Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Muzik Muhabbet > Müzik Muhabbetleri
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

Muzik Muhabbet kategorisinde ve Müzik Muhabbetleri forumunda bulunan Türk Müziğindeki Telli Çalgılar konusunu görüntülemektesiniz.
Türk Müziğindeki Telli Çalgılar ÇartarAcem diyãrında, Şeyh Safînin gözetiminde Kemâl Ãhî tarafından télif edilmiş olduğu söyleniyor. İsminden de anlaşılabileceği gibi, ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 15-09-2008, 18:16
 
Standart Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

ÇartarAcem diyãrında, Şeyh Safînin gözetiminde Kemâl Ãhî tarafından télif edilmiş olduğu söyleniyor. İsminden de anlaşılabileceği gibi, Çartarın dört telli ve perdeli bir saz olduğu düşünülmektedir. Evliyã Çelebi, Çartar gibi dört telli olan ve Türkmenler arasında yaygın olan Şarkî adında bir başka saz da zikretmektedir, ki bu çalgının Bosna-Hersekte bilinen Sargija olması muhtemeldir. Oysa, günümüzde Çartar tedãvülden kalkmış görülüyor. Evliyã Çelebi, bir de, Arapgirli Şükrullah Beyin télifi olan, Rüdã isimli, Çartara benzeyen, beş telli, perdeli, levendãne bir sazın, kendi zamãnında îcãdedildiğini yazmaktadır. Günümüzde, beş telli benzer bir çalgı günümüz Özbekleri arasında yeğ tutulmakta imiş.

Çeng
Süleyman Peygamber zamanında Fisagor tarafından îcãdedildiği, fil hortumu şekline sãhip 40 telli dikey bir çalgı olduğu, dinleyene hayat ve zevk aşıladığı söylenmektedir. Mısır, Fars, Hint ve Çin medeniyetlerinde, bu çalgının akrabãsı olduğunu anladığımız tãrihî çalgılara çokça rastlanmaktadır. Çengin, Batı Müziğindeki Arp adlı çalgının atası olduğu anlaşılmaktadır. Onun, İbn-i Gaybî zamanında 17, Amasyalı Şükrullah zamanında 24 telli olduğunu öğrenmekteyiz. Bununla berãber, Manisada îcãdedildiği söylenen 24 telli Muğni adlı bir çalgı da, yassı yüzlü ve kambur gövdeli dik bir saz olan Çenge benzemektedir. Evliyã Çelebinin tãrif ettiğine göre, Nîhãnî Çelebinin saznãmesinde yer vermediği Muğni, Tire, Manisa, Aydın, Saruhan, Karabiga, Sığla ve Menteşe yöresince çokça bulunan levendãne bir müzik ãleti; başka kaynaklara göre ise, Safiyüddin Urmevînin Rebab, Kãnun ve Nüzhe gibi çalgıların özelliklerini birleştirerek Îranda geliştirdiği 39 telli bir saz olmaktadır.

Çeşde
Selânikli Benlişahın îcãdı olduğu hâlde, Çöğür gibi beş kirişli, ancak kısa saplı ve sık perdeli, küçük ve yuvarlak karınlı, gür sesli bir saz olduğundan bahsedilmektedir. İstanbul-Balat çingeneleri arasında yaygın olduğu söyleniyor. Günümüzde tedãvülden kalkmıştır.

Çöğür
Germiyan beyi Kütahyalı Yãkup Germiyãnînin îcãdı olduğu söylenen bu çalgının, tahta göğüslü, beş ya da altı telli, yirmialtı perdeli, büyük gövdeli bir saz olduğu ve Yeniçeri Ocağına mahsus olduğu söylenmektedir. SûndarHamdioğlu Şemsi Çelebinin télif ettiği söylenen, Yûnkar (Yonkar) adlı, üç telli bir sazdan bahsedilmiştir, ki harem ağalarının çaldığı söylenen bu ãletin büyüğüne Çöğür denmekteymiş. Yunan Müziğinde Kithãrã adlı çalgıya benzeyen bu sazların her üçü de artık tedãvülden kalkmıştır.

(Sürder) adlı bir Kürt çalgısının da, tıpkı Çöğür gibi bir saz olduğu, ancak gövdesine on tãne demir tel bağlandığı ve güzel yakıcı bir ses verdiği söylenmektedir.

Kãnun
Müellifi belirgin değildir. Bãzı iddialara göre Fãrãbînin, diğerlerine göre İbn-i Halleganın îcãdıymış. Çenge bezerliğiyle dikkat çeker, ancak aksine yatay çalınır. Pãdişah huzurunda rağbet gören, diz üstüne konup iki elin parmaklarındaki bağa ile çalınan, iki köprüsü arasına 9 ilâ 60 mãdenî tel gerilen üçgenimsi bir saz olduğundan sözedilmektedir. Ayrıca, Safiyüddin Urmevînin îcãdı olduğu anlaşılan, üçer üçer gerili 81 telden müteşekkil Nüzhe, yapısal özelliği îtibãriyle Kãnun ile özdeştir 7. Gãyet eski bir çalgı olduğu anlaşılan Kãnunun, İstanbulda 15. yüzyılda revaçta olduğundan, ancak 18. yüzyılda kullanımının seyrekleştiğinden, 19. yüzyıl sonrasında ise tekrar tedãvüle girdiğinden bahsedilmektedir. Oysa, Kãnunun 18. yüzyılda bilhakis revaçta olduğuna dair görüşler de vardır 12. Kãnun, Batı Avrupada Klavikord, Klavsen, hatta Piyanoforte gibi çalgıların atası; Avusturyada Zither, Macaristanda Simbalon ya da Dulçimer, Doğuda Santur, Biva ve Koto gibi çalgıların akrabãsıdır. Batıda Kanon yãhut Psalteri adlarıyla tanımlanmaktadır. Eskiden perde ayarları, tellerin kenarına sol elin başparmağı ile basılarak yapılmakta iken, günümüzde, 19. yüzyılın ikinci yarısından beri yürürlükte olan mandal sistemiyle berãber, üçer üçer gerili 72, 75 veya 78 telden müteşekkil kãnun modeli kullanılmakta ve bu meşhur ãlet, her iki elin işãret parmaklarına takılan yüksüklere sıkıştırılmış bağdan mızraplarla çalınmaktadır. Güncel Geleneksel Türk Mûsîkîsi topluluklarının vazgeçilmez bir sazıdır.

