Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Eğitim & Öğretim > Kitap Özetleri Tavsiyeler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Yüzyıllık Yalnızlık Kitabının Özeti

Eğitim & Öğretim kategorisinde ve Kitap Özetleri Tavsiyeler forumunda bulunan Yüzyıllık Yalnızlık Kitabının Özeti konusunu görüntülemektesiniz.
Yüzyıllık Yalnızlık Kitabının Özeti YÜZYILLIK YALNIZLIK VE BÜYÜLÜ GERÇEKÇİLİK Yüz yıllık yalnızlıkla lanetlenmiş geniş bir soyun kalabalıklar içerisindeki yalnızlığı ve ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 19-06-2008, 18:54
 
Standart Yüzyıllık Yalnızlık Kitabının Özeti

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Yüzyıllık Yalnızlık Kitabının Özeti

YÜZYILLIK YALNIZLIK VE BÜYÜLÜ GERÇEKÇİLİK
Yüz yıllık yalnızlıkla lanetlenmiş geniş bir soyun kalabalıklar içerisindeki yalnızlığı ve kaçınılmaz sonu… Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquezin Yüzyıllık Yanızlıkını bu şekilde tanımlamak yanlış olmaz sanırım. Marquezin Güney Amerikanın küçük bir kasabasında geçen çocukluğunun düşsel bir yansıması olan roman, yazar tarafından on beş yıllık bir ön çalışma ile kaleme alındıktan iki yıl sonra; 1967de yayımlanmış ve edebiyat dünyasında önemli izler bırakmıştır.
Yazar Hakkında
Marquez 1928 yılında Kolombiyanın Aracataca adlı bir nehir kasabasında hayata gözlerini açmış, büyükannesi ve teyzeleri tarafından büyütülmüştür. Kendisine sürekli hayalet temalı fantastik öyküler anlatan büyükannesinin; eserlerindeki anlatımına çok büyük katkısı olduğunu söyleyen yazar, 1946da gönülsüz olarak hukuk eğitimi almaya başlamıştır. Ne var ki yürekten gelmeden yapılan hiçbir işin fayda getirmeyeceğini düşünen her sanat adamı gibi eğitimini yarıda bırakmış ve 1950 yılında gazeteciliğe atılmış, fakat edebiyatla uğraşmaktan da kendisini alamamıştır. Gazetecilik yıllarında öykü ve senaryolar kaleme alan Garcia Marquez en başarılı çıkışını tam da bu dönemde Yüzyıllık Yalnızlıkla yakalamıştır.
William Faulkner, Juan Rulfo, Sofokles, Dostoyevski gibi isimlerden etkilenen Marquezi kuşkusuz en çok etkisi altına alan isim Dönüşüm adlı uzun öyküsüyle Franz Kafka olmuştur. Genç bir öğrenciyken Dönüşümü okuduğu anda edebiyat kavramının aslında o ana dek bilmediği farklı bir şey olduğunu fark etmiştir. Bu fark edişi, daha önce hiç kimsenin bir edebî metin kahramanını böceğe dönüştürmediğini, eğer böyle de yazılabiliyor olduğunu bilse çok önceden yazmaya başlayacağını vurgulayarak dile getirmiştir.
Hiç kuşkusuz ünlü isimlerin dışında yazarı özellikle bu romanı yazarken etkileyen bir isim daha vardı, büyükannesi. Büyülü gerçekçilik akımını bizlere yansıtırken büyükannesinin fantastik masallarından da etkilenmiş oldan yazar Yüzyıllık Yalnızlık romanının arka kapağında u etkiyi kendi kelimeleriyle de okuyucuya anlatmıştır: “Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlıkı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım.”
