Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Psikoloji Psikiyatri (Ruh ve Sinir Hastalıkları)
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri

Genel Sağlık kategorisinde ve Psikoloji Psikiyatri (Ruh ve Sinir Hastalıkları) forumunda bulunan Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri konusunu görüntülemektesiniz.
Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri Kaygı, bunaltı, sıkıntı, endişe gibi anlamları da olan anksiyete, normalde herkeste görülen, bir tür ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 14-06-2010, 01:12
 
Standart Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri

Kaygı, bunaltı, sıkıntı, endişe gibi anlamları da olan anksiyete, normalde herkeste görülen, bir tür hayata uyum yeteneği olarak değerlendiriliyor.



Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özmen Metin, ''Belli bir sınıra kadar anksiyete normaldir, kişinin işlevselliğini, performansını, başarısını artırır, tehlikelerden kaçınmasını sağlar'' diyor.

Kişinin yeni bir ortamda, tehdit oluşturabilecek durumlarda bir çeşit savunma mekanizması olarak kaygı hissedebileceğine değinen Metin, vücudun kaygıyla birlikte alarma geçeceğini ve olası tehditlere karşı kendini koruyabileceğini kaydetti.

Bunun normalde her insanda olması gerektiğine dikkati çeken Metin, herkesin belirli şiddetlerde kaygı yaşadığını, bunun da sağlıklı bir tepki olduğunu ifade etti. Metin, şöyle konuştu:

''Normal sınırlardaki anksiyete çoğunlukla kişinin başarısını, işlevselliğini artırır. Örneğin sınavınız vardır, sınavda başarılı olamama kaygısıyla ders çalışırsanız, bu sizin başarınızı artırır. Yeni bir durumda, tanımadığınız bir ortamda anksiyetenin oluşması dikkatli olmayı ve risklerden kaçınmayı sağlar. Yani belli bir sınıra kadar anksiyete normaldir, kişinin işlevselliğini artırır, tehlikelerden kaçınmasını sağlar. Ama ne zaman bu şiddetli olur, kişi kaygısını kontrol etmekte güçlük çeker, işlevselliğini bozar, hayatını olumsuz etkiler, o zaman bunu anksiyete bozukluğu olarak görür ve tedavi gerektiren bir durum olduğuna karar veririz. Yoksa herkes kaygı yaşar. Evrimsel olarak da insanın hayatta kalmasını sağlayan bir duygudur. Ama süreğen ve şiddetli olmaması şartıyla.''

Özmen Metin, kaygı düzeyinin kişinin yaşantısını dayanılmaz bir hale getirmesiyle sınır düzeyin aşılacağına dikkati çekti. Anksiyete bozukluğunun iç sıkıntısı, bunaltı, daralma, endişe, huzursuzluk şeklinde kendini gösterebileceğini belirten Metin, şunları söyledi:

''Bunlarla birlikte fiziksel belirtiler de olur. Bu birçok vücut sistemini içine alır. En sık kalple ilgili belirti olur, çarpıntı, kalp atım sayısında artış, kan basıncında artma ya da azalma görülebilir. Bayılma hissi, terleme, titreme, nefes almakta güçlük, boğulma hissi, nefes açlığı, solunum sayısında değişiklik görülebilir. Normalde insanın aldığı solunum sayısı bellidir, ama anksiyete bozukluğunda kişi daha sık ve yüzeysel nefes alıp vermeye başlar. Mide, bağırsak şikayetleri, sık idrara çıkma görülebilir. Karın ağrısı, mide bulantısı, ateş basması, ürperme gibi belirtiler görülür. Duygusal olarak da kontrolünü kaybedeceği, çıldırabileceği hissi olabilir. Dikkat, konsantrasyon güçlüğü yaşanır ve konuşma bozuklukları görülebilir.''

ANKSİYETE İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?
Yrd. Doç. Dr. Özmen Metin, kaygı bozukluklarıyla başa çıkabilmek için farklı yöntemler uygulanabileceğini kaydetti. Başta panik atak olmak üzere kaygı bozukluğu hastalıklarında nefes ve gevşeme egzersizlerinin önemine değinen Metin, ''Nefes alıp vermeyi düzenli hale getirirsek, anksiyeteyi de kontrol altına almış oluruz. Sık nefes alıp verme yerine burundan derin nefes almak, akciğerlerde toplamak ve birkaç saniye bekledikten sonra yavaş yavaş ağızdan nefes vermek şeklinde nefes egzersizleri yapılabilir'' dedi.
Kas gevşetme egzersizlerinin de anksiyetenin kontrol edilmesinde olumlu etkisi olduğuna dikkati çeken Özmen Metin, ayrıca kişinin dikkatini bedeninden ve anksiyete oluşturan durumdan uzaklaştırmasının da anksiyete kontrolünde yarar sağlayabileceğini belirtti.

Özellikle panik ataklar yaşayan kişilerin ilgilerini vücutlarından uzaklaştırmaları gerektiğine işaret eden Özmen Metin, ''Dikkatinizi sürekli bedeninize verirseniz, 'Kalbim az çarptı, çok çarptı' gibi belirtiler görmeye başlayabilirsiniz. Bu tip durumlarda dikkat bedene değil, başka yerlere vermeli'' diye konuştu.

KAYGI BOZUKLUĞUNUN PEK ÇOK ÇEŞİDİ VAR
Özmen Metin, kaygı bozukluğu başlığı altında pek çok farklı rahatsızlık bulunduğunu bildirdi. En sık görülen problemlerden birinin özgül fobi olduğunu anlatan Metin, bu rahatsızlığı bulunan kişilerde kapalı alanda kalamama, hayvanlardan korkma, kan verme, enjeksiyon yaptırma gibi durumlarda aşırı kaygı yaşadıklarının görüldüğünü söyledi.

Genelleşmiş anksiyete-kaygı bozukluğunun ise hayatı olumsuz etkilediğini belirten Metin, bu kişilerin sürekli kaygılı halde olduklarını, endişelerini kontrol etmekte güçlük çektiklerini kaydetti. Genelleşmiş kaygı bozukluğu olan kişilerde her an kötü bir şey olacakmış gibi sürekli kaygı yaşadıklarını ifade eden Metin, bu kişilerin üzüntülerini, endişelerini kontrol etmekte güçlük çektiklerini, beraberinde uyku bozuklukları, dikkat, konsantrasyon güçlüğü, enerji kaybı gibi belirtilerin eşlik ettiğini bildirdi.

