Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Eğitim & Öğretim > Eğitim
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Neden Öğretmen Olunur?

Eğitim & Öğretim kategorisinde ve Eğitim forumunda bulunan Neden Öğretmen Olunur? konusunu görüntülemektesiniz.
Alıntı: Ben neden öğretmen olmak istedim? Defalarca bu soruyu sordum kendime. Ulaştığım sonuç şuydu: Öncelikle ilkokulda ki öğretmenlerimi çok seviyordum. ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 28-01-2008, 23:15
 
Standart Neden Öğretmen Olunur?

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Alıntı:
Ben neden öğretmen olmak istedim?

Defalarca bu soruyu sordum kendime. Ulaştığım sonuç şuydu: Öncelikle ilkokulda ki öğretmenlerimi çok seviyordum. Öğretmenlerim diyorum çünkü ; benim ilkokul da üç değişik öğretmenim oldu. Onlara olan sevgim, benim öğretmen olma isteğimin ilk tohumlarını attı.

Daha sonrada çocuklara olan sevgim. Bence; çocukları sevmeyen bir insan onları eğitemez. Karşılıklı sevginin olduğu bir ortamda iyi bir eğitim, iyi bir eğitimin olduğu yerde ise şüphesiz parlak bir gelecek vardır.

Bu sonuçlara bir de ÖSSden aldığım puan eklendi. Böylece sınıf öğretmeliği bölümüne girmiş bulunuyorum. Amacım dört yıl boyunca iyi bir eğitim alarak gelecek nesilleri en iyi şekilde yetiştirmektir.



İdeal bir öğretmen nasıl olmalıdır?

Bu soruya cevap vermek için, öğretmenin öğrenciler üzerindeki etkisini bilmek gerekir. Bu yüzden bir öğretmenin dersine misafir olarak girdim. Bu öğretmeni derste izledim. Sonunda öğrencilerle özel olarak konuşup, onların öğretmen hakkındaki görüşlerini dinledim.

Girdiğim ders ve öğrencilerin öğretmen hakkındaki görüşleri:

Ben son iki derse girdim. Öğrenciler yorgun oldukları için, onları daha fazla sıkmamak adına eğitsel ders yapılmasına karar verildi. Önce güzel yazı dersi.


Öğretmen ilk önce öğrencileri psikolojik olarak rahatlatmaya çalıştı. Öğrenciler tereddütdeydi. Öğretmen ise el yazısının kolay olduğunu, bunu mutlaka başarabileceklerini söylüyordu. Buna inanmalarını sağladı.

Sonra da öğretmen dersi anlatmaya başladı...
Öğretmen tahtada harfleri çizerken, öğrencilere parmaklarıyla boşlukta çizmeye çalıştılar. Öğrenciler bunları yaparken kıpır kıpırdı.

Gerçekten bu öğrencilere hakim olmak çok zor. Bu yüzden öğretmen söylediklerinin yapılmasını istiyordu. Yapmayanları ise uyardı.

Ders esnasında öğrenciler devamlı sorular soruyorlardı . Çok zeki ve hareketli öğrenciler vardı bu sınıfta. Öğrenciler öğretmenlerinden hem çok korkuyor, hem de onu çok sevdiklerini söylüyorlardı. Öğretmen kendi yazdıklarını silip öğrencileri teker teker kaldırarak, söylediklerini el yazısı ile yazdırdı. Öğrenciler bu konuda bir hayli yetenekliydi.

Öğretmen yerde kağıt parçaları olduğunu fark etti. Onlara örnek bir davranışta bulunarak kendisi bunları süpürdü. Hiçbir şey söylemeden bunu yapması onları etkiledi. “Bugünkü nöbetçi hiçbir şey yapmadı, etraf çok kirli öğretmenim” diye yakındılar.

Öğretmen bazen sinirleniyordu. Biraz sert davranıyordu. Fakat tam kararında. Ne öğrencileri dersten soğutacak kadar fazla, ne de onların susmalarını engelleyemeyecek kadar az...

