Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

İslam Dini Bölümü kategorisinde ve Dini Bilgiler forumunda bulunan Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler konusunu görüntülemektesiniz.
...........Şimdilerde bir de hissî görmeye takılıp giden ve neticede boşanmaya sebebiyet veren bir evlenme furyası başladı ki, bütün bunlar karşısında ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 13-03-2008, 13:00
 
Standart Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


...........Şimdilerde bir de hissî görmeye takılıp giden ve neticede boşanmaya sebebiyet veren bir evlenme furyası başladı ki, bütün bunlar karşısında içim parçalanıyor ve iki büklüm oluyorum. Hayat boyu bizim için ya bir nimet, ya da nikmet olabilecek böyle bir mesele; akla, mantığa havale edilmesi gerekirken hislere bina edilmekte ve neticede de başa bela olmaktadır. Halbuki hiç olmazsa böyle durumlarda akıl ve mantıkla hareket edilmeli ve komplikasyonlara sebebiyet verilmemelidir. Böyle önemli bir mesele, zevk ve keyf için yapılacak bir şey değildir, yapılmışsa, zehir zenberek dahi olsa karşılıklı katlanılması gereken bir iştir. İç çamaşırı mahremiyetinde korunması gerekli olan o evlilik hayatı, ciddi badirelere maruz kalsa da dışarıya birşey sızdırmamak icab eder. Evet, belki bazı durumlar itibarıyla eşler, âh u ızdırapla hep “ah” edebilirler ama, âlem o “ah”dan haberdar olmamalıdır.

Zannediyorum hizmet duygu ve düşüncesinin birinci planda tutulmaması, Allahın vermiş olduğu kabiliyetlerin yerli yerince kullanılıp hizmet düşüncesine kilitlenilememesi sebebiyle ufku dar, gaye-i hayal nedir bilmeyen, yüksek mefkûrelere dilbeste olamamışların sayısını artırıyor. Bu insanların “bedenim, cismim..” deyip onu düşünmelerinden ve hayatlarını ağız-dil-dudak, yemek borusu ve tatmin uzuvları arasında örgülemelerinden daha tabiî ne olabilir ki! Oysa ki, insanın yaratılmasında çok büyük hikmetler var. Yirmiüçüncü Sözde beyan edildiği gibi, insana bin altın değerinde birşey verilmiş; diğer canlılara ise bir altın.. o halde insan diğer canlılar gibi yaşayamaz.. yaşarsa, onun hesabını mutlaka sorarlar.

Dünyayı düşünen arkadaşlar, -Pir-i Muğanın yaklaşımıyla- askerliği bırakıp, çarşıda pazarda kendilerini ticarete salan insanlar gibi geliyor bana. Böyleleri ihtimal, gerektiği gibi askerlik eğitimi ölçüsünde disipline alıştırılmamışlar; eğer alıştırılsalardı, 40 yaşında bile bunlara böyle birşey teklif edildiğinde “Allah, Allah! Benim boş zamanımı mı gördüler ki, yeni bir meşgale teklif ediyorlar. Ben bütün gücümle yüklendiğim bu işin altından kalkamıyorken bu yeni durumu nasıl yükleneceğim ki! Yoksa bunlar beni âvâre, sergerdan biri mi zannediyorlar?” diyeceklerdi. Şu anda bile tanıdığım 50 yaşlarında bir-iki insan var ki, “ben yapmam icab eden şeylere bile bu halimle yetişemiyorum. O iki şeyi birden götürmem mümkün değil” düşüncesiyle yaşamaktalar.

Bediüzzaman Hazretleri, “Benim hakikî talebelerimden bir tanesi bir yere girmişse, ben o yeri o talebem sayesinde kendi hesabıma fethedilmiş bilirim” diyor. Buna göre, bir okula gelip-giden bir arkadaşımız var da, o okulda hâlâ başka düşüncede olan insanların mevcudiyetine rastlanıyorsa, o insan talebeliğini bir kere daha gözden geçirmelidir.

Bu mevzuda dâvâyı temsilde önde olmakla birlikte, “vakt-i merhunu” gelmeden böylesi şeylere yönelen insanlar, geçici olarak zevk ve lezzet duysalar bile, Rabb-i Kerimime itimad ederek söylüyorum dokuz defa elem çekecek, on defa iki büklüm olup, burada da, ötede de inleyeceklerdir. Ettiklerine ah u efgan edecekler ama, iş işten geçmiş olacaktır. Yaptıkları, yıktıkları şeylerden, deldikleri şahs-ı mânevîden -Allah çektirmesin ama- çok çekeceklerdir.

