Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Tatil Bölgeleri > Türkiye'den Tatil Mekanları > Karadeniz ve İç Anadolu
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Aksaray Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Türkiye'den Tatil Mekanları kategorisinde ve Karadeniz ve İç Anadolu forumunda bulunan Aksaray Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir) konusunu görüntülemektesiniz.
Aksaray Genel Bilgi Orta Anadolu Bölgesinde, tarihi İpek Yolunun önemli merkezlerinden birisi olan Aksaray, günümüzde de doğu-batı ve kuzey-güney yönleri ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 23-02-2008, 18:41
 
Standart Aksaray Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Aksaray Genel Bilgi

Orta Anadolu Bölgesinde, tarihi İpek Yolunun önemli merkezlerinden birisi olan Aksaray, günümüzde de doğu-batı ve kuzey-güney yönleri arasında uzanan ana bağlantı yollarının kavşağında yer almaktadır. Aksaray, kuzeyden Kırşehir, doğudan Nevşehir, güneydoğudan Niğde, kuzeybatıdan Ankara, batı ve güneyden Konya illeri ile çevrilidir.

Türkiyenin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölünün güneydoğusunda yer alan Aksaray ilinin yeryüzü şekillerini, Hasan Dağı, Melendiz Dağları ve Ekecik Dağı gibi eski volkanik dağlar ile bu dağlardan püsküren lavların meydana getirdiği platolar ile ovalar oluşturmaktadır. Yüzölçümü 6232 km2dir.

İlin ekonomisi tarım ve turizme dayanmaktadır. Buğday, arpa, patates, üzüm ve elma yetiştirilir. Ayrıca kavak üretimi de önem kazanmıştır. Geniş otlaklarında da koyun beslendiği gibi yörenin önemli bir hayvan pazarıdır. Koçaş Devlet Üretme Çiftliği ilin 25 km. uzaklığındadır. Bölgede halı ve kilim dokumacılığı yaygın olup, özellikle Taşpınar halıları ile ünlüdür.

Aksaray eski bir tarihi yerleşim alanıdır. Neolitik Çağa inen tarihi yörede MÖ.8000-5000 yıllarında insanların yaşadığı, ortaya çıkan buluntulardan anlaşılmaktadır. Nitekim Aksarayın 25 km. doğusundaki Aşıklıhöyükte Neolitik Çağdan kalma kalıntılarla karşılaşılmıştır. Kentin 18 km. kuzeybatısındaki Acemhöyükte de Kalkolitik Çağdan başlayan yerleşim alanları bulunmaktadır. Bunlar MÖ.5500den başlayarak 2000 yılının başlarına kadar sürmektedir. Bölge Asurluların önemli bir ticaret merkezi idi. Orta Anadoluda MÖ.XIII.yüzyıl sonlarına kadar devam eden Hitit egemenliği burada etkisini göstermiştir.

Kapodokia Kralı Arkhelaos bugünkü kentin bulunduğu yerde tarafından kurulmuş ve kente Arkhelais adı verilmiştir.Archelais kentinin kuruluşu ilk çağlara kadar uzanmaktadır. MÖ.III.yüzyılda kurulmuş olan Hitit merkezi Karaura, daha sonraları da yörenin Garsauritis olarak anılması nedeni ile Archelais Garsaurarı isimli kentin aynı olduğu bilinmektedir. Roma İmparatoru Cladiusun ( M.S. 41-54 ) kente koloni ayrıcalığı tanıması ile kent önemli bir alışveriş merkezi olmuştur. Archelais, Bizanslılarla Araplar arasında bir çok kez el değiştirmiştir.

Malazgirt savaşının ( 1071 ) ardından Türk Egemenliği altına giren kent Anadolu da bulunan ve Türklerin yerleşik olarak kaldığı ilk şehir merkezlerinden biri olmuştur. Anadolu Selçukluları burasını imar etmiş ve özellikle İzzettin Kılıçarslan kentin ortasına, yörenin beyaz taşlarından görkemli bir saray yaptırmıştır.Kente de bu saraydan ötürü Aksaray ismi verilmiştir.

Yanardağ küllerinin sıkışmasından oluşan tüf tabakalarının çok kolay kazılabilme özelliği nedeniyle bölgemize çok sayıda yeraltı şehri, dik yamaçlara kaya içinde yerleşme birimleri yapılmıştır. MS. I. yüzyılda Aziz Paul ve müritleri tarafından Anadoluda yayılmaya başlayan Hıristiyanlık, çok tanrılı Roma taraftarlarının büyük tepkisine neden olduğundan, ilk Hıristiyanlar korunmak amacıyla bu yöreye gelmişlerdir. MS.VII.yüzyıl sonlarından itibaren Arapların Anadolu üzerinden İstanbula yaptıkları seferler nedeni ile bölgeye sığınan Hıristiyanların sayısı çok artmış, Ihlara, Gelveri ve Göreme gibi yerleşim birimlerini oluşturmuşlardır.

1142 yıllarında Selçuklu egemenliğine giren Aksaraya II. Kılıçaslan zamanında saraylar, medreseler, zaviyeler, kervansaraylar yaptırılmış, Azerbaycan ve Orta Asyadan getirilen halk buraya getirilerek yerleştirilmiştir. Bu yıllarda Aksaray, Selçukluların askeri üssü konumundaydı. Özellikle Kılıçaslanın babası Sultan Mesut, Danişmentlere karşı Aksarayı bir askeri üs olarak kullanmıştır. Aksaray, Selçuklulardan İlhanlı, Danişmentli, Karamanoğulları egemenliğinde kalmıştır. 1470 yılında İshak Paşa tarafından ele geçirilen Aksaray, Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. İstanbulun fethinden sonra boşalan şehrin iskanı için, Aksaray halkının büyük bir bölümü İstanbula nakledilmiş ve bugün İstanbuldaki Aksarayın olduğu yere yerleştirildiklerinden bu semte de Aksaray adı verilmiştir.

Aksaray, Osmanlılar zamanında Konya eyaletine bağlı sancak merkezi idi. Şemseddin Sami Kâmusül Alâmda buradan, XIX.yüzyılda Konya Vilayetinin Niğde sancağına bağlı kaza merkezi olarak söz etmektedir. Aksaray 1924te il yapılmış, 1933 yılında Niğdeye bağlanmıştır. 21 Haziran 1989 yılında Niğdeden ayrılıp il olmuştur.

Aksarayda günümüze ulaşan belli başlı tarihi yapılar arasında; Güzelyurt İlçesindeki kiliseler, Kalanlar Köprüsü, Başköprü, Nakkaş Köprüsü, Debbağlar Köprüsü, Eğri Minare, Ulu Cami, Yusuf Hakiki Baba Mescidi ve Türbesi, Yunus Emre Türbesi, Şeyh Hamdi Veli (Somuncu Baba) Türbesi, II.Kılıçarslan Türbesi, Selime Sultan Türbesi, Ali Paşa Türbesi, Baydı Hatun Türbesi, Melik Gazi Hangâhı, Zinciriye Medresesi, Paşa Hamamı, Alay Han, Sultan Han, Öresin Han ve Ağzıkara Han bulunmaktadır.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 23-02-2008, 18:42
 
Standart --->: Aksaray

Aksaray Gezgin Gözüyle



Ihlara Vadisi:

Vadi içerisinde 5000 yerleşim yeri ve 105 kilise bulunmaktadır. Bugün görülebilir 14 durumda kilise mevcuttur. Bunlardan 10 kadarı canlılığını ve renk uyumunu korumaktadır ve halen gezilebilmektedir. Vadi, doğal yapısı itibariyle 9. yüzyıldan itibaren keşişler ve rahipler tarafından çok uygun bir inziva ve ibadet yeri, savaş döneminde ise dinlenme, korunma yeri olarak kullanılmıştır. Vadide yer alan kiliselerde “Hz. İsa'nın Doğumu”, “Müjde”, “Ziyaret”, “Mısır'a Kaçış”, “Son Akşam Yemeği” gibi İncil'de geçen konular fresko tekniğindeki resimlerde betimlenmiştir. Ihlara Vadisi'ndeki kayalara oyulmuş freskli kiliseler, korunarak yeryüzünde eşine rastlanmayan bir tarihsel ve dinsel miras olarak günümüze dek varlıklarını sürdürmüşlerdir. İlk çağlardan itibaren tabiatla tarihin bir arada bulunduğu Ihlara Vadisi'ndeki kiliselerin resim tekniği iki kısma ayrılır. Ihlara civarındaki kiliseler Kapadokya tipi diye bilinen sanat özelliklerini gösterir.

Aksaray, Hristiyanlığın daha ilk yıllarında önemli bir din merkezi olmuştur. Kayserili Basilus ve Nazianzoslu Gregorius gibi mezhep kurucuları 4.yy. da burada yetişmişlerdir. Mısır ve Suriye sisteminden ayrı bir manastır hayatının kurallarını bunlar tespit etmişlerdir. Böylece Yunan ve Slav sistemi doğmuştur. Mısır ve Suriyeli rahiplerin dünya ile olan ilişkilerini kesmelerine rağmen Basilus ve Gregoriusun rahipleri dünya ile olan ilişkilerini kesmiyorlardı. Bu yeni anlayışın yeri Belisırma idi. Gregorius, teslis inancına yeni bir izah getirerek Hz. İsanın Tanrılığı tartışmasında İznik toplantısı görüşlerine kuvvet kazandıran fikirler ileri sürdü. Böylece Hıristiyanlık tarihinde öncü Gregoriusun yetiştiği kayalık bölge (Belisırma, Ihlara, Gelveri) Manastır ruhuna uygun, kayalara oyulan kiliseler topluluğu halinde geldi. Arap akınlarına karşı, Hasandağı ndaki müdafaa kaleleri karşı koyunca bu kiliseler faal ibadet merkezi durumlarını devam ettirdiler. Ihlara vadisindeki kayalara oyulmuş bu freskli kiliseler, korunarak yeryüzünde eşine rastlanmayan bir tarih hazinesi olarak zamanımıza kadar gelmiştir. Hıristiyanlığın ilk yıllarından itibaren kayaların rahatlıkla kazılmasıyla meydana getirilen bu freskli kiliseler ve iskan yerleri 14 km. boyunca Ihlaradan Selimeye kadar devam eden “IHLARA VADİSİ” içerisinde yer alırlar.


