Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Sağlık
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Emes Hastalığı

Genel Sağlık kategorisinde ve Sağlık forumunda bulunan Emes Hastalığı konusunu görüntülemektesiniz.
Emes Hastalığı Özellikle genç erişkinlerde görülen, genellikle atak ve düzelmelerle bazen de ilerleyici bir seyir gösteren sebebi tam olarak belli ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 29-07-2007, 17:55
 
Standart Emes Hastalığı

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Emes Hastalığı

Özellikle genç erişkinlerde görülen, genellikle atak ve düzelmelerle bazen de ilerleyici bir seyir gösteren sebebi tam olarak belli olmayan santral sinir sisteminde(beyin de) dağınık lezyonların bulunduğu bir hastalıktır. Hastalık adını da lezyonların özelliklerinden almıştır. Yani santral sinir sisteminin birden çok yerinde lezyon olması (Multipl) ve yıkılan miyelin kılıfının yerinde sert bir dokunun (Skleroz) gelişmesidir. Hastalıkta etkilenen beyin bölgesine bağlı olarak klinik belirtiler ortaya çıkar.

Bugün için MSin kesin nedeni ortaya konulamamıştır. Hastalığın kesin nedeni bilinememektedir.fakat çevresel faktörler, iklim, yaşanan bölge, toprak, su, diyet, genetik yatkınlık ve enfeksiyonlar gibi durumlar hastalığın gelişmesinde etkili olabileceği düşünülmektedir.

Hastalığın ilk atağında genellikle tek bir bulgu bulunmakla birlikte, birden fazlada bulgu da bulunabilmektedir. Ataklarda en sık görülen belirtiler, bir tarafta veya bir veya birden çok kol vebacakta kuvvetsizlik, uyuşukluk gibi kuvvet kaybı veya duyu bozukluğu, bir gözde ağrılı görme kaybı veya bulanık görme, çift görme, yürüyüş bozukluğu(yalpalayarak yürüme), konuşma bozukluğu, dengesizlik, idrar yapmada zorluk veya idrar kaçırma, cinsel fonksiyon bozuklukları, yorgunluk gibi bulgular değişik sıklıkta görülebilmektedir. Egzersiz veya çok sıcak bir banyodan sonra veya sıcak havalarda uzun süre güneşlenmek yada ateşin yükselmesi ile mevcut nörolojik bulguların ağırlaşması MSte görülen belirtilerdendir. Başın öne doğru ani eğilmesi ile kol ve bacaklarda ani bir iğnelenme ve elektriklenme şeklinde hissin ortaya çıkması MSli hastalarda bulunabilen diğer bir belirtidir. Bunların dışında MSte nadir olarak karşılaşılabilecek bulgular arasında konuşma da bozukluk (Afazi), epileptik nöbet, psikiyatrik bozukluklar , unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerdir. bu belirtilerden bir veya daha fazlası birarada bulunabilir. bu belirti ve bulgular MSe özgü olmayıp birçok nörolojik hastalıkta da görülebilmektedir.hastalığa genellikle genç yaşta (20-40 yaş) rastlanır.

Ataklarda ortaya çıkan bulgular bazen tam düzelirken bazen hafif şeklinde kalabilir veya hiç düzelme görülmeyebilir veya bir atakta bazı belirtiler tam düzelirken bazıları aynı şekilde kalabilir. Bazı hastalarda klinik belirtiler atak ve düzelmelerle seyrederken zaman içinde giderek ilerleyen bir seyir alabilir. Bazılarında ise başlangıçtan itibaren giderek kötüleşen ve hiç düzelme görülmeyen bir seyir gösterebilir.

Ataklarda ne gibi bulguların olacağı ve ne kadar süreceği ve bulguların ne kadarı düzeleceği ne kadarı sekel olarak kalacağı önceden tahmin edilemez.

Şu an için hastalığı kesin tedavi edecek bir tedavi yöntemi olmamakla birlikte hastalık tedavisi olmayan bir hastalıkta değildir. MSin klinik seyrinin her hastada değişiklik göstermesi nedeniyle bir hasta için uygun olan bir tedavi diğeri için uygun olmadığından tedavinin, bir doktor tarafından yapılması ve takip edilmesi önemlidir.

Atak tedavisinde halk arasında kortizon olarak bilinen Kortikosteroitler uygulanmaktadır.

Atakların sıklığını ve ciddiyetine azaltan tedavi ise interferonlar ve glatiramer asetat. Hastalığı tedavi eden ilaçlar olmamakla birlikte hastalığın seyri üzerinde kısmen etkili olması nedeniyle uygun hastalarda kullanılmaktadır.

EMES hastalığı, beyindeki ve omurilikteki sinirlerin yıpranması ve bozulmasıyla ortaya çıkan, görmede bulanıklık, geçici görme kaybı, çift görme, kolda veya bacakta güçsüzlük, yürüyüşte dengesizlik, ellerde titreme, konuşmada bozukluk gibi belirtiler gösteren, bağışıklık sisteminden kaynaklanan ve doğrudan merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalıktır.

Dünyada AIDS üzerine yapılan araştırmalardan daha çok para harcanarak araştırmaları yapılan, nedeni ve kesin tedavisi tüm çalışmalara rağmen yıllardır tespit edilemeyen EMES hastalığı nedeniyle Türkiye'de 40 bine yakın kişi mağdur durumdadır.

Tedavisinde önemli adımlar atılmasına rağmen hâlâ gizemini koruyan bu hastalığa yakalananlar, şeker hastaları gibi iğne vurulmak zorunda olup bu iğnelerin aylık tutarı 2.000 TLyi bulmaktadır. Bu yüzden sosyal güvence bu hastalar için daha önemlidir







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 14-09-2009, 12:50
 
Standart Cevap: Emes Hastalığı

Multipl Skleroz nedir?
Multipl skleroz ya da kısaca MS olarak söylenen hastalığınız olduğunu doktorunuzdan öğrendiniz. MS sinir sisteminin kronik bir hastalığıdır. Belirtileri basit bir görme bulanıklığından tam bir felç arasında değişir. Çok çok nadiren öldürücüdür.

MSun nedeni nedir?

Bugünkü bilgilerimize göre MSa kesin neden olabilecek bir sebep ortaya konulamamıştır. Yapılan değişik araştırmalarda hastalığa neden olabilecek çok çeşitli nedenler (daha önce geçirilmiş virütik infeksiyonlar çevreden kaynaklanan bazı zehirli maddeler beslenme alışkanlıkları coğrafi faktörler vücudun savunma sisteminde bozukluk…) ileriye sürülmüşse de hiç birisi kesin neden olarak ortaya konulamamıştır.

MS nasıl oluşur?
Vücuttaki sinir lifleri - hem beyinde hem de omurilikte - myelin olarak adlandırılan ve sinir liflerinin etrafını saran koruyucu bir kılıfla sarılıdır. Bu bir elektrik kablosunun etrafını saran koruyucu olan ve kısa devreleri önleyen plastiğe benzetilebilir. Multipl skleroz bu myelin kılıfının yıkılması sonucu ortaya çıkar. Myelin kılıfı herhangi bir yerden yıkıldığında - parçalandığında beyinden çıkan ya da beyine giden elektrik akımları yavaşlar ve ilgili yerlere gidemez ya da yanlış yerlere doğru yönlenir. Böylece MSun belirtileri ortaya çıkar. Bunlar yama şeklinde beynin ya da omuriliğin değişik yerlerinde aynı veya farklı zamanlarda birden çok yerde (Multiple) ortaya çıkar. Ve bu yerlerde parçalanan myelin kılıfı yerinde sert bir doku (Skleroz) oluşur.

Kılıf erimesi-harabiyeti / sert doku düzelir mi?
Genellikle vücut tarafından tamir edilir ve harabiyete bağlı oluşan şikayetlerde bu düzelme ile ortadan kalkar. Ancak bazen atakların sık olması düzelmeye-tamire fırsat vermez ve sekeller (kalıcı fonksiyonel bozukluklar) ortaya çıkar.

Ne kadar sıklıkla ortaya çıkar?
Hastalığın sıklığı ülkeden ülkeye iklimden iklime farklılıklar gösterir. Ilıman iklimlerde daha sık olarak izlenir. Kadınlarda erkeklere göre biraz daha az oranda izlenir. Ortalama olarak 100.000 kişide 5 ile 30 kişide görülür.

MSun belirtileri nelerdir?
Çok değişik şekilde ortaya çıkabilir. Bu belirtiler beyni beyinciği beyin sapını ve omurilikte etkilediği yerlere göre değişmekle birlikte genel olarak; vücutta uyuşmalar kas güçsüzlüğü aralıklı bitkinlik hareketlerde dengesizlik bulanık-çift görme baş dönmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Bu belirtiler tek başına ya da birden fazlası bir arada ortaya çıkabilir. Bazıları hastalığın başlangıç döneminde ortaya çıkar bazıları ise geç dönemde ortaya çıkabilir.

MSin santral sinir sisteminin bir çok alanını etkilemesi kliniğe de yansımakta ve hastalarda birden çok belirtiye sebep olmaktadır. Hastalığın ilk atağında genellikle tek bir bulgu bulunmakla birlikte birden fazlada bulgu da bulunabilmektedir. Ataklarda en sık görülen belirtiler bir tarafta veya bir veya birden çok ekstremitede kuvvetsizlik uyuşukluk gibi kuvvet kaybı veya duyu bozukluğu bir gözde ağrılı görme kaybı veya bulanık görme çift görme yürüyüş bozukluğu(yalpalayarak yürüme) konuşma bozukluğu dengesizlik idrar yapmada zorluk veya idrar kaçırma cinsel fonksiyon bozuklukları yorgunluk gibi bulgular değişik sıklıkta görülebilmektedir. Egzersiz veya çok sıcak bir banyodan sonra veya sıcak havalarda uzun süre güneşlenmek yada infeksiyonlara bağlı vücut ısısının yükseldiği durumlarda mevcut nörolojik bulguların ağırlaşması MSte görülen belirtilerdendir. Başın öne doğru ani eğilmesi ile kol ve bacaklarda ani bir iğnelenme ve elektriklenme şeklinde hissin ortaya çıkması MSli hastalarda bulunabilen diğer bir belirtidir. Bunların dışında MSte nadir olarak karşılaşılabilecek bulgular arasında lisan fonksiyonlarında bozukluk (Afazi) epileptik nöbet psikiyatrik bozukluklar (Psikoz affktif bozukluklar depresyon) unutkanlık konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerdir. Yukarıdaki belirtilerden bir veya daha fazlası birarada bulunabilir. Bazıları hastalığın başlangıç döneminde ortaya çıkar bazıları ise geç dönemde ortaya çıkabilir. Fakat unutmamak gerekir ki bu belirti ve bulgular MSe özgü olmayıp birçok nörolojik hastalıkta görülebilmektedir. Bu belirtileri olanlarda MSi düşündürebilecek en önemli ip uçları şunlardır. Şikayetlerin genç yaşta (20-40 yaş) başlaması beyinin değişik yerlerinin tutulduğuna ait birden çok belirtinin olması ve bu belirtilerin tekrarlayıcı nitelikte olması yani belirli bir süre devam edip tam yada tama yakın düzelmesi ve bir süre sonra aynı veya değişik bulguların tekrar başlamasıdır. Bir örnek vermek gerekirse 5 yıl önce bir gözde 15-20 gün kadar sürerek düzelen görme kaybı bulunan 20 yaşındaki bir hastada bundan 1 yıl sonra bir ay içinde düzelen dengesizlik bir tarafında his kusuru yalpalayarak yürüme ve konuşma bozukluğu yakınmasının bulunması ve son olarak idrar kaçırma çift görme ve bir tarafında kuvvetsizlik gelişmesi ataklarla seyreden bir MS hastasına örnek olarak gösterilebilir.
Görüldüğü gibi MSte birçok belirti ve bulgu bulunmakta ve hastalık değişik şekilde seyredebilmektedir. Fakat hastalık herkesi aynı şekil ve şiddete etkilemez. Belirtiler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Hatta aynı kişide hastalığın seyri zaman içinde değişkenlik gösterir. Bazı hastalarda her atakta aynı şikayetler bulunurken bazılarında her atakta farklı belirtiler bulunabilir. Ataklarda ortaya çıkan bulgular bazen tam düzelirken bazen hafif şeklinde kalabilir veya hiç düzelme görülmeyebilir veya bir atakta bazı belirtiler tam düzelirken bazıları aynı şekilde kalabilir. Bazı hastalarda klinik belirtiler atak ve düzelmelerle seyrederken zaman içinde giderek ilerleyen bir seyir alabilir. Bazılarında ise başlangıçtan itibaren giderek kötüleşen ve hiç düzelme görülmeyen bir seyir gösterebilir.



