Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Tatil Bölgeleri > Türkiye'den Tatil Mekanları
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Türkiye'nin Gezilmesi Görülmesi Gereken Yerleri

Tatil Bölgeleri kategorisinde ve Türkiye'den Tatil Mekanları forumunda bulunan Türkiye'nin Gezilmesi Görülmesi Gereken Yerleri konusunu görüntülemektesiniz.
Türkiye'nin Gezilmesi Görülmesi Gereken Yerleri Dev heykeller mekânı Nemrut Adıyaman'ın Kâhta ilçesinde bulunan ve içinde Kommagene Krallığı'nın antik kentini barındıran ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 07-11-2008, 00:34
 
Standart Türkiye'nin Gezilmesi Görülmesi Gereken Yerleri

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Türkiye'nin Gezilmesi Görülmesi Gereken Yerleri

Dev heykeller mekânı Nemrut
Adıyaman'ın Kâhta ilçesinde bulunan ve içinde Kommagene Krallığı'nın antik kentini barındıran milli park içerisinde, aslan ve kartal heykellerinin arasında 7 metreye varan dev heykeller bulunuyor. Bölge, tarih meraklıları için ideal.



Doğayla iç içe bir kasaba
Karadeniz'in şirin kasabalarından olan Amasra, sakin bir tatil isteyenler için ideal bir mekân. Doğal güzelliklerinin yanı sıra, kalesi, müzesi ve Cenova şatosuyla tarihî bir tur da yapabilirsiniz



Amasyanın nehir güzelleri
Bir İç Anadolu şehrinde de sizi şaşırtacak şeyler olabilir. Şehrin merkezinden geçen Yeşilırmak'ın kenarında sıralanan ve geleneksel Osmanlı evinin bütün özelliklerini bünyesinde taşıyan Amasya evleri bu şehri görmek için iyi bir neden



Tarih ve gizemi birlikte görün
Likya, Roma ve Bizans uygarlıklarından kalan tarihî yapıları olan Olimposta hem doğal hem gizemli bir tatil geçirebilirsiniz. Çıralı'da 3 bin yıldır yanan ateşi görebilir, dünyanın en güzel kumsallarından birinde denize girebilirsiniz



Balıklar ve kuşlarla beraber
Bursa'ya 34 km. uzaklıktaki Uluabat Gölü, yapısı itibarıyla değişik türden yüz binlerce su kuşuna beslenme ve barınma olanağı sağlıyor. Su içinde yaşayan canlılar için de zengin bir yapıya sahip gölde 21 çeşit balık bulunuyor.



Şirince: Ege'de bir Rum köyü
İzmir'in Efes harabeleriyle ünlü Selçuk ilçesinin 8 km. doğusunda üzüm bağları, şeftali bahçeleri ve zeytinliklerle çevrili tarihî bir Rum köyü Şirince. Burada yapılan Şirince evleri de 19. yüzyıl Anadolu mimarisini yansıtıyor.



İstanbula nefes aldıran yerler
İstanbul'da yaşıyorsanız yakın yerlere kaçmak istersiniz. İşte; tarihi Polonezköy, iki akarsu arasında kalan şirin mekân Ağva veya İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakası Karadeniz girişinde yer alan Anadolu Feneri önerebileceğimiz mekanlar.



Osmanlı köyü Cumalıkızık
Bursa'ya 2 km. uzaklıktaki Cumalıkızık, Orhangazi'nin Bursa'ya girmeden önce yaptırdığı köylerden biri. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin verildiği evlerden oluşan köye giderseniz, dar sokaklardan akan sular sizi karşılayacak



Hem kaplıcası hem yeşili
Tatilde herkes farklı yerleri tercih eder. Eğer kaplıca seçeneğinden yanaysanız, İnegöl'e 27 km. uzaklıktaki Oylat Kaplıcaları'nı tercih edebilirsiniz. Orman içindeki mekân, size hem yeşilin en güzelini hem de şifalı sularını sunuyor.



Ege'nin ikiz kardeşleri
Kaleköy'de Türkiye'nin en son gün batımını yaşamak, Zeytinli'de dibek kahvesi içmek ve Hristo'nun tatlılarını yemek isterseniz Gökçeada'ya yelken açın. Rum köylerini tek tek gezin.



Erzurumda bir şelale
Tortum'a 35 km. uzaklıktaki şelale, 48 metrelik yüksekliği ile Asya ve Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyüklükteki şelalesi olarak biliniyor.



