Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Psikoloji Psikiyatri (Ruh ve Sinir Hastalıkları)
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Genel Sağlık kategorisinde ve Psikoloji Psikiyatri (Ruh ve Sinir Hastalıkları) forumunda bulunan Yaygın Anksiyete Bozukluğu konusunu görüntülemektesiniz.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu Anksiyete (bunaltı), otonom sinir sisteminin hiperaktif olduğunu gösteren somatik bulguların eşlik ettiği bir endişe duygusudur. Patolojik anksiyete ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 07-09-2010, 16:14
 
Standart Yaygın Anksiyete Bozukluğu

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete (bunaltı), otonom sinir sisteminin hiperaktif olduğunu gösteren somatik bulguların eşlik ettiği bir endişe duygusudur. Patolojik anksiyete gerçek bir tehdit karşısında gösterilen orantısız bir tepkidir ve uyum bozucudur. Hastada genel bir huzursuzluk, endişe, sabırsızlık, yerinde duramama hali vardır. Hastanın öznel bunaltı duygusu yanısıra en önemli belirtiler otonomik kamçılanış ile ilgili olanlardır: Kan basıncının yükselmesi, çarpıntı, göz bebeklerinde genişleme, ağız kuruması, yüzde solukluk veya kızarma, terleme, sık idrara çıkma-dışkılama, bulantı-kusma, nefes darlığı gibi.

Birinci basamakta konan klinik tanılar arasında anksiyete beşinci sıradadır. Anksiyete bozuklukları arasında; yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, fobiler, obsesif-kompulsif bozukluk ve posttravmatik stres bozukluğu sayılabilir.

Panik bozukluğunda bunaltı önceden kestirilemeyen nöbetler halinde gelir ve nöbetler genellikle gün boyu sürmez. Ayrıca bu nöbet sırasında şiddetli ölüm korkusu ya da kontrolünü yitirme, delirme korkusu olur. Nöbetler arasında ise hastada yaygın bunaltı değil, panik nöbetin gene geleceği korkusu vardır.

Fobik bozuklukta ise bunaltı, özel durumlarda ya da nesneler karşısında ortaya çıkar ve kişi bu durumlardan kaçınmaya çalışır (agorofobi, sosyal fobi gibi). Bu durumların dışında hastada belirgin bunaltı genellikle görülmez. Fakat fobik hastaların da sıklıkla çabuk heyecanlanan, ürken, sıkıntılı kişiler olduğunu bilmek gerekir. Yani hastada yaygın bunaltı bozukluğu, fobiler ya da panik bozukluğu birlikte görülebilir.

Obsesyon (saplantı), mantıkla bilinçten uzaklaştırılamayan patolojik, inatçı, yineleyici ve karşı konulmaz bir düşünce veya dürtüdür. Kompülsiyon (zorlantı) sıklıkla bir obsesyona yanıt olarak, bir eylemi yapmak için duyulan patolojik, yineleyici ve istenmeyen gereksinimdir. Kompulsif bir eylemin gerçekleştirilememesi anksiyete doğurur. Obsesif-kompulsif hasta, işlevselliğini bozan obsesyonlar, kompulsiyonlar veya her ikisini birden sergiler.

Posttravmatik stres bozukluğu, olağandışı bir travmaya (deprem, savaş, kaza, tecavüze uğrama, işkence altında kalma gibi) yanıt olarak gelişir. Hasta aşırı telaşlı, kaygılı ve huzursuzdur. Duygulanımda bunaltı egemendir. Bunaltı çok uzun sürerse bazen depresyon gelişebilir. Posttravmatik stres bozukluğu sıkça hatalı biçimde başka bir ruhsal bozukluk tanısı alır, bu da durumun uygun tedavi edilmemesine yol açar. Hekim; ağrı bozukluğu, madde kötüye kullanımı, diğer anksiyete bozuklukları ve duygudurum bozuklukları olan hastalarda posttravmatik stres bozukluğunu aklına getirmelidir. Genelde posttravmatik stres bozukluğu, geçirilmiş travmatik deneyimlerin üzerinde durulan görüşmelerle ve şimdiki belirtilerin doğasına bakılarak diğer ruhsal bozukluklardan ayırdedilebilir.

Yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk ve sosyal fobi gibi anksiyete bozuklukları en sık görülen psikiyatrik bozukluklardandır ve bu bozukluğu olan hastalar psikiyatristlerden çok birinci basamak hekimlerinden yardım arama eğilimindedirler. Anksiyete bozukluğu olan hastalar diğer hastalara göre daha sık sağlık başvurusunda bulunma, aşırı tanısal testlere maruz kalma, sağlıklarını kötü olarak nitelendirme, sigara içme ve madde suistimaline yatkın olma eğilimindedirler.

Anksiyete bozuklukları, özellikle panik bozukluk, kronik tıbbi hastalığı olanlarda (örn: hipertansiyon, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, irritabl bağırsak sendromu, diabet) genel populasyona göre daha sıktır. Aksine aksiyete bozukluğu olan hastalarda tıbbi bir hastalık gelişme eğilimi diğer kişilere göre daha fazladır ve anksiyete bozukluğunun mevcudiyeti tıbbi hastalığın süresini uzatabilir. Anksiyete bozukluğu olan hastalar tüm sebeplerden daha yüksek mortaliteye sahiptir.
Yaygın Anksiyete Bozukluğunun Özellikleri

Yaygın anksiyete bozukluğunun tarifi zaman içinde değişmiştir. Orijinal olarak panik bozukluk ve yaygın anksiyete bozukluğu arasında küçük bir ayırım yapılmıştı. Panik bozukluk daha iyi anlaşıldıkça ve spesifik tedaviler geliştirildikçe Yaygın anksiyete bozukluğu DSM-III'te panik atak veya major depresyon semptomları olmayan bir bozukluk olarak tarif edildi. Bu tarif az güvenilirdi ve yaygın anksiyete bozukluğunun DSM-IV'teki mevcut tarifi (Tablo 1) somatik semptom (örn: kas gerginliği) veya otonomik semptomdan (örn:aşırı terleme, artmış otonomik uyarılma) çok psişik komponenti (örn: endişe) vurgulamaktadır.DSM-IV'ün çizdiği çerçeveye ilave olarak yaygın anksiyete bozukluğunun semptomları üç kategori içinde ayrılmış gibi algılanabilir: aşırı fizyolojik uyarılma, şekil değiştirmiş kognitif işlevler ve kötü başetme stratejileri. Bu kategorilerin her biri ile alakalı semptomlar Tablo 2'de listelenmiştir.

DSM-IV'e göre yaygın anksiyete bozukluğu tanısı koymak için endişe ve diğer alakalı semptomlar en 6 ay süre ile mevcut olmalıdır ve hastanın yaşamını kötü yönde etkilemelidir (örn: hasta işyerine gidemez veya günlük sorumluluklarını devam ettiremez). Tanı meydan okuyucu olabilir çünkü normal anksiyete ile yaygın anksiyete bozukluğu arasındaki fark her zaman kesin değildir ve yaygın anksiyete bozukluğu sıklıkla diğer psikiyatrik semptomlarla (major depresyon, distimi, panik bozukluk, madde suistimali) birlikte bulunabilir.