Atak ne demektir?
Yukarıda belirtilen MS ortaya çıkış şikayetlerinin ayrı zamanlarda önceden tahmin edilemeyen şekilde ortaya çıkmasıdır. Klinik bulgulardan bir ya da bir kaçının en az 24 saat süreyle ortaya çıkması ve bunların en az 1 ay süreyle devam etmesidir. Günler haftalar veya aylarca süren ataklar olabilir. Genellikle ardından düzelme dönemi ortaya çıkar.

Ataklar önceden tahmin edilebilir mi?
Hastaya ve hastalığın tipine göre ataklar değişmekle birlikte atakların ne zaman ve ne sıklıkla ortaya çıkacağı önceden kesinlikle tahmin edilemez.

MSun farklı şekilleri var mıdır? varsa nasıl?
Evet seyir olarak hastalığın dört tipi vardır.

1. İyi huylu MS (Benign): Bu tipte hafif ataklar vardır ve atakları tam düzelme takip eder. Zamanla biriken bir kötüleşme olmaz ve kalıcı bir hasar bırakmaz. Genellikle bu tipte ilk belirti az hissetme-uyuşma gibi yakınmalardır. Ancak hastalığın başlangıcından 10-15 yıl sonra bazı olgularda küçük sekeller bırakabilir. MS li hastaların yaklaşık %20si bu tipe girer.

2. Tekrarlayan ve düzelen tip (Relapsing-remitting): MSluların yaklaşık %25i bu gruba girer. Erken dönemde genellikle benign tipe benzer ve ataklardan sonra tam iyileşmeler olur. Ataklar gün ve hafta veya aylarca sürebilir. Ataklar daha önceki bulguların alevlenmesi veya yeni bir şikayet oluşması şeklinde olabilir. Yine de tekrarlayan ataklar sonrası bazı sekeller kalabilir.

3. İkincil ilerleyen tip: Başlangıcı “tekrarlayan ve düzelen” tip gibidir. Fakat tekrarlayan ataklar sonrası düzelme daha zorlaşabilir hatta durabilir. Böylece sekeller artabilir. Bu grup hastalığın başlangıcının 15-20 yılı içinde ortaya çıkar.

4. Birincil ilerleyen tip: Ataklarla birlikte ya da ataksız seyir gösterebilir. Ataklı seyirde hastalığın başlangıcından itibaren giderek artan fonksiyonel kayıp (sakatlık) ataklarla daha da şiddetlenebilir ve giderek kalıcı fonksiyonel bozukluklar artar. MSluların az bir kısmı bu gruba girer.

Bulaşıcı mıdır?
Bulaşıcılık MS için söz konusu değildir.

Kanserleşme söz konusu mudur?

Kanserleşme mümkün değildir ve MS bir çeşit kanser değildir.

MS ailevi midir?
Aileden geçen hastalık özelliklerini taşımaz anneden ya da babadan çocuğa geçmez. Ancak ailesinde MS olan bireylerin hastalığa yakalanma şansı ailesinde MS olmayanlara göre daha yüksektir.

MS tanısı nasıl konur?
Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve muayenesi sonrası tanıyı koymak için genellikle beyin görüntüleme filmi (Magnetic Resonance Imaging veya MRI ) ve beyin omurilik suyu incelemesi ve bazı yardımcı incelemeler yapılır. Bunların sonucunun bir arada değerlendirilmesiyle bir nöroloji hekimince tanı kolaylıkla konur. Beyin omurilik suyu alınması hasta için hatta hekim içinde zor olsa da MS tanısı için önemlidir.

Olası-olabilir MS nedir?
Yukarıda belirtilen şekilde genellikle tanı koymak kolay olmasına rağmen nadir de olsa bazen tanı koymak zor olabilir ve kesin tanı aylar-yıllar süren takipler sonrası konabilir. Bu durumdaki MSlu hastalar “olası-olabilir MS” olarak adlandırılır.

Hastalığın seyri nasıldır?
Hastalığın seyri genellikle iyi huyludur. Seyir yukarıda anlatılan MS tipleriyle yakın ilişkilidir.

Hastalığın seyrinin iyi olduğunu gösteren deliller var mıdır?
Kısmen evet. Genellikle kadınlarda duyusal şikayetlerle ortaya çıkması durumunda ve atakların hafif şiddetli olması atak aralarının uzun olması ve tama yakın düzelme iyi seyir lehine değerlendirilir.

MSin tedavisi var mıdır?
Bir dereceye kadar evet. Tedaviyle atakların hem sıklığı hem de ağırlığı azaltılabilir.

Tedavisi nasıldır?
MSun üç çeşit tedavisi vardır.

1. ATAK TEDAVİSİ: Bugün için dünyanın her yerinde damardan yüksek doz kortikosteroid uygulanması ve ardından giderek azaltılan dozda ağızdan tedaviye devam edilerek sonlandırılmasıdır.

2. SEMPTOMATİK TEDAVİ: Bu tedavi şeklinde hastada ortaya çıkmış olan nörolojik bozuklukların ve şikayetlerin (uyuşukluk idrar kaçırma uykusuzluk şikayetleri gibi…) ilaçla ya da fizik tedavi ile mümkün olduğunca giderilmeye çalışılmasıdır.

3. İMMUNMODULATOR TEDAVİ: Hastalığın nedeni bağışıklık-savunma sistemindeki bozukluk sorumlu tutulduğu için gerek atak sıklığını azaltmak gerek hastalığın ilerlemesini engellemek amacıyla uygulanan bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi yöntemidir.

Tedaviyle tam olarak iyileşebilir mi?
Bugün için maalesef HAYIR. Ancak MS üzerinde dünyanın her yerinde bir çok çalışmalar yapılmakta ve her geçen gün tedavi konusunda yeni ilerlemeler kaydedilmektedir. Umuyoruz ki yakın zamanda etkili tedavi şekilleri bulunacak ve kullanımlarına geçilecektir.

Tedavi için dünyada neler yapılıyor?
Bugün için öncelikle hastalığı tetikleyen esas neden ortaya konulmaya çalışılmakta ve bir çok yeni ilaç araştırılmaktadır. Bunların bir kısmı kobay hayvanlar üzerinde halen denenmekte bir kısmı da insanlar üzerinde deneme aşamasındadır. Son 3-5 yıldır tedavi amacıyla onaylanıp piyasaya sürülen ilaçlarda vardır. Ancak yukarıda belirtildiği gibi hastalığın tipine göre tedavi şekilleri farklılık arzetmektedir. Bundan dolayı her ilaç her hastada kullanılamamaktadır.

Özel bir beslenme gerektirir mi?
MS nedeni olarak beslenme alışkanlıkları suçlanmıştır. Ancak bugün beslenmedeki eksiklikler ya da fazlalıkların neden olduğu konusunda elimizde kesin bir veri yoktur. MS plakları sonuçta sinir kılıfı dışındaki yağ kılıfının erimesi olarak düşünülmüş ve özel yağ asidleri içeren diyetlerle onarıma yardımcı olunmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalardan olumlu sonuç alınamamıştır. Yinede hayvansal yağların diyetten azaltılması ve bitkisel yağlara ağırlık verilmesi tavsiye edilmektedir.

Çocuk sahibi olabilir miyim?
Elbette. MSlu kadınların (ve erkeklerin) bir çoğu çocuk sahibidir.

Gebelik MS seyri üzerinde olumsuz etki eder mi?
Gebelik sırasında kadın vücudunda çeşitli hormon değişiklikleri olur. Bu değişiklikler hastalığın aktivitesini azaltır! Ancak anne için doğumdan sonraki ilk altı ayda yeni bir atak ortaya çıkma riski normal zamana göre 2-3 kat artmaktadır. Ancak yapılan çalışmalarda gebelik sonrası ortaya çıkan bu atakların uzun dönemde sekelleri arttırmadığı gösterilmiştir. (Bu noktada şunu da belirtmek gerekir hastalık için alınan bazı ilaçlar anne karnındaki çocuk üzerinde olumsuz etki yapabileceğinden gebelik istenmesi durumunda sizi takip eden hekime danışılmalıdır.)

Depresyon sık mıdır?
Depresyon ve bazı diğer psikiyatrik hastalıklar nispeten sık olarak izlenirler. Bunların bazılarının hastalığın kronik seyretmesi sonucu ortaya çıktığı kabul edilir. Diğer bir kısmının ise kişide MS ortaya çıkmadan önce var olduğu hatta hastalığın nedeni olduğu iddia edilir.

İdrar problemi sık mıdır?
Hemen hemen MSun tüm formlarında değişik derecelerde idrar yapma ile ilgili problemler ortaya çıkar. Bu idrara yapamama (tam veya yeterince boşalamamış hissi şeklinde) idrarı tutamama çok sık idrara çıkma idrar yaparken yanma hissi şeklinde olabilir. Bu idrar kesesinin hissini alan ya da idrar yaparken idrar torbasını kasan sinirlerin tutulumuna göre farklı bulgular verir ve genellikle nörojenik mesane olarak adlandırılır.

İdrar yolu enfeksiyonu sık mıdır?
Üriner enfeksiyon özellikle kadınlarda sık olarak izlenir.

İdrar yolu enfeksiyonunu önlemek için neler yapılabilir?
Öncelikle günlük yeterli miktarda sıvı alarak yeterli idrar çıkışını sağlamalısınız. Yaklaşık günde altı bardak kadar sıvı (1600-1800 ml) almalısınız. Bu alımla günde yaklaşık 800-1000 ml idrar çıkışı sağlanabilir ve günde 4 veya 5 kez idrar yapma ihtiyacınız ortaya çıkar. Birde C vitaminini içeren besinleri (portakal limon..) almanız idrarınızı asitleştirerek enfeksiyon gelişimini önlemede yardımcı olabilir.

