Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Psikoloji Psikiyatri (Ruh ve Sinir Hastalıkları)
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Beynin Gelişimi ve Özellikleri

Genel Sağlık kategorisinde ve Psikoloji Psikiyatri (Ruh ve Sinir Hastalıkları) forumunda bulunan Beynin Gelişimi ve Özellikleri konusunu görüntülemektesiniz.
Beynin Gelişimi ve Özellikleri Beynin yapısı ve gelişimi üzerindeki çalışmalar çok gerilere gitmemektedir. İlk çalışmalarda uzmanlar, hafıza kaybı, cücelik, felç ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 14-09-2009, 13:45
 
Standart Beynin Gelişimi ve Özellikleri

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Beynin Gelişimi ve Özellikleri

Beynin yapısı ve gelişimi üzerindeki çalışmalar çok gerilere gitmemektedir. İlk çalışmalarda uzmanlar, hafıza kaybı, cücelik, felç gibi hastalıklardan ölen kişilerin beyinlerinden aldıkları kesitlerde incelemeler yapmışlar ve beynin hangi bölümlerinin hangi görevleri üstlendiklerini bulmuşlardır. Çalışmalar, parçalanan hasta beynin, sağlıklı olanla karşılaştırılması esasına dayanmaktadır. Özel laboratuvarların ve tekniklerin son yıllarda gelişmesiyle, beyin üzerinde somut deneyler yapılmaya başlanmış, zihinlerde çözümü bekleyen birçok sorunun cevabı verilmiştir.İlk ipuçları, hastalıklı beyinlerin hastalıkları nedeniyle geçirdikleri ruhsal değişikliklerini gözlemleyerek elde edilmiştir.

Beyin, merkezi sinir sisteminin en önemli bölümü olarak, kafatasının içinde saklı bulunur. Böylelikle de dış koşullardan ve darbelerden korunmuş olur.Evrimsel gelişimi itibariyle beynin en eski bölümü, diğer bölümler tarafından neredeyse tamamen örtülmüş olan ana beyin dir.

Her canlı türünün ortaya koyduğu, kendine özgü tepkileri mevcuttur.Bu tepkiler canlıların gelişimi ile orantılı olarak karmaşıklaşır ve alternatiflerini doğurur.En basiti; bir salyangozun antenlerine dokunduğumuz zaman, hayvanın derhal antenlerini içeri çekmesi, birkaç saniye sonra da eski konumuna getirmesidir. Bunu her tekrarlayışımızda aynı tepkiyi verecektir; üretebileceği bir alternatifi olmayacaktır.Aynı deneyi gelişmişlik düzeyi daha üst sınıfta olan bir canlı üzerinde denediğimiz zaman, farklı sonuçlarla karşılaşmamız mümkündür. İlkinde muhtemelen kendini korur,tekrarı halinde ise herhangi bir şekilde bizi etkisiz hale getirmeye çalışır ya da kendini oradan uzaklaştırır. Bu durum salyangoz deneyinden çok farklı neticelerin ortaya çıkması olarak değerlendirilebilir.

Davranış dediğimiz şey aslında, temelde programlanmış, yeme, içme, çiftleşme, kaçma ve uyku gibi özelliklerden meydana gelir. İlkel canlılarda içgüdü olarak isimlendirilen davranışlar, belli işaretler yaratılmasıyla start alacak, tıpkı bilgisayar programı gibi otomatik davranışlar ortaya konacaktır.İşte bu hoşlanılan ve hoşlanılmayan duygulardan oluşan değerler, o canlıda Temel bilinç alanının doğmasına neden olur.Hemen insanın aklına, bu temel bilinç alanı, beynin neresinde yer alır? sorusu geliyor…

Evrimsel gelişim içinde yükselerek gelişen hayvanların beyinleri incelendiğinde, beynin evrimleşmesi ile birlikte eylemlere duyguları katma ilkesinin de artan oranda başarıldığı görülmektedir.Duyguların işe karışmaları öylesine gelişmiştir ki, sonuçta duygular özelliklerini değiştirmiş ve geliştirmiştir. Bilinç haline gelen duygular, insanlarda, düşünmek, planlamak, kıyaslamak, fikir üretip geliştirmek, karar vermek, gözlemleyip sonuç çıkarmak gibi son derece karmaşık işlemlerin gerçekleştirilebilmesine yardımcı olur.