1982 yılında ise yazar, Nobel Edebiyat Ödülünü kazanarak kendisini ispatlamıştır. Doğduğu ülkede çok büyük bir hayran kitlesine sahip olan Marquezin yetmişinci yaş gününe denk gelen 1997 yılı doğduğu ülkede medya tarafından “Gabriel Marquez Yılı” olarak nitelendirilmiştir. ****enince yaş günü ise 2007 yılında ****en pare top atışı ile kutlanırken, İspanyada Başkan Yardımcısının başlattığı ve ünlü isimlerden oluşan ****en kişinin rol aldığı yirmi saatlik bir okuma maratonunda Yüzyıllık Yalnızlık elden ele dolaşarak okunmuş ve yazar bu şekilde onurlandırılmıştır.
Kitap Hakkında
“Gerçek ile fantastik olanı bir arada aynı inandırıcılıkla kaynaştırmakla yetinmeyip, bir de anlatılanların tümünü doğal hayatın izdüşümleri gibi yansıtan tuhaf, yadırgatıcı kurmaca biçimi, başlangıçta inanılır gibi gelmemişti.” Kitabı bu denli önemli kılıp tanıtan en önemli özelliği, eleştirmen-yazar Semih Gümüşün de değindiği bu etkileyici noktası olsa gerek. Fakat yine de şüphesiz bir anı doğallığında, bir tarih gerçekçiliğinde okuduğunuz sade dille yazılmış bir romanın sayfalarında domuz kuyruklu çocuklar, sokaklarda başıboş dolanırken görülebilen ruhlar, sıcak buzlar gibi “saçma” öğeler birdenbire bir duvar gibi karşınıza çıktığında “büyülü gerçekçilik” terimiyle ne anlatılmak istendiğini daha iyi anlıyorsunuz.
Yer kavramı; gerçek hayatta bir nehir kasabası olan Aracatacanın düşsel dünyaya yansıtılmış halinde, “Macondo Kasabası”nda, romana geçirilmiştir. Fakat romanda tam bir zaman kavramı yakalamak oldukça zordur. Sonraları devlet, iktidar, liberalizm ve muhafazakârlık çatışmaları gibi güncel kavramlara rastlanır olsa da eserin başında yazar zaman kavramını çok daha eskilere dayandırıyor gibidir: “Dünya öylesine çiçeği burnundaydı ki, pek çok şeyin adı yoktu daha ve bunlardan söz ederken parmakla işaret edip göstermek gerekirdi.” Ne var ki eserde bozulan akış sırasını takip etmek de okuyucuyu zamanın labirenti arasında kaybolma noktasına kadar sürüklemektedir. Üçüncü kişi ağzından anlatılan eser, olaylara dışarıdan bakabilme imkânı sunarken zaman zaman okuyucuyu kahramanların gözünden bakabilme yetisine ulaştıracak kadar da içerisine çekebilmektedir.
Yazarın diğer önemli eserlerine; kendisiyle özdeşleştirdiği Başkan Babamızın Sonbaharı (1975), onur uğruna işlenen bir cinayeti ele alan Kırmızı Pazartesi (1981), aşkta bağlılık konusunu işleyen Kolera Günlerinde Aşk (1985) gibi romanları; sevilmeyen bir doktorun ölümünü farklı kişilerin gözlerinden resmeden Yaprak Fırtınası (1955) gibi öyküleri; Anlatmak İçin Yaşamak (2002) adlı anısı da örnek gösterilebilir.
Kitabın Konusu ve Özet
Yakın akraba evliliği yüzünden ancak yüz yıl sonra soylarının tükenmesiyle bitecek olan yüzyıllık yalnızlıkla lanetlenmiş bir soyun Macondo adlı düşsel bir nehir kasabasındaki içsel yalnızlığı konu alınmıştır.
Aslen José Arcadio Buendia – Ursula Iguarán çifti, oğulları José Arcadio Buendia – Aureliano Buendia(Albay), ve kızları Amaranta Buendia olmak üzere beş kişilik bir aile konu alınmakta fakat sonra çok geniş bir kitleye yayılan soylarının yüz yıllık ömrü eserin ana temasını oluşturmaktadır. Öldürdükleri bir adamın ruhunun verdiği rahatsızlıktan ve iç huzursuzluktan kaçan; yakın akraba evliliğiyle domuz kuyruklu bir çocuğun doğması vasıtasıyla lanetlenmiş bir soydan gelen José Arcadio Buendia ve Ursula Iguarán çifti, dağları aşarak bir nehir kıyısına yerleşir ve “Macondo” ismini verdikleri bir kasaba