İlk çağlarda Kapodokya Irmağı anlamına gelen Patamos Kapadokus ırmağının ortasında tabiatla tarihin bir arada bulunduğu Ihlara Vadisindeki kiliselerin ilk örnekleri MS. 4 yy.a kadar inmektedir. Ihlara Vadisindeki kiliselerin resim tekniği iki kısma ayrılır. Ihlara civarındaki kiliseler Kapadokya tipi diye bilinen sanatı gösterir. Orta kısmında Belisırma bölümünde bulunanlar ise, Bizans tipi resimlerle süslüdürler. Böylece iki bölgeyi ayıran kaynaktan doğan iki ayrı tip saymak gerekmektedir. Birinci gruptakiler; Eğritaş, Ağaç altı, Kokar, Pürenliseki ve Yılanlı kiliselerdir. İlk Hristiyanlık dönemine yakın olan bu kiliselerde; incil sahneleri, Aziz Basilus ve Gregoriusun anlayışlarına göre çizilmişlerdir. Uzun metinler verilmiştir. Teferuatta Mısır ve Suriye etkileri görülmektedir. Ağaçaltı kilisesi son dönem Roma ve Sasani etkisindedir ve daha fazla doğu havası taşımaktadır.
Vadi içerisinde 105 kilise vardır.Bunlardan ziyarete açık olanlardan bazıları ise; Eğritaş Kilisesi, Ağaçaltı (Daniel)Kilisesi, Sümbüllü Kilise, Yılanlı Kilise, Kokar Kilise, Pürenliseki Kilisesi, Eskibaca Kilisesi, Saint Georges (Kırkdamaltı) Kilisesi, Direkli Kilise ve Ala Kilisedir.


Sümbüllü Kilise


Aziz tasvirleri Kapadokya ve Bizans tipinden çok ayrıdır. Plan V. ve VI. yy. yapılarına uygundur. Bu bölgedeki diğer üç kilise ise, ayrı bir gruptur.Azizler diğerlerine benzer, fakat ortaçağ özelliğine kaymıştır. İncilden az metin verilmiştir. Bunlarda da Suriye etkisi açıktır. Göreme ve diğer kiliselerde rastlanmayan özellikler ve ifadeler vardır. Bütün resimlerde İncil sahnelerinin sembolik bir üslupla gösterildiği dikkati çekmektedir.

Belisırma bölümündeki kiliseler açıkça Bizans tipindedir. Bazı küçük ayrıntılar yerli veya daha doğudan gelen etkilere örnek ise de genel üslup Bizanstır.

Bütün bu kiliselerden sadece ikisinin tarihi tespit edilmiştir. Direkli Kilise (976-1025), Saint Georges Kilisesi ise (1283-1295) yıllarına aittir. Sonuncusu çağının sanatının tipik bir örneğidir.Bir Selçuk Sultanının elbisesini gösteren resim, Türk hükümdarının himaye ve yardımı ile bu kilisenin yapıldığına belge teşkil etmektedir.
X.yy.ortasında Bizansın Toroslar ve Klikya Bölgelerini geri almasıyla Ihlara bölgesinde de yeni kiliselerin yapıldığını görmekteyiz. Bahaddin Samanlığı Kilisesi, Sümbüllü Kilise ve Direkli Kilise resimleri bu yüzyılda işlenmiştir. Ala Kilise, Akhisardaki Çanlı Kilise ve Karagedik Kilisesi XI. yy. başlarındaki Bizans sanatına örnek teşkil eder. Eski kiliselere sonradan bazı Bizans tipi resimler de ilave edilmiştir. Bu davranış, XI. yy. da Selçuk Türklerinin bölgeye gelmesiyle son bulur. Fakat bölgedeki dini hayat devam eder. Bölgenin kilise hayatı 1924deki nüfus mübadelesiyle son bulur.


VADİNİN OLUŞUMU


Vadiye çok yakın Hasan Dağı ve çevresi, Neojen (Genç Tersiyer) ve IV. Zamanda oluşmuştur.Bu zamanda oluşan yükselmelere karşın havzalar oldukça düşük kalmıştır. Hasan Dağı volkanın püskürmesine neden olan tektonik hareketler sonunda çevre yüzeyini geniş bir volkanik tabaka kaplamıştır. Aynı hareketler sırasında kalkerin basınç ve sıcaklık etkisiyle yarattığı kırık hattan fışkıran doğal sıcak suyu, Yaprakhisar ve Ihlara arasında bulunan Ziga Kaplıcalarında görebilirsiniz. Çevrenin yapısal karakterini derinden etkileyen volkanik püskürme sonucu oluşan tüf taşları, rüzgar, erozyon ve diğer doğa etkenleri ile aşınmış, Selime ve Yaprakhisarda karşınıza çıkan değişik görünüm ve renklerde Peri Bacalarını yaratmıştır. Tektonik hareketler, bazı yerlerde yumuşak tüfün, bazı yerlerde gri, yeşil ve kahverengi tonlarının hakim olduğu ve iri tanelerle ufalanan kayaların kapladığı alanları çöküntüye uğratmıştır. Ihlara Vadisi boyunca ilerleyen Melendiz Çayı da bu tür çökmenin sonucu oluşan kanyon vadinin tabanını oyarak daha büyük bir derinlik kazanmıştır.Yer yer 100 veya 120 metre derinliğe varan vadiyi ikiye bölerek akan Melendiz Çayı (ilk çağlarda bu ırmağa Kapadokya ırmağı anlamına gelen Potamas Kapadokus denilirdi Aksaray yakınlarında Uluırmak adını alarak Tuz Gölüne ulaşır.
Doğa, insan, tarih ve sanat olgusunu bu denli bir araya getirebilen ve bu gerçeği ancak kendisine yaklaştığımız zaman simgeleyen Ihlara Vadisi sakladığı bu sırrı kendisiyle beraber olduğunuzda açıklayacaktır sizlere.


Yer Altı Şehirleri:


İldeki yer altı şehirleri genellikle Güzelyurt ve Gülağaç ilçelerinde yoğunluk kazanmakla birlikte, gerek merkez ilçe ve gerekse Ortaköyde de yer altı şehrine rastlamak mümkündür. Güzelyurt ilçe merkezi ve Manastır Vadisinde 3 adet açık yer altı şehri vardır. Gülağaç ilçesinde Saratlı Yer Altı Şehri ziyarete açılarak, aydınlatılmıştır.


Nora (Viranşehir) Antik Kenti:


Aksaray'ın 30 km. güneyinde Hasan Dağı'nın eteğinde kurulmuş olan antik Nora kasabası stratejik mevkide önemli bir askeri merkezdir. Roma ve Bizans dönemlerinde önemini koruyan kasabada bugün birçok kilise bulunmaktadır. Ayakta kalan yapılar Bizans dönemine aittir. Bu kiliseler kısmen tahrip olmuşsa da çeşitli freskler halen göze çarpmaktadır.


YEŞİLOVA (ACEMHÖYÜK)

Yeşilova Aksarayın 18 km. kuzeybatısındadır. Kasaba, adını burada bulunan höyükden, höyük ise, Yavuz Sultan Selimin Çaldıran seferinden sonra, Azerbaycandan getirdiği aileleri buraya iskan etmesinden sonra, halkına acem denilmesinden Acemhöyük ismini almıştır. Yeşilova (Acemhüyük) Höyük, MÖ.3000de iskan görmüş, en parlak devrini MÖ.2000-1750 yıllarında yaşamıştır. Şehrin o zamanki ismi kesin olarak bilinmemekle beraber,yerli ve yabancı bilim adamları tarafından BURUŞHANDA olduğu sanılmaktadır. Höyük, 1948 yılından beri Önasya Arkeoloji prof.lerinden Prof. Nimet ÖZGÜÇ tarafından sistemli bir şekilde kazılmaktadır. Kazılar neticesinde Asur ticaret kolonileri devrine ait büyük bir saray ve deposu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca gaga ağızlı testiler, mühürler, seramikler bulunmuştur. Höyükten çıkan eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri müzesinde, Aksaray Müzesinde ve Niğde müzesinde sergilenmektedir.


AŞIKLIHÖYÜK

Aşıklı Höyük Kızılkaya Köyünde, köyün 1km. kadar güneyinde Melendiz Irmağı kıyısında yer almaktadır. Aksarayın 25 km güneydoğusundadır. Burada l989 yılından beri Prof. Dr. Ufuk Esin başkanlığında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya Anabilim Dalı öğretim üyeleri,öğrencileri tarafından arkeolojik kurtarma kazıları yapılmaktadır. Çünkü Mamasın Baraj gölünün su seviyesi yükseltildiğinde Aşıklı Höyüğün kısmen batı ve kuzey yamaçları su altında kalacaktır. Aksaray Kapadokya sında volkanik tüflü bir arazi içinde yer alan Aşıklıda ilk yerleşmeler M.Ö.8 binyılda (günümüzden onbinyıl önce) başlamıştır. Aşıklı Höyük Anadolu ve Yakındoğuda Akeramik Neolitik döneme ait en eski "ilk köy yerleşimlerini" sergileyen en önemli ören yerlerinden biridir. Burada bulunan kültürün benzeri ise henüz bulunamamıştır. Aşıklı orta büyüklükte bir höyüktür.