Dünyanın sörfçüsü burada
Alaçatı, her milletten sörfçünün akın ettiği yerlerin başında geliyor. Hem rüzgârıyla yılın tüm zamanlarında sörf yapma imkânı tanıyor hem de doğal güzellikleri, mimarisi ve yetiştirilen doğal ürünleriyle sizi bekliyor.



Köyceğiz, tarih ve doğa...
Bir liman kenti olarak tarihi 4 bin yıla dayanan şehrin, tercih edebileceğiniz çok farklı özellikleri bulunuyor. Örneğin, Sultaniye köyünde termal kaplıcalara gidebilir, Yayla köyü ve Gökçeova'da safari yapabilirsiniz.



Kalem ustalarının çilehanesi
Selçuklular döneminde inşa edilen Sinop Cezaevi, 1997 yılına kadar siyasi mahkûmların gönderildiği cezaevi olarak varlığını sürdürdü. Müzeye dönüştürülen hapishanede Refik Halit Karay, Sabahattin Ali ve Necip Fazıl Kısakürek gibi isimler kalmış



Doğada sessiz bir tatil
Datça merkeze 25 km. uzaklıktaki Palamutbükünde denize girebilir, şeffaf sularında balık avlayabilir ve yakın yerlere tekne turuna çıkabilirsiniz. Sit alanı olarak belirlenen köy, denizi ve doğayı sevenler için iyi bir tatil imkanı sunuyor



Denizi de doğası da eşsiz
Fethiye'ye bağlı Ölüdeniz'de, dünyanın en güzel kumsalında denize girebilir, Kelebekler Vadisi ve Gemiler Adası'nı görebilir, Babadağ'dan yamaç paraşütü yapabilirsiniz



Kanyonda sürpriz yolculuk
Fethiye-Antalya arasındaki 18 km. uzunluğundaki Saklıkent, olağanüstü güzellikler sunan bir vadi olarak karşımıza çıkıyor. İlerlemek için kayalara tırmanacağınız mekân size farklı bir deneyim sunacak.



Adalarda gezmenin zamanı
İstanbul'da gezilip görülmesi gerekli yerler listesinin başında mutlaka Adalar olmalı. Özellikle de Büyükada. Yaz, adalara gitmek için en uygun mevsim.



Silleyi görmeden gitmeyin
Konya, tarihi ve kültür mirası ile tam bir açık hava müzesi. Hz. Mevlânâ'nın iklimini hissetmek, onu yaşamak isteyenler yolunu muhakkak bu kente düşürmeli.



Uzungöl henüz bozulmadan...
Uzungöl, dağların arasına gizlenmiş bir düş bahçesi adeta. Yeşilin bin bir tonu, rengârenk çiçekler, yayla serinliği... Yapılar henüz çoğalmadan yolunuzu Uzungöl'e düşürün.



Kapadokya anlatılmaz, yaşanır
Kapadokya'da balon turu fotoğraflarına bakıp iç geçirenlerden misiniz? Cevabınız evetse bu yaz, tatilinizin bir kısmını peribacalarını görmeye ayırın.



Bir masal şehri Harran
Ş.Urfa'nın 45 km. güneydoğusundaki Harran, Mezopotamya ile Akdeniz'i birleştiren önemli bir durak noktası. 5 bin yıllık bir geçmişe sahip. İlk çağlardan beri önemli kültür merkezi.



Sinanın şaheseri Selimiye
Edirne Selimiye Camii, Mimar Sinan'ın başyapıtlarından biri. Aynı zamanda Osmanlı-Türk mimarisinin de doruk noktası. İçeride bulunan çinilerin, hatların, mermerlerin ve işlemelerin hepsi ise ayrı bir sanat eseri.



Egenin beyaz incisi
Denizlide bulunan ve Antik Havuz, Antik Tiyatro, Arkeoloji Müzesi'nin de yer aldığı bölgeyi, hem bir doğa harikası hem de tarihî bir mekan olarak gezebilirsiniz.








"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 07-11-2008, 00:38
 
Standart --->: Türkiye'nin Gezilmesi Görülmesi Gereken Yerleri

Hem Selçuklu hem Osmanlı
Doğubayazıt'ın 5 km. uzağında sarp kayalar üzerine kurulmuş 116 odalı İshakpaşa Sarayı, Türkistan, Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerini birleştiren bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.



Antik güzel Aspendos
Aspendos, amfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kent. Antalya'nın 49 km. batısında yer alıyor. M.S. 2. yy'da Romalılar tarafından inşa edilen tiyatro 15 bin kişi kapasitesi ile en iyi korunmuş eski yapılardan.



Uluslararası üne sahip
Uluslararası bir üne sahip Demre'de Noel Baba Kilisesi, Myra antik kentinin dağa ustalıkla oyulmuş kaya mezarları görülmeye değer yerler. Kaş'a 40 km. mesafede bulunuyor.