Kopuz
Sultan II. Mehmetin vezirlerinden Hersekzãde Ahmet Paşanın îcãdı olduğu söylenmektedir. Üç telli bir saz olduğundan, Bosna, Budin, Kanlıcı, Eğre ve Temeşvar gibi yörelerde çokça çalındığından bahsedilmektedir. Evliyã Çelebi, mizãhî bir üslupla aygır gibi kişneyen levendâne şeştar yavrusu dediği bu çalgıya Anadoluda hiç rastlamadığını ifãde etmektedir; ki bu bilgiler, Türklerin ata çalgısı olduğu iddia edilen Kopuz sözkonusu olduğunda hayli ilginçtir. İbn-i Gaybîye göre ise, 15. yüzyılın başında, özellikle nãzım ve nesir türünden Türk masallarına eşlik etmede kullanılan ve muhtemelen günümüzde Bağlama, Bozuk ve Meydan Sazı 7 olarak bildiğimiz türlere benzeyen OzanKüpüz-u Rûmî adlı deri karınlı ve beş çift telli bir Anadolu sazı mevcuttur. Bundan başka, bir de Karadüzen adı verilen bir tür vardır ki, Evliyã Çelebi bu sazın, Kãnûnî Sultan Süleymanın hışmından korkup Anadoluyu terkeden şehzãde Bãyezid ile berãber Acem diyãrına sığınan Kuduz Ferhat isimli bir müellifin îcãdı olduğunu, Tanbura şeklinde, üç kirişli, sürãhi gövdeli ve perdeli bu çalgıyı ismi geçenin Isfahanda peydah ettiğini ve bilhassa taşralı ayakkabıcılıar arasında yaygın olduğunu yazmaktadır. Kopuzun Macaristanda kullanılan Kobza adlı çalgıya, Karadüzenin, Arnavutlukta kullanılan Düzen adlı saza denk olması muhtemeldir. Evliyâ Çelebi, ayrıca Muğlada îcãdedildiğini zikrettiği BarbutOklu Kopuz veya Yaylı Kopuz gibi yaylı çalgıları belirtmede kullanılmaktadır.

adlı bir Türk sazı yanısıra, bir de (Berbat) adında kopuz-vãrî bir sazdan bahsetmektedir; ki yazılana göre, bu çalgının düz bir sapı, kiriş tellerinin her iki yanında ayrıca mãdenî telleri ve tellerden aşağı dört burgusu varmış. Orta Asyada ise Kopuz, özellikle Kırgız, Altay ve Kuzey Türkleri arasında.

Santur
Evliyâ Çelebi adını vermişse de tanımlamamıştır. Ses tahtası üzerine mâdenî teller gerili bir İbrãnî çalgısı olduğundan bahis vardır. Kãnunun akrabãsı olduğu açıktır. Eskiden ibrişim teller ile çalınmakta imiş. Tevratta PsanterinSantur kelimesi buradan kök almıştır. Safiyüddin Urmevîye ait olduğu söylenen Nüzhe adlı çalgının 7, Santurdan türemiş olduğu kabûl edilmektedir. Santurun, 11. yüzyıldan sonra, çeşitli tasarılarda Avrupaya yayılmış olduğu ve özellikle Macaristanda, gümüş sarmalı çelik tellere sãhip Dulçimer adlı çalgının oluşumunu tetiklediği anlaşılmaktadır. Bugün, dünyadaki etnik-otantik sazlar arasında en önde gelen bir çalgı ãilesini Santurgiller oluşturmaktadır. İkizkenar bir yamuk şekline sãhip olan geleneksel Türk ve Îran Santurları, üçer üçer gerili olan 72 sarı pirinç tele, ucu keçe yãhut tülbent sarılı zahmeler (veya mızraplar) ile vurularak çalınır. 19. yüzyıl sonuna gelindiğinde, İstanbulda Alla Turka ve Alla Franga şeklinde iki tür Santur kullanılmıştır. Hamãilî Santur da denilen Alla Franga Santur, beşer beşer gerili, üç oktavlık kromatik ses alanına sãhip 160 telden, Alla Turka Santur ise, iki buçuk oktavlık noksan bir ses sistemine sãhip üçer üçer gerili yaklaşık 96 telden müteşekkildir. Bu ãleti geliştirebilmek üzere sarfedilen bir takım çabalara rağmen, 20. yüzyılda yeterince rağbet görmeyen Santur, artık Geleneksel Türk Mûsîkîsi çalgı topluluklarında kullanılmamaktadır.

Şeşhãne
Şirvanlı Rızãeddinin îcãdetmiş olduğu söylenen, ud gibi burgu yerleri eğri, ancak uzunca saplı, perdesiz, balık kursağından ya da ibrişimden yapılan altı telli bir çalgı imiş. Anlaşıldığı kadarıyla, zor bir ãlet olduğu hâlde, tüm makamlar çalınabiliyormuş. Günümüzde tedãvülden kalkmıştır.

Şeştar
Tebrizli Ali Hanın îcãdettiği söylenen bu sazın, Çartar gibi perdeli, ancak isminin de işãret ettiği gibi altı telli olduğu yazılıdır. Deriden karınlı Şeştar, günümüzde Îran, Azerbaycan ve Kafkasya yöresinde kullanılmakta imiş. İbn-i Gaybînin tanımladığına göre, farklı ebatlarda Uda benzeyen üç ayrı türü varmış ki, bunların telleri, çifter çifter akord edilirmiş.