Yaygın anksiyete bozukluğunun hayat boyu prevalansı % 4.1 ile 6.6 arasındadır. Hekime başvuranlar arasında yaygın anksiyete bozukluğu prevalansı normal populasyonun iki katı olarak bulunmuştur. Kadınlarda erkeklerden iki kat daha sık görülür ve başlama yaşı ortalaması 20'dir. Yaygın anksiyete bozukluğu zorlayıcı hayat olayları ile başlayabilmesine rağmen septomların başlangıcı genellikle derecelidir. Durum alevlenme ve remisyon dönemleri ile kronik olma eğilimindedir.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu için Tanısal Kriterler

En az 6 ay süre ile hemen her gün ortaya çıkan, birçok olay ya da faaliyet hakkında (işte ya da okulda başarı gibi) aşırı anksiyete veya korku (evhamlı beklenti)

Kişi korkusunu kontrol altına almayı zor bulur.
Anksiyete ve korkuya aşağıdaki altı semptomdan üçü (veya fazlası) eşlik eder (son altı ay boyunca en azından bazı semptomların hemen her zaman olmasıyla).

NOT: Çocuklarda sadece biri yeterlidir.
  1. Huzursuzluk veya kendini çok heyecanlı veya kenardaymış gibi hissetmek
  2. Kolaylıkla yorulmak
  3. Konsantre olmakta güçlük veya aklın boşalması
  4. İrritabilite
  5. Kas gerginliği
  6. Uyku bozukluğu (uykuya dalmada veya uykuyu sürdürmede güçlük, veya huzursuz, tatmin etmeyen uyku)
Anksiyete veya korkunun odağı Eksen I bozukluğun özellikleri ile sınırlı değildir; örn: anksiyete veya korku; (panik bozuklukta olduğu gibi) panik atak olacağı, (sosyal fobide olduğu gibi) toplum içinde utanç verici duruma düşeceği, (obsesif-kompulsif bozuklukta olduğu gibi) kirleneceği, (ayrılık anksiyete bozukluğunda olduğu gibi) evden veya yakın akrabalardan uzak olacağı, (anoreksiya nervozadaki gibi) kilo alacağı, (somatizasyon bozukluğunda olduğu gibi) multipl fizik şikayetleri olması veya (hipokondiryaziste olduğu gibi) ciddi bir hastalığa yakalandığı konusunda değildir ve anksiyete ve korku sadece posttravmatik stres bozukluğunda ortaya çıkmaz.

Anksiyete, korku veya fizik semptomlar sosyal, mesleki veya önemli işlev alanlarında klinik olarak belirgin sıkıntı veya uyumsuzluğa yol açar.

Bozukluk bir maddenin (bağımlılık yapan bir madde veya ilaç) doğrudan fizyolojik etkilerine veya genel tıbbi duruma (örn:hipertiroidizm) bağlı değildir ve özellikle Duygudurum bozukluğu, Psikotik Bozukluk veya Sürekli Gelişim Bozukluğu esnasında ortaya çıkmaz.
DEĞERLENDİRME

İlk değerlendirme

Hastanın hikayesini aldıktan sonra hekim anksiyeteyi akut (veya kısa veya aralıklı) veya persistan (veya kronik) olarak kategorize etmelidir. Akut anksiyete saatler-haftalar sürer (aksine panik ataklar dakikalar boyu sürer) ve bir stresörü takip eder. Sıklıkla komorbid durumlar (örn:major depresyon) mevcut değildir. Persistan anksiyete aylardan yıllara kadar sürer ve "kişisel anksiyete" adı verilen şeyi içerebilir. Kişisel anksiyete bir hastanın mizacının parçası olarak görülebilir; örneğin bir hasta "Her zaman sinirliydim, fakat neye sinirlendiğimi bilmiyorum." diyebilir.

Çoğu persistan anksiyete vakasında sıklıkla presipitan bir stresör olmamasına rağmen bir stresör, hastanın taban anksiyete seviyesini alevlendirebilir. Bu duruma "çifte anksiyete" adı verilir (örn: persistan anksiyete üzerine binmiş akut anksiyete). Yaygın anksiyete bozukluğu persistan anksiyetenin bir formudur ve kişisel anksiyeteli veya kişisel anksiyetesi olmayan hastalarda görülebilir.

Bazı hastalar özel bir semptomu (örn:uykusuzluk) vurgulayabilir ve yaygın anksiyete bozukluğu ile alakalı diğer semptomları bildirmeyebilir. Bazı hastalar anksiyete veya spesifik korkulardan şikayetçi olmayabilir fakat diare, palpitasyon, karın ağrısı, başağrısı veya göğüs ağrısı gibi özel somatik semptomlarla başvurabilir. Bu hastalar tam tıbbi incelemeyi garantilerler çünkü yaygın anksiyete bozukluğunun etiyoloji olduğuna dair hiçbir işaret yoktur. Aksine semptomlar belirsiz bir şekilde tarif edildiğinde, bilinen patofizyolojik mekanizmalarla açıklanamıyorsa, herhangi bir şekilde kanıtlanmadığı halde sebat ediyorsa ve güvence verilmesine rağmen çözülmüyorsa hekim ayırıcı tanıların arasına yaygın anksiyete bozukluğunu da eklemelidir. Bu kliniğe sahip hastalara değerlendirme sırasında mümkün olduğu kadar korkular, "sinirler", anksiyete, akut veya kronik stresorlar, ve Tablo 1 ve 2'de listelenen semptomlar sorulmalıdır.
Madde Suistimalinin Değerlendirilmesi

Bağımlılık yaratan ilaçların kullanımı veya kesilmesi anksiyete yaratabilir (tablo 3). Hekim hastanın alkol, kafein, nikotin ve diğer sık kullanılan madde (reçete ile kullanılanlar dahil) kullanımını sorgulamalıdır. Aile üyelerinden doğrulayıcı bilgi alınması gerekli olabilir.
Medikal Bozuklukların Değerlendirilmesi

Hastanın anksiyete şikayetinin etiyolojisinde yaygın anksiyete bozukluğu olduğunu söyleyebilmek için nonpsikiyatrik bozukluklar ekarte edilmelidir (tablo 4). Nörolojik ve hipertiroidizm ve Cushing hastalığı gibi endokrinolojik hastalıklar anksiyetenin sık bildirilen tıbbi sebepleridir. Anksiyete ile sık alakalı diğer tıbbi durumlar arasında mitral valf prolapsusu, karsinoid sendrom ve feokromasitoma vardır. Sıklıkla bildirilmesine rağmen bu durumlar klinikte nadir görülür ve bütün bu tanıları ekarte etmek için geniş tanısal çalışmalara gerek yoktur. Steroidler, reçetesiz satılan sempatomimetikler, selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI), digoksin, tiroksin ve teofilin gibi ilaçlar da anksiyeteye yol açabilirler. Hekim ayrıca bitkisel ürünler ve vitaminlerin kullanımı hakkında da bilgi almalıdır. Eğer mümkünse yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda tedaviye başlanmadan önce tüm eksojen madde kullanımı kesilmelidir.
Diğer Psikiyatrik Bozuklukların Değerlendirilmesi

