18
 
Standart --->: Başkent Ankara

Ankara Cami ve Mescitleri


Karacabey Cami (İmaret Cami ) (Merkez)

Ankara Kalesinin sur duvarlarının güneydoğu ucunda Cami, türbe ve çifte hamamdan meydana gelen bir külliye olan Karacabey Camisi Hamamönü semtinde bulunmaktadır. Vakıflar genel Müdürlüğündeki 1484 tarihli vakfiyeden öğrenildiğine göre Karacabey tarafından yaptırılmıştır. Yapı topluluğu 1892 depreminde büyük tahribata uğramış, Karacabeyin torunlarından ve bu yapının mütevellisi İzzettin Karacabey 1938 yılında yeniden onarmıştır.

Karacabey Külliyesi XV.yüzyılın ilk yarısında Sultan II.Murat zamanında Anadolu Beylerbeyi olan Celalettin Karacabey tarafından yaptırılmıştır. Bursa tipi, ters “T” veya zaviyeli cami denilen plân üslubundadır. Bu plân tipinin Ankaradaki tek örneğidir. İbadet mekânının üzeri iki ayrı kubbe ile örtülmüş olup bunların yanında birer yan mekân ve beş bölümlü son cemaat yeri bulunmaktadır. 1892 depreminde ibadet mekânının üzeri çökmüş ve yeni yapımında da orijinaline sadık kalınarak beden duvarları yapılmış ve üzeri çatı ile örtülmüştür.

Caminin giriş portali sonradan yapılan bezemelerle özgün süslemesinden uzaklaşmıştır. Bununla beraber kilit taşı ve çevresi güzel bir stalaktitli taş işçiliği göstermektedir. Giriş kapısının üzerinde sülüs yazılı çiçekli bir zemin üzerine kitabe yerleştirilmişse de bu kitabe zamanla bozulduğundan bânisi ve yapım tarihi konusunda kesin bir bilgi edinilememektedir. Caminin kuzeybatısına son cemaat yeri ile yan odaların birleştiği köşeye minare yerleştirilmiştir. Minarenin altı Antik Çağlara ait devşirme parçalardan yapılmıştır. Üst kısımlar mor renkli çini ile kaplı tuğla örgülüdür. Bu tuğla bölmenin üzerinde Bursa kemeri şeklinde sağır nişler yer almaktadır.

Caminin kuzeybatı köşesinde Karacabeyin türbesi yer almaktadır. Türbenin içerisinde Varnada şehir düşen Karacabey ile oğlu Ahmet Çelebinin mezarları bulunmaktadır. Bu türbe Sultan III.Selim zamanında Pir Mehmet tarafından tamir ettirilmiştir. 1943 yılında da Milli Eğitim Bakanlığınca da onarılmıştır. Sekizgen plânlı türbenin girişi dışarı taşkın, yanları kapalı, üstü tonozlu bir eyvan biçimindedir. Duvarları taş ve tuğlanın örgülü biçimde birlikte kullanılmasından oluşmuştur.


Hacı Bayram Cami ve Türbesi (Merkez)


Hacı Bayram Camisi Augustus Mabedinin bitişiğinde bayram Sokağındadır. Bayramîliğin kurucusu olan Hacı Bayram Velinin 1427-1428 yılındaki ölümünden iki yıl önce yaptırılmıştır. Caminin yanında Hacı Bayram Velinin türbesi bulunmaktadır. Selçuklu mimarisi üslubunda, 16x22 metre ölçüsünde dikdörtgen plânlı olan cami taş temeller üzerine oturtulmuş tuğla duvarlarla örülmüştür. Üzeri kiremit kaplı kırma çatı ile örtülüdür. Camiye doğu, kuzey ve batıdaki üç kapıdan girilir. Kuzey duvarının önünde ahşap kadınlar mahfeli yer alır.

Caminin Kıble duvarı üzerindeki çinili kitabeden Sultan III.Ahmet zamanında Hacı Bayram Velinin torunlarından Mehmet baba tarafından tamir edildiği anlaşılmaktadır. Türbenin güneydoğu köşesinde, kare plânlı taş kaideli silindirik tuğla gövdeli minare yer almaktadır.

Bugünkü yapının XVIII.yüzyılda yenilendiği bezemelerinden anlaşılmaktadır. Erken Osmanlı sanatının en güzel örneklerini yansıtan ahşap mihrabı XVII.yüzyıl sonunda Nakkaş Mustafa tarafından yapılmıştır. Kütahya çinileri ile bezelidir. Hacı Bayram Velinin türbesi caminin Kıble duvarına bitişik olup, Augustos Mabedinden alınan malzeme ile inşa edilmiştir. Türbe kare plânlı olup, üzeri sekizgen bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür.

Caminin yanındaki mezarlık kaldırılmış ve Tacüddin Camisi mezarlığına nakledilmiştir. Hacı Bayram velinin türbesinin ahşap işçiliği yönünden son derece değerli kapıları bugün Ankara Etnoğrafya Müzesindedir.


Arslanhane Cami (Ahi Şerafeddin Cami) (Merkez)


Ankara Samanpazarı semtinde bulunan Arslanhane Camisini 1289-1290 yıllarında Ahi Şerafeddin yaptırmıştır. Eğimli bir arazi üzerinde yapılan caminin türbe duvarına gömülü bir antik arslan heykelinden ötürü de Arslanhane Camisi ismi verilmiştir. Minberindeki bir kitabeye göre caminin mimarı Ebubekiroğlu Mehmettir.

