Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Her Telden Muhabbet > Genel Kültür
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Avşar Obası- Seyirlik oyunları

Her Telden Muhabbet kategorisinde ve Genel Kültür forumunda bulunan Avşar Obası- Seyirlik oyunları konusunu görüntülemektesiniz.
Avşar Obası- Seyirlik oyunları SEYİRLİK OYUNLARI Zumbak Oyunu: Odada oturanlar tarafından oynanır. Kız evinden gelen iki erkek odanın kapısında durur, ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 15-11-2010, 21:28
 
Standart Avşar Obası- Seyirlik oyunları

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Avşar Obası- Seyirlik oyunları

SEYİRLİK OYUNLARI


Zumbak Oyunu:

Odada oturanlar tarafından oynanır. Kız evinden gelen iki erkek odanın kapısında durur, oda doludur, herhangi biri odanın ortasına çağrılır. Kız evinden gelen kişiler çağrılan bu kişiye uygun bir ceza verir. Bu cezalar genelde türkü söyletme, taklit yaptırma ve fıkra anlattırma şeklinde olur. Eğer bu kişi istenileni yapmazsa yastıkla dövülür. Bu yastığın içerisine acı vermesi için taş vs. konulur.


Yüksük Oyunu:

Düğünler bilindiği gibi üç gün sürmektedir. Yüksük oyunu da üç gün boyunca akşamları oynanır. Oyunda yine iki taraf vardır. Yüksük, oyun için kullanılan altı fincandan birinin içine konur ve tüm fincanlar ters çevrilir. Karşı taraftan yüksüğü bulmaları istenir. Yüksüğü bulan kişi kendi tarafına bir puan kazandırmış olur. Kazanamayan tarafa ise, çeşitli cezalar verilir. Bu cezalar çoğu zaman zor ve yerine getirilmesi imkansız olan şeylerdir. Bu cezalardan bazıları; kalburla su taşıma, tavana asılan soğanın elleri bağlı olarak ağızla alınması, kış mevsimi ise nar, yaz mevsimi ise kar bulunması...


Cirit Oyunu:

Bu oyun gündüz geniş bir meydanda oynanır. Oyun için çevreden iyi cirit oynayan kimseler özel olarak davet edilir. Oyuncular atlarına binerler, ellerine ciritleri alırlar. Bunlar 30-40 kişi olabilir, sayıya göre iki eşit parçaya ayrılırlar. Aralarındaki mesafe ne kadar uzun olursa oyun o kadar heyecanlı olur. Gruplardan birinin bir oyuncusu meydanın ortasına gelerek, karşı taraftan birinin ismini söyler, değneği ona atmak suretiyle oyunu başlatır. Ondan sonra çağırdığı kişi kendini kovalar. Seyirciler atılan değnekleri toplayıp sahiplerine vererek oyunun heyecanına katılmış olurlar. Eğer atılan değnek ata değer ve atı öldürürse düğün sahibi atın bedelini öder. Oyunda çok yakından vurmak yasaktır. Oyun esnasında atlar ve göstericiler çok çeşitli gösteriler sunarlar.(Karşı oyuncunun attığı ciridi havada yakalamak, atın karnı altına gizlenmek, tek üzengi üzerinde dikilmek gibi...)


Yumruk Oyunu (Zuk- Zumzuk):

Bu oyun gündüz veya gece oynanabilir. Davul eşliğinde özel yumruk havası çalınarak oynanır. Aynen cirit oyununda olduğu gibi yumruk oyuncuları seçilir. İki taraflı dizilirler, evvela bir taraftan birisi oynayarak orta yere kadar gelir, sırtını döner. Karşı taraftan yine oynayarak gelen bir oyuncu ona hızlı bir şekilde vurur. Oyun bu şekilde devam eder. Yumruğu sırta vurmak gerekir, başka bir yere vurulmaması gerekir. Zaman zaman da kavga çıkabilir. Figürleri ve çalgısıyla izleyicilere heyecan veren bu oyun zamanla terkedilmiştir.


Tura Oyunu:

Deriden yapılmış kemerler kullanılır ve köyün gençleri tarafından oynanır. Bu oyun gelin almadan önce kız eviyle oğlan evi arasında yapılır. Bu oyunda iyi koşmak önemli ve dayak yememek marifettir. Bu oyunda kavga çıkması muhtemeldir ve yaşlılar araya girerek sakinleştirirler. Bu oyunda gençlerin acıya karşı dayanıklılıklarını ispat etmeleri gerekiyor. Hareketli ve atak Avşar ruhu bazen eğitime, eğlenceye, bazen de yiğitlik eğitimine oyun çeşnisini kazandırmış.


Deve Oyunu:

Oğlan evi tarafından yapılır. Deveyi kız gibi giydirmiş birkaç kişi çeker. Deve, oğlanın amca, dayı, teyze vs. yakınlarının kapısına götürülerek bahşiş alınır. Devenin önünde çeşitli figürler yapan orta oyunları da dikkati çeker. Deve son olarak düğün evine getirilerek burada orta oyunu tam manasıyla sergilenir.


Sinsin Oyunu:

Bu oyun gece karanlığında oynanır. Bunun için uygun bir meydana ateş yakılır. Bu oyunda davul- zurna ile özel sinsin havası vurulur. Oyuncular teker teker ateşin çevresinde el ayak hareketleriyle durmadan dönerler. Ateşin başında oynayan kişi, topluluktan biri çıktığı zaman alanı terk eder. Bu işte atik davranmazsa sonraki sırtına yumrukla vurarak çıkmasını sağlar.Oyun bu şekilde ateş bitinceye kadar devam eder.


Serçe Oyunu:

Bu oyun genellikle akşam veya geceleri oynanmaktadır. Özel bir çalgı havası vardır. Oyunda bir ebe ve 10-15 tane de oyuncu vardır. Bu oyuncular, baş taraftaki ebenin yaptığı her hareketi davul-zurna eşliğinde çalınan hava ile birlikte tekrarlamak zorundadırlar. Bu hareketler ne kadar zor ve ilgi çekici olursa, oyun o kadar heyecanlı olur. Hareketi yapamayan oyuncuya ebe elindeki deri ve sert kemerle vurur. Bu hareketler oyuna has hareketler olabildiği gibi ebenin bulduğu hareketler de olabilir. Örneğin; sırta çocuk almak, yerde takla atmak, komik yüz hareketlerinde bulunmak, yerde sürünmek, sıradan oyuncuların yanındakinin burnunu tutmak, tek ayak üstünde sekmek, yanındaki adamı dövmek.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 15-11-2010, 21:28
 
Standart Cevap: Avşar Obası- Seyirlik oyunları

YÖRÜKLERDE KÖY SEYİRLİK OYUNLARI

Yörükler nişanlarda, düğünlerde ve toplantılarda çeşitli halk oyunları oynarlar. Bunlardan bir kaçını şöyle sıralayabiliriz. Çiftetelli, üç ayak, sinsin, cirit vb.

Yörükler halk oyunlarının dışında seyirlik oyunlar da oynarlar. Bir kaç örnek verelim.

a. YÜSSÜK OYUNU

Çok yaygın oynanan bir oyundur. Oyuncular iki gruba ayrılır. Bir yüzük fincanlardan birinin altına konur. Bulan taraf diğer tarafa çeşitli cezalar verir. Bunlar yemek yedirme, tatlı aldırmadır.

TON***** KALDIRMA (TONGAVIT) OYUNU

Mersin, Mut, Hacıahmetli köyü yörüklerinde düğünde misafirlere ikram edilecek yemeklerin büyük bir kısmı oğlan evinden gönderilir. Bu yemeklerin kız evine götürülmesi törenine ton***** kaldırma adı verilir. Yemekler, ton***** kocası denen bir erkekle yengeler eşliğinde çalgıyla götürülür. Düğün bayrağı dikilmiş ve düğün başlamıştır. Yiyeceklerin yanında ziyafette kesilmek üzere süslenmiş koç veya keçi oğlan evinde kesilirken bir cümbüş kurulur. Belli sayıdaki ton*****cı gençler ton*****cılar oyununu oynarlar. Oyun şöyle oynanır.


TON*****CILAR OYUNU:

Oyuncular:

1.Tüfekçi

2.Bayraktar

3.Denetleyici

4.Yemekçi

5.Ton***** kocası

6.Ton***** karısı yardımcısı

7.İki çocuk.

Olay oğlan evinde geçer.

Denetleyici - Haydin kız haydin eşekleri ney hazırla. Iraz nerdesin? Ahmet çabuk eşekleri hey hazırla, daha çok iş var.

Ahmet - Geliyorum yav, aceleniz ney? (Eşeği hazırlar).

Yemekçi - Ahmet ağa, neler gidecek, oduncular ney gittiler mi?

Ahmet - Onlar akşamdan gittiler, geldiler bile yav.

Denetleyici - Iraz, oy Iraz, yerin dibine mi battın kız? (Iraz elinde iki horozla gelir).

Iraz - Fatma abla, öyle bunların peşindeyim. Bunlar gidecek. Hindiden Yakupun oğlu Mehmet gözü dikti. Düğünde gece yeriz deyi. Herkes yesin diye tutuverdim, belki çalarlar.

Fatma - Hindiden onların acelesi ne? Tahıl ney hazır mı? Yağ, fasulye, nohut nerde?

Iraz - Al kız, al iki keserler hepiciği hazır.

Fatma - Iraz abla, tahıl ney kaç havay?

Iraz - Dört havay Fatma, yetmez mi?

Fatma - Ne biley, hazar yeter.

Diğer komşular gelir.

Emine - Iraz aba kız, böyle ney mi gidecek bunlar, eğlenmeyecek miyiz?

Iraz - Ne bileyim a Emine, Ahmet pek sinirli.

Eşekler hazırlanır. Yüz yüklenir, oğlan evinin önünde üç silah atılır. Bayrak dikilir. Önde bayraklar, arkasında silahşörler, eşeklere ton*****cı karılar binerler. Arkalarına iki çocuk bindirilir.

Düğünlerde oynanan oyunlardan birisi de deve botlaması oyunudur.

DEVE BOTLAMASI OYUNU

Oyun, göç sırasında bir ailenin devesinin yavrulaması olayının ailede uyandırdığı mutluluk üzerine kurulmuştur. Oyun meydanda ve bir ateş etrafında oynanır. Odunun ateşi oyunun dekorunu tamamlar. Oyunda zenne rolünü kadın kılığına girmiş bir erkek oynar. Zenne müzik eşliğinde oynar. Bu oyunda geri zekalı bir arap tipi vardır. Arap bir tulumla güreş eder.

İki yaşlı yörük otururken devenin botlamak üzere olduğu haberi gelir. Bütün aile fertleri doğuma yardım ederler. İki kişinin oluşturduğu temsili deveyle bir kişinin temsil ettiği boduk (deve yavrusu) dinlenirken komşular çağrılır. Onlara ziyafet verilir. Bu arada çalgıcılar da getirilip şenlik kurulur. Şenlik sırasında ihtiyarla beraber karısı da oynar. Bu oyunları köy meydanında kadın erkek birlikte seyreder. Müstehcen diye nitelenebilecek konuşmalar, laf atmalar sürerken kimse rahatsız olmaz.

Oyunlar oynanırken arap sık sık ortaya girerek oyuna karışır. Arap kovalanırken ikinci bir oyun ortaya çıkar. Arap seyircilerin arasına kaçar. Bazılarının üzerinden atlar, bazılarının üzerine düşer. Bu kovalamaca sürerken bir ara arap elindeki tulumla gelip güreş tutar.

Oyun doğmaca oynandığı için oyuncular yeteneklerine göre güncel konuları işlerler. İmamın bir davranışı, muhtarın yanlış davranışı, köyün cimri zenginleri şakalarla eleştirilir.

Oyunun son bölümünde karı ile koca arasında doğan boduğa isim verilmesi konusunda bir tartışma çıkar. Kadın aile içinde kocası kadar kendisinin de söz hakkı olduğunu söyler. Tartışma uzar, kadın sözünü geçiremeyeceğini anlayınca ortadaki yoğurt kabını kocasının yüzüne kapatır. Koca da su kabını alıp karısının başında parçalar. Böylece oyun güldürücü bir sonla biter.

Oyuncuların makyajları köylüler tarafından yapılır. Cüce rolünü oynayan oyuncunun karnına bir erkek yüzü çizilir. Oyuncu karnını oynatarak hareketler yapar.

Bir diğer seyirlik yörük oyunu da Köşker oyunudur.


KÖŞKER OYUNU

Usta - Bu vatandaşların ayağı hep yalın kalmış.

Çırak - Ne yapacağız ya?

Usta - Çizme dikeceğiz.

Çırak - Çizme dikelim.

Usta - Bunlar eski mi?


Köylünün biri ayakkabısının birini ustaya verir.

1.Köylü - Al kardeşim.

2.Köylü - Ben bir körüklü çizme yaptıracağım.

Usta - Yaz oğlum ufaklığa bir körüklü çizme.

1.Köylü - Başka ne iş yaparsınız?

Çırak - Lastik ayakkabıdan tut körüklü çizmeye kadar yaparız.

Köylü - Yapın bakalım da görelim.

Usta - Gel oğlum tezgahı kuralım.


Usta çırağını el ve dizleri üstüne yatık vaziyete getirerek ayağının birini kaldırıp kendi boynundan dolandırdığı iple bağlar. Çırağın sırtına oturur. Çekiç yerine de eline aldığı tahta parçasını kullanır.

Usta - Şap, şap, tak, tak.

Çırak - Uf, yeter be.

Usta çırağının ayağına vurmasıyla bağırmaya başlar. Usta bazen de çırağın kalçasına vurur.

1.Köylü - Usta, usta, sana bir haber getirdim.

Usta - Neymiş, deyiver babam.

Köylü - Eben ölmüş, yahu.

Usta - Allah rahmet eylesin nöörelim.

Köylü - Anan da ölmüş.

Usta - Nöörelim.

Ustanın oğlu - Amcam ölmüş.

Usta - Nöörelim.

Ustanın oğlu - Hüü, hüü, hüü (ağlar).

Usta - Ne oldu oğlum, neye ağlan?

Oğul - Anam ölmüş.

Usta - Nee? Anan mı ölmüş?

(Yerinden fırlayıp evine koşmak ister. Ancak altındakinin ayağı boynuna dolanmış olduğundan usta koşarken altındaki de sürüklenir. Bütün seyirciler bu tabloya güler.)


KIZ KAÇIRMA OYUNU

Kadınların kendi aralarında düzenledikleri eğlencelerde erkek kılığına girilerek oynanan çeşitli oyunlar günümüzde de yaygın bir biçimde oynanmaktadır.

Bu oyun, erkek kılığına giren kızların bir çadır basarak kız kaçırması üzerine kurulmuştur. Kızlar çok iyi plan hazırlayarak kıyafet değiştirirler. Kızın yakınlarına hiç bir şey sezdirilmez. Işıklar söndürülüp çadıra ani bir baskın yapılarak evin gelinlik kızı kaçırılır.

Oyan inandırıcı olarak hazırlandığı için herkes inanır. Kızın annesinin çığlıkları bütün obayı ayağa kaldırır. Olay ortaya çıkınca uzun süre gülme vesilesi olarak anlatılır.

DEVE OYUNU

Yörük düğünlerinde deve oyunu oynamak çok yaygındır. İki ya da üç kişiden oluşturulan ve üzerine bir örtü örtülen yapma deveyle deve sahibi rolünü üstlenen deveci, düğüne gelenleri karşılar. Bu arada çeşitli şakalarla bazen gelenleri, bazen de devesini döver. Devecinin şakaları, hareketleri, düğüne gelen konuklara hoş zaman geçirtir


  #3  
Alt 15-11-2010, 21:29
 
Standart Cevap: Avşar Obası- Seyirlik oyunları

Çanakkale de Seyirlik Oyunlar...

İlde günümüzün ,Karagöz ,Meddah gelenekleri yoktur.Kukla ise seyirlik oyunlar içinde el kuklası olarak bebek adıyla varlığını sürdürmektedir.Çanakkale de seyirlik oyunlar son yirmi- yirmi beş yıllık süreçte (televizyonun evlere girmesi nedeniyle) süratle ortadan kalkmıştır.Yakın bir gelecekte bu geleneğin tükenmesi kaçınılmaz gibi görünmektedir.

Sünnet düğünü gecelerinde oynanan seyirlik oyunlar ,Anadolunun diğer bölgelerinde oynanan oyunlarla benzerlik gösterirler.Oynanan oyunlardan bazıları şunlardır ;

Dede – nine ,Kız kaçırma, Arap berber, Deve, Bebek, Aşuk – Maşuk, Askerler(Hasbi) Sünnet eğlenceleri dışında kız isteme günlerinde kadınlar arasında ancak günümüzde bu oyunlarda sonlanmaya başlamıştır.Eğlence amacıyla oynanılan oyunlar vardır.Bu oyunda kadınlardan biri erkek kılığına girerek kız evindeki kadınların arasına karışır.Sergilediği erkek tavırları gülmece unsurunu yaratır.


  #4  
Alt 15-11-2010, 21:29
 
Standart Cevap: Avşar Obası- Seyirlik oyunları

Köy Seyirlik Oyunları

"Köylü Tiyatrosu" adı ile de bilinen köy seyirlik oyunları düğünlerde, bayramlarda ya da yılın belirli günlerinde köylülerimizin genellikle "oyun yapma","oyun çıkarma" adı altında bereket bolluk, sağlık ve yeni yılı karşılamak amacıyla oynadığı törensel içerikli oyunlardır.

Bu oyunlar meydanlarda oynandığı gibi kışın oda içerisinde de oynanmaktadır.İlkel toplumlardan günümüze değişim göstererek ulaşan bu oyunlar önceleri yaşantının daha verimli olabilmesi için doğaüstü güçlere, tanrılara ya da tanrıya şükran belirten bilinçli olarak gerçekleştirilen törenlerdir.

Çeşitli inanış ve mitlerin kaynaklık ettiği bu oyunlar, eski Anadolu uygarlıklarının,Anadolu toprakları üzerinde yaşayan halkımızın Orta Asya'dan getirdiği kültürel öğeler ve islamiyeti kabulünden sonraki islami öğelerle birleşen bir kültürel sentezin izlerini taşır.

Seyirlik oyunlar ilkel bir tiyatro örneğidir.Sanat kaygısından çok toplumsal ve dinsel açıdan işlevseldir.Seyirlik oyunları günlük yaşamı taklit eden (kalaycı, berber, çift sürme vb.),hayvanları taklit eden (deve, ayı, tilki, kartal vb.),mevsim değişiklikleri,yıl değişimleri amacıyla oynanan oyunlar (köse gelin) bolluk ve berekete dönük oynanan oyunlar (saya gezme, koç katımı törenleri, cemal oyunu vb.) yağmur yağdırmak için oynanan oyunlar (çömçe gelin vb.) oluşturur.

Cemal Oyunu:Tohumun toprağa atıldığı ilk gün veya hasat sonunda oynanır.

Koç Katımıayvan yavrularının,kışın soğuğa ve açlığa dayanıksız oluşlarından dolayı yavrulama zamanlarının kontrol altına alınmasıdır.Bir tür mevsimlik bayram niteliğindedir.

Deve yüzü, Koyun Yüzüayvanın anne karnında tüylenmeye başladığı gün oynanır.


  #5  
Alt 15-11-2010, 21:30
 
Standart Cevap: Avşar Obası- Seyirlik oyunları

Kırşehir Yöresi Düğünlerde Yapılan Seyirlik Oyunlar

1- Deve Oyunu : Davul - zurna eşliğinde, 3 - 5 kişi ile oynanır. Merdiven şeklinde ağacı oyuncular omuzlarının üzerine koyarlar. Hayvan postları ve kilimlerle üzeri örtülür; aynı deve şekline sokulur. Ağız tarafına sivri bir şey yerleştirilir. Deve yaklaştığında bununla batırılır. Deve ipinden çekilerek istendiği yere götürülür. Davul – zurna ritmine göre deveci ve deve çeşitli hareketlerde oyunlar oynar, oyun bu şekilde sürüp gider.

