Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Tatil Bölgeleri > Türkiye'den Tatil Mekanları > Marmara ve Ege Bölgesi
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Herşeyi Ile Edirne

Türkiye'den Tatil Mekanları kategorisinde ve Marmara ve Ege Bölgesi forumunda bulunan Herşeyi Ile Edirne konusunu görüntülemektesiniz.
Edirne Tabyaları Edirne tabyaları Osmanlı-Rus ve Balkan Savaşları sırasında Edirnenin savunulması amacıyla yapılmıştır. Edirnenin 4-5 km. uzağında bulunan ve bugün ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #21  
Alt 18-02-2008, 10:56
 
Standart --->: Herşeyi Ile Edirne

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Edirne Tabyaları




Edirne tabyaları Osmanlı-Rus ve Balkan Savaşları sırasında Edirnenin savunulması amacıyla yapılmıştır. Edirnenin 4-5 km. uzağında bulunan ve bugün büyük çoğunluğu tarlalar içerisinde kalmış olan bu tabyaların büyük çoğunluğu moloz ve kaba taştan, top mermilerine dayanacak şekilde yaklaşık bir metre kalınlığında yapılmıştır.
Sultan II.Mahmud zamanında 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Edirne'nin savunması için alınan önlemlerin başında tabyaların yapılması gelmiştir. Bunun için de şehrin çevresindeki tepelerde tabyalar yapılmıştır. Edirne savunmasında göreve getirilen Halil Paşa, Vecihi Paşa ve İbrahim Paşa, Rus ordusunu durdurmak üzere bu tabyaların yapımını başlatmışlardır. Genelde bazıları topraktan, bazıları kâgir ve üzerleri dal veya kalaslarla örtülü bu tabyalar tamamlanamadan savaş başlamıştı. Savaşın sona ermesinden sonra tabyaların yapımına hız verilmiştir.

İlk kez 1828de yapılan bu tabyalar daha sonra Tahir Paşa yönetimindeki bir komisyon yeniden yaptırmış ve bazılarını da onarmıştır. 1903 yılında 30dan fazla tabya bulunuyordu ve bunların Balkan Savaşında büyük yararı olmuş, şehir 155 gün boyunca bu tabyalar yardımı ile korunmuştur. Bu tabyalardan Hıdırlık tabyasını Şükrü Paşa karargâh olarak kullanmış, Kıyık Tabyasını da Edirne kale komutanı İsmail Paşa karargâh olarak kullanmıştır. Bu tabyalar içerisinde en görkemlisi Hıdırlık Tabyasıdır.
Kıyık Tabyası üzerine ordu kumandanı Muhtar Paşa bir de kitabe yerleştirmiştir:
Bârek-Allah işbu istihkâm nev tarz-ı rasîn
Kahr ve tedmîr adüvvü dânedir hassa hasîn
Bâni-i fidyesidir sarh-ı muhkemin
Mazhar-ı teyyid hak Abdülhamid Hân güzin
İşbu şehrin sû-be-sû tahkimini azmeyledi
Azm-i pâk cümlesinden de bu tesis metin
Cilve-gâh olsun bu bir yâ-rabb şuâi nusrete
Düşman kalsın top altında siyah rûz mühîn
Lâ-cerem eyler bu istihkâma düşman serfürû
Söyledi Muhtar tarihini zafergâh-ı mübin
1304 (1886).


Bu tabyaların belli başlıları; Ayvazbaba, Kestanelik, Cevizlik, Yıldız Tabya, Muhitintepe Tabyası, Aynalı Tabya, Karagöz Tabya, Kartaltepe, Maraş, Karaağaç, Kazanova, Ayvazoğlu, Arnavutköy, Büyük Taş Tabya, Küçük Taş Tabya, Kemer, Aynalı, Toprak, Başhöyük, Doğancı, Eski, Topyolu, Kavkas, Yassı Tepe, Bağlarbaşı, Abdurrahman Ağa, Arda, Kıyık, Bosnaköy Tabyalarıdır.

