Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Sağlık
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Öneriler

Genel Sağlık kategorisinde ve Sağlık forumunda bulunan Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Öneriler konusunu görüntülemektesiniz.
Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Dikkatine.. A. ÇOCUK VE GENCE ÖRNEK OLMA Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 17-09-2009, 14:01
 
Standart Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Öneriler

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Dikkatine..

A. ÇOCUK VE GENCE ÖRNEK OLMA



Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır. Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı

uyarılarından çok daha etkin olmaktadır. Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır. Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.



B. AİLE İÇİ EĞİTİM



Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da olması doğaldır. Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur. Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup konuşabilmesi, her iki tarafın da kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem taşımaktadır. Hiç sorun yokmuş casına olayları görmezden gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin boyun eğmek zorunda sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek, sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da çatışmayı onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim modelleridir.

Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri, rolleri, sorumlulukları, nlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak, temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir birlikteliğin sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır.



C. ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BİLEN,

GÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRME:



Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne babaların bilmesi gereken önemli özelliklerden biri; çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.

Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin tümü ortadan kaldırılması mümkün olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş olması en temel özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde kullanması için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.

Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.

Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven ve bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının nasıl olacağı soruları hep akla gelmektedir.

Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgübir özgürlük ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu özgürlüğünde sınırlarının iyi tanımlanması gerektiği bilinmelidir.

Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadır. Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir.

Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına uygun olarak ve kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.

Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda bir riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır. Kendi verdiği kararlar sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise, bu deneyimin ona daha sonraki denemeler için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu deneyimler sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun gelişmesinde önemli adımlar olarak düşünülmektedir.

Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde, yavaş yavaş ve alıştırmalarla verilebilir.

Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi vardır.

Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç huzuru ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının olmasına gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve başkalarıyla iletişimde açık ve net olabilmek için de gereklidir. Bu sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda ve nereye kadar geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi düşünülebilir. Çocukların sınırları, önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum tarafından belirlenmektedir. Aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev

durumu gibi aileye değişen etkenler yanı sıra; alienin çocuk yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla eğitim ve öğretim, toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da bu sınırların belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.

Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması gerektiği aile tarafından belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği yaratılış özellikleri de bunda etkili olmaktadır.

Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve ailenin tutumuna göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak üzere yeniden ayarlanmalıdır.

Çocuk ve gencin sınırları; “esnek ama gevşek değil”, “belirli ama katı değil”, “ tutarlı ama değişmez değil”, “yaptırımı olan ama zorlayıcı değil” nitelikte olmalıdır. Kuşkusuz, bu sınırların belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler göz önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına dikkat edilmelidir. Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması; bir anlamda “sınır olmaması” anl***** gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç, gerçek yaşamda neyi, ne zaman, nerede, nasıl yapacağını öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol edebilmeyi becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri

tam anlamıyla kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede bittiği ve başkalarının özğürlüğünün nerede başladığını kestirememekte; sosyal uyum ve iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan oluşan bir sınır belirlenmesi; “çocuğun kişiliğinin aşırı sınırlanması” demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları ve bunların neden olduğu yeni psikososyal sorunlara yol açmaktadır.

Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği, anne baba arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı zamanlarda farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar; “belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik” olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve genci, kendi davranışlarını ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun yaşamasına neden olacaktır.

Anne babalar için önemli cümleler:

Çocuk ve genç,

Duygusal açıdan Sevgi, ilgi, yakınlık, onaylama, Saygı görme, önem verilme,

Övgü alma, cesaretlendirme, kendini özgürce anlatabilme, Belli sınırlar içinde bağımsız davranabilme, Sağlıklı bir ortamda büyüyüp gelişme, Uygun biçimde eğitilme,

Umut ve beklentilerinin desteklenmesini ister.

Çocuk ve genç
Anne baba davranışlarını görerek öğrenir,

Anne babayı kendine örnek alıp taklit eder,

Anne babanın birbirlerine karşı davranışlarını gözler,

Sorun çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.

Çocuk ve genç,

Anne babanın ona zaman ayırmasına gereksinim duyar,

Ailede olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını ister,

Sorumlulukları üstlenmede yol gösterilme ve destek arar.

Çocuk ve genç,

Çocuk ve gence sorumluluk duygusunu verilmelidir,

Çünkü, sorumluluk duygusu madde bağımlılığından uzak olabilmede önemli bir unsurdur.



Anne babanın, çocuk eğitiminde unutmaması gereken bazı cümleler, madde kullanımı konusunda da geçerli olup (yukarıda); yaklaşımın da dikkate alınmaları gereken bazı cümleler vardır.(aşağıda).



Alkol/Madde Kullanan Kişiyi Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşım


Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşımlar



Alkol/Madde kullanan kişi, sorunun varlığını inkar etme eğilimindedir.

Bir şey söylemek yerine, aktif biçimde çok iyi dinlemek Alkol/Maddenin, kişinin

yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerinin neler olduğunu farketmesini sağlamak,

Tartışmadan kaçınmak,Yargılamamak, Kendine güvenmesini sağlamaya çalışmak,

Onu olduğu gibi kabul etmek, Alkol/Madde kullanımıyla ilgili sorunların sorumluluğunu ona bırakmamak; kendi kararlarını vermesini desteklemek.



ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIMINI DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER:



Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı, gencin kendi ekonomik bağımsızlığının kazandığı yaşlara kadar sürdüğü kabul edilen bir gelişim dönemidir. Biyolojik, psikolojik ve ruhsal olarak hızlı değişimlerin yaşandığı bu cağ; kendine özgü bazı özellikler taşımaktadır. 10 lu yaşların başından, 20li yaşların başı ya da ortasına kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocuğu yetişkin hale gelmesi söz konusudur.

Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yaşadığı bu dönemde, bireysel ruhsal bağımsızlığın kazanılması, uygun ve tutarlı akran ilişkilerinin kurulabilmesi, kimlik duygusunun şekillenmesi, geleceğe yönelik planların oluşturulması, karşı cinse ilişkin tutum ve davranışların tutarlı hale gelmesi, iş ve meslek yolunun çizilmesi, aile ve toplum değer yargılarının harmanlanıp kişinin kendine özgü bir değerler sistemi oluşturulması, ekonomik bağımsızlın sağlanması, davranışlarının sorumluluğunu üstlenir hale gelebilmesi gibi bir çok görev beklenmektedir.

Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesi yanısıra, ergenden beklenen görevlerin çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde ergenlerin bazı sorunlar yaşamasına yol açabilir. Bu dönemin kendine özgü ruhsal ve davranışsal özellikleri, duygusal çalkantıları, uyum güçlükler, kimlik sorunları, bocalamaları,otoriteyle çatışmaları çoğu kez büyük sarsıntılara neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı ergenler için, bu özellikler, ciddi ve ağır biçimde sorun yaşanmasına neden olabilir. Madde kullanımı da bu ciddi sorunlar arasında sayılmaktadır.

Ergenlik döneminin olağan gelişimsel çalkantılar arasında; derslerdeki başarısında dalgalanmalar, aileyle çatışma ve aile yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal yönden duygusal ve davranışsal sorunlar gösterme, ilgi ve isteklerinde kararsızlık ve değişkenlik, okul ya da meslek eğitimine ilişkin sorun ve bocalamalar yerini değiştirme gibi önemli kararlar söz konusu olabilir.

Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının başlangıcını gösteren kesin bir işaret yoktur. Ergenliğin olağan duygusal sorunları ya da başka ruhsal bozuklukların da benzer belirtilere yol açabileceği akılda tutulmalı; ancak, ergende madde kullanımı kuşkusunu akla getirebilecek bazı ciddi davranış değişiklikleri gözden kaçırılmamalıdır (Tablo 6). Bu belirtilerin ciddiyetinin değerlendirilmesi, başka ruhsal sorunlarla ayırıcı tanının yapılması, çözüm önerileri ve tedavi yaklaşımı; madde kullanımı konusunda özelleşmiş çocuk/ergen psikiyatristleri ve erişkin psikiyatrislerinin görev ve sorumluluk alanı içindedir.



Çocuk Ve Gençte Madde Kullanım Kuşkusu Yaratabilecek Belirtiler


Derslerdeki başarı oranı tamamen ve her derste birden düşmesi,

Sık sık arkadaş değiştirme,

Arkadaşlarına tamamen sırt çevirme,

Çevreyle ilişkilerden kaçınma,

Tamamen içine kapanma,

Hiçbir şeye ilgi duymama ve her şeyden uzak kalma,

Zaman zaman aşırı neşe ile öfke/saldırganlık arasında gidip dalgalanmalar,

Evde odasına kapanma,

Kendi bakım ve temizliğine dikkat etmez hale gelme,

Fazla para harcama,

Okulu ya da iş eğitimini tamamen bırakma,

Kendi geleceği için hiçbir yol görmeme,

Geleceğe dönük hiçbir adım atmak istememe,

Ellerde titreme,

Aşırı derecede terlemek,

Uykusuzluk.

KAYNAKLAR


Beyazyürek M: Ergenlik ve Bağımlılık: Önlemenin Esasları, Alkol ve Alkol Dışı Madde Bağımlılığı (Ed. N. Dilbaz), 1998, 85-891

Bu sayfa İzmir Emniyet Müdürlüğü web sitesinden alınmıştır







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 17-09-2009, 14:02
 
Standart Cevap: Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Dikkatine..

ALMANYADA DURUM:

9 Şubat 2000 tarihinde Federal Almanya yabancılar sorumlusu bayan Marieluise Beck Almanyada yaşıyan yabancıların durumu üzerine hazırlanan Raporu sundu. Bu rapora göre yabancı gençler arasında eğitim oranının düşüşü yanısıra, 1998 de İşşizlik tarihsel doruk noktasına ulaştı. 1999 yılı sonunda Almanyada 7,34 Milyon yabancı yaşamaktaydı. Toplam nüfusun 8,9una eşit olan bu göçmenlerin 2,11 milyonu

( %28,8u ) Türkiyeden gelmiş vatandaşlardan oluşmaktaydı.

Almanya gelen Göçmenler arasındaki Madde Bağımlılığı Hastalığını son yıllarda Uzman Çevrelerin ilgisini çekti. Ancak bu konuda veriler şimdiye dek sadece bazı bölgelerden vardı.

Örneğin Köln yöresinde yasadışı uyuşturucu kullanan kişilerin yaklaşık üçtebirini yabancı ülkelerden gelen Göçmenler oluşturmaktadır. Yabancı Göçmenler arasında yasadışı uyuşturucu madde kullanımının Alman nüfusa oranla daha fazla olduğu başka şehirlerdede gözlenmektedir.Örneğin Hannover çevresinde yaşıyan 5000 Madde Bağımlısının yüzde yirmisini Yabancılar oluşturmakta. Bu konuda gerekli önlemleri ve tedavi yaklaşımlarını saptamak için Federal Almanya Sağlık Bakanlığı bir Rapor hazırlatatacaktır.



Eknot: Bu sayıya Alman vatandaşlığına geçmiş Türkler ve Rusyadan gelen Alman Göçmenler dahil değildir.Bu İstatistikler Almanyaya göçen -Migrant adı verilen bütün insanları bir arada değerlendirmemekte ve sadece Nüfus kaydına göre yani , ya Alman veya Alman Vatandaşı değil(Auslaender) şeklinde yapılmaktadır. Bu da Göçmenler(Migranten ve Migrantinnen) arasındaki sorunları tam yansıtmamaktadır.

TÜRKİYEDE DURUM:

Türkiye'yi de saran uyuşturucu (bu tarife sigara ve alkol ve reçeteli, reçetesiz rastgele kullanılan tüm haplar vs dahildir) kullanımı ve genel koruyucu sağlık önlemleri hakkında aileleri ve gençleri uyarmak, olacaklari önleyebilmek ve de uyanık, bilgili bir gençlik ve sağlığımız hakkında iyi EĞİTİLMİŞ ana babalar icin Uzmanlar 20 yaşa kadar içmeyenlerin, uyuşturucu kurbanı olma riskleri düşüktür diyor, oysa sigara-alkol içme yaşı düştükçe, uyuşturucu kurbanı olma riski de artmaktadır çocuklarımızın.