kurarlar. Macondo Kasabasının yüz yıllık soylarının yalnızlık lanetine bir ömür ev sahipliği yapacağı o zamanlar hiç akıllarında yoktur. Her yıl bir çingene obasını ağırlamaya da başlayan kasabanın dış dünyayla olan tek bağlantısı bu çingeneler ve onların her yıl bir mucize gibi tanıttıkları icatlardır. José Arcadio Buendianın icatları takıntı haline getirip bir gün aklını tamamen yitirmesine ve bağlandığı acın altında yalnız başına ölmesine kadar sürükleyen ilham kaynağı da bu “mucize” aletlerdir. Ailenin kurucusu rolündeki Ursula ise çevresinde olup biten saçma veya sapkın her türlü olaya mantığıyla el koyabilen tek kişidir. Melquiades ise ne kadar önemli bir rolü olduğu ancak kitabın son sayfalarında tam anlamıyla ortaya çıkan ve aileyi tarihini yazacak kadar iyi tanıyan bir çingenedir. Belki yalnızlıktan tek kaçışları olarak gördükleri çingenelerin büyüsüne sonradan kendilerini kaptırıp soylarının yüksek rakamlı bir kitleye sahip olmasına yol açan ailenin gençleri üzerinde bu obanın çok önemli bir rolü olduğunu söylemek elbette yanlış olmayacaktır. Ne var ki ne kadar çoğalırlarsa çoğalsınlar Buendia soyu bir kere lanetlenmiştir ve bu çoğalma dürtüsü yüz yıllık bir laneti ortadan kaldırmaya yetmeyecek; ölüm elbet yalnız bir anında Buendiaların nefesinin önünde bitiverecektir. Hayatları boyunca yeniliklerle, iktidar çatışmalarıyla, takıntılarla ve gerçeküstü hastalıklarla savaşan Buendia ailesinde lanet gerçeği hep bir “korkulan sınır” niteliğini almıştır.
Din kavramınınsa çok da ön planda bulunmadığı bu eserde lanet kavramı o kadar ön plandadır ki; kaçarken, aslında onun gerçekleşmesine bizzat yol açtıkları düşünülürse dindeki “kader” kavramının yerine “lanet” kavramını atadıkları söylenebilir. Hayatları boyunca bu lanet korkusundan kaçıp saklanmaya çalışan Buendia ailesi her şeye rağmen bir şekilde pes etmiş, gerek kendilerini yalnızlıklarına kapattıkları bir odada, gerek yalnız yaşayan bir ağacın gölgesi altında; kimsesiz bir şekilde hayata gözlerini yumarak lanetlerine boyun eğmişler; ya da onu bizzat gerçekleştirmişlerdir.
Üç Kahraman
Kitabın ana konusunu oluşturan Albay Aureliano Buendia, dönemin liberalizm ve muhafazakârlık görüşleri ve iktidar kavgaları arasında kendisini sürekli bir gelgit içerisinde bulmuştur. Sonunda liberalizmi benimseyerek katıldığı savaşların otuz ikisini de kaybeden Albay, sinirle sarf ettiği tehditler yüzünden on yedi farklı eşten olan on yedi oğlunun on yedisinin de kurşuna dizildikleri haberiyle çareyi yalnız bir ölümde bulmuştur. Onu ölüme iten sebeplerden savaşları kaybetmesini millî bilinçle değil, sırf şahsî onuru adına katılmış olmasının bir sonucu olarak düşünmesi ve bunun suçluluğundan kendisini alamaması da hesaba katılırsa; iç huzurdan yoksunluğun yol açtığı bir “yalnız ölüm” olduğundan söz edilebilir.
Romanın en güçlü kahramanı olan Ursula, evin annesi, din kavramından oldukça uzak olan diğer kahramanların yanında; dindar, güçlü, azimli, mantıklı, özverili ve her şeyden önce bütün ailenin kurucusu rolündedir. Öyle ki yalnızlık lanetine en çok direnen de kendisidir. Yaşlılık gözlerini kör ettiğinde dahi bunu kimseye belli etmeden bir süre direnebilmiş, daha sonra o da yalnız bir şekilde ölü bulunmuş ve Marquez bu durumu “yaşlılığın aşılmaz yalnızlığı” olarak nitelendirmiştir.