2- Tura : Yöremiz düğünlerinde gençler, dayanıklılık, kuvvetlilik, çeviklik ve güçlerini ölçmek için oynarlar. Önceden hazırlanan örme ve kalın ipler tuzlu sulara batırılıp bir gün bekletilir. Davul - zurna eşliğinde tura oyunu başlar. Oynamak isteyen genç ortaya elinde turası ile çıkar. Genellikle bacaklara vurulur. Birbirlerini yıldırıncaya dek devam eder. Yılanın veya dayağı çok yiyenin yerine başka biri oyuna girer.

3- Yorgan Çevirme : Davul - zurna ritmi ile geniş bir alanda yorganı çevirecek bir kişi tarafından oyun başlatılır. Yorgan baş üzerine alınır, bir el çapraz, diğeri yorganın ortasında olacak şekilde tutulur. Ağır ağır dönen yorgan, sonunda bir elin üzerinde düzgün şekilde durur.

4- Bıçak Oyunu : Düğünlerde yapılan seyirlik bir oyundur. Oyuncu eline aldığı iki kamayı davul - zurna eşliğinde çeşitli yönlere savurarak, çapraz yaparak, bacak altından geçirerek değişik figürlerle oyunu sürdürür.

5- Köse Oyunu : Akçakent Korkorlu Köyü (KK. İsmail Cephe Yaş: 33) Genellikle düğünlerde oynanır. 8-10 kişilik bir ekip oluşturulur. Bu ekibin arasından bir köse seçilir. Köse başına koyun derisi geçirilir. Elini yüzünü siyah boya veya isle boyar. Ekibin diğer elemanları üzerlerine çeşitli şeyler atarak deve oluştururlar. Ayrıca bu ekibin içerisinde köseye bir gelin yaparlar. Bu gelini iki tane efe kaçırır. Köse gelinin bulunması için köyü toplar ve bir kırbacınan bütün halkı dövmeye başlar. Kösenin birde eşeği vardır. Eşeğin üzerine heybe atılır. Heybenin gözlerine kül doldurulur. Köse bu arada hem köylüyü kovalar, kaçanların üzerine de kül serper. Kaçamayanlarda dayağı yer.

6- Köse Oyunu: (Merkez Özbağ Kasabası Kızılcaköy) Kadınların oynadıkları köse oyunuBurada köse (bunu erkek kılığına girmiş bir kadın oynar). Ve iki karısı, başta kadınlardan biri oyuna özgü türküyü okur, bunun sonunda bahşiş toplanır. Sonra köseyi oynayan kadın yere yatırılır. Üzerine çarşaf örtülür, iki karısı ellerine tef alıp türkü söylerler. İki kadın kocasına ölmeden önce kendilerine soracaklarını sorarlar. Kadınlardan birinin adı tavuk, ötekinin adı feriktir. Ferik, Kırşehir yöresinde iki evli erkeklerin ikinci karısına verilen addır. Köse ölürken iki karısına vereceği malları sayar. Malların en iyisi ikinci karısınadır. Sonra ölür. Kadınlar ölüyü kimin yıkayacağında kavga ederlerken oyun biter.


  #6  
Alt 15-11-2010, 21:30
 
Standart Cevap: Avşar Obası- Seyirlik oyunları

orta oyunu ve seyirlik oyunlar

Kastamonu'da seyirlik oyunlar ve ortaoyunları kına gecelerinde, asker uğurlama törenlerinde oynanır. meslekleri simgeleyen oyunlar halkı güldürüp eğlendirmeyi amaçlar. Kumar, Arap, Leylek, Bahar Çalgısı, Ramazan Hocası, Tütün Kıyma, Duvar örme. Kolan Dokuma gibi oyunlar aynı zamanda halkın yaşama biçimini yansıtır. Köçek ve Heyamola da müzikli seyirlik oyunlara örnek gösterilebilir.

Köçek: İki kişinin karşılıklı oynadığı bu oyunda, erkek oyunculardan biri kadın kılığına girer, yüzünü boyayarak bir peşkir takar, eteklik giyer. Kadınca davranışlarla seyredenleri güldürür.

Heyamola: İnebolu ve çevresinde Deniz Bayramı eğlencelerinde erkeklerin oynadığı oyunlardandır. Bir grup, yerde halka oluşturur, öbürleri onların omzuna çıkarak kule yaparlar. Kule kimi kez üç kata yükseltilebilir. Beceri isteyen oyunda oyuncular kuleyi kurduktan sonra müzikle sağa sola sallanarak oynarlar. Oyunun sözleri şöyledir:

Solo: Bismillahi başlayalım Koro: Helessahelessa

Solo: Ayva turunç taşlayalım Koro: Helessa yelessa Solo: Biz bu işi nişleydim

Koro: Helessa yelessa Solo: Bu yıl burda gışlayalım

Koro: Helessa yelessa

Heyamola yessa yessa

Mola heyamo

Ya mo heyamo

Mola heyamo

Helessa sellim yessa yessa yessa

Şeytan Çık: Oyunda bir hoca, yardımcısı, şeytan ve üç köylü vardır. Geniş bir alanda ya da köy odasında oynanır. Hocaya sakal takılmış, sırtı yastıkla kamburlaştı-rılmıştır. Yardımcısı güçlüdür, önünde su dolu bir kova vardır. Şeytan daha çok oyunu bilmeyenlerden seçilir. Hoca ortaya gelerek, daha önce oyunlar oynamış seyircilere "Hemşehriler, bir oynadınız, iki oynadınız, üç oynadınız. Bakıyorum oyunlarınız oyun değil! Hele bana bunun nedenini sorun söyleyeyim. Arkadaşlar vakit geçti, sebebini anlatayım. Darılmayın ama içinizde bir şeytan var" der. Köylüler bakınırlar. Biri bağırır: "Hoca öyleyse bu şeytanı sen ortaya çıkar", öbürleri de ona katılır, şeytanı bulmasını isterler. Hoca, seyirciler arasında gezinir, birkaç kişinin sırtını yoklar. Sonunda birini kolundan tutup alanın ortasına çeker, oturtur. Ceketini çıkararak, bir kolunu başına geçirir. Seyirciler gülüşürken, kulağına "Anaların doğuramadığı, babaların besleyemediği, ninelerin beleyemediği benim kulunum, tayım. Ben sana 'Şeytan çık' dediğimde 'Çıkmam' diye bağır" der. Şeytan bunu kabul eder. Hoca sağını solunu göremeyen şeytana bağırır: "Şeytan Çık", şeytan, "Çıkmam" der. Bu birkaç kez yinelenir. Bunun üzerine hoca üç kez ıslık çalar. Elinde su dolu kovayla bekleyen adam, ceketin kolundan suyu döker. Şeytan yerinden fırlar, kendiliğinden ortaya çıkmış olur. Seyirciler gülüşür.

Çocuk Oyunları: Kastamonu ve çevresindeki oyunlar öbür illerdeki oyunlara benzer. Erkek çocukların oynadığı cin kuyusu, ellebaş, geldi göçen, minder, çiydem, ateş oyunları, avcılık, askerlik, bezirgan başı, köse, esnaf, düğün, tuz yükü; kız çocukların oynadığı elhop kayası, çevirmeli elhop, bilye, dana, kuyu kayası, üç ve dokuz taş, takt ak, sobe takt ak. gibi oyunlar kimi ayrılıklarla öbür illerde de görülür. Bunlardan biri de Kastamonu'da "Köylen" denilen değnek oyunudur.

Köylen: 5-6 kişiyle oynanır. Oyunda herkesin bir sopası vardır. Bir de ağaçtan bir top kullanılır. Her oyuncu için topun sığabileceği büyüklükte çukurlar açılır. Biri ebe seçilir. Ebe, topu çukurlardan birine sokmaya, öbürleri de ellerinden geldiğince uzaklaştırmaya çalışırlar. Top kimin çukuruna girerse o ebe olur. Oyun böylece sürdürülür


  #7  
Alt 15-11-2010, 21:31
 
Standart Cevap: Avşar Obası- Seyirlik oyunları

AVŞARLARIN SEYİRLİK OYUNLARI

Zumbak Oyunu:

Odada oturanlar tarafından oynanır. Kız evinden gelen iki erkek odanın kapısında durur, oda doludur, herhangi biri odanın ortasına çağrılır. Kız evinden gelen kişiler çağrılan bu kişiye uygun bir ceza verir. Bu cezalar genelde türkü söyletme, taklit yaptırma ve fıkra anlattırma şeklinde olur. Eğer bu kişi istenileni yapmazsa yastıkla dövülür. Bu yastığın içerisine acı vermesi için taş vs. konulur.


Yüksük Oyunu:

Düğünler bilindiği gibi üç gün sürmektedir. Yüksük oyunu da üç gün boyunca akşamları oynanır. Oyunda yine iki taraf vardır. Yüksük, oyun için kullanılan altı fincandan birinin içine konur ve tüm fincanlar ters çevrilir. Karşı taraftan yüksüğü bulmaları istenir. Yüksüğü bulan kişi kendi tarafına bir puan kazandırmış olur. Kazanamayan tarafa ise, çeşitli cezalar verilir. Bu cezalar çoğu zaman zor ve yerine getirilmesi imkansız olan şeylerdir. Bu cezalardan bazıları; kalburla su taşıma, tavana asılan soğanın elleri bağlı olarak ağızla alınması, kış mevsimi ise nar, yaz mevsimi ise kar bulunması...


Cirit Oyunu:

Bu oyun gündüz geniş bir meydanda oynanır. Oyun için çevreden iyi cirit oynayan kimseler özel olarak davet edilir. Oyuncular atlarına binerler, ellerine ciritleri alırlar. Bunlar 30-40 kişi olabilir, sayıya göre iki eşit parçaya ayrılırlar. Aralarındaki mesafe ne kadar uzun olursa oyun o kadar heyecanlı olur. Gruplardan birinin bir oyuncusu meydanın ortasına gelerek, karşı taraftan birinin ismini söyler, değneği ona atmak suretiyle oyunu başlatır. Ondan sonra çağırdığı kişi kendini kovalar. Seyirciler atılan değnekleri toplayıp sahiplerine vererek oyunun heyecanına katılmış olurlar. Eğer atılan değnek ata değer ve atı öldürürse düğün sahibi atın bedelini öder. Oyunda çok yakından vurmak yasaktır. Oyun esnasında atlar ve göstericiler çok çeşitli gösteriler sunarlar.(Karşı oyuncunun attığı ciridi havada yakalamak, atın karnı altına gizlenmek, tek üzengi üzerinde dikilmek gibi...)


Yumruk Oyunu (Zuk- Zumzuk):

Bu oyun gündüz veya gece oynanabilir. Davul eşliğinde özel yumruk havası çalınarak oynanır. Aynen cirit oyununda olduğu gibi yumruk oyuncuları seçilir. İki taraflı dizilirler, evvela bir taraftan birisi oynayarak orta yere kadar gelir, sırtını döner. Karşı taraftan yine oynayarak gelen bir oyuncu ona hızlı bir şekilde vurur. Oyun bu şekilde devam eder. Yumruğu sırta vurmak gerekir, başka bir yere vurulmaması gerekir. Zaman zaman da kavga çıkabilir. Figürleri ve çalgısıyla izleyicilere heyecan veren bu oyun zamanla terkedilmiştir.


Tura Oyunu:

Deriden yapılmış kemerler kullanılır ve köyün gençleri tarafından oynanır. Bu oyun gelin almadan önce kız eviyle oğlan evi arasında yapılır. Bu oyunda iyi koşmak önemli ve dayak yememek marifettir. Bu oyunda kavga çıkması muhtemeldir ve yaşlılar araya girerek sakinleştirirler. Bu oyunda gençlerin acıya karşı dayanıklılıklarını ispat etmeleri gerekiyor. Hareketli ve atak Avşar ruhu bazen eğitime, eğlenceye, bazen de yiğitlik eğitimine oyun çeşnisini kazandırmış.


Deve Oyunu:

Oğlan evi tarafından yapılır. Deveyi kız gibi giydirmiş birkaç kişi çeker. Deve, oğlanın amca, dayı, teyze vs. yakınlarının kapısına götürülerek bahşiş alınır. Devenin önünde çeşitli figürler yapan orta oyunları da dikkati çeker. Deve son olarak düğün evine getirilerek burada orta oyunu tam manasıyla sergilenir.


Sinsin Oyunu:

Bu oyun gece karanlığında oynanır. Bunun için uygun bir meydana ateş yakılır. Bu oyunda davul- zurna ile özel sinsin havası vurulur. Oyuncular teker teker ateşin çevresinde el ayak hareketleriyle durmadan dönerler. Ateşin başında oynayan kişi, topluluktan biri çıktığı zaman alanı terk eder. Bu işte atik davranmazsa sonraki sırtına yumrukla vurarak çıkmasını sağlar.Oyun bu şekilde ateş bitinceye kadar devam eder.


Serçe Oyunu:

Bu oyun genellikle akşam veya geceleri oynanmaktadır. Özel bir çalgı havası vardır. Oyunda bir ebe ve 10-15 tane de oyuncu vardır. Bu oyuncular, baş taraftaki ebenin yaptığı her hareketi davul-zurna eşliğinde çalınan hava ile birlikte tekrarlamak zorundadırlar. Bu hareketler ne kadar zor ve ilgi çekici olursa, oyun o kadar heyecanlı olur. Hareketi yapamayan oyuncuya ebe elindeki deri ve sert kemerle vurur. Bu hareketler oyuna has hareketler olabildiği gibi ebenin bulduğu hareketler de olabilir. Örneğin; sırta çocuk almak, yerde takla atmak, komik yüz hareketlerinde bulunmak, yerde sürünmek, sıradan oyuncuların yanındakinin burnunu tutmak, tek ayak üstünde sekmek, yanındaki adamı dövmek.


  #8  
Alt 15-11-2010, 21:32
 
Standart Cevap: Avşar Obası- Seyirlik oyunları

Adana Köy Seyirlik Oyunları Hakkında Genel Bir Bilgi


ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

Adana Köy Seyirlik Oyunlarından Örnekler
Prof. Dr. Erman Artun
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi.


Köy seyirlik oyunları çağlar boyu süren halk tiyatrosu geleneğinin günümüze gelen mirasıdır. Bu oyunlar tarih boyunca göçlerden, çeşitli kültürlerden ve birikimlerden etkilenmiştir. İslamiyet öncesi Türk kültüründe bugünkü İslamiyet ve Anadolu kültürünün etkisini görüyoruz. Bu oyunlar zaman boyutunda beslenerek bu günkü şeklini almıştır. Oynandığı toplumun kültür düzeyine, zaman ve geleneğe bağlı olarak şekillenir.

Seyirlik oyunları iki ana gruba ayırabiliriz.

1-Ritüel nitelikte, belirli bir takvimi olan işlevsel oyunlar.

2-Evlenme törenlerinde ve çeşitli toplantılarda eğlence amacıyla oynanan oyunlar.

Ritüel kökenli oyunlarda şenlik, büyü, bolluk ve bereket motifleri iç içedir. Taklit, eylem ve toplu katılma doğaya karşı korunmadır. Bu tür oyunlar eski yeni, iyi-kötü, bolluk-kıtlık, yaz-kış, ak-kara, güçlü-zayıf gibi çatışmalar üzerine kurulur. Ritüel kökenli oyunların bir kısmı kıştan sonra canlanan doğanın sevinçle karşılanması törenlerine bağlıdır. Ritüellerle kökenini avcılık ve kazma tarım dönemlerine kadar indirebileceğimiz izler günümüze kadar taşınmıştır. Bugün büyü işlevinin ikinci plana itildiğini, İslami inançların yanında birer renk olarak kaldığını görüyoruz. Eski kültüre bağlı bolluk, bereket ve çoğalmayı simgeleyen motiflerinin tam anlamıyla bilinmediği gözlenmektedir. Bu oyunlardaki dondurulmuş estetik biçim ve kalıp günlük olaylarla şekillenir. Günümüzde bu oyunların bir çoğu eğlence amaçlı oynanmasına rağmen oyun çıkarmanın temelindeki dinsel işlevi hatırlatan izler taşır.[1] Ritüellerde taklitle canlandırma öğesi dramı oluşturur.[2] Dramatik nitelikli ritüeller kültik özlüdür ve dinsel alana girer.[3] Ritüeller doğanın bilinmeyen yönlerini simgeler.[4] Her ritüel bir sembolden oluşur. Eşya, faaliyet,görüntü, olay, saha ve zaman boyutu vardır.[5] Bugün geleneksel tür olarak oynanan bu oyunlarda ilkellerin büyüsel işlevini bulamayız.[6] Ritüellerde başka kişiliğe girme, unutulmuş kutsal kişilerin yerini alma,[7] yıl döngüsünde kışın kovulup baharın gelmesi gibi bir gidiş ve geri dönüş gibi durumlar vardır.[8] Ritüel kökenli oyunların özünde doğayla barışık olma isteği bulunur. Köylü bu törenlere inanarak katılır.[9]

Kökeni büyüye dayalı oyunların çehresi artık değişmiştir. Köylü şenlik olarak adlandırdığı bu oyunları yeni bir boyutta sürdürmektedir. Oyunlar günümüzde eğlence amaçlı oynandığından giderek yenilikler görülmektedir.[10] Törenlerde gerçekleştirilmek istenen durum simgesel olarak canlandırılmaktadır.[11] Ritüellerde eski dinlere ait izler bulunabilir.[12] Köy seyirlik oyunlarını dramatik olarak nitelendirmek için en az kendisinden başka bir kişiliği, bir olguyu bir yaratığı canlandırma aranır.[13]

Eğlence amaçlı oyunlarda topluluğu eğlendirmek amacı güdülür. Oyunlarda toplumun eksik yönleri ele alınır, bozuk kişilikler alaya alınır. Kelime oyunlarından yola çıkılarak espriler yaratılır. Ahlaki bir sonuca varma aranır. Oyunların belli bir metin yapısı vardır. Oyunlar doğmaca oynandığından oyundan oyuna ufak tefek değişiklikler görülür. Seyirci oyunun metin yapısını bilir. Oyunları en iyi bilen kişi yönetici görevini üstlenir. Seyircinin tepkisi oyunu yönlendirir. Oyunlarda kılık değiştirilir. Belli bir dekor yoktur. Kostüme çok önem verilir.

ADANA OYUNLARI

Pembe Nine Oyunu,[14] kadınların veya erkeklerin arasında oynanan köy seyirlik oyunlarından biridir. Eğlence amaçlı oynanır.

Kına Gecesi Oyunu,[15] kına gecesinde hüzünlenen gelini eğlendirme amacıyla oynanan bir oyundur.

Alaydan Malaydan Oyunu,[16] kış gecelerinde genç kızlar tarafından oynanan eğlence amaçlı bir oyundur.

Karşılama Oyunu,[17] düğünlerde erkekler arasında oynanan eğlence oyunlarındandır. Bir oyuncu kadın kılığına girerek çeşitli taklitler yapar. Yaşlı bir seyirci oyuncuyu sopayla kovalar.

Kartal Oyunu,[18] halk oyunlarında kartal oyununda halay başının eline kamış alması ve oyuncuların hayal başını taklit etmeleriyle seyirlik nitelik kazanır.

Serçe Oyunu,[19] kartal oyununa benzer. Halay başı elinde kamışla ortaya geçer. Halay gurubu halay başını taklit eder. Hareketleri yanlış yapanla üzerindeki elbiselerden birini çıkarırlar.

Yaş Oyunu,[20] müzik eşliğinde oynanır. Oyuncu elindeki gözlük ve bastonla oyun alanına girer, bebeklik, çocukluk, gençlik ve yaşlılık dönemleri dramatize edilir.

Bacadan Çıkma Oyunu,[21] köye gelen misafiri oyuna getirme üzerine kurulmuştur. Eğlence amaçlı bir oyundur.

Yumurta Oyunu,[22] köye gelen misafiri oyuna getirme üzerine kurulan eğlence amaçlı bir oyundur.

