Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


1838 Ticaret Sözleşmesi (Balta Limanı Anlaşması)

Türk ve Dünya Tarihi kategorisinde ve Türk Tarihi forumunda bulunan 1838 Ticaret Sözleşmesi (Balta Limanı Anlaşması) konusunu görüntülemektesiniz.
Mehmet Ali Paşa'nın Osmanlı devletini içine soktuğu zor durumdan en çok yararlanan devlet, henüz Osmanlılarla bir ittifak bağı kurmamış olsa ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 09-09-2007, 22:04
 
Kural 1838 Ticaret Sözleşmesi (Balta Limanı Anlaşması)

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Mehmet Ali Paşa'nın Osmanlı devletini içine soktuğu zor durumdan en çok yararlanan devlet, henüz Osmanlılarla bir ittifak bağı kurmamış olsa da, Mısır valisine karşı sert bir tutum takınan İngiltere oldu. Napolyon savaşları sırasında Osmanlı devletinin dış ticaretinde birinci sırayı İngiltere almıştı. Bu sırayı tam yüz yıl sürdürecektir. Sultan II. Mahmut'un Osmanlı devletinin aleyhine olan bu son derece liberal nitelikte ticaret anlaşmasını imzalamasının nedeni, başına 10 yıldır bela olan asi Mısır valisini İngiltere'nin desteği ile yola getirmek olsa gerektir.
16 Ağustos 1838 tarihinde Osmanlı devleti ile imzaladığı Balta Limanı ticaret sözleşmesi ile (Yücekök, 1968; Hurewitz, 1975: 256-7) Osmanlı gümrük duvarları indirilmiştir. Böylece, zaten emekleme dönemine bile girememiş olan Osmanlı endüstrisi, Avrupa rekabeti karşısında savunmasız durumda bırakılmıştır. David Urquhart'ın önerdiklerinden hangilerinin gerçekleştiği sormaya değer. İngiltere, Osmanlı mallarına karşı gümrüğünü düşürmemiş ve Osmanlı devleti de, kendi gümrük resmini arttırmak şöyle dursun, büsbütün indirmişti. Ama, önerilerinin bir bölümü, yani, Osmanlı iç gümrük hadlerinin düşürülmesi ve tekellerin bir bölümünün kaldırılması, kısaca devletin karşılık olarak vereceği ödünler, hiç karşılık alınmadan teslim edilmiştir. Böylece, yalnız İngiltere ile Osmanlı devleti arasında birincisinin lehine sıkı ekonomik bağlar kurulmakla kalmamış, aynı zamanda Mısır valisinin Mısır'da yapageldiği ekonomik reformlara da, sözleşmenin imzalandığı yerin adına uygun olarak, balta vurulmuş ve kurduğu tekeller yıkılmıştır.
Sözleşmenin sonucu olarak, İngiltere'nin Akdeniz'deki üstünlüğü, özellikle ticaret alanında, bir kere daha kurulmuştur. Bundan sonra, Doğu Akdeniz'deki ekonomik çıkarlarının geleceğinden endişe duyan bölgenin bir başka güçlü devleti Fransa ile İngiltere arasında önemli ticari sürtüşmeler ortaya çıkacak ve bu sürtüşmeler Kırım Savaşı'na kadar önemini yitirmeyecektir. Ayrıca, Osmanlı devleti, İngiltere'ye tanıdığı hakların benzerlerini 25 Kasım 1838 tarihinde Fransa'ya, iki yıl sonra da Hollanda'ya tanıyacaktır.
Balta Limanı sözleşmesinin uzun süreli ve dolaylı bir başka sonucu ise, Osmanlı devletinin başına "dış borçlar" sorununu açmasıdır. İlerde ele alınacağı gibi, Sultan Abdülmecit, dış borçlara karşı şiddetle direnmiş ve bunu ülkenin hükümranlığına bir tehdit olarak değerlendirmiştir. Böylece, son derecede ilginç olarak, Batı Avrupa devletlerinin Osmanlı Devletine borç verme yolundaki çabaları bir süre sonuç vermeyecektir. Ancak, sanki salt bu nedenle çıkmış gibi, Kırım savaşı ve bu savaşın Osmanlı maliyesine yüklediği ağır yük, Osmanlı yöneticilerini seçimsiz bırakacaktır.