Ya Rabb! Hava karanlık, yollar karmakarışık. Sâlikler baygın ve dalgın. Vazife mukaddes, sorumluluklar ağır! İnsanlar ise, bu sorumluluklar karşısında olabildiğine duyarsız! Düşman kavî, talih zebun! Alınacak yollar uzun, Senin rızanı tahsil ise oldukça zor! Ve bizler ne kadar tutarsız ve yetersiziz.!







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 13-03-2008, 13:00
 
Standart --->: Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

Sen zaten hep böyle yapıyorsun yaklaşımı sorunu çözmez




Evlilikte öncelikli niyetiniz karşınızdaki kişiyi anlamak olmalı. Hem karşı tarafı anlama gayreti, hem de 'ben acaba onu ne kadar anlıyorum, ya da beni niye anlamıyor, acaba ben kendimi eksik mi anlatıyorum' diyerek, iki taraflı anlama gayreti olmalı. Kişiliğinde bir eksiklik yoksa bu gayreti karşı taraf da fark edecektir.
Bir konuda tartışma yapılırken, sadece o anki konuya çözüm aramak gerekir. Geçmişten örnekler vererek tartışmak, 'sen zaten hep böyle yapıyorsun' gibi ifadeler kullanmak olayı çözülemez bir boyuta getirir.

Geçmişi çok fazla karıştırmamak için de sorunları biriktirmemek, her defasında oturup konuşmak gerekiyor. Gururu çok fazla öne çıkarmayıp gerektiğinde özür dileyebilmek, hatalarını kabul edebilmek her zaman çok önemlidir; ama evli çiftler arasında ilişkiyi yapılandırıcı özel bir etkisi vardır.
Bir taraf özür dileyince karşıdaki kişi de kendi içine döner ve nerede hata yaptığını sorgular.


ŞU SORULARI KENDİNİZE SORUN
1. "Benim gerçek duygularım, düşüncelerim nedir, bu davranışımın asıl sebebi ne?"
2. Ortada ne olursa olsun, eşinizi anlamaya dair bir gayretiniz var mı?
3. Birileri beni anlasın ve ona göre davransın diye mi bekliyorsunuz?


  #3  
Alt 13-03-2008, 13:00
 
Standart --->: Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

Evlilikte iletişimin altın kuralları



* Önce kendinizi tanıyın, duygularınızın farkında olun.

* Eşinizi anlayabilmek için gayret edin, sürekli anlaşılmak için beklemeyin.

* Artık evlendiğinizi, yetişkin olduğunuzu, bazı yeni sorumluluklar yüklendiğinizi kabul edin.

* Her sorun çıktığında ben babamın evine gidiyorum veya ceketimi alır çıkarım demek çözüm değil. Yapıcı olmaya, kendi yuvanızın bağlarını kuvvetlendirmeye çalışın.

* Sorun çıktığında taraf tutacak hakemler tayin etmeyin. Kişileri değil, olayları değerlendirecek hakem bulun.

* Birbirinizi tanıdıktan sonra Eşimle ne zaman, hangi üslupla, nasıl iletişim kurabilirim sorusunun cevabını biliyor olmalısınız.

* Neyi, nerde, nasıl söyleyeceğinizi hesap edin. Eşinizin hassasiyetlerini dikkate alın.

* Yeri geldiğinde özür dilemeyi bilin. Gurur yapmayın.

* Sorunları biriktirmeden çözüme kavuşturun. Her seferinde geçmiş hadiseleri beri çekmeyin.


  #4  
Alt 13-03-2008, 13:00
 
Standart --->: Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

Sayfalara “eşimi seviyorum” ve “onu sevmek için bütün yolları deneyeceğim” diye yazın