Öğretmene “iyi bir ders programı nasıl olmalıdır?” diye bir soru yönelttim. Öğretmenin verdiği cevap gerçekten muhteşemdi: “ En iyi ders programı öğrenciler sıkıldığında değiştirilen ders programıdır.”

Bazen de öğrenciler sıkılınca beyin geliştirici oyunlar oynanması gerekirmiş. Bu sınıfta böle bir oyun oynadık. özcük türetme oyunu. Gerçekten güzel bir oyun bu. Bizde oynardık bu oyunu...

“Bu sınıftayken kendimi bu sınıftan biriymişim gibi hissettim. Öğretmen kızınca bende korktum. Ders boyunca neredeyse hiç konuşmadım. Zaman su gibi akıp geçti. Ya da bana öle geldi.”

Daha sonrada öğretmenin, biz geleceğin öğretmenlerine verdiği birkaç nasihat vardı.


Temel kurallar şuydu:

SEVGİ-SABIR


Bunu kendimize parola edinmemiz tavsiye edildi.

Sonrada bize doğu görevi yaptığı yılları anlattı.
Öğretmen doğu görevini Erzincanda yapmış. Çocuklarla iletişim kurmak ve onlara söylediklerini yaptırmak oldukça güçmüş. Bu konuda söyledikleri şu şekildeydi: “ Doğuda öğrencilere dayak atmak kesinlikle çözüm değil. Zaten aile baskısı ve dayağa maruz kalan öğrenciye dayak tesir etmiyor. Çocuğa iyi niyetle ve sevecen bir şekilde yaklaşmalı aksi halde çocuğa hiçbir faydanız olamaz.”

Bu gerçekten çok acı bir durum. Psikolojisi bozulmuş bir çocuk hayattan ne bekleyebilir ki?... Kendimi düşünüyorum da biraz moralim bozulsa, yada biri bana kırılacağım bir şey söylese bir anda dünyam kararıyor,her şeyi boş veriyorum. Aslında bütün insanlar böyle degilmidir? Birde söz konusu olan küçük bir çocuk. Kim bilir onun hayal dünyasında nasıl bir yaşam vardır. Peki bunların tam dünyasında nasıl bir yaşamın içindeyse ne olacak? Bu çocuk hayattan sizce ne bekleye bilirsiniz?

Fakat ona yol gösteren ,ona devamlı gelecekten ümit beklemesi gerektiğine inandıran bir öğretmen,ona yeni bir kapı açmış olur. Böylece geleceğe umutla bakan bir insan kazanılmış olur.

Oysa pek çok kişi doğu görevinden kurtulmak için uğraşıp duruyor. Eğer bu kişilik bu öğrencilere yardımcı olamayacaklarını düşünüyorlarsa amenna... Yerlerinde dursunlar. Bu insanları daha koyu bir karanlığa gömmesinler diyorum ve bunu burada noktalıyorum.

Birde devamlı ağlayan öğrenciler varmış. Ödevlerini yapmazlar “ niye yapmadın?” diye sorunca ağlamaya başlarlarmış. Bu öğretmenimizin de böle bir öğrencisi varmış. Bir değil... İki değil... Ağladıkça ağlarmış. Öğretmene bir gün bu öğrenciyi karşına almış “ödevini yapmadın mı? “ öğrenci ağlamaya başlamış. Öğretmen “ geç şuraya, hemen yap !” demiş. Ağlamak artık fayda vermeyince her söyleneni zamanında yapmaya başlamış. Bu öğrencinin annesi de bir öğretmenmiş. O da kızını böle görünce çok ama çok şaşırmış.

Hep öğretmenden bahsettim. Şimdi de biraz öğrencilerle olan konuşmalarımdan bahsedeyim.

Öğretmeninizi seviyor musunuz ?


Aldığım cevaplar olumluydu. Bu tamamda, peki o size kızdığında tepkiniz ne oluyor?

