Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Programlar Videolar İlahiler > Dini Şiir ve İlahi Sözleri
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Yusufun ile Züleyhası

Dini Programlar Videolar İlahiler kategorisinde ve Dini Şiir ve İlahi Sözleri forumunda bulunan Yusufun ile Züleyhası konusunu görüntülemektesiniz.
Yusuf'un Züleyha'sı ( Dikkatlice Okuyun ) Züleyha Hz Yusuf'a AS olan aşkı uğruna güzelliğinive servetini bu yolda vermiş, yetmiş deve ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 12-10-2010, 18:12
 
Standart Yusufun ile Züleyhası

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Yusuf'un Züleyha'sı ( Dikkatlice Okuyun )

Züleyha Hz Yusuf'a AS olan aşkı uğruna güzelliğinive servetini bu yolda vermiş, yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığı bu yolda harcamış. "Bu gün Yusuf'u (AS) gördüm" diyen herkese eline geçeni zengin edecek bir mücevher vere vere elinde bir şey kalmamış.

Aşkından dolayı karşılaştığı herşeyi Yusuf diye çağırır olmuş. O kadar ki başını göğe kaldırdığı zaman Hz Yusuf AS adını yıldızların üzerinde yazılı görürmüş.

Daha sonra Züleyha iman edip Hz Yusuf AS onunla evlendikten sonra eski aşığı ve yeni kocasından ayrı yaşamaya yönelerek kendini ibadete vermiş varlığını tamamen ALLAH'a C.C. adamış, Hz Yusuf AS kendisi gündüz yatağa çağırsa "akşama" diye savar, akşam çağırınca "yarına" diye ertelermiş. Nihayet bunun sebebini Yusuf'a AS şöyle söyler "Ben sana ALLAH'ı C.C. tanımadan önce aşık olmuştum".

Bunun üzerine Yusuf AS "Seninle birleşmemi emreden yüce ALLAH'dır. Senden iki çocuğum olacağını ve bunları peygamber olarak görevlendireceğini bana bildirdi."



Hz İsa AS birgün bahçe sulayan bir delikanlı ile karşılaştı, delikanlı Hz İsa'ya AS "Rabbinin sevgisinin zerre ağırlığındaki bir kısmını bana bağışlamasını dile" der. Hz İsa AS "sen zerre kadarına dayanamazsın" diye karşılık verir.

Delikanlı "O halde zerre kadarının yarısını versin" der. Bunun üzerine İsa AS "Ya Rabbi bu gence sevginin zerre kadarının yarısını bağışla" diye dua eder ve yoluna devam eder. Bir müddet sonra Hz İsa'nın AS yolu yine oraya düşer, delikanlıyı sorar.

"Delirdi dağlara çıktı" derler. Hz İsa AS delikanlıyı kendisine göstermesi için ALLAH'a dua eder. O sırada delikanlıyı dağlar arasında görür, onu gözlerini gökyüzüne dikmiş ve bir kaya üzerinde dimdik ayakta dururken bulur.Hz İsa AS delikanlıya selam verir, selamını almaz "Ben İsa'yım AS" diye kendisini tanıtarak delikanlının ilgisini çekmeye çalışırken Yüce ALLAH'tan C.C. kendisine şu vahy gelir "Kalbinde Benim sevgimin yarım zerresini taşıyan kimse insanoğlunun sözünü duyar mı? İzzet ve Celâlim Hakkı için sen onu testere ile ikiye biçsen, onun acısını bile duymaz."

Adamın biri Efendimiz'e SAV "Ben seni seviyorum" dedi. Efendimiz SAV "Yoksulluğa hazır ol" buyurdu. "ALLAH'ı da çok seviyorum" deyince "O halde belaya'da hazır ol" buyurdu. Tirmizi (Başka bir rivayette: "Beni sevene fakirlik, hedefine koşan selden daha süratli gelir" buyurmuştur.)

ALLAH'u Teâlâ Musa AS'a şöyle vahyetti "Bir kulumu sevdiğim vakit ona, sadakatini görmek için dağların bile dayanamayacağı belalar veririm. Şayet sabrederse onu Kendime veli ve dost edinirim. Şayet acziyet gösterir, feryad ederse onu perişan ederim" buyurmuştur.
Zatın birisi der ki: "Sevdiğim herşeyi ALLAH C.C. sevdiği için sevdim, hatta ateşi sevseydi, oraya da girmeyi severdim."


