Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Her Telden Muhabbet > Genel Kültür
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Halk Oyunları Türleri Yöreleri

Her Telden Muhabbet kategorisinde ve Genel Kültür forumunda bulunan Halk Oyunları Türleri Yöreleri konusunu görüntülemektesiniz.
HALK DANSLARI AVŞAR AĞIRLAMASI Yöresi : Pınarbaşı (Pazarören Ve Çevre Avşar Köyler) Hikâyesi : Bu oyun Pınarbaşı'na bağlı Pazarören ve ...






Yeni Konu aç Cevapla
Seçenekler
  #41  
Okunmamış 22-07-2010, 00:17
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri,Yöreleri

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


HALK DANSLARI




AVŞAR AĞIRLAMASI Yöresi : Pınarbaşı (Pazarören Ve Çevre Avşar Köyler)

Hikâyesi : Bu oyun Pınarbaşı'na bağlı Pazarören ve bu nahiyeye bağlı köylerde oynanmaktadır. Oyun daha ziyade düğün, bayram ve hasadı bol olduğu zamanlarda oynanır. Düğün olduğu zaman kızlar, kına gecelerinde kendi aralarında ve erkeklerde bir arada, çalar oynarlar. Düğün meydana inince, günümüzdeki oyunlarda olduğu gibi kız ve erkek müşterek oynanır. Avşar oyunlarının konusu hep aşk, sevgi, tabiat güzelliklerine ve hasadın bolluğuna mal edilmiştir. Çünkü Kayseri ve buna bağlı kaza ve köyler geçmişte savaş ve afet gibi olaylara sahne olmamıştır. Bir karanfil oyunu karanfil çiçeğine, Topal serçe, bir topal kuşa ve ağırlana sevgi, saygıya konu olmuştur. Avşar ağırlamasında kızların sevgililerine ya da yakınlarına naz veya cilve yapmasıdır. Erkeklerde topluluktaki kızlara kur yapmaları gibi anlam taşımakta. Oysa oyun kız ve erkeklerin müşterek oynamasıyla, konu o zaman kendilerini izleyenlere karşı sevgi ve saygıyı sunmak anlamına gelmektedir.

Oyunun Oynanış Şekli : Bu oyun kız ve erkek karışık oynanmakta. Oyuna dizi bir grup şeklinde ya da iki grup şeklinde başlanır. Müziğin ritmine göre önce karşı tarafa dizi kırılarak esnek hareket yapılır. Bu selamlama anlamına gelmektedir. Sonra dizi bu esnek hareketleriyle sağa ve sola dönerek bu yöndeki izleyicileri de ve geriye dönerek arkada olanları da selamlayarak saygılarını ifade ederler. Bu ağırlama diğer yöre ağırlamalarından çok farklıdır. Selamlama bittikten sonra grup, üçayak yürüyüşü ile dizi iki gruba ayrılır. Müziğin ritmi ile oyun biter. Bu sevgi ve selamlamayı oyunun bitiminden sonra hareketli diğer oyunlara geçilir.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #42  
Okunmamış 22-07-2010, 00:17
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri,Yöreleri

HALK DANSLARI

KIYILI Yöresi : Pınarbaşı, Tomarza Ve Çevre Avşar Köyleri
Hikâyesi : Eski Türk boylarından olan Avşarlar, genellikle Türkmen'dirler. Avşarlar, gelenekleri ve uğraşları gereği olarak dağlık bölgelerin dağ eteklerinde, ovalarda, yaylalarda yaşarlar. Bu kadar geniş alanda yaşayan Avşarları sabit bir mekânda yaşamlarını sürdürmeleri takdir edilir ki, olanaksızdır. Rivayet edildiğine göre yaylada şık, kıtıllı, kıtaraklı giysiler içinde güzel bir gelin yaşarmış. Bu gelin yerinde durmaz hep oynarmış. Hatta tarlaya çalışmaya giderken, çalışanlara su, azık götürürken bile kıvrak oyunlarını sergileyerek gidermiş. Nedeni sorulduğunda da hareketliliğinin kendini dinlendirdiğini, tazelik ve zindelik kazandırdığını söylermiş. Yayla delikanlıları kıtraklı, şık geline vurgunlarmış. Gizli gizli etrafında dolanır, ona maniler söylerlermiş. Gelin bu hali hissettiği için kibirlenerek hep kıyıdan, kenardan işine, yoluna gider gelirmiş. Bu halinden dolayı yöre halkı geline KIYILI adını takmışlar.

Oyunun Oynanış Şekli : Oyunumuz adını yukarıdaki rivayete göre geline yöre halkının taktığı isimden almaktadır. Oyun dört bölümden oluşmaktadır. Dizi halinde başlayan oyuncular ortaya daire yapıp, oyun figürlerine geçerler. Kız ve erkeklerden oluşan oyuncular elleri bellerinde sekerek ve sağa sola kıtraklı gelinin yapmış olduğu yürüyüş tarzıyla hareket ederler. Daha sonra ikinci figüre geçerler. Beşer defa hep birlikte içe ve dışa ayak atarak oyunu devam ettirirler. Üçüncü figürde oyuncu eşler ellerini birbirlerinin omuzlarına koyarak oynarlar. Son figür olarak ta eşler yüz yüze gelmek şartıyla ellerin birbirine vurulması, sonra tutularak ilk figüre geçilir ve oyun böylece tamamlanmış olur.


  #43  
Okunmamış 22-07-2010, 00:23
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri,Yöreleri

HALK DANSLARI

ÖTEYÜZ (DOKUZBUÇUK) Yöresi : Pınarbaşı, Tomarza, Yahyalı Ve Çevre Avşar KöyleriHikâyesi : Bu oyun köy düğünlerinde oğlan evine gelen gençler arasında oynanmaktadır. Bu oyunun kız evi tarafından seyredilmek için büyük özen içinde beklenir ve bazen birbirlerine sorarlar. Öteyüzden gelen var, diye bazı cevaplar alınır. Gelen düğüncülere öteyüz oyununu oynayacakları için oyunun adı öteyüz olarak halk diline yerleşmiştir.
Oyunun Oynanış Şekli : Oyuna dizi şeklinde başlanır. Ayak topukları sola, sağa konarak oyuna başlanır. Ayaklarla birlikte başlarda sola, sağa döner. Dizi daire şeklini alınca, sekerek topuk, burun hareketine geçilir. Burada daire parçalara kopmak suretiyle ikişerli veya daha çok sayıda gruplara geçilir. Bu gruplar karşılıklı birbirlerine bakarlar. Sonra bu gruplar sağ, soldan dönerek oyunu tamamlarlar. Geriye doğru hareketle yeniden diziyi oluşturup, oyunu bitirirler.


  #44  
Okunmamış 22-07-2010, 00:24
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri,Yöreleri

HALK DANSLARI

KARANFİLLİT öresi : Pınarbaşı, Tomarza Ve Çevre Avşar Köyleri
Hikâyesi : İnsanların var olduğundan beri gerek bilerek gerekse farkında olmadan bazı gereksinmeleri gereği oyun oynamışlardır. Oyun bazen bir neşe, mutluluk, bazen de bir ihtiyaç olmuştur. Devamlı iyiye doğru bir eğilim gösteren oyunda insanların şekil verme, yönlendirme özelliğinin etkisi altına girmiş. Tabir yerinde olursa terbiye edilmiş, şekillendirilmişlerdir. Oyunları temelinde taklit etme olgusu da vardır. İnsanlar zaman zaman doğayı, birbirlerini, hayvanları ve bitkileri taklit etmişler ve oyunlarına isim vermişler. Yaylaya çıkan Avşarlar, dağ eteklerini serpilmiş karanfil çiçeğinin rüzgârı etkisiyle sallanışını, güneşte açılarak şeklini büyüsünü taklit etmek suretiyle oluşmuş bir halk oyunudur. Bir coşku neticesi düğün, bayram gibi özel günlerde daha çok neşelenip, eğlenmek için oynanır.

Oyunun Oynanış Şekli : Oyun kızlı erkekli müşterek oynanır. Oyuna önce dizi şeklinde başlanır. Dizi daire şeklini alır. Erkekler daire içerisinde ikinci bir daire yaparlar. Bu iki daire karanfilde açılma şeklini yapar. İçindeki oyuncular dışarı, dışarıdaki dairede içeriye doğru girer ve çıkarlar. Daire bütünleşip, hep birlikte yeniden açılmayı yaparlar. Oyuncular rüzgâra kapılmış karanfil çiçeğinin, hareketine geçerler. Öne, geri sallanıp, sağ ayaklarını iki kere topuk olarak yere vururlar. Bu hareket rüzgârın etkisiyle yere vuran yaprakları andırır. Bu oyunun figür özellikleri karanfil çiçeğinin tabi halidir.


