Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Tatil Bölgeleri > Türkiye'den Tatil Mekanları > Karadeniz ve İç Anadolu
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Eskişehir Nasıl gidilir gezilir

Türkiye'den Tatil Mekanları kategorisinde ve Karadeniz ve İç Anadolu forumunda bulunan Eskişehir Nasıl gidilir gezilir konusunu görüntülemektesiniz.
Yüzölçümü: 13.652 km² Nüfus: 641.057 (1990) İsa'dan önce birinci bin yılda Porsuk Nehri kıyılarında Frigyalılar tarafından kurulan Eskişehir Türkiye'nin en ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 03-07-2007, 20:26
 
Standart Eskişehir Nasıl gidilir gezilir

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Yüzölçümü: 13.652 km²
Nüfus: 641.057 (1990)

İsa'dan önce birinci bin yılda Porsuk Nehri kıyılarında Frigyalılar tarafından kurulan Eskişehir Türkiye'nin en önemli yol kavşaklarından birisidir.




Yunus Emre, Nasrettin Hoca gibi tarihi kişileri yetiştiren Eskişehir Lületaşı, çeşitli hastalıklara iyi gelen sıcak su kaynakları ile de ünlüdür.
Eskişehir kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, mutfağı ve alışveriş olanakları ile önemli bir turizm çekim merkezi olmayı hedeflemektedir.

Eskişehir ilinin ilçeleri; Alpu, Beylikova, Çifteler, Günyüzü, Han, İnönü, Mahmudiye, Mihalgazi, Mihalıcçık, Seyitgazi ve Sivrihisar'dır.

Seyitgazi: Zengin bir tarihi olan Seyitgazi'nin 18 km. güneydoğusunda, Bardakçı köyünde, güneye inen antik yol üzerinde Roma Çağı'nda kurulmuş, Bizans Çağı'nda da önemini korumuş bir dini merkezi olan Santabaris antik kenti bulunmaktadır.

İlçenin Üçler tepesinin doğuya bakan yamaçları üzerinde 150 m. yüksekliğindeki 1207-1208 tarihlerinde 1.Alaaddin Keykubad'ın annesi Ümmühan Hatun tarafından yaptırılan Seyyit Battal Gazi Külliyesi (cami, türbe ve imarethaneler) yer almaktadır. 1511-1517 tarihleri arasında Osmanlılar tarafından eklenen medrese binaları ilçenin tarihi dokusunu zenginleştirmiştir. İlçeye 7 km. uzaklıktaki Arslanbeyli Köyü'nde yer alan Sücaeddin - i Veli Türbesi, İki Çeşme mahallesinde Selçuklu Hamamı'nı önemli tarihi eserler arasında saymak mümkündür.

Han: Eskişehir'e 86 km. uzaklıkta antik yol üzerinde bulunan ilçe Romalılar tarafından kurulmuştur. Bizans Çağı'nda dini bir yerleşme alanı olan ilçede toprak altındaki yumuşak kaya mezarları bulunmuştur.

Sivrihisar: Zengin bir tarihi olan ilçe Hitit, Frig, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu dönemlerinin önemli merkezlerinden birisi olmuştur. Anadolu Selçukluları döneminde bir uç beyliği olan ve önemli bayındırlık çalışmalarının yapıldığı kentte o dönemde yapılan eserlerden (8 cami,16 mescit, 5 hamam,1 kervansaray, 2 kümbet, 8 çeşme ve 1 sübyan mektebi) pek azı günümüze ulaşmıştır.



İlçenin en önemli tarihi eserlerinden birisi olan Haznedar Cami ilçe merkezindedir. Anadolu Selçuklularından Hazinedar (Maliye Nazırı) olan Necibiddin Mustafa'nın kendi adına yaptırdığı caminin içerisi minyatürlerle doludur. Merkezde yer alan diğer bir önemli camide Selçuklu mescidi yıkılarak Hicri 898 yılında Şeyh Baba Yusuf tarafından yaptırılan Kurşunlu Camisi'dir. Caminin zarif bir minaresi ve önünde çeşmesi vardır.

Sivrihisar'ın 16 km. doğusunda Ballıhisar köyünde yer alan Pessinus Şehri bir Frig yerleşmesidir. Kent Romalılar döneminde de önemini korumuştur. Çağında büyük ve tanınmış bir şehir olan Pessinus ticaretin yanında tanrıça Kybele ve Attis için yapılan ayinleri ile de ünlüydü.

NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Otogar şehir merkezine yaklaşık 2 km. uzaklıktadır. Bütün Belediye Otobüsleri ile şehrin her semtinden Otogara ulaşılabilmektedir. Ayrıca firmaların özel servisleri de bulunmaktadır.

Otogar Tel: (+90-222) 227 88 00 - 227 88 01

Demiryolu: Eskişehir'in demiryolu ulaşımı'da vardır.

İstasyon Tel: (+90-222) 225 55 55

TARİHÇE



Eskişehir'de (Doryleaum) ilk yerleşim M.Ö.3500 yıllarına dayanır. Şehir Hititlerin, Friglerin, Perslerin, Romalıların, Bizanslıların, Selçukluların ve Osmanlıların hakimiyetine geçmiştir.

COĞRAFYA

Eskişehir'in topografik yapısını, Sakarya ve Porsuk havzalarındaki düzlükler ile bunları çevreleyen dağlar oluşturur.



Havza düzlüklerini kuzeyden Bozdağ, Sündiken sıradağları, batı ve güneyden ise İç Batı Anadolu eşiğinin doğu kenarında yer alan Türkmen Dağı,Yazılıkaya Yaylası ve Emirdağ kuşatır.İlin dörtte birini çam, meşe, gürgen, ardıç, katran ve köknar ağaçlarının oluşturduğu ormanlar teşkil eder. Orman olmayan arazilerde, su kenarlarında söğüt,ahlat ve kavak ağaçlarına rastlanmaktadır.Eskişehir, İç Anadolu Bölgesi'nde olduğundan karasal iklime sahiptir. Yazları sıcak ve kurak,kışları soğuk ve yağışlı geçmektedir.

NE YENİR?



Göceli Tarhana, harşıl, çerkez sofrası, çiğ börek, katlama böreğini yerel yemek çeşitleri arasında sayabiliriz.

YAPMADAN DÖNME

Yazılıkaya'yı (Midas Anıtı) gezmeden,

Sakarıılıca Termal Turizm merkezini ziyaret etmeden,

Şehrin en ünlü yemeği olan çiğböreğinin tadına bakmadan,

Lületaşı eserlerinden satın almadan...

Dönmeyin.



ÖNEMLİ TELEFONLAR

Valilik: (+90-222) 230 17 53
Belediye: (+90-222) 631 25 44
Hastane: (+90-222) 237 48 00
Polis: (+90-222) 230 27 73
Jandarma: (+90-222) 621 20 03
İl Kültür Müdürlüğü
Tel: (+90-222) 230 13 68
Faks: (+90-222) 230 63 01

İl Turizm Müdürlüğü
Tel: (+90-222) 230 17 52 - 230 38 65

Turizm Danışma Müdürlüğü
Tel: (+90-222) 230 38 65

Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Porsuk Bulvarı, KöPage Rankingübaşı ESKİŞEHİR
Tel: (+90-222) 230 13 78
Faks: (+90-222) 230 63 01







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 05-07-2007, 21:37
 
Standart --->: Eskişehir Nasıl gidilir gezilir

İşin gucun bogaz baska bişi degıl yok şunu yedım şoyle şişko patates oldum yok bunu yedim şişdim şişdim sıgmadım bi yere ustunede tatlı olarak dondurma yedim kapılardan gecemedim


  #3  
Alt 05-07-2007, 22:13
 
Standart --->: Eskişehir Nasıl gidilir gezilir

Dolunay banamI diyosun.dil2

500 gr alIyorum bu kadar yedikten sonra nörmel.

Unutmadan $öminede kebab yemeden eski$ehiri terketmeyiniz.


  #4  
Alt 05-07-2007, 23:32
 
Standart --->: Eskişehir Nasıl gidilir gezilir

ha benim memleket burası beklerim ;D


  #5  
Alt 09-04-2008, 09:37
 
Standart Eskişehir Tanitimi



Eskişehir Genel Bilgi



İç Anadolu Bölgesinde bir il merkezi olan Eskişehirin, doğu ve güneydoğusunda Ankara, güneyinde Konya ve Afyonkarahisar, batısında Kütahya ve Bilecik, kuzeyinde Bilecik, Bolu ve yine Ankara illeri bulunmaktadır. Sakarya Nehrinin yukarı kesiminde yer alan Eskişehirin doğu ve kuzeyindeki doğal sınırını Sakarya Nehri oluşturmaktadır. Eskişehir, Sakarya ve Porsuk Nehirlerinin suladıkları geniş düzlüklerle bunları çevreleyen dağlardan oluşur. Porsuk Ovası; kuzeyden Bozdağ ve Sündiken Dağları, güneyden Sivrihisar Dağları ve Türkmen Dağının doğu uzantılarıyla çevrilir. Ova, Kütahya il sınırından Eskişehir il merkezine kadar oldukça eğimli, dar bir vadi şeklindedir. Porsuk Çukurluğu olarak adlandırılan bu bölüm, il merkezine yaklaştıkça genişlemeye başlar. Ovanın, Muttalip ve Sultandere köyleri arasında yaklaşık 13 km. ye ulaşan genişliği, doğuda Çavlum Köyü yakınlarında daralır ve l km.ye kadar iner. Ovanın genişliği, bu yöredeki Sepetçi ve Fevziye Köyleri arasında 21 km. ye ulaşır. Daha sonra yeniden daralmaya başlar. Ova, özellikle Refahiye Köyünden sonra dar bir vadiye dönüşür. Porsuk Ovasının batı uzantısı, Sarısu Ovası olarak adlandırılan bir ovada noktalanır. Sarısu Çayının her iki yanında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanır.

