Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


İslamiyetle İlgili Sorular-2

İslam Dini Bölümü kategorisinde ve Dini Bilgiler forumunda bulunan İslamiyetle İlgili Sorular-2 konusunu görüntülemektesiniz.
Hz. Azrail ölülere nasıl görünür? Azrail (as) melaikelerin büyüklerindendir ve diğer melekler gibi mümin ruhlara karşı çok şefkatli kafirlere karşı ...






Yeni Konu aç Konu Kapatılmıştır
 
Seçenekler
  #1  
Alt 24-03-2008, 17:11
 
Standart İslamiyetle İlgili Sorular-2

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Hz. Azrail ölülere nasıl görünür?

Azrail (as) melaikelerin büyüklerindendir ve diğer melekler gibi mümin ruhlara karşı çok şefkatli kafirlere karşı ise çok şiddetlidir.

"İyilerin ruhu hamurdan kıl çekmek gibi, kötülerin ruhu ise diken ağacından tülbent çekmek gibi çekilir."

Birinci olayda ruh yara almaz. İkinci olayda ise, yara alır ve delik deşik olmuş bir hale gelir. Aldığı bu yaralar kabir hayatı boyunca da ona azap çektirirler. Ruhu çekilmekte olan bir adam duyduğu acıyı şöyle terif etmiştir: "Gökler üstüme çökmüştür. Vücudum iğne deliğinden geçiyor gibidir."

Hz. Ka'b şöyle demiştir: "Ruhun çekilmesi olayında sanki her tarafı dikenli bir çubuk hastanın ağzından içine sokulur ve dikenli dallar onun damarlarına yayılırlar. Daha sonra da kuvvetli bir adam bu çubuğu çekip çıkarır."

Ruhun çekilmesi sırasında ölüm meleği de görülür. Bu melek, ölenin itikat ve amellerine göre değişik surette gelir.

Mesela elektrik bir olduğu halde lambada ışık olarak görünür, elektrikli sobada ateş olarak görünür, buzdolabında soğuk olarak tezahür eder. Öylede Hz. Azrail (as) ruhun mahiyetine göre belirir. Tıpkı elektriğin girdiği alette değişik tezahür etmesi gibi. Eğer kişi müslüman olarak yaşamışsa Azrail (as) ona ışık gibi görünür. Yani nurani olarak görünür. Eğer kafir veya günahkar olarak yaşamışsa derecesine göre ateş gibi veya buz gibi o kişinin ruhunu alır. Yani insanın fıtratı nasıl ise Azrail (as) ona o şekilde gözükecektir.

Rivayete göre İbrahim (A.S.), ölüm meleğine; "Bana kötü insanların ruhunu aldığın surette görün." dedi. Melek: "Sen bu sureti görmeye dayanamazsın." dedi ise de İbrahim (A.S.) ısrar ederek: "Dayanırım." dedi. Azrail (A.S.) ; "Yönünü dön." buyurdu. İbrahim (A.S.) döndü ve Azrail (A.S.) 'i görünce, onu kapkara, saçı sakalı karışmış, pis pis kokar, siyah elbiseli, ağız ve burun deliklerinden ateş ve dumanlar fışkırır vaziyette gördü. Buna dayanamayarak düşüp bayıldı. Ayılınca Azrail (A.S.) 'i eski suretinde gördü ve ona: "Bir günahkara, senin suratını görmek yeter. Başka bir azap ile karşılaşmasa da senin o suratın azap bakımından onun için yeterlidir." dedi. İbrahim (A.S.) bu sefer: "Bana iyilerin ruhlarını aldığın surette görün." dedi ve meleği güzel bir surette görünce de: "İyiler için mükafat olarak seni bu surette görmeleri yeterlidir." demiştir.

İşte asilerin karşılaşacağı ve itaat edenlerin kurtuldukları zorluklar bunlardır. Allah-u Zülcelal'e itaat edenler Azrail (a.a.) 'i en güzel surette görürler. Amel defterlerinin kapatıldığı son anda, ölenin amelini yazan iki melek de ona görünürler. Ölen iyi kimse ise melekler ona: "Allah-u Zülcelal seni hayırla mükafatlandırsın. Sen bizi salih ameller yazmakla meşgul ve mutlu ettin." derler. O kötü kimse ise, melekler ona: "Allah-u Zülcelal seni şerle cezalan-dırsın. Sen bizi kötü şeyler ve günahlar yazmakla meşgul ve mutsuz ettin." derler.

Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Biriniz ni'met ve azap göreceğini öğrenmedikçe ve cennet ya da cehennemdeki yerini seyretmedikçe ölmez." (İbn Ebi'd-Dünya)

Bir kimsenin kendisini ölüm sekeratından selametli bir şekilde muhafaza edebilmesi için, o vakit gelip çatmadan önce, Allah-u Zülcelal'in emir ve nehylerini yerine getirmeye gayret ederse, inşallah rahat ve güzel bir şekilde bu dünyadan ayrılır. Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "O kimseler ki, melekler onların ruhunu rahat ve hoş bir şekilde alırlar." (Nahl; 32)

Hasan-ı Basri şöyle demiştir: "Mü'minin rahatlığı, ancak Allah-u Teala'ya mülaki (kavuşacağı) olacağı zamandır."

Demek ki, mü'minin emin olduğu, neşeli ve en sevinçli günü, öldüğü günüdür...!
ALINTI







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 24-03-2008, 17:12
 
Standart Mikail (a.s) görevi nedir?

Mikail (a.s) görevi nedir?