Duygusal hayatımızın en eski kökü, koklama duyusuna dayanır ya da diğer bir deyişle kokuyu alıp inceleyen, koku lobudur. Koku lobundan, duyguya yol açan eski merkezler gelişmeye başlayıp beyin sapının baş kısmını çevreleyecek kadar genişledi. Kokuların büyük ölçüde hatırlatma gücüne sahip oldukları bilinir.Örneğin, bazı anahtar kokular, kişilerin çocukluğundaki birçok olayın yeniden hatırlanmasını sağlar. Bundan başka beyindeki nöronlar arasında yeni bağlantıların kurulması ile oluşan beyin ağı, daha önceden depolanmış bilgilerle bağlantı kurulup yeni çıkarımların ortaya konmasını sağlar. Birtakım yeni düşünce ve duyguların oluşması ve bunların farkına varmak da insanda benlik bilincinin hissedilmesi sonucunu doğurur.

Beynin isimlendirilmiş bölümlerinin görev ve fonksiyonları hakkındaki bilgiler de şöyle:

Ensemizin arkasına denk gelen bölgede beynimizin, beyincik (küçük beyin) adı verilen bölümü yer alır. Bütün istemli ve istemdışı (otomatik) kas hareketlerinin koordine edilmesinden sorumludur. Motorik düzenleme ve denge merkezidir.Vücudun duruşu ile iskelet kaslarının kasılma derecesini düzenler.Duyu organlarından gelen tüm impulslar ve büyük beyinden gelen tüm emirler, beyincikte toplanır.Emirleri ve impulslari koordine eden beyincik, sonucu kaslara iletir.

Acı, sıcaklık ve belirli diğer duyusal değişiklikler (impulslar) talamus içersinde duyu olarak benlik kazanır.Gelen uyarıların iyi,kötü olarak değerlendirilebilmesi için beyin korteks (dış beyin) inin ilgili merkezlerine iletilir. Buraya ulaşan yüzlerce uyarı arasından hangisine konsantre olabileceğimizi saptar.Korku ve sevinç duygularının algılanması da talamusta olmaktadır.

Talamusun altında yer alan hipotalamus bölümü, vücut sıcaklığı, su dengesi, iştah, karbonhidrat ve yağ metabolizması, uyku, vücut ağırlığı ve heyecan mekanizmalarından sorumludur.Bu bölümde oluşacak en ufak aksaklık, direkt ölümle sonuçlanır.

Hipotalamusun görevini yerine getirmedeki en büyük yardımcısı, hipofizdir.Hemen hemen tüm hormonal dengeyi yönetir. Cinsel tavır ile cinsel davranışları belirler. Ayrıca tiroid, sindirim organları ve cinsel organların çalışmalarını yönlendirir. Stres reaksiyonlarının bir bölümünün yönetilmesi, etkilerinin saptanması ve gri beyin hücrelerine (korteks=dış beyin) yollanması da hipofizin görevleri arasındadır.

Epifiz talamusun üst yüzeyinde, yuvarlak yapılı bir bezdir. Beyin yarım kürelerinin arasında yer alır.Epifiz salgısı yumurtalıkların işlevlerini ya doğrudan doğruya ya da hipofiz üzerindeki etkisi nedeniyle dolaylı olarak etkiler. Bu salgı, yumurtalıkların çalışmasını durdurucu niteliktedir. Ayrıca, insanın günlük yaşam ritmini ayarlar, gece ve gündüze, ışık değişimlerine karşı tepki gösterir.

