Ezberim  

Anasayfa Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]

İslam Dini Bölümü kategorisinde ve Dini Bilgiler forumunda bulunan Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi] konusunu görüntülemektesiniz.
Fıkhî Hükümleri, Delilleri ve Sırları Hacc'ın Mânâsı Hacdın lügat mânâsı, kasdetmektir. Lügat âlimi Halil 'Tazim edilen bir insanı çokça kasdetmektir' ...


Seçenekler
  #1  
Okunmamış 13-03-2008, 13:10
 
Standart Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]

Fıkhî Hükümleri, Delilleri ve Sırları
Hacc'ın Mânâsı
Hacdın lügat mânâsı, kasdetmektir. Lügat âlimi Halil 'Tazim edilen bir insanı çokça kasdetmektir' diyor.
Haccın şer'î (ıstılahı) mânâsı ise, özel şartlan ile özel birtakım ibadet­leri yerine getirmek maksadıyla Kabe'yi kasdetmektir.

Umrenin Mânâsı
Umre'nin lügat mânâsı ise, ziyaret etmektir. Bazıları 'Mamur olan bir yeri kasdedip oraya gitmektir' demişlerdir.
Umre'nin şer'î (ıstılah!) mânâsı da özel şartları ile özel birtakım ibadetleri yerine getirmek için hac vaktinden başka bir zamanda Kabe'yi kasdetmektir.

Hac ile Umre Arasındaki Fark
Hac, zamanı ve bazı hükümleriyle umre'den ayrılır. Çünkü hac, sa­dece belirli aylarda yapılır. Bu aylar ise Şevval, Zilkade ve Zilhicce'nin ilk on günüdür. Umre ise hac zamanı dışında senenin tüm aylarında yapılabilir. Haccın ahkâm bakımından umre'den ayrılmasına gelince, hac'da Arafat'ta vakfeye durmak, geceleyin Müzdelife ve Mina'da bulun­mak, Mina'da cemrelere taş atmak bulunmaktadır. Umre'de ise bunlar yoktur. Bunları daha ilerde açıklayacağız. Umre'de yapılması gereken şeyler-, niyet, tavaf, saçın tamamını veya birazını kesmektir. Ayrıca hac, bütün âlimlere göre farzdır. Umre'nin ise vacib olup olmadığında ihtilaf vardır. Umre, Şafii mezhebine göre vacibdir.

Hac ve Umre'nin Teşrî Kılınma Zamanı
Hac ve umre'nin teşrî kılınma zamanı hakkında söylenen sözlerin en güçlüsü, hicretin dokuzuncu yılında vacib kılındığını söyleyenlerin görüşüdür. Bunun delili de hicretin dokuzuncu senesinde Hz. Peygam-ber'e gelip yapmakla yükümlü oldukları vacibleri soran Abdulkays heyetine, Hz. Peygamber'in söyledikleridir:
Önce Allah'a iman etmenizi, sonra namaz kılmanızı, zekât vermenizi, Ramazan orucunu tutmanızı ve ganimetlerin beşte birini vermenizi emrediyorum.
Eğer hac, bundan önce farz edilmiş olsaydı, Hz. Peygamber bu emirlerin arasında haccı da sayardı.

Haccin Hükmü ve Delili
Hac, müslü mani arın ittifakıyla farzdır. İslâm'ın rükûnl arından biridir. Müslümanlardan hiç kimse buna muhalefet etmemiştir. Delili de Kur'an, Sünnet ve İcma'dır.
Şüphesiz ki insanlar için ilk kurulan ev, Mekke'deki mübarek ve âlemler için hidayet vesilesi olan Kabe'dir. Orada apaçık alâmetler vardır, İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse emin olur. Oraya (gitmeye) yol bulabilen kimseye Allah için Kabe'yi ziyaret etmek farzdır. Kim nankörlük eder (de imkânı olduğu halde haccetmez)se (bilsin ki) Allah âlemlerden müstağnidir. (Âlu İmran/96-97)
Sünnet'ten delili ise Hz. Peygamber'in şu sözüdür.-
İslâm beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın rasûlü olduğuna şehadet etmek, Namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve Kabe'yi haccet­mek.[1]
İcma'ya gelince, müslümanlarm tümü haccin farziyetinde ittifak etmişlerdir. Onlardan hiç kimse haccin farz olmadığını söylememiştir. Bu yüzden haccin farziyetini inkâr eden kimsenin kâfir olduğuna hükme-dilmiştir. Çünkü bu Kitab, Sünnet ve İcma ile sabit olan bir hükmü inkâr etmektir.

Umre'nin Hükmü ve Delili
İmam Şafii'nin açık kavline göre umre de hac gibi farzdır. Umre'nin farz olduğuna dair İmam Şafii Kur'an ve Sünnet'ten delil getirmiştir. Kur'an'dan delili şu ayettir:
Hac ve umre'yi Allah için tamamlayın. (Bakara/196)
Sünnet'ten delili ise Hz. Aişe'den rivayet edilen şu hadîstir: Hz. Peygamber'e 'Ey Allah'ın Rasûlü! Kadınlara cihad var mıdır?' diye sor­dum. Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
Evet vardır. Ama içinde savaş olmayan bir cihaddır. Bu cihad hac ve umre'dir.[2]
Bazı Mülâhazalar
1. Hac ve umre'nin farz olan adedi
Âlimler, hac ve umre'nin, gücü yeten bir kimseye hayatı boyunca bir defadan fazla farz olmadığında ittifak etmişlerdir. Ancak Allah için hac yapmayı adayan bundan müstesnadır. Onun adağım yerine getirmesi va-cibdir.
Bunun delili, Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği şu hadîstir: Hz. Peygam­ber bir hutbe esnasında 'Ey insanlar! Size, hac farz kılınmıştır, hac yapınız' buyurdu. Bir kişi 'Ey Allah'ın Rasûlü! Her sene mi?' diye sordu. Fakat Hz. Peygamber sustu. Kişi bunu üç defa tekrar edince, Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
Ben sizi terkettiğim zaman benim yakamı bırakın. Eğer 'evet' desey-dim, her sene hac yapmanız vacib olurdu, sizin de buna gücünüz yetmezdi. Sizden önceki ümmetler peygamberlerine sual sorup da ihtilafa düştükleri için helak olmuşlardır, Size birşey emrettiğimde gü­cünüz yettiği kadar onu yerine getirin; size birşeyi yasakladığımda ise ondan kaçının![3]
Bir de Cabir b. Süraka'nın rivayet ettiği şu hadîstir: Cabir b. Süraka 'Ey Allah'ın Rasûlü! Bu umre bu sene için mi, yoksa ebediyyen geçerli mi?' diye sordu. Hz. Peygamber şöyle dedi:
Umre haccın içine girmiştir, umre haccın içine girmiştir. Umre ebecİiyyen geçerlidir, umre ebediyyen geçerlidir.[4]
2. Hac ve umre'nin vacib olduğu kişi, onları tehir edebilir mi?
İmam Şafii'nin mezhebine göre, hac ve umre'nin vacib olduğu kim­senin onları hemen yapması vacib değildir. İsterse onları tehir edebilir. Çünkü hac ve umre'nin zamanı, tüm hayat boyudur. Ancak kişi gele­cekte hac ve umre'yi eda etmeye kararlı olmalıdır. Bu, beraat-i zimme kaidesine ve ibadeti hemen eda etmenin sünnet olmasına ters düşmez.
Artık hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri(n hakikatini) O size haber verecektir. (Mâide/48)
3. Hz. Peygamber'in yaptığı hac ve umre'Ierin sayısı.
Katade şöyle anlatır: Enes'e 'Hz. Peygamber kaç hac yaptı?' diye sor­dum. Enes şöyle dedi: 'Hz. Peygamber, bir hac, dört umre yapmıştır. Umre'nin birini Zilkade, birini Hudeybiye'yi takip eden senede, birini yaptığı hac ile beraber, dördüncü umre'yi de Cirane denilen yerde ihrama girerek yapmıştır. Çünkü Huneyn Gazvesi'nde elde edilen ganimetleri orada taksim etmişti1.[5]
Nevevî Şerh-i Müslim'de şöyle demektedir: Hz. Peygamber'in yaptığı umre'Ierin biri Hudeybiye senesinin Zilkade ayında idi. Fakat o sene Mekke'ye girmeleri engellendiği için kurbanlarını orada keserek ihramdan çıktılar. Fakat bu umre sayıldı. İkinci umre hicretin yedinci senesinde Zilkade ayında yaptığı urnre'dir. Bu 'Gelecek sene umre yapacaksınız' diye va'd edilen umre'dir. Üçüncü umre hicretin sekizinci senesinde Zilkade ayında yaptığı umre'dir. Bu da fetih senesinde yapılan umre'dir. Dördüncü umre ise Hz. Peygamber'in farz olan hac ile beraber yaptığı umre'dir'.
Hz. Peygamber'in, hicretten önce yaptığı hac ve umreler bu sayıya dahil edilmemiştir. Çünkü esas olan hac ve umre'nin farz kılınmasından sonra yaptığı hac ve umrelerdir.