Diğer psikiyatrik bozuklukların değerlendirilmesi hastanın değerlendirilmesinin en zorlayıcı kısmıdır çünkü yaygın anksiyete bozukluğunun semptomları diğer psikiyatrik bozukluklarınkiler ile (örn:major depresyon, madde suisitmali, panik bozukluk) örtüşür ve bu bozukluklar sıklıkla yaygın anksiyete bozukluğu ile eşzamanlı olarak ortaya çıkar. Diğer alakalı psikiyatrik bozukluklarla örtüşmesi ve eşzamanlı görülmesi nedeniyle bazı otörler yaygın anksiyete bozukluğunun ayrı bir antite olup olmadığını soruşturmuşlar ve panik bozukluk veya major depresyonun bir varyantı olarak yeniden yerleştirmişlerdir. Yaygın anksiyete bozukluğunun semptomları major depresyonun veya panik bozukluğun semptomlarının başlangıcından önce, başlangıcı esnasında veya başlangıcından sonra başlayabilir. Bazı hastalarda anksiyete ve depresyonun semptomları olabilir ancak DSM-IVte belirtilen yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk veya major depresyon kriterlerini tam karşılayamayabilir. Bu vakalarda "mikst anksiyete-depresif bozukluk" terimi resmi nozoloji terimi olmasa da kullanılabilir. Karmaşaya rağmen anksiyeteli hastalara panik atak semptomları ve major depresyonla alakalı nörovejetatif semptomlar (suisidal düşünceler dahil) sorulmalıdır. Birden fazla psikiyatrik durum olduğunda hangi bozukluğun ilk ortaya çıktığını araştırmak denenebilir. Yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk ve major depresyonun bası ayırıcı bazı özellikleri Tablo 5te verilmiştir.

Eşzamanlı bozuklukların değerlendirilmesinde obsesif-kompulsif bozukluk ve sosyal fobi de gözönünde tutulmalıdır. Obsesif-kompulsif bozukluğun anahtar semptomu tekrarlayan, güdüsel düşünceler veya hareketlerdir. Sosyal fobi, sosyal veya performans durumlarında ortaya çıkan yoğun anksiyete ile karakterizedir. Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalar sıklıkla somatik şikayetlerle de gelebildiğinden somatizasyon bozukluğu da unutulmamalıdır. Bu bozukluğun ayırıcı özelliği birkaç organ sistemini içeren kronik, multipl fiziksel şikayetlerdir. Belirgin yaygın anksiyete bozukluğu olan hastaların daha sınırlı fizik şikayetleri vardır.
TEDAVİ

Psikolojik Tedaviler

Hafif anksiyeteli hastalarda başlangıç tedavisi yaygın anksiyete bozukluğunun üç semptom kategorisini hedefleyen nonfarmakolojik tedavi olmalıdır. Uyarılmayı azaltmak için relaksasyon teknikleri ve "biyofeed-back" kullanılmaktadır. Kognitif terapi hastalara endişelerini gözlemleyerek kognitif çarpıtmaları sınırlamalarına yardımcı olur ve anksiyeteleri ile başedebilmek için daha iyi planlar yapabilme yeteneğini sağlar. Kognitif terapilerde hastalara endişelerini kaydetmeleri öğretilerek, endişelerinin boyutlarını yargılayan veya çelişkilendiren liste deliller elde ettirilir. Hastalar ayrıca "endişe için endişelenmenin" anksiyeteyi devam ettirdiğini ve kaçınma ve ertelemenin problemleri çözmenin etkili yolları olmadığını öğrenirler.

Az sayıdaki çalışmalar kognitif terapinin davranış terapisinden, psikodinamik psikoterapiden ve farmakoterapiden daha etkili olduğunu göstermiştir ancak bunun ciddi olarak ispatı için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Kronik sosyal stresörleri ve psikolojik tedavilerden az fayda bekleyen kişilik bozukluğu olan hastalar anksiyete için yapılan psikoterapötik tekniklere iyi yanıt vermezler. Sıklıkla psikoterapi ve farmakoterapi gereklidir.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastaların tedavi planında aile üyeleri de rol almalıdır. Başlangıçta ilave anamnestik bilgi sağlayabilir ve tedavi planının formüle edilmesinde katkı sağlayabilirler. Bu bozukluğa sahip hastalar tehlike işaretlerine karşı tetikte olma eğiliminde olduklarından ve bilgiyi yanlış yorumlayabildiklerinden aile üyeleri hastanın problemlerine yeni bir perspektif sağlayabilirler. Ayrıca aile üyeleri hastanın problem çözme becerileri geliştirmesine yardımcı çabalara dahil edilmelidir, diğer insanlarla etkileşmeyi teşvik edici planlanmış aktiviteler sağlayarak yaygın anksiyete bozukluğu olan hastaların sosyal izolasyonunu azaltabilirler ve problemlerin tekrar tekrar ortaya gelmesini azaltabilirler. Eğer madde suistimali belirginse hasta bir rehabilitasyon merkezine sevk edilmelidir.
Farmakolojik Tedavi

Farmakolojik tedavi anksiyetesi günlük işlerini belirgin oranda aksatmasına yol açan kişiler için düşünülmelidir. Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerde tedavi süresinin uzunluğu için çalışmalarla elde edilmiş net bir sonuç yoktur. İlaç kesildikten sonraki ilk bir ay içinde vakaların %25i nüksederken, bir yıl içinde vakaların %60-80i nüksetmektedir. En az altı ay ilaç tedavisi alanlarda nüks oranı daha kısa tedavi alanlardakinden daha azdır.

Benzodiazepinler: En sık kullanılan anksiyolitikler benzodiazepinlerdir. Benzodiazepinlerin tamamı eşit etkinliktedir ve hepsi gama-amino bütirik asit (GABA)/benzodiazepin (BZ) reseptör kompleksi üzerinden etki göstererek sedasyon, konsantrasyon problemleri ve anterograd amneziye yol açar. Benzodiazepinler tek başına korkuyu azaltmazlar ama tetikte olma hissini azaltarak ve kas gerginliği gibi somatik semptomları engelleyerek anksiyeteyi azaltırlar. Bu ilaçların sedasyon, bozulmuş konsantrasyon ve amnestik etkilerine tolerans birkaç hafta içinde gelişir ancak anksiyolitik etkiye tolerans en yavaş gelişenidir. Benzodiazepin tedavisi 2 mg diazepam veya eşdeğeri ile günde 3 kez olmak üzere başlanabilir. Semptomlar azalana, yan etkiler gelişene veya günlük doz 40 mga ulaşıncaya kadar 2-3 günde bir günde 2 mg arttırılabilir. Diazemin başlangıç ajanı olması gerekmez, birkaç alternatif vardır. Yaşlı hastalarda benzodiazepin dozu mümkün olan en düşük seviyeden başlanmalı ve yavaş arttırılmalıdır.

Oksazepam gibi kısa yarı ömürlü ajanlar kolayca metabolize edilirler ve aşırı sedasyona yol açmazlar. Bu ajanlar yaşlılarda ve karaciğer hastalığı olanlarda kullanılmalıdır. Ayrıca "lüzumu halinde" esasına göre kullanılmaya da uygundurlar. Klonazepam gibi uzun yarı ömürlü ajanlar eşlik eden tıbbi problemi olmayan genç hastalarda kullanılmalıdırlar. Artmış uyuma ilave olarak uzun etkili ajanların birkaç avantajı daha vardır: gün içinde daha seyrek alınabilirler, hastalar doz aralarında daha az anksiyete hissetme eğilimindedirler ve ilaç kesildikten sonra kesilme belirtileri daha hafiftir. Bir benzodiazepin reçete edildiğinde hasta araç sürme ve büyük makineleri kullanma konusunda uyarılmalıdır.