Sarısu Ovası, kuzeyde Bozdağ, güneyde Küçük Türkmen Dağı ile çevrilidir. İnönünün kuzeyinden başlayan ova, doğu yönüne akışlıdır ve fazla eğimli değildir. Sarısu Ovasının en geniş yeri İnönü ile İstasyon arasındadır. Burada yaklaşık 4 km. genişliğe ulaşır. Doğuya gidildikçe yavaş yavaş daralır. Sarısu Ovası, Okubalı yöresinde bir boğazı aştıktan sonra yeniden genişler. Ova, Eskişehir il merkezi yakınlarındaki Karagözler Köyünün batısında Porsuk Ovası ile birleşir. İlin güneybatısında yer alan Yukarı Sakarya Ovası, Porsuk Ovasından sonra Eskişehirin en geniş düzlüğüdür. Yukarı Sakarya Ovası; kuzeyden Sivrihisar Dağları ve Türkmen Dağının kuzey uzantıları, batıdan Türkmen Dağının doğu uzantıları, güneyden ise Emirdağ ile çevrilidir. Bu ovanın başlangıçta 14 km. olan genişliği, Sivrihisarın kuzeyinde 4 km. ye düşer. Ovadaki en belirgin yükseltisi, Mahmudiye İlçesinin batısındaki Kırgız Dağıdır (1.301 m.). Yukarı Sakarya Ovasının en geniş yeri Aksaklı ve Yukarı Kepen Köyleri arasındadır.



Eskişehir il alanı daha çok platolar ve dağlarla kaplıdır. İldeki yaylalık alanlar Türkmen Dağının doğu uzantıları ile Bozdağ, Sündiken Dağları üzerinde bulunmaktadır. Porsuk ve Sakarya Havzalarını birbirinden ayıran Sivrihisar Dağları üzerinde de yaylalar vardır.

Sakarya ve Porsuk havzaları ile bu havzaları çevreleyen dağlardan oluşur. Bu nedenle, il toprakları ana vadiler ve bu vadilerle birleşen çok sayıda küçük vadilerce parçalanmış durumdadır. Havzanın sularını toplayan Sakarya Irmağının aktığı vadi, Sakarya Vadisi adını alır. Bu vadi, Sakarya Irmağının ilk kaynak alanlarında, yani Türkmen Dağı kütlesinin doğu uzantıları üzerinde dar ve derindir. Seyitgazi yöresinden sonra, vadi tabanı genişler ve doğuda Ankara il sınırına kadar uzanır. Bu bölümde, vadinin geniş tabanı üzerinde Yukarı Sakarya Ovası yer alır. Sakaya Vadisi, Ankara il sının yakınından kuzeye dön er ve Porsuk Çayı ile birleşir. Vadinin bu kesimine Orta Sakarya Vadisi denir.



Eskişehirin en önemli akarsuları Sakarya Nehri ve onun kollarından olan Porsuk Çayıdır. Çifteler İlçesi sınırlarında Sakaryabaşı denilen yerden çıkan Sakarya Nehri Bardakçı Suyu ile, sonra Seydisu ve Sarısu ile birleşerek güneydoğuya doğru akar. Çakmak Köyü yakınında Ankara - Eskişehir arasında il sınırını oluşturarak kuzeye yönelir daha sonra da Porsuk Çayı ile birleşir ve kuzeye doğru akar. Sarıyer Barajından sonra akışı batıya döner. Porsuk Çayı Murat Dağından ve Kütahyadan gelen iki ayrı koldan oluşmuştur. Bu çay ilin kuzeyinde Porsuk Çayı ismini alır. Kunduzlar, Kargın Deresi, Ilıcasu, Mollaoğlu Deresi, Sarısu, Keskin-Muttalip dereleriyle birleşir, Pürtek Çayını da içine alarak Sakarya Nehrine ulaşır. Bu akarsular üzerinde Porsuk Barajı, Sarıyar Barajı, Musaözü Barajı, Gökçekaya Barajı, Dodurga Barajı bulunmaktadır. İlin yüzölçümü 13.652 km2 olup, toplam nüfusu 706.009dur.



Ege, Marmara ve İç Anadolu Bölgeleri arasında bir geçiş noktasında bulunan Eskişehir ilinde Ege ve İç Anadoluya özgü iklim özellikleri görülse de, sert bir kara iklimi hakimdir. Kışlar sert ve süreklidir. Yaz ayları ise gündüzleri sıcak, geceleri serindir. Eskişehir İlinde hakim olan kara iklimine karşın, Sarıcakaya Vadisinde Akdeniz İklimi özelliklerini gösteren "mikroklima" hakimdir.

İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayii ve madenciliğe dayalıdır. Türkiyenin önde gelen gelişmiş illerinden biri olan Eskişehirin zengin bir tarımsal potansiyeli vardır. Büyük ölçüde makineleşmiş olan tarımda modern yöntemler kullanılmaktadır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, arpa, şeker pancarı, patates, yulaf, soğan, ay çiçeği ve nohuttur. Ayrıca Orta Sakarya Vadisinde susam ve pamuk yetiştirilmektedir. Sarıcakaya ve Mihaliçcik ilçelerinde sebzecilik ve meyvecilik ileri düzeydedir. Hayvancılık 1950den sonra önem kazanmıştır. Başta İstanbul olmak üzere tüketim merkezlerine canlı hayvan, et ve süt ürünleri, yumurta, deri, bal ihraç etmektedir. Büyük baş hayvanlardan sığır, küçükbaş hayvanlardan koyun ve tiftik keçisi yetiştirilir.



Maden kaynakları bakımından oldukça zengindir. Lületaşı, asbest, magnezit, bor ve perlit işletilmektedir.

1950lerden sonra sanayi oldukça gelişmiştir. İlde büyük devlet işletmelerinin yanı sıra yerel sermaye yatırımları ile gerçekleşmiş çok sayıda özel kuruluş bulunmaktadır. Bunlar gıda, makine-imalat ve taş ile toprağa dayalı sanayilerdir. Sanayi kuruluşlarının hepsi Eskişehirde toplanmıştır.

Eskişehir yöresinde yapılan kazılar, Kalkolitik Çağa kadar inen bir yerleşimi göstermektedir. İl sınırları içerisinde Demircihöyük başta olmak üzere höyükler, Pesinius (Ballıkaya), Naceloea (Seyirgazi), Midas (Yazılıkaya), Iustinianopolis (Sivrikaya),Eodoxias (Gümüşkaya), Dorylaion (Şarhöyük) gibi antik kentler bulunmaktadır.



Yörede İ.Ö. 3000-2000 arasındaki İlk Tunç Çağı ile İ.Ö. 2000-1500 dönemindeki Orta Tunç Çağından kalan yerleşim alanları bulunmaktadır. Bu dönemde, Asur tüccarlarının, yöre sınırlarına dek etkin oldukları bilinmektedir. Burada yapılan kazılarda, Hitit İmparatorluğu dönemini de kapsayan Son Tunç Çağına ait (İÖ 1460-1200), az sayıda da olsa Hitit yerleşim merkezinin varlığı saptanmıştır. Yazılıkayada yapılan kazılarda tespit edilen höyüklerin büyük bir kısmında Hitit Çağına ait kültür belgeleri bulunmuştur. M.Ö. 1200 yıllarında, Anadoludaki Hitit egemenliğine son vererek, geniş bir alana yayılan Frigler, Eskişehir Ovası, Sakarya Nehri kolları ile Ankaranın doğu ve batı bölümlerini kapsayan, güçlü bir krallık kurmuşlardır. Merkezi, Polatlı yakınındaki Gordion olan bu krallığın, güçlü bir siyasi yapısı olduğu görülmektedir. Bu tarihlerde kurulan Pessinius (Ballıhisar), Midaeum (Karahöyük), Dorylaiun (Eskişehir-Şarhöyük), Yazılıkaya (Midas) şehri gibi Frig şehirleri de Eskişehirin il sınırları içindedir.