Diğer önemli bir olayda sakatlığa bağlı hareketi sınırlı olan ve idrar yapmayla ilgili problemi olan kişilerin temizliğine mümkün olduğunca dikkat etmesidir. Bu çok basit ama etkili bir enfeksiyon önleme yöntemidir. Bu önerileri yerine getirdiğiniz halde eğer idrar yaparken yanma çok sık idrara çıkma idrar yaptığınız halde yeterince boşalamama gibi şikayetiniz olursa ikinci adım erkenden hekiminize problemi bildirmektir.

Cinsel fonksiyonlarda bozulma oluşur mu?
Bazen. Özellikle omur ilik tutulumu sonrasında değişik şekillerde hem kadın hem de erkeklerde cinsel fonksiyonlarda bozulma / yetersizlik ortaya çıkabilmektedir.

Sıcakta şikayetler artar mı?
Yaz aylarında ve sıcak banyo sonrası MSun bazı belirtilerinde artış ortaya çıkabilmektedir.

Egzersizin yararı var mıdır?
Öncelikle şunu belirtmek gerekir; temel olarak MS kasların değil sinirlerin bir hastalığıdır. Ancak sinirlerin tutulumuna bağlı ikincil olarak kaslarda değişik şekillerde etkilenebilirler (kaslarda devamlı kasılma kaslarda incelme gibi). Egzersiz MSun neden olduğu kılıf erimesini önleyemez ve bunu tersine çeviremez. Ayrıca hastalığınızın var olan NÖROLOJİK seyrini değiştirmez. Ancak kendinizi ruhsal açıdan daha iyi canlı hissetmenizi sağlar. Yorgunluğunuzu azaltabilir uykunuzu düzeltebilir ve günlük yaşamınızı daha çok bağımsız yapmanızı sağlayabilir.

Kaplıcalar yarar sağlar mı?
Sıcak su içeren kaplıcalar şikayetlerinizin artışına neden olabilir.

Nasıl bir egzersiz yapılmalı?
Aşırı egzersiz yorgunluğunuzu güçsüzlüğünüzü ağrınızı ve kaslarınızdaki sertliği arttırabilir. Dolayısıyla aşırı olmasından kaçınmalısınız. Özellikle eklemleri ilgilendiren kaslarınızda güçsüzlük varsa aşırı zorlamadan dikkatli egzersiz yapmalısınız. Ekleminize zarar verip şikayetlerinizi daha da arttırabilir. Rehabilitasyon uzmanının sizin hastalığınızın derecesine göre tavsiye edeceği egzersizleri uygulamalısınız.


  #3  
Alt 14-09-2009, 12:51
 
Standart Cevap: Emes Hastalığı

MS NEDİR ?

Multipl Skleroz (MS) beyinde ve omurilikte, mesajları taşıyan sinir telleri etrafındaki koruyucu kılıfın (miyelin kılıfı) hastalığıdır. Kılıfın hasar gördüğü yerlerde sertleşmiş dokular (skleroz) yer almaktadır. Bu sertleşmiş alana da plak denir. Bu plaklar, sinir sistemi içinde pek çok yerde oluşabilir ve sinirler boyunca mesajların iletilmesini engelleyebilir.
MS belirtileri, şiddet ve seyir yönünden hastadan hastaya çok büyük değişiklikler gösterebilir. Bazı hastalarda değişik hastalık tabloları arka arkaya ortaya çıkar, daha sonra tam ya da kısmi iyileşme görülür. Belirtiler etkilenen sinir sistemi bölgesine göre farklıdır. Bunlar arasında halsizlik, karıncalanma, uyuşma, duyu eksikliği, denge bozukluğu, çift görme görme azlığı, konuşma bozukluğu, titreme, kol ve bacaklarda sertlik, güçsüzlük, idrar kaçırma veya yapamama, erkeklerde cinsel güç azlığı … sayılabilir. Tanımlanan belirtilerin bir ya da birkaçına birlikte rastlanabilir.
Multipl Skleroz (MS) genç insanlarda trafik kazaları dışında nörolojik nedenli özürlülüklerde birinci sırayı almaktadır.Hastalık genellikle gençlerde, kadınlarda, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek toplumlarda, kentlerde yaşayan eğitim düzeyi yüksek kişilerde görülen bir hastalıktır.
Hastalığın ilk belirtileri birkaç gün içinde ortaya çıkar; alevlenmeler ve düzelmelerle seyreder. Başlangıç dönemlerinde tam bir düzelme gösterirken bazen hastalığın ilerlemiş evrelerinde, az sayıda hastada baştan itibaren düzelmeler olmaksızın kötüleşme söz konusu olabilir.
Bütün bunların dışında MSin ne olmadığının da belirtilmesi, konunun daha iyi anlaşılması için yararlı olacaktır.Öncelikle Multipl Skleroz ölümcül bir hastalık değildir. Bu konuda yapılmış pek çok çalışma vardır.Bu çalışmalarda ortalama yaşam süresi açısından MSlilerle sağlıklı bireyler arasında önemli bir fark olmadığı ortaya konmuştur.
MSli kişilerin, bazen aldıkları ilaçların etkisiyle enfeksiyon hastalıklarına karşı direnme güçleri azalır. Bu nedenle hastaların solunum yolları enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları gibi hastalıklara diğer insanlardan daha fazla yakalanma eğilimleri vardır.
MS, bir akıl ya da ruh hastalığı değildir. Halkımız arasında “sinir hastalığı” deyimi akıl hastalığı deyimi ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Oysa MS tıbbi olarak tamamen bir sinir sistemi hastalığı olup merkezi sinir sistemi ile organların bilgi iletişimini sağlayan omuriliğin miyelin tabakası üzerindeki fiziksel tahribatın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
MS kalıtsal bir hastalık değildir. Bununla birlikte, genel olarak ailelerde genetik ortak faktörler kuşaktan kuşağa taşındığından ailelerinde MS bulunan kişilerin MSe yakalanma eğilimi az da olsa vardır. Bunlara ek olarak MSte bulaşıcılık söz konusu değildir.
MSin nedeni henüz kesin olarak tesbit edilebilmiş değildir. Bununla birlikte, beyin ve omurilikteki sinir telciklerinin etrafını saran miyelin tabakasının etkilendiği bilinmektedir. Burada bozulan, sinir dokusunun miyelin adı verilen özel bir bölümüdür ve bu tip bozukluğun adı “demiyelinizasyon”dur. Miyelininin bozulduğu alanda oluşan ve basitçe yara kabuğuna benzetebileceğimiz bu sınırlı alana da “PLAK” adını veriyoruz. Bu plaklar, daha önce yukarıda da belirttiğimiz gibi beyin ve diğer organlar arasındaki iletişimi engelleyerek bir takım bozuklukların oluşmasına neden olur.
Merkezi sinir sistemi (MSS) öğeleri, fonksiyonlarına göre semptomların nereden kaynaklandığını belirlemeye yarar. Beyin, (cerebrum) düşünce ve hareketi kontrol eder. Bu bölgede demiyelinizasyon (miyelin eksikliği) ; hafıza, motivasyon, kavrama, kişilik, dokunma, duyma, görme ve kas gücünü etkileyebilir. Beynin arkasında yer alan beyincik (cerebellum), hareketlerdeki koordinasyon ile bacaklar, kollar ve elleri kapsayan kas etkinliklerini kontrol eder.
Beynin bu bölümü, aynı zamanda yürüme, koşma gibi faaliyetler sırasında bedenin dengesini sağlar. Beynin 12 kranial sinirinin de etkilenme olasılığı vardır ki bunlar da ; görme, göz hareketleri, konuşma, yutkunma ve duymada zaaflara neden olabilir. Beyin sapı (brain stem), kafatasının merkezinde bulunur ve özerk (istem dışı) fonksiyonlar kadar göz hareketlerinden de sorumludur. Örneğin nefes almak, kalp atışları, terlemek, tuvalet gereksinimlerini karşılamak özerk fonksiyonlardır.
Son bölüm ise omuriliktir (spinal cord). Bu, geniş bir elektrik hattı gibi sinir tellerinin üzerindeki emirlerin beyin ve bedenin diğer bölümleri arasında rahatça dolaşımını sağlar. Bu bölümdeki harabiyet, vücut ve beyin arasında iletişim kaybına neden olur. Dokunma algısını da içeren mesajların beyne ulaşımı engellenir. Benzer olarak bacaklar, eller ve diğer organlara yönelik beyin emirleri engellenir.
Henüz bilinmeyen ve önceden anlaşılmayan bir nedenle ortaya çıkan ve en az 24-48 saat devam eden yeni bir nörolojik bozukluk (uyuşmalar, denge ve yürüme bozuklukları, görme bozuklukları ve kayıpları ….) veya uzun zamandır devam eden bir durumun belirgin kötüleşmesi şeklindeyse bu durum “ATAK” olarak değerlendirilir. Bir ay içinde olan tüm olaylar aynı atağın parçaları olarak düşünülür.
Ataklar uygun şekilde ve mümkün olduğunca çabuk tedavi edilmelidir. Bu nedenle atak geçirdiğinizi düşünüyorsanız mutlaka zaman geçirmeden tedavinizi yürüten tıp merkezine başvurmalısınız. Bir atağın devam süresi ve ne zaman geçeceği önceden tahmin edilemez. İki atak arasında bir iyilik dönemi vardır. Bu dönem içinde hastalık ilerlemez ve vücut kendi kendini iyileştirmeye çalışır.
İki atak arasındaki iyilik döneminin ne kadar süreceği de bilinememektedir. Bazı MSliler bir ataktan sonra bazen uzun yıllar ikinci bir atak geçirmemektedirler.

