Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Her Telden Muhabbet > Genel Kültür
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Türk Kahvesi - Kahve Kültürü

Her Telden Muhabbet kategorisinde ve Genel Kültür forumunda bulunan Türk Kahvesi - Kahve Kültürü konusunu görüntülemektesiniz.
Türk Kahvesi, Türkler tarafından keşfedilen kahve hazırlama ve pişirme metodunun adıdır. Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramıyla kendine özgü ...






Yeni Konu aç Cevapla
Seçenekler
  #1  
Okunmamış 13-05-2009, 15:33
 
Standart Türk Kahvesi - Kahve Kültürü

"Sponsorlu Bağlantılar"

 



Türk Kahvesi, Türkler tarafından keşfedilen kahve hazırlama ve pişirme metodunun adıdır. Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramıyla kendine özgü bir kimliği ve geleneği vardır.
Önceleri Arap Yarımadası'nda kahve meyvesinin kaynatılması ile elde edilen içecek, bu yepyeni hazırlama ve pişirme metoduyla gerçek kahve lezzetine ve eşsiz aromasına kavuşmuştur. Kahve ile Türkler sayesinde tanışan Avrupa; uzun yıllar kahveyi, Türk kahvesi olarak bu yöntemle hazırlayıp tüketmiştir.
Brezilya ve Orta Amerika menşeili, arabica türü, yüksek kaliteli kahve çekirdeklerinden harmanlanan ve titizlikle kavrulan Türk Kahvesi, çok ince öğütülür. Bir cezve yardımıyla su ve isteğe göre şeker ilave edilerek pişirilir. Küçük fincanlarla servis yapılır. İçilmeden önce telvesinin dibe çökmesi için kısa bir süre beklenir.


Tarihi

1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul'a getirdi.
Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını aldı.
İlk olarak Tahtakale'de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavlanın oynandığı, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.
Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu.
Kısa sürede, gerek İstanbul'a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk Kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa'yı oradan da tüm dünyayı sardı.


Özellikleri

- Dünyanın en eski kahve pişirme yöntemidir.
- Köpük, kahve ve telveden oluşur.
- Yumuşak ve kadifemsi köpüğü sayesinde damakta en uzun süre tadını devam ettiren kahve türüdür.
- Birkaç dakika şekli bozulmadan kalabilen bu leziz köpüğü sayesinde, uzun süre sıcak kalabilir.
- İnce kenarlı fincanda sunulduğu için, diğer kahve türlerine göre daha yavaş soğur ve böylece daha uzun süren bir kahve keyfi sunar.
- Yoğun şurupsu kıvamı ile ağızdaki lezzet tomurcuklarını aşırı uyararak hafızada yer eder.
- Diğer kahve türlerine göre, daha kıvamlı, yumuşak ve aromatiktir.
- Kendine özgü enfes kokusu ve özel köpüğü ile diğer kahvelerden kolaylıkla ayırt edilebilir.
- Kahve tutkunları tarafından, kaynatılarak içilebilen tek kahve olarak kabul edilir.
- Kahve Falı ile geleceği anlatmak için kullanılan tek kahve türüdür.
- Eşsizdir çünkü kahvesi fincanın içindedir ancak telve olarak dibe çöktüğünden filtre edilmesine ve süzülmesine gerek kalmaz.
- Hazırlanırken şeker ilave edildiğinden diğer kahvelerde olduğu gibi sonradan tatlandırmaya gerek yoktur.
- Sağlıklıdır çünkü fincanın dibinde biriken telvesi içilmez.
- Sıklıkla içildiği halde, miktar olarak fazla olmadığından şişkinlik yapmaz.
- Diğer kahve türlerine göre, bir içimde daha az kafein içerir.
- Pişirilirken, şekeri tercihe göre ilave edildiğinden içime hazır halde sunulan tek kahve türüdür.
- Kahveden önce su içilerek, ağızda bulunan önceki tatlar arındırılarak kahve tadının eşsiz bir şekilde tatılması sağlanır.




Bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır..

