Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Eğitim & Öğretim > Eğitim > Edebiyat
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

Eğitim kategorisinde ve Edebiyat forumunda bulunan Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı konusunu görüntülemektesiniz.
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI 1923 - ? 1923 yılı yeni Türkiyenin kuruluşudur. Aydınlarımız , devlet adamlarımız ve yazarlarımız tarihimizde artık ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 23-04-2008, 21:22
 
Standart Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
1923 - ?

1923 yılı yeni Türkiyenin kuruluşudur. Aydınlarımız , devlet adamlarımız ve yazarlarımız tarihimizde artık yeni bir dönemin başlatılması gereğine inanmışlardır . İşte 1923te başlayan bu yeni anlayışı maddeler halinde şöyle özetleyebiliriz.
*Hece ölçüsünü, yerli bir şiir ölçüsü olarak kullandılar.
*Halkın dertlerini, problemlerini ve Anadolunun güzelliklerini işlediler.
*Anadoluda yaşayan efsane, masal ve mitolojiden yararlandılar.
*Halk arasında yaşayan her tür kültür unsurunu sanat eserlerinde işlediler.
*Bu dönem sanatçıları; maniler, türküler, halk efsaneleri, masallar ve halk sanatlarının unsurlarını topladılar.
*Bu dönemde roman, hikaye, tiyatro, gezi ve hatırat türlerinde de bir sadeleşme, kültür varlıklarımızdan yararlanma göze çarparken; roman ve hikayede gerçekçilik akımı ön plana çıkar.
*1940a kadar olan dönem içinde, ( Ahmet Haşim, Yahya Kemal gibi ) bazı şairlerin aruz vezni ile sade şiirler yazdığını görüyoruz. Bazı şairlerimiz de kendilerine "Yedi Meşaleciler ve Beş Hececiler" gibi isimler vermiştir.


BEŞ HECECİLER
*Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılar milli edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır.
*Şiirde sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.
*Beş hececiler şiire birinci dünya savaşı ve milli mücadele döneminde başlamışlardır.
*Beş hececiler ilk şiirlerinde aruz veznini kullanmışlar daha sonra heceye geçmişlerdir.
*Şiirde memleket sevgisi, yurdun güzellikleri, kahramanlıklar ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.
*Hece vezni ile serbest müstezat yazmayı da denediler.
*Mısra kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmadılar yeni yeni biçimler aradılar.
*Nesir cümlesini şiire aktardılar ve düzyazıdaki söz dizimini şiirlerde de görülmesi beş hececiler de çok rastlanan bir özelliktir.
*Beş hececiler şu sanatçılardan oluşmuştur:
Faruk Nafız Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç,
Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy ,
Orhan Seyfi Orhon


FARUK NAFIZ ÇAMLIBEL
(1898-1973)
*Şiire 1.dünya savaşında aruzla başladı. Daha sonra da hece vezniyle şiirler yazmaya başladı; fakat, heceyle şiirler yazarken aruzla de yazmaya devam etti.
*Duygu ve düşünceyi bir arada yürüten, romantik ve realist konu ve hayatları işleyen şiirleriyle ün yapmıştır.
*Şiirlerinde Anadoluyu ve memleket sevgisini anlatır.
*Şiirlerindeki başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır.
*Dili sadece akıcıdır. Söz sanatlarına yer veren güçlü bir üslubu vardır.
ESERLERİ:
Han Duvarları, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Gönülden Gönüle, Bir Ömür Böyle Geçti,
Elimle Seçtiklerim, Heyecan ve Sükun
Tiyatroları: Özyurt, Canavar, Akın, Kahraman


ENİS BEHİÇ KORYÜREK
(1891-1949)
*İlk şiirlerini servet-i fünun etkisinde yazdı.
*Şiire aruz vezniyle başlamıştır.
*Hece ile yazdığı ilk şiirlerinde aşk duygularına yer vermekle beraber, daha sonra kurtuluş savaşı yıllarında milli duyguları ve tarihi kahramanlıkları işleyen heyecan yüklü epik şiirler yazmıştır.
ESERLERİ:
Miras ve Güneşin Ölümü adlı şiir kitabı vardır.


HALİT FAHRİ OZANSOY
(1891-1971)
*Şiire aruzla başlamıştır. Aruza veda adlı şiiriyle, aruz veznini bırakıp heceye yönelmiştir.
*Şiirlerinde çoğunlukla egzotik sahnelere, hüzün ve melankoli gibi bireysel duygulara, aşk ve ölüm temalarına rastlanır.
*Şiirlerinde konuşulan Türkçeyi başarıyla kullanmıştır.
*Şiir, roman ve tiyatro türlerinde eserler vardır.
ESERLERİ:
Baykuş, Efsaneler, Cenk Duyguları, Hayalet.


YUSUF ZİYA ORTAÇ
(1896-1967)
*Yusuf Ziya da diğerleri gibi şiire aruzla başlamış daha sonra heceye geçmiştir.
*Şiirlerinde günlük hayatın çeşitli görünümlerini sade bir dille işlemiştir.
*Akbaba adlı mizah dergisini çıkarmıştır.
ESERLERİ: Akından Akına, Bir Rüzgar Esti, Yanardağ, Aşıklar Yolu.



ORHAN SEYFİ ORHON
(1890-1972)
*Şiire aruzla başlar daha sonra heceyle devam eder.
*Şiirlerinde daha çok şahsi konuları işler.
*Bazı şiirlerinde halk şiirinin şekillerini de kullanmıştır.
*Bireysel duyguları işleyen ,ahenkli,ve zarif şiirlerinde temiz duru bir Türkçe kullanmıştır.
*ESERLERİ: Fırtına ve Kar, Gönülden Sesler, Peri Kızı İle Çoban, O Beyaz Bir Kuştu.