Anadolu Selçuklu mimarisinin ahşap sütunlu, ahşap tavanlı cami örneklerinden birisidir. Ankaradaki Roma ve Bizans dönemi yapılarından toplanan taşlarla yapılmıştır. İbadet mekânı, 21,5x24 metre ölçüsünde, uzunlamasına 5 sahınlı olup, üzerini örten ahşap çatıyı altışardan dört sıra halinde 24 yuvarlak ağaç sütun taşımaktadır. Burada Roma dönemine ait korinth üslubunda mermer sütun başlıkları kullanılmıştır. İbadet mekânının tavanı ahşap oymalı olup, içerisi 12 pencere ile aydınlatılmıştır. Caminin içerisine doğu, batı ve kuzeyden üç kapı ile girilmektedir. Mihrabı açık mavi çinilerle bezeli XIII.yüzyıl Selçuklu eseridir. Ankara camilerinin işçilik yönünden en güzel örneklerinden biri olan ve ceviz ağacından yapılmış minberi de ahşap işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir.

Caminin yanındaki türbe Ahi Şerafeddine aittir. Sekiz köşeli bir plân gösteren türbe kubbe ile örtülüdür. Ahi Şerafeddin türbesinde 17 mezar bulunmaktadır. Köşedeki dört sütunlu, kubbe ile örtülü, etrafı açık türbeye de Kesikbaş Türbesi adı verilmiştir.


Ahi Elvan Camisi (Merkez)

Ankara Atpazarı ile Samanpazarı ile Koyunpazarı Sokağının başında bulunmaktadır. Ahi Elvan Mehmet Bey (1331-1389) tarafından 1382 yılında yaptırılmıştır. Minber üzerindeki onarım yazıtlarında ise; Mehmet beyin ismi geçmemektedir. Ahi Elvan Mehmet beyin 1386 yılında dikkate alınırsa caminin de XIV.yüzyılın ikinci yarısından sonra yaptırıldığı sanılmaktadır.

Selçuklu dönemine ait ahşap direkli cami örneklerinden birisidir. Yapıya üç kademeli bir merdivenle çıkılmaktadır. Tam dikdörtgen olmayan ibadet mekânı üç sıra halinde dörderli ahşap sütunla dört sahna ayrılmıştır. Taş temeller üzerine tuğla ve kerpiç duvarlarında ikişer sıra halinde altı, mihrap duvarında da yine iki sıra halinde dört penceresi bulunmaktadır. Ahşap sütunların üzerlerine yöredeki Bizans ve Roma yapılarından toplanan Dor ve Korinth üslubunda sütun başlıkları yerleştirilmiştir. Bunların taşıdığı üst örtü çatı olup, kiremit örtülüdür. Camiye doğu yönündeki kapıdan girilir. Giriş kapısı taş örgü ve bezemelerle süslenmiştir. Aynı şekilde alçı mihrap ve minber Selçuklu süsleme sanatının örnekleri ile bezelidir. Minberi Harputlu Mehmet Bin Beyazıt kündekâri üslubunda yaptırmıştır. Minberin yan yüzlerinde çokgen ve yıldızlardan oluşan bir bezeme bulunmaktadır. Aynı şekilde pencere ve dolap kapakları da oyma tekniğinde yapılmış Selçuklu bezemesini yansıtmaktadır. 1967 yılında Vakıflar genel Müdürlüğünce yapılan onarımı sırasında bu pencere kapakları yerlerinden sökülerek atılmıştır. Rastlantı sonucu Y.Mimar Yılmaz Önge bunları görmüş, İstanbuldaki Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesine göndermiştir. Bu kapaklar Hacı Elvan Mehmet Bin Elhaç Nizamettin tarafından yaptırılmıştır. Burada Anadolu Selçuklularının geliştirip yaygınlaştırdığı oyma tekniği ile kündekâri tekniği uygulanmıştır.

Caminin minaresi kuzeybatı duvarındadır. Kare biçimli taş kaide üzerine tuğladan silindirik gövdeli olup, tek şerefelidir.


Cenabi Ahmet Paşa Camisi (Yeni Cami) (Merkez)


Ulucanlar Caddesindeki Cenabi Ahmet paşa Camisi Osmanlı mimarisinin Ankarada bulunan örneklerindendir. Giriş kapısı üzerindeki yazıta göre Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1566 yılında Anadolu Beylerbeyliği yapan Cenabi Ahmet Paşa tarafından Mimar Sinana yaptırılmıştır. Bunun yanı sıra caminin pencereleri üzerindeki yazıtlardan 1883de Abdülaziz Zadeesseyyit El-Hac Ahmet ve 1887 yılında da Ankara Valisi ağabeydin Paşa (1843-1908) tarafından onarıldığı öğrenilmektedir.

Ankaranın en eski camilerinden olan bu yapı 13.9x13.9 metre ölçülerinde kare plânlı olup, ibadet mekânı merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Ankaranın kesme taşından yapılmıştır. Son cemaat yeri üç mermer sütunun taşıdığı üç kubbe ile örtülüdür. Bunlardan ortadaki kubbe Osmanlı mimarisinde görüldüğü gibi, diğerlerinden daha yüksek ve daha geniştir. Son cemaatin sağ tarafında kesme taştan tek şerefeli, 16 köşeli minaresi bulunmaktadır.