Türk kahvesinin Osmanlı'da ne denli vazgeçilmez olduğunu, tarihini inceleyince görüyoruz. Bir açılıp bir kapatılan kahvehanelerden bugüne gelen bol köpüklü kahvemizi ne kadar tanıyoruz?

Dünyada Türk adının sık sık geçtiği bir konu da kahvedir. Türk kahvesinin adını ve ününü duymayan azdır. Fakat gerçek tadını bilenlerin sayısının fazla olduğunu söylemek zordur. Kahve alışkanlığını Türklerden alan Avrupa ülkeleri sonradan kendi tarzlarını geliştirmişlerdir. Geleneksel Türk kahvesi hazırlanışı, pişirilmesi, sunulması, araç ve gereçleriyle ayrı bir kültürdür.

Kahvenin Türkiyeden önce Arap yarımadasında, Mısır ve Hindistanda yayıldığını biliyoruz. Zaten kelime olarak arapça "kahwa" dan geliyor. Bu sözcüğün de Habeşistanda kahve üreten Kaffa yöresinden alındığı sanılıyor. Önceleri, dövülüp toz haline getiriliyor, böylece bir nevi ezmesi yapılarak ekmek üstüne sürülüp yeniyormuş.

Kahvenin Türkiyeye ilk kez, Hükm ve Şems isimli iki Suriyeli tarafından 1555de getirildiği rivayet edilir. Diğer bazı kaynaklarda ise Kanunî Sultan Süleyman zamanında (1520-1566) Habeşistan Valisi Özdemir Paşa tarafından getirildiği kaydedilir. Tahtakalede açılan ilk kahvehane yalnız halkın değil müderris ve kadı gibi okumuş kesimin de ilgisini çekmiştir. Ne olduğu tam olarak bilinmeyen bu yeni madde bir uyuşturucu muamelesi görmüş ve sözde kömürleşme derecesinde kavrulan herşeyin Müslümanlıkta haram sayılacağı bahanesiyle din adamlarınca yasaklanmıştı. Bir rivayete göre bu dönemde kahve taşıyan gemiler dipleri delinerek batırılmıştı. Herşeye rağmen kahvenin sevilip yaygınlaşması önlenememiş ve Sultan III. Murat (1546-1595) zamanında İstanbulda kahvehane sayısı 600ü geçmişti. Kahvehaneler, manzaralı yerlere, köşk şeklinde inşa edilir, çoğu kez verandaları olurdu. İçlerinde yaşmaklı bir kahve ocağı, çepeçevre kerevetler ve bazen orta yerde bir havuz yer alırdı.

Buralarda kahveden başka nargile ve çubuk servisi de yapılırdı. Eski kahvehaneler edebiyat, müzik faaliyetleri için klüp niteliğinde merkezler haline gelmişti. Bu yönleriyle Fransız kahvelerinin atası sayılırlar. Türk kahvesinin çekirdek durumundan pişirilme ve sunulma aşamasına kadar kullanılan araç ve gereçleri gerçek bir müze oluşturacak zenginliktedir. Bakır ve pirinçten yapılan su ibriği, cezve fincan zarfları ve pişmiş kahveyi taşımak için kullanılan kahve askılarının karakteristik özellikleri vardı. Bunlar bazen gümüş ve altından da olabiliyordu. Fincanlar tamamen Türk zevkine uygun biçim ve motiflerle gerek ülke içindeki İznik ve Kütahya atölyelerinde gerekse Avrupanın ünlü porselen merkezlerinde imal ediliyordu. Daha sonra bu takımlar Avrupa ülkeleri tarafından kendi piyasaları için de imal edilmiş ve "ala turque" diye isimlendirilmiştir.

Soğutma kabı, muhafaza kutusu gibi bazı araç ve gereçler ise ağaçtan yapılmakta ve oymalarla dekore edilmekteydi. Bursa ve İstanbulda yapılan nakışlı, yazılı ve ahşap aplikasyonlu kahve değirmenleri de ünlüdür.Tiryakiye yakışır bir kahve ağır ateşte 15-20 dakika pişirilmeli, cezve sık sık ateşe sürülüp geri çekilmelidir. Eskiden böyleydi. Her fincan kahve için bir kaşık kahve ve bir kaşık şeker günümüzde kural haline gelmiştir. Nasıl pişirilirse pişirilsin köpüksüz bir Türk kahvesi düşünülemez.