Frigya tarihinin en bilinen kralları, Gordion ve Midastır. Kral Midas, Frigya İmparatorluğunu kurmuş ancak bu imparatorluk kısa ömürlü olmuştur. (M.Ö. 725-675) Asurlularla Urartular arasındaki toprak kavgaları Friglerin bölgede kesin denetim kurmalarını sağlamış ancak, İÖ VIII.yüzyılda güçlenen Lydianın baskısı ve ardı kesilmeyen Asur akınları sonucunda güçsüzleşen Frigya egemenliği VII.yüzyılda Kimmerler tarafından yıkılmıştır. Eskişehir yöresi, İÖ 676-546 arasında Lydia yönetimi altında kaldı. Büyük İskender bölgeden geçerek Gordion Krallığını yıkmıştır. Büyük İskenderin ölümünden sonra Gordion şehri yine büyük savaşlara sahne olmuştur. Bunun nedeni, şehrin konumuyla ilintilidir. Anadoluyu kontrolleri altında tutmak isteyen pek çok komutan, ordularıyla birlikte Gordion şehrini istila etmeye çalışmıştır. Galatlar, ardından da M.Ö. 189 yılının sonlarında Romalılar bu bölgeyi ele geçirmiştir. Özellikle Romalılar, Gordion şehrini yeniden restore ederek, eski parlak günlerine dönmesini sağlamıştır. Uzun bir süre basit bir köy olarak ayakta kalmayı başaran Gordion, sonunda muhteşem bir şehir haline gelmiştir.



Bizans çağında önem kazanan kentte imparator Iustinianusun yazlık sarayından söz edilmiştir. XIX.yüzyılda birçok gezgin ve bilim adamı, bölgeye yaptıkları gezilerin ve araştırmaların sonucunda Eskişehirin 3 km. kuzeydoğusunda, Porsuk Çayının kuzeyinde yer alan bugünkü adıyla Şarhöyük ören yerinin antik Dorylaion şehri olduğunu saptamışlardır. Burada 1989 yılında itibaren Kültür Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına Prof, Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip tarafından arkeolojik kazılar yapılmıştır. Burada İlk Tunç Çağına inen bir yerleşmenin olduğu saptanmıştır.

Malazgirt Savaşından (1071) sonra doğudan gelen Türkler, 1074 yılında Eskişehiri almışlar, doğudan gelen Türk boylarını durdurmak isteyen Manuel Kommenos, bunda başarılı olamayınca batıya doğru çekilmek durumunda kalmıştır. Alparslan ve I. Kılıçarslan zamanında Eskişehir, Haçlı Ordularının geçiş yeri olmuştur. Dorylaion - Şarhöyük, Bizansın Selçuklulara karşı korunmasında büyük rol oynamış ancak 1176da Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslannın Bizans İmparatoru Manuel Komnenosu mağlup etmesinden sonra, Selçukluların egemenliği altına girmiştir. Bundan sonra uzun bir zaman yıkık ve terkedilmiş olan Dorylaion-Şarhöyükün yakınında, harabenin güneyinde yeni bir yerleşme kurulmuştur. W. M. Ramsayin bildirdiğine göre, büyük olasılıkla Dorylaionun kalıntılarına Eskişehir ismi verilmiş ve bu isim günümüze kadar gelmiştir.



Selçuklular 1289da bölgeyi Osman Gaziye vermişlerdir. Orhan Gazi döneminde ise bir süre Karamanoğullarının eline geçen Eskişehir, Sultan I.Murat tarafından yeniden Osmanlı topraklarına katılmıştır. XVII.yüzyılda yörede Celalî İsyanları olmuş ve bastırılmıştır. XIX.yüzyılda Hüdavendigâr (Bursa) vilayetinin Kütahya sancağına bağlı bir kaza merkezi olan Eskişehire, Kafkasya, Kırım, Romanya ve Bulgaristandan gelen göçmenler yerleştirilmiştir.

I.Dünya Savaşı sonrasında buradaki demiryolu hattını denetlemek isteyen İngilizler Ocak 1919da Eskişehiri işgal etmişlerdir. Ancak Kuvayı Milliyenin baskısı ile Mart 1920de bu işgale son vermişlerdir.



Eskişehir, Milli Mücadele yıllarında, uzun süre gündemde kalan bir şehir olmuştur. İstanbulu Anadoluyu bağlayan demiryolu üzerindeki stratejik konumu, iç çalışmalardaki rolü, Anadoluyu istila etmiş olan Yunan Ordusunun Orta Anadoluya geçişinin eşiğini oluşturması ve yeni devletin kuruluşuna katkılarıyla önem kazanmıştır. Bundan sonra Yunanlılar tarafından işgal edilmiş ve bir süre Yunan ordularının karargâhı olmuştur (1921). 1921 yılında Eskişehire 40 km. uzaklıktaki İnönüde, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları yapılmıştır. Stratejik konumu bakımından önem taşıyan Eskişehirin, Yunanlılar tarafından elde tutulması son derece önemliydi. Bu yüzden Kurtuluş Savaşının en önemlilerinden olan, Birinci İnönü, İkinci İnönü ve Kütahya-Eskişehir Savaşları, Eskişehir de gerçekleşmiştir. Kurtuluş Savaşının sonlarında Büyük Taarruzla birlikte 2 Eylül 1922de bu işgale son verilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra 1925te il merkezi olmuştur.



Eskişehirde günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Çifteler Yazılı Kayalar (Midas), Seyitgazi Kalesi, Sivrihisar Kalesi, Sivrihisar Ulu Camisi (1275), Sivrihisar Hoş Kadem Camisi (XIII.yüzyıl), Alaeddin Camisi (1220), Kurşunlu Camisi ve Külliyesi (1525), Setit Battal Gazi Külliyesi (XIII.yüzyıl), Sivrihisar Ulu Camisi (1275), Sivrihisar Hazinedar Mescidi (XIII.yüzyıl), Sivrihisar Kılıç Mescit Camisi, Sivrihisar Mülk Köyü Türbeli Mescidi (XII.yüzyıl), Sivrihisar Gecek Ulu Camisi (1175), Sivrihisar Hamam Karahisar Camisi (XIII.yüzyıl), Mihalıçcık Yunus Emre Anıtı, Şeyh Edebali Türbesi (XIII.yüzyıl), Yunus Emre Türbesi, Seyit Gazi Eyvan Türbesi (XIII.yüzyıl), Üryan Baba Türbesi, Sucaeddin Veli Baba Horasani İlyas Türbesi (XVI.yüzyıl), Himmet dede Kümbeti (1229), Alemşah Kümbeti (1327-1328), Hoca Yunus Kümbeti, Seyit Gazi Selçuklu Hamamı (XIII.yüzyıl), Sivrihisar Seyitler hamamı (1490), Sivrihisar Hamamkarahisar Hamamı (1175), Seyit Gazi Bardakçı Köyü Hamamı (XV.-XVI.yüzyıl), Seyit Gazi Kervansarayı, Sivrihisar Gecek Köyü Çeşmesi, Sivil mimari örneklerinden Yeşil Efendi evi bulunmaktadır. Ayrıca Erler, Kıymet, Şengülcük, Yenice Kaplıcaları; Aslanlı Mabet, Doğanlı Kale, Gerdek kale Mağaraları; Seyit Gazi yakınında Büyük yayla, Çifteler İhsaniye Köyü yakınında Sakaryabaşı, Alpi bucağı yakınında Taycılar mesireleri bulunmaktadır.