Caminin giriş kapısı beyaz mermer ve somakilerin oluşturduğu stelaktitli bir bezeme ile süslenmiştir. İbadet mekânı üç sıra halindeki 32 pencere ile aydınlatılmıştır. Minber ve mihrap oldukça sadedir. İbadet mekânını örten büyük kubbe 16 pencereli bir kasnak üzerine oturmuştur. Kubbenin iç kısmı ve etekleri kalem işleri ile bezenmiştir. Caminin sol yanındaki küçük hazirede Cenabi Ahmet Paşanın ve XVIII.yüzyıla ait Azimi türbesi bulunmaktadır. Bu türbe de 1566 yılında Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. 1813 ve 1940 yıllarında onarılmıştır. Sekizgen bir planı olan türbe, Ankara kesme taşından yapılmıştır. Yer yer köfeki taşlarından da yararlanılmıştır. Kubbe doğrudan doğruya kasnak olmadan duvarlar üzerine oturmuştur. Türbe içerisinde yalnızca Cenabi Ahmet Paşanın sandukası bulunmaktadır.


Alaeddin Camisi (Merkez)


Ankara Kalesinin İç Kalesindedir. Kılıçaslanın oğlu Muhiddin Mesut tarafından 1178 yılında yaptırılmıştır. Alaeddin Keykubat döneminde onarılmış bu yüzden de Alaeddin Camisi ismini almıştır. Anadolu Selçuklu cami planlarından bir örnek olup, dikdörtgen plânlıdır. Caminin giriş kapısı İç Kale duvarına birleşiktir. Avlusunda Bizans ve Roma dönemlerine ait mimari parçalar ve kitabeler bulunmaktadır. Cami içerisindeki sütunların başlıkları ile içerideki iki mermer sütun Roma dönemine aittir. İbadet mekânı mihrap yönünde beş, sağ kenarda da sekiz pencere ile aydınlatılmıştır. Üzeri bezemeli ahşap bir tavanla örtülmüştür. Son cemaat yeri orijinal olarak günümüze ulaşmıştır. Caminin kuzeybatı köşesinde taş kaideli silindirik gövdeli minaresi bulunmaktadır.

Selçuklu ağaç işçiliğinin en güzel örneklerinden biri, ceviz ağacından oyma tekniğinde bezemelerin işlendiği minberidir. Bu minberi Selçuklu sultanı Mesut Bin Kılıçaslan yaptırmıştır.

Caminin yanındaki medrese yıkılmıştır. Bu medreseyi Abdülkerimzade Hacı Mehmet Efendi yaptırmıştır.


Zincirli Cami (Merkez)


Ankara Anafartalar Caddesinde, Kapalı Çarşının karşısındadır. Şeyhülislam Ankaralı Mehmet Emin (1618-1689) tarafından 1687 yılında yaptırılmıştır. Ankara Valisi Mehmet Hurşit Paşa tarafından 1879 yılında onarılmıştır. Bunun ardından 1911de taşpınarzadeler, 1937 yılında da Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılmıştır.

Dikdörtgen plânlı, ahşap tavanlı bir cami olup, duvarlarının alt kısmı kırmızı Ankara taşından, üst kısımları da tuğladan yapılmıştır. Tavan ve iç mekândaki bezemeleri Nakkaş Mustafa yapmıştır. Tuğladan yapılmış minaresi caminin sağ tarafındadır. Avlusunda iki katlı ahşap bir medresesi vardır.


Ağaçayak Camisi


Ulucanlar Caddesindeki Ağaçayak Camisi, 1705-1706 yılında Ağaçayak tarafından yaptırılmış konaktan ötürü bu ismi almıştır. İlk yapılışında toprak damlı küçük bir yapı olan cami, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılarak bugünkü şeklini almıştır.

Arazi konumundan ötürü düzenli bir planı olmayan, dikdörtgen plânlı üzeri çatılı moloz taştan yapılmış bir yapıdır. Son cemaat yeri bulunmamakta olup kuzeybatı köşesine küçük bir minare oturtulmuştur. Mimari yönden herhangi bir özellik taşımamakta olup, çok sade bir yapıdır. Cami içindeki bezemeler de bir özellik taşımamaktadır.


Leblebicioğlu Camisi

Denizciler Caddesindeki Leblebicioğlu Camisi 1713 yılında Ankara Müftüsü Kantarzade Mustafa adına oğulları tarafından yaptırılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğünce 1955, 1959, 1961 ve 1988, 1989 yıllarında onarılmıştır. Bu nedenle de orijinal şeklinden uzaklaşmıştır. Çatılı dikdörtgen planlı bir yapı olup, kuzeybatı köşesine çatıdan geçilen ahşap şerefesiz bir minare eklenmiştir.

