Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Her Telden Muhabbet > Paylaşım Muhabbet Eğlence Mizah
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Terzilik

Her Telden Muhabbet kategorisinde ve Paylaşım Muhabbet Eğlence Mizah forumunda bulunan Terzilik konusunu görüntülemektesiniz.
TERZİLİK Terzilerin piri olarak Kuranda adı geçen 25 peygamber arasındaki İdris Peygamber (S.A.S.) gösterilir. Kutsal kitaplarda İdris Peygamber dürüst sözüne ...






Yeni Konu aç Cevapla
Seçenekler
  #1  
Okunmamış 30-09-2009, 23:26
 
Standart Terzilik

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


TERZİLİK

Terzilerin piri olarak Kuranda adı geçen 25 peygamber arasındaki İdris Peygamber (S.A.S.) gösterilir. Kutsal kitaplarda İdris Peygamber dürüst sözüne güvenilir ve kişilik sahibi olarak anlatılır. İslam Halk inançlarına göre kalemi yazıyı sayıları bulan ve dikiş diken bir peygamberdir. Dikiş dikmesinden dolayı da terzilerin piri olarak bilinir.

Bu yazımda bir defada yüzlerce kesim yapıp dikiş diken konfeksiyon sanayine el emeği ve göz nuruyla direnmeye çalışan terzilik mesleğini anlatacağız. İnsanoğlunun giyinme ihtiyacından doğan dikiş dikme beraberinde de terzilik mesleğinin doğmasına sebep olmuştur. Avlanmayı öğrenen insanoğlu hayvan derilerinde de kendisine giysi yaparak soğuktan korunmayı bilmiştir. İlk önce kemik parçalarını iğne gibi kullanan insanlar derileri birbirine ekleyerek giysiler yapmaya başlamışlar ve bununla terzilik mesleğinin ilk adımını atmışlardır.

Terzilik sabır titizlik temizlik ve güven isteyen meşakkatli mesleklerdendir. Terzilikte çırak olarak mesleğe başlayan çocuklardan bunlara uyması ayrıca saygılı ve itaatkar olması istenir. Anne-baba her meslekte olduğu gibi çocuğunu çıraklığa verirken ustasına ”eti senin kemiği benim der” bırakır giderdi. Yeter ki çocukları bir meslek sahibi olsun hayatını kurtarsın kimseye muhtaç olmadan yaşamayı öğrensin isterlerdi. Para onlar için ikinci planda kalırdı.

Geçmiş yıllarda terziye gidip takım elbise diktirmek babadan oğla geçen bir gelenekti. Ancak hızla gelişen hazır giyim sektörü nedeniyle terzilerin kapısı da daha az çalınır oldu. Bir çok dikiş ustası kepenklerini indirirken mesleğinden vazgeçmeyip hala bu gidişata direnenler de vardır.

Terziler Erkek ve Bayan terzisi olarak ayrılmalarının yanında “tüccar terziler” diye de ayrılırlar. Tüccar terziler dükkanlarının raflarında kumaşlar bulundururlar. Müşteri isterse buradan kumaş beğenir ve kumaş arama zahmetinden kurtulurdu. Genellikle tüccar terziliği Yahudiler yapardı.
Terzide elbise diktirmenin aaafi bir başkadır. Terzide diktirilen elbise de kendi ruhunuz vardır. Kendi giyim zevkinizi yansıtır. Çünkü bu elbise size özeldir.

Gelelim ısmarlama elbisenin terzideki serüvenine… Kumaşınızı aldınız terzinize gittiniz. İlkönce mezüre ile boy-basen-göğüs-kol boyu ölçüleriniz alınır. Terzi müşterisinin beğendiği modele göre kalıp çıkarır.Kumaşı biçer.Biçilen ve birleştirilen kumaş için ilk provaya çağırır. Bu provaya terziler kendi aralarında “çıplak prova” derler. İkinci provanın adı “telalı provadır”. İrice teğellenerek dikilmiş olan elbisede vücudun şekline göre olmayan yerlerin kolay sökülerek yeniden toplu iğne ile tutturulur. Kumaşın kolay sökülmesi için teğel dikiş kullanılır.