Sevme-İsteme Oyunu,[23] erkekler arasında oynanan eğlence amaçlı oyundur.

Nazlanma Oyunu,[24] ritüel kökenli bir oyundur ve bugün ritüel işlevini yitirmiş eğlence amaçlı bir oyun haline dönüşmüştür. Erkekler arasında oynanır.

Kuburo Oyunu,[25] düğünlerde erkekler arasında oynanan eğlence amaçlı bir oyundur.

Sevme Oyunu,[26] düğünlerde erkekler arasında oynanan eğlence amaçlı bir oyundur.

Hüsso ile Hasso ve Sin-Sin Oyunu,[27] erkekler arasında yaz ve kış gecelerinde oynana eğlence amaçlı bir oyundur.

Kız Kaçırma Oyunu,[28] ritüel kökenli bir oyun olan sin sin oyununun ritüel işlevi kalmamıştır. Eğlence amacıyla, iki erkeğin düğünlerde davul eşliğinde oynadığı oyundur.

Tilki Oyunu,[29] ritüel kökenli bir oyundur, günümüzde ritüel işlevi kalmamıştır. Eğlence amaçlı oynanan oyun Yörükler arasında yaygındır.

Derlediğimiz 17 Adana Köy Seyirlik oyunlarının üç ana grupta toplandığını görüyoruz;

1-Eğlence amaçlı oyunlar:

(Oy-1, Oy-2, Oy-3, Oy-4, Oy-7, Oy-8, Oy-9, Oy-10, Oy-14).

2-Evlenme törenlerine bağlı oyunlar:

(Oy-2, Oy-4, Oy-12, Oy-13).

3-Ritüel kalıntısı oyunlar:

(Oy-5, Oy-6, Oy-11, Oy-15, Oy-16, Oy-17).

Derlenen bu oyunlardan yola çıkarak Adana köy seyirlik oyunları hakkında kesin tasnif ve değerlendirmeler yapmak şu an için erkendir. Bu tür derleme ve araştırmalar sürdürüldüğünde bize eski kültüre ait önemli ip uçları vereceği inancını taşıyoruz. Otuz yıl öncesi yaygın bir biçimde oynanan bu oyunlar bugün nadiren oynanır. Oyunların bir çoğunu belleklerde kalmış şekillerinden derledik. Oyunlardan altısının çok eski çağlara ait ritüel kalıntıları olduğunu belirledik. Ama bugün ritüel işlevi ikinci plana itilmiş, hatta köylü, oyunun ritüel işlevini unutmuş. Bugün eğlence amaçlı oynuyor. Serçe ve kartal taklidi oyunları bizi avcılık dönemi av törenlerine kadar götürüyor. Oyunlar müzik eşliğinde oynanıyor. Oyunun sonunda toplu halk oyunları oynanıyor. Şölen, toy nitelikli olmasa da bir toplu yeme içme görülüyor. Oyunların dramik duyguları unutulmuş veya zayıflamış. Bazı oyunlar düğün törenlerinde oynanan halk oyunlarıyla bütünleşmiş dramatik öğeler ikinci plana itilip yalnızca halk oyunu olarak kalmış.

SEYİRLİK OYUNLARDAN ÖRNEKLER

OY-1 PEMBE NİNE OYUNU

Bu oyun kadınlar arasında ya da erkekler arasında oynanabilir. Oyun hoş vakit geçirmek eğlenmek amacıyla oynanır.

KİŞİLER: Anne seçilen bir kişi (Pembe Nine) ve oyun başı oyun kişileridir. Diğer kişilerin sayısı sınırlı değildir. Oyun erkekler arasında oynanırsa Pembe Nine olacak kişi kadın elbisesi giyer. Pembe Ninenin elinde bir kamış bulunur.

PEMBE NİNE OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Pembe Nine ve oyun başı seçilir.

2-Pembe Nine (anne) oyun grubunun ortasına oturur.

3-Oyun başı (grubun etrafında dönerek) �Pembe Nine, Pembe Nine, Nasıl gitsem eniştemin yanına? Pembe Nine, Pembe Nine� der.

4-Pembe Nine, (oyun başına) �Ne var nine ne istiyorsun� diye sorar.

5-Oyun başı, �Nine, bizim oğlan sizin kıza evin arkasına saklan da seni kaçırayım demiş� der.

6-Pembe Nine, �Ya, hangisini� diye sorar.

7-Oyun başı gruptan bir kız seçer.

8-Seçilen kızla oyun başı ilk seslenişte tekrar aynı konuşmayı yaparlar.

9-Bütün kızlar seçilince Pembe Nine ağlar.

10-Oyun başı olan nine, �Neyin var Pembe Nine?� der.

11-Pembe Nine �Kızlarımı kaçırdılar� der.

12-Oyun başı, �Kızlarının ayaklarını görsen tanır mısın?� diye sorar.

13-Pembe Nine kızlarını ayaklarından tanımaya çalışır.

14-Tanıyabildikleri Pembe Ninenin yanına otururlar.

15-Pembe Nine nerde olduklarını sorar.

16-Kızlar �Dayımlarda, halamlarda idik� derler.

17-Pembe Nine ne yediklerini sorar.

18-Kızlar, portakal, mandalina ve elma yediklerini söylerler.

19-Pembe Nine, �Hani bana� der.

20-Kızlar �Avucunu yala� diyerek gülüşürler.

21-Pembe Nine kamış sopasıyla kızları döver.

22-Oyuncular değiştirilerek oyun tekrarlanır.

OYUN: Pembe Nine, oyunun oynandığı sahanın ortasına oturur. Diğer kızlar etrafında yer alır. Oyun başı, oturan grubun etrafına dönerek, �Pembe Nine! Pembe Nine! Nasıl gitsem eniştemin yanına� diye bağırır. Pembe Nine, oyuncuların başı olan nineye ne istediğini sorar. Oyun başı olan nine, �Bizim oğlan sizin kıza evin arkasına saklan da seni kaçırayım demiş� der. Pembe Nine, �Ya, hangisini� diye sorar. Oyun başı, kızların birinin adını söyler.

Kızla beraber oyun başı ilk seslenişini tekrarlar. Pembe Nine yalnız kalıncaya kadar oyun tekrarlanır. Pembe Nine, kızların hepsi gidince ağlamaya başlar. Oyun başı, Pembe Nineye neden ağladığını sorunca Pembe Nine �Kızlarımı kaçırdılar� der.

Oyun başı, kızların ayaklarını görünce onları tanıyıp tanımayacağını sorar. Pembe Nine, ayaklarına bakarak kızları tanımaya çalışır. Tanıdığı kızlar Pembe Ninenin yanına otururlar. Pembe Nine onlara nereye gittiklerini sorar. Kızlar dayımlara, halamlara diyerek cevap verirler, Pembe Nine ne yediklerini sorar. Kızlar portakal, elma, mandalina diye cevap verirler. Pembe Nine �Hani bana� diye sorunca kızlar �Avucunu yala� diyerek gülüşürler. Pembe Nine kızları kamış sopayla kovalar. Oyun başı ve Pembe Nine değiştirilerek oyun devam eder.

OY-2 KINA GECESİ OYUNU

Bu oyun, genç kızlar arasında, kına gecelerinde hüzünlenen gelinin annesini güldürmek ve eğlendirmek amacıyla oynanır.

KİŞİLER: Oyun kişileri anne ve kızdır .Ayrıca seyirciler vardır. Oyuncular günlük kıyafetlerini giyerler. Oyunda kullanılması gereken (kaşık, tabak, sofra gibi) araçları hareketlerle anlatırlar.

KINA GECESİ OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Anne ve kız odanın ortasında otururlar.

2-Yemek yiyormuş gibi hareketler yaparlar.

3-Anne ve kız yemeklerini bitirirler.

4-Anne, �ah!, Ah, şu sofrayı toplasam. Mutfağa götürsem hemen şu iki üç tabağı yıkayıversem, sonra da döşeği yapıp yatsam� der.

5-Kız (bir iki kez esneyerek) �Ah!, Ahhh! Anne şu sofrayı toplasan, mutfağa götürsen, hemen şu iki üç tabağı yıkayıversen sonra da şu döşeği yaysan da yatsak.�

6-Anne ve kız bu sözleri bir kaç kez tekrarlar.

7-Seyirci kadınlardan biri müezzin taklidi yaparak ezan okur.

8-Ana kız üşendiklerinden sabaha kadar yerlerinden kalkmamışlardır. İkisi de sinirlenirler.

9-Anne kızını döverek kovalamaya başlar.

OYUN: Anne ve kız bir odanın ortasında durmuşlardır. Anne, sofrayı toplayıp mutfağa götürme isteğini, bulaşıkları yıkayıp, yatağı serip yatma isteğini dile getirir. Kızı da esneyip gerinerek, annesi gibi, aynı isteklerini dile getirir. İkisinin karşılıklı konuşmaları bir kaç kez tekrarlanır. Seyirci kadınlar ezan okurlar. Sabah olduğunu anlayan anne ve kızı birbirlerine sinirlenir. Anne kızını döverek kovalamaya başlar.

OY-3 ALAYDAN MALAYDAN OYUNU

Kadirli�nin Yalnızdut Köyü�nde oynanan bu oyun, kış gecelerinde genç kızlar tarafından oynanır.

KİŞİLER: Oyun kişilerinin sayısı sınırlı değildir. Genç kız grubu bu oyunu oynar. Oyuncular günlük kıyafetlerini giyerler. Ancak bazı genç kızlar başlarına renkli yazmalar örterler. Bazıları da yüzlerini boyarlar.

ALAYDAN MALAYDAN OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Kızlar kendi aralarında iki gruba ayrılırlar.

2-El ele tutuşarak sağa sola sallanırlar.

3-1.grup 2.gruba �Alaydan� ne istediklerini sorar.

4-Kızlar da gruptan bir güzeli istediklerini söylerler.

5-1.grup hangi güzeli istediklerini sorar.

6-2.grup istediği güzeli tarif eder.

7-1.grup kızı vermek istemez.

8-2.gruptaki kızlar cazip tekliflerle kızı kendi gruplarına alırlar.

9-Oyunda konuşmalar ritmik bir sallanmayla gerçekleşir. Oyun karşılıklı devam eder.

OYUN: 1.grup- �Alaydan, malaydan. Ne istersin? Ne istersin bizim alaydan?�

2.grup- �İçinizde bir güzel var. Onu isteriz.�

1.grup- �O güzelin adını söyleyin.�

2.grup- �Gözü sürmeli, sarı yazmalı, eli kınalı.�

1.grup- �Kızımızın gözü sürmeli, eli kınalı size vermeyiz.�

2.grup- �Kızınıza iki dönüm tarla, bir tane de altın bilezik.�

Yukarıdaki gibi cazip tekliflerle 1.gruptan kız alınır. Oyun bu şekilde karşılıklı olarak devam eder.

OY-4 KARŞILAMA OYUNU

Karşılama oyunu düğünlerde erkekler arasında, çift davul-zurna eşliğinde oynanır.

KİŞİLER: Oyun halay grubu tarafından oynanır. Oyunlarda ayrıca düğüne gelen seyircilerle birlikte halay grubundan seçilmiş ve kadın elbiseleri giydirilmiş bir kişi daha vardır.

KARŞILAMA OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Oyunda çift davul-zurna çalmaktadır.

2-Davul-zurna düğüne gelen her misafir için hoş geldiniz anlamında aynı ezgiyi çalar.

3-Düğüne gelen her misafir abdal adı verilen çalgıcılara gönlünden ne koparsa bahşiş verir.

4-Abdal bir halay grubu oluşturur.

5-Bir süre halay çekilir.

6-Gençler, halay grubundan bir kişiyi seçerek kadın kılığına sokar.

7-Oyuncu hazır olunca halay tamamlanır.

8-Kadın kılığına giren oyuncu kadınların yürüyüşünü ve makyaj yapısın taklit eder.

9-Seyirciler arasında seçtiklerine cilve yapar.

10-Yaşlı bir seyirciye cilve yapan oyuncu bu seyirci tarafından dövülür ve kovalanır. Oyuncu kaçmaya başlar.

OYUN: Düğüne gelen misafirler çift davul-zurna eşliğinde karşılanır. Düğüne gelen her misafir için davul-zurna hoş geldiniz anl***** gelen müziği çalar. Her yeni gelen misafirle birlikte ezgi tekrarlanır. Misafirler çalgıcılara bahşiş verirler. Abdal bir halay oluşturur. Bir süre halay çekildikten sonra gençler aralarında toplanırlar. İçlerinden biri kadın kılığına girerek kadınların yaptığı bazı hareketleri taklit eder. Cilve yapar. Düğünde bulunan yaşlılardan biri bu hareketler kendisine yapılınca oyuncuyu sopayla kovalar ve döver.

OY-5 KARTAL OYUNU

Kartal Oyunu Kozan�da düğünlerde oynanan bir oyundur. Kaynak kişi bu oyunun eskiden bütün düğünlerde oynandığını söylüyor. Davul-zurna eşliğinde oynanan Kartal Oyunu, düğünleri renklendirmek ve eğlenmek amacıyla oynanır.

KİŞİLER: Oyun kişileri düğün halayını oluşturan kişilerle halay başıdır. Halk, düğünlere giderken genellikle en yeni siyah şalvar ve yeleklerini giyerek gider. Bu nedenle düğün halayında yer alan kişiler de şalvar, gömlek ve yelek giyip köstekli saat takarlar. Kartal Oyunu erkekler arasında davul-zurna eşliğinde oynanırken, kadınlar arasında oyun sırasında def çalınır. Kadınların oyununda da bir halay başı vardır. Oyunda aksesuar olarak kamış sopa kullanılır. Bu sopa olabildiğince uzundur ve halay başının eline verilir.

KARTAL OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Davul-zurna eşliğinde halay çekilir.

2-Köyün çocuklarından biri halay başına uzun kamış bir sopa verilir.

3-Kamış sopayı alan halay başı sopayla bir süre daha halaya devam eder.

4-Halayın ortasına geçen halay başı ritmik hareketler yapar.

5-Halay çekenler halay başının ritmik hareketlerini taklit etmeye başlar.

6-Hareketleri taklit edemeyenleri halay başı elindeki sopayla kovalar.

7-Oyun,oyunun kurallarına uymayanların cezalandırılmasıyla devam eder.

8-Halay başı oyunu sürdürebilenlerle tekrar bir araya gelerek halaya devam eder.

OYUN: Davul-zurna eşliğinde halay çekenlerin başında bir halay başı vardır. Halay başı halay sırasında bir çocuk tarafından kendisine verilen kamış sopayla halaya devam eder. Bir süre sonra halay çekenlerden ayrılan halay başı, grubun ortasına geçer. İki adımda bir sol ayağını silkeler, oynar. Halay ekibi de halay başının oyununu taklit eder. Hareketleri yanlış yapan kişiyi halay başı elindeki kamış sopayla döverek halaydan uzaklaştırır. Halay başı yaptığı hareketleri doğru yapanlarla birlikte son kez halay çeker. Halaydan atılanlar ve diğer konuklar oyun sırasında tempo tutarlar.

OY-6 SERÇE OYUNU

Serçe Oyunu, Kadirli�nin Yalnızdut Köyü�nde, düğünlerde davul-zurna eşliğinde erkeklerin oynadığı bir oyundur. Oyun özellikle baharda yapılan her düğünde oynanır.

KİŞİLER: Oyunu halay başı yönetir. Her düğünde başka bir halay başı seçilir. Halay başının özellikle gençler arasından seçilmesine dikkat edilir. Bunun nedeni gençlerin daha çevik ve çabuk hareketler yapabiliyor olmalarıdır. Oyunda yer alan halay başı ve diğer misafirler şalvar, cepken ve kasket giyerler. Cepken yerine yelek giyildiği de olur. Halay başının elinde bir kamış sopa bulunur.

SERÇE OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Davul-zurna eşliğinde halay çekilir.

2-Halay başı elindeki kamış sopayla halay grubunun ortasına geçer.

3-Halay başı davul-zurna eşiğinde çift ayak zıplatma, topukları yere vurma, omuz oynatma vb. hareketler yapmaya başlar.

4-Halay grubu halay başının hareketlerini taklide çalışır. Hareketleri yanlış yapanlar üzerlerindeki elbiselerden birini çıkarırlar.

5-Halay başı oyunu durduruncaya kadar oyun devam eder.

6-Halaya son verildiğinde üzerinden en fazla elbisesini çıkaran halay başı tarafından kamış sopayla dövülür.

7-Oyun sonunda dayaktan kaçan cezalı oyuncu kaçarken omuzlarına küçük bir çocuğu da alıp kaçar.

OYUN: Oyun davul zurna eşliğinde halay çekilmesiyle başlar. Halay başı yönetir. Eline uzun bir kamış sopa alan halay başı müzik eşliğinde halayın ortasına geçer. İki ayağı üzerinde sıçrar, omuzlarını ve kollarını oynatarak topukları üzerinde ritmik hareketler yapmaya başlar. Halay ekibi halay başının yaptığı bu hareketleri taklit etmeye çalışır. Hareketleri yanlış yapan elbiselerinden birini çıkarır. Elbise çıkarmaya; yelek, ayakkabı ya da saat ile başlanır. Hareketlerini hızlıca sürdüren halay başı oyunu bir süre sonra durdurduktan sonra halay grubuna bakar. Halay grubu içinde en fazla soyunan kişiyi kamış sopayla dövmeye başlar. Cezalı oyuncu dayaktan kaçarken omuzuna küçük bir çocuk alır. Oyuncunun omuzuna aldığı bu çocuk daha sonra oyuncuya çıkardığı elbiseleri getirir.

OY-7 YAŞ OYUNU

Adana�nın Osmaniye ilçesinde oynanan bu oyun, bir kişinin doğumundan ölümüne kadar geçirdiği yaşam evreleri üzerine kurulmuştur. Oyunun belirli bir takvimi yoktur ve erkekler kendi aralarında oynarlar. Eğlenmek amacıyla oynanan bu oyunda, hayat gerçeği esprilerle anlatılır. Oyunculara oyun boyunca davul-zurna eşlik eder.

KİŞİLER: Oyun bir kişi tarafından oynanır. Oyuncu şalvar, gömlek ve yelek giyer. Beline sardığı kuşağa bir mendil sıkıştırır. Oyunda ayrıca baston gözlük aksesuar olarak kullanılır. Oyunun ritmini davul-zurna belirler.

YAŞ OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Oyuncu davul-zurnanın çaldığı ezgiye uygun ritmik hareketlerle topluluğa girer. Elindeki baston ve gözlüğü bir kenara yerleştirir.

2-Oyuncu yere yatar, ellerini ayaklarını karnına çekip bir bebek gibi ağlama taklidi yapar. Ara sıra ellerine bakar, ağzından tükürükler saçar, yemek yediriliyormuş gibi yapar, kuşağında sakladığı mendili boynuna, önlük gibi takar.

3-Yemek yedirilme taklidi bittikten sonra oyuncu mendilini tekrar kuşağına sıkıştırır. Emeklemeye başlar. Daha sonra da ayakta durmaya çalışır.

4-Çalmaya devam eden davul zurna eşliğinde gülle ve top oynama hareketleri yapar.

5-Oyuncu daha hızlı hareketler yapmaya başlar. Bu hareketler gençlerin yaptıkları elbiselerini düzeltmek, saç taramak, traş olmak gibi hareketlerin taklididir.

6-Oyuncu daha sonra büyümüş, para kazanmaya başlamıştır. Çapa yapma, tarla sürme hareketleri yapan oyuncu davul zurnanın ritmine uyarak hareketlerini yavaşlatır.

7-Oyuncunun ayaklarının hareketi yavaşlamıştır. Kamburunu çıkarmaya başlayan oyuncu titremeye başlar. Bu oyun sırasında oyuncu eline baston alıp, gözüne de gözlük takmıştır.

8-Oyuncu hareketlerini giderek yavaşlatıp belini iyice büker.

9-Yavaş yavaş titreyerek yere uzanır.

10-Davul zurna eşliğinde bir süre yerde yatan oyuncu artık bir ölüyü canlandırmaktadır.