MS TANISI NASIL KONUR ?
MS, beyin ve omurilikten gelen elektriksel mesajları organlara ileten sinirlerin miyelin adı verilen kılıflardaki iltihaplanmalar ve daha sonra bu iltihaplanan kısımlarda oluşan sertleşmeler nedeniyle mesajların organlara iletilmemesinden oluşur demiştik. Bu durum , bahsettiğimiz beynin ve omuriliğin çok farklı ve birbirine benzemeyen yerlerinde meydana geldiğinden değişik şikayetlere neden olur. Ortaya koyduğu sorunlar tablosu her hasta için farklıdır ve diğer hastalıkları çağrıştıran bir şekil alabilir.
Laboratuvar yöntemlerindeki büyük gelişmelere rağmen MS tanısı esas olarak hastanın öyküsü ile bulgu ve belirtilere dayanır. Yineleyip düzelmeler ile yani açıkça ayırtedilebilen ataklarla giden ve sinir sisteminde dağınık yerleşime ait bulguların saptandığı bir hastada tanı hiç zor değildir. Ancak bir atakla başvuran ya da hastalığın sinsi başlayıp yavaş yavaş ilerlediği durumlarda standart tanı kriterleri tam olarak karşılanmaz ve kesin tanı gecikebilir.
İlk olarak başdönmesi, çift görme, tek veya çift gözde görme azalması, dengesizlik ya da kol ve bacaklarda güç yitimi gibi semptomlar (belirtiler) ortaya çıkabilir. Nörolojik açıdan hastanın aşikar fonksiyon kayıplarının dışında kalan sistemlerine ait bozukluklar da saptanırsa MSten kuşkulanılır. Akabindeki dönemlerde, herbir atağın ardından görülen düzelici (remisyon) niteliği de gözlenirse tanı büyük ölçüde kesinleşir.
Her iki bacakta yavaş ilerleyici güç azlığı özellikle tanı zorluğu gösteren bir durumdur. Bu hastalarda sinir sisteminin diğer bölgelerine ait tutuluş bulgularının varlığı ve yardımcı laboratuvar incelemeleri ( manyetik rezonans görüntüleme, uyarılmış yanıtlar ) ile tanı konulabilir.
Tanıya yardımcı araçlardan en önemlisi beyin ve omuriliğin Manyetik Rezonans Görüntüleme ( MRG ) yöntemiyle incelenmesidir. Beyindeki plaklar MRG ile açık olarak görülürler. Plakların etkinlikleri ise damar yoluyla paramanyetik bir madde olan Gadolinyum ( Gd ) verilerek belirlenir. Bir plağın Gd tutması etkin olduğunu gösterir.
Tanıya yardımcı olarak beyin omurilik sıvısının bazı özellikleri incelenebilir. Olignokal band, miyelin temelli protein, immun globulin G indeksi gibi ölçümlerde normal dışı değerler bulunması beyinde bağışıklık sistemiyle ilgili bir sorun olduğunun habercisidir. Ayrıca görsel, işitsel, ve bedensel uyarılmış yanıtlarda anormallikler olması da sırasıyla göz ve kulağın beyin bağlantıları üzerinde ve omurilikte yerleşmiş plağa işaret eder..
Dikkatli bir hastalık öyküsü, nörolojik inceleme ve doğru kullanılmış laboratuvar değerlendirmeleri genellikle kesin tanıyı sağlar. MS tanısının olabildiğince çabuk ve doğru konması önemlidir. Hastaların çoğu gençtir ve tanıya bağlı pek çok önemli yaşam kararı vermeleri ( eğitim, evlilik, çocuk…) gerekecektir. Ancak tanı netleşmeden hiçbir hastaya MS tanısı yakıştırılmamalıdır.

HASTALIĞIN NEDENLERİ NELERDİR ?

Bu konuda pek çok farklı teoriler olmasına rağmen, elimizdeki bilgilere dayanarak MSe neyin neden olduğu tam olarak saptanamıştır. Yapılan değişik araştırmalarda hastalığa neden olabilecek çok çeşitli nedenler ( daha önce geçirilmiş virütik enfeksiyonlar, çevreden kaynaklanan bazı zehirli maddeler, beslenme alışkanlıkları, coğrafi etmenler, vücudun savunma sistemindeki bozukluklar ) sorgulanmışsa da hiç biri kesin neden olarak saptanamamıştır.
Bazı araştırmacılar, MSe henüz belirlenemeyen bir virüsün neden olduğunu ileri sürmektedirler. Bu teoriye göre, çocuklukta veya gençlik döneminde vücuda giren bu virüs; beş, on ya da on beş yıl gibi bir süre hiçbir belirti göstermeden vücutta kalmakta, daha sonra yine bilinmeyen bir nedenle, örneğin şiddetli bir üst solunum yolu hastalığı sırasında ortaya çıkmaktadır.
Diğer bir grup bilim adamı ise, oto-immün ( vücudun kendi bağışıklık sisteminin neden olduğu ) bir hastalık olduğunu düşünmektedirler. Bu teoriye göre; vücudun bağışıklık sistemi normal olarak ,vücuda giren yabancı mikrop ya da viruslara karşı vücudu korumak için karşı saldırıya geçip onlarla mücadele etmesi gerekirken, MSli kişilerde bilinmeyen bir nedenle, merkezi sinir sistemindeki sinirlerin miyelin kılıfına saldırıp onları tahrip etmektedir.
Yine araştırmalar göstermiştir ki, MS bu hastalığa genetik bir yatkınlığı olan kişilerde daha sıklıkla görülmektedir. Bu, MSin kalıtsal olduğu anl***** gelmez, fakat beyaz kan hücrelerinde bir cins HLA antigenleri bulunan kişilerin MSe diğer insanlardan daha çok yakalandıkları anlaşılmıştır.
Bu teorilerin tümünün bir arada etkileşim gösterdikleri de düşünülebilir. Yani genetik olarak yatkın kişilerde, MS ile ilgili bilinmeyen bir virüsün, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz yönde harekete geçirerek, sinirlerin miyelin tabakasına saldırmaya ve onu tahrip etmeye yönlendirdiği söylenebilir.

MSİN TEDAVİSİ VAR MIDIR ?

Bu soru bir kaç şekilde yanıtlanabilir. Kabaca hastalığın herhangi bir ilaç tedavisi ile tamamen geçip geçmeyeceği soruluyorsa , yanıt “hayır” olacaktır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, günümüz tıbbının MS ile savaşmak için pek çok silahı vardır. Bunlardan en başta geleni en eski, yine de halen en güvenilir ilaç olma özelliğini koruyan “Kortizon” grubu ilaçlardır. Kortizon, genellikle atak tedavisi amacıyla uygulanır. Bu tedavinin serum içinde uygulanması halinde hastanın kısa bir süre hastane yatışı gerekebilecektir. Yanısıra “Bağışıklık Sistemi Baskılayıcıları” grubundan bazı ilaçlar ( azathioprin,methotrexate gibi ) değişik protokoller için de önerilebilirler.
Atakların ortaya çıkmasını önlemek üzere bazı yeni ilaçlar geliştirilmiştir.Bir kaç tip İnterferon ve Kopolimer haftada 1-3 kez enjeksiyon şeklinde uygulanan ilaçlardır. Gerek atakların yineleme oranını, gerekse beyin manyetik rezonans görüntüleme tetkikinde plak sayısındaki artışı önemli oranda azalttıkları için belli ölçütlere uyan hastalara verilebilirler. Bu tedavilerin sık enjeksiyonlarla hastaya belli bir rahatsızlık yüklemeleri yanısıra en büyük dezavatajları son derece pahalı olmalarıdır.
Bunların dışında hastalığın etkinliğini baskılamak için Azathioprin Methotraxate, Cyclophosphamide, İmmunglobulinler de kullanılmakta ve daha bir çok ilaçlarla tedavi çalışmaları yapılmaktadır. Tanımlanan bu koruyucu tedavilerin uygulanması hastaneye yatışı gerektirmez. Tedaviyi yürüten merkezin organizasyonu ile enjeksiyonu hasta ya da bir yakını öğrenerek evinde uygulayabilir.

BİR MS HASTASINA, YUKARIDA TANIMLANAN TEDAVİLERDEN HANGİSİNİN NE ZAMAN UYGULANACAĞI, TAMAMEN KENDİSİNİ İZLEYEN HEKİMİN KARAR VEREBİLECEĞİ BİR KONUDUR. HER TEDAVİ, HER HASTAYA UYGUN OLMAYACAĞI GİBİ, HER HASTANIN HASTALIĞI DA BİR DİĞERİNDEN FARKLIDIR.
Tedavi her zaman hastanede yatarak yapılmaz. Amaç MS hastalarının olağan gündelik yaşamlarını ve işlerini sürdürmeleri olduğuna göre, hastalar olduğunca ayakta izlenirler. Ancak hastanede sürdürülmesi gereken bir tetkik veya tedavi planlanırsa, ya da ciddi bir atak gelişimi halinde hastaneye yatış planlanabilir.
MS hastalığının cerrahi bir yanı yoktur. Yani ameliyat gerektirmez. Bazen yanlış tanılar nedeniyle ameliyat olmuş hastalar vardır. Bunlar arasında en sık olanı bel fıtığı tanısı ile yapılan ameliyatlardır. Ender olarak beyin tümörü tanısı ile yanlışlıkla yapılmış operasyonlar bildirilmiştir. Hastalığın ileri devrelerinde kalıcı mesane, barsak işlev bozuklukları ya da ortopedik kusurlarla ilgili düzeltici ameliyatlar planlanabilir. Yeni tedavi denemeleri ile bilgi ve haberler daha sonraki sayılarımızda daha detaylı verilecektir.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon MS tedavisinde vazgeçilemeyecek bir tedavi yöntemidir. Amacı güçsüzlük, hareket kabiliyetinde azalma, mesane bozuklukları gibi bazı nörolojik bulguların; ikincil olarak da eklemlerde kireçlenme ve donma, kaslarda kireçlenme ve donma, kaslarda erime ve kireçlenme, yatak yaraları, akciğer ve idrar yolu enfeksiyonları gibi sorunlar yaratarak hastanın ıstırabını ve fonksiyon kaybını daha da artırmasını önlemektir. Ayrıca hastanın hareket yeteneğini ve fonksiyonlarını arttıracak yardımcı destek aletlerinin tesbiti ve teminini sağlar.

ÖNLEME VE KONTROL

Yukarıdaki bölümlerde belirtildiği gibi MSin nedeni ve tedavisi tam olarak bilinmemektedir. Uzmanlar sürekli olarak hastalığın tedavisi için çok yönlü araştırmalar yapmaktalar. Bazı heyecan verici gelişmeler, soruların çok yakında çözümlenme noktasına ulaştığını haber veriyor. Bir grup hastanın kullandığı atak azaltıcı/hastalık düzenleyici ilaçlar son yılların en önemli gelişmeleri. Yararlı buluşların sürmesine karşın henüz MSin tam tedavisi bulunabilmiş değil.
Bilindiği üzere hastalık belirtileri her hastada farklı olabiliyor. Bu semptomların yoğunluğu rahatsız edici, kızdırıcı ve hatta sakatlayıcı bir tablo yaratabiliyor. Öyleyse önemli olan MS ile birlikte en konforlu yaşamı sağlayabilmektir. ÖNLEME VE KONTROL ALTINDA TUTMA MSLE KONFORLU YAŞAMANIN ANAHTARLARIDIR. MSli kimselerin çoğunda bu amaçla ilaçla ya da ilaçsız tedaviler uygulanır. Uygun bir tedaviyle bir MS belirtisinin düzelmesi her hasta için hayati önem taşır.