Taş temeller üzerine kerpiç duvarlı olan caminin kuzeyine tuğla örgülü son cemaat yeri yerleştirilmiştir. Giriş kapısının üzerine kitabesi konmuştur:

“Ol cenabı müftii Ankara Seyyid Mustafa yani Kantarzade Efendi kim ol merd hüda
Cümle evkafı salah üzere itmiş idi küzar Kari il Kur'an idi ol zatı ekrem daima
Çün işitdi ircii emrini hatıfdan o pir can dil bula idüp ol emri hakka iktida
İdi cek oğullarına tavsiye hayr ile yapdılar bu camii bâlâyı anlar bi-riya
Ya ilahi fahri alem hürmetine kıl kabul icra izafiyle me'cur ile fi yevm'il-ceza
İşbu hayr baki ile defterin lef eyle sayeban it farkına mahşerde envan hüda
Her kim okur ruhuna bir fatiha ihlâsla Anı cennetde ya Rab eyle câr-i enbiya
Hıfziya kıldım dua birle onun tarihi işbu camile bulur firdevs can Mustafa 1125”.

İç mekânın doğusu kapalı olup, güney cephede ikisi alt, ikisi üstte, batıda ikisi alt, üç tanesi de üstte pencere açılmıştır. Mihrabı tavana kadar yükselir. Caminin içerisi bezemesiz ve sadedir.


Saray Camisi (Şehsuvar) (Kalecik)

Kalecik İlçesi Cuma Mahallesindeki Saray Camisini Şehsuvarzade Es Seyyit Mehmet Paşanın annesi Şerife Hatun yaptırmıştır. Caminin kitabesi olmadığından yapım tarihi belli değildir. Bununla beraber mimari üslubundan, XV.yüzyıl yapısı olduğu anlaşılmaktadır.

Kareye yakın dikdörtgen caminin duvarları kesme taş ve tuğla hatıllardan meydana gelmiştir. Caminin kuzey cephesinde son cemaat yeri olduğu günümüze gelen izlerden anlaşılmaktadır. Kuzey batı köşesinde kare kaideli minare gövdesi tuğladandır.İç mekan yakın tarihlerde yenilendiğinden özelliğini kaybetmiştir.


Küçük Şami Köyü Cami ve Türbesi (Kalecik)


Küçük Şami Köyünün kuzeyinde oldukça geniş bir avlu ortasında türbe ile birlikte yapılmış olan caminin yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Dikdörtgen planlı, kesme taş duvarlı caminin batı duvarına kare planlı kubbeli bir türbe eklenmiştir.Bu türbenin bir nakşi şeyhine ait olduğu vakıf kayıtlarından öğrenilmektedir.Yakın tarihlerde köy halkı tarafından yenilenen caminin taş minaresi 1907 yılında yapılmıştır.


Bünyamın Cami ve Türbesi (Ayaş)


Bünyamin Camisinin kitabesi olmadığından yapım tarihi kesinlik kazanmamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan XVI.yüzyıl başında yapıldığı sanılmaktadır. Caminin banisi olan Şeyh Bünyamin Hacı Bayram Velinin ölümünden sonra 1429da kurulan Melamilik tarikatına intisap etmiştir.

Cami, dikdörtgen planlı ve fevkani olarak yapılmıştır. Bugün doğu tarafında sonradan açıldığı sanılan bir kapıdan içerisine girilmektedir. Arazi konumundan ötürü caminin batı yönü daha yüksektir. Batıda yüksek bir kaide üzerinde minare yer almaktadır. Cami, üçerli iki sıralı ağaç direk ile mihraba dik üç nefe ayrılmıştır. Orta nef diğerlerinden daha yüksektir. Kuzeydoğu köşesinde camiye bitişik olarak Şeyh Bünyaminin basit türbesi bulunmaktadır.Türbeye cami içerisindeki bir kapıdan girilmektedir. Türbenin hacet penceresi üzerinde Şeyh Bünyaminin türbesi olduğu belirtilmişse de ölüm tarihi yazılı değildir.


Killik Camisi (Ayaş)


Ayaş Hacı Veli Mahallesinde yer alan Killik Camisinin kitabesine göre Elhaç Veli Bin Hızır tarafından 1560 yılında yaptırılmıştır.

Dikdörtgen planlı cami moloz taştan derzli olarak yapılmıştır. Ayrıca ağaç hatıllarda takviye edilmiştir. Kuzey cephesi dışında ağaç hatıllı ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Orijinalinde toprak damlı olan caminin üzeri bugün kırma çatı ile örtülmüştür. Caminin kuzeydoğu köşesine beden duvarları üzerine ahşap minaresi XX.yüzyılın başında yapılmıştır. İbadet mekanı iki sıra halinde dörder ahşap sütunla üç nefe bölünmüştür. Kıble duvarındaki alçı mihrap tavana kadar yükselmektedir.


Aktaş Mesçidi (Ayaş)


Ayaş Hacı Memi Mahallesinde bulunan Aktaş Mescidinin XVI.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Banisi belli değildir.

Dikdörtgen planlı cami moloz taş duvarlı, kiremit çatılıdır. İbadet mekanı mihraba dik iki ahşap sütun sırası ile üç nefe ayrılmıştır. Kıble duvarındaki alçı mihrap Ankara yöresindeki camilerin çoğunda görülen alçak kabartmalıdır.


Ulu Cami (Ayaş)


Ayaş Belediye Meydanındaki Ayaş Ulu Camisi Ayaşın en eski ve büyük camisidir. Kitabesi olmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber XV.yüzyıl eseri olduğu yapı tarzından anlaşılmaktadır.