Cüneyd sordu: "Seven kimse belanın acısını duyar mı? Seriyyüs Sakati dedi ki "Hayır". Cüneyd "Kılıç darbesi yesede mi?" Sakati "Evet yetmiş kılıç yarası alsa da acısını duymaz" dedi.

Bişr RA diyor ki:"Gençliğimde Abadan'a gitmiştim. Cüzzamlı deli ve kör bir adam ile karşılardım.Sara'sı tutmuş, karıncalar vücuduna üşüşmüş etini yiyorlardı. Başımı kaldırıp kucağıma aldım, ayıldığı vakit "Benimle Rabbim arasına giren bu adam kimdir? Rabbim beni parça parça yapsa, benim O'na ancak sevgim artar." Dedi."

ALLAH'u Teâlâ, Peygamberlerden birine: "Ben dostluğum için Beni zikirden yorulmayan, Benden başka gayesi olmayan ve Benim üzerime başka hiçbirşeyi tercih etmeyen, ateşte yansa bile ondan acı duymayan, neşterlerle parça parça edilse de acısını hissetmeyen kimseleri seçerim." Buyurdu.

Muhabbet şarabını bardak bardak içtim, ne şarab tükendi ve nede ben kandım. Şibli RA
ALLAH'u Teâlâ C.C., İsa AS'a: "Ben kulumun sırrında dünya ve Ahiret sevgisinden bir şey bulmadığım vakit, onu Benim sevgimle doldurur ve Kendi himayem altına alırım." Buyurdu.

ALLAH'u Teâlâ C.C., Musa AS'a "Bern" isimli siyah bir köle için: "Bern, Benim için çok sevimli bir kuldur, ancak bir kusuru vardır" buyurdu. Musa AS "Kusuru nedir, Ya Rabbi?" diye sorunca, ALLAH'u Teâlâ C.C. "Seher rüzgarı onun hoşuna gider ve ondan zevk alarak onunla huzur bulur. Halbuki Beni seven, başka hiçbirşey ile huzur ve sükûn bulamaz." buyurmuştur.

Mevla C.C. uzun ve Edebiyat yüklü Dualara değil kalbi yanık, Aşka uğramış, iki Kelimeyi bir araya getiremeyen Aşıkların semayı inleten "Ya Rabbi duasına" daha fazla itibar eder.

Her büyük sevginin ve sevgilinin bile üç paraya satıldığı bu günde, siz parayla asla satın alınamayan ve daim olan sevgiyi arayın. O sevgi ki onu bulanlar ebediyen kaybolmayan sevgiye ve aşk'a kavuştular. Onu uzakta aramayın, gönlünüze/kalbinize bakın göreceksiniz ki o sevgi : "ALLAH C.C. ve Râsulü'nün SAV sevgisidir"









"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 12-10-2010, 18:16
 
Standart Cevap: Yusuf'un Züleyha'sı

Züleyhanın Yusufu

Züleyhanın gözlerinde Yusufun sureti var
Her şafak ağaran saçlarında
Tel tel Yusufun aydınlığı
Endamıyla çıkınca avlulara
Sarayda bir güzellik dolaşır
Yusuf ise Züleyhanın damarlarında

Ay doğmaya utanır, bir bahar akşamında
Ve çöllerin şaşkınlığı sorunca nedenini
Der ki: Yusuf bu gece Mısır sokaklarında

Züleyhanın elleri Mısırın ihtişamı
İpekten urganlarla bağlanmış bilekleri
Züleyhanın ipleri Yusufun ellerinde

Züleyhanın kalbine siyah bir nokta düşer
Ateşle sınanır Yusuf, denizler ortasında
Suçlayan nedamette; masum, zindanda pişer

Züleyha, merhametin limanına sığınır
Kölesi, cezasını çeker masumiyetin
Yusuf suçların en güzelidir, Züleyha tövbelerin

Ey Züleyha kalbine Yusufu nakşeyleyen
Bize “istememeyi isteyebilmeyi” öğret
Ve bize de nasip et Yusufa verdiğinden



  #3  
Alt 12-10-2010, 18:17
 
Standart Cevap: Yusuf'un Züleyha'sı

ZÜLEYHANIN GÜLÜMSEMESİ….