Sağlam olmayan pamuk ipliği ile irice teğellenerek son şekli verilir. Müşteri tekrar üçüncü provaya çağrılır. Artık elbise ortaya çıkmıştır. Tabi terzi provada tekrar beğenmediği yerleri düzelterek tekrar sizi provaya çağırabilir. Terziye elbise diktirenler terzi müşteri muhabbetinin ne kadar aaaifli olduğunu bilirler. Ceket dikimi ayrıca ustalık ister. Ceketlerde yaka altı bölümüne “kılapa” denir. Bu bölüme kumaş ile beraber tela dikilir. Kemer telası ise pantolona dikilir. Ceket dikilecek kumaş temiz büyük bir masaya yayılır. Kişiye özel olarak çıkarılan kalıp kumaş üzerine iğnelenir ve kumaş kesilir. Ceket dikimlerinde en son kol takma işlemi yapılır. Ceket kolu takma işini genellikle ustalar yaparlar. Ismarlama elbise dikimine önem veren ve dikiş konusunda az çok tecrübe sahibi olan kişiler elbisenin yani ceketin koluna bakarak terzisinin ustalığını değerlendirirler. Kolay kolay terzi ustası kalfasına kol taktırmaz. İyi bir usta ceket ve pantolon işini kalfasına verir ama kol takma işini kendisi yapar.

Kumaşın çizgileri omuz dikişlerinde birbirine denk olmalı yakalardaki desenler birbirine paralellik arzetmeli omuzla kol desenleri birbirini tutmalıdır. Bütün bu ayrıntılar terzinin ustalığını gösteren işlerdendir.

Ceket ütüsü son yapılan işlerdendir ve özeldir. Herkes ceket ütüsü yapamaz. Cekete yapılan ütüleme ona son şekli vermedir. Ceket ütüsü bir heykeltıraşın mermere bir seramikçinin çamura şekil vermesine benzer.

Ceketin astarı da önemlidir. Örneğin kol ağzından ve ceketin eteklerinden astar görünmemelidir. Kalite astar kullanmak müşterinin tercihine bağlıdır. Ceketin kruvaze yandan yırtmaçlı arkadan tek yırtmaçlı tek düğmeli çift düğmeli ve üç düğmeli modelleri vardır. Pantolon dikiminde ölçü sağlam alınır. Pantolonda boy kemer basen ve paça genişliği gibi ölçüler alınır. Genellikle pantolon provası yapılmaz bir defa ölçü alınır ve kumaş buna göre kesilir ve dikilir. Yetmişli yıllarda İspanyol paça dar paçaduble paça gibi modeller vardı.

Tekstil sanayinin gelişmesi dikiş makinelerinin göz kamaştırıcı yeniliklerle çıkması seri üretimin tüketicinin her ihtiyacına karşılık verecek şekilde olması terziliğe olan rağbetin azalmasına ve eskiden aranılan kazancı bol olan bu mesleğin yavaş yavaş kaybolmaya başlamasına neden olmuştur. El emeği göz nuru ile yapılan her meslek gibi terzilik de teknolojiye yenik düşmüştür. Şimdi terziler genellikle pantolon paçası dikme elbise daraltma ya da fermuar dikme gibi işleri yapmaktadırlar.

1936 doğumlu ve 58 yıldır bu mesleğin içinde olan terzi Ekrem Şahinle meslek üzerine bir söyleşi yaptık.

- Ekrem Bey nerelisiniz? Terziliğe nasıl başladınız?
- Biz 93 yılı muhacirlerindeniz. Ailem Adapazarına gelip yerleşmiş. Ben 1936 yılında doğmuşum. Dört kardeşiz. Üç erkek bir kız. Ben erkek çocukların üçüncüsüyüm. Hayatta bir ben bir de kız kardeşim kaldık.1949 da İlkokulu bitirdim. Bir yıl sonraysa İstanbula göçtük. Yıl 1950-1951. Terzi çırağı olarak Fatih semtinde aaagahçılar sokağında terzilik yapan Fuat Tan ustanın yanında işe başladım.Askere gidene kadar onun yanında çalıştım.Askerlik dönüşü de yine Fuat Ustanın yanında devam ettim.

-Askerde mesleğinizle ilgili anılarınız yok mu?
-Olmaz olur mu ? Acemi birliği olarak topladılar bizi . Komutan terzi arıyormuş “İçinizde terzi var mı “ diye sordu.Bir adım öne çıktım. Yanıma geldi sağ elinin işaret ve orta parmağı ile makasın açılıp kapanma hareketini yaparak “kumaş kesebilir misin” dedi. “Evet keserim ve dikerim komutanım” dedim.Bir daha da ne içtima ne eğitim hiçbir şey görmedim. Mesleğim sayesinde asker arkadaşları ve komutanlarımın yanında itibar sahibi olmuştum. Ankara Etimesgutta bitirdim askerliği. Askerde terzi iken Rüştü Erdelhun Paşaya Fahri Gökdeniz Paşaya elbise diktim.