Türkiye'de sigara tüketimi 1994'ten beri yılda yüzde 6 ile 10 arasında yani nüfus artış hızımızdan yaklaşık üç kat daha fazla olarak artmaktadır. Bu artış gelecekteki kitlesel ölüm dalgalarının uğursuz habercisidir. Uluslararası sigara tekelleri bir yüzyıllık lobicilik, reklam ve pazarlama deneyimleriyle, daha çok para kazanmak icin Türkiye'deki amaçlarına ulasmıstır. Türkiye'de kendilerinden yana politikalar icin planlı çalışan güçbirliği grubu (koalisyon) oluşturmuşlar, fabrikalarını ve özel satış ağlarını kurup hem pazar paylarını hem de toplam tüketimi patlatmışlardır. Çocuklar ve kadınlar salgına daha çok çekilebilmiş, başlama yaşı düşmüştür.Eroin ve kokain ile aynı mekanizmalari kullanarak aynı beyin bölgesini etkileyen nikotin bağımlılığının ve bundan para kazanma isteğinin neden olduğu olum ve savurganlik Prof. Dr. R. Erol Sezer)

Tütün endüstrisinin MAHKEMELERDE SERGİLENEN dokümanlarından anlaşıldığına göre yıllar öncesinden , kanser ve kalp hastalıkları ile sigaranın ilişkileri , NİKOTİNİN BAĞIMLILIK YARATTIĞINI BİLİYORLARDI ve SAKLADILAR BU GERÇEKLERİ, HERKESİ KANDIRDILAR. VE EN KÖTÜSÜ SİGARA İÇİCİLERİNİ ARTTIRMAK İÇİN ÇOCUKLARIN PEŞİNE DÜŞTÜLER .


  #3  
Alt 17-09-2009, 14:03
 
Standart Okulda Madde Kullanımı

Cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey, kişilik, aile yapılanmaları gibi etkenlerin yanı sıra okul başarısında düşme ve okul kuralları ile çatışan, sorunlu öğrenci olarak adlandırılan gruptaki gençlerde madde kullanımı açısından kuvvetli risk taşırlar. Sistem içinde kendilerini tanımlayamayan bu genç insanlar kuraldışı kimlik tanımlaması ile beraber uyuşturucu ile rahatça tanışabilmektedirler. Önceleri kendilerine bedava sunulan maddeyi kullanmaya başlayan bu insanlar daha sonra bunları arkadaşlarına da satmaya başlamaktadırlar. Emniyet Genel Müdürlü istatistikleri de sorunlu öğrenci olarak tanımlanabilecek gruptaki yakalanmaların belirgin şekilde fazla olduğunu desteklemektedir.
Bunun yanında eğlence mezesi olarak son yıllarda kullanımı hızla artan sentetik uyuşturucular da okul çağı gençleri için tuzağa düşmelerinde sunulan yemlerdir. Enerji hapı, mutluluk hapı gibi isimlerle resmen reklamı dahi yapılan bu uyuşturucular eğlence ortamlarında gençler tarafında bir doping malzemesi olarak algınabilmekte ve rahatlıkla tüketilebilmektedir. Kullanan gençlerin savunmaları ise kullandıkları maddelerin etkilerinin geçici olduğu, enerji verdiği ve zihin açtığı şeklinde safiyane biçimde olabilmektedir.

Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği'nce Türkiye'nin uyuşturucu konusundaki ilk karşılaştırmalı araştırması niteliğini de taşıyan, Doç. Dr. Kültegin Ögel koordinatörlüğünde, İstanbul'un 15 ilçesindeki 43 okulda, 104 sınıfta eğitim gören 3 bin 168 lise 2 öğrencisi ile yapılan araştırma sonuçlarında:

Tütün kullanımının 2004 yılında 2001'e göre yüzde 72. 7, alkol kullanımının da yüzde 17. 6 oranında düştüğü, esrar kullanımının ise 2001 yılına göre yüzde 75 artış gösterdiği,
Uçucu madde kullanımının yüzde 40. 5, yeşil reçete ile satılan yatıştırıcı hap kullanımının yüzde 15. 8, uyuşturucu hap kullanımının yüzde 184. 6, sentetik hap kullanımının yüzde 287. 5, eroin kullanımının yüzde 100 artış gösterdiği,
Madde kullanımının erkeklerde kızlara göre daha yaygın olduğunu ancak son yıllarda kızlarda da artış kaydedildiği,
En kolay bulunabilen zararlı maddenin 2001'de uçucu maddeler iken, 2004'te esrar olduğunu, bulunabilirliği en fazla olan maddenin de sentetik hap olan ecstasy olduğu kaydedilmiştir


  #4  
Alt 17-09-2009, 14:04
 
Standart Esrar Bağımlılık Yapar

Esrar en sık kullanılan yasadışı maddedir. Dünyada 200–300 milyon kişinin düzenli olarak esrar kullandığı düşünülmektedir. Haşhaş ve Marihuana, ikisi de kenevir bitkisinin ürünleridir. Türkiye'de ve diğer pek çok ülkede bulundurulması ve ticareti suç olmasına rağmen, bu maddelerin kullanımı giderek artmaktadır. Esrarın en yaygın kullanılma biçimi sigara şeklinde içilmesidir. Sigara şeklinde kullanıldığında esrarın etkisi birkaç saniye ile birkaç dakika içinde başlar, yarım saatte zirveye ulaşır ve yaklaşık 3 saat sonra sona erer. Esrarın çoğunlukla kullanım esnasında coşkuya, kendini bırakmaya ve sersemliğe neden olur. Çoğu kez ses ve renklerin algılanması fazlalaşır. Esrar, sigaraya oranla daha fazla kanser yapıcı madde içermektedir ve bireyin yaşam kalitesini daha kısa vadede düşürür. Esrar, bedende yağ dokusunda biriktiğinden hafıza kaybına, öğrenme ve solunum bozukluklarına neden olabilmektedir. Esrarlı sigaraların dumanında normal sigaraya göre daha fazla miktarda katran bulunur. Ayrıca esrar içenler dumanı içlerine çok derin olarak çekerler ve uzunca bir süre içlerinde tutarlar, bu nedenle daha tehlikelidir.

Fakat uzun süreli kullanımda olumsuz duygularda da artış olur. Kişide hafıza, dikkatte ve tepkilerde yavaşlamaya sebep olur. Olaylara karşı kayıtsızlık miskinlik, eylemsizlik gözlenebilir. Genetik yatkınlığı olan kişilerde psikotik bozukluklar ortaya çıkabilir. Son yıllarda araştırmalar şizofreni, gelişimi ile esrar kullanımı arasında bir ilişki olduğuna işaret etmektedir. Son bir yıl içinde esrar kullananlarda şizofreni gelişme riskinin 1.6 ile 1.8 kat daha fazla olduğu bildirilmiştir.

Kullanıcıların pek çoğu esrarın doğal olduğunu, bağımlılık yapmadığını ve sigaradan daha az zararlı olduğunu düşünürler. Ancak bu kesinlikle yanlış bir bilgidir. Sanılanın aksine esrar ile psikolojik bağımlılık oluşabilir. Esrar kullanımını takiben benzer yasadışı yollardan kokain ve eroin gibi ağır maddelere bağlanma tehlikesi de artar.

Esrar kullanıcıları ara sıra esrar almanın zararlı olmadığını savunurlar. Bu da sık rastlanan bir yanlış düşüncedir. İnsanlar genelde ara sıra kullanarak başlarlar. İlerleyen dönemlerde daha önceki yaşadıkları etkiyi elde etmek için her seferinde kullandıkları miktarı arttırmak durumunda kalırlar. Bu durum madde talebinin artması anl***** da gelir ki bu da bağımlılığa götüren yoldur. Aralıklı da olsa uzun süre kullanım mutlaka bireyin ruhsal ve kimyasal yapısında değişikliklere yol açar.

Uyuşturucu kullanımı sadece kullanan bireye değil, tüm topluma zarar verir. Esrar gibi maddelerin kullanımı arkadaşlar arasında bulaşıcı bir şekilde yaygınlaşır. Esrar için harcanan para her zaman mafyayı besleyen ve insanların sömürülmesine aracılık eden paradır.


  #5  
Alt 17-09-2009, 14:04
 
Standart Cevap: Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Dikkatine..

Uyuşturucu Üzerine Notlar

İnsanlar vücudun salgıladığı endorfin bağımlısı . Bazı insanlar ise; risk, kara sevda, korku, tehlikeyle tetiklenen peptit feniletilamin salgısına bağımlı. Yaptığımız şeylerin vücudumuza salgıladığı şeylere bağımlı hale geliyorsak, o salgıyı vücut salgılamıyorsa ve biz buna alışıkınsak bir şeyler artık ters gidiyor demektir.
Barbitüratlar, metakualon, fensiklidin, diazemler…Hepsi psikoljik olarak bağımlılık yaratan ve fensiklidin hariç hepsi fiziksel bağımlılık yapan maddeler.
Bir doktor arkadaşınız varsa, bunları almak hiçte zor bir şey değil. Eğer arkadaşınız “Hekim Apollon Aesculapions, hygia panacea ve bütün Tanrı ve Tanrıçalar adına” yeminini etmemişse ya da yemininde durmamışsa arkadaşınızı kandırmak daha kolay olur ve bunları elde etmeniz için, arkadaşınıza kur yapmanız gerekmez, eğer endorfin bağımlısı değilseniz.
“Vegr.. arcanax isa, audi.. itel.. ne..mo elim…” diye söyleniyor arkadaşım. Aklımda tutabildiğim bu kadar. Karşınızdaki insanı dinlemek zorundaysanız eğer, söylediği kelimeleri başka şeylerle çağrışım yaparak aklınızda tutmaya çalıştığınızda; belki 20 sene sonra bile ne söylediklerini unutmayabilirsiniz. Ben konuştuğum zaman sinirlenirler bana, unuttukları şeyleri söylediğim zaman.
Lysergic asit çavdar mahmuzundan türeyen bir maddeden üreyen LSD 25 mgdan daha az bir miktar da alsanız görsel halusinasyonlarınız başlar. Bir apartman üzerine tırmanmış dev dinazorlar, arabanın içinde dolaşan büyük örümcekler ve buna benzer bir çok şey görebilirsiniz. Harika mı geldi? İnanın harika değiller. İnsana verdiği…; zarar kelimesinden daha zararlı. Onları aldığınız zaman insanda olmuyorsunuz. O zaman, “Nefes alan canlıya verdiği …” (diye de bir cümle kurabiliriz) insanı öldürür. Böyle ölmek istemezsiniz ama bunları yaşamak istiyorsunuz öyle mi? Bu kandırmacadan başka bir şey değil. İnsan kandırır, ilaç kandırır, ruhunuz kandırır. Artık kendinizi tatmin etmişsinizdir ve çevrenize dönerseniz. Köpeğin suyuna kokain katarsanız ve köpeğin takla atmasını gülerek izlerseniz. Ağır kokain kullanımının sonradan beliren etkileri kilo kaybı, depresyon ve bitkinliktir.
Bu size iğrenç geldiyse bunları yaşamak isteğini bir kez daha gözden geçirin. İnsanların şu özelliğide vardır. “Yok abi ben alırsam bir şey olmaz bana” “Abi ben öyle insan mıyım” En temiz insanın kim bilir ne aldıktan sonra karşı cinse saldırdığını, hapiste bir sene yattığını duyunca, hala ben öyle şey yapmam diyorsanız eğer üzgünüm yapabileceğim bir şey yok.
Eğer üç gündür uyumamış haldeyseniz ve eğer son kullandığınız zamandan 9 saat geçmişse, kusarsanız, aşırı terler, mide krampları geçirir, tüm vucüdun ağrırsa ve o halde araba kullanmayı düşünüyorsanız. Evin önünden en az yirmi kez geçer, ben neredeyim soruları sorarsanız siz eroin bağımlısısınız. Eğer almazsanız eroininizi 3 gün sonra ya ölürsünüz ya da öldürün beni derseniz.

