Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Sağlık
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Organ Bağışının Manası ve Önemi Nedir

Genel Sağlık kategorisinde ve Sağlık forumunda bulunan Organ Bağışının Manası ve Önemi Nedir konusunu görüntülemektesiniz.
Organ Bağışının Manası ve Önemi Nedir Organ bağışından ne kastediyoruz? Organ bağışı, yaşarken yaptığımız bir bağış ama ölümümüzden sonraki bir ...






Yeni Konu aç Cevapla
Seçenekler
  #1  
Okunmamış 06-10-2008, 10:45
 
Standart Organ Bağışının Manası ve Önemi Nedir

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Organ Bağışının Manası ve Önemi Nedir

Organ bağışından ne kastediyoruz? Organ bağışı, yaşarken yaptığımız bir bağış ama ölümümüzden sonraki bir uygulamayı yansıtıyor. Canlı vericilerden yapılan nakillerde organlarından birini ya da bir parçasını bağışlamak organ bağışı kapsamında mıdır? Organ bağışının ailemizi ilgilendiren yönleri nelerdir?



Teknik Yönüyle Organ Nakli ve Bağışı Organ Bağışının Manası ve Önemi

Organ bağışından ne kastediyoruz? Organ bağışı, yaşarken yaptığımız bir bağış ama ölümümüzden sonraki bir uygulamayı yansıtıyor. Canlı vericilerden yapılan nakillerde organlarından birini ya da bir parçasını bağışlamak organ bağışı kapsamında mıdır ? Organ bağışının ailemizi ilgilendiren yönleri nelerdir ?

Organ bağışı dediğimizde her şeyden önce ikinci tip organ nakillerini kastettiğimizi vurgulamamız gerek. Yani kadavradan ya da tıbben ölmüş kimselerden olan nakiller için ortaya atılmış bir kavramdır organ bağışı.

Canlıdan nakillerin genellikle akrabalar arasında olması münasebetiyle tam bir bağış sayılmaması doğaldır. Akraba olmayan bağışlarda da özellikle dünyada uygulandığı şekliyle yakınlığın yanında diğer menfaatlerin de bulunabileceği göz ardı edilemez. Zaten canlıdan nakiller tıp etiği yönüyle de sağlıklı bir insanın hayatının riske edilmesi açısından bazı soru işaretleri taşımaktadırlar. Yine de bulunan organların yetmediği bu koşullarda insanları kurtarmanın yegane yolu olmaları münasebetiyle kaçınılmaz olarak uygulanmaktadırlar.

Asıl organ bağışı kavramı ise kadavra nakilleri için kullanılmaktadır. Yaşam boyu kullandığımız bizi yaşatan organlarımızın, öldüğümüzde bambaşka hem de tanımadığımız insanları yaşatmak amacıyla kullanılması ve bu organlardan, bağışlayanların herhangi bir menfaatinin olmaması, kavram olarak gerçek bir bağış olduğu gibi aynı zamanda büyük bir insanlık örneğidir de.

Bu aynı zamanda insanın yaşama duyduğu saygının da bir ifadesidir. Dünyanın malının dünyada kalacağı bilinciyle, sadece insana has olan ardında bir şeyler bırakabilme, insanlık adına da bir şeyler yapabilme duygusunun da doruk noktasıdır. Belki o anda organları bağışlanan kişi bunun bilincinde olamamaktadır ama zaten tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu bağış daha ziyade yaşayanları ilgilendiren bir olgudur. Ölen kişinin bağış kartı olsa da olmasa da bağışı yapacak olanlar ölenin yakınlarıdır. Yakınlarının istememe halinde kişinin kendi organ bağışı hiçbir şey ifade etmez.

O nedenle organ bağışı denildiğinde kendimize sormamız gereken asıl soru; kendi organlarımızı bağışladığımız kadar en sevdiklerimizin organlarını bağışlayıp bağışlayamayacağımız olmalıdır ? Görüldüğü gibi bu çok zor bir sorudur. Ama bir gün organ bekleyen bir yakınımızın olabileceği gibi organını bağışlamak veya bağışlamamak durumunda







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Okunmamış 08-09-2009, 19:24
 
Standart Tek hayali balon şişirmek!

Tek hayali balon şişirmek!

Kimi bir bardak suya kimi çiçek kokusuna hasretti. Denize ancak uzaktan bakıyorlardı. Antalya'da biraraya gelen organ nakilli çocuklar, şimdi ikinci hayatın tadını çıkarıyor. Minikler 'Lütfen organ bağışında bulunun' çağrısı yapıyor.



Organ bağışıyla hayata yeniden dönen çocuklar, Antalya'da düzenlenen 'ONKOD II. Geleneksel Çocuk Kampı'nda buluştu. Koşup oynayacakları dönemi yatakta, diyaliz makinesine bağlı olarak geçiren çocuklar, başkalarına ait organlarla yeniden başladıkları yaşamlarında ilk kez birarada tatil yaptılar...