Eski Türk kahvesi ise genellikle şekersiz olurdu. Bunun yerine kahve öncesinde veya sonrasında tatlı bir şey yemek veya içmek geleneği vardı. Tatlı olarak şerbet gibi içecekler alındığı gibi reçel, şekerleme veya lokum da yenirdi.

Osmanlı İmparatorluğunun etkisindeki Yunanistan, Makedonya, Yugoslavya gibi yerlerde ve Türkiyede kadınlar tarafından Türk kahvesi genellikle şekerli olarak alınırdı. Bu bakımdan sade, yandan çarklı, orta vb. gibi isimlerle kırkı aşkın kahve pişirme şekli bulunmaktadır. Şayet kahvenin değişik ve güzel bir koku taşıması isteniyorsa fincanların dibine yerleştirilen bir mahfaza içine kokulu maddeden bir parça konulurdu. En çok yasemin, amber, karanfil ve kakula kullanılırdı. Türk kahvesinin sunuluşu gerçek bir geleneksel tören havasında olurdu. Bu tören çekirdek kahvenin kavrulmasından, pişirilip fincanlara konulması ve konuklara ikramına kadar uzun, seyirlik safhaları kapsamaktadır. Gerçek Türk misafirperverliği ve konuğa olan sıcak saygının bir örneğini bu törenlerde izlemek olanağı vardır. Günümüzde kız istemeye gidildiğinde kahveyi evlenecek kızın taşıması ve onun taşımadaki ustalığı, ayrıca pişirdiği kahvenin lezzeti bu törenlerden kalan önemli bir gelenek olarak hâlâ sürdürülmektedir.

Geçmişte Türkiyeyi ziyaret eden gezginler, diplomatik kişiliği olan büyük elçiler ve aileleri hatıralarında Türk kahvesinin bütün özelliklerinden ve bu törenlerden mutlaka söz etmişlerdir. Türk kahvesinin içiminden sonraki başka bir geleneğin, özellikle kadınlar arasında sürdürüldüğünü genellikle herkes bilir. Bu kahve falıdır. Kahve telvesinin fincan içinde ve fala bakmak üzere fincan çevrildiği için tabağında oluşturduğu çeşitli izler ve işaretler "uzmanları" tarafından yorumlanarak anlatılır. Araştırmalardan anlaşıldığına göre kahve falı yalnız Türk-Osmanlı dünyasında görülmektedir.

Nitekim bugün bağımsız ülkeler olan eski Osmanlı eyaletlerinde de (Yunanistan, Bulgaristan, Mısır, Makedonya, Bosna - Hersek vb.) bu folklorik uygulamanın sürdüğünü görüyoruz. Türk kahvesinin ayrıcalığını belirleyen noktaları özetlersek diyebiliriz ki; Türk kahvesinin (dozunda içildiği takdirde) sağlığı tehdit edecek zararlı yanı yoktur. Teskin edici ve dinlendirici özelliği vardır. Bir fincan kahvedeki 50 mg. kafein hemen vücuttan atılır. Bu bakımdan Türk kahvesi fincanı ideal ölçülere sahiptir. Bir fincandan fazla içildiğinde zihin açıcı, uyarıcı, enerji verici özelliği ön plâna çıkar. Sindirime yardımcı olur. Bu yönüyle şekerli içmemek kaydıyla kilo almayı ve mide ekşimelerini önler. Yerinde ve zamanında içildiği zaman olağanüstü bir keyif verici olarak ün yapmıştır.