Hızlı müzik, bağrışmalar, dans edenler, uyuşturucu satıcıları, aracılar, yan masaya bakanlar, birbirlerine bakanlar, buraya msn adresini vermek için kalem getirmiş insanlar, kendinden geçenler, kusanlar, ışık, gösteri, köpükler, yaş olmuş elbiseler, yaş olunca içi görünen nefes alan canlılar, düşü görenler, düşü yaşayanlar, kızların eteklerini yukarıya kaldırmak için süper gücü olmasını isteyenler, nefessiz kalmalar.
Kurtulmak için kapıdan dışarı çıktığınızda her yeriniz ıslanmış bir biçimde nefes nefese bir caddeye çıkarsanız. Temiz hava sizi öylesine çarpar ki, korumalar sizi tutar, oturtmak için tekrar aynı yere götürmeye çalışır. Kurtulmaya çalışırsınız. Bütün cadde; minibüs ahalisi, otobüs ahalisi, arabanın içindekiler, yedi yaşındaki çocuk size bakar. Annesine “anne bu ne” diye sorar. İşaret parmağını kullanmasınıda öğrenmiş velet dersiniz annesine. Annesi korktu mu güldü mü anlayamadım. Arkamdan insanlar gelir. Bağırırsınız onlara, çünkü nedenler aptalcadır, sonuçlar midenizi bulandırır. Arabayı isterseniz, bu halde kullanamazsanız, taksi çağıralım efendim diye söylenip suratıma suratıma bakarlar. Ses tellerim dahada ağrır. Arabaya binerim. Gitmek istediğim istikametin tersine yol alırım. Eğer bu halde araba kullanacağım diyorsanız, aptallıktan öteye gitmessiniz. Ben bunları yaşamak isteyen insanlara kısaca şifre diyorum. Şifre, bilgisayarınızın parolasıdır. Her akıllı bunu mutlaka düşünür. Önemli bir sisteme girerseniz eğer ve şifreyi bilmiyorsanız ilk kullanacağınız deneme “şifre” olsun.
Sonra vücud endorfin salgılar.
Sonra her şey susmuştur. Ses yoktur. Kalbinizin atışınızı hissedersiniz. Başınızın dönmesinden uyuyamazsınız. Düş görürsünüz.
Sahildeyim. İnsanı titreten soğukluk, ormanın havasıyla karışık. Ölene kadar burada bekleyebilirsiniz


  #6  
Alt 17-09-2009, 14:10
 
Standart Cevap: Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Dikkatine..

Alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığının tedavisi var mıdır?

Bağımlılık

Bağımlılık kişinin kullandığı madde üstünde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır. Madde bağımlılığı, günümüzde hemen hemen bütün dünyayı saran ve etkisini gittikçe arttıran sosyal ve tıbbi bir problemdir. Toplumlar madde bağımlılığını geleneksel olarak ahlaki ve yasal bir problem olarak görmüşler ve bu problemi bağımlı olan (örneğin alkolik) kişinin kendi sorumluluğu ya da şanssızlığı olarak değerlendirmişlerdir. Ayrıca tıp çevrelerine de madde bağımlılığının etkin tedavisinin olmadığı şeklinde bir önyargı yerleşmiştir. Oysa artık günümüzde modern anlayışa sahip toplumlar bilimsel verilere dayanarak bağımlılığı, biyofizyolojik temelleri olan kronik tekrarlayıcı bir tıbbi hastalık olarak görmektedirler. Sadece bireyi değil bütün toplumu hem ekonomik hem de sosyal açıdan giderek daha fazla etkileyen bu probleme biyopsikososyal çözümler bulunması gerekiyor. Bu hizmetin geliştirilmesi ve sunulmasında da tıp mesleği, merkezi bir rol oynamalıdır. Bir çok araştırma göstermiştir ki madde bağımlılığının tedavisi en az şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi diğer kronik hastalıkların tedavileri kadar başarılıdır ve bu tedavi için yapılan harcama, madde kullanımının yol açtığı büyük ekonomik ve sosyal kayıpların yanında çok küçüktür.

Bağımlılık yapan maddeler
Alkol
Sigara
Esrar (cannabis)
Uçucu maddeler
Nitrit inhalanlar (Poppers)
Eroin
Morfin
Ketamin
Meskalin (kaktüs)
Metamfetamin
Steroidler
Kokain
Ecstasy
Rohypnol (Roche)
LSD
GHB
Ice (Amfetaminin saf bir biçimidir)
Crack
Fensiklidin (PCP)
Ritalin
Mantar (Psylocibin)
İnternet ve bilgisayar


Bağımlılık yavaş yavaş, sinsice gelişir. Kişi genelde bağımlı olduğunun farkına varmaz.

Bağımlılık Kriterleri:


Bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır. Buna göre aşağıda yer alanlardan sadece üçü bağımlılık tanısı koymak için yeterlidir.


1. Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması.


2. Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar.


3. Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcamak.


4. Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalması ya da tamamen bırakılması.


5. Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması.


6. Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımını sürdürmek.

Nasıl Bağımlı Olunur?


Herkes bağımlı olabilir. Madde kullanımı kişinin biyolojik yapısında zamanla değişikliklere yol açar ve ara sıra da olsa kullanan kişinin bundan kaçınması mümkün değildir. Kişiler ilk başta ''Ben kontrol edebilirim'' düşüncesiyle başlar, daha sonra bağımlı hale gelir. İnsanlar madde kullanımına genelde ara sıra kullanarak başlarlar. İlerleyen dönemlerde daha önceki yaşadıkları etkiyi elde etmek için her seferinde kullandıkları miktarı arttırmak durumunda kalırlar. Bu durum madde talebinin artması anl***** gelir ki bu da bağımlılığa götüren yoldur. Aralıklı da olsa uzun süre kullanım, mutlaka bireyin ruhsal ve kimyasal yapısında değişikliklere yol açar.

Fiziksel ve Ruhsal Bağımlılık


Bağımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılmıştır:


Fiziksel bağımlılık; maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Beden uyuşturucu maddeye karşı bir adaptasyon geliştirir. Madde alınmadığı zaman, ortaya bazı belirtiler çıkar. Çünkü, bedenin bulduğu fizyolojik adaptasyon bozulmuştur. Kendini yeni duruma göre ayarlamak zorundadır. İşte bu dönemde belirtiler gözlenir.


Ruhsal bağımlılık; alışkanlık, itiyat gibi diğer bazı terimler ile de açıklanır. Kişinin duygusal ya da kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini gidermek amacı ile o maddeye düşkünlüğü biçiminde tanımlanabilir. Ruhsal bağımlılıkta madde alındığında doyum, rahatlama ve haz meydana gelir. Ancak günümüzde bu iki tanım birbirinden ayrılmamaktadır. Çünkü, kişide hem ruhsal, hem de fiziksel bağımlılık aynı anda görülebilir. Pratikte de bunun bir yararı yoktur. Fiziksel bağımlılık kısa bir süre içinde sonlanabilir. Ancak asıl sorun ruhsal bağımlılığın sonlandırılmasıdır. Bu daha uzun bir süreç ve çaba gerektiren bir durumdur.

Bağımlılık Kontrol Edilebilir mi?


Büyük çoğunluğu kontrol edebileceği inancı ile madde kullanmaya başlamıştır. Hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmemiştir. Amaç ara sıra kullanmaktır. Ancak sonuçta kişi bağımlı hale gelir. Çünkü, bağımlılık madde kullanımının kaçınılmaz sonucudur. Kişi bağımlı olduğunun farkına varamaz. Farkına vardığı zaman ise çok geçtir.

Kaç Kez Madde Kullanınca Bağımlı Olunur?


İnsanda madde kullanmaya başladıktan ne kadar sonra bağımlılık gelişeceğine ilişkin yeterli veri elimizde yoktur. Bağımlılık gelişme riski kullanılan maddenin cinsine, saflığına, kullanan kişinin fiziksel ve ruhsal yapısına göre değişir. Bağımlılık yapan maddelerin psikolojik etkileri çok yoğundur. Bu nedenle bir kez kullanım bile sorun yaratabilir. Örneğin kokain bir kez kullanıldıktan ve etkisi geçtikten sonra 15-16 saat süre ile istenmeyen ruhsal etkilere neden olur. Katkı maddeleri ile fazla karıştırılmamış eroin, ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık yapabilir. Bu nedenle bu maddelerin bir kez kullanılması bile sakıncalıdır ve bağımlılık riski vardır.


Bağımlılık iyileşmez, düzelir!


İnsan bir kez bağımlı oldu mu artık bir daha tam olarak bu bağımlılıktan kurtulamaz. Ancak bu demek değildir ki, bağımlılık düzelmez. Bağımlılık düzelir ancak iyileşmez. Kişi madde kullanmadığı sürece iyidir. Bir sorunu yoktur. Ancak madde kullandığı andan itibaren bağımlılık sorunu derhal canlanır ve her şey yeniden başlar. Örneğin alkol bağımlıları düzeldikten sonra her zaman arada sırada bir içmenin hayali ile yaşarlar. Ancak bu hayalin gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü, bir kez alkol aldıktan sonra kısa bir süre içinde gene bütün gün içmeye başlarlar.

Bağımlılık Hakkında Düşünceler, Önyargılar ve Cevaplar:


Bazıları "Bağımlılık (alkolizm ve diğerleri) ahlaki ve yasal bir problemdir; tıbbi bir mesele değildir."diye düşünüyorlar. Çoğu zaman, hastanelerdeki acil servislerde dahi alkolikler ve diğer bağımlılar (sarhoş, yoksunluk krizinde ya da madde kullanımı sonucu başka nedenlerle) başvurduklarında doktorlar ve diğer tıp personeli tarafından tanı ve tedavi gerektiren vakalar olarak değil "baş derdi, problem" olarak görülürler. Ne yazık ki davranışları, hastalara karşı tepkileri de buna bağlı olarak olumsuz olmakta ve hastalar ihtiyaç duydukları tedaviyi alamamaktadırlar.


Yine benzer şekilde, bağımlıların çevresindeki insanlar, özellikle bağımlılık sürecinin erken dönemlerinde, bu kişilerin ahlaki problem yaşadıklarını, isteseler alkol ya da madde kullanmayı bırakabileceğini düşünürler. Tabii bağımlı olan kişi de aynı yanılgıda, yani istedikleri zaman o maddeyi almayabilecekleri zannı içindedirler. Oysa kişi çoktan o maddenin ya da alkolün esiri haline gelmiştir ve onu almak için öne sürdüğü sebepler yalnızca bahanedir. Gerçek olan, kullandığı maddenin beynini etkileyerek, kişinin maddeyi kontrolsüz bir şekilde almaya devam etmesini sağladığıdır.


Bağımlığın tedavisinde dini, yasal, sosyal program ve önlemlerin değeri inkar edilemez ama bunlar tıbbi bir tedavi merkezi etrafında, ona destek olarak görülmeli ve değerlendirilmelidir. Ancak bu durumda hayatın her alanını kapsayan, ve kişinin tüm ihtiyaçlarını karşılayan bütüncül, yansız, objektif bir yaklaşım ve tedaviye başlanabilir. Toplumun bazı kesimleri, bağımlılığı sadece o kişinin problemi olarak görerek sorumluluk ve yardımdan kaçma eğilimindedir. Ne de olsa bağımlı kişi bunu almaya kendi iradesi ile başladı ve yine kendi arzusu ile devam ediyor diye sorunun çözümü için toplumun zaten kısıtlı olan maddi ve sosyal kaynaklarını ayırmak istemezler. Çoğu zaman çevrenin ve toplumun desteği olmadan bu sorunu aşmak imkansıza yakındır. Bağımlılık tedavileri oldukça pahalı olabilmektedir.