Tanbur (Tanbura)
Birkaç çeşidi olan uzun saplı ve mâdenî telli meşhur sazdır. Türk Tanburu denilen çeşidi günümüzde en çok bilinenidir. Bir diğer çeşit ise, Şirvan Tanburu olmaktadır. İbn-i Gaybîye göre, ilkinin gövdesi daha küçük ve sapı daha uzun idi ve buna iki ya da üç kiriş tel takılırdı. Diğeri de iki telli olmakla berãber, armut şeklindeki gövdesiyle Türk-Îran sanatında çokça resmedilmiştir. Fãrãbî, Horasan Tanburu adını verdiği bir başka türden sözetmektedir. Yunanlıların İçitali adını verdikleri iki telli tanburun 18. yüzyıl ortalarına kadar revaçta olduğunu anlamaktayız. Bunun dışında, Kütahyalı İftedlioğlunun télif ettiği söylenen Tel Tanbur zikredilmektedir, ki zampara çalgısı olduğu, mahalle aralarında kadınları pencerelerden sarkmaya dãvet ettiği, üç teli bulunduğu ve muhtemelen mızrapla çalındığı ifãde edilmiştir. Günümüzde, yarısı bakır yarısı çelik olmak üzere 8 telli olan Tanbur, bağa adı verilen kaplumbağa kabuğundan bir mızrap ile çalınmaktadır. Geleneksel Türk Mûsîkîsinin vazgeçilmez sazı Tanbur, Batıda Pandor diye anılmaktadır.

Ud
Fisagor veya Eflâtun tarafından îcãdedildiği rivãyet edilen Ud, Fãrãbîye, Amasyalı Şükrullaha ve İbn-i Gaybîye göre, ibrişimden 5 telli, armut şeklinde, perdeli, kısa kollu, burgu kısmı kıvrık bir sazdır 7. Evliyã Çelebiden anladığımıza göre, onun zamanında Tanbur halk tarafından daha çok sevildiği için, Ud pek revaçta olmayan bir çalgı idi. 11 ilâ 13. yüzyıllar arasında Endülüs Müslümanları ve Hıristiyan haçlı seferleri aracılığı ile Avrupaya tanıtılmış olan Ud, 19. yüzyılda Lâvta . adında ve şeklinde Anadoluya dönmüştür, ki beşli aralıklarla akordedilmiş 4 tãne çift tele sãhip olan tampere perdeli Lâvtanın gelişi, zãten bilinen Udun yapısını dönüştürmüş, Ud, bugün bildiğimiz, perdesiz ve 11 telli şekle bürünmüştür

Yelteme (Yeltme)
Şemsi Çelebinin îcãdettiği söylenen Yelteme, tanbur cüssesinde, ama daha kısa boylu ve çift bamlı, kiriş telli bir saz olarak geçiyor, ki hâl-i hazırda Îran, Kafkasya ve Türkistan coğrafyasında sevilen bir saz olduğunu öğreniyoruz.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 01-11-2010, 15:15
 
Standart Cevap: Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

Kanun, daha çok Ortadoğu ülkelerinde ve Türkiye'de kullanılan telli bir çalgıdır. Eski Mısırlılar'ın ve Sümerler'in çalgıları arasında kanunun atası sayılabilecek telli çalgılar var­dı. Ünlü bilgin Farabi'nin bu çalgılardan yola çıkarak kanunu geliştirdiği söylenmektedir.
Farabi'den sonra Araplar'ın geleneksel çal­gı takımında seçkin bir yer tutan kanun, gene bir doğu çalgısı olan santurla ve batı çalgısı klavsenle akrabadır. Çeşitli ülkelerde değişik boyutlu kanunlar kullanılmasına karşın tel sayısı dışında, kanunların temel özellikleri değişmez. Kanunun dik yamuk biçimindeki gövdesi ahşaptır. Dik kenara bitişik ve üzeri deri gerili bir bölüm vardır. Köprü de denen uzun eşiğin ayakları, bu gergin deri üzerine basar. Dik kenardaki deliklere bağlanan tel­ler, eşik üzerinden geçirilerek eğik kenardaki burgulara sarılır. Böylece teller uzun kenar ile kısa kenar arasında birbirine paralel bir bi­çimde gerilmiş olur ve tellerin boyu buna göre uzun kenardan kısa kenara doğru azalır. Tellerin akordu, burguların özel bir anahtar yardımıyla sağa ya da sola döndürülmesiyle yapılır. Tellerin çoğu üçer üçer, pes yöndeki birkaçı ise ikişer ikişer bağlanır. Eskiden bağırsaktan yapılan teller, günümüzde nay­londan yapılmaktadır. Kanunda, aynı telin daha tiz ya da daha pes ses çıkarmasını sağlamak için başka hiçbir telli çalgıda bulun­mayan bir mandal düzeneği vardır. Burgular­dan hemen önceki dip eşiklere bitişik olarak sıralanan ve tellerin hemen altında bulunan küçük mandallardan her biri kaldırılıp indiri­lerek tellerin tiz ya da pes ses vermesi sağlanır. Tellerin çoğu için metalden yapıl­mış ortalama dokuz mandal yerleştirilir.
Kanun oturarak ya da bağdaş kurarak çalınır. Bunun için iki diz üzerine yatay olarak konur. Her iki elin işaret parmağına takılan metal yüzüklere sokulan iki mızrapla tellere dokunularak çalınır. Mandalı indirmek ya da kaldırmak gerektiğinde, sağ elle çalma işi sürdürülürken, sol elle mandalın konumu değiştirilir. Mızraplar bağa, fildişi ya da boy­nuz gibi maddelerden yapılır. Kanun çalan sanatçıya "kanuni" denir.
Günümüzdeki klasik Türk müziği topluluk­larının vazgeçilmez çalgılarından olan kanun, gerek akordunun bozulmaması, gerek tel sayısının çok olması nedeniyle, değişmez sesli akort çalgısı olarak kabul edilir; öteki tüm çalgıların akordu, kanununkine uydurulur.
17. yüzyılda bir süre kullanıldıktan sonra rağbet görmeyip bırakılan kanun. Kanuni Hacı Arif Bey gibi büyük bir kanun sanatçısı­nın etkisiyle, yeniden ilgi gördü ve yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Mandal düze­neği gitgide geliştirilerek bugünkü yapısına kavuşan kanun, Türkiye'de yaklaşık üç buçuk oktavlık bir ses alanına sahiptir.


