Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Sağlık > Kadın Hastalıkları
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar

Sağlık kategorisinde ve Kadın Hastalıkları forumunda bulunan Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar konusunu görüntülemektesiniz.
Tiroid unutkanlığı tetikliyor Tiroitte oluşan hormon bozukluğu unutkanlık ve depresyona zemin hazırlıyor. Unutkanlık ve öfkenin kökünde tiroid hormon bozukluğu yatabilir. ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 17-04-2008, 18:06
 
Standart Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Tiroid unutkanlığı tetikliyor

Tiroitte oluşan hormon bozukluğu unutkanlık ve depresyona zemin hazırlıyor.

Unutkanlık ve öfkenin kökünde tiroid hormon bozukluğu yatabilir. Buna kan akımı bozukluğu eklenebilir. Guatr ve Tiroid Kanseri Derneği Başkanı Prof. Dr. Cumali Aktolun, tiroid hastalıklarında beyin kan akımının bozulduğunun görüntüleme teknolojileri ile ortaya konulduğunu ifade ederek, tiroid ve unutkanlık ilişkisinde beyinde meydana gelen kan akımı bozukluğunun da rolünü dikkate almak gerektiğini söyledi. Ayrıca genel olarak tiroid hastalıklarının tiroidin hormon hastalıkları ve tiroidin yapısal hastalıkları olmak üzere iki ana grupta toplandığını ifade etti.

Hastalığın belirtileri

SPECT ve PET adı verilen teknolojilerle beynin kan akımının görsel olarak haritasını çıkarmanın mümkün. Bu görüntüleme teknikleri sayesinde birçok hastalığın ayrıntıları hakkında bilgi elde edilebildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Aktolun, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Hastanın yaşı ne olursa olsun, tiroid hormonu yetersiz veya aşırı üretilen kişilerde yani her türlü tiroid hormon bozuluğunda unutkanlık, devamlı uyku hali, ani öfke patlaması, panik atak, depresyon ve gergin kişilik bilinen yaygın durumlardır. Bugüne kadar, bu psikolojik sorunların tiroid hormonunun direk etkisine bağlı olduğu kabul edilmekteydi. Halbuki son zamanlarda yayınlanan bir çok bilimsel araştırmada, tiroid hastalıklarında beyin kan akımının bozulduğu SPECT ve PET görüntüleme teknolojileri ile ortaya konulmuştur.

Tedavide seratoninin önemi

Beyin kan akımı bozulan kişilerde unutkanlık depresyon, sinirlilik görülür. Bu bilimsel bulgular ışığında tiroid ve unutkanlık ilişkisinde ve öfkenin kökeninde tiroid hormon bozukluğunun etkisiyle birlikte beyinde meydana gelen kan akımı bozukluğunun da rolünü dikkate almak gerekir.'' Bu gerçeği dikkate alarak, bugüne kadar uygulanan tedavinin değiştirilmesi ve beyin kan akımının bozulmasına bağlı etkileri yok edici destekleyici ilaçların reçeteye girmesinin uygun olacağına işaret eden Prof. Dr. Aktolun, tiroid hastalarında görülen ruhsal sorunların giderilmesi için kullanılacak depresyon ilaçlarının özenle seçilmesi gerektiğini vurguladı.

Depresyon ilacı

Prof. Dr. Aktolun, ayrıca “Birçok depresyon ilacının tiroid hormon üretiminin azalmasına ve hastaların 1-2 ay içinde kilo almasına neden olur. Bu sebeple her depresyon ilacı tiroid hastalarına iyi gelmez. Halbuki beyin kan akımını ve özellikle de beyindeki seratonin isimli maddenin düzeyini artıran depresyon ilaçları bu konuda seçilmesi gereken ilaçlardır” dedi.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 17-04-2008, 18:10
 
Standart --->: Tiroid'in Etkileri

gerçekten önemli bir konu teşekkürler


Bu mesaj için HayaLeT KRaLiçE kullanıcısına teşekkür edenler:
SoN OsMaNLı (17-04-2008)
  #3  
Alt 18-11-2008, 04:41
 
Standart Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar

Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar

Yetersiz koşullarda yaşayanlarda tiroid hastalıkları daha sık görülür..

Diğer faktörlerin etkisiyle olsa gerek tiroid hastalığı refah düzeyi yüksek kişilerde de görülebilmektedir.

Yüksek dozlu ani stresler ve mesleklerin etkisi
Özellikle eşten ayrılma, aldatılma gibi yüksek ani stresler tiroid hastalıklarına katkıda bulunur. Bunun yanında güvenlik görevlileri, gazeteciler, bankacılar ve muhasebeciler mesleki gerilimin getirdiği artmış bir risk altındadır. Bu meslek gruplarında tiroid hastalıkları sık görülmektedir. Özellikle Haşimato hastalığı ve zehirli guatr bu kişilerde ve mesleklerde daha sık görülmektedir.

Sigara kullananlarda tiroid hastalıkları daha sık görülür
Sigara, bağımlılık yapan sağlık açısından zararlı bir alışkanlıktır. Sigaranın içinde bulunan nikotin ve henüz sayısı net olarak belirlenmemiş binlerce kimyasal ve biyolojik aktif maddenin akciğer, yemek borusu, gırtlak, mide, meme, kalınbağırsak, idrar torbası kanseri ve kanser dışı bir çok hastalığa neden olduğu sayısız bilimsel araştırmalarla ortaya konmuştur. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, sigara içenlerde tiroid hastalıklarının daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Özellikle, sigara içen kadınlarda zehirli guatr'ın (hipertiroidi'nin) yaklaşık 2.5 kat daha sık görüldüğü belirlenmiştir. Ayrıca, sigara içenlerde tiroidin Haşimato hastalığı tiroid kanserinin daha sık görüldüğü saptanmıştır. Sigara içenlerde tiroid antikorlarının içmeyenlere göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Sigara içen tiroid hastalıklarında göz rahatsızlıkları (oftalmopati) de daha sık görülür. Sigara içmek, hastalardaki tiroid hastalıklarının tedavisini de güçleştirmektedir. Sigara içenlerde, tiroid hastalığı için uygulanan tedavi daha yavaş cevap vermekte, daha az etkili olmaktadır.

