Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Türk ve Dünya Tarihi > Mustafa Kemal Atatürk
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


ATATÜRK'ün En Sevdiği Halk Oyunu - Balıkesir Bengisi

Türk ve Dünya Tarihi kategorisinde ve Mustafa Kemal Atatürk forumunda bulunan ATATÜRK'ün En Sevdiği Halk Oyunu - Balıkesir Bengisi konusunu görüntülemektesiniz.
ATATÜRK'ün En Sevdiği Halk Oyunu - Balıkesir Bengisi Atatürk, 1933 yılı Ocak ayının 15'inde uzun süren bir yurt gezisine çıkmıştı. ...






Yeni Konu aç Cevapla
Seçenekler
  #1  
Okunmamış 02-07-2008, 02:36
 
Standart ATATÜRK'ün En Sevdiği Halk Oyunu - Balıkesir Bengisi

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


ATATÜRK'ün En Sevdiği Halk Oyunu - Balıkesir Bengisi

Atatürk, 1933 yılı Ocak ayının 15'inde uzun süren bir yurt gezisine çıkmıştı. Cumhuriyet, onuncu yaşına giriyordu. Memleketin dört bucağında aklın alamayacağı hızla bir kalkınma, bir silkinme ve yeniden diriliş olmuştu. Bunu yalnız Türk Milleti değil, bütün dünya biliyor, görüyordu. Atatürk, yapılan işleri bir kere daha görmek üzere önce Eskişehire gelmiş, buradan Bursaya geçmişti. Bursadan Gemlike gelen Atatürk 20 Ocak 1933 akşamı Gül Cemal Vapuru ile Bandırmaya hareket etmişti. Balıkesir Valisi İbrahim Ethem (Akıncı), Belediye Başkanı Naci (Kodanaz), Atatürkü Bandırmada karşıladılar.(1)

Ertesi günü, 21 Ocak 1933'te Atatürk Balıkesire geldi. Atatürkün kalacağı Vali Konağı'nda bir süre dinlenen konuklar, buradan Hükümete, Belediyeye, Kolordu Karargâhı'na, Cumhuriyet Halk Fırkası'na geldiler. Uğradıkları her yerde Balıkesirliler, coşkun sevgi gösterilerinde bulunuyorlardı. Atatürk, Belediye Başkanı'na:

— Balıkesirlilerin hakkımda gösterdikleri samimi duygulardan çok memnunum. Özellikle teşekkürlerimi bildirmenizi rica ederim, dedi. (2)

Ertesi, 22 Ocak 1933 soğuk bir kış günüydü. Doğruca Lise ve Öğretmen Okuluna gitti. Derslere girdi. Öğretmen ve öğrencilerle konuştu. Askerî Mahfele gelerek çay içti. Gece, hazırlanan temsili izledi. Pamukçu Köyü zeybekleri millî oyunları (bengi) oynadı. Bu oyunlara Atatürk de katıldı. Gece yarısı saat 24.00'te, Kütahyaya gitmek üzere trene bindi. (3)

Atatürkün Balıkesire son gelişi 24 Haziran 1934'tür. Atatürk bu gezisini İran Şahı Rıza Pehlevi ile birlikte yapmıştır. Kalabalık bir heyet halinde İzmirden trene binen konuklar 24 Haziran 1934 günü saat 17.00'de Balıkesire gelmişlerdi. Büyük bir törenle karşılandılar. Şahla birlikte Vali Konağı'na gelen Atatürk, balkondan geçit resmini izlediler. Daha sonra Necati Bey Öğretmen Okulunu gezdiler. Geceyi Balıkesirde geçirdikten sonra ertesi günü sabah Çanakkaleye hareket ettiler.(4)