Burada bazı önemli noktalar var: Alkol ve uyuşturucu madde kullanımının neden olduğu kazalar, siroz gibi tıbbi hastalıkların tedavisi, uyuşturucu temin etmek için işlenen suçlar vb nedenlerle topluma çok pahalıya mal olmaktadır. Dolayısıyla toplum, bağımlı kişilerin tedavisini desteklemekle kendine de iyilik yapmış olur. Alkol ve madde bağımlılığının tıbbi tedavisi çok etkilidir. Ancak tedavi sonunda beklenti, tüm hastaların madde kullanımını sonsuza dek bırakması olmamalı. Hedef bu ise de kişiler genellikle pek çok denemeden sonra bunu başarabilirler ve bazıları da aralıklı da olsa bağımlılığa geri dönerler. Bazen de hedef "zararın azaltılması"dır. Yani hiç durmadan içen ya da madde kullanan bir kişinin tedavi ile dönem dönem bundan uzak kalması da bir kazançtır.


Bağımlılık tedavisinin etkili olmadığına inanan insanlar olsa da alkol ve madde bağımlılığının tıbbi tedavisi çok etkilidir. Araştırmalar, tedavinin yasal tedbirlerden 22 kat daha etkili olduğunu ortaya koymaktadır.


Alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığının tedavisi var mıdır?


BAĞIMLILIK TÜMÜYLE İYİLEŞTİRİLEBİLİR BİR HASTALIK OLMASA DA TEDAVİSİ GEREKLİ VE YARARLIDIR.

Madde kötüye kullanımının neden olduğu kötü ekonomik, sosyal, tıbbi ve yasal sonuçlar tüm toplumu etkiler.
Tedavi, masrafına değer (cost effective)


Tedavi yaklaşımını belirleyen faktörler

Kullanılan maddenin türü
Kötüye kullanım paterni
Psikososyal destek sisteminin varlığı
Hastanın bireysel özellikleri


Tedavinin hedefleri:

Madde alımının bırakılması (abstinans- ayıklık)
Kullanımı azaltma (moderate use): Nadiren mümkündür. Araştırmalar göstermektedir ki alkol bağımlısı tanısı alan kişilerin uzun vadede ancak %5'i sosyal içici olabilmiştir. Geriye kalanların yaklaşık yarısı alkolü tamamen bırakmış, geriye kalanlar ise alkol alımını eski haliyle sürdürmektedir.
Hastanın fiziksel, psikiyatrik ve psikososyal yönlerden iyileşmesi.
Destek gruplarının oluşturulması ve güçlendirilmesi.


Tedavi seçenekleri:

Ayaktan (idrarda madde taraması ile)
Gündüz hastanesi
Yatarak
Residential (uzun süreli rehabilitasyon ağırlıklı yataklı tedavi)
Tedavi toplulukları (Therapeutic community)


Yatarak tedavi gerekçeleri:

Ayaktan tedavilerin başarısız olması
Şiddetli psikiyatrik ve/veya tıbbi problemler
Psikososyal desteğin olmayışı
Şiddetli ve uzun süreli bağımlılık


Etkin tedavinin bileşenleri:


1. Değerlendirme


2. Hasta-tedavi eşleştirmesi: kişilik, alt yapı, psikiyatrik durum, kullanım süresi ve boyutu dikkate alınmalı.


3. Kapsamlı hizmet: Madde bağımlılığı tedavisi ve ek olarak sağlık, finans, yasal vb problemlerin düzeltilmesine yönelik olmalı.


4. Yinelemeyi engelleme: "tetikleyiciler" belirlenir ve başetme stratejileri geliştirilir.


5. Tedavinin etkinliğinin değerlendirilmesi.


Tedavi bileşenleri:

Bireysel terapiler
Grup tedavileri
Aile görüşmeleri
Eğitim
İlaç tedavileri
Kendine yardım grupları (Adsız Alkolikler-AA, Al-Anon, Rasyonel İyileşme-RR vs)


DETOKSİFİKASYON (yoksunluk beliritlerinin giderilmesi) BAĞIMLILIĞIN TEDAVİSİ DEĞİLDİR. Alkolizm ya da diğer madde bağımlılıklarının asıl tedavisi detoksifikasyondan sonra başlar.

Bağımlılarda spesifik kişilik özellikleri yoktur ancak kullanılan madde, eksik psikolojik yapıların yerine geçerek kimlik saygısını sağlar.
Modern yaklaşım: Madde kötüye kullanımı adaptif ve defansiftir, regresif değildir. Eski psikoanalitik görüş madde kötüye kullanımını oral döneme regresyon olarak görüyordu. Bu yaklaşımın faydalı olmadığı hatta zarar verebildiği bilinmektedir.
Ebeveyn figürlerinin içselleştirilmesinde yetersizlikle karakterize erken gelişim probleminden dolayı kendine bakımda belirgin eksiklik vardır.
Duygularını yatıştırmakta, dürtülerini kontrol etmekte ve kimlik saygısını sağlamakta zorluk çekerler.


Psikoterapinin altta yatan psikopatolojiyi tedavide işe yaraması için madde kullanımının bırakılması mutlak gereklidir.


Bağımlılık tedavisinde kullanılan ilaçlar vardır. Bu ilaçların mutlaka doktor kontrolü altında kullanılması gerekiyor.


Psikoterapi:

Sıcak ama biraz otoriter bir yaklaşım gereklidir.
Adsız Alkolikler gibi kendine yardım grupları tedaviye entegre edilmelidir.
Bilişsel - davranışçı tedaviler iyi sonuç verir.
Eğitimsel faaliyetler tedavinin önemli bir parçasıdır.
Psikoterapilerde iç görü üzerinde yoğunlaşılmamalıdır. Psikanaliz gibi bu türdeki terapiler alkol kullanımını daha da arttırabilir.
Hastanın içinde bulunduğu aile ele alınmalıdır, çünkü alkolizm bir "Aile Hastalığı"dır.
Alkolizmde Ailenin Durumu ve Aileye Düşen Görevler:


Alkolizm bütün aileyi etkileyen aynı zamanda aile tarafından etkilenen bir hastalıktır. Hatta alkolizm için "aile hastalığı" diyen yazarlar vardır. Tedavide de aileye önemli roller düşer.


Alkolikler genellikle "dibe vurmadan" yani herşeylerini kaybetmeden alkolik olduklarını kabule yanaşmazlar (ya da sırf çevrelerindekileri susturmak için alkolik olduklarını söyler, ama bunu değiştirmek için hiçbir ciddi çaba harcamazlar), bu nedenle de tedaviye istekli değillerdir. Ailelerinin alkolik hastayı destekleyen tavrı O'nun dibe vurmasını ya da dibe vurduğunu farketmesini engeller. Başka bir değişle: alkolik parasız kalır, annesi para verir; karakola düşer, babası kurtarır; hasta olur, eşi hastaneye götürür vs. Alkolün olumsuz sonuçlarıyla hasta değil, hep ailesi yüz yüze gelir. O ise alkolün verdiği sarhoşluğa sığınıp tüm sorunlarını inkar eder ya da hep başkalarını suçlar. Bu kadar derdi çeken aile de sürekli olarak alkolü bırakması için alkolik kişiye baskı yapar ve alkolik bu baskıyı içmesinin nedeni olarak gösterir. "Karımın dırdırından, ailemin baskısından dolayı içiyorum" bahanesini sık duyarsınız. Oysa bu dırdır ve baskı alkole karşıdır. İşte bu durumda bir kısır döngü yaşanmaktadır. Yani alkolün kötü sonuçlarını sırtlanan aile, hastanın bunlarla yüzleşmesini aslında engellerken; yaptıkları baskıyla hastanın stresini daha da arttırırlar.


Aileler, özellikle eşler, alkolizmden kendileri sorumlu imişcesine bir suçluluk içinde, kendilerini paralama derecesinde, bir kurtarma çabasına girebilirler. Eşlerde, buna bağlı depresyon, sık görülür.


Yapılması gereken, alkolizminden ve sonuçlarından sadece kendisinin sorumlu olduğunu alkolik kişiyle açık açık konuşmak ve onun bazı şeylerle karşılaşmasını engellememektir. Bir bakıma, alkol aldığı zaman, alkoliği yalnız bırakmakta yarar vardır. Sarhoş olunca kimsenin kendisini yatırmaya götürmeyeceğini bildiği ve bir kaç kez uygunsuz yerlerde uyandığı zaman ya da alkol alıp "rezalet" çıkardığında kimse kendi yerine özür dilemeyeceği için icabında olumsuz, tepkili tutumla karşılaşınca, alkolü bırakmak için kişide daha büyük bir azim oluşur. Diğer türlü kendisini bir bebek gibi yakınlarının bakımına terkeder. Alkolün bütün sorumluluğu o kişinin omuzlarına verildiğinden içmemesi için de eski kısır baskı ve dırdırlara gerek kalmaz.


Yani kişiye "İstiyorsan iç ama alkolden dolayı olacak hiç bir şey için bizden yardım bekleme." ifadesinde bütün çevresi söz birliği etmelidir. Ailede sadece bir kişi bunu söylerse, o günah keçisi ve kötü insan haline gelir. Üstelik de diğer kişiler benzer tavrı devam ettireceği için bunun anlamı kalmaz.


Örneğin sadece eşi bunu söyler ve yapar, ama babası ve arkadaşları aynı tavrı sürdürmeye devam ederse bunun yararı olmaz.


Bu bağlamda, disulfiram (Antabus) isimli ilacın kullanımı da bir aile yaklaşımı içinde yararlıdır (Tedavi bölümünde bu ilacın etkileri ve kullanım biçimi daha detaylı anlatılmaktadır). Hasta disulfiramı bir aile bireyi ya da patronunun gözetiminde düzenli olarak aldığı sürece işe devam edebilecek ya da ailesi desteğini sürdürecektir. Ancak ilacı almadığı anda önceden belirlenen bazı müeyyideler uygulanacaktır: işten çıkarma, maddi desteği kesme, babaya ait evde daha fazla oturmasına izin vermeme vb. Böylece mücadele alkolden ilaç üzerine kaydırılmış ve bir basamak öteye çekilmiş olur. Hasta ilacı bıraktıktan sonra yaklaşık 1 hafta daha alkol alamayacağı için kriz durumlarında zaman kazanılmış olur.


Alkoliklerin eşleri için Al-Anon, çocukları için de Alateen adlı kendine yardım grupları bulunmaktadır. Bunlara devam edilmesi yararlıdır.

b. Esrar
Esrarın bağımlılık potansiyeli vardır. Bağımlılık yapan her madde gibi zaman içinde aynı etkiyi elde etmek için kullanılan miktar arttırılır, yani esrara karşı tolerans gelişir. Uzun süre esrar kullananlar kullanımı kestiklerinde sinirlilik, gerginlik, uykusuzluk, iştahsızlık gibi yoksunluk belirtileri yaşamaktadırlar. Bu belirtiler opiyatlardaki kadar şiddetli değildir fakat bağımlılığın geliştiğine işaret ederler. Esrar, sigaradan daha fazla kanser yapıcı madde içermektedir ve bireyin yaşam kalitesini daha fazla düşürür. Esrar bedende yağ dokusunda biriktiğinden hafıza kaybına, öğrenme ve solunum bozukluklarına neden olabilmektedir. Yapılan araştırmalarda esrar kullananlarda şizofreni gelişme riskinin kullanmayanlara göre 7 kat daha fazla olduğu bulunmuştur.

c. Ecstasy
Ecstasy de bağımlılık yapar. Kişi bir süre sonra bu madde olmadan eğlenemez hale gelir. Ecstasy'ye karşı tolerans geliştiği için kişi giderek kullandığı ecstasy dozunu artırma gereksimini duymaktadır. Ülkemizde satılan ecstasy'lerin içinde farklı kimyasallar olduğu saptanmıştır. Kimi zaman da ecstasy adı verilen başka haplar satılmakta ve kişi bunları kullandığı zaman hem beklediği etkiyi görememekte, hem de bilinmeyen bir kimyasal maddeyi bedenine sokmuş olmaktadır. Ecstasy'nin bilinmeyen bir nedenden dolayı ölüme neden olduğu gösterilmiştir.