Bir gün Züleyha, ki o artık Yusufun özlemiyle bütün serveti ve bütün gücü de, gençliği ve güzelliği gibi kendisini terk etmiş bir kadındı, bir zamanlar görkemli alaylar eşliğinde ve bir ışık topu halinde geçtiği kentinin sokaklarından sessizce geçiyordu. Adımları hastalıklı ve ağırdı.
Acımasız bir yaşlılık ve bir ahtapota benzeyen hastalık tarafından kuşatılmışsa da kalbinden daha fazla acıyan bir yeri yoktu. Züleyha hala AŞKTI. Sessiz derin gecelerdeki gözlerin gibi parıldayan yıldızlar
Ve bu geceyi aydınlatan ay gibi yüzün
Ve geceye sıcaklığını veren kalbin
Her şey SEN, SEN, SEN ….
Ateşe düşen yaş kütüğün önce boğula boğula, sonra alev alev, sonra köz yanması gibi Züleyha da yanıyordu. Ne bir çığlık, ne bir şikayet. Çıt yok!
Rüzgar eser ilden ile
Sağlıkta bitmez bu çile
“Var“dan öte “yok“ta bile
Ben hep seni düşünürüm…
Züleyha dayanıyordu. Züleyhanın içinde büyüyen HU yangını, bunu kendisi de bilmiyordu. Bir ahtı Züleyha sadece. Kelam yoktu, eylem yoktu. Yürüyordu ama yürüdüğü yolun mahiyetini henüz fark etmiyordu.
Yürek umutlara gebe olalıdan beri
Sevenler ayrılıklara yenik düşmedi hiç
Gönlümüz dar ağacındayken bile
Ölüme küsüp
Sadece aşkımızı sevmeyi sevdik biz…
Bütün istediği Züleyhanın, kendisine Yusuftan haber getirecek birisiyle karsılaşmak, onun soluk alıp verdiği havayı içine çekmek, onun adımlarını ya da gözlerini iz düşürdükleri yerden toplamaktı. Züleyha böyle var oluyordu. Yittiğini zannediyordu da zahirini görenler, Züleyha böyle büyüyordu.
Aşktan yana söz duyunca
Ben hep seni düşünürüm
Uçsuz hayaller boyunca
Ben hep seni düşünürüm….


  #4  
Alt 12-10-2010, 18:17
 
Standart Cevap: Yusuf'un Züleyha'sı

Züleyha!!!

“Rabbim Fattah-ı Kerem olansın
iyilik etmesini sevensin ve dahi kapalı olanı açansın ki
kalbimin kapısını aç ki
Zûleyha kuyusundan çıksın.”
Ey Zûleyha …
Sevdasını yüreğine katık eden sevgili…
gözlerinden gelen yağmurla yüreğindeki ateşi söndürmeye çalışıpta
her damlada bin yürek yakan…
“Ben su serptikçe senin alevin artacak
sendeki ateş arttıkça ben daha çok yaş akıtacağım”
Sen ki suretin güzeline bir sınav oldun…
O ki sana cennet vesilesi….
Ömrün ki Yûsuf ila aslına bürünmüş gerçeği bulmuştu ki gelmiş ve geçmiş en gerçek sevdayı yaşamıştı…
“Zûleyha ki Leyladan Aslıdan Şirinden Zühreden ve hatta Zahideden sahici…”
Sabrın sevgiliyi getirdiğinin en açık kanıtı değil misin?
Sevgiyi dilde yaşatmak kolay ve gerçekten uzaktı….
oysa sen sevgiyi önce yüreğinde yaşadın öylesine büyüttün ki
kaldırmadı küçücük görünen ama kocaman olan o yüreğin
sonra göklere saldın
Rabbine ulaştın
Ey Zûleyha … Gör Zûleyha … Bil Zûleyha …
Senden yüzyıllar sonrasında yaşıyoruz.
İnsanların küfrünün ve azgınlığının her geçen gün arttığı bir dönemdeyiz…
Sokaklarımız ölü kaynıyor insanlar kokuşmuş ruhlarıyla geziniyorlar…
kim kimi sevdiğini bilmeden yürüyor sokaklarda…
aşk sözleri her ağızda herkese söyleniyor…
sevdayı sadece beşeri -bedeni- yaptılar…
ki seni bilen şunu da biliyor ki bu insanların yaşadığı sevgi değil!!
İnsanlığın olmadığı bir yerde Aşk nasıl yaşasın ki…
kendini bilmez olan insanlar sevgiyi nasıl bilsinler ki…
sevmek yok olmak değil aksine var olmaktı…
varlığın olmadı yerde
sevgi olur muydu ki?
“Aşık olmayanlar Zûleyha ismine dokunmasınlar”
Ey Zûleyha … Gör Zûleyha … Bil Zûleyha …
yüreklerimiz bir kez daha aşkından değil…
utanıcından eriyerek söylüyor…
biz aşkı senle gömdük toprağa
ne sevecek
ne de sevilecek
bir yürek kaldı ortada….
bil Zûleyha …
artık sevdalar göklere çıkmıyor…
daha ilk engelde takılıp geri dönülüyor…
hala Leyla faslındalar ki Mevlaya nasıl ulaşsınlar…
bir çocuk yürümeden koşamaz ki
İnsan sevginin ne olduğunu bilmeden
Mevla aşkıyla nasıl yansın
hiç yanmamış ki ne bilsin
bir yürek nasıl erir sevgili uğruna nûr olur…
o sevgi nasıl göklere ulaşsın ki Zûleyha …
“Sevgili!… Kapına geldik; AŞKı öğret bize
ve AŞKını ver yüreklerimize..”
ama Zûleyha
bil ki;
adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına
Aşk deyince
kulaklarımızda sen çınlıyorsun
ilk önce Yûsuf diye eriyişin
ki Rabbim sana lütfedince Yûsufu
Yûsuftan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz
bil Zûleyha
senden yüzyıllar sonrada yaşıyoruz
ne ömrünü Yûsuf uğruna adayacak Zûleyha var…
ne de uğruna ömür adanacak bir Yûsuf…
hal böyleyken
nasıl göklere ulaşsın
sevdalar
…!
“Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş kıyamete kadar
sökülmez imiş.
Aşk ile insan elbet güneşe benzer ve aşksız gönül misali taşa benzer
Hayatı aşka bölünce aşk çoğalır;
bütün hayatları toplasan geriye Aşk kalır…