Hz. Mikâil, dört büyük melekten biridir. Tabiat olaylarına, insanlara, hayvanlara ve bitkilere, rızka ve yağmura nezaret eden melektir.

Kurân-ı Kerimde adı bir yerde zikredilir: “Kim Allaha, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâile ve Mikâile düşman olursa bilsin ki, Allah da inkârcı kâfirlerin düşmanıdır.” (Bakara Sûresi, 2:98)

Hayal edemeyeceğimiz kadar geniş olan göklerde hayat olup olmadığı meselesi, pek çok insanın zihnini meşgul eder. “Semavat, meleklerin birer menzili, birer tayyaresi, birer mescidi” şeklîndeki tesbit, meseleyi halletmektedir. Evet, şu küçük dünyamızda hiçbir yeri canlılardan boş bırakmayan İlâhî kudret, elbette o koca semayı boş bırakmamıştır. Melekler ve ruhaniler, sema ülkesinin sakinleridir.

Melekler,

• Alem sarayının seyircileri,
• Kâinat kitabının mütalacıları,
• Saltanat-ı rububiyetin dellalları,
• Kâinattaki hayırlı işlerdeki kânunların temsilcileri, nazırlarıdırlar.

İşte bunlardan biri olan Mikail a.s,

“Rezzakiyet arşının hamelesinden” olup, yeryüzü tarlasında ekilen İlâhî sanatlara Cenab-ı Hakkın havliyle, kuvvetiyle, hesabıyla, emriyle umumi bir nazır, umum çiftçi-misal meleklerin reisidir.

Peygamber Efendimiz Mikail a.s ile bir çok kez görüşmüştür. Bedir Savaşı ve Miraç Mucizesinde görüşmeleri gibi. (Buharî, Mağâzî: 18, Libas: 24; Müslim, Fedâil: 46, 47, no. 2306; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:361)
Selam ve dua ile...


  #3  
Alt 24-03-2008, 17:13
 
Standart Nasil Bir Baba Olmaliyim!

NASIL BIR BABA OLMALIYIM!



Hep soyle zannedebiliriz cocugu dogurmakta, bakmakta, yetistirmekte annenin gorevidir. Baba sabah isine gider, evin gecimini saglar. Bu onemli ve agir bir istir. Bir de yorgun argin o kadar is yukunun icinde stres ve sikintiyla bogusurken, cocuk bakmak veya yetistirmekte ne oluyor. Babanin isi baska, annenin isi baskadir. Oysaki yaniliyoruz sayin babalar.



Cocugun yetismesinde annenin ve babanin rolleri ayri ayridir. Her ikisinin de olmazsa olmazlari var. Baba tarafindan cocuga kazandirilmasi gereken bazi duygu, ahlak, kimlik veya kisilik ozellikleri var ki; bunu annenin veya baska birinin ikame etmesi cok zor. Babanin olmadigi durumlarda yine de bu rolu amca gibi, dede gibi veya buyuk agabey gibi bir yakininin ustlenmesinde buyuk faydalar vardir.



Cok basit bir tespitle konuya biraz daha girelim. Herkes etrafinda gozlemlemistir ki; bir sekilde babasiz yetisen cocuklarda kisilik bozuklugu, guven eksikligi, ice kapanma sosyal mucadelede zayiflik gibi bir suru psikolojik sorunlar gorulmektedir. Ayni sorunlar ilgisiz baba tarafindan yetistirilen cocuklarda da sikca rastlanmaktadir.



Babalar bilincaltimizin gizli kahramanlaridir. Babamiz yanimizdaysa; korkmayiz ve kendimizi guvende hissederiz. Guven duygusu dahi basli basina cok onemli bir olgu. Cunku kendinizi guvende hissetmezseniz hicbir sey sizi mutlu ve huzurlu edemez.



Babalar, birakin cocuklari 40 yasinda ki evli barkli adamlar icin dahi psikolojik, maddi ve manevi dayanak noktalari.



Baba ailenin disa acilan kapisidir. Baba cocukta ozguven, guc, kuvvet yasam karsisinda guclu olma gibi duygulari besler. Anne ise cocukta; merhamet ve vicdan gibi duygularinin gelismesini saglar.



Baba aile icindeki kararlarda guclu bir konuma sahip degilse, cocukta kendi arkadaslari icinde daha pasif davranislar sergiler. Babanin ustlendigi rollerden birisi de disiplin ve gelecegi planlamadir. Baba ayni zamanda ailenin de reisidir. Dolayisiyla liderlik konusunda da cocuk babayi ornek alacaktir. Ne kadar iyi bir baba isek, insaallah o kadar iyi bir cocugumuz olacaktir.



Babalarin cocuklariyla oyun arkadasi olmalari cocuklarin zekâ gelisimini arttirir. Babalar ayrica cocugun cevreyi kesfetmesinde, cesur davranmasinda ve bagimsiz hareket etmesinde onemli rol oynar.



Babadan ilgi sevgi ve sefkat goren cocuklar yasitlariyla iyi iliski icerisindedirler. Kendilerine guvenirler ve lider ozelliklere sahip olurlar. Babasi otoriter cocuklar ise daha cok cekingen ve kendine guvensiz olurlar. Ayrica anneler cocugu baba ile korkutmamalidir. “Aksam gelince seni babana soyleyecegim” tarzi tehditler cocuklarin babadan sogumasina neden olur. Bosanmadan kaynaklanan baba yoksunlugu, olumden kaynaklanan baba yoksunluguna gore daha kotu sonuclar dogurur.