- Terzi ustaları çırak alırken nelere dikkat ederler?
- Zeki olacak temiz ve titiz olacak itaatkar olacak ve asla yalan söylemeyecek.

- Siz çırak iken neler yapardınız?
- Dükkana ustamızdan önce gelir temizliği yapardık. Kömür ütüsünün külünü döker temizler ütüye hazırlardık. Adapazarından İstanbula göç etmeden önce terzi yanında çıraklığa başlamıştım. Annem sabahları erkenden kalkar mısır ekmeği pişirir ve bir iki siyah zeytinle azığımı hazırlar elime verirdi verirken de “zeytini idareli ye” diye tembih ederdi. En büyük umudum bahşiş almaktı. Hiç unutmuyorum dükkanın karşısında ekmek fırını vardı. İlk bahşişimi almıştım. Hemen fırına gittim. Kar gibi bembeyaz ve sıcacık ekmekten aldım. Annemin verdiği mısır ekmeğini de aç sokak köpeğine verdim. Bense fırından aldığım ekmeği baklava niyetine yemiştim. Unutamadığım anılarımdan biri de Sakarya Nehri üzerindeki ahşap köprüden geçerken ağaç bağlantılar arasına sıkışmış kahverengi kağıt 2.5 lira bulmuştum. Bu 2.5 lirayı günlerce harcamış ama zor bitirmiştim.

- Kalfalıkta unutamadığınız anılarınız mutlaka vardır.

- Fuat Ustanın yanında üç kalfayız. Ceketin kolu takılacak. Usta bir yere gidecekti giderken de döne döne tembih etti: “Benim biraz işim var; gidip geleceğim sakın ceketin kolunu takmaya kalkışmayın” dedi. Diğer iki kalfadan kendimi daha iyi görüyordum. Dayanamadım ceketin kolunu taktım. Ütüsünü de yaptım. Askıya taktım ve ustamı beklemeye başladım. Fuat Usta geldi gördü bize dönerek “Bu ceketin kolunu kim taktı?” dedi. Kimseye söz bırakmadan “ben” dedim. Olmamış dedi ama söküp düzeltmedi de. İçimden olmamış olsaydı düzeltirdi diye geçirdim. O günden sonra ceket kollarını da takmaya başlamıştım.

- Neden olmadı dedi?
- O günler de ustalar kalfalarını övmezlerdi. Kendilerine güven gelsin istemezlerdi. Çünkü ben terziliği öğrendim diyen kalfa ya gider kendine dükkan açardı ya da ustasından aldığı haftalığına zam isterdi. 1956 yıllarında ustam bir elbise işçiliği olarak 55-60 lira alırdı.

- Kendi işinizi ne zaman kurdunuz?
- 1960 yılında kendi işyerimi açtım. Hala da devam ediyorum. Artık bırakmak istiyorum ama başka nerede oyalanırım. Kahve köşelerinde vakit geçirmektense kendi dükkanımda oturuyorum. Arkadaşlarım dostlarım geliyor.

- Terziliğin dünü ve bugünü için ne söylersiniz?

- İyi bir terzi bugün de iyi para kazanabilir reklamını iyi yaparsa tabii. İyi bir terzi 10-15 yılda yetişir. Bu hesaba göre terzi ustası olmak için bayağı uzun bir yol kat etmek gerekir. Şimdi çırak olarak işe başlayanlar ilk önce kaç para vereceksiniz diye soruyorlar.

Ekrem Ustaya teşekkür ederek bir başka usta Mevlüt Öztürkler ile buluşmak üzere dükkandan ayrıldım. Mevlüt Öztürkler ise uzun yıllar bayan terziliği yapmış halen çalışmaya devam eden bir ustamız. İlk sorumuzu soruyoruz

- Merhaba Mevlüt Usta kendinizden bahseder misiniz?
- 1938 doğumluyum.6 yaşında İstanbula göçmüşüz.7 yaşındayken Beyoğlunda Tel sokaktaki Atatürk İlkokulundan mezun oldum. Yaz tatillerinde ailem beni işe yolluyordu. İlkokul 2.sınıftan itibaren terzilik mesleğinde çırak olarak çalışmaya başladım. İlk ustam Bayan terzisi Nezahat Hanımdı. Okul bitince Tünelde yine bayan terzisi olan bir başka ustam Ermeni Madam Sarahın yanına girdim. Terziliğe bayan terzisi olarak başlamıştım ve öyle de devam ediyorum. Eskilerden birçok sanatçı Madam Sarahın müşterisi idi. Madam Sarah vefat ettikten sonra da bu tanınmış simaların birçoğu benim de müşterilerim oldular.