OYUN: Bu oyun bir kişinin (oyuncu) davul-zurna eşliğinde insan yaşamının çocukluk, gençlik, yaşlılık vb. dönemlerini bazı hareketlerle taklit etmesinden ibaret bir oyundur.

OY-8 BACADAN ÇIKMA OYUNU

Oyun köy halkından birine misafir gelmiş bir tanıdık ya da akrabaya oynanır. Köye gelen görevlilere ve memurlara da şaka yapmak amacıyla oynandığı olur. Yalnızdut Köyü halkı bu oyunu köye gelenleri hem tanımak hem de eğlenmek için oynarlar. Oyunun belirli bir takvimi yoktur. Köy meydanında ya da köy kahvesine yakın evlerden biri civarında oynanır.

KİŞİLER: Oyunda üç oyuncu ve köylülerden oluşan seyirci grubu vardır. 1.kişi oyuncu, 2.kişi ona yardım eden, 3.kişi ise oyuncunun iddialaştığı kişidir. Bu kişi yabancı ya da misafir olabilir. 1.kişi ile 2.kişi aynı köyden oldukları için aynı türde elbiseler giymişlerdir. Oyunda bacaya dayamak için bir merdiven, baca isi ve ayna kullanılır.

BACADAN ÇIKMA OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Köye gelen misafir alınıp köy kahvesine götürülür.

2-Bacadan çıkma oyunu için biri genç diğeri yaşlı iki kişi seçilir.

3-Kahvedeki sohbet sırasında genç oyuncu kahveye en yakın evin çatısını göstererek �Ben bu bacadan geçerim� der.

4-Köy kahvesindeki kişiler oyunu bildikleri için yarısı, �geçersin� yarısı da �geçemezsin� diye bağrışırlar.

5-Genç oyuncu iddiasına devam eder. Misafire, �Ben bu bacadan geçebilir miyim, geçemez miyim?� diye sorar.

6-Misafir, �Geçemezsin, hiç oradan geçilir mi?� diye cevap verir.

7-Genç oyuncu sinirlenerek misafirle iddialaşır.

8-Genç oyuncu bacadan geçebileceğini kanıtlamaya çalışır.

9-Bacaya merdiven dayanır.

10-Misafirle kahvedekiler bacasına merdiven dayanan evin önüne gelirler.

11-Genç oyuncu merdivene tırmanmaya başlar.

12-Tam bacaya yaklaşınca �Olmaz sen bana nazar ettin mi?� diye bağırır.

13-Misafir çaresiz itiraz eder fakat kimse onu dinlemez.

14-Misafirin gözlerinin kapatılmasına karar verilir.

15-Önceden belirlenen yaşlı oyuncu elini baca isine bular. Elleriyle misafirin gözlerini kapar.

16-Genç oyuncu merdivenden inip �Tamam geçtim� der.

17-Yaşlı oyuncu elini misafirin yüzüne sürerek gözlerini açar.

18-Misafir gözü açılınca itiraz eder. �Olmaz ben görmedim. Siz söyleyin bacadan geçmedi işte� diye söylenir.

19-Genç oyuncu �İyi, ben geçmedim de sen mi geçtin?� der.

20-Misafir de �Hayır! Sen de geçmedin ben de� cevabını verir.

21-Genç oyuncu misafire �Yalan söyleme kardeş, izin almadan bizim komşunun bacasından geçtin� der. Cebindeki aynayı misafir oyuncunun eline verir. Herkes güler.

OYUN: Oyun köy kahvesinde başlar, civardaki bir evin yakınında devam eder. Köye gelen misafir ve köylüler köy kahvesinde otururlar.

Oyun başı (genç oyuncu) �Ben şu evin bacasından geçerim.�

Köylüler, �Aman nasıl geçersin? Tabii geçersin.�

Oyun başı, (misafire dönerek) �Ben evvel Allah bacadan geçerim değil mi kardeş?�

Misafir, �O küçücük bacadan geçilir mi kardeş?�

Oyun başı, �Evet, tabii geçilir.,�

Misafir, �O bacaya nasıl sığacaksın da geçeceksin?�

Oyun başı, �Ben geçeceğim, sen de nasıl geçtiğimi göreceksin.�

Misafir, �Haydi geç de biz de görelim.�

Herkes yerinden kalkar, gösterilen evin bacasına merdiven dayanır. Oyun başı, merdivene çıkmaya başlar. Tam bacaya ulaşınca, �Olmaz geçemem. Çünkü sen bana nazar ettin. Sen burada misafirsin çok ayıp ediyorsun.�

Misafir, �Geçemeyeceksin de ondan.�

Oyun başı, �Ben geçerim de senin gözünü kapatalım.�

Misafirin gözünü kapatmak için önceden elini baca isine bulamış olan yaşlı bir kişi seçilir. �Bu baba senin gözünü kapatsın� denir. Yaşlı oyuncu misafirin gözlerini kapatır. Oyun başı merdivenden inince misafirin gözleri açılır. Yaşlı oyuncu ellerini misafirin yüzüne sürer.

Oyun başı, �Görüyorsun değil mi nasıl geçtim.�

Misafir, �Sen o bacadan geçmedin.�

Oyun başı, �Bak sen bizim misafirimizsin ayıp ediyorsun. Ben geçmedim de sen mi geçtin?�

Misafir, (şaşırarak) �Sen de geçmedin ben de geçmedim.�

Oyun başı, �Kardeş yalan söylüyorsun. Sen bu bacadan geçtin hem de bizim komşudan izin almadan geçtin. Çok ayıp ettin.� Cebinden aynayı çıkarıp misafire verir. Herkes güler. Köy kahvesine sohbet etmeye gidilir.

OY-9 YUMURTA OYUNU

Kadirli�de oynanan Yumurta Oyunu erkekler arasında oynanır ve bir şaka, espri özelliği taşır. Kadirli halkı bu oyunu Kadirli�ye gelen misafirlerle de oynar. Oyunun belirli bir oynama takvimi yoktur. Erkekler bir araya geldiklerinde, istedikleri bir zaman bu oyunu oynayabilirler.

KİŞİLER: Oyun kişileri oyun başıyla, onun iddialaştığı kişidir. Oyun başı orta yaşlıdır. Şalvar, gömlek, cepken veya yelek giyer. Diğer oyuncu da şalvar ve yakasız gömlek giymiş, köstekli saat takmış bir kişidir. Oyunda bu iki kişiden başka seyirciler de vardır. Oyun sırasında aksesuar olarak balyoz (büyük bir çekiç de olabilir) ve bir yumurta kullanılır. Yumurta Oyunu�nun oynadığı belirli bir ***** yoktur. Ancak oyun daha çok kapalı yerlerde oynanır.

YUMURTA OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Oyun başı bir elinde balyoz bir elinde yumurta olduğu halde ikinci kişiye yaklaşarak (iddialaştığı oyuncu) yumurtayı kırıp kıramayacağını sorar.

2-İkinci kişi kırabileceğini söyler.

3-Oyun başı bu yumurtayı bu balyozla kıramazsın diyerek iddialaşmaya başlar.

4-İkinci kişi şaşırarak bir yumurtanın neden kırılmayacağını söyler.

5-Oyun başı �Bu yumurtayı benim yerleştireceğim yerde bu balyozla kırar mısın?� diye sorar.

6-Diğer oyuncu oyun başının sorusuna olumlu, cevap verir.

7-Oyun başı yumurtayı yüksekçe bir yere yerleştirerek balyozu ikinci oyuncuya verir.

8-Yumurtaya var gücüyle balyozla vuran oyuncunun üstüne başına yumurta akar. Herkes gülmeye başlar.

OYUN: Oyun başı, yabancı ve seyirciler arasında, köy kahvesinde oynanır.

Oyun başı yabancıya yaklaşarak, �Bu balyozla bu yumurtayı kırabilir misin?�

Yabancı, �Şu kadarcık yumurta niye kırılmasın?�

Oyun başı, �İyi düşün balyozla bu yumurtayı kıracaksın.�

Yabancı, �Anladık ya niye kırılmasın diyoruz.�

Oyun başı, �Bak ben bunu yerleştireceğim, sen kırabilecek misin?�

Yabancı, �Kırarım, kırarım.�

Oyun başı yumurtayı yüksekçe bir rafa koyarak yabancının eline balyozu verir. Yabancı elindeki balyozla yüksekte duran yumurtaya vurur. Yumurta kırılır. Yabancının üzerine akan yumurta herkesi güldürür. Seyirciler alkışlar ve oyun biter.

OY-10 SEVME İSTEME OYUNU

Sevme-İsteme Oyunu Kadirli�nin Yalnızdut Köyü�nde kış gecelerindeki eğlencelerde, köyün genç erkekleri arasında oynanır. Bu oyun köyün gençlerinin sevdikleri kızların isimlerini açıkladıkları bir oyundur.

KİŞİLER: Oyun kişileri bir grup gençtir. Bu grup içinden iki kişi seçilir. Gençler üzerlerine şalvar, gömlek ve yelek giymişlerdir. Seçilen iki kişi her oyunda değiştirilir. Onlar seyirci olur, yeni iki kişi oyuna katılır.

Oyun sırasında yere yatan genci örtmek için büyük bir çarşaf aksesuar olarak kullanılır.

SEVME-İSTEME OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Eğlenmek için bir araya toplanan gençler arasından iki kişi seçilir.

2-Gençlerden biri diğerini yere yatırarak üstünü örter.

3-Birinci genç yerde yatan ikinci gence �Baban sana filanın kızını istemeye gitti. İster misin?� diye sorar.

4-Yerde yatan genç ismi söylenen kızı istemiyorsa hiç kıpırdamaz.

5-Bu kez birinci genç başka bir kızın ismini söyleyerek isteyip istemediğini sorar.

6-Yerde yatan genç sevip istediği kızın adını duyuncaya kadar hiç kıpırdamaz.

7-Yatan genç sevip istediği kızın babasının adını duyunca yerden kıpırdamağa başlar.

8-Yerdeki genç sevişme hareketlerini bitirdikten sonra ayağa kalkarak oynamağa başlar. Bu oyun düğünü temsil eder.

OYUN: Gençler bir araya gelip, şakalaşarak aralarından iki kişi seçerler. Bu gençler odanın ortasına gelirler. Birinci genç ikinci genci yere yatırarak üzerine çarşafla örter. Sonra �Baban sana Kel Ali�nin kızına dünür gitti ister misin?� der. Yerde yatanın istediği bu kız değilse hiç yerinden kıpırdamaz. Bu soru bir kaç kez değişik kızlar için sorulur. Sıra yatan gencin istediği kıza gelince yerdeki genç kıpırdama hareketleri yapar. Sonra ayağa kalkarak oynar. Seyirci olan gençler tempo tutarlar. İkinci gencin oyunu bitince başka iki genç seçilerek oyun tekrarlanır.

OY-11 NAZLANMA OYUNU

Bu oyun kış gecelerinde evlerde toplanıldığı zaman eğlenmek ve hoş vakit geçirmek amacıyla oynanır.

KİŞİLER: Teke rolünü oynayan, sakallı hali vakti yerinde bir kişi. Tekenin eşi rolünü oynayan, kadın kılığına girmiş yöresel kıyafetler giymiş bir erkek.

NAZLANMA OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Teke kılığına giren kişi ve eşi rolündeki oyuncu odaya girerler. Odada oturanlar onları görünce susarlar.

2-Teke eşinin etrafında ritmik hareketlerle döner. Yüz göz işaretleri yapar.

3-Tekenin hareketlerini fark eden eşi başını çevirir. Onun hareketlerine görmemeye çalışır.

4-Teke eşinin dikkatini çekmek için başka hareketler yapar. Elini, kolunu hareket ettirir, bıyıklarını büker.

5-Teke kendini bir türlü beğendiremediği için çaresiz kalır. Hareketleri yavaşlar. Umudunu kaybettiğini hareketleriyle belli eder.

6-Teke cebinden ipek mendil çıkarır. Eşi bunu da beğenmez.

7-Sinirlenmeye başlayan teke cebinden kağıt paralar çıkarıp savurur. Eşi bu durumdan hoşnut olarak tekenin koluna girer. Beraber oynarlar. Kol kola girip odadan çıkarlar.

OYUN: Nazlanma oyunu teke kılığına girmiş bir erkekle eşi rolünü oynayan bir kadın tarafından oynanır. Oyunda önemli olan tekenin çeşitli hareketlerle eşinin ilgisini çekebilmesidir. Eşi ise nazlanarak, tekenin değişik çareler düşünmesini sağlar. Fakat sonuçta onunla ilgilenir.

OY-12 KUBURO OYUNU

Bu oyun Adana�nın Kadirli ilçesinde erkekler arasında, düğünlerde eğlence amacıyla oynanır. Oyunun belirli bir takvimi yoktur. Ancak daha çok hasattan sonra yapılan düğünlerde oynanır. Oyunu kadınlar da izleyebilir.

KİŞİLER: Davulcu ve zurnacı oyundaki konuşmaların başlama komutunu verirler. Şalvar ve gömlek giyerler. Başlarında kasket vardır. Oyunun diğer kişileri ise halay başı ile halay sonudur. Bunlar düğün halayını oluştururlar ve genellikle düğün sahibinin yakınıdırlar. Üzerlerine şalvar. Beyaz sıfır yaka gömlek ve siyah yelek giyerler. Köstekli saat takarlar. Başlarında kasket vardır.

KUBURO OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Düğündeki misafirler bir halay ekibi oluştururlar. Halay başı ve halay sonu ekipteki yerini alır.

2-Davul-zurna eşliğinde halay çekilir.

3-Davul-zurna ezgisini yarıda keser, oyun oynanmaya başlar.

4-Halay başı halay sonuna elini kulağına götürerek, �Ula Kuburo, Kuburo!� diye seslenir.

5-Halay sonu da elini kulağına götürüp eğilerek, �N�ola Davaro!� diye cevap verir.

6-Halay başı �Sizin it bizim iti boğmuş� diye cevap verir.

7-Halay sonu elini yine kulağına götürüp eğilerek �Ula ney için� diye sorar.

8-Halay başı �Cırna cıvık� diye cevaplar.

9-Halay sonu �Kimgilin sakalına?� diye tekrar sorar.

10-Halay başı �Şalvarını çıkarmayanın, mendilini sallamayanın, gömleğini vermeyenin� gibi cevaplar verir.

11-Şalvarını çıkarmayan, mendili olmayan, gömleğini vermeyenler dayakla cezalandırılırlar.

Oyun bu tip istekler sürdükçe devam eder. Cezalandırma sırasında davul-zurna da cezaya eşlik eder.

OYUN: Halay başı, halay sonu ve düğündeki halay ekibi davul-zurna eşliğinde halay çeker: Kuburo oyununun oynanacağı haberini almış olan davul-zurna ekibi halay müziğini keser.

Halay başı, elini kulağına götürüp, eğilerek bağırır, �Ula Kuburo!, Kuburo!�

Halay sonu, �N�ola Davaro?�

Halay başı, �Sizin it bizim iti boğmuş.�

Halay sonu, elini kulağına götürüp eğilerek, �Ula ney için?�

Halay başı, �Cırna cıvık için.�

Halay sonu, elini yine kulağına götürüp eğilerek, �Kimgilin sakalına?�

Halay başı, �Gömleğini çıkarmayanın sakalına, mendilini sallamayanın sakalına, şalvarını çıkarmayanın sakalına� vb. cevaplar verir. Gömleğini çıkarmayanlar, yanına mendil almamış olanlar davul-zurna eşliğinde halay ekibi tarafından dövülerek cezalandırılır.

OY-13 SEVME OYUNU

Osmaniye�de düğün ya da eğlence gecelerinde oynanan sevme-isteme oyunu bir grup oyunudur. Oyun davul-zurna eşliğinde daha çok kış gecelerinde bir araya gelen gençler arasında oynanır.

KİŞİLER: Oyun düğünde oynandığı zaman oyun kişiler arasında bayraktar da bulunur. Bayraktar düğün bayrağını taşıyan kişidir. Görevi diğer düğün sahiplerinin siyah şalvar, beyaz sıfır yakalı gömlek ve siyah yelek giyip, köstekli saat takar. Oyunda gençler topluluğu bulunur. Gençlerin oluşturduğu bu topluluktaki genç sayısı sınırlı değildir. Köyün delikanlılarının katılımıyla meydana gelir. Bu gruptakiler şalvar, sıfır yakalı gömlek ve yelekten oluşan yöresel kıyafetlerini giyerler.

Ayrıca oyunda bayraktar ve gençlerden başka düğün ya da eğlenceye katılan diğer kişiler de yer alır. Oyun akışı sırasında bu misafirler gençler tarafından oyuna sokulur. Eğlencelerde, düğündeki bayraktarın görevini gençler üstlenir.

SEVME OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Davul-zurna eşliğinde misafirler eğlenirler.

2-Bayraktar �Ne istiyorsunuz gençler?� diye bağırır.

3-Gençler �Sevelim-sevilelim� cevabını verirler.

4-Bayraktar �Kimi?� sorusunu sorar.

5-Gençler �Kızın kayın babasını� derler.

6-Kızın kayın babası ortaya çıkıp oynamaya başlar.

7-Kızın kayın babasının oynamasından sonra gençler �türkü gelsin, türkü gelsin� diyerek istekte bulunurlar.

8-Kızın kayın babası türkü söyler.

9-Kayın baba türkü söylerken gençler �Çok ağır, çok ağır, kalkmıyor� diyerek onu havaya kaldırırlar. �Heeyyy!� diye bağırırlar.

10-Sevip, gülerek kayın babayı yere indirirler. Oyun değişik kişilerin çağırılmasıyla sürer.

OYUN: Davul-zurna çalarken bayraktar ortaya çıkıp gençlere �Ne istersiniz gençler?� der. Oyun alanında bulunan gençlerin bir kısmı hemen bir araya toplanarak �sevelim-sevilelim� diye bağırırlar. Bayraktar �Kimi?� der. Gençler �Gelin kızın kayın babasını� cevabını verirler. Kayın baba ortaya çıkıp oynamaya başlar. Gençler hep bir ağızdan �türkü gelsin, türkü gelsin� diye bağırırlar. Kayın baba türkü söyler. Kayın babayı omuzlarına alan gençler �Ne kadar ağır, ne kadar ağır� derler. Gençler kayın babayı severler gülerek yere indirirler. Bayraktarın ikinci seslenişi ile başka gençler bir araya gelip başka bir misafiri oyuna davet ederler. Oyun bu şekilde sürüp gider.

OY-14 HÜSSO İLE HASSO OYUNU

Bu oyun Kozan�da erkekler arasında kış ve yaz gecelerinde eğlenmek amacıyla oynanır.

KİŞİLER: Oyun kişileri Hasso ve Hüsso�dur. Hasso şalvar, yelek ve sıfır yakalı gömlek giyer. Hüsso�nun kıyafeti de Hasso�nun kıyafetinin aynısıdır. Aksesuar olarak oyunda iki mendil, iki yastık ve bir kemer kullanılır.

HÜSSO İLLE HASSO OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Oyunun oynanacağı yerdeki seyirciler halka oluşturacak şekilde otururlar.

2-Oluşturulan büyük halkanın içerisine iki yastık birbirinden uzak olacak biçimde yerleştirilir.

3-Yastıklardan birinin altına kemer konur.

4-Hüsso ile Hasso olacak oyuncular halkanın içinden seçilerek kaldırılır.

5-Seçilen oyuncuların gözleri mendille kapatılır.

6-Hasso olacak oyuncu kemer saklanmış olan yastığa başını koyacak şekilde oturtulur.

7-Hüsso da diğer yastığa başını eğecek şekilde oturtulur. Ancak yastık ilk yerinden başka bir yere kaldırılır.

8-Oyun Hasso�nun Hüsso�nun yerini öğrenebilmek için bağırmasıyla başlar.

9-Hüsso kendisine seslenen Hasso�ya ne istediğini sorar.

10-Sorma ve cevap verme bir iki kez tekrarlanır.