Onlar yine öğretmenlerini çok sevdiklerini söylediler. Kızınca biraz üzülüyorlarmış fakat “ o bizim öğretmenimiz. O haklıydı. Biz yanlış davrandık.” dediler.

Gerçekten buna çok sevindim. Çünkü, öğretmen kızınca ben bile korkuyorum. Bir an öğretmene çok ama çok kızıyordum.


Öğretmene sorduğum sorular:

1-)Mesleğinizi seviyor musunuz ? bu meslek sevmeden yapılabilir mi?
C-)Çok seviyorum . Böyle meslekte sevmeden zaten yapılmaz.
2-) Öğrencilerinizle olan ilişkileriniz onların şu andaki meslek seçimini etkiliyor mu?
C-)Kesinlikle evet. Beni çok sevdiklerinden onlarda benim gibi öğretmen olmak istiyorlar.
3-)Bu yaştaki çocukların dikkatini 40 dk. Derste tutmak zor olsa gerek, fakat derste işlenmeli. Bunu nasıl sağlıyorsunuz.
C-)Ders programına uymuyorum. Onlar sıkıldıkça ders değiştiriyoruz. Onlar da derse tekrar adapte oluyorlar.
4-)Öğrenciler sizin söylediklerinizi yapmadıklarında nasıl bir ceza uyguluyorsunuz.
C-)Kızıyorum.
5-) Onları nasıl mükafatlandırıyorsunuz?
C-)”Aferin yavrum” demem onlara yetiyor.
6-)Hperaktif öğrencileriniz var mı? Onlar için ne yapıyorsunuz?
C-)Var. Derslerde çok sıkılıyor. Ailesiyle görüştük. Birlikte ne yapacağımıza karar vereceğiz.
7-)Nasıl öğrencileri seversiniz?
C-)Bütün öğrencileri seviyorum.
8-)Öğrencileriniz en çok hangi dersleri seviyorlar?
C-)Türkçe ve bazıları da matematik derslerini seviyor.
9-)Beden eğitimi ve müzik derslerinde öğrencilerinize katılmak hoşunuza gidiyor mu? Yoksa bunu mecbur olduğunuz için mi yapıyorsunuz?
C-)Bundan zevk alıyorum. Zaten her şeyi birlikte yapmak onlarında çok hoşuna gidiyor.

Sonuç: Bu öğretmen gerçekten iyi bir eğitimci. Ders dışında iyi bir anne, dersteyse tam bir eğitimci. Bunu dengede tutması gerçekten büyük bir başarı.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 28-01-2008, 23:18
 
