Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler > Eren Ermiş Evliya Kişiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Peygamber Müezzini Hz. Bilal Habeşi

Dini Bilgiler kategorisinde ve Eren Ermiş Evliya Kişiler forumunda bulunan Peygamber Müezzini Hz. Bilal Habeşi konusunu görüntülemektesiniz.
Peygamber Müezzini Hz. Bilal Habeşi Hz. Ömer (ra), bir gün ashab-ı kiramdan bazıları ile otururken şöyle buyurur: "Hz. Ebu Bekir ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 11-10-2009, 12:33
 
Standart Peygamber Müezzini Hz. Bilal Habeşi

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Peygamber Müezzini Hz. Bilal Habeşi

Hz. Ömer (ra), bir gün ashab-ı kiramdan bazıları ile otururken şöyle buyurur: "Hz. Ebu Bekir Efendimiz; Hz. Bilal Efendimizi âzâd etmiştir." [Hâkim, Müstedrek:, 3/283]. Hz. Ömer gibi, dost düşman herkesin bildiği bu dev kâmetin ‘efendimiz dediği Hz. Bilâl kimdir? Müslümanların hemen hepsinin adını duyduğu bu kutlu sahabiyi biraz daha yakından tanımaya çalışalım.

Kimliği


Hz. Peygamberin müezzini, Onunla beraber tüm savaşlara katılan, hakkında Resul-i Ekremin senada bulunduğu ve üstelik cennetle müjdelediği bir muazzez sahabidir. Uzunca boylu, zayıf bedenli ve koyu esmer tenlidir. İslam tarihinin en önemli simalarından biri olan Bilal-ı Habeşi, aslen Habeşistandan bir aileye mensuptur. Mekkede doğmuştur. Babasının ismi Rabah, annesinin ismi Hamâmedir. Ailesi hakkındaki bilgimiz azdır. Cumhoğullarının yanında, Ümeyye b. Halefin kölesi olarak bulunuyordu. İslamla o zaman tanıştı ve hemen Müslüman oldu. İbn Sadin nakline göre İslamı açıktan ilan edenlerin sayısı henüz yedi kişi idi. Hz. Bilal de bunlardan biriydi. Resul-i Ekrem ve Hz. Ebu Bekire kavminden dolayı eziyet ve işkence edemeyenler, sahipsiz olan Hz. Bilal, Habbab, Suheyb, Ammar ve annesine (r. anhüm) diledikleri gibi eziyet ettiler (İbn Sad, 3/233). Bu kutsi insanlar, sahipsizler diye çok meşakkatlere maruz kalmışlardır; hatta kimi zaman demir zırhlar giydirir, kızgın güneş altında çöl sıcağında bırakırlardı. Gaye ise: Onları Allah ve Rasulünden geri döndürmek. Halbuki onların hakkı bulduktan sonra dönmeleri, hayalden bile geçecek şey değildi.

Çilesi

Sahibi Ümeyye b. Halef, kölesi olan Hz. Bilali her gün çöl sıcağının kumları alev topu haline getirdiği öğle saatlerinde alır, kumların üstüne yüz üstü yatırır, sırtına da büyükçe bir kaya parçası koyar, İslamdan dönmesini, Hz. Peygamberden yüz çevirmesini isterdi. Dönmediği takdirde bu işkencenin devam edeceğini söylerdi. Zaman zaman da bu işkenceleri Ebu Cehil, yapardı. Fakat Hz. Bilalin imandaki o aşkın sabır ve sebatına hepsi şaşırıyorlardı.
Yapılan bu işkencelere rağmen, o kutlu ağızdan bir kere bile onların istediği şeyler çıkmamış, Allahı tesbih eden dil, daima "Ehad! Ehad! Allah bir! Allah bir!" diyerek haykırmıştı. Çöllerin enginliğini "Allah tekdir, Onun şeriki yoktur!" sadalarıyla doldurmuştu. Efendisi, dinlenmeye çekildiği saatlerde onu çoluk çocuğun eline verir, onların istedikleri gibi ona eziyet edebilmelerine fırsat tanırdı. Göğsünde volkan gibi iman taşıyan bu sahabiye yapılanlar, aksine onun imanını pekiştirirdi. Halbuki, işkenceler karşısında imanlarını gizleme ruhsatları vardı (bk. Nahl 16/106). Fakat, Hz. Bilal, bu ruhsattan bir kere bile istifadeyi düşünmemişti. Habeşistana gidecek kafileye intisap etmemişti. Daima ön saflarda bulunmuş, Resul-i Ekremin yanından hiç ayrılmamıştı.