YEDİ MEŞALECİLER
Yedi meşaleciler, milli edebiyatçıların gerçekten uzak, duygusal memleketçiliklerine karşı olarak doğarlar.
*Yedi Meşale adında ortak bir şiir dergisi çıkararak, Türk şiirine yeni bir ufuk açmaya çalıştılar.
*İlkelerini samimilik, içtenlik, canlılık ve devamlı yenilik şeklinde açıkladılar.
*Beş hececileri eleştirdiler ve onlara karşı çıktılar.
*Batı edebiyatını özellikle Fransız edebiyatını kendilerine örnek alıp, izleyeceklerini söylemelerine rağmen beş hececilerin yolundan gitmişlerdir.
*Topluluk şu sanatçılardan oluşmuştur:
Ziya Osman Seba, Sabri Esat Siyavuşlugil,
Kenan Hulusi, Yaşar Nabi Nayır, Cevdet Kudret Solok, Muammer Lütfi ve Vasfı Mahir Kocatürk


ZİYA OSMAN SABA
(1910-1957)
*Şiirlerinde çocukluk özlemi, anılara düşkünlük, ev ve aile sevgisi, yoksul yaşamlara karşı utanç ve acıma, Allaha kulluk , kadere boyun eğme, küçük mutluluklara yetinme ve ölüm gibi konuları işlemiştir.
*Hece ölçüsünü kullanmakla birlikte 1940tan sonra serbest şiir yazmaya başladı.
ESERLERİ:
Şiir kitaplarıebil ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak ;
Mesut İnsan Fotoğrafhanesi ise öyküsüdür.


GARİP AKIMI
*1940'ta Garipçiler adıyla çıkan topluluğun ortaya koyduğu bir sanat anlayışıdır.
* Şiirde her türlü kurala ve belirli kalıplara karşı çıkmışlardır.
*Şiirde ölçü, kafiye ve dörtlüğe karşı çıkmışlardır.
*Şiirde şairaneliği, mecazlı söyleyiş ve sanatları kabul etmediler.
*Süslü, sanatlı dile karşı çıkıp sade bir dil kullandılar.
*Şiirde o güne kadar işlenmedik konuları ele aldılar.
*Konuşma dili ile günlük sıradan konuları işlediler.
*İşledikleri konular günlük hayattan sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci ve hayattaki bazı garipliklerdir.
*Halk deyişlerinden yararlanmışlar, toplumsal yergiye yer vermişlerdir.
Garipçiler: Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcunun oluşturduğu bir topluluklardır.


ORHAN VELİ KANIK
(1914-1950)
*Türk şiirinde iki arkadaşıyla birlikte büyük bir atılım yapmış, yeni bir anlayışın öncüsü olmuştur.
*1914'te arkadaşlarıyla birlikte yayımladıkları Garip adlı şiir kitabı ve yazdığı önsöz, Türk şiirinde günden güne donmuş olan eski değerleri yıkmış, şiire başka bir açıdan bakılmasını sağlamıştır.
*Şiire getirdiği ilkeler :
-Ölçüye baş kaldırıp serbest yazmak
-Kafiyeyi şiir için gerekli görmekten vazgeçmek
-Şairane duyuları, parlak görüntüleri şiirden silmek
-Şiiri hayal gücünün kapalı duvarlarından kurtarıp gerçek hayata çıkarmak, yapmacıksız tabii bir söylentiyle, günlük yaşayış içinde halktan insanları yakalamak.Her çeşit kelimeyi konuyu şiire sokmak, halk deyişlerinden yararlanmak ve toplumla ilgili yergiye yer vermek
ESERLERİ:
Şiirleri: Garip,Vazgeçemediğim, Destan Gibi , Yenisi, Karşı
Nesirleri: Sanat ve Edebiyatımız, Bindiğimiz Dal


OKTAY RIFAT HOROZCU
(1914-1988)
*Garip akımının temsilcilerindendir.
*Başlangıçta, yeni bir hava içinde, güçlü aşk şiirleri; toplumcu sanat ilkesinden hareketle halk deyimi ve söyleyişlerinden masal ve tekerlemelerden faydalanarak başarılı taşlamalar; sosyal şiirler yazdı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla birlikte şiir anlayışında büyük değişiklik olmuş soyut şiire kaymıştır.
*Son şiirlerinde öz ve biçim yoğunlaştırmalarıyla estetik planda yeni ve güçlü bir şiir estetiği yakalamıştır.
ESERLERİ :
Şiirleri; Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga İle Tilki, Aşk Merdiveni, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak,
Koca Bir Yaz


MELİH CEVDET ANDAY
(1915)
*Garip akımının temsilcilerindendir.
*Şiirlerinde toplumsal gerçekliği inceler.
*Daha sonra ilk şiirlerindeki romantizmden sıyrılarak duygulardan çok aklın egemenliğine, güzel günlerin özlemine bırakır.
*Söz oyunlarında arınmış yalın bir dil vardır. Düz yazılarında ise yoğun bir düşünce, şiirsel, esprili, özlü bir dil vardır.
*Fıkra, makale, gezi, roman, tiyatro ve şiir yazmıştır. Çevirilerde yapmıştır.
ESERLERİ : Şiirleri: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç,
Telgrafname, Yanyana.
Denemeleri : Çevirileri; İngiliz Edebiyatından Denemeler
Tiyatroları : Komedya, İçerdekiler, Gizli Emir.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 22-08-2010, 21:50
 
Standart Cevap: Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı

YAHYA KEMAL BEYATLI
( 1884 - 1958 )

*Sanatçı kişiliğini Pariste okurken ünlü tarihçi Albert Sorelin derslerinden aldığı tarih zevkinden ve günündeki Fransız şairlerin ölçü ve biçim güzelliğinde buldu.