  #3  
Alt 01-11-2010, 22:48
 
Standart Cevap: Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

Hegit

Türk halk müziğinde kullanılan ve yapımı yörelere göre değişiklik gösteren Orta Asya kökenli yaylı bir çalgının ortak adıdır. Malatya, Gaziantep, Şanlıurfa, Teke yöresi, Çukurova ve Kastamonuda çalınsa da çoğu yerlerde neredeyse tamamen unutulmuş ve en fazla kullanıldığı Teke yöresinde dahi kaybolma sürecine girmiştir. Yörük kemençesi, tırnak kemane, egit gibi adlarla da anılır. Su kabağından veya ağaçtan yapılabilir. Su kabağı dikine kesilerek üzerine deri gerilir ve kabağın sapı da çalgının kolunu oluşturur. Ağaçtan yapılan hegit ise Karadeniz Kemençesiyle birlikte Türk halk müziği yaylı çalgılarının tahta kapaklılar sınıfına girer. Görünüş ve icra bakımından Geleneksel Türk Sanat Müziğindeki klasik kemençeyle yakın benzerlik gösterir. Dış formu armudidir. 45 cm uzunluğunda ve 11–12 cm genişliğindedir. Gövdesi dut, ardıç veya erik ağacından oyulur. Kapak için sedir, ladin, akçam gibi ağaçlar tercih edilir. Burguların altında üst eşik yoktur. Teller doğrudan burgulara bağlanır. Eskiden bağırsak tel kullanılırken günümüzde bağlama telleri kullanılmaktadır. Teller üzerine basılarak değil, tırnaklar yan taraftan tele değdirilerek çalınır. Çok seslilik özelliği vardır. Orta tel dem tutar. Beşli akortlanır. Ses alanı 2,5 oktavdır. Çalınmasının çok zor olması gittikçe unutulmasındaki başlıca etken olmuştur. Günümüzde Fethiyeli THM sanatçısı Bayram Salman ve aynı bölgeden birkaç mahalli sanatçı tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır.


  #4  
Alt 01-11-2010, 22:48
 
Standart Cevap: Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

Bariton (çalgı)

Bariton, viyola da gamba (viyol) adıyla anılan yaylı çalgılar ailesiyle yakın akraba olan ve 18. yüzyılAlmanya'nın güneyi ile Avusturya'da kullanılmış bir çalgıdır. boyunca
Baritonda, tıpkı viyola da gamba gibi akort edilen ve yayla çalınan 6-7 adet bağırsak tel dışında, çalgı sapının açık olan arka tarafı boyunca uzanan 9-28 adet metal tel de bulunur. Çalgının çalınması sırasında akustik rezonans göstererek sesin daha güçlü, berrak ve canlı çıkmasını sağlayan bu sempatik teller, notaları basan sol elin baş parmağı ile de çalınabilirler. Bunun dışında, yayı kullanan sağ elle çalınabilen üçüncü bir tel grubunu içeren baritonlar da üretilmiştir.

Adlandırma

Bariton, çeşitli dillerde pek çok başka adla da anılagelmiştir; bu adlar şöyle sıralanabilir:
  • barydon, paradon, paridon, pariton
  • viola paradon, viola di bordoni, viola di bardone (İtalyanca), Viola di Bordone (Almanca)
Başka bir ad ise, sempatik tellerin çalgının sesine yaptığı olumlu katkıya vurgu yapan viola da gamba d´amore'dir.
Bir hikayeye dayandırılarak "doğru adı" olduğu vurgulanan ise, viola di pardone (af viyolası)'dir. Bu hikayeye göre, hayran olunası bu çalgıyı bir suçlu, İngiltere'deki bir zindanda idamını beklerken icat etmiştir. Suçluyu çalgıyı çalarken duyan Lord ise çok etkilenir ve onu hemen affeder.

Tarihçe

Baritonun İngiltere'de Daniel Farrant tarafından icat edildiğine ilişkin bir bilgi varsa da bu tartışmalıdır. Zira, bariton benzeri çalgıların 17. yüzyılın başlarında Almanya (1618 civarı) ve İngiltere'de (1609 civarı) varolduğu bilinmektedir.
Bugün için yapımcısı bilinen en eski bariton, Magnus Feldlen tarafından 1647'de Viyana'da üretilmiş olandır.

1700 yılı civarında, bariton için IX Partie adlı bir grup beste Johann Georg Krause tarafından bestelenmiş ve Württemberg Dükü'ne ithaf edilmiştir.
18. yüzyılın son dönemlerinde, Attilio Ariosti ve Johann Joseph Fux'un bu çalgı için besteleri Viyana Opera Evi'nde seslendirilmiştir.