BİRLİKTE ŞARKI SÖYLEDİK
Koşup oynamak onlar için hayaldi. Diyalize girdikleri için çok susadıkları halde su içmeleri yasaktı. Balon şişirmeyi istemek sizin için basit olabilir ama doğuştan akciğer nakli bekleyen Mehmet için bu bir düşten ibaretti. İşte biz de hayatları birer düşten ibaret olan bu çocuklarla birlikte aynı kamptaydık. Hep birlikte şarkılar söyledik, resimler yaptık. Organ Nakli Koordinatörleri Derneği'nin (ONKOD) düzenlediği kampta tatili unutan çocuklarla tekrar sağlıklı olmanın keyfini çıkarttık. Organ nakli olmaması durumunda, bu çocukların hayatta olamayacağını kamuoyuna göstermek istediklerini söyleyen ONKOD Derneği Başkanı Ahmet Çakıroğlu, "Çocukların hepsi diğer çocuklar ne yapıyorsa onları yapabiliyorlar, tek farkları, eğer nakil olmasaydılar; bugün burada olamayacaklardı" diyor. Birbirlerini çok iyi anlayan çocuklarsa 'Lütfen organ bağışında bulunun' çağrısını yapıyor. Lütfen siz de bu çağrıya kulak verin! Bir gün siz de bir miniğin hayatını kurtarabilirsiniz.

MUCİZE GERÇEK OLDU, ARANAN KALP BULUNDU!
Doğuştan kalp yetmezliği yaşayan Egemen'in, kalp kasları çalışmıyordu. Hastalık tam olarak 4.5 yaşındayken ortaya çıktı. Karında sertlik, dudaklarda morarma ve çabuk yorulma belirtileriyle hastalık kendini gösterdi. Erdem Ailesi; Egemen'in tedavisi için Mersin'den İzmir'e yerleşti. İzmir'e taşındıktan dört ay sonra mucize gerçekleşti, kalp bulunmuştu. 6 Eylül 2008'de Ege Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Mustafa Özbaran başkanlığında nakil gerçekleştirildi.

O AİLEYE MİNNETTARIZ!
Beş saatlik ameliyat sırasında yaşadıklarını kelimelere dökmekte zorlanan annne Hamiyet Hanım, "Hayatını kaybeden çocuk için saatlerce ağladım..." diyor. Erdem Ailesi, çocuklarına hayat veren aileye minnettar olduklarını, eğer bağışta bulunmasaydılar bugün Egemen'in hayatta olmayacağını söylüyorlar.

TEK HAYALİ BALON ŞİŞİRMEK!
Türkiye'nin ilk çift taraflı akciğer nakilli çocuk hastası olan Mehmet, Ege Üniversitesi'nde Prof. Dr. Mustafa Özbaran başkanlığında gerçekleştirilen operasyonla hayata yeniden döndü. Mehmet 1.5 yaşında zatürree oldu. Karnı şişti ve bağırsak kanaması geçirdi. Bu da ciğerlerini etkiledi. 100 gün hastanede kaldı. Tedavi yapılıyordu ancak durumu bir türlü düzelmiyordu. Tek çaresi nakildi ama o zaman Türkiye'de akciğer nakil yapılamıyordu. 14 sene boyunca devamlı oksijene bağlı yaşayan Mehmet'i annesi Gönül Palas, sırtında okula götürüyor, çantasını ise arkadaşları taşıyordu. Okula gidemediğinde derslerine evde çalışan Mehmet, devamlı takdir alıyordu. Ve derken beklenen haber, 8 Nisan 2009'da geldi. Mehmet bugün yaşıtı bir çocuğun ailesi sayesinde hayata döndü.

KOLA İSTEDİ, AYRAN İÇTİ!
Mehmet yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Ameliyattan sonra en çok balon şişirmek istiyordum. Ama heyecandan hastaneye balon istemeyi unuttum. Ameliyattan çıkar çıkmaz kola istedim ama doktorlarım bana ayran verdi. Eskiden nefes alamıyordum, yürüyemiyordum. Şimdi nefes alıp, doya doya çiçek kokluyorum..."

İKİ YAŞINDAKİ BİR MİNİĞİN BÖBREĞİNİ ALDI!
Ailesinin üçüncü ve en küçük çocuğu olan Sibel doğuştan böbrek hastasıydı. İki yaşından sonra gelişme geriliği ve iştahsızlık gibi belirtilerle hastalık ortaya çıktı. Sibel altı sene ilaç tedavisi gördükten sonra böbrekleri tamamen iflas etti. Küçük Sibel, 1.5 sene her akşam on saat diyaliz makinesine bağlı yaşadı. Ve 27 Ekim 2008'de İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kadavradan böbrek nakli oldu. İki yaşındaki bir miniğin böbreği Sibel'e can oldu. Sibel şimdi çok heyecanlı. Çünkü sağlıkla okuluna devam edebilecek.