2

1838 ticaret sözleşmesi, 1839 tarihli Tanzimat Fermanı'nın da temellerinden birini oluşturur. Herşeyden önce, İngiltere, simdi yakın ticari ilişkiler kurmuş olduğu Osmanlı topraklarındaki tüccarlarının ve bunlarla iş yapacak Osmanlı bürokrasi ve ticaret erbabının temel bazı haklarının güvence altına alınmasını, çıkarları açısından gerekli görmeye başlamıştı. Öyle anlaşılıyor ki, Urquhart'ın İstanbul'dayken toplumsal reform yapılması yolundaki çabaları, biraz gecikmiş de olsa ve orijinal amacından biraz sapsa da, sonuç vermeye başlamıştı. Osmanlı sultanı ise, Mısır ayaklanmasında kendisine yardım eden ve devletin bu zayıf döneminde dayanabileceği tek büyük devlet olan İngiltere'ye hoş görünmek niyetindeydi. İşte, bu karşılıklı hesaplar, Tanzimat'ın dış kökenini ortaya koymaktadır.
Duruma Osmanlı devleti açısından baktığımızda, Fransız devriminin ortaya çıkardığı liberal düşünceler, yani yöneten ile yönetilen arasında kopuksuz, organik ve işlevsel bağların kurulması süreci, özgürlük ve eşitlik ilkeleri, Osmanlı devletinde uzun süre etkili olamadı, Belki Lale devri, giderek Osmanlı devlet yapısında ve toplumsal örgütlenme alanında kısıtlı da olsa değişikliklere yol açabilir ve 19. yüzyıla daha hazırlıklı gelinebilirdi. Ama, ne yazık ki, daha önce görüldüğü gibi, bu yenilikler dönemi çok kısa ömürlü oldu. Dolayısıyla, 18. yüzyılın ortasından 19. yüzyılın ortalarına kadar geçen yüz yıllık dönemde, yenileştirme hareketleri hep askerî alanda ortaya çıktı ve Osmanlı yöneticileri ya da devleti yıkılmaktan kurtarmak için devlet bünyesinde değişiklik yapmak zorunluluğunu duymadılar ya da duysalar bile tutucu çevrelerce engellendiler. 19. yüzyılın ilk Osmanlı yöneticisi olan III. Selim'in Nizam-ı Cedid ordusunu kurması ve ardılı 11. Mahmut'un (1808-1839) 1826 yılında Yeniçeri ocağını kaldırarak, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adlı orduyu oluşturması, Osmanlı yöneticilerinin askeri örgütlenme ye verdikleri önemi göstermektedir.
20 yıllık sürekli fırtınalardan sonra (1822-1841), Osmanlı devleti pek alışık olmadığı kadar uzun dinginlik dönemine girdi. Bu, her ne kadar iki savaşla dolu dönem arasında bir geçiş noktası olmuşsa da, Sultan Abdülmecit'e "evini" düzene koyabilecek kadar uzun bir zaman kazandırdı ve Osmanlı tarihinde son derece önemli bir çağ da açtı (Marriott, 1930: 249-50).
1839 yılında II. Mahmut'un yerine geçen Sultan Abdülmecit'in tek taraflı iradesi ile Mustafa Reşit Paşa tarafından 3 Kasım günü ilan edilen Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) (Karal, 1970: 170-84; Hurewitz, 1975: 269-71; Landen, 1970: 38-41) devletin temel yapısında önemli bir değişiklik getirmemekle birlikte, can ve mal güvenliği gibi bazı haklar tanımış, vergi, eğitim, askerlik ve edebiyat konularında sınırlı da olsa yenilikler ortaya çıkarmıştır. Bu reformların görünürde amacı, Hıristiyan grupların artan ulusçu duygularının yatıştırılması ve varlıklı kesimlerin mal ve mülklerinin hukuki koruma altına alınmasıydı. Ancak, Osmanlı bürokratlarını yönlendirip reformların üst düzey planını hazırlayan İngiltere idi. Dolayısıyla, yapılan değişiklikler aslında şu anlama geliyordu: Tüm yurttaşlar arasında hukuki eşitliğin sağlanması, özel mülkiyet hakkının tanınması, devlet topraklarının özel kişilere devredilmesi, ceza ve taret yasalarının yeniden düzenlenmesi, ekonomik ilişkilerin Avrupa usullerine göre ayarlanması ve liberal ekonomik politikanın kabul edilmesi. Ayrıca, İngiltere'ye göre, modern (pazar) toplumu, eşit derecede modern ve etkili bir bürokrasiyi gerektiriyordu. Dolayısıyla, bunlar Sultan'ın değil, toplumun memurları durumuna getirilmeliydi (Sunar, 1974:53). 1856 Islahat Fermanı da dahil, 1839-1876 arasındaki Tanzimat reformlarının özü budur.
Üstelik, Tanzimat, Fransız devriminde ilan edilen Haklar Bildirisi gibi bir halk hareketi sonucu ortaya çıkmış olmayıp, yönetici tarafından tek-taraflı olarak verilen ve dolayısıyla gerektiğinde geri alınabilecek olan bazı temel hakları tanımış oluyordu. Temel bir nedeni yabancı sempatisi kazanmak olduğundan, Tanzimat ve daha sonraki reform belgeleri, Avrupa'nın büyük devletlerinin zaman zaman Osmanlı devletinin içişlerine karışmalarına da ek bir olanak sağlamıştır.
Olumlu yönlerine gelince, 18. yüzyılın ilk yarısından itibaren yavaş benimsenmeye başlayan yeni bir dünya görüşü, sonunda yeniliğe dönük padişahlar tarafından onaylanmış oluyordu. Devleti kurtarmak için, yozlaşmış eski düzenden hiç değilse belirli bir ölçüde vazgeçiliyordu. Belirli alanlarda Avrupa'nın üstünlüğü kabul ediliyor, önce bazı tekniklerin sonra kurumların alınması öneriliyordu. Bu reformlara "kısmî Batılılaşma" denebilir, çünkü İslami normların üstünlüğünden vazgeçilemediği için tüm bir Batılılaşma gerçekleşememiştir. Ancak, 1830'larla birlikte Batı'dan "aktarmaların" sayısı ve kapsamı giderek artacaktır. 1843 yılında geniş ölçekli bir askerî reform da yürürlüğe kondu. Avrupa uygulamalarına uygun olarak askerlerin silah altına alındığı ordu, iki önemli bölüme ayrıldı: askerlerin beş yıl süreyle hizmet verdiği etkin Nizam ordusu ve yedi yıl daha silah altına alınan ve bir cins yedek ordu niteliğindeki Redif ordusu. Daha sonra zenci tutsakların ticareti yasaklandı. Eğitim üzerinde şeriatın tekeli kırılarak bir tıp okulu ve askerî akademi kuruldu ve ayrıca ticaret, bilim ve sanat alanlarında teknik eğitim canlandırıldı (Marriott, 1930: 250). Kısaca, döneme egemen olan stratejik karar, sınırlı bir laikleşmeyi önererek şeriattan bağımsız karar alma alanını genişletmeye yönelmiştir. Ancak, yine de her yeni atılım, son aşamada dini bürokrasinin onayına sunulmak zorundaydı (Heper, 1974:53-5).
Tüm bu anlatılanlardan sonra, Tanzimat dönemi, Osmanlı reform çizgisi üzerinde, temel haklan ilk kez sağlayan, ancak devletin temel yapısında bir değişiklik getirmeyen ve bu yüzden zayıf yönleri de bulunan bir dönem, Fermanı da belge olarak kabul etmek yanlış olmaz. Belki de en önemli özelliği, Avrupa'da ortaya çıkan yeni düşüncelerin, 19. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı sınırları içine girmekle kalmayıp, merkezi otoriteyi de etkilemiş olmasıdır. Modern çağın temel siyasal örgütlenme ilkeleri, Asya'nın öteki bölgelerine ve Afrika'ya geçmeden önce, 19. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı devletinin sınırları içinde dolaşmaya başlayacak ve böylece, 20. yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti "binasının" oturacağı temele ilk taş konmuş olacaktır







