Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Tatil Bölgeleri > Türkiye'den Tatil Mekanları > Tarihi Eserler Antik Kentler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Troya (Truva) Antik Kenti

Türkiye'den Tatil Mekanları kategorisinde ve Tarihi Eserler Antik Kentler forumunda bulunan Troya (Truva) Antik Kenti konusunu görüntülemektesiniz.
Troya (Truva) Antik Kenti Troya (Truva) savaşının geçtiği antik kenttir. Antik İda Dağının/Kaz Dağı eteklerinde, Çanakkale ilinde yer alır. Kentin ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 09-06-2008, 04:08
 
Standart Troya (Truva) Antik Kenti

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Troya (Truva) Antik Kenti



Troya (Truva) savaşının geçtiği antik kenttir. Antik İda Dağının/Kaz Dağı eteklerinde, Çanakkale ilinde yer alır. Kentin M.Ö. 3000 yıllarında eski Tunç çağı başlarında kurulduğu belirlenmiştir.

Yapılan kazılar neticesinde 9 medeniyet katı ortaya çıkarılmıştır.

Troya I 3000-2600
Troya II 2600-2250
Troya III 2250-2100
Troya IV 2100-1950
Troya V
Troya VI: MÖ 17. yüzyıl – İ.Ö. 15. yüzyıl
Troya VIh: Geç Bronz Çağı İ.Ö. 14. yüzyıl
Troya VIIa: ca. İ.Ö. 1300 – MÖ 1190 Homerik Troya dönemi
Troya VIIb1: İ.Ö. 12. yüzyıl
Truva Atının Hikayesi

Troyayı Akhalılar yıllarca kuşatırlar ancak kenti düşüremezler. Bunun sonucu tanrılardan yardım dilerler. Tanrılarda onlara bir hile önerirler. Dev bir tahta at içine askerler yerleştirilecek ve savaştan vazgeçilmiş gibi tahta at Troyalılara armağan edilecektir. Aynen tahta atı hediye olarak bırakıp başına bir nöbetçi asker bırakıp gemilerine binerek denize açılırlar. Troyalılar tahta atı içeri alırlar ve kentlerini korumuş olmanın mutluluğuyla eğlenceler düzenler ve şarap içerler. Hepsi sızar. Tahta ata saklanan Akha askerleri ise çıkıp şehrin kapılarını açarlar. Gece karanlığında gemilerdeki askerlerde geri dönerler ve kolayca şehre girerler.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 25-09-2008, 12:14
 
Standart Troya Savaşı Efsanesi

Troya Savaşı Efsanesi Tarihi Gizemler

Zaman: İÖ 13. yüzyıl?

Mekân: Çanakkale'nin güneyi



Zeus bize ünü sonsuza kadar sürecekse de gelmesi çok uzun süren ve yerine getirilmesi çok uzun sürecek olan bu alameti gönderdi. Yılan sekiz yavruyu ve onları yumurtlayan serçeyi yedi ki bu dokuz eder ve biz de Troya'da dokuz yıl savaşacağız ama onuncu yılda kenti alacağız. HOMEROS, İÖ YAKLAŞIK 750.



Troya Savaşı Efsanesi üç güzel kadın arasındaki rekabet hikayesiyle başlar: Zeus'un karısı Hera ve kızları Aphrodite ve Athena. Aralarındaki kıskançlık ölümlü Kral Peleus ile yeni karısı deniz perisi Thetis'in düğünlerinde başlamıştı. Uyumsuzluk tanrıçası Eris kutlamaya altın bir elma getirmiş ve bunun oradaki "en güzel kadına" bir armağan olduğunu söylemişti.



Hera, Aphrodite ve Athena elmanın ve unvanın kendilerine ait olduğunu iddia ettiler. Eris hiç de masumane olmayan bir öneride bulundu: Ailesindeki kadınlardan hangisinin elmayı hak ettiğine Zeus karar verecekti. Zeus akıllılık edip bu görevi Troya kralı Priamos'un oğlu Paris'e aktardı.



Hera kendisini seçtiği takdirde Paris'e akıllara hayallere sığmayacak derecede büyük bir güç vermeyi vaat etti. Athena savaş alanında inanılmaz başarılı olacak tarihi bir zafer vereceğini söyledi. Aphrodite ise, yeryüzünün en güzel kadınının aşkını vaat etti. Paris, siyasal gücü ve askeri zaferi bir yana itip altın elmayı, kendisine o en güzel kadını vaat eden Aphrodite'e verdi.