ARTIK ARKADAŞLARIYLA KOŞUP OYNAYABİLECEK!
Küçük Mehmet, doğduktan sonra sarardı. Şiddetli kaşıntı ve gelişme geriliği olarak ortaya çıkan karaciğer yetmezliği ile doğar doğmaz mücadele etmeye başladı. Kaşıntısı yüzünden dört sene boyunca uykusuz geceler geçirdi. Karabük'te yaşayan Çetinkaya Ailesi diğer çocuklarını anneanneye bırakıp, Mehmet için İstanbul'a geldi. Beklenen haber geldiğinde takvimler 1 Ekim 2007'yi gösteriyordu. Mehmet'e Memorial Hastanesi'nde kadavradan karaciğer nakli yapıldı. Altı yaşındaki Mehmet, şimdi ekim ayında okula başlayacak, arkadaşlarıyla koşup oynayabileceği için de çok mutlu...


  #3  
Okunmamış 08-09-2009, 19:47
 
Standart Yeni hayatlarına başlarken hiç acıtmadı diyorlar!

Yeni hayatlarına başlarken hiç acıtmadı diyorlar!

Antalya'daki 'ONKOD İkinci Geleneksel Çocuk Kampı'ndaki en ilginç hikayenin sahibi 17 yaşındaki Burcu Beyza Demirtaş'tı. Doğuştan hasta değildi, "Yürüyerek girdiğim hastaneden yeni bir böbrekle çıktım" dedi.



Kimi doğuştan hastaydı, kimi hasta olmanın ne demek olduğunu sonradan anladı. Antalya'daki 'ONKOD Çocuk Kampı'ndaki miniklerin ortak noktası, kendilerine bağışlanan organlar sayesinde bugün hayatta olmalarıydı. Burcu amcasının, Ayşe babaannesinin, Burak annesinin, Mensur babasının böbreğiyle, Okan ise annesinin ciğeriyle hayat buldu. İşte çocukların anlattıklarıyla yeniden yaşama tutunma öyküleri:

AMCAM'LA BÖBREK KARDEŞİYİZ BİZ!
Kampın en büyüğü 17 yaşındaki Burcu'ydu. O doğuştan böbrek hastası değildi. Geçen sene eylül ayında bir pazar günü, arkadaşının doğum gününe gitti. Ertesi gün yüzünde bir şişle uyandı. "Grip oldum herhalde" deyip, hastanenin acil servisine gitti. İşte ne olduysa; o zaman oldu. Hastaneye acilden giren Burcu, tam beş hafta yoğun bakımda kaldı. Tansiyonu bir türlü düşmeyen Burcu'nun böbreklerinin iflas ettiği ortaya çıktı.

AMCASI RÜYASINDA GÖRDÜ!
Tek çaresi böbrek nakli olan Burcu'nun annesinin kan grubu uymadı, babasının böbreğinde problem olduğu anlaşıldı. Geriye kadavradan böbrek nakli için beklemek kalıyordu. Burcu diyalize girmeye başladı. Hastanede yatarken bir sabah amcası geldi. Rüyasında yeğenine böbreğini veren amca, hastanede de aynı kararı aldığını açıkladı. Dört ay diyalize girdikten sonra tarihler 10 Şubat 2009'u gösterdiğinde Burcu ikinci hayatına 'merhaba' dedi. Memorial Hastanesi'nde amcasının böbreğiyle yaşama tekrar tutundu.

ARAMIZDAKİ BAĞ GÜÇLENDİ!
Burcu o günleri şu sözlerle anlattı: "Amcam sevgisini belli eden bir insan değildi. Onu çok seviyordum ama şimdi aramızdaki bağ çok farklı. O benim her şeyim. Onun sayesinde bugün buradayım. Bir lokma yemeğin, bir bardak suyun bile çok farkı var. Şimdi tuzlu bir yemeğe çatalımı batırsam aklıma amcam geliyor, tuzlu yemekleri hemen bırakıyorum." Bu sene üniversite sınavına hazırlanan Burcu, uluslararası ilişkiler bölümünde okumak istiyor.


  #4  
Okunmamış 11-09-2009, 23:31
 
Standart Onlar Türkiye'nin en minik nakillileri!

Onlar Türkiye'nin en minik nakillileri!

Onlar Türkiye'nin en küçük mucizeleri! Yaşamaları için gereken organlar, zamanla yarışarak minik bedenlerine yerleştirildi. İşte Türkiye'nin en küçük organ nakilli çocuklarının hikâyeleri...



