Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Sağlık > Kadın Hastalıkları
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Yaşam tarzının doğurganlığı etkisi

Sağlık kategorisinde ve Kadın Hastalıkları forumunda bulunan Yaşam tarzının doğurganlığı etkisi konusunu görüntülemektesiniz.
Yaşam tarzının doğurganlığı etkisi Sigara, obezite, aşırı zayıflık, fazla egzersiz, alkol, kafein, çevresel zararlı maddeler, stres, anne adayının yaşı ve ...






Yeni Konu aç Cevapla
Seçenekler
  #1  
Okunmamış 31-12-2010, 14:26
 
Standart Yaşam tarzının doğurganlığı etkisi

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Yaşam tarzının doğurganlığı etkisi

Sigara, obezite, aşırı zayıflık, fazla egzersiz, alkol, kafein, çevresel zararlı maddeler, stres, anne adayının yaşı ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar doğuranlığı olumsuz etkiliyor. Sigara, doğurganlığı en fazla etkileyen faktörlerin başında geliyor. Çalışmalar, sigara içenlerde infertilite yani kısırlık riskinin normal popülasyona göre 1,6 kat fazla olduğunu gösteriyor.



Sigaranın 1 ile 4 yıl erken menopozla da ilişkili olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Bülent Urman, sigaranın yumurta gelişimi, yumurtlama, döllenme ve embriyonun erken gelişimi üzerine olumsuz etkileri olduğunu, hatta gebeliğinde sigara içenlerde bebeğin de doğurganlık yeteneğinin azaldığını söylüyor.

Doç. Urman, “Yardımcı üreme teknikleri ile tedavide sigara içenlerde, aynı sayıda embriyo transfer edildiğinde bile gebelik oranı yüzde 50 daha az ve gebelik için yaklaşık 2 kat fazla siklusa gerek olduğu bildirilmektedir. Aynı zamanda yumurta gelişiminin uyarılması (ovulasyon indüksiyonu) tedavisine cevap daha kötü olmaktadır. Erkek sigara içtiğinde mikro enjeksiyon (ICSI) ve tüp bebek (IVF) şansı azalmaktadır. Tedavideki pasif içicilerin de benzer risk altında olduğu bildirilmektedir” diyor. Doç Urman, doğurganlık üzerinde etkili olan diğer faktörleri ise şu başlıklar altında anlatıyor:

OBEZ ERKEKLERDE SPERM SAYISI YÜZDE 20 DAHA AZ
Obezite:
Obezite kadınlarda yumurtalık üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle, adet düzensizliği, adet görmeme, yumurtlama ile ilgili sorunlar, erkeklik hormon düzeylerinde artış, kız çocuklarında ilk adetin erken olması, polikistik over sendromu, düşük riskinde artış, yardımcı üreme tekniklerinde düşük gebelik gibi sorunlara neden olarak doğurganlık şansını düşürür. Gebelik öncesi 80 kilo ve üzeri ya da (Beden Kitle İndeksi- BKİ >25) olanlarda gebelik için beklenen zamanın iki kat fazla olduğu bildirilmektedir. Obez erkeklerde ise sperm sayısı yüzde 20 daha az olduğu ve sperm kalitesinin bozulduğu belirtiliyor.

Obezitenin yardımcı üreme teknikleri tedavisi üzerinde de olumsuz etkileri olduğu gösterilmiş. Yumurtalıklarda yumurta gelişiminin uyarılması için daha fazla dozda ilaca gereksinim var. Yetersiz folikül gelişimi nedeniyle daha sık siklus iptali olabilir, (normalde yüzde 5, obezlerde yüzde 25) daha az sayıda yumurta elde edilir. Gebelik için denenen siklus sayısı artar. İlk siklustan canlı doğum oranı BKİ > 27 ise yaklaşık yüzde 33 azalır. Bu kişilerin yüzde 50sinde ilk 3-6 siklusta, yüzde 75inde ilk 9 siklusta gebelik oluşur. Bel/kalça oranındaki her 0.1lik artışın siklus başına gebelik oranını yüzde 30 azalttığını bildiren araştırmalar var.