Şükrü Paşanın Balkan Savaşı sırasında beş ay açlık ve yoksulluk içerisinde savunduğu Hıdırlık Tabyası günümüzde Genel Kurmay Başkanlığı tarafından Balkan Savaşı Müzesine dönüştürülmüştür. Burada bütün tabyalar onarılmış, Balkan Savaşı konu mankenleri, fotoğraflar, tabelalar, ses ve ışık düzeni ile ziyarete açılmıştır. Müzede savaş canlı şekilde ziyaretçilere yaşatılmaktadır.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #22  
Alt 18-02-2008, 10:56
 
Standart --->: Herşeyi Ile Edirne

Edirne'de Kırkpınar



Edirnede Kırkpınar Güreşlerinin yapıldığı yer hakkında çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Edirne Vilayeti Salnamesine göre (1901) Kırkpınarın asıl yeri olarak Simavna ile Sarıhızır bölgeleri arasında çayırlık alan gösterilmektedir. Bir başka görüşe göre de Kırkpınar Edirne il merkezine 16 km. uzaklıktaki Görmutlu ile Seymenli köyleri arasındadır. Kırkpınarın Ahırköy yakınında olduğu da iddia edilmektedir. Bütün bunlar gösteriyor ki tarihi Kırkpınar Çayırı Balkan Savaşından sonra Türkiye sınırları dışında kalmıştır.

Sultan I.Murad Edirneyi aldığı zaman güreş sporuna önem vermiş ve bir pehlivanlar tekkesi kurdurmuştur. Bu tekkeden de güçlü Türk pehlivanları yetişmiştir. Kırkpınar ile ilgili olarak bir de efsane vardır. Buna göre; iki pehlivan güreşirler ve yenişemezler. Gece de güreşlerini sürdürürler ve her ikisi de yorgunluktan orada ölürler. Güreştikleri yere bu pehlivanlar gömülür. Daha sonra bu yerden kırk tane pınar fışkırır ve bu yere de bundan ötürü Kırkpınar ismi verilmiştir. Bir başka söylentiye göre de, Türklerin Anadoludan Rumeliye geçişleri sırasında kırk Türk akıncısı Balkanlarda bir mola sırasında aralarında güreş tutmuşlar ve aralarından ikisi güreşirken yorgunluktan ölmüştür. Arkadaşları tarafından buradaki ağaçlık bir yere gömülmüşlerdir. Akıncılar geriye döndüklerinde, aynı yerden geçerlerken arkadaşlarını gömdükleri ağaçların altından buz gibi bir pınarın kaynadığını görmüşlerdir. Halk arasında Kırkların Pınarı diye isimlendirilen bu pınarlı çayır daha sonra Kırkpınara dönüşmüştür.

Edirne Çocuk esirgeme Kurumundan Rasim, Kavaf Recep, Terzi Şevket, Bedestenli Mehmet, Çubukçu Rasim, Kıyıkçı Rıza Efendiler Kırkpınarı Sarayiçinde canlandırmış ve bugünlere ulaşmasını sağlamışlardır. Cumhuriyetin ilanından sonra da Kırkpınar Güreşleri Edirnenin Sarayiçi bölgesinde her yıl yapılmaya başlanmıştır.

Edirnenin en önemli iç turizmi olan Kırkpınarı Edirne Belediyesi yönetmektedir. Her yıl Edirnede bir Kırkpınar Komitesi kurulur, komite önce Kırkpınar Güreşlerinin başlayacağı günü çeşitli yayın organlarında ilan eder ve katılacakları davet eder. Kırkpınar Güreşlerinde deste, küçük orta, büyük orta, baş altı ve baş pehlivanlara verilecek ödüller belirlenir ve bunlar ilan edilir.


Kırkpınarın kendine göre bir takım gelenekleri vardır. Öncelikle güreşlerin başlayacağı Cuma günü sabahı Atatürk heykeline çelenk konur, saygı duruşunda bulunulur. Pehlivanlar mezarlığı ziyaret edilir oraya da çelenk konularak dua edilir. Cuma namazından sonra Selimiye Camisinde Mevlüt okunur ve öğleden sonra güreşler başlar. Güreşler Cuma-Cumartesi_Pazar günleri devam eder. Güreşlerin son günü bir kuzu açık arttırmaya çıkarılır ve en çok arttıran da Kırkpınarın Ağası olur. Güreşlerde hakem heyetine itiraz olmaz.