Bu karar yüzyıllar ötesine, "Paris'in Kararı" olarak ölümsüzleşerek gelmiştir.







Flâman ressam Peter Paul Rubens'in bu 17. yüzyıl tablosunda Priamos'un oğlu Paris, altın elmayı Peleus'un düğünündeki güzellik yarışmasında Aphrodite'ye veriyor.



DENİZE BİN GEMİ İNDİREN YÜZ



O dönemde dünyanın en güzel kadını, Zeus ile Leda'nın kızları Helena'ydı. Ancak ne yazık ki, Helena, Sparta kralı Menelaos ile evliydi. Daha da kötüsü, bu evliliğin Helena'nın diğer talipleri arasında büyük kavgalara neden olacağından korkan ölümlü üvey babası Tyndareos, bütün öteki Yunanlı hükümdar ve savaşçılardan Helena'nın Menelaos ile evliliğini koruyacakları sözünü almıştı.



Troya'ya dönen Paris, kendisinin Sparta'ya, Troya elçisi olarak atanmasını sağladı. Sparta'ya vardığında Aphrodite gücünü kullanarak Helena'yı Paris'e âşık etti. İki sevgili Menelaos'un servetinin büyük bir kısmıyla Troya'ya kaçtılar. Böylece Sparta kralının karısını ve servetini geri almak üzere Troya'ya karşı "bin gemi" gönderen Yunanlılar'ın açtığı on yıl sürecek olan savaş başlamış oldu.



TROYA SAVAŞI: EFSANE Mİ, TARİH Mİ, HER İKİSİ Mİ?



Homeros'un İlyada'sında yer alan Troya Savaşı hikâyesi İÖ 750 yılından kalmıştır. Ardından gelen Yunan tarihçileri, özellikle Herodotos ve Thucydides, Homeros'un hikâyesini kabul etmişler ve Troya'nın İlyada'dâ anlatıldığı gibi Hellespont (şimdi Çanakkale Boğazı) yakınlarında bir kent olduğuna ve Mykenaİ (Argos) kralı Agamemnon liderliğinde birleşen Yunanlılar'la yapılan Troya Savaşı'nın gerçek olduğuna inanmışlardır.



Çağdaş yazarlar ve bilginler daha kuşkulu davranmaktadırlar. Ne de olsa, Homeros'un hikâyesini ya da Troya'nın varlığını doğrulayacak tarihi kayıtlar yoktur. Ancak İlyada'daki birleşik bir Yunan gücünün -belki de köle ve doğal kaynak elde etmek üzere-Batı Asya'ya uzun bir sefer düzenlemiş olması (Herodotos'a göre İÖ 1250 sularında) mümkündür.







Homeros'un Troya'sı (Troya VI örneğine göre), aşılmaz surlarla sarılmış ve kulelerle korunuyor.



İLYADA'NIN TUNÇ ÇAĞI BAĞLAMI



İÖ 13. yüzyıl Akdeniz'i Homeros'un zamanından çok uzaksa da, İlyada'dâ artık doğru olduğunu bildiğimiz belirli pek çok tanım vardır. Örneğin İlyada'nın ikinci kitabında Troya'ya karşı silahlı birlik gönderen 164 şehrin listesi ve kısmen de tanımları yer almaktadır. Homeros'un saydığı yerlerin çoğu kendi zamanında biliniyordu.



Ancak Michael Wood'un in Search of Trojan War adlı eserinde belirttiği gibi listede Homeros zamanında çoktan terk edilmiş ve Yunan coğrafyacılarının bilmedikleri pek çok yer de vardı. Çağdaş arkeolojik ve tarihi araştırmalar artık bunların gerçek mekânlar olduklarını ve Homeros'un onların konumlarını doğru olarak bildirdiğini göstermiştir.







(Solda) Troya'da ana giriş kapısı ve kule. Homeros, Troya'yı "zarif kuleleri" olan bir şehir olarak anlatmıştı. Bu tanım Hisarlık'taki surlara uymaktadır. (Sağda) Homeros'un Troya'sının Türkiye'de Hisarlık'taki höyükte olduğu fikrinin savunucusu Heinrich Schliemann.







Hisarlık höyüğü kesitinde birbiri üstüne binmiş katmanlar görülüyor.



