Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler > Eren Ermiş Evliya Kişiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Mevlana Kimdir Hayatı

Dini Bilgiler kategorisinde ve Eren Ermiş Evliya Kişiler forumunda bulunan Mevlana Kimdir Hayatı konusunu görüntülemektesiniz.
Mevlana Kimdir Hayatı 802 yıl önce bugün dünyaya gelen ve doğumu Allah'ın huzurundan ayrılma, ölümünü ise düğün gecesi olarak gören ...






Yeni Konu aç Cevapla
Seçenekler
  #1  
Okunmamış 01-10-2009, 17:07
 
Standart Mevlana Kimdir Hayatı

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Mevlana Kimdir Hayatı

802 yıl önce bugün dünyaya gelen ve doğumu Allah'ın huzurundan ayrılma, ölümünü ise düğün gecesi olarak gören ünlü düşünür Mevlana, 7 asırdan bu yana insanlığın önünü aydınlatmaya devam ediyor.



Mevlana'nın düşünceleri ve eserleri, bugün sadece Türkiye'de değil ABD başta olmak üzere dünyanın her yerinde büyük ilgi görüyor.

Bgün Afganistan sınırları içinde yer alan Belh şehrinde 30 Eylül 1207'de dünyaya gelen Mevlana'ya, Muhammed ismi konuldu. Dedesi'nin lakabı da Celaleddin olduğu için Mevlana Celaleddin denilmeye başlandı.

Dönemin en büyük alimlerinden olan Bahaeddin (Sultan) Veled'in oğlu olan Mevlana ve ailesi, Belh şehrinde siyasi istikrarın ortadan kalkması ve Moğol istilası tehlikesi üzerine göç ederek, dönemin ilim ve sanat merkezi konumunda olan Bağdat'a geldi.

Oradan Kutsal Topraklar'a geçip hac görevini yerine getiren aile, daha sonra Şam, Malatya ve Erzincan üzerinden eski adı Larende olan Karaman'a ulaştı.

Baba Bahaeddin Veled, 1225 yılında, 17 yaşında olan oğlu Muhammed Celaleddin'i (Mevlana), kafilenin üyelerinden Semerkantlı Lala Şerafeddin'in kızı Gevher Hatun ile evlendirdi.

Bahaeddin Veled, o dönemde Selçuklu devletinin başkenti olan ve ilim irfan sahiplerine kucak açmasıyla bilinen Konya'ya, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından davet edildi. 7 yıl Karaman'da kalan aile, 5 Mayıs 1228'de Konya'ya gelerek ovanın ortasındaki bu başkente kalıcı olarak yerleşti.

ÇOCUKLUK...
Çocuk yaşlarındayken babası Bahaeddin Veled'in derslerine devam eden Muhammed Celaleddin, babasının 1231 tarihinde vefatının ardından bir süre onun yerine babasının öğrencilerinin eğitimiyle görevlendirildi.

O güne kadar Farsça, Türkçe ve Arapça'yı iyi derecede öğrenmiş olan Muhammed Celaleddin, bir dönem Şam ve Halep'e giderek, Haleviye Medresi'nde dini eğitimini tamamladı. Ardından Konya'ya tekrar dönerek, Sultan Alaaddin Keykubad'ın kurduğu, bugün İplikçi Camii'nin bulduğu yerdeki Ebul'l-Fazl Medresesi'nde müderrislik görevine devam etti.

Ancak aldığı dini eğitimlerle kafasında doğan bazı düşünceleri sorgulamaya başlayan Mevlana, kendisini boşlukta hissettiği bir dönemde, Tebriz'den çıkıp Anadolu'ya gelen gezgin bir derviş olan Şems ile 24 Kasım 1244'de Konya sokaklarında karşılaştı.

İKİ DENİZİN KAVUŞMASI...
'İki denizin kavuşması' (Marece'l Bahreyn) olarak nitelendirilen bu buluşmanın ardından Mevlana, medresedeki görevini ve camide verdiği ve halktan büyük ilgi gören vaazlarını bırakarak, Şems ile birlikte, inzivaya çekildi, 3 yıla yakın bir süre çok az halk içine çıktı.