Üstten baktığımız zaman, beynin, ortasından derin bir yarıkla ikiye ayrılmış olduğunu görürüz. Biri diğerinin simetrisi görünümündeki bu iki lob Corpus Callosum=Nasırlı cisim) adı verilen bir köprü ile bağlanmıştır. Beynin iki loblu yapısının izdüşümü, morfolojik yapıda da gözlenmektedir. İki gözümüz, iki kulağımız, iki bacağımız ve kolumuz vardır. Bunların bütün işlevlerini koordine eden iki hareketli merkez vardır. Yürümek, tutmak ve çiğnemek gibi hareketleri yönlendiren bu merkezlerin yanı sıra beyinde, kasların dokunma ve eklem yerlerinin şekil alma duyarlılıklarını yöneten iki de duyumsal merkez bulunmaktadır. Korteksimizde (Üst beyin) yine buna benzer biçimde iki görme ve işitme merkezimiz vardır. İşitme merkezini ele alalım: Sağ ve sol lobda birer işitme merkezi bulunur. İlginç bir nokta, gürültü ve müzik sağ yarım küredeki işitme merkezince daha iyi değerlendirilmekte, buna karşılık soldaki merkezde, konuşma, anlatma ve açıklama gibi vasıflar daha başarılı olarak algılanıp, gerçekleştirilmektedir. Görme merkezimizde de bu asimetrik durum göze çarpmaktadır. Soldaki merkez daha çok yazıları (kelime ve harfleri) değerlendirirken, beynin sağ yarım küresinde yer alan görme merkezi ise, figürler, formlar (biçimler) konusunda aktif olmaktadır.

Bedenimizin sağ ve sol tarafındaki bazı organlar, beynin kendisine göre ters olan bölümü tarafından yönetilirler.

Temel Bilinç Alanı nın beyinde bir merkezi var mı?” sorusuna gelelim. Beyinle ilgilenen bilim adamları, beyinde bu yönde bir merkezin olmadığı düşüncesindeler. Pribram için hologram ile beynin işleyiş biçimi arasında benzerlik çok çarpıcı idi. O, hatıraların, beynin içinde belirli bir bölgede yerleşik bulunamayacağı, hologram prensibine uygun şekilde homojen dağılarak snapslara yazılacağı görüşündeydi.

İndiana Üniversitesinde bu kurama inanmayan ve öfkeyle karşı çıkan biyolog Paul Pietschnin deneyleri Pribramı doğrular nitelikteydi. Deneylerinde semenderi denek olarak kullanan Pietsch, beyni çıkartılmış bir semenderin ölmediğini biliyordu. Semender beyni dışarda olduğu süre içinde baygın yatıyor, ama beyni yerine konduktan sonra hemen normale dönebiliyordu. Pietsch eğer semenderin beslenme davranışı beynimizin içindeki belirli herhangi bir merkezden yönetilmiyorsa,mantıksal olarak beynin yerleştirilme biçiminin hiçbir önemi olmayacağını düşünüyordu. Eğer bir sorun yaratacaksa, Pribramın kuramının yanlış olduğu ortaya çıkacaktı. Pietsch, semenderin beyninin sağ ve sol yarımkürelerinin yerlerini değiştirdi, ama büyük bir şaşkınlıkla semenderin normal beslenme davranışlarına kısa bir sürede döndüğünü gözlemledi. Başka bir semenderin beynini baş aşağı yerleştirdi. İyileşince onun da normal biçimde beslenmekte olduğunu gördü. 700e yakın deneğin beyinlerini dilimledi,fiskeledi,ameliyatla çeşitli bölümlerini aldı; ama sonuç hiç değişmedi. Bu deneylerdeki bulgular, Pietschi Pribrama inanmış hale getirdi.

