Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Türk ve Dünya Tarihi > Mustafa Kemal Atatürk
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Atatürk Ve Türk Halk Müziği

Türk ve Dünya Tarihi kategorisinde ve Mustafa Kemal Atatürk forumunda bulunan Atatürk Ve Türk Halk Müziği konusunu görüntülemektesiniz.
Atatürk ve Türk Halk Müziği Atatürk ve Türk Halk Müziği Ulu önder Atatürk' ün müzik konusunda ki görüşlerini çalışmalarını bütünüyle ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 26-04-2008, 02:01
 
Standart Atatürk Ve Türk Halk Müziği

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Atatürk ve Türk Halk Müziği




Atatürk ve Türk Halk Müziği

Ulu önder Atatürk' ün müzik konusunda ki görüşlerini çalışmalarını bütünüyle değerlendirmek gerekir.Atatürk müzik eğitimi görmemişti fakat her çeşit müziği seviyor. Klasik türk müziği makamlarını biliyor. Bazı şarkı ve türküleri başarı ile söyleyebiliyordu Falih Rıfkı Atay Atanın türkü ve şarkı söyleyişini Çankaya adlı eserinde şöyle anlatmaktadır: Mustafa kemal yalnız Rumeli türkülerini mat sesi ile güzel ve tatlı söylemekle kalmaz klasik alaturka musikisi makamlarınıda bilirdi bilhassa rumeli türkülerini söylerken derin ve onulmaz bir gurbet ve sıla acısı gözlerinde yaşarırdı

O vatanı unutmaz kaybettiğimiz rumeli ve makedonya topraklarının kır kokularını alır gibi su ve çıngırak seslerini duyar gibi, Bakışları uzaklaşa uzaklaşa sislenir bizim içinde olmadığımız hatıralar içine karışır giderdi. Ses sanatçısı Mualla Gökçay da hatıralarında Atatürk' ün zevkini şu cümlelerle belirtmektedir: Ata umumiyetle Türk musikisini severdi ama rum eli türkülerini herşeye tercih ederdi Rumeli türkülerini bize bizzat kendisi meşk etmişti.Arada bir konuşur gibi tane tane okuyun diye ihtar ederdi En sert hocalardan daha titizdi Musikiden çok anlar en ufak falso veya hatayı hemen yakalardı. Atatürk' ün çok sevdiği ve söylediği türküler şunlardır:

1: Atabarı 2: Atladım Bahçene girdim ( Rumeli Türküsü ) 3: Alişimin Kaşları Kare ( R.T. ) 4: Ayağına Giymiş Sedef Nalini ( R.T. ) 5: Bülbülüm Altın Kafeste ( Trakya Türküsü ) 6: Dağlar Dağlar ( R.T. ) 7: Gide Gide Yarelerim Delindi 8: Köşküm Var Deryaya Karşı ( R.T. ) 9: Maya Dağdan Kalkan Kazlar ( R.T. ) 10:Manastır.Pencere Açıldı. Bilal Oğlan.Bu rumeli türkülerini radyo repertuarına bizzat Atatürk kazandırmıştır 11:Şahane Gözler .( R.T. ) 12:Yemenimin Uçları ( R.T. ) 13:Zeynep
Atatürk insan hayatında müziğin çok önemli bir yerinin olduğuna inanıyordu 14 ekim 1925 te İzmir kız öğretmen okulunu ziyaretlerinde öğrencilerin Hayatta musiki lazımmıdır sorusuna şu cevabı verdi Hayatta musiki lazım deyildir çünki hayat musikidir Musikiyle alakası olmayan mahlukat insan değildir Eğer mevzuu bahis olan hayat insan hayatı ise musiki behemehal vardır Musikisiz hayat zaten mevcut olamaz Musiki hayatın neşesi, ruhu,süruru ve herşeyidirYalnızmusikininnev'işeyanımütalaadır. Müziğin insan hayatındaki önemini işaret eden ve dinlenecek müziğin çeşidine dikkati çeken Atatürk her konuda olduğu gibi türk müziği konusunda da yenilikler yapmak istemiştir Ata'nın türk müziği üzerinde yenilikler yapmak istemesinin sebepleri şunlardır.