Hac ve Umre'nin Hikmet ve Faydaları
Allah Teâlâ, kulları için şeriatlar vaz'etmiş, onların din ve dünya maslahatları için ahkâmı beyan etmiştir. Kur'an-ı Kerîm hac'dan bahse­derken insanların maslahat ve faydalarına işaret ederek şöyle demiştir:
Gelsinler, kendilerine ait olan birtakım menfaatlere şahit olsunlar. (Allah'ın) kendilerine rızık olarak verdiği (deve, sığır, koyun gibi) dört ayaklı (kurbanlık) hayvanlar üzerine bilinen (teşrik) günlerde Allah'ın ismini zikred(erek onları kes)sinler. O hayvanların etinden yeyin ve ihtiyaç içindeki fakirleri de doyurun.
(Hac/28)
İbn Abbas, bu ayetin tefsiri hakkında şunları söyler: 'Bu ayetteki menfaatlerden maksat, dünya ve ahiret menfaatleridir. Ahiret menfaati, Allah'ın nzasıdır. Dünya menfaatleri ise insanların kurbanlardan yarar­lanmaları ve ticaret yapmalarıdır'.
İbn Abbas'ın bahsettiği dinî ve dünyevî menfaatlerin ayrıntılarına gi­recek olursak, onları şöyle sıralayabiliriz:
1. Müslümanların bir araya gelmesi.
Bu dinin binası, müslümanların bir araya gelmesi ve aralarının telif edilmesi temeli üzerine kurulmuştur. Bu nedenleAllah'ın teşrî kıldığı iba­detlerin en üstünleri, müslümanlar arasındaki birliği temin eden ibadet­lerdir. Allah Teâlâ, aynı mahalledeki müslümanların bir araya gelmelerini sağlamak için beş vakit namazı cemaatle kılmayı teşrî kılmıştır. Müslümanların haftada bir defa tek bir yerde toplanmalarını sağlamak için Cuma namazını teşrî kılmıştır. Ayrıca senede bir defa müsîümanların bir araya gelmelerini sağlamak için Kabe'yi haccetmeyi emredip teşri kılmıştır.
2. İslâm kardeşliğini İhya etmek, onu görülür bir şekilde meydana çıkarmak, dillerin değişik olmasının, memleketlerin birbirine uzak ol­masının hiçbir önemi olmadığını göstermek için Kabe'yi tavaf etmelerini, bir tek rabbe yöneldiklerini göstermek için hac ibadetini teşrî kılıp tanzim etmiştir.
3. Memleketleri ne kadar uzak olursa olsun tüm müslümanların, İslâm'ın merkezi ve tevhid nurunun fışkırıp bütün dünyaya yayıldığı
Mekke'ye yöneldiklerini görürsün. Bu, müslümanlann birliğinin manevî varlıklarının tecessümü olarak görünmesi için tanzim edilmiştir.
4. Hac, insanların eşit olduğunu gösteren bir ibadettir. Bu ibadet, in­sanları birbirlerinden ayıran elbise ve meskenlerde birbirlerine üstünlük taslamalarını ortadan kaldırmaktadır. Arafat'ta, Mina'da, cemrelere taş at­mada, Kabe'yi tavaf etmede zenginlik ve fakirlik ortadan kalkar. Efendi ile köle eşit olur. Tüm müslümanlann üzerine ruhanî bir hava çöker; Allah'a yakın olma, O'nun rızasını neredeyse elle tutulur derecede hissetme halet-i nahiyesine girerler. Bu fevkalâde bir doğuştur. Çünkü insanlara, annelerinden eşit olarak doğdukları zamanı, hiç kimsenin kimseden üstün olmadığı o anı ve bütün insanların Allah'a hesap vermek üzere çıplak, yalınayak, soy ve sopun olmadığı günü hatırlatır.
5. Müslümanlara atalarının ve peygamberlerin hallerini hatırlatarak en büyük dersi vermektedir. Çünkü haccın her ameliyesi bir olaya bağlıdır ki hacıların şuurunda birçok hatıraları canlandırır. Meselâ hacı, Hz. İbrahim ile Hz. İsmail'in Beyt-i Atiki yaparken çektiklerini hatırlar. Hacer'ül-Esvedi öptüğü zaman şuurunda Hz. Peygamber'in sureti, elinde sopa olduğu halde putları devirmesi canlanır. Safa ile Merve'ye çıkınca, Hz. Hacer'in, oğlu İsmail'e su bulmak için iki tepe arasında nasıl koştuğunu hatırlar. Mina'da cemrelere taş atarken, Hz. İbrahim'in, şeytanın vesveselerine nasıl karşı koyduğunu ve onu nasıl taşladığını ve rüyasında gördüğü kurban olayını ve Hz. İsmail'i kurban etmeye çalışarak Allah'ın emrini nasıl yerine getirmeye çalıştığını hatırlar. Arafat'ta, Allah'ın rahmet ve mağfiretine olan ümidi artar. Hz. Peygamber'in Veda Haca esnasında devesinin sırtında müslümanlara okuduğu şu hutbeyi hatırlar:
Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Hepiniz Ademdensiniz, Adem de topraktandır. Arab'ın Acem'e hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. Dikkat edin! Benden sonra kâfir olup da birbirinizin boynunu vurmayın.
6. O mübarek mevsimde, o memleketin fakirleri kendilerine bir yıl yetecek kadar nzıklarını alırlar.
Bu, Hz. İbrahim'in duasının kabul edildiğine bir işarettir. Allah Teâlâ, Hz. İbrahim'in şöyle dua ettiğini bildiriyor:
Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını senin Beyt-i Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (bunu yaptım). Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyleder kıl ve ürünlerinden onlara rızık ver, umulur ki şükrederler. (İbrahim/37)
7. Hac; bedenî meşakkatlere, hoşa gitmeyen şeylere tahammül et­meyi kolaylaştırır. İnsanlara tevazu göstermeyi, güzel münasebeti, eski şeylerle yetinmeyi öğretir. Kurban kesmeye, sadaka vermeye, ihsanda bulunmaya, kalbi temizleyip Allah'ı murakabe etmeye sevkeder.
Hac, bilinen aylar(da)dır. O aylarda (ihrama girmekle) haccı kendine farz kılan kimse için (hacda iken) kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Allah işlediğiniz her hayrı bilir. Kendinize azık hazırlayın! Şüphesiz ki azığın en hayırlısı takvadır. Ey akıl sahip­leri! Benden korkun. (Bakara/197)
Hac ve Umre'nin Farz Olmasının Şartlan
Aşağıdaki şartların kendinde bulunduğu kimseye hac ve umre farz olur:
1. Müslüman olmak.
Bu bakımdan müslüman olmayan kişiye hac vacib değildir. Çünkü hac ve umre sadece müslümanlardan istenilen ibadetlerdendir. Müslüman olmayan kişinin haccı sahih olmaz. Çünkü ibadetin sahih ol­masının şartı müslüman olmaktır.
2. Akıllı olmak.
Hac ve umre, deliye farz değildir. Çünkü delide, iyi ile kötüyü ayıracak akıl yoktur. Sorumluluk ancak akıl ile olur.
3. Baliğ olmak.