Yapımı ve icrası oldukça karmaşık olan baritonun günümüzde unutulmamış olmasındaki en önemli pay ise, bu çalgı için en fazla eseri bestelemiş olan Joseph Haydn'dır. Haydn, bu çalgıyı hem çok seven, hem de çalabilen patronu Prens Nikolaus Esterhazy için, 1765-1778 arasında ve çeşitli oda müziği kombinasyonlarında 175 kadar beste üretmiştir. Bunlar arasında bariton-viyola-viyolonsel için üçlüler 126 adet beste ile en fazladır ama iki bariton için ikililer, bariton-keman-viyolonsel için üçlüler, bariton-korno-viyola-viyolonsel için dörtlüler ve bariton-korno-keman-viyola-viyolonsel-kontrabas için altılılar gibi besteler de bulunur. Prens'in saray orkestrasında bariton çalan en az beş müzisyen olduğu ve Luigi Tomasini, Joseph Pucksteiner, Anton Kraft ve Anton Neumann gibi başka bestecilerin de bu çalgı için oda müziği eserleri bestelediği bilinmektedir. Ayrıca, yine Esterhazy saray orkestrasından Andreas LidlParis ve Londra'ya geziler düzenleyerek konserler verdiğine ilişkin kayıtlar bulunmaktadır.

19. yüzyıl boyunca popülaritesi giderek azalan ve yüzyıl sonunda artık konserlerde nadiren çalınan bariton, 20. yüzyılda tekrar dikkate alınmaya başlanmıştır. Kimi bestecilerin yeni besteler üretmesinin yanında, 1992'de, amacı bariton üzerine araştırmaları ve bu çalgının icrasını teşvik etmek olan Uluslararası Bariton Cemiyeti kurulmuştur.

Fiziksel özellikler

Tarihteki ilk tanımlarında "sesinin daha iyi çıkması için metal teller eklenmiş bas viyol" diye bahsedilen baritonda, çok geniş olan çalgı sapının "üst manuel" olarak bilinen ön tarafında tıpkı viyola da gamba gibi akort edilen ve yayla çalınan 6-7 adet bağırsak tel, "alt manuel" olarak bilinen ve açık olan arka tarafında ise yine sap boyunca uzanan 9-28 adet metal tel bulunur. Çalgının çalınması sırasında akustik rezonans göstererek sesin daha güçlü, berrak ve canlı çıkmasını sağlayan ve bunun için de sempatik tel olarak adlandırılan metal teller, notaları basan sol elin baş parmağı ile de çalınabilirler. Bunun dışında, yayı kullanan sağ elle çalınabilen üçüncü bir tel grubunu içeren baritonlar da üretilmiştir.
Bahsedilen bu genel özellikler dahilinde, bugün için üç temel bariton çeşidi bilinmektedir: barok, klasik ve "yeniden canlanma" (İng., revival) dönemi.
  • Barok baritonun üst manuelinde altı adet bağırsak tel ve yedi adet de perdefret) bulunur. Arka manueldeki tellerin sayısı ise zaman içinde değişmiştir: ilk başlarda dokuz adet ve bas perdeli (İng., pitch) metal tel bulunurken, sonraları hem tel sayısı, hem de tellerin perde aralığı artmıştır. (İng.,
  • Klasik bariton, 1760'lar ve '70'ler boyunca Esterhazy saray orkestrasında yaygın olarak kullanılan bariton çeşididir. Üst manuelde yedi adet, alt manuelde ise 15 ya da daha fazla sayıda tel bulunur. Alt manuel tellerinin her biri ayrı köprülerebridge) bağlanır ve sap ucundaki akort kulakları ile akort edilir. 17. yüzyılın sonuna doğru, alt manueldeki tel sayısının 44'e kadar çıktığı kimi baritonlar kullanılmıştır.
  • "Yeniden canlanma" dönemi baritonu ise klasik baritona çok benzer ama daha ağır bir çalgıdır ve tarihteki yerini de kısa bir süre sonra daha hafif çalgılara bırakmıştır.
"Kralların enstrümanı" olarak bilinen bu çalgının çoğu örneğinde dekoratif oymalı süslemelerin zengin olduğu olduğu görülür. Sap ucunun sıklıkla bir insan başı şekline oyulmuş ve boyanmış hali ile fildişi, abanoz ya da sedef kullanılarak yapılmış kakmalar sık görülen süslemelerdir


  #5  
Alt 01-11-2010, 22:59
 
Standart Cevap: Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

Telli Çalgılar - Süperstrat






Ibanez JEM 7VWH model bir süperstrat gitar

Süperstrat (veya bazen kullanılan şekli ile süper strat veya süper-strat), elektrik gitarlarınFender Stratocaster model gitarlardan yola çıkarak günümüz gitaristlerinin istekleri doğrultusunda zaman içinde şekillen bir gitar türüdür. öncülerinden olan
Süperstrat gitar tiplerinde Fender Stratocaster gitarlardan farklı olarak daha sivri uçlu şekiller, modern tasarımlı gövde / sap yüzeyleri, farklı tonda ağaçlar, daha fazla sayıda perde ve özellikle humbucker olarak adlandırılan çift sarmalı gitar manyetikleri ile beraber Floyd Rose tremolo sistemlerinin kullanıldığı görülmektedir. Bu gitarlar ana hat olarak Stratocaster modellerinden yola çıksa da zaman zaman son görünüş itibarı ile klasik Stratocaster tip gitarlardan oldukça farklı biçimlerde olabilmektedir.
Süperstrat kelimesinin tam olarak açılımı bulunmamakla birlikte, bu kategoriye giren gitarların isimlendirilmesi gitarist müzisyenlerin ve gitar yapımı konusunda otorite sahibi kişi ve kurumların (örneğin gitar üreticilerinin) görüşüne bağlıdır. Genel olarak bir gitarın ana hatlarının Fender'in Stratocaster modeline benzemesi o gitarın süperstrat olarak tanımlanması için yeterlidir. Ancak gitarın yapısında kullanılan malzemelerin özellikleri ve manyetiklerinin yüksek ses çıkış gücüne sahip olması sebebiyle süperstrat gitarlar genelde heavy metal ve türevi müziklerde kullanılmaktadır.
Tarihçe






Süperstrat gitarların ilk seri üretim modellerinden olan 1987 yapımı bir Jackson Soloist gitar

1980'li yılların başlarında gelişmekte olan heavy metal müzik ile beraber gitaristler daha değişik şekillerde ve en önemlisi farklı çalınabilirlikte (daha kolay çalınabilen ve yüksek çıkışlı amfilerde daha tok ses verebilen) gitarlar için arayışa girmişlerdir. Bu yıllarda Ritchie Blackmore, Uli Jon Roth ve Dave Murray gibi birçok gitarist halihazırda Stratocaster modelleri kullanmakta iken; aslında bu gitarlar çalan ünlü müzisyenlerin istekleri doğrultusunda özelleştirilmişlerdir.