TÜRK KAHVESİ

Kahve ve kahve kültürü dünyaya Türkiye'den yayılıyor. Türkiye'de ilk kahvehane İstanbul'da, İstanbul'da da Tahtakale'de açılıyor. Bu ilk kahvehane, tanınmış kişilerin ve bilginlerin buluşma, sohbet noktaları oluyor. Tıpkı bugünün cafe'leri gibi. Memleketin ileri gelenleri ve makam sahipleri kahvehaneden çıkmaz oluyorlar. Tiryakiler burada içilen kahvelere "Kara İnci" adını veriyorlar.
Türk Kahvesi, tadı ağızda en uzun süre kalan kahve türüdür. Tüm yönleriyle, sağlık koşullarına en uygun kahvedir. Türk Kahvesinin, Türkiye'de yetişmeyen "Arabica" türü, yüksek kaliteli çekirdeklerden üretilir. "Türk kahvesi" denilmesinin nedeni ise aslında bir pişirme yöntemidir. O mükemmel tadı koruyabilmesi için, kavrulduktan hemen sonra tüketilmeli ya da aromasını koruyacak şekilde paketlenmelidir Pişirilip servis edilen Türk Kahvesinin tortusu, fincanın dibinde kalır, buna telve ismi verilir. Bu da sağlıklı oluşunun bir göstergesi. Ayrıca Türk Kahvesine özgü fal geleneğinin doğmasının da nedeni.

İçme suyunu fincanla ölçerek cezveye koyunuz. (Mümkün olduğunca az kişilik yapmaya çalışınız. Hatta kişi başına her seferinde ayrı ayrı bir fincanlık pişirme makbuldür) . Her fincan için iki çay kaşığı kahve, iki çay kaşığı şeker (arzuya göre) ilave ediniz. Kısık ateşte kahve ve şekeri iyice karıştırınız. Bir süre sonra kabaran köpüğü fincanlara pay ediniz. Kalan kahveyi bir taşım daha pişiriniz ve fincanlara yavaş yavaş dökünüz. Sunulurken yanında su verilmesi gelenektir. İçilen su, ağzı kahve lezzetine hazırlar.




ETYOPYA PLATOSUNDAN ÇIKTI. YEMENE GELDİ. AMA ADI TÜRK KAHVESİ. ÇÜNKÜ BATIYA OSMANLI İMPARATORLUĞUNDAN YAYILDI. O KADAR DEĞERLİ VE O KADAR SAĞLAM BİR GELENEĞE SAHİP Kİ, BUGÜNÜN "POP" ALTERNATİFLERİ KARŞISINDA ASALETİNİ HALA KORUYOR. BİR ADABA SAHİP ÇÜNKÜ.


Hazırlanışı

- Nefis bir Türk Kahvesi hazırlamak için sadece 2 dakika yeterlidir. İçme suyunu fincanla ölçerek cezveye koyun (kalitede su etkendir).
- Her fincan için iki çay kaşığı kahve (5 gr), iki çay kaşığı şeker ilave edin (ya da şeker arzuya göre).
- Kısık ateşte kahve ve şekeri iyice karıştırın.
- Bir süre sonra kabaran köpüğü fincanlara pay edin.
- Kalan kahveyi bir taşım daha pişirin ve fincanlara boşaltın.
- Türk Kahvesi sunulurken yanında su verilmesi âdettir. İçilen su ağzı kahve lezzetine hazırlar.
- Toplu tüketimde, orta şekerli sunulması daha pratiktir.



(hele bide mangal atşinde ve bakır cezvede olursa tadına doyulmaz) 11_0~


Küreselleşme ile kahvelerden, kafelere

Osmanlı'dan miras geleneğimiz, tadına doyum olmayan kahvenin ikramına, 40 yıllık hatırını da hesaba katan hiç kimse "hayır" diyemez. Kaldı ki kahve içmek Türk halkı için keyiften öte anlam taşır.
Kahvaltı kelimesini bile kahveden türetmişizdir. Günün her saatinde içilebilen kahve, dostlukların pekişmesine önemli katkıda bulunur.
Ülkemizde kahve içmek zamanla bir kültüre dönüşmüştür. Hatta kahve, dünyaya ülkemizden yayılmıştır.