ARTIK BEBEKLERİNE KALP NAKLİ YAPIYOR!
Türkiye onu yeşil hastane kıyafetleri ile yoğun bakımda yatarken tanıdı. Minicik bir çocuktu. Henüz yeni kalp nakli olmuştu ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül, minik adaşını hastanede ziyaret etmişti. İki yaşındaki Hayrünnisa'nın hikayesi Urfa'da başladı. Ocak ayında hastalanan Hayrünnisa'nın yaşaması için acil kalp nakli olması gerekiyordu. Ailesi Urfa'dan Ankara'ya geldi. İki yaşındaki bir miniğin kalbi, onun için uygundu ve Gazi Üniversitesi Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özdoğan başkanlığında operasyon yapıldı.

BİR CAN KURTARDILAR!
Baba Mehmet Altandağ en küçük çocuğu olan Hayrünnisa'nın tekrar hayata dönmesinden dolayı çok mutlu olduğunu söylüyor: "Çok zor günler yaşadık, yoğun bakımın kapısında beklerken ben de annesi de gece gündüz dua ettik. Diğer çocuklarımızı akrabalarımıza bırakıp aylarca Ankara'da kaldık ama hepsine değdi. Şimdi çocuğumuz koşup oynuyor. İleride de okula gidecek, bu vatana faydalı bir meslek sahibi olacak. Bağışı yapan aileden Allah razı olsun. Bilsinler ki, Hayrünnisa onların da çocuğudur. Sonsuz şükran borcumuz var. Bir can kurtardılar." Henüz konuşmayı tam anlamıyla öğrenemeyen Hayrünnisa, Urfa'da bebekleriyle oynarken onlara sürekli kalp nakli yapıyor.

* * *
KOLUNU KIPIRDATAMAZKEN HİPERAKTİF BİR ÇOCUK OLDU!
Nakilden önce hareket etmekte zorlanan, yataktan kalkamayan Furkan, sağlığına kavuşup normal hayatına döndükten sonra hiperaktif oldu! Artık bir an olsun yerinde durmuyor. Nakilden sonra tam anlamıyla sağlığına kavuşan ve gelişimi hızlanan Furkan, tam iki kilo aldı, boyu da beş santim uzadı. Şimdi çok hareketli bir çocuk olan Furkan kardeşiyle oyunlar oynuyor, en çok bisiklete binmeyi seviyor. Gün boyunca yorulmak nedir bilmeden top peşinde koşturuyor.

BİSİKLETTEN İNMİYOR!
Oysaki, Türkiye'nin en küçük karaciğer nakilli çocuğu iki yaşındaki Bünyamin Furkan Kaya, doğuştan metabolik bir hastalıkla dünyaya geldi. Furkan'ın yaşaması için karaciğer nakli olması tek çareydi. Uzun süre nakledilecek karaciğerin bulunmaması ve minik Furkan'ın her geçen gün ailesinin gözlerinin önünde erimesi üzerine, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 15 saat süren ameliyatla amcasından alınan karaciğer Furkan'a nakledi. Başarılı geçen operasyon sonrasında Furkan ikinci yaşamına 'Merhaba' dedi. İyileştiği günden beri bir an olsun bisikletinden inmeyen Furkan, yeni doğan kardeşiyle oyunlar oynamaya da bayılıyor.

* * *
ALTI AYDA İKİ YAŞ BİRDEN BÜYÜDÜ, ŞU AN YAŞITLARI GİBİ!

Hasan, hasta yatağından kalkar kalmaz normal çocuklardan bile sağlıklı hale geldi. Şimdi mutluluktan yerinde duramıyor.

ÇİKOLATA SEVİYOR
Hikayesine gelince o, doğuştan tek böbrekliydi ve o böbreğinde de sekiz kist bulunuyordu. Dört aylıkken tam yedi kez ameliyat geçirdi. Edirne'de yaşayan ailesi nakil için Antalya'ya taşındı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde böbrek nakli olduğunda henüz 17 aylık bir bebekti. O, hâlâ Türkiye'nin en küçük böbrek nakilli hastası sayılıyor. Hasan'ı şimdi en çok yemek yemek mutlu ediyor. Dondurma ve çikolataya ise bayılıyor. Boyu altı ayda tam 10 santim uzayan ve üç kilo alan Hasan'ın gelişimi devam ediyor.

* * *
HASTANENİN EN MİNİK HASTASI ŞİMDİ FOTOĞRAFÇISI OLDU!
Doğuştan böbrek hastası olan Sinem, artık dünyayı farklı gözlerle görüyor. 65 yaşındaki dedesi Yusuf Özbek'in geçen ay Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi'nde verdiği böbrekle yeniden hayata tutunan Sinem, gördüğü farklı dünyayı da fotoğraflamaktan geri durmuyor.