24 Haziran 1934'de Atatürkü karşılayanlar arasında Pamukçu Bengi Ekibi de vardı. İran Şahı Rıza Pehlevi ile beraber, İzmir üzerinden Balıkesire gelen Atatürk, tren istasyonunda Tevfik Göngörmüş, Ahmet Atagün ve Necip Şengülün de içinde bulunduğu Bengi ekibinin oyunuyla karşılanıyor. Ekibi ve oyunu çok beğendiği için huzurunda bir kaç defa oynatıyor ve takdirlerini belirtiyor. Ekibin, Atatürk ve Ali Hikmet Paşa ile birlikte çektirdiği fotoğraf maalesef günümüze ulaşmamıştır; Bu fotoğraf, istasyon önünde çekilmiştir. Bu fotoğrafta Atatürk bir elini Ahmet Atagünün, diğer elini de Tevfik Güngörmüş'ün omuzuna koymuştur.

Atatürkün emriyle gezinin devamına da katılan ekip, Balıkesir Belediyesinin tahsis ettiği araçla Çanakkaleye gitmiş ve bir kaç defa Bengi oynamıştır. Bu gezi sonunda kendilerine 300 Lira hediye verilerek Pamukçuya gönderilirler.(5)

1935 yılı içinde Pamukçu Bengisi ekibi, Ali Hikmet Paşanın davetlisi olarak Küçük Çiftlik Parkı'nda gösteri yapmak üzere İstanbula gider. Pamukçu ekibinin İstanbulda olduğunu duyan Atatürk, bütün oyuncuları Dolmabahçe Sarayı'na davet eder. Dolmabahçe Sarayı'nda o dönemi ordu müfettişlerinden İzzettin Paşanın Dolmabahçede kızının düğünü yapılmaktaydı. Düğünde Atatürk de bulunuyordu.(6)

Talip Balcanın Balıkesirliler Dergisi ile Zekeriya Özdemirin Pamukçu adlı kita-bında, Tevfik Güngörmüş'ün hatıraları şöyle anlatılmaktadır:

“Düğün salonu oldukça kalabalıktır. Atatürk hemen bizi yanına çağırıyor. Sarayı gezdiriyor. Sonra bize:

— Siz dans biliyor musunuz? diye sordu.

— Hayır Paşam, dedik.

— Öğrenin, dedi.

Sustuk. Atatürk devamla;

— Bakın, dedi. Sizin memleketinizde ablanız, aaaaaaz var değil mi?

— Var Paşam.

— İşte bunları da öyle tutacaksınız.

Tevfik Dayı atılır.

— Evet Paşam biz Türkler hepimiz kardeşiz.

Atatürk memnun Tevfik Dayı'nın sırtını sıvazlayarak: “Bravo Efe” der ve orada bulunan kızlarla hepsini dansa kaldırır. Sonra,

— Haydi bakalım, bir de sizin oyununuzu seyredelim, der.

Orta yer boşalmış, gözler bize dikilmiştir. Dans pisti pırıl pırıl kayacak gibidir.

Efelerden biri Atatürke;

— Paşam burası kayıyor, der. Burasının halısı kilimi yok ki?

Atatürk;

— Otuz hammal olsa da buranın halısını getiremez, ayakkabılarınızın altını ıslatın, dedi.

Ayakkabılarımızın altını ıslattık. Oyuna başladık, kaymıyordu. Oyunu bitirdiğimiz zaman salon alkıştan inliyordu.” (7)

1936 yılında Beylerbeyi Sarayı'nda Balkan Festivali düzenlendi. Bu festivale bir çok Balkan ülkesi katılmıştı. Balıkesir Pamukçu Bengisi de bu festivale Atatürkün isteği ile katılmış ve yine onun huzurunda oyunlarını oynamıştı.(8)

Bu festival anılarını Tevfik Güngörmüş şöyle anlatmıştır:

“Atatürk millî oyunları çok severdi. Bir başka karşılaşmamız da Balkan Festivalinde ilk çıkan ekip bizdik. Oyun bitmiş bir kenarda dinleniyorduk. Atatürk yanımıza geldi.

— İçinizde bir köy türküsü söyleyecek var mı? dedi.

Trabzonlu birisi:

— Var Paşam.

— Söyle!

Trabzonlu başladı:

“Murtazanın bağında üç nohut,

Anne ben ölüyorum, bana Yasin okut” diye.