*Şiirlerinde Türk tarihinin, Türk sanatının başarılı geçmişini, çevresinin güzelliklerini ve bunlar karşısındaki kişisel duygularını dile getirmiştir.

*Duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştırdı ve lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, doğa, deniz, ölüm ve sonsuzluktan aldı.

*Şiirde dile, sözcükleri özenle seçilerek yerli yerinde kullanılmasına, biçim mükemmelliğine, ahenk ve kafiyeye önem vermiştir

*Ok şiiri hariç bütün şiirlerini aruz vezni ile yazmıştır.Aruzu Türk aruzu haline getirmiştir.



*Parnasizmin edebiyatımızdaki en büyük temsilcisidir.

ESERLERİ :

Şiirleri; Kendi Gök Kubbemiz , Eski Şiirin Rüzgarı, Rubailer.

Nesirler; Aziz İstanbul, Eğil Dağlar,

Siyasi Hikayeler; Edebiyata Dair.







MEMDUH ŞEVKET ESENDAL

(1883-1952)

*Edebiyatımızda Çehov tarzı hikayenin temsilcilerindendir.

*Hikayelerine konu olarak, halkın içinde ilgi çekmeyen kişileri ve onların önemsiz görünen davranışlarını alır.

*Bunların gülünç, iyi ve kötü yanlarını sevdirerek tanıtır.

*Hikayelerdeki kişileri çevremizde görür gibi, tanır gibi oluruz.

*Hikaye türüne yalınlık getirmiş ,onu gereksiz süslemelerden kurtararak halktan kişilere ve basit görünüşlü gerçek olaylara yöneltmiştir.

*Marifeti hayata uymayan bir şey kabul eder. Kahramanlarının ruhsal durumlarını basitçe anlatmıştır.

*Eserlerinde konuşma dilini kullanır.Hikayelerinde gözlem gücü son derece kuvvetlidir.

ESERLERİ:

Hikayeleri: Otlakçı, Hikayeler, Mendil Altında, Hava Parası ,Temiz Sevgiler

Romanları:Ayaşlı ve Kiracıları, Miras,

Vassaf Bey







SAİT FAİK ABASIYANIK

(1901-1962)

*Edebiyatımızdaki Çahov tarzı hikayenin temsilcilerindendir.

*Yazmanın kendisi için bir ihtiyaç olduğuna inanmıştır.

*Gözlemci ve gerçekçi bir yazardır.

*Toplumcu konu alan hikayelerinde toplumdaki bazı problemleri işler.

*S.Faik'e kadar işitilmemiş, okunmamış sözler, hatta kelimeler, yadırganan bir üslup, konu sayılamayacak kadar aykırı konular onun dikkatini çekmiştir.

*Düşüncelerini ve hayallerini içtenlikle anlatır.

*Hikayelerinde yakından tanıdığı, gözlemlediği kişileri okuyucularına anlatır.

*Kahramanlarını, yaşadıkları çevreye ve karakterlerine uygun olarak ele alır ve anlatır.

*Deniz, tabiat, yaşlı adam, bir boyacı çocuk, balıkçı kahvesi onun hikayelerinde sık rastlanan unsurlardır.

*Hikayelerini yapmacıklıktan ve sanat kaygısından uzak bir dille yazmıştır.

ESERLERİ:

Romanları:Kayıp Aranıyor, Medar-ı Maişet Motoru

Hikayeleri:Semaver, Şahmerdan, Sarnıç, Havada Bulut, Son Kuşlar, Alemdağda Bir Yılan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi







AHMET HAMDİ TANPINAR

(1901-1952)

*Hikaye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi ve şiir türünde eserleri vardır.

*En önemli yönü şairliğidir.

*Şiirlerinde temel unsur musiki, his ve hayaldir.

*Şiirlerinde dış öğe olarak ahenk, iç öğe olarak zaman kavramıyla bilinç altı ağır basar.

*Renkli, pürüzsüz anlatımıyla insanı içten kavrayan bir şairdir.

*Şiirlerini sade bir dille yazmıştır.ve hece veznini kullanmıştır.

*Şiirleriyle olduğu kadar psikolojik hikaye, roman ve edebi incelemeleriyle de tanınır.

*Hikaye ve romanlarında kendi dönemindeki toplum hayatını ve bu hayatın çelişkilerini ortaya koymuştur.

*Roman ve hikayelerinde psikolojik yön önemli bir yer tutar.

*Sanatçı, dili başarıyla kullanır.

ESERLERİ:

Romanları:Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler, Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Aydaki Kadın

Deneme: Beş Şehir

Hikayeleri:Yaz Yağmuru, Abdullah Efendinin Rüyaları

Edebiyat Tarihi: XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi

Şiir: Şiirler







PEYAMİ SAFA

(1889-1961)

*Roman, hikaye ve makale türünde eserler vermiştir.

*İşlediği konuya hakimdir.Üslubu kuvvetli ve eserlerini ören zengin fikir unsurları vardır.

*Felsefe ve psikoloji alanlarında geniş bilgiler edinmiştir.

*Romanlarında psikolojik tahlillere önem verir.

*Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı eserinde kendi hayatının bir bölümünü anlatmıştır.