  #5  
Alt 12-10-2010, 18:18
 
Standart Cevap: Yusuf'un Züleyha'sı

Yusuf Kuyulara Mahkum Kuyular Yusufa Zindan

Ve bir kor düştü yüreklere acısı Yusuf olan
Ve bir feryat yükseldi göğe özünde Yakup susan
Ve bir yaş süzüldü gözden Yusuf Yusuf damlayan
Ve bir ses duyuldu yağmuru satan bulutların ardından
YUSUF KUYULARA MAHKÛM!
YUSUF KUYULARA MAHKÛM!
Yusuf ki kuyuların eşsiz sultanı…
Yusuf ki Züleyhanın çaresiz kurbanı…
Yusuf ki Yakupun kurumaz çağlayanı…
Yusuf ki güzelliğin hiç yazılamamış destanı
Yusuf…
Yusuf niyazda kuyu Yusufu seyranda
Yusuf ağlamakta kuyu rabbine niyazda
Günler Yusufu karartmakta kuyu Yusufa yanmakta
Yusuf suya susamakta kuyu Yusufa ağlamakta
Ey Yusuf!
Yazılmak üzere sana bir destan daha;
O kuyunun mahkûmu annesiz çocuk;
Yazılmak üzere bir günah daha;
O günahkârların en güzeli olan Züleyhalar adına.
Yusuf bilmiyordu kuyunun karanlık zindanını
Bilmiyordu Züleyhaların çaresiz bırakan yanlarını
Mısıra sultan olmanın çetin Züleyha savaşını bilmiyordu
Yenilmişti Yusuf
Gömlekler yalan söylemişti Yusufa
Arkadan yırtılmak bir suç sayılmıştı
Zindanlar zindanlar çağırdı birden Yusufu
Yusuf koşarak vardı zindana
Zindan biliyordu taşlar biliyordu Yusufun günahsızlığını
Herkes biliyor her şey biliyordu da Yusufu
Bir Züleyha bilmek istemiyordu
Günahın kendisinde olduğunu
Ey nefsinin mağduru sevdasının mağruru züleyha
İşte zindan işte duvar işte cellât şahit Yusuf suçsuz
Söyleyin ey taşlar dile gel ey duvar söyle Yusuf günahsız diye
Ne olur söyleyin kılıçları pas tutmuş cellâtlar
Allah aşkına söyleyin Yusuf suçsuz Yusuf günahsız
Neden kimse konuşmuyor
Neden bütün sesler sessizliğe terkedilmiş
Ne olur bir ses verin bir ses…
Zaman Yusufun yargıçlığını üstlenmiş
Oysa zindanın karanlığı Taşların soğukluğu
İspatlamıştı Yusufun günahsız olduğunu
Yusuf suçsuzdu kuyu suçsuzdu zindan suçsuzdu
Ey kendini bilmez züleyha!
Ey günahın sevdalı kadını!
Ey Yusufun zulümlere kalkan ahı!
Yusuf kuyudan Yusuf zindandan çıktı
Şimdi senin gönlünün tahtına sultan
Şimdi
Senin aşkına yapılan bütün dualar
Senin aşkına bütün mahkûmluklar
Senin aşkına Seni var edenin adına
Yapılmış ve yapılacak olanlar…
Ey sevdanın günahkâr kadını
ZÜLEYHA ZÜLEYHA !!!
“ BÜTÜN KARANLIK BİR YUSUFA DÜŞMAN BİR YUSUF BÜTÜN KARANLIĞA HAYRAN. ”