Bu yüzden, beynin birçok merkezinin yerini kesin olarak bilmek ve tanımlamak mümkün olamamaktadır.Beyne gelen impulslar, enformasyonlar ve bilgiler, o bilgi türü için görevli merkezlerce algılanır. Daha sonra snaptik bağlantılardan yararlanarak, bütün yüzeyine yayılır ve aynı anda değişik yerlerde saklanır.

Beyin bir halogramdır. Beynin işleyiş yasaları, tek boyutlu ve nedenselliğe dayalı bir mantıkla kavranılmayacak derece komplekstir. Onu anlayabilmek için yeni sibernetik yasalara gerek duymaktayız.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 14-09-2009, 13:46
 
Standart Cevap: Beynin Gelişimi ve Özellikleri

Bu bölümde beyin ile ilgili bir dizi yazı hazırlayıp konuyla ilgili bilgilerin yenilenmesi yada arttırılması amaçlanmıştır. Eleştiri, destek ve önerilerinize açık olan bu bölümden faydalanacağınızı umuyoruz....
Aslında sıralamaya uygun olmamakla birlikte en çok talep olan BEYİN KABUĞU ile başlıyoruz...
Ne yazık ki beynin bütün bölümleri içinde en az bilgimiz serebral korteksin işleyiş mekanizması konusundadır. Oysa korteks (Beyin kabuğu) sinir sisteminin en büyük bölümüdür. Bununla birlikte korteksin değişik bölümlerinin tahrip yada uyarılmasının sonuçlarını biliyoruz.

BEYİN KABUĞUNUN FİZYOLOJİK ANATOMİSİ

Beyin kabuğunun fonksiyonel parçası nöronlardan oluşan 2-5 mm kalınlığında ince bir tabaka olup beynin bütün giruslarının (Kıvrım) yüzeyini örtmektedir. Kapladığı tüm alan bir metrekarenin dörtte biri kadardır. Beyin kabuğunun tümü yaklaşık 10 milyar nöron içermektedir. Temel olarak üç farklı hücre tipi ile karşılaşırız (granüler, fuziform, piramidal) Bu hücrelerin yoğunluklarına göre yapılan bir sınıflamada beyin beş ana yapısal tipe ayrılır. Korteksin farklı yapısal tiplerinin sıklıkla birbirine benzer fonksiyonlarını gösteren haritaya “Brodman Haritası” denir.

Beyin kabuğundaki bütün alanların “Talamus” ile (simetrik olarak yerleşmiş çekirdekler olup hakkında bilgi verilecektir) getirici ve götürücü dolaysız bağlantıları vardır. Bağlantı talamustan kortekse korteksten talamusadır. Talamus ile bağlantı kesilirse buna bağlı kortikal alanın fonksiyonları tamamen yada tam***** yakın ortadan kalkar. Korteks talamusla sıkı bir işbirliği içinde çalışır ve anatomik-fonksiyonel yönden talamusun gelişmiş bir uzantısı olarak kabul edilebilir. (Talamokortikal sistem) Bunun gibi duyu organlarından kalkan bütün yollar talamustan geçerek kortekse varır. Buna uymayan tek örnek: koku yollarıdır.

BAZI SPESİFİK KORTİKAL ALANLARIN FONKSİYONU

Beyin cerrahlarının insanlardaki incelemeleri bazı özgül fonksiyonların beyin kabuğunun belirli bölgelerine yerleşmiş olduğunu göstermiştir. Şekil 1: Penfield ve Rasmussenin insan korteksinin elektiriksel uyarılmasıyla elde ettikleri sonuçlara veya korteksin bazı parçaları çıkarıldıktan sonra yapılan nörolojik muayene bulgularına dayanarak hazırlanmış, bu alanlardan bazılarını gösteren bir haritayı vermektedir.