Dikdörtgen planlı cami moloz taştan yapılmış olup, üzeri kırma çatı ile örtülmüştür.İbadet mekanı üçer ahşap sütun ile üç nefe ayrılmıştır. Orta nef diğerlerinden biraz daha yüksektir. İçerisi kıble duvarında altlı üstlü ikişer, doğu ve batı yönü de altta üçer, üstte ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap dışa doğru çıkıntılı olup, Ankara camilerinin çoğunda olduğu gibi ahşaptandır. Caminin en dikkati çeken yanı ahşap minberidir. XV.yüzyıl ahşap minberlerinin bir örneği olup kündekari tekniği burada uygulanmıştır. Caminin doğu duvarında kesme taştan minaresi bulunmaktadır.


Şeyh Muhittin Camisi (Ayaş)


Ayaş Camii Atik Mahallesindeki Şeyh Muhittin Camisinin yapım tarihi bilinmemektedir. Dikdörtgen planlı cami taş temelli, kerpiç duvarlı ahşap çatılıdır. Kuzey doğu köşesinde ana duvarları üzerinde ahşap minaresi bulunmaktadır.l968 yılında buraya ikinci bir minare yapılmıştır.

Cami basit bir yapı olmasına karşılık alçı mihrabı dikkat çekicidir. Ankara camilerinin çoğunda olduğu gibi mihrap yüzeyinde alçak kabartma halinde geometrik geçmelerden oluşan bir bezemeye yer verilmiştir.


Sinanlı Köyü Ulu Camisi (Ayaş)


Ayaşın 5 km .uzağında bulunan Sinanlı Köyü Ulu Camisini 1547 yılında El Hac Sinan Bin Hacı Osman yaptırmıştır.

Dikdörtgen planlı, 1648 x13.04 m. ölçüsündeki cami, mihrap duvarına dik ağaç direklerle beş nefe ayrılmıştır. Oldukça yüksek duvarlı yapının üzeri kırma çatı ile örtülüdür. Cami ilk yapıldığında üzerinin toprak olduğu bazı izlerden anlaşılmaktadır. Kuzey kısmının tamamını ahşap mahfil kaplamaktadır. Mihrap onarım görmüş ve özelliğini yitirmiştir.


Camii Kebir (Sultan Alaeddin Camisi) (Beypazarı)


Beypazarı Cumhuriyet Mahallesi Çınar Sokağında bulunan caminin Selçuklu Sultanı Alaeddin tarafından yaptırıldığı ileri sürülüyorsa da mimari üslubu XV-XVI.yüzyılda yapıldığını göstermektedir. Büyük olasılıkla bu caminin bulunduğu yerde Selçuklu dönemine ait bir başka cami bulunuyordu.

Cami dikdörtgen planlı olup, üzeri kırma ahşap çatı ile örtülüdür. Onarım geçiren caminin doğu duvarı orijinal olarak günümüze ulaşmıştır. Taş duvarlı, hatıllı tuğla duvar örgüsüne sahiptir. Kuzeybatı köşesine minare yerleştirilmiştir. Minarenin gövdesi tuğla, şerefesi taştandır.


Kurşunlu Cami (Evsat Hoca Nazır) (Beypazarı)


Beypazarının en tanınmış eseri olan Kurşunlu Cami kitabesinden öğrenildiğine göre 1684 tarihinde yapılmış, yangın geçirmiş ve 1882 de Hacı Latif tarafından onarılmıştır. Caminin XVII.yüzyılda sadrazamlık yapmış olan Nasuh Paşa tarafından yaptırıldığı söylenmekte ise de bu iddia kesinlik kazanamamıştır.

Cami dikdörtgen planlıdır.İbadet yeri 22.50 x 22.50 m ölçüsündedir. Arazinin meyilli oluşundan ötürü mihrap cephesi diğer bölümlerden daha yüksektir. Klasik Osmanlı Mimari üslubundaki cami kesme taştan yapılmıştır. Üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür.


Peçenek Köyü Camisi (Çamlıdere)


Çamlıdere ilçesinin yakınındaki Peçenek Köyünde bulunan caminin, mimari üslubundan XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Banisi ve yapım tarihi bilinmemektedir. Ayrıca kitabe yeri olmasına karşılık kitabesi günümüze gelememiştir.

Tek kubbeli camiler tipindeki cami, kare planlı olup önünde üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Moloz taş v tuğladan yapılmış olan caminin ibadet mekanının üzeri kubbe ile örtülü olup piramit şeklindeki bir çatının altında kalmıştır.Minare caminin kuzey batı köşesindedir.












Ulu Han Köyü Camisi (Nallıhan)


XVII.yüzyıl başlarında sadrazamlık yapmış olan Nasuh Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami orijinal durumundan epeyce uzaklaşmış, yalnızca minaresi eskiden kalmıştır. Büyük olasılıkla cami peş peşe depremlerden etkilenmiş ve yenilenmiştir.

Dikdörtgen planlı caminin üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Minaresi kare kaideli, tuğla gövdeli olup caminin yanında ve ona bitişik yapılmıştır.