Son olarak kasabaya gelip giden Melquiades, ailenin yüz yıllık geçmişine oldukça önemli katkıları olan, sihirli güçlere sahip bir çingenedir. Roman, aslında Melquiadesin ayrıntılarıyla kaleme aldığı Buendia ailesinin hayatının, soyun son ferdi tarafından okunmakta olduğu el yazmalarından başka bir şey değildir. Soyun hayatta kalan son ferdi, kardeşi olduğunu sandığı eşinin aslında teyzesi olduğunu da el yazmalarından öğrenmiştir ki bu da karışık (lanetli) soy ilişkilerinin açık bir göstergesidir. Ne var ki yüz yıllık lanetin bu son üyesinin sonu da çingenenin el yazmalarında yazmaktadır. Bir taraftan kendi sonunu okurken bir taraftan da okuduklarını saniyesi saniyesine yaşayan son üye; yüzyıllık yalnızlık lanetini, yalnız ölerek noktalamaktadır.
Kitabın İletisi
Kalabalıklar içerisinde yalnız kalmak durumunu, yalnız ölüm gibi oldukça ürkütücü bir tasvirle okuyucuya sunan Marquez, bunun sebebi olarak da iç huzurdan yoksun olmanın her örneğinde altını çizmiştir. Ne kadar kalabalık bir toplum içerisinde yaşıyor olursak olalım, ne kadar geniş bir çevremiz olursa olsun, iç huzurumuz yoksa yalnızlık denilen “lanet” en yalnız anımızda bizi yakalayıp kaçınılmaz sonla buluşturabilir.
Büyülü Gerçekçilik
“Büyülü gerçekçilik Latin Amerikanın otantik ifadesidir.” diyen eleştirmen Floresin bu tespitinin Marquezin de Latin Amerikalı olduğu gerçeğiyle sadece tesadüfen uyuştuğunu elbette söyleyemeyiz. Canan Öktemgil Turgut; Latife Tekinin Yapıtlarında Büyülü Gerçekçilik başlıklı tezinde “Latin Amerika kökenli büyülü gerçekçilik, gerçeküstücülüğün neden olduğu değişimle ivmelenen, önceden kestirilemeyen duraklara uğrayan ve nerede biteceği bilinmeyen uzun bir yolculukta biçimlenmektedir.” sözleriyle büyülü gerçekçilik akımının temelini gözler önüne sererken; aynı zamanda Marquezin Yüzyıllık Yalnızlıkında benimsenmiş olan büyülü gerçekçiliğe de ışık tutmaktadır.
Geleneksel gerçekçilik sınırları içerisinde resmedilemeyecek bir Latin Amerika gerçeği hiç şüphesiz vardır ve Marquez gibi yazarlar sayesinde ancak gerçeküstü imgelerle iç içe geçirildiğinde büyülü bir anlatı dünyası içerisinde kendisini ifade edebilmiştir.
Roland Walter; büyülü gerçekçiliği Çağdaş Chiano Kurmacasında Büyülü Gerçekçilik adlı yapıtında, birbirine ters düşen fakat uyum içerisinde olan iki ayrı perspektiften büyülü gerçekçiliği tanımlamayı başarmıştır. Bunlardan biri “akılcı dünya görüşüne değinen”, diğeri ise “gerçekdışının, doğaüstü ve alışılmamış olanın kendisinde somutlaştırdığı, gerçekliğin büyüsel bir şekilde görülüşü üzerinde temellenen” iki perspektiftir. Fakat bu iki koşulun büyülü gerçekçiliği tanımlamaya yetmeyeceğini, çünkü bunların aynı zamanda fantastik dediğimiz diğer bir anlatım tarzının da tanımlayıcı özellikleri olduğunu dile getiren Walter büyülü gerçekçilik ve fantastik farkının da belirli kıstaslara göre altını çizmektedir. “Büyülü gerçekçilikte anlatılanların da, karakterlerin de doğaüstünü oldukça doğal bir durummuş gibi karşıladıklarını” belirten Walter, bu eserlerde, gerçekliğin düşsellik ve gerçeklik düzeylerinin uyumlu bir bütünlüğünün sağlanmasının da büyülü gerçekçiliğin mutlak bir koşulu olduğunu söylemektedir. Çelişkili gibi görünen bu zor bütünleştirme ise Marquezin Yüzyıllık Yalnızlıkında sıra dışı bir beceriyle kaleme alınmış ve böylece yapıt klasikleşmiş, kendisinden sonra gelen yazarlar için ise bir yol gösterici olmuştur.