  #45  
Okunmamış 22-07-2010, 00:28
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri,Yöreleri

Urfa kılıç kalkan ekibi

Evleri , çarşısı , tarihi , toprağı , o toprağın insanı ve o insanların türküleri ile URFA. Yaşanılası gereken tütsü kokulu şehir. Bir şehir ilk kez beni bu denli eyecanlandırıyor içimde ki çocuk öğrenmek için sabırsızlanıyor , hava sıcak belki 40 derece dışarısı , bir gece önce Adıyaman'da efsaneyi yaşamışlığın hazzı diğer bir tarafta ise Nemrutta güneşin doğuşuyla birlikte içtiğim şarabın tadı. Ve şimdi Urfa dayım... Otel personeli doğunun misafirperverliği ile karşıladılar ekibimizi. Bir gece önce hiç birimiz yumadığımız ve yarına enerji toplamak zorunda olduğumuz için erken yattık o gece.

Ertesi gün sabah erkenden kalkıp , Harran'a gitmek için yola çıktık. Sabahın ilk saatlerinde şehir uyanmış , bir telaş başlamıştı. Trafik ışıklarında , otobüsün yan tarafında yaşlılığına inat , bisiklete binmiş başında puşu , altında şalvar olan ihtiyar adımın gülümsemesi , yüreğimde çiçek bahçesi açmasına neden oldu. Kara yoksulluğuna inat ışık saçıyordu bakışları. Güne huzurlu başlamıştım.

Harran'a vardığımızda ilk olarak kaleye çıktık , surları iyi durumda olan kaleden , külah biçiminde , kubbeden oluşan Harran Evlerini dünyada hiçbir yerde örneğini göremeyeceğimin bilinciyle bakıyordum ki , yanıma 7 - 15 yaşlarında 8-9 çocuk geldi. Hepsi de bir şeyler istiyordu para , çikolata , defter , toka , takı ...vs aklınıza ne gelirse isteklerini sıralıyorlardı. Yanımızda olan birkaç şeyi vermeden önce nasihat etmek istedim ve konuşmaya başladık. Aslında en çok ilgimi çeken kız çocukları oldu ; yaşı , yaşadığı yer , kültürü ne olursa olsun kadın her yerde kadındır tezini doğrularcasına benden devamlı takı , toka makyaj malzemeleri gibi şeyler istiyorlardı. Solgun ovaya inat kıyafetlerinde fosforlu renklerin hakim olduğu kızlara kaçıncı sınıfa gittiklerini sordum .

Kimisi ilkokul bir , kimisi üç , kimisi ise ortaokula gidiyordu. Biraz daha sohbet ettikten sonra yüreğime bir bıçak saplanırcasına acı gerçeği fark ettim. İçlerinden ikisi dışında diğerleri okula gitmiyordu. Daha doğrusu önderilmiyorlardı. Okuma yazma bile bilmeyen, kalem tutması gerenken , nasır dolu elleri görünce yüzyıllar öncesi bilim kenti olan Harran'ın bu durumda olmasına inanılmaz üzüldüm. Çocuklarla bir anlaşma yaptık Harran'ı bize onlar gezdirecek ve istedikleri şeyleri kazanarak alacaklardı. İlk önce Harran Höyüğüne gittik , ilk olarak höyüğün kuzey doğu eteğinde olan Harran Ulu Camini gezdik Anadolu'nun en eski camilerinden olan Harran Ulu Caminin taş süslemeleri gerçekten görülmeye değerdi.

Kitabeli doğu duvarı , mihrabı , cami içmekanına giren orta kemeri ve kare gövdeli minaresi ayakta olan caminin gezimi sonrasında yaşlı bir amca yanımıza gelerek çocukları kovdu. Daha adama bir şeyleri anlatamadan bir çil yavrusu gibi dağıldı çocuklar. Amca sırtında çuvalı bizi çadıra davet ediyordu. Ona söz verdikten sonra Harran'ı gezmeğe devam ettik. GAP Projesinin 1-2 yılda daha fazla kalkındıracağına inandığımız bölgeyi gezdikten sonra yaşlı amcanın çadırına gittik. Amca tam doğu kültürünün keskin yüz hatlarına sahipti.

Daha içeriye girer girmez sorunlarını anlatmaya başladı , sanki karşısında oy toplamak için birkaç yılda bir bölgelerine uğrayan milletvekilleri vardı. Amca hala ağalın hüküm sürdüğü topraklarda , kan davasından , başlık parasından bahsediyordu. Sonra anlatmaya başladı kendi öyküsünü" benim ailem fakirdi ağamızın toprağını sürüyorduk , üstümüzde şimdi olmadığı gibi o zaman da tek bir tapulu tarla yoktu. 16 yaşında sevdim Kınalı Ayşe'yi şimdi bile hanımlarımın içinde en çok onu severim tam dört oğul verdi bana dedikten sonra devam etti.

Kınalı Ayşe'nin babası zamanında çok yüksek bir miktarda başlık parası istemiş , tabi onda para ne gezsin sonunda karşı aileyi Berdele ikna etmişler. Yani Şolej Amcanın bir kız kardeşi varmış ondördünde , Kınalı Ayşe'sinin de bir abisi . Kız kardeşini başlık parası istemeden kızın abisine , onlar ise karşılığında Kınalı Ayşe'yi Şorej Amca'ya vermişler. Sonra duruyor, yüzü geriliyor ve gayet ciddi bir ifade ile Berdel in kuralları serttir diyor kısık bir sesle. Köy meydanında buluşma olur ve iki taraf aynı anda gelir eğer biri geç gelirse Berdel bozulur.

Hele ki taraflardan biri gelmezse ... hele ki gelmezse iç geçiriyor ve sesizce Kan Davası başlar diyor . Benim içim parçalanıyor sanki bu amca bu kültürün kurbanı olmuş aslında olanlardan hiç de hoşnut değil. Sonra bana dönüyor senin saçların sarı , tenin açık burada en fazla başlık parasını herhalde sen alırdın diyor kıs kıs gülerek.

Oradan ayrıldığımızda , aslında Türkiye hakkında bir şey bilmediğimi ya da tam olarak hissedemediğimi anladım. Urfa'ya döndüğümüzde tarihi Urfa Çarşısının yakınlarında bir lokantaya girdik , Urfa Kebabı , ayran sipariş verdik. Urfa Kebabının bu kadar lezzetli olduğunu ancak Urfa'da yiyince anladım Adananlılar kızmasın ama Urfa Kebabının tadı sanki bir başka güzel. Yemekten sonra bize mırra ikram ettiler. Kahveyi kısık ateşte yarım saat kaynattıktan sonra yedi kere daha kaynatılıp elde ediliyor mırra. Mırralarımıza içtikten sonra Tarihi Urfa Çarşısına girdik.

Burnumuza keskin bir isot kokusu geldi zira çarşıda baharatçı çok fazlaydı , bunun yanı sıra , kilimciler , demirciler , bakırcılar , kıyafet satanlar , kürkçüler , vardı .Çarşı o kadar büyük ve ihtişamlı ki sokak araları , hanlara açılan kapıları kahvehaneleri barındırıyor içinde. Her yerde İbrahim Tatlıses , kaset ve posterleri ile dolu olan çarşıda nerede oturursanız oturun hepsinin İbrahim Tatlıses'le ilgili bir anısı var.

Çarşıyı anlatırken Kuşçuluktan bahsetmemek sanırım haksızlık olur. Anadolu'da bir çok yörede güvercin beslenmesine rağmen Şanlı urfa bu konuda en yaygın olan ilimizdir. Kuşçuluk genelde esnafın özel zevklerinden biri haline gelmiş Urfa'da akşama doğru dükkanını kapatan kuş meraklıları ve yetiştiricileri hemen kuşlarıyla ilgilenmeye başlıyor. Kuşçu Kahvehanelerinin başında gelen Çardaklı Kahvehanede mırralarımızı içerken kafeslerin içinde , kuşlar oynaşıyor , belki yüz tanesi ise dışarıda kafalarımızın üzerinde uçuyordu.