Lohusalık
Genel bir tanımlama ile, kadınların doğumdan sonraki ilk 6 ayına lohusalık denmektedir. Bir çok kadında tiroid hastalığı lohusalıktan sonra ortaya çıkmaktadır. Özellikle Haşimato hastalarının çoğunda hastalığın başlangıcı lohusalıktan sonraki ilk 6 ay içinde ortaya çıkmaktadır. Yine aynı şekilde, bir çok kadın hastada, tiroid nodülü ve zehirli guatr (hipertiroidi) lohusalıkta daha sık görülmektedir. Lohusalıkta tiroid hastalıklarının sık görülmesinin (bu dönemde başlamasının) nedeni henüz tam olarak anlaşılamamış olmakla beraber hamilelik sırasında kadının vücüdunun ve özellikle de tiroidin ağır stres altında kalması, hamilelikte yoğun bir hormonal yüklenmeye maruz kalması, hamilelik sonlandıktan sonra lohusalık döneminde annenin bütün hormonlarında aniden dramatik bir değişikliğe uğraması, anneliğin gerektirdiği yoğun fiziksel yorgunluk ve uykusuzluk bu bağlamda sıralanabilecek faktörlerdir.

Çevre kirliliği
Tiroid hastalıkları ile çevresel faktörler arasında bir ilişki bulunup bulunmadığını araştıran bir çok makale mevcuttur. Çevre, hava ve su kirliliğinin tiroid hastalıklarının oluşumunda etkili bir rol oynayabileceği kabul edilmeye başlanmıştır. Mevsimin, iklimin ve çevresel ısının hastalıkta etkili olup olmadığı araştırma konusudur.


  #4  
Alt 08-08-2009, 21:23
 
Standart Tiroid hastalığının belirtileri

Tiroid hastalığının belirtileri

Düşük yapmak, gebe kalamamak, adet düzensizliği!

Ülkemizde tiroid hastalıkları sık görülüyor. Tiroid hastalıkları tiroid bezinde, nodüllü ya da nodülsüz büyüme (guatr) şeklinde ya da belirgin bir büyüme olmaksızın tiroidin çalışmasındaki bozulmayla (hipertiroidi ve hipotiroidi) karşımıza çıkabiliyor.



Tiroid hastalıklarında kadınları birebir ilgilendiren 3 belirtinin bulunduğunu söyleyen Acıbadem Maslak Hastanesi Tiroid Kliniği'nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Kurtulmuş, “Eğer bir kadın düşük yapıyor, gebe kalamıyor, adet düzensizliği yaşıyorsa mutlaka hekime başvurmalıdır, altından tiroid hastalıkları çıkabilir” diye konuştu.

Anne olmayı isteyenler tiroid fonksiyonlarına baktırmalı

Kadınlarda tiroid hastalıkları daha sık görülüyor. Herhangi bir guatr tipi de, genetik zeminden kaynaklanan bazı tiroid hastalıkları da kadınlarda daha sık. Ailelerinde tiroid hastalığı olanlarda bu ihtimal daha da artıyor. Gebe kalamayanlarda, düşük yapanlarda, adet düzensizliği olanlarda, adet olamayanlarda tiroid hastalıklarının akla getirilmesi gerekiyor. Bu tür hastalarda çoğu kez jinekolojik nedenler aranırken altta yatanın bir tiroid hastalığı olduğu geç fark edilebiliyor. Özellikle gebelik planlayan kadınların tiroid fonksiyonlarının bilinmesi, normal değilse gebelik öncesi mutlaka normal hale getirilmesi gerekir. Çünkü tiroid fonksiyonlarındaki bozukluk gebeliği engelleyebileceği gibi, bu şekilde gebe kalınırsa düşüğe ve ya erken doğuma yol açabilir. Bebekte zihinsel ve nörolojik gelişim problemlerine yol açabilir.

Hamilelikten önce tiroid için hangi testler yapılıyor?

Gebe kalmadan önce basit bir kan testi yapılarak tiroid fonksiyonu değerlendirilebilir. Günümüzde in vitro fertilizasyon ve benzeri planlı gebeliklerin artmış olduğunu da göz önüne alırsak özellikle bu işlemler öncesinde mutlaka tiroid fonksiyonu değerlendirilmelidir. Tiroidde yapılan T3, T4 ile hipofiz bezinde üretilen ve tiroidi yöneten TSHya kısa sürede bakılabilmekte ve bu testler yol gösterici olmaktadır.Gerektiğinde tiroid otoantikoru dediğimiz, otoimmun tiroid hastalıklarının (Hashimoto Hastalığı, Basedow-Graves Hastalığı) göstergelerine de bakılmaktadır. Çünkü bazı durumlarda T3 ve T4 normal olduğu halde bu antikorlar yüksek olabilmekte ve bu da hastada nedeni bulunamamış tabloları (gebe kalamama, sık düşük gibi) açıklayabilmektedir. Tiroidin görüntülenmesine yönelik ise, gebelik yoksa sintigrafi uygulanabilir. Gebelik durumunda ise sintigrafi kesinlikle çekilmez, ultrasonografi yapılabilir.

Tiroid hastalıkları gebelikde de tedavi edilebilir mi?

Tiroid hormonlarındaki dengesizlik gebelik öncesinde saptanmış ise hastalarımıza bu durum düzeltilmeden gebe kalınmamasını önermekteyiz. Hipotiroidisi olan hastalarımızda bu durum kısa sürede düzeltilip gebe kalmalarına olanak sağlanabilmektedir. Hipertiroidisi olan hastalarımızda ise tedaviyi yönlendirirken hipertiroidiye sebep olan tiroid hastalığının tipine göre uygulanacak tedavi sürecini anlatmakta,hastamızın görüşünü de alarak tedaviyi genellikle birlikte şekillendirmekteyiz. Hipertiroidik hastalarımızın tedavisindeki bu fark tedavileri amacıyla verdiğimiz ilaçlardan kaynaklanmaktadır. Çünkü hipertiroidide kullandığımız ilaçlardan birini gebelikte tercih etmezken diğerini çok düşük dozda ve yakın takip altında vermekteyiz. Ayrıca hipertiroidide kullandığımız ilaçları yan etkileri açısından da dikkatli şekilde izlemekteyiz. Bu nedenle hipertiroidik olup gebelik düşünen hastalarımızda tedavi ve takip planını önemle yapmakta ve sürdürmekteyiz. Gebe kaldıktan sonra hipotiroid ya da hipertiroid olduğu fark edilen hastalarda ise gebelik boyunca hastamızı yakın takip ederek tedavi sürecini tamamlamaktayız. Annenin ve bebeğin bu süreci zarar görmeden tamamlaması temel amacımız olmaktadır.