Baliğ olmayan kişiye hac ve umre vacib değildir. Çünkü baliğ olma­yan kişi mükellef değildir. Sorumluluk, ancak buluğ ile gerçekleşir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Baliğ oluncaya kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan, akıllanıncaya kadar deliden.[6]
4. Hür olmak.
Hac ve umre, köleye vacib değildir. Çünkü kölenin malı olmaz. Onun malı efendisinindir.
5. Yol emin olmalıdır.
Can ve mal güvenliği yoksa veya yolda savaş tehlikesi varsa, hac ve umre vacib olmaz. Çünkü insanın zarar görmesi sözkonusudur.
Sakın kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. (Bakara/195)
6. İstitaat (güç yetirmek).
Oraya (gitmeye) yol bulabilen kimseye Allah için Kabe'yi ziyaret et­mek farzdır.
(ÂIi îmran/97)
İbn Ömer'den şöyle rivayet edilmektedir: "Bir kişi Hz. Peygamber'e 'Ey Allah'ın Rasûlü! Haccı vacib kılan nedir?' dedi. Hz. Peygamber 'Azık ile binektir' buyurdu".
Kur'an-ı Kerim'de 'istitaat' şeklinde varid olan kelime, azık ve binek ile tefsir edilmiştir.
Güç yetirmek (=istitaa, hac ve umre'yi eda etmek için binek ücre­tine, kendisinin gidiş geliş masrafına, bir de bugün pasaport, toprak bastı parası ve benzerleri gibi masrafları kaşılayacak mala sahip olmaktır. Ayrıca kişinin malı, borcundan fazla olmalıdır ve gidip gelinceye kadar ailesinin nafakasını da karşılayacak kadar olmalıdır.
İstitaat'm Çeşitleri İstitaat iki çeşittir:
I. Bilfiil istitaat
Kişinin hac ve umre'yi bizzat yapabilmesidir.
II. Dolaylı istitaat
Yaşlılık, hastalık ve benzeri şeylerden dolayı kişinin kendi yerine ve­kil göndermesidir.
İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir: Cüheyne kabilesinden bir kadın Hz. Peygamber'e gelerek şöyle sordu:
- Ey Allah'ın Rasûlü! Annem hacca gitmeyi adamıştı. Fakat haccede-meden Öldü. Onun yerine ben hac yapabilir miyim?
- Evet, sen onun yerine hac yap! Acaba annenin bir borcu olsa sen onu öder miydin?
- Evet, öderdim.
- Öyleyse Allah'ın borcu ödenmeye daha layıktır.1
Neseî'nin rivayetinde ise şöyledir: Bir kişi Hz. Peygamber'e şöyle sordu:
- Ey Allah'ın Rasûlü! Babam haccetmeden öldü. Ben onun yerine haccedebilir miyim?
- Eğer babanın bir borcu olsaydı, sen onu öder miydin? ,- Evet!
- Allah'a olan borç ödenmeye daha lâyıktır.
Buharî ve Müslim'in rivayet ettiği hadis de şöyledir: Husam kabilesin­den bir kadın Hz. Peygamber'e şöyle sordu:
- Ey Allah'ın Rasûlü! Allah'ın kullarına farz kıldığı hac, çok yaşlı olan babama da farz oldu. Fakat babam binek üzerinde duramıyor. Ben onun yerine haccedebilir miyim?
- Evet, yapabilirsin. Bazı Mülâhazalar
I. Mülâhaza
Ticarî bir mala sahip olan kimseye hac ve umre farz olduğunda onu satıp hac ve umre'ye gitmesi gerekir. Yine nafakasını temin ettiği bir ara­zisi olan -hac ve umre'nin de kendisine vacib olduğu- kimseye, onu satıp hac ve umre'ye gitmesi farzdır. Çünkü bir başkasına borçlu olsaydı, ticaret malını veya tarlasını satıp o borcu ödemesi gerekirdi. Hac ve umre
Buharîde zenginin üzerine bir borç olduğu için, malını satıp hac ve umre'yi eda etmesi gerekir. Bu görüş, (Şafii mezhebinin) en sahih görüşüdür. Şafii âlimlerinden bazıları "Ticaret malı ile nafakasını temin ettiği tarlanın satılması gerekmez. (Çünkü bunlar onun geçim kaynağıdır)" demişlerdir.
II. Mülâhaza
İçinde oturulan ev ve ev eşyalarının, hac ve umre için satılması vacib değildir. Çünkü bunlar zaruri ihtiyaçlardır. Bu nedenle bunların satılması teklif edilemez.
III. Mülâhaza
Mekke'ye iki konak veya daha az bir mesafede oturan ve yürüyebilen bir kişinin, yürüyerek hacca gitmesi vacibdir. İki konak, eğer bineği veya binek kiralayacak parası yoksa yirmidört saatlik bir mesafedir.
IV. Mülâhaza
Hac masrafını karşılayacak mala sahip olan kişi, evlenmek istediğinde iki durum sözkonusudur:
a. Evlenmediği takdirde zina yapmamaktan emin olan kişinin haca öne alması gerekir.
b. Evlenmediği takdirde zinaya düşmekten korkan kişinin ise evliliği öne alması daha efdaldir.
V. Mülâhaza
Hac ve umre'nin kadına farz olması için sözkomısu şartlardan başka şu iki şartın da bulunması gerekir:
1. Kocasının da kadınla beraber olması veya yanında bir mahremi olması.
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kadın iki günlük bir yolculuğa ancak kocası veya bir mahremiyle çıkabilir.[7]
Kadın, ancak mahremiyle beraber sefere çıkabilir.[8]
2. Yanında iffet sahibi güvenilir iki kadının olması.
Böyle üç kadın olursa, kocası veya mahremi olmadan yolculuğa çıkabilirler. Çünkü onların bir araya gelmesi güvenlik ve emniyet için ye­terlidir. Kendisiyle beraber hac ve umre'ye giden bir mahremi olmayan kadının, eğer parası varsa bir mahreminin ücretini vererek onunla bera­ber gitmesi gerekir. Bu, hacca gitmenin vacib olmasının şartıdır. Caiz ol­masının şartı ise yanında en az iki kadının olmasıdır. Yol emniyeti sağlandığı takdirde tek başınada hacca gidebilir. Ancak bu, sadece farz olan hac için sözkonusudur. Farz olmayan hac'da ve diğer yolculuklarda kocası veya bir mahreminin yanında bulunması şarttır. Kadının tek başına hacca gitmesinin caiz olduğunun delili, Hz. Peygamber'in Adîy b. Hatem'e söylediği şu sözdür.
Eğer benden sonra yaşarsan, bir kadının tek başına Allah'tan başka kimseden korkmadan Hire'den kalkıp Kabe'yi tavaf ettiğini görecek­sin.[9]
Kadında bulunması gereken diğer şart, kocasının vefatı dolayısıyla iddet içinde bulunmamasıdır.
Rabbiniz olan Allah'tan korkun (da boşanan kadınların iddetlerini uzatmayın). Onları evlerinden çıkarmayın. (İddetleri bitinceye kadar) kendileri de çıkmasmlar. Meğer ki açık bir edepsizlik etmiş olsunlar. (Talak/l)
VI. Mülâhaza
Kadın, ancak kocasının izniyle hacca gidebilir. Eğer kocası gitmesine izin vermezse, kadının hacca gitmesi caiz olmaz. Kocasının izin vermemeşinden ötürü hacca gidemeyen kadın günahkâr olmaz. Onun yerine hac yapılır.
Hızlı Cevap
  #2  
Okunmamış 13-03-2008, 13:11
 