MULTİPL SKLEROZDA TEDAVİLER
VE İLAÇ KULLANIMDA GÖRÜLEN YAN ETKİLER ÜZERİNE
Günümüz tıbbının MS ile savaşmak için pek çok silahı vardır. Bunlardan en başta geleni en eski, yine de halen en güvenilir ilaç olma özelliğini koruyan “Kortizon” grubu ilaçlardır. Kortizon, genellikle atak tedavisi amacıyla uygulanır. Bu tedavinin serum içinde uygulanması halinde hastanın kısa bir süre hastane yatışı gerekebilecektir. Yanısıra “Bağışıklık Sistemi Baskılayıcıları” grubundan bazı ilaçlar ( Azathiopirin, Methotrexate gibi ) değişik protokoller için de önerilebilirler.
Atakların ortaya çıkmasını önlemek üzere bazı ilaçlar geliştirilmiştir. Bir kaç tip İnterferon ve Glatiramer Asetat (Copaxone) haftada 1-3 kez enjeksiyon şeklinde uygulanan ilaçlardır. Gerek atakların yineleme oranını, gerekse beyin manyetik rezonans görüntüleme tetkikinde plak sayısındaki artışı önemli oranda azalttıkları için belli ölçütlere uyan hastalara verilebilirler. Bu tedavilerin sık enjeksiyonlarla hastaya belli bir rahatsızlık yüklemeleri yanı sıra en büyük dezavantajları son derece pahalı olmalarıdır. Bunların dışında hastalığın etkinliğini baskılamak için Azathiopirin Methotraxate, Cyclophosphamide, İmmunglobulinler de kullanılmakta ve daha bir çok ilaçlarla tedavi çalışmaları yapılmaktadır. Tanımlanan bu koruyucu tedavilerin uygulanması hastaneye yatışı gerektirmez. Tedaviyi yürüten merkezin organizasyonu ile enjeksiyonu hasta ya da bir yakını öğrenerek evinde uygulayabilir.
MSli bir kişide yukarida belirtilen tedavilerden hangisinin ne zaman uygulanacagi, tamamen kendisini izleyen hekimin karar verebilecegi bir konudur. Her tedavi, her kişiye uygun olmayacagi gibi, her hastanin hastaligi da bir digerinden farklidir.
Tedavi her zaman hastanede yatarak yapilmaz. Amaç MS hastalarinin olagan gündelik yaşamlarini ve işlerini sürdürmeleri olduguna göre, hastalar oldugunca ayakta izlenirler. Ancak hastanede sürdürülmesi gereken bir tetkik veya tedavi planlanirsa, ya da ciddi bir atak gelişimi halinde hastaneye yatiş planlanabilir.
MS hastaliginin cerrahi bir yani yoktur. Yani ameliyat gerektirmez. Bazen yanliş tanilar nedeniyle ameliyat olmuş hastalar vardir. Bunlar arasinda en sik olani bel fitigi tanisi ile yapilan ameliyatlardir. Ender olarak beyin tümörü tanisi ile yanlişlikla yapilmiş operasyonlar bildirilmiştir. Hastaligin ileri devrelerinde kalici mesane, barsak işlev bozukluklari ya da ortopedik kusurlarla ilgili düzeltici ameliyatlar planlanabilir.
Aşagida Multipl Skleroz sagaltiliminda kullanilan temel ilaçlar ile bunlarin kullanimda ortaya çikabilecek yan etkiler ve bunlarla baş edebilmek için size işik tutacak bir takim önerileri bulacaksiniz.

MULTIPL SKLEROZ TEDAVISINDE
KULLANILAN ILAÇ TÜRLERI VE
YAN ETKILERI

KORTIKOSTEROIDLER ( KORTIZONLAR )
Prednizolon-Metilprednizolon-ACTH
(Deltacortil, Neocorten, Prednol, Synacten)
Bu formda kullanilan ilaçlar yukarida da belirtildigi gibi atak tedavisinde tercih edilirler ve kullanim amaçlari atak esnasinda MSli bireyleri hastalığın şiddetinden korumak, bu dönemi zararsızca geçiştirebilmektir yani bir anlamda kortizonlar Multipl Sklerozda hastalığı ve nedenlerini ortadan kaldırıcı değil kişiyi atağın şiddetinden koruyucu tedavilerdir. Kortizonlar hakkında iki ucu keskin bir bıçak benzetilmesini sanırız duymuşsunuzdur. Bu benzetme ilacın yan etkilerinin çok olmasından kaynaklanmaktadır. Bu bölümde kortikosteroidlerle ilgili görülebilecek tüm yan etkiler verilmiştir. Ancak bu tedaviyi alan her hastada aşağıda belirtilen yan etkilerin tümü görülmeyebilir. Bununla birlikte yan etkilerle baş edebilmek için yapılan önerilere uyulursa yaşayabileceğiniz sıkıntılar en aza inecektir.
*Yan etkileri ve baş edebilmeniz için öneriler
Sabah saatlerinde kandaki kortizon (kortikosteroid) düzeyi en düşük seviyededir. Bu yüzden ilacınızı günde bir defa (tek doz) olarak alıyorsanız, sabah saatlerinde alınız.
Bu ilaçlar mide ülserine neden olabilirler. Hekiminiz tarafından kortikosteroid ilaçların yanında mide asit salgısını azaltan ilaçlar önerilmiş olabilir. Bunlar ,mide asit salgısını azaltan ve nötralize eden etkilere sahiptir. Bu ilaçları hekiminizin önerdiği şekilde alınız. Olası ülser kanamasını erken fark edebilmek için dışkınızı gözleyiniz. Siyah, koyu renkli ve kötü kokuluysa ayrıca kahve telvesi şeklinde kusma olursa, hekiminize başvurunuz. İlacınızı yiyeceklerle birlikte alınız.
Tüm gıdalar doğal olarak bir miktar tuz içerirler.( Sebzeler, meyveler, et….vs.) Normalde; aldığımız tuzun fazlası vücuttan atılır. Bu ilaçlar tuz mekanizmasını etkileyerek vücutta tuzu tutar ve buna paralel olarak su da tutulur. Özellikle ayaklarda ve göz kapaklarında olmak üzere tüm vücutta şişme olur, tansiyonunuz yükselebilir ve kalbin yükü artar.Bundan korunmak için yiyeceklerinize tuz eklemeyiniz, tuz içeren hazır gıdalar tüketmeyiniz.( Tuzlu ekmek, kuruyemişler, zeytin, peynir ,et ürünleri ) Tansiyonunuzu ölçtürünüz, değişme olduğunda ve çarpıntı hissettiğinizde hekiminize başvurunuz.
Kortikosteroidler kanda şeker düzeyini yükseltebilirler. Eğer şeker hastalığı şüpheniz varsa ; alışılmışın dışında fazla su içiyorsanız, idrar miktarınız fazlaysa, fazla yemek yiyorsanız hekiminize başvurunuz.
Kortikosteroidler vücuttan potasyum kaybına neden olurlar. Bu nedenle potasyum içeren yiyecekler (Patates, kayısı, muz, sarı gıdalar….vs.) tüketiniz.
Kalsiyum kemiğin yapısında bulunan, kemiğin bütünlüğünü sağlayan bir mineraldir. Bu ilaçlar kalsiyumun kemikten kana geçmesine neden olarak kemik erimesine yol açabilirler. Aynı zamanda çok hareketsiz kalmak da aynı etkiyi gösterir. Bunu karşı kendinizi korumak amacıyla kalsiyum açısından zengin (süt ve süt ürünleri) gıdalar tüketiniz. Hekiminiz egzersiz öneriyorsa yapınız. Dişlerinizle ilgili rahatsızlık hissettiğinizde hekiminize danışınız.
Kortikosteroidler iştahı arttırarak fazla yemeye ve kilo artışına neden olurlar. Size verilen diyete uymanıza rağmen kilo artışınız beş kiloyu aştıysa hekiminize başvurunuz.
Vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan lenfosit adını verdiğimiz hücreler vardır. Kortikosteroidler lenfosit düzeyinin azalmasına neden olurlar. Tedavi sırasında kişinin enfeksiyonlara (grip, nezle gibi) yatkınlığı artar ve yara iyileşmesi gecikir, çünkü bireyin enfeksiyon ajanlarına (mikroplara) karşı savunma gücü azalmıştır. Bundan kaçınmak amacıyla enfeksiyon geçiren kişilerden ve temiz olmayan ortamlardan uzak durunuz . Bulunduğunuz ortamı sık sık havalandırınız ve beslenmenize dikkat ediniz.
Kortikosteroidler, yüzde ve boyun bölgesinde yağ birikimine ve sivilce oluşumuna ayrıca kahverengi lekelere sebep olabilirler. Yüz ve boyun bölgesinde biriken yağlar kilo aldığınızı düşündürecektir. Telaşlanmayınız, tedavi sonrasında bir süre zarfında geriye dönüş olacaktır.
Bu tür ilaçların vücutta proteinleri yıkım özelliği vardır. Buna bağlı olarak kas yoğunluğu azalır, kol ve bacaklarda incelme olabilir. İncelme sonucu güçsüzlük ve çabuk yorulma gözlenebilir. Hekiminizin önereceği egzersizleri yaparsanız şikayetlerinizde azalma hissedebilirsiniz.
Kortikosteroidler kadınlarda adet düzensizliği, adet sıklığında azalma ve kıllanmada artış yapabilirler. Bu değişiklikler tedavinin bitiminde düzelebilmektedir.
Bu tedavi sırasında uykusuzluk, kendini çok güçlü hissetme ya da içedönme, yaşamı anlamsız bulma, nedensiz ağlama, öfkelenme gibi değişiklikler olabilmektedir. Bu durumu arkadaşlarınızla birlikte olarak, ilginizi farklı alanlara kaydırarak ve farklı sosyal aktivitelere katılarak yenebilirsiniz. Ama yine de mutsuzluğunuz devam ediyorsa hekiminize danışmanız en sağlıklı yol olacaktır.
Bu ilaçlar , diğer ilaçlarla olumlu veya olumsuz etkileşime girebilir . Bir ilacın etkisi azalıp diğer ilacın etkisi artabilir. Tedavi sırasında hekiminizin izni olmadan başka ilaç almayınız.
Kortikosteroidler kullanılmaya başladığında vücudunuz ilacın etkisine alışacaktır. İlaç alımını birdenbire keserseniz bulantı, kusma, ishal, kas krampları, halsizlik, karın ağrısı, ve ateş yükselmesi gibi belirtilerle karşılaşabilirsiniz. Bunu önlemek için; kullanılan ilacın dozunun yavaş yavaş düşürülmesi ve ardından kesilmesi önerilebilir.
Başka bir rahatsızlık söz konusu olduğunda da muayene olduğunuz hekime bu gruba giren ilaçlardan kullandığınızı belirtmenizde yarar vardır.

İNTERFERONLAR (IFN)
(Avonex, Betaferon, Rebif)
Üşüme, titreme, ateş, halsizlik gibi etkiler görülebilir.
Bu gibi yakınmaların engellenmesi için enjeksiyondan önce ve sonra parasetamol veya NSAİ (İbuprofen) kullanılabilir. (Şikayetler 2-3 ayda düzelme gösterebilir.)
Karaciğerde zarara neden olabilirler.
Böbrekte zarara neden olabilir.
Çok ender de olsa kansızlığa neden olabilir.
Bu tür yakınmaları engelleyebilmek 6 ayda bir geniş test taraması yapılabilir.
Deri döküntülerine rastlanabilir.
Bu durumda öncelikle ilaç kesilerek döküntüler tedavi edilir. Bir süre sonra yeniden iğnelere başlanır.
Depresyon
Uygun ilaç seçimi ve psikiyatrik yardım etkili olur.
Enjeksiyon yeri problemleri
İlacın dikkatli uygulanması, aralıklı enjeksiyon uygulama eğitimi ve tedavi sonrası sorun giderilir.
İnterferonlar ne zaman kesilmelidir?
Gebelik
Ağır ateşli hastalıklar
Ciddi IFN yan etkileri
Ağır depresyon
IFN etkisizliği (Çok sayıda atak geçirilmesi)

İMMUNO SUPRESİFLER (Bağışıklık sistemi baskılayıcıları)
(Azathiopirin, Methotrexate, İmuran)
Mide ağrısı
Başlangıçta düşük doz ile başlanarak mide yanması önlenebilir.
Eklem ağrıları
Aşırı eklem ağrıları olursa bireysel duyarlılık nedeniyle ilaç kullanılmayabilir.
Kemik iliği baskılanması
Kemik iliği baskılanması için önceleri her 15 günde, daha sonra her ay ya da 2 ayda bir kan sayımı yaparak izlenir.
Halsizlik
Karaciğere toksik etki
Karaciğer testleri başlarda her ay yapılır. Devamındaki aylarda daha seyrekleştirilebilir.