PRİMER DUYU ALANLARININ SPESİFİK FONKSİYONLARI

Primer duyu alanlarının hepsinin bazı ortak fonksiyonları vardır.Örneğin görme ve işitme duyusu alanlarının hepsinde periferik reseptörlerden(en uç yerleşimli alıcılar) gelen sinyallerin uzamsal yerleşimi sözkonusudur.
Uyanık kişilerde Beynin yan loblarının(parietal) elektirikle hafif uyarılması oldukça basit duyular uyandırır. Hafif elektiriklenme, uyuşma, sızlama.... gibi Bunlar duyusal algılamanın en basit formu olup karmaşık kalıplarının analizlerinin çok ufak bir bölümüdür.
Beyin arka bölümünün(Oksipital lob) primer görme korteksi elektrikle uyarıldığında kişi:yanan sönen ışıklar,parlak çizgiler,renkler görmektedir. Burada anlatılan görmenin 1.basamağıdır.kompleks bir görme işlevi beyin korteksinde yaygın bir iletimin ve bağlantıların sonucu “görme asosyasyon”alanlarında oluşabilir.
Şakalarda ise (Temporal lob) işitme korteksinin elektrikle uyarılması kişinin hafif veya kuvvetli, düşük yada yüksek frekanslı basit sesler duymasına neden olur. Fakat kelimeler yada iyice anlaşılabilen başak sesler duyulamaz. Primer işitme korteksi, diğer primer duyu alanları gibi, duyulan şeyin elemanlarını tesbit edebilir ancak komplike seslerin analizini yapamaz. Bunu ancak “işitme asosyasyon alanları” sağlar.

Primer duyu alanlarının kortekse ulaşan duyuları tam olarak analiz edememelerine karşın, bu alanların lezyonunda kişinin görev dışı kalan alanla ilgili duyuları kullanması, genellikle büyük ölçüde bozulur.
Beynin alt düzeyindeki merkezleri, duyu sinyallerinin büyük bir bölümünü analiz için beyin korteksine iletir. Bundan sonra da primer duyu alanları analiz sonuçlarını, alt merkezlere veya beyin kabuğunun başka bölgelerine gönderir.


  #3  
Alt 14-09-2009, 13:46
 
Standart Cevap: Beynin Gelişimi ve Özellikleri

Beyin II

Primer duyusal alanların sınırlarının çevresinde duyusal asosyasyon alanları,yada “sekonder duyu alanları” adı verilen alanlar bulunmaktadır.Genellikle bu alanlar primer duyu alanlarının etrafında bir yada birkaç yönde 1-5 cm kadar uzanırlar.Primer alanın duyusal bir sinyal aldığı her seferinde,çevreye sekonder sinyaller yayılır.birkaç milisaniyelik bir gecikmeden sonra bu sinyaller asosyasyon alanına da ulaşırlar.Bu yayılmanın bir bölümü subkortikal(Korteks altında yer alan) sinir yolları ile olur.Fakat iletimin büyük bir bölümü talamus yoluyladır.talamustaki duyusal çekirdeklerden başlar,kendilerine uyan “talamik asosyasyon alanları”na geçer ve oradan da asosyasyon korteksine ulaşır.

Duyusal asosyasyon alanlarının genel fonksiyonu,duyusal algının daha üst düzeyde yorumunu sağlamaktır.Bu bölümlerdeki hasarlar duyduklarını anlamama-gördüğü kelimeyi yorumlayamama (kelime körlüğü-aleksi)-vücut parçalarının yerlerini anlayamama gibi bulgular verir.

GENEL YORUM ALANLARI VE YORUM FONKSİYONLARI

“Yorum Alanları” diyebileceğimiz somatik duyu,görme,işitme ile ilgili asosyasyon alanları şakak-yan ve arka lobların birbirine kavuştukları lokalizasyondadır.

Çeşitli duyusal yorum alanlarının toplandıkları bu alan “serebrasyon” dediğimiz “yüksek düzeydeki beyin fonksiyonunda” beyin kabuğunun başka bölümlerine kıyasla tekve en büyük rolü oynar.Bu bölge çok geniş kapsamlı önemine işaret eden değişik adlarla anılmaktadır.(General interpretative area,gnostik alan, tersiyer asosyasyon alanı...v.s..)