İşkenceler onun katığı olmuştu âdeta. Ölmeyecek kadar verdikleri yiyeceklerin yanında birkaç öğün de işkence vardı. Yine böyle bir gün, Bathâ vadisinde göğsünde ağır taşlar, kumların hiddetine maruz kalmışken oradan geçmekte olan Sıddîk Ebu Bekir onu bu halde görmüştü. Bilmiyoruz, yolu oradan mı geçiyordu, yoksa onu satın almak için yolunu oraya mı düşürmüştü? Ümeyyenin yanına geldi, ‘sana dedi, ‘bundan daha güçlü, hem de senin dininden olan bir köle versem, bunu bana satar mısın? Halef, dünden razı idi, yeter ki, para gelsindi. ‘Olur dedi, ‘üstüne biraz daha para verirsen. Hz. Sıddîk, hemen kabul etti. Çünkü o, servetini Allah yolunda harcayacağına söz vermişti. Allah müminlerden mallarını bollukta da darlıkta da [l-i Imrân 3/134] sarfetmelerini istemişti. Sıddîk de onu yapacaktı. Hemen kabul etti. Bilalin üstünden taşı kaldırdı. Onu yanına aldı ve birlikte Resul-i Ekremin yanına geldiler. Artık yeni bir dönem başlıyordu. Hz. Bilal için işkence bitmişti, ama, müminlerin maruz kaldığı eziyetlere o da dairenin içinden biri olarak maruz kalmaya devam edecekti
.


Hicreti


Hz. Bilâl, Efendimizin izniyle ve emriyle Medineye hicret etti. Lakin Resul-i Ekremden ayrılmak kolay değildi. Üstelik Onu, Mekkede eziyetlerle başbaşa bıraktığı için içten içe yaralıydı. Rasulullah, hicret buyurup dua edeceği zamana kadar da Medine havası Hz. Bilal ve diğer bazı sahabiye yaramamıştı. Hava değişiminden hasta olmuşlardı. Hatta söylediği bir şiirinde ölümün giydiği ayakkabı kadar kendine yakın olduğunu ifade etmişti.

Medinede Sad b. Haysemenin misafiri olarak bir süre ikamet etmişti. Resul-i Ekrem, Medineye teşrif ettikten sonra Muhacir ve Ensar arasında yapmış olduğu genel kardeşlik uygulamasında Hz. Bilali, Abdullah b. Abdurrahman el-Hasamî ile kardeş yapmıştı. Bu kardeşlik ikisinden biri ölünceye kadar devam edecekti. Hz. Bilal, kardeşlik hakkına riayetini, kardeşliğini yanına, yani vefat-ı Nebiden sonra gittiği Şama aldırmakla bir kere daha gösterecekti. Hatta, Hz. Ömer devrinde girdiği savaşlardan hissesine düşen ganimetten bir hisse de ona ayıracaktı. [İbn Sad, Tabakat, 3/234]

Resul-i Ekremin yanında âdeta bir nevi Onun vekilharcı veya özel kalem müdürü gibi vazife yaptı. Ezvac-ı tahiratın harcamalarını o takip eder, alınacakları o alırdı. Efendimiz adına borç verileceklere o verirdi. Medine dışından gelenlerin ağırlanması vazifesi de onundu. Bayram veya yağmur duası için musallaya çıkıldığı zamanlarda sütre olarak kullanılacak harbeyi de Hz. Bilal taşırdı. Bu harbeyi Resul-i Ekreme Habeş Meliki Necaşî hediye olarak göndermişti. Peygamberimizden sonra, aynı görevi Şama gidinceye kadar Hz. Ebu Bekir zamanında da yapmıştı.