Dünyada şu an en az Mevlana'nın fikirleri kadar ilgi gören semayı, çokça yapmaya başladı. Bu 3 yıllık manevi etkileşim sonucu Muhammed Celaleddin, Mevlana ismini aldı. Bu dönemde Farsça ve Arapça şiirlerinin sayısı artmaya başladı, bugün kendisiyle özdeşleşen Mesnevi'sini yazdı. Bu arada, sohbetlerinin sevenleri tarafından kaleme alınması ve dikte edilmesinden oluşan Fih-i Mafih (Onda olmayan bundadır), devlet büyüklerine yazdığı 147 adet mektubun toplandığı 'Mektubat' isimli kitap oluştu.

Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler, Şems'ten önce zahiri (genel, kitabi) ilimleri tahsil eden Mevlana'nın, Şems'ten sonra batıni (gönüle doğan) ilim aldığını, masa başında öğrendiği ilimleri gönül zenginliğiyle yorumlayarak içselleştirdiğini, bugün dünyanın ilgi gösterdiği evrensel fikirlerinin ortaya çıktığını vurguladı.

'ÖLÜM VE DOĞUM'
17 Aralık 1273'te vefat eden Mevlana'nın ölüm gününü, sevgiliye kavuşma anlamına gelen ''düğün gecesi' yani Şeb-i Arus ilan etiğini anlatan Şimşekler, şunları söyledi: ''Bugün Mevlana'nın doğum günü. Ölüm gibi doğum günü de Mevlana için farklı anlamlar taşıyor. Mevlana, doğum gününü 'Allah'ın katından ayrılma' olarak gördüğünden, bir ölüm günü gibi değerlendirmektir. Mevlana'nın eserleri, sadece edebi açıdan değil içerdiği anlam bakımından da önemli ve evrensel olduğu için, tarih boyunca hangi dile çevrilirse çevrilsin, yoğun ilgi görmektedir. Bu onun sadece edebi dilinin değil, düşüncelerinin de çok değerli olduğunun göstergesidir. Belki daha da önemlisi, Mevlana'nın insanın şekline, diline, dinine ve inancına bakmadan, öncelikle onu Allah tarafından yaratılmış ve can olarak da Allah'tan bir parça taşıması düşüncesiyle değerli görmesidir.

Bu çerçevede, farklı görünüş ve yaşayıştaki insanların, bir alfabenin harfleri gibi farklı farklı olduğunu ancak bir kelime yazabilmek için tüm harflere ihtiyaç duyulduğunu belirtir. Bütün insanları 'aynı ağacın dalları, aynı geminin yolcuları' olarak niteler.''



MEVLANA'YA İLGİ...
Şimşekler, Mevlana'nın düşünceleri ve eserlerinin yanı sıra onun hayatı ile eserlerine dair yazılmış kitapların da, bugün sadece Türkiye'de değil ABD başta olmak üzere dünyanın her yerinde büyük ilgi gördüğünü söyledi.
Şimşekler, Konya'dan bütün bir Osmanlı coğrafyasına Mevlevihaneler ve dervişler yoluyla yayılan Mevlevi kültürünün bir parçası olan semanın da UNESCO tarafından ''Somut Olmayan Dünya Kültürel Miraslar Listesi'ne dahil edilmesi ve 2007'nin Mevlana Yılı ilan edilmesinin ardından, Mevlana'nın daha hızlı şekilde tanınmaya ve okunmaya başlandığını sözlerine ekledi.
Şimşekler, Mevlana'nın doğum günü nedeniyle bugün Konya'da, devam etmekte olan Uluslararası Mistik Müzik Festivali etkinlikleriyle birlikte, sema töreni başta olmak üzere çeşitli etkinlikler düzenleneceğini sözlerine ekledi.

BATI DÜNYASINDAKİ ETKİLERİ
Avrupa'da çok iyi tanınan bir isim olan Mevlana, batı dünyasından pek çok sanat ve edebiyat insanını etkiledi.

1818'de Avusturyalı ünlü diplomat Joseph Von Hammer yazdığı kitapta Mevlana'nın Mesnevi ve Divanı'ndan örnekler verdi. Ünlü şair Goethe de ''Poems East and West'' isimli eserinde, Mevlana'dan bir kaç beyiti ile bahsetti.

Frederick Hegel, sonradan geliştirdiği Dialectic of History adlı kitabında Mevlana'nın ne kadar çok etkisinde kaldığını yazdı.