Yılan , fare , deniz hayvanları , ve sayamadığım bir sürü hayvandan korkmayan ben , kuşlardan daha doğrusu uçan hayvanlardan korktuğum için fazla oturmadan çıkıyor ve doğrusun doğruya Hz İbrahim'in ateşe atıldığı balıklı göle yöneliyoruz. Şehrin ortasında yer alan balıklı göl ve Camisi o gün de her zaman ki gibi kalabalıktı adak adayan kadınlar , turistler , işportacılar sanki bütün şehir oradaydı.

Camiyi ziyaretimiz sonrasında At pazarını içinden geçerek haremlik ve selamlık kısımları bulunan Geleneksel Urfa Evlerini görerek , otelimize döndük. Bir duş aldıktan sonra sabah rezervasyonumuzu yaptırdığımız Geleneksel Urfa Sıra Gecesine gitmek için hazırlandık. Dede Mehmet Efendi ve ekibinin bizim için özel hazırladığı , gece sanki şu an hiç yaşanmamış bir düş gibi kalmış belleğimde. Şu güne kadar bir çok eğlencede bulunmuş ben bunun tadını ve verdiği hazzı silemedim hafızamdan . Yer sofraları hazırlanmış , bir kişi devamlı çiğ köfteyi yoğuruyor.

Bizler ise yerde bağdaş kurup oturmuş türkülere eşlik ediyorduk. , "Urfanın etrafı dumanlı dağlar aman aman , gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar" Sonrasında türkülü sazlı sözlü kebaplı , çiğ köfteli ve rakılı gecemizin nasıl geçtiğini bile anlamadan saatler gece yarısını gösterdi. Mırralarımızı içip , şıllık tatlılarımızı yedikten sonra otelimizin yolunu tuttuk.

Sanki şu iki günde yaşadıklarımız bir rüyaydı , sanki farklı bir boyudaydık ve uyanmak istemiyor gibiydik hiçbirimiz. Urfa etkilemişti beni şehri , insanları , tarihi , gelenekleri , çocukları , yaşlıları , kadınları...

1.ERKEK GİYSİLERİ

Şanlıurfada Geleneksel erkek giyimi; zıbın ve şalvar olmak üzere genel olarak iki çeşittir. Birinci türde; önü kapalı, vücut boyunca uzanan fistan, zıbin denen entariler giyilir. Zıbınlar; abani cebelye, çıta, atlas, ipekli kumaşlardan yapılır. Altta beyaz uzun don giyilir. Kışın soğuktan korunmak için elde yapılmış “sıkma” denen yelek giyilir. Kış aylarında da üstten yün dokumadan el tezgahlarında yapılmış “aba” giyilir. Başa “arakçın “denen takke giyilir. Urfanın güney tarafındaki köylerde başa “cemaden” denen bir örtü ve üstüne de keçi kılından yapılmış “ igal” geçirilir. Diğer bazı kırsal kesimlerinde ise başa “neçek” (Yamşah-çefiye) denen bir ürtü örtülür.
Bir diğer giyim türü de şalvar, gömlek, yelek türü giyimdir. Şimdi bu giyim türüne ayrıntılı olarak bakalım.

BAŞ

Sırmalı puşu: Çok ince ipek yün veya pamuktan dokunmuştur.Beyaz krem rengi koyu kahverengi gibi renkleri vardır. 80x80 boyutlarında olup ikiye katlanarak sarılır veya iki parçaya bölünerek bağlanır. Kenarları çeşitli renklerden oluşan püsküllerle süslüdür.

VÜCUT
Köynek:
Gömlek yöredeki culhacılar (dokumacılar) tarafından el tezgahlarında dokunur. Nohutlu veya puanlıdır. Kol ağzı saat kapağı şeklinde yapılır. Gömlek yakasız olup, önden bir karış kadar açıktır beyaz bej veya krem rengi olabilir.

Şal :

Kuşak şeklinde bele sarılır. Hışvalı yamşaktır ve ikiye katlanarak bağlanır. Culhacı tezgahlarında elle dokunmuştur.

Kırk düğme yelek:

Özel bir kumaş olan kabardin kumaştan yapılır. Yarım kolludur ve gömleğin üzerine giyilir. Kahverengi en beğenilen renktir. Ayrıca yeşil, lacivert gibi renkleri de mevcuttur. Yakası yoktur ve yakasında boydan boya nohut büyüklüğünde iplikten yapılmış düğmeler vardır. Kırk düğme yelek ismini de önünde bulunan sıra halindeki düğmelerin çokluğundan alır.

Şalvar:

Kabardin kumaştan yapılır. Kahverengi, yeşil, lacivert ve gri renkleri vardır.Fakat en sevilen ve tutulan rengi kahverengi olanıdır. Üstü bol ayak kısımları ayağı saracak şekilde dardır bacak arasındaki peyigin uzunluğu il ve ilçelede değişiklik gösterir. İki tarafında bulunan ceplerin ağızları ipekli ipliklerle işlenmiştir
Marhma (mendil):
Kırmızı ve beyaz renkte olup yerli dokuma işidir

AYAK
Çorap:

Yünden olup el ile örülmüştür. Genellikle yünün doğal rengindedir mor koyun ve beyaz yünden olanları tercih edilir.
Postal (yemeni):
Yörenin meşhur yemenici ustaları tarafından elle yapılır. Yüzü kırmızı ve annebi renkli olup altı köseledir. Tüpuksuz olup ağzı geniştir kırmızıdan başka siyah, kahverengi ve beyaz renkleri varsa da kırmızı renkli olanı tercih edilir

KOL
Pazuvent :

Pazuya takılır ufak ve renkli boncuklarla elle işlenmiş olup deriden yapılmıştır. Deri cep şeklindedir ve içerisine dua ve muska konulacak yeri vardır güç ve kuvvetin simgesi olarak takılır

2-KADIN GİYSİLERİ

BAŞ

Evli ve bekar kadınlar olmak üzere değişik beş çeşidi vardır

a.Taç :

Genç kız başına “taç”, evli olanlarınkine ise “köfü” denir. Genç kız başı takı yönünden çok zengindir. Kırmızı fes üzerine püşü sarılarak meydana getirilir. Başa iyi oturabilmesi için fesin içine kalıbına göre karton konur. Fesin üst kısmına gümüşten tepelik, ön kısmına üç kor, yanlarına ise reşme denen gümüş takılar takılır. Arkaya floştan örülmüş saçlarla beraber bele kadar inen saç koru bağlanır.

VÜCUT

a.Şalvar:
Çarpıcı renkli kumaşlardan yapılır hemen hemen her renk kullanılır, paçalar bol olup ayak bilekleri lastikle büzülmüştür.
b. Ayze (entari)
Kollu robalı ayağa kadar uzanan ve üç eteğin altına giyilen elbisedir.
c. Üçetek :
Kadifeden yapılmış olup, kollu önü açık yandan yırtmaçlı üç eteği olan astarlı olan bir giysidir. Giysinin üstü mahalli motiflerle işlenmiştir.
ç.Sıhma:
Entarinin üzerine giyilen bezden kalınca yapılmış sıcak tutmaya yarayan bir yelektir
d. Önlük :
Entarinin bel kısmından bağlanır. Yerli tezgahlarda dokunmuştur. Siyah ve beyaz renkleri vardır. Fakat genellikle siyah renkli olanı kullanılır ve üzeri yöresel motiflerle süslüdür. Ayağa kadar uzanır.
e. Kemer (belbağı)
Elle örülen yünden yapılmış bel bağlarıdır. Gümüşten yapılmış olanları da vardır. Üç etekler yandan toplanarak yanlardan bel bağlarının içerisine sıkıştırılır.
f. Marhama (mendil)
Beyaz ve kırmızı renkte olup yerli dokumadır


  #46  
Okunmamış 22-07-2010, 00:30
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri,Yöreleri

ELAZIĞ HALK OYUNLARI


Çayda Çıra Oyunu :


Bu oyun, Elazığın Harput Bucağından derlenmiştir. Oyun "Mumlu Dans" namıyla dünyaca tanınmaktadır. ”Çayda Çıra” oyunu hakkında çeşitli efsaneler vardır. Ancak, bunlar dilden dile dolaşan çeşitli halk masallarına benzemekte ve diğer şehirlerimizde anlatılan efsanelerin bir varyantı ya da değişikliğe uğramış bir şekli olarak anlatılmaktadır.