Metin, panik atağın ise, hiç beklenmedik bir anda başlayabileceğini ve 5-10 dakika içinde en yüksek seviyeye ulaşabileceğini söyledi. Bu kişilerde yoğun kaygı, endişe ve korku görüldüğünü anlatan Metin, panik atağı olan hastalarda fiziksel belirtilerin yaygın görüldüğüne dikkati çekti. Özmen Metin, şöyle devam etti:

''Çarpıntı, terleme, titreme, nefes almakta güçlük, boğazda sıkılma hissi, göğüs ağrısı, mide bulantısı, delireceği korkusu, kontrolünü kaybedeceğine dair panik hali gibi tüm vücut sistemlerini etkileyen ve genellikle kişilerin o anda bunu kontrol etmekte güçlük çektikleri, ölüm korkusu yaşadıkları ve bu nedenle acil servislere başvurdukları bir rahatsızlık bu. Sık sık acil servislere başvururlar ve daha sonra da kardiyoloğa, göğüs hastalıklarına, dahiliyeye giderler. Genellikle en son psikiyatriye başvururlar. Panik bozuklukları kişinin kontrol altına alamadığı panik, dehşet, korkunun egemen olduğu bir bozukluktur. Kişinin yaşamını olumsuz etkiler.''

ÜNİVERSİTE MEZUNU GENÇLERDE DAHA FAZLA
Metin, bu hastalıkta tedavi oranının oldukça yüksek olduğunu, hastalığın en çok genç, üniversite mezunu, kentli kişilerde görüldüğünü kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Metin, travma sonrası stres bozukluğunun da bir kaygı bozukluğu türü olduğunu, travma geçiren kadınların yüzde 20'sinde, erkeklerin ise yüzde 10'unda travma sonrası stres bozukluğunun ortaya çıkabildiğini bildirdi. Toplumda sıklıkla görülen bir başka kaygı bozukluğunun halk arasında takıntı olarak adlandırılan obsesif kompülsif bozukluk olduğunu anlatan Metin, bu kişilerin de mantıksız olduğunu bildiği halde bazı duygu, düşünce eylemlerin önüne geçemediklerini anlattı.

Bir başka kaygı bozukluğu olan sosyal fobinin ise çok sık rastlanmasına rağmen doktora en az başvurulan kaygı bozukluğu türü olduğuna değinen Metin, bu kişilerin toplum içinde küçük düşecekleri, alay edilecekleri kaygısıyla toplumsal etkinliklerden kaçındıklarını belirtti. Metin, sosyal fobisi bulunan kişilerin yaşamlarının bu rahatsızlıktan olumsuz etkilendiğini, iş, eğitim, kişiler arası ilişkilerde yoğun sıkıntılar yaşayabildiklerini ifade etti.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 07-09-2010, 14:59
 
Standart Cevap: Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri

Kaygı, genellikle nesnesi bilinen bir duruma ya da kişiye karşı duyulan merak, tasalanma ve endişe duygusudur. İnsanın günlük davranışında en sık gözlenebilen durumlardan biridir. Herkeste değişik derecelerde kaygı vardır ve hiç kaygısı olmayan hemen hemen hiç kimse yoktur. Fakat kaygının türü ve derecesi önemlidir. Kaygı bireyin günlük yaşamının merkezi olur ve birey kaygı üzerinde odaklaşırsa, o zaman kişi yaşamını normal bir şekilde sürdüremez. Ve değişik davranış bozukluklarının gelişmesine neden olur.

Kaygı – Bunaltı, korkuya benzeyen bir duygudur. Kişi bunu içinde sanki kötü bir şey olacakmış, kötü bir haber alacakmış, bir felaket olacakmış gibi nedeni belli olmayan bir sıkıntı, endişe duygusu olarak algılar ve tanımlar.

Kaygı kişinin yeni koşullara uyumunu sağladığı gibi kişinin ruhsal gelişiminin daha üst basamaklara çıkmasında itici bir işlev görebilir. Ama bunun yanında engelleyici, kilitleyici işlev de görebilir. Mesela, sınav insanlarda kaygı yaratır, sınavı başarmak, bir engeli aşmak olumlu bir işlevdir. Ama sınavda donakalmak, bildiğini unutmak ya da sınavı kazanamama kaygısından dolayı hiç çalışmamak gibi durumlar kaygının olumsuz yönlerini ortaya koyar. Bu durumda kaygı kavramının nerede patolojik, nerede normal bir duygu olduğunun açıklanması önemlidir.

Bir kişinin verimini düşüren, kişiler arası ilişkilerde kopukluklara neden olan, sıklıkla titreme, çarpıntı, ağız kuruluğu, kas gerginliği gibi fiziksel belirtilerin de eşlik ettiği kaygı durumları patolojik olarak değerlendirilir.

Biraz önce söylediğim gibi çok hafif tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine varan değişik yoğunlukta olabilir. Ağır derecelerinde kişinin benliği bu ruhsal acı altında ezilir ve en güçlüsü fiziksel ağrının bile bu denli rahatsız edici olmadığı bunu yaşayanlar tarafından söylenir. Bunun daha iyi anlaşılması için size bir örnek vermek istiyorum. Çocukken ya da yetişkin yaşta şiddetli, korkulu bir düşle uykudan uyarınca, kısa bir süre, bu yoğun korku ile yüreğin göğüs kafesinden fırlarcasına çarptığını anımsayabilirsiniz. Bunun bir düş olduğunu anlayınca rahatlarız ve yeniden uykuya geçebiliriz. İşte, kaygı-bunaltı kişinin gündüz, uyanıkken yaşadığı daha uzun süren ve kaynağı kişi tarafından açıklanamayan böyle bir durumdur.