1- Ziya Gökalp'in Türkçülüğün esasları eserindeki görüşlerinin etkisi: Ziya gökalp'in müzik konusundaki görüşlerini Atatürk'ün paylaştığını ve bu görüşler doğrultusunda çalışmalar yaptığını görüyoruz Gökalp'in sayın oransay tarafından tamamı alınan görüşlerinden kısa bölümler şunlardır: Memleketimizde bunlardan başka yan yana yaşayan iki musiki vardır. Bunlardan birisi halk arasında kendi kendine doğmuş olan türk musikisi, diğeri farabi tarafından bizanstan tercüme ve iktibas olunan osmanlı musikisidir. Türk musikisi ilham ile vücuda gelmiş, taklitle hariçten alınmamıştır.Osmanlı musikisi ise vasıtası ile hariçten alınmış ve ancak usulle devam ettirilmiştir bunlardan birincisi harsımızın kültürümüzün ikincisi ise medeniyetimizin musikisidir. Etnografya müzesi bunlardan başka her nahiyedeki lisani savtiyyat ( fonetik ) ile halk melodilerini ( nağmelerini ) ya fonograf aleti ile yahut nota usulu ile zapteder demekki Etnografya müzesinin behemehal bir fotğrafçısı bir fonografçısı ve notacısı bulunmak lazımdır.Koşmalar türküler ve nağmeler de hakiki halk şairlerinden alınmalıdır. İstanbulda mevcut olan Darülethan düm-tek usulünün yani bizans musikisinin Darulelhanıdır. Bu müessese iptidai unsurları halkın samimi melodilerinde tecelli eden ve avrupa musikisine tevfikan armonize edildikten sonra asri mahiyet alacak olan hakiki türk musikisine hiç ehemmiyet vermemektedir avrupa musikisi girmeden evvel memleketimizde iki musiki vardı Bunlardan biri farabi tarafından bizanstan alınan şark musikisi diğeri eski türk musikisinin devamı halk melodilerinden ibaretti. Bu gün ise şu üç musikinin karşısındayız: şark musikisi, garp musikisi, halk musikisi Aceba bunlardan hangisi bizim için millidir.Şark musikisinin hem hasta hemde gayri milli olduğunu gördük. Halk musikisi harsımızın, garp musikiside yeni medeniyetimizin musikileri olduğu için her ikiside bize yabancı değildir. O halde milli musikimiz, memleketimizdeki halk musikisiyle garp musikisinin imtizacından doğacaktır.Halk musikimiz bir çok melodiler vermiştir. Bunları toplar ve garp musikisi usulunce armonize edersek hem milli hem avrupai bir musikiye malik oluruz.

Atatürk'ün türk müziği hakkındaki görüşleri ve yaptığı yenilikler Ziya Gökalp'in görüşlerine ve programına çok yakındır nitekim 1930 yılında alman gazeteci Emil Ludwing ile yaptığı görüşmede şu cümlelerle itiraz etmiştir. Bunlar hep bizans'tan kalma şeyler dir Bizim hakiki musikimiz anadolu halkından işitilebilir.

Bilindiği gibi Ziya Gökalp müzikolog değildi müzikle ilgili bilgileri köklü bir eğitime dayanmıyordu Eski yunan müziğindeki çeyrek seslerle türk müziğindeki koma sesleri birbirine karıştırarak. Farabi' yi de işin içine sokarak türk müziğini yunanlılara mal edivermişti.