  #6  
Alt 09-04-2008, 09:38
 
Standart --->: Eskişehir Tanitimi

Eskişehir Gezgin Gözüyle


Frig Vadisi: Antik kent Eskişehir'e 90 km. uzaklıkta Han ilçesine bağlı olan Yazılıkaya Köyü bitişiğinde yer almaktadır. Vadide Frig Krallığı, Lidya Krallığı ve Pers İmparatorluk döneminde üç ayrı yerleşme evresinin bulunduğuna ilişkin birçok temel ve yapı kalıntısına rastlanmıştır. Diğer yandan, Midas Anıtı'nın çevresinde akropol üzerinde bir kentin varlığına ilişkiler bulgular saptanmıştır. Kayalık bir platform üzerine kurulmuş ve Erken Tunç Çağlarında yerleşim görmüş olan Midas (Yazılıkaya) Friglerin dini merkezi olmuştur. Antik şehirde Hitit kültürüne ait kendi stilleri ile yaptıkları kaya kabartmalarına rastlanmıştır. Hititlerden sonra Frig kenti olarak gelişen Yazılıkaya'da Frig kültürüne ait kale duvarları, yerleşim yerleri, kaya kabartmaları, kaya anıtları, su sarnıçları, sunak yerleri, karlıklar, kaya mezarları, basamaklı anıtlar, nişler, antik yollar olmak üzere 33 adet eser bulunmaktadır. Bunlar doğa koşullarından dolayı yıpranmış olsalar da günümüze ulaşabilmişlerdir. Roma ve Bizans çağlarında Frig yapıtlarının çoğu dini amaçlarla tahrip edilmiş, yerlerine kaya barınakları ve kaya mezarları yapılmıştır. Kaya yüzeyine bir tapınağın cephesi biçiminde işlenen Frig kaya anıtları, sembolü, kutsal hayvanı aslan olan Frig dini, tek tanrısı ana tanrıça Kybele'ye adanmıştır. Vadinin ormanlık kısmında, Çukurca Köyü'nden Kümbet Köyü'ne kadar uzanan bölgede 25'e varan anıt, kült anıtları, açık hava ve doğa tapınakları, kale, mezar ve diğer eserler bulunmaktadır.
Pessinus: Ana tanrıça Kybele'ye ithafen Sivrihisar İlçesi'nin Ballıhisar Köyü'nde kurulmuş bir şehirdir. Tapınak kenti olarak bilinen Pessinus Romalılar döneminde de kutsallığını ve önemini korumuştur. Bugün kente ait stadyum, tiyatro, tapınak, su kanalı ve nekropola ait kalıntılar bulunmaktadır. Antik kentte 1967 yılından beri arkeolojik kazılar yapılmaktadır. Kazıdan çıkan eserler Ballıhisar'daki müzede sergilenmektedir.
Doryleaum: Helenistik, Roma ve Bizans Çağlarını yaşamış Höyük kentin kuzey bitişiğinde ve Muttalip Köyü'nün doğusunda yer almaktadır. Höyüğe ve eteklerinde yer alan temel hafriyat sırasında çıkarılan Helenistik, Roma ve Bizans Çağlarına ait eserler Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.
Karacaşehir: Roma ve sonra Bizans Çağı'nda yapılmış, Osmanlılar tarafından takviye edilmiş kale kenti olarak anılan Antik Kent Eskişehir'e 6 km. uzaklıkta, Karacaşehir Köyü'nün güneybatısında yer almaktadır. Günümüzde, kentin müdafaa surları tamamen yıkılmış, yalnızca doğu ve batı girişindeki kulelerden küçük parçalar kalmıştır. Kalenin içerisinde karargah binaları, sarnıç ve sokaklar, ev harabeleri görülmektedir. Midas Anıtı: Yazılıkaya platformunun kuzeydoğu yamacında doğuya bakan cephede yer alan anıt bazılarınca Yazılıkaya, bazılarınca da Midas Anıtı olarak adlandırılmıştır. Antik kent adını bu anıttan almıştır. Kentin en önemli yapıtı olan anıt, Frig kaya anıtlarının en görkemlisi, bölgenin ve dünyanın en önemli eşsiz yapıtlarındandır. Nasrettin Hoca'nın Evi: Dünya mizah edebiyatında önemli bir yer tutan fıkralara sahip Nasrettin Hoca 1208 yılında, Sivrihisar'ın Hortu Köyü'nde doğmuştur. Eskişehir' in Sivrihisar İlçesi ve Hortu Köyü'nde her yıl Nasrettin Hoca'yı anma şenlikleri ve adına halk edebiyatı seminerleri düzenlenmektedir.
Kurşunlu Cami:
Odunpazarı semtinde, Paşa Mahallesi ndedir. Merdivenli kapıdan girildiğinde ortada şadırvan, sağ tarafta menzilhane, sol tarafta aşhane, karşıda cami görülür. Bu cami, Veziri-sanî Mustafa Paşa tarafından 1525 yılında yaptırılmıştır. Cami 1961-1962 yıllarında yenilenmiştir. Caminin arkasındaki büyük kubbeli semahane, medrese odaları ve ön taraftaki sütunlu açık mekân, buranın bir Mevlevi tekkesi olduğunu kanıtlamaktadır.

Seyyit Battal Gazi Külliyesi:
Seyitgazi İlçesinde, 150 metre yüksekliğinde Üçler Tepesi nin doğuya bakan yamaçları üzerindedir. Bu külliye Seyyit Battal Gazi ye ithafen yaptırılmıştır (1207 - 1209).

Anadolunun Bizans İmparatorluğu egemenliği altında bulunduğu M.S. 700 yıllarında, İslamiyet henüz Anadolu içlerine yayılmamıştı. İslamiyeti kabul etmiş olan Emeviler doğudan sık sık Bizansa karşı Anadolu nun içlerine akın yaparak Anadolu yu ele geçirmek ve İslamiyeti yaymak istemişlerdir. 720-740 yıllarında sıklaşan bu akınlardan birinde Seyyit Battal Gazi lakabı ile anılan bu efsaneleşmiş halk kahramanı, bugünkü Seyitgazi ilçesinin bulunduğu (antik adı Nakolea) Mesih Kalesi olarak bilinen bölgede 740 yılında şehit düşmüştür. Bizansa karşı yapılan savaşlarda büyük kahramanlıklar gösteren ve İslamiyetin Anadolu da yayılmasında büyük katkısı olan, yıllar yılı nesilden nesile kahramanlıkları anlatılan Seyyit Battal Gazi adına 1207-1208 yıllarında Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Alaattin Keykubat ın annesi Ümmühan Hatun tarafından türbe ve cami yaptırılmıştır. Daha sonra Ümmühan Hatun için de burda iki katlı eyvan biçiminde bir türbe eklenmiştir. Osmanlı Devletinin kuruluş ve gelişme dönemlerinde; onarım, yeniden yapım eklemelerle yapılan topluluk külliye halini almıştır. Osmanlı Devleti döneminde vakıflaştırılmış Cumhuriyet Dönemi ne kadar dini eğitim, tören ve toplantıların yapıldığı medrese ve tekke olarak kullanılmıştır.

Bugün mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan ve 1954 yılına kadar harap bir durumda bulunan külliye, bu tarihte yapılan geniş bir restorasyon çalışması ve çevre düzenlemesi ile bugünkü durumuna getirilmiştir. Yapılan ışıklandırma sistemi ile geceleri aydınlatılmakta, etkileyici görünümü, turistik ve dini amaçlı ziyaretçileri ile Seyitgazi ilçesine canlılık kazandırmaktadır.


Şeyh Edebali Türbesi:
Şeyh Edebali, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Beyin kayınpederidir. Şeyh Edebali nin türbesi şehrin Odunpazarı semtindeki Odunpazarı mezarlığı nın içindedir. Türbe, II. Abdülhamit tarafından restore edilmiştir.

Şeyh Şahabattin Türbesi:
İçinde iki sanduka bulunan ve yeni bir dikdörtgen yapı olan türbe, Kurşunlu Camiisi nin batısında yer almaktadır.

Yunusemre Külliyesi ve Türbesi:
Eskişehir Mihalıcçık ilçesi Yunusemre beldesinde (Sarıköy) dir. Eskişehir-Ankara demiryolu yakınından geçmektedir. Yunusemre bu dünyada yaşayan insanları sevgiye, birlik ve beraberliğe çağıran bir hak aşığıdır. Mezartaşının ön cephesinde yazılı olan "Gelin Tanış Olalım, İşi Kolay Kılalım, Sevelim Sevilelim, Bu Dünya Kimseye Kalmaz" sözlerinde Yunus Emrenin yaşam felsefesi özetlenmektedir.

Nasrettin Hocanın Evi:
Ünlü mizah ustası Nasrettin Hoca, 605 (1208-1209) yılında Sivrihisarın Hortu köyünde doğmuştur. İlk bilgilerini köy imamı olan babasının yanında öğrenmiştir. Daha sonra Akşehir e giderek Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim gibi devrin tanınmış alim ve ariflerinden bilgi öğrenmiş, nasip almıştır.

Hocanın ayrıca Konya Medresesi nde okuduğu, Akşehir de, Sivrihisar da ders okutup imamlık ve hatiplik yaptığı sanılmaktadır. Bundan başka hocaya ait olduğu ileri sürülen eski bir mezar taşı üzerindeki vefatı 683 (1284) dür. Mezarı Konya ili Akşehir ilçesindedir.

Nasrettin Hoca adı, zekası ve fıkralarıyla dünyaca tanınmış bir halk filozofudur. Hoca nın hayat, tabiat ve cemiyet içindeki insanı, keskin görüşler ve zeki söyleyişlerle karikatürize eden nükteleri yalnız bir milleti değil, bütün insanlığı tatmin edecek değerde olduğundan bu Türk zekası başka milletler arasında da tanınmış ve sevilmiştir. Türk halk zekası ise, bu nüktelerde kendi mizah dehasını bularak onları sevmiş, yaymış, bütünlemiş ve çoğalmıştır. Nasrettin Hoca Fıkraları batı dillerine de çevrilmiştir. Nasrettin Hoca İran, Mısır, Irak gibi ülkelerde, Kafkaslarda, Balkan ülkelerinde ve Avrupa ülkelerinde de tanınan ünlü bir mizah ustasıdır.

Doğanlı Kale:
Bu kale, Seyitgazi ilçesinin Çukurca Köyü yakınındadır. Kalenin üst kısmındaki kaya "doğan" a benzediğinden bu ismi almıştır. Bir Frig eseri olan Doğanlı Kalenin iç kısmına, Bizans ve Roma çağlarında, yeraltı geçitleri ve mezar ilave edilmiştir.Yapı, içindeki merdivenler ve odalarla delik deşik bir görünüm sergilemektedir.