Oyun, orijini itibariyle aydınlatma amacı güdülerek ortaya çıkmıştır. Araştırmamızda halk arasında söylenen çeşitli efsaneler tespit ettik. Bunlardan bir örnek: Efsaneye göre Hazar Gölü kenarında bir köyde birbirini seven iki genç, gizlice buluşmaktadırlar. Erkeğin buluşma yerine gidebilmesi için gölü yüzerek geçmesi gerekmektedir. Buluşma gece olduğundan, kız çıra (Dındik) yakarak gence yerini belli etmektedir. Genç ise, ışığa doğru yüzmekte ve böylece sevgililer buluşmaktadır.

Bu durumu sezen kızın babası, buluşmanın yapılacağı bir gün erkeğin yüzerek gölün ortalarına geldiği sıralarda çırayı söndürür ve genç sevgilinin gölde boğulmasına sebep olur. Bunu fark eden kız da kendini suya atar, o da kaybolur.

Bunun üzerine bütün köylü toplanarak ellerindeki "Çıra" larla iki sevgiliyi aramaya başlarlar. Efsaneye göre, bu olay üzerine ağıtlar yakılmış, türküler söylenmiş ve çıra ile arama olayı oyunlaşarak günümüze kadar gelmiştir. (Benzer bir efsane de Van yöresindeki “AHTAMARA” efsanesidir.)

Altınova'da yapılan görkemli bir düğünde geleneksel bir biçimde çay kenarında kurulan düğün meydanında çıralar yakılmış, Somat'lar kurulmuş ve düğün bütün coşkusuyla devam etmektedir. Bu sırada ay tutulunca, evlenen gencin annesi olan Pembe HAN tabaklara çıralar, mumlar diktirip gençlerin ellerine vermiş ve önde kendisi olmak üzere yürüyerek düğün meydanına, görkemli bir biçimde girmişlerdir. Bu buluşun mükemmelliği karşısında aşka gelen "Zurnacı Başı”, ellerindeki tabaklarla ortalığı bir anda gündüze çeviren, bu kalabalığı karşılayarak, gelenlerin ayak hareketlerine uygun bir müzik çalar. Kendisine eşlik eden kırk davul kırk zurna ile ortalık inlemeye başlar, böylece "Çayda Çıra" oyununun melodisi ortaya çıkmış olur. Bu olay gelenek halini almış ve çayda çıra oyunu günümüze kadar oynanıla gelmiştir."

Eskiden kaç-göç olmadığı için, kız-erkek karma oynanan bu oyun, günümüzde karma oynandığı gibi, ayrı ayrı da oynanır. Oyunun 200-300 yıllık bir mazisi olduğu söylenir. Oyun Elazığın her tarafında bilinir ve oynanır. Hatta, son zamanlarda Elazığ dışına da taşarak Malatya ve Diyarbakır'da da çeşitli şekillerde oynanmaya başlamıştır.

Çayda Çıra oyunu sürekli olarak kendi melodisi ile oynanır. Ancak oyunun başlangıcında "Şirvan" ya da “Gelin Ağlatma Havası" denilen bir melodi çalınır. Bu oyunun melodisi ile başka bir oyun oynanmadığı gibi, bu oyun başka bir melodi ile de oynanmamaktadır. Oyun 10/8 lik usulde, “Şirvan” makamındadır. Orta çabuklukta bir oyun olan çayda çıra, en az dört-beş kişi ile yürütülür. Arka arkaya dizilerek bazen tekdizi, bazen de daire şeklinde oynanmaktadır. Halay sınıfından çok, dini bir raksa benzemektedir. Taklitli bir oyun olmayan "Çayda Çıra", usul itibariyle başladığı gibi bitmekte ve usulde bir değişiklik olmamaktadır. Hem açık, hem de kapalı yerlerde oynanır. Güvey ya da gelin misâfir önüne çıkarılırken ve de "güvey gezdirmesi" geleneği yerine getirilirken oynanır.

Tüm oyunlarda başta oynayana kolbaşı, sonda oynayana sonbaşı ya da poçik denir. Sadece halay oyununda "Halaybaşı" ve "Halaysonu" adları kullanılır. Oyunun aracı çift tabak ve içerisindeki üçer mumdan ibarettir. Oyun yürütülürken “Heey, Teey, Tey” diye nara atılır. Elazığ'ın yörelerinde delikanlıya "Gakkoş" adı verilir. Oyun düğünlerde, dini ve milli bayramlarda oynanır.


  #47  
Okunmamış 22-07-2010, 00:31
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri,Yöreleri

ELAZIĞ HALK OYUNLARI

Avreş Oyunu :



Berber Yaşar" adıyla da tanınan bu oyunun, Elazığ dışında herhangi bir yerde oynandığına rastlanmamıştır. Oyunun kaynağı Harput'tur. Eskiden asker sevki çok olan Elazığ ve Harput' ta, askeri hareketlerin taklidi ile ortaya çıkan bu oyun, Elazığ'ın her yerinde oynanır. Oyunun elli-altmış yıllık bir geçmişi olduğu söylenmektedir. Bugün davul ve klarnetle çalınan bu oyunun müziği eskiden zurna ile çalınır ve oynanırdı.(Bugün birçok dağ köyümüzde ve birçok Alevi köyümüzde hâlâ zurna çalınmaktadır.) Esasen Harput'a klarnet girmeden önce düğünlerin baş sazı zurna idi. Ancak Türkiye'ye girdiği anda Harputta da kullanımı başlayan klarnet zurnayı büyük ölçüde etkileyerek etkinliğinin azalmasına neden olmuştur.

Avreş oyununun türküsü, yoktur. Bu oyunun melodisi ile başka bir oyun oynanmadığı gibi, bu oyun başka bir melodi ile oynanmaz. Oyun müziği önce 6/8 lik usûlde ve ağır tempoda, sonra 4/4 lük usûlde ve hızlı tempoda oynanır. Makamı İbrahimiyye dir. Tek sıra dizilmek suretiyle oynanan bu oyun bazen de sağa sola dönmek suretiyle icra edilir. Oyunun öyküsü olmayıp, oyun figürünü teşkil eden hareketler, daha çok ayaklarda toplanmış, kısmen de başla yapılmaktadır. Vücudun tabiî hareketlerini ihtiva eden oyun figürleri ile, asker hareketleri taklit edilmektedir. Oyunda "ha-ha, hey-hey"diye nara atılır. Bu oyun daha ziyade asker uğurlâmalarında ve düğünlerde oynanır.


  #48  
Okunmamış 22-07-2010, 00:31
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri,Yöreleri

ELAZIĞ HALK OYUNLARI



Halay Oyunu :


Harput Halayı da denilen bu oyunun varyantları, “Palu” varyantı, İngüzekte “Karaçor" denen oyun, Ağında “Düz Halay”, Baskil'de Halay, Sivrice'de "Düz Haley” dir.

Oyunun kaynağı Harputtur ve 200-300 yıldan beri, gençler ve yaşlılar tarafından zevkle oynanmaktadır. Oyun müziği önce 2/4 lük ve "zazaki" denilen figürde 6/8 lik usûlde çalınır, makamı İbrahimiyye'dir. Oyun, avuç avuca kenetlenip tutunmak suretiyle tek dizi halinde oynanır.

Oyunun figürleri ayaklarda toplanmıştır. Daha çok asker uğurlamalarında ve düğünlerde oynanmaktadır.


  #49  
Okunmamış 22-07-2010, 00:33
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri,Yöreleri

HALK TİYATROSU (SEYİRLİK OYUNLAR)

1- EL KUKLASI(BEBEK OYUNU) Anadoluda kukla geleneğinin yaygın olduğu bilinmektedir. Bir çok biçimleri olmasına karşın, Eskişehir yöresindeki “bebek kuklasına” başka bölgelerde rastlanmamıştır. Oyun Seyitgazi İlçesi Kırka Kasabasında Kamalı Efe (Ahmet Kurt)tan derlenmiştir. Yörede bebek kuklasını en iyi yapanın Kamalı Efe olduğu söylenmektedir.