Orduya Boztepeden bakın
Doğanın tüm güzelliklerinin cömertçe sergilendiği bir ilimiz Ordu. Karadeniz'in en temiz kumu ve en uzun sahil şeridine sahip. Yeşil ile mavinin kucaklaştığı şehri, Boztepe'den seyretmenin keyfine doyum olmaz.



Söğütte tarihî yolculuk
700 yıllık Osmanlı Devleti'nin ilk başkenti olan Söğüt, Bilecik'in 29 km. doğusunda. Sögüt'e yolunuzu düşürüp Ertuğrul Gazi, Dursun Fakı ve Şeyh Edebali'nin türbelerini ziyaret edip, dua edebilirsiniz.



Kültepeyi dünya tanıyor
Anadolu'nun en eski yazılı kaynakları da Kayseri'nin 8 km. doğusundaki Kültepe'de bulundu. Kültepe kazıları bütün dünyanın yakından takip ettiği bir çalışma.



İznike bir gün ayırın
Yolunuz Bursa'ya düştüyse İznik'i mutlaka görmelisiniz. Selçuklu ve Osmanlı eserlerinin kol kola verdiği bu şirin ilçe Bursa'ya bir saatlik mesafede. Çinileri de dünyaca ünlü.



Yedi renkli göl Eğirdir
Isparta sınırları içindeki Eğirdir Gölü'nün manzarası yılın her mevsimi harika. Genelde camgöbeği renginde olan göl; bazı gün ve saatlerde değişik renklere büründüğü için halk arasında yedi renkli olarak anılıyor.



Kutsal balıklara yem atın
Balıklıgöl, (Aynzeliha ve Halil-ür Rahman Gölleri ) İbrahim Peygamber'in ateşe atıldığında düştüğü yer olarak biliniyor. Bu iki göl Urfa'nın en çok ziyaretçi çeken yerleri.



Mardini görmeden olmaz
Taşın insan yaşamındaki yerini, insan emeğinin taşı nasıl şekillendirdiğini görmek için dinlerin, mezheplerin harman olduğu Mardin'e yolunuzu düşürün.



Van Gölünde günbatımı
Van kültürel birikimi ve doğal güzellikleri, yöresel dokusuyla Anadolu'nun motiflerini yaşatabilen bir kent. Türkiye'nin en büyük gölü bu ilimizde. Van Gölü üç de ada barındırıyor: Bu adalardan en meşhuru Akdamar



Doğal serinlik Ayder Yaylası
Ladin ve kayın ormanlarıyla kaplı yayla Çamlıhemşin ilçesine 16 km. mesafede. Ayder, zengin florasının yanı sıra kaplıcası ile de bölgenin en çok tercih edilen tatil yerlerinden biri.



Ashab-ı Kehf ziyareti
Kur'an-ı Kerim'in Kehf Sûresi'nde geçen "Yedi uyuyanlar mağarası" her yıl ziyaretçi akınına uğruyor. Birçok Kur'an meal ve tefsirinde, Ashab-ı Kehf mağarasının Tarsus'ta olduğu belirtiliyor.



Damlataş astıma iyi gelir
Alanya için çok rahatlıkla bir mağaralar kenti diyebiliriz. Dünyaca ünlü mağarası Damlataş'tır. Mağara, büyüleyici güzelliğinin yanı sıra astım hastalarına iyi gelen havasıyla da bilinir.



Açık hava müzesi Harput
Elazığ'a 5 km. mesafedeki Harput ilçesi bir açık hava müzesi görünümünde. Müzesi, kalesi, Ulu Cami, Meryem Ana Kilisesi ve Buzluk Mağarasıyla görülmeye değer bir turizm merkezidir.



Bolu'nun gerdanında inciler
Dağların arasındaki vadilerde zamanla oluşan ve yan yana sıralanan göller Yedigöller olarak anılıyor. Doğa meraklıları için ideal bir mekân.



Gelibolu Yarımadasında tarih
Birinci Dünya Savaşı'nın en kanlı çarpışmalarının yaşandığı Gelibolu Yarımadası, adeta bir savaş müzesi görünümünde. Çanakkalede bulunan şehitlik, birçok ziyaret mekanı ile hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.



Antik kentte gizemli yolculuk
İzmir'in Selçuk ilçesi yakınlarındaki 4 bin yıllık Efes Antik Kenti, kiliseleri, çarşıları, mağaraları, çeşmeleri ile en çok ilgi çeken turistik mekânlardan.