Genel yorum alanının ağır hasarından sonra kişi kusursuz şekilde işitebilir ve hatta kelimeleri tanıyabilir,fakat bu kelimeleri tutarlı bir düşünce halinde düzenleyemez.Bir kitabı okuyabilir fakat okuduğu şeyin iletmek istediği düşünceyi anlayamaz.

Bu bölgenin elektrik ile uyarılması çok kompleks düşünceler doğurur.Çocukluk çağından hatırlanan komplike vizüel sahneler ,özel bir müzik parçası gibi işitme halüsinasyonları hatta belirli bir kişinin konuşması şeklinde olabilir.

Bu bölgenin yetişkin bir kişide yitirilmesi bundan sonra ömür boyu süren yıkılmış mental bir hayatla sonlanır.

DOMİNANT HEMİSFER(BASKIN BEYİN YARIM KÜRESİ)

Yorumla ilgili tanımlanan alan sadece bir yarım kürede iyice gelişmektedir.Doğuşta bu bölgeler her iki hemisferde de aynı gelişme yeteneğine sahiptir. Yüzde doksandan fazla oranda sol lob egemendir.Populasyonun kalan kısmında ya iki taraf birden gelişir yada daha seyrek olarak sağ lob gelişir.Duyusal bilgiler her iki lobdan birden gelmektedir.ve iki yarıküre arasında iletişimi sağlayan özel bir alanla olmaktadır.(Corpus callosum)

Yetişkinlerde bu alanın hasarı duyusal algıların anlamını yorumlama yeteneğinin yok olmasıdır. Bu nedenle bu bölgeye cerrahi müdaheleden kaçınılır.Yetişkin bir insanın baskın olmayan kısımda yorumlayıcı fonksiyonları geliştirmesi çok yavaş ve sınırlıdır.

6 yaş altında ise bu gelişme tama yakın oranda oluşabilir.


  #4  
Alt 14-09-2009, 13:47
 
Standart Cevap: Beynin Gelişimi ve Özellikleri

Beyin III

Duyusal algılarımızın büyük bir bölümü beynin hafıza alanlarında depo edilmeden ve başka entellektüel amaçlarla hazırlanıp geliştirilmeden önce dildeki eşdeğerlerine çevrilirler.Örneğin bir kitap okuduğunuz zaman kelimelerin vizüel imajlarını saklamıyoruz,bunun yerine ,bu enformasyonu dildeki şekliyle depo ediyoruz. Hiç olmazsa enformasyon ,anlamı anlaşılmadan önce ,dildeki şakline çevrilmektedir.

Baskın hemisferde dilin yorumlanması ile ilgili duyusal alan ,şakak loblarındaki primer işitme alanı ile sıkı sıkıya ilişkilidir.Bu yerleşim herhalde dille ilk ilişkinin işitme yoluyla olmasına bağlıdır.Daha sonraki yaşlarda ,okuma yoluyla dilin visüel algılama yönü geliştikçe görme kanalı ile gelen enformasyon baskın lobda o zamana kadar gelişmiş olan konuşma bölgelerine iletilir.

Bu beynin genel yorumlama bölgesinin işitme ile ilgili asosyasyon alanlarıyla,korteksin öteki duyusal alanlarına oranla neden daha yakından bağlantılı olduğunu da açıklar.

GENEL YORUMLAMA ALANININ TAHRİBİNDEN SONRA GERİ KALAN YORUM FONKSİYONLARI

Genel yorum alanının lezyonunun entelektüel fonksiyonlar bakımından bu kadar ağır sonuçlar vermesinin nedenlerinden biri bu fonksiyonlarımızdan çoğunun dille ilişkili olmasındandır.Bununla beraber yine bazı başka yorum fonksiyonları devam edebilir.