Cocuga bir otorite olarak degil bir insan olarak yaklasilmali, onunla empati kurarak cocugun duygulari anlasilmaya ve algilanmaya calisilmalidir. Cocuktan buyuklerin davrandigi gibi davranislar beklenmemelidir. Yani cocuk mutlaka kosacak oynayacak ve yaramazlik yapacaktir. Cocuktan bir koltuga oturup sessiz ve sakin oturmasini beklemek hata olur. Bununla birlikte cocuga sen iletiyle degil ben iletiyle yaklasilmalidir. Sen ileti genelde suclayicidir. Yani sen yaramazlik yapiyorsun, mizikcilik yapiyorsun gibi. Bunun yerine “cok gurultu yaptiginda basim agriyor” gibi ben iletileri, davranisini degistirmek konusunda sorumlulugu cocuga verir ve daha etkili olur.



Peki, cocuga karsi abartilmis ilgiye ne demeli. Tabii ki bu da yanlis. Kendisi kotu ve zor sartlarda yetismis bazi egitimli veya egitimsiz aileler, yasadiklarinin tam ziddini yaparak cocuga sinirsiz bir serbestlik tanimaktalar. Aman ben yiyemedim, o yesin. Aman ben giyemedim, o giysin. Cocugumun her dedigini yapmaliyim yoksa psikolojisi bozulur gibi dusunup, cocuk ne istiyorsa yerine getirmekteler. Boyle yetisen bir cocuk tatminsiz olur. Ilerde elde etmesi gerekeni elde etmek icin hicbir seyden cekinmez. Dolayisiyla cocuga her istedigini vermek veya her istedigini yapmak onun kuyusunu kazmaktir.



Cocugun her istegi karsilanmamali, bunlarin sebepleri cocuga aciklanmali, bazi istekler zamana birakilmali veya sarta baglanmalidir. Mesela; sana istedigin bisikleti alirim ama bu yil karnende tesekkur getirirsen. Bilinmelidir ki; bir sey ne kadar zor elde edilirse izafi degeri o kadar buyuk olur. Cocuklarimizi kolayciliga alistirmayalim. Hayata atildiklarinda hicbir sey kolay olmayacak.



Tarihimizde buyuklerimizin, peygamberlerin ve salihlerin cocuk egitimi ile alakali kissalari pek coktur. Ilk aklima gelen Hazret-i Ibrahim ile Hazret-i Ismailin kissasidir. Bu nasil bir terbiyedir ki; evlat kurban edilecegini bile bile babasina teslimdir. Cunku Hazret-i Ismailin gozunde babasi yanlis yapmaz. O haktan ve hakikatten yanadir. Bizlerde oyle durust ve ahlakli olmaliyiz ki; cocugumuz bizi sorgulamasin, bizden emin olsun. Eger yalan konusursak, verdigimiz sozde durmazsak hal ve hareketlerimiz yalama olmussa cocugumuzun gozunde de belli bir sure sonra guvenilirligimiz kaybolacaktir. Cocuklarimizin bizi dinlemesi icin soz ve fiillerimiz uyumlu olmalidir. Gorevlerimizden biri de neslimiz icin hayir duada bulunmaktir. Hazret-i Ibrahim soyle dua etmisti: “Ey bizim Kerîm Rabbimiz! Bizi, yalniz Sana boyun egen musluman kil. Soyumuzdan da yalniz Sana teslimiyet gosteren bir musluman ummet yetistir.” (Bakara Suresi/128)



Babanin cocugun yetismesinde en onemli katkilarindan biri de ona helal lokma yedirmesidir. Haram lokmayla yetisen cocuktan ne vatana millete, ne de anne babaya bir fayda olacaktir.



Cocuklar arasi esit muamele de onemli konulardan biridir. Cunku farkli muameleyi cocuklar hemen hissederler ve anne ve babaya suuraltinda nefret duygulari baslar. Bunun sonucunda kardesler arasi kiskanclik duygulari da gelisir.



Son olarak babalarin evlatlarina nasihatlerinden birkac ornek verelim.



Hazret-i Ademden (aleyhisselam) oglu Hazret-i Sîte : “Ey Sît! Dunyaya gonul baglama. Her isin sonuna bakip neticesinin nereye varacagini dusun. Bir ise baslayacagin zaman kalbine sikinti gelirse o isi birak yapma ve hayatin boyunca surekli danisarak is yap.



Allah Resuluden (sallallahu aleyhi ve sellem), Hazret-i Fatimaya (radiyallahu anha): “Ey kizim! Nefsini su ile pak eyle, lisaninla Rabbini zikreyle ki erkegin sana baktigi zaman ferahlansin. Gozlerini de surmele, zira surme kadinlarin ziynetidir. Ey Fatima! Allah katinda kabul edilen ibadetler yap. Cunku kiyamet gununde ben de seni Allahin azabindan kurtaramam.



Hazret-i Ali (radiyallahu anh): “Ey ogul! Her seyden once Allahtan kork. Butun emirlerini yerine getir. Onu anmakla kalbini yasat. Ipine simsiki saril. Cimri ile arkadas olmaktan sakin. Cunku o kendisine en fazla ihtiyac duydugun anda senden uzaklasir. Fasikla arkadas olmaktan sakin. Cunku o, cok degersiz seye seni satar.”



Abdulkadir Geylani : “Ey evlat! Once nefsine ogut ver. Onu yola getir. Sonra baskalarini, senin henuz islaha muhtac hallerin var. Gozlerin bir adim otesini gormuyor. Korleri neyinle yola getirmek sevdasindasin.”