Atatürkün hoşuna gitmemişti. Sertçe:

— Bırak, dedi. Ölmeğe niyetimiz yok.

Sonra bize döndü:

— Siz, dedi, Zeynep şarkısını biliyor musunuz?

— Evet.

Hep beraber söyledik. O da bizimle beraber söylüyordu.

Sonra kendisinin iştiraki ile:

“Mendilimin uçları

Çıkamam yokuşları" türküsünü söyledik.

Atatürk Tevfik Dayı'ya:

— Kalk efe, Sarızeybek oynayalım, dedi.

Oyuna kalktık. Bana:

— Dikkat et, yanlış yapma, dedi.

Beraber Sarızeybek oynadık.”(9) (10)

Değerli Halk Bilimci Sayın Nail Tan “Atatürk ve Türk Halk Kültürü” adlı kitabında Atatürkün huzurunda Balıkesir Pamukçu Bengi oyununun bir defa oynandığı gibi bir izlenim edinilmektedir. Oysaki bu oyun, yukarı da da açıkladığımız gibi Atatürkün huzurunda değişik tarihlerde defalarca oynamıştır.

Bu tebliğimiz, Sayın Nail Tanın kitabını tamamlar bir mahiyet arzetteği için bundan son derece memnunum.

Bengi kelimesinin anlamı “sonu olmayan, ebedî” manalarını taşımaktadır. Orhun kitabeleri olan Göktürk eserlerine “Bengü taş" denildiğini biliyoruz.

Bengi kelimesiyle ilgili olarak bir de değişik bir anlatma vardır. Bu anlatmaya göre; Türkler, Orta Asyadan Anadoluya göç ederken savaşa çeşitli vuruşmaların içinden geçerek gelmişlerdir. Bu vuruşmalar sırasında öldürdükleri düşmanın başında durur ve “Bengi!” diye nara atarlarmış. Bu durum bir gelenek halinde devam ederken bengi oyununa motif olmuştur. Gerçekten bengi oyunu bir yiğitlik gösterisidir.

Anadolunun çeşitli yörelerinde Benge, Benk, Menge, Mengi, Bengü, Mengü adları ile oynanan “Bengi” oyunu bir zeybek çeşididir.

Bengi oyunları ve türevleri ile ilgili olarak Mahmut Ragıp Gazimihalin Türk Halk Oyunları Kataloğu 1. Cildinde, (Benge, Bengi, Bengi Altay, Bengi Oyunu, Beng Oyu-nu, Bengi Zeybeği Havası, Benk, Balıkesir Oyunları, Balıkesir Zeybeği) maddelerine,(11) 2. Cildinde (Menge, Mengi, Pamukçu Bengisi, Pamukçu Zeybeği) maddelerine(12) başvurulabilir.

Pamukçu Bengisi ile ilgili olarak geniş bilgileri Murat Karabulutun bir araştırması ile,(13) Zekeriya Özdemirin kitabından(14) öğrenebiliriz.

Pamukçu Bengi oyununu Murat Karabulutun yazısından özetliyerek aşağıya alıyorum:

“Pamukçu kasabası Balıkesire 10 km. uzaklıktadır. Nüfusu 3.000 civarındadır. Halkın geçimi tarım ve hayvancılığa dayanır.

Bu yazıda Pamukçuda oynanan halk oyunlarını, müziğini, kıyafetini anlatacağız.

Burada anlatılan oyunlar erkekler tarafından oynanan oyunlardır. Pamukçuda kadın ve erkekler ayrı olarak kendi aralarında oynamaktadırlar. Erkeklerin oynadığı oyunlarda mutlaka bir sıra takip edilir. Önce İkili Güvende, sonra Toplu Güvende, son olarak da Bengi oynanır.

a) İkili Güvende:

Sadece iki kişi tarafından oynanmaktadır. Adı da buradan gelmektedir. Güvende; duymak, kendine güvenmek anlamındadır. Oyun çok seri oynanır. Ritm hızlıdır. Oynanması çok zor oyunlardandır. Herkes bu oyunu oynayamaz. Kendine güvenen iki kişi ancak bu oyunu oynayabilir.

