Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Her Telden Muhabbet > Paylaşım Muhabbet Eğlence Mizah
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Kalaycılık hakkında bilgi

Her Telden Muhabbet kategorisinde ve Paylaşım Muhabbet Eğlence Mizah forumunda bulunan Kalaycılık hakkında bilgi konusunu görüntülemektesiniz.
KALAYCILIK Bu yazımızda toplumumuz tarafından nispeten daha çok tanınan bir mesleği kalaycılığı daha yakından tanımaya çalışacağız. Bilimsel açıdan kalay periyodik ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 01-10-2009, 16:51
 
Standart Kalaycılık hakkında bilgi

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


KALAYCILIK

Bu yazımızda toplumumuz tarafından nispeten daha çok tanınan bir mesleği kalaycılığı daha yakından tanımaya çalışacağız. Bilimsel açıdan kalay periyodik cetvelde SN simgesi ile 50. sırada ve aaaaller sınıfında gösterilen bir elementtir. Eski çağlardan beri bilinen bu element gümüş beyazlığında olup dövülebilir bir maddedir. Bu sayede kolayca levha veya tel haline getirilebilir. Beyaz kalayın özgül ağırlığı 7.29 gr./cm3 tür ve (231 Cº) de erir. Bu özelliğinden dolayıkurşun ile olan alaşımından lehim kaynağı olarak geniş bir kullanım alanına sahiptir. Kurşunun aksine zehirleyici değildir.

Günümüzde Malezya Bolivya Tayland Endonezya Nijerya ve Çin gibi ülkeler dahil olmak üzere 35 ülkede kalay madenciliği yapıldığı bilinmektedir. Ancak bilinen rezervlerin en az yarısı Güney Doğu Asyada bulunmaktadır. Anadoluda ise sözü edilen en eski kalay madeni ocağı Niğde Celaller Köyü yöresindedir. Tunceli Kırklareli Tekirdağ İstanbul-Şile Eskişehir Bursa Manisa Kırşehir Amasya Uşak Niğde Sivas ve Aksaray yörelerinde de kalay madenlerinin olduğu bilinmektedir.

Kalayın yumuşak ve kolay şekil verilebilir bir maden oluşuna paralel olarak insanlık tarihinde M.Ö. 3000li yıllara kadar uzanan bir geçmişi söz konusudur. Dahası hava ile teması sonrasında kolay oksitlenmez. Bu özellik korozyondan korunması gereken eşyalarda kalaya çokça başvurulmasına neden olan en önemli özelliğidir. Gerçekten de kalayla kaplanan mutfak eşyalarında ve kaplarda kalay koruyucu bir katman oluşturur. Bu katman aaaalleri korozyona karşı korur. Beyaz toz halinde elde edilen ve SnO2 simgesi ile gösterilen kalay mermer ve süsleme taşlarını parlatmada seramik malzemelerinin sarı kahverengi veya pembe renklerde boyanmasında ve cam eşyalarının matlaştırılmasında kullanılır. Ayrıca besin sanayinde konserve kutularının ve tenekelerinin imalatında önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir. Kurşun ile birlikte oluşturduğu alaşımdan ise tenekecilerin ve günümüzde ise elektronik sanayinin en çok kullandığı “teneke kaynağı” dediğimiz lehim doğmuştur.

Yukarıda bahsettiğimiz özelliklerinin yanında asıl bizi ilgilendiren özelliği demir ve özellikle de bakır kaplarla olan beraberliğidir. Yani mutfaklarda kullandığımız bu kapların kalaylanması ve buna bağlı olarak da kalaycılık mesleğinin yüzyıllarca hayatımıza girmiş olmasıdır. Bakır kapların mutfaklarımızda kullanılmaya başlaması kalayın bulunmasına son derece bağımlıdır. Gerçekten de bakır kaplar kalayla kaplanmadan tek başına mutfak eşyası olarak kullanıldıklarında çabuk oksitleniyor ve bakır zehirlenmeleri nedeniyle ölümlere neden olabiliyorlardı. Kalaycılık ile bu önbilgilerden sonra bakır mutfak eşyalarının kalay ile nasıl kaplandıklarını anlatmaya geçebiliriz.