Tiroid hastalığının tedavisi doğumdan sonra kesilir mi? emzirirken ilaç kullanılabilir mi?

Gebelik boyunca sürdürülen tedavi doğumdan sonra da hekim kontrolünde devam ettirilir genellikle. Tedavinin devamı kararı tiroid hastalığının tipine göre verilir. Bu durumda emziren anne gereklilik halinde doktorunun önerileri doğrultusunda kullanmakta olduğu tiroid hastalığına yönelik tedavisine devam edebilir.

Gebelikdeki tiroid hastalığında ilaç dışında tedavi uygulanabilir mi?

Gebelerde tiroid nodülü varlığında iğne biyopsisi yapmak gerekmiş ve sonuç kanser olarak saptanmışsa gebeliğin ikinci üç aylık döneminde tiroide yönelik ameliyat uygulanabilir. Ancak operasyon sonrasında radyoaktif iyot tedavisi gerekirse bu doğum sonrasına bırakılır.

Lohusalık dönemine dikkat!

Gebelik ve lohusalık dönemleri tiroidde bazı fizyolojik değişikliklerin (büyüme, hormonal değişiklik gibi) olduğu ve bu dönemlerin sona ermesiyle bu değişikliklerin de düzeldiğini bilmekteyiz. Ancak gebelik ve lohusalık tiroid hastalıklarına eğilimin de oldukça arttığı iki dönem. Üstelik bu dönemlerde yaşanan olağan yakınmalarla tiroid hastalıklarına bağlı yakınmaların benzemesi zaman zaman tiroid hastalıklarının tanısının gecikmesine neden olmakta. Doğumdan sonraki özellikle ilk 6-9 ayda lohusalık tiroiditi dediğimiz hipertiroidi tablosu ortaya çıkabilir. Çarpıntı, terleme, çabuk yorulma, halsizlik, kilo kaybı gibi yakınmaları olan anne bu yakınmaları lohusalığa bağlar ve genellikle dayanılmaz hale gelmedikçe önemsemez. Oysa lohusalıkda ortaya çıkan bu özel tablo sonrasında da hipotiroidiye dönebilmekte ve durumu daha da karmaşık hale sokabilmekte. Bu nedenle doğum sonrasında yukarıdaki yakınmaları ortaya çıkan ve devam eden kadınlarımızın mutlaka hekime başvurmalarını önermekteyiz.


  #5  
Alt 16-09-2009, 16:28
 
Standart Cevap: Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar

Tiroid hormonları ve yumurtalık işlevleri birbirleriyle o kadar iç içedirler ki, yumurtalık işlevlerinde sorunların varlığı durumunda tiroid bezi işlevleri tanı aşamasının ilk başlarında değerlendirilir. Kronik bir yumurtlama bozukluğu olan Polikistik Overi (PKO) daha iyi anlayabilmek için her kadının tiroid bezi işlevleri hakkında temel bilgilere sahip olması son derece önemlidir.



Vücudun en temel işlevlerini yöneten tiroid bezine ait sorunlar (tiroid hormonlarının az çalışması, fazla çalışması veya bez içinde oluşan kitleler), erkeklerden daha çok kadınlarda görülmektedir. Tiroid bezi sorunları sıklıkla otoimmun tabiyattadır (otoimmun hastalık, vücudun kendi dokularından birine bilinmeyen nedenlerle yabancılaşması ve bu “yabancı” dokuyu bağışıklık sistemiyle vücuttan uzaklaştırmaya yönelik girişimler yapması neticesinde oluşan hastalıktır. Bağışıklık sistemi vücudun aslında kendine ait olan bu dokusunu tahrip ettikçe dokunun işlevleri aksamakta ve buna bağlı sorunlar ortaya çıkmaktadır).

Kadınlarda tiroid bezi sorunlarının sık olması nedeniyle hormonal dengesizlik düşünülen hemen her durumda ve hatta aşağıda anlatılacağı gibi hiçbir şikayeti olmayan bir kadında bile belli aralıklarla tiroid hormon ölçümü yapılması önerilmektedir. Günümüzde henüz belirti ve bulgular ortaya çıkmadan bile tiroid bezi sorunlarını ortaya çıkarabilecek hassas laboratuvar ölçüm yöntemleri geliştirilmiştir.

TİROİD BEZİNİN İŞLEVLERİ



Tiroid bezi boyunda hemen gırtlağın altında yerleşmiş ve elle hissedilebilen, iki ayrı lobdan (lob, bölüm anlamındadır) oluşmuş kalkana benzeyen (tiroid Latince kalkan anlamına gelir) bir salgı bezidir.

Tiroid bezi besinlerle aldığımız iyodu kandan çekerek içinde depolar. İyot T3 ve T4 olmak üzere iki ayrı şekilde bulunan tiroid hormonlarının yapısında yer alan önemli bir maddedir.

Tiroid bezi hormonları üretirken ve iyodu depolarken emri hipofiz bölgesinde bulunan TSH (Tiroid Stimulan (uyarıcı) Hormon) adı verilen hormondan alır. TSHın salgısı ise hipotalamus adlı beyin bölgesinden salgılanan TRH (TSH Releasing (salgılayıcı) Hormone) adı verilen bir hormon tarafından yönetilir.

Hipofiz bezi yumurtalıklara emir veren LH ve FSH ve tiroid bezine emir veren TSH dışında yan resimde görülen diğer organlara da emir verir. Doğum sonrası rahim kasılması, vücuttaki kortizon hormonu salgısının denetimi, memelerden süt salgılanması ve diğer birçok işlev hipofiz bezi denetimindedir ve hipofiz bezi sürekli olarak beynin hipotalamus bölgesi tarafından denetim altında tutulur.

TRH salgısı tiroid hormonlarının kana ne kadar geçmesini gerektiğini belirleyen hormondur ve ihtiyacı vücudun her bölgesinden hipotalamusa ulaşan sinyaller tarafından yönetilir.

T3 ve T4 hormonları tiroid bezi içinde tiroglobulin adı verilen bir madde içinde depolanırlar ve bu hormonlar TSH hormonu etkisiyle bu maddenin içinden çıkarak kana geçerler.