Terapötik dozlarda benzodiazepinlerin kullanımı suistimale yol açmaz ve bağımlılık nadirdir. En sık suistimal edilmeye yatkın benzodiazepinler hızlı emilen diazepam, lorazepam (Ativan) ve alprozolam (Xanax)dır. Alprozolam sadece panik bozukluğu olan hastalara reçete edilmelidir. Suistimal edildiğinde benzodiazepinler sıklıkla diğer maddelerle, özellikle de opiatlarla beraber kullanılmaktadır. Benzodiazepin suistimaline en yatkın hastalar daha önceden alkol veya ilaç suistimali ve kişilik bozukluğu olan hastalardır.

Tüm benzodiazepin tedavileri bağımlılığa yol açabilir, ilaçlar kesildiğinde yoksunluk semptomları ortaya çıkar. Yoksunluk semptomları arasında anksiyete, irritabilite ve uykusuzluk vardır ve yoksunluk sendromu ile hastalığın nüksünü ayırdetmek zor olabilir. Kesilme sırasında nadiren nöbetler görülebilir. Yüksek doz kullananlarda, kısa yarı ömürlü ajanları kullananlarda, hızla düşülen dozlarda, halen sigara kullanan hastalarda veya illegal ilaç kullanımı hikayesi olanlarda yoksunluk semptomları daha ciddi olma eğilimindedir ancak üç ay süresince uygun doz kullanılmış olsa bile ortaya çıkabilir.

Yoksunluk semptomları kısa yarı ömürlü ajanın son dozundan 6-12 saat, uzun yarı ömürlü ajanın son dozundan 24-48 saat sonra ortaya çıkar. Altı haftadan uzun süre benzodiazepin kullanan hastalarda yoksunluk semptomlarının ortaya çıkmasını egellemek için doz haftada %25 veya daha az oranda azaltılmalıdır. Hastalarda ilacın kesilme işlemi bittikten sonra rebound anksiyete ortaya çıkabilir (bazı antihipertansif ajanların kesilmesinden sonra ortaya çıkan hipertansiyon gibi), fakat bu geçicidir ve 48-72 saat içinde sona erer. Rebound anksiyete sona erdikten sonra hastalar yeniden anksiyete yaşayabilir, buna nükseden anksiyete adı verilir.

Sadece birkaç kontollü çalışma benzodiazepinlerin uzun süreli kullanımını desteklese de yaygın anksiyete bozukluğu kronik bir bozukluktur ve bazı hastalar aylar-yıllar boyunca benzodiazepin tedavisine ihtiyaç duyarlar. Genel olarak akut anksiyete ile başvuran veya yeni bir stresör ile karşılaşan ("çifte anksiyete") kronik anksiyeteli hastalar birkaç hafta süre ile benzodiazepin tedavisi almalıdırlar. Benzodiazepinler kesildikten sonra hastalar nükseden anksiyeteye daha az toleranslı olabilirler ve gerekli ise belirsiz bir şekilde de olsa yeniden başlanmalıdır. kronik benzodiazepin kullanan hastalar yaşlı olma, psikolojik stres altında olma ve multipl tıbbi probleme sahip olma eğilimindedir.

Diğer Tedaviler: Buspiron (Buspon) kronik anksiyeteli veya benzodiazepin tedavisi sonrası nükseden hastalarda sıklıkla kullanılan ilaçtır. Daha önce madde suistimali hikayesi olan anksiyöz hastalarda da başlagıç tedavisidir. Buspiron yaygın anksiyete bozukluğu olan hastaların tedavisinde benzodiazepinler kadar etkilidir ve kullanımı fizik bağımlıklık veya tolerans geliştirmez.

Benzodiazepin tedavisinde ortaya çıkan semptomlardan hızlı kurtulmanın aksine buspironun etkisinin başlaması iki-üç hafta sürer. Bundan dolayı hastalar semptomlardan kurtulmanın geç olacağı konusunda bilgilendirilmelidirler. Buspiron somatik semptomlardan çok yaygın anksiyete bozukluğu ile alakalı endişeyi tedavi ederek benzodiazepinlerin aksine bir etki gösterir. Ancak önceki 30 gün içinde benzodiazepinle tedavi edilmiş hastalarda bu kadar etkili olmayabilir.

Buspironun başlangıç dozu günde 3 kez alınan 5 mgdır, doz semptomlar ortadan kalkana veya 3 kere 20 mga ulaşıncaya kadar kademe kademe arttırılır. Eğer doz çok hızlı arttırılırsa başağrıları veya sersemlik ortaya çıkabilir. Buspiron başlama anında benzodiazepin kullanıyorsa, benzodiazepin ancak buspironun günlük dozu 20-40 mga çıktığı zaman azaltılarak kesilmelidir.

GABA/BZ kompleksine ilave olarak yaygın anksiyete bozukluğunun aralarında norepinefrin ve serotoninin olduğu birkaç nörotransmitter sistemle ilgili olduğu gösterilmiştir. Benzodiazepin veya buspiron tedavisine yanıt vermeyen yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda trisiklik antidepresanlar veya SSRIlar gibi bu nörotransmitterleri etkileyen farmakolojik ajanlar üzerinde çalışılmıştır.

İmipraminin (Tofranil) yaygın anksiyete bozukluğu ile alakalı korkuyu kontrol altına almada etkili olduğu gösterilmiştir fakat depresif semptomları olmayan anksiyeteli hastalarda benzodiazepinler veya buspiron kadar etkili olup olmadığı gösterilememiştir. İmipraminin kullanımını kısıtlayan antikolinerjik ve antiadrenerjik yan etkileri de mevcuttur. Desipramin ve nortriptilin alternatif olarak kullanılabilir.

Trazodon (Desyrel) serotonerjik bir ajandır ancak yan etkilerinden dolayı (sedasyon, erkeklerde priaprizm) ideal bir ilk seçenek değiildir. Diğer ajanlara yanıt vermeyen hastalarda günlük 200-400 mgının faydalı olduğu bildirilmiştir. Nefazodon (Serzone) trazodona benzer bir farmakolojik profile sahiptir fakat daha iyi tolere edilir ve iyi bir seçenektir. Bir SSRI olan paroksetin yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda çalışılmıştır fakat araştırma altındaki çoğu antidepresanda olduğu gibi çalışma küçüktür. Venlafaksin (Efexor) anksiyolitik ve antidepresan olarak ilk FDA onayı alan ilaçtır, dolayısıyla eşzamanlı görüldüğünde major depresyon ve yaygın anksiyete bozukluğunun tedavisinde kullanılabilir.

Antihistaminikler potent anksiyolitikler değildir. Bazı antipsikotik ajanlar sedasyon özelliğine sahip olmalarına rağmen yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda nadiren kullanılabilirler. Performans anksiyetesi (sosyal fobinin bir türü) olan hastalarda beta adrenerjik blokürler kalp hızını düşürmeleri ve titremeyi azaltmaları nedeniyle kullanılabilirler ancak yaygın anksiyete bozukluğu ile alakalı korku veya diğer somatik semptomları azaltmazlar.