11-Hasso ve Hüsso�nun bulunduğu yönü bulunca yastığın altındaki kemeri alarak, gözleri kapalı olarak o yöne doğru gidip Hüsso�yu dövmeye başlar.

12-Hasso, Hüsso�ya �Sinersen sin sinmezsen ensenin dibine Hüsso� diyerek yaklaşır. Bu arada gözündeki mendili çözmüştür.

13-Verilen komut ile Hasso�nun gözünün açıldığını anlayan Hüsso halkanın içinde dayak yememek için kaçmaya başlar.

14-Hüsso�nun çaresizliği bütün seyircileri eğlendirir.

OYUN: Oyuna katılanlar büyük bir halka oluşturacak şekilde otururlar. Halkanın içine birbirine uzak iki yastık konur. Hasso�nun oturtulacağı yastığın altına bir kemer saklanır. Halkanın içinde Hasso ve Hüsso olacak kişiler seçilir. Önce Hasso�nun gözü bağlanır. Diz üstü oturtularak, alnı yastığa dayanacak biçimde yerleştirilir. Hüsso�nun gözü bağlanır. Onun yastığı ilk yerinden kaldırılarak başka bir yöne konur. Hasso, Hüsso ile aynı şekilde oturtulur.

Hasso, �Hüsso, Hüsso!�

Hüsso, �Ne diyorsun Hasso?�

Hasso, �İyi misin diyorum.�

Hüsso, �İyiyim ya, iyiyim.�

Hasso ile Hüsso bu konuşmayı bir daha tekrarlarlar. Hasso yerinden sessizce kalkar. Eline yastığın altındaki kemeri alır. Hüsso�nun olduğu yeri tahmin ederek yürür. Hüsso�ya yaklaştığını hissedince gözlerini açar. �Sinersen sin sinmezsen ensenin dibine Hüsso� diyerek Hüsso�yu kemerle dövmeye başlar. Hüsso dayak yememek için halkanın içinde oraya buraya koşuşturarak kaçar. Eğer Hasso Hüsso�nun yerini yanlış tahmin ederse Hasso Hüsso�yu Hüsso da Hasso�yu oynamak üzere oyun tekrarlanır.

OY-15 SİN SİN OYUNU

Bu oyun özellikler düğünlerde davul eşliğinde oynanır.

KİŞİLER: Oyunda en az iki kişinin olması gerekir.

OYUN: Açık bir alana büyük bir ateş yakılır. Oyunculardan biri ateşin bir tarafına, diğeri öbür tarafına yerleşir. Davul bu oyuna özgü bir ezgi çalar. Oyuncular davul eşliğinde oynamaya başlarlar. Müzik hızlandıkça oyuncuların hareketleri de hızlanır. Oyuncular önce başka bir yere doğru hareket ederken sonra bulundukları yerden başka bir yere doğru hareket ederler. Ateşin etrafında hareket ederek dönen oyunculardan ilk belirlenen diğerini yakalamaya çalışır. Kaçan oyuncu hareket etmeden önceki yerine yakalanmadan gelmeyi başarabilirse oyunu kazanmış olur. Kaybeden oyuncuya daha sonra ceza verilir ya da kazanan oyuncuya herhangi bir hediye verilir. Oyun böylece devam eder.

Oyunun özelliği ateş etrafında ve davul eşliğinde oynanıyor olmasıdır. Oyuncular oyunu günlük kıyafetleriyle oynarlar.

OY-16 KIZ KAÇIRMA OYUNU

Bu oyun Kozan�ın Bucak Köyü�nde oynanır.

KİŞİLER: Köy Muhtarı, bir köy ağası ve ailesi (Ağanın ailesi üç kızı karısı ve yakınlarından oluşur), bir Yörük ailesi (Bu ailede anne baba ve damat adayı vardır). Oyunun diğer kişileri ise yakın komşulardır.

Oyunda genellikle yöresel kıyafetler ve eşyalar aksesuar olarak kullanılır. Bu aksesuarlar şalvar, uzun işlemeli elbiseler, baş örtüleri, kilim, kirmen, çuval, torba, şinik, keçe vb.dir.

OYUN: Yukarı yaylaklardan birinden göç eden bir yörük (Aşiret, Aydınlı) ailesi aşağı köylerden birine yerleşmek ister. Bunun için de köy muhtarından kendilerine bir yer gösterilmesini ister. Muhtar önce itiraz eder. Bu arada aşiret reisinin oğluna köy ağasının büyük kızı istenir. Ailesi kızı vermez. İkinci kez ortanca kız istenir. O da verilmez. Bu arada küçük kızla aşiret reisinin oğlu birbirlerini severler. Birlikte kaçarlar. İki aile bu durumdan dolayı birbirlerine düşman olurlar.

Aşiret reisi tarafından kızın ailesine çeşitli hediyeler gönderilir. Bu hediyeler un, canlı hayvan (keçi veya koyun), atı ve duvarları süslemeye yarayan süs eşyaları, yünden yapılmış döşemelikler vb. olabilir. Komşuların ve muhtarın araya girmesiyle yörüklere bir yer verilir. Gönderilen hediyeler kızın ailesinde kabul edilir. Aradaki düşmanlık sona erer. Çiftler köye dönerler.

Bu oyunun özelliği yörüklerce oynanıyor olmasıdır. Ayrıca oyunda kız istemede ve diğer konuşmalarda bazen karşılıklı maniler söylenir, atışmalar yapılır. Türkü söylendiği de olur.

OY-17 TİLKİ OYUNU

Bu oyun Adana�nın köyleri arasındaki kız isteme geleneğiyle ilgili bir oyundur. Ayrıca Tilki Oyunu kızın tatlısı yenilmeden önce girişilen bir iddia oyunudur.

KİŞİLER: Oyun kişileri damadın köylüleri ve köylüler arasından seçilen orta yaşlı bir ebedir.

Tilki Oyunu�nda ebe iddiasını kaybedince giydirilmek üzere tilki postundan yararlanılır. Tilki postu giydirilen ebe cezalandırılırken davul-zurna çalınır.

TİLKİ OYUNU�NUN METİN YAPISI VE KURULUŞU

1-Oyun kız evinin, damadın köyüne olumlu cevap vermesiyle başlar, kızın ve damadın köyleri komşu köylerdir.

2-Damadın köyünden bir kişi ebe seçilir. Ebenin görevi damattan ve diğer köylülerden önce gelini görmeyi başarmaktır. Bunu geline fark ettirmeden yapmak şarttır. Ebe gelini ne zaman, nerede, hangi elbiseyle gördüğünü söylemek zorundadır.

3-Ebe görevini yapmaya çalışır. Fakat ona engel olmak isteyenler de vardır. Engel olmak isteyenlerin sayısı önemli değildir. Herkes kızı ebeden önce görmeye çalışabilir. Ama özellikle ebeden önce kızı görebilmesi için kız evine yakın olan biri de ayrıca görevlendirilir. Bu kişi genellikle damattır.

4-Kızı ebeden önce gören damat gelini gördüğünü kahvede söyler.

5-Ebe itiraz etse de sonunda cezasını kabul eder.

6-Ebeye tilki postu giydirilerek, ebe ağaca bağlanır. Üzerine çöp, çevredeki pislikler, çamur vb. atılarak cezalandırılır.

7-Tilki pisliğe bulandıktan sonra damadın da katıldığı bir halay grubu davul-zurna eşliğinde oynar.

OYUN: Oyun iki köy arasında düğün olacağı kesinleşince oynanır. Damadın köyünden seçilen bir ebe gelini damattan veya köylüler tarafından seçilmiş başka bir ebeden önce görmeye çalışır. Görevini yerine getiremeyince, tilki postu giydirilerek ağaca bağlanır. Üzerine çöp ve pislik atılarak cezalandırılır. Tilki cezasını çekerken damadın da bulunduğu bir grup köylü, davul zurna eşliğinde halay çeker.


  #9  
Alt 15-11-2010, 21:35
 
Standart Cevap: Avşar Obası- Seyirlik oyunları

Fethiye Seyirlik Oyunları Hakkında Genel Bilgi

Fethiye yöresinin özellikle dağ köylerinde düğünlerde ve bayramlarda seyirlik oyunlar oynanmaktadır.Bunlardan bazıları Arap Oyunu,Tilki Oyunu,Deve Oyunudur.Seyirlik oyunlarda bayanların erkeklerin yanında oynaması ayıp sayıldığından erkekler kadın kılığına girerek oyunlarını oynarlardı.

Arap Oyunu: Meydana bir düğün ateşi yakılır.Kadın giysisi giyen erkek oyuncu iki efe tarafından kaçırılır.Aynı efeler kaçırıp sakladıkları kadını bulması için arap rolündeki oyuncuyu zorlamaya başlarlar.Arap kadını Dedenin sakladığını söyler.Dede de kadını tanımadığını söyler ama az sonra kadını davul zurna eşliğinde oynatarak meydana getirir.Herkes birlikte oynamaya başlar.

Tilki Oyunu: Meydanda yakılan düğün ateşinin önünde kadın kılığın giren erkek oyuncu ve efesi oynamaya başlarlar.Bu arada izleyenlerin arasından bir horoz sesi gelir.Kalabalığın arkasından üstüne çul atılarak tilkiye benzetilmiş birisi tilki sesi çıkararak ulumaya başlar.Tilkinin üstündeki çula ve kuyruğuna gaz yağı dökülmüştür.Oyun hareketlendikçe horozun sesi kuvvetlenir. Bu arada tilkinin kuyruğu ateşlenir ve tilki yanmaya başlar.Yanmakta olduğunu farkedemeyen tilki horozu yemek için seyircilerin arasında kovalamaya başlar.Ve oyun böylece biter.

Deve Oyunu : İki kişi merdiven,eğri bir ağaç,kilim,kaşık,yastık ve çan kullanılarak deveye benzeyecek şekilde giydirilir.devenin kulakları yerine kaşık,gözü yerine at gözlüğü bağlanır,Boynuna büyükçe Güldürek diye adlandırılan bir çan asılır.Başının yan taraflarına da üçerli veya dörderli ziller bağlanır.devenin sırt kısmına bir kilim örtülür.Kuyruk yerinede örülmüş bir ip veya bir bez parçası iliştirilir.

Deveci,devenin ipini tutarak yarenliğin sonuna doğru Höst diye bağırarak meydana girer.Davullar hızlanır,oyun havaları çalmaya başlar.Bütün gözler artık devenin üzerindedir.Deve ve deveci gelin ile birlikte oynamaya başlar.Bu arada bir çocuk deveye vurur ve deve huysuzlanmaya başlar.Öterek seyircilerin üstüne doğru yürümeye başlar.Devenin bu davranışı yarenliğin sonunun geldiği anlamını taşır.gençler ayağa kalkarak deveyi kızdırmaya devam ederler.deve kızdıkça hırçınlaşır,önüne çıkanı devirmeye,ayaklarına basmaya ve ısırmaya başlar ki devenin hiddetine uğramak istemeyen herkes yavaş yavaş ortalıktan çekilir


  #10  
Alt 15-11-2010, 21:36
 
Standart Cevap: Avşar Obası- Seyirlik oyunları

Erzurum Seyirlik Oyunları Hakkında Genel Bir Bilgi


A. Oyunların Oynanma Zamanı ve Yeri

Erzurum köy oyunlarının sergilendiği belirli günler vardır. Kış yarısı oyunları yılbaşında ortaya konulur. Yakın zamanlara kadar 13 Ocak'ta oynanırdı. Son yıllarda ise bu tür oyunlar 31 Aralık'ta icra edilmektedir.

Yazın gündüzlerin uzun, gecelerin kısa oluşu, ayrıca köylünün bu aylarda çiftçilik faaliyetleri ile yoğun bir biçimde uğraşması, oyun sergileme imkanını ortadan kaldırır. Gündüzleri herkes işindedir. Akşam yorgun olarak eve dönen insanlar dinlenerek bir sonraki güne hazırlanırlar. Tarımsal faaliyetlerin bittiği güz aylarından başlayarak bahara kadar köylünün ahırındaki hayvanların bakımından başka uğraşacağı önemli bir işi olmaz. Uzun kış gecelerinde insanlar bir araya gelerek sohbet eder, eğlenir, vakit geçirilir. Düğünler de özellikle bu aylara gelerek tesadüf ettirirler. İstisnai durumlarda yazın yapılan düğünlerde ve buna bağlı olarak seyirlik oyunlara da rastlamak mümkündür. Ayrıca bazı milli bayramların kutlama programlarında (özellikle kurtuluş bayramlarında) da seyirlik oyunlara yer verilir.

Oyunlar, düğününde sergileniyorsa gündüz veya akşam farkı gözetilmeksizin uygun bir zamanda ortaya konulur. Düğün dışında bir eğlence düzenleniyorsa bu, çoğu kez akşam vaktinde, yatsıdan sonra olur.

Oyun için seçilen yer, büyük bir oda veya köy meydanındadır. Kış yarısı oyunları dışarıda oynadığı için köyün sokaklarındaki herhangi bir yer, evlerin önündeki boşluklar, oyun alanı konumundadır. Kapalı *****larda icra edildiğinde oyun için ayrılan yer neresi olursa olsun, oyun süresince sadece bu iş için tahsis edilmiştir. Buraya giriş-çıkışlar, davranışlar, her şey belli bir kural dahilinde gerçekleşir.



B. Oyunların Hazırlanış ve Sunuluşu

1. Yönetici

Her köyde seyirlik oyunları iyi bilen yetenekli bir veya birkaç kişi vardır. Yönetici konumundaki kişi, hangi oyunun sergileneceğini bilir, yeteneklerine göre oyuncuları belirler, rolleri dağıtır. Uzun bir hazırlığı gerektiren oyunların ön çalışmaları seyircilerin bulunmadığı bir yerde yapılır. Yönetici, oyuncuların kostümlerin hazırlanmasına katkıda bulunur, sahne arkası diyebileceğimiz bir *****da oyunun mutlaka uyulması gereken kurallarını hatırlatır. Oyun, belli bir söz esprisine dayanıyorsa onları tekrarlar, önemli bulduğu hareketleri prova yaptırır.

Çoğu kez yönetici, oyunda önemli bir rolü üstlenir. Oyun sırasında da yöneticiliğini sürdürür. Gerektiği yerde diğer oyuncuları belli bir pozisyona getirir, hatta oyunculardan biri oyunun akışını hatırlayamadığı veya bazı sözleri unuttuğu zaman yönetici bir çeşit suflör görevi yaparak, alçak sesle oyuncuya hareketini veya sözlerini hatırlatır.

Yönetici, genellikle orta yaşlarda, herkes tarafından sevilen sempatik bir kişiliğe sahiptir. Özellikle gençlerle iyi bir diyalog kurar, onları yönlendirir. Şakacı, taklit kabiliyeti yüksek, kalabalıklara hitap edebilen, rahat konuşabilen yönetici, hareketli ve neşeli bir insandır. Bazı köylüler, oyun çıkarmayı yaygın hale getirmiş bu tür oyunculardan bahsederken, "onun duruşu gülünçtür" biçiminde tasvir ederler. Hatta bu insanlar çoğu kez fiziki görünüm açısından da kaşlarının kalın, burnunun veya kulaklarının büyük oluşu gibi fizyonomik özellikleriyle ilk bakışta dikkat çekerler. Farklı taraflarına rağmen yönetici, bu işi meslek haline getirmiş değildir. Köydeki diğer komşuları gibi tarım veya hayvancılıkla uğraşır, yöneticilik maddi kazanç sağlayan bir iş değildir. Köylerde oyunları hazırlayan kişilere özel bir ad verilmez.



2. Oyuncu

Oyunlarda rol alacak oyuncular da bu işi meslek haline getirmiş insanlar değillerdir. Diğer köylüler gibi, günlük hayatlarını sürdürürler. Gerektiği zaman oyuna çağrılırlar. Hatta çoğu kez ikinci derecedeki roller için seyircilerden herhangi biri ortaya alınır. Oyunu önceden bildiği için açıklamaya gerek kalmaksızın rolünü oynar.

Özel yetenek isteyen bazı oyunların belli oyuncuları vardır. Dehlenk, Tandıra ****** Paçayı, Turna Barı, Sarı Zeybek gibi oyunlar, özel bir beceriyi gerektirir ve bu oyunları en iyi çıkaran oyuncular herkes tarafından bilinir.

Oyunlar genellikle gençler tarafından hazırlanır. Yaşlılar, gençliğinde oynamış olsa bile bulundukları yaşta oyun yapmaktan kaçınırlar. Ama, oyunu bilen bir başkası yoksa yoğun ısrarlar karşısında rol almayı kabul edebilirler.

Karşılıklı konuşmalarda oyuncular belli bir klişeye uymak zorunda değillerdir. Oyunun muhtevasını değiştirmeden ortamın gerektirdiği esprileri yaparlar. O anda gerekli gördükleri bazı sözleri ekleyebilirler. Oyunun akışını bilmediği için birtakım aksamalara neden olabilecek kişilere rol verilmez.

Bazen oyunda rolü bulunan oyuncu gerçekte olmadığı halde varmış gibi kabul edilir. Pehlivan oyununda güreşçi, karşısındaki hayali kişi ile konuşur, onunla güreşir. Bazen de herhangi bir eşya, oyuncu yerine konulur. Sarhoş oyununda delikanlı, eline geçirdiği bir minderi borçlu kişi kabul ederek onunla kavga eder, yere yatırır, yumruklar.



3. Seyirci

Kış yarısı oyunları dışarıda oynandığı için zamanını ayırabilen herkes bu oyunları izleyebilir. Ancak, kapalı yerlerde sergilenen oyunlarda cinsiyet ve yaş faktörleri dikkate alınır. Erkeklerin çıkardıkları oyunların seyircisi genç ve orta yaşlı erkeklerdir. Bazen küçük çocuklar ve yaşlılar da izleyici olarak bulunurlar. Kadın oyuncuların seyircileri de kadınlar ve küçük çocuklardır.

Erzurum köy seyirlik oyunlarında seyirci, oyun ve oyuncuyla iç içe yaşar. Sadece seyretmekle kalmaz, zaman zaman oyunda geçici bir rol alır, sonra seyretmeye devam eder. Tortum-Cihanlı köyünde oynanan Deve oyununda, önünde durulan evin sahibi dışarı çıkar. O da oyunu bilmektedir. Kadıya hitaben "Kadı efendi, şu kızların oynasın da bir görelim" diyerek oyuna katılır. Oyunun ilerleyen bölümlerinde ev sahibi deveye biner. Deve bir süre oynadıktan sonra iner. Aynı hareketleri bir başka evin önünde o evin sahibi yapar. Böylece değişik kişiler oyuna girer, çıkar.

Bazı oyunlarda seyirci istemese de oyuna sokulur. Nazır oyununda ayakkabıya gireceğini söyleyen oyuncu "bana nazar veren var" diyerek seyircilerden herhangi birini ortaya çıkarır. Seyirci, ne için çağrıldığını ve ne yapacağını bilmez. Elleri isli olan diğer oyuncu, ortaya çıkan seyircinin arkasına geçerek gözlerini kapatır ve isli ellerini onun yüzüne sürer. Oyun biter. Doktor oyununda hasta, Berber oyununda müşteri, Dam Üstü Örtmek oyununda ağaç olacak kişi çoğu kez seyirciler arasından rastgele seçilir.

Açık havada oynanan oyunlarda kadın-erkek, yaşlı-genç herkes oyunu sokakta izler. Kadınların bir kısmı evlerin penceresinde, bacada, eşik üzerinde, münasip gördüğü herhangi bir yerde oturur. İçeride oynanan oyunlarda ise, oyuncular ortada olur, seyirciler onların çevresini kuşatır. Derlemelerimiz sırasında bazı oyunlar ilkokulun bir dershanesinde sergilendi. Bu durumda seyirciler ders salonunun sıralarında otururken oyuncular yazı tahtasının önündeki boşlukta oyunlarını icra ettiler. Böylece, çağdaş tiyatroda olduğu gibi bir çeşit seyirci koltukları ve sahne birbirinden ayrılmış olur.