ESERLERİ:

Gün doğuyor adlı bir tiyatro denemesi vardır.

"Kimdir? Nedir?" isimli eserinde Kurtuluş savaşı büyüklerinin hayatlarını anlatan biyografik eseridir.

Romanları: Sözde Kızlar, Canan, Mahşer, Fatih-Harbiye, Matmazel Noralyanın Koltuğu , Yalnızız, Şimşek, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu.





FALİH RIFKI ATAY

(1894-1971)

*Fıkra, makale, anı, gezi ve sohbet türlerinde özlü yazılarıyla tanındı.

*Birinci dünya savaşına katıldı ve yazılarıyla kurtuluş savaşını destekledi.

*Falih Rıfkı, Atatürk devrimlerini koruma gibi toplumsal ve güncel konuları da kullanarak fikir ve siyaset hayatımıza batılılaşma çabalarına yön verdi.

*Eserlerinde yalın ve duru bir anlatım vardır.

*Cumhuriyetten sonra oluşan Türk seyahat edebiyatının oluşmasında önemli bir rolü vardır.

*Gazetecidir, birçok gazetede çalışmıştır.

ESERLERİ:

Gezi: Denizaşırı, Yeni Rusya, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları,Yolcu Defteri

Anı: Ateş ve Güneş, Zeytindağı, Atatürkün Bana Anlattıkları, Çankaya

Fıkra: Eski Saat, Akşam

NOT: Politikayla ilgili makale, anı ve hatıralarını topladığı Niçin Kurtulmamak, Batış Yılları, Çile gibi eserlerinin yanında “roman” adlı bir denemesi vardır







NURULLAH ATAÇ

(1898-1957)

*Yazı hayatına şiir, makale ve tiyatro eleştirileriyle başladı.

*Deneme ve eleştiri türlerinde başarılı eserler verdi.

*Cumhuriyet sonrası edebiyatımızda yol gösterici bir görevi üstlenmiştir.

*Türkçeyi özleştirmedeki yılmayan çabasıyla, nesir anlatımında devrik cümlenin, konuşma dilinin gerekliliğini savunması ve uygulamasıdır.

ESERLERİ: Karalama Defteri, Günlerin Getirdiği, Sözden Söze, Ararken, Diyelim,

Söz Arasında, Okuma Mektuplar, Söyleyişler







SUUT KEMAL YETKİN

(1903-1980)

*Edebiyatımızda deneme ve eleştiriyle tanınmıştır.

*Sanat, estetik, resim, felsefe konularında eser verdi ve birçok dergide bu konularda yazılar yazdı.

*Sanat ve edebiyat konuları üzerinde özel görüşleriyle, düşüncelerini, kesin yargılara, kurallara bağlanmaksızın duygulu bir biçimde belirtir.

*Açık ve özlü bir anlatımı vardır.

ESERLERİ:

Denemeleri: Düşün Payı, Yokuşa Doğru, Denemeler, Edebiyat Konuşmaları ,

Edebiyat Üzerine Çeviriler, Andre Gideden çevirdiği “Seçme Yazılar” ,

Calvet'ten çevirdiği “Dünya Edebiyatının Ölmeyen Üç Tipi :Hamlet-Don Kişot-Faust”







ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR

(1888-1963)

*Edebiyata Dergah, Yarın, İleri ve Medeniyet dergilerinde çıkan eleştiri yazılarıyla başladı.

*Teknik yazıları ve romanlarıyla ün yaptı.

*Şiirde yazan Şinasi Hisar son yıllarında mensur şiir ve anı türünde eserler verdi.

*Nesirlerinde görgü, hatıra, tasvir ve kültür unsurları ağır basar.

*Eserlerinin ağırlıklı noktasını mutluluklarla geçmiş gençliği ve 20. yy. başlarındaki rahat İstanbul yaşamları oluşturur.

*Eserlerinde ***** olarak İstanbul; özellikle de Boğaziçi önemli yer tutar.

ESERLERİ:

Romanları: Fahim Bey ve Biz , Çamlıcadaki Eniştemiz , Ali Nazmi Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği

Anıları: Boğaziçi Yılları, Geçmiş Zaman Köşkleri, Boğaziçi Mehtapları , Geçmiş Zaman Fıkraları





AHMET KUTSİ TECER

1901 1967

*Duygulu ve memleket şiirleri ile tanınır.

*Şiirlerinde Anadolu halk motiflerini işlemiştir.

*Hece ölçüsüne yeni biçimler eklemiştir.

*Avrupai şiir anlayışında, aşık tarzı söyleyişe yönelmiştir.

*Şiirlerinde iç duygu ve bununla birlikte gelişen hafif sesli bir musiki havası vardır.

*Halk edebiyatı üzerine araştırmaları önemlidir.

Edebiyatımıza Aşık Veysel'i kazandırmıştır.

ESERLERİ : "Şiirler" tek şiir kitabıdır.

Tiyatroları: Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı,

Satılık Ev, Bir Pazar Günü





AHMET MUHİP DIRANAS

(1909-1980)

*Fransız sembolistlerinin ve yeni izlenimcilerinin sanat anlayışını benimsemiştir.

*Vezin ve kafiyeye büyük önem veren bu anlayış, tabiattaki bir anlık görünüşten yola çıkarak, onun gerisindeki saf düşünceye yönelir.

*Şiirlerinde biçim ve ahenge önem verir.

*Şiirlerinde ruhun dalgalanışlarını dile getirmiştir.

*Şiirlerinde konu olarak Anadoluyu, memleket manzaralarını, tabiat ve tarih sevgisini işlemiştir.