Lokman Hekim : “Ey ogulcugum! Insanlara karsi avurdunu sisirme (kibirlenme) ve yeryuzunde calimla yurume. Cunku Allah ovunen ve kuruntu edenlerin hicbirini sevmez. Yuruyusunde tabii ol, sesini alcalt, cunku seslerin en cirkini elbette merkeplerin sesidir. “ (Lokman Suresi/17-19)



Imam-i Gazali : “Ey ogul! Bilmediklerini ogrenmek istiyorsan, ilk once bildiklerinle amel etmelisin. Allah vergilerinin en hayirlisi akil ve ilim oldugu gibi, musibetlerin en kotusu de ahmaklik ve cehalettir.”



Mevlânâ Celaleddin Rûmi : “Ey ogul! Eger dusmanini sevmek, dusmaninin da seni sevmesini istiyorsan, kirk gun onun iyiligini ve hayrini soyle. Goreceksin ki o dusman, senin en yakin dostun olacaktir. Cunku gonulden dile, dilden de gonule yol vardir.



Ibrahim Edhem : “Ey ogul! Vakitlerin en sereflisi olan genclik cagi, amellerin en faziletlisi olanlar icin harcanmalidir. Isbu ameller mukaddes yuce Hakkin ibadet ve taatidir.



Seyh Edebali : “Ey ogul! Caniler arasinda alime, zenginken fakir dusene ve hatirli iken itibarini kaybedene aci!.. Unutma ki, yuksekte yer tutanlar, asagidakiler kadar emniyette degildir.



Evet, sevgili dostlar, baba olmak emek ister, sevgi ister, deneyim ister sabir ve fedakârlik ister.



Cocuklarimizin gelecegi icin gece gunduz calisacagimiza, cocuklarimizin bugunu icin biraz vakit ayiralim.



Cunku yarin cok gec olabilir. Unutmayalim, cocuklarin kisilik gelisimleri 3-7 yas arasinda olmaktadir.



Onlarin bugununu kurtaramazsak, yarinlarini hic kurtaramayiz. Sevgiyle ve dostlukla kalin.



  #4  
Alt 24-03-2008, 17:17
 
Standart Islık çalmak caiz mi?

Islık çalmak caiz mi?

Cahiliye döneminde müşriklerin, Kabe-i muazzama'ya hürmet ettikleri, örtülerini her yıl değiştirdikleri ve oraya ibadet niyetiyle gelenlere ikramda bulundukları malumdur. (1) İbadeti teşvik niyetiyle, birbirlerini alkışladıkları ve ıslık çaldıkları da bilinmektedir.. Kur'an-ı Kerim'de:

"Onların (müşriklerin) Beytulullahdaki duaları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan (alkışlamaktan) başka bir şey değildir. (Ey müşrikler) Devam edegeldiğiniz o küfrünüzden dolayı, artık tadın azabı!.." (El Enfal Suresi: 35)
hükmü beyan buyurulmuştur.

İmam Fahrüddin-i Razi; bu ayet-i kerime'nin tefsirinde: "Allahu Teala (cc) kafirler hakkında; "Onlar Beyt-i haram'ın sahipleri değildirler" buyurmuş, daha sonra da müşriklerin dualarının ancak el çırpmak ve ıslık çalmak olduğunu haber vermiştir. (...)

Keşşaf sahibi şöyle demektedir: "Ayette geçen Muka kelimesi; fual vezninde bir kelime olup ıslık çaldı manasına gelir.
(...) Tasdiye kelimesine gelince, bu el çırpmak demektir" (2) diyerek, meseleyi izah etmiştir.

Hz. Abdullah ibn-i Abbas'dan (ra) gelen rivayette de Mekke müşriklerinin bu dua şekli üzerinde durulmuştur. Dolayısıyle hiçbir ihtiyaç yokken ıslık çalmak doğru değildir.
Resul-i Ekrem (sav)'in:

"Cennetin etrafı nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle, cehennemin etrafı da şehevi arzularla (hoşa giden şeylerle) çevrilmiştir"(3) buyurduğu malumdur. Geleneklerini bahane ederek hevalarına (nefs-i emmarelerine) uygun bir hayat yaşayanlar, tevbe etmelidirler. Hesap gününe hazırlanan mü'minler; müşriklere muhalefet niyetiyle, alkıştan ve ıslık çalmaktan uzak durmalıdırlar. İnşallah bu niyetleri sebebiyle, sevaba nail olurlar.

Ancak hayvan otlatmak, deveyi yolda yürütmek gibi durumlar için ıslık çalınabileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak ıslık çalmanın iyi bir şey omadığını, bazı zor durumlarda söylemenin ise caiz olduğunu söyleyebiliriz.



(1) Geniş bilgi için/ M.Ali Sabuni-Ahkam Tefsiri-İst.:1984 C: 2 Sh: 16 vd.
(2) Geniş bilgi için/ İmam Fahrüddin-i Razi- Tefsir-i Kebir (Mefatihu'l Gayb) Ank: 1991 C: 11 Sh: 309
(3) Sahih-i Müslim-K. Cennet: 1, Ayrıca Sünen-i Tirmizi-K.Cennet: 21


  #5  
Alt 24-03-2008, 17:19
 
Standart Kadınların kabir ziyareti yapması, ilgili hadisler.

Kadınların kabir ziyareti yapması, ilgili hadisler.