d. Amfetamin bağımlılığı
Bağımlılık potansiyeli kokainden biraz daha zayıftır. Hekimlikte dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda ve narkolepside kullanılmaktadır. Amfetamin (ve amfetamin benzeri madde) düzenli kullanımının tipik sonuçları performans artışı duygusu, kilo kaybı ve paranoid düşüncelerdir. Yoksunluğunda bunaltı, titreme, halsizlik, kas krampları, gece kabusları, mide ağrıları, doymayan açlık, kendini kötü hissetme belirtileri olur. En ciddi yoksunluk belirtisi çökkünlüktür (depresyon).
Amfetamine bağlı olarak psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı, cinsel işlev ve uyum bozukluğu gelişebilir. Tedavisi kokain bağımlılığı tedavisine benzer.

e. Kafein bağımlılığı
Kafein kahve dışında çay, özellikle migren ilaçlarında, kakaoda, çikolatada, hafif içkilerde bulunur. Kafein yoksunluğunda baş ağrısı, yorgunluk ya da sersemlik, bunaltı veya çökkünlük, bulantı-kusma belirtileri görülür. Tedavide diyet ve alışkanlıklardan kafeinin çıkartılması veya ciddi ölçüde azaltılması gerekir. Hasta yakınlarından destek istenir. Su ya da kafeinsiz hafif içeceklerin gün içinde sık tüketimi yararlı olur.

f. Kokain bağımlılığı
En fazla bağımlılık yapan, sıklıkla kötüye kullanılan ve en tehlikeli maddelerden biridir. Diğer isimleri: snow, cake, lady, freebase, crack, rock. Tıpta ilk olarak yerel anestezide kullanılmıştır. Kokainin davranışsal etkileri hemen hissedilir ve 30-60 dakika sürer. Solunum yoluyla alınışı az tehlikeli, damardan ve sigara olarak alınması ise en tehlikeli yollardır. Ağızdan alımı beyin-damar hastalıkları, kalp anomalileri ve ölümle sonuçlanabilir.
Kokain zehirlenmesinde aşırı neşe veya duygulanımda küntleşme, gerginlik veya öfke, kalp atım artışı, gözbebeği genişlemesi, terleme-titreme, bulantı-kusma, burun akıntısı, kilo kaybı, kas zayıflığı, göğüs ağrısı, kalpte ritm bozukluğu, şaşkınlık, kasılma nöbetleri ve koma görülebilir.
Kokain yoksunluk belirtilerinden yorgunluk, canlı ve hoşnutsuz rüyalar, uykusuzluk veya aşırı uyku, iştah artışı, aşırı hareketlenme veya durgunluk sayılabilir. Kokaine bağlı paranoid sanrılar ve varsanılarla giden psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı bozukluğu, cinsel işlev bozukluğu, uyku bozukluğu gelişebilir.
Tedavisinde sosyal ortam değişimi, sık idrar tahlilleri, bireysel ve aileye yönelik psikolojik destek, kendine yardım grubu olan Adsız Narkotikler (AN) desteği yardımcı olabilir.

g. Halüsinojen madde bağımlılığı
Psikodelik maddeler olarak da bilinen halüsinojenler, klasik olarak doğada bulunan psilosibin ve meskalindir. Klasik yapay halüsinojen ise LSD'dir (1938'de üretildi). Uzun dönem halüsinojen kullanımı sık görülmez. Fizik bağımlılığı yoktur.
Halüsinojen kullanımında bunaltı, çökkünlük, şüphecilik, yargılama bozukluğu, algıların keskinleşmesi, yabancılaşma, yanılsamalar, varsanılar, gözbebeği genişlemesi, kalp hızının artması, terleme, çarpıntı, görme bulanıklığı, titreme, dengesizlik görülür.
Halüsinojene bağlı kalıcı algı bozukluğunda varsanılar, renk parıltıları, renklerin belirginleşmesi, nesnelerin çevresinde ışık haleleri, nesneleri olduğundan çok büyük veya çok küçük görmeler olabilir. Halüsinojene bağlı psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı bozukluğu gelişebilir.
Tedavisi, halüsinojen bağımlılığında psikoterapi ve yatıştırma, kısa süreli ilaç kullanımı, var olan psikiyatrik durumun tedavisi biçimindedir.

h. Uçucu (bally, tiner, poppers, vs) bağımlılığı
Bu gruba çözücüler (solventler), yapıştırıcılar, uhular, aerosoller, propanlar, tiner ve benzin girer. Örnek olarak Bally, tiner, benzin, çakmak gazı, temizleme sıvısı, sprey boya, ayakkabı boyası, daktilo düzeltici sıvısı sayılabilir. Bunlar ucuz, kolay bulunan ve yasal maddelerdir. Bu nedenle yoksullar ve gençler tarafından sık kullanılır. Uçucu madde kullanımı sonrası kavgacılık, aldırmazlık, yargılama bozukluğu, sersemlik, nistagmus (göz titremesi), geveleyerek konuşma, yürürken sendeleme, uykulu hal, tepki yavaşlaması, titremeler, kasların zayıflaması, görme bulanıklığı veya çift görme, aşırı neşe, komaya varabilecek bilinç kaybı görülebilir.
Uçuculara bağlı olarak deliryum, kalıcı bunama, psikotik bozukluk ve duygudurum veya bunaltı bozukluğu gelişebilir.
Tedavisinde eğitim, alttaki kişilik bozukluğunun tedavisi, sosyal destekleme gerekebilir.
Poppers:
Nitrit inhalanları popüler jargonda ''poppers'' olarak adlandırılır ve ülkemizde giderek kullanımı artmaktadır. Nitritlerle oluşan entoksikasyon sendromları standart inhalan maddelerin entoksikasyonundan belirgin farklılık taşır.
Poppers kullanan kişiler hafif öfori, zaman duygusunda değişiklik, başta dolgunluk hissi ve muhtemel cinsel duygularda artış etkilerinin arayışı içindedirler. Bazı kişiler poppers'i cinsel inhibisyonları azaltmak ve orgazmı geciktirmek için kullanırlar.
Yan etkileri bulantı, kusma, baş ağrısı, sersemlik, hipotansiyon ve solunum yolları iritasyonudur. Bağımlılık yapma riski yüksektir.

i. Sigara (nikotin) bağımlılığı
Sigara kullanımı giderek daha küçük yaşlarda başlamaktadır. Sigara kullanımının en önemli yan etkisi uzun vadede ölümdür. Sigaranın uyarıcı özellikleri dikkat artışına, öğrenme ve sorun çözme yetisinde gelişime yol açar. Ayrıca gerginlik ve çökkünlüğü azaltıcı etkileri vardır. Sigaraya başlayanların yarısından fazlası sürekli içici hale gelir.
Sigarayı bıraktıktan sonra 24 saat içinde ortaya çıkan yoksunluk belirtileri arasında huzursuzluk ve depresif duygudurum, sinirlilik ve uykusuzluk, iştah artışı, kalp yavaşlaması sayılabilir.
Destek almadan kendi kendine sigara bırakma başarı oranı %10 gibiyken nikotin bantları kullanımı ve davranış terapisi desteğiyle başarı oranı %60'a kadar çıkabilmektedir. En önemli öğe yeme, araba kullanma, sosyal ortamlar gibi günlük etkinliklerin sigarasız nasıl sürdürüleceği, duygusal sorunlar ve kilo alımıyla nasıl başa çıkılacağını gözden geçiren desteği planlamaktır. Grup olarak (topluca) sigarayı bırakma, nikotinli sakızlar, antidepresan kullanımı ve psikoterapi sigarayı bırakmada yardımcı olabilir.

j. Eroin (opiyat) bağımlılığı
Opiyatlar eroin, morfin, hidromorfin, metadon ve kodeindir. En sık kullanılan opiyat eroindir. Düzenli kullanımıyla eroine birkaç ayda bağımlılık ve tolerans gelişmektedir. Eroin kullanımıyla önce neşelenme, sonra apati (ilgisizlik), huzursuzluk, yargılama dikkat ve bellek bozukluğu, gözbebeklerinde daralma, sersemlik, sözleri geveleme olur. Eroin kullanımının azaltılması veya kesilmesiyle yoksunluk belirtileri yani huzursuzluk, bulantı-kusma, kas ağrıları, göz yaşı artışı, burun akıntısı, gözbebeği genişlemesi, terleme, ishal, esneme, ateş, uykusuzluk ortaya çıkabilir. Eroin aşırı dozda alındığında solunum durması ile ölüme neden olabilir. Eroin komasında gözbebekleri toplu iğne başı gibi daralmıştır.
Tedavisinde ayıklığın sağlanması, denetimli metadon yerine koyma tedavisi, psikoterapi, adsız narkotikler (AN) gibi kendine yardım grupları sayılabilir.

k. Fensiklidin bağımlılığı
Melek tozu, kristal, barış hapı, süpergrass, hap, roket yakıtı, at sakinleştirici olarak bilinen fensiklidin ve ketamin veterinerlikte kullanılan bir anestezik maddedir.
Fensiklidin kullanımında kavgacılık, dürtüsellik, saldırganlık, yargılama bozukluğu, nistagmus (göz titremesi), hipertansiyon ve kalp hızının artması, uyuşma, ağrı duyumunda azalma, sarsak hareketler, konuşma peltekleşmesi, kas katılığı, kasılma veya koma görülebilir.
Bağımlılığında düşünce bozukluğu, reflekslerin azalması, bellek kaybı, dürtü denetimi kaybı, uykululuk, çökkünlük, yoğunlaşma bozukluğu olur. Fensiklidine bağlı psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı bozukluğu gelişebilir.
Tedavisinde bilinç kapalıyken takip, belirtilere yönelik tedavi, sessiz ve karanlık oda sağlamak, antipsikotik ve bunaltı gidericiler sayılabilir.

l. Sakinleştirici uyku verici (sedatif hipnotik) bağımlılığı
Sakinleştiriciler gerilimi azaltarak, genellikle bunaltı gidericilerle eşanlamlı kullanılır. Sakinleştirici ve bunaltı gidericiler de doza bağlı olarak uyku verebilir, uyku vericiler de gündüz sakinleşmesi yapabilirler. Bu grup içinde bulunan ilaçlar benzodiyazepinler (Diazem, Rohypnol, Xanax, Valium gibi) ve barbitüratlardır.
Fizyolojik ve psikolojik bağımlılıkları olup tolerans da gelişebilir. Çoğunlukla yeşil reçeteli ilaçlardır. Aşırı alındığında uygunsuz cinsel veya saldırgan davranış, oynak duygudurum, yargılama bozukluğu, sözleri geveleyerek konuşma, sarsak hareketler, sendeleyerek yürüme, nistagmus (göz oynaması), dikkat/bellek bozukluğu, uykululuk veya koma görülebilir.
İlaç aniden kesilirse yoksunluk belirtileri yani terleme, nabız artışı, el titremesi, uykusuzluk, bulantı-kusma, gelip geçici varsanılar (görsel, işitsel, dokunsal), huzursuzluk, bunaltı, sara benzeri kasılma nöbetleri görülebilir.
Özellikle barbitürat yoksunluğu yaşamı tehdit edebilir. Sakinleştirici, uyku verici ve bunaltı gidericilerle ilgili kalıcı bunama, kalıcı bellek bozukluğu, psikotik bozukluk gelişebilir. Alkol ile alındıklarında zehirlenme olasılığı artmaktadır. Tedavisinde psikiyatrik yardım gereklidir.

Uyusturucu bagimliligi ve ailelerin yaklasimi..... Bunlar cok önemli iki nokta...Ipin ucunu kacirmissaniz ve suclu hissediyor iseniz bilgilenin ancak O sekilde sevdiklerinize yardimci olursunuz...


  #7  
Alt 17-09-2009, 14:19
 
Standart Cevap: Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Dikkatine..

MADDE BAĞIMLILIĞINDAN KURTULMA YOLLARI



A. Madde bağımlısı insanlara nasıl yardım edebilirsiniz?



Bağımlılığın temel göstergesi uyuşturucu sorunu bulunduğunun inkar edilmesidir. Bağımlı insanlar genelde problemlerini yadsırlar.