ŞİŞMANLIK KADAR AŞIRI ZAYIFLIKTA RİSKLİ
Zayıflık:
Fazla kilolar kadar aşırı zayıflığın da fertilite üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. BKİ<19 olan kadınlarda gebelik için beklenen zamanın 4 kat daha fazla olduğu ve gebelik için ortalama 29 ay bekledikleri bildirilmiş. Gebelik için beklenen bu süre normal BKİli kadınlarda 6,8 aydır. Erkekte ise BKİ <20 olduğunda sperm kalitesinin azaldığı bulunmuştur. Aynı zamanda kadınlarda zayıflığın gebelikte bebekte gelişim geriliği ve gebelik kayıpları ile ilişkili olduğu görülmüştür.

EGZERSİZ SÜRESİ HAFTADA 4 SAATİ GEÇMEMELİ
Egzersiz: Sağlıklı beslenme ile birlikte düzenli egzersizin genel sağlık durumunu iyileştirdiği ve normal kilonun korunmasını sağladığı düşünülür. Egzersizin insülin duyarlılığı arttırarak ve yumurtalık fonksiyonlarını düzenleyerek gebelik şansını yükselttiği iddia edilir. Farklı egzersiz düzeylerinin doğurganlık üzerine etkisi araştırmalarda net olarak gösterilememiştir. ABDde ilk IVF siklusuna alınan 2,232 kadın üzerinde yapılan bir araştırmada, 1-9 yıl süreyle haftada 4 saati aşan egzersiz yapan kadınlarda daha fazla olumsuz IVF sonuçları olduğu bulunmuş ve infertilite sorunu olan çiftlerde egzersizin haftada 4 saati geçmemesi önerilmiştir.

ÇAYA VE KAHVEYE DİKKAT!
Kafein:
Kafeinin fertilite üzerine etkisi son zamanlarda çok araştırılan konulardan biri, ancak sonuçları tartışmalı bir konu. Normal, sağlıklı bir yetişkinde orta düzeyde kafein alımının risk oluşturmadığı belirtiliyor. Ancak, doğurgan çağdaki kadınlar risk grubu kabul ediliyor ve günde 300 mgın üstünde kafein önerilmiyor. Günde 7 fincan ve kahve ya da çay tüketiminin doğurganlığı olumsuz yönde etkilediği bildiriliyor.

ALKOL DÜŞÜK RİSKİNİ DE ARTIRIYOR
Alkol:
Haftada 7-8 bardak alkolün doğurganlığı belirgin şekilde azalttığı, hatta haftada bir bardak alkol alındığında bile alkol içmeyenlere göre döllenme şansının azaldığı biliniyor. Alkolün yumurtalık fonksiyonunu olumsuz etkilediği ve bebekte kromozom anomali riskini yükselttiği belirtilmekte. Yapılan bir araştırmada haftada 1-5 bardak alkolün fertiliteyi yüzde 100den yüzde 61e, haftada >10 bardak ve üzerinin fertiliteyi yüzde 34e düşürdüğü bulunmuştur. Ayrıca alkolün düşük riskini arttırdığı düşünülmektedir.

KOZMETİKLER DE ETKİLİ
Çevresel Zararlı Maddeler:
Çevremizde sıklıkla bulunan birçok kimyasal maddenin doğurganlık, gebelik kayıpları ve kusurlu bebek doğurma ile ilişkili olduğu gösterilmiş. Pestisit (tarım zehiri) ve solventlere (temizlik ve yağ çözücü maddeler, boya ve boya çıkarıcılar, yapıştırıcılar ve kozmetikler gibi maddelerde bulunur) maruz kalmanın sperm sayısını yüzde 40 azalttığı belirtiliyor. Yüksek ısı maruziyeti nedeniyle kaynakçılık da sperm sayısında azalma için risk oluşturuyor.