*Destanımsı şiirleri de vardır.

*Ölçü ve kafiyeye sıkı sıkıya bağlıdır.

*Sese ve ahenge önem verir.

*Fransız şair Baudelaire'nin etkisindedir.

ESERLERİ :

Tiyatroları; Gölgeler , O Böyle İstemezdi ,

Şiirleri İş Bankasınca 1974 yılında "Şiirler" adı altında toplanmıştır


  #3  
Alt 22-08-2010, 21:52
 
Standart Cevap: Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı

Milli edebiyat, 1911 yılında Selanikte çıkan “Genç Kalemler” dergisinde Ömer Seyfettinin “Yeni Lisan” adlı makalesinin yayımlanmasıyla başlar.

Özellikleri:

· Arapça ve Farsça dil bilgisi kuralları ile bazı istisnalar dışında bu kurala göre yapılmış tamlamalar kullanılmamalıdır.

· A. Ve F. ile birlikte yabancı kelimeler Türkçedeki kullanımına göre değerlendirilmeli, Türkçe telaffuzlarına göre yazılıp söylenmeli.

· A. Ve F.kelime yerine mümkün olduğunca Türkçe kelimeler kullanılmalı ;ancak konuşma diline girip yaygınlaşmış olanlar Türkçeleşmiş sayılarak kullanılmalı.

· Türkiye Türkçesine ve öteki Türk lehçelerinden kelime alma yoluna gidilebilir.

· İstanbul halkının günlük konuşma dili esas alınmalı.

· Terimler bilim ilgili olduğu için bilim dilinde kıllanılan A.ve F. terimlerin kullanımına devam edilmeli.

· Şiirde daha çok bireysel konulara yönelen bu dönem sanatçıları, roman ve öyküde sosyal meselelere eğilmişler; milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş Savaşı, gibi konuları ele almışlardır. Konuların İstanbul dışına çıkarılması da bu dönemin belirgin özelliklerindendir.

· Sade Türkçe ve hece vezninin kullanıldığı bir edebiyat akımıdır.



· Milli Edebiyat Sanatçıları:

Mehmet Emin Yurdakul

Ziya Gökalp

Ali Canip Yöntem

Ömer Seyfettin

Mehmet Fuat Köprülü

Ahmet Hikmet Müftüoğlu…



· Milli Edebiyat Akımından Etkilenen Sanatçılar:

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Halide Edip Adıvar

Reşat Nuri Güntekin

Refik Halit Karay

Falih Rıfkı Atay



BEŞ HECECİLER

Özellikleri:

· Şiirlerinde Anadoluyu coşkulu bir dille anlattılar.

· Milli Edebiyatın ölçü, biçim ve nazım şekillerini benimsemiş, o doğrultuda eserler vermişlerdir.

· Dize kümelerinde dörtlüklere bağlı kalmayıp yeni biçimler aramışlardır.

· İlk şiirlerinde aruzu kullanan Beş Hececiler şiire I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde başlamışlardır.

· Şiirde sade ve özentisiz olmayı tercih etmişler, eserlerinde konuşma dilini kullanmışlardır.

· Gerçekçi olmak istemişler ancak hemen hepsi romantizme sürüklenmiştir.

· Beş Hececiler:

Faruk Nafiz Çamlıbel

Enis Behiç Koryürek

Halit Fahri Ozansoy

Orhan Seyfi Orhon

Yusuf Ziya Ortaç



GARİP AKIMI (I. YENİ)

· 1941de Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet birlikte yayımladıkları Garip adlı şiir kitabının önsözünde bu akımın ilkelerini ortaya koydular.

Özellikleri:

· Şiirde ölçüyü bırakıp serbest şiir yazma yoluna gittiler.

· Uyağı şiir için gerekli olmaktan çıkardılar.

· Her şeyi şiirin konusu haline getirdiler. Böylece şairane duygular şiirden uzaklaştırdılar.

· Her türlü sözcüğün şiirde kullanılmasını savundular, böylece gündelik küçük sorunlar, halktan kişiler, sokak… şiire girdi.

· Şiirde bütün güzelliğini benimsediler.

· Şiirin düşünce ve zekadan güç alarak yaşama sevincini anlatması gerektiğini söylediler.

· Dilin sanatlardan arındırılmış olarak doğal biçimde kullanılması gerektiğini savundular.

· Şiirde toplumsal aksaklıkları eleştirdiler.

· Şiirde mizaha yer verdiler.




İKİNCİ YENİ

Özellikleri:

· Orhan Veli arkadaşlarının yalın anlatımına tepki olarak doğmuştur.

· II. Yeni şiirimizde çok uzun soluklu olmasa, geniş bir okuyucu kitlesi bulamasa da Türk şiirine yeni boyutlar getirmiştir.

· “şiir için şiir” anlayışıyla hareket etmişler; erdem, ahlak, toplum ve gerçek gibi konuların şiirin dışında tutulması gerektiğini savunmuşlardır.

· Onlara göre anlamlı olmak şiir için önemli değildir.

· II. Yeniye göre şiir bir öykü anlatma aracı değildir. Öteki edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalıdır. Bu yüzden konuyu ve olayı şiirden atmışlardır.

· Eşya, görünüm ve insanı gerçeküstücülükten daha aşırı bir soyutlama ile anlatmayı amaç edinmişlerdir.

· Onlara göre şiirde ahenk, ölçü ve uyakla değil; musiki ve anlatım zenginliği ile sağlanmalıdır.