Kişide;
  1. Genel bir huzursuzluk
  2. Endişeli yüz
  3. Gergin bir duruş
  4. Hareketlerinde tedirginlik
  5. Çabuk irkilme
  6. Çabuk kızma
  7. Sabırsızlık
  8. Yerinde duramama vardır.
Bunlar, genel görünüm ve dışa vuran davranışlardır.
Kişinin;

Sesinde heyecanlı bir titreklik, zor konuşma olabilir. Fakat konuşma düzgündür, huzursuz ve gergindir.
Kişi,

İçinde korkuya benzeyen bir duygusu olduğunu, sanki kötü bir haber alacakmış gibi hissettiğini anlatır. Fakat korkusunun nedeni ve nesnesini bilmez. Halk arasında “bun bastı, korkutuyorlar, karabasan bastı” gibi sözcüklerle anlatılmaya çalışılır. Bazen, özellikle uzun sürdüğünde, bunaltı durumu kişide yılgınlığa neden olduğundan depresyon belirtileri de birlikte bulunabilir.
Kişinin

Bilişsel yetilerinde temelde bir bozukluk yoktur. Aşırı yorucu olan sıkıntı nedeniyle kişinin dikkati çabuk dağılır. Bu nedenle de geçici unutkanlıklar olabilir.
  1. Kalp basıncı yükselir
  2. Kalp atımı hızlanır
  3. Çarpıntı, kaslarda gerginlik
  4. Tüylerin diken diken olması
  5. Gözbebeklerinde genişleme
  6. Ağız kuruması
  7. Yüzde solgunluk ya da kızarma
  8. Terleme
  9. Sık sık idrara çıkma
  10. Boğazda düğümlenme
  11. Soluk almada güçlük
  12. Hava açlığı
  13. Ellerde ayaklarda soğukluk karıncalanmalar.
Bu tür belirtiler, bu davranış bozukluğunun fizyolojik boyutunu gösterir.

Bu kişilerde genellikle, yaşam olayları karşısında ve ilişkilerde çabuk kaygılanma, meraklanma, gerginlik, tedirginlik, aşırı terlemeler, sıcak-soğuk basmaları, çabuk irkilme, dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu, çabuk kızma ve huysuzluk görülür.

Anksiyete bozuklukları arasında: Panik atak bozukluğu, fobik bozukluk, obsesif-kompulsif bozukluklarını sayabiliriz. Bugün sadece obsesif-kompulsif bozukluktan bahsetmek istiyorum.

Obsesyonlar bireyin zihninden uzaklaştıramadığı, iradesi ve kontrolü dışında zihnine hücum eden, rahatsız edici, çoğu zaman tehdit edici ve ısrarcı ve tekrarlayıcı düşüncelerdir. Bu düşünceler çoğu zaman kişinin kendisine de saça ve anlamsız gelir. Obsesyonlar, gerçeğe yakın ve gerçekleşebilecek düşünceler olduğu gibi gerçekten oldukça uzak ve sanrısal olabilir.


  #3  
Alt 15-10-2010, 20:31
 
Standart Cevap: Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri

Anksiyete Nedir?

Anksiyete bir semptom olarak bir çok mental hastalıkta karşılaştığımız bir belirtidir. Anksiyetenin birey üzerinde fiziksel ve mental belirtileri mevcuttur. Anksiyetenin psikolojik belirtileri arasında irritabilite, konsantrasyon zorluğu, sese karşı hassasiyet ve yerinde duramama sayılabilir. Ayrıca hafızanın zayıflaması, otonom sisteme aşırı yoğunlaşma sonucunda kalp atımlarını hissetme ve bunu bir kalp krizi gibi yanlış yorumlama ve buna bağlı algılama çarpıklıkları ve düşünce bozuklukları da ortaya çıkabilmektedir.

Bu hastaların fiziksel belirtileri sempatik sinir sisteminin aşırı aktivitesi ve kas geriliminin yoğunlaşmasını sonucu ortaya çıkar. Gastrointestinal sistem belirtileri olarak ağız kuruması, yutkunma zorluğu, epigastriumda hassasiyet, hava yutmaya bağlı geğirme, bağırsak hareketlerinde artma veya azalma oluşabilir.Solunum sisteminde; göğüste daralma hissi, nefes almada zorlanma, ve aşırı nefes alıp verme meydana gelebilir. Kalp damar sisteminde; çarpıntı, kalp üzerinde ağrı veya huzursuzluk hissi, boyunda ve muhtelif bölgelerde kalp atımlarının hissedilmesi görülebilir. Genitoüriner sistem belirtileri olarak; sıs sık idrara çıkmak, idrar yaparken yanma hissedilmesi, ereksiyon yetersizliği ve libido kaybı söz konusudur.Kadınlarda menstrüel bozukluklar ve amenore görülebilir. Merkezi sinir sistemi ile ilgili olarak kulak çınlaması, görme bulanıklığı, karıncalanma hissi ve baş dönmesi belirtileri tesbit edilebilir. Ayrıca müsküler gerilime bağlı şikayetler olabilir. Özellikle skalp bölgesinde hissedilen başağrıları mevcuttur. Uyku bozuklukları olarak; uykuya dalamamak, sık sık uyanmak, kabuslar görmek, erkenden uyanmak ve tekrardan uykuya dalamamak meydana gelebilir.

Anksiyete Bozuklukları DSM III, DSM III-R ve DSM IV'ün tanı kriterlerinden ve anksiyetenin biyolojik yapısının öğrenilmesi ile ilgili gelişmelerden çok etkilenmiş hastalıklarındandır. DSM III-R'da obsesyonel bozukluklar anksiyete bozuklukların bir alt tipini oluşturmaktadır. Ancak ICD-10'da obsesyonel bozukluklar ayrı bir kategoride değerlendirilmektedir. Anksiyete obsesyonel bozukluğun bir semptomu olarak kabul edilmektedir. (Oxford) Fobik bozukluğun tiplerinin tanınmasında da DSM II-R ve ICD-10 arasında da farklılıklar vardır Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca, Amerikan psikiyatristleri nörozlarla ilgili psikodinamik oryantasyonlu yaklaşım tarzlarından ve formülasyonlarından uzaklaşan bir anksiyete bozuklukları anlayışına sahip olmuşlardır.

Sonuçta "Nöroz" teriminin günlük klinik çalışmaların dışına çıkarıldığı ve kullanılmadığı bir aşamaya gelinmiş, bunun yerine mantıklı klinik kriterlerin üzerine oturmuş ve sağlam temeller üzerine bina edilmiş çeşitli klinik anksiyete bozukluklarına bölünmüştür.