Şu bilgiler işe yarayabilir:

Kişiyle onun kendisi üzerine konuş, başka insanlar hakkında değil.

Konuşmadan önce ne diyeceğini düşün,

Konuştuğun kişiniye kendisine ve sorunlarına ilgi duyduğunu göster.

Duyduklarını ve bildiklerini başkalrına anlatma.

Eğer ciddi bir tehlike görüyorsan yardımcı olabilecek kişi ve kuruluşların adreslerini temin et.(Almanyada, Beratungsstellen, Kliniken, Jugendhilfe, Telefon-Notruf)

Önemsememe, inkar etme, kabullenmeme gibi durumların sık görüldüğünü önceden bilmen gerekir.

Eğer bu işi yapmıyacağını farkedersen kendin yardım ara.

Tekrar tekrar konuşma teklif et.

B. Eğer ben kendimde bağımlılık problemi fark edersem , kendim ne yapabilirim?

Bu halde ilk adımı atmış bulunuyorsun.

Güven duyduğun bir kimseyle sorununu konuş.

Bu kişiye problemi başkalarına açmamasını rica et.

Yardım edebilecek kişi ve kuruluşların adreslerini bul.

Yardım kabul etmek kolay değildir am zorunludur.

Kendi açıklamalarına ve sözverişlerine inanma.

Bir defa dah, bu son , bunu herkes yüz kere söylemiştir. Bu soruna dahildir.

Bedensel ve Ruhsal çok kötü bir duruma düşmeyi bekleme.


--------------------------------------------------------------------------------

Madde kullanımı:

Madde kullanımı Deneme şeklinde kullanım, Eğlence amacıyla kullanım, Keyfi amaçla kullanım, Alışkanlık şeklinde kullanım, ve Zorunlu kullanım olarak sınıflandırılır.

Eğlence amacıyla kullanım Akranlar arasındadaki sosyal ilişkiler sırasında kabul görmek amacıyla zamam zaman

tütün. alkol yada esrar kullanılmasıdır. Madde kullanımı ile tedirginlik ya da stresin azaldığının öğrenilmesi sonucu

tekrarlanan keyfı kullanım süratle fıziksel yada psikolojik bağımlılığa dönüşebilir. Alışkanlık halinde yaşamın büyük bır kısmını madde(ler) işgal etmiştir. Bu psikolojik ve sosyal bir bağımlılık demektir.Zorunlu kullanımda ise kişi kendini kullanmaktan alıkoyamaz. Bu madde temin etmek için fuhuş ve hırsızlık gibi davranış bozukluklarına bileyol açabilir.

Bağımlılık: Çok genel olarak ifade edecek olursak içme davranışı üzerinde kontrol kaybı, kötüye kullanım ile bağımlılık arasındaki kritik sınırı oluşturmaktadır.

Çekilme veya yoksunluk sendromu : Bir maddenin düzenli bir şekilde kullanımını takiben azaltılması veya bırakılması sonucu oluşan bedensel belirtilerdir



Tütün (sigara)

Tütündeki aktif madde nikotindir. Sigara dumanındaki nikotinin %25i vücuda alınmakta ve 15 saniye içinde beyne ulaşmaktadır. Nikotinin yarılanma ömrü yaklaşık 2 saattir.

Nikotin bağımlılığı

Çok çabuk bağımlılık gelişmektedir. Bazı durumlarda sigara içimini destekleyen sosyal faktörler ve sigara üreticilerinin reklamları sigara bağımlılığını destekler. Ebeveynleri ve kardeşleri sigara içen ve model oluşturan kişilerde kullanma oranı daha fazladır.

Tütünün erken etkileri:

Kalp hızında artış, vücut ısısında düşme, kas gevşemesi, sinir sisteminin uyarılması, yüksek kan basıncı.

Sigara içenlerde devamlı öksürük, süreğen (kronik)bronşit sık görülen belirtilerdir. Akciğer kanseri ise seneler sonra sigara içmeyenlere oranla kat kat fazla görülür.Hamile kadınlarda erken doğum, doğum tartısı düşük bebek daha sık gözlenir. Anne ve/veya babları sigara içen Bebekler daha sık hasta olurlar. Bu bebeklerde tekrarlayan bronşit, ortakulak iltihabı, gripal enfeksiyonlar hatta beik ölümleri ortalamanın üstünde olurç

Sigara tiryakilerinde yoksunluk belirtileri şunlardır:

huzursuzluk, uykusuzluk, sinirlilik, bulantı, baş ağrısı, iştah artması, konsantrasyon bozukluğu.


  #8  
Alt 17-09-2009, 14:20
 
Standart Cevap: Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Dikkatine..

Önleme Çalışmaları

Narkotik Birimlerimiz uyuşturucu madde kaçakçılığıyla mücadelenin yanı sıra, ülkemizde henüz endişe verici boyutlara ulaşmamış olan uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığı ile mücadele amacıyla da gerekli çalışmaları yürütmektedir. Bu çerçevede sürdürülen faaliyetleri aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.

a) Eğitim Faaliyetleri;

Başkanlığımız koordinesinde, uyuşturucu madde kullanımında hedef kitle olarak belirlenen 15-21 yaş grubu gençlerin eğitimine yönelik çalışmalarda bulunmak amacıyla, taşra birimlerinde çalışan 100 Narkotik Polisine, Uyuşturucu ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Alt ve Üst Kurulluna danışmanlık yapan Bilimsel Danışma Komitesi üyelerince madde kullanımı ve bağımlılığı konusunda “Eğiticilerin Eğitimi” kursu verilmiştir.
Bu eğitim progr***** katılmış olan narkotik polisimiz, İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevlileri ve bağımlılık konusunda uzman doktorların katılımı ile görevli bulundukları illerde yer alan lise ve dengi okullara, öğrenci velilerine, ceza ve tutuk evleri personeline, talep olması durumunda gönüllü kültür teşekkülleriyle dernek ve vakıflarla koordine kurularak madde bağımlılığı konusunda konferans, panel ve açık oturum düzenlemektedir.

26 Haziran gününün Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Uyuşturucu Günü” olarak kabul edilmesinden dolayı, tüm illerimizde hedef kitle olarak belirlenen gençler ve ailelerine yönelik olarak madde bağımlılığı konusunda konferans, panel, açık oturum, TV ve Radyo programları ve sergi düzenlenerek bilinçlenmeleri sağlanmaktadır.

Ayrıca İzmir ilimizde, yaz dönemlerinde açılan gençlik kamplarında 4 dönem halinde gençlerin madde bağımlılığına karşı bilgilendirilmesi amacıyla seminerler düzenlenmiştir.

b) Sokak Timleri;

Narkotik Polisimizin önleyici görevleri çerçevesinde, risk grubuna dahil şahısların yoğun olarak bulundukları yerlerde, uyuşturucu madde kullanımını engellemek ve sokak satıcıları ile mücadele etmek amacıyla, özellikle büyük şehirlerimizdeki taşra birimlerimiz bünyesinde sokak timleri oluşturulmuştur. Özellikle öğrencilerin yakın temas içerisinde bulundukları okulların çevresinde, öğrencileri uyuşturucu kullanıma teşvik etme arzusundaki uyuşturucu tacirlerine karşı, kafeterya türü yerler ve seyyar satıcılar üzerinde kontroller sürdürülmektedir. Çalışmalar okul yöneticileri ile irtibat kurulmak ve işbirliği tesis etmek suretiyle yürütülmekte, görevlilerin öneri ve bilgilerinden faydalanılmaktadır. Bu çalışmaların en umut verici sonucu ise, bu alanda çok ciddi bir uyuşturucu problemiyle karşılaşılmamış olmasıdır. Bu kontrollerin yanısıra, il merkezlerinde umuma açık yerlerde, özellikle sokak satıcıları üzerinde yoğunlaşan önleyici çalışmalar sonucu çok sayıda kişinin yakalanması sağlanmıştır.

c) İlçe Narkotik Timleri;

İstanbul ilimizin coğrafi ve demografik özellikleri dikkate alınarak mevcut yapılaşma çerçevesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğünce yürütülen mücadelenin şehrin tümüne yayılmasında bazı eksikliklerle karşılaşıldığının görülmesi üzerine, her biri orta ölçekte bir şehir nüfusu kadar insan barındıran İlçe Emniyet Müdürlüklerinde oluşturulan Narkotik Timleri ile mücadelenin daha etkin hale getirilmesi planlanmıştır.

Bu çerçevede, ilk etapta Bahçelievler, Bakırköy, Eminönü, Fatih, Kadıköy, Şişli ve Beşiktaş olmak üzere toplam 7 (yedi) ayrı ilçede özel olarak narkotik suçlarla mücadele konusunda eğitilmiş görevlilerimizden oluşan İlçe Narkotik Timleri kurularak mücadelenin tüm şehir geneline yayılması sağlanmıştır.

Bu konu tüm ülkelerin sorunu ve dikkate alinmasi gerekli..görmemezlikten gelmeyin cocuklarinizdaki degisiklikleri ...


  #9  
Alt 18-09-2009, 09:53
 
Standart Cevap: Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Dikkatine..

UyuŞturucu Nedİr ?

Yunanca uyku anlamında ki "narke"den gelen ve İngilizce'ye "narkotik" olarak geçen uyuşturucu sözcüğü, uyuşturma özelliği olan, uyuşturan, duymaz hale getiren demektir.
Uyuşturucu madde kavramı genellikle, uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder.Ancak, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan kimi maddeler içinde kullanılmaktadır.
Uyuşturucu maddeler; merkezi sinir sistemini etkileyerek kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel dengesini bozan; bu kişide fiziksel ve ruhsal bağımlılığa yol açan; kişisel ve toplumsal yönden ekonomik ve sosyal çöküntü oluşturan maddelerdir.

UYUŞTURUCU MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI:

Uyuşturucu maddeleri türlerine göre aşağıdaki sınıflandırmaya tabi tutabiliriz;

A- AFYON VE TÜREVLERİ

1-Afyon
2-Morfin
3-Kodein
4-Metadon
5-Eroin

B- KENEVİR VE TÜREVLERİ

1-Reçine esrar
2-Toz esrar
3-Pres esrar
4-Gonca esrar
5-Likit(sıvı) esrar

C- UYARICILAR

1-Amfetamin
2-Kokain
3-Kafein

D- SENTETİKLER

1-Ecstasy (MDMA)
2-Captagon
3-Methamfetamin
4-Lysergic Asid Diethylamid (LSD)
5-Gamma Hydroxybutyrate (GHB)
6-Ketamine Hydrochloride (Ketamin)
7-Phencylidine (PCP)

E- SAKİNLEŞTİRİCİLER

1-Barbituratlar
2-Trankizanlar
3-Sedatifler


Gençler ! Eğer bu illete bulaştıysanız ve her hangi bir şekilde ilk veya bir kaç denemenizi yaptıysanız, lütfen hemen şimdi bu alışkanlığınızı " ailenizle paylaşınız ". Aileniz size yardımcı olacaktır. Bundan emin olunuz ! Lütfen...Hemen Şimdi...

UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI

Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde :

Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.

Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar.
Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .

Sindirim Sisteminde:

Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.

Karaciğer ve Böbreklerde:

Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)...
Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları

Gözlerde:

Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.

Solunum Sisteminde:

Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.

Kan organlarında:

Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.

Zehirlenme:

Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.

-Sosyal ve Maddi Etkileri

Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.

Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür)

Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.

İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.

İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Bunlar.

Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.



UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ:

MADDE 403

Uyuşturucu maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal veya ithal edenlere on yıldan yirmi yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu maddenin her gram ve küsuru için elli bin lira para cezası verilir.

1 numaralı fıkrada yazılı maddeleri ihraç edenlere, altı yıldan on iki yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu maddelerin her gram ve küsuru için elli bin lira ağır para cezası verilir.

Uyuşturucu maddeleri imal ve ithal ettikten sonra ihraç edenler hakkında 1 numaralı fıkrada gösterilen cezalara da ayrıca hükmolunur.