Esasen Bilal-i Habeşînin sahabe arasında ve Rasulullahın yanındaki temel misyonu: müezzin-i Rasûl olmaktı. Malumdu ki Resul-i Ekrem, Medineye gelir gelmez hemen bir mescid inşa etti. Namazlar cemaat halinde topluca burada kılınmaya başladı. İnsanlar namaza nasıl davet edilecekti? Meşveret meclisinde bu husus görüşülmeye başlandı. Kimine göre çan çalınmalıydı, başkaları ateş yakmayı teklif ettiler. Bir kısmı da bayrak dikmeyi teklif ettiler. Herkes kendine göre bir teklifle geldi. Başkalarına benzememek kaygısıyla Resul-i Ekrem hiç birini kabul etmedi.

Çok geçmeden hayırlı bir rüya ile Hz. Ömer çıkageldi. Rüyasında ona ezan-ı Muhammedî talim edilmişti. Efendimiz (sas) bundan sonra namaza daveti ezanla yapacaktı. Ezan, hemen Hz. Bilale öğretildi. Medine ufukları, onun ruhlara işleyen davûdî sesiyle bayram yapmaya ve sahabe onunla namaza koşmaya başladı. Sabah namazlarındaki ezana bir gün, "es-salatü hayrun minen nevm. Namaz uykudan hayırlıdır" ilavesini yapınca Efendimiz (sas) bunu güzel buldular ve o günden bugüne, onun ihlasla yaptığı bu ilave, sabah vaktinde insanları uyarmaya devam etmektedir. Sesleriyle insanları kutlu vazifeye davet eden müezzinler, Efendimizin müjdesiyle, "ötelerde de insanların en uzunları olacaklardır." Hz. Bilal, Medinede olduğu bütün zamanlarda bu vazifesine devam etti. Onun olmadığı zamanlarda ise, diğer müezzinler bu vazifeyi yerine getirdiler. Mesela Ebu Mahzûre okudu ezanı. O da yoksa, bu vazifeyi İbn Ümm-i Mektûm yerine getirdi.

Bilal-i Habeşînin Mekkenin fethinde Kâbe-i Muazzamanın damına çıkarak okumuş olduğu ezan, tarihin sayfalarına ve sahabilerin kalplerine ezandan cennetler inşa etmişti. Dün çöllerde Ehad diye haykıran ses, bugün Kâbe üstünde insanları namaza davet ediyordu ki, görülmeye, onun da ötesinde yaşanılmaya imrenilecek bir tabloydu bu. Hz. Bilal, Peygamber Efendimizden sonra, biri Kudüste, diğeri de Medinede olmak üzere sadece ve sadece iki kere ezan okudu. İlkini Hz. Ömerin, sonuncusunu da Efendimizin kendisini görmüş olduğu bir rüyada daveti üzere geldiği Medinede Peygamber torunları Hz. Hasan ve Hüseyinin ricaları sonucunda okudu. Hele Medinedeki o son ezanı, gerçekten çok muhteşem olmuştu. Onun sesini duyanlar eski günleri bir daha yaşamışlardı. Uykularından onun sesini duyarak kalkanlar bir an olmayacak şeyin gerçekleştiğini zannettiler. Namazı sanki Hz. Peygamber arkasında kılacakmış gibi heyecanla Mescid-i Nebeviye koştular...


Vefat-ı Nebiden Sonraki Hayatı


Resul-i Ekremle beraber yapılan bütün savaşlara iştirak eden ve Bedir savaşında, eski sahibi Ümeyye b. Halefi etrafındakilere haber vererek öldürülmesini sağlayan Bilal-i Habeşî, Peygamberlik Güneşi (sas) gurub ettikten sonra, Medinede kalmaya tahammül edemedi. Onun yokluğunda Medine bomboş gibi geliyordu. Hz. Ebu Bekirden izin istedi. Cihada iştirak için Şam tarafına hicret etti. Onun zamanında buralarda yapılan savaşlara iştirak etti. Hz. Ömer zamanında da aynı minval üzere hayata devam etti. Hz. Ömerin Kudüs fethinde yanında hazır bulunanlardan biri de oydu. Onunla beraber Kudüse girdi. Ricasını kırmadı, burada vefat-ı Nebiden sonraki ilk ezanını okudu. Şama yakın yerlerden biri olan Havlana yerleşti. Ebud-Derdâ hazretlerinin akrabalarından bir hatunla nikahlandı, fakat çocuğu olmadı. Vefatına kadar da burada yaşadı.