Oyuna başlamadan önce müzik eşliğinde kısa bir gezinti yapılır. Yörede bu gezintiye “Aldırma”, oyuna başlama haline gelmeye de “Oyuna Alma” denir. Oyun baştan sona kadar çökme ve dönme figürlerinden meydana gelir. Oyun hızlı tempoda yapılan seri hareketlerle sürdürülür.

b) Toplu Güvende:

Oyun adından anlaşılacağı üzere çok kişi tarafından oynandığı için bu adı almıştır. Oyuncu sayısı mutlaka çiftir (2-4-6 vb.). Oyunun temposu İkili Güvendeye göre daha ağırdır. İkili Güvendede oynayanlar bu oyunda dinlenme imkanı bulurlar. Çünkü bundan sonra oynanacak olan Bengi çok hızlı ve seri figürlerle doludur. Toplu Güvendede kol hareketleri, diz çökmeler ve yere diz vurmalar önemli figürlerdir. Figürler topluca yapılınca çok güzel bir görüntü arzeder. İkili Güvende de yapılan figürlerin hepsi daha ağır olarak ayrıca yapılır.

c) Bengi:

Oyuna geçmeden müzik eşliğinde bir gezinme havası ile başlayan Bengi 8-10-12-15 kişi ile oynandığı gibi daha fazla kişilerle de oynanır.

Zeybek oyunlarının başlıca özelliklerinden birisi vücudun dik, hareketlerin ve bakışların sert olmasıdır. Oyun içinde çeşitli naralar vardır. Bengi... Dengi... Deha... gibi. Bengi; sonu gelmeyen, sonsuz, biz sonsuza kadar güçlüyüz anlamındadır. Dengi; dikkat etmek anlamında bir uyarı sözüdür. Deha; etrafı ve oyuncuları coşturmak için atılan naralardır. Çok hızlı ve seri tempoda oyanan bu oyunda naraları atmak, söylemek pek kolay değildir, maharet ister.

Bu oyunları genellikle yaşlı efeler idare eder. Bu efeler oyunu iyi bilen, disiplinli sözü geçen kişilerdir. Onlar oynarken diğerleri konuşmaz göz ucuyla efeyi takip ederler. Efe deha... aha... gibi nara atınca herkes yeni bir figürü yapmaya başlar. Figür değişmelerinde şaşırma olmaz. Müzik, figür değişmelerini belli eder. Bunu o-yuncular bilir. Yeri geldiği zaman efe narasını atar ve bütün oyuncular yeni bir figüre geçerler. Oyuncular birbirlerinin ellerini tutmazlar. Oyunlar daire biçiminde ve soldan sağa doğru oynanır.

Bu oyunlarla ilgili olarak kaynak kişiler şöyle bir hikâye anlatmaktadır. “Müslümanlığın Türkler arasında yayılmaya başlamasından sonra düşman veya rekabet halinde bulunan kabilelerin arasında geçen savaşlarda, iki düşman kabilenin en güçlü oyuncularını oyuna çıkararak aralarında geçen savaşı, İkili Güvende oyu-nuyla anlatmaya çalıştıkları, bundan sonra oynanan Toplu Güvendenin savaşın genel havası ve en son olarak oynanan Benginin de kazanan tarafın esirlerin etrafında düzenledikleri şenliğin ifadesi olduğu anlatılmış"