Böylece ihraç edilmiş maddeler dolayısıyla yabancı memlekette hükmedilmiş ve çekilmiş veya yabancı ülkede çekilmemiş olmakla beraber Türkiye'de infazı kabil cezalar çekildikleri takdirde, ihraç sebebiyle hükmedilecek cezadan indirilir.

Uyuşturucu maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak satanlara veya satışa arz edenlere veya satın alanlara veya yanında yahut başka bir yerde bulunduranlara veya bu maddeleri parasız devredenlere yahut bu suretle devralanlara veya sevk veya nakledenlere veya bunların alınıp satılmasına veya devrine veya ne suretle olursa olsun tedarik edilmesine aracı olanlara dört yıldan on yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu maddenin her gram ve küsuru için elli bin lira ağır para cezası verilir.

Yukarıdaki madde de gösterilen uyuşturucu madde eroin, kokain,baz morfin, morfin ise fail hakkında verilecek ceza bir katı oranında arttırılır.

Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, teşekkül oluşturanlar ile idare edenler veya bu teşekküle dahil bulunanlar tarafından işlenmesi dahilinde verilecek ceza ayrıca yarı oranında arttırılır.

Bu madde de yazılı suçlar, bunları meslek, sanat ve geçim vasıtası haline getirenler ile aralarında teşekkül oluşmaksızın birden ziyade kimse tarafından toplu olarak işlenirse, hükmolunacak cezalar üçte bir oranında arttırılır.

On sekiz yaşını bitirmeyen küçükleri veya ceza ehliyetine sahip bulunmayanları bu madde de yazılı suçları işlemekte kullanan kimseler hakkında fiil için tertip olunacak ceza altıda biri oranın da arttırılarak hükmolunur.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemek maksadı ile teşekkül oluşturanlar ile bunları idare edenlere veya bunlara dahil olanlara beş yıldan on yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Birden ziyade kimsenin bu suçları işlemek için önceden anlaşmaları teşekkül sayılır.

Uyuşturucu maddeleri sahte reçete ile alanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bir milyon liradan beş milyon liraya kadar ağır para cezası verilir.

KULLANILMASINI KOLAYLAŞTIRMA:

MADDE 404

Özel bir yer sağlayarak veya başka bir suretle bir kimsenin uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştıranlar ile bu maddeleri on sekiz yaşını bitirmeyen küçüklere veya aklen malüllere veya müptela olan kişilere verenler hakkında 403 üncü maddenin 5 ve 6 numaralı fıkralarında yazılı cezalar altıda bir oranında arttırılarak hükmolunur.

Uyuşturucu maddeleri kullananlar ile bu maksatla yanında bulunanlara, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Uyuşturucu madde kullanan kimse hakkında herhangi bir tahkikata girişilmeden resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isteyecek olursa kullanma fiilinden dolayı hakkında kovuşturma yapılmaz.

Uyuşturucu maddeleri kullanan kimselerin alışkanlığı iptila derecesinde ise salahı tıbben anlaşılıncaya kadar bir hastanede muhafaza ve tedavilerine yetkili mahkemece tahkikatın her safhasında da karar verilebilir.

SAHTE REÇETE İLE UYUŞTURUCU MADDE SATIN ALINMASI:

Madde 405

403 ve 404 üncü maddelerde yazılı suçlara iştirak etmiş olan kimse, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu ve suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber vererek bunların yakalanmalarını veya elde edilmelerini kolaylaştırırsa ceza verilmez.

Bu cürümler haber alındıktan sonra, cürümün meydana çıkmasına veya suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kimseler hakkında verilecek ceza yarısı oranında indirilir.

CEZAYI ARTTIRAN ÖZEL HALLER:

MADDE 406

403 üncü madde de ve 404 üncü maddenin bir numaralı fıkrasında yazılı fiilleri işleyen tabip, veteriner, kimyager, eczacı, diş tabibi, dişçi, ecza ticarethanesi sahibi, mesul müdür, sağlık memuru, ebe, hemşire veya hasta bakıcı ise, verilecek ceza yarısı oranında arttırılır ve fail hakkında ayrıca müebbeten memuriyetten yasaklanma veya meslek ve sanatın icrasının tatili cezasına da hükmolunur.

403 üncü madde de veya 404 üncü maddenin 1 numaralı fıkrasında yazılı cürümler, her nevi ulaşım araçlarında veya umuma açık yerlerde bunların sahip ve müstahdemleri veya memuriyet vazife ve nüfuzunun suistimali suretiyle memur ve müstahdemler tarafından işlenecek olursa, cezalar üçte bir oranında arttırılır ve fail hakkında ayrıca müebbeden memuriyetten yasaklanma veya meslek ve sanatının icrasının tatil cezasına da hükmolunur.

SAĞLIKÇA ARIZA - CEZAYI ARTTIRAN HALLER:

MADDE 407

Geçen maddelerde yazılı fiillerden dolayı şahısların hastalanması yahut yara ve berelenmesi gibi sıhhatçe bir arıza vukuu bulunması halinde ölüm ve müebbeden ağır hapsi müstelzim ahvalin gayrısında ceza üçte birden yarısına kadar çoğaltılır. Eğer fiil birkaç kişinin hastalığına sebep olmuş ise birinci fıkrada beyan olunan ceza bir mislinden aşağı olmaz.


Eğer fiil bir kimsenin ölümüne sebep olmuş ise faile müebbet ağır hapis cezası verilir.

MÜSADERE:

MADDE 408

403 üncü madde de yazılı şeylerin kullanılmasını kolaylaştırmak için açılan mahallelerde mevcut bütün eşya müsadere olunur ve iş bu eşyanın bedelinin yarısı cürümü meydana çıkarmakta hizmeti görünenlere verilir.




NASIL KURTURULUR !

Çocuğunuzun Uyuşturucu Madde Kullandığını Nasıl Anlarsınız?

Uyuşturucuların kullanılması davranış değişikliklerinde ve bünyedeki emarelerde kendini gösterebilir. Bununla beraber bu işaretler kesin delil sayılmazlar. Uyuşturucunun kullanılmasında kesin delil olan bünye emaresi enjeksiyonda (bilhassa eroinde) görülür. Daha çok kol ve bacak damarları boyunca olmak üzere, bağımlının bütün vücudunda iğne izleri vardır. Bunlar sivrisineğin soktuğu yerlere benzer ve muhtemelen iltihaplıdır. Tabi iğne ile tedavi gören hastaların vücudunda da iğne izlerinin bulunduğu unutulmamalıdır.

Kullanılan uyuşturucunun cinsine ve kullanma şekline göre değişen aletler, zehir in alınışı ve çeşidi hakkında fikir verir. Vücuttaki emarelerin çokluğu bağımlılık ihtimalinin işareti ise de, uyuşturucu kullanılmasının kesin delilleri olarak kabul edilmemelidir, fakat uyanık olunmalı, olaylar dikkatle izlenmeli ve değerlendirilmelidir. Bunlar mesela, el titremesi, ter boşanması, uykusuzluk, huzursuzluk, sükunet ile sinirlilik hallerinin birbirini takip etmesi gibi işaretlerdir. Davranış değişiklikleri de uyuşturucu bağımlılığın işareti sayılır.

Gençlerde rastlanan ve göze çarpan bu ve benzeri haller, ergenlikle ilgili çok normal sebeplerde olabilir. Örneğin ergenlikte:

Okul başarılarındaki inişler ve yükselişler, Aile münasebetlerinden ayrı kalma, uzaklaşma, Ruh halinde değişiklikler, İlgi alanlarının sık sık değişmesi söz konusu olabilmektedir.

Bunlar tehlike işaretleridir :

Daha önce bizlerle olmaktan zevk alan, programlar yapan kızımız veya oğlumuz, bizden uzak durmaya başlamışsa, ilgi ve istekleri sıklıkla değişiyorsa, maymun iştahlı olmuşsa, daha önce eğitim konusunda verdiği kararı değiştirmişse, kararsızlıklar yaşıyorsa...

Ruhsal yönden içine kapandığını, aşırı sinirli olduğunu, alınganlaştığını, sonra tekrar normale döndüğünü fark ediyorsak.

Başarı oranı tamamen ve her derste düşmüş ise, arkadaşlarını çok sık değiştiriyorsa, eski arkadaşlarına sırt çeviriyor ve çevreyle ilişkilerden kaçıyor, işini yada okulunu bırakmak istiyorsa.

Hiçbir şeye ilgi duymuyor ve herkesten uzak kalıyorsa, geleceğe dönük hiçbir adım atmıyorsa.

Ani ve çabuk duygu değişimleri varsa, yemek yeme düzeninde bozukluk oluyorsa.

Yalan söylüyor ve evden ufak tefek şeyler kayboluyorsa.

Elbisesinde, yatağında ufak yanıklar ve yırtıklar oluşmuşsa, farklı yerlere gittiğine dair ipuçları varsa.

Tuvalette uzun süre kalıp, oradan rahatlamış olarak çıkıyorsa.

Odasında, üstünde pudraya benzer şeyler varsa bunlar bize bir problemin olduğunu düşündürmelidir. Ama bütün bunları, tek başına anne yada baba olarak halletmeye kalkışmamak, mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir.


AİLELERE ÖNERİLER !

Uyuşturuculardan korunmada en büyük vazife aileye düşmektedir. Aile toplumun temel çekirdeğidir. En başta anne ve baba, çocuklara örnek olmalıdır. Çocuklar, her türlü sıkıntılarını ve problemlerini öncelikle anne ve babalarına açabilmelidirler. Problemlerin ilk defa aile büyüklerince değerlendirilmeleri şarttır.
Bu konuda gençlerimizin dikkat edecekleri noktalara gelince;

Gerek sevgiyi ve mutluluğu muhakkak ki kendi yuvalarında aramalıdırlar.

Kötü arkadaş guruplarından uzak durmaları gerekir. Böyle kişiler davranışlarından, hareket ve sözlerinden anlaşılır.

Boş zamanları en iyi şekilde (okumak, kültürel ve diğer faydalı faaliyetlerde bulunmak gibi meşguliyetlerle) değerlendirmelidirler.

Yine gençlik dönemi ; halk arasında söylendiği şekliyle "delikanlılık" devresidir. Bu yaşlarda kişilik icabı, gelecek için her an problem oluşturabilecek hareketlere girilebilir, kararlarda isteksizlik olabilir. Gençler bu hususu daima göz önünde tutmalı büyüklerin uyarılarını dikkate almalıdırlar.

Son olarak gençlerimizi uyuşturucunun içine çeken alt kültürden bahsetmek istiyorum. İçki uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklıklar, fuhuş evden kaçma gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama "Uyuşturucu Kültürü" adını veriyoruz. Zararlı alışkanlıkların temelinde bu vardır ve bunu önlemek uyuşturucu kültürüyle mücadeleye bağlıdır.

Bu kültürün filizlendiği birahane, pub, diskotek, kahvehane, kumarhane, meyhane ve benzeri yerlerden uzak durmalıdır.

Bira ve "alkolsüz" denilen bira, alkolizm ve uyuşturucu batağının başlangıç basamağıdır.

Yine milli manevi değerlerimiz, yüzyıllardan beri nesilden nesile intikal eden geleneklerimiz uyuşturucu kültürünün panzehiridir. Bu değerlere sarılmak zorundayız.


Çocukların her gün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.

Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.

Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma , bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır.

Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.

-Medya'ya düşen görevler

En güçlü ve yaygın eğitim kurumu olduğu halde bu çizgide hiç bir görev üstlenmeyen, hatta büyük bölümü ile, bilhassa temeldeki konu olan ve her türlü zararlı alışkanlıklara ve bunların salgın haline gelmesinde en büyük etken kabul edilen uyuşturucu kültürü çizgisinde büyük bir sorumsuzluk sergileyen medya, mutlaka disipline edilmeli. Bu güçlü kurum bütün birimleri ile yararlı bir çizgiye getirilmelidir ve medyanın bu sorumluluklarını ve hayati önem taşıyan görevlerini kabullenip yerine getirmedikçe diğer hiçbir tedbirin ülkeyi ve toplumu selamet kıyısına götüremeyeceği kesinlikle bilinmelidir. Bu ülke, bu toplum ve bu devlet hepimizindir. Bir yerde hırs ve kazançlara sınır tanımak zorundayız..


