Ezberim  

Anasayfa Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Şeytanın Enaniyeti

İslam Dini Bölümü kategorisinde ve Dini Bilgiler forumunda bulunan Şeytanın Enaniyeti konusunu görüntülemektesiniz.
ENANİYETLE BİRLİKTE DİN AHLAKI YAŞANIR MI E naniyetle din ahlakının gereklerinin birarada yaşanamayacağı kesindir. Çünkü din ahlakının en önemli şartı ...


Seçenekler
  #51  
Okunmamış 13-03-2008, 12:50
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti

ENANİYETLE BİRLİKTE
DİN AHLAKI YAŞANIR MI



Enaniyetle din ahlakının gereklerinin birarada yaşanamayacağı kesindir. Çünkü din ahlakının en önemli şartı yalnızca Allah'ın büyüklüğünü tanımak, yalnızca O'nu ilah edinmektir. Enaniyetli bir kimse ise kendini Allah'tan bağımsız müstakil bir varlık olarak görür ve hevasının emirlerini yerine getirir. Allah'ın kulu olduğunun şuuruna varamaz. Allah'ın kendisine vermiş olduğu özelliklerden ötürü büyüklenerek nefsini yüceltir. Kısaca kendi nefsini ilah edinir, onu Allah'a ortak koşar. Dolayısıyla enaniyetle din ahlakı değil, ancak şirk yaşanabilir.
Enaniyetli bir kimse, dediğimiz gibi, nefsini ilahlaştırmış olduğu için, Allah'tan başka ilah olmadığını bildiren hak dinle daha en temel noktada çatışmaktadır. Dolayısıyla din ahlakını yaşaması gibi bir durum söz konusu olamaz. Zaten biraz ileride bahsedeceğimiz özel bir kesim dışında, enaniyetli kimselerin genelde din ahlakını yaşama gibi bir talepleri de yoktur. Büyüklenenlerin din ahlakına karşı nasıl inatla direndikleri ve dinden kaçarcasına uzaklaştıkları birçok ayette bildirilir. "Çünkü onlara "Allah'tan başka ilah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı. Ve derlerdi ki: "Biz ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz" (Saffat Suresi, 35-36) ayetinde de görüldüğü gibi içlerindeki büyüklenme isteği, Allah'ı ve elçilerini tanımalarını engeller. Hatta inkarcıların kibirleri bazen öyle dehşetli boyutlara varır ki, açıkça Allah'a düşmanlık gösterirler. Kuran'da boş bir büyüklenme içinde olan bu insanların Allah'ın anılmasına karşı olan tavırları şöyle bildirilmiştir:

Sen Kuran'da sadece Rabbini bir ve tek '(ilah olarak) andığın zaman 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler." (İsra Suresi, 46)

Din ahlakının amacı insanın Rabbimizi tanıyıp takdir etmesi ve O'na yakınlaşması, O'nun rızasını kazanmasına vesile olacak ahlaki yapıyı kazanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında enaniyet zaten dinin amacına tamamen ters bir unsurdur. Çünkü enaniyet ve büyüklenme Allah'ın sevmediği, gazaplandığı bir özelliktir. Bunu ayetler şöyle belirtir:

İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (Lokman Suresi, 18)

Şüphesiz Allah, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez. (Nahl Suresi, 23)