“Bir varmış bir yokmuş” diye başlar masallar… Ve “onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine” diye son bulur. Ortada neler yaşanır o pek bilinmez. Acılar mı çoktur, sevinçler mi? Onu ne yazan olur ne de anlatan. Ama gerçek olan mutlulukla biten masallardır. Şu dünyada hemen herkesin öyle bir masalı vardır. Kimi masalların sayfalarına kahkahaların resmi çizilir. Kimininkine ise hıçkırıkların hüznü yazılır… Peki sizin masalınızda ne yazılar var? Hüzün mü yoksa, neşe mi?”
Eğer o masala mutluluğun resmini çizmek, mutluluğun şarkısını yazmak istiyorsanız?.. Önce geçmişteki acıların üzerini çizin. Kötülükleri mazi mezarına gömün. Sayfalara “eşimi seviyorum” ve “onu sevmek için bütün yolları deneyeceğim” diye yazın.
Çirkin olan hiçbir şeyi duymayın, görmeyin. Her söze cevap yetiştirmeyin. Gözünüzü kör, kulağınızı sağır edin. Bu dünya her kötülüğü görecek, her söze cevap yetiştirecek kadar uzun değil.
Eşinizi “sen şöylesin, sen böylesin” diye yıpratmayın. “Sen benim için özelsin, sen bir tanesin” diye motive edin. Kameralarınızı kusur ve hatalara değil; güzelliklere çevirin.
Negatifliği bırakıp, pozitif olun. Etrafınıza mutluluk ışıkları saçın. Çevrenize huzur meltemi estirin. Eşiniz aydınlığınızda ferahlamak, huzur melteminizde serinlemek için yanınıza koşa koşa gelsin. Acıları orada dinsin. Sıkıntıları orada bitsin. Elem ve keder dağları o güneşte erisin.
Eviniz, erişilmez dağların zirvesi olmasın. Eşiniz, o fırtınalar arasında tek başına kalmasın.
Aynı evi, aynı çocukları, aynı odayı ve aynı yastığı paylaşanlar aynı “s e v g i y i” de paylaşsın. Aynı mutluluğa imza atsın. Aynı huzura doğru koşsun. Şayet “Ben pozitif olamıyorum ya da ne yapsam eşimi mutlu edemiyorum” diyor ve mutluluğu yakalamakta kararlıysanız?
Hayatta hiçbir şey zor değil. Yeter ki isteyin, yeter ki, başaracağınıza inanın ve gayret gösterin. Bir de bol bol, dua edin.
Unutmayın, yollar, yürüdükçe aşılır. Dağlar tırmandıkça... Evlilik de bir yoldur. Bazen ufak tefek taşlar olur. Onları görüp, ümitsizliğe düşmeyin.
Belki koşarken ayaklarınıza taşlar batar, belki yüreğiniz acır. Sonundaki mutluluğu düşünün. Güzel günleri hayal edin…
Masalınızın sonunun mutlulukla bitmesini istiyorsanız eşinizi sevin... Ve önsözü “mutsuzlar” son sözü “ayrıldılar” değil, önsözü “sevgi” son sözü “mutluydular” olsun.


  #5  
Alt 13-03-2008, 13:01
 
Standart --->: Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

Eşler, hayat arkadaşının hayalini haramdan korumalı


Hassas konulardan biri “hayali, haramdan koruma tedbiri”dir. İslam aile kültüründe oldukça önemli bir yer işgal ettiğinden dolayıdır ki, hanımın nikahlısına karşı süslenmesi sevaptır, denmektedir ilmihallerde..

Neden sevaptır?.. Çünkü kendini bakımlı tutarak beyine karşı cazibesini koruyan hanım, beyinin hayalini harama kaymaktan koruyan hanım demektir. İslam kültüründe hayali haramlardan koruma başarısı, harama kaymayı önleme ibadeti sayılmış, hayırlı hanım ve hayırlı bey tarifi de bu başarıya göre yapılmıştır. Nitekim Peygamber terbiyesiyle büyümüş olan Hazret-i Fatıma validemiz,

“Hayırlı hanım nasıl olur?” sorusuna verdiği cevabında:

- Hayırlı hanım, hayaliyle de olsa haramlarda gezmeyen, beyini de haramlarda gezdirmeyen hanımdır! demiştir. Demek kendisi hayalen de olsa haramlarda gezmediği gibi, beyini de gezdirmeyen hanım hayırlı hanım!

Aynı soruyu Hazret-i Ali efendimize de sormuşlar:

-Hayırlı bey nasıl olur? demişler. Aynı kaynaktan terbiyesini almış olan o yüce insan da kendi nefsine ait kontrolünü şöyle ifade etmiştir:

-Hayırlı Bey hayaliyle de olsa haramlarda gezmeyen, hanımını da gezdirmeyen beydir!..

İslam aile kültüründe hayallerle de olsa haramlarda gezmeme! ve de gezdirmeme! anlayışı, iki taraf için de çok önemlidir. Çünkü her türlü haramlar önce hayallerle başlar. Öyle ise sonunda harama dönüşecek olan hayale baştan hakim olmalı, harama dönüşmesine fırsat vermeyecek tedbiri taraflar önceden almalılar... Bu ne ile mümkün olur?

Hanımla beyin karşılıklı cazibeli davranış ve görüntülerine dikkat etmeleriyle mümkün olur!..