Höyükte yukarıdan aşağıya, 2. kültür tabakası ve ona ait alt evrelerdeki köy yerleşmeleri gün ışığına çıkarılmış, yaşayan insanlar konutlarını kerpiçten yapmışlardır. Konutlar genelde dar geçitlerle birbirlerinden ayrılan mahallelerden oluşmaktadır. Bazı konutlar tek,bazıları da 2-3 odalıdır. Odalardan birbirine geçilmesini sağlayan kapı aralıkları vardır. Ancak konutlardan geçit ve avlulara çıkışı sağlayan kapılar yoktur. Konutlara damdan taşınabilir bir merdiven yardımıyla girilmektedir. Konutlar dörtgen kare,yamuk planlıdır. Bazen bir duvarları dışbükeydir. Genelde tabanları ve duvarları çamurla sıvalıdır. Birçoğunda çakıl taşı döşeli,üstleri kerpiç sıvalı ocak yerleri vardır. Ayrıca çöplerini belirli geniş alanlara atmışlar,sonra da bunları yakmışlardır. Yerleşme belirli adeta kentsel bir dokuyu anımsatan bir düzende planlanmıştır. Güneyde geniş çakıllı bir yol yerleşmeyi ikiye ayırır. Çakıllı yolun güneybatısında tabanları ve duvarları aşıboyalı bir tapınak ve müştemilatı ile sundurmalı büyük bir bina yer alır. Sundurmalı binanın kuzey duvarı en eski "sandık duvar" sisteminde yapılmıştır. Doğuda ise yerleşmeyi sınırlayan kıvrımlı,taştan,anıtsal bir çevre duvarının bir kısmı gün ışığına çıkarılmıştır. Çevre duvarına da çakıllı bir yoldan gelinmektedir. Köye giriş buradan olmalıdır. Çevre duvarının iç kısmındaki konutlar ise genelde taş temellidir. Bazılarının duvarları ise taşla kerpiçin birlikte örülmesi ile yapılmıştır.

Aşıklı insanları günümüzden on bin yıl önce, zaman zaman ölülerini konutlarının altına açtıkları çukurlara gömmüşlerdir. Aşıklıda yaşayan insanlar ilk kez burada çeşitli buğday,arpa ve mercimekgillerin tarımını yapmışlardır. Ancak en yoğun uğraşları avcılıktır. O zamanlar Melendiz Vadisinde bulunan yabani koyun, keçi, domuz, sığır, geyik, tavşan, kuş gibi hayvanları yoğun bir şekilde avlamışlar,bunların etini yemişler,derisinden ve kemiğinden yararlanmışlardır. Obsidien denen doğal camdan, hayvan kemiğinden ve taştan aletlerin çoğu bu insanların deri işlediklerini, bu hayvanları avladıklarını göstermektedir. Aletlerin çoğu obsidienden yapılmıştır. Obsidieni Kömürcü, Nenezi, Kayırlı gibi çevredeki volkanik patlamalarla oluşan yataklardan getirerek aletlerini yapmışlardır. En çok bulunan aletler obsidienden kazıyıcılar,rendeler ve kemikten delicilerdir. En eski beyin ameliyatı (trepenation) Aşıklıda genç bir kadın kafatasında saptanmıştır. Ayrıca bir başka kadın çene kemiğinde de ilk otopsi izleri bulunmuştur. Bazı iskeletlerin boyunlarında rastlanan kolye boncukları arasında doğal,tavlanmış bakırdan yapılmış olanlar vardır. Bu Aşıklıda yaşayanların bu kadar eski bir zamanda bakırı işlemeyi bildiğini göstermesi yönünden önemlidir.



Musular Höyük:

Aksaray'ın yerleşim tarihinin Aşıklı Höyük'ten sonraki en eski örneklerinden birini oluşturan Musular Höyük, Gülağaç ilçesi Kızılkaya köyünde, Melendiz Irmağı'nın batısında yer almaktadır. Musular'a ilk kez günümüzden 8000 yıl önce yerleşildiği saptanmıştır.Şimdiye kadar iki ana dönem tespit edilmiştir.

Bunlardan ilki prehistorik terminolojide "çanak çömleksiz neolitik" olarak adlandırılan akeramik dönemdir. Sonraki yerleşme evresi “çanak çömlekli” evreye aittir. Bu dönemde yerleşenler önceki yapı kalıntılarını düzlemiş, bunun üzerine kalınca sarımsı renkte bir toprak tabakası sermiş ve bu düzlem üzerine kendi yapılarını inşa etmişlerdir.


Acemhöyük:


Aksaray'ın 18 km. kuzeybatısında Yeşilova'dadır. M.Ö. 3000 yılında iskân görmüş, en parlak devrini M.Ö. 2000-1750 yıllarında yaşamıştır. Şehrin o zamanki ismi kesin olarak bilinmemekle beraber, yerli ve yabancı bilim adamları tarafından Puruşhanda olduğu sanılmaktadır. 1948 yılından itibaren sistemli bir şekilde devam eden kazılar neticesinde Höyükte Assur Ticaret Kolonileri dönemine ait büyük bir saray ve deposu ortaya çıkarılmıştır. Üçüncü katta açığa çıkarılmış olan iki saray yapısı yalnız Acemhöyük için değil, Anadolu mimarlık tarihi açısından da önemlidir.


GÜZELYURT (GELVERİ- KARBALLA):


Güzelyurt (Gelveri) Aksaray ın 45 km. doğusunda bir ilçe merkezidir. Kuruluşundan beri bazı değişikliklerle zamanımıza kadar gelmiştir. En eski ismi Roma ve Bizans devirlerinde KARBALLA idi. Bu devirlerde iskan gören bu yerde kayadan oyma taştan yapılmış bir çok kiliseler ve iskan yerleri vardır.Zamanında Hristiyanlığın önemli dini merkezlerinden biri olmuş, Naziansoslu Gregoriusun çocukluğu burada geçmiştir. Selçuklu hakimiyetinde Karballa ismi Gelveri Kilisesi olarak değiştirilmiş ve Selime Kalesine bağlanmıştır. Daha sonra Osmanlı hakimiyetine geçen Gelverinin ahalisi son nüfus mübadelesinde Yunanistana gitmiştir. 1960lı yıllarda Gelveri ismi Güzelyurt olarak değiştirilmiştir. 1989 yılında da ilçe yapılmıştır. İlçede çok sayıda kaya kilisesi ve yeraltı yerleşim merkezi bulunmaktadır.


KİLİSE CAMİİ


Taştan yapılma bir kilisedir. Haç planlıdır. Üç sahanlıdır. Orta sahanda yüksekçe bir kubbe vardır. Kilise bugün cami olarak kullanıldığı için freskleri badana ile örtülmüştür. Gelveride bunlardan başka yine kayadan oyma Yüksek Kilise, Aziziler damı, Bucak Kilise, Kalburlu Kilise, Koç Kilise, Çömlekçi Kilise, Caferler Kilise, Kulluk Kilise,Sivişli Kilise gibi kiliseler bulunmaktadır.


KIZIL KİLİSE


Gelverinin(5km.) kuzeydoğusundadır.Kır- mızı kesme taşlardan yapıldığı için Kızıl Kilise adını almıştır. Üç neflidir. Orta nefte dört sütun üzerinde bir kubbe oturmaktadır. Freskler yer yer dökülmüştür. Bazı kısımlarda dini sahneler ve havarilerin portreleri yer almaktadır.Kilise 5-6 yy. aittir.


Önemli Han ve Kervansaraylar

Ağzıkara Han:

Aksaray-Nevşehir karayolu üzerinde, Aksaraya 17 kilometre uzaklıkta olup, Anadoludaki en önemli hanlardan birisidir. Selçuklu eseri olan ve Hoca Mesut Kervansarayı diye de anılan yapının, açık ve kapalı bölüm taç kapıları üzerindeki kitabelerden, 1231-1236 tarihleri arasında yapıldığı anlaşılmaktadır. Anıtsal taç kapısı, mihrabiyeleri ve geometrik motiflerle bezeli cephesi ile etkileyici bir görünüme sahiptir ve Selçuklu taş süsleme sanatının tüm özelliklerini göstermektedir.


Sultan Han:


Aksaray-Konya karayolu üzerinde, Aksaraya 42 kilometre uzaklıkta Sultanhanı kasabasında bulunan Sultan Han, 1229 yılında Selçuklu Sultan I. Alaaddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır. Açık ve kapalı bölümleriyle yaklaşık 4990 m2lik bir alana sahip olan yapı, Anadoludaki Selçuklu kervansaraylarının en büyüğüdür. İleri taşan mermer taç kapısı, dıştan kulelerle desteklenmiş duvarlarıyla bir kaleyi andırmaktadır. Taç kapı ve mescidin geometrik bezemeleri, Selçuklu taş süsleme sanatının en güzel örneklerindendir.


Ertokuş Hanı:


Beyşehir-Eğirdir karayolu üzerinde, Gelendost ilçesinin Yeşilköy mevkiindedir. Kapalı bölüm kapısı üzerindeki kitabeden 1233 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.