Müzikolog Muammer Sun, Ziya Gökalp'in İddiaları ile ilgili görüşlerini şöyle açıklamıştır: Bu konu çok tartışıldı Bu müzik bize bizanstan geçmemiştir araplarda bize hediye etmemişlerdir bu musiki bizim insanlarımızın adı sanı belli insanlarımızın yarattığı musikidir.ve musikimizdir Bizim klasik türk musikimizi araplara ve bizanslara maletme ve birde Batılılaşmanın etkisiyle alafranga alaturka kavgası çıkmış Batılaşmacılar alafrangacı aman müziğimiz değişmesin diyenler de alaturkacı olarak nitelendirilmişlerdir. Baştan itibaren tamamen yanlış ve boşa kürek çekilmiş bir davadır.

2- Montesqieu'nun görüşünün etkisi : Atatürk 1930 yılında alman gazeteci Emil Ludwig'e Montesqieu'nun bir milletin musikicilikteki meyline ehemmiyet verilmezse o milleti ilerletmek mümkün olmaz sözünü okuduğunu tastik ettiğini bunun için musikimize önem verdiğini söylemiştir.1 kasım 1934 tarihinde Türkiye büyük millet meclisi'ni açış nutkunda Montesqieu'nun yakın şu cümleyi söylemiştir.Bir milletin yeni değişikliğinde ölçü musikide değişikliği alabilmesi kavrayabilmesidir,

3- Müzik bilgilerinin olmayışı sanat seviyesinin düşüklüğü: Atatürk döneminde Türk müziği konusunda yetişmiş bilginlerimiz yoktu Mevcutlar kendi kendilerini yetiştirmişti Darülelhan 'nın eğitimi yetersizdi Sanatçılar genellikle usta çırak usulü ile yetişiyordu Bilgisine güvenilir bir müzik bilginimiz olmaması sebebi ile Ziya Gökalp e inanmak zorunda kalmıştı Riyaset'i Cumhur fasıl heyetinde 1925 -1930 yılları arasında neyzenlik yapmış ve Ata'nın huzurunda defalarca çalmış bulunan burhanettin ökte hatıralarında bu durumu şöyle dile getiriyor: Musikimizin tarihini araştırdı Dğru dürüst cevap alamadı Nazariyatını sordu iki cümleyi yan yana getiremedik Eserleri tahlil ettirmek istedi sathından daha derinlere inmedik En büyük mürşit ilimdir diyen büyük insan bu münevver gençlerimizi o tarihte karşısında bulsaydıne alafranga alaturka davası nede sanat fıkaralığı bulunurdu.