Standart --->: Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]
Kendilerine Haccın Sahih Olduğu Kimseler


Haccın farziyetinin şartlarını daha önce zikretmiştik. Bu şartlara sahip olmayan kişilerin hac ile mükellef olmadığını da zikretmiştik. Ancak bu şartlar, haccın sahih olup olmamasıyla ilgili değildir. Çünkü genellikle hac vacib olmadığı halde sahih olur. Bazen de haccın farz olmasının şartlan mevcut olduğu halde hac sahih olmaz. Bu bakımdan haccın sahih olmasının şartlarını beyan edelim:

1. Müslüman Olmak


Müslüman olmayan bir kimsenin haca sahih olmaz. Eğer kâfir olan bir kişi hac yapar, sonra müslüman olursa ve hac kendisine vacib olursa, daha önce yaptığı hac, farz olan haccın yerine geçmez, yeniden hac yapması vacibdir.

2. Mümeyyiz Olmak


Temyiz yaşına gelmeyen çocuğun haccı sahih olmaz. Temyiz'den maksat, çocuğun iyi ve kötüyü ayırabilme yeteneğine sahip olmasıdır. Bu, her çocuğa göre değişir.

3. Hac Aylarında İhrama Girmek


Hac aylan Şevval, Zilkade ve Zilhicce'nİn ilk on günüdür. Bu bakım­dan hac için bu aylarda ihram'a girmek gerekir. Bu ayların dışında ihra­ma girilirse hac sahih olmaz. Kişinin yaptığı hac, sahih görüşe göre umre sayılır.

4. Haccın Rükûnlannı Yerine Getirmek.


Haccın sıhhatli olmasının şartı olan rükûnlardan, -Allah izin verirse-ileride bahsedeceğiz. Bu şartlara sahip olan kişinin haccı -hac kendisine vacib olsa da olmasa da- sahih olur. Bu durumda mümeyyiz olan çocu­ğun haccı, hac ile mükellef olmasa dahi sahih olur. Mümeyyiz olmayan çocuğun velîsi onun yerine ihrama girer, sonra çocuk velîsiyle beraber tavaf eder, sa'y yapar, cemrelere taş atar, Arafat'ta vakfeye durursa haccı . sahih olur.
İbn Abbas şöyle rivayet etmektedir: Hz. Peygamber, Revhâ denilen yerde bir kafileye rastladı ve şöyle sordu:
- Bunlar kimlerdir?
- Biz müslumanlarız, ya sen kimsin?
- Ben Allah'ın Rasûlü'yüm.
Bunun üzerine bir kadın küçük bir çocuğu kaldırarak dedi ki:
- Ey Allah'ın Rasûlü! Bunun için hac var mı?
- Evet, ona hac, sana da sevap vardır.[10] ihram
İhram, haccın anahtarıdır, giriş kapısıdır. îhramla ilgili hükümleri; ih­ramın vakti, ihramın keyfiyeti ve ihramhya haram olan şeyler başlığı altında inceleyeceğiz:
Hızlı Cevap
  #3  
Okunmamış 13-03-2008, 13:11
 
Standart --->: Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]
I. Mîkat


Mîkat, zaman ve mekân bakımından iki kısma ayrılır. Zamandan maksat, hac için ihrama girilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce'nİn ilk on gü­nüdür. Mekân'dan maksat ise hacca niyet eden kişinin ihramsız olarak geçmesinin caiz olmadığı mîkatlardır. Şimdi bunların genel kaidelerini açıklayalım:

Zamanı Mikat


Bu Şevval, Zilkade ve Zilhicce'nİn ilk on gününden ibarettir. Bu be­lirtilen zaman, hac için ihrama girme zamanıdır. Bu zamandan önce ih­rama giren kişinin haccı sahih olmaz. Allah Teâlâ 'Hac bilinen ay-lar(da)dır' (Bakara/197) ayetinde bunu kasdetmektedir.

Mekânı Mikatlar


Bunlar Harem-i Şerifi her yönden kuşatan belli sınırlardır. Uzak memleketlerden gelenler için Hz. Peygamber bu sınırları tesbit etmiştir. Oraya gelenlerin -eğer ihrama girmernişlerse- orada ihrama girmeleri ve ihramın gereklerini yerine getirmeleri gerekir. Biz ihramın vaciblerinden ileride bahsedeceğiz. Bu sınırlar aşağıda belirtilmiştir:

A. Zu'1-Huleyfe


Bu, Medine'den hacca gelenler için tesbit edilen mîkattır. Buraya şu anda 'Ebyar-ı Ali' (Ali'nin kuyuları) denilmektedir. Medine'de bulunan kişinin, Hz. Peygamber'in ihrama girdiği mescidden itibaren ihrama gir­mesi mendubdur.

B. Cuhfe


Burası Şam, Mısır ve Mağrib'den hacca gelenler için tesbit edilen mî­kattır. Buralardan gelenlerin bu mekâna ulaştıklarında niyet edip ihrama girmeleri vacib olur.

C. Yelemi em


Burası, Yemen'in Tihame bölgesinden gelenler için tesbit edilmiş mî-katbr.

D. Karn


Burası, Yemen'den ve Hicaz'ın Necd bölgesinden gelenlerin mî-katıdır.