Beyine karşı bakımlı ve çekici tutumuyla etkisini hissettiren bir hanım, beyinin hayalini haramlara itme değil, haramlardan çekme başarısı göstermiş olur... Kendisi hayalleriyle haramlarda gezmediği gibi, beyini de gezdirmeme ibadetinin sahibi sayılır! Hatta bu konuda daha da derinleşerek denebilir ki, haramların her tarafı işgal ettiği devrede bey de, hanım da karşılıklı çekiciliklerini geliştirmeye ciddi şekilde önem vermeli, tepki doğuracak itici davranış ve görüntülerden de kaçınmaya özel bir gayret göstermeliler... Daha derin bir ifadeyle taraflar, karşılıklı tatmin olma ve tatmin etmeyi dini birer mükellefiyet ve mecburiyetleri olarak da görmeliler!.. Şunu da unutmamalılar ki, tepkisel davranışlarla aileyi koruyacağını zanneden taraf, kendi kalesine gol atan futbolcuya çok benzer. Kazanma adına kaybetme durumu söz konusu olabilir. Çünkü bir gönülde sevgi tahtı kurmak tepkiyle değil etkiyle olur. İticilikle değil çekicilikle mümkün olur!..

Öyle ise özellikle dış görünüşüyle çekiciliğini koruyan hanımefendi, sabırlı, hoşgörülü ve sadakatli tutumuyla da etkisini genişletip hakimiyetini her koldan geliştirmesini bilmelidir. Tek kelimeyle aile içinde taraflar, mıknatıs olmalı, birbirlerini itme değil çekme özelliğine özen göstermeliler.


  #6  
Alt 13-03-2008, 13:01
 
Standart --->: Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

Yorganına göre...




Yuvayı yapan eşlere önemli görevler düşmektedir. Bu görevlerin başında da, eşlerin birbirlerinin çektikleri yüklerin ağırlığını takdir ederek, onu anlayışla karşılamak ve ayağını yorganına göre uzatmak gelecektir. Herkes, kendisi, çocukları ve evi için almak istediği şeyleri, öncelik esasına göre sıraya koymalı, ilk önce en zorunlu olanını, daha sonraki aylarda da önem sırasına ve ailenin gelirine göre öteki ihtiyaçların temin edilmesini istemeli, kısacası "Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını" kuralına uymalıdır. Dışarının bunaltıcı ve yıpratıcı havasından kaçarak huzuru evinde arayan eşlerin birbirlerinin eksiklerini teker teker sıralayarak birbirlerini büsbütün perişan etmemeye çalışmaları gerekir. Öte yandan eşler çocuklarına lüzumsuz isteklerde bulunmamalı ve geçim imkânlarının ağırlaşması sebebiyle durumun nezaketini kavrayıp ona göre davranmalıdırlar.


  #7  
Alt 13-03-2008, 13:01
 
Standart --->: Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

Evlilik sevgiyle beslenmek ister




Sabah erken kalkıp işe koyuldu. Eşi de çocukları hazırlayıp okula gönderdi. Sonra ufaklığın kahvaltısını hazırladı. Bir ev hanımı olarak günü çocuklar ve ev işleriyle geçiyordu. Akşam beyi eve geldiğinde henüz akşam yemeği yoktu... Akşam yemeğinin arkasından çayı zor içmişlerdi. Anne-baba bir yandan çocukların kavgalarını ayırmaya çalışırken diğer yandan da TVdeki diziyi izlemeye çalışıyordu. Vakit ilerlediğinde çocuklar uyumuş karıkoca da yorgunluktan bitap düşmüştü. Evleri iki oda bir salondu. Oktay beyin işten, Elif hanımın da ev ve çocuklardan pek vakti bulunmuyordu. Zaten kendilerine ait özel bir vakitleri olduğu da söylenemezdi. Günün bütün yorgunluğuyla sadece rüyalarını paylaşma fırsatları vardı. Oktay beyle Elif hanımın birbirlerine sevgiyle bakıştıkları günlerin varlığına rastlanmıyordu artık... Evlilik canlı bir varlıktır. O, sevgiyle beslenir ve sevgiyi her iki eşten almak durumundadır. İki insan bir araya geldiğinde onları birbirine bağlayan evliliğin sevgisiz kalması onun giderek solmasına ve güçsüz kalmasına neden olur. Aradaki bağ giderek zayıflar. Elif hanımla Oktay beyin evliliği de oksijensizlikten dermansız kalmıştı. Birbirleriyle konuşmalarında içtenlik ve sevginin yerini borç, iş ve çocuklar almıştı. Oktay bey her gün dışarıda onlarca bakımlı ve güzel giyimli hanım görüyordu. Halbuki eşi iş ve çocuklardan giyinmeye pek özen göstermiyordu. Oktay bey, eşi hakkında böyle düşünmesine rağmen kendisinin de hanımı için farklı bir şeyler yaptığı yoktu. O da giyim kuş----- dikkat etmez, gelir gelmez televizyonun başına geçer ve yatıncaya kadar kumandayı elinden bırakmazdı. Evlilikleri, bir evde kalmak ve çocuklarına bakmakla sınırlı olmaya başlamıştı. Bir ara Oktay bey işyerinden chate dadanmış ve kim olduğunu bilmediği bayanlarla konuşmaya başlamıştı. Bir aile dostu, Oktay bey ile Elif hanımın evliliğinin bu kötü gidişatının farkında idi. Eşiyle birlikte ne yapabileceklerini düşünürken Elif hanım ve Oktay beyle konuşmaya karar verdiler. Dostu, Oktay beye öncelikle eşiyle birlikte vakit geçirebilecekleri özel bir zamanları olması gerektiğini söyledi. Bunun için haftanın bir-iki günü ila her günün bir-iki saati özel olmalıydı. Elif hanıma ikindi çayına gelen arkadaşı ise ona şu önerilerde bulunmuştu: “Kendine çekidüzen ver. Ev işleri hiç bitmez ki! Dolabındaki elbiseleri ne zaman giyeceksin? Çocuklara ayırdığın kadar eşine de vakit ayırmalısın.” O gün Oktay bey elini kumandaya uzatmadı. Televizyon başında uyuklamadı. Eşine getirdiği ufak hediye Elif hanımın gözlerinin parlamasına neden oldu. Elif hanım da, Oktay bey de birbirlerine karşı güzel giyinmeye ve bakımlı olmaya gayret gösterdiler. Haftanın bir günü çocukları annelerine bırakıp ikisi birlikte dışarı çıkmaya başladılar. Gün içinde kendilerine ait özel saatlerinin olduğunu çocuklarına da öğrettiler. Oktay ile Elifin kurumaya yüz tutan evlilik ağacı yeniden yeşerip çiçekler açtı. Artık onlar sadece rüyalarını paylaşmıyorlar.