İlk uygarlıklardan bugüne
Karain mağaraları, Türkiye'nin en büyük ve aynı zamanda içinde insan yaşayan doğal mağaraları arasında yer alıyor.



Mozaik kent Zeugma
Gaziantep ili, Nizip ilçesinde yer alan antik şehir, Roma döneminden kalan mozaikleri ile tanınıyor.



Doğanın kucağında bir düş
Bolu'nun yanı başında kıvrıla kıvrıla çıkan bir yolla ulaşılan Gölcük, bir minyatür göl olarak karşınıza çıkıyor. Daha büyük bir gölün yer aldığı Abant ise, keyifli bir yürüyüş yapmak, pedal çevirmek, fayton gezintisine çıkmak için ideal...



Cami ve kilise bir arada
Kars'ta, farklı uygarlıkları simgeleyen eserlerin bulunduğu Ani Harabeleri, en cazip turizm merkezlerinden biri. Farklı uygarlıklara ait cami, kilise, kervansaray ve manastırın yer aldığı mekân tam tarihseverlere göre...



Artvinin her köyü bir yayla
Artvin'in de yüzde 51'ini yaylalar oluşturuyor. Burada, Sahara Yaylası (Şavşat), Bilbilan Yaylası (Ardanuç), Kafkasör Yaylası'nı (Merkez) görebilirsiniz. Vadiler de bunların arkasından gelir.



Tarih, oksijen ve trekking!
Çanakkale ve Balıkesir arasında bulunan Kazdağları, yemyeşil doğası, tarihî kalıntıları, dereleri ve şelaleleriyle görülmeye değer bir belde.



Anadolu'nun bütün güzel evleri
Karabük'e bağlı bir Karadeniz kasabası olan Safranbolu, klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan evleriyle tanınıyor. Türkiye'de 'Dünya Mirası Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri...



Kültürlerin kavşak noktası
Mardin ve Batman arasında yer alan Hasankeyf, konum itibarıyla kültürlerin kavşak noktasında bulunuyor.


  #3  
Alt 11-11-2008, 11:59
 
Standart --->: Türkiye'nin Gezilmesi Görülmesi Gereken Yerleri

Sağlam ve çok güzel konu paylaşım için teşekkürler.


  #4  
Alt 26-05-2010, 02:03
 
Standart Türkiye'nin gizemli yerleri

Türkiye'nin gizemli yerleri

Çoban Endymion sizi bekliyor...

Büyük ozan Keats´ın en sevilen şiirlerinden birisi genç bir çobanla ilgilidir, çobana Ay tanrıçası aşıktır ama bir ölümlü ile sürekli beraber olamayacağı için belli zamanlarda bir dağda buluşurlar. İşte bu aşkın yaşandığı dağ Türkiye´dedir. Mitolojik adıyla Latmos Dağı, antik Karya yöresinde, şimdiki Bafa Gölü´nün kıyısındadır. Karya Antik Çağ´da Halikarnas´ın başkentiydi.

Bir gece Artemis gümüş arabasıyla göklerde dolaşırken, aşağıya bakar ve bir tepenin eteğinde uyuyan genç bir adam görür. Hızla aşağıya iner ve onu öper, uyanan genç karşısında tanrıçayı görünce şaşırır, tanrıça ona aşkını ilan etmektedir. Sonra tanrıça gümüş parmaklarıyla genç çobanın gözlerini ovalar ve uykuya daldırır. Artemis, her gece gelir ve uyuyan delikanlıyı ziyaret eder. Çobanlık yapan genç, ölümlüdür ama Artemis onun çekiciliğine dayanamamakta ve Olimpos´un yani Tanrılar Dağı´nın yasalarını çiğnemektedir. Sonra çobanı alır ve Latmos Dağı eteklerinde yaptığı küçük bir tapınağa saklar, ona ebedi gençliği aşılar ve her gece ziyaret etmeye devam eder.

Bir diğer öyküye göre ise, çobanın adı Endymion´dur ve Yunan Kralı Elis´in oğludur. Bu öyküde Artemis, Ay tanrıçası Selene rolündedir, Endymion´a aşık olunca keyifli bir anında ne isterse yapacağını söyleyen babası Zeus´a yalvarır ve Endymion´u sonsuza kadar uyutmak için izin alır.

Yakışıklı Endymion, genç ve yakışıklı kalmak uğruna kabul eder ve ebediyen uyur. Selene ise, her dolunayda gelerek sevgilisini uyurken öper. Öykü bu ama mitolojiye bakılırsa tanrıçanın uyuyan aşkını öpmekle yetineceğini düşünemiyoruz. Çünkü diğer mitolojik kaynaklara göre, Artemis´in elli kızı vardı ve herhalde bunları uyuyan çobanlardan doğurmadı. Ama farketmez, mitoloji çelişkileriyle değil, öykülerin sunduğu bağımsız mesajlarla geçerlidir.