8 ağustos 1928 gecesi sarayburnu konserinden sonra Atatürk'ün etkisi büyük olan meşhur nutkunun sebebinide burhanettin Ökte hatıralarında italyan müziği ve mısır'ın meşhur şarkıcılarından Müniret'ül Mehdiye hanım'ın konserinden sonra çok zayıf bir Türk saz heyetinin sahneye çıkarak acemice sultaniyagah faslını icrasına bağlıyor. Atatürk sinirli bir şekilde konseri terk etmiş ertesi gün gazetelerde şu nutku yayımlamıştır. Bu gece burada bir tesadüf eseri şarkın en mümtaz iki musiki heyetini dinledim. Bilhassa sahneyi birinci olarak tezyin eden Müniret'ül Mehdiye hanım sanatkarlığına muvaffak oldu. Fakat benim türk hissiyatım üzerinde artık bu musuki bu basit musıki Türk'ün çok münkeşif ruh ve hissini tatmine kafi gelmez Şimdi karşıda medeni dünyanın musıkisi de işitildi bu ana kadar şark musıkisi denilen terennümler karşısında cansız gibi görünen Halk derhal harekete ve faliyete geçti hepsi oynuyor ve şen şatırdırlar tabiatın icabatını yapıyorlar bu pek tabiidir hakikaten Türk fıtraten şen şatırdır.Eğer onun bu güzel huyu bir zaman için fark olunmamışsa kendinin kusuru değildir .Kusurlu hareketlerin acı felaketli neticeleri vardır.Bunun fariki olmamak kabahatti
4 - Çağdaş uygarlık seviysine yükselmenin topyekün gerçekleştirilmek istenmesi: Atatürk Türk milletini çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak için yenilikler yapmıştır.Bu yeniliklerin sadece devlet isaresinde ve sosyal hayatta yapılması yetmiyordu Ata kültür konularında da çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmasını istiyordu Müzik de kültür konularından biriydi. Batı 'nın müzik bilgi ve tekniğinden yararlanarak Türk müziğini milletlerarası seviyeye çıkarmak Atatürk'ün müzik knusundaki çalışmalarının amacını teşgil ediyordu .Bu amaçla o zamana kadarmemlekette pek fazla yayılmamış ve öğrenilmemiş olan batı müziğine daha çok önem vermiştir Kazım Özalp'a Bizler alaturka müziğe alışmışız ama yeni nesiller alafranga müziğe çalışmalıdırlar ve Falih Rıfkı Atay' a Çocuklarımızın ve gelecek nesillerin musikisi garp medeniyetinin musikisidir. demiş batı müziği ile ilgili bazı kuruluşlar kurdurmuştur .Atatürk'ün batı müziğini yayma ve öğretmeyle ilgili çalışmaları şunlardır: Muzıka'yı Humayun istanbul dan ankaraya nakledilerek Riyaseti cumhur orkestrası adını almıştır. (1924 ) Müzik öğretmeni yetiştirmek amacı ile musiki muallim mektebi açılmıştır ( 1924 ) Bu okuldan yetişen öğretmenler okullarda Batı müziğine dayalı öğretim yapmışlardır.İstanbul darülelhan şark musikisi şubesi kapatılmış okulun adıda istanbul konservatuarı olarak değiştirilmiştir ( 1926 ) Şimdiki adı istanbul belediye konservatuarıdır. 1927 yılından itibaren avrupa ya müzik öğrencisi gönderilmiştir. Cemal Reşit rey Ulvi Cemal Erkin ,A.Adnan Saygun , Necil Kazım Akses, H.Ferit Alnar gibi tanınmış kompozitörlerimiz bu imkandan faydalanmışlardır. Alman müzikolog Paul Hindemith 'in yardımlarıyla ankara devlet konservatuarı kurulmuştur ( 1936 ) Devlet opera ve balesinin Devlet tiyatrolarının senfoni orkestralarının sanatçı kadrolarının önemli bir bölümü bu okuldan yetişmiştir.Atatürk'ün batı müziğine önem vermesi günümüzde batı müziği taraftarlarınca yanlış değerlendirilmekte: Ata'nın yanlızca batı müziği istediğini Türk müziğini yasakladığı şeklinde yorumlar yapılmaktadır oysa Atatürk Türk müziğine gereken önemi vermiş ve bu uğurda çok büyük çalışmalar başlatmıştır.Memlekete müziğin bilimsel yanları yerleşene kadar Türk müziğine bazı sınırlamalar koyması normaldi Atatürk'ün çağdaş uygarlık seviyesine ulaşırken izlediği yol batının aynen takliti değil batının bilim ve tekniğinin millii öze uygulanmasıdır Çankaya köşkünün ince saz takımının başkanı Hafız Yaşar Okur' a Biz garbın musikisini hürmetle dinlediğimiz gibi bizim musikimizde bütün dünyada hürmetle dinlenecek bir halde olmalıdır derken kastetdiği bu düşünceydi Mesut Cemil Tel de aynı konuda Atatürk'ün şu sözlerini naklediyor.Biz Çok defa musikinin tam haysiyetini bulamıyoruz .