Bir gün rüyasında Resul-i Ekremi görmüş, ‘beni ziyaret etmeyecek misin? diyerek kendisini Medineye davet etmişti. Bu davete büyük bir şevkle icabet etti. Medinede eski hatıraları yeniden tüllendi. Resul-i Ekremle beraber yaşadığı şeyleri bir kere daha yaşadı. Her tarafı dolaştı, zaman zaman gözyaşlarını tutamayarak ağladı, inledi. Hicretin 20. senesinde yerleştiği Havlanda hastalandı. Hastalığı esnasında, hanımı ne kadar mahzun ise, kendisi de o kadar sevinçliydi. Sevincinin sebebini, Dosta ve ahbaba kavuşacağı ile anlatıyordu...


[Nedvi ve Ansarî, Asr-ı Saâdet, 2/44-52]







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 21-02-2011, 16:15
 
Standart Cevap: Peygamber Müezzini Hz. Bilal Habeşi

“Bizim dilimizde “Yeni Çiçek” anlamına gelen başkent Addis Ababada en büyük cami Envar Camii. Pakistanda sel felaketi yaşanmasaydı, bu akşam ben burada Habeşistanda cami yaptırmak için para toplayacaktım. Ancak Pakistanlı sel mağduru kardeşlerimizin durumu şu anda daha acil ve daha önemli.“
Peygamber Efendimizin müezzini, Onunla beraber tüm savaşlara katılan büyük Mücahit. Resul-i Ekremin meth-ü senada bulunduğu ve hayatta cennetle müjdelediği muazzez sahabi. Uzunca boylu, zayıf bedenli ve koyu esmer tenliydi. İslam tarihinin en önemli simalarından biriydi. Aslen Habeşistanlı bir aileye mensuptu ancak Mekkede doğmuştu. Babasının ismi Rabah, annesinin ismi Hamâme. Ümeyye b. Halefin kölesiyken İslamla tanıştı ve hemen Müslüman oldu. İslamı açıktan ilan eden 7 kişiden biriydi. Müşrik olan sahibi Ümeyye b. Halef, Hz. Bilali her gün çöl sıcağının kumları alev topu haline getirdiği öğle saatlerinde alır, kumların üstüne yüz üstü yatırır, sırtına da büyükçe bir kaya parçası koyar, İslamdan dönmesini, Hz. Peygamberden yüz çevirmesini isterdi. Fakat Hz. Bilal, bu işkencelere rağmen, Allahı tesbih eder, daima ” Allah bir! Allah bir!” diyerek haykırırdı. Halbuki, işkenceler karşısında imanlarını gizleme ruhsatları vardı. Fakat, Hz. Bilal, bu ruhsattan bir kere bile istifadeyi düşünmez. Habeşistana gidecek kafileye intisap etmez. Daima ön saflarda bulunur, Resul-i Ekremin yanından hiç ayrılmaz.
İşkenceden ve kölelikten kurtuluş
Yine bir gün göğsünde ağır taşlar, altında kızgın kumlar varken oradan geçmekte olan Sıddîk Ebu Bekir onu bu halde görmüştü. Ümeyyenin yanına geldi, sana dedi, bundan daha güçlü, hem de senin dininden olan bir köle versem, bunu bana satar mısın? Halef, Olur dedi, üstüne biraz daha para verirsen. Hz. Sıddîk, hemen kabul etti. Çünkü o, servetini Allah yolunda harcayacağına söz vermişti. Hemen kabul etti. Bilalin üstünden taşı kaldırdı. Onu yanına aldı ve birlikte Resul-i Ekremin yanına geldiler. Artık yeni bir dönem başlıyordu. Hz. Bilal için işkence bitmişti, ama, müminlerin maruz kaldığı eziyetlere o da dairenin içinden biri olarak maruz kalmaya devam edecekti.
Medine Onsuz Bilal-i Habeşiyi sıkar
Efendimizin izni ve emriyle Mekkeden Medineye hicret eder. Lakin Resul-i Ekremden ayrılmak kolay değildir. Üstelik Onu, Mekkede eziyetlerle başbaşa bıraktığı için içten içe yaralıdır. Efendimiz, hicret edip dua edeceği zamana kadar, Medine havası Hz. Bilal ve diğer bazı sahabiye yaramaz. Hava değişiminden hasta olur. Hatta söylediği bir şiirinde ölümün giydiği ayakkabı kadar kendine yakın olduğunu ifade eder. Resul-i Ekrem, Medineye teşrif edince Hz. Bilal, Abdullah b. Abdurrahman el-Hasamî ile kardeş olur.
Rüyada gösterilen Ezan