Anksiyetenin tedavisinde sıklıkla kullanılan iki bitkisel ilaç Valeria officinalis (valerian) ve Piper methysticum adlı bitkinin kök ekstraktından yapılan bir içecektir (kava-kava). Her ikisinin de sedatif etkisi vardır ancak kavanın diskinezi, distoni ve dermopati gibi alkol ve benzodiazepinlerle sinerjistik etki sonucu ortaya çıkabilen endişe verici yan etkileri vardır. Birden kesildiğinde valerian'ın deliriuma ve kalp yetmezliğine yol açtığı bildirilmiştir. Yaygın anksiyete bozukluğu olanlarda bu bitkisel ilaçların tedavi edici ajanlar olarak tavsiye edilebilmesi için ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan bir hasta uygun benzodiazepin veya buspiron tedavisine cevap vermiyorsa bir psikiyatriste konsülte edilmesi gözden geçirilmelidir. Psikiyatrist tanının netleşmesine, eşlik eden bir psikiyatrik bozukluğun olup olmadığının tespitine yardımcı olabilir ve hangi bozukluğun önce tedavi edilmesi gerektiğine karar verebilir. Psikiyatrist aynı zamanda psikoterapi ve tedavi değişiklikleri gibi tedavi hakkında tavsiyelerde de bulunabilir.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 24-09-2010, 13:33
 
Standart

Endişe ne kadar yaygındır?

Endişe ihmal nedeniyle çok fazla raporlanmayan bir sorundur. Ne kadar insanın endişe sorunu yaşadığını tahmin etmek güçtür, çün*kü pek çok kişi endişe nedeniyle doktora baş*vurmaz, insanlar genellikle sadece "akıl hasta*lığı" olan kişilerin psikiyatriste ihtiyacı olduğu*nu düşünürler. Amerika Birleşik Devletleri'nde insanların % 5'inde endişe problemi olduğu tahmin edilmektedir.

Endişe, vücutta psikolojik bir sürecin sonucu*dur.
Endişe korkuyla aynı değildir ancak korkuyla ilintilidir.
Endişe sizi tehlikeye karşı uyarır-içgücü gibidir-tehlike vardır ve siz kontrolünüzü kaybedebi*lirsiniz.
Korku, gerçekten zarar verebilecek bir duru*ma karşı verilen bir reaksiyondur. Korku genellikle kısa sürelidir. Endişe uzun sü*rer.
Gerçekte reaksiyonunuzun korku nedeniyle mi yoksa endişeden mi kaynaklandığını belir*lemek güçtür.
Endişe ve korku tüm koşullarda farklı oranlar*da vardır.
Belirtilerin nedenlerini bulmak, bunun korku mu endişe mi olduğunu anlamaktan daha önemlidir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Endişe kadınlar arasında erkeklerden daha yaygındır. Bazı çalışmalar endişenin aileden de gelebileceğini göstermiştir.

Modern hayatın baskılarıyla endişe sorunu yaşayan insanların sayısı tehlikeli boyutlarda artmaktadır. Bununla birlikte bazı uzmanlar endişenin arttığına dair kesin bir kanıt olmadı*ğını söylemektedir. Onlara göre, artan farkındalık ve yaşamı dolu dolu yaşama isteği, daha çok insanın endişe için yardım istemesine yol açmaktadır. Önemli olan endişenin artıp art*madığı değil, daha üretken ve anlamlı bir ya*şam sürebilmek için endişe ile nasıl baş edeceğinizdir. Endişeyi kontol altına almak ve önle*mek, sorunlarla nasıl başa çıkacağınızı da gös*terecektir.
Endişe genellikle korkuyla karıştırılır.


Endişenin Etkileri Nelerdir? Anksiyete Bozuklukları

Endişe; özellikle zihinsel ve fiziksel stres al*tında iken herkesi etkiler. Normalde iki sonu*cu vardır: (a) şiddetli panik ve normal fonksi*yonlarını yerine getirememe ya da (b) bir teh*like sezmek ve buna karşı gerekli önlemleri al*mak. Birinci reksiyon "travmatik endişe" ve ikinci reaksiyon "sinyal endişe" olarak adlan*dırılır.

Endişenin Nedenleri Nelerdir?

Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde yaşa*nanlar kişinin yetişkin dönemini etkiler ve en*dişe haline neden olabilir. Endişe genellikle duygusal bir baskıya abartılı bir yanıttır. Bu*nunla birlikte bazı insanlar, duygusal baskılar*dan diğerlerinden daha fazla etkilenirler.

Endişe genellikle uzun bir zaman periyo*dunda ve tüm yaşam deneyimine bağlı olarak gelişen bir deneyimdir. Yaşam deneyimlerine karşı endişe hali geliştikten sonra bazı özel olaylar ya da durumlar endişe ataklarına yol açabilirler. Endişe seyri oluşmasının dört temel nedeni vardır:

Çevre: Yaşadığınız çevre kendinizi ve di*ğerlerini nasıl algıladığınızı etkiler. Bun*lar ailenizle, arkadaşlarınızla, çalışma arkadaşlarınızla yaşadığınız deneyimler so*nucu oluşacaktır. Çevrenizde kendinizi güvensiz hissediyorsanız, endişe hali de daha yaygın olarak oluşur.

Bastırılmış duygular: Kişisel ilişkileri*nizde duygularınıza bir karşılık bulamaz*sanız endişe hali oluşacaktır. Bu, genel*likle kızgınlığınızı ya da hayal kırıklığınızı uzun bir süre bastırırsanız oluşur.

Fiziksel nedenler: Zihin ve vücut karşı*lıklı etkileşim halindedir, bu etkileşimde oluşan bir değişiklik endişe halinin oluş*masına neden olabilir. Bu koşullar genel*likle hamilelik, ergenlik ya da bir hastalık sonrası ortaya çıkar. Bu durumlarda ruh hali tamamen değişir ve bu endişe hali*ne neden olabilir.

Kalıtsal nedenler: Bazı duygusal rahat*sızlıklar aileden geliyor olabilir, ancak bu

Endişenin Çeşitleri Nelerdir? Anksiyete Depresyon

Endişeye neden olan koşullar genellikle 3 başlıkta incelenebilir: (a) endişe hali, (b) fobiler (c) bir travma sonrası stres rahatsızlıkları. Endi*şe hali üç temel rahatsızlık içerir: (i) panik ataklar, (ii) genel endişe rahatsızlıkları ve (iıı) saplantı hastalığı

Endişe Hali

Endişe birdenbire ortaya çıkabilir (kısa süre*li olabilir) ya da kronik (uzun süreli) olabilir. Panik rahatsızlığına sahip bir kişinin genel en*dişe haline de sahip olması genellikle rastla*nan birşeydir. Panik atakla bir arada görülme*yen endişe haline genel endişe rahatsızlığı de*nir. Panik atak ve genel endişe halinin benzer nedenleri ve belirtileri vardır.

Panik Atak Nedir?

Tekrarlanan endişe ataklara yol açıyorsa ya da sinirlilik hali süresince panik hali oluşuyor*sa, bu panik atak olarak adlandırılır. Panik atak yavaş yavaş sinirlilik ve gerginlik olarak başlayıp birdenbire keskin bir endişe atağına dönüşür. Panik atak genç yetişkinlerde daha yaygındır, ergenlikte de görülebilir.

Panik atak başka bir akıl hastalığı ile bağ*lantılı değildir ve herhangi bir hızlandırıcı fak*törle ortaya çıkmaz. Hızlandırıcı faktörler has*talığın işaret ve belirtilerini çabuklaştıran fak*törle Jr. Eğer bastırılmış duygulara sahipse*niz, panik atağı hızlandıran faktörleri tanımla*manız kolay olmaz; ancak bir uzman bu konu*da size yardımcı olabilir.

Panik Atağın Belirtileri Nelerdir?