Soru:
Geçenlerde kabir ziyareti yapan kadınların Peygamber (as) tarafından lanetlendiği şeklinde bir hadis okudum. Sorum böyle bir şeyin olup-olmadığı. Ayrıca kabirlerde bir şey okunup okunmaması ve yine ölen kişinin arkasından Kuran-ı Kerim okunup-okunmaması konusunda; bilgi verirseniz sevinirim. Bir de ölen kişi için bağışlanma dilenip-dilenmeyeceği ve de onun faydasına hayır hasenat yapılıp-yapılmayacağı.

Cevap:
1. Peygamberimiz (s.a.), İslam'ı tebliğ ederek, bir topluluk içinde onu uygulayarak, aynı zamanda büyük bir inkılab olan İslam'a insanları alıştırmak/intibak ettirmek üzere tedbirler alarak yaklaşık 23 yıl yaşadı. Tabîî kendisi de bir beşer/insan idi, her söylediği, her yaptığı -meşru olmakla beraber- herkesi bağlayan, bütün müminlerin uyması gerekli olan davranışlar değildi. Onun davranışlarını bağlayıcılık bakımından sınıflandırma işi sahâbe devrine kadar uzanır. Biz de bir kitabımızda bu konuyu ele almıştık (İslam'ın Işığında Günün Meseleleri, 1 vd.). Yukarıdaki soruda O'nun, kadınların kabir ziyaretleri ile ilgili bir sözü nakledilmektedir. Bu örnekte olduğu gibi, aynı konuda birbiri ile çelişir gözüken birden fazla hadisin rivayet edildiği de az değildir. Bu durumda ehli ve uzman olanlar inceleme yaparlar, ya hadislerin bir kısmının sahih olmadığını (rivayet edilen şekliyle Peygamberimize ait bulunmadığını) tesbit ederler veya çeşitli yollardan çelişkiyi ortadan kaldıran yorumlar ve açıklamalar yaparlar. Burada bir uygulama olsun diye kabir ziyareti konusunda rivayet edilen ve muteber kaynaklara girmiş bulunan başlıca hadisleri aktaralım:
a) Size kabirleri ziyaret etmeyi yasaklamıştım, Muhammed'e anasının kabrini ziyaret izni verildi, artık siz de kabirleri ziyaret edin; çünkü bu size âhireti hatırlatır. (Tirmizî)
b) İbn Ebî Müleyke anlatıyor: Bir gün Hz. Âişe kabristan tarafından çıkageldi, kendisine sordum:
- Ey müminlerin anası! Nereden geliyorsun?
- Kardeşim Abdurrahman'ın kabrinden geliyorum.
- Resûlullah (s.a.) kabir ziyaretini yasaklamadı mı?
- Evet, kabirleri ziyaret etmeyi yasaklamıştı, fakat sonra izin verdi. (Sünenü'l-Esram).
c) Resûlullah durmadan kabirleri ziyaret eden (işleri güçleri kabirleri ziyaret etmek olan) kadınları lanetlemiştir. (İbn Mâce, Tirmizî).
d) Hz. Âişe sevgili eşi Efendimize soruyor:
- Kabirleri ziyaret ettiğimde ne diyeyim yâ Resûlallah?
- Şöyle de: "Bu yerlerin mümin sakinlerine selam olsun! Biz de Allah dilerse size katılacağız. Size de bize de Allah'tan âfiyet (af ve iyilik) diliyorum! (Buhârî, Müslim).
e) Hz. Fâtıma her Cuma günü amcası Hamza'nın kabrini ziyaret eder, orada namaz kılarak Rabbine ibadet ve amcası için dua eder, ağlardı. (Hâkim)
Konu ile ilgili olup yukarıdakileri bir şekilde tekrarlayan, destekleyen başka rivayetler de vardır. Bu hadislerin bazları, rivayetleri sağlam olmamakla tenkit edilmiştir. Sağlam olanlar arasındaki çelişki de "önce şu sebeple yasaklandı sonra şu sebeple izin verildi" denilerek giderilmiştir. Kadınların kabir ziyaretleri konusunda lânet hadisi bulunmakla beraber Hz. Fâtıma, Hz. Âişe gibi büyüklerimizin kabir ziyaretlerine dair sağlam rivayetler de vardır. Bunların karşısında lanet hadisi, "ziyaret konusunda aşırı gidenler, diğer vazifeleri aksatanlarla ilgilidir, genel değildir" şeklinde yorumlanmıştır.
Sonuç olarak kadınların ve erkeklerin normal ölçülerde kabir ziyaretleri meşrudur; buna İbn Hazm gibi, "Hayatta bir kere olsun ziyaret vacibdir" diyenler bile olmuştur (Şevkânî, Neylü'l-evtâr, V, 117-120).
Kabir ziyaretinin asıl amacı ibret almak, ölümü ve âhireti hatırlamak olmalıdır. Ölüler için selam vermek, dua etmek, sevab onların olsun diye çeşitli ibadetler yapmak da meşrudur. Kabristan'da, özellikle mezara karşı namaz kılmak, ölü kim olursa olsun ondan bir şey istemek caiz değildir. Bunların dışında yapılacak ve yapılmayacak şeyleri, yukarda adı geçen kitabımın birinci cildinde "Ebediyet Yolcusunu Uğurlarken" başlığı altında yazdım. Bu uzun yazı küçük bir kitap olarak Diyanet Vakfı tarafından da bastırıldı.