  #4  
Alt 14-11-2010, 14:40
 
Standart Cevap: Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri

A. Panik Bozukluk :
Panik Atağı (Panik Atak): Kendi başına bir hastalık değildir. Panik atağı değişik hastalıklarda ortaya çıkabilir (Panik bozukluğu, sosyal fobi, hipertiroidi, özgül fobi, saplantı-zorlantı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, ayrılma anksiyetesi bozukluğu, madde kötüye kullanımı gibi). Panik atağı bir grup belirtinin dördü veya fazlasının birden başlayıp 10 dakika içinde en yüksek düzeyine ulaştığı yoğun bir korku ve rahatsızlık dönemidir:
  • Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama veya kalp hızında artış, terleme, titreme veya sarsılma, nefes darlığı veya boğuluyor gibi olma, soluk kesilmesi, göğüs ağrısı veya göğüste sıkıntı, bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, sersemlik, düşüp bayılacakmış gibi olma, gerçek dışılık duyguları veya benliğinden sıyrılma (depersonalizasyon), ölüm korkusu, uyuşma-karıncalanma duyguları, üşüme-ürperme-ateş basmaları.
Panik bozukluğu kendiliğinden panik ataklarıyla ortaya çıkar; bazen tabloya agorafobi eşlik eder. Yani açık alanlarda bulunmaktan, ev dışında tek başına kalmaktan, kalabalıkta bulunmaktan korku olabilir. Yeniden panik atağı bekleme, denetimini kaybetme, kalp krizi geçirme, çıldırma korkusu olabilir. Ataklar haftada 2-3 kez yineleme eğilimindedir. Tedaviye verdiği yanıt iyidir.
Tedavisinde öncelikle antidepresanlar, bunaltı giderici ilaçlar, kendini tanımaya yönelik psikoterapi, özellikle kaçınma davranışlarını denetlemeye yönelik davranışçı psikoterapi, bilişsel psikoterapi gibi seçenekler vardır.


B. Sosyal Fobi
Kişinin tanımadık insanlarla karşılaştığı veya başkalarının gözünün üzerinde olabileceği bir veya birden fazla toplumsal durumdan belirgin ve sürekli bir korku duyması halidir. Komik duruma düşeceği veya utanç duyacağı biçimde davranacağından korkar. Korkusunu aşırı veya anlamsız olduğunun farkındadır. Korkular çoğu sosyal durumu kapsıyorsa Çekingen Kişilik Bozukluğu anlamına gelir ve ek tanı konabilir. (Söyleşileri başlatma ve sürdürme, küçük topluluklara katılma, karşı cinsle çıkma, üstleriyle konuşma, toplantılara gitme gibi konularda). Eleştirilmeye, olumsuz değerlendirilmeye, reddedilmeye aşırı duyarlılık, hakkını savunmada güçlük çekme, aşağılık duygusu veya özgüven düşüklüğü vardır.
Sağaltımda antidepresanlar, duyarsızlaştırma, seans sırasında deneme, ev ödevleri, yüzleştirme gibi davranışçı psikoterapi yararlı olabilir.


C. Özgül Fobi :
Kadınlar arasında en yaygın ruhsal bozukluktur. Korkulan nesneler ve durumlar hayvanlar, fırtınalar, yükseklik, hastalık, yaralanma ve ölüm olabilir. Alt tipler bunların baskın alanına göre; hayvan tipi, doğal çevre tipi, kan-enjeksiyon-yara tipi, durumsal tip ve diğer tiptir.
Fobik uyaranlarla karşılaşma veya karşılaşma beklentisi ile aşırı veya anlamsız, belirgin ve sürekli korku başlar, hatta panik atağı biçimini alabilir. Kişi korkusunun aşırı veya anlamsız olduğunu bilir. Fobik durumdan kaçınılır veya yoğun sıkıntıyla buna katlanılır.
En yaygın denenen tedavi yüzleştirmeye dayanan davranışçı psikoterapidir. Kademeli uygulanır. Duyarsızlaştırma amaçlanır. Gevşeme teknikleri de öğretilir.


D. Saplantı-Zorlantı Bozukluğu (Obsesif-KompulsifBozukluk):
Halk arasında "temizlik hastalığı" olarak tanınır. Saplantı (obsesyon) yineleyici ve zorlayıcı düşünce, duygu, dürtü veya hayallerdir. Zorlantı ise (kompulsiyon) sayma, kontrol etme, kaçınma gibi bilinçli, standardize, yineleyici düşünce veya davranıştır. Tipik olarak saplantılar kişinin bunaltısını arttırır, zorlantılar ise azaltır. Zorlantıya direnmeyle (yapmamayla) da sıkıntı artar. Rahatsızlık verici dürtü veya düşünce sadece gerçek yaşam sorunları hakkındaki aşırı üzüntüler değildir. Kişi ya bunlara önem vermemeye, baskılamaya veya başka bir düşünce veya eylemle etkisizleştirmeye çalışır.
Yineleyici davranışlar el yıkama, düzene koyma, kontrol etme, dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessizce söyleme olabilir. Sıkıntı yanı sıra zamanın boşa harcanması da söz konusudur. Takıntı örneğin günde 1 saatten daha uzun zaman alır. Olağan gündelik ve mesleki yaşam bozulur veya etkilenir.
Belirtiler çoğunlukla aniden ve stresli bir olay sonrasında başlar. Tanı ve tedavi utançtan, saklamaktan dolayı 5-10 yıl gecikebilir. Üçte biri önemli ölçüde, yarısı kısmen düzelir, geri kalan ya hasta olarak kalır ya da kötüleşir.
Tedavisinde antidepresanlar, davranış psikoterapisi (karşı karşıya bırakma, zorlantı yanıtını önleme) sayılabilir.