MANGALDAN MAKİNEYE

Büyüklerimiz, geçmişte mangaldaki külde bakır cezve ile pişirilen bol köpüklü Türk kahvesinin tadını anlata anlata bitiremezler. O tat hala bazı yerlerde yaşatılıyor ama ne yazık ki çok sınırlı...
Gelişen teknolojiler farklı lezzetler üretilmesine olanak tanırken küreselleşmeyle birlikte şimdilerde binbir kahve tadı, büyük organizasyonlarla bize de sunulmakta.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Okunmamış 13-05-2009, 15:34
 
Standart Cevap: Türk Kahvesi - Kahve Kültürü

Yüzlerce yıllık bir içecektir Türk kahvesi. Minicik çekirdeklerden fincanlara oradan da kırk yıl hatır edinilebilecek gönüllere dolar. Küçük fincanlar içerisinde telvenin bıraktığı şekillere bakılarak geleceğe dair yorumlar yapılır. Umulan genelde aynı şeylerdir herkes için; kısmet, şans, para, mutluluk...


Herkesin gönlünde kırk yıl hatır edinmiştir bir fincan kahve. En hararetli sohbetlerin baş konuğu, kız isteme merasimlerinin vazgeçilmez unsuru olacak kadar önem kazanmıştır geleneğimizde. 'Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül ahbap ister kahve bahane' diyen de aslında kahvenin asıl önemini en iyi şekilde özetlenmiştir. Bir kahve içme bahanesi ile evlerde bir araya gelen hanımlar; yine aynı amaçla kahvehanelerde bir araya toplanan beyler, sosyal ortam yaratmış olurlar kendilerine. Tatlı sohbetler, dertleri birazda olsun unutma fırsatı, karşılıklı görüş alış verişine vesile olur bu anlamda bir fincan kahve.
Herkesin damak zevkine göre ayarlanan şeker miktarı ile cezveden fincana, oradan da gönüllere girer kahve. Kahvenin iyi olduğunu anlamanın bir yolu da üzerinde oluşacak bol miktarda köpüktür. Yanında sunulacak bir bardak soğuk su da, kahvenin en iyi tamamlayıcısıdır.


Özellikle hanımlar için içildikten sonra 'neyse halim çıksın falım' diye kapatılan kahve fincanları diğer bir zevkidir kahve içmenin. Dibe çökmüş telvenin kahve fincanında oluşturduğu şekillerden kimi zaman kısmet, kimi zaman para, bazen de şans umulur.
Türk lokumu, Türk hamamı, Türk rakısı...gibi Türklere özgü unsurlar arasında Türk kahvesi de yerini almıştır.


Tohumdan Çekirdeğe

Kahve, altı ila sekiz metre yüksekliğinde olan ama budama yapılarak hep iki metre seviyesinde tutulan bir ağaçcıktır. Yaprakların koltuğundan çıkan, kokulu yumakçıklar halindeki beyaz çiçekleri, yedi ila onbir ayda drupa biçiminde meyveler yapar. Olgunlaşınca kabuğu kızaran bir meyvenin içinde, tatlı bir özün ortasında iki çekirdek yani kahve tanesi bulunur. İnce bir zarla kaplı olan kahve çekirdeğinin sert bir besi dokusu vardır, düz yüzünde de derin bir çizgi bulunur.


Arabistan kahvesinin anayurdu Etyopya' nın yüksek yaylalarıdır. Araplar, on dördüncü yüzyılda bunu Yemen' e ***ürdüler ve uzun süre tekellerinde tuttular. Kahve üretimi zamanla Hindistan' a Bourbon adasına sonra da Yeni Dünya' ya (Antiller, Guyana, Brezilya, Meksika) yayıldı. Kahve yapraklarına bulaşan turuncu pas hastalığının Asya' da, Arabistan kahvesi üretimini tehlikeye sokması on dokuzuncu yüzyılda kahvenin Endonezya, Afrika ve Hindistan' da yetiştirilmesini hızlandırdı.