Yolunuz örneğin Bodrum´a giderken muhakkak, Bafa Gölü´nden geçecektir, bir yarım saat ayırın ve gölün karşı kıyısına yani Latmos Dağı´nın eteğine geçin. Orada küçük bir yıkıntı bulacaksınız, işte Endymion´un ebediyen uyuduğu yer burasıdır. Hele bir dolunay gecesinde orada olursanız, kimbilir belki de Artemis-Selene´yi uyuyan Endymion´u ziyaret ederken görebilirsiniz. Hele bir de aşıksanız, o zaman Zeus üçüncü gözünüzü açar ve sıradan ölümlülerin göremediklerini görebilirsiniz. Malum ya, aşk en büyük büyüdür...

Efes´e yolculuk ve Xena´nın vatanı

İzmir´in güneyinde, Selçuk kasabasının hemen yanında dünyanın en önemli antik kentlerinden birisi vardır; Efes. Efes, geçmişte İyonya Konfederasyonu´na dahildi ve Küçük Asya´nın en önemli kentiydi, ticari gücüyle İzmir ve Bergama ile rekabet ediyordu. Bugün orada geçmişi 12. Yüzyıl´a kadar uzanan çok etkin kalıntılar vardır. Efes´de birçok kent kurulmuştur, 400 yıl içinde yedi kez yıkılmış, yakılmış ve yeniden kurulmuştur ve Efes´de Artemis veya Diana adına kurulmuş en büyük tapınak vardı.

Artemis Tapınağı, efsanelere göre Amazonlar tarafından kurulmuştu, bin yıllar boyunca bir ağacın yanında simgelenerek toprak ana imajıyla beslendi, büyüdü. Amazonların kutsal kadını, sonunda Artemis´e dönüştü. MÖ 550´de Krezüs, yıkılan tapınağı tekrar yaptırdı ama MÖ 356´da İskender´in doğduğu gecede, bir çılgın tapınağı ateşe verdi. Artemis´in o gece İskender´in doğumuyla ilgilendiği için, tapınağını koruyamadığına inanıldı. Sonra çok daha büyük boyutlarda bir kez daha inşa edildi ve artık Dünyanın Yedi Harikası´ndan biriydi.

MS 265´de Gotlar tarafından yine yıkıldı. Bugün geride hiçbirşey yok. Çalınıp dünyanın önemli müzelerine götürülen parçalar dışında, bugün tapınağın yerinde birkaç taştan başka birşey yok.

Efesliler, Apollo´nun kızkardeşi, gecelerin tanrıçası Leto´nun kızı Artemis´e taparlardı. Tanrıça Artemis, Apollo´dan bir gün önce, Efes yakınında Ortygia´da doğmuştu ama ikizi Apollo ise Yunan adalarından Delos´da doğmuştu.

Mitolojinin bir diğer oyunu daha; anlaşılan Leto önce kızını doğurmuş ve aynı gün içinde Ege Denizi´nin ortasındaki Delos´a gitmiş ve orada oğlunu doğurmuştu.

Peki, bunu nasıl yaptı? Şimdi gelin de, Von Daniken´a inanmayın, Leto ancak hava yoluyla bunu yapabilirdi. Neyse, Efes Roma döneminde Roma Asyası´nın başkentiydi, çok güçlü bir ticari merkezdi, ihtişamlı ve görkemli bir kent olarak çağın en parlak kentlerindendi.

İmparator Trajan tarafından yapılan 25.000 kişilik tiyatrosu, hala kullanılmaktadır. Efes´in Hıristiyanlık´taki yeri çok büyüktür, ilk İncil´de Paul´un Efesliler´e Mektubu´nda adı geçer. Paul, Tarsus´da doğmuş ve üç yıl Efes´de yaşamıştı.

Efsaneye göre Meryem Ana da, oğlunun ölümünden sonra Efes´e geldi, yaşamının son yıllarını orada yaşadı ve öldükten sonra Efes´de bir yere gömüldü. Birçok güvenilir kaynağa göre, Meryem Ana, Aziz John ile beraber Efes´e MS 40´da gelmiş ve kentin hemen yanındaki Bülbül Dağı´nda yaşamıştı.