Nasuh Paşa Camisi (Nallıhan)

Nallıhan ilçesi Nasuh Paşa Mahallesinde bulunan Nasuh Paşa Camisi, İstanbul-Ankara yolunun yapımı sırasında yıkılmış, tren yolunu yapan Fransız mühendis tarafından l911 yılında yeniden aynı genişlik ve şekilde yapılmıştır.

Cami dikdörtgen planlı, düzgün kesme taştan ahşap çatılıdır. Son cemaat yeri sekiz kare sütunun birbirine kemerlerle bağlanması ile meydana getirilmiştir. İbadet mekanı dokuz sivri kemerli pencere ile aydınlatılmıştır. Minaresi batı duvarına bitişik olarak yapılmıştır. Kare kaideli olup gövdesi on iki köşelidir.


Kocatepe Camisi (Çankaya)

Ankarada yeni bir cami yapılmasına 1945 yılında karar verilmiş ve bunun için de bir yarışma açılmıştır. Bu cami bugünkü Sigorta binasının olduğu yerde, Kızılay ile Fevzi Çakmak Caddelerinin birleştiği yerde uygulanacaktı. Bu projeyi Y.Mimar Ali Saim Ülgen kazanmış, ancak, bu proje uygulanamadı. İkinci kez 1957 yılında açılan proje yarışmasını Mimar Vedat Dalokay kazandı ve uygulaması da Dalokaya verildi. 1965 yılına kadar yalnızca Diyanet İşleri Başkanlığının binası ile caminin dört minaresinin temelleri atıldı. Projeler bir türlü tamamlanamadı. Üst örtünün teknik hesaplarının yapılması Ortadoğu teknik Üniversitesine verildi.

Kocatepede Cami Yaptırma Derneğinin açmış olduğu bu ihalede mukavele hükümlerine göre zamanında proje verilmediğinden Dalokay ile yapılan mukavele feshedildi. Bundan bir buçuk yıl sonra yeni bir yarışma açıldı. Mimar Hüsrev Tayla ile Mimar Fatin Uluenginin vermiş oldukları iki ayrı proje bir ve ikinciliği kazandı. Bundan sonra proje ve detaylar çizilerek uygulamaya başlandı. Fatin Uluenginin çizdiği detay projeleri yanı sıra uygulamayı Hüsrev Tayla 1979 yılından sonra tek başına yürütmüştür. 1967 yılında başlayan çalışmalar 1987 yılında tamamlandı.

Ankarada Klasik Osmanlı üslubunda yapılan caminin ibadet mekanı merkezi bir kubbe ile örtülü olup, bu kubbe dört yarım kubbe ve trompların yardımı ile desteklenmiştir. İbadet mekanı 67x67 m. ölçüsündedir. Yapıda Klasik Osmanlı mimarisinin plan düzeni ve detayları, bezemeleri aynen uygulanmıştır. Caminin dört köşesine üçer şerefeli dört minare yerleştirilmiştir. Ayrıca girişin önünde Klasik Osmanlı mimarisinde olduğu gibi, dıştan iki sıra pencereli cephesi olan revaklı, üzeri kubbeli bir avlu ve ortasına da bir şadırvan yerleştirilmiştir.


Eskicioğlu Camisi (Altındağ)


Eskicioğlu Mahallesinde, Eskicioğlu Sokağında yer alan camiyi sağından ve kıble tarafından Kargalı Sokağı sınırlamaktadır. Kitabesi olmadığından ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Caminin üstü geniş saçaklı bir çatı ile örtülmüştür. Kapının üzerinde yüksekçe bir son cemaat yeri vardır. Kapının üzerinde 1324 tarihi boya ile yazılmıştır ve büyük olasılıkla onarım tarihini göstermektedir.

Caminin kıble tarafına altta iki, üstte üç, sağında altta ve üstte dörder penceresi vardır. Minberi ahşap, mihrabı alçıdan yapılmıştır.

Caminin karşısında bir çeşme bulunmaktadır. Çeşmede ve camide hiçbir kitabe yoktur. Caminin kapısının üstünü üç sütunun tuttuğu bir yer bulunmakta olup, burası müezzin mahfilidir. Caminin mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır.


Hacettepe Camisi (Altındağ)


Hacettepe Mahallesinde Sarı kadın Caddesinde, Tosun Sokağındadır. Camiye altı merdivenle girilmektedir. Solunda son cemaat yeri vardır. Kapı üzerinde dört satırlık kitabesi bulunmaktadır.

Caminin mihrabı alçı, minberi de ahşaptandır. Kıble tarafında iki, sağında bir penceresi vardır. Duvarlarının alt kısmı taş, üstü kerpiçten yapılmıştır. Caminin minaresi yoktur.


Hacı İlyas Camisi (Altındağ)

Güner Sokağında yer alan Cami kerpiçten yapılmıştır. Cami sağında altta iki, üstte üç, kıble tarafında altta ve üstte ikişer, solunda da aşağıda üç, üstte de bir pencere ile aydınlatılmıştır. Tam kıble kapısının üzerinden ahşap bir minare yükselmektedir.

Caminin tam karşısında Hidayet Efendinin evinin altında adi Ankara taşı ile yapılmış eski bir çeşme vardır. Bu çeşme Ankaranın en eski çeşmelerindendir. Üzerinde iki kitabesi bulunmaktadır.