Kaliteli bir kahve elde etmek için, birkaç defada yapılan toplama işlemi bol el emeği gerektirir ve toplama giderleri gelirin % 50' sine ulaşır. Ürün, kabuklu kahve şeklindedir. Kahve tanelerini üzerlerindeki tabakalardan kurtarmak için fabrikalarda iki yöntem uygulanır. Yaş sistemde taze meyvelerin etli kısmı hızla alınır, kalanı bir teknede mayalanmaya bırakılır. Bir süre sonra mayalanmayla çürüyen meyve özü ve kabuğu yıkanarak ayıklanır, elde edilen kahve taneleri kurutulur; sonra sürtüştürme yoluyla çekirdek zarı sıyrılır. Kuru yöntemde, meyveler önce ince bir tabaka halinde serilerek güneşte kurutulur. Sonra kuru meyvelerden basit bir kabuk çıkarma işlemiyle ticari kahve elde edilir. Yıkanmış kahve yeşildir, kuru yolla elde edilen kahve ise sarımtıraktır. Yetiştirilen türler arasında, Arabistan kahvesi (Coffea arabica) en önemlisidir ve dünyada ticari kahvenin % 70' ini oluşturur.


Kahvenin Öyküsü


Her ne kadar kahvenin öyküsü Batı ülkelerinde 300 yıllıksa da, asıl öykümüz Arap yarımadasında, çok eski zamanlarda başlar. Kahvenin ilk ortaya çıkışı hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan en iyi bilineni ise uyuklayan keçilerini gezdiren bir çobanın, keçilerin bazı yemişleri yedikten sonra canlandığını görmesi ile başlar. Bunun üzerine çoban, bu yemişleri dener ve kendini dinç hisseder. Bu tesadüf tüm dünyayı saracak olan bir lezzetin ortaya çıkmasını sağlamıştır.


Uzun yıllar kahve çekirdekleri çiğnenerek ya da kırılarak ve yağla karıştırılarak yenmiştir. On üçüncü yüzyılda muhtemelen şans eseri kahve çekirdekleri yanınca, şu anda bildiğimiz kahve ortaya çıkmıştır. Bunun ardından Mekke ve Medine' ye yayılan kahve buradan da İslam dünyasında hızla yayılmıştır.


Kahve adı Arapça 'gahwah' dan gelmekte olup, bu Türkçe' de 'kahve' ye dönüşmüş, buradan da Avrupa' da 'cafe' , 'caffe' , 'coffe' , 'koffie' şekline gelmiştir.
Kahve adının anlamı 'keyif veren içki' dir. Kahve tarih boyunca ilginç dönemler yaşamıştır. Bazen el üzerinde tutulan kahve, özellikle kahvehanelerin insanları biraraya getirip, toplumcu muhalefetin kaynağı haline gelmesi ile yasaklandığı dönemler de geçmiştir.


Türk Kahvesi Ayrı Bir Tat

Türkler kahve üretmeseler de, kahvenin hazırlanışı ve pişirilmesindeki maharetleri sonucunda kahveye kazandırılan aroma ve lezzet bakımından bu konuda kıyaslanmayacak bir tat elde etmişlerdir.


Türklerin damak tadına uygun, en sevdiği tür Brezilya kahvesidir. Yüzyıllardır içilen kahvenin kavrulma, pişirme, sunma şekline getirdikleri farklılıkla yeni bir kahve kültürü yaratılmış ve adına 'Türk kahvesi' denmiştir.


İstanbul' da kahvenin tadına bayılan Venedikli tacirlerin bu tadı kendi ülkelerine ***ürmesiyle yavaş yavaş dünyada adı duyulmaya başlanmıştır Türk kahvesinin. Marsilya' ya ilk kahve 1650' de ihraç edildiyse de Türk kahvesinin bu ülkede adının duyulması Osmanlı Sefiri Hoşsohbet Süleyman Ağa' yla (1869) olmuştur. Paris' te yaşadığı yıllarda özellikle kadınlar Süleyman Ağa' nın saray yavrusunda bir kahve içme onuruna erişmek için çok çabalamışlar; küçük fincanlarda törensel bir şekilde sunulan bu içeceğin tören mi, tadı mı ilgilerini çekti bilemeyiz ama Paris sosyetesi arasında moda olmuş Türk kahvesi.