Antep Megalitleri

Antep fıstığı, baklavası ve köftesi ünlüdür ama megalitlerini kimse bilmez. İşte size yöresel bir mit; İlyas Özbakış adlı bir Antepli anlatıyor; "Dedemin anlattığı bir öykü var; bir akşam üzeri megalitlerin yakınındaki tarladan eve dönmeye hazırlanıyormuş. Yürürken arkasından bir vızıltı sesinin geldiğini duymuş, aynı anda da ağaca bağlı olan atı kişneyerek, panik halinde tepiniyormuş. Tam o anda dedem kayanın üzerinde insana benzer bir şekil görmüş, hemen ardından da ikincisinin kayanın altında durduğunu farketmiş. Yukardaki ellerini kollarını sallarken, aşağıdaki yukardakine aynaya benzeyen bir aletle bakıyormuş. Elbiseleri o kadar parlakmış ki, dedemin gözleri kamaşıyor, bakamıyormuş. Sonra yukardaki adam geriye doğru çekilip, alttaki ise aynı anda yokolmuşlar. Dedem o anda, tüm tüylerinin kalktığını hissetmiş, Sonra yine vızıltı sesi yine başlamış ve kayanın ardından göğe doğru altın renkli bir top yükselmiş ve kuzey doğru giderek görünmez olmuş.

Dedem ne görmüştü? Rahmetli olayı hiçbir kelimesini değiştirmeden yüzlerce kez anlattı. Kimdi onlar ve altın top neydi? Ben megalitleri inceledim, bana göre belli bir yıldız grubuna göre yerleştirilmişler, sanırım Regulus ve Denebola takım yıldızlarıyla benzerlik gösteriyorlar." Anlatı böyle, İlyas Özbakış´ın dedesinin UFO´lardan, uzaylılardan haberi yoktu, onun kültüründe bunlar yoktular. Burası ilginç ama cevap yok. Bizi ilgilendiren şey şimdilik megalitlerden ibaret. İngiltere´deki, Fransa´daki benzerlerini görmeye gelen yüzbinlerce turisti gördükten sonra neden Antep´e kimse gelmiyor diye hayıflanıyoruz...

Harran Piramitleri

Harran, Gap´tan sonra bir cennet olma yolunda. Kurak topraklar yeşeriyor ve yaşama dönüyorlar. İnançlara göre Harran, Adem´in dünyaya indikten sonra çiftçiliğe başladığı ilk yerdir, toprağın bereketi Adem´in elinden gelmektedir.

Mezopotamya mitlerinde Ay tanrısı Sin, Sümerler´in Güneş tanrısı Samaş ile Yıldız tanrı İştar´ın babası, evreni yaratan Enlil ile Ninlil´in oğludur. Tevrat, Sin´den bahseder, İbrahim Peygamber´de Sin´in yönettiği Ur yöresinde doğmuştur.

Zaten İbrahim´in yaşadığı bölgenin Şanlıurfa ve Harran olduğuna inanılır. Bu mitlere göre, Harran kozmolojik bir merkez olarak düşünülür. 9. Yüzyıl´da Ay´a ve yıldızlara tapan Sabiiler´in yaşadığı Harran´dan Kuran´da da, Bakara ve Hac Sureleri´nde söz edilir. Sabiiler, iyi şeytan Azimun´a taparlar, Adem´in oğlu Şit´e, İdris Peygamber´e (Yunan´da Hermes) ve mitolojik ozan Orfeus´a taparlardı. Kısacası Harran, bu görkemli mitolojik birikimiyle sıradan bir yer değildir. Yeniden doğan Harran´ı görmenin ötesinde,ünlü piramit evleri görmek te önemlidir.

Harran´ın piramit evleri hayvanları ve bitkileri korumak ve verimli kılmak için kullanılıyor. Kışın sıcak, yazın serin oluyarlar. Tavukların Harran evlerinin içinde daha çok yumurtladıkları, koyun ve ineklerinin sütlerinin arttığı, yiyeceklerin uzun süre bozulmadan kaldığı, soğanların filiz verdiği anlatılıyor. Kısacası Harran ve piramit evleri görülmeye değer.

Meryem Ana ve Şirince

Ege doğanın özel armağanlarıyla süslüdür. Tüm çabalarımızla doğayı öldürmeye çalışmamıza rağmen güzellikler yaşamaya devam ediyorlar. Eski bir Rum köyü olan eski adıyla Kirkince sonra Çirkince, şimdi de Şirince Köyü Selçuk ilçesinin hemen ardında ya da Selçuk Şirince´nin bulunduğu dağın eteklerinde. Köy ve yöre bir doğa harikası, 9 km´lik bir tırmanmadan sonra köye ulaşılıyor.