  #8  
Alt 13-03-2008, 13:01
 
Standart --->: Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

Evlilik uyumlu olmaktır




Evlilik hayatı başkası veya başkaları için yaşamanın bir başka adıdır. Aslında bunu sadece evlilik hayatına indirgemek de doğru değil. Çünkü insanoğlu toplumsal bir varlık olduğu için genel anlamda başkaları onun hayatında hakim unsurdur. Maddi bağlamda ürettiği şeylerle, tükettiği ya da tüketebileceği şeyler arasındaki mukayese bunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Bir fırıncı düşünün. Hayat boyu ürettiğinin ne kadarını kendisi yemiştir acaba? Bu insanoğlunun kaderidir. Yaratanın zaruri istikamet cinsinden yönlendirdiği, alternatifi olmayan bir yol. Aksi bir durum hayatı belki de çekilmez kılardı. Fedakârlık burada kilit kelime ve kavram. Başkaları için yaşamanın en temel unsuru. Yoksa çocuklu veya çocuksuz o yuvanın devamı imkansız denecek kadar zor.
Kadınıyla–erkeğiyle herkesin evlilik hayatı öncesinde karakteri az–çok belirginleşmiştir. Evlilikten sonra karakter değişimi çok fazla rastlanır şey değildir. Hayat stili belirginleşmiştir artık. Evlilik normal seyrinde süregiden bu hayatı birden başka boyutlara taşır. Hayatın bir anlamda gerçek yüzü ile tanışma fırsatı sağlar çiftlere. Erkek, kadın cinsini ana, nine, hala, teyzeden; kadın da erkeği baba, dede, amca ve dayıdan öte farklı bir vasıf ile tanır; tanır ama kimileri pişman olur “keşke” der, kimileri de “Niye daha önce tanımadım!” diye hayıflanır. Eşleri böyle söyleten aradaki ortak paydalardır. O paydaların çokluğu mutluluğu, azlığı ise aksi neticeyi hasıl eder. Fedakârlık, sorunları kökten çözecek bir iksirdir. “Dediğim dedik, çaldığım düdük” mantığını ele veren inatçı yaklaşımlarla bir yere varılamaz. Dolayısıyla özellikle evliliğin ilk yıllarında, eşlerin birbirlerini tanıma ve yeni hayat düzenlerine alışma zamanlarında bu fedakârlık dediğimiz olguya göre hareket etmeleri şart. Bu kendi değerlerinden, alışkanlıklarından, huylarından taviz verme değildir. Aksine ömür boyu sürecek yeni bir hayat düzenine göre şekil alma çabasıdır. Yeni bir oluşumun ilk adımlarıdır. Boşanmaların altında yatan neredeyse tek neden de budur. Sazını akord eden sanatçıları gördünüz mü? Evlilik bundan çok da farklı değil. Zaman ister. 5 ay, 5 yıl, belki de ömür boyu. Ama, bir belirgin fark var; o da eşlerin birbirlerinin akordlarını ayarlama zorunluluğu.