E. Travma Sonrası Stres Bozukluğu :
Herkes için travmatik olacak büyük bir duygusal stresten sonra başlayan bir ruhsal bozukluktur. Kişi gerçek bir ölüm, ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma, kendi veya başkalarının fiziki bütünlüğüne tehdit olayını ya yaşamış, ya karşılaşmış ya da tanık olmuştur.
Bunlara aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşmeyle tepki vermiştir. Tekrar tekrar sıkıntı verici tarzda anımsayabilir; sık sık olayın sıkıntılı düşlerini görebilir; sanki yeniden oluyormuş gibi davranır ya da hisseder, travmatik olayı çağrıştıran iç ya da dış olaylarla karşılaşmaktan yoğun sıkıntı duyar. Travmayla ilgili duygu ve konuşmalardan kaçmaya, ilintili kişiler, etkinlik ve yerlerden uzak durmaya çabalar; travmanın önemli bir yönünü anımsayamaz, eskiden önemsediği etkinliklere karşı ilgi ve katılımı azalır; insanlardan uzaklaşma, yabancılaşma olur, sevememe, bir geleceği kalmadığı duygusuna kapılabilir. Bunlardan başka uykuya dalma ve uykuyu sürdürmede güçlük, öfke patlamaları, yoğunlaşmada zorluk, huzursuzluk ve aşırı irkilme tepkileri olabilir. Bu belirtilerin 1 aydan uzun sürmesiyle tanı konur.
Hastalık belirtileri travmatik olaydan sonra bir hafta gibi kısa bir sürede de başlayabilir, 30 yıl gibi uzun sürede de başlayabilir. Hastaların %30'u tam düzelir, %40'ı hafif belirtilerle sürer, %10'u değişmez veya kötüleşir.
Tedavide ana yaklaşım destekleme, konuşmaya cesaretlendirme, baş etme yolları için eğitme, hasta ve ailesi için grup terapileridir. İlaç sağaltımı yararlı olabilir.


F. Akut Stres Bozukluğu :

Travma yaratıcı olaydan sonra 4 hafta içinde başlayıp 2 gün - 4 hafta devam eden stres bozukluğu sınıfıdır. Akut stres bozukluğunda sıkıntı verici olayı yaşarken veya sonrasında disosiyatif (çözülme) belirtiler olur. Bunlar:
  • Uyuşukluk, dalgınlık, tepkisizlik, afallama, yabancılaşma, benliğinin dışına çıkma (depersonalizasyon), travmanın önemli bir yanını anımsayamama gibidir.
Bir yandan da sanki travma yineleyerek yaşanır: Gözüne tekrar tekrar gelen görüntüler, düşünceler, düşler, yanılsamalar, anımsatıcı şeylerle karşılaşınca sıkıntı duyma. Ayrıca travma anılarını uyandırabilecek düşünce, duygu, konuşma, etkinlik, yer ve insanlardan kaçınma çabası olur. Uyuma zorluğu, huzursuzluk, yoğunlaşma güçlüğü, aşırı irkilme gibi bunaltı ve uyarılma belirtileri vardır.
Tedavisi Travma Sonrası Stres Bozukluğu'nda olduğu gibidir.


G. Yaygın Bunaltı Bozukluğu :
Bireyin sosyal/mesleki yaşamını önemli ölçüde bozan veya aşırı sıkıntıya neden olan, çeşitli bedensel belirtilerin eşlik ettiği en az 6 ay süren bir yaygın endişe halidir. Kişi üzüntüsünü denetlemekte zorlanır. Aşağıdaki belirtilerin 3'ü veya fazlası bulunur:
  • Huzursuzluk, aşırı heyecan veya endişe, kolay yorulma, düşünceleri yoğunlaştıramama, boş zihin duygusu, kas gerginliği, uyku bozukluğu.
Bunlardan başka titreme, huzursuzluk, baş ağrıları, soluk daralması, aşırı terleme, çarpıntı, sindirim sistemi belirtileri olabilir.
Bu hastalar çoğunlukla pratisyen veya dahiliye uzmanlarına başvurur. Ellerinde uzun bir tahlil listesi olabilir.
Tedavi için en etkili yaklaşım psikoterapi, ilaç ve destekleyici yöntemlerin bir arada kullanılmasıdır. İlaç tedavisi 6-12 ayda tamamlanabileceği gibi yaşam boyu sürdürmek de gerekebilir.


H. Somatoform Bozukluklar:

a. Bedenselleştirme (Somatizasyon) Bozukluğu :
Birkaç yıllık bir dönem içinde ortaya çıkan, tedavi arayışlarıyla sosyal/mesleki veya önemli diğer işlev alanlarında bozulma ile sonuçlanan, 30 yaşından önce başlamış çok sayıda bedensel yakınma öyküsü ile belirli bir bozukluktur.
En az 4 ağrı belirtisi, 2 sindirim sistemi belirtisi, 1 cinsel belirti, 1 yalancı nörolojik belirti bu bozukluğun tanısı için zorunludur. Ağrı belirtileri; baş, karın, sırt, eklemler, kol-bacaklar, göğüste, dışkılamada, adette, cinsel ilişki sırasında veya idrar yapma sırasında. Sindirim belirtileri; bulantı, şişkinlik, kusma, ishal, birçok yiyeceğin dokunması. Cinsel belirtiler; cinsel ilgisizlik, sertleşme veya boşalma bozukluğu, düzensiz adet, aşırı kanamalı adet, gebelikteki aşırı kusma. Yalancı nörolojik belirtiler; koordinasyon veya denge bozukluğu, güç kaybı veya felç görünümü, yutma güçlüğü, boğazda düğümlenme, ses kısılması, idrar çıkaramama, varsanılar(olmayan sesleri işitme, görüntüleri görme gibi), dokunma veya ağrı duyusu kaybı, çift görme, körlük, sağırlık, katılıp kalmalar, anımsayamama halleri, bayılma olmadan bilinç sislenmesi.
Bir tıbbi durum/hastalık olsa bile ortaya çıkan toplumsal/mesleki bozulma beklenenden çok daha fazladır. Tam düzelmenin az olduğu kronik gidiş gösterir. Çökkünlük (depresyon) eklenebilir.
Tedavisinde olanak dahilinde ilaçlardan kaçınmalı, doktor doktor gezme önlenmeli, destekleyici veya kendini tanımaya yönelik psikoterapi denenmelidir.


b. Sinirsel Bayılma (KonversiyonBozukluğu) :
Bilinen bir nörolojik veya tıbbi hastalıkla açıklanamayan bir veya daha fazla nörolojik belirtinin bir arada olmasıyla belirli bir bozukluktur. Felç, körlük ve konuşamama en sık görülen belirtileridir. Belirtiler duyusal, motor ve nöbet belirtileri olarak 3 kümede yer alır. Duyusal olanlar; kol-bacaklarda duyu kaybı, uyuşma-karıncalanmalar, vücudun sağ ya da sol tarafını tutan duyu kayıpları, sağırlık, körlük şeklindedir. Motor belirtiler yürüyüş bozukluğu, kas zayıflığı ve felci içerir. Bir, iki veya bütün kol-bacaklar tutulabilir. Sara hastalığını andıran nöbetler olduğu gibi hastaların üçte birinde saranın bir türü aynı zamanda bulunabilir. Hastalık sonucu görev ve zorunlulukların gevşetilmesi, destek alma, hastalık yoluyla denetleme gücü kazanma olabilir.
Tedavide kendini tanımaya dönük veya destekleyici psikoterapi önceliklidir. Terapide hem ilgi hem de otorite sağlanmalıdır.