Aşıklı Höyük


Aksarayda İhlara Vadi yerleşiminin bir uzantısı olan Aşıklı Höyükte yapılan arkeolojik çalışmalar Kapadokya B¿5lgesinin kerpiçten yapılmış ilk mahallelerini ortaya çıkarmıştır. Yerleşik yaşamın en güzel ve en karmaşık mimari örnekleri olan bu evlerin duvar ve tabanlarında sarı, pembe kil duvar sıvaları kullanılmıştır. Ölülerini evlerinin tabanlarına hocker tarzında, yani dizleri karınlarına çekik olarak gömmüşlerdir.


Aşıklı Höyükte araştırma yapan Prof. U. Esine göre yerleşim yerindeki mahallelerin sıklığı, yapıların çokluğu Akeramik Neolitik evre için sanıldığından daha yoğun bir nüfusun varlığını göstermektedir.
Höyükte ele geçen yüz bine yakın obsidiyenden yapılmış çeşitli aletlerin Anadoluda benzerleri yoktur. Taştan çok iyi bir şekilde işlenmiş yassı baltalar, kemikten bızlar,keskiler, bakır, akik ve çeşitli taşlardan yapılmış süs eşyalarının yanı sıra az pişmiş kilden figürinler de ele geçmiştir. Aşıklı Höyük araştırmacıları, bu Höyükte ele geçen bir iskelete dayanarak dünyada bilinen en eski beyin ameliyatının (trepanasyon) 20-25 yaşlarındaki bir kadına uygulandığını belirtmektedirler.

Aksarayda İhlara Vadi yerleşiminin bir uzantısı olan Aşıklı Höyükte yapılan arkeolojik çalışmalar Kapadokya B¿5lgesinin kerpiçten yapılmış ilk mahallelerini ortaya çıkarmıştır. Yerleşik yaşamın en güzel ve en karmaşık mimari örnekleri olan bu evlerin duvar ve tabanlarında sarı, pembe kil duvar sıvaları kullanılmıştır.
Ölülerini evlerinin tabanlarına hocker tarzında, yani dizleri karınlarına çekik olarak gömmüşlerdir.

Aşıklı Höyükte araştırma yapan Prof. U. Esine göre yerleşim yerindeki mahallelerin sıklığı, yapıların çokluğu Akeramik Neolitik evre için sanıldığından daha yoğun bir nüfusun varlığını göstermektedir.

Höyükte ele geçen yüz bine yakın obsidiyenden yapılmış çeşitli aletlerin Anadoluda benzerleri yoktur. Taştan çok iyi bir şekilde işlenmiş yassı baltalar, kemikten bızlar,keskiler, bakır, akik ve çeşitli taşlardan yapılmış süs eşyalarının yanı sıra az pişmiş kilden figürinler de ele geçmiştir. Aşıklı Höyük araştırmacıları, bu Höyükte ele geçen bir iskelete dayanarak dünyada bilinen en eski beyin ameliyatının (trepanasyon) 20-25 yaşlarındaki bir kadına uygulandığını belirtmektedirler


İSLAM ESERLERİ


1-Ulu Cami(Karamanoğlu Cami) (Merkez)
2-Eğri Minare (Merkez)
3-Tapduk Emre Türbesi (Tapduk Emre Köyü)
4-Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba) Türbesi (Merkez)
5-Kılıçarslan Türbesi (Merkez)
6-Yunus Emre Türbesi (Ortaköy İlçesi Reşadiye Köyü)
7-Kaya Cami (Güzelyurt İlçesi)
8-Selime Sultan Türbesi (Selime Kasabası)



1.ULU CAMİ (KARAMANOĞLU CAMİİ )(Merkez)
Yığma bir tepe üzerinde bulunan caminin kitabesinde,1408-1409 yıllarında Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından Mimar Mehmet Firuz Beye yaptırıldığı yazılıdır. Anadolu Selçuklu Beyliklerinin tipik süslemeleri ile bezenmiş batı portali ile iç mekana ve doğu kale duvarlarına girilen,diğer yanda sağlam payandalarla desteklenen cami,yatık dikdörtgen bir plana sahiptir. Mehmet Bey in oğlu İbrahim Bey zamanında 1482-1483de büyük tamiratlar görmüştür. Bugünkü minaresi 1925te yapılmıştır.


2.EĞRİ MİNARE (KIZIL MİNARE) (MERKEZ)
Selçuklu dönemine ait olup,1221-1236 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Kırmızı tuğladan yapıldığı için Kızıl Minare olarak anılmaktadır. Dört köşe bir kaidenin üzerine oturtulan silindirik gövde,ince bir silme ile iki kısma bölünmüş,alt kısmı mavi ve yeşil çini mozaiklerle kaplanmıştır. Minare yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olması nedeniyle 1973 yılında çelik halatlarla bağlanmıştır. Yanındaki cami, sonradan yapılmıştır.


3-TAPDUK EMRE TÜRBESİ (Tapduk Emre köyü)
Aksaray İlinin kuzeyinde 20 km. mesafede bulunan köy,Küçük Ekecik Da-ğının eteğinde kurulmuş olup Tapduk Emreye ait olduğu söylenmektedir. Çevre tanzimi ve tanıtım levhalarına ihtiyaç vardır. Dağ eteğinin en üst kısmında ise son yıllarda yeniden çevre düzenlemesi yapılan cami ve türbe bulunmaktadır. Tapduk Emreye ait olduğu söylenen mezar bozulmadan üst kısmına taş sanduka yapılmıştır.


4-ŞEYH HAMİD-İ VELİ (Somuncu Baba) TÜRBESİ (Merkez)
Aksaray merkezi içinde kuzeydoğu tarafında II. Kılıçarslan Tepesi eteğinde Ervah Kabristanlığı içinde bulunmaktadır. Şeyh Hamid-i Veliye ait türbe açık bir türbedir. Mezarı burada bulunmaktadır. Mezarı mermerden yapılmış olup, H.815-M.1412 yazısı bulunmaktadır. Ayrıca torunları ve yakınlarına ait mezarlarda buradadır. Solda ikinci kubbenin olduğu kısmında demir kapıyla türbedar odasına girilir. Türbedar odasındaki iç kısıma geçildiğinde 1.5 x 1.5 m. ebadında tek gözlü penceresi olan çilehane yer almaktadır. Açık türbenin arka kısmında Şeyh Hamid-i Velinin itikafhanesi yer almaktadır. Demir kapı açıldığında hafif meyilli dehliz görünümlü bir yer karşımıza çıkmaktadır. Merdivenle inilen bu uzun koridordan arka duvarın kuzeyinde iki,doğusunda bir adet niş bulunmaktadır. Bu dehliz koridorun önü kapatılmış arka kısmındaki 2 x 1.30 m ebadındaki odaya 70 x 40 cm. ebadında son derece küçük ve ancak diz çöküp eğilmek suretiyle girebilecek olan bir kapıdan girilmektedir. Yapıda günümüze ulaşan iki tane mezar taşı vakfiyesi bulunmaktadır.

5.KILIÇARSLAN TÜRBESİ (Merkez)
Aksaray merkezde olup 1 km. mesafede İlin doğusunda hakim bir tepede yer almaktadır. Tepe üzerinde türbe ve yazlık köşk olarak kesme taştan yapılmış iki bölümden ibarettir. Türbe içerisinde Sultan II. Kılıçarslanın ve IV. Kılıçarslanın iç organları gömülüdür. Selçuklular döneminde yapılmış sonradan onarılmıştır. Elektrik,su ve çevre düzenleme çalışmaları bitirilmiş,ağaçlandırma çalışmaları devam etmektedir. Yolu stabilizedir.


6.YUNUS EMRE TÜRBESİ (Ortaköy-Reşadiye Köyü)
Aksaray İlinin Ortaköy İlçe merkezine 20 km. mesafede Reşadiye köyündedir. Türbenin bulunduğu tepe,halk tarafından ziyaret tepesi olarak bilinmektedir. Türbenin düzgün alana oturtulması amacıyla önce taştan bir podyum hazırlanmıştır. Podyum üzerine güney tarafa türbe inşaa edilmiş kuzey kısmı duvar ile çevrilmiştir. Türbeye giriş batıdan olup, üç basamakla çıkılmaktadır. Türbenin 500 m. doğusunda çilehane bulunmaktadır. Yolu asfalt olup, çevre düzenlemesi yapılmıştır.


7.KAYA CAMİ (Güzelyurt İlçesi)
Güzelyurt İlçe merkezindedir. XIV. yy. dan kalmış olduğu sanılan cami,Hristiyan ve Müslümanlar tarafından kullanılmıştır. Büyük bir kısmı kaya oymadan yapılan camide ayrıca,tonoz örtü sistemi ile inşaa edilmiş bir bölüm mevcuttur. Caminin onarıma ihtiyacı vardır.


8.SELİME SULTAN TÜRBESİ (Selime Köyü)
Selime köyünde bulunan türbe,gerek mimari, gerekse dekoratif yönden erken devir özelliklerini göstermektedir. Anadoluda seyrek görülen eserlerden olup,gövdesi sekizgen kaideli ve külahlıdır. Türbede taş ve tuğla işçiliği iç içedir. Mimari stili ve malzemeleri yönünden XIII. asrın başlarına tarihlenmektedir.