Mesnevi, 1881 yılında Sir William tarafından Redhouse'da geniş bir şekilde yayınlandı.

19. yüzyılın başında Cambridge ve Oxford üniversitesindeki oryantalistler Mevlana ile ilgilenmeye başladı. Bunlardan Edward Granville Brown, R.A. Nicholson ve A.J. Arberry, Mevlana'dan bazı tercümeler yaptılar.
1922 yılında ise Mevlana hayranı düşünür Annemarie Schimmel, ünlü düşünür ile ilgili gerçek anlamda İngilizce ve Almanca yayınlar yaptı.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Okunmamış 01-10-2009, 17:25
 
Standart Cevap: Mevlana Kimdir Hayatı

Hz.Mevlana'nın devasa Heykeli İzmir'in Buca ilçesinde ilgi görüyor.
Buca'nın en yüksek yeri olan Tıngırtepe'ye kaidesiyle gaberesi 23 metre olan ve dikildiği tepeyle birlikte yer seviyesinden 73 metre yüksekliğe kavuşan Mevlana Heykeli,deniz seviyesinden 160 metrelik yüksekliğiyle, İzmir'in büyük bir kesiminden görülebiliyor.
Heykelin çevresine semazenler yerleştirilen regreasyon alanı içinde kafeterya, yürüyüş yolları ve oturma grupları yer alıyor. Geceleri lazer ışıklarıyla da aydınlatılan Dünya'nın 3. büyük heykeli, İzmir gecelerine farklı bir güzellik katıyor.
Buca Belediye Başkanı Cemil ŞEBOY tarafından Buca'ya kazandırılan dünyanın 3. büyük anıt-heykeli, bünyesinde bulunan kafeteryanın duvarlarında ve çevresine yerleştirilen Semazenlerin gaberelerinde Hz. Mevlana'nın özlü sözleri de yer alıyor.
Yılın muhtelif zamanlarında, Buca Belediyesi ile İzmir Konyalılar Derneği ortaklaşa, semazen gösterileri düzenleyerek çeşitli etkinlikler yapılması da düşünülüyor.
İzmirli heykeltıraş Eray OKKAN tarafından yaklaşık 7 ayda hazırlanan çelik konstrüksiyon üzerine fiberglasla yapılan ve yüzeyi 10 ton bakırla kaplanan 26 tonluk heykel, Rüzgara karşı direncinin artırımı için kullanılan 24 ton çelik boru ile toplam ağırlığı 50 ton.
Konya eski Vali Muavini, Hz. Mevlana aşığı Mehmet Fahri CAN'ın da Buca Kaymakamlığı yaptığı ilçe, yerli ve yabancı turistler tarafından ilgi görmeye devam ediyor.






  #3  
Okunmamış 14-02-2011, 15:03
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Mevlana Kimdir Hayatı

nası yani anlamadım


  #4  
Okunmamış 21-02-2011, 23:58
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Mevlana Kimdir Hayatı

insanlığın önünü aydınlatan bir insandı...


  #5  
Okunmamış 22-02-2011, 15:19
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Mevlana Kimdir Hayatı

iyibiriydi


  #6  
Okunmamış 22-02-2011, 20:07
3737
 
Standart Cevap: Mevlana Kimdir Hayatı

ewt çok güzel biri


  #7  
Okunmamış 22-02-2011, 20:09
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Mevlana Kimdir Hayatı

Mevlana Çok Önemli Bir Kişidir ... :)


  #8  
Okunmamış 23-02-2011, 21:39
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Mevlana Kimdir Hayatı