Kalaylanacak kabın örs veya çekiç yardımıyla bozuk kısımları tamir edilir. Ezik yerleri düzeltilir; kırıklar ise kaynak yapılır. Daha sonra bu kaplar kalaycı çırağı tarafından kum ve kömür parçaları ile temizlenir. Kalaycı çırağı kararan yerleri tekrar parlatıncaya kadar ayakları ile ovar. İşin bu kısmını genellikle çıraklar üstlenir. Duvarda çakılı olan tutamaklara elleri ile tutunan çırak parlatacağı kabın üzerine ince kum ve kömür parçalarını ve bu parçaların üzerine de bir telis parçası koyar. Çırak çıplak ayakları ile telisin üzerinde kalçasını bir sağa bir sola kıvırarak telisi hareket ettirir. Sürekli yapılan bu hareket kabın temizlenmesine kadar devam eder. Bu davranış zımpara kağıdının olmadığı dönemlerde kapların bir nevi zımparalanarak temizlenmesine benzetilebilir. Kalaycı çırağının bu hareketi verdiği sözde durmayanları betimlemek için kullanılan “kalaycı çırağı gibi kıvırmak” deyimine de ilham kaynağı olmuştur. Çırağın görevi burada bitmez. Ocaktaki ateşin harlanması için körüğü çevirmesi gerekir.

Kalaycı körükleri de demirci körüklerine benzerler. Kalaycılıkta kullanılan körükler tek veya iki kollu olup gövdesi deriden yapılanların yanı sıra kol gücüyle döndürülen demir pervaneli bir hava üfleyici vantilatör örneği olan körükler de mevcuttur.

Bu şekilde temizlenen kap ocakta ısıtılır. Isınan kap üzerine kalayın tutması için toz nışadır (kimyasal bir madde) atılır. Yeterince ısınan ve üzerine nışadır sürülen kaba kalay biraz değdirilir. Kalay bu haliyle kabın üzerinde eriyik halde bulunur. Bu haldeki kalay bir pamuk yumağı ile kabın her tarafına dağıtılır. Bu işleme kalay yapılacak kabın tüm yüzeyi kaplanıncaya kadar devam edilir.

Yakın zamana kadar kalaycılık aynı zamanda seyyar olarak da icra edilen bir meslekti. Köy köy dolaşıp halkın bakır mutfak kaplarını yerinde kalay yaparlardı. Bulundukları yer önemli değildi. Yeter ki ocaklarını kuracakları açık bir yer bulsunlar hemencecik orada ateşi yakar kalaylama işini yaparlardı. Halk onların geleceği günü bilir bakırı çıkmış kaplarını bekletirdi. Halen göçebe bir yaşam süren yörüklerde seyyar kalaycılık icra edilmektedir. Bu insanlara Anadoluda Toroslarda ve diğer yaylalarda rastlayabiliriz.

Kalayın bakırla birlikteliği teknolojik gelişmelere bağlı olarak bazı meslekler gibi artık tükenme noktasındadır. Parlak zamanlarını bakırın mutfak eşyası olarak kullanılmasına borçlu olan kalaycılık bakırın mutfaklarımızdan çekilmesiyle de sona yaklaşmıştır. Günümüzde çelik alüminyum emaye ve teflon mutfak eşyaları bu mesleğe olan ihtiyacı en aza indirmiştir. Ancak halen turistik amaca yönelik bakır eşya imalatı kaycılığın biraz da olsa devamına izin vermektedir.

Büyüklerimiz bakır kaplarda pişen yemeklerin lezzetinin yeni çıkan kaplarla pişenlerden daha lezzetli olduğunu söylerler. Pırıl pırıl kalaylanmış bakır kaplarda pişen yemeklerin lezzeti de kalaycılık mesleği gibi eskilerde mi kalacak ne dersiniz?

Son olarak bu kadar olumsuzluklar karşısında başka mesleği olmayan geçimini bu mesleğe bağlamış bir usta ile yapılan söyleşiye kulak verelim. Kendileriyle görüşüp meslekleriyle ilgili olarak konuşmak isteğimizi çoğu usta anlamsız bularak reddetti. Israrlı dayatmalarımız karşısında ise; “neyini anlatacağım be kardeşim aha her şey ortada ekmek paramızı bile çıkaramıyoruz…” dediler. Nisbeten genç olan ustayla bu tatlı didişmemize daha fazla seyirci kalamayan Ökkeş usta söze karışıyor;