Hz. Ömer Rüyasında ona ezan-ı Muhammedînin talim edildiğinin gösterildiğini söyler.. Efendimiz (sas) bundan sonra namaza daveti ezanla yapılmasını ister. Aynı rüya Bilal-i Habeşiye de gösterilir. Ezan, Hz. Bilale öğretilir. Medine ufukları, onun ruhlara işleyen davûdî sesiyle bayram yapar. Sahabe onunla namaza koşmaya başlar. Sabah namazlarındaki ezana bir gün, “es-salatü hayrun minen nevm=Namaz uykudan hayırlıdır” ilavesini yapar. Efendimiz (sas) bunu güzel bulur ve o günden bugüne, onun ihlasla yaptığı bu ilave, sabah vaktinde insanları uyarmaya devam ediyor. Hz. Bilal, Medinede olmadığı zaman bu vazifeyi Ebu Mahzûre İbn Ümm-i Mektûm yerine getirirdi.
Peygamber Efendimiz vefat edince…
Peygamber Efendimizle birlikte bütün savaşlara iştirak eden ve Bedir savaşında, eski sahibi Ümeyye b. Halefi etrafındakilere haber vererek öldürülmesini sağlayan Bilal-i Habeşî, Peygamber Efendimiz vefat edince, Medinede kalamaz. Onun yokluğunda Medine bomboş gibi gelir. Hz. Ebu Bekirden izin ister. Cihada iştirak için Şam tarafına hicret eder. Onun zamanında buralarda yapılan savaşlara iştirak eder. Hz. Ömer zamanında da aynı minval üzere hayata devam eder. Hz. Ömerin Kudüs fethinde yanında hazır bulunanlardan biri de O dur. Onunla beraber Kudüse girer. Ricasını kırmaz, vefat-ı Nebiden sonraki ilk ezanını burada, Mescid-i Aksada okur. Şama yakın yerlerden biri olan Havlana yerleşir. Ebud-Derdâ hazretlerinin akrabalarından bir hatunla nikahlanır, fakat çocuğu olmaz. Vefatına kadar da burada yaşar.
Medineden Şama dönüş ve…
Bir gün rüyasında peygamber Efendimizi görür. Efendimiz, Ona: beni ziyaret etmeyecek misin? diyerek kendisini Medineye davet eder. Bu davete büyük bir şevkle icabet eder. Medinede eski hatıraları yeniden tüllenir. Peygamber Efendimizle birlikte yaşadığı şeyleri bir kere daha yaşar. Her tarafı dolaşır, zaman zaman gözyaşlarını tutamaz. Hicretin 20. senesinde yerleştiği Havlanda hastalanır. Hastalığı esnasında, hanımı ne kadar mahzun ise, kendisi de o kadar sevinçlidir. Sevincinin sebebini, Efendimize kavuşacağı şeklinde izah eder.
Efendimizin Müezzini ve özel kalem müdürü
Peygamber Efendimizin yanında âdeta bir özel kalem müdürü gibi vazife yapar. Ezvac-ı tahiratın harcamalarını o takip eder, alınacakları o alır. Efendimiz adına borç verileceklere o verir. Medine dışından gelenlerin ağırlanması vazifesi de onundur. Bayram veya yağmur duası için musallaya çıkıldığı zamanlarda sütre olarak kullanılacak harbeyi de Hz. Bilal taşır. Bu harbeyi Peygamber Efendimize Habeş Meliki Necaşî hediye olarak göndermişti. Bilal-i Habeşînin en önemli görevi: müezzin-i Rasûl olmaktı. Peygamber Efendimiz Medineye gelir gelmez hemen bir mescid inşa eder. Namazlar cemaat halinde topluca burada kılınmaya başlar. İnsanlar namaza nasıl davet edilecek sorusu sorulur. Meşveret meclisinde bu husus görüşülür. Kimi “çan çalalım“, kimi “ateş yakalım” der. Bir kısmı da “Bayrak dikme“yi teklif ederler. Herkes kendine göre bir teklifle gelir. Başkalarına benzememek kaygısıyla Peygamber Efendimiz hiç birini kabul etmez.
Bilal-i Habeşi ezan okuyunca
Bilal-i Habeşînin Mekkenin fethinde Kâbe-i Muazzamanın damına çıkarak okumuş olduğu ezan, tarihin sayfalarına ve sahabilerin kalplerine ezandan cennetler inşa eder. Dün çöllerde işkence görürken Ehad diye haykıran ses, bugün Kâbenin üstünde insanları namaza davet ediyordu ki, görülmeye, ve yaşanılmaya imrenilecek bir tabloydu bu. Hz. Bilal, Peygamber Efendimizden sonra, biri Kudüste, diğeri de Medinede olmak üzere sadece ve sadece iki kere ezan okumuş. İlkini Hz. Ömerin, sonuncusunu da Efendimizin kendisini görmüş olduğu bir rüyada daveti üzere geldiği Medinede Peygamber torunları Hz. Hasan ve Hüseyinin ricaları sonucunda okur. Medinedeki o son ezanı, gerçekten muhteşemdir. Onun sesini duyanlar eski günleri bir daha yaşarlar. Uykularından onun sesini duyarak kalkanlar bir an olmayacak şeyin gerçekleştiğini zannetmişler. Namazı sanki Peygamber Efendimizin arkasında kılacakmış gibi heyecanla Mescid-i Nebeviye koşarlar…