Kırkpınarda ünlü Türk pehlivanları yetişmiştir. Bunların başında; 26 yıl aralıksız baş pehlivanlığı kazanan Kel Aliço, 16 yıl baş pehlivanlığını sürdüren Adalı Halil ile Koca Yusuf, Kurtdereli Mehmet, Hergeleci İbrahim, Çolak Molla Mümin, Kara Ahmet, Filiz Nurullah, Katrancı Mehmet, Kara İbo, Makarnacı Halil, Mardalı Ahmet, Küçük Yusuf, Edirneli Kara Emin, Manisalı Rıfat, Bandırmalı Kara Ali, Gostivarlı Mülayim, Tekirdağlı Hüseyin, Tekirdağlı Hüseyin Aklaya, Babaeskili İbrahim, Hayrabolulu Süleyman, Sındırgılı Şerif, İrfan Atan, İbrahim Karabacak, Adil Atan, Mehmet Ali Yağcı gelmektedir.


  #23  
Alt 18-02-2008, 10:57
 
Standart --->: Herşeyi Ile Edirne

Edirne Mezarlıkları



Edirnenin eski mezarlıkları XX.yüzyılın başlarında bir çok şehirde olduğu gibi parsellenerek satılmış ve yerlerinde yeni yapılar yükselmiştir. Bu nedenle de Edirnedeki tarihi bir çok mezar taşı da yok olmuştur. Edirnede mezarlar Türk sanat ve tarihini en güzel biçimi ile anlatan örneklerdendir.

Edirne mezarlıklarının belli başlıları; İstanbul Yolu Mezarlığı, Uzun Kaldırım Mezarlığı, Tatarlar Mezarlığı (Zindan Mezarlığı), Buçuktepe Mezarlığı, Bademlik Mezarlığı, Tepe Mezarlığı, Seyit Celali Mezarlığı, Acıçeşme Mezarlığıdır. Bunların dışında cami ve derg3ahların avlularında da önemli her biri ayrı birer tarihi belge niteliğinde olan mezar taşları bulunmaktadır. Bu tür mezarlıkların başında Sezai Dergâhı Mezarlığı, Saruca Paşa Camisi Haziresi, Gazi Mihal Camisi Mezarlığı, Kasımpaşa Camisi Haziresindeki Mezarlık gelmektedir.

Bu mezarlıkların en önemlileri de İstanbul Yolu Mezarlığı, Uzun Kaldırım Mezarlığı, Saruca Paşa Mezarlığı, Gazi Mihal Mezarlığı, Sezai Dergâhı Mezarlığı ve Kasımpaşa Mezarlığıdır. Çeşitli nedenlerle büyük bir kısmı ortadan kalkan Edirne mezarlıklarına ait tarihi değerdeki mezar taşlarından bazıları Edirne Müzesinin avlusunda bulunmaktadır. Bunların başında da Yeniçeri mezar taşları gelmektedir.

Bu mezarlıklardaki mezar taşları tarihi şahsiyetler yönünden ve mezar taşlarının sanat tarihi yönünden iki ayrı gurupta toplanmaktadır.

İstanbul Yolu Mezarlığı Edirnenin en büyük mezarlığı idi. Edirneyi İstanbula bağlayan yolun her iki yanında geniş bir alanı kaplıyordu. Ne yazık ki bugün bu mezarlığın büyük bir kısmı yapılanma nedeni ile yok olmuştur. Buradaki mezarlar XVI.-XIX.yüzyıl arasındaki tarihi kişilerine aitti. Bunların başında Ispartalı Kınalızâde Ali Efendinin mezarı (1572), Pertev Paşanın mezarı (1837), İbrail Muhafızı Yeğen Mahmut Paşanın mezarı (1796), Selanik Valisi Selim paşanın mezarı (1790), Muhzirzâde Muhammed Zihni Efendinin mezarıdır. İstanbul Yolu Mezarlığında bulunan ve bugün Edirne Müzesinde bulunan Yeniçeri mezar taşlarının benzerlerine İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesindeki birkaç örnekten başka yerde rastlanmamaktadır. Yeniçeri 18.bölüğün çorbacısı Süleyman Ağanın mezarı (1755), Gazi Mihal Beyin oğlu Hızır Beyin mezarı, Mahmut Beyin oğlu Mehmet Beyin mezarı (1608), Edirne Kadısı Kalyonizâde Mehmet Emin Efendinin oğlu Seyit Ahmet Dai Efendinin mezarı bunların başında gelmektedir.