Oyunların öğrenimi husus oldukça zordur. Özel bir öğretim şekli yoktur. Fakat iki üç yıl öncesine kadar kış aylarında haftada bir gün zeybeklerin kendi aralarında sohbet toplantıları düzenledikleri ve bu toplantılarda oyunları öğrendikleri bilinmektedir. Sohbet toplantısı şu şekilde gerçekleşmektedir. Gönüllü bir kişi sohbetin yapılacağı köyde duyulduğu zaman bütün köy halkı kendi yaş guruplarına göre aynı gece ayrı ayrı yerlerde buluşurlar. 7-8 veya 10 evde sohbet düzenlendiği olur. Sohbet başlamadan önce her sohbet için toplantıyı idare eden bir “Dayıbaşı" seçilir. Dayıbaşı sohbetin her şeyinden sorumludur. Kimse ona itiraz edemez ve herkes ona itaat etmek zorundadır. Bu nedenle Dayıbaşı sözü geçen ve sevilen kimselerden seçilir. Sohbette yenilir, içilir, fıkralar hikâyeler anlatılır. Kadınlar bu sohbete katılmaz ama sohbeti seyrederler. Bu seyretme işinin avantajlı tarafı sohbete katılan bekar erkeklerin sevdikleri de seyirci olarak o anda bulunuyorsa sohbet daha zevkli geçer. Çünkü yavuklular kendini beğendirmek için bütün marifetlerini ortaya dökerler. Sohbet devam ederken isteyen olursa Dayıbaşından izin almak suretiyle diğer sohbet toplantılarına misafir olarak gider ve oradaki eğlenceye katılır. Böylelikle köyün içindeki bütün sohbet evleri guruplar halinde dolaşılır. Köyün içi insanlarla dolar taşar.

Oyunlara iştirak eden çalgılar, kılarnet ve davuldur. Kendi aralarında oynadıklarında darbuka, def, zilli maşa kullanılır. 50-60 yıl öncesinde oyunlarda davul ve zurnanın kullanıldığı tesbit edilmiştir.

Pamukçu oyunlarını en iyi oynayan meşhur oyuncular:İkili Güvende de Kazım Kabakcı Efe (Lakabı Civelek). Halil İbrahim Dal (Lakabı Süvari). Bu iki Efe oynadıkları zaman kendilerinden geçtikleri ve çok güzel oynadıkları söylenmektedir. Bu efelerden başka Hacı Necip Şengül (Çakıroğlu). İsmail Efe (Helvacı). Mehmet Ali Erik (Barut) birlikte İkili Güvendeyi iyi oynayan efelerdendir.

d) Kıyafetler:

Başta koyun yününden yapılan keçekülâh bulunur. Üzerine renkli poşu sarılır. Boynunda yazma vardır. Yazmanın kenarları tırtırlı ve işlemelidir. İçerde delme yelek olur, en içe giyilir. Delme kolsuz yelektir. Çufa (çuha)dan yapılır. Önü açıktır. Düğmeli de olabilir. Zıbın ise bugünkü mintanla aynı olup kollu ve önden düğmelidir. Yalnız yakası yoktur. En üste giyilen cepkenin kolları ise koltuk altından bileğe kadar yırtık-tır. Yani önünden aşağıya kadar sallanan ayrı bir parçadır.Oynarken sağa sola sallanır.

Cepkenin üzeri işlemelidir.Kumaşı aynı çufa kumaştan yapılır.İç kısmı beyaz veya kırmızı astarlıdır.Cepkenin üzeri,kaytan veya tergil denen siyah renkli sim veya benzeri ipliklerle elde işlenir.

Bele önce kuşak adı verilen yerli dokumadan beyaz renkli bez sarılır.Fazla uzun olmaz..kuşağın ön kısmı burularak sarılır. Bunun üstüne trabulus veya şal denilen renkli kuşak sarılır. Bele bir de yağlık takılır. Yağlık nişanlı kızların nişanlılarına yaptığı mendildir. Erkekler şimdiki ipekli mendili de takmaktadırlar.

Altta şalvar (potur) bulunur. Şalvar dize kadardır. Uçkur kısmı beyaz renklidir. Ağı boldur. Dize doğru daralır. Bu da çufa kumaştan yapılır ve cepken gibi işlemelidir.

Ayakta çorap bulunur ama çorap gözükmez. Çünkü diz ile ayak bileği arasında tozluk bulunur. Yine çufa kumaştan yapılmıştır. Mavi renklidir. Üzeri kaytanla işlemelidir. Tozluk diz üstünden kırmızı püsküllü bağcıklarla dize bağlanır. Püsküller bacağın dış kısmına gelir. Ayakta siyah yemeni vardır.