Dolayısıyla hedefi Allah'ın rızası olan din ahlakını, Allah'ın razı olmadığı enaniyetten taviz vermeden yaşamaya çalışmak, anlamsız ve kendi içinde çelişkili bir davranış olacaktır.
Din ahlakı tevazu, teslimiyet, alçakgönüllülük, Allah'a karşı boyun eğicilik gerektirir. Enaniyetli bir kişide ise bu tür mümin özellikleri barınamaz. Bu yüzden böyle bir kişi gerçek anlamda iman edemez.
Tevazu ve alçakgönüllülüğün en büyük alametlerinden birisi de Allah'a ve elçisine itaattir. Tevazulu olmayan biri itaat edemeyeceği için din ahlakıyla enaniyetin birarada olamayacağı burada bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Enaniyetli kimseler bulundukları ortamda hiçbir otoriteyi tanımazlar. Her konuda en iyi düşünüp en doğru davrananın kendileri olduğunu sanırlar. Kendilerinden çok emin oldukları için daha iyi bir bilen olduğuna ihtimal bile vermezler.
Bilindiği gibi şeytanın gizli enaniyeti de itaat noktasında ortaya çıkmış ve büyüklenmesi sebebiyle itaatten kaçmış, kafirlerden olmuştur. Kuran'da itaat konusu üzerinde çok sık ve önemle durulur. Müminde nasıl bir itaat olması gerektiği bütün ayrıntılarıyla tarif edilir. İtaat, Kuran'a göre kalben ve fiilen yerine getirilmesi gereken çok hassas bir konudur. Elçinin verdiği karara fiilen boyun eğdiği halde kalben sıkıntı ve burkuntu duymak bile imansızlık göstergesi olarak belirtilmiştir:

Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. (Nisa Suresi, 65)

Kibirli insanların önemli bir alameti, daha önce de gördüğümüz gibi, Allah kendilerine elçi gönderdiğinde, onun elçiliğini kabul etmemeleri ve onunla mücadeleye girmeleridir. Çünkü güzel ahlak, akıl, takva gibi üstün özellikleri olan ve o topluluktaki herkese lider olarak gönderilen bu kişiye itaat etme fikri son derece ağırlarına gider. Oysa elçiye itaat edilmeyince Allah'a itaat edilmemiş olur. Allah'a itaatin olmadığı yerde din ahlakı da yoktur. Pek çok ayette Resule itaatin gerçekte Allah'a itaat etmek olduğu belirtilir. Örneğin bir ayette şöyle buyurulmaktadır:

Kim Resule itaat ederse gerçekte Allah'a itaat etmiştir. Kim de yüz çevirirse Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik. (Nisa Suresi, 80)