Hacı Musa Camisi (Altındağ)

Eski Yol caddesinde bulunan Hacı Musa Camisinin son cemaat yeri iki kısa sütun ve üç tuğla kemere dayanan bir saçak ile örtülmüştür. Giriş kapısının üzerinde alçı çerçeve içerisinde sülüs yazı ile iki satırlık kitabesi vardır. Kapının sağında yine alçı bir çerçeve içerisinde rika ile yazılmış üç satırlık kitabesi bulunmaktadır.

Son cemaat yerinde iki pencere bulunmaktadır. Pencerelerin üzerinde Kelime-i Tevhit yazılıdır. Cümle kapısı cevizden olup, oymalarla süslenmiştir. Minberi de cevizden yapılmıştır. Korkuluk şebekelerinden soldan üçü kezalik, sağdan üçü sonradan yapılmıştır. Minberin üzerinde asılı ahşap oyma Lailahe İllallah levhası asıldır.

Mihrabı alçı olup, kenarlarında iki sıra halinde Kelime-i Tevhit yazılıdır. Caminin tavanı çok güzeldir. Kenarlarında renklerle yapılmış iki sıra halinde su vardır. Tavan göbeğinde Türk kalem işçiliğinin en güzel örneği vardır. Pencere kenarlarında ve üstlerinde de süslemeler bulunmaktadır. Müezzin mahfilinin altı da işlemeli ve süslemelerle bezenmiştir.


Kurşunlu Cami (Altındağ)

Cami, Anafartalar Caddesinde, Aydınlık Sokağının başında yer almaktadır. Tamamen taştan yapılmıştır. Caminin sağında, kıble tarafında ve solunda ikişer penceresi vardır. Minberi ahşaptır. Tek kubbesinin eteğinde de dört pencere bulunmaktadır. Ana kubbeyi destekleyen dört tarafında mini yarım kubbeler vardır. Kubbe bu yarım kubbelerle duvara dayanmaktadır. Mini kubbelerin eteklerinde ve ana kubbenin eteklerinde stalaktitler görülmektedir. Kubbesi kurşunla örtülmüştür. Bugünkü adını da bu kurşunlardan almıştır.

Caminin solundaki yüksek minaresi düzgün kesme taştan ve üstü tuğladan yapılmıştır. Minarenin iki yerinde taş bilezikler vardır. Minaresine soldan çıkılmaktadır.

Son cemaat yeri sonradan ilave edilmiş ve üstü ahşap örtülmüştür. Cami küçük ancak, zarif bir mimari eserdir. Cenabi Ahmet Paşa Camisinden sonra tek derin kubbeli camidir.


Molla Büyük Cami (Altındağ)

Cami, Molla Büyük Mahallesinde, Yasa Sokağındadır. Hüseyin Deresine hakim bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Caminin temelinde sütun başlıkları ve mermerler kullanılmıştır. Caminin önünde de bir çok sütun başlığı ve mermer parçaları bulunmaktadır. Duvarları kerpiç olan cami kıble tarafında iki sıra halinde dört, sağında ve solunda da birer pencere ile aydınlatılmıştır.

Son cemaat yerinin üstü yazlık bir ibadet yeri halindedir. Bu bölümü dokuz ince ve ahşap sütun taşımaktadır. Son cemaat yerinin altında imamlara ait bir oda bulunmaktadır. Kıble tarafında ezan okumak için bir balkon yapılmıştır. Sağ ve soldaki medrese odaları günümüzde bulunmamaktadır.

Mescit halinde iken, 1941 yılında bir minber konmak sureti ile camiye dönüştürülmüştür. Bu minber ahşaptır. Alçı mihrabı çok güzeldir. Mihrabın üç tarafı çinilerle kaplanmıştır. En üstte ve ortadaki çiniler bir tabak halinde ve diğerlerinden büyüktür. Her yuvarlak çinide başka bir desen bulunmaktadır. Çinilerde mavi, beyaz, yeşil renkler kullanılmıştır. Mihrabın üstünde stalaktitler vardır. Mihrabın iki tarafındaki karelerde de orta büyüklükte birer çini vardır.

Caminin tam ortasında mermerden bir sütun başlığı taşıyan kalın bir çam sütun bulunmaktadır.


  #10  
Okunmamış 23-02-2008, 19:19
 
Standart --->: Başkent Ankara

Ankara Türbeleri

Kesikbaş Türbesi

Ankara Kalesi yakınında,Atpazarıdadır.Ahi Şerafettin Türbe yakınındadır.Türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir .Dört mermer sütunun taşıdığı bir kubbe ile üzeri örtülüdür.Türbede tek mezar olup etrafı açıktır.


Yörük Dede Türbesi

Doğanbeyde Öksüzler Sokağındadır.XIV.yüzyılda yapılmış, Selçuklu erenlerinden birisine ait bir türbedir. Moloz taş duvarlı,bir türbe olup üzeri sekizgen piramidal bir çatı ile örtülüdür.


Bünyamin Türbesi (Ayaş)

Ayaşta Bünyamin Camisinin kuzeydoğusunda, camiye bitişik bir türbedir. XVI.yüzyılda yapılmış bir Osmanlı eseridir. Türbeye cami içerisindeki bir kapıdan girilir.Yazıtından Şeyh Bünyamine ait olduğu anlaşılmaktadır. Kare planlı olup üzeri küçük bir kubbe ile örtülüdür.