-Bak yeğenim ben yetmiş yaşındayım. Babam beni ilkokuldan aldırmış ve bu işe vermişti 60 yıldır aralıksız çalışıyoru aha görüyorsun hala çalışmaya devam ediyorum…

Ökkeş ustaya yöneliyorum;

-Aslında ben bakırcı ustasıyım. Ama bakırcılık ve kalaycılık birbirlerini tamamlayan iki meslektir. Eğer bakır olmasa kalaycılık da olmaz. Kalaycılık mesleğinin can çekişmesi biraz da bakırcılığın da bitim noktasına gelmesine bağlıdır. Nitekim şimdi bakırcılık işi de can çekişiyor…

Ökkeş usta diğerlerinden dertli ısrarla bakırcılık üzerinde konuşmak istiyor. Onun bu ısrarına rağmen manevralarla lafı sürekli kalaycılığa götürüyorum. Daha fazla diretemiyor iki dükkan aşağısındaki kalaycı ustasına sesleniyor. Genç sayılabilecek usta elindeki işi bırakıp yanımıza geliyor. Aralarındaki saygı ve sevgi iletişimini hayretle ve şaşkınlıkla izliyorum…

Daha önce bütün ısrarlarımıza rağmen bizimle konuşmayı reddeden Hacı usta çıraklık ve kalfalık döneminin bir kısmını onun yanında tamamlamış. Bu yüzden bir dediğini iki etmeden yaşlı ustasından destur alarak konuşmak üzere dükkânına geçiyoruz.

-Hacı ustam bize kendinizden bahseder misiniz? Bu mesleğe nasıl başladınız?
-Adım Hacı Ateş 30 yıldan beri kalaycılık yapıyorum. Daha ilkokula giderken babam beni bakırcının yanına verdi. Orada yapılan bakır işlerinin son aşaması olan kalaycılığı meslek edindim.
Ustam kalaycı Durdu ustaydı. O zaman iş yerimiz aşağıdaki bakırcı çarşısındaydı. Çarşıda 100-150 civarında bakırcı esnafı vardı. Kalaycı olarak da 12 tane dükkân vardı.
İşler o kadar yoğundu ki bir an bile boş durulmuyordu. O bakırcı esnafının yaptıkları bütün kaplar bizim elimizden geçiyordu. Zaten işler o kadar yoğun olduğu için biz de bu mesleğe başladık. Tabi şimdi eski işler kalmadı şu an ekmek paramızı bile zor çıkarıyoruz.

-Antepte şu an bu işi kaç kişi yapıyor?
-Antepte kalaycı ustası olarak 7 kişi kaldık. Yani 7 tane dükkânımız var. Bizler son ustalarız. En genç esnafımız 40-42 yaşında. Anlayacağın 5-10 yıl sonra bu meslekte tarihe karışacak.

-Peki bir zamanlar bu kadar revaçta olan bu meslek neden şimdi bittim noktasına geldi?
-Aslında bizim işin temeli bakırcılığa bağlıdır. Sonuçta biz bakırı kalaylıyoruz. Bugün bakır kapların yerini alüminyum çelik cam plastik gibi kaplar aldı ve çok yaygın olarak kullanılıyor. Nerdeyse artık bakır kaplar kullanılmamakta. Şimdilerde daha çok antik eşyaları kalaylamakla geçinmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bakır olmayınca bizde işsiz kaldık.

-Günümüzde her şey tanıtıma bağlı eskiden iş size nasıl gelirdi şimdi nasıl geliyor?
-Eskiden daha çok ev kapları gelirdi. İnsanlar evlerinden kalaylayacakları kaplarını toplayıp getirirlerdi. Hatta bir ailenin yeteri kabı olmadığı zaman birkaç komşu bir araya gelerek kaplarını bize toplu olarak getirirlerdi. Şimdi artık evlerden kap gelmiyor. Daha çok turistik lokantalardan kap alıyoruz.

-Gaziantepte bakır kap kullanan kaç tane turistik lokanta vardır ki…
-Bize sadece Antepten iş gelmiyor; Ankara İstanbul Antalya İzmir gibi şehirlerden de iş alıyoruz.

-Neden Antepe getiriyorlar başka yerde kalaycılık yapılmıyor mu?
-Antepte yapılan işçilik pek bir yerde bulunmaz... Ayrıca bakır işi imalatının çoğu Gaziantepte yapılıyor.