E. Zatu'Irk


Burası, Irak, Körfez ve benzerleri gibi doğu tarafından gelenlerin mî-katıdır.
F. Evi bu zikredilen yerler ile Mekke arasında bulunanların mîkatı ise kendi evleridir. Bunlar yolculuğa başladıkları yerde ihrama girebilirler. Mekke halkı da evlerinde, Mekke'nin içinde ihrama girerler.
Bunun delili, İbn Abbas'ın rivayet ettiği şu hadîstir: Hz. Peygamber, Medineliler için Zu'1-Huleyfe'yi, Şamlılar için Cuhfe'yi, Necidliler için Karn'i, Yemenliler için Yelemlem'i mîkat olarak tesbit etmiş ve şöyle bu­yurmuştur; 'Bu mîkatlar, onlar ve o cihetten gelenler içindir. Mekke'ye, bu inikatlardan daha yakın olanlar ise yolculuğa başladıkları yerde ihrama girsinler. Mekkeliler de Mekke'de ihrama girsinler'.[11]
Buralar, hac ve umre'ye gelenlerin mîkatlandır, Mekke'nin haricinden gelenler bu mîkatlardan girerler. Fakat umre yapmak isteyen kişi Harem dahilinde ise -Mekkeli bile olsa- ihrama girmek için Harem'e en yakın olan Hıll mevkiine gitmesi gerekir. Mekke'nin bir adım dışında da ihrama girse umresi sahih olur. Umre için Mekke'de niyet edip ihrama giren kişinin de umresi sahih olur, fakat bir kurban kesmesi gerekir. Bunu ileri­deki bahislerde göreceğiz.
Bunun vacib olduğunun delili, Hz. Peygamber'in Hz. Aişe'yi haccı eda ettikten sonra Tenim'e göndermesi ve Hz. Aişe'nin orada umre için ihrama girmesidir. (Tenim, Harem hududunun dışında bir yerdir. Bugün Mekke sınırlan içinde bulunmaktadır).
Hızlı Cevap
  #4  
Okunmamış 13-03-2008, 13:12
 
Standart --->: Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]
II. Hac ve Umre İçin îhrama Girmenin Keyfiyeti


İhram, hac veya umre'ye veya ikisine birden niyet etmek demektir. Ayrıca bunu izleyen birtakım ameller ve tamamlayıcı âdab daha vardır.
1. Hac veya umre için niyet eden kişinin yapması gereken şeyler şunlardır:
a. Gusletmek
İhram için gusletmeye niyet etmek sünnettir. Eğer gusletmek mümkün olmazsa teyemmüm etmelidir.
b. Güzel koku sürmek.
Güzel koku da sünnettir. Bu koku, hac menasıklarım yerine getirin­ceye kadar devam etse bile zarar vermez. Çünkü Hz. Aişe şöyle rivayet etmiştir: 'Sanki Hz. Peygamber'in kokusunun keskinliğini duyuyorum. Kendisi o sırada ihramlıydı'.[12]
c. Erkeğin dikişli elbiselerini çıkarması vacibdir. Onların yerine bir izar ve bir rida bağlamahdır. Erkeğin peştemalinin beyaz olması sünnettir. Kadının ise elbiselerini değiştirmesi gerekmez. Fakat onun yüz ve ellerini açıkta bırakması vacibdir.
Bazı sahabîlerin, kadınların hacda ihramlıyken örtünmelerinin gerekli olup olmadığını sormalarına cevaben Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kadın ihramlıyken yüz ve ellerini kapatmaz.[13]
Kadının, ihrama girmeden önce ellerini kınalamaması sünnettir. Çünkü ellerini açık bırakmak mecburiyetindedir.
d. İki rekât namaz kılmak.
Bu namaz da sünnettir. Buna ihram sünneti diye niyet etmelidir.
2. Hacca gitmek isteyen kişi ister uçakla, ister başka vasıtalarla gitsin yola çıkacağı zaman kalbiyle hac veya umre'ye niyet etmelidir. Hacc-ı if-rad'a niyet edecekse sadece hacca, hacc-ı temettü yapacaksa sadece umre'ye, hacc-ı kıran yapacaksa hac ve umre'ye niyet etmelidir. Niyeti, diliyle söylemesi de sünnettir. Sonra Lebbeyk Allahumme Lebbeykl Lâ şerike leke lebbeyk! İnne'l-hamde ve'n-nimete leke ve'l-mulk lâ şerike
leke (Senin hizmetine koşuyorum ey Allahım senin hizmetine koşuyorum! Senin hizmetine koşuyorum, senin ortağın yoktur. Hamd ve nimet şenindir, mülk de senindir. Senin ortağın yoktur) demelidir.
Bütün bunlarda vacib olan kalben niyet etmektir. Niyeti, dil ile söy­lemek ve telbiye duası okumak sünnettir. Bunlardan sonra kişi hac veya umre'ye (veya her ikisine) başlamış olur. O kişiye, daha ileride bahse­deceğimiz birtakım şeyler vacib olur.
3- Niyet edip ihrama girmek isteyen kimse aşağıdaki durumlardan bi­rini seçmelidir:
A. Sadece hac için ihram'a girmeye niyet etmek.
Haccın menasıkmı tamamladıktan sonra Harem hududundan çıkıp umre'ye niyet ederek umre yapmalıdır. Bu, ihram'ın en üstünüdür; yani bu tür hac, hacc-ı ifrad, hacc-ı temettü ve hacc~ı kıran'dan daha üstün­dür. Çünkü Cabir'den rivayet edilen sahih bir hadîste Hz. Peygamber'in bu şekilde ihram'a girdiği belirtilmiştir. Buna ifrad denir.
B. Sadece umre için ihram'a girmek.
Bu durumda umre'den sonra ihram'dan çıkmalı, Mekke'de veya ne­rede ihrama girdiyse orada hac için ihram'a niyet etmelidir. Buna, temettü denir. Bu, fazilet bakımından ikinci sıradadır.
C. Hac ve umre'ye birlikte niyet etmek.
Böyle niyet ettikten sonra haccın menasiklerini yerine getirdiğinde, umre'yi de tamamlamış olur. Böylece hem hac, hem de umre sevabını elde etmiş olur. Bu tür hacca kıran denir. Bu, fazilet bakımından üçüncü sıradadır. (İmam Ahmed b. Hanbel'e göre en üstünü hacc-ı femetfu'dur. îmam Ebu Hanife'ye göre en üstünü hacc-ı kıran'dır. İmam Şafii'ye göre en üstünü ise hacc-ı ifraddır).
İşte bunlar, ihram keyfiyetinin özetidir. Bu da hac veya umre'nin başlangıç noktasıdır.
Hızlı Cevap
  #5  
Okunmamış 13-03-2008, 13:12
 
Standart --->: Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]
III, İhramlı Olan Kişiye Haram Olan Şeyler