Şimdilerde turizmin yoğun ilgisi var, otobüsler peşpeşe gidip geliyorlar. Tehlike başlamış bile, şimdiden kuraldışı yapılanma girişimleri görülebiliyor. Otantik mutfağı, pansiyonları, muhteşem çam ormanları ve nefes alıp veren bir canlı olduğunuzu hatırlatan atmosferiyle Şirince gerçekten doyumsuz bir yer. Şirince, Ege insanlarının Türk-Rum tarihinde çok önemli bir yere sahip ama asıl ilginç yanı Meryem Ana ile ilgili olması.

Şirince inançlarına göre yüzyıllar öncesinde, Şirince köylüleri her yılın 15 Ağustos´unda uzun tören konvoyları oluşturur ve Efes´in yanındaki Bülbül Dağı´na doğru ilahiler ve dualar okuyarak yürürler ve kutlamalar yaparlarmış. Törenin gerçek amacı bilinmiyor, sadece Meryem Ana adına yapılıyormuş. Bu olay, Meryem Ana´nın Efes´de yaşadığı ve öldüğü tezine destek veriyor yani Kutsal Anne´nin yörede yaşadığının kanıtlarından birisi olarak kabul ediliyor. Şirince´de iki antık manastır var, birisi restore edilmiş ötekisi ediliyor.

Başka bir söylencede ise Meryem Ana´nın aslında bu yörede yani Şirince´nin çok yakınında yaşadığı anlatılıyor. Şöyle veya böyle Şirince´ye gidin, özgün mutfağını tadın, yerel şarabı için, geceleyin ve ihtişamlı çam ormanlarında yürüyüş yaparak, bin yıllar öncesini düşleyin. Belki de Meryem Ana ve Aziz John´un yürüdüğü yerde yürüyor olabilirsiniz...

Donukkaya ve Stonehenge

Dünyanın en çok turist çeken on yerinden birisi, İngiltere Salisbury´deki Stonehenge´dir. Kimlerin, ne zaman ve ne amaçla yaptıkları hala kesin olarak bilinmeyen Stonehenge, gerçekten de çarpıcıdır ama acaba dünyada tek midir? Belki veya değil. Bir adayımız var; Tarsus´daki Donukkaya veya Dönüktaş ya da Donuktaş. İsmin kökeni şimdilik bilinmiyor. Bir dikdörtgen şeklinde, uzun kenarları dıştan 115 metre, içten 87 metre, genişliği 42 metre, yüksekliği ise 8 metre. Stonohenge gibi, neden yapıldığı bilinmiyor. Birkaç kazı yapılmış ama bulunanlar çok daha sonraki çağlara ait. Bir söylenceye göre, Donukkaya Asur Kralı Asurbanipal´in mezarı, Kral burada Persler tarafından öldürüldü ve gömüldü. Ama pek geçerli bir iddia değil çünkü böylesine görkemli ve ünlü bir kralla ilgili birşey bulunmuş değil ve bazı uzmanlara göre Donukkaya, Asur döneminin çok öncesinden kalma.

Kazılarda sadece Roma döneminden kalma birkaç silah ve kemikler bulunmuş. Duvarların yapısı garip çünkü dıştan baktığınızda duvarların üstünün temelinden geniş olduğu görülüyor yani temelde beş metre kalınlığı olan duvar, tepede 8 metreye kadar genişliyor. Veya altta bir dikdörtgen temel var, üzerine daha geniş bir dikdörtgen konulmuş. Yapının içinde enine bir dikdörtgen daha var ama ne duvarlara ne de içerdeki yapıya inen veya çıkan bir bağlantı yok yani ne merdiven kalıntısı var ne de başka birşey. Ama daha da garibi, Donukkaya´nın dışarısı ile de bağlantısı yok yani kapısı da yok, sonraki yüzyıllarda birileri duvarın bir yerini yıkıp, bir giriş açmışlar.

Peki Donukkaya´ya nasıl girilip, çıkılıyordu? Tam ortada zeminde bir delik veya giriş ya da mağara giriş var ama nereye açılıyor. Bunu bilen bir yetkili yok ama yöre halkı ilginç şeyler anlatıyorlar; eskilerde yeni evlenenler bu girişten içeri girer ve yapının dışındaki bir başka yerden çıkarlarmış, böylece evliliğin iyi olacağına inanılırmış. Ama birgün bir çift dışarı çıkmamış ve bir daha bulunamamışlar, ondan sonra da giriş yasaklanmış.

Donukkaya´nın yukarda adı geçen Yedi Uyuyanlar Mağarası´na yakın olması bir başka ilginç olay. Sonuç olarak Donukkaya çok ilginç bir yer...

