Ezberim  

Anasayfa Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Şeytanın Enaniyeti

İslam Dini Bölümü kategorisinde ve Dini Bilgiler forumunda bulunan Şeytanın Enaniyeti konusunu görüntülemektesiniz.
SAPTIRDIKLARININ AHİRETTEKİ DURUMLARI E naniyetli insanların en belirgin özelliklerinden biri, diğer insanları da doğru yoldan saptırmalarıdır. Ayetlerde bu işi "gururla ...


Seçenekler
  #61  
Okunmamış 13-03-2008, 12:52
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti

SAPTIRDIKLARININ
AHİRETTEKİ DURUMLARI



Enaniyetli insanların en belirgin özelliklerinden biri, diğer insanları da doğru yoldan saptırmalarıdır. Ayetlerde bu işi "gururla salınıp-kasılarak" yaptıkları şöyle bildirilir:

İnsanlardan kimi, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışır-durur. Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla 'gururla salınıp-kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız. (Hac Suresi, 8-9)

Ahirette büyüklük taslayanlar cehenneme sevk edilirlerken, dünya hayatında onlara özenen, gıpta eden ve onların peşinden giderek, onlara uyan insanlar da onlarla birlikte cehenneme sevk edilirler. Bunlar, dünyevi üstünlükleri nedeniyle büyüklük taslayanlara tabi olan kişilerdir. Bu kişiler Firavun enaniyeti taşıyanlar kadar azgın olmamalarına rağmen, onların yolunu izleyen iradesiz, çıkarcı, tevekkülsüz, şahsiyetsiz insanlardır. Kuran'da, bu durumda olan Firavun kavminden şöyle söz edilir:

Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?"
... Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi. (Zuhruf Suresi, 51, 54)

Hayatları boyunca kendilerine yapılan her türlü zulme, adaletsizliğe göz yuman bu tür insanlar, enaniyetli kişilerin etkisinden Rabbimize sığınıp kulluk etmeyi akledememişlerdir. Din günü de yaptıkları akılsızlığın farkına varırlar ama artık geriye dönüş imkanı yoktur.
Hep birlikte Allah'ın karşısında hesap vermek için durduklarında, büyüklük taslayanlar ve onların yolunu izleyerek, onlarla beraber cehenneme girenler arasında tartışmalar yaşanır:

Küfretmekte olanlar dedi ki: 'Biz kesin olarak, ne bu Kuran'a inanırız, ne de ondan önceki (indirilene).' Sen o zulmetmekte olanları Rableri huzurunda tutuklanmış olarak bir görsen; sözü birbirlerine karşı evirip çevirirler. Za'fa uğratılanlar büyüklük taslayanlara derler ki: 'Eğer sizler olmasaydınız, gerçekten bizler müminler olurduk'. Büyüklük taslayanlar za'fa uğratılanlara dediler ki: 'Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz suçlu günahkarlardınız'. Za'fa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara: 'Hayır siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz' dediler. Azabı gördüklerinde de pişmanlıklarını saklarlar; Biz de küfredenlerin boyunlarına halkalar geçirdik. Onlar yapmakta olduklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?" (Sebe Suresi, 31-33)
Ayetlerde de görüldüğü gibi hem büyüklük taslayanlar hem de "za'fa uğratılanlar", suçu birbirlerine atıp duracaklar ama bu kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir. Başka ayetlerde de söz konusu kişilerin durumları şöyle bildirilir:

Ateş; sabah akşam, ona sunulurlar. Kıyamet-saatinin kopacağı gün: "Firavun çevresini, azabın en şiddetli olanına sokun" (denecek). Ateşin içinde, iddialar öne sürüp karşılıklı tartışırlarken zayıf olanlar, büyüklenenlere derler ki: "Gerçekten biz, size uymuş olan kimselerdik. Şimdi siz, ateşten bir parçasını olsun, bizden uzaklaştırabilir misiniz?" (Mümin Suresi, 46-47)

Hızlı Cevap
  #62  
Okunmamış 13-03-2008, 12:52
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
SONUÇ


Kitap boyunca anlatıldığı gibi kibirli insanların temel özelliği, yaratıldıklarını ve ölümlü olduklarını unutmaları, Allah'a karşı içinde bulundukları acizlik ve fakirliği hiç düşünmemeleridir. Bu insanlar, bulundukları ortam ve şartlar her ne olursa olsun boş bir gurura kapılacak sebepler bulabilirler: Evinin güzelliğinden ve içindeki eşyalardan, arabasının markasından ya da modelinden, kıyafetinin kalitesinden, saçının uzun ve gür oluşundan, gözünün renginden, boyunun uzunluğundan, fiziki güzelliğinden, mevkiinden, şöhretinden, soyadının ününden vs...
Ancak hiç düşünmezler ki, "her nefis ölümü tadıcıdır" (Al-i İmran Suresi, 185) ayetinde bildirildiği gibi, bir gün mutlaka toprağın altına gireceklerdir. Değer verdikleri herşey de kendilerinin ardından yok olup gidecektir; kıymet verdikleri bedenleri çürüyüp kemik haline gelecek, son model araba dedikleri metal yığınları birkaç on yıl sonra işe yaramaz hale gelip paslanacak, şöhretleri, mevkileri birkaç yıl sonra belki de kimse tarafından hatırlanmaz hale gelecektir. Hatta aradan 100 yıl geçtiğinde dünya üzerinde kendilerini tanıyan tek bir kişi dahi kalmayacaktır. Tüm bunları kavrayamamaları, üstelik bu konuları hiç düşünmemeleri, onların aslında ne kadar küçük düşüncelerinin olduğunun, daha doğrusu akledemez kişiler olduklarının açık bir göstergesidir.
Ancak akledemez olmak, büyük bir aldanış içinde olan bu kişiler için hafifletici bir sebep değildir. Çünkü Allah her insanı yaratmış ve ona iki yol, iki amaç sunmuştur; kişi Allah'a gönülden boyun eğici bir kul olarak hayatını sonsuz güzellik yeri olan cennet için çalışarak geçirebilir veya hevasını ilah edinerek Rabbimize karşı büyüklenebilir. Birincisinde Allah onun aklını artırır, ikincisinde ise aklını elinden alır. İblis'in yaptığı gibi kibirlenip direten insanlar her zaman ikinci yolu amaç olarak benimsemişlerdir. Üstelik her uyarıldıklarında da diretmelerini sürdürmüşler ve Allah'a baş kaldırmışlardır. Bu kişiler bir ayette şöyle tarif edilirler:

Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acıklı bir azap ile müjde ver. (Lokman Suresi, 7)

Enaniyetlerinden dolayı Allah'a karşı büyüklenen ve Kuran ayetlerinden yüz çeviren bu kişiler, tavırlarının karşılığını hem dünyada hem ahirette alırlar. Bu tavırları onlara hiçbir yarar sağlamadığı gibi ebedi olarak cehenneme sürülmelerine sebep olur:

İnkar edenlere de ki: "Yakında yenilgiye uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz." Ne kötü yataktır o. (Al-i İmran Suresi, 12)

O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır. (Furkan Suresi, 34)

Müminler ise birinci yolu kendilerine amaç edinmişlerdir. Allah'a karşı saygılı ve boyun eğici, diğer müminlere karşı da alçakgönüllüdürler. Çünkü Allah'ın sonsuz gücü karşısında kendi küçüklüklerinin ve acizliklerinin farkındadırlar. Aynı zamanda sahip oldukları zenginlik ve özellikleri de geçici bir süre denenmeleri için Allah'ın verdiğini bilirler. Bu imkanları, diğer insanlara karşı üstünlük aracı olarak kullanmazlar. Tevazulu insanlar hem kendi eksikliklerinin, ölümlü oluşlarının, hem de diğer insanların da kendileri gibi aciz birer kul olduklarının farkındadırlar. Allah Katında üstünlüğün takva ile olduğunu da bilirler. Bu nedenle başka hiçbir şeyi ölçü olarak kabul etmezler.
İşte bu kişiler Kuran'da bahsi geçen "temiz akıl sahipleri"dir. Allah onlara "doğruyu yanlıştan ayıran bir anlayış" vermiştir (Enfal Suresi, 29) ve bu anlayış ile dünya geçiminin çok kısa olduğunu, ahiret için, cennete kavuşmak için hazırlık yapmaları gerektiğini fark etmişlerdir. Dolayısıyla nefislerindeki büyüklenme arzusunu da tamamen engellemişler, şeytanın enaniyetinden arınmışlardır.
Kurtuluşun tek yolu da budur.

Enaniyet terimi Arapçada "ben" anlamına gelen "ene" kelimesinden türemiştir. Kişinin kendisine müstakil bir benlik vermesi, hem kendi varlığını hem de etrafındakilerin varlığını Allah'tan bağımsız görmesi, yaşamını bu yanlış bakış açısına göre düzenlemesi anlamına gelir. Enaniyet şeytanın karakterinin en temel özelliğidir. Dolayısıyla "enaniyet" ve ondan kaynaklanan kibir, tüm sapkınlıkların kaynağıdır. Kibir, enaniyetin dışa vurumlarından biridir.



Kibirli insanların temel özelliği, yaratıldıklarını ve ölümlü olduklarını unutmaları, Allah'a karşı içinde bulundukları acizlik ve fakirliği hiç düşünmemeleridir. Bu insanlar, bulundukları ortam ve şartlar her ne olursa olsun boş bir gurura kapılacak sebepler bulabilirler. Enaniyetlerinden dolayı Allah'a karşı büyüklenen ve Kuran ayetlerinden yüz çeviren bu kişiler, tavırlarının karşılığını hem



dünyada hem de ahirette alacaklardır.



Bu kitabın amacı, enaniyeti Kuran'da bildirildiği üzere gizli ve açık bütün yönleriyle gözler önüne sererek, etkisi altına almaya çalıştığı herkesi bu pislikten arınmaya ve sakınmaya davet etmektir.
Hızlı Cevap
Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Şeytanın ilk oyunu Şeytanın ilk oyunu Örümcek ağı gibi çevremizi kuşatan yabancı kültür istilasını en renkli görüntüleri ile izlediğimiz iki alandan birinin kadın dünyası üzerinde olduğunu tespit edebiliriz. İkinci...
şeytanın hileleri şeytanın hileleri Muhyiddini Arabî Bu cep kitabı, Muhyiddin-i Arabi'nin "Seceret'ül Kevn" adlı eserinden iktibas edilmiştir.Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun... Salat ve selam, efendimiz...
Şeytanın Oteli 2 Şeytanın Oteli 2 Filminin Tanıtımı Fragmanı Orjinal Adı: Fritt Vilt / Cold Prey 2 Yapım: 2008 ~ Norveç Tür: Gerilim, Korku
Şeytanın Hileleri V-1.0. Sürüm : 1.0 Tanıtım: Bir gün Peygamberimiz Resulullah S.A. cemaati ile oturuyormuş. Kapıya Allah'ın emri ile şeytan gelmiş. Peygamberimize ve cemaatine insanları nasıl kandırdığını, hangi hilelerle...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:08.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about contents copyrights in our page,please click here to contact us.