Hac veya Umre niyetiyle ihrama giren kişiye şu on şey haram olur.
1. Dikişli veya tüm bedeni kaplayan bir elbise giymek.
Ayağın tümünü kapatan ayakkabı da dikişli elbise hükmündedir. Ayakkabı yerine nalın giyilmelidir. Çünkü ayağın arka tarafları kapanma­malıdır.
2. Özürlü olmak müstesna başın tamamını veya bir kısmını kapatmak.
Kapatmak dikişli elbise, sarık veya başka birşeyle de olsa hüküm değişmez. Başa birşey temas etmemek şartıyla, bir duvar veya şemsiye gölgesinde oturmak caizdir. Bu iki şey sadece erkeklere haramdır, kadınlara ise haram değildir.
Bunun delili, İbn Ömer'den rivayet edilen şu hadîstir: "Bir kişi Hz. Peygamber'e 'îhramlı bir kimse neler giyebilir' diye sordu. Hz. Peygamber 'Sarık, gömlek, don, bornoz ve ayağı kapatan ayakkabı giyemez. Ancak nalın bulamayan kişi, ayakkabıların üst kısımlarını kesmek şartıyla ayakkabı giyebilir. Ayrıca ihrama giren bir erkek, zaferan veya vers denilen kokulardan sürmüş olduğu elbiseleri de giyemez" diye cevap verdi.1
3. Saçı taramak.
Tarak veya parmaklarla taramanın hükmü aynıdır. Ancak taramadan ötürü kıl dökülmeyeceğinden emin olunursa, taramak haram olmaz, sa­dece mekruh olur.
4. Bedendeki kıl ve tüyleri traş etmek veya yolmak.
Ancak zaruret olursa haram olmaz. Makasla kıl veya tüyün yarısını kesmek de haramdır.
Kurban, yerine varmadıkça başlarınızı traş etmeyin. (Bakara/196)
Fakihler, bedendeki kıl ve tüyleri de saça kıyas etmişlerdir. Çünkü kıl ve tüylerin arasını ayırmayı gerektiren bir neden yoktur.
5. Tırnaklan kesmek.
Bundan kasıt bir veya yarım tırnak değil, cinstir. Bu da kıl ve tüylere kıyas edilmiştir. Kişi ancak özürden dolayı tırnağını kesebilir. Meselâ kırılıp eziyet veren bir tırnağı kesmek haram değildir.
6. Bedene koku sürmek.
Kokuyu, yemek veya suya katıp bu şekilde alması, kokulu bir yatak veya toprağın üzerine çarşafsız yatması da haramdır. Kokulu bir sabunla yıkanmak da haramdır. Fakat gül veya gül suyunu koklamak haram değildir.
Bunların haram olduğu icma ile sabittir. Ayrıca bunlar, haccın hik­metine aykırıdır. Çünkü bunlar müreffeh hayatın en bariz örnekleridir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Hacı tozlu-topraklı, kirli-paslıdir.
7. Avlanmak.
Hayvanın herhangibir parçasını, hatta tüyünü kesmek de haramdır. Kara avının haram olması, deniz avının haram olmadığını gösterir. İhramlıyken deniz avı yapmak helâldir. Vahşi hayvanları öldürmek veya evcil hayvanları kesmek haram değildir. Kara avının haram olduğunu bil­diren ayet şudur:
Ey iman edenler! İhramda iken avı öldürmeyin. (Mâide/95)
8. Nikâh akdetmek.
İster kendisi için, ister başkası için olsun, ihramlı kişinin nikâh akdi yapması haramdır. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
İhramlı bir kişi ne nikâhlanabilir, ne de başkasına vekil olabilir.[14] Bunu yapan kişinin akdi batıldır.
9. Cima yapmak.
Hac, bilinen aylar(da)dır. O aylarda (ihram'a girmekle) haccı kendine farz kılan kimse için, (hacda iken) kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur.
(Bakara/197)
Ayette geçen refes kelimesinden maksat, cinsî münasebettir. Refes kelimesi, birçok şekilde tefsir edilmişse de en bariz mânâsı cinsî münase­bette bulunmaktır.
10. Kadına şehvetle dokunmak ve öpmek.
El ile veya başka bir şekilde meniyi akıtmak da haramdır. Bütün bunlar, Allah Teâlâ'nın sözkonusu ayette yasakladığı refes kelimesinin muhtevasına dahildir. İşte hac veya umre için ihram'a giren kişiye haram olan şeyler bunlardır. Ancak kişi bunları bilmeyerek veya bir zaruretten dolayı yaparsa haram olmaz. Meselâ bir hastalıktan ötürü başını kapat­maya veya saçlarını kesmeye mecbur olan kişinin bunu yapması haram olmaz. Ancak ileride bahsedeceğimiz gibi ona fidye vermek vacib olur.
Hızlı Cevap
  #6  
Okunmamış 13-03-2008, 13:12
 
Standart --->: Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]
Hac ve Umre'nin Amelleri


a. Haccın Amelleri


Haccın vucûbiyetinin ve sıhhatinin şartlarım, haccın başlangıç yeri olan mîkatları ve ihramın keyfiyetini zikretmiştik. Şimdi haccın amellerini açıklamaya başlayalım. Bu amellerin bir kısmı vacib, bir kısmı rükün, bîr kısmı sünnet, bir kısmı da müstehab olan dualar, Hz. Peygamber'in kab­rini ve mescidini ziyaret etmek gibi haccın tevabîleridir. Şimdi bunları te­ker teker ele alıp inceleyelim:

Haccın Vacib (Farz) Olan Amelleri


Haccın vacibleri ile rükûnları arasındaki fark şudur: Vaciblerin de, rükûnların da mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Ancak vacibler terke-dildiği takdirde, bir kurban kesmekle o vacib yerine getirilmiş sayılır. Bunu ileride göreceğiz. Rükûnlar ise haccın kendileriyle tamamlandığı ameller olması dolayısıyla, terkedildiğinde kurban veya başka birşeyle yerirîe getirilmiş sayılmaz. (Bu nedenle o haccın kaza edilmesi gerekir). Haccın vacibleri şunlardır:

1. Mîkatta İhrama Girmek


Hacca gitmek isteyen kişinin -zamanî ve mekânî- mîkatta ihrama gir­mesi vacibdir. Zamanî ve mekânî mîkatlann ne olduğunu daha önce be­yan etmiştik. Mekâni mıkatı ihramsız olarak geçip haram hududuna giren kişi haccın vaciblerinden birini terketmiş olur. Fakat mekânî mîkata gel­meden önce evinde veya başka bir yerde ihrama girmenin bir mahzuru yoktur. Zamanî ve mekânî mîkatlann delillerini ve yerlerini daha önce açıklamıştık.

2. Müzdelife'de Gecelemek


Güneş battıktan sonra Arafat'tan çıkan hacı, Arafat ile Mina arasında bulunan Müzdelife'de gecelernelidir. Ancak bunun fecre kadar devam etmesi vacib değildir. Orada gecenin birinci yarısının sonuna kadar dur­ması veterlidir. (Hanefîlere göre sabah namazını Müzdelife sınırları içinde kılıp, taş toplamak gerekir). Çünkü Cabir'in rivayet ettiği hadîste Hz. Peygamber'in böyle yaptığı nakledilmiştir.

