Ezberim  

Anasayfa Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Peygamberler Tarihi Hz. Süleyman (A.S)

İslam Dini Bölümü kategorisinde ve Dini Bilgiler forumunda bulunan Peygamberler Tarihi Hz. Süleyman (A.S) konusunu görüntülemektesiniz.
Tarih, yaklaşık olarak İ.Ö. 970-931 yılları arasında yaşadığı düşünülen Hz. Davud'un oğlu Hz. Süleyman'ın kurduğu muhteşem krallığa şahitlik eder. Öyle ...


Seçenekler
  #1  
Okunmamış 04-02-2008, 11:30
 
Standart Peygamberler Tarihi Hz. Süleyman (A.S)

Tarih, yaklaşık olarak İ.Ö. 970-931 yılları arasında yaşadığı
düşünülen Hz. Davud'un oğlu Hz. Süleyman'ın kurduğu
muhteşem krallığa şahitlik eder. Öyle ki Hz. Süleyman,
babasından sınırları Mısır'dan Fırat'a kadar uzanan bir krallık
devralmış ve kısa sürede hakimiyetini güçlendirmişti.
Ve kendi yaşadığı dönemde öylesine büyük bir hakimiyet
kurmuştu ki, Allah'a olan imanının ve üstün aklının kendisine
kazandırdığı bu ihtişam, yüzyıllar sonra bile insanların
hayranligini ve dikkatini üzerine çekmeye devam etmektedir.
Hz. Süleyman'ın hayati, Allah'a gönülden iman eden bir
müslümanın aklının ne kadar fazla, ufkunun ne kadar geniş
olduğunu bütün insanlığa gösteren çok çarpıcı bir delildir.
Hz. Süleyman (a.s.) cinlerden ve insanlardan oluşan ordusu
ile kurduğu hakimiyeti, muhteşem bir saraydan yönetiyordu.
Ve bu saray döneminin en ileri tekniği kullanılarak üstün bir
estetik anlayışı ile inşa edilmişti. Sarayında göz alıcı sanat
eserleri ve görenleri hayran bırakıp etkileyen değerli eşyalar,
benzersiz bir estetik anlayışı ile yerleştirilmişti.
Elbette Hz. Süleyman'ın bu mekâni, görenlerde büyük
hayranlık uyandırıyordu.

İnsanların bu saraydan bu kadar etkilenmelerinin nedeni ise,
insan fıtratına en uygun olan estetik anlayışını ve ortamı birden
karşılarında görmeleri olmuştur. Zira Hz. Süleyman, yaptırdığı bu
görkemli sarayı, imanın nuru ve onun getirdiği üstün bir akıl ile
yaptırmıştı. Ve bir Müslümanın hangi çağda veya hangi şartlarda
yaşarsa yaşasın Allah'ın kendisine verdiği imkânları en güzel şekilde
kullanarak eşsiz bir mekân oluşturabileceğinin en güzel örneğini
sergilemişti. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'in Neml Sûresi'nin bir çok ayeti,
onunla aynı dönemde yaşayan bir kavmin yöneticisi olan Sebe
Melikesi'nin Hz. Süleyman'ın ihtişamlı sarayını gördükten sonra
ona biat ettiğinden bahseder. Hz. Süleyman, Sebe Melikesi
Belkıs'ın varlığını kendisine haber getiren Hüdhüd sayesinde
öğrenmişti:"Derken uzun zaman geçmeden (Hüdhüd) geldi ve
dedi ki: "Senin kuşatamadığın (öğrenemediğin) şeyi, ben kuşattım
ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim. Gerçekten ben,
onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki, ona her şeyden
(bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı var. Onu ve kavmini, Allah'ı
bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara
yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur;
bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar." (Neml Sûresi 22-24)

Bu bilginin üzerine Hz. Süleyman, Allah'ı ilâh olarak kabul etmeyip
güneşe secde eden ve şeytanın kendilerine süslü gösterdiği bir
sistemi kabul eden Sebe halkını, imana davet etmek için onlara
"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" başlayan bir mektup
göndermişti. Ve tüm kavmi kendisine teslim olmaya çağırmıştı.
"Gerçek şu ki, bu, Süleyman'dandır ve 'şüphesiz Rahman ve
Rahim Olan Allah'in Adıyla' (başlamakta)dır. (İçinde de
"Bana karşı büyüklük göstermeyin ve bana müslüman olarak
gelin" diye (yazılmaktadır). (Neml Sûresi 30-31)