ÇOK MUTLU!
Hastanenin en küçük hastası olan Sinem, şimdi en küçük fotoğrafçısı da aynı zamanda. İyileştikten sonra hastanedekilerin fotoğraflarını çekmeye başlayan Sinem'in, en büyük hayali ileride fotoğrafçı olmak... Minik kız, şimdi duygularını "Sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum. Dedemden bir parça da benim oldu. Bir an önce arkadaşlarımla oynamak istiyorum" diye ifade ediyor.


  #5  
Okunmamış 25-12-2009, 17:02
 
Standart Organ bağışında yeterli bilinç yok

Organ bağışında yeterli bilinç yok

Bir vericiden yaklaşık 12-13 hastayı iyileştirebilecek organ ve doku elde etmenin mümkün olduğunu belirten uzmanlar, organ bağışı konusunda daha hassas davranılmasını istiyor.



Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şaban Sarıkaya, organ bağışı konusunda tüm çabalara rağmen toplumda yeterli bilincin oluşturulamadığını söyledi.

Türkiye'de halen yaklaşık 40 bin kişinin diyalize bağımlı olarak yaşadığını anlatan Sarıkaya, bunun yanı sıra başka organ bekleyen binlerce hasta olduğunu vurgulayarak, bu nedenle organ bağışının artması gerektiğini ifade etti. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de böbrek hastalığı nedeniyle diyalize bağımlı olarak yaşayan insanların sayısının her geçen gün artığını belirten Sarıkaya, buna karşılık yılda ortalama bin dolayında organ nakli yapıldığını anlattı.

Bu nakillerde organların yüzde 33'ünün kadavradan alındığını bildiren Sarıkaya, mutlaka organ bağışı bilincini arttırmak gerektiğini vurguladı. Türkiye'de genellikle canlı donörlerden doku ve organ alındığını ifade eden Sarıkaya, bunların da genellikle yüzde 80'ini anne, baba, kardeş, amca, dayı, hala, teyze gibi akrabaların oluşturduğunu belirtti. Organ nakli ile insanların daha sağlıklı ve yeni bir hayata kavuştuğunu kaydeden Sarıkaya, bu nedenle organ nakli konusunda toplumun daha da bilinçlenmesini sağlayacak yöntemler bulunarak sayının artırılmasını kaçınılmaz olduğunu söyledi.

ORGAN YETMEZLİĞİ HERKESİN BAŞINA GELEBİLİR
Sarıkaya, bir vericiden yaklaşık 12-13 hastayı iyileştirebilecek organ ve doku elde etmenin mümkün olduğunu belirterek, ''İnsanlarımızın organ bağışı konusunda daha hassas davranmalarını istiyoruz.'' dedi. Bugün organ bağışında bulunmaya sıcak bakmayan insanların yarın kendilerinin ya da bir yakınlarının organa ihtiyacı olabileceğinin unutulmaması gerektiğini kaydeden Sarıkaya, ''Her şey insanlar için, sağlık da mutluluk da. Dolayısıyla herkesin bir gün organ yetmezliğinin kendi başlarına gelebileceğini düşünmesi gerekiyor'' diye konuştu.

Böbrek nakilleri konusunda bilgi veren Sarıkaya, hem cerrahi tekniklerde, hem de kullanılan ilaçlarda izlenen gelişmeler olmasının bu tedavi yöntemini daha da seçkin ve umut verici hale getirdiğini belirterek, OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Böbrek Nakil Merkezince bugüne kadar 109 diyaliz hastasına böbrek nakli yapıldığını ifade etti. Sarıkaya, tüm bilimsel gelişmelere rağmen yeterli bağış olmamasının bu konudaki en önemli olumsuzluk olduğunun altını çizdi.


  #6  
Okunmamış 18-05-2010, 00:45
 
Standart Ailenize bağış yaptığınızı söyleyin

Ailenize bağış yaptığınızı söyleyin

Ülkemizde şu anda 60 bin diyaliz hastası, organ nakli olmak için bekliyor. Her yıl beş bin yeni hasta, bu listeye ekleniyor. Yıllık yapılan organ nakli sayısı ise yalnızca bin 500... Medicana Çamlıca Hastanesi Organ Nakli Bölümü'nden Uzman Dr. Can Varılsüha, organ naklinin büyük önem taşıdığını belirterek, "10 yılın sonunda 100 diyaliz hastasından sadece 10 tanesi hayatta kalıyor. Diyalize girmeden organ nakli yaptığımız hastalardan çok başarılı sonuçlar alıyoruz. Hayat kurtarmak istiyorsanız, ailenize organlarınızı bağışladığınızı söyleyin" diyor.