Edirne Kaleiçinde Saruca Paşa Mezarlığında Ahmet Zihni Efendinin, Budin Valisi İsmail Paşanın mezarı; Sezai Dergâhı Mezarlığında Kadri Paşanın mezarı bulunmaktadır. Edirne Uzun Kaldırım Mezarlığında da eski ve tarihi mezarlar bulunmaktadır. Viyana bozgunundan sonra Belgratta idam edilen Merzifonlu Kara Mustafa paşanın kesik başı Saruca Paşa Camisi haziresinde gömülüdür. Budin kalesini savunan ancak bazı kişilerin hışmına uğrayan Melek İbrahim Paşa da 1685-1686 yılında idam edilmiş ve kesik başı Kara Mustafa Paşanın yanına gömülmüştür. Sadrazam Sürmeli Ali Paşanın 1694-1695 yılları arasında idam edilmesinden sonra Kasımpaşa Camisi haziresine gömülmüştür. Daha sonra bu mezar taşı Edirne Müzesine götürülmüştür. Üç Şerefeli Caminin haziresinde de pek çok tarihi kişinin mezarı bulunmaktadır. Bunların başında Cizyedar Abdullah Paşa (1693-1694), Osman Paşa (1698-1699), Bozoklu Mustafa Paşa (1783-1784) ve Atıf Paşanın (1783-1784) mezarları bulunmaktadır.

Enezde Has Yunus Paşanın türbesinin çevresinde de Osmanlı dönemine ait mezar taşlarının bulunduğu bir mezarlık vardır. Enez çalışmaları sırasında İstanbul Üniversitesi bu mezarlığı düzenlemiştir.


  #24  
Alt 18-02-2008, 10:57
 
Standart --->: Herşeyi Ile Edirne

Edirne Dolmen ve Menhirleri


Dolmenler (Lalapaşa)


Edirne Lalapaşa ilçe merkezinin hemen yanında bulunan, bir çoğu da köy yollarının kenarında dizili olan dolmenler 1960 yıllarında Ş.A.Kansu tarafından yeniden bulunmuştur. Ş:A.Kansu daha çok Lalapaşa ilçe sınırları içerisindeki dolmenleri tespit etmiş, çeşitli raporlar ile 19 dolmenin fotoğraf ve tanımlarını yayınlamıştır. Daha sonra Edirne Müzesince 5 tane daha dolmen tespit edilmiştir.

Dolmenler, tarih öncesinde mezar olarak kullanılan iki tanesi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan meydana gelmiş yapılardır.

Trakya dolmenleri genelde ortak özelliklere sahiptirler. Dolmenler esas mezar ve giriş odaları ile bunları çevreleyen küçük bir tepeden oluşmuştur. Mezar odaları ile ön odaların yapımında boyutları 2-3 m.ye kadar olan iri taş bloklar kullanılmıştır. Esas mezar odasının dört yanı iri blokların dik olarak yerleştirilip, üzerinin de yine iri bir blok taş ile örtülmesi ile biçimlendirilmiştir. Yan taşlar, arkada küçük bir antre oluşturacak şekilde çıkıntı yapar. Odanın ön kısmındaki kenar taşına “Ruh deliği” olarak adlandırılan küçük bir delik açılmıştır. Genellikle iki tane olan giriş odaları da aynı yöntemle şekillendirilmiştir. Bazen bir ruh deliği ikinci odanın girişinde de bulunmaktadır. En öndeki giriş odası daha çok önü açık bir koridor niteliğindedir. Mezarı genellikle küçük ve alçak bir tepe çevreler. Doplmenlerden bazıları ikili, bazıları da dörtlü gruplar halindedir.

Dolmenlerin yönleri kuzeybatıya doğrudur. 1990 yılında Prof.Dr.Mehmet Özdoğan başkanlığında bir ekip daha önceden bilinen 50 dolmenin dışında 24 tane daha dolmeni tespit ederek belgelemiştir.

Trakya dolmenleri genel olarak Son Tunç Çağı-İlk Demir Çağı geçiş dönemine, MÖ.1400-900 yılları arasına tarihlendirilmektedir. Bazı görüşlere göre dolmenlerin üstünü kaplayan büyük taş üzerinde tören yapılmaktadır.

Edirne Müzesi tarafından 1994 yılında Lalapaşada yapılan kazıda bir dolmenin içerisinde insan kemiklerine rastlanmıştır. Birden fazla kişiye ait kemikler, burasının bir aile mezarı olduğuna işaret etmektedir. Kemiklere iki odalı ve bir girişi olan dolmenin ortasındaki odada rastlanmıştır.