Mevlana Müzesi, Konya
Harzemşah hükümdarları Bahaeddin Veled'in halk üzerindeki etkisinden her zaman tedirgin olmuştu; çünkü o, insanlara son derece iyi davranır, ayrıca onlara her zaman anlayabilecekleri yorumlar getirir, derslerinde kesinlikle felsefe tartışmalarına girmezdi. Söylenceler, Bahaeddin Veled ile Harzemşah hükümdarı Alaeddin Muhammed Tökiş (ya da Tekiş) arasında geçen bir olaydan söz eder: Bahaeddin Veled bir gün dersinde, felsefeye ve felsefecilere şiddetle çatmış, onları İslam dininde var olmayan şeylere (bid'at) uğraşmakla suçlamıştı. Ünlü İslam felsefecisi Fahrettin Razi buna çok kızdı ve onu Muhammed Tökiş'e şikayet etti. Hükümdar, Razi'yi çok sayar ona özel olarak itibar ederdi. Razi'nin uyarıları ve halkın Bahaeddin Veled'e gösterdiği ilgi ve saygı bir araya gelince, kendi yerinden kuşkuya düşen Tökiş, Belh kentinin anahtarlarını ona gönderdi. Bu, benim yerime iktidarı sen kullan, anlamına gelen bir davranıştı. Söylendiğine göre bu davranışı "bir yerde iki sultan olmaz" diye karşılayan Bahaeddin Veled, hemen göç hazırlıklarına başladı, ailesini, kitaplarını, sadık müritlerini yanına alarak ülkeden ayrıldı (1212 ya da 1213).
• Nişapur kentinde ünlü şeyh Feridüttin Attar onları karşıladı. Aralarında önemli konuşmalar geçti. Küçük Celaleddin de bu konuşmaları dinliyordu. Attar, Esrarname (Sırlar Kitabı) adlı ünlü kitabını Celaleddin'e hediye etti ve yanlarından ayrılırken küçük Celaleddin'i kastederek, yanındakilere "bir deniz bir ırmağın ardına düşmüş gidiyor" dedi. Bahaeddin Veled'e de, "umarım yakın bir gelecekte oğlunuz alem halkının gönlüne ateş verecek ve onları yakacaktır" diye bir açıklama yaptı (Mevlânâ Esrarname 'yi her zaman yanında taşımış, Mesnevi'sinde Attar'dan ve onun kıssalarından sık sık söz etmiştir).[kaynak belirtilmeli]
Mevlana'dan Tüm İnsanlığa Nasihat:
«
Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi,
İster puta tapan ol yine gel, ,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz,
Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz...
Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir. »