İşte Dinlediğimiz hakiki Türk musikisidir ve şüphesiz yüksek bir medeniyetin musikisidir. Bu musikiyi bütün dünyanın anlaması lazımdır Fakat onu bütün dünyaya anlatabilmek için milletçe bu günkü medeni dünyanın seviyesine yükselmemiz lazımdır. 1 kasım 1934 tarihinde TBMM ni açış konuşmasında Türk müziğinin çağdaş uygarlık seviyesine getirilmesiyle ilgili çalışmaları açıklamıştır.Güzel sanatların hepsinde nillet gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim Bu yapılmaktadırAncak bunda en çabuk en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikisidir.Bir milletin yeni değişikliğinde ölçü musikide değişikliği alabilmesi kavraya bilmesidir.Bu gün Dinletmeğe yeltenilen musiki yüz ağartacak olmaktan uzaktır. Bunu açıkca bilmeliyiz Milli ince duyguları düşünceleri anlatan yüksek deyişleri söyleyişleri toplamak onları bir gün önce genel sonmusiki kaideleri ne göre işlemek gerekir .Ancak bu şekilde Türk milli musikisi yükselebilir.cihan şümul musikide yerini alabilir.Kültür işleri bakanlığının buna değerince önem vermesini kamununda bunda ona yardımcı
yardımcı olmasını dilerim. 1 kasım 1935 tarihli TBMM'ni açış konuşmasında da aynı konuya temas etmiştir: Kültür kınavımızı yeni ve modern esaslara göre teşkiletlendırmaya durmadan devam ediyoruz. Ulusal musikimizi modern teknik içinde yükseltme çalışmalarına bu yıl daha çok emek verilecektir. Atatürk 1 kasım 1934 konuşmasında halk müziği derlemeleri yapılarak derlenecek ezgilerin genel musiki kuralları içerisinde işlenmesini böylece Türk müziğinin evrensel müzik seviyesine yükselebileceğini belirtmişti Müzik yazarı Faruk Yener Atatürk'ün müzik konusundaki çalışmalarının amacını şu cümlelerle açıklayarak görüşlerimizi destekliyor Atatürk,Türk musikisinin kaynaklarından yararlanarak dünyaya iftiharla sunabileceğimiz bir gene dünyanın anlayabileceği müzik getirilmesini istemişti Biz musikimizi dışarıya tanıtacak sevdireceğiz Operalarımızı konser salonlarına opera salonlarına sokacağız ve bundan bütün geniş boyutlarıyla zevk alan bir kitle yaratacağız Fakat bu demek değildi ki, Atatürk için ne halk müziğimiz ve folklorümüz ortadan kalksın nede bize geçmişten, Atalarımızdan gelen bir musiki türü silinsin , yok edilsin ve yabancılaştırılmış bir kültürün yozlaşmış bir kültürün burada egemen olsun atatürk türk musikisinin gelişmesinde en büyük emeği veren kurtuluş savaşımızdaki gibi çaba harcayıp bu günkü duruma getirmiştir.Ata'nın 1934 konuşması üzerine Türk müziğiyle ilgili geliştiriciçalışmalara başlayacağı yerde zamanın içişleri bakanı Şükrü Kaya ve Basım yayım genel müdürü Vedat Nedim Tör Türk müziği yayınlarını radyodan kaldırmışlardır Bu yasaklama 8 ay sürmüş Atatürk'ün emri ile sona ermiştir.Aynı şekilde Atatürk'ün çevresindekilerin o nun görüşlerini yanlış değerlendirmeleri ile 8 / 9 ağustos saray burnu nutkundan sonra istanbulda aydınlar Türk müziğini inkar yoluna birbirleri ile yarışmışlar Türk müziği yaynlarını yasaklamışlardır Vasfi Rıza Zobu Hatıralarında Bu durumu acı acı dile getirmekte Atatürk'ün şu sözlerini nakletmektedir: Ne yazıkki benim sözlerimi yanlış anladılar şu okunan ne güzel bir eser ben zevkle dinledim sizlerde öyle Ama bir avrupalı ya bu eseri böyle okuyup da bir zevk vermeye imkan varmı Ben demek istedimki Bizim seve seve dinlediğimiz Türk bestelerini Onlarada dinletmek çaresi bulunsun onların tekniği onların ilmi ile onların sazları onların orkestraları ile çaresi her ne ise mesela ruslar ne yapmışlarsa bizde türk musikisini milletler arası bir sanat haline getirelim Türkün namelerini kaldırıp atalım da sadece batı milletlerinin hazırdan musikisini alıp kendimize mal edelim yanlız onları dinleyelim demedim.Yanlış anladılar sözlerimi Ortalığı öyle bir velveleye verdilerki bende bir daha lafını edemez oldum.