  #7  
Okunmamış 20-08-2010, 03:26
 
Standart Organlarıyla altı kişiye hayat verdi

Organlarıyla altı kişiye hayat verdi

Fethiye'de trafik kazasında ağır yaralanarak Fethiye Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi altında tutulan 14 yaşındaki Barış Şimşek'in beyin ölümü gerçekleşti.

Baba Hüsamettin Şimşek, aile olarak oğullarının tüm organlarını bağışlama kararı aldıklarını, bağışlanan kalp, karaciğer, göz korneaları ve böbreklerinin İzmir, Denizli, Ankara ve İstanbul'daki hastanelere naklediğini belirterek, şöyle konuştu:

''Barış, umutla organ bekleyen altı hastaya hayat verdi. Bizlerin tek tesellisi bu. Artık, organların nakledildiği insanlara kucak açacak, oğlumuzu onlarda göreceğiz. Bizim için bu kararı vermek zor oldu, ama organ bekleyenleri düşündükçe bu kararı vermemiz kolaylaştı. Ancak insanların organ bağışı konusunda daha duyarlı olmalarını istiyoruz. Bu gerçekten çok önemli. Çünkü bir hayat biterken birkaç kişiye hayat veriyorsunuz.''

Muğla'nın Fethiye ilçesinde meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan Barış Şimşek 5 gündür Fethiye Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesinde yaşam mücadelesi veriyordu.


  #8  
Okunmamış 12-10-2010, 21:32
 
Standart Organlarıyla umut oldu

Organlarıyla umut oldu

Beyin ölümü gerçekleşen üniversite öğrencisi Mine Özbaş'ın, böbrekleri iki diyaliz hastasına nakledilirken, karaciğeri ve korneaları Dokuz Eylül, kalp kapakçıları da Ege Üniversitesi hastanelerine gönderildi.

İzmir'in Buca ilçesinde Yüksek Öğrenim ve Kredi Yurtlar Kurumu'na ait yurtta 3. kattan düşerek Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alınan ancak tüm çabalara rağmen beyin ölümü gerçekleşen Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce Turizm İşletmeciliği hazırlık sınıfı öğrencisi Mine Özbaş'ın organları, ailesi tarafından bağışlandı.

Özbaş'ın, böbrekleri aynı hastanede sıra bekleyen iki diyaliz hastasına nakledilirken, karaciğeri ve korneaları Dokuz Eylül, kalp kapakçıkları da Ege Üniversitesi hastanelerine gönderildi.

Mine Özbaş'ın cenazesi ise Tekirdağ'ın Şarköy ilçesinde toprağa verildi.

''HİÇ DÜŞÜNMEDEN BAĞIŞLADIK”
Baba Mustafa Özbaş, henüz kendilerinin de bilemedikleri nedenle kızlarını kaybettiklerini ifade ederek, şunları dedi:

'Büyük acılar içindeyiz. Henüz kendimize bile gelemediğimiz bir anda Organ Nakli Koordinasyon Merkezi, organların bağışlanması için talepte bulundu.
Bazı kişilere yeniden hayat verebiliriz diye düşünerek acımızı içimize gömüp kızımızın organlarını bağışladık. Tek tesellimiz yavrumuzun bağışlanan organları ile birçok kişinin yeniden hayata tutunabileceği. Bu da üzüntümüzü biraz olsun hafifletiyor. Kızımızın organları ile yaşayan kişiler olduğunu bildikçe bizler de ondan bir parçanın yaşadığını düşünerek onu her zaman anacağız.''


  #9  
Okunmamış 08-11-2010, 23:17
 
Standart 'Beyin ölümü' mü 'bitkisel hayat' mı?

'Beyin ölümü' mü 'bitkisel hayat' mı?

Organ bağışı yapacak kişiler, ''beyin ölümü'' ile ''bitkisel hayata girme'' arasındaki farkı çoğunlukla bilmiyor. En çok sorulan soru ise organ bağışının dine uygun olup olmadığı.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Uzman Dr. Pelin Taşdemir, ''Organ Bağışı'' konulu panelde, Türkiye'de 2016'da 100 bin böbrek yetmezliği hastasının olmasını beklediklerini söyledi.

Böbrek naklinde, Türkiye'de yüzde 30 civarında kadavradan nakil yapıldığını belirten Taşdemir, bu oranın dünyada yüzde 80'lere ulaştığını açıkladı. Organ bağışında bulunacak olan kişilerin akıllarında bir takım soru
işaretlerinin bulunduğunu dile getiren Taşdemir, şunları kaydetti:

''Bağışta bulunacak kişiler en çok 'beyin ölümü'nün ne demek olduğunu bilmiyor. Bitkisel hayata girme ve beyin ölümünün gerçekleşmesi arasındaki farkı bilmiyor. Bunun dışında bağışta bulunacak kişilerin aklını en çok meşgul eden sorular; 'Organ bağışı dinime uygun mu, organlarımı alacakları için hastanede bana iyi bakarlar mı, organım fakire mi zengin birisine mi takılacak?' oluyor. Organ bağışında bulunacak kişilerin aklına takılan bu sorulara yanıt vererek, onları ikna etmeye çalışıyoruz.''