Azimi Türbesi (Merkez)

Ulucanlar Caddesinde Cenabi Ahmet Paşa Camisinin yanında bulunmaktadır. Buradaki bir kitabeden öğrenildiğine göre 1760 yılında yapılmıştır.

Kare plânlı tuğla ve taştan yapılan türbenin üzeri çatı ile örtülüdür. İç kısım XIX.yüzyıl motifleri ile bezenmiştir. Türbede Sivas Valisi İsmail Paşanın oğlu, Paşazade Hacı Esat Beyin (Azimi) sandukası bulunmaktadır. Mezar taşında da kitabesi bulunmaktadır.


Cenabi Ahmet Paşa Türbesi (Merkez)

Ulucanlar Caddesinde Cenabi Ahmet Paşa Camisinin önündedir. Klasik Osmanlı türbe mimari planının uygulandığı bu yapının Mimar Sinan eseri olduğu ileri sürülmektedir.

Sekiz köşeli bir türbe olup, kesme taş duvarlı türbenin köşelerine köfeki taşları yerleştirilmiştir. Türbenin yapımında Ankaraya özgü kesme taşlar kullanılmıştır. Türbenin içerisi altlı üstlü sekiz pencere ile aydınlatılmıştır. Üzerini örten kubbe sekizgen bir kasnak üzerinde yükselerek duvarlara oturmaktadır. Türbede Cenabi Ahmet Paşanın taş sandukası bulunmaktadır. 1813-1940 yıllarında onarım görmüştür.


Hacı Bayram Türbesi (Merkez)

Ulusta Hacı Bayram Camisi ile Augustus Mabedi arasındadır. 1429 yılında yapılmış, 1941 yılında orijinaline uygun bir biçimde onarılmıştır.

Türbe, kare planlı olup, üzeri Türk üçgenlerinden oluşan pandantiflerle, sekizgen bir kasnağın yardımı ile duvarlar üzerine oturtulmuştur. Türbe iri, sert ve kırmızı renkli Ankara taşından yapılmıştır. Ön yüzü beyaz mermerdendir. Üç pencere ile aydınlatılmıştır. Kapı, pencere kenarları renkli kalem işleri ile bezenmiştir. Türbe içerisinde hacı Bayram-ı Veli ile yakınlarının sekiz çam ağacından sandukası bulunmaktadır. Türbenin ahşap sanatı yönünden önemli olan iç ve dış kapıları Ankara Etnoğrafya Müzesine kaldırılmıştır.


Karacabey Türbesi

Karacabey Camisinin ön avlusunda olup, Ankaranın en büyük türbeleri arasındadır. II.Muratın komutanlarından Karacabey 1444te Varna Savaşında şehit düştükten sonra bu türbeye gömülmüştür. Türbenin mimarı Ebubekiroğlu Ahmettir. Türbe 1796da Pir Mehmet, 1944te de Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.

Türbenin sekiz köşeli bir planı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Giriş kapısı üzerinde 1444 tarihli üç satır halinde sülüs yazılı yazıtı ile 1796 yılında yapılan onarım yazıtı yer almaktadır. Türbe içerisinde Karacabey ile oğlu Ahmetin lahitleri bulunmaktadır. İçerideki üçüncü bir lahtin kime ait olduğu bilinmemektedir.


Karyağdı Türbesi (Merkez)

Ulusta Sanayi Caddesinin üzerindeki esenlik Sokağındadır. Ankaranın önemli ziyaret yerlerinden biri olan bu türbenin kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır. 1577 tarihinde yapılan türbe, Ankaranın kesme taşından ve tuğladan yapılmıştır. Sekiz köşeli bir planı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. On iki pencere ile aydınlatılmıştır. Giriş kapısı üzerinde 1577 tarihli bir kitabe bulunmaktadır.


Kazancıbaba Türbesi (Kalecik)

Kalecik Kalesi yakınında olan bu türbe bir dergah şeyhine aittir. XV. Yüzyılda yapılmış olan türbe taş ve tuğla karışımı, kiremit çatılıdır. Ancak türbenin üst örtüsü içten kubbelidir.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Bursa Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri Bursa Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri Bursa'ya gitmek için çok neden var İpek yolu üzerinde bulunan tarihi şehrin verimli ovası üzerinde, yolun her iki yanına dizili son derece...
Alaçatı Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri Alaçatı Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri Rüzgârla randevumuz var!.. Rüzgâra karşı zafer kazanmak doğa ile bire bir mücadeleye girmek, 60-70 km hızla denizin yüzeyinde uçmak......
Altınoluk Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri GEZİYORUM Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu İster dağa çıkın, ister denize inin... Bu defa havası, suyu ve şifalı otlarıyla...
Kilyos Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri GEZİYORUM Kum, Deniz, Güneş üçgeninde bir cennet. Kilyos İki farklı atmosferde güneş, kum, deniz üçgenini sunan Kilyos, ...
Armutlu Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri Armutlu Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri GEZİYORUM Armutlu Yarımadası ortasında bir inci "Mecidiye Köyü" Yalova'dan girip, Gemlik'ten çıkmak üzere Armutlu Yarımadasını gezmeye...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,762
Konular : 239,180
Mesajlar: 426,584
Şuan Sitemizde: 199

En Son Üye: sevkar

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:27.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.