3. Cemrelere Taş Atmak


Hacı, Arafat'tan ayrılıp Müzdelife'de geceledikten sonra Cemretu'l-Akabe'ye doğru yönelmelidir. Cemretu'l-Akabe, Mina'nın Mekke tarafının son sınırıdır. Burada cemrelere yedi taş atmalı, bu taşlar sınırlandırılmış yere düşmelidir. Cemrelere taş atmak, bayram gecesinin yansından sonra başlayıp bayram gününün güneşi batıncaya kadar devam eder.
Hz. Peygamber'in haccı ile ilgili Cabir'in rivayet ettiği hadîste şunlar bulunmaktadır: "Sonra Hz. Peygamber, ortadaki yola girdi. O yol Cemre-tu'1-Akabe'ye çıkıyordu. Ağacın yanındaki cemreye geldi ve yedi taş attı. Her taş atışında da tekbir getirdi. Taşların büyüklüğü yaklaşık olarak nohut kadar veya biraz daha büyüktü".1
Bayram günlerinden sonra gelen teşrik günlerinde Mescid-i Hife yakın olan birinci cemreden başlayıp sonra orta cemreye, sonra da Cemretu'l-Akabe'ye yedişer taş atmak vacibdir. Mina'daki bu cemrelerin yerleri bellidir. Cemrelere taş atmanın vakti, güneşin batıya doğru kayması ile başlayıp güneş batıncaya kadar devam eder. Hacı, bugün atması gereken taşları yarına erteleyebilir. Bunun için fidye gerekmez.

Bir Mülahaza


Eğer hacı, Mina'dan Mekke'ye Teşrik Günleri'nin ikinci gününün güneşi batmadan önce taşlarını atıp çıkıyorsa, Teşrik Günleri'nin üçüncü günündeki taş atma üzerinden kalkar. Bu, acele gitmek isteyen kimse için bir ruhsattır. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
Kim (bu zikri) aceleyle iki günde yapıp (Mina'dan Mekke'ye dönerse) ona (bundan dolayı) bir günah yoktur. (Bakara/203) Teşrik Günlerfnin ikinci gününün taşlarını attıktan sonra güneş bat­madan Önce oradan gitmeyen kişiye, Mina'da gecelemek ve üçüncü gü­nün taşlarını atmak vacib olur.
Hızlı Cevap
  #7  
Okunmamış 13-03-2008, 13:13
 
Standart --->: Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]
IV. Teşrik Günleri'nde Mina'da Gecelemek


Hacı Teşrik Günleri'nde cemrelere taş atıp Mekke'de geceleyemez. Hacı'nın, birinci ve ikinci teşrik günlerinde Mina'da kalması vacibdir. Fakat üçüncü günün güneşi batmadan önce Mina'yı terketmesi şartıyla
Müslim bu ruhsattan yararlanabilir. Güneş batarken hâlâ Mina sınırları içinde olan kişinin, o geceyi de -gecenin çoğunu- Mina'da geçirmesi gerekir. Sonra çıkıp sabah namazında Mekke'ye gidebilir. Sonra taşlan atmak için tekrar Mina'ya dönebilir. Çünkü bu durumda üçüncü günün taşlarını atmak vacibdir. Bütün bunların delili, Cabir'in Hz. Peygamber'in haccınin keyfiyeti hususunda rivayet ettiği Müslim ve başka muhaddislerin tahric ettiği hadîstir.

V. Veda Tavafı .Yapmak


Hac menasıklarını bitirip Mekke'den çıkmak isteyen kişinin veda ta­vafı yapması vacibdir. Bu hususta sahih olan görüş budur. Nitekim Enes'ten şöyle rivayet edilmiştir: 'Hz. Peygamber hac menasikini bitirdik­ten sonra, veda için tavaf yaptı'.[15]
Ancak veda tavafı, hayızh kadından sakıt olur. (Çünkü hayızlı kadın cünüp hükmündedir. Cünüp bir kimse de Kabe'yi tavaf edemez). Veda tavafını yapan kişi, Mekke'de uzun zaman kalamaz. Hemen Mekke'den çıkmalıdır. Eğer yaşlı veya hasta bir kimseyi ziyaret etmek için gecikirse, tekrar veda tavafı yapması vacib olur. İşte bu beş şey, haccın vacibleridir. Özürsüz olarak bunları terkeden kişi günahkâr olur. Fakat bunlar, haccın esasını teşkil eden ameliyeler olmadığı için, bunları terkeden kişinin haccı batıl olmaz. Çünkü bunlar kurban kesilerek telafi edilebilir. Bu hususu sonraki fasıllarda daha geniş izah edeceğiz.
Hızlı Cevap
  #8  
Okunmamış 13-03-2008, 13:13
 
Standart --->: Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]
Haccın Rükûnları


Birşeyin rükûnlarının, o şeyi meydana getiren esaslar olduğunu söy­lemiştik. Haccın rükûnları da haccı meydana getiren esaslardır ki onlar­dan biri ihmal edilirse, hac sahih olmaz. Herhangibir kefaret ve fidye ile de telafi edilemez. Haccın rükûnları şunlardır:
1. İhrama girmek.
Daha önce ihrama girmekten maksadın, hacca niyet etmek olduğunu söylemiştik. İhramın keyfiyetini âdab ve şartlarını da zikretmiştik. Niyet, nasıl namazın esas olan rükûnlarından biriyse, aynı şekilde haccın rükûnlarından da biridir.
2. Arafat'ta vakfeye durmak.
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Hac, Arafat'ta vakfeye durmaktır. Kim cem'i gecesi fecirden önce Arafat'ta bulunursa hacca yetişmiştir.[16]
Arafat, Mekke'nin güneyinde olup Mekke'ye 25 km. uzaklıkta, Mina'ya doğru uzanan bir dağın ismidir.
Hızlı Cevap
  #9  
Okunmamış 13-03-2008, 13:14
 
Standart --->: Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]
Arafat'ta Vakfe'nin Şartları