Oyun, bir oynatıcı ve bir de yardımcısından oluşan iki kişiyle yapılır. Hazırlık sırasında izleyiciden gizlenmek ön koşuldur. Yardımcı önce oyun alanına izleyicilerin ortasına büyükçe bir masa getirip koyar. Düz tahtalardan yapılan bir sedye yatırılan oynatıcının üzerine büyükce ve kalınca bir örtü, yüzüne de bir tülbent örter. Oynatıcı tülbent sayesinde hem izleyicilere görünmeyecek, hem de onları rahatça görebilecektir. Oynatıcının elerinin üç orta parmağına birer kız ve erkek plastik bebek başı yerleştirerek dirseklerine kadar uzanan elbiseler giydirir.Her iki elinin serçe ve baş parmaklarına sıkıca iki kaşık bağlar. Böylelikle oynatıcı, dirseklerine kadar kollarını kaldırdığında bir erkek ve bir kız kukla elde etmiş olur. Bütün bu işlemler bittikten sonra, oynatıcı sedyeyle bir ölü gibi getirilerek oyun alanındaki masanın üzerine yatırılır. Yardımcı masanın yanına yakın bir yerde durarak oyunu başlatır.



2- GÖBEK KUKLASI: Anadolunun hemen her yöresinde değişik biçimlerde yapılan bu dans Anadolu Üniversitesi Halk Bilim Araştırmaları Merkezince 1981 yılında günışığına çıkarıldı. Oyun, Seyitgazi İlçesi emekli müze memuru Mehmet Mutlunun aracılığı ile, ilçe de bu işi yapabilen tek kişi olan Kadir Onuktan derlenmiştir.

Üst kısmı çıplak ve elleri ensesine kenetlenmiş bir kişi, vücuduna insan başı çizer. Vücuda çizilen insan başının ağız kısmının tam göbek çukuruna, gözlerin de göğüslerin üzerine gelmesine özen gösterilir. Böylelikle göbek hareket ettirildikçe ağzı-yüzü oynayan, gülen, somurtan bir insan görüntüsü ortaya çıkar. Oyuncu, ayağına insan gövdesini andıran pantolon giyer. Kolları ağaçtan ya da pamuk doldurularak kalçadan uzatılır. Ensesine kenetlediği elleri ile yüzünü de, koltuk altlarından başlayarak kapattığı bir torba ile insan başı haline getirir. Belden itibaren öne-arkaya, sağa-sola doğru yaptığı hareketlerle de selam verme, kızgınlık ifadelerini gerçekleştirir.

3- ARAP OYUNU: Anadoluda genellikle Türkmen boylarında ve Tahtacılarda yapılan bu oyun, Eskişehirin Seyitgazi ilçesinden derlenmiştir. Oyunun kaynak kişisi İbrahim Çelikten başka artık bu dansı yapabilen kişinin olmadığı sanılmaktadır.

Üzerine oldukça bol ve uzun bir giysi giyen oyuncu, arkasına da bir süpürge bağlar. Ellerini, ayaklarını, yüzünün tamamını siyaha boyayan oyuncu:

Araballallahi kumpani

Arabalallahi kumpani

Araballahi . (…)

Tekerlemesiyle bağıra çağıra, ağzını yüzünü buruşturup sıçraya sıçraya koşarak, ağzına aldığı suyu izleyenlere fışkırtarak çocukların, izleyenlerin üzerine yürüyüp onları korkutarak müziğe uygun hareketlerle dansını yapar.


  #50  
Okunmamış 22-07-2010, 00:35
 
Standart Cevap: Halk Oyunları Türleri Yöreleri

Yöreler

ADIYAMAN

Adiyaman güneydogu illerimizden biridir. 1954 yilinda Malatya' dan ayrilarak il olmustur. Uzun yillar Malatya ilinin bir ilçesi olan bugünkü Adiyaman ilinin halk kültürü ile ilgili arastirmalar, her iki kültürün ayni kökenlere bagli oldugunu göstermektedir. Müzik bakimindan oldugu gibi halk oyunlari bakimindan da Malatya ile ayni konu, biçim, melodi, ritim, hareket hatta figürleri paylasmaktadir. Adiyaman'da genellikle sevilip oynanan oyunlar sunlardir:
Agir halay, Düz halay, Agir Malatya, Berde, Deriko (derino), Galüç, Üçayak, Agir hava, Dik hava, Hasandagli, Lorke, Pekmezo, Dokuzlu, Dokuzokkali, Tirpano, Kudaro halayi, Agir Govcuk.Tirge, Simsimi, Sevda,
Yukarda saydigimiz halk oyunlarinin adlarindan da anlasildigi gibi Adiyaman halk oyunlari Halay bölgesinde oynanan dizi biçimindeki oyunlardandir ve genellikle agir olarak sürdürülen oyunlardir. Kadinlar da bu oyunlardan bir kismini kendi aralarinda oynamaktadirlar. Oyunlara eslik eden müzik aletleri sunlardir: Davul, Zurna, Kaval, Baglama, Tef, Iklig, Darbuka, Cümbüs, Legen, Cura.
Kadin Giyimi: Kadinlar baslarina Terlik denilen bir basörtüsü baglar, terligin çevresine ipek Pusu sarilir. Basin üzerine oturtulan gümüs islemeli Tac'in kenarlarina altin ve gümüs paralar dizilir. Bazi köylerde çene altindan geçirilerek basin arkasinda ya da üstünde baglanan basörtüler de kullanilir .
Kadinlar yakasi açik, uzun kollu bir Fistan, onun üzerine de bele kadar inen islemeli bir Gömlek giyerler. En üstte önü iki, arkasi tek parçadan olusan Üçetek bulunur. Bele Ben denen islemeli kusak baglanir. Kadinlar saçlarini örerek on onbes belik meydana getirirler. Ayaklarda yörede islenmis motifli çoraplar ve ayakkabi yerine Yemeni vardir.
Kadinlarin süs esyalari, genellikle dügünlerde takilan altin ve gümüslenden meydana gelir. Çelen, alindan baslayip basi çepeçevre saran bir altin basliktir. 15-20 kadar küçük altin küreden meydana felen gerdanliga Hab denir. 8-10 kulplu altinin dizilmesiyle olusan gerdanlik Kiramus'tur.Bayramlarda kadinlar avuç içlerine ve saçlarina kina yakarlar.
Erkek Giyimi : Erkeklerin baslarinda genellikle Börk denilen keçe külah vardir. Etrafi PusuIle sarilidir. Erkekler Aba ve Sako adi verilen yörede dokunmus kalin bir kil ceketle kalin bir kil Salvar giyerler. Belde Kusak vardir. Ayaklarda bölgede örülmüs çorap ile ayakkabi yerine yemeni bulunur.

AFYON-DINAR

Afyon ilimiz Kütahya, Eskisehir, Konya, Isparta, Burdur, Denizli ve Usak illeriyle çevrilidir. Bu bakimdan bir yönüyle Zeybek ve Kasikli zeybek, bir yönüyle de teke oyunlari bölgesinde bulunmaktadir. Karma oyunlarin bulundugu bu yörede daha çok Kirik ya da Kasikli Zeybek oyunlari yer almaktadir. Genellikle erkekler tarafindan oynanan zeybek oyunlari yaninda, Dinar ilçesinde, kizlar tarafindan oynanan teke yöresi nitelikli oyunlarin agir bastigi görülmektedir.
Afyon'da oynanan oyunlarin çogu türkülüdür. Saz çalanlar türkü de söylerler. Saz grubunu baglama, darbuka, zilli masa, ve tef olusturur. Açik havada bu sazlara davul ve zurna da eslik eder. Oyunlarin adlari genel olarak türkülerin ilk dizelerinden alinmistir. Oynanan oyunlarin bazilarinin adlari sunlardir: Dam basina asa gomus galbiri, Pençiresi yesil perde, Heç meze m'olur portakalin dilimi, Efelerin usagi, Buhurcular agir zeybegi, Kadilar zeybegi, Hatçem çikmis dam basina, Hezin hezin, Yayla yollari.
Kadin Giyimi: Kadinlarin baslarinda degisik basliklar bulunur: Fes, tepelik, rekçin, taç, tuzakli hotoz. Bölgede genellikle oyali basörtüler kullanilir. Afyon yöresinde iki tür kadin giysisi vardir: pesli giysi, ayak bileklerine kadar uzanan etegi ve uzun kollariyla dikkati çeker. Pessiz giysi ise bedeni bastan asagi örter. Giysinin üst kismina cepken giyilir. Yörede yaygin olan salvar daha çok pesli giysinin altina giyilir. Afyon'da bindalli da giyilir. Kadinlarda taki da önemlidir. Kulaklarda küpe bulunmasi geleneklesmistir. Çarik giyenler de bulunmaktadir.
Erkek Giyimi: Basta, etrafina posu sarili püsküllü fes bulunur. Sirtta, laciverte yakin mavi renkli ve sim sirma islemeli cepken vardir. Gömlek yerine sikma yelek kullanilir. Belde kusak kolon sarilidir. Ayakta diz altina kadar uzanan kirmizi bagcikli çorap bulunur. Ayakkabi yerine çizme ve get kullanilmakla beraber, genel olarak çarik giyilir.