  #6  
Alt 12-10-2010, 18:21
 
Standart Cevap: Yusuf'un Züleyha'sı

Yusufa düşen kuyu

Ben Yusuf
Sebebi Züleyhanın
İrileşen
Beyaz buluttu yüzüm
Annem babam on bir kardeşim
Daha çok küçüktüm
Bir de Züleyha vardı
Rüyasında saçlarını ördüğüm
(Yusuf sabrı giyindiği gün
Soyundu gömleğini
İblis öfkeli kustu
Gömleği gördü Yakup
Yusufu kapan kurttu
Hayır!
Yusuf bir hoştu
Kuyu boştu
Yusufta kuyu)
Ben Züleyha
Yusufa niyet Yusufa cefa
Hep kız kaldım
hep yağız ve temiz
İsmim gibi en ön safta
Yusuf incinir diye
Öteye
hep öteye savurdum sabrımın güllerini
İnci taneleri peçemin altında
sır tuğlaları gibi:
Sabah güne akşam geceye



Rabbim, dedi, gözlerimden bu acıyı kim silecek benim?
Kim yıkayacak gözlerimin içini? Kim yıkayacak acılarla dolup taşan kalbimi?
Hemen arkasından da, olsun, dedi.
Rabbim, her şeye razıyım.
…Hepsine razıyım.
Yeter ki aşktan azad etme kalbimi.
Yeter ki göz yaşlarımın serininde yıka içimi.
Göz yaşlarımı ve aşkımı alma, onlar bende kalsın.
Bedel olsun. Ödül olsun. Bağış olsun.
Yoksulluğum zenginliğim olsun.
Aşkım yeter, muhabbet denizinin kıyıları ne denli sınırsızmış göreyim.
Aşkım yeter, varlığımın anlamı neymiş, çözeyim.
Yeter aşkım, yeter ki aşkımın kalbime düştüğü yere kadar yükseleyim.
Aşkım yeter, tenimin kafesiyle düştüğüm kuyudan aşkımın tüyleriyle yükseleyim.
Aşkım yeter, tenimin beni hapsettiği zindandan aşkımın kanatlarıyla geçip gideyim.
Aşkla var olduğum yerde yine aşkla yok olayım.
Rabbim, acıya razıyım ama gözyaşım bende kalsın.
Razıyım yoklukta var olayım.
Yitirdikçe bulayım. Öldükçe doğayım.
Canım çekildikçe aradan saf aşktan ibaret kalayım.
Rabbim, dedi, çıkar aradan takılıp kaldığım tenimi, kaldır aradan saf aşkla aramdaki perdeleri.. züleyha