AHMET KURUCAN


  #9  
Alt 13-03-2008, 13:02
 
Standart --->: Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

Eşler Arası Sözlü İletişim ve Hakaret



Eşler arasındaki sözlü iletişim ve onun bazı ögelerinden bahsedeceğiz bu yazımızda. Sözlü iletişimin en önemli yanı tarafların birbirlerine verdikleri/vermek istedikleri mesajdır. Mesaj ise bir düşüncenin, inancın veya kanaatin muhataba, en kısa kelime kalıplarına dökümü ile intikali demektir. Yalnız bunun sunumunda düşüncenin kabullenilmiş bir metotla ortaya çıkması, organize edilmesi, şahsi karakter, konuşma stili, çevre şartları, ruh haleti vb şeyler mesajın fonksiyonuna tesir eden ana faktörlerdendir.

Biz bütün bunları bir kenara bırakıp, sadece kelimeler ve onlara yüklenen anlamlar üzerinde kısaca duralım. Kelimeler bütün dünya dillerinde bir çoğu itibariyle sadece bir anlam taşımazlar. Sözlük anlamları birbirinden alabildiğine farklı olan kelimeler, anlamları sabit olanlara nisbetle sanırım daha fazladır. Veya aynı kelime söylendiği konteks içinde çok farklı anlamlar taşıyabilir. Kelimeler, kelimeler bütünü biçiminde karşımıza çıkarsa, bu defa da o bütünlük içinde başka manalar kazanır. Dolayısıyla sözlü iletişimde herşeyden önce bu hususa dikkat edilmesi gerekmektedir.
Söz gelimi, “Sen görürsün!” sözü bir tartışma ortamında hiç tartışma götürmez biçimde tehdit ifade eder. Ama normal bir konuşma atmosferinde belki de muhatabın daha önce görmediği birşeyi yakında göreceğini ifade eden bir ihbar anlamını taşır.
Bir iki örnek daha verelim; biz genelde bir insanın çalışkanlığını ifade için “arı gibi deriz. Cesaret ve gücü için aslan gibi, hızlı koştuğunu belirtmek için de tazı gibi tabir ve teşbihlerini kullanırız. Bunlar yerine birincisinde eşek gibi, ikincisinde dinazor, üçüncüsünde köpek gibi demeyiz. Çünkü bu teşbihlerde kullanılan ortak malzeme her ne kadar hayvan üst başlığı içinde birleşseler de, ikinci kısımda verdiğimiz örnekler halk arasındaki yaygın kullanımı ile hakaret anlamını taşımaktadır.

Şimdi bu safhadan sonra hakaret etrafında serd-i kelam edebiliriz. Hakaret, insani ve İslami boyutta aklen çirkin, ahlaken yanlış ve dinen haram bir iştir. Allahın mükerrem kıldığı bir varlığı -hele bu insan ise- küçümsemenin, hiçe saymanın, hakir görmenin ifadesidir hakaret. Bu bakış açısına sahip olduktan sonra ağızdan çıkan sözlerin bir açıdan anlamı yoktur. Onlar ister hakaret, ister küfür, ister kinaye, ister medh ü sena olsun önemli değil, çünkü iç bozukluğu, bakış açısında çarpıklık söz konusu.

Aile içi iletişimde de çoklarının dikkat etmediği ama etmesi gereken bir konudur bu. İsterseniz karı sözcüğünden başlayalım örnekler vermeye. “Karı sözlükte çalışkan ve hamarat anlamlarına geliyor. Dolayısıyla hakaretten öte bir takdir var ortada. Fakat asırlardır devam eden maziyi inkar modasından olsa gerek, karı kelimesi bugün eş, hanım vb. emsallerine nisbetle en azından kabalığın ve nezaketsizliğin bir göstergesi olarak kabul ediliyor halk arasında.
Koca kelimesi için de hemen hemen ayni şeyler geçerli. Eş, bey kocaya nisbetle daha fazla kullanım alanına sahip ve nazik! Hemen ilave delim, karım ve kocam şeklinde nisbet ifade eder tarzdaki kullanımlar için hakaret iması söz konusu değil.