Görüldüğü gibi itaat konusu, enaniyetli insanların din ahlakını yaşamalarına kesinlikle geçit vermeyen bir kale gibidir. Bu kalenin kapıları ancak tevazu, teslimiyet ve alçakgönüllülükle açılır.
Bütün bunların yanı sıra enaniyet, bir kişinin bütün ahlaki vasıflarının körelmesine, kalbinin katılaşmasına yol açan bir hastalıktır. Yani enaniyet din ahlakında istenmeyen bir özellik olduğu gibi enaniyetin doğurduğu diğer olumsuz karakter özellikleri de Kuran'da haber verilen üstün ahlak modeliyle bütünüyle tezat teşkil eder. Örneğin mümin, cömertlik, fedakarlık, sabır, anlayış, şefkat, merhamet, kararlılık, vefa, hoşgörü ve bunlara benzer pek çok üstün ahlaki özelliğe sahiptir. Oysa enaniyetli bir kimsede bu mümin özelliklerinin gerçek manada bulunması mümkün değildir. Bunların aksine enaniyetli kişi, cimri, sadece nefsinin çıkarlarını düşünen, sabırsız, kararsız, anlayışsız, zalim ve benzeri özelliklerin toplandığı bir karakter yapısı sergiler. Böyle bir yapıyla da din ahlakını yaşamak ve onun hükümlerini gereği gibi yerine getirebilmek mümkün değildir. Zaten din ahlakının en önemli amacı insanın, Allah'ın razı olduğu, beğendiği bu üstün ahlaki vasıfları kazanmasıdır.
Hızlı Cevap
  #52  
Okunmamış 13-03-2008, 12:51
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
Enaniyetli Bir Kimse Dini Yaşadığını İddia
Ederse Ne Olur?
Buraya kadar enaniyetli bir kişinin samimi olarak din ahlakını yaşayabilmesinin kesinlikle mümkün olamayacağını, Kuran'da tarif edilen mümin modeliyle enaniyetli bir insan modelinin taban tabana zıt olduğunu gördük. Ancak bunun aksi tavır gösterenler de vardır. Daha doğrusu din ahlakını yaşadığını iddia ederken gerçekte koyu bir enaniyete sahip olan "ikiyüzlüler" vardır.
Bu, İslam tarihinde alışılmadık bir durum değildir. Kuran'da bize başta Peygamberimiz (sav)'in dönemi olmak üzere her devirde müminlerin arasından çıkan bu tür insanlar hakkında bilgi verilir. Müminlerin bunlar hakkında yanılgıya düşmemeleri, bunlara aldanmamaları için de, bu kimselerin gerçek yüzleri açığa çıkarılır, temel özellikleri, belirleyici alametleri tarif edilir.
Kuran'da, müminlerin arasında bulunup da iman ettiklerini iddia eden ancak gerçekte iman etmeyen bir grup insandan bahsedilir. Bu kişiler enaniyetli insanların tüm vasıflarına (itaatsizlik, sadakatsizlik, riyakarlık, sahtekarlık... gibi) sahiptir. Bunlar, "münafıklar"dır. Münafıklar, çeşitli çıkar hesapları nedeniyle mümin toplumunun arasında yaşayıp küfürlerini gizlemeye çalışır, kendilerini iman etmiş gibi gösterirler. Ancak Kuran'a ve müminlerin genel hal ve tavırlarına aykırı yapıları ve davranışları nedeniyle hemen teşhis edilebilirler. Kuran'da bize onların pek çok tavır ve davranışlarından, konuşmalarından örnekler verilerek, ikiyüzlülükleri deşifre edilmiş, başta elçinin olmak üzere müminlerin de münafıkları rahatlıkla teşhis edebilmelerine imkan sağlanmıştır.
Kitabın bu bölümünde münafıklara değinmemizin asıl nedeni ise, en belirgin vasıfları enaniyet ve kibir olan bu grubun, enaniyetli insanların din ahlakını, taklidi ve göstermelik olarak bile yaşamadıklarını gösteren bir örnek teşkil etmeleridir. Gerçekten de münafıklar, başta elçiye itaat ve saygı olmak üzere, Kuran'ın pek çok hükmünü yerine getiremezler, görünürde yerine getirdikleri şeyler vardır ancak bunları son derece zorlanarak ve birçok açık vererek yaparlar.
İlerleyen sayfalarda münafıkların tarif edildiği ayetler doğrultusunda, enaniyetli insanların din ahlakını nasıl ve neden yaşayamayacaklarını, yaşamaya çalışınca ise ortaya ne tür çelişkilerin çıkacağını bazı maddeler altında inceleyeceğiz.
Hızlı Cevap
  #53  
Okunmamış 13-03-2008, 12:51
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
Allah'ı Gereği Gibi Takdir Edememeleri
Kibirin şeytanın vasfı olduğu daha önceki bölümlerde ele alınmıştı. İblis Allah'ın büyüklüğünü ve gücünü takdir edebilecek bir konumda olduğu halde, şiddetli enaniyeti sebebiyle akıldan tamamen uzaklaşmış ve çarpık bir mantık örgüsü geliştirmiştir. Bu nedenle Allah'a isyan etme cüretini göstermiştir. Kibirli insanlar da aynı şekilde bir kavrayış bozukluğu içindedirler. Bu özellik en çok münafıklarda görülür. Çünkü onların da en belirgin yönleri enaniyetli oluşlarıdır. Bu özellikleri de Allah'ın kudretini hakkıyla takdir edememelerinde kendini gösterir. Bu durum bir ayette şöyle haber verilir:

Bir sure indirildiğinde bazısı bazısına bakar: "Sizi bir kimse görüyor mu?" Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalplerini çevirmiştir. (Tevbe Suresi, 127)