T4 hormonu T3ten çok daha fazla salgılanmasına karşın kanda ve dokularda T3 hormonuna dönüşür ve hemen tüm tiroid hormonu işlevleri esasen T3 tarafından gerçekleştirilir.

Tiroid hormonları vücudun hemen her hücresinin işlevi için gereklidir ve ister diğer hormonların yapımı olsun, ister hücre büyümesi ve çoğalması olsun metabolizmanın normal işlemesi açısından vazgeçilmez hormonlardır.

Ateşli hastalıklar, ağır hastalıklar, beslenme bozuklukları, stres gibi durumlarda vücut enerji tasarrufu yapmak zorundadır ve bunu kandaki tiroid hormonu seviyesini azaltarak yapar. Tiroid hormonlarının azalması vücut işlevlerinin, yani metabolizmanın, olay devam ettiği sürece yavaşlamasını sağlar (bir savaş durumunda besin maddelerinin dikkatli tüketilmesi, enerji tasarrufu yapılması gibi).

Tiroid hormonları da diğer hormonlar gibi vücutta çeşitli proteinlere bağlı olarak dolaşırlar ve kandaki T3 ve T4 hormonlarının önemli kısmı başta TBG (tiroksin bağlayıcı globulin) olmak üzere çeşitli protein yapılı maddelere bağlıdırlar. Serbest olan hormonlar ise hücreler içine girerek etkilerini gösterirler.

TRH, TSH hormonu salgısı yanında yine hipofizden Prolaktin hormonu salgısını da yönetir. Bu nedenle TRH hormonunun artmasına neden olan durumlar (hipotiroidi, yani tiroid hormon salgı yetersizlikleri) Prolaktin hormonu artışına da neden olabilmektedirler. Prolaktin hormonu salgı bozukluğundan şüphelenilen her durumda bu nedenle kan prolaktin hormonu seviyesi yanında TSH seviyesi de bakılır (TRH artınca TSH da artacaktır, bu nedenle TRH yerine ölçümü daha kolay olan TSH seviyesi bakılır).

Tiroid Bezi İşlevlerini Değerlendiren Testler

Serbest T4 (sT4)
Total (toplam) T4 (T4)
Total (toplam) T3 (T3)
TSH

Günümüzde kanda oldukça düşük TSH seviyelerini bile gösterebilen laboratuvar yöntemleri geliştirilmiştir.

Bu testler arasında kan hormon seviyelerini en iyi yansıtan sT4tür ve genellikle TSH ölçümüyle beraber tercih edilir. Kan TSH ölçümü tek başına bile tiroid bezi işlevlerini yansıtabilen hassas bir yöntemdir ve kanda yüksek bulunması tiroid bezi hormonlarının (T3, T4) düşük olduğunu, düşük bulunması ise tiroid bezi hormonlarının yüksek olduğunu gösterir. Bu tür durumlarda sT4 seviyesi değerlendirmesi yapılarak düşüklük veya yüksekliğin derecesi belirlenir.

Bazı durumlarda TSH seviyeleri normal sınırlar dışında olmasına rağmen, tiroid bezi hormon seviyeleri normal sınırlar içinde bulunabilir. Bu durum hipofiz bezinin çok çalışarak (TSHı daha fazla üreterek) veya daha az çalışarak (TSHı daha az üreterek) olayı kompanse etme çabasını gösterir ve hastalığın henüz belirti vermeye başlamadan saptanmasını mümkün kılar.

Diğer Testler

Tiroid bezi ultrasonografisi, tiroid bezi sintigrafisi, tiroid bezinden numune alınması (aspirasyon biyopsisi) ve diğer bazı yöntemler özellikle tiroid bezi içinde kitle varlığından şüphelenilen durumlarda yapılır. Bu testlerin ayrıntısını İç Hastalıkları-Endokrinoloji branşına ait bilgiler içeren sitelerden bulabilirsiniz.




  #6  
Alt 16-09-2009, 16:30
 
Standart Cevap: Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar

Tiroid bezinin genel olarak büyümüş olduğu durumlara guatr adı verilir. Guatr en sık gıdalarla alınan iyot maddesinin yetersiz olmasına bağlı olarak gelişir. Ülkemizde özellikle Karadeniz bölgesinde iyot maddesi nispeten az olduğundan bu bölgelerde guatra sık rastlanır. Daha az alınan iyodu daha iyi bir şekilde kullanabilmek için bir anlamda depolarını büyütmek şeklinde özetlenebilecek bu guatr şekli, ek olarak iyot alınmasıyla (sıklıkla iyotlu sofra tuzu şeklinde) kendiliğinden düzelir. Diğer guatr şekilleri ise tiroid bezi içinde kitle oluşumlarına veya diğer bazı nedenlere bağlı oluşabilir.



TİROİD BEZİNİN AZ ÇALIŞMASI (HİPOTİROİDİ)

Sıklıkla otoimmun nedenlere (otoimmun hastalık, vücudun kendi dokularından birine bilinmeyen nedenlerle yabancılaşması ve bu “yabancı” dokuyu bağışıklık sistemiyle vücuttan uzaklaştırmaya yönelik girişimler yapması neticesinde oluşan hastalıktır. Bağışıklık sistemi vücudun aslında kendine ait olan bu dokusunu tahrip ettikçe dokunun işlevleri aksamakta ve buna bağlı sorunlar ortaya çıkmaktadır) bağlı olarak ortaya çıkan bu durumda tiroid bezi tahribat görmüş olması nedeniyle işlevlerini daha az yapmaktadır. Guatr ile birlikte olması durumunda genellikle Hashimoto Tiroiditi (tiroidit, tiroid bezinin otoimmun süreçle oluşan iltihabıdır (iltihap ile enfeksiyon karıştırılmamalıdır) adını alır.

Hipotiroidi gelişme riski her yaşta var olmasına karşın risk yaş ilerledikçe artar ve 60 yaşından sonra yüzde 2-4 oranında hipotiroidi görülür.

Sık görülmesi, kolay tanı konması, tarama yönteminin ucuz ve oldukça hassas olması ve durumun kolay tedavi edilebilir olması nedeniyle günümüzde hiçbir şikayet olmasa dahi 35 yaşından itibaren 5 yılda bir, 60 yaşından sonra iki yılda bir hassas TSH (“ultrasensitif TSH”) kan ölçümüyle tarama yapılması önerilmektedir. Yine hemen her türlü endokrinolojik bozukluk şüphesinde yapılan incelemelere TSH ölçümünün de eklenmesi sık görülen bu durumun tanısı açısından önemlidir.