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Bilal Yavuz şiirleri Şiiri Bilal Yavuz şiirleri Şiiri UKDELA sen, aniden yola fırlayan bir çocuktun gittin, olaysız bir şekilde dağıldı içim ne çığlık çığlığa göçen gözlerin ne aşkı cinnet gibi geçiren şiirlerim ...
Bilal Erdoğan da gözaltına alınacak mı? Bilal Erdoğan da gözaltına alınacak mı? Türkiye'yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda bir iddia Başbakan Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan'ı da yakından ilgilendiriyor. Türkiye’yi sarsan...
Aşk Müezzini - Leyl-i Lem Aşk Müezzini - Leyl-i Lem Bu yitik kelimeler mevsiminde en çok yalnızlığım tekerrür ediyor Ve münevvereden yüreğime düşüyor nisan yağmurları hadra hadra Kekeme bırakılmış kelamların ana dil’i...
Suskunlar Sarı Bilal Öldü mü? Suskunlar Sarı Bilal Öldü mü? Suskunlar dizisi yeni yayın günü olan Pazar akşamı nefes kesen bir bölümle ekranlara geldi. Gurur yapacağını yaptı ve iki kardeşi, Bilal ve Ecevit'i birbirine...
Bilal'ın Son Ezanı Bilal'ın Son Ezanı Ezanı ilk okuyan O'ydu son okuyan da O. Bilal, iki cihan sultanının dâr—ı bekaya göçünden sonra, O'nsuz bir dünyada ezan okumayı kendine haram kılmıştı. Mekke ve Medine de ona...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,675
Konular : 236,756
Mesajlar: 423,486
Şuan Sitemizde: 292

En Son Üye: gizem01

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:57.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.