STRES GEBELİK ORANINI DÜŞÜRÜYOR
Stres:
Stres hormonlar üzerine, sinir sistemi ve bağışıklık sistemine etki ederek doğurganlığı etkileyebiliyor. Stresin yardımcı üreme teknikleri üzerindeki etkileri oldukça fazla araştırılan konulardan biri. Ancak stres nedenini, düzeyini tanımlamak ve ölçmek zor. Çalışmalar, stresin toplanan yumurta sayısını ve gebelik oranı azalttığını gösteriyor. Yumurta toplama ve embriyo transferi gibi stresli anlarda, adrenalin düzeyi fazla olan kişilerde gebelik oranının azaldığı ve gevşeme/stresle baş etme programlarının gebelik oranlarını yükselttiği şeklinde araştırma sonuçları mevcut.

YAŞ İLERLEDİKÇE DOĞURGANLIK AZALIR
İleri Yaş:
Eğitim, kariyer, ekonomik nedenler ve evlilik anlayışındaki değişiklikler gibi faktörlerle son 30 yılda kadınlarda ilk doğum yaşı giderek arttı. İleri yaş da infertilite için önemli bir risk faktörü. Doğurganlık 35 yaşa kadar yavaş bir azalma gösterirken, bu yaştan sonra hızlı bir düşüş gösterir. Benzer şekilde yardımcı üreme teknikleri tedavisinde de, klinik gebelik oranı, transfer edilen embriyo başına canlı doğum oranı anlamlı şekilde azalır.

DOĞURGANLIĞI ARTIRMAK NE KADAR MÜMKÜN?
Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar:
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, tüplerde yapışıklıklara neden olarak infertiliteye yol açabilir. Hazneyi yıkama (vaginal duş) alışkanlığının da enfeksiyon, dış gebelik ve infertiliteye neden olabildiği gösterilmiş.

Sonuç olarak, doğurgan çağdaki kadın ve erkeklerde fertiliteyi olumsuz etkileyen birçok değiştirilebilir davranışsal risk faktörü bulunuyor. Fertilite ile ilgili bu risk faktörlerinin, özellikle de yaşam biçimlerine bağlı ve değişime uygun olan faktörlerin farkında olmak önem taşıyor. Çoğu kadın bu risklerin farkında olmayabilir ya da yanlış bilgi sahibi olabilir. Çiftler, sigarayı bırakma, alkol içmeme, kafeini azaltma, stresle başa çıkma, kilo verme gibi önlemlerle tedavi sonucunu olumlu yönde etkileyebilir.”







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Şişmalığın yaşam süresine etkisi Şişmalığın yaşam süresine etkisi Şişmanlık ve yanlış beslenmenin, özellikle meme, kolon ve rahim kanseri riskini artırdığı belirtildi. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Araştırma ve...
Yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam tarzının obeziteye etkisi Yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam tarzının obeziteye etkisi Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, obeziteye kapı araladığı bilinen çok sayıda etken içinde,...
Alerjiden korunmak için yaşam tarzının önemi Alerjiden korunmak için yaşam tarzının önemi Toplumun yüzde 25'inde alerjik hastalık bulunduğu, elerjiden savunmak için hayat tarzına dikkat edilmesi gerektiği bildirildi. Recep Tayyip Erdoğan...
Diyabetin yaşam kalitesini etkisi Diyabet, yaşam kalitesini düşürüyor Tüm dünyada her geçen gün görülme sıklığı artan ve diyabet hastalarının yüzde 85'ini oluşturan tip-2 diyabet, hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. ...
Genetik faktörler ve yaşam tarzının diyabetteki etkisi Genetik faktörler ve yaşam tarzının diyabetteki etkisi Tip1 diyabetin gençlik çağında başladığını söyleyen Dr. Serdar Savaş, "Diyabet, şeker hastası bireylerin birbiriyle evlenmesine bağlı. Eğer...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,766
Konular : 239,292
Mesajlar: 426,737
Şuan Sitemizde: 273

En Son Üye: RLogsdon

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:17.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.