TROYA GERÇEK BİR YER MİYDİ? ARKEOLOJİK KANITLAR



Ya Troya? Arkeologlar ve tarihçiler çok uzun zaman boyunca Çanakkale'nin güneyinde tarihte Troad diye anılan bölgede bu kentin kalıntılarını aramışlardır. En çok ilgi çeken bölge Homeros'un tanımladığı Troya coğrafyasına uygun olan Hisarlık höyüğüdür. Homeros'un Troya için verdiği ayrıntılardan pek çoğu -tam ve kusursuz olmamakla birlikte- arkeolojik araştırmaların bölgede ortaya çıkardığı buluntulara uygundur.



Troya'nın araştırılmasında başta gelen kişi Heinrich Schliemann'dır. Schliemann, 1870 ile 1890 arasında Hisarlık'ta kazılar yapmış, höyükte birbiri üstünde dokuz kent tespit etmiştir. (Bunlar I-IX olarak numaralanmıştır). Daha sonraki yıllarda Cari Blegen ve daha yakın zamanlarda Manfred Korfmann gibi arkeologlar tarafından Hisarlık'ta yapılan kazılar pek çok ara dönemi ortaya çıkarmıştır.



Schliemann ya da diğerleri burasının Homeros'un Troya'sı olduğunu kanıtlayan herhangi bir şey bulmamışlarsa da, Hisarlık'taki arkeolojik kanıtlar, özellikle de Troya VI ve VII(a) katmanları Homeros'un zaman ve mekân tanımlarının ayrıntılarından bazılarına uyum göstermektedir.



Homeros'un İlyada'da. Troya'yı "zarif kuleleri" ve "büyük kapıları" olan bir şehir olarak tanımlaması epey büyük ve etkileyici olan Troya VI'ya uymaktadır. Homeros, Troya'nın surlarının görkemli bir savunma yapısı olduğunu ama batı kanadının o kadar güçlü olmadığını söylemektedir.



Troya Vl'nın çevresindeki surlar dört metre eninde ve kimi yerlerde dokuz metre yüksekliğindedir ama batı yanındaki inşaat çok daha zayıftır. Homeros şehrin ana girişinde büyük bir kuleden söz etmiştir. Arkeologlar Troya VI'nın ana girişinde gösterişli bir kapı bulunduğunu saptamışlardır.



Hisarlık/Troya sakinlerinin Miken dünyasıyla ilişkide olduğu anlaşılmıştır: Kazıda Yunanistan'dan Tunç Çağı eserleri, özellikle Miken çömlekleri bulunmuştur. Schliemann'ın çıkardığı gösterişli nesneler güçlü bir kraliyet ailesinin bulunduğunu göstermiştir. "Priamos'ın Hazinesi" içinde, altın yüzükler, bilezikler ve biri "Helena'nın Mücevherleri" olarak anılan iki soluk kesici altın taç vardır.



Schliemann'ın karısı Sophie'nin mücevherleri takınmış olarak çekilmiş fotoğrafı Schliemann'ın büyük egosunun ve ün düşkünlüğünün simgesi olmuştur. Daha sonraları bu hazinenin aslında Troya II'den (Dokuz kentlik dizinin ikincisi) kaldığı anlaşılmıştır. Sonuçta, bu eserler Troya Savaşı'ndan bin yıl öncesine aittir. Hazine, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolmuş ama sonra 1990'larda Moskova'da ortaya çıkmıştır.



Son olarak, Troya VI ve Troya VII dönemlerinin sonunda yangın ve yıkılmış taş izleriyle büyük bir olayın izleri vardır. Ancak Troya VI askeri bir güç tarafından değil de, deprem sonucu yıkılmış görünmektedir. Truva VII'nin bir savaşta yıkılmış olması olasılığı daha güçlü olduğundan Homeros'un Troya'sına en yakın olan da budur.







(Solda) Schliemann'ın arkeolojik çalışması sona erdikten yüz yıl sonra Hisarlık höyüğünde kazılar devam etmektedir. 1997'de kuzeybatıya dönük Tapınak'tan bir görüntü. Schliemann dokuz ayrı yerleşim katmanı bulmuşsa da daha sonraki çalışmalar ara katmanlar da olduğunu ortaya çıkarmıştır. (Sağda) Priamos'un hazinesinden altın salçalık. Hazine, İkinci Dünya Savaşı sonunda Berlin'den kaybolmuş ve sonra Moskova'da bulunmuştur.