c. Somatoform Ağrı Bozukluğu :
Vücutta bir veya daha çok yerde tıbbi ve nörolojik nedenlerle açıklanamayan ağrı vardır. Sonunda ağrının başlangıcı, şiddeti, alevlenmesi, veya sürmesinde ruhsal nedenlerin rolü olduğu yargısına varılır. Bilinçli bir amaca yönelik veya yalandan yapılmış değildir. 40-50'li yaşlarda zirve yapar. Kol gücüyle çalışılan mesleklerde daha çoktur.
Bilinçdışında ağrıyı hak ettiği duygusuyla ilaçlara yanıt vermeyebilir. Ameliyat isteğinde ısrar edebilirler. Tedavisinde sakinleştiriciler genellikle yararsızdır. Antidepresanlar, davranışçı ve kendini tanımaya yönelik psikoterapi yararlı olabilir.


d. HastalıkHastalığı ( Hipokondriyazis ) :
Bu hastalıkla kişi vücut belirtilerini yanlış yorumlayarak ciddi bir hastalığı bulunduğu veya oluşacağı korkusuyla uğraşır. Yeterli tıbbi inceleme ve beden sağlığı güvencesine karşın düzelme-rahatlama olmaz. En az 6 ay süren bu hastalık kişi için belirgin sıkıntı kaynağı, mesleki, toplumsal işlevsellikte bozulmaya yol açmaktadır. Bazı hastalar duydukları kaygının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul edemezler.
En sık 20-30'lu yaşlarda başlar. Fiziksel hastalık eşikleri ve katlanma güçleri düşüktür. Hasta rolünün kabulü de önemli bir beklentidir. Bu bir kaçış yolu sunar. Hastaların %80'inde ek olarak depresif hastalıklar, bunaltı bozuklukları olur. Hastalık hastalığının uzun sessiz dönemleri olabilir.
Ruhsal tedaviye genellikle dirençlidir. Kendini tanımaya yönelik psikoterapiye fazla yanıt yoktur. Grup psikoterapisi, düzenli ve sık görüşmeler, kanlı tanı ve tedavi yollarından kaçınma, hastalık rolünü pekiştirmeden destekleme tedavi ilkeleridir.


e. Vücut Dismorfik Bozukluğu :
Hayali bedensel bir kusur ile uğraşma veya çok ufak kusurların çarpıtılıp abartılmasıdır. Psikiyatristten çok dermatolog, dahiliye veya plastik (estetik) cerrahlara başvururlar. 15-20 yaşlarda başlar, %90'ı en az bir depresyon dönemi geçirmiştir.
En sık endişe kaynağı olan beden bölümü burundur. Endişe kaynağı zamanla değişebilir. Aynaya aşırı bakma, yansıtıcı yüzeylerden kaçınma, giyim ve makyajla gizleme çabası, sosyal ve mesleki geri çekilme olabilir.
Tedavide antidepresanlar ve psikoterapi düşünülmelidir.


I. YapayBozukluk :
Yapay bozukluğu olan hastalar istemli olarak tıbbi veya ruhsal bozukluk belirtileri gösterir, öykü ve belirtilerini yanlış tanıtırlar. Tek görünür amaç hasta rolü takınmaktır. Hastaneye yatış temel amaç veya yaşam biçimi olabilir. Tanı için hastayı tanıyan birinden ek bilgi almak önemlidir.
Ruhsal belirtilerle giden yapay bozuklukta sınır (borderline) kişilik bozukluğu olabilir. Dinleyenin ilgi göstermesi hastayı hoşnut eder, belirtiyi pekiştirir. Çelişkili ve yanlış bilgi verirler. Çoğu hasta saygın birinin kimliğini takınır.
Fiziksel belirtilerle gidiş ön plandaysa hastane bağımlılığı, cerrahi girişim bağımlılığı, profesyonel hasta sendromu gibi adlarla anılırlar. İlaç veya madde alarak fiziksel belirti oluşturabilirler. İsteyici ve zor hastalardır; hekimi suçlama, dava tehdidi olabilir.
Tedavisi zordur; özgül etkili tedavisi yoktur. Hekim ve tedavi ekibinde güçlü olumsuz duygulara yol açar. Maske düşürücü tavırdan kaçınmalıdır. Birinci basamak (sağlık ocağı) hekimiyle işbirliği yararlı olabilir.

J. Disosiyatif Bozukluklar :


a. Disosiyatif Amnezi (D.Unutma) :

Disosiyatif bozuklukların temel sorunu bilincin "bölünmez" durumunun kaybıdır; bu bir karmaşaya yol açar. Disosiyatif amnezideki anahtar belirti hastanın belleğindeki depolanmış bilginin anımsanamamasıdır. Bu unutkanlıkla açıklanamaz, altta bir beyin bozukluğu yoktur, stresli ve acı veren olaylarla ilgilidir.
En sık görüleni sınırlı bellek kaybı olup birkaç saat-birkaç günlük bellek kaybıyla sonuçlanır. Genellikle birden bire sonlanır, az sayıda yineleme ile tam iyileşir.
Tedavide hastaya unuttuklarını anımsayacak kadar gevşeme sağlayan, damardan gevşetici ilaçlar yararlı olabilir.


b. Disosiyatif Füg (D. Kaçım):
Disosiyatif fügü olan hastalar, geçmişini unutup birden evlerinden veya bildik iş ortamlarından uzaklaşır ve önceki isim, aile, iş gibi önemli kimlik özelliklerini anımsayamazlar. Tamamen yeni bir kimlik ve iş edinirler. Her şeyi unuttuğunun farkında değildir; sessiz, sade, el-etek çekmiş gibidirler.
Nadir görülür. En sık savaş sırasında, doğal afet sonrasında, evlilik dışı ilişki gibi kişisel krizler sonucunda ortaya çıkar. Bazı kişilik bozuklukları füge yatkınlık sağlar: borderline, şizoid, histrionik. Genellikle saatler veya günler sürer, seyrek olarak yılları bulur.
Kendiliğinden ve hızlı iyileşir; tedavide psikoterapi yararlı olabilir.