Bütün bir dünya hayatını, bizim inancımıza göre ahiret hayatını da birlikte geçirmeye, kederi ve sevinci, varlığı ve yokluğu paylaşmaya söz vermiş ve kelimenin tam anlamıyla bir bütün olmaya karar vermiş çiftlerin, paylaşamadıkları bir şeylerin olduğu dönemlerde ağızlarından çıkan şeyleri iyi bilmeleri gerekmektedir. “Bakılacak yüze utanılacak söz söyleme” demiş atalarımız. Eşimiz bizim için hem dünyada, hem de ukbada, hem bugün hem de yarın bakılacak yüzlerin başında gelir. İşte o yüze “Senin neyin var ki? Ne özelliğin var Allah aşkına? Paran mı, güzelliğin mi/yakışıklılığın mı, makamın mı? Neyin var söyle?” söylenilmesi gerekli olan biz söz müdür? “Bugünkü aklım olsaydı, seninle katiyyen evlenmezdim?” sözünün karşı tarafın sinesinde nasıl bir yara açacağını tahmin ediyorsunuz? Tamir edilebilir, unutulabilir bir şey mi yoksa? Evet yoksa?
Hasılı, hakaret derken meseleyi illa küfür eksenli boyutta ele almamak lazım. Bunlar da hakaretin affedilemez cinsten olan örnekleri.

Her ortamda şuur düzeyini muhafaza ederek, her kelimenin hesabını verme sorumluluğu içinde ve mutlaka düşünerek konuşmalıyız. Unutmayalım, “Düşünmeden konuşmanın cezası konuştuktan sonra düşünmektir”. Bugün etrafımızda nice konuştuktan sonra düşünen dul insanlar vardır. Bari onları düşünelim, hallerinden ibret almaya çalışalım.


  #10  
Alt 13-03-2008, 13:02
 
Standart --->: Evlilikle ilgili mülahazalar ve tavsiyeler

İşte evliliğinizin düşmanları


Evliliğinizin huzur içinde sürüp gitmesine engel olabilecek bazı sebepler vardır. Bu sebepleri belirleyip yapmamak ilişkinizi ve yuvanızı kurtarmak için ilk adımınız olabilir.


Eşler arasında yaşanabilecek kısa süreli bazı sorunlar istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Çiftlerin kızgınlıkla alacağı kararlardan, çocukları da en az kendileri kadar zarar gördüğü için eşlerin beraberliklerinin düşmanı olan etkenleri belirleyip üzerine gitmeleri gerekir. İşte evliliğinizin düşmanı olabilecek tutum ve davranışlar.



Eleştiri
"Sen hep böylesin. Zaten bir gün bile olsun beni dinlemedin. Hep bağırıyorsun. Beceriksizsin. Filanın eşinden ibret al. Beni üzmekten zevk alıyorsun" şeklindeki ifadeler, eşi suçlayıcı, yargılayıcı ve kırıcı eleştirilerdir. Oysa iletişimde "ben" dilini kullandığımızda eşimize şöyle diyebiliriz: "Ben bu sözünden veya davranışından dolayı çok üzüldüm, hayal kırıklığı yaşadım." Bu ifade daha yumuşak olduğundan, ayrıca kişide oluşturduğu duyguyu da olaya yansıttığından eşi olumlu yönde etkileyebilir.

Genelleme
"Hep böylesin. Böyle yaparsın. Zaten senden başkası da beklenmez. Bencilsin. Hiç değişmiyorsun. Bu huyunu annenden, babandan kapmışsın. Bir gün de iyi yanını göremeyecek miyim?" tarzındaki ifadeler, eşi bir kalıba sokan ve damgalayan ifadelerdir. Mantıksal olarak düşündüğümüzde, madem ki eşiniz söylediğiniz gibi "hep öyle", yıllardır değişmiyor; peki siz ne oranda değiştiniz? İşe kendinizi değiştirmekle başlayın.

Aklını okumak
Evlilikte ilişki bozulmaya ve mutsuzluk ortaya çıkmaya başlayınca araya mesafeler girer. Sürekli kavga, üzüntü, bir noktada çiftleri sessizliğe ve kendi dünyalarına iter. Fakat burada sözlü iletişim yerine sözsüz iletişim, yani davranışlardan anlamlar çıkarıp, eşi yargılama süreci başlar. "Hah yine kızdın. Bakışlarından anladım. Sen öyle demek istemedin. Senin kafanın içinde neler var, çok iyi biliyorum." Tarzındaki yaklaşımlar, eşin jest ve mimiklerinden, hal ve hareketlerinden anlamlar çıkarmaya yöneliktir.

İşi yokuşa sürmek
Zamanla eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir; diğer eşin: "10 yıldır sana söyledim, ama beni dinlemezsin; sonunda dediğime geldin. Başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?" biçimindeki konuşmaları, eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır. Oysa; "Bu değişiklikten dolayı çok mutluyum, sevinçliyim. Gel beraber plan yapalım; başka nelerimizi değiştirebiliriz, onları konuşalım" tarzında bir diyalog kurulursa olumlu değişiklik pekişir ve devamı için de teşvik edilmiş olunur.