Burada devreye baskın olmayan hemisfer girer ve ona ait kısmi yorum yeteneği zamanla gelişir.
Yüksek entelektüel fonksiyondan sorumlu olduğu düşünülen ancak kesin ispatlanamamış bir alan olan alın bölgesi maymunlara göre insanda çok fazla geliştiği için bu önyargıya varılmıştır.
Bu bölgede “tesbit hafızası” ve “düşüncenin işlenmesi” (Çeşitli düşüncelerin derinlik ve soyutluluğunu arttırma)fonksiyonları gerçekleşmekte diye düşünülmektedir.Bu bölgenin(Prefrontal-(alın) lobu)nun fonksiyonları şunlardır.

1.Geleceğin planlanması

2.Gelen duyusal sinyallere cevap olacak eylemin geciktirilmesi ve böylece en iyi cevap sırası kararlaştırılana kadar duyusal enformasyonun ölçülüp tartılabilmesi

3.motor eylemlerin (el-kol hareketleri v.b.)sonuçlarının hatta bunlar eyleme konmadan önce ,gözönünde tutulması

4.Komplike matematik,hukuki ve filozofik problemlerin çözümü

5.Nadir hastalıkların tanısında çok değişik kaynaklardan gelen bilgilerin korelasyonu

6.kişinin kendi eylemlerini moral yasalara göre denetlemesi

Bu alanın tahribinde Duyusal sinyalleri genel olarak aceleyle cevaplandırır.Örneğin kavgada dövemeyeceği kadar kuvvetli bir kişiden kaçmak yerine ona saldırır. İdrar ve gaitasını boşaltmada cinsel aktivitede ve sosyal davranışlarında normal ölçülerin dışına çıkabilir bu konularda kayıtsız ve dikkatsizdir.Ruh hali hızlı bir değişiklik eğilimi gösterir yumuşaklıktan nefrete, sevinçten kedere, keyiften öfkeye kolayca geçebilir. Uzun ve komplike düşünceleri izleme yeteneği olmayan dikkati kolay dağılan bir kişi olur.


  #5  
Alt 27-03-2012, 12:48
ibrahim aktaş
 
66 Cevap: Beynin Gelişimi ve Özellikleri

çok güzel olmuş ama sağ ve sol beyinin özellikeri yok eklerseniz daha güzel olur


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Söylev (Nutuk) Türünün Özellikleri (Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri) Söylev (Nutuk) Türünün Özellikleri (Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri) Söylev - Nutuk Söylev (nutuk) : Tek kişinin izleyici önünde olanları bilgilendirmek daha çok da coşturmak amacıyla yaptığı...
Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Yapılan araştırmalar , her geçen gün beyin ile ilgili yeni bilgiler veriyor. Kişinin duygularını tanıması ve beynini doğru yönlendirmesi de giderek önem kazanıyor. Sol...
Beynin Beslenmesi Beynin Beslenmesi http://blog.mynet.com/wp-content/files/54503/2009/07/beyin-beslenme.jpg İnsan, beyin fonksiyonlarının gelişmiş olmasıyla diğer canlılardan ayrılır. Günümüzde kötü...
Beynin 3 düşmanı Beynin 3 düşmanı Fazla alkol, beyin damarlarını tıkıyor ve hücreleri öldürüyor. Bir süre sonra hafıza da etkileniyor. 28 Eylül 2009 California Üniversitesi'nden bilim adamı Daniel Amen,...
Beynin sevdiği renkler var mı? Beynin sevdiği renkler var mı? Beyin huzur açısından en çok mavi ve yeşilin tonlarını sever. Kırmızı, agresifliği artırır. Bu nedenle yatak odalarına kırmızı koymayın. Çalışma odalarına kırmızı...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,727
Konular : 238,274
Mesajlar: 425,344
Şuan Sitemizde: 313

En Son Üye: wE8cT5rQ1a

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:07.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.