Panik atağın genel belirtileri, genel bir pa*nik hali, çarpıntı (kalbin güm güm attığını ya da çok hızlı çarptığını hissetmek), göğüste ağ*rı, soluk almada güçlük ya da çok hızlı soluk alıp verme ve baş dönmesi ya da kendini zayıf hissetmektir, insanlar paniği tuhaf, esrarlı duy*gular ya da kötü birşey olacakmış gibi hisset*mek olarak tanımlarlar. Burada korkunuzun nedenini ya da çekindiğiniz olayın sonuçlarını tanımlamanızın herzaman mümkün olmayabi*leceğini bilmeniz gerekir. Eğer nedeni tanımlayamıyorsanız, kendinizi çaresiz ve korumak için "birşey" yapmak zorunda hissedeceksi*niz. Ancak bu "birşey"i tanımlamakta kolay olmayacaktır.
Aşağıda panik atağın temel belirtileri detaylandırılmıştır.

Göğüs ağrısı: Endişeden kaynaklanan göğüs ağrısı genellikle kalp krizi ya da kalple ilgili bir rahatsızlıktan kaynaklanan göğüs ağrısı ile karıştırılır. Kalp problem*lerinden kaynaklanan göğüs ağrısı ile en*dişeden kaynaklanan göğüs ağrısı arasın*da dört temel farklılık vardır. Endişeden kaynaklanan göğüs ağrısı:
1. Sadece birkaç saniye sürer, ancak birkaç dakikada ya da saatte bir tekrarlanabilir.
2. Hareket etmeyle ya da fiziksel çabayla ilintili değildir;
3. Dinlenirken bile oluşabilir; ve
4. Göğüs ağrısı başladığında fiziksel aktiviteyi bıraksanız da kesilmez.

Nefes alma güçlüğü: Bir atak sırasında havasız kalma korkusuyla, daha hızlı ve derin nefes almaya başlarsınız. Aynı zamanda dışarı çıkıp, daha çok hava alma ihtiyacı hissedersiniz. Derin ve hızlı solu*ma çok uzun sürerse, çok miktarda kar*bondioksit kaybı oluşabilir. Karbondiok*sit miktarındaki dengesizlik; ayakparma-ğı, ayak ya da yüzde uyuşma ya da ür*perirle, baş dönmesi ve solgunluk gibi ilave belirtilere yol açabilir.

Diğer belirtiler: Endişe problemi olan bazı kişiler yüz kızarması, terleme, ürper-me ve isilik gibi problemlerden yakınabi*lirler. Ayrıca midede acı ya da kelebek uçuyor hissi oluşabilir. Panik atak sırasın*da, zihniniz bulanık ya da karmaşık ol*duğu için sağlıklı düşünüp hareket edemeyebilirsiniz.

Panik Atağın Teşhis Kriterleri, Anksiyete Bozukluk

Üç hafta içerisinde en az üç panik atak geçirilmiş olmalıdır. Bu ataklar yoğun efor harcandığı ya da hayati tehlike ol*duğu zamanlarda olmamalıdır.

Aşağıda sayılan belirtilerin en az dördü*nü taşıyan panik ataklar sırasında korku ve endişe hâkimdir:

1. Nefes alma güçlüğü
2. Çok yoğun ve zorlayıcı kalp atışı,
3. Kalp ağrısı ya da rahatsızlığı,
4. Şok ya da boğulma hissi,
5. Baş dönmesi ya da kararsızlık hissi,
6. Ellerde ve ayaklarda ürperme,
7. Kendini rüyada gibi hissetmek,
8. Sıcak ve soğuk ürperme,
9. Terleme,
10. Bayılma,
11. Titreme.

Panik atak sırasında ölüm, çıldırma, de*lirme ya da kontrolsüz birşey yapma kor*kusu.
Bir ay içerisinde aşağıdakilerden birini en az bir atak izleyecektir:

Başka ataklar konusunda sürekli endişe içerisinde olmak
Kalp krizi ya da çıldırma gibi panik ata*ğın sonucunda olabilecekler için belirgin üzüntü halinde olmak,
Ataklarla ilgili belirgin davranış değişikli*ği Büyük bir depresyon gibi zihinsel bir probleme ya da fiziksel sorunlara sahip olmamak.

Kalabalıkta olma korkusuyla bir arada orta*ya çıkmaz.

Panik atakların sıklığı kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar hayatları boyunca birkaç panik atak geçirirken, bazıları birkaç günde haftada ya da ayda bir panik atak geçirebilirler, bazen herhangi belirgin bir neden olmaksızın panik ataklar birdenbire kesilir. Her atağın şiddeti ve belirtileri farklıdır.


  #3  
Alt 24-09-2010, 13:34
 
Standart

Genel Endişe Gerginlik Hali Nedir? Anksiyete Ölçeği

Genel endişe hali, tahrik eden herhangi bir neden olmaksızın sürekli üzüntü ya da gerginlik halidir, insanların çoğu hastalık korkusu ya da sağlık, para, aile, iş sorunları nedeniyle üzüntü çekerek yaşarlar. Genel endişe hali için, sürekli tekrarlayan ve daha şiddetli belirtileri olan panik ataklar olması gerekir.

Panik atakta da olduğu gibi, genel endişeyi tanımlamak kolay olmayabilir. Eğer tanımlasanız bile nasıl ve neden bu sorunların oluştuğu*nun farkında olmayabilirsiniz.

Genel Endişe Rahatsızlığını Belirtileri Nelerdir?

Kronik endişenin birçok belirtisi vardır. Bun*lar arasında en çok rastlanılanları:

Genel alınganlık: Sinirlilik, alınganlık, gergin ve panik halinde hissetmek. Çok yakında çok büyük bir felaket beklentisi içerisine girmek uykusuzluk ve gün bo*yunca kendini yorgun hissetmeye yol açar.

Başağrısı: Özellikle baş, boyun ve sırt bölgesinde adale gerginliği başağrısına ya da başta zonklamaya yol açabilir. Ağ*rı başın arkasında, önünde ya da tepe*sinde olabilir.

Titreme: Tüm vücutta, özellikle kollarda ve ellerde titreme ve sarsılma.

Otonomik sistemin artan aktivitesi: Vücudun soluk alma, sindirim, kalp çarpması gibi istemdışı fonksiyonlarına "otonomik fonksiyonlar" denir. Bunlar dışardan herhangi bir etki olmadan yeri*ne getirilen bağımsız fonksiyonlardır. Endişe, otonomik sistemin aktivitesini artırabilir ve yoğun terlemeye (özellikle ellerde), yüzde kızarmaya yol açabilir. Bazen ağızda yoğun kuruluk ya da su*lanma olabilir.

Artan otonomik aktivite, sindirim sistemin*de rahatsızlıklara yol açabilir. "Midede kele*bek uçuşması" çok sık hissedilen bir duygu*dur. Diğer belirtiler göğüste ya da midede yanma hissi ki genellikle geğirme duygusuyla bir aradadır; bağırsak rahatsızlıkları ve idrara çıkmada artıştır.

Unutmamak gerekir ki, genel endişe halinin iyileşme süreci kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar kısa süreli tedavilerle iyileşebilir, oysa başkaları normal hayata dönmekte güçlük çe*kerler. Kronik endişe, özellikle iş hayatları ve kişisel yaşamları başarılı ve dengeli olan daha genç yaştaki yetişkinlerde daha az problemli geçer.