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Balta Sazı Balta Sazı Bağlama ailesi içinde yer alan bir bağlama türü. Dede sazı, ruzba gibi adlarla da bilinir. Teknesi alt kısmında sivrilerek bir balta ağzını andırdığı için bu ismi almıştır. Görüntüsünün...
Balta Nedir Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç. Balta, on binlerce yıldır odunu kesmek, şekillendirmek ve parçalamak için; savaşlarda silah olarak veya seramonilerde...
Sevdanın Limanı Sevdanın Limanı Ne fırtınalar gördü yüreğim Dağları deviren dalgaları gördü de yıkılmadı Uçsuz bucaksız kimsesizlerin yol aldığı Yollardan geldi yorgun yüreğim yine yılmadı Kara bulutlardan...
Yılın golü Balta'dan Yılın golü Balta'dan http://image.haber3.com/haber/204922.jpg Hakan Balta'nın Süper Lig'in son haftasında G.Birliği OFTA'a attığı gol, yılın en güzel golü seçildi. Sarı-kırmızılı kulübün...
Osmanlı Balta Limanı Antlaşmaları Balta Limanı Antlaşmaları 1838'de Ingiltere, daha sonra diger Avrupa devletleri ile Balta limaninda yapilan ticâret andlasmalari. Osmanli Devleti'nde ekonomik faaliyet genis ölçüde devletin...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,679
Konular : 236,953
Mesajlar: 423,682
Şuan Sitemizde: 268

En Son Üye: kemalet

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:49.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.