c. Yabancılaşma (DepersonalizasyonBozukluğu) :

Kişinin kendi zihinsel süreçlerinden veya bedeninden ayrıldığı duygusunun olduğu veya bunlara dışarıdan bir gözlemciymiş gibi bakıyor olduğu sürekli veya yineleyen yaşantılar biçimindedir. Bu sırada kendilerini mekanik, rüyada veya bedenlerinden ayrı olarak hissedebilirler.
Bu bozuklukta derealizasyon (yabancılaşma) belirtisi de olabilir: dış dünyadaki nesneleri yabancı veya gerçek dışı olarak algılama. Geçici yabancılaşma herkeste olabilir. Çoğu hasta gerçeklik hislerindeki bozulmanın farkındadır.
Tedavide nörotik belirtiler ön plandaysa kendini tanımaya yönelik psikoterapi hastanın kişiliği, insan ilişkileri, yaşam durumunun değerlendirilmesine odaklanabilir.

d. Çoğul Kişilik (D. Kimlik Bozukluğu) :
Süregiden (kronik) bir disosiyatif bozukluktur. Kişide iki veya fazla kimlik ya da kişilik durumu vardır. Her kişilik kendi içinde oldukça süreklilik gösteren bir çevre ve benlik algısı, ilişki kurma ve düşünce biçimine sahiptir. En az ikisi kişinin davranışlarını zaman zaman denetimi altında tutar. Önemli kişisel bilgileri unutma, sıradan unutkanlıkla açıklanamayacak ölçüdedir. Hemen %100ü çocuklukta travmatik olay yaşamıştır (en sık fiziksel ve cinsel kötüye kullanım, özellikle de ensest). Ayrıca bu bozukluğa eğilim, çevre etkenleri ve destek yokluğu da hesaba katılmalıdır.
Sıklıkla yanlış tanılarla izlenirler. Bir kişilikten diğerine geçiş ani ve dramatiktir. Kişilikler birbirinden haberli olmayabilirler (amnezi), haberdar kişilikler birbirini arkadaş, eş veya rakip/düşman olarak görebilir.
Tedavide en etkili yaklaşımlar hipnoz veya ilaç destekli görüşmelerle kendini tanımaya yönelik psikoterapidir. Antipsikotik ilaçlar kullanılmaz. Düzelme aşamasında çoğunlukla travma sonrası stres bozukluğu belirtileri çıkar ve antidepresan veya sakinleştiriciler gerekebilir.Süregiden (kronik) bir disosiyatif bozukluktur. Kişide iki veya fazla kimlik ya da kişilik durumu vardır. Her kişilik kendi içinde oldukça süreklilik gösteren bir çevre ve benlik algısı, ilişki kurma ve düşünce biçimine sahiptir. Kişiliklerin en az ikisi kişinin davranışlarını zaman zaman denetimi altında tutar. Önemli kişisel bilgileri unutma, sıradan unutkanlıkla açıklanamayacak ölçüdedir. Hemen %100'ü çocuklukta travmatik olay yaşamıştır (en sık fiziksel ve cinsel kötüye kullanım, özellikle de ensest). Ayrıca bu bozukluğa eğilim, çevre etkenleri ve destek yokluğu da hesaba katılmalıdır.
Sıklıkla yanlış tanılarla izlenirler. Bir kişilikten diğerine geçiş ani ve dramatiktir. Kişilikler birbirinden haberli olmayabilirler (amnezi), haberdar kişilikler birbirini arkadaş, eş veya rakip/düşman olarak görebilir.
Tedavide en etkili yaklaşımlar hipnoz veya ilaç destekli görüşmelerle kendini tanımaya yönelik psikoterapidir. Antipsikotik ilaçlar kullanılmaz. Düzelme aşamasında çoğunlukla travma sonrası stres bozukluğu belirtileri çıkar ve antidepresan veya sakinleştiriciler gerekebilir.




  #5  
Alt 14-11-2010, 14:40
 
Standart Cevap: Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri

Yaygın Anksiyete Bozukluğu:

Baslıca özelliği en az 6 ay sureyle hemen her gün ortaya çıkan, bir çok olay ya da etkinlik hakkında aşırı kaygı, endişe, evham ya da huzursuzca bir beklenti içinde olmaktır. Kişi gerilimini ve kaygısını kontrol etmekte zorlanır. Bu kaygı durumuna huzursuzluk, kolay yorulma, düşüncelerini yoğunlaştırmada güçlük çekme,kaslarda gerginlik hissi ve uyku bozukluğu belirtilerinden en az 3 u de eslik etmektedir

Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalar nasıl kişilerdir

Kişi halk arasında evhamlı olarak tarif edilen bir yapıya sahiptir. Huzursuz, genellikle sabırsız,çabuk heyecanlanan ve ürkek kişilerdir. Yüzünün ve vücudunun görünümü gergindir. Ciltleri soluk olup, el, ayak ve koltuk altları gibi ter bezlerinin olduğu bölgeler terlidir. Bas ağrıları olup,alin ve ense bölgelerinde ağrı bulunmaktadır. Bunlara boyun ve sırt ağrıları eslik etmektedir. Pek çok kişiye önemli gelmeyen konularda bile endişelendikleri ya da bu konuların olumsuz olabilecek sonuçları hakkında düşünmeden edemedikleri görülür. Korku duyulan olayın gerçek olabilme olasılığına ya da ortaya çıkabilecek etkilerine nazaran, kişinin bunlar olmadan hissetimi endişe ve üzüntüsünün yoğunluğu, suresi ve miktarı çok daha fazladır. Herhangi bir olayda, olası en kotu olayın basına gelebileceğini düşünüp, kendilerini devamlı olarak diken üzerinde ve ağlamaya hazır hissederler. Kabus benzeri korkulu rüyalar görülebilmektedir.