Gerdek Kaya Anıtı:
Çukurca Köyünün 500 m. güneybatısında bulunan bir mezar anıtıdır. Dor stili bir tapınak cephesi taklit edilerek oyulmuş bu mezar anıtında, içerlek iki kapı ile iki ölü odasına girilmektedir. Cephesi doğuya bakan bu anıt, Yunan-Roma Çağını anlatmaktadır. Alınlığın üstündeki kaya çıkıntısı üzerinde, başsız bir aslan figürü de görülmektedir.

Yazılıkaya (Midas Kenti):
Çiftelere 39 km. uzaklıkta bulunan Yazılıkaya, binlerce yıl önce kayalık bir platform üzerine kurulmuştur. 1315 metre yükseklikte, dikdörtgen şeklindeki, Frigya yaylası üzerinde bulunmaktadır. Roma devrindeki yazarlar, bu bölgenin havasının sağlıklı ve toprağının bereketli olduğundan söz etmişlerdir. Bardakçı Suyu da bu bölgeden geçmektedir. Midas Anıtı, Frigya sanatının tipik bir örneğidir. Bu anıt, bir mezar anıtı olmayıp, Frigyada pek çok kaya anıtı örneğinde görüldüğü gibi, bir Kybele (Ana Tanrıça) heykeli koymak üzere yapılmıştır. Anıtın üzerinde Frig yazıları olduğundan "YAZILIKAYA", yazılarda ise "MİDAS" adı geçtiğinden "MİDAS AMİTİ" denmiştir. Kült anıttır. Midas Anıtının M. Ö. 550 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır. Kaya üzerinde, bir tapınağın cephesi biçiminde işlenmiştir. Cephesi doğuya bakmaktadır. Anıtın en ilginç yönü, üzerinde henüz çözülememiş olan ve ilk kez 1839 yılında Ch. Texiker tarafından yayınlanan, üç yazıtın bulunmasıdır.

Birinci Yazıt:
Alınlığın üzerindeki kaya çıkıntısı üzerinde bulunan 11 m. uzunluğunda ve 45 cm. büyüklüğündeki harflerin yazılı olduğu bir yazıttır. Frig dili ile ilintili "ATEŞ" ve "MİDAİ" sözcükleri belirgin olarak okunmaktadır. Ateş, Friglilerin bir tanrısıdır. Midai, efsanelere göre Kral Midasın annesi ve ürünlerin koruyucusudur.Aynı zamanda, demirin keşfi de bu tanrıçayla ilgilidir. Bu yüzden, bu anıt ile demir endüstrisi kökeni arasında bir bağlantı vardır.

İkinci Yazıt:
Midas Anıtı nın iki ucunda dikdörtgen şeklindeki bir girintinin, dip duvar ve yan duvarı üzerinde, 45 cm.lik harflerle işlenmiş bir yazıttır.

Üçüncü Yazıt:
Kuzey taraftaki dikdörtgen dikmenin üzerinde, yukarıdan aşağı 25 cm. büyüklüğündeki harflerle yazılmıştır. Yazıtın başındaki "BABA" sözcüğü belirgin olarak okunmaktadır.

Küçük Yazılıkaya:
Midas Anıtının, 210 metre güneybatısında yukarıdan aşağıya işlenmeye, oyulmaya başlanmış; ancak alt kısmı işlenilmeden kalmış bir anıttır. Midas Anıtı ile benzer yönleri vardır. Üstte süslü bir alınlık, iki yanda geometrik motifler yine üstte yatay bir motifle birleşir. Anıtın işlenmiş kısmı, 180 metredir. Bu anıtın da Midas Anıtı gibi, dinsel törenlerde kullanılmak için yapılmaya başlanmış olduğu sanılmaktadır.

Kümbet Asar Kalesi:
Kümbet Vadisindeki bu kale, Frig Çağının özelliklerini taşır. Kayaya oyulmuş merdivenler, yeraltı geçitleri, kaya yüzlerine işlenmiş geometrik süslemeler, tipik Frig Kaya Kalesinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.

Yapıldak Asar Kale:
Kümbet Vadisinin güneyinde, Yapıldak Köyünün kuzeybatısındadır.

Ballık Kale:
Kümbetin doğusun-dadır. Tipik bir Frig yerleşim yeri ve gözetleme kalesi örneğidir.

Keskaya:
Karacaalan Köyünün batısındadır. 1953 yılında, taş blokları buradan Eskişehire taşınarak, Merkez Bankasının inşasında kullanılmıştır.

Arezastis Anıt:
Midas Kentinin 1500 m. kuzeyindeki bir kayanın içi oyularak yapılmış bir anıttır. Bu anıtın alınlığının sağ üstündeki yazıtta, "Arezastis" sözcüğü okunabildiği için bu isim verilmiştir. Anıt 7 m yükseklikteki dik bir yüzeyin üstündedir. Bu anıtın, en ilginç yönü de Frig yazıtlarını çok iyi taşımasıdır. Bu anıtın 674 yılından önce yapıldığı ve dinsel törenler için kullanıldığı sanılmaktadır.

Bahşayiş Anıt:
Bahşayiş Köyü yakınındadır (Kümbetin 7 km. güneyinde). Motiflerle süslenmiştir. Bu anıtın da diğerleri gibi dinî törenler için kullanıldığı varsayılmaktadır. Anıtın arkasında, kayaya oyulmuş bir mezar odası bulunmaktadır.

Salon Mezar:
Yazılıkaya kabartmasının batısında, kayaya oyulmuş bir Frig eserdir. Kapısının üzerinde, karşılıklı iki aslan kabartması görülmektedir.

Alemşah Kümbeti:
Sivrihisarda bulunan bu kümbet, Selçuklular tarafından, 1321 yılında. Melik Şahın kardeşi Sultan Şah adına yapılmıştır. Çatısı, piramit tarzındadır. Tarihî bir yapı olan bu kümbet, biri mescit, diğeri mezar olmak üzere iki katlıdır.

Ulucami (Emineddin-i Mikail Camii):
Sivrihisar İlçesinde bulunan ve kervansaray olarak kullanılan bu eser, 1257 yılında E. Mikail tarafından camiye çevrilmiştir. En ilginç yönü, düz çatısını 67 adet ağaç sütunun taşımasıdır.

Pessinus Şehri:
Sivrihisar ilçesinin 16 km. güneyindeki Ballıhisar köyünde, "Tanrıça Kybele" adına, Frigyalılar tarafından kurulmuştur. Helenizm Çağında, bu bölgeye akın eden Galatların bir kabilesi olan Tolistoboglar, bu yöreye yerleşmişler ve Pessinus, başkentleri olmuştur. Pessinus, Bergama Krallığı döneminde en parlak dönemini yaşamıştır. Bergama Krallığı, eski Pessinus Tapınağının yerine Grek stilinde bir mermer tapınak yaptırmış ve süslemiştir. Bu tapınak, her yıl dini bayramlar sırasında kurulan panayıra, büyük bir canlılık getirmiştir. Grek hakimiyetinde iken şehrin planlan yeniden düzeltilmiş, meclis binası, yolları, kanalı, çarşı ve tiyatrosu kurulmuştur.