ARTVIN

Artvin, halk oyunlariyla ilgili olarak bir yandan Kuzeydogu bölgemizdeki barlarla, diger yandan Dogu Karadeniz bölgesindeki horonlarla iliskilidir.
Bunun için Artvin içinde hem barlara, hem de Azeri oyunlarina rastlamak mümkündür. Bunun için yörede Atabari, Hançer bari gibi barlar oldugu gibi, Düz horon, Deli horon gibi horonlar ve Baycan, Ondört, Tamara, Seyh Semil gibi azeri oyunlar da bulunmaktadir. Artvin; Samsun, Sakarya, Eskisehir gibi çesitli etnik gruplar karmasi durumunda oldugundan, hem oyunlar, hem de müzik ve çalgilar bakimindan pek çok çesitlilik göstermektedir.
Oyunlara davul, zurna, cura zurna, koltuk davulu, kaval, tulum, kartal kanadindan yapilmis balaban, armonika (garbon), hatta bazi köylerde kemençe bil eslik etmektedir. Bu karma durum giysilerde bile kendini göstermektedir. Erkek giysileri düz Azeri kiyafetleriyle, Karadeniz Horon bölgesi kiyafetleri karmasi gibidir.
Artvin ilimizde oynanan bazi oyunlarin adlari sunlardir: Horon, Deli Horon, Ata Bari, Artvin Bari, Döne, Sari Çiçek, Uzun Dere, Koçeri, Ondört, Kiz Horonu, Acara, Cilveloy, Temüraga, Hançer Bari, Köroglu Oyunu, Tamzara, Tamara.


BINGÖL

Bingöl, halk oyunlari bakimindan halay yöresinde yer almaktadir. Oyunlar genellikle erkekler tarafindan ve davul-zurna esliginde oynanir. Kadinlar da kendilerine özgü oyunlari kendi toplantilarinda oynarlar.
Bölgedeki oyunlarin çogu türkülüdür. Yörede oynanan baslica oyunlar sunlardir: El çirpma (çapukay), Govent (Bingöl Halayi), Meyrom, Horani, Kartal, Çaça (Karayilan). Bingöl'de bunlardan baska Sekme ve Koçeri adli oyunlarla çok ünlü Cezayir havasi da oynanir. Gelin Götürme de bir oyundur; baba evinden alinip güvey evine götürülürken, türkü söylenerek oynanan bir oyun biçimidir.
Kadin giyim kusami: Bingöl'de kadinlar baslarina aktülbentten yazma baglarlar. Bunlarin kenarlari oyalar ve çiçekli motiflerle süslüdür. Birçok köyde fes de giyilir. Fesin etrafi da altindan veya gümüsten parlarla süslüdür. Sirtta gömlek ve yelek vardir. Çiçekli kumaslardan yapilan salvar, kadin giysisinin en önemli parçalarindandir. Salvarin üst kismina, bele, ak bir sal baglanir. Giysiler arasinda, çizgili parlak kumastan dikilen Üçetekli giysiler de vardir. Elde örülen çoraplar renkli ve motiflidir. Ayakkabilari çarik ya da yemenidir.
Erkek giyim kusami: Basa yün ya da yapagidan yapilmis Papak giyilir. Yörede erkek giyiminde de salvarin önemli bir yeri vardir. Kara kumastan, yörede dokunmus olan salvarin üstüne belde desenli kusak baglanir. Sirttaki gömlek, ak çizgili kirmizi parlak kumastandir. Erkek çoraplari beyaz ve kadin çoraplarindan daha sadedir. Ayakta ayakkabi olarak yemeni ya da çarik vardir.

BITLIS

Güneydogu illerimizden biri olan Bitlis'teki halk oyunlari zaman zaman dizi, zaman zaman da tutunmadan oynanan grup oyunlari biçimindedir. Tutunmadan, çogu zaman karsilikli iki dizi biçiminde, bazen de halka halinde oynanan ve bu yörede çok sevilen bir oyuna yörede Harkusta ya da Halkusta denir. Harkusta, el ele vurusularak oynanan bir oyun çesididir. Bu oyun Siirt, Van, Diyarbakir, Mus ve Malatya'da da oynanmaktadir. Bu bakimdan bu yöreye Harkustalar Bölgesi de denmektedir.
Harkustalarin, birbirinden ufak farklarla ayrilan bazi çesitler bulunmaktadir. Çesitlerdeki farkliliklar ve özellikler el vuruslarinda görülmektedir. Örnegin Mutki Harkustasinda çiftler karsi karsiya durarak el vurusturduklari halde, Meryem Harkustasi'nda karsilikli gelip birbitlerini bir boy geçtikten sonra geriye dönerek ellerini vurustururlar.
Bitlis ilinde yaygin olarak oynanan oyunlardan bazilari sunlardir: Govenk, Agir Govenk, Meyroki, Garzene, Sepe, Tiringo, Bapuri, Degirmenci, Bitlis'te Bes Minare, Odun Attim Mutfaga, Çarsida Atlas, Nare ve Temuraga.
Erkek giyimi: Geleneksel erkek giyimlerinden sal-sapik, yörede keçi kilindan dokunur. Sapik üst bölümdür. Sal, pantolon yerine giyilen genis bir salvardir. Bele sal-sapik üstüne püsküllü bir kusak sarilir. Basta kefiye ya da Egol denilen posu vardir. Ayaga ayakkabi yerine giyilen Harik'in tabani bugday sapi, üstü keçi kilindan örülmüstür. Ayaklarda bulunan süslü yün çoraplar da keçi kilindan dokunmustur.
Kadin Giyimi: Fistan, uzun kollu, genis etekli bir entari türüdür. Zenginlik durumunu göstermek üzere birkaç fistan üst üste giyilir. Püsküllü kusakli, parlak, pamukla astarlanmis yelek de kadin giysilerinin parçalarindan biridir. Içteki Don çoraba kadar uzanir. Ayakta kalin yün çorap bulunur. Ayakkabi olarak çarik giyilir. Bastaki Kofi'nin alt kismina ziynet ve süs esyasi olarak altin ve para dizilir. Merheme adi verilen basörtüsünün çevresi pullarla islidir. Merheme üzerine dügümlenmis olan Posu sol taraftan asagi sarkitilir.

BURDUR

Burdur Akdeniz yöremizin illerinden biridir. Burdurun bir köyü olan Aziziye'de Sarikeçili asireti oturmaktadir. En güzel Türkmen oyunlarini da bu Sarikeçili Türkmenleri oynamaktadir. Çok canli ve hareketli olan Sarikeçili Türkmenlerinin oyunlarina Teke Oyunlari denmektedir. Hayvancilik ve çobanlikla geçinen Türkmen yürüklerinin gerek oyunlarinda, gerek türkülerinde. Teke, keçi, koyun davar sözleri çok sik geçmektedir. Burdur, Antalya, Isparta illeri eskiden Hamidogullari beyliginin bir bölümü olan Teke beyligini olusturuyordu. Tekebeyligi Sinirlari içinde yaygin olarak oynandigi için bu oyunlarin adina Teke Oyunlari dendigi saniliyor; Teke oyunlarina, Sips1, Kaval, Baglama ve ritm aleti olarak Darbuka eslik eder.
Sipsi yörenin en özgün (orijinal) çalgisidir. Bes deliklidir ve boyu 20 -30 santimetredir. Oyunlarin çogu türkülüdür. Bu bakimdan çalgi grubuna daima bir türkücü (solist) de katilmaktadir. Oyunlarda önce sipsi ile bir gezinti yapilir. Daha sonra yöreye ait olan bin Gurbet havasi okunur. Ondan sonra oyunlara geçilir. Oyunlar halka biçiminde ve oyuncularin birbirlerine tutunmadan oynadiklari bir grup oyunudur. Halka biçiminde sürdürülen bir Zeybek oyunu türüdür. Bazi folklorcularimiz bu oyunlara Kirik Zeybek adini vermektedirler. Burdur ilimizde bilinip oynanan oyunlarin bazilari sunlardir :
Avsar Beyleri, Serenler, Teke Zortlatmasi, Karinom, Keziban Yenge, Tek Zeybek, Ötme Gugut Ötme. AI Yazma, Dimi Dimi, Kabardiç. Yayla Yollari, Sari Zeybek.
Türkmen Kadin Giyimleri : Basta posu (poçu), Dastar yada oyali Yazma, Fes, Alinlik; bedende islik veya Göynek, Üç etek, içte gögüsten kesik, Delme, sirmali kepe Salvar, Kusak ve yün dokuma veya pestemaldan Örücek; ayakta islemeli (erisli) yün çorap ve çariktan olusur.
Erkek Giysileri : Basta Fes ve ucu saga sarkik Poçu, sirtta Mintan, üzeri kolanli sal veya yün Kusak, sirmali Cepken, ayakta yün Çagsir, yün çorap ve çariktan meydana gelir.