  #6  
Alt 24-03-2008, 17:20
 
Standart Kurana el basarak yemin edilebilir mi? Bu yemin geçerli midir?

Kurana el basarak yemin edilebilir mi? Bu yemin geçerli midir?

İslami manadaki yemin, genellikle Allah adına yapılır. Bu da “Vallahi, Billahi” gibi ifadelerin söylenmesiyle olur. Fakat bu arada başta Kuran-ı Kerim ve Kabe olmak üzere mukaddesler üzerine yapılan yeminler de yemin mefhumuna girer ve bunlar üzerine yapılan yeminler geçerlidir.

Yeminler çok kere örf ve adete göre şekillenir ve ona göre yemin edilir. Bilhassa ülkemizde bölgeden bölgeye değişen pek çok yemin çeşitleri vardır. Kuran-ı Kerim üzerine yapılan yeminler de adet haline gelmiş olan yeminlerden birisidir. Mesela, “Kuran üzerine yemin ederim ki, Kuran hakkı için şu işi mutlaka yapacağım veya yapmayacağım” şeklinde yemin etmek gibi... Hatta bu yemin halk arasında diğer yeminlerden daha büyük ve mesuliyeti daha ağır bir yemin çeşidi olarak bilinir. Bir mesele üzerinde anlaşamayan, mutabakata varamayan taraflar birbirlerini Kurana el basmaya davet eder. Zaten çok ciddi bir mesele olmadıkça ve insan haklılığından tam emin olmadıkça böyle bir yemine teşebbüs ve cesaret de edemez.

Meselenin fıkhi yönüne gelince; Kuranla yemin etmek caizdir ve bu yemin sayılır. Çünkü, Allahın ezeli bir kelamı olan Kuranla yemin etmek Allahın İzzet ve Celaline yemin etmek gibidir.

İbni Kudame el-Muğni isimli eserinde Kuran ile, ondan bir ayetle ve kelamullah ile yemin etmek yemin olur. İbni Mesud, Katade, İmam malik ve Şafii ve bütün ehl-i ilim aynı şeyi söylemişlerdir.(el-muğni, 9:407(7981. Mesele)

Yukarıda da ifadeye çalıştığımız gibi, Kuran üzerine yemin denilince, insanlar “Mushaf” üzerine el basarak yapılan yemin olarak bilirler. Bu da bir çeşit Allahın Kelam sıfatı üzerine yemin etmektir ki, o da yemindir.

Sahih-i Buhariyi 32 ciltlik eseriyle şerh eden İmam Bedrüddin Ayni şunları söyler:
Bana göre, bir kimse Mushaf ile yemin ederse veya üstüne elini koyarsa veya Bunun hakkı için derse, o yemin sayılır. Bilhassa yalan yere yapılan yeminlerin çoğaldığı ve halkın Mushafla yemin etmeye çok rağbet ettikleri bu devirde...” Bu vesileyle İmam Ayninin 1440 senesinde rahmet-i Rahmana kavuştuğuna da belirtelim.

Son devir alimlerinden Allame Kemal de bu hususta şöyle der:
Şüphesiz, Kuran-ı Kerimle yemin etmek şimdi adet haline gelmiştir. Öyle ise onunla yemin etmek yemin sayılır. Çünkü yeminler örf ve adete göredir.” Bütün bu izahlar açıkça göstermektedir ki, Kuran üzerine el basılarak edilen yemin bağlayıcılığı olan ve bozulunca keffareti gereken yemin sınıfına girer.



  #7  
Alt 24-03-2008, 17:20
 
Standart Forumlar, katılan kadınlar hakda fetva

Forumlar katılan kadınlar hakda fetva

Soru:Kadınların forumlara katılmasının hükmü nedir?
Erkeklerle şakalaşmak kadınlara harammı?Muhtelif türlü smaylk(mimika) istifade etmenin hükmü nedir?Kadının"hahahahaha"yazması caizdirmi?

Cevab:Allaha hamd olsun!
İlk olarak kadına aşağıdakı şartlar dahilinde forumlarda iştirak etmesi caizdir:
1)Kadın gerekli olduğunda foruma katılmalıdır.Kendi sorusunu sormalı veya ne söylemek istediğini yazmalı,sonra ise oranı terketmelidir.O önem taşımıyaorsa ,yazını yorumlamamalıdır,çünki önemli prensip kadın erkeklerle konuşmakdan onlara karışmaktadn çekinmleidir.
2)Kadının konuşması fitneye aparan sözlerden olmamalıdır,örneğin,şakalaşmak,yumuşak konuşmak veya gülmek,yukarıda bildirildiği gibi "hahahaha"yazmak,türlü fitneye aparan mimikalardan kullanmak,çünki bunların hepsi karşı tarafdakını şehvetlendirir,kalbinde hastalkık olanları temennaya düşürür.Nitekim Allaha subhanahu ve teala şöyle buyuruyor:
"Ey peygamberin hanımları! Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer takva ile korunacaksanız, konuşurken kırıtmayın da kalbinde bir hastalık bulunan kimse tamaha düşmesin. Güzel ve dosdoğru söz söyleyin. "(Ahzab,32)
3)Kadın e-posta adresini hiç bir namahrem erkeğe vermemeli,şahsi odalarda erkeklerle konuşmamalıdır,hatta bu kimdense yardım istemek sözkonusu olsa bile caiz değildir,çünki böyle sohbetler emosyenel bağlılığa ve fitneye götürebilir
4)Kadınlara ancak kadınlara özel forumlarda iştirak etmek daha iyi olur.Bu onun için tehlikesizdir.Eğer o erkeklerinde olduğu forumlarda katılmak istiyorsa,o zaman onun kadın olduğunu belli etmeyen kullanıcı adını kullanması daha iyidir.
En doğrusunu bilen Allahdır!