Ayette de görüldüğü gibi büyüklenen münafıklar Allah'ın herşeye şahit olan, işiten ve bilen olduğunu dahi anlayamamaktadırlar. Nitekim Allah'ı aldattıklarını (Allah'ı tenzih ederiz) bile düşünebilmeleri, bu kibirli insanların ne derece akılsız varlıklar olduğu konusunda bize fikir vermek için yeterlidir. Aşağıdaki ayetlerde de bu özellikleri şöyle vurgulanmıştır:
İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar da şuurunda değildirler. (Bakara Suresi, 8-9)
Hızlı Cevap
  #54  
Okunmamış 13-03-2008, 12:51
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
İtaat ve Saygı Konusunda Uyum Gösterememeleri
Tevazu saygıyı, enaniyet ise saygısızlığı ve alaycılığı doğurur. Saygı kibirli insanların ağrına gider, özellikle de elçiye karşı saygı göstermekte çok zorlanırlar. Onlar ancak alaycılıktan, saygısızlıktan, farklı olduklarını hissettirip böbürlenmekten zevk alırlar. Kibirli insanlar kendi kararlarını üstün gördükleri için peygamberlerin hükümlerine hayır gözüyle bakıp teslim olamazlar. Bu yüzden de din ahlakı içinde en çok zorlandıkları konu elçiye itaattir. Ancak Allah bu derin itaati din ahlakının belirgin şartları arasında saymış ve zalimler olarak nitelendirdiği itaatsiz münafıkların durumlarını da ayetleriyle açığa çıkarmıştır:

Aralarında hükmetmesi için onlar Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman onlardan bir grup yüz çevirir. Bunların kalplerinde hastalık mı var? Yoksa kuşkuya mı kapıldılar? Yoksa Allah'ın ve Resulünün kendilerine karşı haksızlık yapacağından mı korkmaktadırlar? Hayır, onlar zalim olanlardır. (Nur Suresi, 48-50)

Allah'ı Anamamaları
Kendi nefislerinde büyüklüğe kapılan kişilerin en önemli özelliklerinden birisi, Allah'ı anmamalarıdır. Çünkü Allah'ı övmek, O'nu yüceltmek, gücünü ve kudretini takdir etmek aynı zamanda kendi kulluklarını ve acizliklerini de görüp tasdik etmek anlamına gelir. Büyüklük hevesindeki insanlara işte bu çok ağır gelir. Bunlardan dolayı Allah'ı anamayacak durumdadırlar. Bu durumları sonucu şeytanın etkisine girdikleri için tamamen dünyaya bağlanmışlardır; şeytan onları dünyevi emellere ve büyüklük hevesine kaptırarak peşinden sürükler:

Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle de onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 19)
Hızlı Cevap
  #55  
Okunmamış 13-03-2008, 12:51
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
Kuran'ı Dinleyememeleri

Firavun enaniyeti taşıyan bu kişiler Allah'ın elçileri vasıtasıyla gönderdiği kutsal kitapları da dinlemek istemezler. Zira okunan her ayet onlar için bir öğüt ve uyarıdır, onlara kulluklarını ve acizliklerini hatırlatır. Oysa bunlar kibirlerinden ötürü öğüt almaya, acizliklerini duymaya tahammül edemezler:

Ki onlar, beni zikretmede gözleri bir perde içindeydi, (Kuran'ı) dinlemeye katlanamazlardı." (Kehf Suresi, 101)



Sadakat Gösterememeleri

Din ahlakı sadakati ve vefayı gerektirir. Ancak bu insanlar sadece kendi menfaatlerini ve prestijlerini düşündüklerinden hep çıkarları doğrultusunda hareket ederler. Büyüklenme içindeki bir insandan sadakat ve vefa beklemek de yersiz olur. Bu tür insanlar yalnızca kendilerine sadıktırlar:

... Fakat iş kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet onlar Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu. (Muhammed Suresi, 21)

Zorluğa ve Zamana Karşı Dayanıksız Olmaları

Kuran'ın hükümleri herşeyiyle Allah'a teslim olmuş, yalnızca O'na tevekkül eden, ahiret yurdunu dünyaya tercih eden müminler için çok kolay ve zevklidir. Oysa bazı durumlar, birtakım dünyevi menfaatler uğruna dinden çıkar elde etmeye çalışan münafıkların hiç işine gelmez ve Kuran'ın bu tür çile, fedakarlık, kararlılık gerektiren hükümlerinden çeşitli yalan ve hilelerle kaçmaya çalışırlar:

Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor. (Tevbe Suresi, 42)
Hızlı Cevap
  #56  
Okunmamış 13-03-2008, 12:51
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
Mallarından Rahatlıkla İnfak Edememeleri
Malını, servetini karşılıksız olarak Allah yolunda feda etmek enaniyetli insanların en çok zorlandıkları noktalardan biridir. Ancak bazı menfaatleri ağır basarak mümin topluluğunda göze batmamak amacıyla infak edenler, bunu istemeye istemeye de olsa yaparlar:

İnfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen şey, Allah'ı ve elçisini tanımamaları, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken infak etmeleridir. (Tevbe Suresi, 54)

Aynı ayette münafıkların namaz kılma konusunda da oldukça zorlandıkları görülmektedir.
Buraya kadar, münafıklardan örnek vererek enaniyetli insanlar için din ahlakını yaşamanın ne derece güç, hatta imkansız olduğunu açıklamaya çalıştık. Enaniyet ve büyüklenme içindeki kimselerin sırf dünyevi menfaat için göstermelik olarak bile din ahlakını yaşamayı başaramayacaklarından, eninde sonunda ortaya çıkacaklarından söz ettik. Bu tür kişilerin en kabiliyetlileri bile, belki Allah'ın kendilerine izin verdiği bir süre çok güzel mümin taklidi yapsalar da, enaniyetleriyle çatışan ilk durumda gerçek yüzlerini ortaya koyacaklardır.
Bir kimsenin samimi tevazusu ve alçakgönüllülüğü ise onun hakiki bir mümin olduğunun alametlerindendir. Aynı şekilde mümin olduğunu iddia eden bir kişideki enaniyet de onun münafıklığının ya da münafıklığa olan eğiliminin bir alametidir.
Sonuç olarak özetlemek gerekirse, enaniyetli bir insan din ahlakını gerçek manada yaşayamaz. Dini konuları çok iyi bilse, Allah'ın kitabını baştan sona ezberlese de din ahlakını yaşamış olmaz. Aksine bildiği hükümleri uygulamadığı için daha çok sorumlu olur. Sonunda da din ahlakını ancak münafık olarak yaşayabilir hale gelir. Samimi bir mümin olması içinse herşeyden önce nefsine ilahlık vererek Allah'a ortak koşmayı bırakması, enaniyetini, gururunu terk ederek acizliğinin, kulluğunun bilincine varması gerekir. Halis din ancak böyle bir temel üzerine kurulabilir.


Hızlı Cevap
  #57  
Okunmamış 13-03-2008, 12:51
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
ENANİYETLİ İNSANLARIN

AHİRETTEKİ DURUMLARI


Müstekbirlerin kimler olduğu Kuran'da açıklanırken, "Firavun enaniyeti" taşıyan bu kişilerin sonlarının ne olacağı da bildirilmiştir. Allah ayette şöyle hükmetmektedir:

Ona: "Allah'tan kork"denildiği zaman, onu büyüklük gururu günaha sürükleyerek alıp kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o. (Bakara Suresi, 206)

Dünya hayatını Rabbimize karşı büyüklenerek yaşayan bu kişilerin, ahirette alacakları karşılık Kuran'da bildirildiği üzere cehennemdir. Bunu haber veren ayetler şöyledir:

... Doğrusu bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (Mümin Suresi, 60)

İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp-azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır. İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür. (Mümin Suresi, 75-76)

Dünyada sahip olduklarıyla şımaran, bunlara güvenerek enaniyeti artan insanlar büyük bir yanılgının içindedirler. Ahirette başlarına gelecekleri hiç düşünmez, beklemedikleri bir anda da üstlerine kondurmadıkları, kendilerini müstağni gördükleri ahiret azabı ile kuşatılırlar. Yaşadıkları kısacık ömürlerinde Allah'ı, hesap verecekleri anı ve kıyamet gününü düşünmemelerine karşılık cehenneme sevk edilirler. Burası sonsuza "kilitlenmiş" hayatlarının bundan sonraki bölümünü geçirecekleri konaklama yerleridir. Allah'ı ve hesap gününü unutan bu insanların ahiretteki durumları Kuran'da aşağıdaki ayetlerle haber verilmiştir:

Denildi ki: 'Bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz gibi Biz de sizi bugün unutuyoruz. Barınma yeriniz ateştir. Ve sizin için hiçbir yardımcı yoktur'. Bunun nedeni de şudur: Çünkü siz Allah'ın ayetlerini alay konusu edindiniz; dünya hayatı da sizi aldattı. Böylece ne ordan çıkarılırlar, ne de hoşnutluk dilekleri kabul edilir. (Casiye Suresi, 34-35)

Allah'ın ayetlerini alay konusu edindikleri ve dünya hayatına dalarak ahireti unuttukları için cehenneme giren bu insanların alaycılıklarının altında yatan asıl sebep enaniyetleridir. Kibir, onları bu konuma getirmiştir. Zira ahiret hayatı hiç duymadıkları bir konu değildir. Dünyadayken Allah, elçileri ve kitapları vasıtasıyla bunu onlara defalarca duyurmuştur. Ancak büyüklendikleri için dinlememişler ve yüz çevirmişlerdir. Sonucunda kazandıkları ceza ise, kendi yaptıkları yüzünden ve hak ettikleri için başlarına gelir:


"Hayır, Benim ayetlerim sana gelmişti, fakat sen onları yalanladın, büyüklüğe kapıldın ve kafirlerden oldun." (Zümer Suresi, 59)

Kuran'da enaniyetli insanların ölümleriyle birlikte başlayacak olan sonsuz cehennem hayatı, hesap günündeki durumları, başlarına gelecek azaplar tek tek tarif edilmiştir. Bu bölümde, Allah'a karşı büyüklenme içinde olan veya ruhlarında böyle bir tehlike taşıyan herkese caydırıcı bir öğüt olarak, bu kişilerin ahiretteki durumları tek tek başlıklar altında incelenmiştir.
Hızlı Cevap
  #58  
Okunmamış 13-03-2008, 12:52
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
Cehennemde Alçaltılıp Küçük Düşürülürler
Dünya hayatında büyüklenenler Kuran'da bildirildiği üzere cehennemde bunun karşılığını alçaltıcı bir azapla göreceklerdir. Büyük bir fiziksel azabın yanında onları manevi olarak da aşağılayıp, küçültecek bir sonla karşılaşacaklardır. Dünyada haksız yere büyüklenmelerinin karşılığı artık cehennemde ebedi küçüklük ve aşağılanmadır:

İnkar edenler ateşe sunulacakları gün (onlara şöyle denir): "Siz dünya hayatınızda bütün güzelliklerinizi ve zevklerinizi tüketip-yok ettiniz, onlarla yaşayıp-zevk sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz ve fasıklıkta bulunmanızdan dolayı, bugün alçaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız." (Ahkaf Suresi, 20)

Allah onları en çok ağırlarına giden şekillere sokar. Ateşin içinde yüzükoyun sürüklenmek gibi hor ve aşağılatıcı bir muamele görürler. Ateşe girmek zaten azaptır, fakat kibirli biri için yüzükoyun sürüklenerek aşağılanmak daha büyük bir azaptır. Ayetlerde şöyle buyrulur:

Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir. Engellemekte olanı gördün mü? Namaz kıldığı zaman bir kulu.
Hayır; eğer o, bir son vermeyecek olursa, andolsun onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından. (Alak Suresi, 6-10; 15-16)

Yukarıdaki ayetlerde insanın azgınlık sebebi olarak kendini müstağni görmesi gösterilmiştir. Yani enaniyeti... Yine ayetlerde ifade edildiği gibi, bu azgınlığın en büyük belirtisi inananları engellemeye çalışmasıdır. Bir başka ayette de bu dünyada üstün ve onurlu geçinen gururlu kimselerin cehennemde tam tersi bir konuma sokulduklarını görürüz:

"Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin.
Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün;
Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun." (Duhan Suresi, 47-49)

İşte enaniyetli insanların haksız yere büyüklenmelerinin neticesi budur. Peşinden koştukları dünya zaten geçicidir. Çok fazla şeye sahip olsalar bile bunların hepsi tükenip gider; yaşanılan bütün zevkler, güzellikler geride kalır. Oysa ahiret hayatı sonsuzdur. Üstelik var olan herşeyin sahibi Allah'tır; dünya hayatında insanlara verdiklerini yalnızca onları denemek için verir. Kişi sahip olduklarıyla Allah'ın rızasını arayarak şükreden kimselerden mi olacak yoksa nankörlük ederek inkar mı edecek diye dener. Verilen nimetlerle büyüklenmeyi isteyen insanların karşılığı ise, umduklarının tam tersine alçaltıcı bir azaptır.
Hızlı Cevap
  #59  
Okunmamış 13-03-2008, 12:52
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
Çirkinleştirilmişlerdir
Kibirli insanların en çok övünç duydukları konulardan birisi de fiziki özellikleri, güzellikleridir. Bu nedenle, güzelliklerinden dolayı enaniyet yapanların ahirette en korktukları şey başlarına gelir. Çirkinleştirilirler, yüzleri kapkara kesilir:

Sonsuza Kadar Cehennemde Kalırlar
Ayetlerden Allah'a karşı büyüklenenlerin sonsuza dek cehennemde kalacakları ve oradan hiçbir kurtulma şanslarının olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu insanların cehenneme giriş sebepleri olarak da büyüklüklenmeleri gösterilir. Bu kibirlerini Allah sonsuz cehennem ateşi ile cezalandıracağını ayetlerde şöyle haber verir:

Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu günahkarları işte böyle cezalandırırız. (Araf Suresi, 40)

"İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür." (Mümin Suresi, 76)

"Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür." (Nahl Suresi, 29)

Şüphesiz görmeye bile tahammül etmenin mümkün olmadığı cehennem azabında milyarlarca, trilyonlarca yıl kalmak ve bunun yine de bitmeyeceğini ve sonsuza dek süreceğini bilmek burada tahayyül edilebilecek bir durum değildir. Böyle bir azapla karşılık görmekten daha büyük bir ceza düşünülemez. Üstelik bu, şiddetinden insanın yok olmayı isteyeceği, gördüğü her tavır ve fiille onu utandırıp aşağıların aşağısına koyacak bir azaptır.
Hızlı Cevap
  #60  
Okunmamış 13-03-2008, 12:52
 