Hipotiroidi Ne Gibi Belirtiler Verir?

Üreme çağında olan kadınlarda en sık görülen belirtiler adet düzensizliği şeklindedir. Gecikmeli adet görme veya uzun süreli adet görememe direkt hipotiroidiye bağlı olabileceği gibi, hipotiroidi neticesinde artan TRH hormonunun prolaktin hormonu salgısını uyarmasıyla ortaya çıkan hiperprolaktinemi neticesinde olabilir.

Hipotiroidide hiçbir belirti görülmeyeceği gibi görülen belirti ve bulgular vücut metabolizmasının azalmasına bağlıdır ve hemen tüm organların işlevleri yavaşlamıştır. Bunun neticesinde kabızlık (bağırsak hareketlerinin yavaşlaması), soğuğa tahammülsüzlük ve vücut ısısının düşmesi (metabolizma yavaşlamasıyla ısı üretiminin azalması), zihinsel işlevlerin yavaşlaması (unutkanlık, uykuya eğilim, sakarlık, yavaş konuşma), kolay yorulma, nabzın yavaşlaması (kalbin az çalışmasına bağlı), kansızlık (kan üretiminin azalmasına bağlı), kan kolesterol seviyelerinin artması (kolesterolün az harcanmasına bağlı), su tutulumuna bağlı ödemler, su tutulumuna bağlı olarak bilek kanalından geçen sinirin sıkışmasına bağlı oluşan karpal tünel sendromu sık görülenler arasında yer alır.

Muayene bulguları arasında yukarıdakilere ek olarak kalp büyümesi, reflekslerin yavaşlaması, kas güçsüzlüğü, depresyon bulunabilir.

Laboratuvar bulguları arasında yukarıdakilere ek olarak karaciğer enzimlerinde yükselme söz konusu olabilir.

Hipotiroidi Tanısı Nasıl Konur?
Tarama amacıyla yapılan TSH hormon ölçümünün yüksek bulunması sonrasında yapılan sT4 ölçümünün düşük bulunması tanıyı koydurur. Genellikle bu aşamada daha ileri inceleme yapmadan tedaviye başlanmakla beraber bazı durumlarda antitiroid antikorları ölçümü yapılarak olayın otoimmun olup olmadığı belirlenir.

Gizli Hipotiroidi

Hipotiroidi henüz tam gelişmeden önce tanı konabilir. Bu amaçla TSH tarama testi yüksek bulunduğunda kan sT4 seviyesi normal sınırlar içerisinde bulunur. Hipofiz bezi TSH salgısını artırarak tiroid bezini daha çok çalışmaya zorlamakta ve bu nedenle sT4 henüz normal sınırlar içerisinde bulunmaktadır. Belli bir süre sonunda tiroid bezi daha fazla çalışamayacak ve TSH hormonu tiroid bezini ne kadar zorlarsa zorlasın kan seviyelerini normal sınırlar içerisinde tutacak üretimi yapamayacak ve sT4 seviyesi düşük bulunacaktır.

Hipotiroidi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Günümüzde tiroid hormonu eksikliğinin tedavisinde T4 hormonunun sentetik olarak üretilmiş ve tablet haline getirilmiş şekli kullanılmaktadır. Tedavi hormon seviyesinin düşüklüğüne göre belirlenir ve tedavi etkinliği belirli aralıklarla genellikle kan TSH ölçümüyle izlenir.

Hipertiroidi tedavisinde fazladan üretilen tiroid hormonlarının dokulara olan etkisini gideren ilaçlardan faydalanılabildiği gibi (nabız hızını azaltmak için ilaç kullanılması gibi), en ideal tedavi yöntemi hormon üretimini azaltan ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlardan en sık kullanılan iki tanesi propiltiyourasil ve metimazol adı verilen ilaçlardır. Endokrinoloji uzmanı tarafından başlanan tedavinin etkinliği belli aralıklarla yapılan hormon ölçümleriyle değerlendirilir.

Tiroid hormonları bu ilaçlarla normale döndükten sonra sıklıkla radyoaktif iyot tedavisi adı verilen yöntemle tedavi pekiştirilir. Bu tedavi gebelik döneminde uygulanmaz ve tedavi sonrasında da gebeliğin belli bir süre ertelenmesi radyoaktif iyodun bebeğe muhtemel zararları nedeniyle önemlidir.

Bazı durumlarda fazla hormon salgısı yapan tiroid nodüllerinin ameliyatla çıkarılmaları gerekebilir.

Hipertiroidi ve Osteoporoz (kemik erimesi)

Menopoz döneminde nispeten sık görülen hipertiroidi bu dönemde zaten artmış olan kemik erimesi riskini daha da artırır. Bu nedenle hipertiroidi tedavisinin etkili bir şekilde yapılması son derece önemlidir. Aynı risk hipotiroidi nedeniyle tiroid hormonu tedavisi alan kadınlarda dozların iyi ayarlanamamış ve bu nedenle gereğinden fazla hormon alarak hipertiroidik hale gelmiş kadınlar için de geçerlidir.


  #7  
Alt 16-09-2009, 16:35
 
Standart Cevap: Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar

Hazırlayan: Doç. Dr. İlhan Yetkin
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve mebolizma Hastalıkları BD. Öğretim üyesi

Tiroid bezi nedir?
Tiroid bezinin görevleri nelerdir?
Tiroid bezi nasıl çalışır?
Tiroid hormonlarının görevleri nelerdir?
Tiroid bezi hastalıkları


Tiroid bezi nedir?
Guatr bezi boyun ön bölgesinde nefes borusunun hemen önünde yer alan, kelebek benzeri iki kanadı ve bir de birleştirici bölgesi olan 20-25 g ağırlığında bir iç salgı bezidir. Halk arasında guatr bezi olarak bilinen bezin tıbbi adı tiroid bezidir.


Tiroid bezinin görevleri nedir?
Tiroid bezi yaşam için son derece önemlidir. Tüm hücrelerin enerjisini sağlamada önemli görevleri olan tiroid hormonlarının salgılandığı yerdir. Tiroid bezi bu görevini yapabilmek için içerisinde iyot maddesini biriktirir. İyot maddesini kullanarak T3 ve T4 hormonlarını üretir.