Bazı oyunlarda seyircilerin katılımı zorunludur. Oyun, seyircilerden müstakil olarak sergilenmez. Kişi oyununda satıcı, elindeki iğnelerle içeriye girer. Bunları seyircilerden birkaçına satar ve ücretlerini daha sonra alacağını söyleyerek çıkar. Böylece, oyuncu ve seyirci yüz yüze gelmiş olurlar. Biraz sonra satıcı tekrar gelir ve sattığı iğnelerin ücretini ister, vermeyenleri cezalandırır. Seyirciyi oyuna sokan bu oyunlar daha çok düğünlerde yapılır ve oğlan evinden gelen dünürcüler muhatap kabul edilir. Böylesi durumlarda dünürcülerden bahşiş alınması amaçlanır. Kadınların kına gecesinde oynadıkları Kız Kaçırma oyunu da aynı esasa dayanır. Oyuncu, oğlan evinden gelen herhangi bir kadını kaçırır, bahşişini aldıktan sonra bırakır.

Seyirlik oyunlarda oyuncu olmak kadar, seyirci olmak da birtakım güçlükleri beraberinde getirir. Seyirci, oyunun herhangi bir yerinde ortaya çağrılır. Kendisine, bilmediği bir şaka yapılır. Dehlenk oyununda ağzında su bulunan oyuncunun suyu kimin üzerine püskürteceği bilinmez. Bu nedenle seyirciler uyanık bulunması gerekir.



C. Dekor ve Aksesuarlar

Erzurum köy seyirlik oyunlarında dekor bir ihtiyaç olarak kendini hissettirmez. Dışarıda oynanan oyunlarda bütün sokak bir dekordur. İçeride sergilenen oyunlarda ise kapı, pencere gibi unsurlar dekoru oluşturur. Çoğu kez dekor varmış gibi telakki edilir. Gürzali oyununda nişanlı genç ile onu kaynanasının evine götüren baba, mevcut olduğu farzedilen, ama gerçekte olmayan kapının önünde dururlar. Bu oyunun benzeri olan ve Süleyman Kazmaz tarafından asker ocağında derlenen oyunda İsmail, dükkana gider. Dükkan seyircilerin bulunduğu yer, dükkancı da önünde durdukları seyircidir. Erlerin yatakhanesinde sergilenen bu oyunda ranzalardan biri, İsmail'in nişanlısının evi olarak kabul edilir. İsmail, ranzalardan birinin kenarına dokunarak kapıya vurma hareketleri yapar.

Osman Gider Oduna Çarığı Bağlar Buduna oyununda Osman, oyunun oynandığı odanın kapısını çalar. Osman'ın hanımı gider, kalçasıyla kapıya vurarak cilling der ve kapıyı açar.

Köy seyirlik oyunlarında dekora fazla yer verilmeyişine karşılık aksesuar oldukça önemlidir. Oyunlarda üç çeşit aksesuar kullanılır:

1. Gerçek aksesuar: Süpürge oyununda çamaşır ve süpürge, Göç oyununda ekip biçme hareketleri sırasında ot ve kara saban, Kalaycı oyununda kap-kacak, Çeşmeye Vardım Ana oyununda testi ve leğen, Nalbant oyununda çekiç, kelpeten, yunacak gibi nalbant gereçleri birer gerçek aksesuar olarak karşımıza çıkar.


2. Temsili aksesuar: Herhangi bir eşya veya alet yerine mümkün olduğu kadar ona benzeyen bir şey kullanılır. Berber oyununda ustura yerine kasatüra, Keleş oyununda ineği kesmek için bıçak yerine odun parçası ve terazi yerine değnek, Kişi oyununda iğne yerine kibrit çöpü temsili olarak kullanılan aksesuara örnek teşkil eder.


3. Canlı aksesuar: Bazı oyunlarda eşya yerine insan kullanılır. Turşu Satma oyununda satıcının sırtına bağlanan kişi, turşu küpünü; Tarla Bölme oyununda elleri dizlerinin altından bağlanarak yuvarlak hale getirilen insan, sınır taşını; Dam Üstü Örtmek oyununda seyircilerden herhangi biri, ağacı; Değirmen oyununda ortada bulunan teştin etrafında sıralanarak hareket edenler, değirmen taşını; Tuz oyununda eşeğin sırtına yüklenen kişi, tuz dolu torbayı; Nalbant oyununda öküzün ayaklarını yukarıya dikmeye yarayan kişi, tezgahı; Kalaycı oyununda kollarının arasına çubuk geçirilmiş olan ve çömelmiş vaziyette oturan kişi, körüğü; Kadı oyununda elleri ve ayakları üzerinde eğilen kişi, sandalyeyi temsil eder.

Canlı aksesuar, komik bir durumun gerçekleşmesi için kullanılır ve aksesuar görevi yapan kişi, çeşitli eziyetlerle zor durumda bırakılarak gülünç hale getirilir. Sınır taşının sağa sola atılması, turşu küpünün üzerine su dökülmesi körük olan kişinin ağzına çamur sıvanması gibi.

Bunlardan başka bazı oyunlarda, olmayan nesnelerle oynama söz konusudur. Aksesuarlar olarak kullanılan şey görülmez, ama varmış gibi kabul edilir. Öküz kesme ve Keleş oyunlarında satıcı eliyle karşısındakine et verme hareketleri yapar, ancak, ortada et olmadığı gibi, onu simgeleyen herhangi bir nesne de yoktur. Oyuncuların kendi aralarında olduğu gibi oyuncularla seyirciler arasında da hayali bir bağ kurulur ve böylece muhayyel varlık elden ele dolaştırılır. Tezek Toplama oyununda kızlar yerden tezek toplama hareketleri yaparlar. Topladıkları hayali tezekleri eteklerine biriktirirler.



D. Makyaj ve Kostüm

Seyirlik oyunlarda köylü, makyaj için kolayca ulaşabildiği yakın çevresinden temin edebildiği doğal maddeleri kullanır. Deve oyunda arap rolünü oynayan kişi, yüzüne siyah ayakkabı boyası sürer, koyun yününden sakal ve bıyık yapar. Yüzü siyaha boyamak için tencere isi, kurum, odun kömürü gibi maddeler de kullanılır. Hayvan rolleri için başlık geçirilerek kulak yapılır. Keşgem oyununda ahiretten gelen kişiyi canlandıran Keşgem'in gözleri, ağız ve burun delikleri açık kalacak şekilde yüzüne hamur yapıştırılır. Bazen un sürülmesi de mümkündür. Erkek oyuncular daima bıyıklı olurlar. Bıyıksız olanlar koyun yününden bıyık yaparlar. Sakallı bir kişilik canlandırıldığında da yünden sakal yapılır yahut yüzün sakallı olması gereken kısımlar boyanır. Erkek kılığına giren kadınlar da yünden bıyık yaparlar veya bıyık yerini siyaha boyarlar.

Oyunlarda kullanılacak kostümler de yakın çevreden, evden temin edilir. Şükrü Elçin oyuncuların giyecekleri elbiseyi ve kullanacakları eşyayı temin edecek adama orta ve doğu Anadolu'nun bazı yerlerinde çoriş adının verildiğini belirtir. Ancak, Erzurum köylerinde böyle bir isme rastlayamadık. Köy oyunlarında kostüm kullanılmakla birlikte oyuncunun, canlandırdığı kişiye bütünüyle benzemesi gerekmez. Örneğin kadın kılığına giren erkek bir entari giyinir, başına yazma alır, yaşmak yapar, ama ayakkabılarını değiştirmez. Hatta pantolonunu da çıkarmaz. Pantolonunun paçalarını çorabın içine yerleştirir. Önemli olan, köylü kadın kıyafetini mümkün olduğu kadar seyirciye hissettirebilmektir. Bayan elbisesinin temininde güçlük çekilirse oyuncunun başına bir bez parçası veya mendil örtmesi yeterlidir. Bunun örneğine Altınbulak köyünde Sarı Zeybek oyununda tanık olduk. Yaşlı bir kişi olan Derviş Tülü, başına bir mendil örtmek suretiyle kadın rolünü oynadı.

Bütün oyunlarda rol gereği canlandırılan tipin en çarpıcı giyim özellikleri yansıtılmaya çalışılır. Keşgem oyununda ahiretten gelen kişi beyaz elbiseler giyinir; Natır oyununda sakat babanın elinde baston bulunur; Göç oyununda anne ihramlı ve yaşmaklıdır; İmam oyununda imam, başına bir kavuk, sırtına kalın bir palto, eline uzun bir değnek alır; Doktor oyununda doktoru bir beyaz önlük giyinerek rolünü yerine getirir. Pehlivan oyununda ise pehlivana az-çok benzemek için oyuncu, elbiselerinin belden yukarısını çıkarır.



E. Dans ve Müzik

Erzurum köy seyirlik oyunlarında çok gelişmiş biçimiyle olmasa da dram, müzik ve dans iç içe geçmiştir. Dans, çoğunlukla müzik eşliğinde sergilenir. Bazı oyunlarda seyircilerin de katılımıyla bu, toplu dansa dönüşür. Danslar, oyunlardaki mahiyet ve fonksiyonlarıyla değişiklik arz ettikleri için bunları gruplar halinde incelememiz yararlı olacaktır.


1. Oyunun muhtevasında yer alan danslar: Dans, oyunun içeriğinde mevcuttur ve olayların akışı içinde ortaya konulur. Er Bulunur Bar Bulunmaz oyununda kocasının yokluğunu fırsat bilen kadın, düğün evine gider, oradaki bar'a yani raksa iştirak eder. Kocası eve geldiğinde hanımını bulamayınca düğün yerine gider, o da dansa katılır. Burada oyuncuların amacı seyircilere dans gösterisi sunmak değildir. Oyunun akışı, onu gerektirir.

Aynı durum Osman Gider Oduna Çarığı Bağlar Buduna oyununda da söz konusudur. Yine kocasının bulunmadığı bir anda evin hanımı komşuları toplayarak dans eder. Buradaki dans, oyunun bir parçası niteliğindedir. Gelin Bayıldı ve Deve oyunlarındaki danslar da bu türdendir.


2. Dans biçiminde sunulan oyunlar: Deli Kız, Tandıra ****** Paçayı ve Çeşmeye Vardım Ana oyunlarında dans, taklitlerle, olay örgüsü ile bütünleşmiştir. Daha doğrusu, oyun figürlerinde belli durumların veya kişilerin taklidini görüyoruz. Dans ögesini çıkardığımız zaman oyunun bütünlüğü ve fonksiyonu bozulmuş olur. Cüce, Çocuk Düşürme, Dehlenk gibi tek kişilik oyunlarda da ilk dikkati çeken unsur danstır. Ama dans ederken taklit yapılır, müzik eşlik eder. İki kişi tarafından oynanan Sarı Zeybek oyunda kız kaçırma, Turna barında ise turna taklidine yer verilir.


3. Dans ögelerinin kullanıldığı taklitler: bazı oyunlarda kişiler veya durumlar taklit edilirken dans gösterileri sunulur. Cihanlı köyündeki Berber oyununda berberi ve traş olayını taklit eden oyuncu aynı zamanda müziğin ritmine uygun hareketlerle dans ögelerini ortaya koyar. Yastıktepe'de sergilenen Değirmen oyununda da bir daire oluşturan oyuncular değirmen taşını taklit ederken aynı zamanda müziğin ritmine uymaya çalışırlar.


4. Oyunun hemen ardından sergilenen münferit veya toplu danslar: bu gruptaki danslar, oyunun muhtevasıyla ilgili olmaksızın bir çeşit bitiş gösterisi niteliğindedir. Kambur, Tezek Toplama, Boncuk oyunlarının sonunda konuya bağlı olmayan bir dans sergilenir.

Erzurum köy seyirlik oyunlarında müzik ihtiyacını karşılamak üzere çeşitli aletler ve yöntemler kullanılır. Eğlence yerlerinde ilk akla gelen çalgılar davul ve zurnadır. İkisi birlikte çalınır. Davul-zurnanın bulunmadığı yerlerde klarnet, tef, darbuka, bağlama ve ney çalınır. Özellikle kadınlar arasında sergilenen oyunlarda tef çalınması yaygınlık kazanmıştır. Bunlardan hiçbiri bulunmazsa köylü kendi imkanlarını kullanarak herhangi bir gaz yağı tenekesini alır, eliyle darbuka gibi çalar. Bazı yerlerde büyük güğümün ağzına yakın kısmı koltuk altına sıkıştırılır, alt tarafı darbuka gibi çalınır. Hatta bu alet ve eşyalardan hiç birinin bulunmaması halinde köylü yine müzik unsurundan vazgeçmez ve oyuna uygun bir ezgi ile "dara nira ninay nini nina nay, dara nay , niri nay, niri niri nam" gibi mırıldanmalarla ahenk oluşturmaya çalışır.



Başkumandan - Çavuş - Askerler.

Başkumandan, elinde dosyası olduğu halde, askerlerle birlikte odaya girer. Askerlerin elinde kemden yapılmış bir tura vardır. Hep bir ağızdan:

- Sağ yana bastır gada, sol yana bastır gada.

diyerek dolaşırlar. Sonra başkumandan, askerlere istirahat verir. Dosyadan isim okuyarak yoklama yapmaya başlar.

- Abo oğli Mugo, Hullikli Bekir. Çarşamba sıfat. Hoppala Bozo, Hacı Gukgo, Hacı Fısfiş!

Bu isimleri saydıktan sonra yoklama biter. Başkumandan, askerlerine kalk emri verir, talim başlar. Talim bitince hücum emri vererek harbe sokar. Askerler, odada bulunanlara ellerindeki turalarla vurmaya başlarlar. Sonra odadan çıkarlar.


AĞCA FERİKLER OYUNU

Erzurum halk danslarından biri olan Ağca Ferikler, kadınlar tarafından oynanır. Oyuna eşlik eden türkünün sözlerine uygun taklitler yapılır. Türkü, topluca söylenir "koca karılar tarlaya nasıl giderler?", "delikanlılar tarlayı nasıl biçerler?" gibi mısralar söylendikten sonra eller bırakılır. Oyuncular münferit olarak istenen hareketin taklidini yaparlar. Oyunun türküsü şöyledir:

Ağca ferikler, ince ferikler
Toplanın gızlar toplanın
Dizilin gızlar dizilin

Ağca ferikler, ince ferikler
Foca garılar tarlaya nasıl giderler?
Ha bele bele, ga bele, bele giderler.

Ağca ferikler, ince ferikler
Toplanın gızlar toplanın
Dizilin gızlar dizilin
Ağca ferikler, ince ferikler
Goca garılar tarladan nasıl dönerler?
Ha bele bele, ha bele bele dönerler.

Ağca ferikler, ince ferikler
Toplanın gızlar toplanın
Dizilin gızlar dizilin

Ağca ferikler, ince ferikler
Deligannılar tarlayı nasıl biçerler?
Ha bele bele, ha bele bele biçerler.

Ağca ferikler, ince ferikler
Toplanın gızlar toplanın
Dizilin gızlar dizilin

Ağca ferikler, ince ferikler
Goca garılar hamuru nasıl yoğurur?
Ha bele bele, ha bele bele yoğurur.

Ağca ferikler, ince ferikler
Toplanın gızlar toplanın
Dizilin gızlar dizilin

Ağca ferikler, ince ferikler
Goca garılar ekmeği nasıl açarlar?
Ha bele bele, ha bele bele açarlar.

Ağca ferikler, ince ferikler
Toplanın gızlar toplanın
Dizilin gızlar dizilin


ALACA - KARACA OYUNU

Oyuncular:

Mal sahibi: Başı sarıklı, palto giyinmiş bir adam. Kaşkolunu boynuna dolamış bir kısmını göğsünden, bir kısmını omuzundan sarkıtmıştır. Elinde bir sopa vardır.

Alaca - Karaca: Vücutları keçi derisi ile örtülü iki kişi. Bezden kulak yapılmıştır. Kuyrukları vardır. Kol ve bacakları da sarılıdır. Boyunlarında "hış" denilen demirler vardır.

Muhtar: Günlük kıyafetiyle bir köy muhtarı tipi.
Alıcılar: Günlük kıyafetleriyle köylü tipleri.


MAL SAHİBİ (Odaya girer) - Selamünaleyküm, bu köyün muhtarı kim?
MUHTAR - Aleykümselam ağa, hoş geldin. (tokalaşırlar).
MAL SAHİBİ - Hoşbulduh muhdar. Ben yolcuyum. Köyümü mal götürirem. Tosunnardan ayahlarını dabah dutmuş, getmiş, kesip satabilir miyuh, köyüzde.

MUHTAR - Satarıh ağa. (Köylülere döner). Hasan Çavuş, Veli Ağa, Muhhis Efendi, ucuz alacağız. Hisselerden bir gısmıni isdiyennere satah.

Köylüler, muhtarın dediğini yaparak mal sahibinden et satın alırlar. Mal sahibi "Sağolun, Allah razı olsun" diyerek dışarıya çıkar, biraz sonra gelir. Muhtar, ağayı karşılar. Muhtara "Ben gidecam, etlerin parasını verin" der. Muhtarla birlikte et satın alanların yanına giderek para isterler. Onlar da "paramız yok sonra verelim" derler. Mal sahibi sinirlenir ve "Alaca!... Garaca!..." diye bağırır. Köpekler hırıltılarla elleri ve ayakları üzerinde yürüyerek gelirler. Mal sahibi, "Hasan parami vermir" deyince Hasan'a saldırırlar. Tırmalayarak ona para vermeye zorlarlar. Vermezse dışarıya atarlar. Aynı işlem, et satın alan diğer kişilere de uygulanır.. sonunda mal sahibi Alaca ve Karaca adlı köpeklerini boyunlarındaki "hış"larından tutarak dışarıya çıkarır.


AŞIK OYUNU

Oyuncular:

Aşık oynayan çocuklar (iki kişi) - Baba.

Aşık oynayan çocuk rolündeki iki kişi ortaya gelir. Yüzleri isli, elbiseleri kirlidir. Haşarı sokak çocuğu kılığındadırlar. Aralarında konuşmaya başlarlar:

I. ÇOCUK - Oğul, bennen aşşıh oynir misan?
II. ÇOCUK - He, oyniram.
I. ÇOCUK - Ama, gapip gaçıranın anassi,
II. ÇOCUK - He, anassi, gapip gaçıranın anassi,

Oyun oynamaya böylece karar verdikten sonra birbirlerine "Önce sen düş!" derler. Sonra biri düşer, yani elindeki aşığı yere atar. Oyun başlayacakken diğer oyuncu yerdeki aşığı alıp kaçırır. Aşığın sahibi olan diğer oyuncu ağlar, misafirlerinden birinin yanına gelir.

I. ÇOCUK - (yanına gittiği adama) Baba, aşşığımı ano oğlan gaçırdi, al. (ağlar, adamın kollarına yapışır ortaya çeker).

BABA - (İkinci çocuğa bağırarak) Oğlumun aşşığıni ver!

II. ÇOCUK - Eşşek gibi zırla, verim.

Adam, eşek gibi anırır, aşığı kaçıran çocuk bu anırmayı beğenirse aşığı verir, beğenmezse yeniden anırmasını ister. Yahut başka bir ceza verir. Beğenirse aşığı iade eder.

Oyun birkaç kez tekrarlanır. Her defasında baba olarak ortaya alınan misafirlere çeşitli hayvan taklitleri yaptırmak suretiyle ceza verilir.


AYI OYUNU

Oyuncular:

Bostancı - Köpek - Ayı - Eşek - Yardımcılar (iki kişi)

Oyun genellikle düğünlerde oynanır. Bostancı, dünürcülerin şapkalarını alıp bunları kavun, karpuz, mısır, salatalık vb. bostan ürünleri kabul ederek yere dizer. Köpeğine bostancı teslim eder ve iyi korunmasını ister. Kendisi bir köşede yatar, uyur. Bostancı uykudayken ayı gelir, bostandaki sebzeleri yer. Köpek, havlayarak bostancıyı uyandırır. Fakat zamanında uyandırmadığı için sahibi tarafından dövülür. Bostancı, köpeği ile birlikte ikinci kez ayıyı beklemeye koyulur. Bu kez ayı gelince köpek hemen havlamaya başlar. Bostancı uyanır, köpeğin ve diğer yardımcıların katkılarıyla ayıyı yakalar. Yakalanan ayı dövülerek öldürülür, sonra eşeğin sırtına konularak köy meydanına götürülüp derisi yüzülür. Deri, açık artırmayla satışa sunulur. En çok parayı veren düğün sahibi deriyi satın alır. Oyuncular, düğün, sahibinden aldıkları parayı daha sonra aralarında paylaşırlar.