Bir Fincan Türk Kahvesi


İyi bir Türk kahvesinin pişirilmesi biraz sabır gerektirir. Ağır ateşte 15-20 dakika, cezve sık sık ateşe sürülüp geri çekilerek pişirilen kahve makbul olanıdır. Türk kahvesinin köpüksüz olması düşünülemez.


Her fincan için bir kaşık kahveye bir kaşık şeker günümüzde kural haline gelmiş olsa da, eskiden Türk kahvesi genelde şekersiz olurdu. Şeker yerine kahve öncesinde ya da sonrasında tatlı birşeyler yemek, içmek geleneği vardı. Mesela Osmanlı döneminde kahvenin yanında gül lokumu ikram edilirdi. Bu gelenek hala Bosna' da devam etmektedir.
Türk kahvesinin teskin edici ve dinlendirici özelliği mevcuttur. Bir fincan kahvede bulunan 50 mg. kafein hemen vücuttan atıldığı için dozunda içildiği taktirde sağlığı tehdit edecek zararlı bir yanı yoktur. Bir fincandan fazla içildiğinde zihin açıcı, uyarıcı, enerji verici özelliği ön plana çıkar. Sindirime yardımcı olur. Bu yönüyle şekerli içmemek kaydıyla kilo almayı ve mide ekşimelerini önler. Yerinde ve zamanında içildiği zaman olağanüstü bir keyif verici olarak ün yapmıştır.


Türk kahvesinin sunuluşu gerçek bir geleneksel tören havasında olurdu. Bu tören çekirdek kavrulmasından, pişirilip fincanlara konulması ve konuklara ikramına kadar uzun, seyirlik safhaları kapsamaktadır. Gerçek Türk misafirperverliği ve konuğa olan samimi saygının bir örneğini bu törenlerde izlemek olanağı vardır. Günümüzde kız istemeye gidildiğinde kahveyi evlenecek kızın taşıması ve onun taşımadaki ustalığı, ayrıca pişirdiği kahvenin lezzeti bu törenlerden kalan önemli bir gelenek olarak hala sürdürülmektedir. Geçmişte Türkiye' yi ziyaret eden gezginler, diplomatik kişiliği olan büyük elçiler ve aileleri hatırlarında Türk kahvesinin bütün özelliklerinden ve bu törenlerden mutlaka söz etmişlerdir.


Kahve Falı


Türk kahvesinin içiminden sonraki başka bir geleneğin, özellikle kadınlar arasında sürdürüldüğünü genellikle herkes bilir. Bu kahve falıdır. Kahve telvesinin fincan içinde ve fala bakmak üzere fincan çevrildiği için tabağında oluşturduğu çeşitli izler ve işaretler 'uzmanları' tarafından yorumlanarak anlatılır. Araştırmalardan anlaşıldığına göre kahve falı yalnız Türk Osmanlı dünyasında görülmektedir.


'Senin yüreğin kabarmış'...Kahve falında en çok kullanılan sözlerden birisi budur galiba. Özellikle hanımların en sevdiği kısımdır, kahveden sonra bakılan fal. Bazen sırf fal baktırmak için içilen kahveler bile vardır. Fincanın dibindeki telvenin ve kenarlarındaki telve kalıntılarının açık bir renk tonu çizmesi bazı isteklerin gerçekleşebileceğine yorumlanır.


