Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Her Telden Muhabbet > Paylaşım Muhabbet Eğlence Mizah
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Kaybolan Meslekler KENDİRCİLİK HAKKINDA BİLGİ

Her Telden Muhabbet kategorisinde ve Paylaşım Muhabbet Eğlence Mizah forumunda bulunan Kaybolan Meslekler KENDİRCİLİK HAKKINDA BİLGİ konusunu görüntülemektesiniz.
Kaybolan Meslekler --KENDİRCİLİK Kendir (diğer adıyla kenevir) sulu yerlerde yetişen kullanışlı bir sanayi bitkisidir. Tohumundan yağ elyafından ise ip halat ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 01-10-2009, 22:12
 
Standart Kaybolan Meslekler KENDİRCİLİK HAKKINDA BİLGİ

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Kaybolan Meslekler --KENDİRCİLİK

Kendir (diğer adıyla kenevir) sulu yerlerde yetişen kullanışlı bir sanayi bitkisidir. Tohumundan yağ elyafından ise ip halat ve kumaş yapımında faydalanılır. Eczacılıkta kozmetik sanayinde kendir tohumunun yağı kullanılmaktadır. Daha eskilerde uyuşturucu madde olarak esrar yapımında kullanıldığından kendir ekimi günümüzde gözetim altında olup ürün miktarına sınırlama getirilmiştir.
Kendir veya kenevir yurdumuzun bir çok yerinde yetiştirilmektedir. Az güneşli ve yağmurlu bölgelerimizde yetişen kendir lifleri sertleşmezler. Çok ince ve yumuşak olduklarından ötürü bu liflerden dokunan bezler de gayet yumuşak ve kullanışlı olurlar. Bol güneşli bölgelerde yetiştirilen kendirlerden elde edilen lifler ise sicim ve halat yapımında yararlanılır. Rize bölgesi bol yağışlı olduğundan burada yetiştirilen kendir liflerinden gayet ince nefis bezler dokunmaktadır. Dokunan bezler dere sularında ve bazen de deniz suyunda beyazlatılır. Bu bölgemizdeki iklim şartları kendir dokumacılığının gelişmesini sağlamıştır. Kastamonu yöremizde yetiştirilen kendirden dokuma yapılmasına rağmen kendir lifleri daha ziyade sicim ve halat yapımına elverişlidir. Rize bezinin tanınması ve yöre insanının geçimine katkı sağlaması kendir üretiminin hacmine bağlıdır. Dokunan keten bezleri pamukluya göre daha dayanıklıdır. Sağlam olur ve ter emme yönünden daha sağlıklıdır.


KENDİRİN YETİŞTİRİLMESİ

Kendirin ekimi Mart ayının başı itibariyle yapılır. İki veya üç kez çapalanır. Haziran sonunda boyları 3-4 metreyi bulur. Ağustos sonunda bitki topraktan elle sökülür. Yeşil olarak sökülen kendirler düzgün bir yüzeye serilerek kurutulmaya bırakılır. Kuruyan kendirler “cergi” denilen demetler haline getirilir. Sonra “ıslak” adı verilen havuzlara yatırılır ve üzerleri baskılanır. Bir hafta suda bekletilen kendir lifleri saplarından ayrılır cergiler havuzlardan çıkarılır ve tekrar kurumaya bırakılır. Güneş altında kuruyan cergilerin lifleri soyulmak üzere uygun bir yere taşınır. Lif ayırma işlemi daha ziyade kadın emeğine dayanmaktadır. Lifler gövdeden soyularak çıkarılır. Bu lifler ortalama ağırlıkları 2-2.5 kg.lık yumaklar haline getirilir. Geriye kalan odunsu gövdeye ise “kelek” denir. Bunlar kışın sobalarda ısınmada kullanılır. Kışın kadınlar bu yumakları nemlendirerek (genellikle tükürüklerini kullanırlar) bükerler. Uzun kış günlerinde gecede üç kilo kadar bükebilirler. Büküm işleminin yapılabilmesi için ortamın nemli olması tercih edilir. Ortam nemli olmazsa sicimi oluşturan kendir lifleri büküldükleri şekli alamadan dağılırlar. Nemli bükülen sicim kuruduğunda büküldüğü şekilde kalır. Mağara ve dere boylarının nemli ortamında “kabiye” denilen çarklarda büküm işlemi erkekler tarafından seri olarak yapılır.