ANTİDEPRESANLAR
(Trisiklik Antidepresanlar, Laroxyl, SSRI, Seroxat ,Cipram, Prozac )
Sedasyon (Uyku hali) genel şikayetlerdendir. Alışılır.
Uyku düzenliği bozukluğu (Aworix uykusuzluğa yol açabilir.)
Ağızda kurumalara neden olur.
Amantadin
(Amantadin Ratio-pharm)
Livedo reticularis
Akıl şaşkınlığı
Bireysel duyarlılık olursa ilaç kesilir.

MULTİPL SKLEROZ TEDAVİSİ: Hastalık gidişini değiştiren ilaçlar
Hastalık gidişini değiştiren (hastalığı modifiye eden) ilaçlar bir atağı önleyebilen ya da atak şiddetini azaltabilen ilaçlardır. Halihazırda bu tipten iki madde vardır:İnterferonlar ve glatiramer asetat.

İNTERFERONLAR (IFN): Bunlar, bedende bir yangı oluştuğu zaman belli hücrelerden salınan yangıyı azaltma veya arttırma özelliği olan maddelerdir. İki tip beta-IFN vardır:a ve b. IFN-beta 1 a haftada 3 kez cilt altına ve haftada 1 kez kas içine enjeksiyon şeklinde uygulanan 2, ve IFN-beta 1b günaşırı cilt altına uygulanan enjeksiyon şeklinde 1 ilaç olarak bulunmaktadır. Her 3 ilacın da birbirlerine göre bazı farklılıkları bulunmakla birlikte, kabaca atak sayısını üçte bir oranında azalttıkları söylenebilir. Ayrıca atak şiddetini azalttıkları ve MR ölçütlerinde de olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir.
Tüm IFNler enjeksiyon şeklinde uygulanirlar. Uygun bir egitim ile hasta ya da eşi bu uygulamayi kendileri yapabilirler. IFNler yan etkileri az olan ilaçlardır. En sık görülen yan etkiler enjeksiyon yerinde kızarıklık ve şişme, enjeksiyondan hemen sonra beliren ve birkaç saat süren grip benzeri belirtilerdir (ateş, üşüme,titreme, halsizlik). Bunlar geçici olup, birkaç ayda ortadan kalkarlar. IFN-beta 1b için depresyon izlenmesi gereken bir yan etkidir. Daha az görülen yan etkileri ve alınacak önlemleri hasta, izleyen doktoru ile tartışmalıdır. IFN tedavisi her MSli için uygun bir tedavi değildir. Daha çok genç, kalıcı nörolojik problemleri az ve ataklar ile giden tipteki MSli bireylere uygulanır. Hangi hastaya IFN tedavisi uygulanacağına izleyen doktor karar verir.
GLATİRAMER ASETAT (Copolymer 1): Bu da, IFNler gibi atak sayısını ve şiddetini kısmen azaltan, sentetik protein yapısında bir maddedir. Her gün cilt altına enjeksiyon şeklinde uygulanır. Glatiramer asetat ta IFNlerde olduğu gibi izleyen hekimin seçtiği uygun hastalara uygulanır.

Kladribin:
1. Uygun Sınıf I kanıtlar temelinde, kladribinin MSin hem relapsing, hem de progresif biçimleri bulunan hastalarda Gd. tutulmasını azalttığı sonucuna varılmıştır ( A Tipi öneri).
2. Bununla birlikte, Kladribin tedavisi hem atak oranı, hem de hastalık ilerlemesi açısından hastalaık sürecin olumlu bir yönde değiştiriyor gibi görünmemektedir (C Tipi öneri)
Siklosporin:
1. Bu Sınıf I çalışma temelinde, Siklosporinin progresif MSte bazı terapötik yaralar sağlamasının mümkün olduğu kabul edilmiştir ( C Tipi öneri).
2. Bununla birlikte, küçük miktarda yararla birlikte başta nefroroksisite olmak üzere, sık yan etki oluşması, bu tedavi yaklaşımının risk/yarar oranını kabul edilemez hale getirmektedir ( B Tipi Öneri)
Mitoksantron:
1. Bugüne kadar gerçekleştirilen intravenöz immünglobin (IVIg) çalışmaları genellikle az sayıda hastayı kapsamış, klinik ve MRG sonuçları üzerine tam ver sağlamamış ya da sorgulanan metotlar kullanılmıştır. Bu nedenle IVIgnin RRMSteki atak oranını azaltması sadece mümkün olabilir. (C Tipi öneri)
1. Güncel kanıtlar IVIgnin hastalık ilerlemesinin yavaşlatılması açısından küçük bir yarar sağladığını düşündürmektedir. (C Tipi öneri)
İntravenöz İmmünglobin:
1. Bugüne kadar gerçekleştirilen intravenöz immünglobin (IVIg)çalışmaları genellikle az sayıda hastayı kapsamış, klinik ve MRG sonuçları üzerine tam veri sağlanmamış ya da sorgulanan metotlar kullanılmışlardır. Bu nedenle , IVIgin RRMS deki atak oranını azaltması sadece mümkün olabilir. ( Ctip öneri)
2. Güncel kanıtlar IVIgin hastalık ilerlemesinin yavaşlatılması açısından küçük bir yarar sağladığını düşündürmektedir. (Ctipi öneri)
Plazma değişimi:
1. Uyumlu Sınıf I, II ve III çalışmaların temelinde, plazma değişiminin progresif MSin tedavisinde az değeri vardır ya da değeri yoktur (A tipi öneri).
2. Tek bir küçük Sınıf I çalışma temelinde plazma değişiminin, daha önceden özürlü olmayan kişilerde ağır akut demiyelinizasyon epizotlarının tedavisinde yaralım olmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir.
Sulfasalazin:
1. Tek bir Sınıf I çalışma temelinde, MSin sulfasazalin ile tedavisinin MSte terapötik yarar sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır


  #4  
Alt 14-09-2009, 12:52
 
Standart Cevap: Emes Hastalığı

EMES HASTALİGİ TEDAVİSİ MÜMKÜN OLAN BİR HASTALIKTIR...

MULTİPL SKLEROZ NEDİR?

Beyin ve omuriliğin (merkezi sinir sisteminin) bir hastalığıdır.

MS beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol
kabiliyetini bozar.

“Multipl” denmesinin nedeni:

• Beyin ve omuriliğin bir çok farklı alanı etkilenir.

• Belirtileri hafif ya da ağır olabilir. Aniden ortaya çıkabilir ya da
kaybolabilir.

“Skleroz” denmesinin nedeni:

• Hastalık beyin ve omuriliğin hasarlı alanlarında sklerozan plaklar,
yani sertleşmiş dokular oluşturur.

• Bir akıl hastalığı değildir.

• Bulaşıcı değildir.

• Henüz önlenebilir ya da tamamen tedavi edilebilir değildir.

Multipl Skleroz hakkında bilinmesi gereken en önemli şey nedir?

Merkezi sinir sisteminin gençler arasında görülen yaygın bir hastalığıdır.

MSlilerin aileleri ve yakınlarından oluşan çok daha fazla sayıda kişi ise
duygusal, maddi ve fiziksel zorluklarla karşı karşıyadır.

Genç erişkinler MSe yakalanma olasılığı en yüksek olanlardır; hem de
hayatlarının en verimli yıllarında...

Her yıl araştırma için dünyada milyonlarca dolar harcanmaktadır.
En az bir o kadarı da yardım ve destek için harcanmaktadır. Hastalık
nedeniyle kaybolan işgücü değeri ise faturayı ayrıca kabartmaktadır.
MSi daha yakından tanımakla MSlilerin hayattan daha çok tad almalarını
ve MSten daha az etkilenmelerini sağlayabilirsiniz.

MS merkezi sinir sistemini nasıl etkiler?

Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine
elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer.
Bu mesajlar bilinçli ve bilinçsiz tüm hareketlerimizi kontrol eder.

Multipl Skleroz mesajların düzgün bir şekilde iletilmesini bozar.

Sağlıklı sinir liflerinin çoğu mesajların iletilmesini kolaylaştıran
miyelin denen yağlı bir madde ile çevrelenmiştir.

MSde miyelin parçalanır ve miyelinin yerini nedbeleşmiş (sertleşmiş)
doku alır. Bu da mesajın geçişini saptırır ya da tümden bloke eder.

Vücut fonksiyonları kontrol edilemez hale gelir, çünkü:

• Mesajlar gerektiği gibi iletilemez
• Mesajlar yanlış bölgeye gider

Multipl Skleroza yol açan nedir?

Bu, tıbbın en büyük sırlarından biridir.

• Sebep bilinmemektedir

• Bir tedavi bulunamamıştır

• Kimin MSye yakalanacağını önceden bilmek mümkün değildir.

Bu konuda üç yaygın teori vardır:

I- Virüs Saldırısı

• Virüsler vücuda girdiklerinde vücut hücreleri içinde hızla
çoğalırlar. Çoğu virüsler hızla bazı hastalık belirtilerine yol açar.
Yavaş etkileyen belirli bazı virüsler ise daha sonra tekrar ortaya
çıkarak yeni belirtilere yol açarlar. Diğer bazı yavaş etkili virüsler
ise vücutta herhangi bir hastalığa yol açmadan önce aylar hatta
yıllarca gizli kalabilirler.

• MS bazı yavaş etkili virüsler tarafından meydana getirilebilir
ya da bilinen bir virüse karşı gösterilen gecikmiş bir reaksiyon
olabilir.

II- Bağışıklık reaksiyonu

• Vücudumuz, virüsler ve bakteriler gibi hastalık etmenlerini yok eden
ve doğuştan gelen bir savunma sistemine sahiptir.

• Savunma sistemi geri tepebilir ve vücudun kendi hücrelerine
saldırabilir. Buna “Oto-immun reaksiyon” denir.

• MS, vücudun yanlışlıkla kendi dokusuna saldırdığı bir oto-immun
reaksiyon sonucunda ortaya çıkmış olabilir.

III- Kombinasyon

Hem virüsler hem de bağışıklık sistemi reaksiyonu MSe yol açabilir.

• Virüsler vücuda girdiğinde hücreler içinde gelişmeye başlarlar.

• Vücudun savunma mekanizması hem virüslere karşı hemde vücudun
kendi hücrelerine karşı tahrip edici olabilir.

Kimler MSe yakalanır?

MS hakkında bilmediğimiz o kadar çok şey vardır ki, kimin MSe
yakalanacağını tahmin edemeyiz.

Gene de kimlerin MSe yakalanma olasılığının daha yüksek olması
hakkında şöyle bir tablo çizilebilir:

Genç erişkinler
Belirtiler genellikle 20-40 yaşları arasında ortaya çıkar. 15 yaşın altında ve 50 yaşın üstünde nadiren görülür.

Kadınlar
Kadınlar erkeklere göre daha fazla oranda MSe yakalanırlar. MS hamilelikle ilgili değildir (MSli hanımlar çocuk sahibi olabilirler). Ilıman iklim kuşağında oturan insanlar
MS 40-60 derece güney ve kuzey enlemleri arasında sık görülür. Bir bölge Ekvatora ne kadar yakınsa MS vakası da o kadar azdır.