Trakya dolmenlerinin bir devamı niteliğinde olan Yunanistanda Batı Trakyadaki ve özellikle Bulgaristanda Istranca, Sakar ve Rodop olmak üzere üç dolmen bölgesi olup, bu bölgede bilinen 750 kadar dolmen bulunmaktadır.


Menhirler (Lalapaşa)


Tarih öncesi dönemlerde 2-3 m. boyunda kabaca yontulmuş olarak toprağa gömülerek dikilen taşlardır. Bu taşların işlevi hala tam olarak bilinmemektedir. Büyük olasılıkla mezarların yerini belirtmek için kullanılmıştır. Bazılarının ise sınır taşı olarak kullanıldığı sanılmaktadır.

Trakya bölgesi menhirler bakımından zengin bir bölgedir. Trakyanın Türkiye sınırları içerisinde kalan bölümünde bu megalitik anıtlar hakkında yeterli sayılabilecek çalışmalar yapılmamıştır. Bölgede Kırıkköy, Lalapaşa ve Çömlekpınar Köyü çevresinde toplu olarak bulunurlar. Bölgenin genelinde tek tek dağılmış bir çok menhir bulunmaktadır.


  #25  
Alt 18-02-2008, 10:57
 
Standart --->: Herşeyi Ile Edirne

Edirne Kütüphaneleri

Selimiye Cami Kütüphanesi (Merkez)

Edirne Selimiye cami Kütüphanesi yavuz Sultan Selim tarafından 1574te kurulmuştur. Caminin yapımı bittikten sonra, Yavuz Sultan selimin buraya vakfettiği kitaplarla açılmıştır. Başlangıçta 257 kitabı vardır. Daha sonra bağışlanan ve vakfedilen kitaplarla, kütüphanenin kitap sayısı 5.757yi bulmuştur. Kısa zamanda yazma ve basma kitaplarla Türkiyenin en zengin kütüphanelerinden biri durumuna gelmiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra oradaki kitaplar da Selimiye Yazmalar kütüphanesine devredilmiştir.

Edirne İl Halk Kütüphanesi 1968 yılında açılınca da yazma kitaplar Selimiye Kütüphanesinde kalmış, diğer kitaplar da buraya taşınmıştır.



Sultan II.Muradın Edirnede Kurduğu Kütüphaneler (Merkez)

Sultan II.Murad Edirnede Üç Şerefeli Caminin medresesinde, Saatli Medresede ve Muradiye Medresesinde kütüphaneler kurmuştur. Sonraki yıllarda bu üç kütüphane birleştirilmiştir. Bu medrese ve kütüphaneler döneminin ilim yuvası olmuş, İstanbulun ilk kadısı Hızır Bey, Müftü Ahmet Paşa gibi ünlü alimler de buradan yetişmiştir.

Sultan II.Muraddan sonra Fatih Sultan Mehmet bu kitapları Edirnede yaptırmış olduğu Cihannüma Kasrındaki Kasr-ı Padişah-ı Kütüphanesine taşıtmıştır.


Sultan II.Beyazıt Kütüphanesi (Merkez)

Sultan II.Beyazıt Edirnede yaptırmış olduğu Sultan II.Beyazıt Külliyesinin Tıp Medresesinde bir vakıf kütüphanesi kurdurmuştur. Bu kitaplar Sultan II.Beyazıtın vakfiyesinde de kitapların isimleri ve sayfa sayıları ile aynen yazılmıştır.


  #26  
Alt 18-02-2008, 10:58
 
Standart --->: Herşeyi Ile Edirne

Edirne Dergâhları




Edirne Osmanlı devletinin başkenti olmasından sonra şehirde bazı dergahlar yapılmış, sonradan bazıları işlevini yitirerek camiye dönüştürülmüştür. Bunların başında da Mevlevi dergahı olarak kurulan sonra da Muradiye Camisine dönüşen yapı gelmektedir. Bu arada caminin yanına bir Mevlevihane yapılmış ancak, bu yapı da günümüze gelmemiştir.
Evliye Çelebi, Edirne dergahları konusunda bazı bilgiler vermiştir. Ardından Rıfkı Melül Meriç Edirnede kurulan ve zamanla yıkılarak ortadan kalkan dergahların listesini vermiştir. Oral Onur da günümüze gelemeyen dergahların kitabelerini yayınlamıştır.