Tiroid bezi nasıl çalışır?
Tiroid bezinin çalışması beyin içerisinde bulunan bir bezden salgılanan TSH (Tiroid bezi uyarıcı homonu) tarafından düzenlenir. Bu hormon tiroid bezinde tiroid hormonlarının (en önemlileri T3 ve T4) yapımını ve salgılanmasını sağlar. TSH hormonu ise beynin daha üst merkezlerinin denetimi altındadır. Tiroid bezi hormonları içinde vücut hücreleri üzerinde daha etkin ve aktif olan T3 hormonudur. Tiroid bezinin çalışmasında iyot maddesinin çok önemi vardır.


Tiroid hormonlarının görevleri nelerdir?
Tiroid hormonları hücrelerin aktivitelerinde görev alırlar. Hücrelerin enerji sağlamalarında etkindir. Ayrıca hücre gelişimi ve canlılığının devamında da önemli fonksiyonları vardır. Tüm dokularda etkisi görülür. Kas, kemik, beyin vb. gibi akla gelebilecek her yerde etkilerini gözlemek mümkündür. Büyüme ve gelişme üzerine de etkilidir.

Tiroid Bezi Hastalıkları
Gebelikte Annenin tiroid bezi yeteri kadar iyi çalışmazsa bebeğin anne karnında gelişmesi sağlıklı olmaz. Bu durumdaki anne gerekli şekilde tedavi edilmezse çocuğun gelişimi ve zekası geri kalır. Bu durum “Kretenizm” olarak adlandırılır.


Bebeklik Çağı: Doğumdan sonra bebekte tiroid bezi yeteri kadar çalışmazsa bu durumda yine vücut ve zeka gelişimi durur. Kişi her gün daha kötüye gider. Hastalığın ağırlığı başladığı yaşa göre değişir. Yani ne kadar erken yaşlarda başlarsa rahatsızlıklar ve zeka geriliği o nisbette ağır olur.

Ergenlikte: Tiroid bezi bu yaşta bazı hastalıklarda az ya da çok fazla çalışır. Az çalışırsa kişinin gelişmesi durur. Okulda başarısı azalır ve giderek daha da ağırlaşır. Kız çocuklarda adet görme olmaz, erkek çocuklarda cinsel gelişme durur veya gelişmez. Tiroid bezi çok çalışıyorsa bu durumda önce hızlı bir gelişme olur. Kişilerin sinirlilik, çarpıntı ve kilo kaybetme gibi yakınmaları olur. Bunlara ek olarak çabuk yorulma, dinlenememe ve titreme gibi yakınmalarda görülebilir. Bazı hastalarda gözlerde öne doğru fırlama da gelişebilir.

Erişkinde: Gelişme çağında olduğu gibi bu yaşlarda da tiroid bezinin bazı hastalıklarında az çalışması veya çok çalışması görülür.
Kişilerde yaşlanmayla giderek artan oranlarda tiroid bezi içerisinde bir ya da birden fazla değişik boyutlarda “nodül” denen sertlikler gelişebilir. Bu nodüllerin çoğu iyi huylu oluşumlardır. Ancak çok az bir kısmı kötü huylu da olabilir. İyi huylu ya da kötü huylu diyebilmek için mutlaka gerekli tetkikler yapılmalıdır. Bu amaçla öncelikle hastaların nodülleri içerisinden ince bir iğne ile biyopsi almak gereklidir.


  #8  
Alt 16-09-2009, 16:43
 
Standart Cevap: Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar

Tiroid bezinin iltihaplanması
Tiroid bezi kanseri
Tiroid bezinde hastalık olup olmadığı nasıl anlaşılır?


Tiroid Bezi Hastalıkları
Gebelikte Annenin tiroid bezi yeteri kadar iyi çalışmazsa bebeğin anne karnında gelişmesi sağlıklı olmaz. Bu durumdaki anne gerekli şekilde tedavi edilmezse çocuğun gelişimi ve zekası geri kalır. Bu durum “Kretenizm” olarak adlandırılır.


Bebeklik Çağı: Doğumdan sonra bebekte tiroid bezi yeteri kadar çalışmazsa bu durumda yine vücut ve zeka gelişimi durur. Kişi her gün daha kötüye gider. Hastalığın ağırlığı başladığı yaşa göre değişir. Yani ne kadar erken yaşlarda başlarsa rahatsızlıklar ve zeka geriliği o nisbette ağır olur.

Ergenlikte: Tiroid bezi bu yaşta bazı hastalıklarda az ya da çok fazla çalışır. Az çalışırsa kişinin gelişmesi durur. Okulda başarısı azalır ve giderek daha da ağırlaşır. Kız çocuklarda adet görme olmaz, erkek çocuklarda cinsel gelişme durur veya gelişmez. Tiroid bezi çok çalışıyorsa bu durumda önce hızlı bir gelişme olur. Kişilerin sinirlilik, çarpıntı ve kilo kaybetme gibi yakınmaları olur. Bunlara ek olarak çabuk yorulma, dinlenememe ve titreme gibi yakınmalarda görülebilir. Bazı hastalarda gözlerde öne doğru fırlama da gelişebilir.

Erişkinde: Gelişme çağında olduğu gibi bu yaşlarda da tiroid bezinin bazı hastalıklarında az çalışması veya çok çalışması görülür.
Kişilerde yaşlanmayla giderek artan oranlarda tiroid bezi içerisinde bir ya da birden fazla değişik boyutlarda “nodül” denen sertlikler gelişebilir. Bu nodüllerin çoğu iyi huylu oluşumlardır. Ancak çok az bir kısmı kötü huylu da olabilir. İyi huylu ya da kötü huylu diyebilmek için mutlaka gerekli tetkikler yapılmalıdır. Bu amaçla öncelikle hastaların nodülleri içerisinden ince bir iğne ile biyopsi almak gereklidir.Tiroid bezinin iltihaplanması
Çok nadir olmakla birlikte tiroid bezi de iltihaplanır. Bu durumda bez üzerinde ağrı vardır. Hastada ateş ve yutkunma sırasında ağrı olur. Bazen iltihaplanmanın şiddetine göre dışarıdan boyunda bir kızarma da görülebilir. Bu iltihaplanma mikroplara bağlı olabileceği gibi, daha hafif seyreden ve mikrop saptanamayan bazı hastalıklara da bağlı olabilir. Bu durum ancak inceleme sonuçları ile aydınlatılabilir.