BURSA (KILIÇ-KALKAN)

Kiliç-Kalkan oyunlari yurdumuzun hemen hemen her yöresinde müziksiz olarak oynanan sportif bir gösteri biçimidir. Bir savas ve cengaverlik oyunudur.
Cumhuriyet dönemimizden sonra bu oyunlara yada gösterilere, Bursa ilimiz sahip çikmistir. Kiliç -Kalkan oyun1ariyla Bursa adeta özdeslesmistir. Oyuncular ritmi, kiliç ve kalkanin birbirlerine vuruslarindan çikan seslerden almaktadirlar. Bu türden bir oyuna dünyanin hiçbir tarafindan rastlanmamistir.
Kiliç -Kalkan Oyunu : Pesrev, Yemin Töreni, Egitim, Savas ve Baris sözlesmesi gibi bir takim bölümlere ayrilmaktadir. Bu ana bölümler içinde de, Selam, Helallesme, Haberlesme, Vurusma, Silahlarin birakilmasi gibi kisimlar vardir. Bu bölüm ve kisimlarin adlarindan da anlasilacagi gibi Kiliç-Kalkan oyunlari bir savas gösterisi niteligi tasimaktadir ve yigitligi, becerikliligi ve barisi simgelemektedir. Atalarimizdan bize armagan olarak kalan bu oyunlarin Türk halk oyunlari içersinde ayri ve özel yeri bir vardir.
Giyim kusam : Basta, etrafi Trablus saliyla sarili keçe Külah, sirtta Altiparmak kumasindan Hilali Gömlek, üzerinde Yaprakli denilen açik kollu Cepken bulunur.
Belde Lahuri Sal ya da Acem Sali kusak ve üzerinde mesin Silahlik vardir. Göbek al- tinda baglanan ve dize kadar inen Zipka pantolon yerine giyilir. Ayakta. konç agzi islemeli, diz kapagi altina kadar uzanan bagcikli çorap ve ayakkabi olarak giyilen yemeni vardir. Elde Kiliç ve Kalkan bulunur.

EDIRNE

Edirne halk oyunlari yönünden Hora ve Karsilama oyunlari bölgesinde yer almis bulunmaktadir.
Oyunlar meydanlarda çift Davul Zurnayla oynanir. Kapali yerlerde ve salonlarda Meydan Sazi, Tef, (def) Darbuka ve Zilli Masa gibi müzik araçlari oyunlara eslik eder. Davul zurna disindaki sazlarla daha çok karsilamalar oynanmaktadir. Edirne ve tüm Trakya'da bugün sevilip oynanan oyunlardan bazilari sunlardir: Kabadayi, Mendil, Sülümanaga, Kasap, Eski Kasap, Balkan Gaydasi, Pomak Gaydasi, Zigos, Fatos, Anzuyla Kanber, Sirto, Selanik, Kazibem.
Erkek Giyim Kusami: Basta keçe Külah yahut Fes bulunur. Fesin etrafina Kefye sarilir, Sirtta yakasiz Islik (gömlek) vardir. Onun üzerinde kolsuz bir Avci Yelegi bulunur. En üstte de kollu, ceket biçiminde Aba yer alir. Ceket yerine giyilen bu Aba'ya Kopran yada Cepken de denmektedir. Bele kirmizi Kusak, yada Trablus kusagi baglanir. Kusagin üzerine Çaki Çakmak, yandemir ve çevre gibi aksesuarin bulundugu mesin Silahlik sarilir. Bacakta Potur ya da Çaksir bulunur. Ayakta beyaz yün çorap ve kahverengi yada siyah renkli yemeni giyim kusami tamamlar.
Kadin Giyim Kusami: Basta bölgeye özgü baglama biçimiyle Yemeni ve Krep bulunur. Sirtta bürümcük kollu Gömlek ve aynali Yemeni vardir. Bele, etekli elbise giyildigi zaman Kemer baglanir. Belden asagiya, aglari bol Salvar giyilir. Önemli günlerde Bindalli kullanilir. Evlerde ayaga, dikisli mercan Terlik ve konçlari desenli beyaz çorap giyilerek giyim kusam tamamlanir. Ayakkabi yerine, siyah renkli, kisa topuklu mesin kunduralar giyilir.


GAZIANTEP

Gaziantep ilimiz Güneydogu Anadolumuzun en kalabalik ve en hareketli illerinden biridir. Halk oyunlari bakimindan da Halay bölgesi içerisindedir. Halaylar oyuncularin yarim halka biçinimden birbirlerine tutunarak oynadiklari oyunlardir.Türkmen bölgesi olan Gaziantepte oyunlar kadin-erkek birlikte oynandigi gibi ayri ayri diziler halinde de oynanmaktadir. Oyunlara saz olarak Davul ve orta kaba Zurna eslik eder. Yöredeki yaygin Leylim Halaylarina davul zurna eslik etmez. Sözkonusu Leylim Halaylari Kaval, Düdük, Tef ve bir türkücüden olusan müzik grubunun esliginde yürütülür. Gaziantep gerek kiz erkek giysileri ve aksesuar bakimindan çok zengindir.
Genç erkeklerin basinda, sirma karistirilarak islenmis püsküllü Terlik bulunur. Terligin etrafinda Posu sarilidir. Sirtta yakasiz çubuklu Islik, onun üzerinde koyu mavi renkli Aba-cepken vardir. Bele Antep dokumasi Sal Kusak sarilir. Bacaklarda açik mavi çuha Salvar bulunur. Mor kadife üzerine sirma islemeli tütün Kesesi kusagin sol kösesinden sarkitilir. Ayaklarda yünden örülmüs çoraplariyla gülseftali renkli Yemeniler giyimi tamamlar.
Genç Kizlarin basinda, Tepelik ve Taç Fes, alinlarinda ve yanaklarinin yanlarinda Sarkitma denilen altin yada gümüs dizileri bulunur. Sirta Antep dokumasindan Üçetek ve Zubun giyilir. Bele Savatli Kemer takilir. Üçetegin altinda kutnu kumastan Salvar bulunur. Ayaklara da yerli dokuma yün çorap ve gülseftali Yemeni giyilir.
Gaziantep ilimizde en çok sevilip oynanan oyunlardan bazilari sunlardir: Dokuzlu, Oguzlu, Çepikli-Çibikli (Havarisko da denir. ), Fatige demune, Mani, Sirin Nar, Mendilli, Leylim.
Gaziantep ili sinirlari içerisinde Türkmen oymaklarindan Barak asireti de yasamaktadir. Bunlarin da kendilerine özgü çok güzel halk oyunlari vardir. Bu oyunlara Davul, Zurna eslik eder. Bu oyunlarda müzige, kartal kanadindan yapilan ve Zambur adi verilen bir halk çalgisi da eslik etmektedir.
Gaziantep ilimiz halk oyunlari kadar halk müzigi bakimindan da çok zengin illerimizden biridir. Yörede yapilan arastirmalar bu bölgedeki türkü ve melodilerin Uzun havalar, Kirik havalar ve Halaylar olmak üzere üçlü grup altinda toplanabilecegini göstermektedir. Halk müzigi araçlari da sunlardir: Üflemeli sazlar, basta orta kaba olmak üzere Zurna, dilli dilsiz Kavallar, yayli sazlardan Kemane, vurmali sazlardan basta Davul olmak üzere, Tef, Darbuka ve Zil.
Barak'lar arasinda bugün de çok sevilip oynanan oyunlardan bazilari sunlardir: Meryem, Mermere, Kaba, Tam Kaba, Kirikcan, Çobanbeyli, Nahsani, Barak Halayi ya da Barak iki Kamis oyunu, Üçürdüm.