Edirne dergâhlarının başında Hünkar Dede Dergâhı gelmektedir. Bu dergâh, Hıdırlık Tepesinde Bektaşi tekkesi olarak kurulmuştu. Ancak burada bazı uygunsuz kişilerin toplandığı ve devlet itibarını sarsacak işlerin yapıldığı saraya ihbar edilmiş ve Sultan İbrahim zamanında Kara Mustafa Paşa tarafından 1051de yıktırılmıştır.

Edirnede bir de güreşçiler dergâhı bulunuyordu. Derviş hücreleri ve matbahtan oluşan bu yapı ahşap idi. İçerisinde pehlivanlarla ilgili çeşitli eşyalar, güreş malzemeleri bir araya getirilmişti. Bu dergâhın Ali Paşa Çarşısı yakınında bulunduğunu Evliye Çelebi belirtmiştir.

XVII. yüzyılda Zindan Kapısı dışında küçük bir dergâh bulunuyordu. Şeyh Zindani Tekkesi isimli bu dergah İstanbulun fethine katılmış bir velinin türbesi çevresinde kurulmuştu.

Edirnede Kurtbayırı denilen yerde geniş bir arazi içerisinde bir Kadiri dergâhı vardı.Bu dergâh da Şeyh Sezai-i Gülşeni tarafından kurulmuştu.

Bunların yanı sıra Ağaçpazarı yakınında Hacı Ömer Ağanın kurduğu dergâh, Beylerbeyi Camisi yakınında Şeyh Mestçizade İbrahim Efendi dergâhı da halveti tarikatına bağlı olarak işlev yapıyordu.

Üç Şerefeli Caminin yanında Müezzin Sultan ve İshakilerin Ebu İshak Kazeruni dergâhları da vardı.

XVII.yüzyılda Eski Cami yakınında Taşkent Baba Dergâhı, Ağaçpazarı yakınında Tütünsüz Baba Tekkesi de devrinin önemli dergâhları arasında idi.

Gülşeni Tarikatından Hasan Sezai Efendinin kurduğu Hasan Sezai Dergâhı 1428de kurulmuş ve sonra camiye dönüşmüştü.

Kadirhane semtinde, Selçuk Hatun Camisinin karşısında bir Kadiri Dergâhı bulunuyordu. Bu dergâhı Kadiriliği Edirnede yaygınlaştıran Şeyh İsmail Rumi Efendi kurmuştur. Bu dergâh 1746 yılında yanmış, Vezir-i azam Muhsinzade Mehmet Paşa tarafından 1773 yılında tamir edilmişti. Dergah sonraki yıllarda birkaç kez yanmış ve Edirne valilerinden Hacı İzzet Paşa tarafından onarılmış, l885 yılında törenle açılmıştır.

Edirne Müzesinde bulunan bir kitabeden Edirnede Celvetiye Dergâhı olduğu öğrenilmektedir. Müzedeki kitabesinde l639 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.

Edirne Halk eğitim binasına giden yolun üzerinde Kargı Baba Dergâhı bulunuyordu. Evliya Çelebi Kargı Babanın Bektaşi olduğunu ve orduya kargı yaptığını belirtmiştir. Bu dergâha ait 1865 tarihli onarım kitabesi Edirne Müzesindedir.

Lari Camisinin arkasında Rami Efendinin 1625 yılında kurduğu Gülşeni Dergâhı bulunuyordu. Bu dergah 1625,1636 yıllarında yenilenmiş ve semahanesi yeniden yapılmıştır. Bu onarımları gösteren kitabe yakın tarihlere kadar dergâhın kapısı üzerinde bulunuyordu.

Edirnede Şıh İbrahim Efendinin kurmuş olduğu Rıfai Dergâhının 1780 tarihli kitabesi Edirne Müzesinde bulunmaktadır.

Evliya Çelebi Edirnede bunların dışında Üçler-Yediler, Şütüraplar, Karacaahmet Sultan dergâhlarının isimlerini vermektedir. Ayrıca Edirne Müzesinde bazı dergâh kitabeleri bulunuyorsa da bunların hangi dergâha ait oldukları ve bu dergâhların yerleri bilinmemektedir.
Sokollu Külliyesinin cami avlusunun kuzeydoğusunda bulunan dergâhtan yalnızca mihrap duvarı ve mihrabın çıkıntısı günümüze ulaşabilmiştir. Dergâhın hangi tarikata ait olduğu anlaşılamamaktadır. Prof.Dr.Ara Altun ve Tülay Reyhanlı bu bölümün bir süre mescit olarak kullanıldığını belirtmişlerdir. Onlardan öğrenildiğine göre, dergâhın batıdan bir girişi ve girişin iki yanında da biri mihraplı olmak üzere iki ayrı bölümden meydana gelmiştir.