Standart --->: Şeytanın Enaniyeti
Kıyamet Günü Malları ve Çocukları Onlara
Fayda Sağlayamaz
Enaniyetli kişilerin dünya hayatında bütün gücün Allah'ın kontrolünde olduğunu unutarak, malları ve çocuklarıyla övündükleri ve bu sebeplerle gururlandıkları açık bir gerçektir. Oysa tüm bunlar sadece Allah'ın insanları denemek için verdiği geçici imkanlardır. Kalıcı olan ve Allah Katında makbul olan tek üstünlük ölçüsü ise "takva"dır. Kuran'da "Allah Katında en üstün olanınız takvaca en üstün olanınızdır" (Hucurat Suresi, 13) diye belirtilmiştir. Buna rağmen takvada değil de Allah'a başkaldırmada yarışan insanlar, kıyamet gününde ne derece büyük bir yanılgının içinde olduklarını anlayacaklardır, çünkü ahirette bu değerlerin hiçbiri geçerli olmayacaktır:


Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde. Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka. Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır. Cehennem de azgınlar için sergilenir. (Şuara Suresi, 88-91)

Enaniyet sahibi olan kişilerin en çok övündükleri konuların başında, soyları ve evlatları gelir. Kuran'da birçok insanın Allah'ın yarattığını unutarak sahiplendikleri evlatlarından ve soylarından kıyamet günü kaçacakları şöyle bildirilmiştir:

Fakat 'kulakları patlatırcasına olan o gürleme' geldiği zaman,
Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar;
Annesinden ve babasından,
Eşinden ve çocuklarından,
O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır." (Abese Suresi, 33-37)

Ayrıca sahip oldukları soyla övünen insanların kıyamet günü böyle bir kavramı tanımayacakları ve onları tamamen unutacakları, akraba ve çocuklarından hiçbir yarar göremeyecekleri de ayetlerde anlatılmıştır:

Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da. (Müminun Suresi, 101)

Ne yakın akrabalarınız, ne çocuklarınız kıyamet günü size bir yarar sağlayamaz. Sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı görendir. (Mümtehine Suresi, 3)

Dünyadayken sahip oldukları ile büyüklenenlerin mallarını yığıp biriktirmelerinin de kendilerine bir fayda sağlamayacağı, "burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları adamlara seslenerek derler ki: 'Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamalarınız size bir yarar sağlamadı." (Araf Suresi, 48) ayetiyle bizlere bildirilmiştir. Mülkün Allah'a ait olduğunu kavrayamadıkları için, kendilerini güç ve kudret sahibi gören bu insanlar, ahirette gerçeği görecek, herşeyin mutlak sahibinin Allah olduğunu anlayacaklardır. Ayrıca ne dünyadayken sahip oldukları mallarının, ne servetlerinin, ne de güçlerinin ahiret gününde onları dehşetli azaptan kurtarmaya yetmediğini de öğreneceklerdir:

Ki o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır.
Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanmaktadır.
Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır.
Hutame'nin ne olduğunu sana bildiren nedir?
Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir."Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp-çıkmaktadır.
O, onların üzerine kilitlenecektir. (Hümeze Suresi, 2-8)

Hızlı Cevap
Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Şeytanın ilk oyunu Şeytanın ilk oyunu Örümcek ağı gibi çevremizi kuşatan yabancı kültür istilasını en renkli görüntüleri ile izlediğimiz iki alandan birinin kadın dünyası üzerinde olduğunu tespit edebiliriz. İkinci...
şeytanın hileleri şeytanın hileleri Muhyiddini Arabî Bu cep kitabı, Muhyiddin-i Arabi'nin "Seceret'ül Kevn" adlı eserinden iktibas edilmiştir.Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun... Salat ve selam, efendimiz...
Şeytanın Oteli 2 Şeytanın Oteli 2 Filminin Tanıtımı Fragmanı Orjinal Adı: Fritt Vilt / Cold Prey 2 Yapım: 2008 ~ Norveç Tür: Gerilim, Korku
Şeytanın Hileleri V-1.0. Sürüm : 1.0 Tanıtım: Bir gün Peygamberimiz Resulullah S.A. cemaati ile oturuyormuş. Kapıya Allah'ın emri ile şeytan gelmiş. Peygamberimize ve cemaatine insanları nasıl kandırdığını, hangi hilelerle...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:08.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about contents copyrights in our page,please click here to contact us.