Tiroid bezi kanseri
Tiroid bezinden gelişen kanserlerin en iyi yanı hızlı ilerlemeye neden olmamalarıdır. Erken devrede tesbit edilirse tam olarak tedavi etmek de mümkündür. Ancak sinsi ve yavaş büyüdükleri için kişilerin duyarsız davranmalarına neden olur. Bu nedenle aksi ispat edilinceye kadar boyunda saptanan bir şişlik mutlaka çok iyi bir şekilde incelenmelidir.


Tiroid bezinde hastalık olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Öncelikle guatr bölgelerinde yaşayanlar, yakınlarında guatr hastalığı bulunanlar, kilo kaybı nedeni bilinmeyenler, tüm vücudu çok fazla terleyenler, sürekli çarpıntısı olanlar, tüm vücutları titreyenler, çok unutkan olan ve giderek aktivitesi azalanlar vb. şikayeti olan kişiler doktora gitmelidir. Doktor gerekli muayeneyi yaptıktan sonra araştırmaya gerek duyabilir. Araştırırken hastanın şikayetlerini ve muayenede saptadığı bozuklukları göz önüne alarak tetkiklerini ister. Önemli bir hastalığı olduğu düşünülen hastalarda 1-Tiroid hormon düzeyleri, 2-Tiroid ultrasonografisi ve 3-Tiroid bezinin çalışma fonksiyonunu gösteren sintigrafi tetkiklerinin yapılmasını ister. Şayet kişilerde “Nodül” ya da “Tiroid Kanseri"nden şüphe varsa hemen şüphelendiği bölgeden ince bir iğne yardımıyla hücre alarak (biyopsi) tahlilini yaptırır.


  #9  
Alt 16-09-2009, 16:45
 
Standart Cevap: Tiroid Hastalıklarının Nedenleri ve Oluştuğu Koşullar

TİROİD HASTALIKLARI KALBİ ETKİLER

Tiroid bezesi, tiroksin adında bir hormon salgılar. Bu hormon, kalbin 1 dakikadaki atım sayısını (nabzı) ve kalbin bir atımda pompaladığı kanın miktarını (debisini) düzenler.



Tiroid Hormonunun Fazla Salgılandığı Tiroid Hastalığında (Zehirli Guatr da) Ortaya Çıkan Kalp Hastalığı Tıbben hipertiroidizm denilen zehirli guatr kalp atımı artar (taşikardi) ve ritmi bozulur (aritmi). Bunun sonucunda hasta çarpıntı hisseder. Ayrıca, guatr tedavisinde kullanılan tiroid hormonu gereğinden yüksek doz kullanılırsa aynı şekilde kalp ritmini bozar. Zehirli guatr tedavisinden sonra hastanın ilk farkettiği şey kalp çarpıntısının hızla normale dönmesidir. Tiroid hastalığına bağlı olduğu bilinmeden, bu hastalara, genellikle, uzun süre ritm düzeltici tedaviler uygulanır ancak sonuç almak pek mümkün olmaz, zira, asıl neden olan tiroid hastalığı tedavi edilmeden bu kalp hastalığı normale dönmez.

Ayrıca, kalbin bir atımda pompaladığı kan miktarı artar. Bunun sonucunda zorlanan kalp büyür. Bu büyüme maalesef geriye dönmez. Zehirli guatr kısa sürede tedavi edilmezse kalp büyümesi kalp yetmezliğine dönüşür, bu da ölümle sonuçlanır. Ülkemizde görülen kalp yetmezliklerinin önemli bir bölümü bu nedenle ortaya çıkmaktadır. Zehirli guatr tedavi edildikten sonra kalp büyümesi düzelmez ancak ilerleyip kalp yetmezliğine girmesi önlenmiş olur. Kalp yetmezliğine kadar giden zehirli guatr tedavi edilmezse hasta kısa sürede kaybedilebilir, tek başına kalp yetmezliği ilaçları bu hastalarda etkili olmayabilir.

Bu hastalarda, kalp hastalığı tanısı konulurken tiroid hastalığı da araştırılmalı, tedavi aşamasında öncelikle tiroid hastalığı tedavi edilmeli, sonra veya aynı anda kalp hastalığı tedavisi yapılmalıdır. Aksi halde akıntıya karşı kürek çekilmiş olur.

Tiroid Hormonunun Az Salgılandığı Tiroid Hastalığında (Tiroid Yetmezliği) Ortaya Çıkan Kalp Hastalığı Tıbben hipotiroidizm denilen tiroid hormon yetmezliğinde kalp atımı yavaşlar, dakikada 70 in altına düşer, kalp yavaşlar. Ayrıca, hastanın kolesterol yükselir. Bu yüksek kolesterol diyet ve ilaçlarla da düşmez. Hastanın tiroid yetmezliği kısa sürede tedavi edilmezse yükselen kolesterol kalp ve beyin damarlarını tıkar, kalp krizi ve beyin inme olasılığı artar. Gerek kalp atımı yavaş olan hastaların tedavi öncesi tetkikinde gerekse yüksek kolesterolün tanısı aşamasında tiroid hastalığı yönünden inceleme yapılmalı, bu hastaların tedavi aşamasında tedavisi için yeterli dozda tiroid hormonu verilmelidir. Bu tedavi ömür boyunca yakın takiple sürmek zorundadır.

TİROİD HASTALIKLARINDA KEMİK ERİMESİ

Tiroid hastalarında kemik erimesi üç ana nedenle oluşur: 1) Kullanılan tiroid ilaçlarına bağlı, 2) Tiroid hastalığına bağlı, 3) Ameliyat sonrasında.

Ancak kemik erimesi "Her tiroid hastasında ortaya çıkacak" diye bir kural yoktur. Özellikle erkek hastalarda tiroid hastalığı ve tiroid ilaçlarına bağlı kemik erimesi daha seyrek görülür. Beyaz tenli, sarışın, şişman, spor yapmayan menopozdaki kadınlarda tiroid hastalığı olmasa da, tiroid ilacı kullanmasa da, zaten kemik erimesine eğilim artmıştır. Bu gruba giren kadınlar tiroid ameliyatı olduktan sonra, tiroid hastalığı varsa veya tiroid ilacı kullanıyorsa kemik erimesi oldukça hızlı ve şiddetli gelişir.