Kafile, Bağdat'ta üç gün kaldı; sonra hac için Arabistan'a yöneldi. Hac dönüşü, Şam'dan Anadolu'ya geçti ve Erzincan, Akşehir, Larende'de (günümüzde Karaman) konakladı. Bu konaklama, yedi yıl sürdü. On sekiz yaşına gelmiş olan Celalettin, Semerkandlı Lala Şerafettin'in kızı Gevher Hatun ile evlendi. Oğulları Mehmet Bahaeddin (Sultan Veled) ile Alaeddin Mehmet, Larende'de doğdular. Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat, sonunda Bahaeddin Veled'i ve Celaleddin'i Konya'ya yerleşmeye razı etti. Onları yollarda karşıladı. Altınapa Medresesi'nde konuk etti. Başta hükümdar olmak üzere saray adamları, ordu ileri gelenleri, medreseliler ve halk, Bahaeddin Veled'e büyük bir saygıyla bağlanıyor, müridi oluyordu. Bahaeddin Veled 1231'de Konya'da öldü ve Selçuklu Sarayı'nda gül bahçesi denilen yere defnedildi. Hükümdar yas tutarak bir hafta tahtına oturmadı. Kırk gün, imarethanelerde onun için yemek dağıtıldı. Bu mesnevisi de böylece sona ermiş oldu
Babasının ölümünden sonraki dönemi
Babasının vasiyeti, sultanın buyruğu ve Bahaeddin'in müritlerinin ısrarlı ricaları sonucu Celaleddin babasının yerine geçti. Bir yıl süreyle dersleri, vaazları ve fetvaları o verdi. Sonra, babasının öğrencilerinden Tirmizli Seyhit Burhaneddin Muhakkik ile buluştu. Tirmizli olduğu için Tirmizi diye anılan Burhaneddin, Konya'daki bu buluşmada genç Celaleddin'i o çağda geçerli olan bütün İslam bilim dallarından sınava soktu. ve gösterdiği başarıdan sonra "bilgide eşin yok; gerçekten seçkin bir ersin. Ne var ki, baban hal ehli (gönül ve ruh adamı) idi; sen kal ehlisin (söz adamı). Kal'i bırak, onun gibi hal sahibi ol. Buna çalış, ancak o zaman onun gerçek varisi olursun, ancak o zaman Güneş gibi alemi aydınlatabilirsin" dedi (Sultan Veled (Mevlânâ'nın oğlu) ünlü İbtidaname (Başlangıç Kitabı) adlı kitabında olayı böyle anlatır). Bu uyarıdan sonra, Celaleddin 9 yıl boyunca Burhaneddin Muhakkik Tirmizi'ye müritlik etti, seyr-ü sülük denen tarikat eğitiminden geçti. Halep ve Şam medreselerinde öğrenimini tamamladı, dönüşte Konya'da hocası Tirmizi'nin gözetiminde art arda üç kez çile çıkarttı, riyazete (her tür perhiz) başladı. Hocası artık Kayseri'ye dönmek istiyor, Celaleddin onu bırakmıyordu. Günün birinde Tirmizi, öğrencisinden habersiz yola çıktı ama yolda atı tökezleyip düşünce ayağı incindi. Dönüp Konya'ya geldi ve Celaleddin'e "neden beni bırakmıyorsun?" diye sordu. O da hocasına "neden gitmek istiyorsun?" dedi. Tirmizi bu soruya şu yanıtı verdi: "Buraya güçlü bir gönül aslanı yöneldi, sana gelecek. Ben de bir din aslanıyım. Biz birbirimizle geçinemeyiz, birbirimize ağır geliriz". Bu açıklamadan sonra Tirmizi, Kayseri'ye gitti ve 1241'de orada öldü. Celaleddin, Konya'ya yönelen o gönül aslanını bir süre bekledi. Ne var ki, hocasını unutamıyordu. Bütün kitaplarını ve ders notlarını topladı. Fihi-Ma Fih (Ne Varsa İçindedir) adlı yapıtındaki açıklamalarında sık sık hocasından alıntılar yaptı. Beş yıl boyunca medrese fıkıh ve dinbilim okuttu, vaiz ve irşatlarını sürdürdü
Şems-i Tebrizi
1244'te Konya'nın ülü Şeker Tacirleri (Şeker Furuşan) hanına baştan ayağa karalar giymiş bir gezgin indi: Adı Şemsettin Muhammed Tebrizi (Tebrizli Şems) idi. Yaygın inanca göre Ebubekir Selebaf adlı ümi bir şeyhin müridi idi. Gezici bir tüccar olduğunu söylüyordu. Sonradan Hacı Bektaş Veli'nin Makalat (Sözler) adlı kitabında da anlattığına göre, bir aradığı vardı. Aradığını Konya'da bulacaktı, gönlü böyle diyordu. Yolculuk ve arayış bitmişti. Ders saatinin bitiminde İplikçi Medresesin'ne doğru yola çıktı ve Mevlânâ'yı atının üstünde danişmentleriyle birlikte gelirken buldu: atın dizginlerini tutarak sordu ona: "Ey bilginler bilgini, söyle bana, Muhammed mi büyüktür, yoksa Bayezit Bistami mi?" Mevlânâ yolunu kesen bu garip yolcudan çok etkilenmiş, sorduğu sorudan ötürü şaşırmıştı: "Bu nasıl sorudur?" diye kükredi. "O ki peygamberlerin sonuncusudur; O'nun yanında Bayezit'in sözü mü olur?" Bunun üstüne Tebrizli Şems şöyle dedi: "Neden Muhammed 'kalbim paslanır da bu yüzden Rabb'ime günde yetmiş kez istiğfar ederim' diyor da , Bayezit 'kendimi noksan sıfatlardan uzak tutarım, cüppemin içinde Allah'tan başka varlık yok' diyor; buna ne dersin?" Bu soruyu Mevlânâ şöyle karşıladı: "Muhammed her gün yetmiş makam aşıyordu. Her makamın yüceliğine vardığında önceki makam ve mertebedeki bilgisinin yetmezliğinden istiğfar ediyordu. Oysa Bayezit ulaştığı makamın yüceliğinde doyuma ulaştı ve kendinden geçti, gücü sınırlıydı.; onun için böyle konuştu". Tebrizli Şems bu yorum karşısında "Allah, Allah" diye haykırarak onu kucakladı. Evet, aradığı O'ydu. Kaynaklar, bu buluşmanın olduğu yeri Merec-el Bahreyn (iki denizin buluştuğu nokta) diye adlandırdı.
Oradan, birlikte, Mevlânâ'nın seçkin müritlerinden Selahaddin Zerkub'un hücresine (medresedeki odası) gittiler ve halvet (iki kişilik kesin bir yalnızlık) oldular. Bu halvet süresi hayli uzun oldu (kaynaklar 40 gün ile 6 aydan söz eder). Süre ne olursa olsun, Mevlânâ'nın yaşamında bu sırada büyük bir değişme oldu ve yepyeni bir kişilik, yepyeni bir görünüm ortaya çıktı. Mevlânâ artık vaazlarını, derslerini, görevlerini, zorunluluklarını, kısaca her davranışı, her eylemi terk etmişti. Her gün okuduğu kitapları bir yana bırakmış, dostlarını, müritlerini aramaz olmuştu. Konya'nın hemen her kesiminde, bu yeni duruma karşı bir itiraz, bir isyan havası esiyordu. Kimdi bu gelen derviş? Ne istiyordu? Mevlânâ ile hayranları arasına nasıl girmiş, ona bütün görevlerini nasıl unutturmuştu. Şikayetler, ayıplamalar o dereceye vardı ki, bazıları Tebrizli Şems'i ölümle bile tehtid ettiler. Olaylar böyle üzücü bir görünüm kazanınca, bir gün canı çok sıkılan Tebrizli Şems, Mevlânâ'ya Kur'an'dan bir ayet okudu. Ayet, "işte bu, sen ile ben'in arasındaki ayrılıktır" anlamına geliyordu. Bu ayrılık gerçekleşti ve Tebrizli Şems bir gece habersizce Konya'yı terk etti (1245).