Eddie Van Halen tarafından yapılan ilk süperstrat model gitar. Van Halen gitara esprili bir biçimde Frankenstrat adını vermiştir.


Gerçek anlamda ilk süperstrat tipi gitarı kullanan ve geniş kitlelerce bilinen ilk müzisyen Eddie Van Halen'dır. Klasik tarzda bir Fender Stratocaster gitarın sapını daha ince ve 22 perde olan bir sap ile değiştiren Van Halen, bu gitarın üzerine normal stratocaster modellerinde görülmeyen ve bir Gibson marka gitardan aldığı humbucker manyetiğini eklemiştir. Bu gitar ilk kez ilk Van Halen albümü olan ve 10 Şubat 1978 çıkışlı Van Halen albümünde kullanılmıştır ve albümde resmi de bulunmaktadır.
Daha sonraki yıllarda birçok gitarist Van Halen'ın yolundan giderek gitarlarını özelleştirmiştir. Gitar yapımcıları arasında ise Jackson Gitarları'nın sahibi Grover Jackson'un 1981 yılında bile gitaristler için süperstratlar ürettiği birçok kaynakta belirtilmiştir . Daha sonraları Jackson tarafından gitaristler için elde yapılan bu gitarların ortak özellikleri birleştirilerek ilk seri (fabrika) üretimi süperstrat modellerinden biri olan Jackson Soloist serisi yaratılmıştır.
1983-1984 yıllarından itibaren, Kramer, Jackson, Charvel, Yamaha, Aria, Ibanez ve Hamer. Bu dönemde atılımda olan heavy metal müziği sonucu doğan süperstrat gitarlar ile birlikte çok sayıda yeni-akım gitar virtüözü piyasada adını duyurmaya başlamış; böylelikle elektrik gitarlarda hız ve çalınabilirlik daha ön plana çıkarak daha seri ve hızlı çalınabilen çok yönlü gitar sapları ve tremolo bileşeni önem kazanmıştır. gelişmekte olan müzik piyasasından gelen istekler doğrultusunda seri süperstrat üretimine başlamışlardır
İlk seri üretim süperstrat gitarı kimin ürettiği tam olarak belli değildir ve günümüzde bu konuda tartışmalar hala sürmektedir; zira süperstrat tanımı daha önce de belirtildiği gibi kişiden kişiye değişmektedir. Ancak gitar tarihçileri tarafından şu gitarlar ilk seri üretim süperstratlar olarak tanımlanmaktadır:
  • Kramer Baretta (1983-1991) — üzerinde orjinal Floyd Rose tremolo, bir adet açılı humbucker manyetik olan ve genel hatları ile tipik bir stratocaster modelini andıran seri üretim gitarı.
  • Dean Bel Aire (1983-1984) — üzerinde iki adet tek, bir adet çift (humbucker) sarmalı manyetik bulunan 22 perdeli ve Fender tipi tremololu bir seri üretim gitarı. Yanlızca 1 sene boyunca üretilmiştir.
  • Jackson Soloist (28 Ağustos 1984 tarihinden beri üretimdedir) — üzerinde iki adet tek, bir adet çift (humbucker) sarmalı manyetik bulunan, yekpare gövdeli, 24 perdeli ve Floyd Rose / Kahler tremolo sistemine sahip bir seri üretim modeli. Bu gitarların üretimi günümüzde de sürmektedir.
Stratocaster modeli temel alınarak geliştirilen ve popülerliği gün geçtikçe artan bu süperstrat modellerinin etkisiyle, Stratocaster modelinin sahibi ve tek yasal üreticisi olan Fender firması da 1980'li yıllardan itibaren kendi süperstrat modellerini oluşturmaya başlamıştır.

Günümüzde süperstrat gitarlar

1990'lı yılların başlarından itibaren, hızlı çalınan ve çoğu zaman virtüöz becerikliliğinde sololar içeren heavy metal gitarların yerini, özellikle Nirvana ve Alice In Chains gibi grupların popülerlik kazandırdığı grunge müziğinin temel taşı olan ritm gitar ağırlıklı bir tarz almaya başlamıştır[6]. Bu dönemde süperstrat gitarların da popülerliği ciddi biçimde azalmış ve sonuçta birçok süperstrat üreticisi ya iflas etmiş ya da başka ürünlere yönelmeye mecbur kalmışlardır.
Müzikteki tüm değişimlere rağmen günümüzde süperstrat üretimi devam etmektedir. Bazı süperstrat gitarlar günümüze uygun hale gelecek şekilde evrim geçirmiştir; örneğin Ibanez tarafından 7 ve 8 telli süperstratlar ve RG serisi gitarlar seri olarak üretilmektedir. Yine bir Japon firması olan ESP, Amerikan firmaları Washburn, Jackson, Fender, B.C. Rich, Güney KoreliCort halen farklı süperstratları seri olarak üretmektedirler. bir firma olan
Günümüzde seri olarak üretilen süperstrat gitarlar oldukça farklı donanımlar ile tasarlanmaktadır. Aşağıda bu gitarlardan yanlızca birine örnek verilmiştir.