İlaca Bağlı Kemik Erimesi Tiroid hormon bozukluklarında kullanılan tiroid hormonu dozu gereğinden fazla olursa kemiklerde erime yapar. Kısa süreli yüksek doz tiroid hormonu kullananlarda kemik erimesi hemen başlamaz ancak uzun süreli yüksek doz tiroid hormonu kullananlarda kemik erimesi olabilir. Normal dozda tiroid hormonu kullanan ve kemik erimesine neden olabilecek başka bir neden yoksa tiroid ilaçları kemik erimesi yapması söz konusu değildir.

Hastalığa Bağlı Kemik Erimesi Zehirli guatr (hipertiroidizm) da tiroid hormonu gereğinden fazla üretilir. Bu fazla hormon kemiklerde erime yapabilir. Zehirli guatr tedavi edildikten sonra kemik erimesi yapan faktör ortadan kalkar ama ondan sonra verilecek tiroid hormon ilacı dozu iyi ayarlanmayıp yüksek dozda verilirse kemik erime olasılığı devam eder veya artar.

Tiroid Ameliyatı Sonrasında Kemik Erimesi Tiroid isimli organın arka iç yüzüne yapışık olarak bulunan kalsiyum bezeleri (paratiroid bezeleri) parathormon isimli bir hormon üretir. Kalsiyum bezelerinin tiroid arkasındaki yeleşim yeri ve sayısı kişiden kişiye göre değişir. Bazı hastalarda tek bir kalsiyum bezesi varken bazılarında 7 tane bulunabilir. Ortalama olarak, her insanda 4 adet kalsiyum bezesi var olduğu kabul edilir. Tiroid ameliyatı sırasında tiroidin arka iç yüzüne yapışık veya gömülü olarak bulunan bu kalsiyum bezelerinin çıkarılan tiroid dokusu ile beraber alınması sonucunda kalsiyum dengesi bozulur, kemik erimesi başlayabilir. Ameliyattan uyanan hastanın ilk fark ettiği şey el parmaklarında uyuşmadır. O nedenle, bir çok hastanede, ameliyat sonrasında hasta uyanırken hemen kalsiyum iğnesi (enjeksiyonu) yapılır. Ameliyat sonrasında gelişen bu kemik erimesini önlemek için tiroid ameliyatı olan hastaların ömür boyunca kalsiyum ve bazı hastaların kemik erimesini önleyen ayrıca ilave ilaçlar kullanması uygundur.

TİROİD HASTALIKLARI ADET DÜZENSİZLİĞİ YAPAR

Adet düzensizliği milyonlarca kadının sorunudur. Alışılandan daha fazla ve daha sık kanama da beklenen kanamanın olmayışı da içten içe yaşanan n kadınsı bir huzursuzluk nedenidir.



Adet düzensizliği; adet sıklığının artması veya azalması, adet görülen gün sayısının artması ve azalması, adet kanama miktarının artması veya azalması olarak tanımlanabilir. Düzenli adet görebilmek için vücudumuzdaki bir çok hormonun sağlıklı bir denge içinde olması gerekir. Ancak, adet düzensizliği denildiğinde ilk olarak cinsiyet hormonlarındaki bozukluklar, yani kadındaki östrojen ve projesteronun kandaki seviyesi ve dengesi akla gelir. Bu bir çok vakada doğru iken milyonlarca hastada cinsiyet hormonları normal olduğu halde tiroid hormonlarının yetersiz (hipotiroidizm) veya aşırı olarak salgılanmasına (hipertiroidizm) bağlı olarak adet düzensizliği görülebiliyor.



Henüz ayrıntıları bilimsel olarak yeni yeni netleşip tanımlanmaya başlanan hipofiz-tiroid-yumurtalık ilişkisi mevcuttur. Bir kadının kanında tiroid hormonunun yetersiz veya fazla olması bu ilişkiyi bozuyor. Bunun sonucunda hastalarda adet düzensizliği görülebiliyor.



Tiroid hormonu bozuklukları genellikle tiroid bezesinde büyüme, yani guatrla beraber olabiliyor ama bu büyüme her zaman hastanın aynada kendinsin veya yakınlarının fark edeceği kadar bariz olmayabiliyor. Tiroid bezesinde büyüme bazen nodüllü bazen de nodülsüz olabiliyor


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Cilt hastalıklarının psikolojik nedenleri Cilt hastalıklarının psikolojik nedenleri Cilt sorunları, stresin neden olduğu hastalıklar listesinde üst sıralarda yer alıyor. Akne Olası Nedeni: Fiziksel ve zihinsel olarak kendinden...
Tiroid Kanseri: Tipleri, Nedenleri, Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi Tiroid Kanseri: Tipleri, Nedenleri, Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi Tiroid kanseri, tiroid bezinin hücrelerinden köken alan bir kanserdir. Bu kanser, diğerlerine göre çok daha az görülür ve...
Tiroit Tetkileri; Tiroid Sintigrafisi, Tiroid Ultrasonu Tiroit Tetkileri; Tiroid Sintigrafisi, Tiroid Ultrasonu Tiroit hastalıklarının teşhisi için bazı tetkiklerin yapılması gerekir. Bu tetkikler aşağıda verilmiştir: a) Kan Testleri: Sıklıkla...
Kalp hastalığının hastalıklarının nedenleri Kalp hastalığının hastalıklarının nedenleri Kalp yetmezliği sorunu olan her 100 kişiden 15'inin şişman olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Özgen Doğan'a göre kilo fazlalığı olan insanlarda, kalp...
Doğumsal kalp hastalıklarının nedenleri tanı yöntemleri ve son gelişmeleri Doğumsal kalp hastalıklarının nedenleri tanı yöntemleri ve son gelişmeleri Yenidoğan döneminde ilik 30 gün içindeki bebek ölümlerinin yüzde 15'nin nedeni doğumsal kalp hastalıkları. Acıbadem...

 
Forum Stats
Üyeler: 66,539
Konular : 231,510
Mesajlar: 417,011
Şuan Sitemizde: 712

En Son Üye: zehrademir

Sosyal Linkler
Twitter Butonları





Google+ Butonu


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:13.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.