TROYA ATI



Homeros, Troya at terbiyeciliğinden sık sık söz eder. At kemikleri ve atlara ilişkin malzeme buluntuları kesin olmamakla birlikte yine Homeros'un Troya'sına uymaktadır. Troya Atı'nı çok kimse bilir. Yunanlılar tahtadan dev bir at yapmışlar ve bunu Athena'ya bir armağan olarak Troya kapılarında bırakmışlardır. Yunan ordusu daha sonra Helena'nın kaybını kabul etmiş olarak geri çekilmiştir. Troyalılar zaferi kazandıklarına inanarak dev atı kentlerinin içine almışlardı.



Gece karanlığında atın içinde gizlenmiş olan bir Yunan askeri birliği çıkıp şehrin kapılarını dışarıda gizlenmiş olan askerlere açmışlardı. Böyle bir saldırıya hazırlıklı olmayan Troya erkekleri öldürülmüş, kadınlar yakalanıp köle ve odalık olarak satılmak üzere Yunanistan'a götürülmüştü. Helena da Yunanlılar tarafından yakalanıp kocasına iade edilmişti.



Homeros'un anlattığı bu Troya Atı'nın tarihi bir geçerliliği olabilir. Yakındoğu'da İÖ 13. yüzyıldan kalma yazılı metinlerde ve resimlerde bir kentin savunmasını yıkmak için at biçimli koçbaşları kullanıldığı belirtilmiştir. Tarihçi Michael Wood, İlyada'daki Troya Atı'nın da böyle bir "kuşatma makinesinin biçim değiştirmiş bir hatırlanması olabileceğini ileri sürmüştür.







(Solda) İÖ 7. yüzyıl sonlarından kalma Mikonos'ta Troya Atı kabartmalı bir amfora. (Sağda) Schliemann'ın karısı Sophie, "Priamos'un Hazinesi"nden takıları takınmış. Buna benzer fotoğraflar Schliemann'ın keşiflerine karşı büyük ilgi uyandırmış ama onun aşırılıklarını ve egosunu da gözler önüne sermişti.



TROYA GERÇEK Mİ, EFSANE Mİ?



Troya Savaşı'nın efsane mi, tarih mi, yoksa her ikisi de mi olduğu kesin olarak saptanamaz. İlyada'da Tunç Çağı coğrafyasının, politikasının ve maddi kültürünün bazı doğru tanımları bulunmaktadır ve hikâyenin tümünde bir gerçeklik de bulunmaktadır. Ancak Troya Savaşı efsanesinin ayrıntılarının doğrulanıp doğrulanamayacağı konusunda Amerikan klasikçisi Jeremy B. Rutter'in sözleri akıldan çıkarılmamalıdır: "Troya Savaşı'nın tarihselliğine inanmak ya da inanmamak, sonunda insanın benimsediği görüşe göre bir inanç eylemidir."



Troya Savaşı'nın sanata yansımasına bakacak olursak iki önemli yapıt öne çıkar. Biri, Hector Berlioz'un, librettosunu Vergilius'un Aeneis'inden esinlenerek kendisinin yazdığı ve 1855-58 yılları arasında bestelediği (ilk bölümü olan Troyalılar Kartaca'da, ilk kez 1863'te Paris'te sahnelenmişti) lirik tragedya Troyalılar, öbürü ise ünlü antik çağ oyun yazarı Euripides'in alevler içindeki Troya'dan bir dizi acıklı tablo sergileyen Troyalılar'ıdır.


  #3  
Alt 10-09-2009, 10:27
 
Standart

Troya(Truva)

Troya (Hititçe: Vilusa ya da Truvisa, Yunanca: Τροία, Troia veya Ίλιον, İlion, Latince: Troia veya Ilium) Homeros tarafından yazıldığı sanılan iki manzum destandan biri olan İlyada'da bahsi geçen Troya savaşının geçtiği antik kent. Antik İda Dağı'nın (Kaz Dağı) eteklerinde, Çanakkale il sınırları içinde yer alır.

Günümüzde Türkiye sınırları içinde yer alan Troya kentinin adı Fransızcanın etkisiyle bu dildeki Troie kelimesinin okunuşundan Türkçeye Truva olarak da geçti ve yaygınlaştı. Anadolu'daki bir kentin isminin Fransızca'dan alınması arkeologlar ve resmi kurumlarca eleştirilmekte, "Troya" adı yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.[1]

Bugünkü Hisarlık (39°58′K, 26°13′D) mevkinde 1870'lerde Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından keşfedilen antik şehrin kalıntılarında ondan daha sonra yapılan kazılar sonucunda, aynı yerde yedi kez -farklı dönemlerde- kent kurulduğu ve farklı dönemlere ait 33 katman olduğu saptanmıştır. Schliemann Troya'da bulduğu hazineyi önce Yunanistan'a kaçırmıştır. II. Dünya Savaşı'ndan önce Almanya'da olduğu bilinmekte olan hazine daha sonra kayıplara karışmış ve yakın zamana dek hazine hakkında bilgi alınamamıştır. Fakat kısa zaman önce Ruslar bu hazinenin kendilerinde olduğunu açıklamışlardır.