Standart çünkü O öğretmendir

ÇÜNKÜ O ÖĞRETMENDİR

Mesleği dünyanın en vahşi canavarını eğitmektir onun. Yani dünya ile uğraşır o. Enerjisi hiç bitip tükenmemiş olan kapkara zihniyetlerin, koskocaman puntolarla yazdığı "Cehalet" inin silahına karşı kaldırır kalemini öğretmen.
Önce İsmail Hakkı TONGUÇ yaktı Anadolu'ya bilgi ateşini. Sonra bir dizi destan oldu damarlarda köylerin. O öğretmendi. Taa Menemen'de duyuldu çığlıkları cehaletin. Bir testere yetmedi onun başını almaya. O bir öğretmendi. Bir Kubilay gitti, bin Kubilay geldi. İşte böyle başladı serüveni onun. Mum ışığıydı, güneş oldu. İnsanlara kıskançlığın, bencilliğin, zorbalığın öğretildiği hayat okulunda inatla okumak isteyenlere karşı durup, barış ve sevgiyle birlikte hayatla nasıl başa çıkılacağını gösterdi. Adında saklıydı kendisi. O bir öğretmendi. Aslında böyle olmalıdır karşılığı sözlükte bu kelimenin. Çünkü öğretmen, öğretirken de kolay şeylerle karşılaşmaz. Boş beyinlere yüklemez o bilgileri. Önce korkunç ön yargıları, yanlış bilgileri çıkartması gerekmez mi? Kayaları yontup heykel yapar. Mesleği insandır, amacı eğitim ve öğretim.
Şimdiye kadar hep olması gereken söylendi, yazıldı. Peki ya olan? Günümüzde, bozulmuş öğretmenlik anlayışından elimizde kalan, kararmış bir mum yağından başka bir şey değildir. Alevi falan yok tabi ki. Ama mumun yağı hala sıcaksa bu da bir zamanlar yanan o kocaman meşalenin sıcaklığını içinde taşıyabilen öğretmenler sayesindedir. Okullarda eğitimin öğretimden çok daha geri planda kaldığı hatta yok olmaya yüz tuttuğu su götürmez bir gerçektir. Zorunlu eğitimden ! Zorunlu eğitim diyorum çünkü a, b, c, d ve e'den oluşan bir yörüngenin dışına çıkmayan öğretim sayesinde, öğretilecek olan her şey zorunlu öğretilir hale gelmiştir. Bunun sonucunda da " Nice gömlekler gördüm içinde insan yok" sözüne yakışır öğrenciler yetişti durdu senelerdir. Öğretmen de bunu gerçekleştirmeye zorlandı. Zaten bunun tersi gerçekleşseydi, Kendini yaktığızaman bile dikkat çekmeyecek kadar önemsiz hale gelmezdi. O eskiden yanan bilgi meşalesinin ateşi, arzusu değil çakmak ateşi yakıyor artık öğretmeni. İşte olan da budur. İsmail Hakkı TONGUÇ'da, Kubilay'da ve cehaleti yok etmek uğruna kendini feda eden niceleri de en az şimdi olanlar kadar gerçekti. Bu meşaleyi tekrar yakacak güç ve sıcaklık da yine onun içindedir. ÇÜNKÜ O ÖĞRETMENDİR.
Şimdi duyurmalılar seslerini geçmişe doğru dalga dalga Rahmi GÜR'ün şu dizeleriyle;
Duy, gör, bil
Yüreklerde bilginin
Ateşini yaktıkların
Ekmek bilip
Su bilip sizi
UNUTMADILAR
UNUTMADIK.



Alıntı:
11.sınıf öğrencisi


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Öğretmen Nedir - Öğretmen Nasıl Olunur Öğretmen Nedir - Öğretmen Nasıl Olunur İnsanın yaratılıştan sahip olduğu birtakım özellikleri vardır. Ona bu özelliklerinin geliştirilmesi ve başkalarıyla münasebetlerini düzenli biçimde...
Nasıl Kısır Olunur? Ülkemizde yaklaşık on sene önce bebek sahibi olamayan çiftler problemin kadında olduğunu düşünürdü. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki infertilite (kısırlık) vakalarının yaklaşık üçte biri erkek...
Hem şişman hem seksi olunur mu? Hem şişman hem seksi olunur mu? SEKS İÇGÜDÜDÜR KİLO İLE İLGİSİ YOK Prof. Dr. Tuncay Özgünen: Fizyoloji uzmanı Cinselliğin ve seksiliğin kiloyla ilgisi kesinlikle yoktur. Herhangi bir kişinin...
Neden her yıl grip aşısı olunur? Neden her yıl grip aşısı olunur? Aşı, her yıl Dünya Sağlık Örgütü ve Bulaşıcı Hastalıklar Komisyonu'nun önerilerine göre bölgesel olarak hazırlanır. Bu nedenle her yıl yeniden olmak gerekir....
Aşk Acı Çekmekse Neden Aşık Olunur Sizce ask genelde acı cekmekdır...pekı ınsan bunu bıle bıle nıye asık oluyorda o acıyı cekıyor???

 
Forum Stats
Üyeler: 65,726
Konular : 238,631
Mesajlar: 425,780
Şuan Sitemizde: 304

En Son Üye: beyaz_dus

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:21.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.