II. Yeni Sanatçıları:

Sezai Karakoç

Edip Cansever

Turgut Uyar

İlhan Berk

Cemal Süreya

Ece Ayhan

20.YÜZYIL TÜRK EDEBİYATINDA BAĞIMSIZ SANATÇILAR

Milli Edebiyatçılarla aynı dönemde yaşadığı halde bu akıma bağlı olmayan sanatçılar şunlardır:

Ahmet Haşim

Hüseyin Rahmi Gürpınar

Mehmet Akif Ersoy

Yahya Kemal Beyatlı

Ahmet Rasim

Rıza Tevfik Bölükbaşı


CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
Genel Özellikleri:

· Yazı diliyle konuşma dili arasındaki fark ortadan kalkmış, dilde sadeleşme çabaları aralıksız sürmüştür.

· Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür.

· Aruzun yerini hece vezni almış, şiirlerde de günlük konuşma dili kullanılmıştır.

· Şiirin biçimce serbestleşmesi sağlanmıştır.

· Şiir, roman, hikaye ve tiyatro gibi türler gelişmiş, bu türlerde başarılı ürünler verilmiştir.

· İstanbul dışında da pek çok edebiyatçı yetişmiştir.

· Öykü ve romanda toplumsal gerçekçilik egemin olmuştur.

YEDİ MEŞALECİLER

· Beş Hececilerin gerçekçilik ve içtenlikten uzak şiirlerine tepki olarak doğmuştur.

· Girişimlerini “canlılık, samimiyet ve sürekli yenilik” olarak özetlediler ancak bunu gerçekleştiremediler.

· Hece vezninden yola çıktılar, biçimde bir yenilik yapamadılar.

· Özde ise Verlaine, Mallerme, özellikle de Baudelarie gibi Fransız ozanlarını örnek aldılar.

· Olayları daha gerçekçi bir gözle, içten ve yeni bir ruhla anlatmak istediler.

· Konuları olabildiğince genişletmeye çalıştılar.

· Şiirlerinde izlenimciliğin tesiri görülür. (tablo gibi şiir)

· Topluluk 1928de Meşale Dergisinin kapanmasıyla dağıldı.

· Yedi Meşaleciler:

Yaşar Nabi Nayır

Ziya Osman Saba

Vasfi Mahir Kocatürk

Kenan Hulusi Koray

Sabri Esat Siyavuşgil

Cevdet Kudret Solok

Muammer Lütfi Bahşi


TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER
Özellikleri:

· I. ve II. Yeniye tepki olarak ortaya çıkmıştır.

· Sosyal olaylara ve toplumsal meselelere yönelmişlerdir.

· Eserlerinde köy hayatını ve köylülerin sorunlarını ele alan bu sanatçılar yurt gerçeklerini anlatmak gerektiğini savunmuşlardır.

· Özellikle hikaye ve roman türünde başarılı olmuşlardır.

Sanatçıları:

Nazım Hikmet

Rıfat Ilgaz

Ahmet Arif

Kemal Tahir

Orhan Kemal…


  #4  
Alt 22-08-2010, 21:52
 
Standart Cevap: Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı

Hİsarcilar

Hazırlıklarına 1949 yılı sonlarında, "eski şiirimizden, millî kültür ve edebiyatımızdan kopmadan yeni ve güzel bir şiir sergilemek, o yıllarda şiirimizi çıkmaza sokanlara ve yozlaştıranlara karşı çıkmak ve tavır almak'" parolasıyla başlanan Hisar dergisi, ilk sayısını 16 Mart 1950'de yayımlamıştır.

Yayın hayatını iki dönem halinde sürdüren Hisar dergisi, birinci yayın döneminde (Ocak 1957'ye kadar) 75; ikinci yayın döneminde de (Ocak 1964'ten Aralık 1980'e kadar) 202 olmak üzere toplam 277 sayı çıkmıştır.
Atatürk'ün doğumunun 100. yıldönümü dolayısıyla Kültür Bakan-lığı'nın dokuz dalda açtığı yarışmalarda, şiir dalında "Kuşlar ve İnsanlar" kitabıyla birincilik ödülünü kazanan Hisarın kurucu şairlerinden Mustafa Necati Karaer, derginin çıkış gerekçelerini şöyle anlatır:
Garipçilerin başlattığı şiir akımının "yalana dolmaları" karın doğurmasa bile, şiirden nasibi olanları şiirden ve edebiyattan uzaklaştırıyor ve hareket devam ediyordu. Bu durum karşısında yapılacak tek iş, tek çare, inandığımız yolda bir edebî dergi çıkarmaktı. Öyle bir dergi ki, Türk şiirini yıkmak isteyenlerin karşısına bir kale gibi dikilsin, taklitçiliğe sapma¬dan millî kültürümüzden güç alsın ve "geçmiş'le "gelecek" arasında bir köprü olsun. İşte, kendi inançlarımız ve sanat anlayışımız doğrultusunda bir fikir, sanat ve edebiyat dergisi çı¬karma kararımız, özetle belirtmeye çalıştığım ihtiyaçtan doğmuştur (1983: 41).

Hisarcılar, derginin ilk sayısında yayımlanacak bir bildiriyle "neler yapacaklarını açıklamak" yerine, zaman içerisinde "neler yapacaklarını gösterme" nin daha doğru olacağına inan. 26 Aralık 1966'da Ankara Radyosu'nca hazırlanan bir programda derginin sanat anlayışını ve belli başlı ilkelerini ortaya koyan açıklama, derginin kuruluşundan 17 yıl sonra yapılır. Hisarın kuruluşunun, sorunlarının, dil anlayışının ve sanat ilkelerinin tanıtıldığı programa dergiyi temsilen Munis Faik Ozansoy, Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Mustafa Necati Karaer, Gültekin Sâmanoğlu ve Nevzat Yalçın katılmışlardır.