Züleyha, kalbi acının anlamına dair sınırlarda dolaşmaya başlayınca Yusufa bir mektup yazmaya karar verdi. içindeki hallere tercüman olacak sözcükleri bulup da yusuf a göstermek istedi. Dedi, her vasfın karşılığı bir sözcük var nasılsa. Bende halimi arz edeyim sözcüklerle Yusufuma.
Papirüsten ezilmiş kağıdı, sivri kalemi aldı eline.
Yusuf diye yazdı, namenin en başına, sayfanın tam ortasına.
İçinden binlerce Yusuf ses verdi.
Ey içimdeki yıldızlar mütercimi, ölü olmayan kuşlarım benim
Mısırın ruhuna mürekkebinin kokusunu uçuran Yusufum.
Nil sularına dökülmüş kandillerin aydınlığı
Gizli bahçelerden geçen yeşillerin ıslak çoğulluğu.
Konuşan ağacım bana, konuşan ırmağım benim.
Işıklı yağmurum.
Gözlerimle gören ey, gözleriyle gördüğüm.
Uyan kursağından Yusuf;uyan…
Geçmiş bimarım, rahnem uyan…
Çığlıksız şaha vuran,düşlerimden nehlendiremediğim…
D/ilimde patlıyor narın,yan…
Yusuf dedi züleyha, namenin tam ortasına, sayfanın başına.
İçinden bin Yusuf daha ses verdi.
En derin kuyusunda kaybolduğum ey,
Nilin sesi geliyor, gelsin, sesim nile gitmiyor gitmesin.
Sesi bana gelmeyen, sesim ona gitmeyen ey.
Ukba zamanlardan inme azında telaşlı ısmarlanırım Yusuf yanıma…
Her y/anım bir/az…Her y/anım bir/azar sus kadar…
Hoyrat kaderin kederinde kulaçlanırım…
Dönüpte yüz döktüğüm kuyularına, sahra yanımla kundaklandım…
Züleyha sayfanın ortasından devam etti, Yusuf, dedi.
Ey kalbimle seven
Ey kalbiyle sevdiğim.
Muhabbeti kolay giyilir libas olmayan,
Vahayı terk edip çölün rahmetine düşen defterim,
Yitik tahtına gönlünce kurulan çöl misillemesi sevdiceğim,
Dağ lalesi,Çöl çiçeği
Ah benim yitik ezel gülü vasfınca sahiplendiğim, ah beni ezel gülü vasfınca sahiplenip de sahiplendiğini henüz bilmeyen sevgilim,
Ey nur kokulu sevgili…!
Eylül çölüne soyundu baskın avazlarım…
Azınlık yanıma dayatırım, yaşam arası gevelenen mülteci Yusuf savaşımı…
Kuyularda leyl esen Yusuf yüzüne açtım pencerelerimi…
Zihnimin kursağına aç/ık bırakırım, çekilmiş soluğumu…
Kabzeliğine cüretim içimin şulesinden…
Kuyularına yedi-i idam perdedar eyler semm övgüleri…
Gözlerin feri kurban ağıtlara…
Dönüpde kuyulara bir dem vurdum yüzümü…İmge lal eserim esaretliğime…
Ah benim! Ah benim!
Ey adı gelecek zamanların ve mekanların insanlarına adımla bile kalacak olan,
Ey adım adıyla bile yazılacak olan
Sularıma dökülen karanlık, yoklarımı örten aydınlık
Tezatlarım benim , benim tekrirlerim
Ama muhabbetinden asla rücu etmediğim
Gün geçtikçe çoğalan benzetmelerim,
Sözcüklerim, lügatim, lisan hacmimce vasıflandırdığım vasfım
Yusuf dedi Züleyha, sayfanın ortasına. Hala hitaptaydı kalemi, bir satır ileri geçemedi.
Leyl-i gecelere kuyu uğultusunda esen terk-i yar Yusuf…
Uğultularına Züleyha avazı varırımMusalla taşına ağır yatar ruhum…
Akşam alacasına çengellenir, çarmığa gerilen kangren başım…
Dönüpte kalma Yusuf, dönüpte kalma içine bükülen Züleyha alacasında…
Söylemlerim paslı pranga dilime…
Bakıpta, susupta görme kıble sabahlara açan yediverenlerimin devrilişini…
Usuma sekri koyulur göçüm…
Leyl_i y/anım;uzak dur keskinliği rahne virajlardan…
Kahbe suallerin dinmeyen serzenişlerinde tutuşan hasretler,
yazgımın bitim fermanına felç indiriyor…
Yakup figanında s/arıyorum…
Kuyu diplerinde içimin dokunulmazlına uzlet kılınan devirlerimi…
Gittim kaldığım yerlerde an/ımsanarak…
Kaldım gittiğin kadar az/ımsanarak…
Penceremin nispet-i inkas yüzüme Yusuf düşen leyl-i yar…
Bir satır ileri geçsem hitaptan, dedi, yanacağım. Ses verdi içinden bir ses: yan o zaman, yan o zaman!
Züleyha devam etti:
Ah benim yusuf um , ah benim, ah/senim, dedi, başka bir şey diyemedi.
Sus Yusuf b/akışlım sus…Pustum Yakup karanlığına…
Züleyha olmak yetmedi özüme, Yakup sardım benliğime…
Elest meclisinde söz verdim…Yusufluğuma astım ruhumu…
O vakte kadar susacak özüm…
Gönül derler ser-i kuyunda bir divanemiz kaldı…Yusuf…
Züleyha Yusufa bir mektup yazmaya başlayınca. Yusuf diye başladı, Yusuf diye bitirdi.gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın namesinde ser-nameden öte kelam yok.ve züleyha nın lügatinde Yusuftan öte sözcük yok.
Yusuf, dedi, kelamım artık sende hükümsüz. Ama kelamımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme. Bil ki kelamdan da ötede sadece ah var, ah ki dünya onun üzerine durur, gök kubbe onun hararetiyle döner.
-alnımın yazısı olduğun kadar alnının da yazısıyım