1: Kafa
1.1 : Akor kulakçıkları
1.2 : Kilitli üst eşik

2: Sap
2.1 : Klavye
2.2 : Perdeler
2.3 : Perde işlemesi / kakma (inlay)
2.4 : Sap - gövde bağlantısı

3: Gövde
3.1 : Sap manyetiği
3.2 : Köprü manyetiği
3.3 : Köprü
3.4 : Tremolo kolu
3.5 : Manyetik seçici anahtar
3.6 : Ses ve ton kontrol düğmeleri
3.7 : Kablo çıkışı
3.8 : Askı / kayış tutucuları
4: Teller
4.1 : Bas teller
4.2 : Tiz teller


  #6  
Alt 01-11-2010, 23:03
 
Standart Cevap: Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

Telli Çalgılar - Çiftelia





Çiftelia

İki telli(Çifttelli) bir Arnavut enstrumanıdır ve Çiftetelliden gelmektedir.Dutar ile büyük benzerlik gösterir.

Şamisen





Utamaro tarafından 1880'lerde yapılmış, şamisen çalan bir kadın betimlemesi



Şamisen ya da samisen, (Japonca: 三味線) baçi adı verilen bir mızrap ile çalınan üç telli bir Japon çalgısıdır. 16. yüzyılda güney Japonya'da doğmuştur. Şamisenler çeşitli biçimlerde üretilirler ve genelde teatral çalışmalarda kullanılırlar.

Yapısı

Şamisenler yapı olarak klasik gitarlara oldukça benzerler ancak sapı daha incedir ve perdeleriDo adı verilen davulumsu dikdörtgen gövdesi önden ve arkadan hayvan derisi ile kaplıdır. Buna çalgıdan çıkan sesi arttırmak için başvurulur. Kullanılan deri genellikle köpek ya da kedi derisidir ama geçmişte özel bir tür kâğıt da kullanılmıştır. Bugün bunların yerine değişik plastik türleri de denenmektedir. yoktur.
Geleneksel olarak şamisenin tellerinin yapımında ipekten yararlanılsa da günümüzde naylonsavari adı verilen sesi oluşturabilmesi için sap tarafındaki ucunda, bir tümsek üstünden geçirilir. Gövdenin üstteki teli hemen her zaman do kake denen bir kapakla örtülüdür ve çalanlar sapta yukarı ve aşağı hareket etmeyi kolaylaştırmak için sol ellerine bir bez dolarlar. Bu şeritin adı da yubikakedir. Çalgının baş bölümünde tencin adı verilen bir kapak da bulunabilir. da kullanılmaktadır.

Çalımı

Şamisenlerin pek çok türü baçi adı verilen ve geleneksel olarak fildişi ya da kaplumbağa kabuğundan yapılan büyük boyutlu ve ağır bir mızrapla çalınır. Ancak günümüzde şamisenlerde mızrap olarak, genelde mabet ağacı yaprağı biçimi verilen tahtalar kullanılır. Hayvan derisi kaplı gövdesi nedeniyle çalgının sesi pek çok bakımdan Amerikan halk müziği çalgısı banjonunkine benzer. Şamisen çalınırken mızrap hem tellere, hem de deri kaplı gövdeye vurulur ve böylece aynı zamanda vurmalı bir ses de elde edilir.
Kouta adı verilen (小唄; "kısa şarkı") şarkılarda ve nadiren diğer türlerde şamisenler salt parmakla da çalınabilir.

Tarihi ve türleri






Şamisenler

Şamisen, 16. yüzyılda Japonya'nın en güney bölgesi olan Okinava'ya özgü sanşin adı verilen bir çalgıdan türemiş ve bu dönemde en çok kullanılan çalgılardan biri olmuştur. Köken olarak sanşin de Çin müziğine Orta Asya müzik kültüründen giren sanxian adlı çalgıdan gelmektedir.
Şamisen tek olarak ya da diğer şamisenlerle birlikte ya da diğer Japon çalgılarıyla birlikte topluluk olarak çalınabilir. Kabuki ve bunraku gibi teatral türlerde söylenen naguata adlı şarkılara eşlik etmekte sık sık başvurulur. Geleneksel olarak şamisen erkeler tarafından da, kadınlar tarafından da çalınabilir.
En ünlü ve en çok rağbet gören türlerden biri adını 1651-1714 yılları arasında yaşamış ve Osaka'da bunraku denen kukla tiyatrosuyla uğraşan Takemoto Gidayu'dan alan gidayudur. Gidayu şamiseni ve mızrabı, şamisen ailesinin en büyük boyutlu üyeleridir. Bu türde oyundaki karakterleri konuşturacak ve açıklamaları yapacak bir anlatıcı gerekir. 19. yüzyıldanonna-gidayu sıfatıyla bu görevi kadınlar da yürütmeye başlamışlardır.

Yapı ve çalmada ayrımlar






Geleneksel giysiler içinde şamisen çalan erkekler

Şamisenler, içinde kullanıldıklar müzik türüne göre boyut ve biçimde büyük değişkenlik gösterebilir. Örneğin futozao (uzun sap) denen tür yeni bir tasarımdır ve bilinçli olarak geleneksel şamisenlerden daha büyük yapılırlar. Gövdeleri daha iridir, sapları da daha uzun ve daha kalındır.
Genellikle ince saplı hosozao türü, uzun şarkı anlamına gelen nagautalar ile kullanılır. Bunun kısa ve ince sapı Kabuki'nin ustalık ve kıvraklık gerektiren hareketlerinde işe yarar. Hosozao türü kısa şarkı anlamına gelen koutolara eşlik ederken, parmak kullanılarak çalınır.
Şamiseni çalmada kullanılan baçi denen mızraplar da şekil bakımından farklılık gösterebilir. Naguatalar için kullanılan baçiler daha üçgen bir biçimde ve sivri uçlara sahipken, gidayu şamisenleri daha ince bir yapıda ve daha keskin uçlu bir üçgen yapıdadır. Çalgının koma adı verilen köprü bölümü de türden türe farklılık gösterir.
Japon müziğindeki geleneksel türlerde kullanılan şamisenler katı ölçütlere bağlıdır. Şamisen üstatları iyi bir şamisenin yapılmasında doğru tahtanın, doğru derinin ve çalımında kullanmak üzere doğru baçinin seçilmesinin büyük etkisi olduğunu söylerler.