BEBEK OYUNU

Oyunu hazırlayan oyuncu, iki elini ikişer kaşık bağlar. Kaşıklar kol olacak şekilde iki ayrı eline elbise giydirilerek iki bebek elde edilir. Biri erkek, diğeri kadın kıyafetindedir. Bebekler hazırlandıktan sonra oyuncu yere sırt üstü yatar. Üzerine bir örtü kapatılır. Çalgı eşliğinde bebekleri oynatır.


BERBER OYUNU

Oyuncular:

Berber: Değişik aksesuarları kullanarak komik hale gelmiş bir kişi
Müşteriler: Seyirciler arasından seçilmiş iki kişi.
Çıraklar: Müşterilerin yanında bekleyen iki kişi.
Aynalar: Sandalyede oturan müşterinin karşısında ayakta bekleyen iki kişi.

Oyunun sergileneceği yerde iki ayrı müşteri vardır. Müşteriler sandalyeye otururlar. Her müşterinin karşısında bir kişi ayna göreviyle ayakta durur. Berber, boynunda kayışı, belinde ustura yerine kullanacağı kasaturası olduğu halde ortaya gelir. Davul - zurna eşliğinde oynamaya başlar. Birinci müşterinin yanındaki çırak "Berber!" Tıraş gecikti" diye bağırır. Berber, müziğin ritmine uygun hareketlerle yavaş yavaş müşterinin yanına gider. Kayışı müşterinin boynuna dolayarak usturayı bileme hareketleri yapar. Sonra, usturayı (kasaturayı) müşterinin yüzüne sürer. Ayna görevi yapan kişinin başına vurarak belini eğer, müşteriye gösterir. Davul - zurna çalınmaya devam etmektedir. Bu kez, ikinci müşterinin yanındaki çırak "Berber! Tıraş gecikti" diye bağırınca berber yine müziğin ritmine uyarak ağır hareketlerle diğer müşterinin yanına gider. Aynı hareketleri orada da tekrarlar. Birinci müşterinin yanındaki çırak tekrar bağırınca onun yanına gider. Böylece iki müşteri arasında birkaç kez gidip geldikten sonda ortada bir süre oynar ve çıkar.


BOLBADİK OYUNU

Yağmurların yağmadığı Mayıs - Haziran aylarında on üç - on beş yaşlarındaki çocuklar bir araya gelerek bir süpürge elbise giydirip gelin gibi süslerler. Bu yapma bebeği uzun bir çubuğa bağlarlar. Çubuğu iki çocuk tutarak önde giderler. Diğer çocuklar da arkadan takip ederler. Böylece bütün evler dolaşılır. Her evin önüne geldiklerinde şunları söylerler:

Bolbadigim bol ister
Gaşıh gaşıh yağ ister
Verenin bir güzel oğli olsun
Vermeyenin topal mopal bir gızi olsun
Tarlasını sel bassın

Önünde durulan evin hanımı çıkar yağmur gelinine ve çocuklara su serper. Çocuklara evden yağ, bulgur, yumurta gibi yiyecekler verir. Çocuklar hep bir ağızdan bağırırlar:

Tarlada çamur
Tehnede hamur
Ver Allah'ım ver
Bir suli yağmur

Evleri sırayla dolaşan çocuklar bir araya gelerek topladıkları yiyecekleri pişirip yerler, eğlenirler.


(İspir - Aşağıözbağ Köyü)


BONCUK OYUNU

Sosyete bir aile, bir köy ağasına misafir olur. Sosyete ailenin beraberinde bulunan fedainin adı Boncuk'tur. Sofra hazırlanır. Sofraya yoğurt gelir. Boncuk, yoğurdu parmaklarıyla yemeğe başlar. Misafir kadın "Boncuk! Cıcık cıcık ye!" diye uyarır. Boncuk, yoğurdu kadının yüzüne sürer. Kadın Boncuğa tekrar kızar. O sırada çalgı çalınır, hep birlikte kalkıp oynarlar.

(Pasinler - Kavuşturan köyü)


BOSTAN OYUNU

BOSTAN

Oyuncular:

Bostancı - Bekçiler (Üç kişi, üçüncü kişi dilsizdir) - Hırsız


BOSTANCI - (İçeriye girer. Sağa - sola bakınarak bağırır). Selamünaleyküm

Bu köyün muhtarı kim?

MUHTAR - Hoş geldin, ne olacah? Muhtan benem.
BOSTANCI - Uzah yoldan gelirem, çoh fakirem, bir sürü nüfusum var, hep acından ölirler.
MUHTAR - Ne olacah ya peki?
BOSTANCI - Bene burda bir yer verin de bostan ekim.
MUHTAR - Verim. Anbura hep sene olsun.
BOSTANCI - Burayi bene mi verdin?
MUHTAR - He... Beyen.
BOSTANCI - (Eliyle işaret ederek!) Arburdan anburaya bene.
MUHTAR - Ora fazla gelir sene.
BOSTANCI - Hoş köyli sene bi şey demez gardaş.
MUHTAR - Der, der. O tarafa çıhma.
BOSTANCI - Der mi?
MUHTAR - Der. O taraf köyün yaylasi ora. Ona gızarlar, boşluhtan, meradan al.
BOSTANCI - (İniltili bir biçimde konuşur). Eleyise ben gelim bostan ekim de... Bir sürü nüfusum var. Her aç galacahlar. Satah da Allah rızası için bu yıl bele geçineh. Hele bahah gelecek seneye ne olur? (Muhtara döner, iniltili bir biçimde konuşmaya devam eder). Gardaş, muhtar...

MUHTAR - Efendim.
BOSTANCI - Bene bi tene de bekçi ver.
MUHTAR - Bekçi?
BOSTANCI - He... Bostanı beklesin, ben sakatım.
MUHTAR - (Seyircilerden birini ortaya alarak). Al ahan sene bekçi
BOSTANCI - Bekçi bu mi?
MUHTAR - He, bekçi bu.
BOSTANCI - Bu namussuz olmaz. bu çoh saçli sakgalli. Ben buni beyenmirem. Getsin bu, sen sakgat adamam, bu benli döger. (Bekçi olarak ortaya çıkan kişiye vurur). Bene bele parlah, nice bıyıhlı yahışıhlı bir bekçi lazım.
MUHTAR - (Başka birini ortaya çıkararak). Nasıl bu?
BOSTANCI - (Ortaya gelen ikinci bekçiyle tokalaşır). Sen hoş geldin gardaş.
II.BEKÇİ - Hoşbulduh gardaş, nasılsın?
BOSTANCI - Vallah işte görirsen bir ayağım sakat. Çoh uzahtan gelirem. Bu köyün muhtarı da bene bir yer verdi. Bostan ektim. Bostanımı berkler misin?
II.BEKÇİ - Beklerim.
BOSTANCI - Hah olarah ne istirsen? Ben fakirem, benden az iste.
II.BEKÇİ - Yarısını ver.
BOSTANCI - Olmaz, çoh istirsen. (Muhtara döner). Muhtar, bu çoğ istir.
SEYİRCİLERDEN BİRİ - Çariği boğuzuna.
BOSTANCI - (Bekçiye) Çarıği boğuzan, sırımım ağzan, gabul mi?
MUHTAR - Olsun.
II.BEKÇİ - Olsun.
BOSTANCI - Oldi, ben yatacağım, sen benim bostanı bekle, oldi mi gardaş?
II BEKÇİ - Tamam oldi.

Bostancı yatar, uykuda horlama sesleri çıkarır. Bekçi, ücreti az bulduğu için işini ciddiye almaz. Bostana hırsız girer. Bostancı uyandığında karpuz ve salatalıkların çalındığını görür. Bekçiyi döverek kovar. Mahsulün yarısını vermek kaydıyla başka bir bekçiyle anlaşır. Bu sonuncu bekçi dilsizdir. Bostancı tekrar uykuya dalar. Bekçi dilsiz olduğu için bostana giren hırsıza bir şey söyleyemez. El - kol hareketleriyle ve garip seslerle bostancıyı uyandırır. Bostancı uyandığında mahsulün tümünün çalındığını görür. Bu bekçiyi de döverek kovar.

(Köprüköy - Güzelhisar köyü)


CÜCE OYUNU

Bir genç kızın başına kalbur konularak elleri başının üstünde birleştirilir. Entarisi yukarıya toplanarak ellerini ve başını kapatacak biçimde bağlanır. Göğüs altından itibaren karın + kısmı açık bırakılarak bel seviyesinde bir etek giydirilir. Kalçalarına uzun bir değnek bağlanır. İki yanda iki kol görevi yapan bu değneğe gömlek giydirilir. Göbeği burun olacak şekilde kızın karnına bir insan yüzü çizilir. Kız, bu kıyafetiyle ortaya gelir. Diğer kadınlar teneke çalarak türkü söylerler. Genç kız, hareketli türkünün ritmine uyarak oynamaya başlar. Böylece güler, eğlenirler.

(Ilıca, Kumluyazı köyü)


ÇEŞMEYE VARDIM ANA OYUNU

Oyuncular:
Anne: Yaşlı kadın görünümünde bir kişi.
Kız: Günlük kıyafetiyle bir genç kız.
Mahmut: Delikanlı Kılığına girmiş bir genç kız.

Kız testiyi eline, içinde çamaşır bulunan kalburu da omzuna alarak çeşmeye gider. Çeşme başında Mahmut'la karşılaşırlar. Kaçamaklı sohbet ederler. O anda anne, kızına seslenince kız eve gelir. Aralarında şu manzum konuşma geçer:

KIZ:
Çeşmeye vardım ana
Suyi doldurdum ana
Kor olacah çeşmede
Mendilim galdi ana

ANNE:
Çeşmeye vardın gızım
Suyi doldurdun gızım
Kor olacah çeşmede
Kimleri gördün gızım?

KIZ:
Çeşmeye vardım ana
Suyi doldurdum ana
Kor olacah çeşmede
Mahmud'i gördüm ana

ANNE:
Datlidür dilin gızım
Uzundur boyun gızım
Şimdi gardaşın gelsin
Gırdırim belin gızım

KIZ:
Datlidür dilim ana
Uzun boyum ana
Yüz bin gardaşım gelse
Gırılmaz belim ana

ANNE:
Altına bah altına
Bah şu gızın heltine
Ele hersim çıhir ki
Alim yumruh altına

KIZ:
Gınayı getür ana
Barmağın batur ana
Ben garari vermişem
Muhdari getür ana

Konuşma aralarında teneke çalınır, çalgı eşliğinde dans yapılar. Sonunda toplu dans ile oyun biter.

(Tortum - Dikmen köyü)


ÇOBAN VARDIM ANA OYUNU


Oyuncular:

Çoban - Muhtar - Bekçi - Mal Sahipleri

Çoban, seyircilerin bulunduğu odaya gelir. Muhtarı bularak köyün hayvanlarını otlatmak istediğini söyler. Muhtar kabul eder. Çoban, odada bulunanlardan birinin yanına gider "Senin neyin var?" diye sorar. Mal sahibi "İneğim var, öküzüm var, goyunum var" gibi cevaplar verir. Çoban, birkaç kişiyle bu şekilde görüşür. Herkesten teslim aldığı hayvanları götürür. Önünde bir hayvan sürüsü varmış gibi odanın ortasında dolaşır, sürüyü otlatır. Akşam olunca mal sahiplerinde birinin yanına gelir.

ÇOBAN - Sen bene ne gatmışdın?
MAL SAHİBİ - İnek gatmışdım.
ÇOBAN - O ineği ne yapacahdın?
MAL SAHİBİ - Sağip südüni yiyecahdım.


(Aşkale - Tazegül köyü)

ÇOCUK DÜŞÜRME OYUNU

Oyun, tek kişi tarafından çalgı eşliğinde oynanır. Kadın, hamiledir. Hamile görünümü kazanmak için karnına bez doldurmuştur. Ortaya gelir. Müzik ve hareketli herhangi bir türkü eşliğinde oynamaya başlar. Karnındaki bezler düşüncele kadar oynar.

(Aşkale - Topalçavuş köyü)


ÇOCUK OKUTMA OYUNU


ÇOCUK OKUTMA

Oyuncular:

Hoca - Muhtar - Öğrenciler (üç kişi)

HOCA - (kapıdan içeriye girerken) Selamünaleyküm, bu köyün muhtarı kim?
MUHTAR - Aleykümselam, muhtar benem.
HOCA - Ben Tiflis'ten gelirem. Çocuğuz varsa ohudacam.
MUHTAR - Kaç guruşa ohudacahsan?
HOCA - Beş guruşa.
MUHTAR - Nasıl ohudacahsan?
HOCA - Çop gıssa sürecah. Derslerini bildiler mi hemen icazetlerini verecam.
MUHTAR - Peki.

Muhtar, odada oturanlardan üç kişiyi ortaya çıkarır. Hocayla birlikte diz çökerek otururlar. Hoca, öğrencilerin oturuş biçimlerini düzenler, her birinin adını sorar.

HOCA - (birinci öğrenciye) Senin dersin: "Yar dibinde yatmışsan".
I.ÖĞRENCİ - (Hocanın söylediğini tekrarlar) Yar dibinde yatmışsan.
HOCA - (İkinci öğrenciye) Senin Dersin: "Gara ağacın guri doruği".
II.ÖĞRENCİ / Gara ağacın guri doruği.
HOCA - (Üçüncü öğrenciye) Senin Dersin: "Gara tayuğa gah demişsen".
III.ÖĞRENCİ - Gara tayuğa gah demişsen.
HOCA - (birinci öğrenciye döner, elindeki sopasıyla öğrencinin göğsüne dürterek ve omzuna vurarak). Senin dersin neyidi? Ey dinne:

Yar dibinde yatmışsan
Gurbağadan ürkmüşsen
Gurbağa senin emelin
Buni sene gömerim.

(Bu cümleleri öğrenci aynen tekrar eder. Hoca, ikinci öğrenciye döner). Senin dersin neyidi? Ey dinne:

Gara ağacın guri doruği
Burda vursam memlekette alırsın soluği

(İkinci öğrenci de bu cümleleri aynen tekrar eder. Hoca, üçüncü öğrenciye döner). Senin dersin neyidi? Ey dinne:

Gara tayuğa gah demişsen
Hocan senden bir kitap istemiş, yoh demişsen.

Hoca üçüncü turda yeniden birinci, ikinci ve üçüncü öğrenciye ayrı ayrı derslerini sorar. Öğrenciler aynen tekrar ederler.

HOCA - Aferin, ey bildiz, çalgın gidin bir yerde hoca alın.

Bu arada, verilen dersleri bilmeyen öğrenciyi sopalar.

(Pasinler - Yastıktepe köyü)


DAM ÜSTÜ ÖRTMEK OYUNU


Oyuncular:

İş arayan adamlar: İki kişi. Biri topaldır.
Muhtar
Eşek: Elleri ve ayakları üstünde yürüyen eşek rolünü canlandıran kişi.
İş arayan adamlar eşekle birlikte odaya girerler. Muhtarı sorarlar. Odadakilerden biri, muhtar olarak gösterilir. Adamlar, muhtardan iş isterler. Aralarında şu konuşma geçer:

MUHTAR - Ne iş görürsünüz?
ADAMLAR - Her işi görürük.
MUHTAR - Çobannıh yapar mısız?
ADAMLAR - Ondan başka her iş görürük.
MUHTAR - (Ayağı topal olan adama) Senin ayağın topal. Bir iş göremezsen.
TOPAL ADAM - (Ayağının arasında bulunan çubuğu odada bulunanlara vurarak ayağını savurur. Muhtara) ben mi topal? Ben çoh ey dam üsti örterem.
MUHTAR - (Odada bulunanları gösterek) Anbura hep çamlıh. İstediyin gadar kes, işin gör.

Topal adam, odadakilerden kimi gözü tutarsa onu kaldırır. Ayağına soktuğu sopayı balta olarak kullanır. Ayağa kaldırdığı kişinin ayaklarına vurur. Adam yere düşer. Yerde kollarına vurarak ağaç budama hareketleri yapar. Birkaç kişiyi böylece budadıktan sonra eşeğe yükleyerek taşır. Odanın bir kenarına topladıktan sonra dışarıya çıkar.

(Ilıca - Söğütlü köyü)


DAVAR OTARMA OYUNU


Çoban olacak kişi, topal taklidi yaparak aksak hareketlerle odaya girer. Muhtarı sorar. Odadakilerden birini muhtar olarak gösterirler. Çoban, muhtardan iş ister. Muhtar "bize davar çobani olur musan?" diye sorar. Çoban "oluram" şeklinde cevap verir. Çoban, odada bulunanlardan birkaç kişiyi koyun olarak ortaya çıkarır ve onları otlatmaya götürür. Odanın içinde biraz dolaştıktan sonra uykusu gelir, yatar uyur. Uyandığında koyunları yanında bulamaz. Çoban uyurken koyun rolündeki kişiler yerlerine oturmuşlardır. Çoban, koşarak muhtarın yanına gider. "Davarlar gaybolmuş muhdar!" diye bağırır. Muhtar dışarıya çıkar. Ellerinde su bulunan iki kişiyi odanın kapısına koyar. İçeriye girer. "Soso, filanın itini yollayın, davara gurt girdi" şeklinde bağırır. İsmi söylenen kişinin oğlu odada bulunmaktadır. Onun kolundan tutup dışarıya atarlar. Kapıdan çıkarken ellerinde su ile bekleyenler suyu bunun üstüne dökerler. Böylece odada bulunanların bir kaçı ıslatılır.

(Ilıca - Söğütlü köyü)


DEĞİRMEN OYUNU

İki kardeş miras bölerken anlaşamazlar. Komşular araya girerek anlaşmalarını sağlarlar. Herkes tarlasını eker, biçer. Kardeşlerden biri değirmene bir çuval saman götürür. Değirmenciye "şu buğdayı al ve öğüt" der, sonra oradan bir çuval un alıp çıkar. Değirmenci çuvalı açtığında içindekinin buğday değil, saman olduğunu görür, aldatıldığını anlar.

Bu işi yapan kardeş, diğer kardeşin yanına gider "ben böyle yaptım, senin nüfusun çoh, bu yıl fazla buğday elde edemedim, sende aynı şeyi yap" der. Maksadı kardeşini değirmenciye dövdürmektir.

Diğer kardeş de bir çuval saman götürür. Un alırken değirmenci onu yakalar ve döver. Cezalandırmak için değirmen taşının üzerine atar.

Değirmen taşı olarak ortada büyük bir teşt vardır ve içine un serpilmiştir. Değirmentaşının dönüşünü simgelemek üzere teştin çevresinde birbirinin omuzundan tutan birkaç kişi belli bir makamla türkü söyleyerek oyun oynamaya ve teştin etrafında dönmeye başlarla. Dönerken türkünün ritmine göre arada bir teştin içindeki kişiye tekme atarlar.

(Pasinler - Yastıktepe köyü)


DEHLENK OYUNU

Oyun, çalgı eşliğinde tek kişi tarafından oynanır. Bazen iki kişinin birlikte oynadığı da görülür. Başındaki şapkasını yan tarafa çevirir. Ceketini ters giyinir. Sırtına kambur yapar. Pantolonunun paçalarından bir çorabın içine konulmuştur, diğeri açıktadır. Buna benzer akla gelebilecek her türlü gülünç kılığa girebilir. Ağzına su doldurur. Müziğin ritmine uygun hareketlerle oyununu icra ederken çeşitli mimiklerle yüzünü gülünç hale getirir. Ellerini ve kollarını arkaya, yan tarafa çevirerek çolak taklidi yapar. Ayaklarını eğerek bacaklarını birbirine geçirir. Aksak yürüyüşlerle, hoplama ve sıçramalarla eğilip kalkar. Çevresinden bir veya birkaç kişi müziğin ritmine uygun bir şekilde "amanım dehlenk, imanım su" sözleriyle tempo tutarlar. Oyuncu, ağzındaki suyu, kendisini gülerek izleyen seyircilerin üstüne püskürtür, seyirciler arasında kaçışmalar olur. Oyunun süresi seyircilerin ilgisini oranında uzatılır.