BİTKİSEL HAYATIN GERİ DÖNÜŞÜ VAR, BEYİN ÖLÜMÜNÜN YOK
SÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tuba Berra Erdem ise, beyin ölümü gerçekleşen hastanın kalbinin atması dışında hiçbir hayati fonksiyona sahip olmadığını söyledi. Erdem, ''Beyin ölümü gerçekleşen hasta dalından koparılmış çiçek gibidir. Ama bitkisel hayata giren bir hasta, geri dönme ihtimali bulunan hastadır. Beyin ölümünde ise böyle bir durum söz konusu değildir. Beyin ölümü gerçekleşen hastanın iyileşmesi mümkün değildir. Beyin ölümü gerçekleşen hastalardan organ nakli yapılırken, bitkisel hayata giren hastalardan nakil yapılmaz'' diye konuştu.


  #10  
Okunmamış 01-12-2010, 22:20
 
Standart Organ naklinin önemi ve incelikleri

Organ naklinin önemi ve incelikleri

Ayşe Arman: Biri beni kaçırıp banyo küvetinde böbreğimi alabilir mi?

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman, 'Organ nakli' hakkında siz ne biliyorsanız, benim bilgim de o kadar' dedi ve Profesör Alper Demirbaşla birlikte bir böbrek nakli ameliyatına girdi. Börek hastalarıyla ilgili önemli bilgiler veren ve izlenimleri aktaran Arman, Profesör Alper Demirtaş'a o önemli soruyu da sordu: Biri beni kaçırıp banyo küvetinde böbreğimi alabilir mi?

İşte Arman'ın yazı dizisinden bir kısım alıntı...

Üç-beş cümleyle özetlenebilecek bir şey. Şöyle gazete haberleri... “Ölürken, dört kişiye can verdi...” “Bir hayat biterken, bir başka hayatın başlaması...” Evet, bu heyecan verici haberleri okuyordum ama teknik olarak nasıl gerçekleşiyor hiçbir fikrim ve bilgim yoktu. Üstelik, ben bir organ nakli bağışçısıydım. 18 yaşında, organlarımı bağışlamak için kart bile doldurmuştum. Gerçi o kart nerede, bir yerde kayıtlı mı değil mi bilmiyorum.

'Uyandığında kendini banyo küvetinde buluyorsun, yanında bir not..'

Ara sıra aklıma düşüyordu: Ya trafik kazası filan geçirirsem ne olacaktı, nasıl olacaktı? Organlarım alınabilecek durumdaysa, nasıl verecektim, verebilecek miydim? Böyle bir durumda, “Organlarımı alın, bir başkasına hayat verin” demek için, kime başvurmalıydım? Aileme vasiyet etmem yeterli miydi? Organlar, ölülerden mi alınıyor, ölmek üzere olanlardan mı? Bir de canlı verici'ler var, sadece akraba, akrabaya mı verebiliyor? Çok sevdiğim bir arkadaşıma, veremez miyim mesela? Bir de tabii, organ mafyası' belası var. İnternette bir sürü söylenti dolaşıyor. Uyandığında kendini banyo küvetinde buluyorsun, yanında bir not: “Böbreğiniz çalındı, lütfen en yakın hastaneye gidin!” Olabilir mi gerçekten böyle bir şey? O kadar çok soru dolanıyor ki beynimde. Kendi kendime, “Dur Ayşe!” diyorum, “Telaş etme, sakin ol. Bütün sorularının cevabını alabileceğin yerdesin!”

Profesör Alper Demirbaşla yaptığım söyleşi..

Akraba olmayan nakiller de var...
Evet, bayağı eleştiri aldık bu nakillere başladığımızda. Ama sizin çok yakın bir arkadaşınız var diyelim, bu insan ölecek, haftada 3 gün diyalize giriyor, ailesi dağılmış, herkes çok zor durumda, bu dramları görüyorsunuz, e size de bir zararı yok, vermez misiniz yani böbreğinizi...

Veririm galiba. Ama küçük bir çocuğum da var, hiç mi riski yok bu işin...
Yok. Safra kesesi ameliyatından ya da sezaryenden bir fark yok. Bilimsel olarak kanıtlandığı için söylüyorum. Binin üzerinde bilimsel makale var bu konuda. Zaten bir vericinin böbreğini almadan yaklaşık 50 tane teste tabi tutuyoruz. 70 bin insanın en azından bir kısmına yardımcı olabilirsek ne mutlu bize. Ama teşvik doğru değil, çünkü ahlaki değil, “Organınızı bir yakınınıza bağışlayın” dememek gerekiyor.