Genel Endişe Rahatsızlığının Tanı Kriterleri, Anksiyete Belirtileri

Şiddetli ve sürekli endişe aşağıdaki dört kategorideki belirtilerden en az üçünü kapsamalıdır:

Sinirlilik: Titreme, sarsıntı, asabiyet, kas ağrıları, yorgunluk, gevşeme güçlüğü, yorgun bir yüz, huzursuzluk ve huzursuz hareketler.

Genel belirtilen Titreme, hızlı kalp atışı ve çarpıntı, soğuk ve nemli eller, kuru ağız, baş dönmesi, ellerde ve ayaklarda ürperme, çok sık idrara çıkma, sindirim güçlüğü, ishal, midede rahatsızlık, bo*ğazda yumru hissi ve sık nefes alma.

Kuruntulu beklentiler: Endişe, üzün tü, korku, hafıza eksikliği, zarar görme*me beklentisi.

Dikkat: Dikkat dağılmasına yol açan fazla kibarlık, dikkatini toplamada güç*lük, uyku güçlüğü, alınganlık, sabırsızlık ve huzursuzluk.
En az bir ay ya da daha uzun süren hu*zursuzluk hissi.
Depresyon gibi herhangi başka bir ra*hatsızlıkla biraraya gelmemesi.
Bu belirtilerin onsekiz yaş ve üzeri kişiler*de görülmesi.


Fobi Rahatsızlıkları, Panik Ansiyete

Fobi rahatsızlığı belli bir objeye, aktiviteye ya da duruma karşı duyulan mantıksız, açıkla*namaz bir korkudur. Bu korku nedeniyle bu koşullardan çok fazla kaçma isteği vardır. Mantıkdışı korkular, fobi, fobinin yol açtığı ko*şullar fobi rahatsızlıkları olarak adlandırılır. Fo*bilerin üç özelliği vardır:

1. Korku koşullarla orantılı değildir.
2. Korkuyu nedensellikle ya da istemle kontrol altına alamazsınız.
3. Korktuğunuz objeden, aktiviteden ya da durumdan uzakta olduğunuzda korkularınızın anlamlı olmadığının farkındasınızdır.

Pekçok insan hayvanlardan, yüksek ya da kapalı yerlerden korkmak gibi basit fobilere sahiptir. Bunlardan kaçınarak bu korkularınızı kolaylıkla kontrol altına alabilirsiniz. Ancak ba*zı fobiler daha büyük ve daha ciddidir. Endişe*ye ve paniğe yol açabilirler. Dünyada milyon*larca insan şiddetli fobilerle ve bunun sonu*cunda da panik ataklarla karşı karşıya kalmak*tadır.

Fobinin Çeşitleri Nelerdir?

Fobik rahatsızlıkların üç temel çeşidi vardır. Bunlar basit fobi (objelerden korku), sosyal fo*bi (aktivite korkusu) ve aorafobi (koşullardan korkma)dir.

Fobiler genellikle yetişkinlik döneminde ya*şamı olumsuz etkilemez. Bunun nedeni, kor*kunun genellikle belirgin olması ve korkulan şeyden kaçınmanın profesyonel ya da kişisel gelişime kritik etkisi olmamasıdır. Fobi belirgin belirtilere ya da yetersizlik duygusuna yol açarsa "fobik rahatsızlıktan söz edilir.

Agorafobi ve basit fobi kadınlar arasında yaygındır. Agorafobi ve sosyal fobi ailenin bir*den çok üyesinde görülebilir.

Basit Fobinin Belirtileri Nelerdir?, Kaygı Anksiyete

Objelerden mantıkdışı korku, basit fobi ola*rak adlandırılır. Normalde bebeklik ya da ilk çocukluk dönemlerinde görülür. Yetişkinlik dönemine kadar sürebilir ve hiç belirtisi görül*meyen bir dönemden sonra yeniden ortaya çı*kabilir. Basit fobinin üç temel ve bir bağlantılı özelliği vardır.

Temel özellikleri:

Belli bir objeden ya da durumdan, bulu*nulan koşullarla ya da objenin fonksiyonuyla bağlantılı olmadan korkmak;
Endişeye yol açabilecek koşullardan ka*çınma eğilimi;
Objenin birdenbire ortaya çıkması panik atağa yol açabilir.
Bağlantılı özelliği ise, fobi yaratan koşulla karşı karşıya kalmadan detaylı araştırma yap*ma ve bilgi toplama eğilimidir.

Basit Fobinin Teşhis Kriterleri

Sürekli olarak hayvanlar, yükseklik, ka*palı odalar, iğne olmak ya da kan gör*mek gibi koşullardan kaçmak ve kork*mak.

Fobik koşullarla ya da objelerle karşı kar*şıya kalmak panik atağa yol açar. Ço*cuklar genellikle korkularını ağlama, öf*ke nöbeti, bir yere yapışıp bırakmama şeklinde ifade ederler ve yetişkinler tara*fından anlaşılır. Bunun anlaşılmaması çok büyük sıkıntı yaratır.

Fobik koşullar ya da objelerden kaçınma isteği normal kişisel ya da profesyonel yaşamı etkiler.

Yetişkinlerde belirtiler altı aydan daha uzun sürer.
Başka herhangi bir zihinsel rahatsızlık, travma sonrası rahatsızlığı, diğer fobiler, depresyon ya da saplantısal rahatsızlıklar yoktur.


  #4  
Alt 28-01-2011, 15:53
 
Standart Cevap: Yaygın Anksiyete Bozukluğu

-“Sıkıntı geliyor, tıkanıyorum. Bunalıyorum ve boğulacak gibi oluyorum”.

-“Telefon ya da kapı çalsa hemen çok heyecanlanıyorum ve kalbim hızla çarpmaya başlıyor. Çocuklarımın ya da yakınlarımın başına kötü bir şey gelmiş olabileceği düşüncesi ile çok endişeleniyorum”.

-“Nedensiz yere kalbim kötü kötü çarpıyor. Hemen aklıma kötü hastalıklar geliyor ve bende de mutlaka bir kalp hastalığı var diye düşünüyorum. Hastanelere kaç kez gidip çeşitli tetkikler yaptırdım. Doktorlar bir şeyim olmadığını söyledikleri halde aynı belirtiler tekrar tekrar oluyor. Tıbba inancım kalmadı”.

-“Öyle şiddetli sıkıntı basıyor ki öleceğim, çıldıracağım ya da aklımı kaybedeceğim diye çok korkuyorum. Yerimde duramıyorum. Nefesim daralıyor, titriyorum, üşüme-ürperme geliyor, başım dönüyor. Bu nedenlerle acil servislere koşturduğum oluyor”.

Yukarıdaki belirtiler sizde ya da bir yakınınızda olabilir. Tüm bunların nedeninin psikolojik olabileceğini aklınızda bulundurun.
Psikiyatride anksiyete dediğimiz duygulanım hali, tüm bu belirtilere neden olabilir. Alman Hastanesi'nden aldığımız bilgileri sizlerle paylaşıyoruz.

Anksiyete nedir?