(Merkez - Ortadüzü köyü)

DELİ KIZ OYUNU

Çoğu kez kadınlar arasında oynan oyun, bazen erkekler tarafından da sergilenir. Biri orta yaşlı kadın, diğeri evde kalmış kız rolündeki iki oyuncu karşılıklı oynarlar. Davul - zurna eşliğinde oyun oynarken müziğin ritmine uygun bir tarzda karşılıklı konuşmalar yapılır. Konuşmaların gerektirdiği biçimde taklitlere yer verilir. Her dizesi iki kez tekrarlanan türkünün sözleri şöyledir:

KADIN - Delikız sinin geliyor
KIZ - Sinime neler geliyor
KADIN - Koluna altın geliyor
KIZ - Haniye niye gelmedi
KADIN - Geldide geri döndüler
KIZ - Ne kusurumu gördüler
KADIN - Koluna çolak dediler

KIZ - Kurbanız olam komşular
KIZ - Haniye bunun çolağı

KADIN - Delikız sinin geliyor
KIZ - Sinime neler geliyor
KADIN - Ayağın hal hal geliyor
KIZ - Haniye niye gelmedi
KADIN - Geldide geri döndüler
KIZ - Ne kusurumu gördüler
KADIN - Ayağın topla dediler

KIZ - Kurbanız olam komşular
KIZ - Haniye bunun topalı

KADIN - Delikız sinin geliyor
KIZ - Sinime neler geliyor
KADIN - Beline kemer geliyor
KIZ - Haniye niye gelmedi
KADIN - Geldide geri döndüler
KIZ - Ne kusurumu gördüler
KADIN - Beline kambur dediler

KIZ - Kurbanız olam komşular
KIZ - Haniye bunun kamburu
(Merkez - Ortadüzü köyü)


DEVE OYUNU

Oyun, iki çalgıcı refakatinde davul - zurna veya davul - klarnetle düğünlerde, eğlence yerlerinde oynanan çifte telli, kosarma, daslıços, dehlenk vs. gibi havalarla oynanır. Çalgıcıların başlaması ile hem deve hem de iki deveci birden oynarlar.

Deve, kendisini oynatanlardan birine kafası ile vurur, ısırır, tekme atar. Dövülen deveci elindeki çubuğu ile deveyi dövmeye başlar.

I.DEVECİ - Kime karşı gelirsen köpeyoğlu? Özün menim dayağımı heç bilemez misen? Yahşı suratın Allah kahreyleye... Deve değildi sanki gatır...

Deveci deveyi dövüp bu sözleri söyledikten sonra davul - zurna bir uzun hava çalmaya başlar. Deve dayağı yedikten sonra çalgıcının melodisine uyarak titremeye başlar. Titrer, titrer ve kendisini yere atar. Yerde ölüyormuş gibi hareketler yapar, ağzını açar yumar ve ölür.

II.DEVECİ - (Devesinin öldüğünü görüp heyecanlanarak arkadaşına)

Eyyyvaaah!. Ocağımı su koyverdin, meni mahv eyledin... Vay dılgır oğlu dılgır sen deveyi Hakka tapşırdın... (arkadaşına vurur).

I.DEVECİ - (Ağlayarak). Ne vurursun gardaşım! Köpeyoğlunun devesi seksen sekiz dişi ile kalçamı kıtladı. Kellesini böğrüme vurdu, otuz altı kaburga kemiğim çatladı. Çatladı çat çat...

II.DEVECİ - Ay umarım Allah'tan özün hammısı birden çatlasın.
I.DEVECİ - Senin deven çatlasın, deven patlasın. Her türlü aleti edavatı yetmiş sekiz bin parçayı bölünüp semavata fırlasın.
II.DEVECİ - (Devesinin başında ağlayarak dolanır, yüzünü okşar, arkasına geçer, sargısını ve kalın etlerini okşarken). Ah menim balam menim eğem, menim atam, dedem, babam, menim yeke devem, hele bir cannan... Goran bir dua tapşıram, cannan... (Deveden ses gelmediğini görünce) Sen İran'dan Turan'a yüz kırk batman yük götürürdün. On beş bin beş yüz arşın yolu üç saatte gatederdin, imdi nemeler oldu sana?
I.DEVECİ - Eğe ne ağlıp durursun, bu deve dekinden, nazından zıbardı...
II.DEVECİ - Eğe ne dekdi, ne nazdı. (Kalbini dinler) Özünü hakka vermiş, kalbi bile çarpınır.
I.DEVECİ - Onun kalbi kıçındadır, gerisini dinle, motor gibi atır.
II.DEVECİ - (Kıçını dinler ses geldiğini anlar, sevinir bir halde) Caaan caaan can! Vuy o puf puf diyen dilleren gurban, o ne güzel kalp çarpır, kalp değil sanki demirci körüğüdür.
I.DEVECİ - Eğe men onun ilacını bilürem.
II.DEVECİ - O ilac nemele ilaçtı?
I.DEVECİ - Mayastroooo (çalgıcılara dönerek) Ay mayastrocular bizim deveye eyi bir hava çalasız, belki tirile...
II.DEVECİ - (Çalgıcılara yalvararak) Size kurban olim, can veresiz bu hayvana, nerdeyse aklım kalkır.

Zurnacı, devenin arkasına gelip uzun bir hava çalmaya başlar, deve çalgıcının melodisine uyarak titremeye başlar, deveciler sevinir ve deve ayağa kalkar. Deve ne deveciler tekrar oynar oyun biter.

DEVECİLER - Eğe, bizim pulları verin, gideceğik.

(Erzurum - Merkez)


DOKTOR OYUNU

Doktor, masanın başındaki sandalyeye oturur. Dünürcülere hitaben hastaları muayene edeceğini söyler, önce kendi ekibindeki arkadaşlarından birini muayene eder. "Başka hasta var mı?" diye sorar. Birkaç kişinin ismi verilir. O kişiler doktorun yanına gider. Doktor, hastayı muayene ettikten sonra "sende kalp hastalığı var" der. İlaç yazar, sonra eczacıya gönderir. Eczacı ilacı verir. Hasta "borcumuz ne?" diye sorduğunda eczacı örneğin "yüz bin lira vereceksin" der. Hasta çıkarır ücreti verir. Aynı işlem birkaç misafire yapılır. Kimine romatizma, kimine ülser gibi teşhisler koyarak reçete yazıp ücretini alırlar.

(Aşkale - Koşapınar köyü)

ENİŞTE OYUNU

Oyuncular:

Nişanlı Genç: Günlük kıyafetiyle dilsiz rolünü oynar.
İkinci Genç: Arkadaşı gibi dilsizdir.
Nişanlı Kız: Genç kız kılığına girmiş bir erkek.
İkinci Kız: Nişanlı kızın kardeşi. Genç kız kılığına girmiş bir erkek.
Muhtar: Günlük kıyafetiyle bir erkek.
Diğer Köylüler

Nişanlı genci, arkadaşı nişanlı görmeye götürür. Köyün delikanlıları, nişanlı gencin elbiselerini çıkarırlar. Dilsiz olan nişanlı genç, konuşamadığı için "eee...ııı...ooo..." gibi sesler çıkararak bağırır. Yine dilsiz olan arkadaşı da buna benzer seslerle gürültü yapar. Köylüler, nişanlı gencin sadece külotunu üzerinde bırakmak kaydıyla soyarlar. İki genç, gider, muhtara şikayet ederler. Muhtar gelir, önce nişanlı kızla konuşur. Nişanlısından ne istediğini sorar. O da çıkarılmış elbiselerin adlarını (ceket, gömlek, çorap vs.) söyler. Muhtar, delikanlılardan çıkarılmış elbiseleri kıza verir, sonra çıplak vaziyetteki dilsiz delikanlıyı kızın yanına gönderir. Nişanlı kız "benim nişanlım ne güzel" diyerek sevme bahanesiyle tokat atar, döver. Diğer kardeşi de "eniştem ne güzel" diyerek yüzüne, sırtına tokat atar. Delikanlının dilsiz taklidi sesleriyle oyun biter.

(Merkez - Altınbulak köyü)


ER BULUNUR BAR BULUNMAZ OYUNU

Kocası tarafından düğüne gitmesi yasaklanan kadın, kocasının bulunmadığı bir anda düğüne gider. "Kocamın nereden haberi olacak, beş dakikalığına gider gelirim" diye düşünür. Düğün evinde diğer kadınlarla birlikte bar oynamaya başlar. Aradan uzun bir zaman geçer. Kadın, kendini tamamen oyunun havasına kaptırır. Bir başına kada gelir ve o zevkle kendinden geçer. Eve geç kaldığını anlar ve oyundan çıkmak isterse de bunu yapamaz. Bu arada eve gidip hanımını bulamayan ve çocukların ağladığını gören adam, düğün evine gelir. Hanımının bar başında oynadığını görünce iyice sinirlenir. Kadın da oynamaya devam eder. Karı koca arasında çalgının ritmine uygun olarak her cümle iki kez tekrarlanmak üzere şu konuşma geçer:

ERKEK - Gız sen burya neye geldin?
KADIN - Bari düzeltmiye geldim.
ERKEK - Gız çocuhlar evde ağlir.
KADIN - Eline etmek vermişem.
ERKEK - Gız evde etmek yoğidi.
KADIN - Gonşilerden borç almışam.
ERKEK - Gız vallahi boşaram seni, gız billahi boşaram seni.

Bu konuşmalar devam ederken adam da oyunu heveslenir. Onun havasına kendini kaptırır. Gider, bar başına geçer. Hanımıyla birlikte söyleyip oynamaya başlarlar:

KARI - KOCA (Beraber) Er bulunur, bar bulunmaz.

Son cümle birkaç kez tekrarlanır ve oyun biter.

(Pasinler - Kavuşturan köyü)


FAL OYUNU

Kızlardan biri, arkadaşlarına "gelin, falınıza bakayım" der. Bir leğene su doldurur. Arkadaşlarına leğenin başına toplar. "İyice eğilin, leğene bakın" der. Kendisi kenarda durur ve dua okuma hareketleri yapar. Bu arada aniden elini leğendeki suya vurunca kızların yüzleri, elbiseleri ıslanır.


(Merkez - Güzelova köyü)


FATTİK OYUNU

(Meydan kenarında, önceden ev sahibine haber verilmiştir, evin önünde oyuncular toplanırlar. Muhtar seslenip oyun oynanacağını bildirir. Ev sahibi bu sırada evinin önünde hazır beklemektedir).

I. Bölüm: Halay ekilirken deve, deveci, deve üzerinde bir gelin, ardından öbür gelin, ayı, ayıcı, k'tip, ambarlar ritmik hareketlerle yörenin halk oyunları yürüyüş motiflerini kullanarak dolaşırlar, arada halaylar çekerler. Bu oyunlar sırasında seyircilerle oyuncular arasında komik hareketler olur. Devenin baş vurması, bir seyircinin deveye baş vurması, iğne batırması, gelin ile deveye söz atılması gibi.

II. Bölüm: Deve kapının önüne gelir. O sırada eşkıya devenin önüne geçer. Gelini kaçırmak isteyen eşkıya ile deveci arasında münakaşa başlar:

EŞKİYA - Selamünaleyküm deveci.
DEVECİ - Aleykümselam ağa.
EŞKİYA - O hanımi nere götürirsen?
DEVECİ - Hanımi zeyi götürirem ben.
EŞKIYA - Yendir aşşaği.
DEVECİ - Neden yendireyim aşşaği?
EŞKIYA - Ulan utanmaz, lüzumi yoh, yendir aşşaği defol, o benim garım olacah.
GELİN - Ben oni almirem, uy beni ona vermeyin.
DEVECİ - Ey namussuz, savuş garşımdan.
EŞKIYA - Namussuz, al sene bir zopa "küt , küt".
GELİN - Vıy ağami öldürdiler, vıy paşami öldürdiler veyy.
DEVECİ - İh... H...
GELİN - Galdım düzlerde, sahapsız galdım...
DEVECİ - Ah anam öldüm vay...
GELİN - Vay düzlerde galdım, öldi sahapsız galdım, umutsuz galdım ihiii... (ağıt ezgisinde söylenir).

Bu arada k'tip ve ambarlar evin önüne gelirler. K'tip, elindeki tezeğe sopayla yazı yazar gibi yaparak ev sahibinden yiyecek ister. Ambar da verilenleri torbaya koyar. Sevinçlidir. K'tip ve ev sahibinin arasında söyleşi başlar:

KATİP - Ev sahibi, gel buraya bakalım.
EV SAHİBİ - Buyur k'tip efendi.
KATİP - Yirmi batman un, on batman bulğur.
EV SAHİBİ - Eeee...
KATİP - Bir batman gurut.
EV SAHİBİ - Oooo...
KATİP - Üç kilo lor.
EV SAHİBİ - Eeee...
KATİP - Elli gıram sarmisah, bizim ağalara birer şişe ispirto.
EV SAHİBİ - Al k'tip efendi, sene yirmi batman un, size birer şişe ispirto, elli gram sarmisah, elli batman gurut, bizden bu gadar, tamam mı katip efendi.
KATİP - Yooohh, olmadi böyle ev sahibi.
EV SAHİBİ - Bizden bu gadar, ne yapalım.
KATİP - Eşgıya gel buraya bakalım. Buna bir vur bir zopa.
EV SAHİBİ - Yoh, yoh, yoh, yoh, al. Beli öldürmeyin, bu cüzdanın parası da sizin olsun.
KATİP - Eyvallah ağam, eyvallah. Çoh sağ olasın, kesen bereket.

Yiyecekler alındıktan sonra ölmüş olan deveci tekrar dirilir. Ve:

DEVECİ - Beni öldürmekten kim gurtardı?
GELİN - Bu ağa bir panginot verdi, seni ölümden gurtardı. Bizim de bu eşgiyanın elinden namısımızi gurtardi. Çoh şükür olsun.
DEVECİ - Vay ağam, dünyalar durduhça durasın... Sez bizi gorudun, gurtardın. Allah da seni gorusun.
EV SAHİBİ - Oğlum ey loculuhlar size. Sizi gurtarmah benim hakgımdır. Bir guş bir çalıya böyle daldalanır. Gel oğlum bunnarı yola vur.
HİZMETKAR - Peki vurayım ağam.
DEVECİ - Hadi ağam. Allah'a ısmarladık.

Oyun bitince kısa bir süre halay çekerler. Sonra ayı oyununa başlarlar.

III. Bölüm: Bir köy evi önünde çalgılar eşliğinde oyuncular ayıyı oynatmaya başlarlar. Oyun başladıktan sonra bir ara ayı düşüp ölür.

AYICI - Aaaa... Ayıl açlıhtan öldi. Ağam gelsene buraya.
HİZMETKAR - Peki ağam geleyim.
AYICI - Bir şey getir de şu ayım yesin, dirilsin.
HİZMETKAR - Hamır getireyim deyim. Al ağam hamır sana.
AYICI - Al bakalım oğlum şu hamırı ye de diril bakalım.

Ayı hamuru yer ve dirilir.

AYICI - Allah'a şükür, ayım dirildi.

Tekrar halay çekerler. Böylece o evin önündeki oyun biter. Başka bir evin önüne gidilerek oyunlar tekrarlanır.

Deveci oyununda ambarlara verilen yiyecekler akşam toplanarak yenilir. Rakılar içilir. Ziyafet sabaha kadar sürer. Oyuna katılmayan bazı gençler bu ziyafete katılırlar.

(Aşkale - Pırnakaban köyü)


GELİN BAYILDI OYUNU

Oyuncular:

Gelin: Günlük kıyafetiyle bir genç kız.
Birinci Delikanlı (Güveyi): Erkek kılığına girmiş bir genç kız.
İkinci Delikanlı: Erkek kılığına girmiş bir genç kız.


Oyun, kına gecesinde, kadınlar tarafından oynanır. Gelin ve güveyi rolündeki kadınlar, kına gecesindeki gerçek kaynananın önüne gelerek çalgı eşliğinde oynamaya başlarlar. Seyircilerden birkaçı da oyuna katılırlar. Kenardaki seyircilerden bazıları gelinle güveyi için " birbirlerine pek de yakışmışlar". "Allah mutlu etsin" gibi ifadeler kullanırlar. Herkes tamamen oyuna daldıktan sonra gelin olan kızla evlenmek isteyip bunu başaramayan ikinci delikanlı " o kızı sana yar etmem, ulan, bırakın beni" şeklinde naralar atarak içeriye girer. Belinden tabancayı çekip gelinle güveyiye ateş eder. Kaçarak evden çıkar. Gelin ile güveyi yaralanarak yere düşerler. Başlarına toplanan seyircilerden bir kısmı "çabuk davranın hastahaneye götürelim" diye bağırırlar. Diğerleri ise "götürelim, götürelim de para hani?" biçiminde karşılık verirler. Bahşiş istendiğini anlayan kaynana "alın şu parayı da çabuk hastahaneye yetiştirin" diyerek oyunculara bir miktar para verir. Delikanlılar, gelin ve güveyiyi alarak dışarıya çıkarırlar. Alınan para, oyuncular tarafından değerlendirilir.

(Pazaryolu - Göztepe köyü)


GIDİK SATMA OYUNU

Oyuncular:

Satıcı - Alıcı - Muhtar
Köpekler: Yünlü montlarını ters giyinerek elleri ve ayakları üstünde yürüyen üç kişi.

Bir oğlak satıcısı, oğlağa benzeyen üç tane köpek yavrusunu alarak köye gelir:

SATICI - Bu köyün muhtarı nerde?
MUHTAR - Bu köyün muhtarı benem. Ne diyirsen?
SATICI - Anbu gıdikleri satirem, alan var mı?
MUHTAR - (Bağırarak) Satlıh gıdik var, alan var mı?
ALICI - Ben alirem. (Yavru köpeklerin yanına gelir. Biraz baktıktan sonra şüphelenir. Satıcıya) Bunnar gıdik mi, gudik mi?
SATICI - Ya ne ya gardaş, gıdik görmir misen? (Yavru köpeklere seslenir) Gıdi gıdi gıdi gıdi... (Köpekler satıcının yanına gelir. Alıcıya) gördün mi, bunnar gıdik.
ALICI - (Denemek için seslenir) Gıdi gıdi gıdi... (Köpekler alıcıya saldırır, onu ısırırlar).


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
İstanbul'un seyirlik teraslarındaki Cafeler İstanbul'un seyirlik teraslarındaki Cafeler İstanbul'un seyirlik terasları çoktur. Ne de olsa tepeler şehri. Artık apartman yığınlarının kapladığı şehir merkezinde bazı binaların çatıları da bu...
Çatma Obası Yaylası / TRABZON Çatma Obası Yaylası Ulaşım: Tonyaya 24 km. mesafedeki Erikbeli Turizm Merkezinin 14 km. doğusunda yer alan Kadırga yaylasının 9 km. güneyindedir. Yaylaya özel araçlarla gidilebilir. ...
Melikli Obası Yaylası / GİRESUN Melikli Obası Yaylası Ulaşım: Giresunun 40 km. güneyinde bulunan yaylaya, Giresundan minübüslerle gidilebilir. Özellikler: 1. 500 m. yüksekliktedir. 2 km. yakınında bulunan Yavuzkemal...

 
Forum Stats
Üyeler: 66,552
Konular : 231,692
Mesajlar: 417,249
Şuan Sitemizde: 377

En Son Üye: melanie45lin

Sosyal Linkler
Twitter Butonları





Google+ Butonu


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:21.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.