  #7  
Alt 09-04-2008, 09:38
 
Standart --->: Eskişehir Tanitimi

Eskişehir Sözlü Tarih

Seyit Battal Gaziye ilişkin söylence

Seyiy Battal Gazinin babası Hüseyin Gazi bir gece düşünde Cafer adlı bir yiğit görür.Pehlivanlıkta Hamza,Heybette Ali,Adalette Ömer gibi olan Cafer Hızırın atını ,Hz.Davutın zırhını,Hz.Ömerin süngüsünü taşımaktadır.Hüseyin gazi bu yiğidin kimliğini çok merak eder.Bir başka gece düşünde ,bu yiğidin onun oğlu olacağı ,Rum diyarını baştan sona müslüman edeceği müjdesi verilir.
Hüseyin Gazi bir süre sonra doğan oğluna Cafer adını verir.Cafer çok küçükken babası bir savaşta ölür.Cafer büyür,yiğit bir delikanlı olur.Bir gün babasından kalanları ister.bunları alabilmesi için "Kafirler ülkesini müslüman etmesi gerektiği "söylenir.
Böylece Cafer su olur akar,yel olur eser,tek başına ordular kurar,gelip geçtiği her yerde adını duyurur.,dinini yayar.Adı Halk arasında Seyit Battal Gazi olarak anılır.Seyitliği Peygamberin soyuna,Gaziliği savaşlardaki yiğitliğine ve aldığı sayısız yaraya,Battallığı görülmemiş gücüne ve heybetine dayanır.
İnanışa göre Seyyit Battal Gazi Peygamberimizin isteği ve müjdesiyle Anadoluya gönderilmiştir.
Bir gün Peygamberin huzurunda Rum diyarının güzelliğinden söz edilir.Peygamberin hatırı Ruma meyleder.O zaman Cebrail gelir.Tanrı Katından selam getirir ve İki yüzyıl sonra Cafer adında bir yiğidin Rum diyarını fethederek müslüman ülkesine katacağını müjdeler.
Yine bir efsaneye göre Emevi ordusuyla Bizans ordusu Eskişehir Afyon Konya dolaylarında bir savaşa tutulur Seyit Battal Gazinin de aralarında bulunduğu Emevi ordusu zor durumda kalır ve çekilmeye başlar.Tekke Bayırında Bizanslılar la karşılaşırlar.Yanlız durum gereği tüm askerlere Battalın askerilerin aralarında bulunduğu yayılması istenir.Savaşırken bir asker "Medet Ya Seyit Battal Gazi"diye seslenir.Bunun üzerine Bizans ordusunda dağılma belirtileri başlar.Bir süre sonra toplanıp saldırıya geçerler.Battal Gazi yaralanır ve bir mağaraya doğru çekilmeye başlar.Bu sırada bir el ona yardım eder ve onu mağaraya sokar.
Efsaneye göre bu bir kral kızıdır.Battal Gaziye vurgundur.Yaralanınca onu izler,mağarayı bulmasını sağlar.Battal Gazi yere düşer onun bu durumuna çok üzülen kral kızı da orada üzüntüsünden üzerine kapanarak ölür.Mağaraya giren Bizanslılar onları bu halde görür Bizans Hükümdarı Battalın son isteğini sorar.Battal tutsaklarca İslam dini gereğince toprağa verilmesini ister ve ölür.
yıllar sonra Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubadın annesi rüyasında Batalı görür ve ona mezarını ziyaret etmesini ve oraya bir türbe (Mesihiye kalesi) yaptırmasını söyler.Bunun üzerine yollara düşer.Bu sırada Mesihiyede koyunlarını otlatmakta olan Kutluca Çoban koyunlarının belli bir yere geldiklerinde toprağa basmak istemediklerini görür. Bunları bir kaç gün izler ama hep aynı durum ortaya çıkar.Bir gece ağaç altında dinlenirken oraya nur indiğini görür.Gördüklerini Mesihiye Beyine anlatır,o da orayı bir duvarla çevirir.
Bu sırada Ümmühan Hatunda Mesihiye Kalesine varmıştır.Çevrede ziyaret yeri olup olmadığını araştırır Beyde Kutluca Çobanın anlattıklarını,anlatır.Hatun Kutluca Çobanı bulur ve bir de onu dinler.Eğer doğruysa aynı rüyayı görmesi için Tanrıya yakarır.rüyayı görünce Türbeyi yapmaya karar verir.Söylenceye göre Ümmühan Hatun tek Küpesini türbe yapımında gerekebilir diye demir bir kutu içinde direklerin biri altına gömdürür.

Lüle Taşının bulunuşuna ilişkin söylence

Efsaneye göre Genç bir Çoban sürülerini yayarken yorulur ve bir ağacın altına oturur.Gözüne bir delik ilişir ve ağzında ak taşla bir köstebek delikten çıkmaya çalışmaktadır.Bunun ne olduğunu merak eden çoban elini deliğe sokar.İrice bir ak taş çıkarır.Elinde evirip çevirirken,çok güzel bir kıza dönüştüğünü görür,şaşırır.Dokununca kız yeniden deliğe girip kaybolur.Çoban onu bulmak için derince bir kuyu kazar.Ak taşlardan başka bir şey bulamaz sonunda kuyuda ölür.


  #8  
Alt 09-04-2008, 09:39
 
Standart --->: Eskişehir Tanitimi

Eskişehir Cami ve Mescitleri


Alaettin Keykubat Camisi (Merkez)

Eskişehir Odun Pazarında, Alaettin Parkının içerisinde bulunan Alaettin Keykubat Camisini Selçuklu Sultanı I. Alaettin Keykubat 1220 tarihinde yaptırmıştır. Ancak caminin ve minaresinin yapımı ile ilgili farklı görüşler ileri sürülmüştür. Caminin eski minaresinin yazıtında Kırşehir Valisi Emir Nuriddin Cibril bin Cacanın yardımıyla yapıldığı yazılıdır.

Değişik zamanlarda yapılan onarımlarla cami orijinal konumunu kaybetmiştir. İstiklal Savaşı sırasında Yunanlılar Eskişehirden kaçarken şehri yakmışlar, şehirden pek az eser yanmaktan kurtulmuştur. Alaettin Keykubat Camisi de bunlardan birisidir. Cami l946-l951 yıllarında Eskişehir Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmıştır.

Cami onarım öncesinde 21.00x17.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı, kesme taş duvarlı bir yapı olup üzeri toprak damla örtülü idi. Bugün caminin üzeri kiremit kaplı ahşap çatılıdır. Caminin yanında sol tarafta bulunan minare kaidesi düzgün kesme taştan, gövdesi yuvarlak ve tuğladan, tek şerefelidir. Gövdenin kaideye yakın yerinde üç silme kuşak bulunmaktadır.


Kurşunlu Cami ve Külliyesi (Merkez)

Eskişehirin güneyinde, Yukarı Mahalle Odun Pazarında bulunan Kurşunlu Külliyesini, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı veziri Gazi Melek Mevlana Mustafa Paşa 1525 yılında yaptırmıştır. Kubbesinin kurşunla kaplı olmasından ötürü de Kurşunlu Cami olarak tanınmıştır. Cami üzerindeki kitabesinde Mimar Sinanın eseri olduğu yazılıdır. Ancak Mimar Sinanın eserlerinin listesini veren Tuhfetül –Mimarin de külleyenin yalnızca kervansarayının ismi yazılıdır. Caminin yanı sıra yapı topluluğu misafirhane,yemekhane, mutfak,kervansaray ve sıbyan mektebinden meydana gelmiştir. Çeşitli dönemlerde onarım geçiren cami l966 yılında müzeye dönüştürülmüştür.

Kesme taştan yapılmış olan cami tümüyle yıkılmış ve l961-l962 yılında yeniden yapılmıştır. Osmanlı mimarisindeki tek kubbeli camiler plan düzenindedir. Caminin önünde bulunan son cemaat yeri sivri kemerlerle birbirine bağlı altı mermer sütunun oluşturduğu beş bölümlüdür. Bunların üzeri pandantifli beş küçük kubbe ile örtülüdür. Kubbelerin içerisi kalem işleriyle bezenmiştir. Son cemaat yerinin ortasındaki giriş kapısı hafifçe içeri çekilmiş, basık kemerlidir. Kapının üzerinde caminin kitabesi yer almaktadır. Girişin hemen üzerine ahşap ve sonradan yapılmış kadınlar mahfili yerleştirilmiştir.

Kare planlı ibadet yeri,14.90x14.90 m. ölçüsünde olup, tromplu merkezi ve sekizgen kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe ve tromplar kırmızı, mavi, sarı, siyah ve beyaz renklerde kalem işleriyle bezenmiştir. Burada rumi ve palmet motifleri ve kıvrık dallar boş yer bırakmamacasına tüm yüzeyleri kaplamıştır. Caminin içerisi alt sırada dikdörtgen çerçeveli ikişer, üst sırada da sivri kemerli alçı şebekeli birer, kubbe kasnağında da dört pencere ile aydınlatılmıştır.

Mihrap dikdörtgen bir çerçeve içerisinde mukarnaslı yuvarlak bir niş şeklindedir. Mermer taklidindeki mihrap geç devir kalem işleriyle bezenmiştir. Mihrabın köşelerinde birer Mevlevi sikkesine yer verilmiştir. Caminin kuzeybatı köşesinde taş kaide üzerinde yuvarlak gövdeli, beyaz mermerden tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.

Caminin doğusunda bulunan medrese, misafirhane ve yemekhane olması gereken bölümler art arda iki ayrı mekandan meydana gelmiştir. Bunlardan birinin medreseden çok zaviye olması kuvvetle muhtemeldir. Külliyenin güneydoğu köşesinde “L” şeklinde yerleştirilmiş olan zaviye, araziden ötürü camiye göre daha yüksek konumdadır. Batı yönündeki girişi merdivenlidir. Revakların üzeri meyilli ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Revakların arkasında dershane olduğu sanılan pandantifli bir kubbe ile örtülü ve revaka da geniş bir kemerle açılan bir mekan bulunmaktadır. Burası doğu, güney ve batı duvarlarında birer pencere ile aydınlatılmıştır. Revaktaki hücreler 2.15x2.65 m. ölçüsünde olup üzerleri beşik tonozlarla örtülmüştür. Hücrelerin her birisinde ocak, dolap ve güneye bakanlarında birer pencere bulunmaktadır. Bu yapı günümüzde kullanılmamaktadır.

Avlunun güneyindeki kapı ile batıdaki yemekhane arasındaki bölümün misafirhane olduğu sanılmaktadır. Bu yapının önünde, iki yandan merdivenle çıkılan bir sundurma ve iki kenarı kapalı, üzeri çatılı bir revak bulunmaktadır. Burada 5.20x5.20 m. ölçüsünde dört oda bulunmaktadır. Bu odaların da her birinde birer ocak ve bunun iki yanında da birer küçük dolap bulunmaktadır. Günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğünün bir birimi olarak kullanılmaktadır.