İstanbul, Büyükçekmece'de bulunan bir Mevlana heykelciği
Tebrizli Şems'in gidişinden son derece etkilenen Mevlânâ kimseyi görmek istememiş, kimseyi kabul etmemiş, yemeden içmeden kesilmiş, sema meclislerinden, dost toplantılarından büsbütün ayağını çekmişti. Özlem ve aşk dolu gazeller söylüyor, gidebileceği her yere gönderdiği ulaklar aracılığıyla Tebrizli Şems'i aratıyordu. Müritlerin bazıları pişmanlık duyup Mevlânâ'dan özür dilerken, bazıları da Tebrizli Şems'e büsbütün kızıp kinlenmekteydiler. Sonunda onun Şam'da olduğu öğrenildi. Sultan Veled ve yirmi kadar arkadaşı Tebrizli Şems'i alıp getirmek üzere acele Şam'a gittiler. Mevlânâ'nın geri dönmesi için yanıp yakardığı gazelleri ona sundular. Tebrizli Şems, Sultan Veled'in ricalarını kırmadı. Konya'ya dönünce kısa süreli bir barış yaşandı; aleyhinde olanlar gelip özür dilediler. Ama Mevlânâ ile Tebrizli Şems gene eski düzenlerini sürdürdüler. Ancak bu durum pek fazla uzun sürmedi. Dervişler, Mevlânâ 'yı Tebrizli Şems'ten uzak tutmaya çalışıyorlardı. Halk da Mevlânâ'ya Tebrizli Şems geldikten sonra ders ve vaaz vermeyi bıraktığı, sema ve raksa başladığı, fıkıh bilginlerine özgü kıyafetini değiştirip Hint alacası renginde bir hırka ve bal rengi bir küllah giydiği için kızıyordu. Tebrizli Şems'e karşı birleşenler arasında bu kez Mevlânâ'nın ikinci oğlu Alaeddin Çelebi'de vardı.
Sonunda sabrı tükenen Tebrizli Şems "bu sefer öyle bir gideceğim ki, nerde olduğumu kimse bilmeyecek" deyip, 1247 yılında bir gün ortadan kayboldu (ama Eflaki onun kaybolmadığını, aralarında Mevlânâ'nın oğlu Alaeddin'in de bulunduğu bir grup tarafından öldürüldüğünü ileri sürer). Sultan Veled'in deyişine göre Mevlânâ adeta deliye dönmüştü; ama sonunda onun gene geleceğinden umudunu keserek yeniden derslerine, dostlarına, işlerine döndü. Tebrizli Şems'in türbesi Hacı Bektaş Dergahı'nda diğer Horasan Alperenlerinin yanındadır.