Troyalılar, Sardis kökenli Herakleid hanedanının yerine geçmiş ve Anadolu'yu 505 yıl boyunca Lidya krallığı Candaules (MÖ 735-718)dönemine dek yönetmişlerdir. İonlar, Kimmerler, Frigyalılar, Miletliler onlardan sonra Anadolu'da yayılmış, ardından MÖ 546 yılında Pers istilası gelmiştir.

Troya'lı kahramanlar

Dardanus (Troya'nın kurucusu ve Çanakkale Boğazı'nın isim babası), Laomedon, Ganymede, Priamos, Paris, Hector, Teucer, Aesacus, Oenone, Tithonus, Antigone, Memnon, Corythus, Aineias, Brutus, Elymus

Troia kazılarında 1995 yılında bulunan Luvi dilindeki Bronz mühür (Troia VII tabakasında (M.Ö. 12. yy) bulunmuştur. Çapı 2,3 cm'dir. Ön yüzde, Luvi dilindeki Hieroglif yazıtta bir katibin ismi, arka yüzde de karısının ismi yer almaktadır.) ve bronz tanrıça heykelciği , Truvalıların Luvi oldukları ve dini inançlarınında Anadolunun iç kesimlerinde yaşayanlarla aynı olduğunun en güçlü kanıtıdır. Diğer taraftan Bu buluntu, Troia'daki en eski yazılı belgedir ve Troia'nın Hititlerle olan ilişkilerine işaret etmektedir.

1462 yılında Midilli'yi kuşatmaya giden Sutan II. Mehmed, Truva'da durup Homeros'da adı geçen kahramanların mezarlarını aramış ve şöyle demiştir:'Tanrı, yıllar sonra olsa bile, bu kentin ve burada yaşayanların intikamını bana nasip etmiştir.

Kimi iddialara göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethinden sonra Truva'ya giderek Truvalı kahramanların anısına kurban kesmiştir ve "Truvalıların öcünü aldım" demiştir

Mustafa kemal Büyük Taarruzda yanındakilerin duyacağı şekilde Truva'nın intikamını aldım der.

Gerek İlion , gerekse Truva (Troia) adları en az MÖ. 2000 yıldan , olasılıkla Luwi dilinden gelme yöre yada kent adlarının Helen ağzında az çok değiştirilmiş biçimleridir. Adların Helen destan inancına göre , yöre halkının Kralı Tros ile oğlu İlos'un adlarından gelme olduğu ünlü Homeros'un İlyada adlı destanında anlatılır. Bu çok önemli antik kentin yeri ve kalıntıları Çanakkale boğazı güney girişinde , İntepe Bucağı, Tevfikiye (Asarlık) köyü yakınında Hisarlık mevkiinde ovaya egemen bir tepecik üzerindedir. Yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarında, Lelegler tarafından kurulmuştur.

Farklı dillerde, yazılış ve söyleniş biçimi olan Troia ismi, Türkçe'de "Troya", Fransızca okunuşu nedeniyle de, 19. yüzyıldan itibaren "Truva" olarak da bilinir. Homeros'un İliada destanında aynı yer için hem Troia hem de İlios ismi kullanılmıştır. İliada Destanı'nda 49 kez Troia, 106 kez İlios ismi geçmektedir. İliada'da "kutsal İlios" tanımlaması sıkça rastlanır. Daha az kullanılan Troia ise "sağlam duvarlarla çevrilmiş", "güçlü kuleli", "geniş caddeli", "rüzgarlı" tanımlamalarla birlikte anılmaktadır. Kent için kullanılmış iki isim de Homeros'tan çok daha eskiye dayanmaktadır. Destan eskilerden anlatıla gelerek Homeros'a kadar ulaşmıştır.