-Kalaylı bakır bir kapta pişirilen yemekle çelik veya başka bir kapta pişirilen yemek arasında nasıl bir fark vardır?
-Her şeyden önce kalaylanmış bakır kaplar çok sağlıklıdır. Bu kaplarda pişen yemekler çok lezzetli olur. Zaten çelik kaplar çıktıktan sonra yemeklerin tadı-tuzu da kalmadı.

-Kalaycılıkta genel olarak hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?
-Malzememiz genel olarak kalay nişadır pamuk ve ateşten oluşmaktadır. Tabi bazı temizlik ilaçlarımız da vardır; saçruhu tuzruhu gibi… Bu arada daha önceleri kömür ateşi harlanarak kullanılırdı şimdi ise tüp kullanıyoruz.

-Kalaylanmak üzere size getirilen bir kaba sırasıyla nasıl bir işlem uyguluyorsunuz?
-Getirilen kap önce yıkama bölümüne alınarak ilaçlarla iyice yıkanır. Sonra doğrultma ve düzeltme işlemine geçilir. Hatalı ve kusurlu yerleri varsa bir demirci titizliğiyle düzeltilir. Böylece kalaylama işlemine hazırlanır ve artık ocağın başına geçilir. Ocakta 120-130 derecede ısıtılan kabın içerisine (kabın durumuna göre) kalay damlatılır veya sürülür. Nişadıra batırılan pamukla bu iyice yedirilerek sıvanır. Kalay işi bittikten sonra yeniden iyice yıkanır.
Burada en önemli şey durumuna göre ısıyı kalayı ve ateşte kalma süresini iyi ayarlamaktır.

-Peki kalaylanmış bir kabı hemen kullanabiliyor muyuz içerisinde zararlı herhangi bir kimyasal madde kalmaz mı?
-Hayır zararlı hiçbir madde kalmaz. Temizce yıkandıktan sonra kullanılabilir.

-Kalaylanmış bir kabın kullanım süresi ne kadardır?
-Bu kulanım durumuna ve şekline göre değişir. Ama 9-10 ay bir sene falan gider. Tabi ateşte susuz kalırsa dibi tutarsa yanar. Ancak içerisinde sıvı olursa hiçbir şey olmaz.

-Ustam birazda işin sosyal boyutuna geçelim. İşe ilk başladığınız dönemlerdeki çırak kalfa usta ilişkisi nasıldı şimdi nasıl?
-İşe başladığım ilk yıllarda her dükkanda 4-5 kişi çalışıyordu. İşi daha fazla olan dükkanlarda bu sayı 8-10a kadar çıkıyordu. Ben de herkes gibi küçük bir çocukken işe başladım. Önce su taşıdım kalaylanacak kapları yıkadım işi getiren kişinin adına göre kapları ayırdım yani daha çok el altı olarak çalıştım. Bu şekilde 3-5 sene çalıştıktan sonra kap doğrultma işine geçtim. Kap doğrultma işin bir üst aşamasıydı; kalfalarımız artık bize malzemelerin nasıl kullanılacağını yavaş yavaş öğretiyorlardı. Ocağın başına geçip kalay işi yapmamız en az 12 senemizi alırdı. Tabi ocağın başına geçip kalay yapmak o kadar kolay değil ısıyı kalayı çok iyi ayarlayacaksın…

-Ocağın başına geçip kalay yapmanız nasıl belirlenirdi bunun için herhangi bir imtihandan geçirilir miydiniz?
-Önce kalfaya teslim edilirdik. Bırakın ustayı kalfa bile bize şunu şöyle yap dediğinde elimiz ayağımız birbirine dolanırdı. Bu heyecanla ilk işimizde mutlaka hata yapardık. Genelde kapları yakardık. Zaten işe yaramayan ufak-tefek kaplarla işe başlatılırdık.