Geçmişi hatırlatmak

Herkesin evliliğinde, geçmişte yaşadığı olumsuz bir anısı vardır. Aile kavgaları, kırgınlıklar, ihanetler, küçük düşürmeler ve hayal kırıklıklarıdır. Geçmişte yaşanan kötü anıyı sürekli gündeme getirmek sıkıntı doğurur ve sorunları pekiştirir.

Hep haklı olmak

Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde "Kim daha haklı?" diye adeta "mahkeme" kurulur. "Evliliğimiz boyunca kavgaları hiç ben başlatmadım. Sen hep bana kötü davrandın, beni aşağıladın. Bütün sorunlar senden kaynaklanıyor." Bu tarz kalıp sözler, tıkanan evliliklerin klasik sözleridir. Oysa önce kendimize bakmamız ve "Ben nerede hata yapıyorum, yanlışım ne olabilir?" diye düşünmek gerekir. Sürekli karşı tarafı haksız görmek işin kolaycı yönüdür.

Sorumluluk

Aile yükünün tek tarafa yüklenmesi kişiyi aşırı strese sokup gergin ve öfkeli yapabilir. Bu yüzden hiçbir cinsiyet ayırımı gözetmeksizin yapılacak işleri ortaklaşa yapmaya gayret etmek gerekir. Diğer yandan, ilişkideki bozulmadan dolayı "Sen beni zorluyorsun, çıldırtıyorsun; bu yüzden öfkeleniyorum" yerine, "Seninle ilişkimde zorlanıyor ve bazen öfkemi kontrol edemiyorum" tarzında konuşulsa, kişi kendisini de ortaya koyuyor ve sorumluluğu paylaşmış oluyor; böylece eşi suçlamıyor, soruna dikkat çekip, üzerinde düşünülmesi gerektiği mesajını veriyor.

Mantıksal yaklaşım

"Ya bana iyi bir neden göster, söylediklerimi çürüt, ya da beni kabul et." Yaklaşımı evlilikle iş ilişkisini karıştırma yaklaşımıdır. Evlilikte roller, duygular, cinsellik ve birçok değişken rol oynar. Kendimizi "temize çıkarma"da mantık olayını ileri sürmek kendi kendimizi aldatmaktan ibarettir.

Sözünü kesmek
İletişimde en önemli husus, konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralarda girmektir. Dinlememiz, anlamamız ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek ve ses tonunu yükseltmemektir.

Terapist yaklaşımı

Eş, ne kadar ilgili ve tecrübeli olursa olsun, kendisini doktor yerine koymamalı; çünkü bir şey değişmez, eşi kendisini dinlemez ve dirençle karşılaşır. Bu yüzden "iyi bir eş, arkadaş, sevgili" nasıl olursa, ona öyle davranmalıdır.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Beren Saat'ten evlilikle ilgili açıklama Beren Saat ile Kenan Doğulu bir süredir büyük aşk yaşıyor. Herkes bu ilişkinin akıbetini merak ederken, Beren Saat nihayet bir açıklama yaptı. Başrolünü oynadığı "Fatmagülün Suçu Ne?"...
Uzmanından saç ile ilgili önemli tavsiyeler Uzmanından saç dökülmesi ve saça uygulanan kimyasallar ile ilgili doğru bilinen yanlışlar.. Günümüzde saç dökülme problemini erkek-kadın- genç ayırımı olmadan herkes yaşıyor. Yapılan...
Sağlıkla ilgili tavsiyeler ipuçları pratik bilgiler Sağlıkla ilgili tavsiyeler ipuçları pratik bilgiler Stres kan basıncını yükselterek sakin insanlara göre kalp hastalıklarına yakalanma oranını 3 kat artıran bir faktör. Kanser ve Alzheimer...
Kırşehir'de gelin ve damat adaylarına evlilikle ilgili eğitim verilecek Kırşehir'de gelin ve damat adaylarına evlilikle ilgili eğitim verilecek Kırşehir Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, belediye ile ortaklaşa Bilerek Evlenelim Projesi'ni uygulamaya koyarken, gelin ve...
İşte evlilikle ilgili gizlenenler İşte evlilikle ilgili gizlenenler 1) Yanınızda yatan kişiye bakıp merak edeceksiniz ; "O, bu mu?" Evlendiğiniz zaman, ruh eşinizle tanıştığınızı, ölene kadar mutlu olacağınızı düşünürsünüz....

 
Forum Stats
Üyeler: 65,727
Konular : 238,274
Mesajlar: 425,344
Şuan Sitemizde: 308

En Son Üye: wE8cT5rQ1a

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:03.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.