Sağlık şartlarının iyi olduğu bölgelerde yaşayan insanlar
Bu bölgelerde MS vakası sık görülür. Muhtemelen bu bölgede yaşayan çocuklar MSe karşı bağışıklık sağlayacak bazı faktörlere maruz kalmamaktadırlar.

MSin belirtileri çok çeşitlidir.

• Kişiden kişiye değişir

• Aynı kişide zaman zaman değişebilir.

Dikkat

Aşağıdaki belirtilenlerin her biri başka bir hastalıktan kaynaklanabilir.
Doktorunuza mutlaka danışınız.

MS belirtileri şunları içerir:

• Göz bozukluğu: Çift görme veya gözün irade dışı hareketi

• Vücudun herhangi bir bölgesinin kısmen veya tamamen felç olması

• Ellerin Titremesi

• Mesane ve kalın barsak kontrolunun kaybı

• Sendelenme veya denge kaybı

• Dilde peltekleşme gibi konuşma bozuklukları

• Aşırı halsizlik veya kendini alışılmamış biçimde yorgun hissetme

• Koordinasyon bozukluğu

• Uyuşma veya karıncalanma hissi

• Ayakların belirgin şekilde sürüklenmesi

Başlangıç belirtileri genellikle hafiftir ve tedavi edilmeden
kaybolurlar. Fakat zaman ilerledikçe bunlar daha sık ve daha ağır
olabilir.

Tipik tablo akut belirtilerin görüldüğü kısa bir dönem ve bunu
izleyen dönemde belirtilerin hafiflemesi ya da haftalar, aylar
hatta yıllarca kaybolması şeklinde çizilebilir.

Belirtiler sinir sisteminin tutulan bölgesine göre değişiklik
gösterirler.

Multipl Sklerozu ortaya çıkarmak zor olabilir
İlk belirtinin ortaya çıkışından kesin tanının konmasına kadar çoğunlukla yıllar geçebilir, çünkü:
İlk belirtiler o kadar hafiftir ki kişi bir doktora görünmez bile...
Sinir sisteminin diğer hastalıkları da aynı uyarıcı belirtilerin bazılarını gösterirler.
Gelişmiş tüm laborutuvar teknik imkanlarına rağmen MSi kesin olarak gösteren ya da ekarte ettiren bir teknik yoktur diyebiliriz.

MS tanısını koymak için iki temel bulgu aranır:
1. Sinir sistemi hasarının belirtileri

Elde ve ayakta hissizlik veya titreme, ani güç kaybı veya felç
ortaya çıkabilir (Bu durumda merkezi sinir sisteminin iki ya da
daha çok bölgesi tutulmuş olmalıdır).

2. İyileşmeler ve kötüleşmeler

MS belirtileri diğer sinir sistemi hastalıklarından farklı olarak
herhangi bir uyarı olmaksızın ortaya çıkabilir ve kendiliğinden
iyileşmeler gösterebilir. MS lilerin çoğu tekrarlayan alevlenmelere
rağmen aktif bir hayat sürerler ve hayata olumlu yönden bakmayı
öğrenebilirler. MS uygun bir yaklaşımla ele alındığında şikayetler en aza
indirgenebilir.

ÖYLEYSE NE YAPMALI

MSlilerin ve onların ailelerine siz yardım edebilirsiniz.
• MS hakkındaki gerçekleri öğrenin ve başkalarına da öğretin.
• Gönüllü çalışmalar progra mına katılın ve MS hastaları için pratik
yardımlar sağlayın.
• MS derneğine gelir getirecek aktivitelere katılın, derneğe üye olun,
kampanyalarda görev alın.
• Fiziksel özürlü insanların toplumda yaşamasını kolaylaştıran yasaların
çıkarılmasına destek verin.
Örneğin, bütün halka açık yerlere rampaların ve asansörlerin konması
• Özürlülere uygun tuvaletlerin yapılması
• Özürlülerin toplu taşıma araçlarından faydalanması v.s.
Böylece onlara kendi kendilerine yetme şansı verin!.

Multipl Skleroz Nedir?

MS, iki önemli bölümden, beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sistemine ait bir hastalıktır. Merkezi sinir sisteminde sinir liflerini çevreleyen ve koruyan miyelin isimli yağlı bir doku vardır ve bu doku sinir liflerinin elektrik uyarılarını iletmelerine yardımcı olmaktadır. MS'de miyelin skleroz adı verilen nedbeler bırakarak birçok bölgede yok olur. Hasar gören bu bölgeler plaklar veya lezyonlar olarak da bilinmektedir. Miyelin sadece sinir liflerini korumakla kalmayıp, görevlerini yerine getirmelerini de sağlar. Miyelin yok olduğunda veya hasar gördüğünde, sinirlerin beyine giden veya beyinden gelen elektrik uyarılarını iletebilme kapasiteleri kesintiye uğramakta ve bu durum çeşitli MS belirtilerini (semptomlarını) ortaya çıkarmaktadır. MS bulaşıcı değildir. Ailenizde hiç kimse sizden bu hastalığı almayacaktır.

Bu Hastalığın Nedenleri Nelerdir?

MS'in kesin nedeni bilinmese de, birçok araştırmacı miyelin hasarının vücudun immün sisteminin (bağışıklık sisteminin) anormal bir yanıtından kaynaklandığına inanmaktadır. Normal koşullarda, immün sistem virüsler veya bakteriler gibi yabancı ''istilacılara'' karşı vücudu korur. Otoimmün hastalıklarda vücut istemeyerek kendi dokularına saldırır. MS'de ise, saldırılan madde miyelindir. Bilim adamları miyeline saldırması için immün sistemi tetikleyenin ne olduğunu henüz bilmemektedir. Birçoğu çok sayıda faktörün devreye girdiğini düşünmektedir.

MS Belirtileri (Semptomları) Nelerdir?

Belirtiler merkezi sinir sisteminin hangi bölgelerinin etkilendiğine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Herkes aynı şekilde etkilenmez. Belirtiler sadece kişiden kişiye değişiklik göstermekle kalmayıp, aynı kişide zaman içinde de değişiklik göstermektedir. Bu belirtiler ciddiyet ve süre açısından da çeşitlidir. MS'i olan bir kişi genellikle birden fazla belirti yaşar ancak bu belirtilerin hepsi herkesde görülmez. Belirtiler, halsizlik, karıncalanma, hissizlik veya doku zayıflaması, koordinasyon zayıflığı, yorgunluk, denge problemleri, görme bozuklukları, istemsiz hızlı göz hareketi (nistagmus da denir), titremeler, spastisite veya kas sertleşmesi, bozuk konuşma, bağırsak veya mesane problemleri, yalpalayarak yürüme (ataksi), cinsel işlev sorunları, ısıya hassasiyet ve kısa süreli bellek sorunları, hüküm veya muhakeme problemlerinden (kognitif problemleri) oluşmaktadır. Ciddi durumlarda MS kısmi veya tam felce neden olabilmektedir. MS'i olan kişilerin çoğunda bu belirtilerin tamamının görülmediğini unutmayalım.

MS Tanısı Nasıl Konmaktadır?

Tek başına hiçbir test MS tanısı koyamadığı için çeşitli test ve yöntemlere gerek duyulmaktadır. Bu testler şunlar olabilir;

* Doktorun geçmiş belirti ve bulguların varlığını araştıracağı tıbbi öykü
* Ayrıntılı bir nörolojik muayene
* Beyin ve omuriliğin kesin ve oldukça detaylı görüntülerini veren ve görece yeni bir görüntüleme biçimi olan MRG (manyetik rezonans görüntüleme)
* ''Uyarılmış potansiyeller'' adı verilen ve merkezi sinir sisteminin belli bir uyarıya verdiği yanıtı ölçen çalışmadır.
* Daha az kullanılan ancak tanının olağandan daha zor olduğu durumlarda faydalı olan diğer bir inceleme de spinal kanalı çevreleyen sıvının (serebrospinal sıvı veya SSS ) bileşimini araştıran beyin omurilik sıvısı incelemesidir.

Tanıyı Doğrulamak İçin - İkinci Görüşleri - Almak İyi Bir Fikir mi?

Eğer sadece bir doktorla görüştüyseniz, hiç kuşkusuz ikinci bir görüş almak mantıklı olur. Tanınızı doğrulatmak istemeniz ilk doktorunuzu kırmayacak veya üzmeyecektir.

Bir Sonraki Aşama Ne Olacak?

Bunu hiç kimse gerçekten bilmiyor; ancak siz ve doktorunuz kişisel durumunuz üzerine konuşabilirsiniz ve bu konuşma mutlaka yapılmalıdır.

Sözler ''öngörülemez'' ve ''değişken'' sözlerdir. MS sadece kişiden kişiye büyük oranda değişiklik göstermekle kalmayıp, aynı kişide zaman içinde de değişiklik göstermektedir. Bu öngörülmezlik ile yaşamak MS ile yaşamanın parçasıdır. Birçok kişi şiddetlenme dönemleri geçirmektedir. Bunlar yeni belirtilerin ortaya çıktığı akut ataklardır, veya varolan belirtilerin daha ciddi hale geldiği nüksler olarakda isimlendirilmektedirler. Şiddetlenmeleri genellikle düzelme dönemleri (remisyonlar) izlemektedir ve bu remisyonlar sizi nüks öncesi halinize döndürebildikleri gibi geriye bazı sakatlıklar da bırakabilirler. Bu MS biçimi genellikle nüks*remisyon gösteren MS olarak isimlendirilir. (Relapsing-remitting MS)

Her MS aynı değildir. Bazı kişilerde birkaç ciddi atak görülür veya hiç görülmez, bunun yerine belirtilerin sürekli kötüleştiği ve zaman içinde sakatlığın ortaya çıktığı görülür. Erken bir nüks-remisyon dönemini sürekli kötüleşme durumu izleyebilir, ki bu durumda sekonder progresif MS ismini alır. Şekil ne olursa olsun MS herhangi bir zamanda duraklayabilir.

İlk birkaç yıllık MS deneyiminiz, hastalığınızın uzun vadeli seyrinde siz ve doktorunuz için muhtemelen en iyi yol gösterici olacaktır. Eğer doktorunuz geçmişte MS'i olan başka kişilerin bakımını da yapmışsa, sizin durumunuzla ilgili başka görüşlere sahip olabilir.

MS Kalıtsal mıdır?

MS doğrudan doğruya kalıtsal değildir, bununla birlikte bazı çalışmalar ailesel eğilimin varolduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu durum kardeşlerşn veya diğer yakın akrabaların hastalığı geliştirmelerinin bir ölçüde daha muhtemel olduğu anla mına gelmektedir. Bununla birlikte, MS'i olan kişilerin yüzde 80'inde MS'i olan yakın bir akraba görülmemektedir.

MS Kimlerde Görülür?

MS kadınlarda erkeklerin neredeyse iki katı bir oranda görülmektedir. Birleşik devletlerde yaklaşık 350.000 kişinin MS ile yaşadığı tahmin edilmektedir. Bazı karmaşık MS olgularına tanı koymak zordur ve bulaşıcı bir hastalık olmadığı için olguların bildirilmesi zorunlu değildir. Bu nedenle MS'i olan kişilerin gerçek sayısı sadece tahmin yoluyla hesaplanabilmektedir.