- Bir bayan elbisesi kaç metre kumaştan çıkar?
- İstenilen modele göre değişir. Ortalama 2 ile 9 metre kumaştan çıkar. Kumaş tek en ise 9 metreden çift en ise 4.5 metre kumaş gider. Bu durum abiye ve gece elbiselerinde böyledir.

- O meşhur sanatçı müşterileriniz kimlerdi birkaç isim verebilir misiniz?
- Müzeyyen Senar Türkan Şoray Fatma Girik Safiye AylaHamiyet Yüceses gibi isimler…

- İlk işyerinizi nerede açmıştınız?
- Beyoğlu Küçükparmakkapı sokaktaydı. 1980 yılında ise dükkanım Osmanbeydeki Rumeli Caddesi üzerindeydi.

- Terzilik mesleği hakkında neler söylemek istersiniz?
- Bu mesleğin ilk ustaları büyük oranda azınlıklardan çıkardı. Tüccar terziliğin babası da Yahudilerdir. Bunlar mesleğin hem ticaretini hem de terziliğini yaparlardı. 1952-1954 yılları arasında azınlıkların ülaaai terk etmesi ile birlikte terzi ustası sayısında gözle görülür bir azalma olmuştur. Azınlıklar arasında öyle ustalar vardı ki hiç makine kullanmazlardı. El iğnesini öyle maharetle kullanarak dikiş dikerlerdi ki siz makine ile dikilmiş zannederdiniz.

- Terzilerin kollarına taktıkları topuz gibi şey nedir?
- Dirsekle omuz arasına takılır adı “iğneliktir”.Amaç prova yaparken kolayca toplu iğne almaktır. Bunu kolumuza taktığımızda iğne arama sorunumuz kalmaz. Bizim zamanımızda overlok makinesi pek yaygın değildi. Kumaş kenarlarına “kalevirik” dediğimiz çapraz şeklinde dikiş yapardık. Dikiş yaparken dikiş diktiğimiz elimizin orta parmağına mutlaka dikiş yüksüğü takarız. Yüksük olmazsa parmağımız delik deşik olurdu. Terziliğe ilk adımını atan bir çırağın bu orta parmağını avuç içine doğru kıvırarak bir parça bezle bağlarlardı. Buradaki amaç parmağın yüksüğe alışmasını sağlamaktı.

Terzi dikiş çeşitlerinde bir de “kazayağı dikişi” vardır. O da erkek veya bayan pantolonu ceketlerde tayyörlerde katlım yerlerine yapılır. Şimdi ise baskı makineleri var. Baskı makineleri ise dikişin kumaşın üstünden görünmeyip iç kısmından görünmesini sağlar ve öyle diker. Bu baskı makinesi iğneyi öyle ustalıkla kullanır ki ipliği kumaşın kalınlık aralığından geçirerek dikişin görünmemesini sağlar. Yaptığı bir bakıma gizli dikiştir.

Yeni çıkan bir başka makine ise “reşme” makinesidir. Bu makine trikoların ve penyelerin etek ve kol ağızlarını diker. Şimdi geliniz el emeğiniz ve göz nurunuzla bu teknoloji harikaları makinelerle yarışınız. Mümkün değil!

- Mesleğinizle ilgili ne söylersiniz?
- Köroğlu yüzyıllar önce “silah icat oldu mertlik bozuldu” demiş. Bana sorarsanız mesleğimle ilgili bir şikayetim yok. Dünyaya yeniden gelsem yine terzi olmak isterdim. Ama kırk yıl önceki terziliğimi. 1956dan 1983 yılına kadar olan zaman diliminde [hastalandığım zamanlar hariç hiçbir müşterime mahcup olmadım. 5 yıldan beri de elbise tamiratı yapıyorum ve fırsat çıktıkça dikiş dikiyorum. Aktif terzilik hayatımda Arife ve Bayram tatilleri dışında tatil yapmadım çünkü mesleğime gönülden bağlıydım.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


 
Forum Stats
Üyeler: 65,765
Konular : 239,248
Mesajlar: 426,680
Şuan Sitemizde: 280

En Son Üye: RMatthies

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:27.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.