Gaziantep ilimizde çok sayıda bulunan mağaralarda kendircilik yaygın biçimde yapılırdı. Mağaraların nemli ortamı bu mesleğin devamı için çok elverişliydi. Daha sonra bilinçsiz yönetimler bırakın kendirciliği ülke açısından da önemli bir yer tutan mağara turizmini dahi düşünmeden bu mağaraları doldurup imara açmışlardır. Bugün Gaziantepte kalan bir iki mağarada pamuklu bezlerden elde edilen elyafın bükümü yapılmaktadır. Ne Gaziantepte ne de Fırat nehrine komşu il ve ilçelerde kendir ekilmediğinden bu meslek günümüzde daha sınırlı bir çerçevede Kastamonu ve Rize illerimizde devam etmektedir.

Şanlıurfa ilimizin Birecik ilçesinde de kendircilik Fırat nehrinin her iki kıyısında yapılan önemli iş kolları arasındaydı. Çocukluğumda Gaziantepten Şanlıurfaya otobüsle giderken yol üzerinde bulunan Birecik köprüsünden bu kendircileri görür ne yaptıklarını merak ederdim. Gerçekten de saranların kollarının altında tuttukları kendir elyafı yumaklarından çekilen liflerin hep aynı kalınlıkta bükülmesini sağlamak ustalık isteyen bir iştir. Fabrikalarda yapılan naylon halat ve ipler kendir elyafından yapılanların yerlerini asla tutmamışlardır. “Asacaksanız da kendir sicimi ile asın” sözü kendirden yapılan iplerin sağlamlığına bir işarettir. En ince kendir ipi bile en sağlam naylon ipinden daha sağlamdır.

Örneğin gemileri limanlarda babalara bağlayan halatlar önceleri kendirden yapılırdı.
Araştırmacı kişiliği ile tanınan Birecikli sayın Av. Verdi Kankılıç bize bölgesindeki kendirciliği şöyle anlatıyor.

“Eski bir ticaret merkezi olan Birecikteki çarşıların ve el sanatlarının çok az bir kısmı tarihi kimliğini koruyarak günümüze kadar gelmişlerdir. Yüksek teknolojiye dayalı modern üretim tarihi el sanatlarından dokumacılık bakırcılık kilimcilik semercilik köşkerlik gibi mesleklerin yanında kendirciliği de yok olma noktasına getirmiştir. Bu mesleklerin çok azı az sayıda usta tarafından devam ettirilmektedir. Fırat kıyıları kendir bitkisinin yetiştirilmesine elverişli olduğundan Birecikte kendirciliğin gelişmesini sağlamıştır.

Kendir bitkisinin lifleri Birecikteki evlerde de kadınlar tarafından yapılırdı. Daha sonra Fıratın iki yakasında kurulan ”Kabiye”lerde önce sicim olarak bükülürdü ihtiyaca göre halat üretilirdi.”
Babası kendir ustası olan en yaşındaki Birecikli Mehmet Uğur ile o dönemi ve kendirciliği konuştuk. Biz sorduk Mehmet Uğur yanıtladı.

- Mehmet Bey bize hatırladığınız kadarıyla kendircilik mesleğini anlatabilir misiniz?
- Babam bu işi yapıyordu. Ama daha önceleri salcıydı. Sallarla Suriyeye yük taşıyorlardı. 1940larda Suriye ile kayık ticareti bitince babam da zaten daha önceleri zaman zaman yaptığı kendircilik işine geri döndü.