Mevlânâ Türbesi (Yeşil kubbe)
Selahattin Zerküb
Bu dönemde Mevlânâ, Tebrizli Şems ile kendi benliğini özdeşleştirme deneyimini yaşıyordu (bu, bazı gazellerin taç beyitinde kendi adını kullanması gerekirken, Tebrizli Şems'in adını kullanmasından da anlaşılmaktadır). Aynı zamanda Mevlânâ o sırada kendine en yakın hemhal olarak (aynı hali paylaşan dost) Selahattin Zerküb'u seçmişti. Tebrizli Şems'in yokluğunu onunla gideriyor. Selahattin Zerküb, Mevlânâ'nın gözünde Şems ile özdeşleşiyordu. Selahattin, erdemli ama okuması yazması olmayan bir kuyumcuydu. Aradan kısa bir zaman geçince, bu kez müritler Tebrizli Şems yerine Selahattin'i hedef edindiler. Ne var ki bu kez Mevlânâ ve Selahattin kendilerine karşı duyulan gergin havaya pek aldırmadılar. Selahattin'in kızı Fatma Hatun ile Sultan Veled evlendirildi.
Mevlânâ ile Selahattin on yıl süreyle bir arada bulundular. Selahattin'i öldürme girişimleri oldu ve bir gün Selahattin Mevlânâ'dan "bu vücut zindanından kurtulmak için izin istediği" rivayeti yayıldı; üç gün sonra da Selahattin öldü (Aralık 1258). Selahattin'in cenazesinin ağlayarak değil, neyler ve kudümler çalınarak, sevinç ve şevk içinde kaldırılmasını vasiyet etmişti.
Selahattin'in ölümünden sonra, yerini Hüsamettin Çelebi aldı. Hüsamettin'in babası, Konya yöresi ahilerinin reisiydi. Onun için, Hüsamettin Ahi Türk oğlu diye anılırdı. Varlıklı bir kişiydi ve Mevlânâ'ya mürit olduktan sonra bütün servetini onun müritleri için harcadı. Beraberlikleri Mevlânâ'nın ölümüne kadar on yıl sürdü. O aynı zamanda Vezir Ziyaettin tekkesinin de şeyhiydi ve böylece iki ayrı makam sahibiydi.
İslam tasavvufunun en önemli ve en büyük yapıtı olan Mesnevi-i Manevi (genellikle yalnız Mesnevi diye anılır) Hüsamettin Çelebi aracılığıyla yazılmıştır. Bir gün birlikte sohbet ederlerken Çelebi bir konudan yakındı ve "müritler", dedi, "tasavvuf yolunda bir şeyler öğrenmek için ya Hakim Senai'nin Hadika (Bahçe) adlı kitabını okuyorlar ya Attar'ın İlahiname 'sini, Mantık-ut-Tayr ını (Kuş Dili) okuyorlar. Oysa bizim de eğitici bir kitabımız olsaydı herkes bunu okuyacak ve ilahi gerçekleri ilk elden öğrenecekti." Hüsamettin Çelebi sözünü bitirirken, Mevlânâ sarığının katları arasından bükülmüş bir kâğıt uzattı genç dostuna; Mesnevi 'nin ünlü ilk 18 beyti yazılmıştı ve hoca, müridine şöyle diyordu: "Ben başladım, gerisini sen yazarsan ben söylerim."
Bu çalışma yıllar boyu sürdü. Yapıt, 25.700 beyitten oluşan 6 ciltlik bir bütündü. Tasavvuf öğretisini birbirinden çıkan ilgi çekici öyküler aracılığıyla anlatıyor, olayları yorumlarken tasavvuf ilkelerini açıklıyordu. Mesnevi bittiği zaman artık epeyce yaşlanmış olan Mevlânâ yorgun düşmüş, ayrıca sağlığı da bozulmuştu. 17 Aralık 1273'te de öldü. Mevlana'nın öldüğü gün olan 17 Aralık, düğün gecesi anlamına gelen ve sevgilisi olan Rabb'ine kavuşma günü olduğu için Şeb-i Arûs olarak anılır.


  #9  
Okunmamış 24-02-2011, 22:28
ilotto567
 
Standart Cevap: Mevlana Kimdir Hayatı

Teşekkürler....