Niye?
Her insan kendi vücudunun tasarrufuna kendi sahip olmalı da ondan. Yapmamız gereken şudur: Bu bilgileri insanlara doğru olarak verip, onların kendi kararlarını vermelerini sağlayabiliriz.

İyi de insanlar büyük bir şey yapıyorlar. Ama biz sadece “Sen kahramansın!” diyoruz, motive edecek başka şeyler de olmalı...
Haklısınız. Para ödenmesi dışında bir sürü şey yapılabilir. Sosyal güvencesi mi yok, sosyal güvence sağlanabilir. İşte bunları tartışmalıyız.

Gelelim çapraz bağışa. Diyelim ki ben kocama böbreğimi vermek istiyorum ama uymuyor. Ben bir başkasına veriyorum, onun eşi de kocama veriyor, öyle mi?
Evet, iki akraba iki akrabaya verebiliyor. Biz o şekilde burada tam 53 nakil yaptık. Bazılarının ailesinden bir verici bulabilmesi mümkün değil. Bakın benim kızım 14 yaşında, üç yaşındayken mesanesinden böbreğinde tek taraflı bir kaçak saptandı. Sürekli idrar yolu enfeksiyonu oluyordu. Sonunda ameliyat oldu. Çocukluk çağındaki böbrek yetmezliklerinin en önemli nedenlerinden biri de budur. Ve ben o zaman, akraba olmayanlar arasındaki nakil fikrimi orada netleştirdim. Ben kızım için dünyayı yakarım, bütün babalar gibi, yakamazsam da yakmaya çalışırım, o kadar değerlidir benim için, bir böbreğe ihtiyacı olursa ben veremesem, annesi veremeze, yasal sınırlar içindeki insanlar veremeze nolacak benim yavruma? Çok da sempatik bir kızdır, onu seven bir sürü dostumuz var, ya onlardan biri böbreğini vermek istese, ille de benim ona para mı ödemem gerekiyor? İlle bir çıkar mı sağlamış olması mı gerekiyor?

Son olarak, birileri beni kaçırıp organlarımı bir banyo küvetinde alabilir mi...
Olur mu öyle şey! Siz aşağıdaki ameliyatı gördünüz, evin banyosunda yapamazsınız, mümkün değil. Yapabilen de varsa helal olsun!

BU DİZİNİN UNUTMAMANIZ GEREKEN SON SÖZÜ
Her saat başı organ bulunamadığı için, bir insanımızı kaybediyoruz. Yılda 6000 insan. Biz bunları kurtarabiliriz. Önümüzde iki yol var. Birincisi beyin ölümü olmuş insanların organları, ikincisi “canlı verici”lerin organları. Bunu yapabilirsek, bu 6 bin insanın yüzde 96sını normal yaşantısına döndürebiliriz. Bunun için de, organ bağışlama bilinci oluşturmalıyız.
Hiç kimse sanmasın ki, “Benim başıma gelmez!” Türkiyede 8.5 milyon potansiyel böbrek hastası var. Bu hızla giderse, nakil sayısını da artıramasak, bizi bir felaket bekliyor.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Organ bağışının faydası Organ bağışının faydası Organ nakli ile ilgili en önemli sorun yeter sayıda organın bulunamaması. Ancak buna rağmen son 10 yılda organ nakli sayısı ve kalitesindeki artış yüz güldürüyor. ...
Organ Naklinin Önemi Nedir Organ Naklinin Önemi Nedir Organ Bağışı Görev yapmayacak kadar hasta ve hatta bedene zararlı hale gelen bir organın, bir yenisi ve sağlamı ile değiştirilebilmesi işlemine Organ Nakli veya Organ...
Kemik iliği nakli bağışının önemi Kemik iliği nakli bağışının önemi Küçük büyük demeksizin, başta lösemi ve lenfoma olmak üzere birçok kan hastalığının tedavisi için gerekli olan kemik iliği naklinde akraba dışı verici önem...
Kaderin manası nedir Kaderin manası nedir Kader, kelime olarak, ölçme, takdir etme, biçime koyma ve şekillendirme gibi mânâlara gelir. Arapçada قَدَرَ (Ka-de-ra), takdir etti, hisselere ayırdı ve herkese payını...
Kan bağışının önemi Kan bağışının önemi Kan bağışının önündeki en büyük engel yanlış bilgilenme ve toplumsal duyarsızlık... 14 Haziran, Dünya Gönüllü Kan Bağışçısı Günü olarak kabul ediliyor. Kana ihtiyacı...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,785
Konular : 239,750
Mesajlar: 427,268
Şuan Sitemizde: 146

En Son Üye: ozlemalbayrak

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:02.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.