  #8  
Alt 24-03-2008, 17:21
 
Standart İnsan Allah İçin Harcadığına Üzülür mü?

İnsan Allah İçin Harcadığına Üzülür mü?

İnsan, konu para harcama olunca hele dünyevi bir iş oldumu acımaz.Harcadığının kendisine bir çeşit geri döneceğini bilir,bu kimi zaman bir şıklık olur, kimi zaman bir eğlence,kimi zaman damak zevki, bazen kendine statü oluşturma,bazen karşı cinse kendini beğendirme, bazende hemcinslerine kendini beğendirme, sonuçta harcanan paralar; yemek, zevk, gösteriş, kendini beğendirmek için yapılır. İnsan harcadığı paranın karşılığını da hemen almak ister. Zevk için harcanırken çok rahat cebe giden eller, konu fakire, yolda kalmışa, ihtiyacı olan akrabaya, okutulucak bir çocuğa gelince duraksar. Allah yolunda harcanma diye birşey zaten hayatında hiç yer almamış olan insan, sadece kendini tatmin etmek veya etrafa hava atmak için yapılan, dilenciye verilen 3-5 kuruşla olayı geçiştirir. Ona sorsanız elinden geldiğini yaptığını söyler. Belkide, Allah insanın gerçek karekteri ve yüzü ortaya çıksın diye zekat konusunda bir sınır veya oran ortaya koymamıştır. Allah isteseydi miras konusunda olduğu gibi sayılara, oranlara girerdi. Allah, kulunun zekatı ve Onun yolunda harcamasını kişinin kendi insiyatifine bırakmıştır.B öyle olunca bizler dahi Allah yolunda kimin cimri kimin olmadığını rahatlıkla algılayabiliyoruz. Zekat için yada Allah yolunda harcamak için insanların ne kadar isteksiz olduğuna şahitlik ediyoruz. Belki buna bir nebzede olsa şeytanın insanları fakirlikle korkutması da(Kuranda da geçer)etkili olabilir. İnsan karşılığını belkide bu dünyada göremeyeceği bir harcama yapmak istemez, ona şeytanda yardımcı olur. Böyle olunca zevk için su gibi harcanan paralar,kendini yaratan ve ona o rızkı veren yaratıcının yolunda harcanmaz. Allah ise Kuranda birçok yerinde zekatla ilgili bilgiler ve emirler veriyor,bunun yanısıra Allah yolunda da harcama yapılmasını öğütleyen ve emreden ayetlerden biride; Bakara Suresi 261 de dir. "Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu ,yerden,her başağında yüz dane bulunan yedi başak çıkarmış bir daneye benzer.Ve Allah dilediği kişi içinde daha da artırır..."


  #9  
Alt 24-03-2008, 17:21
 
Standart Müslüman neden ibadet etmek istemez?

Müslüman neden ibadet etmek istemez?

'Gecenin sonunda olmazsa sabah
Bil ki ufukları tutmuştur günah'


İbadet, insanı terk etmez. Haramlar, insanla ibadetin arasına girer, keser yolu. Ve insan ibadeti göremez olur. O insan ibadete ulaşamaz. İstese de ulaşamaz.

Her haram havada dolaşan toz lekeleri gibidir. Nasıl ki lekeler lambanın camına yapışır da o ışık dışarı sızamazsa, kalp fanusu da böyledir. Haramlar kalp fanusunu karartır, insan ibadet etmek istemez. Çünkü kalpteki iman dışarı tesir edemez, dışarıdaki ilim de kalbe ulaşmaz. İşte insanla ibadetin uzak kalmasının sebebi budur.

Haramlarla ibadetin yan yana yürüdüğü görülmemiştir.

Hem haram işleyen hem ibadet eden insan İslam'ın hukukuna tecavüz ediyor demektir. Hem haram işleyip hem ibadet edenleri görenler; "İşte Müslümanlar böyle!" demektedirler. Allah, böyle kullarına hesap soracaktır: "Sen öyle hareket ettin ki, Müslümanlığı lekeledin!"

İslamiyet'e böyle lekelerin gelmemesi için haram işleyen Müslümanlardan Allah, ibadeti uzaklaştırır.

Allah muhafaza, zaten haramlarda ısrar etmek, Müslüman'ı Allah'tan tamamen ayırabilir.

Her günah vücut şehrine giren bir casus gibidir. Kendini günahlardan koruyanın ibadet etmesi kolaylaşır.

Ben televizyon seyretmekte çok sakıncalar görüyorum. Adam filmleri izlerken, şarkıcılarla şarkı söylerken o kadar lezzet alıyor ki, namazdan lezzet alamaz oluyor.

"Elli tane şarkı biliyorum ezbere!" diyor. Bu adam hangi ibadeti yapmak ister ki? Hafıza bandını doldurmuş. Zevki başka şeylerde bulmuş. Canı ibadet istemiyor haliyle... Namazdan zevk alabilir mi bu insan?

Treni kaçırmış!..

Şarkıları, türküleri unutacak, hafızasını temizleyecek, onların yerine zikrullahı yerleştirecek. Yoksa canı ibadet etmek istemez tabii... Benim böyle arkadaşlarım vardı hakikaten. Adam haramlardan uzak durmaya çalışıyor; fakat derse gelmiyor! Alimlere yaklaşmıyor!