  #10  
Okunmamış 28-02-2011, 14:19
berden2000
 
Nev1 Cevap: Mevlana Kimdir Hayatı

Mevlânâ Celaleddin-i Belhi Rumi (Farsça:مولانا جلال الدین محمد رومی Mevlānā Celāl-ed-Dīn Muhammed Rūmī; 30 Eylül 1207de doğmuştur. 17 Aralık 1273te ölmüştür.), İslam ve tasavvuf dünyasında tanınmış bir şair, düşünce adamı ve Mevlevi yolunun öncüsüdür. Prenses Gürcü Hatunla yakın dosttur. Hatta Mevlana portresini ve Mevlana Türbesini ilk Gürcü Hatun yaptırmıştır. Bu sayede Bilinen tek bir Mevlana portresi ve yaygınlaşan Mevlana türbeleri bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Mevlânâ bugünkü Afganistan'da bulunan Belh'te doğmuştur. Annesi, Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun; babaannesi, Harzemşahlar hanedanından Türk prensesi, Melîke-i Cihan Emetullah Sultan'dır.[1] Babası, Sultânü'l-Ulemâ (Alimlerin Sultânı) unvanı ile tanınmış, Muhammed Bahâeddin Veled; büyükbabası, Ahmed Hatîbî oğlu Hüseyin Hatîbî'dir. Babasına Sultânü'l-Ulemâ (Alimlerin Sultânı) unvanının verilmesini kaynaklar Türk gelenekleri ile açıklamaktadır.[2]

Mevlânâ Celaleddin-i Rumi (Rumi adı, Anadolu'ya yerleşip orada yaşadığı için (o dönemde Anadolu'ya Diyarı-ı Rum deniliyordu); "Efendimiz" manasına gelen Mevlânâ ise, kendisine karşı duyulan büyük saygının belirtisi olarak verilmiştir), dönemin İslam kültür merkezlerinden Belh kentinde hocalık yapan ve Sultan-ül Ulema (Bilginler Sultanı) lakabıyla anılan Bahaeddin Veled'in oğludur. Mevlânâ, babası Bahaeddin Veled'in ölümünden bir yıl sonra, 1232 yılında Konya'ya gelen Seyyid Burhaneddin'in manevi terbiyesi altına girmiş ve dokuz yıl O'na hizmet etmiştir.

1 Yaşamı
1.1 Babasının ölümüne kadar olan dönem
1.2 Babasının ölümünden sonraki dönemi
1.3 Şems-i Tebrizi
1.4 Selahattin Zerküb
2 2007 UNESCO Dünya Mevlana Yılı
2.1 Eserleri
2.2 Sözleri
3 Kaynak
4 Dış bağlantılar


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Hz Fatıma Kimdir Kısaca Hayatı Hz Fatıma Kimdir Kısaca Hayatı Hz. Fâtıma, Hicret’ten 11 yıl önce, Cemaziyelahir’in 20. gününde, Mekke’de dünyaya gelmişlerdir.Hz. Fâtıma; Hz.Peygamber’in, Hz.Hatice’tül Kübra’dan doğan ikisi...
Nur Erkul Kimdir Hayatı Nur Erkul Kimdir Hayatı Nur Erkul 17 Nisan 1985 Bursa doğumludur.. Nur Erkul Sanat Merkezinde eğitim görmüştür.. Nur Erkul'un rol aldığı diziler şöyle Ay Tutulması Sezon 1 (2011) ...
Salih Kalyon Kimdir Hayatı Salih Kalyon Kimdir Hayatı Salih Kalyon1946, Ağrı doğumlu sinema, tiyatro ve dizi oyuncusudur.Salih Kalyon Bizimkiler dizisindeki Sedat ve Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü oyunundaki Gülseren'in...
Hazreti Mevlânâ Muhammed Celâleddin-i Rûmî Hayatı ve Şahsiyeti Hazreti Mevlânâ Muhammed Celâleddin-i Rûmî Hayatı ve Şahsiyeti SUNUŞ
Mevlana Seyyid Ebul Ala Mevdudi Kimdir Hayatı Mevlana Seyyid Ebul Ala Mevdudi Kimdir Hayatı Daha önceki bütün İslâmî uyanış hareketleri ya çok düzensiz ve başıbozuktular veya günümüzde de olduğu gibi sindirilmiş durumdaydılar; yani kısaca...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,762
Konular : 239,197
Mesajlar: 426,605
Şuan Sitemizde: 131

En Son Üye: sevkar

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:18.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.