Mutfağın karşısında yemekhane olduğu sanılan bir mekan bulunmaktadır. Avlunun batı kapısı yanındaki bir kapıdan içerisine girilen holde basık kemerli bir diğer kapı ile asıl yapıya girilmektedir. Bu yapı 9.30xl9.30 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Muntazam düzgün taştan olan bu yapının üzeri beşik tonozla örtülüdür. Günümüzde Odun Pazarı Belediyesi Nikah Salonu olarak hizmet vermektedir.

Yemekhanenin karşısında bulunan mutfak 8.80x8.80 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Bu yapı da düzgün kesme taş, moloz taş ve tuğla kullanılarak yapılmıştır.

Yapı topluluğunun kuzey yönünde kervansaray bulunmaktadır. Kuzey cephesindeki basık kemerli bir kapıdan girilen kervansaray l8.20x37.70 m. ölçüsündedir. İç mekandaki sekinin yanında on altı ocak bulunmaktadır. Dışarıya mazgal pencerelerle açılan kervansaray kademeli bir arazide bulunduğundan ötürü yapı da buna uydurulmuştur. Yapının ortasındaki altı adet kare ayak kemerlerle birbirine bağlanmış ve üzeri de beşik tonozlarla örtülmüştür.
Günümüzde bu yapı kendi kaderine terk edilmiş, harap durumdadır.

Caminin doğusunda yer alan sıbyan mektebinin önünde üç yöne doğru ikişer kemerle açılan bir revak bulunmaktadır. Bunun arkasındaki basık kemerli bir kapıdan 5.50x5.50 m. ölçüsünde kare bir mekana geçilmektedir. Üzeri tromplu sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Bu yapıda da moloz taş ve Bizans dönemine ait devşirme malzeme kullanılmıştır. Bu yapı da kendi haline terk edilmiş olup günümüzde kullanılmamaktadır.


Ulu Cami (Sivrihisar)

Eskişehir, Sivrihisar ilçesinde bulunan Ulu Cami Selçuklu Emiri Mikail bin Abdullah tarafından 1274- l275 yılında yaptırılmıştır. Fatih Sultan Mehmet dönemi kadılarından, Sivrihisar Kadısı Hızır Bey de bu camiyi l440 yılında onarmıştır.

Osmanlı mimarisindeki Ulu Cami plan tipinin bir uygulaması olan bu yapı, aynı zamanda günümüze ulaşan Orta Anadolunun en büyük ağaç direkli camilerinden birisidir. Dikdörtgen planlı caminin iç mekanını, mihrap duvarına dik 67 ağaç direk altı sahna ayrılmıştır. Bu direklerden dördü kendisine özgün olup üzeri kabartma motiflerle bezenmiştir. Bu ağaç direkler üzerinde Bizans dönemine ait başlıklar da kullanılmıştır. İbadet mekanının üzeri düz bir dam ile örtülmüştür. Caminin kuzey yönündeki kapısı üzerinde l275 tarihli yapım kitabesi, doğu kapısında da l440 tarihli onarım kitabesi bulunmaktadır.

Caminin mihrabı yuvarlak bir niş şeklinde olup, bezeme yönünden oldukça basittir. Buna karşılık minberi Selçuklu sanatının ortaya koyduğu ağaç işçiliğinin güzel örneklerinden biridir. Minber geçme tekniğinde, kabartma rumi ve palmet motifleriyle bezenmiştir. Ayrıca üste bulunan köşk kısmında kareler içerisine alınmış birbirlerini kesen sekizgenlerden oluşan örgü motifleri Selçuklu sanatının tipik örnekleri olarak burada karşımıza çıkmaktadır. Cami içerisinde aynı şekilde bezenmiş, ceviz ağacından oyma tekniği ile yapılmış dolap kapakları da bulunmaktadır. Burada ismi yazılı olan Hasan bin Mehmet, caminin ağaç işlerini yapan usta olmalıdır.

Cami yanındaki taş kaide üzerinde yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minare kaidesindeki kitabeden minarenin Hacı Habib bin Taymış tarafından 1412de yapıldığı öğrenilmektedir.

Caminin yanında bugün müftülük binasının olduğu yerde XIII.yüzyılda yapılmış bir medresenin olduğunu kaynaklardan öğrenilmektedir.


Gecek Ulu Camisi (Sivrihisar)

Eskişehir, Sivrihisar ilçesi Geçek Köyündeki Ulu Camiyi, giriş kapısı üzerindeki kitabesinden öğrenildiğine göre; Umur Beyin oğlu Selçuk Bey 1175de yaptırmıştır. Cami yapılan onarım ve tamirler nedeniyle özeliğini kısmen de olsa yitirmiştir.

Cami kare planlı olup üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Caminin önünde yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış dört sütunun taşıdığı üç kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır.Yuvarlak kemerli dikdörtgen söveli bir kapıdan girilen caminin içerisinde bezemeye rastlanmamaktadır. Beş köşeli mihrap mukarnaslı sona ermektedir. Orijinal minberi günümüze gelememiştir. Bugünkü minber yakın tarihlerde Kılıç Mescitten getirilmiştir. Caminin yanında taş kaideli yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


Hoşkadem Camisi (Sivrihisar)

Eskişehir Sivrihisar ilçesinde bulunan Hoşkadem Camisini XIII.yüzyılın sonlarında Anadolu Selçuklularının Hazinedar Başısı Necibiddin Mustafa, eşi Hoşkadem Hatun için yaptırmıştır.

Cami kare planlı olup üzeri on iki köşeli kasnağa oturan merkezi tuğla kubbe ile örtülmüştür. Kubbe içeriden mukarnaslarla bezenmiştir. Bu mukarnaslar aynı zamanda taşıyıcı bir görev üstlenmiştir. Duvarları taş ve tuğladan yapılmıştır. Burada bir sıra kesme taş, iki sıra tuğla kullanılmıştır.

Caminin içerisindeki yuvarlak niş şeklindeki mihrabı da mukarnaslıdır. Camiye bitişik olan taş kaide üzerinde yuvarlak gövdeli tek şerefeli minare oldukça kalın bir görünümde olup bu minare Anadoluda yapılmış ilk Selçuklu minare örneklerindendir.


Kurşunlu Cami (Sivrihisar)

Eskişehir Sivrihisar ilçesinde bulunan Kurşunlu Camisini Hoca Osman oğlu Hoca İbrahim 1343 yılında küçük ölçüde bir mescit olarak yaptırmıştır. Şeyh Baba Yusuf l492de bu mescidi büyütmüştür.

Cami kare planlı olup önünde dört yuvarlak sütunun taşıdığı üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Bu bölümlerin üzeri küçük kubbelerle örtülüdür. Caminin duvarları bir sıra kesme taş, iki sıra tuğla ile örülmüştür. Giriş kapısı sivri kemerlidir ve burada ahşap çift kapı bulunmaktadır. Girişin üzerine caminin banisi ile yapım tarihini gösteren üç dizelik bir kitabe yerleştirilmiştir. İbadet mekanın üzeri de kurşun kaplı bir kubbe ile örtülmüştür.

Caminin yuvarlak niş şeklindeki, mukarnaslı mihrabı sütunlarla çevrelenmiştir. Bu sütunlar zikzak şekillerde olup benzerlerinden ayrılmaktadır. Caminin yanında taş kaide şeklinde yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


Kılıç Mescit Camisi (Sivrihisar)

Eskişehir Sivrihisar ilçesinde bulunan Kılıç Mescidini Oğuzların Kılıç boyu yaptırmıştır. Kitabesi günümüze gelememiş, arşiv kayıtlarında da bununla ilgili bir belgeye rastlanmamıştır.

Günümüze harap bir halde geldiğinden mimari yapısı hakkında da bir bilgi edinilememiştir. Yalnızca Ord.Prof. Dr. A.Süheyl Ünver l972 yılında yaptığı incelemede mescidin içerisinin bezeli olduğundan söz etmiştir. Minberi Sivrihisar Ulu Camisine götürülmüştür.


Mülk Köyü Mescidi (Türbeli Mescit) (Sivrihisar)

Eskişehir Sivrihisar ilçesinde bulunan bu mescidi XII.yüzyılın ilk yarısında Sultan İzzeddin Keykavusun Sancaktarı Aslanoğlu Doğan Bey yaptırmıştır.

Mesçit dikdörtgen planlı olup iki ayrı bölümden meydana gelmiştir. Mescidin önünde üzeri beşik tonozla örtülü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinden kare planlı sekizgen külahlı ayrı bir bölümden ibadet mekanına geçilmektedir. Buradaki altı kollu yıldızlar ve geometrik geçmelerin oluşturduğu bir firiz buradaki girişi çepeçevre kuşatmaktadır. Selçuklu camilerinde bu tür bir geçişe rastlanılmamıştır. Bu bakımdan mescidin bu tür girişi oldukça ilginçtir.