AKSARAY MÜZESİ (ZİNCİRİYE MEDRESESİ)
VE BAĞLI ÖRENYERLERİ
Müze; Aksaray İli, Merkez İlçe, Zincirli Mahallesindedir. 14. yy. Karamanoğulları Beyliği Döneminde yapılan "Zinciriye Medresesinde" 1969 yılında kurulmuş olup halen faaliyetlerini bu binada sürdürmektedir.
Zinciriye Medresesi plan itibarıyla, kesme taş ve tuğla kullanılarak inşa edilmiştir. Üstü açık avlulu, dört eyvanlı ve revaklı bir yapıdır. Giriş doğudaki Taç Kapıdan sağlanmaktadır. İçerisinde üzeri kubbe ve tonoz örtülü sekiz oda bulunmaktadır. 20. yy. başlarına kadar Medrese olarak işlevini sürdürmüş, 1940 yılından itibaren bir süre hapishane olarak kullanılmıştır. 1969 yılından itibaren müze olarak faaliyet göstermektedir.

Müzede, 1997 yılı sonu itibarıyla satın alma, bağış ve Aksaray İli sınırları içerisinde yapılan arkeolojik kazılar sonucunda elde edilmiş toplam 6134 eser bulunmakta


  #3  
Alt 23-02-2008, 18:43
 
Standart --->: Aksaray

Aksaray Cami ve Mescitleri


Ulu Cami (Merkez)


Aksaray Ulu Camisi Karamanoğulları döneminde, Alaaddin Beyin oğlu Karamanoğlu II. Mehmet Bey zamanında (1402-1424) başlanmış ve oğlu II.İbrahim Bey zamanında (1424-1463) zamanında tamamlanmıştır. Caminin Mimarı Mehmet Firuz Beydir.

Caminin portali Selçuklu döneminin tipik örneklerinden olmasına rağmen, yapılan onarımlardan ötürü özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Zamanla önündeki avlunun zemini yükselmiş bundan ötürü de portal alçak olarak görülmektedir. Portalin iki tarafında dışarıya taşkın çıkmalar olup, hafif yuvarlak kemerli girişin üstü sivri bir şekilde sonuçlanmaktadır.

Kesme taştan yapılan Ulu Caminin dışına destek amaçlı koyulan payandalar cephenin görünümünü çirkinleştirmiştir. İç mekan mihrap duvarına dikey olarak beş sahından meydana gelmiştir. Her sırada dörder tane olmak üzere 16 sütunun oluşturduğu bölümler çapraz tonozlarla örtülmüştür. Bu sütunlar birbirlerine kemerlerle bağlanmıştır.Yalnızca kubbe önü ile müezzin mahfilinin üzeri küçük kubbelerle örtülüdür. İç mekan girişin iki yanında ve mihrap duvarında üçer pencere ile aydınlatılmıştır. Caminin kuzey yönü iki katlı olup, ikinci kattaki bölümler de tonozlarla örtülmüştür.

Aksarayda Kılıçaslanın yaptırmış olduğu cami harap olunca, minberi oradan alınarak Ulu Camiye yerleştirilmiştir. Bundan ötürü de Ulu Caminin Selçuklu eseri olduğu sanılmıştır. Oysa Ulu Cami Karamanoğulları dönemi Ulu Cami tipindedir. Selçuklu ağaç işçiliğinin en güzel eserlerinden olan minber abanozdan olup, üzerinde kabartma tekniğinde geometrik şekiller bulunmaktadır.

Caminin ilk minaresinin ne şekilde olduğu bilinmemektedir. Bugünkü minaresi ise 1925 yılında yapılmıştır.


Eğri Minare (Kızıl Minare) (Merkez)


XIII.yüzyıl Selçuklu eserlerinden olan Eğri Minare, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubatın babası Sultan I.Keyhüsrev tarafından 1221-1236 yıllarında yaptırılmıştır. Kırmızı tuğladan yapıldığı için Kızıl Minare, ayrıca ekseninden 27 C eğri oluşundan ötürü de Eğri Minare olarak isimlendirilmiştir. Kaynaklarda minarenin yanındaki caminin sonradan yapıldığı yazılıdır. Osmanlı kaynaklarının birisinde buradan Keyhüsrev Camisi ve Minaresi olarak söz edilmektedir.

Eğri Minare Camisi yapılan onarımlar nedeniyle özelliğinden uzaklaşmıştır. Önünde birbirlerine kemerlerle bağlı beş bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. İbadet mekanının ve son cemaat yerinin üzeri kırma çatı ile örtülüdür. İçerisinde belirgin bir süsleme elemanına rastlanmamaktadır. Cami özelliğini günümüzde Türkiyenin Pisa Kulesi olarak isimlendirilen minaresinden almıştır.

Minare, kare kaideli silindirik gövdelidir. Tuğla gövde ince bir silme ile ikiye ayrılmış olup, yer yer zikzaklı bezemeler, üst kısmında da büyük çoğunluğu dökülmüş olan yeşil çiniler bulunuyordu. Tek şerefeli olan minarenin içerisinde 92 basamak bulunmaktadır.





Kaya Cami (Güzelyurt)


Güzelyurt ilçe merkezinde bulunan Kaya Camisinin büyük bir bölümü kayalar üzerine ve kayadan oyma olarak yapıldığından Kaya Camisi ismi ile anılmıştır. Caminin ilk yapımının XIV.yüzyılda olduğu sanılırsa da yapılan değişiklikler nedeniyle özelliğini yitirmiş, orijinalliğinden uzaklaşmıştır.

Bu caminin bulunduğu yerde bir kilisenin olduğu sanılmaktadır. Hıristiyanlığın yayılması için çalışan Nazianuslu Gregorius isimli din adamı Güzelyurtu merkez haline getirmiş ve burada bir kilise yaptırmıştır. Kaya Camisinin iç mekan basit olup, bezeme yönünden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır. Üst örtüyü tonozlar meydana getirmiştir.


  #4  
Alt 23-02-2008, 18:43
 
Standart --->: Aksaray

Aksaray Zinciriye Medresesi


Zinciriye Medresesi Karamanoğullarından II.İbrahim bey tarafından (1424-1463) yaptırılmıştır. Zinciriye Medresesi eyvanlı ve açık avlulu medrese plan düzenindedir. Medrese yüksek duvarları ile dıştan kale görünümündedir. Ayrıca duvarların üzerinde taş mazgallar bulunmaktadır. Kesme taştan yapılmış olan medresenin ortasında dikdörtgen planlı, açık avluludur. Bu avlunun dört kenarında eyvanlar ve eyvanların arasında da revakların arkasında üzerleri kubbe ve tonoz örtülü 18 medrese odası sıralanmıştı. Sivri kemerlerle eyvanlar birbirlerine bağlanmışlardır. Eyvanların üzerinde Selçuklu üslubunda bitkisel motifler bulunmaktadır. Bunlardan mihrap yönündeki eyvanın cephesi geometrik, taş oyma motiflerle bezenmiştir. Ayrıca burada mozaik kakma çinilerin izleri de görülmektedir.

Giriş avlusunun ekseninde sivri kemerli bir taç kapı ile içerisine girilen iki kubbeli dershane bölümü bulunmaktadır.

Medresenin portali çok ince bir taş işçiliği ile örgü motifleri, geometrik yıldızlarla bezenerek Selçuklu cephe portallerinin devamını göstermektedir. Portalin dış köşelerine birer sütuncuk, iki tarafına da hücreler eklenmiştir.

Medrese, Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarında hapishane olarak kullanılmış, bu nedenle de bazı yerleri de yıkılmıştır. Zinciriye Medresesi 1969 yılında Niğde Müzesine bağlı müze deposu konumuna getirilmiş ve 1985 yılında da Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiş ve Aksaray Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.


  #5  
Alt 23-02-2008, 18:43
 
Standart --->: Aksaray

Aksaray Ağzıkarahan (Hoca Mesut Hanı) Kervansarayı


Aksaray-Nevşehir karayolunun 15 km.sinde bulunan Ağzıkara Han Osmanlı kaynaklarında Hoca Mesud Hanı olarak geçmektedir. Bu hanı kitabesinden öğrenildiğine göre Hoca Mesut Bin Abdullah yaptırmış, hanın hol kısmı I.Alaaddin Keykubat zamanında 1231de, avlusu II.Gıyasettin Keyhüsrevin hükümdarlığının ilk yıllarında, 1237de tamamlanmıştır.

Ağzıkara Han, handan çok kuleleri, duvarları ile bir kale görünümündedir. Bunun da nedeni İpek Yolu üzerinde bulunan, kervanların güvenli bir şekilde konaklamalarını sağlamaktır. Aynı zamanda da Moğol saldırılarına karşı kale amaçlı olarak da kullanılmıştır.

Ağzıkara Han, iki portali, köşk mescidi, hamamı, imareti, yazlık ve kışlık yerleri gözetleme kuleleri ve çeşmeleri ile bir kervansaray konumundadır. Burası aynı zamanda korunaklı bir askeri konaklama ve sığınma yeridir. Duvarlarının üzerinde mazgalları bulunmakta idi. Ancak, Aksaraydaki köprülerden birini tamir eden Hacı Ali Paşa buradaki mazgal taşlarının çoğunu söktürerek orada kullanmıştır.

Ağzıkara Hanın portali Aksaray Sultanhanı iç portali ile yakınlık göstermektedir. Portalin duvarları kuvvetli rölyefler halinde, geometrik desenler, birbiri içerisine geçmiş yıldızlar ve rozetlerle bezenmiştir. İç ve dış olmak üzere iki portali olan hanın girişinden sonra ulaşılan avlunun ortasında kare planlı, mukarnaslı tromplara oturan sekiz bölümlü oldukça yüksek kubbeli bir köşk mescit bulunmaktadır. Bu avlunun üç yanında hücreler yer almaktadır. Avlunun solunda her sırada beşer tane olmak üzere dört sıra sütun ile iç bölüme geçilmektedir. Kalın duvarları olan bu bölümde hücrelerin üzerleri tonozlarla örtülmüştür.