UYUŞTURUCU SÖZLÜĞÜ !

Afyon: Haşhaş bitkisinin kapsüllerinden elde edilen bir sakızdır.

Amphetamin: Saf halde iken renksiz, uçucu bir sıvıdır. Ağır kokusu ve yakıcı tadı vardır.

Burundanga: Amerika yerlilerinin borazan biçimli beyaz ve pembemsi çiçekli, yeşil ve geniş yapraklı bitkiye verdikleri isim.

Depresyon : Fizik veya moral çöküntü. Ruhi ve bedeni düşüklük. Bitkinlik. İç sıkıntılar.

Doğal : Tabii, natürel

Dolophine: Methadonun piyasadaki adı.

Emosyon : Heyecan

Enpotans : İktidarsızlık

Eroinman : Eroin bağımlısı, eroin müptelası

Esrarkeş : Esrar çeken, esrar bağımlısı ,esrar müptelası

Halüsinojen : (Hayal gösteren – evham veren) hayal ve vehimler oluşturan kimyasal maddeler. Hakikatte olmayan hayallere sebep olan maddeler.

Haşiş:Esrar yapımında, ince elekten çıkan ilk kaliteye verilen ad.

Hepatit : Karaciğer arızaları, zafiyeti...

Hezeyan : Sayıklama, saçmalama... Delüzyon. Gerçek dışı, akıl ve mantık yolu ile düzeltilemeyen yargı hataları. Kaynağı şuuraltı dürtülerdir. Şüpheci kişilerde gelişir. Çeşitleri vardır.

Ice: Renksiz, kokusuz, parlak, yarı beyaz, yarı saydam kristallerden oluşan uyuşturucu madde.

İnhalasyon : Buğu, gaz veya ufak damlacıklar halindeki sıvıların solunması .

İnhalants : Solukla içeriye çekilen ilaçlar, uçucular, çözücüler...

Kodein: Afyon kozası veya afyondan mevcut olup, çoğunlukla morfinden kimyasal yolla elde edilir.

Kokain: Beyaz toz (Kristalize pudra) görünümlü uyuşturucu bir madde.

Marihuanna: Esrarda ikinci kalite mal.

Methadon: Norkotikler gurubundan uyuşturucu bir madde.

Morfin: Afyondan kimyasal işlemlerlerle üretilir. Afyon içindeki en tanınmış alkoloid (zehir) dir.

Morfinman : Morfin tiryakisi, morfine bağımlı (müptela)...

Morfinmani : Morfin kullanma hastalığı.

Narkotik : Afyon ve türevleri soyundan olan uyuşturucu maddeler...

Paranoid : Psikoz denilen ruh hastalığının heyecanlı tepkileri. Herkesten şüphelenir. Bakış, gülüş ve özel konuşmalardan huylanır. Ortadan olayları kendi aleyhinde olarak değerlendirir. Kendisine komplo, suikast, hıyanet, hakaret şeklinde algılar herkese düşmanı imiş gibi bakar. Kibir, istihza, ima yüklüdür. Öyle konuşur.

Psikoterapi : Telkinle tedavi, ruhsal yönlendirme ile bağımlıyı tehlikeden kendi iradesiyle uzaklaştırma işlemi.

Reçineişi kenevirin tepe çiçeklerinden ve yapraklarından elde edilen koyu sıvıdır.

Sedatif : Sakinleştirici. Müsekkin. Ağrı dindirici.

Sentetik : Kimyasal işlemlerle elde edilen.

Stimulant : Uyarıcı, uyandırıcı, kamçılayıcı, tenbih edici, münebbih.

Şizofreni : Dış alemle irtibatın (ilginin) kesilip içe kapanma olarak açıklanan akıl hastalığı...

Toksin : Mikrop v.s. nin ifraz ettiği zehir.

Toksik : Zehirleme niteliği olan, zehirleyici madde...

Toksikoman : Toksit maddelerini kullanma bağımlısı ... (Bunlar çeşitli suçlar ve cinayet de işleyebilirler ) Kesin tedavi yok, geçici ve hafifletici tedaviler olabiliyor. Türlü çeşitleri ve tezahürleri var.


Bu konuda yazacak pek birsey bulamiyorum cunku gormek isteyince cevremde o kadar cokki bagimli olan veya oylesine iciyorum diyen.Sadece bilincli toplum olmak zorundayiz ancak oyle cocuklari ilk basta gorebilir engelleyebiliriz.


  #10  
Alt 18-09-2009, 09:53
 
Standart Cevap: Uyuşturucu Madde Kullanimini Önlemek İçin Anne Ve Babalarin Dikkatine..

Yurdumuzdaki sosyal yardım kurumları


Yurdumuzun her köşesinde birçok sosyal yardım kurumu hizmet vermektedir. Bu kurumların başlıcaları şunlardır:


Kızılay


11 Haziran 1868 tarihinde İstanbul'da kurulmuş bir sosyal yardım kurumudur. Geçmişte çeşitli adlarla anılmış olan bu kurum, 1935 yılında Kızılay Derneği adını almıştır.

Derneğin amacı; savaşta ve barışta, yurt içinde, dışında, doğal afet ve felâketlere uğrayanlara yardım etmek, sağlık ve sosyal dayanışmayı desteklemektir. Ayrıca bu konudaki uluslar arası derneklerle iş ve amaç birliği yapmaktır.

Kızılay; savaşta ve hükümetin ilân ettiği olağanüstü durumlarda silâhlı kuvvetlere yardımcı olur. Bulaşıcı hastalıklara karşı açılan mücadeleye katılır. Ülkemizde ve yabancı ülkelerde meydana gelen doğal afetlerde zarar görenlere yardım elini uzatır. Hükümetlerin belirttiği yerlerde hastahaneler açar. Barış döneminde, hemşire ve ilk yardım elemanı yetiştirir. Kan bulma hizmetlerini düzenler ve yürütür. Yoksullara yardım eder. Bu alanlarda çalışmak için gönüllü kuruluşlar oluşturur. Gerekli yerlerde aş evleri açarak yoksul ve öksüz çocuklara yardım eder.

Kızılayın gelir kaynaklan; üyelerden topladığı aidatlar, dernek yayınları, pul ve rozetlerdir. Düzenlenen piyango, balo ile daha başka eğlencelerden elde edilen gelirler de kaynakları arasında yer alır. Ayrıca, vatandaşlar tarafından yapılan bağış ve yardımlar, bazı malların satışından ve kiralardan sağlanan gelirler Kızılayın, gelir kaynaklan arasındadır. Toplum içinde mutlu, huzurlu ve güvenli yaşayan insanların çeşitli konularda birbirlerinin yardımlarına ihtiyaçları vardır. Bu kadar yararlı hizmetler veren Kızılaya yardım etmek, her vatandaşın en kutsal görevlerinden biridir.


Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu


Temeli, Mithat Paşanın Tuna valiliği sırasında atılan bir yardım kuru*mudur. Bu kurum, çeşitli aşamalardan geçtikten sonra 1935 yılında "Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu " adını almıştır. Bugün, derneğin adı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu dur.

Bu kurumun amacı; korunmaya, bakıma, yardıma muhtaç çocuklara, özürlü ve yaşlılara bakmak ve onları topluma kazandırmaktır. Toplum olarak bize ihtiyacı olanlara ilgi göstermeli, onlara yardım etmeliyiz.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, yurdun birçok yerinde bakım evi, çocuk yuvası, hastahane ve dispanser açar. Şehitlerin eş ve çocuklarını, malûl ve gazileri korur. Onların toplumda, kendilerine yakışır bir hayat sürmelerini sağlar.

Bu kurumun gelir kaynakları; halktan topladığı bağışlar ve devletin yaptığı yardımlardır.


Yeşilay


1920 yılında, İstanbul'da kurulmuştur. Amacı, Türkiye sınırları içinde, sigara, alkol ve bütün uyuşturucu alışkanlıklarını önlemektir.

Alkollü içkiler, uyuşturucu maddeler ve sigara insan sağlığı için çok tehlikeli olan maddelerdir. Bunları kullanan kişilerde zararlı maddelerin etkisi kan ve solunum yolu ile bütün vücuda yayılır. Zamanla insan iradesini zayıflatır. İnsanı çok genç yaşta hasta eder.

Gençleri içkiden ve benzeri zararlı alışkanlıklardan koruyan bu derneğin çalışmalarına yardımcı olmak başta gelen görevlerimizdendir.


Türk Hava Kurumu


Yurdumuzun kurtarıcısı, Büyük Önder Atatürk, "İstikbâl göklerdedir."diyerek havacılığa verdiği önemi belirtmiştir. 1925 yılında Atatürk tarafından kurulan bu kurumun başta gelen amacı, Türk gençlerine havacılığı sevdirmektir. Havacılığın sivil ve askerî alanlardaki önemini kavratmak ve gelişmesi için çalışmaktır.

Türk Hava Kurumu, amacı doğrultusunda Türkkuşu Genel Müdürlüğüne bağlı olarak gençleri, havacılığın çeşitli dallarında yetiştirir. Uçak, planör, paraşüt ve model uçak kursları açar. Gençler arasında yarışmalar düzenler.

Türk Hava Kurumu, gelirini vatandaşların bağış, fitre ve zekâtlarından sağlar. Yurt savunmasında büyük önemi olan bu kuruma gönülden yardım etmek görevlerimiz arasındadır.


Millî Eğitim Vakfı


Yurdumuzun kalkınmasında, çağdaş ve ileri ülkeler seviyesine yükselmesinde eğitimin rolü büyüktür. Yurdumuzda yaşayan vatandaşlarımızın en iyi eğitimi alması, millî eğitimin hedefleri arasındadır. Ancak, büyük yatırımlar gerektiren bu hizmetlerin tümünü devlet bütçesinden beklememek gerekir. "Kendi okulunu kendin yap" kampanyası ile yurdumuzun her köşesinde olumlu sonuçlar elde edilmektedir.

Millî Eğitim Vakfı, hayırsever vatandaşların, kamu kurum ve kuruluşlarının katkılarım en iyi şekilde değerlendirmek için kurulmuştur (19 Şubat 1981).

Vakıf, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulların her türlü eğitim ve öğretim ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Millî eğitimin gelişmesi için sosyal ve kültürel tedbirler alır.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Uykuda Bebek Ölümünü Önlemek İçin Öneriler Uykuda Bebek Ölümünü Önlemek İçin Öneriler Uzmanlar, Ani Bebek Ölümü belirtinine karşı savunucu tedbirler ile ilgili anne babalara ehemmiyetli tavsiyelerde bulundu. Bebeklerinin uyanıkken her...
Anne karnında alerjik madde tehlikesi Anne karnında alerjik madde tehlikesi Uzmanlar bebeğin anne karnındayken alerji yapan maddelerle karşılaşmasının doğduktan sonra karşılaşmasından daha fazla riskli olabileceği konusunda anne...
Uyuşturucu madde diskalifiye ettirdi Londra'da judo erkekler 73 kiloda yarışan Nick Delpopolo, doping testini geçemediği için oyunlardan diskalifiye edildi. http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif Birleşik Amerikalı sporcunun idrar...
Kabızlığı önlemek ve geçirmek için öneriler Kabızlığı önlemek ve geçirmek için öneriler Modern çağın hastalığı kabızlık, özellikle kısıtlı besin grupları ile diyet yapan kadınları vuruyor. Boehringer Ingelheim tarafından yapılan...
Cildin Lekelenmesini Önlemek İçin Öneriler Cildin Lekelenmesini Önlemek İçin Öneriler Cildinizin lekelenmesine izin vermemek elinizde Cilt lekeleri az veya çok herkesi uğraştırır. Birçok cilt düzensizliği gibi lekeler de çoğunlukla...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,728
Konular : 238,274
Mesajlar: 425,347
Şuan Sitemizde: 347

En Son Üye: yalba

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:08.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.