Bütün dünyada MS tropikal iklimlere nazaran ılıman iklimlerde daha sık görülmekte ve beyaz tenli, özelliklede ataları Kuzey Avrupalı olanlar arasında daha sık ortaya çıkmaktadır.

Ya İş Hayatı? İşverenlerin Neleri Bilmesi Gereklidir?

MS kişiden kişiye değişiklik göstermektedir, dolayısıyla iş durumunuz üzerindeki etkisi de değişiklik göstermektedir.

Bir krizin ortasında iken gerek tanının hemen sonrasında, gerek belirtilerin birdenbire canlandığı bir sırada işle ilgili büyük kararlar vermenin iyi bir fikir olmadığını akıldan çıkarmayın. İlk olarak, acil sorunlardan kurtulmak için kendinize zaman tanıyın. Sonra seçeneklerinizi anlamanıza yardımcı olacak bilgi toplayın.

Size konulan tanıyı iş arkadaşlarınıza ve patronunuza açmak ya da açmamak size kalmıştır. Hukuksal açıdan bu bilgiyi açıklamanız gerekli değildir. Eğer size tıbbi bir muayeneyi gerektiren bir iş imkanı sunuldu ise, tanınız ve /veya belirtileriniz konusunda dürüst olmanız gereklidir. Bununla birlikte bir iş imkanı sadece size konan tanıya dayanarak geri çekilemez.

MS Cinselliği Etkiler mi?

MS ile bağlantılı herşey fiziksel belirtilerden, duygusal etkisine dek cinsel hayatı etkileyebilir. Ancak bu cinsel problemlerin başarılı bir şekilde tedavi edilemeyecekleri anla mına gelmez. MS'i olan kişiler tatminkar bir cinsel yaşam yaşayabilirler ve yaşamaktadırlar.

Birkaç önemli öneri:

* Eşinizle duygularınızı paylaşmaya çalışın
* Dürüstçe iletişim kurun
* Fiziksel belirtilerle ilgili tıbbi tedavi görün
* Fiziksel olmayan problemler için psikoterapiste veya cinsel terapi konusunda uzmanlaşmış bir danışmana başvurmayı düşünün.

MS'i Olan Bir Kişide Depresyona Sık Rastlanır mı?

MS tanısı konduğunda veya MS kötüleşmeye başladığında korku, şaşkınlık, kontrol kaybı ve bir ızdırap duymak olağandır. Şu ya da bu zamanda MS'i olan kişilerin yüzde 30 ila 40'ı doktorların hafif ya da orta derecede depresyon olarak tanımladıkları çöküntüye girmektedirler. Depresyon bu hastalığın neden olduğu hasarın doğrudan bir sonucuda olabilir. Depresyon ilaçlarla ve danışmanlıkla tedavi edilebilir.


  #5  
Alt 14-09-2009, 12:53
 
Standart Cevap: Emes Hastalığı

Nedeni

Bugünki bilgilerimize göre MSa kesin neden olabilecek bir sebep ortaya konulamamıştır. Yapılan değişik araştırmalarda, hastallığa neden olabilecek çok çeşitli nedenler (daha önce geçirilmiş virüs enfeksiyonları, çevreden kaynaklanan bazı zehirli maddeler, beslenme alşkanlıkları, coğrafi faktörler, vücudun savunma sisteminde bozukluk…) ileriye sürülmüşse de hiç birisi kesin neden olarak ortaya konulamamıştır. Bugün kabul edilen, hastalığa temelde genetik/ailevi bir eğilimin olduğu, çevre koşullarının ve diğer nedenlerin bu genetik üzerine eklenmesi ile hastalığın kendini gösterdiği şeklindedir.

Hastalık 1001 yüzlüdür!




1. Hastalığın en sık başlangıç belirtisi duyusal-hisle ilgili şikayetlerdir. Genellikle, elimi ayağımı hissetmiyorum değil de uyuşma-karıncalanma-keçelenme tarzında olur. Duyusal belirtiler, anlık izlenen belirtiler olarak hastaların %50-70inde ortaya çıkar. Duyusal belirtiler:


- uyuşma
- karıncalanma
- iğnelenme
- his azalması
- gerilme
- uyuşturulmuşluk hissi
- kum üzerinde yürüme hissi
- kaşınma
- yanma
- elektriklenme
- yüze ani vuran elektrik çarpması
- boyundan sırta ve ayaklara ani elektrik çarpması şeklinde olabilir.




2. Duyusal şikayetlerin ardından en sık, güç (motor) kayıpları ile kendini gösterir. Kuvvet ya da güç sorunları ile ilgili belirtiler, başlangıçta hastaların %32-40ında görülmesine karşın, yıllar içerisinde %60 hasta değişik ağırlıklarda güç kayıplarına maruz kalır. Bu doğrudan bir uzuvda kuvvet kaybı şeklinde olabileceği gibi, “ağırlaşma”, “sertleşme”, “direnç gösterme” veya “ağrı” şeklinde de olabilir. Bu tür belirtiler sıklıkla bacaklarda başlar.

Genetikmidir?

Tek yumurta ikizlerinde belirgin olarak yüksek oranda MS ortaya çıkması genetik etkinin en açık kanıtıdır. Tek (aynı) yumurta ikizlerinin 100ünün 24 eş ikizde MS ortaya çıkarken, farklı yumurtalardan doğan ikizlerin ise %2,4ünde MS tespit edilmiştir. Bu şu anlama gelir, tek yumurta ikizlerinde MS, 10 kat daha yüksek sıklıkta ortaya çıkar. Hatta hiçbir yakınması olmayan ikiz kardeşlerde yapılan beyin görüntülemelerinde (eMaR) ya da diğer inceleme yöntemlerinde, MSde ortaya çıkabilecek bozukluklar tespit edilebilir. Genel olarak bakıldığında, MS hastalarının birinci derece akrabalarının birinde MS tespit edilmesi ya da ortaya çıkma olasılığı %20dir. Ancak, MS sadece genetik bir hastalık değildir. Genetik etki ve çevresel nedenlerin etkileşimi ile ortaya çıkar.

Tanisi nasil konulur?


Tanı, bir çok hastalıkta olduğu gibi nörolojik öykü, muayene bulguları ve tetkikler sonucunda konulur. Kesin tanı için geçmişte değişik tanısal ölçütler geliştirilmiştir ve bu ölçütler kısmen zaman içerisinde elde edilen yeni bilgiler ile değiştirilmektedir. Yeni tanı ölçütleri 2005 yılında tekrar düzenlenmiştir. Bu ölçütlere göre kesin eMeS, muhtemel eMeS tanısı konur ya da tanı dışlanır. Ortak fikir belirti ve bulguların zaman ve alan açısından yayılımını esas alır. Hastalığın başlangıç aşamalarında tanı ölçütlerini karşılamayan hastalar kafa karıştırıcı olmuştur. Bazı durumlarda klinik belirtileri olan bir atak olur ama eMaR görüntülemede yaygın plaklar tespit edilir. Bu durum doğrudan eMeS adını almasa da klinik izole sendrom olarak adlandırılır.


Genellikle sık yapılan bir yanlış, eMaR görüntülemede bazen rastlantısal tespit edilen parlak alanların gereğinden fazla eMeSe eşdeğer kabul edilmesidir. Klinik belirtilerin de eMeS ile uyumlu olması gerekir. Bu görüntüler sık baş ağrısı yaşayanlarda (migrende), ileri yaşlarda, damar cidarını etkileyen bazı hastalıklarda (Sjögren sendromu, sarkoidoz, sistemik lupus eritromatozus, poliarteritis nodoza, Behçet hastalığı) sıklıkla izlenir.


eMeS tanısı konduktan sonra KIRMIZI BAYRAK ya da IŞIK durumu varsa tanıyı tekrar gözden geçirmek gerekir. Bu durumda eMeS dışında diğer hastalıklar da araştırılmalıdır: 1. ailede nörolojik hastalık varsa, 2. beyinde değil de sınırlı olarak omurilik alt kısımlarında plak görüntüsü varsa, 3. eşlik eden devamlı sırt ağrısı varsa, 4. sadece belli bölge ile ilişkili bulgular varsa, 5.hastalığın 60 yaş üzerinde ya da 15 yaş altında başlaması ve 6. ilerleyici hastalık olması. Bunlar varsa eMeS tanısı kabul edilmeden diğer hastalıklar da aranmalıdır.


Hastaligin seyri nasildir?
1. İyi
Hastalık ortaya çıktıktan sonraki 15 yılda, hasta bütün yönleri ile işlevlerinde kayıp göstermez. Bu şanslı gruba hastaların %10-15i girer. Ancak, bu süreçte atak olmaması, sonra olmayacağı anl***** gelmez.

2. Kötü
Hızlı ilerleyen bir seyirle, kısa sürede birden çok sekelle veya ölüme neden olan tiptir. Bu durum çok nadirdir.

3. Çirkin
Bu gruba, önce iyi giden ama daha sonra ikincil ilerleyen tipe dönen hastalığa denebilir.


Saglikli olmanin lüksünü yasarken belirli hastaliklarinda herkese heran olabilecegini düsünmeli ve önce kendini sevmeli kisi..


  #6  
Alt 03-08-2011, 09:44
ali%u015Fa
 
Standart Cevap: Emes Hastalığı

bacağımda gerilme elektiriklenme ve agrılar arttı agrı kesici cok içiyorum acaba zarar verirmi şimdiden teşekkür ederim


  #7  
Alt 21-02-2012, 20:03
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Emes Hastalığı

Sezaryan doğum yapmak ms hastaligina sebeb olurmu?


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
ALA Hastalığının Tedavisi - Vitiligo Hastalığı (ALA) Vitiligo Hastalığı Tedavisi ALA Hastalığının Tedavisi - Vitiligo Hastalığı (ALA) Vitiligo Hastalığı Tedavisi Halk arasında 'Ala' olarak da bilinen bu rahatsızlığın sebebi deriye renk veren hücrelerin görevini yapamamasıdır....
Als hastalığı Als hastalığı ALS yani Amyotrophic Lateral Sclerosis, ilk kez 1874 yılında tanımlandı. İlerleyici bir sinir sistemi hastalığı olan ALS motor sinirleri etkileyerek felce neden oluyor. ...
Gut Hastalığı .. Gut Hastalığı.. Vücutta özellikle proteinlerin yıkım ürünleri “ürik asit” denilen bir maddeye dönüşerek atılır. Bu maddenin atılma kusuru veya çok fazla üretilmesi nedeniyle vücudun değişik...
Ak Kan Hastalığı Kanda ak yuvarların aşırı de:-)recede çoğalmasından ileri gelir. Dalakta ve lenfa bezlerinde mey:-)dana gelen lenfositler çoğalmışsa lenfoit, kemik iliğinde teşekkül eden lokositler çoğalmışsa...
Aşk HastaLığı Aşk hastalığı bazen facialara yol açan bir nevi 'melankoli' midir? Aşk acısı yaşayan kişinin kendisini değersiz, yetersiz, önemsiz, çirkin ve aptal hissedebileceğini ve zihninin sürekli olumsuz...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,747
Konular : 238,998
Mesajlar: 426,232
Şuan Sitemizde: 155

En Son Üye: alpermert

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:49.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.