Eskiden bele deriden silâhlık takılırmış 3-4 kat olan bu silâhlık arasına kama, para kesesi, tütün tabakası konulurmuş” (15)

Bengi oyunu oynanırken bir ara oyunda kısa bir kesinti olur. Bu kesinti sırasında zeybekler tozluklarını, feslerini, poşularını ve kuşaklarını kontrol etme ve düzeltme fırsatını bulurlar.(16) Bu kısa kesinti sırasında bir şiir okunur ki bu şiir, oyunun Atatürk'le ne kadar özdeşleştiğinin bir kanıtıdır. Şiirin tamamı şöyledir:




ŞANLI EFEM

Ey gönlüm kâbesi sevimli Anadolu
Her tüten ocağında şeref şan dolu
Arslanlar yatağıdır memleketin Egesi
Ruhlara gıda verir mor cepkenli efesi

Hey Anadolunun Marmarası Egesi
Dalga dalga şavkıdı Edremitin körfezi
Bilmem bir büyümü var toprağında taşında
Onbinlerce efem sınırının başında
Gördük efelerini İstiklâl Savaşı'nda

Tarihlere sığmaz ki kazandığım zaferler
Sarsılmaz bir imanla sana bağlı gönüller
Ey palası parlayan devirler açan efem
Ey gözleri nur dolu şimşekler çakan efem

Manisa Dağları'na efem yaraşır hey
Mavi gözler semalara karışır
Kısrak sırtı bizimdir
Aydının doruğu efe ocağı hey

Rüzgâr eser efemin köyüne
Oynasın hele bir gör düğün yerinde
Bastıkça çürür virane gibi sarsılır yer
Şan üstüne şan yarat ki efem
Bu millet bunu bekler

Balıkesir Ovası'nın bağı var bostanı var
Pamukçu Efesinin ünü var destanı var
Arslan Efem çete olmuş Atadan fermanı var
Davul vursun, klarnet çalsın
Çifte kazan kaynasın
Mor kadife sırma cepken efelerin oyna
sın







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Balıkesir Atatürk Yüzme Havuzu Balıkesir Atatürk Yüzme Havuzu Balıkesir Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde işletilmekte olan Atatürk Olimpik yüzme havuzu, stadyum yanında yer almaktadır. Olimpik standartlardaki...
Atatürk'ün Düşüncesinde Halk Kültürü Kültür, yaşama ve mücadele vasıtasıdır; kişinin tabiattan ve öteki canlılardan gelen tehlikelere karşı varlığını koruması ve devam ettirmesi için vasıtalara ihtiyacı vardır. Bunlar alet, makine gibi...
Balıkesir Halk Oyunları Balıkesir Halk Oyunları Balıkesir yöresi dağ köyleri geleneksel kostümüBalıkesir ili gerek Marmara ve gerekse Ege Bölgesi sınırları içerisinde yer alan bir ildir. Bu özelliği Balıkesir...
Halk oyunları / Peşrev Oyunu Halk oyunları / Peşrev Oyunu Antalya'nın Elmalı ilçesi oyunlarındandır. Saz (meydan sazı kastediliyor), cura ve bağlama eşliğiyle ikişer ikişer oynayıp, ismen andırışan üstteki oyunlardan...
Atatürk'ün sevdiği sarkılar YEMEN TÜRKÜSÜ Makam : Hüseyni Usul : Curcuna HAVADA BULUT YOK, BU NE DUMANDIR ? MAHLEDE ÖLÜM YOK, BU NE ŞİVANDIR ? ŞU YEMEN İLLERİ NE DE YAMANDIR. AH O YEMENDİR, GÜLÜ DİKENDİR, GİDEN...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,753
Konular : 238,981
Mesajlar: 426,262
Şuan Sitemizde: 266

En Son Üye: yus7

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:15.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.