Troia, Çanakkale Boğazı'nın Asya kıyısında, Karamenderes (Skamander) Nehri'nin Ege Denizi'ne döküldüğü deltaya yakın bir yerdedir. Burası, söz konusu çevre içindeki tarihöncesi yerleşmeler arasında en büyüğü ve en önemlisidir. Troia höyüğü, Karamenderes Nehri'nin (Skamendros) oluşturduğu alüvyonun ovasından yaklaşık 20-25m yükseklikteki bir platonun üstünde yer almaktadır. Üçgen biçimli plato, başlangıcı yaklaşık M.Ö. 3000e tarihlenen savunma sistemli bir yerleşme için stratejik bir konuma sahipti. O dönemlerde, deniz, höyüğün bulunduğu yükseltinin kuzeyine kadar ulaşmaktaydı. 2000 yıl süren Tunç Çağı'nda, yerleşmedeki kültür dolgusu 15 metreye ulaşır. Troia, iki kıta (Avrupa ve Asya) ve iki deniz (Ege ve Karadeniz) arasındaki stratejik konumu nedeniyle binlerce yıl yerleşim görmüş ve bu nedenle pek çok yıkım ve savaşa tanıklık etmiştir.

Troia, Çanakkale Boğazı girişi yakınındaki Hisarlık mevkisindeki Tunç Çağından kalma kale ve kentle birlikte Troia Savaşı sonunda yok edilen Kral Priamos'un efsanevi kentinin ortak adıdır. Troia, ilios ya da Ilion olarak da anılıyordu. Truva, 1996 yılında “Tarihî Millî Park” ilan edilmiş ve 1998de Unesco Dünya Miras Listesine dahil edilmiştir.

.TRUVA'NIN YERİ

Bu çok önemli antik kentin yeri ve kalıntıları Çanakkale Boğazı güney girişinde , Erenköy (İntepe) Beldesi , Tevfikiye (Asarlık) köyü yakınında Hisarlık (eski Pergamos) mevkiinde ovaya egemen bir tepecik üzerindedir.Çanakkale İl merkezine 30 Km. mesafededir.

TRUVA'NIN KURULUŞU

Senmatros (semadirek) adasının kralı KORTİYOS 'un oğlu olan Dardanos , Hellespont'un Anadolu kıyısına gelerek Dardanos kentini kurar MÖ. 1537 yılında ölünce yerine oğlu ARİHTONYOS kıral olur. 75 yıl süren krallığından sonra kendine yeni bir kent kurar .Bu kent onun adı olan TROVA olarak ünlenir. Bu kalenin yöresine de TROVADA adı verilir. Anadolunun bir çok yerinden gelen halkla bu kent çabucak gelişir. TRO'nun oğlu İLOS zamanında ise bir şehir olarak büyür ve gelişir .Yörede ün ve önem kazanır. İLO'nun ölümü üzerine oğlu LAOMEDON (MÖ:1346) yılında Kral olur olmaz TRUVA'nın iç kalesini inşa ettirir .Bu kale İLİON-İLYON adı ile ünlenir.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Troia (Truva) Antik Kenti Troia (Truva) Antik Kenti Troia iki kıta arasında yer almaktadır. Bu nedenle bir ticaret ,zenginlik ve savaş kentidir. Yine bu nedenle...
Termessos Antik Kenti Termessos, (Güllük Dağı): Antalyanın 30 km kuzeybatısında, iki dağ arasındaki doğal bir düzlük üstünde, deniz düzeyinden 1.050 m yükseklikte kurulu antik kenttir. Dağlık Pisidya Bölgesinin sağlam...
İlion - (İlios - Troya - Truva - Troya Şehri) İlion - (İlios - Troya - Truva - Troya Şehri) Çanakkale Boğazı'nda, Anadolu yakınında sahilden yirmi beş kilometre içeride, bugün Hisarcık Höyüğü denilen yerde bulunan meşhur Troya kalesine...
Troya (Truva) Efsanesi Troya (Truva) Efsanesi Zamanımızdan takriben 3200 yıl önce Çanakkale Boğazı yakınlarında "Troya isimli bir kent varmış. Bu kentin, barışsever; fakat cesur insanları, kralları, Priamos'un idaresi...
Türkiye'nin Antik Kentleri - Side Antik Kenti Side Antik Kenti Vikipedi, özgür ansiklopedi "Side" adı Anadolu dilinde "Nar" anlamına gelmektedir. Bu özellik ve belgede bulunan bazı yazıtlardan elde edilen bilgiler Side tarihinin...

 
Forum Stats
Üyeler: 66,545
Konular : 231,583
Mesajlar: 417,113
Şuan Sitemizde: 126

En Son Üye: mund006

Sosyal Linkler
Twitter Butonları





Google+ Butonu


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:40.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.