Lois Parkinson Zamora ve Wendy B. Farisin editörlüğünde belli başlı büyülü gerçekçilik makalelerinin bir arada toplandığı Büyülü Gerçekçilik: Kuram, Tarih, Toplum isimli derlemeye göre; “zihin ve beden, ruh ve madde, yaşam ve ölüm, gerçek ve hayal, kendi ve öteki, erkek ve dişi arasındaki sınırlar silinecek, çiğnenecek, bulanıklaşacaktır.” Bu derlemede büyülü gerçekçilik; “tek sesli politik yapıtlara karşı çıkmayı cesaretlendiren” bir saldırı olarak değerlendirilmiştir.
Gerçekten, Garcia Marquez de Latin Amerika kökenli büyülü gerçekçilikle yazdığı Yüzyıllık Yalnızlık romanında o zamana kadar çok fazla dikkat çekmemiş olan bu sırrı öyle bir eskiye karşı çıkışla yansıtmıştır ki, okuyucuları gibi birçok yazar da onun büyülü gerçekçiliğinin “büyü”süne kapılmaktan kendisini alamamıştır.
Türkiyede ilk yayımlanmasının üzerinden yirmi üç yıl geçtiği hâlde bugün hâlâ basılıyor olması, Marquezin bu başyapıtının dünyayı saran Latin büyüsünün bir kanıtıdır. Büyülü gerçekçilik akımınınsa kimine göre yadırgatıcı olan anlatım biçimine rağmen bu kadar benimsenmesi belki yazarların marifeti; belki de insanın, iç dünyasının düşler sokağında dolaşmak için yanıp tutuştuğu bu “fazla gerçekçi” olan gerçek hayattan kaçmak isteyişinin bir sessiz çığlığıdır.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Barcelona yüzyıllık geleneğini sonlandırmak üzere Barcelona yüzyıllık geleneğini sonlandırmak üzere Sport Gaeztesi'ne göre kurulduğu günden bu yana formasına para karşılığı reklam almamasıyla bir efsane haline gelen Barcelona, bu geleneğine...
Popüler Türkiye Solu Sözlüğü Solun Yüzyıllık Öyküsü Kitabının Özeti Popüler Türkiye Solu Sözlüğü Solun Yüzyıllık Öyküsü T'de TİP'i göreceğiz. TİP'in mecliste 15 milletvekiliyle temsil edildiğini öğreneceğiz. Solcu/sosyalist bir partinin çalışma tarzı, söylemi...
İkinci El Yalnızlık Kitabının Özeti İkinci El Yalnızlık doğduğumdan beri öleceğimi duyuyorum bir gün bile yaşamaktan vazgeçmedim kırılma ihtimali sana ait değil incinmek kelimesinin anlamı benim sözcüğümde de var yaşayanı...
Başındaki O Pis Ne? / Şapka'dan Türban'a Cumhuriyetle Yüzyıllık Kavga Kitabının Özeti Başındaki O Pis Ne? / Şapka'dan Türban'a Cumhuriyetle Yüzyıllık Kavga Elinizdeki kitap; 31 Mart Ayaklanması'ndan, İstiklal Mahkemeleri'ne, Şapka Kanunu'na direnişten, Türban istemine dek uzanan...
Yalnızlık - Yalnızlık Nedir - Yalnızlık Hakkında yalnızlık -ğı isim 1 . Yalnız olma durumu, kimsesizlik: "Dostlarla da yollar ayrılalı bir bir / Gittikçe artıyor yalnızlığımız."- C. S. Tarancı. 2 . Kimse bulunmama durumu, ıssızlık,...

 
Forum Stats
Üyeler: 66,552
Konular : 231,723
Mesajlar: 417,285
Şuan Sitemizde: 303

En Son Üye: melanie45lin

Sosyal Linkler
Twitter Butonları





Google+ Butonu


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:07.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.