Ağzıkara Handa bitkisel ve figürlü bezeme kullanılmaması dikkat çekicidir. Sanat tarihçiler bunun nedenini açıklayamamaktadırlar.


  #6  
Alt 23-02-2008, 18:43
 
Standart --->: Aksaray

Aksaray Kiliseleri


Ağaçaltı Kilisesi (Daniel Pantanassa) (Güzelyurt)

İhlara Vadisinde, vadiye giriş merdivenlerinin güneyinde yer alan Ağaçaltı Kilisesi, Bizans sanatında kapalı haç plan düzenindeki kiliseler grubundandır. Haçın kolları beşik tonozlarla örtülmüştür. Kilisenin orta mekânı yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür.

Girişin ekseninde apsit bulunmaktadır. Bu kilisenin IX.-XI. Yüzyıllar arasında yapıldığı sanılmaktadır. İç mekan bezemeli ve İncilden alınmış sahnelerle kaplıdır. Haçın kollarındaki tonozlarda bitkisel ve geometrik motifler egemendir. Burada gri ve sarı renklere ağırlık verilmiştir. İncilden alınmış sahneler daha çok apsit duvarları ve kilisenin orta mekanında bulunmaktadır. Bunların başında İsanın doğumunun müjdelenmesi, Üç Müneccim Olayı, Mısıra Kaçış, Vaftiz, Hz.Meryemin Ölümü, Danielin aslanlar arasında bulunuşu, fresklerle tasvir edilmiştir.

Ayrıca merkezi kubbede Hz.İsanın göğe yükselişi ve diğer azizlerin tasvirleri bulunmaktadır.





Pürenli Kilisesi (Güzelyurt)


Ihlarada kayalara oyularak yapılan bu kilise X.-XIII. Yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir. Kapalı Yunan haçı planında olup, kuzey nefin batısına mezarlar yerleştirilmiştir. Kilisenin içerisi fresklerle bezenmiştir. Bunların arasında Martirler, İsayı yargılayan mahkeme, peygamberlerin kehaneti, Beytüllahime Yolculuk, Kudüse Gidiş, İsanın Çarmıha Gerilmesi, İsanın Göğe Yükselişi, Aslanlar Arasında Daniel, Anastasis ve Son Akşam yemeği bulunmaktadır.


Kokar Kilise (Güzelyurt)

Ihlara Vadisindeki Kokar Kilise IX.-XI. Yüzyıllarda yapılmıştır.Tek nefli bir kilise olup, içerisine bugün yıkılmış olan apsidinden girilmektedir. Bizans döneminde kayaların iç kesimlerine doğru oyularak kilise genişletilmiştir. Kilisenin içerisinde mezar odaları da bulunmaktadır.

Freskleri ile tanınmış ve bu freskler günümüze oldukça iyi durumda ulaşmıştır. Bu freskoların XI.yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Bezemelerde gri rengin hakim olduğu görülmektedir. Üzeri tonozlarla örtülüdür. Orta mekana rastlayan tonozun üzerinde Hz.İsayı sembolize eden büyük bir haç motifi vardır. Bu motifin etrafı dört bölüme ayrılmış ve geometrik bezemelerle süslenmiştir. Burada İsanın doğumunun Müjdelenmesi, Mahşer Günü, İsadan Şefaat dilenmesi (Deesis), Kudüsü Ziyaret, İsanın Doğumu, Üç Müneccim, Vaftiz, Mısıra Kaçış, Son Akşam Yemeği, İhanet, Çarmıha Gerilen İsa, İsanın Göğe Yükselişi tasvir edilmiştir. Ayrıca İsanın Vali Platusun önündeki konumu ve diğer havariler freskler halinde burada görülmektedir.


Yılanlı Kilise (Güzelyurt)

Ihlarada bulunan Yılanlı Kilisenin IX.-XI.yüzyıllar arasında yapıldığı sanılmaktadır. Bizans sanatında önemli bir yeri olan haç planlı kiliseler grubundandır. Güneyindeki bir dehlizden kilisenin beşik tonozlu narteksine geçilir. Kilisenin üzeri beşik tonozla örtülmüştür. Günümüze oldukça iyi bir durumda gelmiştir.

Kuzey duvarının içerisine de keşiş mezarları yerleştirilmiştir. Batı duvarında Yılanların saldırısına uğramış dört günahkâr kadınla ilgili freskolardan ötürü Yılanlı Kilise ismi ile tanınmıştır. Burada dört kadın tasvir edilmekte olup, birinci sahnede freskler tahrip olduğundan ne anlatılmak istendiği anlaşılamamıştır. İkinci sahnede yılanlar çocuğunu emzirmeyen kadının göğsünden , üçüncü sahnede yalan söylediği için kadını ağzından, dördüncü de ise itaat etmediği ve söz dinlemediği için kadını kulağından ısırmaktadır.

Yılanlı Kilisenin freskoları IX.-XI.yüzyıl arasında yapılmıştır. Burada çarmıha gerilen İsa, Kudüse gidiş, Meryemin gömülmesi, Ziyaret, Son Mahkeme, İoannes Prodromos, İoannes Chrysostomos, Çocuk İsa, Havariler, Yuhannes başta olmak üzere İncilden alınma sahneler tasvir edilmiştir.


Saint Georges (Kırkdamaltı) Kilisesi (Güzelyurt)

Belisırmanın en yüksek boyutlu kiliselerinden olan Sain Georges Kilisesi, altıgen planlıdır. Kilisenin 1283-1295 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Grekçe bir kitabe iç mekanı çepeçevre dolanmaktadır. Kuzeybatıdaki niş üzerinde İmparator II.Andronikosun hüküm sürdüğü dönemde (1283-1295) kilisenin dekore edildiği yazılıdır. Bunu imparatorun eşi yaptırmıştır.

Kilisenin içerisi fresklerle bezenmiş olup, bunların başında Hıristiyan azizleri, Meryemin Ölümü, İsanın doğumu gibi sahnelere yer verilmiştir. Bu dini sahneler arasında Selçuklu Sultanı II.Mesutun tasvirine yer verilmiş olması oldukça ilginçtir.


Sümbüllü Kilise (Güzelyurt)

Ihlaradaki Sümbüllü Kilisenin bir manastıra ait olduğu sanılmaktadır. İki katlı olan kilise büyük bir kaya kütlesinin içerisine oyularak XI.-XII.yüzyıllarda yapılmıştır. Kilisenin kayalara oyulmuş ikinci kat cephesinde dört dikdörtgen sütun, iki kapı ve üç sağır pencere bulunmaktadır. Bütün bu giriş kompleksinin üzeri düz bir lento ile sınırlanmıştır. Bunun altındaki birinci kat tamamen mağara şeklinde olup, burada mimari bir uygulama yapılmamıştır.

Kilise freskolarla bezenmiştir. İncilden alınma sahneleri içeren kompozisyonlar XI.-XII. yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir. Mikail ile Cebrail arasında Meryem, İsa ve fırında üç İbrani genci ile azizlerin tasvirleri vardır. Ayrıca İsanın doğumunun müjdelenmesi, Meryemin Ölümü (Koimesis) ve Aziz tasvirleri görülmektedir.


Yüksek Kilise (Güzelyurt)

Güzelyurt ilçe merkezine 3 km. uzaklıkta yer alan bu kilisenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Doğal kayalar üzerine kesme taştan yapılmış olan kilise iki ayrı bölümden oluşmuştur. Bunlardan birinci bölüm ibadet mekanı, diğeri keşişlere ait bölümdür. Orta bölüm kule şeklinde yüksek olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Her cephede bulunan birer pencere ile aydınlatılmıştır. Keşişlere ait bölüm ise daha alçak olup, düz bir dam ile örtülmüştür.


Ala Kilise (Güzelyurt)

Ihlara Vadisinin doğu yamacında kayalara oyulmuş bir manastır kilisesidir. Hıristiyanlığın ilk yıllarında yapılmıştır. Kayalara oyularak yuvarlak kemerli bir giriş, bunun yanında yine yuvarlak kemerli küçük girişler ile cephe dikdörtgen direkler ve sağır pencerelerle hareketlendirilmiştir. Kilise üç kubbenin örttüğü mekanlardan meydana gelmiştir. Duvarlar ve üst örtüsü freskolarla kaplı olmasına rağmen bunların büyük kısmı harap olmuştur. Bu freskoların kilisenin yapılışından sonra IX.yüzyıla ait olduğu sanılmaktadır.

Kilisede İncilden alınmış çeşitli sahneler görülmektedir. Son Akşam yemeği, Üç İbrani Genci, Meryemin Takdisi, Anastasis, İsanın Doğumu gibi sahneler bulunmaktadır.


Kızıl Kilise (Güzelyurt)

Güzelyurt, Sivrihisar Köyünde bulunan Kızıl Kilise, kırmızı kesme taştan yapıldığı için bu isimle anılmıştır. V.-VI.yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır.

Kapalı Yunan haçı planında yapılan kilisenin orta nefinde dört sütunun taşıdığı, yuvarlak kasnaklı oldukça uzun bir kubbe bulunmaktadır. Bunun dışında kalan haçın kolları tonozlarla örtülmüştür.

İç mekan fresklerle kaplı olmasına rağmen bunların büyük çoğunluğu tahrip olmuştur. Görülebilen bölümlerde İncilden alınan sahnelerle bezendiği anlaşılmaktadır.