İbadet mekanın üzeri düz örtü sistemindedir. Mihrap mukarnaslı, oymalı ve kabartma motiflidir.


Hamam Karahisar Camisi (Sivrihisar)

Eskişehir Sivrihisar Hamam Karahisar Köyünde bulunan camiyi XII.yüzyılın ortalarında Emir Seyfettin Kızıl yaptırmıştır.

Cami kare planlı olup üzeri kubbe ile örtülmüştür. Önünde son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri ile ibadet mekanını kubbeler ile tonozlar birlikte örtmektedir. Bu yapı şekli Selçuklu yapıları için oldukça ilginç bir örtü sistemidir. Kubbelerin dışında kalan bölümler beşik tonozlarla örtülüdür. Kubbeler ile beşik tonozlar ibadet mekanını ortasında bütünleşmiş ve ortada tuğlalardan değişik bir motif meydana gelmiştir. Halk arasındaki bir inanışı göre tepedeki bu motif kem gözlere karşı bir nazarlık anlamını gütmektedir.

Caminin mihrabı yuvarlak bir niş şeklindedir. Cami içerisinde sanat tarihi yönünden bir bezemeye rastlanmamaktadır.


Seyit Battal Gazi Cami ve Külliyesi (Seyitgazi)

Eskişehir, Seyitgazi ilçesinde, Üçler Tepesinde bulunan Seyit Battal Gazi Külliyesi bir avlu içerisinde cami, türbe, medrese, imaret ve hankahtan meydana gelmiştir.

Yapı topluluğunun camisi kitabesinden öğrenildiğine göre; Kılıç Arslan oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında XIII.yüzyılın başında yapılmıştır. Sultan II. Bayezid zamanında da l511de onarılmıştır.

Caminin önündeki son cemaat yeri sivri kemerlerle birbirine bağlanmış yedi sütunun taşıdığı bir çatı ile örtülmüştür. Son cemaat yerinden üç kubbeli ve üç bölümlü uzun bir giriş koridoruna onun ardından da kare planlı ve kubbeli ibadet yerine girilmektedir. İbadet yerini örten kubbe on altı köşeli bir kasnak üzerine oturtulmuştur. Kasnağın ilginç bir yapı şekli bulunmaktadır; kare kasnağın köşeleri kırılarak sekizgene oradan da on iki köşeli kasnağa geçilmektedir.

Mihrap sivri kemerli bir niş şeklindedir. Minber beyaz mermerden olup üzerinde bezeme elemanlarına rastlanmamaktadır. Minare kare kaideli olup üzerine tuğladan yuvarlak gövdeli tek şerefelidir.

Külliyenin ortasında dikdörtgen planlı medrese bulunmaktadır. Medrese alışılagelenin dışında biraz çarpık olup üzeri kubbe, yanları da tonoz örtülüdür. Bunun çevresindeki imaret ve hankah ile Bektaşi dergahı özelliklerini taşımaktadır. Ayrıca türbedar odası ile Seyit Battal Gazi ile Ahmet ve Mehmet Beylerin türbeleri de burada bulunmaktadır.

Külliyenin tümünde yapı malzemesi olarak taş, mermer, tuğla ve Bizans yapılarından toplanmış devşirme malzemeler kullanılmıştır.


Bardakçı Köyü Camisi (Seyitgazi)

Eskişehir Seyitgazi ilçesi Bardakçı Köyünde bulunan caminin kitabesinde banisinin ismi bulunmamaktadır. Buradaki kitabeden l336 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Dikdörtgen planlı caminin üst örtüsünü dokuz ağaç sütun taşımaktadır. İbadet mekanını üzeri içten tavan, dıştan da toprak damla örtülmüştür. Bu yapı sonraki yıllarda yıktırılmış ve yerine mimari yönden hiçbir özelliği olmayan bugünkü cami yapılmıştır.


  #9  
Alt 09-04-2008, 09:39
 
Standart --->: Eskişehir Tanitimi

Eskişehir Medreseleri


Kurşunlu Medresesi (Merkez)

Eskişehirde Kurşunlu Camisinin doğusunda bulunan medrese, misafirhane ve yemekhane ile birlikte art arda iki ayrı mekandan meydana gelmiştir. Bunlardan birinin medreseden çok zaviye olması kuvvetle muhtemeldir.
Külliyenin güneydoğu köşesinde “L” şeklinde yerleştirilmiş olan zaviye, araziden ötürü camiye göre daha yüksek konumdadır. Batı yönündeki girişi merdivenlidir. Revakların üzeri meyilli ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Revakların arkasında dershane olduğu sanılan pandantifli bir kubbe ile örtülü ve revaka da geniş bir kemerle açılan bir mekan bulunmaktadır. Burası doğu, güney ve batı duvarlarında birer pencere ile aydınlatılmıştır. Revaktaki hücreler 2.15x2.65 m. ölçüsünde olup üzerleri beşik tonozlarla örtülmüştür. Hücrelerin her birisinde ocak, dolap ve güneye bakanlarında birer pencere bulunmaktadır. Bu yapı günümüzde kullanılmamaktadır.


Seyit Battal Gazi Medresesi (Seyitgazi)

Eskişehir Seyitgazi ilçesinde bulunan Battal Seyit Gazi Külliyesinin ortasında dikdörtgen planlı medrese bulunmaktadır. Medrese alışılagelenin dışında biraz çarpık olup üzeri kubbe, yanları da tonoz örtülüdür. Bunun çevresindeki imaret ve hankâh ile Bektaşi dergahı özelliklerini taşımaktadır. Ayrıca türbedar odası ile Seyit Battal Gazi ile Ahmet ve Mehmet Beylerin türbeleri de burada bulunmaktadır.

Külliyenin tümünde yapı malzemesi olarak taş, mermer, tuğla ve Bizans yapılarından toplanmış devşirme malzemeler kullanılmıştır.


  #10  
Alt 09-04-2008, 09:39
 
Standart --->: Eskişehir Tanitimi

Eskişehir Kervansarayları


Kurşunlu Kervansarayı (Merkez)

Eskişehir, Yukarı Mahallenin Odun Pazarı kesiminde Kurşunlu yapı topluluğunun bir bölümünü kervansaray oluşturmaktadır. Kurşunlu yapı topluluğunu, XVI.yüzyılın ilkyarısında Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mustafa Paşa yaptırmıştır.

Yapı topluluğunun bir bölümünü oluşturan iki yapının kervansaray olduğu iddia edilmiştir. Bazı araştırmacılar bunların kervansaray, bazıları dergah veya imaret olabileceği kanısındadırlar. Kesme ve moloz taş ile tuğladan meydana gelen kervansaraylar günümüze oldukça harap bir durumda gelmişlerdir. Bu yapılar dikdörtgen planlı ve beşik tonozludurlar.


Seyit Battal Gazi Kervansarayı (Seyitgazi )

Eskişehir Seyitgazi ilçesinde bulunan bu kervansaray XVI. yüzyılda yaptırılmıştır. Kervansarayın kitabesi bulunmadığı gibi arşiv belgelerinde de onunla ilgili bir bilgiye rastlanamamıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu kervansaraydan söz etmiştir.

Kervansaray dikdörtgen planlı bir yapı olup moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Kalıntılarından ortada dikdörtgen revaklı bir avlu, bunun çevresinde de hücreler olduğu anlaşılmaktadır. Kervansaray günümüze yıkık durumda gelebilmiştir.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Rusyada tatil ne yenir ne içilir nasıl gidilir nerede kalınır nasıl eylenilir Rusyada tatil ne yenir ne içilir nasıl gidilir nerede kalınır nasıl eylenilir Yaptığı haberlerle gündemi belirleyen dergi Aktüel yeni sayısında da bomba gibi bir araştırmaya imza attı. Rusya'ya...
Malatya nasıl gidilir gezilir GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 12.313 km² Nüfus: 702.055 (1990) Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Havzasında yer alan Malatya ili, coğrafi konumu, tarihi kervan yollarının -...
Bitlis nasıl gidilir gezilir üzölçümü: 6.707 km² Nüfus: 330.115 (1990) Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Bitlis'i, güneyden Siirt, batıdan Muş, kuzeyden Ağrı illeri ve doğudan Van Gölü çevreler. Bitlis, Kaleleri ve Türk...
Adana nasıl gidilir gezilir GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 17.253 km² Nüfus: 1.934.907 (1990) Adana ilinin ilçeleri; Seyhan, Yüreğir, Aladağ, Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Pozantı,...
Karabük'e Nasil Gidilir. Nereleri Gezilir Karabük Genel Bilgi http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/03/12/karabuk.jpg Karadeniz Bölgesinde, bir il merkezi olan Karabükün, kuzeyinde Bartın, kuzeydoğu ve doğusunda Kastamonu, batısında...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,727
Konular : 238,262
Mesajlar: 425,326
Şuan Sitemizde: 274

En Son Üye: wE8cT5rQ1a

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:56.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.