- Birecikte ne zamandan beri kendircilik işi yapılıyordu?
- Çok eski yani 200 yıldan fazla oluyor. Ama dediğim gibi aşağı yukarı 60-70 yıl önce kıymete bindi. Ta ki 1990 lı yılların başına kadar…

- Peki kendircilik işi neden bitti?
- Her şeyden önce su bitti. Kendir sulak yerlerde yetişir. Birecikte işlenen kendirin büyük bir bölümü Suruç ovasından geliyordu. Şimdi orada suyun damlası kalmadı. Dolayısıyla kendir ekimi de yapılmamaya başlandı. Ayrıca şu naylon ipler icat oldu…

- Mehmet Bey babanızın bir gününün nasıl geçtiğini hatırlıyor musunuz?
- Çok iyi hatırlıyorum. Çünkü o zaman Birecikte her şey kendircilik demekti… Kendirciler çok önemliydi. Babam da saygı gören iyi bir ustaydı… Çok erkenden kalkılırdı; gece yarısından sabah ezanı arası... Genelde ustalar işçiler evlerinden birbirlerine seslenerek uyandırılırlardı. Sabahın o sessiz saatlerinde sadece kendircilerin sesleri yankılanırdı.İşe erkenden gitmelerinin nedeni kendirin serin havalarda yapılıyor olmasıydı. Sabah serinliğinde çok seri bir şekilde çalışılırdı. Kuşluk vaktini aşıp öğlene doğru o günkü işler bitirilmek zorundaydı. Zira hava ısındıkça iplik kuruyordu ve iyi kavranamıyordu. Öğlene doğru babam eve gelip üzerini değiştirerek kahveye giderdi. Özellikle kendircilerin gittiği bir kahvehaneleri vardı. Orada çoğunlukla kendircilikle ilgili olarak konuşulurdu. O kahve her yönüyle adeta bir okul gibiydi…

- Kaç kişi bu işi yapıyordu?
- O zamanlar en az 2000 aile geçimini bu işten sağlıyordu. Diğer bir deyişle Birecikin hemen hemen hepsi kendircilik işiyle ilgiliydi.

- Kendirciliğin veya kendircilerin kendine özgü bir yaşam biçimleri var mıydı?
- Elbette. Bütün mesleklerde olduğu gibi kendirciliğin de kendine özgü kuralları vardı. Mesela en önemli şey çırak kalfa ve usta silsilesi geleneğinin hakim olmasıydı. Herkes kendi yerine göre davranmak zorundaydı. Saygı sevgi çok önemliydi. Bu zincirin en üst halkası olan ustalık o dönemde çok itibar görüyordu. Bir çok olayda mutlaka onlara danışılır görüşleri alınırdı. Onlar da bunun bilincindeydiler; güvenilir ve dürüsttüler…

- Kendirin daha çok çevre ilçelerde örneğin Suruçta yetiştiğini oradan buraya geldiğini söylüyorsunuz. Peki neden Birecik?...

- Birecikin havası Fırattan dolayı serin oluyor. Bu da kendir için uygundu. Ayrıca Fırattın suyundan çok faydalanılıyordu. Nitekim kendir kırmaya hazırlanana kadar yaklaşık yedi-sekiz gün suya yatırılırdı.

- Söz buraya gelmişken biraz da kendir imalatından bahseder misiniz?
- Evet. Boyu iki metreyi bulan kendir balyalar halinde Birecike Fırattın kıyısına getirilirdi ve akan suya kapılmasın diye üzerine ağırlık konularak suya yatırılırdı. Bu böylece en az bir hafta kadar suda bekletilirdi. Sonra yumuşamış kendir sudan çıkarılır ve kadınlar tarafından kırdırılarak lifleri alınırdı. Bölgede kibrit dediğimiz liflerden temizlenmiş kamışı çeşitli alanlarda kullanırlardı. Mesela çit olarak kerpiç evlerin damlarında o zaman ki kıl çadırların etrafında yakacak ve sair yerlerde…
Kamışlardan soyulan lifler kurutulur iyice tel tel olana kadar dövülürdü. İçlerindeki kıymık gibi yabancı maddelerden temizlenirdi. Sonra ustalar bellerine bağladıkları büyük çıkınlara işlemeye hazır bu lifleri doldurarak en az 20-30 metre uzunluğundaki bir alanda gidip gelmek suretiyle dolaplarda ham sicim haline getirilirdi. Daha sonra bu ham sicimler kalınlık durumuna göre işlenirdi. Mesela en ince olanına knep denilirdi. Üç tel knep birleştirilip biraz daha kalını olan dumuşki yapılırdı. Bu böylece kalınlık durumuna göre üçer üçer örülerek kalınlaştırılırdı. Bu örme işini de anlatayım sana; üzerinde üç tane delik bulunan kalınca bir tahtadan geçirilen ipler dolaplara bağlı makaralara gerdirilerek sarılırdı. Her aşamasında ıslatılırdı ve mutlaka serinlikte çalışılırdı.