IÇEL-SILIFKE

Içel ilimizin bir ilçesi olan Silifke, Kasik Oyunlari bölgesi içinde bulunmaktadir. Silifke'nin hemen hemen bütün oyunlari kasikla oynanmaktadir. Halk oyunlari üzerinde, otuz kirk sene önce ilk arastirmalar yapildiginda karsilikli iki sira halinde oynanan karsilamalar yoktu. Son zamanlarda karsilikli iki sira haline dönüsmüs karsilamalara da rastlanmaktadir. Oyunlarin çogu Davul ve Klarnet esliginde sürdürülmektedir.

Ritim sazi olarak Koltuk davulu, Sise ve Fincan kullanildigi da rastlanmistir. Kirtil köyü yörüklerinde Dört Köse Davul kullanildigi da görülmüstür. Çalgi grubu içinde solist olarak bir kasikçi bir de türkücü bulunmaktadir. Çünkü oyunlarin çogu türkülüdür. Silifke oyunlarina geçmiste, Iklig, Baglama, Kaval ve Zilli Masa'nin eslik ettigi de saptanmistir. Kasik oyunlarinda, oyuncular ellerindeki kasiklari ayni zamanda ritim araci olarak kullanmaktadirlar. Onun için de bu oyunlara Kasik Oyunlari, Konya, Içel ve Antalya illerimizin bulundugu illere de Kasik Oyunlari denmektedir

KARS

Kuzeydogu Anadolu illerinden olan Kars, halk oyunlari bakimindan, ilçelerinden bazilarinda halay ve semahlar oynanmasina ragmen bar bölgesine girer.
Barlar, düz dizi ya da yarim halka biçiminde tutunarak oynanan disiplinli oyunlardir. Bununla birlikte Kars yöresi oyunlar bakimindan karma ve degisik bir durum göstermektedir. Bunun nedeni degisik kültürlere sahip insanlarin degisik zamanlarda bölgeye yerlesmis olmasidir. Bu bakimdan Türkmen boylarinin, Azerilerin ve Dogu Anadolu yerli halkinin oyunlari bir arada görülmektedir.
Davul zurna esliginde oynanan barlarin bulundugu Kuzeydogu Anadolu yöresinde özellikle Kars ve Artvin'de armonika (garmon) ile yürütülen ve son zamanlarda akordeon ile oynanan Kafkas ve Azeri oyunlari da vardir. Kars oyunlari kadin erkek bir arada, çiftli olarak oynanir. Çiftlerden meydana gelen gruplar halinde oynanan oyunlar iyi bir sahne düzenlemesi içinde sunulur. Oyunlarin bir kismi Kiskanç ve Mendil oyunlarinda oldugu gibi temsili ve dramatize nitelikler tasimaktadir.
Kars'ta çok bilinen Azerbaycan oyunlarindan bazilari: Kentvari, Çay, Lezginka, Tamara, Seher, Aysat, Darikiran, Seyh Samil, Terekeme. Bar ve halay türünden bazi oyunlar: Düzbar, Agir Bar, Bar Sekmesi, Tersbar, Tikbar, Tek Tamzara, Çift Tamzara, Sarhosbari, Tavukbari, Hosbilezik, Zencirli Köroglu, Ardahan Bari, Temüraga, Dello, Koçeri, Gölenin Düzü, Nare, Lorke, Gaçke Bari. Azeri oyunlarinin müzigi genellikle 6 vurusludur. Davul, zurna ve garmondan baska oyunlari yürüten çalgilar sunlardir: Meydan sazi (divan sazi), dilsiz kaval, mey, zilli sallama, koltuk davulu, kasik, zil, tef ve tongurdak.

KIRKLARELI

Kirklareli Trakya'da yer almaktadir. Hora ve karsilama oyunlarinin bulundugu Marmara bölgesindedir. Kirklareli'de 80 civarinda oyun oynandigi bilinmektedir. Hora'lar, bar ve horonlar gibi dizi biçiminde oynanan disiplinli oyunlardir. Karsilamalar, çift oyuncularin karsi karsiya gelerek oynadigi salma oyun türüdür. Bir çift oyuncuyla oynandigi gibi çiftlerden olusan kalabalik oyuncularla da oynanir. Kalabalik oyunlar karsilikli iki sira halinde yürütülür.
Müzik araçlari: açik havada ve meydanlarda davul-zurna, salon ve oda gibi kapali mekanlarda tambura, saz, darbuka, tef, zilli masa ve ritim araci da fincandir.
Yörede erkek oyunlari daha çok meydanlarda, kadin oyunlari kapali yerlerde oynanmaktadir. Ancak yöre halkinin karma oyunlar oynadigi da bilinmektedir. Bugün oynanmakta olan bazi oyunlar sunlardir:
Alaybey, Arzuyla Kanber, Sülüman Aga, Beylerbeyi Ahmet Bey, Zigos, Drama Karsilamasi, Karaumur Karsilamasi, Düz Kasap, Eski Kasap, Istanbul Kasabi, Sirto, Kabadayi, Karayusuf, Kerala, Males Kizlari, Mendilli Oyun, Hanim Ayse, Telgrafin Telleri, Toska.

TRABZON

Trabzon Dogu Karadeniz illerinin en kalabalik ve en hareketli olanidir. Halk oyunlari bakimindan Horon yöresindedir. Yörede küçük farkliliklar tasiyan pek çok oyundan en yaygin olani "horon" dur.
Dogu Karadeniz yöresindeki oyunlarin özgün çalgisi kemençedir. Ancak horonlar açik yerlerde ve köy meydanlarinda cura, davul ve zurna ile oynanmaktadir. Oyuncularin birbirine tutunarak dizi biçiminde ve disiplinli bir sekilde oynadiklari horonlarin bazilari türkülüdür.
Horonlar açik havada, dügünlerde 20-30 kisi çember seklinde tutunarak oynanir. Çemberin içinde bulunan kemençeci ayni zamanda horonu yönetir. Çok çabuk ve hareketli oynanan bugün de oynanlarin bazilari sunlardir: Horon Kurma, Siksara, Kozangel, Eskiya Horonu, Biçak Oyunu, Hissa, Sis Dagi, Sallama'lar ve Karsilama'lar.
Karadeniz kiyi seridi köy, kasaba ve sehirlerde oynanan horonlar kopmadan sürdürülen bir bütün, birbirine baglanarak oynanan bir potpuri gibidir. Yörede kiz ve erkekler horonlari bir arada oynadiklari gibi ayri gruplar halinde de sürdürebilirler. Erkeklerin oynamadigi bazi kiz horonlari vardir: Vakfikebir Horonu, Tonya gibi.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Anonim Halk Nesri Türleri Halk Fıkraları Anonim Halk Nesri Türleri Halk Fıkraları Bir konuda ders vermek, bir görüşü, düşünceyi mizah yoluyla insanları gülümseterek anlatmak amacıyla söylenmiş kısa, özgün halk anlatılarıdır. ...
Anonim Halk Nesri Türleri Halk Hikayesi Anonim Halk Nesri Türleri Halk Hikayesi Aşk, kahramanlık gibi konuları, şiir ve düz anlatım olarak, aşıkların saz eşliğinde anlatıp söylemeleridir (düz anlatım içinde yer alan şiirler, saz...
Muş Halk Oyunları Muş Halk Oyunları Milli kültürün ayrılmaz bir parçası olan Muş Folkloru yöre insanının iç dünyasını, neşesini, yaşantısını, üzüntüsünü, geleneklerini, tabiat olayları karşısındaki tavırlarını...
Van Halk Oyunları Van Halk Oyunları Van Halk Oyunları bakımından en zengin yörelerden biridir. Çeşitli kültürlerin etkisi ve çok yönlü insanları ile yöre konuları ile çok özellik teşkil etmektedir. Yörenin...
Halk Oyunları Türleri Halk Oyunları Türleri Halay Oyunları Halay, birlik, beraberlik, yardımlaşma gibi toplu hareket anlamına, alaydan gelen insan topluluğu anlamına ya da devamlılık süreklilik anlamına...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,785
Konular : 239,679
Mesajlar: 427,192
Şuan Sitemizde: 250

En Son Üye: ozlemalbayrak

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:58.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.