Telve fincanın dibinde bir tümsek oluşturmuşsa sıkıntılarınız var demektir, ancak bu tümsek kenarlara doğru giderek zayıflıyorsa sıkıntıların geçici olacağına işarettir. Eğer tümsek yolun sonunda ise, çıkacağınız yolculuktan kısmetle döneceğinize yorumlanır. Bu arada yolun uzunluğu kısmete ne zaman kavuşulacağına dair işaret teşkil eder. İnanır mısınız, inanmaz mısınız, bilinmez ama; içilen bir fincan kahve üzerine merak duygusunu tatmin etmek için bakılan fallar, Türk kahve geleneğinin önemli bir unsuru olmuştur. Kahve içtikten sonra özellikle hanımlar arasında 'fala inanma falsız kalma' türünden tamamen eğlence olarak minik bir mizansen de mevcuttur. Fakat günümüzde her olayda olduğu gibi bu güzel kültürümüzü kendi menfaatleri üzere değerlendiren şarlatanlar, para ile insanların saf duygularını sömüren işgüzarlar mevcuttur. Akıllı ve kültürlü kimseler bunları farkederler. Ayrıca dimizde de bu tür şeyler, hurafeler günahtır.


Kavrulduktan sonra incecik öğütülerek mis gibi aroma kokusu ile önce koku duygumuza, cezvede pişirilerek fincanlara dolarak damak zevkimize hitap eden Türk kahvesi geleneğimizde olduğu kadar kalbimizde de önemli yere sahip olmuştur. Özellikle yorgunlukların ardından içilecek bir fincan Türk kahvesi ile yanında sunulacak soğuk gibisi yoktur


  #3  
Okunmamış 28-01-2011, 16:43
 
Standart Cevap: Türk Kahvesi - Kahve Kültürü

Kavrulmamış halde kahve, doğru saklama koşullarında yıllarca bozulmadan kalıyor, ama bir kez kavrulduğunda çabucak bayatlamaya başlayacağından , içmeden kısa bir süre önce öğütülmesi ve taze tüketilmesi gerekiyor. Bu nedenle, kahvenin, çekildikten sonraki iki hafta içinde tüketilmesi, tüketileceği kadarının satın alınması önerilmektedir.
Ayrıca satın alınan kahve bir an önce ağzı sıkıca kapatılan bir cam kaba aktarılmalıdır. Kesinlikle buzdolabı dışında , ama serin ve karanlık bir yerde saklanmalıdır. Kahve içinde plastik, metal kaşık bırakılmamalıdır. Aksi taktir de tadı bozulabilir.

Biraz zamanınızı feda edip kahvenizi hazırlamadan öğütmeniz mümkün olabiliyorsa, taze kahve tadının sunabileceği eşsiz lezzete ve baş döndürücü kokuya hazırlıklı olun..


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Türk Kahvesi Tarifi Türk Kahvesi Tarifi Türk kahvesi hazırlamak aslında sandığınızdan çok daha kolay ve keyiflidir. Önceliklere bu harika kahveyi pişirirken nelere ihtiyacınız olacağına göz atalım: Kahve...
Türk Kahvesi Nedir? Türk Kahvesi Nedir? Öncelikle Türk kahvesi ne değildirle başlayalım. Türk kahvesi, özel bir kahve çekirdeğinin adı değildir. Ülkemizde, ticari anlamda kahve çekirdeği yetiştirilemiyor zaten. ...
Selülitleri yok eden türk kahvesi Suna Dumankaya: ''Lavanta ile kan dolaşımınızı hızlandırın, türk kahvesi maskesiyle selülitlerden kurtulun'' Yazın gelmesi ve bikini sezonunun açılmasıyla, birçok kadın selülitlerinden kurtulma...
Türk Kahvesi ve Özellikleri Türk Kahvesi ve Özellikleri İftar sofralarına Türk Kahvesi keyif katıyor Kadifemsi köpüğü sayesinde damakta en uzun süre tadını bırakan kahve, orucunu yeni açanlara dinamizm veriyor. Ramazan...
Sakızlı Türk Kahvesi Tarifi Sakızlı Türk Kahvesi Tarifi 1 parça damla sakızı (nohut büyüklüğünde) havanda iyice ezerek toz haline getirilir ve 100 gram çekilmiş kahveye katılarak iyice karıştırılır ve kavanozda saklanır. ...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,766
Konular : 239,288
Mesajlar: 426,731
Şuan Sitemizde: 116

En Son Üye: RLogsdon

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:49.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.