Rebap







Rebap, çoğunlukla Orta Asya'da kullanılan, çeşitli biçimleri olan telli bir çalgı türüdür.
Bir saz türüdür, gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılır. Türkiye, İran, Arabistan, Kuzey Afrika, Afganistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerde bazı mızraplı ya da yaylı çalgılara verilen ortak bir isimdir. Tel sayısı bir ile beş arasında değişir, ama çoğunlukla üç tellidir.





  #7  
Alt 01-11-2010, 23:06
 
Standart Cevap: Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

Lir









Lir (Yunanca: λύρα), Arp ailesinden, tarihi M.Ö. 9. Yüzyıla kadar giden telli, antik bir çalgıdır. Her ne kadar Kithara ile karıştırılsa da, gerek daha küçük, gerekse ayaksız oluşu ile ondan ayrılır. Tel sayısı başlangıçta Yunan makamlarının dört sesli tetrakordlardan oluşması nedeniyle 3-4 iken, zamanla 7 ya da nadir olarak 8 telli olarak yapılmışlardır.
Şekil açısından iki farklı Lir vardır:


  • Chelys (Kaplumbağa formu); kaplumbağa kabuğu formunda bir yankı gövdesi ve keçi boynuzundan yapılmış kolları vardır.
  • Barbitos Uzun, yukarıda birbirine doğru yaklaşan kolları olan bir formdur ve dionisos'a ait tüm eğlencelerde Satyr'ler tarafından çalınır.
Antik Yunanistan'da Lir'in tanrı Hermes'in bulduğu ve kardeşi tanrı Apollon'a hediye ettiğine inanılırdı. Lir, Hellenistik Dönem'de ozanların ve düşünürlerin sembolüydü bu nedenle de sonradan Lirik düşüncenin çıkış kaynağı olmuştur.
Antik telli çalgılar Lir ve Kithara'dan bir çok değişik Arp formu geliştirilmiş olduğundan, her iki enstruman da Arp'ın erken dönem formu olarak adlandırılabilinir.

Kora






Kora, yarım kesilmiş su kabağı ile üstüne inek derisi gerilmiş olan çoktelli bir Batı Afrika çalgısı.
Sahip olduğu 21 tel gövdeden dışarı uzanan çubuğun bir tarafında onbir, diğer tarafında da on tane bulunmak üzere ayarlanmış. Çalgı çalınırken gövdenin iç kısmı müzisyene dönük. Korayı çalmak için her iki elin de baş parmak ve işaret parmakları kullanılır. Yaygın olarak Gambia, Mali, Senegal ve Gine'de çalınır. Griyoların çalgıdır.




  #8  
Alt 01-11-2010, 23:10
 
Standart Cevap: Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

Balalayka (çalgı)







Balalayka

Balalayka, Lavta ailesinden Rusya'ya özgü bir telli çalgı türüdür. Balalyaka, aslında halk şarkılarıyla birlikte tek başına çalınır. Ama son yıllarda büyük balalayka orkestraları kurulmuştur.

Charango






Charango





Armadillo kabuğundan imal edilen bir charango

Charango, Güney Amerika'ya özgü telli bir çalgıdır. Rezönans gövdesi, aslen bir armadillonunkaplumbağa kabuğundan imal edilir. Dış görünümü gitar veya uda benzer, buna karşın büyüklüğü çok değişken ama genelde küçüktür. Küçükleri (Charanguito) bir Ukulele ile karşılaştırılabilir. kurutulmuş kabuğu kullanılarak yapılırken, günümüzde ağırlıklı olarak ahşaptan ender olarak da


  #9  
Alt 23-04-2011, 22:36
metehanarslan
 
Standart Cevap: Türk Müziğindeki Telli Çalgılar

Bu kadar da müzik aleti olduğunu ilk kez öğrendim ve bunların isimlerini,özelliklerinin hepsini A/4 kağıdına yazarak, o kağıtları müzik defterimin içine koydum.Tam 9 A/4 kağıdı aldı...


  #10  
Alt 23-04-2011, 22:49
Ziyaretci
 
Love Cevap: Türk Müziğindeki Telli,Nefesli ve Tuşlu Çalgılar

Saz-bağlama,cura,cümbüş,kanun,akordeon,kemençe,zurna,f ülüt,piyano,melodika,org...


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Türk Musikisinde Çalgılar Türk Musikisinde Çalgılar Türk Musikisinde Çalgılar Müzikte çalgı1, istisnâi birkaç form dışında, Ses Müziğinin vazgeçilmez eşlik unsuru ve başlı başına bir Müzik türü olarak çifte fonksiyona...
Telli Çalgılar - Arp Telli Çalgılar - Arp Arp, çoğunlukla Klasik Batı Müziğinde kullanılan telli bir müzik aletidir. Arp, en eski telli çalgılardan biridir. Bir yayla ok atılırken gerilip bırakılan yay kirişi bir...
Telli Çalgılar - Cümbüş Telli Çalgılar - Cümbüş http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/cc/Cumbus.jpg/250px-Cumbus.jpg Cümbüş, Zeynel Abidin Cümbüş tarafından 20. yüzyıl başlarında geliştirilmiş...
Telli Çalgılar - Lavta Telli Çalgılar - Lavta http://img17.imageshack.us/img17/2156/lavta17567913.jpg Lâvta Arapça lût, Fransızca luth, İngilizce lute, Almanca laute, İtalyanca luito, İspanyolca port laud...
Türk Müziğindeki Bazı Makamlar Türk MüziK'indeki Bazı Makamlar Acem, Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. *Acem kelimesinin sözlük anlamı Arap olmayan, İranlı demektir. Yunanlıların kendisi dışındakilere Romalı...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,751
Konular : 239,035
Mesajlar: 426,299
Şuan Sitemizde: 159

En Son Üye: fazilet

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:57.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.