Atatürk'ün yakın çevresinde bulunup birçok çalışmalarında emeği geçen kişilerden Ahmet Cevat Emre, Atatürk'ün Türk Müziği konusundaki çalışmalarını yanlış değerlendirmeler karşısında ölümüne yakın yıllarda "İki şeyde inkılap olmaz: Dilde ve musikide" düşüncesine ulaştığını belirtiyor.
Atatürk döneminde İstanbul Konservatuarın da Şark Musikisi bölümü kapatılmış ancak Türk Sanat Müziği olarak bildiğimiz müzik için repertuar tasnif ve tespit heyeti kurulmuştur (1926). Bu heyet Türk Musikisi*nin Klasikleri sersinden 180 şarkının nota ve güftesini, Dini Ezgiler seri*sinden de 6 ciltlik Tekke Musikisi örneklerini tespit ve tasnif ederek yayımlamıştır (1926-1939).
Atatürk "Bizim hakiki musikimiz" dediği, halk müziğimizin derlenmesine ve kompozitörler tarafından işlenmesine çok önem vermiştir. 1 Kasım 1934 ve 1 Kasım 1935 nutuklarında bu konuya temas etmiştir. Daha 1924 yılında halk müziği derlemelerine başlanmıştı. İstanbul Konservatuarı'nın 1924'teki halk müziği derleme anketinden sonra M.E.B. Hars Müdürlüğü Seyfettin Sezai (Asaf)
Kardeşleri Batı Anadolu'ya derlemeye gönderdi. Derlenen türküler Yurdumuzun Nağmeleri adı altında yayımlandı (1925). İstanbul Konservatuarı 1926-1929 yıllan arasında Anadolu'ya dört derleme gezisi düzenlemiş, bu gezilerde derlenen ezgiler ''Halk Türküleri'' adı altında 15 defter halinde yayımlanmıştır. 1929'daki 4. gezi sırasında bazı halk oyunlarımız filme de alınmıştır. Devlet ödeneğiyle yapılan dört derleme gezisine başta Konservatuar Müdürü Yusuf Ziya (Demircioğlu), Rauf Yekta, Dürri Turan ve Ekrem Besim Beyler, Muhittin Sadık (Sadak), Mahmut Ragıp (Gazimihal), Ferruh (Arsunar), Abdülkadir (İnan) Beyler katılmışlardır. İstanbul Konservatuarı devlet ödeneği almaksızın Halkbilgisi Derneği uzmanlarının iştirakiyle 1932 yı*lında beşinci bir derleme gezisi daha düzenlemiştir.
Derleme çalışmalarına bir süre ara verildi. Atatürk'ün 1 Kasım 1934 ve 1 Kasım 1935 nutuklarından ve Ankara Devlet Konservatuarı'nın kurulmasından sonra halk müziği derlemelerine yeni bir ruhla tekrar başlandı. 1936 yılında Ankara Halkevi'nin daveti üzerine tanınmış Macar Müzikologu ve bestecisi Bela Bartok (1881-1945) Ankara'ya gelmişti. Bartok, üç konferans vererek halk müziği ürünlerinin derlenmesinin önemine dikkatleri çekti. Kendisi de Adana yöresinde derlemeler yaptı (18-25 Kasım 1936). Halk Müziği derlemelerine Milli Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünün idare ve himayesi altında 1937 yılında başlanmıştır. Atatürk döneminde 1937 ve 1938 yıllarında iki büyük derleme gezisi yapıldı. 1937 yılındaki geziye Ferit Alnar, Necil Kazım Akses, Ulvi Cemal Erkin, Halil Bedii Yönetken, Muzaffer Sarısözen ve teknisyen Arif Etikan, 1938 yılındaki iki derleme gezisine ise Ferit Alnar, Cevat Memduh Altar, Halil Bedii Yönetken, Tahsin Banguoğlu, Ulvi Cemal Erkin, Nurullah Taşkıran, Muzaffer Sarısözen, teknisyenler Arif Etikan ve Rıza Yetişen katılmışlardır. Halk müziği derleme gezilerine Atatürk'ün ölümünden sonra da 1953 yılına kadar devam edilmiş, aşağı yukarı bütün iller dolaşılmış 10.000 civarında ezgi derlenmiş, 2000 kadar Muzaffer Sarısözen tarafından notaya alınarak Yurttan Sesler programlarıyla yurda yayılmıştır.
19 Şubat 1932'de Atatürk'ün isteğiyle kurulan Halkevlerinde halk müziğimiz konusunda yaşatıcı çalışmalar yapılmıştır. Halkevlerinin 1. döneminde (1932-1951) Türk Folklorunun hemen hemen bütün dallarında derleme, araştırma, eğitim çalışmaları başarıyla yürütülmüştür. Halkevleri yöre halk şairlerinin, ses ve saz sanatçılarının toplandığı yerlerdi. Birçok genç Halkevlerinde bağlama çalmayı, türkü söylemeyi öğrenmiştir. Halkevleri dergilerinde ve kitap yayınlarında Türk Folkloruyla, bu arada halk müziğimizle ilgili pek çok bilgi bulunmaktadır.
Atatürk'ün doğumunun 100. yıldönümünü kutladığımız 1981 yılında Türk Halk Müziği yurdun dört bir köşesinde en çok sevilen müziktir. Türk Sanat Müziği'ndeki ağlatıcı, ruh karartıcı, içkiye teşvik edici şarkılar TRT yayınlarında yok denecek kadar azaltılmıştır. Bunların yerini yaşama sevinci verecek yüzlerce, binlerce yeni beste almıştır. İstanbul ve Ankara' da düzenli opera ve bale temsilleri verilmektedir. İstanbul, Ankara ve İzmir'deki 5 Konservatuar ihtiyaç duyulan sanatçıları, bestecileri, araştırmacıları yetiştirmektedir. Türk sanatçıları yurt içinde ve dışında ba*şarılı konserler vermektedir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının yanında İstanbul ve İzmir'de iki senfoni orkestrası daha kurulmuştur. Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine bağlı bir müzik bölümü açılarak, öğretime başlamıştır. Bütün bu çalışmalar Atatürk'ün temelini attığı hizmetlerin devamıdır. Yeni nesiller bugün her türlü müziği rahatlıkla dinleyip sevebilmektedir.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 26-04-2008, 02:06
 