A. Arafat'ta vakfeye durmak, Zilhicce'nin dokuzuncu gününün öğle namazından bayram gecesinin fecrine kadar olan zamanın bir par­çasında olmalıdır.
Zilhicce'nin dokuzuncu gününden önce veya bayramdan sonra Arafat'ta vakfeye duran kişinin haccı sahih olmaz. Sözkonusu zamanın, gece veya gündüz herhangibir parçasında -isterse bir saniye olsun-Arafat'ta vakfeye durmak yeterlidir. Fakat efdal olan hem gece, hem gün­düz vakfeye durmaktır. Güneş batmadan önce Arafat'tan çıkıp harem sınırına giren kişinin bir kurban kesmesi müstehabdır. Fakat bu, zorunlu (vacib) değildir. Bunun nedeni, Hz. Peygamber'in fiiline aykırı davranmış olmasıdır.
B. Vakfe, Arafat sınırları içinde olmalıdır.
Arafat sınırları içinde herhangibir yerde vakfeye durmak yeterlidir. Çünkü Hz. Peygamber'in Arafat'ta vakfeye durduğu nakledilmiştir.
Urne denilen ve Arafat'a sınır olan bu yerde vakfeye durmak yeterli olmaz. Burada akşam namazı tehir edilerek Müzdelife'de yatsı namazı ile beraber kılınmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber böyle yapmıştır ve böyle yapılmasını da emretmiştir.
C. Veda tavafı, tavaful-ifaza'dır.
Allah Teâlâ'nın 'Onlar Beyt-i Atik'i tavaf etsinler1 ayeti bunu belirt­mektedir. Ayrıca Hz. Peygamber'in de böyle yaptığı rivayet edilmiştir. Tavafın sahih olmasının şartları şöyle özetlenebilir:
ı. Namazın sahih olması için gerekli olan şartlar, tavafın sahih olması için de gereklidir. Meselâ niyet etmek, abdestli olmak, cünüplükten temiz olmak, bedende, elbisede veya tavaf edilen yerde necasetin bulunmaması, avret yerinin örtülü olması gibi şartlar tavaf için de gereklidir. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Tavaf da bir salât'tır. Ancak Allah Teâlâ tavafta konuşmayı helâl kılmıştır. Kim tavaf esnasında konuşursa hayırdan başka birşey konuşmasın.[17] ıı. Farz olan tavaf (tavaful-ifaza) yapılırken, bedenin herhangibir parçasıyla Kabe'nin sınırına girilmemesi gerekir. Kişinin, Hicr sınırlarının dışından tavaf yapması vacibdir. ÇHicr, Kabe'nin şimal tarafına düşen du­varının yanından kısa bir duvar ile yarım daire şeklinde çevrilen bölgenin adıdır). Çünkü Hicr, Kabe'nin sınırlan içindedir. Hicr'in içinden tavaf edip onun kapısından geçmek caiz olmaz.
m. Tavaf yaparken Kabe sol tarafa alınarak Haceru'I-Esvedden başlanmalıdır.
Haceru'l-Esved'den önce başlanan tavaf, Hacer'ul-Esved'e varıncaya kadar tavaf sayılmaz. Çünkü Hz. Peygamber tavafa Haceru'l-Esved'den başlamıştır. Müslümanların da ona uyması gerekir.
iv. Tavaf, yediye tamamlanmalıdır.
Kabe'nin etrafında yedi defa dönmek, bir tavaftır. İşte bunlar tavafın şartlarıdır. Ayrıca tavafın birtakım sünnet ve âdabı da bulunmaktadır. Onlardan ileride bahsedeceğiz.
D. Safa ile Merve arasında sa'y etmek.
Safa ile Merve, Kabe'nin yakınında bulunan iki tepedir. Onların arasında sa'y etmek, Safa'dan Merve'ye, Merve'den Safa'ya gidip gelmek demektir. Sa'y, önce Safa'dan başlamalıdır ve yedi kere yapılmalıdır. Bu rüknün delili, Hz. Peygamber'in şu sözüdür:
Ey insanlar! Sa'y yapınız.
Ayrıca Cabir'den rivayet edilen hadîste şu kısım da bulunmaktadır: "Sonra Hz. Peygamber Safa kapısından çıkıp Safa'ya vardı ve şu ayeti okudu: 'Şüphe yok ki Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerin-dendir'.
(Bakara/158) Sonra da 'Ben Allah'ın başladığından başlayacağım1 dedi".[18]
Hızlı Cevap
  #10  
Okunmamış 13-03-2008, 13:15
 
Standart --->: Hac ile ilgili bütün konular [Şafii Mezhebi]
Sa'y Etmenin Şartları


1. Sa'y» tavaftan sonra yapılmalıdır.
Sa'y, ister kudüm tavafı olsun, ister ifaza tavafı olsun, tavaftan sonra yapılmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber böyle yapmıştır.
2. Sa'y, yedi şavttan meydana gelmelidir. Safa'dan başlayıp Merve'de bitmelidir.
Safa ile Merve arasındaki her sa'y, bir şavt'ür.
3. Safa ile Merve arasındaki mesafenin tümünün katedilmesi gerekir. Eğer bu mesafeden bir karış eksik kalırsa, şavt sahih olmaz. Bu bakımdan sa'y yapan kişinin, topuğunu Safa duvarına bitiştirmesi ve yü­rüyüp parmaklarım Merve duvarına bitiştirmesi vacibdir. (Bugün Safa ve Merve'deki bu duvarlar yoktur).
4. Sa'y peşpeşe yapılmalıdır.
Sa'yların arasında örfen uzun sayılan bir ara verilirse, tekrar Safa'dan başlayarak yedi defa gidip gelmek gerekir. E. Traş olmak.
Saçların tamamını veya bir kısmını kesmek, hatta saçtan üç kıl kes­mek traş sayılır, Bu, Şafii mezhebinin en sahih görüşüne göredir. Bunun delili Buharı, Müslim ve başka nıuhaddislerin rivayet ettiği hadîstir.
Traşın şartlan şunlardır.-
1. Traş, vaktinden önce olmamalıdır.
Traşın vakti, Kurban Bayramı gecesinin yarısından itibaren başlar. Bundan önce traş olan kişi günahkâr olur ve fidye vermesi gerekir.
2. Üç kıldan az olmamak şartıyla saçın bir kısmını veya tamamını kesmek.
Sahih görüş budur.
Başlarınızı kazıtarak ve kırparak... (Fetih/27)
Ayetteki er-ruûs (başlar) kelimesinden maksat saçlardır. Çünkü baş kesilmez. Bazı müfessirler 'eş-şaar kelimesi cemîdir. Cem'in en azı ise üç olduğundan, başlan üç kıît kesmek yeterlidir' demişlerdir.
3. Kesilen veya koparılan kıllar, başın sınırları içinde bulunanlardan olmalıdır.
Sakal, bıyık veya kılları kesmek yeterli olmaz. Kadının saçını tama­men kesmesi haramdır. Kadınların saçlarını biraz kısaltmaları en efdalidir.

Bir Mülahaza


Başında saç olmayan kişinin, usturayı başının üzerinde gezdirmesi sünnettir.
Bu Rükûnlar Arasındaki Tertibi Gözetmek
Bu rükûnlann çoğunun arasındaki tertibe riayet etmek vacibdir. Bu tertip şöyledir: Önce ihrama girilir, sonra Arafat'ta vakfeye durulur, sonra tavaf yapılır, sonra sa'y edilir. Traş, tavaftan önce de sonra da yapılabilir. Fakat bu tertibin bir rükün mu, yoksa rükûnları yerine getirme keyfiyeti­nin şartı mı olduğunda Şafiî mezhebinde ihtilaf vardır. Burada önemli olan bu tertibin gerekli olduğunu bilmektir.
Hızlı Cevap
Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Şâfiî Mezhebi ŞÂFİÎ MEZHEBİ İmam Şafiî (ö. 204/819)'ye nispet edilen fıkıh ekolü. Şafiî'nin künyesi, Ebû Abdullah Muhammed b. İdrîs elKureşî el-Hâşimî el-Muttalibî b. Abbas b. Osman b. Şâfi' olup H. 150'de...
Reflü ile ilgili merak edilen konular Reflü ile ilgili merak edilen konular Yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren ve kansere neden olan reflünün görülme sıklığı giderek artıyor. Öyle ki Türkiye de her beş kişiden birinde reflü...
İngilizce Dilbilgisi [Bütün Önemli Konular] How to Use Adjectives An adjective describes how something 'is'. For this reason, we usually use the verb 'to be' when using adjectives. Adjectives are used to describe nouns. Example: He is a...
EVLENME (İle ilgili bütün konular), HANEFİ MEZHEBİNE GÖRE A) Evlenmenin Önemi İslâm dini müslümanların evlenip yuva kurmalarına büyük önem verir. Kurân-ı Kerîmde, “Size onlar sayesinde veya onlarla huzur ve sükûnete ermeniz için kendi cinsinizden eşler...
Hac ile ilgili bütün konular [Hanefi Mezhebi] Hac İle Umrenin Mahiyetleri 1- Hac, lûgatta, saygı değer makamları ve diğer yerleri ziyaret kasdında bulunmaktır. Din deyiminde ise: "Arafat'da özel vaktinde bir mikdar durmaktan ve ondan sonra...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:52.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about contents copyrights in our page,please click here to contact us.