  #27  
Alt 18-02-2008, 10:58
 
Standart --->: Herşeyi Ile Edirne

Edirne Su Yolları ve Kemerleri




Edirnenin Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olmasından sonra, şehrin su gereksinimini karşılamak üzere 40 km. uzaklıktaki Sinanköy ve Taşlımüsellimdeki kaynaklardan su getirilmiştir. XVI.yüzyılda Kanuni Sultan Süleymanın Mimar Sinana yaptırdığı su kemerleri vasıtası ile şehre gelen sular çeşitli çeşmelere ve kuruluşlara dağıtılmıştır.

Edirneye su getiren Sinanköy ve Taşlımüsellim su yolları farklı dönemlerde yapılmıştır. Edirnede yapılan su kemerleri ve su yolları sonraki yıllarda İstanbula su taşıyan Kırkçeşmeler su taşıma sistemlerine öncülük etmiştir. Taşlımüsellimden getirilen sular 35 km. uzaklıktan ve 150 m. yükseklikten geçmektedir. Sinanköyden getirilen sular 5,5 km. uzaklıkta ve 115 m. yükseklikten şehre ulaşmakta idi.

Edirneye sular bir takım tünellerden ve kemerlerden getirilmektedir. Bu kemerlerin en önemlilerinden birisi de 105 m. uzunluğundaki Kırkgöz Kemeridir. Günümüzde bu su taşıma sisteminden yararlanılmaktadır. Ayrıca belirli yerlerde de su toplama havuzları bulunmaktadır. Bunun dışında Hançerli Kemer, Ortakçı Kemeri, Arap Kemeri, Çifte Kemer, Karayusuf Kemeri, Yedigöz Kemeri, Kurt Kemeri, Bahçe Kemeri, Hıdırağa Kemeri, Oğlanlı Kemeri, Hasan Ağa Kemeri ve Üçgöz (Ağa Hamamı) Kemeri vardır.


Bunlar kesme taştan ve moloz taştan yuvarlak ve hafif sivri kemerlidir. Hançerli, Ortakçı, Arap, Çifte, Karayusuf, Kurt Kemeri, Bahçe Kemeri ve Oğlanlı kemer tek gözlüdür. Yedigöz kemerinin yedi gözü; Üçgöz Kemeri ile Hıdırağa Kemeri üç gözü bulunmaktadır.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 1666-1667 yılında Edirneye yaptırdığı 12 çeşmenin yanı sıra kentin su ihtiyacını yeni kaynakların eklenmesi ile daha da geliştirmiştir.

II.Abdülhamid döneminde Edirne Valisi olan Hacı İzzet Paşa şehre gelen su kemerlerini ve su yollarını 1890 yılında onarmıştır. Bazı yerlerini de yenilemiştir. Nitekim bu dönemde Edirnede 190dan fazla çeşme olduğunu Rıfkı Melül Meriçten öğrenmekteyiz.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Herşeyi Tutarım Herşeyi Tutarım Ne Verirsen Tutuyor :)) harika birşeyy:)) Çok tatlı ve şirin umarım beğenirsiniz... http://i278.photobucket.com/albums/kk88/HH-YakisikLi/1-36.jpg ...
Duman - Herşeyi Yak Duman - Herşeyi Yak Beni yak, kendini yak, her ?eyi yak Bir kyvylcym yeter ben, hazyrym bak Yster öp ok?a, istersen öldür A?k için ölmeli, a?k o zaman a?k Seni içime çektim bir nefeste...
aşk herşeyi affedermii Aþk Her Þeyi Affeder Mi - Özlem Tekin Çok üzgünüm istemeden Seni dün gece aldattým Kim oldýðu mühim deðil Sana baðlanmaktan kaçtým Çok üzgünüm...
Aşk herşeyi affedermi? Dünyanın en güzel, en tuhaf, en yabani ve aynı zamanda en evcil duygusunu yani aşkı, bu kez de sıradışı sorularla çözümlemeye hazır mısınız?:dance: Neden hep yanlış insanlara aşık oluruz? ...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,708
Konular : 237,829
Mesajlar: 424,780
Şuan Sitemizde: 281

En Son Üye: qA1lL9jF3p

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:03.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.