Bu kişilerde rastlanabilecek baslıca endişeler

Bu kişiler islerinde yeni ortaya çıkabilecek sorumluluklar, parasal sorunlar, aile bireylerinin sağlıkları, çocuklarının basına gelebilecek kazalar ya da diğer küçük konular (günlük ev isleri, arabanın onarımı ya da randevularına geç kalma gibi ) günlük, sıradan yasam olayları hakkında çoğu zaman üzüntü duyar ve endişelenirler. Endişelerinin konuları zaman içinde değişebilmekte, biri bitip,oburu başlayabilmektedir.

Endişeyle birlikte yaşanabilen diğer belirtiler

Kas gerginliğine bağlı olarak titreme, seğirme kendini sarsak hissetme, kaslarda ağrı olabilir. Çoğu kişinin çeşitli vücutsal şikayetleri vardır.

Bunlar arasında soğuk, nemli eller, terleme, mide-bağırsak yakınmaları (ağız kuruluğu, aşırı geğirme hissi, bulantı ya da ishal, ,yutma güçlüğü,),solunuma ait yakınmalar (nefes alma güçlüğü, hızlı nefes alma, boğazda bir yumru hissi ,nefesin yetmediği hissi gibi), idrar yolları ve cinsel sistem ile ilgili (idrara gitmede artış, kadınlarda adet bozuklukları ve cinsel isteksizlik, erkeklerde sertleşme ve boşalma sorunları gibi cinsel işlev bozuklukları), kalp-damar sistemine ait (göğüs üzerinde ağrı,kalp atışlarının hızlanması gibi) ve fazla bir şekilde, sese karsı irkilmeleri ,bulanık görme, el ve ayakta uyuşma ,kulak çınlamaları görülebilmektedir.

Hastalıkta saptanmış olan bulgular

Endişe ve gerilim eğer hafif düzeyde ise beyne giden kan miktarında artış olmakta, ancak gerilim arttıkça ,şiddetli kaygı anında beyne ulasan kan miktarında azalma olduğu gözlenmiştir. Yaygın anksiyete bozukluğunda beynin bazı bölgelerinde (oksipital, temporal ve frontal loblar) metabolizma dediğimiz oksijen ve kan ile gelen diğer besleyici maddelerin kullanımının arttığı, o bölgelerdeki çalışmanın arttığı gözlenmiştir. Beyinde noradrenerjik sinir hücreleri sisteminin aşırı çalıştığı , GABA sisteminde işlev azlığı, serotonin sisteminde ise reseptör düzeyinde değişmeler saptanmıştır.


  #6  
Alt 21-06-2014, 14:28
gülhan
 
Kural Cevap: Anksiyete (Kaygı) Hastalığı Belirtileri Tedavisi Çeşitleri

6 yıldır anksiyete hastasıyım.Bu memlekette anksiyeteyyi tam olarak tedavi edecek bir doktor yok mu?..Sağlık bakanlığı bu hastalık ve tedavisi ile ilgili daha iyi araştırma yapmalı.. Neden olan etkenler çok iyi araştırılmıyor,yalnızca klasik depresyon ilaçları ile baştan savıyorlar hastaları...Bu rahatsızlığı ciddi boyutta yaşayan biri olak yıllardır araştırıyorum fakat,hastayı tam olarak muayene etmiyorlar ve gerekli bir çok tahlillerin hiç biri yapılmıyor.Kendimi gözlemleyen biri olarak beslenme ile,hava ile.elektrik ile % 100 etksi olduğuna eminim.Doktarlar sadece ''kafanı değiştir beslenme ile hiç bir ilgisi yok'' diyerek savuşturuyorlar.Eğer beslenme ile ilgisi yoksa ben neden greyfurt,makarna,hamur işi ve demli çay tükettiğimde ,çok sıcağa ve soğuğa maruz kaldığımda,elektrikil cihazların yoğun olduğu ortamda bulunduğumda anksiyete krizi geçiriyorum?Yayla havasında olduğumda,doğal pekmez,et,bal yediğimde,uykumu düzenli aldığımda kendimde iyileşme ve rahatlama görüyorum.Hipokrat yemini etmiş hekimler olarak kimse işini ciddiyetle yapmıyor. İnsanları sadece rakam olarak görüyorlar.Bu nasıl cahilce bir sistem. Bu gün doğru değiniz bir tedavi yöntemini yarın yalanlıyorsunuz. Benden çok daha ağır hastalar gördüm.LÜTFENN biraz ciddiyet.İnsan sağlığı üzerinden ticaret yapmayın.. 34 yaşında 3 çocuk annesi bir kadın olarak ciğerim yanıyor.. Çocuklarıma,evime ,kendime bakamıyorum..Dış görünüşüm 45 yaşında.Yeter artık çektiğim.Beni anlayabilecek tecrübeye sahip bir doktor bulamadım Allah'ımmm.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Difteri Belirtileri – Çeşitleri ve Tedavisi Difteri Belirtileri – Çeşitleri ve Tedavisi Difteri nedir? Difteri çeşitleri, belirtileri, tedavisi ve korunma yöntemleri nelerdir, hakkında bilgi. Difteri; boğazı, burnu, orta kulağı,...
Takıntı hastalığı nedir çeşitleri tedavisi tanı Takıntı hastalığı nedir çeşitleri tedavisi tanı Aldatılma, simetri, kontrol, dini, cinsel, büyüsel ve temizlik gibi takıntılar kuşkusuz kişinin hayatını zorlaştırıyor. Peki takıntılı biriyle...
Guatrın çeşitleri belirtileri tedavisi Guatrın çeşitleri belirtileri tedavisi Guatr kadınlarda erkeklere göre daha sık görülüyor, hatta 40-50 yaş arası kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha fazla. Türkiye'de oldukça yaygın ...
Sedef hastalığı belirtileri ve tedavisi Sedef hastalığı Sedef, dermatoloji alanında yaygın olarak rastlanan ve tedavisi zor olan kronik bir cilt hastalığı olarak biliniyor. Genellikle 20-40 yaş grubunda görülen bu hastalık, ülkemizde...
Endişe ve kaygı nedir belirtileri tedavisi sebepleri Endişe ve kaygı nedir belirtileri tedavisi sebepleri Endişeler, kaygılar hiç aklınızdan çıkmıyor, sizi yorgun ve gergin yapıyorsa bu yazıyı mutlaka okuyun. Dr. Başak Demiriz'in bizlere çok...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,676
Konular : 236,809
Mesajlar: 423,504
Şuan Sitemizde: 257

En Son Üye: lord12

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:11.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.