Saint Michel Kilisesi (Merkez)


Aksaray Merkez ilçeye bağlı Gökçe (Mamasın) Köyünde, baraj kenarında küçük mağara ve kiliseler bulunmaktadır. Saint Michel Kilisesi de bunlardan biri olup, kapalı Yunan haçı planında yapılmıştır. Orta bölümünde dört sütunun taşıdığı yüksek kasnaklı bir kubbe bulunmaktadır. Kilisenin apsidi 3 bölüm halindedir. İçerisi fresklerle bezenmiştir. Bu fresklerin bir kısmı günümüze iyi durumda gelebilmiştir. Bunların başında, apsitte İsa ve Azizler, kuzey duvarında İsanın Takdimi, girişte Aziz Onuphriusun tasviri gelmektedir.


Aziz Gregorius Kilisesi (Kilise Cami) (Güzelyurt)

Güzelyurt ilçe merkezindeki Aziz Gregorius Kilisesinin, MS.385 yılında yapıldığı sanılmaktadır. Kapalı Yunan haçı planındadır.

İbadet mekanının ortasını sekiz köşeli kasnak üzerinde oturtulmuş yüksek bir kubbe örtmektedir. Haçın kollarının üzeri de tonozlu olup, dıştan çatılıdır. Çeşitli dönemlerde onarım görmüş ve özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Apsit dışa doğru çıkıntılı olup, üzeri yarım bir kubbe ile örtülmüştür. Osmanlı döneminde camiye çevrilmiş, çan kulesi minareye dönüştürülmüştür. Kilisenin bahçesinde bir de ayazması bulunmaktadır.

Harap durumdaki bu yapı halen Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılmaktadır.




Aziz Anargiros Kilisesi (Bucak Kilisesi) (Güzelyurt)

Güzelyurt ilçe merkezinde bulunan bu yapının yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber, IX.-XII.yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Kayalara oyularak yapılan kilisenin ön cephesi daha sonra duvarlarla kapatılmıştır. Kapalı Yunan haçı planındadır.

Kilise 1884 yılında onarılmış, içerisindeki freskler bu onarımdan sonra 1887de yapılmıştır. Hristiyan aleminde önemi olan bu kilisede Aziz Anargiosun yortu günü olan 1 Kasımda tören düzenlenmekte ve Vatikandan buraya gelen hacılar bulunmaktadır.


Bahattin Samanlığı Kilisesi (Güzelyurt)

Belisırma Köyünde bulunan bu kilise X.-XI.yüzyılda yapılmıştır. Tek nefli üzeri tonoz örtülü ve apsitli bir kilisedir. Ayrıca yan duvarlarında kayalara oyulmuş hücreler bulunmaktadır. Kilisenin freskleri günümüze iyi bir durumda gelmiştir. Bunların başında İsanın yaşamı ile ilgili sahneler bulunmaktadır. Apsit yarım kubbesinde tahtta oturan İsa, Mikael, Cebrail, Petrus ve Paulus madalyonlar içerisinde tasvir edilmiştir.

Kilisenin içerisindeki kemerde İsa ve Melekler görülmektedir. Başlıca freskleri arasında İsanın doğumunun müjdelenmesi, Üç Müneccim, Beytüllahime Yolculuk, İsanın Doğumu, Yusufun Rüyası, Mısıra Kaçış, Romalı vali Petrusun çocukları öldürmesi, Elizabethin Takibi, Takdim, Vaftiz, Lazarusun diriltilmesi, Kudüse Giriş, Son Akşam Yemeği, İsanın çarmıha gerilmesi, Anastasis sahneleri gelmektedir.


Çanlı Kilise (Güzelyurt)

Aksaraya 11 km. uzaklıktaki Akhisar Köyünün 4 km. uzağındadır. Kilisenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Kilise ana kaya üzerine düzgün kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. İlk yapılışında kare planlı tek mekandan ibaret olan kilisenin sonraki yıllarda batısına narteks, kuzeyine şapel ve ek binalar yapılmıştır. Yapılan değişikliklerle ana mekan yükseltilmiş ve açık Yunan haçı planına dönüştürülmüştür.

Kilisenin içerisi fresklerle süslenmiş olup, bu freskler tahrip edilmiştir.


Eğritaş Kilisesi (Güzelyurt)

Ihlara Vadisinin batısında bulunmaktadır. IX.-XI.yüzyıllar arasında yapıldığı sanılmaktadır. Vadideki en eski kiliselerden biri olan bu yapının doğusunda bulunan bir kitabeden Hz. Meryeme ithaf edildiği anlaşılmaktadır. Tek nefli, üzeri beşik tonozla örtülü olan bu yapının batısında mezar odalarına bağlanan ayrı bir mekan bulunmaktadır.

Kilisenin içerisi İncilden alınma sahneleri içeren fresklerle bezenmiştir. Bunların başında İki Melek arasına oturan İsa, iki Melek ve altı piskopos arasındaki Meryem, Hz.Yusufun Rüyası, Mısıra Kaçış, vaftiz, Kudüse Giriş sahneleri gelmektedir. Bu fresklerin yıpranmış olmasına rağmen boyalarının çok renkli ve canlı olduğu da dikkati çekmektedir.


Kale Manastırı Kilisesi (Güzelyurt)

Selimede bulunan bu kilise bir manastıra aittir. BU yapı Kapadokyadaki dini yapıların en büyüklerinden birisidir. Yapı topluluğu iki büyük avlunun etrafına yerleştirilmiştir. Avlunun kuzeyinde düz tavanlı uzun bir hol bulunmaktadır. Bunun batısında manastırda yaşayan keşişlerin toplandıkları salon günümüze iyi bir durumda ulaşabilmiştir. Ayrıca avlu içerisinde kilise, mezar odaları, depolar ve mutfaklar bulunmaktadır. Kendine özgü bir yapısı olan bu kilisenin batısındaki bir duvarda şiirsel bir kitabeye yer verilmiştir.

Manastırın VIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Kilise içerisindeki freskolar X.-XI.yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir. Burada İncilden alınmış sahnelere yer verilmiştir. Bunların başında Hz.İsanın Göğe Yükselişi, Müjde, Üç Müneccim, Mısıra Kaçış, Elizabethin İzlenmesi, Vaftiz, Meryemin Mabede Takdimi ve Aziz tasvirleri gelmektedir.


Direkli Kilise (Güzelyurt)

Belisırmada bulunan Direkli Kilise IX.-XI.yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir.

Kapalı Yunan haçı planındaki bu kilisenin merkezi kubbesini altı sütun taşımaktadır. Üç mihrabı bulunmaktadır. Ayrıca içerisinde keşişlerin yaşadığı odalar ve mezar odaları bulunmaktadır.

Kilisenin içerisi iki sıra halinde İncilden alınmış sahnelerle bezenmiştir. Bu freskoların yanı sıra azizlerin etrafında Grekçe kitabeler de bulunmaktadır.





Karagedik Kilisesi (Güzelyurt)

Belisırmada kayalar üzerinde bulunan bu kiliseye Saint Ermolaos ismi de yakıştırılmıştır.

XI.yüzyılda yapılan bu kilise üzerine düşen kaya parçalarından zarar görmüştür. Plan olarak Çanlı Kiliseye benzeyen bu yapı da kesme taşlardan yapılmıştır. Kapalı Yunan haçı planındaki yapının orta mekanında dört sütunun taşıdığı pandantifli yüksek bir kasnak üzerinde kubbe bulunmaktadır.

İç mekandaki fresklerin büyük bir bölümü harap olmuştur. Yalnızca güneydoğudaki hücrelerden birisinde “George kralın huzurunda ve işkence çarkı” sahnesi, kemerlerde aziz tasvirleri görülmektedir. Bu fresklerde Bizans resim sanatının özellikleri görülmektedir.


  #7  
Alt 23-02-2008, 18:43
 
Standart --->: Aksaray

Aksaray Hanları


Sultanhanı


Konya-Aksaray yolu üzerinde Aksarayın 42 km. güneybatısında bulunan Sultanhanını I.Alaaddin Keykubat 1229da yaptırmış, bir yangın sonrasında da Selçuklu sultanı III.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında mütevelli Seraceddin Bin Ahmet Bin El Hasan tarafından 1278 yılında onarılmış ve genişletilmiştir. Avlu kapısındaki kitabesine göre binanın mimari Muhammed Bin Havlan El-Dimaskı'dır.

İpek yolu üzerinde bulunan, kervanların güvenli bir şekilde konaklamasını sağlamak amacı ile yapılan bu han, Türkiye'deki en büyük han örneğidir. Aynı zamanda Moğol saldırılarına karşı kale amaçlı olarak da kullanılmıştır.

Selçuklu sultanları tarafından yaptırıldığından ötürü Sultan Hanı ismi ile anılan bu hanın, yazlık ve kışlık bölümleri bulunmaktadır. Büyük Han denilen yazlık kısmı 49.35x61.75 m. ölçüsünde olup, yapının önünde bulunmaktadır. Küçük Han denilen kışlık kısım ise 32.90x55.15 m. ölçüsünde olup, Büyük Hanın arkasındadır. Her iki han 116.90 m. uzunluğunda ve toplam 4.866 m2ye yakın bir alanı kaplamaktadır.

Sultanhanının giriş portali Sivastaki Gök Medreseye benzemektedir. Sivri kemerli bu giriş kapısı Selçuklu üslubunda geometrik bezemelerle süslenmiş, Selçukluların taş işçiliğini yansıtmaktadır. Kapının kemeri üzerinde dört satırlı h.626 (1229) kitabesi bulunmaktadır:

“Bu mübarek hanın yapılmasını Sultanların yücesi, şahin şahların ulusu, Arap ve Acem sultanlarının efendisi, memleketler açan, müminler beyinin ortakçısı din ve dünyanın yükseği Keyhüsrev oğlu Keykubat 626 yılında emretti”. Bu kitabenin ve kemerin altında “Elminnetü Lillah” (Kudret Tanrınındır) duası yazılıdır.