Yedi Uyuyanlar´ın radyasyon etkisi

Yedi Uyuyanlar´ın öyküsünü herkes bilir, tekrara gerek yok ve Anadolu´da dokuz tane Yedi Uyuyanlar Mağarası vardır. Hepsi de gerçek kabul edilir ama Tarsus´daki ve Efes´deki mağaralar en ünlüleridirler. Oysa Efes´deki mağara, sadece ilk Hıristiyanların saklandığı bir yerdir. Asıl ilginç olan ise, Tarsus´dakidir.

Tarsus Yedi Uyuyanlar mağarası, piramit şeklindeki bir dağdadır. Mitolojide Yedi Uyuyanlar´ın Benelüs adlı bir dağa çıktıkları anlatılır; sözcük ilginçtir; Latince´de "Bene" iyi, güzel, "lüs" veya "lux" ise ışık demektir yani dağın adı "Güzel ışık dağı"dır. Başka bir kaynak dağın adının "Enceladüs" olduğunu yazar ama Encaladüs Yunan mitlerinde Zeus´un ışığını taşıyan devin adıdır.

Zeus onu, Etna yanardağının altına gömmüştür yani yine ışıklı bir dağa. Görüldüğü gibi, karıştırdıkça iş uzuyor, Yedi Uyuyanlar´ın ardında bir şeyler var ama herhalde hiçbir zaman gerçeği bulamayacağız. Efsanelerin, mitlerin keyfi burada, bizleri düşündürüyorlar. Işıklı dağ tanımı, bizi Tarsus´daki mağaraya götürüyor çünkü burada garip bir inanç geçerli. İçerde garip bir taş var ve yöre halkı bu taşın bereket verdiğine, çocuk doğuramayan kadınlara iyi geldiğine inanıyorlar.

Kısır kadınlar gelip taşın üzerine bacaklarını açarak oturuyorlar ve bekliyorlar. Bu nasıl bir inanç? Taşın karanlıkta parladığını söyleyenler var. Yoksa taş radyoaktif mi? Nereden nereye, değil mi? Yani orada geçmişte bir yerlerde, kemoterapi mi yapılıyordu? Hadi canım, diyebiliriz ama bu Tarsus´a gitmemizi engellemez. Çünkü yöre çok çok ilginç, yeraltının sayısız tünelle dolu olduğu da söyleniyor ve orada çok önemli birşey daha var; Donukkaya´dan söz ediyoruz...


  #5  
Alt 21-02-2011, 14:26
Ziyaretci
 
Standart Cevap: --->: Türkiye'nin Gezilmesi Görülmesi Gereken Yerleri

Teşşekürler


  #6  
Alt 22-11-2011, 21:23
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Türkiye'nin Gezilmesi Görülmesi Gereken Yerleri

Fotoğraflar ve içini dolduran yorumlar çok iyi.Teşekkürler.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Marmarada gezilmesi gereken yerler Marmara Denizinin kıyısında bulunan Tekirdağ ilini mutlaka gezmelisiniz. Deniz ve Doğanın birliştiği muhteşem Turizim alanları Yamaç paraşütü yapabileceğiniz uçmak dere ve Yaz tatilinizi...
Türkiye'de Mutlaka Gezilip Görülmesi Gereken Turistik Yerler Türkiyede Mutlaka Gezilip Görülmesi Gereken Turistik Yerler Türkiyede Mutlaka Gezilip Görülmesi Gereken Yerler Nelerdir? Türkiyede Mutlaka Gezilip Görülmesi Gereken Yerler Çok okuyan değil çok...
Akdenizde Gezilmesi Gereken 10 Muhteşem Ada Akdenizde Gezilmesi Gereken 10 Muhteşem Ada Tam da güneş cayır cayır yakarken bedeninizi, şöyle bir ada kaçamağı, ilaç gibi olmaz mı? Elbette olur ve TripAdvisor sitesi, konuyla ilgili harika bir...
Türkiyenin Gezilmesi Gereken Gizli Cennetleri ( Mavi Koyları ) Türkiyenin Gezilmesi Gereken Gizli Cennetleri ( Mavi Koyları ) İngiltere'nin en prestijli gazetesi The Times, Türkiye'deki 6 gizli tatil cennetini seçti. Gazete Fethiye'deki Şövalye Adası,...
Görülmesi Gereken Yerler Görülmesi Gereken Yerler Bu yerler tam bir sanat eseri ölmeden önce fırsat bulursanız mutlaka görmeniz gerektiğini düşünüyorum sizcede öyle değil mi? ...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,701
Konular : 237,589
Mesajlar: 424,527
Şuan Sitemizde: 276

En Son Üye: sevilusta

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:07.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.