-O dönem başından geçen ilginç bir anınız oldu mu?
-Tabii… Kalfa oluşumu anlatayım sana. Ustam etrafına topladığı birkaç ustayla hamını almış bir bakır parçasını bana vererek “haydi bunu kalayla” dedi. O an ki müthiş heyecanıma rağmen o bakırı başarıyla kalaylamıştım. Ustam bununla gurur duymuş eline aldığı kalayladığım parçayı diğer ustalara gururla göstererek “yorum gözüyüzle gördünüz bunu çırağım yaptı…” demişti. Ve ben artık kalfa olmuştum. O gece uyumamıştım bir üniversite diploması almış kadar mutluydum…

-Peki o zaman esnaflar arasındaki ilişki nasıldı?
-Ustalarımız o kadar önemliydi ki işten çıkarılan bir kişi hayatı boyunca iş bulamazdı. Ancak daha önce yanında çalıştığı usta hakkında olumlu bir şey söylerse iş bulabilirdi. Örneğin bir tanıdığım işten atılmıştı babası gidip ustasına ricada bulunmuş “bu oğlan artık hiçbir yerde iş bulamaz ne olur bir iş bulana kadar yanında kalsın…” demiş ve yeni iş bulana kadar yanında kalmasını istemişti.
Ayrıca bizim esnaf sahrelerimiz olurdu. Bunu yılda birkaç sefer yapardık. Bu sahrelere çırak kalfa usta en az 200 kişi katılırdık. Büyükçe kazanlarda yemekler pişirilirdi sazlar çalınır oyunlar oynanırdı. Burada genelde ustalar çalışmazdı bütün işleri çırak ve kalfalar yapardı. Günün sonunda ustalarımız bize harçlıklar verir bizler de onların ellerini öperdik. Tabi şimdi de esnaf sahresi var ama öyle samimi ve geniş kapsamlı olmuyor…

-Şu an yanında çalışan çırak veya kalfan var mıdır?
-Artık çırak ve kalfa kalmadı. Biz iki usta beraber çalışıyoruz. Birçok esnaf tek başına çalışıyor. Zaten iş olmadığı için çoğu zaman akşama kadar boş oturuyoruz. geleceği olmayan bir işe kim çocuğunu verebilir ki? Biz dahi çocuklarımızı bu işten uzaklaştırdık.

-Yani artık yeni bir kalaycı nesli olmayacak diyorsun…
-Evet olmayacak. Dediğim gibi Gaziantepte şuan sadece 7 ustayız. Sadece bizde değil sanırım başka yerlerde de kalmadı. Olsa olsa Maraş Urfa Mardin Diyarbakır gibi yerlerde tek tük kalmış olabilir.

-Yaptığınız işle ailenizin geçimini sağlayabiliyor musunuz?
-Gerçekten çok zor sağlıyoruz. Özellikle iki-üç yıldan bu yana daha da zorlaştı. Mesela Bağ-kurumu ödeyemiyorum vergimi zor ödeyebiliyorum…







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 15-02-2011, 21:16
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Kalaycılık hakkında bilgi

bir kabın kalaylanması kimyasal mı fiziksel mi


  #3  
Alt 24-11-2012, 10:17
Ziyaretci
 
Okk Cevap: Kalaycılık hakkında bilgi

Kimyasal bir olaydır


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Sabirler Hakkında Bilgi Sabirler Hakkında Bilgi Sabirler, V. yy’da Issık Gölü dolaylarında yaşadılar. ■ Avarların baskısı sonucu batıya doğru göç ettiler. ■ Sibirya ve Kafkasya’da etkin rol oynadılar....
Atlar Hakkında Genel bilgi Atlar Hakkında Genel bilgi Arap Atı, zekâsı, sadakati ve dayanıklılığı ile bilinen bir at cinsidir. Kökeni İlk Çağ'a kadar dayanır.Günümüzde hemen hemen bütün yarış atlarında Arap atı kanı...
Badis Hakkında Bilgi Badis Latince Adı: Badis badis Habitatı ve Anavatanı: Hindistan. Ağaç kütüleriyle dolu, bol bitkili yerler. Beslenme Biçimi: Etçil. Canlı yemler ve protein ağırlıklı kuru yemler...
Kedilerde Göz Hastalıkları Hakkında Bilgiler Hakkında Bilgi Kedilerde Göz Hastalıkları Hakkında Bilgiler Kedilerde göz problemleri köpeklere göre daha az görülür. Bu kısmen kedilerin yüzyıllar boyudur yaygın olarak anatomik değişikliklere uğramamasından...
Kaş Hakkında Bilgi Kaş Hakkında Bilgi Kaş'ta Akdeniz İklimi hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Deniz seviyesinden 700 m. yüksekliğe kadar Akdeniz iklimi etkisi görülür. Yüksek kesimler...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,744
Konular : 238,895
Mesajlar: 426,120
Şuan Sitemizde: 414

En Son Üye: byturkman

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:54.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.