Girişten sonra uzun bir dehliz ile avluya ulaşılır. Bu avlunun sağında 10 adet bölme arabalara ve hayvanlara ayrılmıştır. Avlunun sol tarafında da kemerli sütunlarla birbirine bağlı yolculara mahsus hücreler, 10.40 m. derinliğinde salonlar, iki hamam ve ambarlar bulunmaktadır. Avlunun ortasında 7.85x7.85 ölçüsünde kare planlı, üzeri kubbe ile örtülmüş bir köşk mescit bulunmaktadır. Bu mescitte Selçuklu taş oymacılığının en güzel örneklerinden bezemeler vardır.

Bu avludan basık kemerli bir kapı ile kışlık kısma geçilir. Üzeri tonozla örtülü bu bölüm, kare kaideli, dört kısa, sekiz sütunla beş bölüme ayrılmıştır. Ortadaki bölüm diğerlerinden daha yüksek ve geniş olup, ortadaki bölümün üzeri pandantifli, sekiz kenarlı kasnağı olan bir kubbeyi taşımaktadır. Bu mekanın içerisi mazgal biçiminde pencerelerle aydınlatılmıştır.

Sultanhanının mülkiyeti Vakıflar genel Müdürlüğüne ait olup, Sultanhanı Belediye Başkanlığınca işletilmektedir.


Alayhan

Aksaray-Kayseri yolu üzerinde yer alan Alayhanı Sultan II.Kılıçarslan (1156-1192) yaptırmıştır. Sultan Kılıçarsalan Aksaray yakınında bir çok konaklama yerleri daha yaptırmıştır. Büyük olasılıkla Alayhanı Sultan II.Kılıçarslanın son dönemlerinde, 1192de tamamlandığı sanılmaktadır.

Anadoludaki sultan hanlarının ilk örneklerinden olan bu han da klasik Selçuklu han ve kervansaraylarının plan ve mimari özellikleri bir araya getirilmiştir. Özellikle burada sultan hanlarında görünen mukarnas dişli iç portal, ışık kubbeli orta tonoz, yanlarda yedişer dikey tonoz ile diğer hanlardaki özellikler Alayhanda bütünleşmiştir.

Hanın avlusu yıkılmış olup, bu avluya giriş Selçuklu hanlarına özgü mukarnas bezemeli bir portaldendir. Günümüze iyi bir durumda gelen bu portal geniş bordürler, iç içe geçmiş sekizgenlerin oluşturduğu geometrik bir düzeni bezemede yansıtmaktadır. Portal mukarnas sıralarının en altında Kılıçarslanın arması olan iki gövdeli bir aslan figürü vardır.


Öresin Han

Aksaray-Kayseri yolu üzerinde Alayhana 12, Ağzıkarahana 6 km. uzaklıktaki Öresin Hanının kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır.

Hanın cephesi ve portali yıkılmış, kitabesi de günümüze ulaşamamıştır. C.Erdman bu hanın XIII.yüzyıl sonlarında yapıldığını ileri sürmüştür.

Küçük ölçüde olan bu hanın avlusu bulunmamaktadır. 560 m2lik hanın üzerini iki yüksek haçvari tonoz, alçalan bölümlerini de küçük tonozlar örtmektedir. İç mekanı beş nefli olup, Çaydaki hanın daha geç yapılmış bir örneğidir.


  #8  
Alt 23-02-2008, 18:44
 
Standart --->: Aksaray

Aksaray Müzesi




Aksaray Müzesi 1969 yılında Niğde Müzesine bağlı memurluk olarak kurulmuştur. 1985 yılına kadar da müze deposu olmuş, aynı yıl Müze Müdürlüğüne dönüştürülmüştür. Müze, kuruluşundan bu yana Karamanoğulları döneminde, 1336 yılında yapılmış olan Zinciriye Medresesinde ziyarete açıktır.

Müzede Neolitik Çağ (MÖ.10.000-5.000), Kalkolitik Çağ, Eski Tunç, Asur Ticaret Kolonileri, Frig, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans çağlarına ait yörede bulunmuş olan eserler sergilenmektedir. Ayrıca Aksaray İlinin çevresinden derlenmiş çeşitli folklorik eserler, giyim kuşam örnekleri, halı ve kilimler, çorap, para kesesi ve kesici, vurucu silahlardan oluşan koleksiyonlar bulunmaktadır. Bunların yanı sıra Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait altın, gümüş, bronz ve bakır sikkeler de sergilenmektedir.

Arkeolojik eserler arasında hayvan heykelleri, kabartmalı ve kitabeli mezar taşları, kitabeler, sanduka tipi lahitler, pişmiş toprak kaplar, çeşitli madenlerden yapılmış süs eşyaları, el aletleri, silahlar ve cam eşyalar yer almaktadır. Arkeolojik eserlerin büyük bir bölümü Acemhöyük ve Aşıklıhöyük kazılarından gelmiştir. Bunlar Aksaray ve çevresinin Anadolu Arkeolojisindeki yerinin belirlenmesi açısından çok önemlidir

Müzeye bağlı ören yerleri bulunmakta olup, bunların başında Ihlara Vadisi, Manastır Vadisi (Güzelyurt), Antik Nora Kenti (Heklvadere), Acem Höyük (Yeşilova) ve Aşıklı Höyük (Kızılkala Köyü) bulunmaktadır.


  #9  
Alt 23-02-2008, 18:44
 
Standart --->: Aksaray

Aksaray Paşa Hamamı


Sultan II.Abdülhamidin Seraskeri Hacı Ali paşa tarafından Zinciriye Medresesi yanında yaptırılmıştır. XIX.yüzyılın ikinci yarısına ait klasik Osmanlı çifte hamamlarından bir örnektir.

Hamam kadınlar ve erkekler kısmı olarak iki bölümden oluşmaktadır. Simetrik olan her bölümde sıcaklık ve soğukluğun üzerinde pandantifli ikişer kubbesi vardır. Hamam dıştan taş, içten mermerden yapılmıştır. Dış kısımlarında külhan ve odunluk kısımları bulunmaktadır.


  #10  
Alt 23-02-2008, 18:44
 
Standart --->: Aksaray

Aksaray Melik Gazi Hangâhı (Darphane)



Aksaray Şeyh Hamit Mahallesi, Güzel Baba Sokakta, Baba Yusuf Türbesinin bitişiğinde yer almaktadır. Kaynaklarda Melik Mahmud Gazi Hangâhı olarak geçen bu yapı halk arasında Darphane olarak anılmaktadır.

Bu yapının ne amaçla yapıldığı anlaşılamamaktadır. Planı yan mekanlı, zaviyeli camilere benzemektedir. Aynı zamanda Konya Sahip Ata Hangâhı, Afyon Boyalıköy Kureyş Baba Hangâhı ve Çorum Mecitözü Elvan çelebi Dergâhı ile plan bakımından benzerlik göstermektedir. Ancak bu yapılar Aksaray hangâhında olduğu gibi çini kaplı değildir.

Hangâhın kitabesi bulunmadığından yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak, yapının üzerinde bulunan çinilere dayanılarak XIII.-XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Hangâha ismini veren Melik Mahmud Gazi, Danişmendli hükümdarlarından Nizameddin Yağıbasanın oğlu olup, asıl adı Muzafferiddin Melik Mahmud Gazidir.

Hangâh, kesme ve moloz taşı ile tuğla karışımı bir malzemeyle yapılmıştır.Günümüze kalıntı olarak gelen bu yapının ortasında kubbeli bir mekân, bunun etrafında biri giriş olmak üzere üç eyvanı bulunduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca güneydoğu köşesine bir, batı yönüne de iki oda eklenmiştir. Kuzeydeki girişin üzeri iki, diğer bölümler tek katlıdır. Kaynaklardan ve bazı kalıntılarda çinili olduğu öğrenilmektedir.

Ege Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Bekir Deniz 1994 yılında yaptığı araştırma ile hangâhı ortaya çıkarmış ve planını çizmiştir.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Bingöl Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir) Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Bingöl ili, doğuda Muş, kuzeyde Erzincan ve Erzurum, batıda Tunceli ve Elazığ, güneyde ise Diyarbakır ili ile çevrilidir. İl toprakları, Doğu...
Ordu Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir) Ordu Genel Bilgi http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/04/25/0342.jpg Karadeniz Bölgesinde il olan Ordu, doğusunda Giresun, batısında Samsun, güneyinde Sivas ve Tokat, kuzeyinde de Karadeniz...
Sinop Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir) Sinop Genel Bilgi http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/30/00004019.jpg Karadeniz Bölgesinde yer alan Sinop, doğusunda Samsun, güneyinde Samsun ile Çorum, batısında Kastamonu, kuzey ve...
Erzincan Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir) Erzincan Genel Bilgi http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/11/01/00047645.jpg Doğu Anadolu Bölgesinde,Yukarı Fırat Bölümünde yer alan Erzincan, doğuda Erzurum, batıda Sivas, güneyde Tunceli,...
Muş Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir) MUŞ ADININ KAYNAĞI Muşun ilk ne zaman kurulduğu ve adının kaynağı kesin olarak bilinmemektedir. Muş adına dair pek çok rivayet vardır. Bir rivayete göre, Muş adı, şehre, Asurlulardan kaçarak Muş...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,707
Konular : 237,766
Mesajlar: 424,714
Şuan Sitemizde: 300

En Son Üye: xX0tQ1sR0z

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:22.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.