Standart --->: Atatürk Ve Türk Halk Müziği

Gzel bi paylasim cok sagol canm


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Türk Halk Müziği Usulleri Türk Halk Müziği Usulleri Türk halk müziğinde kullanılan metrik sistem klasik Türk müziğinde kullanılan sistemden daha karışıktır. Dünyanın ritmik bakımdan en karmaşık müziklerinden biri de Türk...
Türk Halk Müziği Bilgileri Türk Halk Müziği Bilgileri I. TÜRKÜ KAVRAMI Türkçe söylenmiş şiir anlamına gelen "Türkü" nün "Türkî" sözünden geldiği görüşü ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Yani,...
Dünyasal Türk Halk Müziği Dünyasal Türk Halk Müziği Geleneksel Türk Halk Müziği dünyasal bir müzik türü olup, makamsaldır. Bu türü belirleyen öğeleri şöyle sıralayabiliriz: 1. Dizgisel öğeler: Onyedili perde dizgesi...
Türk Halk Müziği'nin Yapisi TÜRK HALK MÜZİĞİ'NİN YAPISI A.Ses Sistemi: Türk Halk Müziğimizin en belirgin özelliklerinden biri yerel nitelikli olmasıdır. Yörelere göre farklı nitelikler gösteren Türk Halk Müziğini ve...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,724
Konular : 238,164
Mesajlar: 425,212
Şuan Sitemizde: 220

En Son Üye: mQ0lF4mH3e

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:29.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.