"Radyoda Hisar Saati" programında açıklanan bu ilkeler, daha sonra Hisar dergisinin 113. ve 114. (Şubat, Mart 1967) sayılarında da topluluğun bir tür geciken bildirisi olarak dört madde halinde yayımlanmıştır:

1. "Sanatçının Dili Yaşayan Dil Olmalıdır". Aksi takdirde, ister es¬ki, ister yeni olsun, ölü kelimelerden doğan her eser yeni nesilleri birbirinden ayırır. Türk sanatına ve kültürüne olumlu katkıda bulunamaz.
Bu ilkeyle ilgili olarak Hisarcıların, özellikle Birinci Yeni ve ikinci Yeni sanatçılarına yönelttikleri eleştiriler şöyle sıralanabilir: Ağza alınmayacak kadar kaba ve çirkin kelimeleri bol bol kullanmak, dil akışına uy¬mayan uydurma kelimeleri inatla ve ısrarla kullanmak, büyük harf-küçük harf kurallarına boş vermek, noktalama işaretlerini kaldırmak, cümle tekniğine kulak asmamak.

2. "Sanatçı Bağımsız Olmalıdır". Zira, onun eseri, siyasî sistemlerin de, ekonomik doktrinlerin de propaganda aracı değildir.

3. "Sanat Millî Olmalıdır". Çünkü kendi milletinden kopmuş b' sanatın milletlerarası bir değer kazanması beklenemez.

4. "Sanatta Yenilik Asıldır". Ne var ki, bu yenilik arayışı eskinin ret ve inkârı şeklinde yorumlanmamalıdır. Dünden kuvvet alarak yarın da kolay kolay eskimeyecek bir yenilik anlayışı ilke edinilmiş; mutlaka serbest şekilli şiir yazmak, şiiri nesre ve hikâyeye yaklaştırmak, heceyi ve aruzu ölü vezinler olarak görmek gibi ısrarcı yaklaşımların doğru olmadığı savunulmuştur.

Toplumcu Gerçekçi, Garip ve ikinci Yeni gibi şiir hareketlerini de açlığı ve sefaleti dile getirdikleri, gençliğin şehevî arzularını kamçıladıkları, amaçlı olarak aile ve diğer toplumsal kurumları hiçe saydıkları iddialarıyla eleştirmişlerdir.

Hisarcılar, Türk şiirinde görülen yenilik hareketlerinde sanatçıların "dil, şekil ve konu" karşısındaki tutumlarını belirleyen iki kutup olduğunu savunurlar (bkz.: Karaer 1960: 37-38): Bu kutuplardan birini, her faklılaşma ve değişmeyi şiirde yenilik sayanlar oluştururken; diğerini de, -tek başına kendilerinin temsil ettiğine inandıkları- bu görüşün aksini iddia edenler oluşturmaktadırlar.
Hisarcılara göre şiir dilinde yenilik; şiiri ölü kelimelerden ve terkiplerden kurtarıp sadeleştirmekle, dili basitliğe düşürmeden yaşayan halk diline göre geliştirmekle mümkündür. Uygarlığın ve kültür seviyesinin bir bakıma ölçüsü olarak gördükleri dili kısırlaştırmamak gerektiğine inanmışlar; ancak, masa başında kelime uydurulmasına da karşı çıkmışlardır. Ya¬bancı dillerden alındığı artık fark edilemeyen ve Türkçe karşılığı olmayan kelimelerin çekinilmeden kullanılması gerektiğini savunmuşlardır.

Bu gruptaki şairler; vezin konusunda bir dayatmaya karşı olmuşlar, şiir olarak kalabildiği müddetçe aruzu da, heceyi de, serbest şekilli şiiri de kabul ettiklerini belirtmişlerdir. Şiirin şekil özellikleri yönüyle, aruzda ve hecede alışılmış kalıpların çerçevesinden kurtulup yeni söyleyişlere ulaşmasını hedefleyen Hisarcılar, muhteva özellikleri yönüyle de, şiirin konu¬sunun sınırlandırılamayacağını, şiir feda edilmemek şartıyla her konunun işlenebileceğini savunmuşlardır. Zira sanatın her şeyden önce bir hürriyet meselesi olduğunu, ancak, dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir zaman mut¬lak hürriyet rüzgârı esmediğini belirterek, "hürriyet perdesi arkasında oynanan maksatlı oyunlara pabuç bırakmayacaklarını" da her fırsatta dile getirmişlerdir.

Hisarcılar, gecikmeli olarak ilân ettikleri bu ilkelere otuz yıllık yayın hayatı boyunca sıkı sıkıya bağlı kalmışlar ve kendilerini, diğer topluluklara karşı (toplumcu gerçekçiler, Birinci Yeniciler, Maviciler, İkinci Yeniciler) Türk şiirini ve dilini koruyan yegâne "kale" olarak görmüşlerdir.


  #5  
Alt 24-12-2012, 14:32
 
Standart Cevap: Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

Kurtuluş savaşı'nın kazanılmasından sonra, 1923'te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Cumhuriyetiin kurulmasıyla birlikte, her alanda olduğu gibi edebiyat ve sanatta da yeni bir dönem başlamıştır.