Kaygı, bunaltı ya da sıkıntı olarak da adlandırabileceğimiz anksiyete, herkes tarafından zaman zaman yaşanan korkuya benzer bir duygudur. Duygulanımda kaygı yönünde artış olduğunu ifade eder. Kişi bunu sanki kötü bir şey olacakmış gibi nedeni belirsiz bir endişe olarak algılar. Korku, dışarıdan gelebilecek kaynağı belli gerçek bir tehlike karşısında ruhsal ve bedensel olarak verilen bir tepki biçimidir. Böyle gerçek bir tehlike ile karşılaşan her insan şiddetli bir korku duygusuyla beraber bedensel tepkiler de gösterir. Örneğin kalbi hızla çarpmaya başlar, titrer, terler, gözbebekleri büyür, ürperir, tüyleri diken diken olur vb. Anksiyete, nedeni bilincimizde olmayan yani nedeni hakkında net bir bilgimizin olmadığı, içsel bir tehlike ya da tehdit karşısında gösterilen ruhsal bir tepkidir ve korkuda olduğu gibi bedensel belirtilerin eşlik ettiği bir durumdur .Anksiyete, çok hafif bir tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine kadar varan değişik yoğunluklarda yaşanabilir.

Anksiyete Bozukluğu nedir?

Anksiyete, herkes tarafından zaman zaman hissedilen bir duygulanımdır. Bu duygulanımla tanışmamış kimse yoktur. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi, çevreye uyum gösterebilmesi ve belirli görevleri yerine getirmesinde itici güç rolü oynaması bakımından bir dereceye kadar sağlıklı olan anksiyete, kişinin işlevselliğini bozmaya başladığı noktadan itibaren sorun olmaya başlar.
  • Kişinin mesleki ve ailevi yaşantısını etkilemeye başlamışsa
  • Kişilerarası ilişkilerinde zorluklar oluşturuyorsa
  • Gün içinde çok sık karşısına çıkıyor ve gününün büyük bir bölümünü kapsıyorsa
  • Bu duygulanımını kontrol edemiyor ve başa çıkamıyorsa
  • En az 6 aydır bu durumu yaşıyorsa
Sorunun psikiyatrik (Anksiyete Bozukluğu) olma olasılığı yüksektir.

Önemli Not: Unutulmaması gereken şey Anksiyete Bozuklukları teriminin, psikiyatride sadece belirli bir grup rahatsızlığı tanımlamak için kullanılan bir tanı grubunu belirttiğidir. Psikiyatride bunun gibi birçok tanı grubu vardır. Ve bazen yakınma ve belirtiler birbirine çok yakın olduğundan başka tür rahatsızlıklarda da benzer belirtiler görülebilir. Ayırım ancak bir psikiyatri uzmanı tarafından yapılabilir.

Başka ne gibi belirtiler görülür?
  • Huzursuzluk, gerginlik, tedirginlik
  • Sıkıntı, daralma
  • Çabuk yorulma
  • Dikkatini toplayamama ve bir konu üzerine yoğunlaşamama
  • Uyku bozuklukları
  • Kolay irkilme, tetikte olma
Ayrıca:
  • Baş ağrısı, baş dönmesi, başta uyuşma ve sersemlik hissi
  • Kulaklarda uğuldama, çınlama
  • Görme bulanıklıkları
  • Ağız kuruması
  • Kalp çarpıntısı
  • Nefes darlığı, sık soluk alıp verme ihtiyacı
  • Göğüste basınç, ağrı duyumları
  • Kaslarda sızlama ve ağrılar
  • Midede şişkinlik, hazımsızlık, yanma ve ağrılar, bulantı ve kusmalar
  • Barsak hareketlerinde düzensizlik, aşırı gaz
  • Sık idrara çıkma
Çeşitleri var mıdır?

Psikiyatride, temel belirtisinin anksiyete olduğu bir grup rahatsızlık Anksiyete Bozuklukları tanı kümesi altında toplanmıştır . Bu rahatsızlıklar
  • Panik Bozukluğu (Agorafobi ile birlikte- Agorafobi olmadan)
  • Panik Bozukluğu Öyküsü Olmadan Agorafobi
  • Özgül Fobi
  • Sosyal Fobi
  • Obsesif-Kompulsif (Takıntılı-Zorlantılı) Bozukluk
  • Travma (Örselenme) Sonrası Stres Bozukluğu
  • Akut Stres Bozukluğu
  • Yaygın Anksiyete Bozukluğudur.
Anksiyete Bozuklukları kimlerde görülür?

Anksiyete Bozuklukları, her 100 kişinin yaklaşık 30unda yaşamlarının bir döneminde ortaya çıkabilir. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat fazla görülür. Her yaşta ortaya çıkabilir.

Ne yapmalı?

Fiziksel belirtilerin yoğun olarak görülmesi sonucu, kişilerin ilk başvurdukları yerler genellikle acil servisler ya da dahiliye poliklinikleri olmaktadır. Anksiyete Bozukluğu olan birçok kişi yaşadığı fiziksel belirtilerin tedavisi için çoğunlukla dahiliye uzmanlarına, kardiyologlara, gastroenterologlara, göğüs hastalıkları uzmanlarına, nörologlara vb. başvurmaktadırlar.

Elbette birçok fiziksel / organik hastalık anksiyeteye ya da anksiyeteye benzer belirtilere neden olabilir. Bu nedenle diğer tıbbi nedenlerin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekir. Ayrıca çok sık ve fazla kullanılan alkol ve bağımlılık yapıcı maddelerin de benzer bir duruma yol açtığı bilinmektedir.

Gerekli tetkikler yapılıp fiziksel / organik bir neden bulunmadığında, soruna anksiyetenin neden olabileceği unutulmamalıdır. Yapılan tetkiklerin sonucunda belirgin bir tıbbi hastalık bulunmamasına ve doktorların belirtmelerine karşın kişileri, bazen yaşadıklarının psikolojik bir nedene dayandığına ikna etmek oldukça zordur.

Belirtilerin anksiyeteyle ilişkisi olduğu gözlemlendiğinde ve sorunun psikolojik olabileceği düşünüldüğünde yapılması gereken şey bir psikiyatri uzmanına başvurmaktır.

Anksiyete bozuklukları psikoterapi ve / ya da ilaç tedavisi ile düzelebilir. İlaç tedavisi, en az 6 ay ya da daha uzun sürebilecek bir tedavidir.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri Kaygı, bunaltı, sıkıntı, endişe gibi anlamları da olan anksiyete, normalde herkeste görülen, bir tür hayata uyum yeteneği olarak...
Anksiyete hastalarının zeka seviyesi Anksiyete hastalarının zeka seviyesi Anksiyete hastalarının beyin MR'larında yapılan incelemede normal insanlara göre zekâ seviyelerinin yüksek olduğu ortaya çıktı. ABD'de yapılan bir...
Anksiyete Nedir Anksiyete Nedir anksiyete nedir - anksiyete belirtileri - panik atak - fobiler - stres Stresli bir hayatı olan kişilerin, huzursuz hissetmeleri normal bir durumdur. Ancak günlük yaşantıyı ve...
Anksiyete Bitkisel Tedavi Anksiyete Bitkisel Tedavi Stres ve anksiyete birçok rahatsızlığın temelinde bulunmaktadır ve bu rahatsızlıklardan kurtulmak için bazı bitkisel tedavilere başvurulabilir. Vücudunuzun...
Egzersiz yapmanın anksiyete bozukluğuna etkisi Egzersiz yapmanın anksiyete bozukluğuna etkisi Amerikalı araştırmacılar, altı haftalık egzersiz programının anksiyete bozukluğu olan kadınların sıkıntılarının hafiflemesine yardımcı olabileceğini...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,705
Konular : 237,638
Mesajlar: 424,581
Şuan Sitemizde: 232

En Son Üye: mJ1aV2oE4p

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:31.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.