- aaagahları yada makineleri nasıldı? Nasıl çalışıyordu?...
- Öyle önemli parçaları falan olan agahlar değildi. Hepsi basit elle yani insan gücüyle çalışıyordu. Bunlara dolap denilirdi. Her dolap bir aaagâhtı. Her aaagahta ise en az 10-12 kişi çalışıyordu.

- Az önce iplik çeşitlerinden bahsetmiştin. Kaç çeşit ip elde ediliyordu?
- Genel anlamıyla üç çeşit. Birincisi inceydi. Çuval kıl çadır parçaları gibi yani dikiş işlerinde kullanılırdı. Bu çeşidine knep denilirdi. İkincisi orta kalınlıktaydı buna da dumuşki denilirdi. Üçüncü cins ise çok kalındı. Genelde gemi halatı olarak kullanılırdı buna da sitehaşeri denilirdi.

- Kendirin Pazar yeri neresiydi? Üretilen kendir daha çok nerelerde pazarlanırdı?
- En çok civar illerde. Antep Maraş Urfa Hatay gibi civar illere pazarlanırdı. Ha bu esnafın bir özelliğini daha anlatayım; her yünüyle bir birlerine çok bağlı olmalarına rağmen kimse kimseye Pazar yerini söylemezdi. Bir birlerinden habersiz satışa giderlerdi…

- Kendirciliğin dönemin en önemli işi olduğunu söylüyorsun peki neden sende bu işi yapmadın?
- Zor bir meslekti. Bu yüzden babam bu mesleği yapmamı istemedi. Yoksa o zamanlar çok para kazanılıyordu…
- Çok teşekkür ediyorum.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 24-03-2011, 21:59
Hürrem Sultan Tşk.
 
Standart Cevap: Kaybolan Meslekler KENDİRCİLİK HAKKINDA BİLGİ

Hürrem Sultan Teşekkürler... Çok işime yaradı.


  #3  
Alt 29-03-2011, 20:34
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Kaybolan Meslekler KENDİRCİLİK HAKKINDA BİLGİ

kısa bilgi lazım bana


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Kabe Hakkinda Bİlgİ Kabe Hakkinda Bİlgİ Kâbe, Müslümanların kutsal mekanlarındandır İslamiyet, üç şehri kutsal kabul etmektedir. Bu şehirler Mekke, Medine ve Kudüs'dür. Kabe, Mekke'de yer almaktadır. İlk olarak...
İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ 2011 - 2012 Ücreti İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ 2011 - 2012 Ücreti Tüm meslek yüksekokulları, yüksekokullar ve fakültelerin İngilizce hazırlık programları ile fen edebiyat, iktisadi ve idari bilimler, iletişim...
çil kuşu genel bılgı çil kuşu genel bılgı Keklikten biraz büyük bir cins yaban tavuğudur. Çok yağlı olur, sindirimi kolaydır. Yemekleri güzel ve lezzetli olur ve sülün gibi pişirilir. Hele fırın kızartması pek nefis...
Bıldırcın hakkında genel bılgı Bıldırcın hakkında genel bılgı Boynu ve ayakları hindiye benzer, tüyleri beneklidir. Hindi palazı ile sülün arası bir çeşit kuştur. Bayat, olursa piliç eti kadar hafif ve sindirimi kolaydır ve...
Kaybolan Meslekler ve Son Ustalar Kitabı Tavsiyesi Kaybolan Meslekler ve Son Ustalar Kitabı Tavsiyesi Şapçılıktan haratlığa, debbağlıktan taş yontuculuğuna, köşkerlikten külekçiliğe kadar kaybolan otuz sekiz mesleğin son ustaları İstanbul Ticaret...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,675
Konular : 236,756
Mesajlar: 423,486
Şuan Sitemizde: 246

En Son Üye: gizem01

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:44.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.