Cumhuriyet döneminde dilin yalınlaşması, özleşmesi çalışmaları hızlanmış; sürüp gelen dil tartışmaları, Türk Dil Kurumu'nun kurulmasıyla bilimsel bir zemine oturtulmuştur. Dil devrimiyle birlikte Türkçe ve Türk edebiyatı gerçek macerasına girmiş;milliyetçi, halkçı, yenilikçi, modern sanat ve edebiyat görüşlerinin benimsendiği bir edebiyat doğmuştur.


Bu dönemde edebiyat, millileşme akımının devamı olarak hızlı bir gelişme göstermiştir. Edebiyatımız Batı taklitçiliğinden kurtulmuş, yeni bir atılımla kendi kişiliğini bulmuş, halk aydın arasındaki emsafe büyük ölçüde kapanmıştır. Bu dönemde sanatçılar, yeni kurulan Cumhuriyet'in, Atatürk ilke ve devrimlerinin yaygınlaşıp benimsenmesinde önemli işlev görmüşlerdir.


Cumhuriyet'in ilk yıllarında, daha önce Milli Edebiyat akımı etkisinde şiirler yazan Beş Hececiler, yine hece ölçüsüyle şiir yazmayı sürdürmüşlerdir. Bu dönemde Beş Hececilerden ayrı özellikleri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Muhip Dıranas gibi şairler de vardır.


1928'de Yedi Meşaleciler olarak bilinen topluluk ortaya çıkmıştır. Yine bu yıllarda Cahit Sıtkı Tarancı ile Fazıl Hüsnü Dağlarca önemli şairler olarak göze çarparlar.


Hikaye ve romanda, Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal ve Peyami Safa dönemin önce çıkan en önemli yazarlarıdır.


1940'lı yıllarda, II. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan görüşlerin etkisiyle Garip Akımı ortaya çıkmıştır. Garipçiler geleneğe karşı çıkmış, ölçü ve uyağı terk etmiş, sıradan insanın yaşamını günlük dille şairanelikten uzak bir tutumla anlatmışlardır.


1960'lı yıllarda, İkinci Yeni adı verilen sanatçıları görüyoruz. Yine 1940 sonrası edebiyatımızda Hisarcılar adlı bir grup oluşmuş; edebiyat ve sanat anlayışlarıyla etkili olmaya çalışmışlardır.


Son yıllarda ise birçok şair ve yazarımız henüz durulup yaygınlaşmamış yeniliklerle çağdaş anlamda eser vermeyi sürdürmektedir.


Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının genel Özellikleri:


1. Edebiyatta İstanbul dışından da konuların seçilmesine paralel olarak İstanbul dışından da pek çok edebiyatçı yetişmiştir.
2. Şiirin geleneksel kalıpları yıkılmış, aruz vezninin yerini milli ölçü olan hece ölçüsü almış, şiirde biçim serbestliği sağlanmıştır.
3. Öykü ve romanda toplumsal gerçekçilik olarak adlandırılabilecek bir anlayış ortaya çıkmıştır.
4. Sanatçılar, Atatürk ilkelerini yaymayı, halkı aydınlatmayı bir görev saymışlardır.
5. Edebiyat eserlerinde yurt güzellikleri, milli sorunlar ve Anadolu halkının yaşam biçimi işlenmiştir.
6. Şiir, roman, hikaye ve tiyatro gibi türler gelişmiş; bu türlerde Batı edebiyatındaki örnekler ölçüsünde başarılı örnekler verilmiştir.
7. Yazı diliyle konuşma dili arasındaki öteden beri süregelen fark ortadan kalkmış; dilde sadeleşme çabaları sürmüş ve bunda başarılı olunmuştur.
8. Hikaye, roman ve tiyatroda yurt ve köy romanlarına yöneliş başlamış; düzyazıda özellikl Nurullah Ataç'ın öcülük ettiği yeni nesir ve öz Türkçecilik ve devrik cümle anlayışı yaygınlaşmıştır.
9. Bu dönemde Kurtuluş Savaşı'nı konu alan romanlar yazılma devam edilmiştir.
10. Bu dönemde gerek edebi eserler gerek öğretici eserler ilgili her türde ve konuda örnekler verilmişti.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (1923-1940) Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (1923-1940) CUMHURİYET DÖNEMİ EDEBİYATI SANATÇILARI AHMET HAMDİ TANPINAR (1901-1962) * Hece ölçüsünü şiirimize en iyi uygulayan şairimizdir. * Şiir...
Osmanlı Dönemi Türk Edebiyatı - Tekke Edebiyatı Osmanlı Dönemi Türk Edebiyatı - Tekke Edebiyatı Evren'in Tanrı yansıması, aşkı Tanrı'ya ulaşmanın yolu sayan tasavvuf görüşü, İslam etkisinde gelişen edebiyatı büyük ölçüde besledi. Tekke şiiri...
Osmanlılar Dönemi Türk Edebiyatı - Halk edebiyatı ve türleri Osmanlılar Dönemi Türk Edebiyatı - Halk edebiyatı ve türleri Ana maddeler: Halk edebiyatı ve Aşık edebiyatı Âşık edebiyatı 18.yüzyılda Anadolu'da diyar diyar gezen bir aşık. Türk...
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Bu dönem, ülkemizde tüm kurumlarda köklü değişikliklerin olduğu, ulusalcı, uygarlıkçı bir dönemdir. * Teokratik devlet biçiminden, demokratik devlet biçimine...
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Özellikleri Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Özellikleri 1923 yılı yeni Türkiye’nin kuruluşudur. Aydınlarımız, devlet adamlarımız ve yazarlarımız artık tarihimizde artık yeni bir dönemin başlatılması...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,751
Konular : 239,035
Mesajlar: 426,299
Şuan Sitemizde: 108

En Son Üye: fazilet

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:40.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.