  #7  
Alt 12-10-2010, 18:22
 
Standart Cevap: Yusuf'un Züleyha'sı

ZÜLEYHA DEĞİLSEN DÜŞMEYECEKSİN PEŞİNE YUSUFLARIN…

Yusuf olmaksa muradın ya da Züleyha; Korkmayacaksın ölümden.
Ölümün ayrılık değil kavuşmak olduğunu bileceksin.Dünyaya kafa tutacaksın tek başına. Yandaş yoldaş aramayacaksın. Bir Allahına bir kendine güveneceksin sadece. Yol arkadaşın terk etse bile seni yarı yolda aşkına sahip çıkacaksın sonuna kadar. Tek başıma taşıyamam demeyeceksin. Ölünceye kadar taşıyacaksın şerefle.Karşılık beklemeyeceksin. Sevmek olacak tek amacın.

Sevilmemişsin ne fark eder.

Ayıplanmaktan korkmayacaksın. Sevgini gurur madalyası olarak taşıyacaksın göğsünde kim ne derse desin…Sevgin için zindana atılmayı da attırmayı da göze alacaksın. Karanlıklar sırdaşın böcekler yoldaşın olacak.Bileceksin sonunda ayrılık olduğunu. İsyan etmeyeceksin vuslat beklemeyeceksin.
Zaman ve mekan sizi ayıramayacak. Nerede olursan ol her daim sevdiğinin yanında olacaksın. Üzüntüsüne üzülecek sevincine sevineceksin.
Sanma ki beraber olmak için yan yana olmak lazım. Gönüller beraberse mesafenin ne önemi var!..
Gönül gözüyle görecek duyacaksın. Gönül diliyle konuşacaksın. Bilmez misin gönlü kainat bile kuşatamaz dar gelir. Gönül dilinden anlamam konuşamam dayanamam bu çileye karşılıksız hiçbir şey veremem diyorsan; talip olmayacaksın Yusufluğa. Yusuf olmak için Yusuf gibi yürek gerek gönül gerek iman gerek. Züleyha değilsen eğer peşine düşmeyeceksin Yusufların. Kendi ayarında birini seveceksin ki mutlu olasın.
Her babayiğidin harcı değildir Yusufluk ve her kadının harcı değildir Yusuf yüreklileri taşıyabilmek layık olabilmek Züleyha olabilmek!…

Selam ve Duayla Kalın


  #8  
Alt 25-04-2011, 00:14
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Yusuf'un Züleyha'sı

Her babayiğidin harcı değildir Yusufluk ve her kadının harcı değildir Yusuf yüreklileri taşıyabilmek layık olabilmek Züleyha olabilmek!…


ne doğru söz


  #9  
Alt 27-05-2011, 23:58
 
Standart Cevap: Yusuf'un Züleyha'sı

ALLAH razı olsun kardeşim çok uzunmuş hepsini okuyamadım


  #10  
Alt 28-05-2011, 13:27
 
Standart Cevap: Yusuf'un Züleyha'sı

cümlemizden allah razı olsun.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Hz. Yusufun Hayatının Özeti Hz. Yusufun Hayatının Kısa Özeti •Hz. Yusuf Kur'an'da ısmı geçen Benı ısraıl peygamberlerınden bırı. •Hz. Yûsuf Kurân'da adı geçen peygamberlerden bırısı olup, Yakub Peygamber'ın ogludur. Nesebı...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,698
Konular : 237,499
Mesajlar: 424,418
Şuan Sitemizde: 255

En Son Üye: vJ5mH8gP9t

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:39.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.