Dikkat etmek lazım ki, bir tane öğretmen yetiştirmek için ilkokul, ortaokul, lise, üniversite okunacak. Neymiş? Bir tane öğretmen yetişecekmiş.

Ben dindarım diyen!.. Beş vakit namazını kılan!..

Ne kadar tahsil yaptın dinin üzerine? Kimleri örnek aldın? Kimlere bağlandın? Sünnet-i seniyyeyi ne kadar taşıdın hayatına?

Allah'ın dinini, kitabını, peygamberini öğrendik. Hâlâ bir çocuk gibi ne sevk edilmek istiyorsun? İraden var, kullan.



Hekimoğlu İsmail


  #10  
Alt 24-03-2008, 17:22
 
Standart Kişi Sevdiği İle Beraberdir

Kişi Sevdiği İle Beraberdir

Rasulüllah (SAV) Medine-i Münevvereye hicret ettikten sonra hizmetine giren, dokuz on yaşlarında bu göreve başlayıp Rasulüllah (SAV) vefat edinceye kadar on yıl kendisinin yanında bulunan Enes b. Malik (RA) Medinede olan bir olayı şöyle anlatır (Hayâtus-Sahâbe I, 406 vd, Sahabiler Ans. I. 408):

Bir bedevi Peygambere (SAV):
“- Ey Allahın Rasulü “Metes - Sâatü? kıyamet ne zaman?” diye sordu. Bunun üzerine Rasulüllah (SAV):
“Mâ adette lehâ = Kıyamet için ne hazırladın?”
“Hubballâhi ve Rasulihî = Allah ve Rasulünün sevgisini.”
(Bunun üzerine) Rasulüllah şöyle buyurdu:
“Ente meamen ahbebte = Sen sevdiklerinle berabersin.” (Riyâzus-Salihîn s. 282. 45. bab; Hayatus-Sahabe II, 476; Cevâhirul-Buharî, s. 408; et-Tâc V, 80; Tefsîrul-Kurânil-Azîm II, 330 (Enfal, 74. ayeti ile ilgili olarak))

Hadisin metni Müslime aittir. Buhari ve Müslimin müşterek olduğu metinde:
“Ben kıyamet için, çok fazla oruç, namaz, sadaka hazırlamadım, fakat Allahı ve Onun Rasulünü çok seviyorum” (Riyâzus-Salihîn s. 282; et-Tâc, V, 80; Cevâhirul-Buhârî, s. 408 (edep. 96)) kısmı vardır.

Enes (RA) ın bildirdiğine göre, köylü bir arap Medineye gelmiş ve bir topluluk huzurunda bu konuşma geçmiştir. Bu adam yalnız Allah ve Rasulünü sevdiğini iddia eden fakat ameli olmayan bir kimse değildir. Buhari ve Müslim ittifakla belirttiğine göre pek fazla nafilesi olmasa da namazlarını kıldığı, orucunu tuttuğu, Allah ve Rasulünü çok sevdiği anlaşılmaktadır. Yoksa yalnız “seviyorum” demekle Allah ve Rasulü sevilmiş olmaz. Rasulüllah (SAV) Enes b. Malike yaptığı bir tavsiyede: “...Kim sünnetimi yaşatırsa beni sevmiş olur, beni seven de Cennette benimle beraberdir” (Tirmizî, Edeb. 63) buyurur. Sevgide esas, sevilenin yolunda olmaya çalışmak, hayatını sevdiğine göre yaşamaya uğraşmaktır. Yukarıda da geçtiği gibi kişi gerçekten sevdiği kişinin dini üzerine yürüyecektir.


Konu Kapatılmıştır


Seçenekler


Benzer Konular
İslamiyetle İlgili Sorular-6 Sabah namazı vaktinde kılınamazsa nasıl kılınır? Hepinizin bildiği gibi, özellikle gecelerin kısaldığı yaz aylarında kalkmanın zorlaştığı sabah namazı, namazların en mühimidir. Efendimiz (sas)...
İslamiyetle İlgili Sorular-5 BÜYÜK GÜNAHLAR (KEBAİR) Nedir ? Günah, insanı sevaptan alıkoyan veya geri bıraktıran, yapılmasıyla hayırdan uzaklaştıran işe denir. bu itibarla günahlar büyük ve tüçük olmak üzere iki kısma...
İslamiyetle İlgili Sorular-4 OKUL ÖNCESİ MİNİKLER İÇİN islami sorular 01. Bizi en çok kim seviyor? 01. Allah seviyor. 02. Nasıl anlıyorsun bunu? 02. Bize verdiği sayısız nimetten. 03. Ne yaparsak Allah bizi daha çok...
İslamiyetle İlgili Sorular-3 Karabasan hakkında bilgi verir misiniz, böyle bir şey var mı, nasıl korunuruz? Bu olaya karabasan veya kıllı yaratık deniliyor. Bu olayın aslı vardır. Ancak tehlikeli bir tarafı yoktur. Bazı...
İslamiyetle İlgili Sorular-1 GUSÜL İLE İLGİLİ MESELELER 1 - Soru: Gusul abdesti ile namaz kılınabilir mi? Cevap: Gusül abdesti ile namaz kılınabilir. Bunda hiçbir mahzur yoktur. (Mecmua-i Cedide, s. 11) 2 - Soru:...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,724
Konular : 238,367
Mesajlar: 425,444
Şuan Sitemizde: 413

En Son Üye: yalba

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.