Sebe Melikesi o ana kadar hiç karşılaşmadığı kadar kesin bir
üslupla tüm hükümdarlığını kendisine katmasını isteyen
Hz. Süleyman'ın, bu mektubu karşısında çok şaşırmıştı.
Ve kendisini kesin olarak bozguna ugratacağından emin olduğu
bu hükümdarı, kararından vazgeçirmek için ona yüklü hediyeler
göndermek yolunu seçmişti. Ne var ki Allah'ın rızasını ve
rahmetini hiç bir zaman maddî bir menfaate tercih etmeyen
tüm peygamberler gibi Hz. Süleyman da, Sebe Melikesi Belkıs'ın
hediyelerini geri çevirmiş ve elçileri vasıtasıyla ona ne kadar
kararlı, onurlu ve Allah'a bağlı olduğunu gösteren şöyle bir haber
göndermişti:"(Elçi hediyelerle) Süleyman'a geldiği zaman: "Sizler
bana mal ile yardımda mı bulunmak istiyorsunuz? Allah'ın bana
verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır; hayır, siz, hediyenizle
sevinip öğünebilirsiniz" dedi. Sen onlara dön, biz onlara öyle
ordularla geliriz ki, onların karşı koymaları mümkün değil ve biz
onları oradan horlanmış aşağılanmış ve küçük düşürülmüşler olarak
sürüp çıkarırız." (Neml Sûresi 36-37)

Hz. Süleyman Sebe Melikesi Belkıs'a Allah'ın adı ile başladığı
mektubunda kendi gücünün Yüce Rabbinden geldiğini ve asla
yenilmeyecek bir kuvvete sahip olduğunu hissettirmişti. Nitekim
Hz. Süleyman cinlerden, insanlardan oluşan, ona büyük bir
teslimiyetle ve şevkle bağlı bir orduya sahipti. Öyle ki bu ordunun
her üyesi Süleyman Aleyhisselam ın bütün sözlerini büyük bir
hoşnutlukla ve tam bir itaatle yerine getirmekteydi. Elbette
Hz. Süleyman'ın ordusunun tüm gücü Allah'tan gelmekteydi ve
Allah'ın ordusu adetullaha uygun olarak her zaman üstün gelecekti.

Sebe Melikesi Belkıs, onun (Hz. Süleyman'ın) sarayına gittiğinde o
güne kadar hiç görmediği büyük bir mülk ve zenginlikle karşılaşmıştı:

"Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini
çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam
camdan olma düzeltilmiş bir köşk zemindir." Dedi ki: "Rabbim,
gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte
âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." (Neml Sûresi 44)

Kendisi de bir zenginlik ve hâkimiyete sahip olan Sebe Melikesi Belkıs,
Hz. Süleyman'ın sarayına girince o güne kadar gördüğünden çok
farklı bir estetik ve bir zenginlikle karşılaşmış ve ruhuna hitap eden
büyük bir akla şahit olmuştur. Aslında Sebe Melikesi Belkıs'ın duyduğu
hayranlık ve şaşkınlık içine girdiği saraya değil, Hz. Süleyman'ın
aklınadır. Çünkü Belkıs'ın karşılaştığı manzara, o dönemin şartlarında
yapılabilecek en mükemmel eser olarak tarif edilebilecek en güzel
yerdir.

Âyette de ifade edildiği gibi camdan olan köşk zemini öylesine
gerçekti ki, Sebe Melikesi Belkıs, ıslanmaması için eteklerini
toplayarak ilerlemesi gerektiğini düşünmüştü. Sarayın
muhteşemliği ve görkemi, Müslümanların ruhlarında yaşadığı
zenginliği yansıtıyordu.

Belkısın başka bir ülkenin hükümdarı olmasına ve bu ülkenin en
büyük servetine sahip olmasına rağmen Hz. Süleyman'ın yaşadığı
mekândan ve onun zenginliğinden etkilenme sebebi de budur.
Teknik anlamda büyük servetler harcanan mekânlarda yaşamasına
rağmen, pek çok kişi insan fitratının hoşlanacağı estetiği
sağlayamayabilir. Oysa Hz. Süleyman'ın sarayının her köşesinde
görülen zevk, akıl ve mükemmellik sadece servetle elde
edilebilecek bir görünüm değildir. İşte aradaki bu farkı daha
sarayın girişini görür görmez anlayan Belkıs, böyle bir yeri meydana
getiren akla ve o aklın üstünlüğüne hemen teslim olmuştur.
Sebe melikesi Süleyman Âleyhisselamın aklının sahibi olan Cenâb-ı
Allah'a iman ettiğini söylemiş ve müslümanlardan olmayı kabul
etmiştir.

Hz. Süleyman ve onunla birlikte yasayan mü'minler,
Allah'ın kendilerine verdiği bu büyük mülkü taşımaya lâyık ve ehil
kimselerdi. Rabbine karşı son derece güzel ahlâklı, teslimiyetli ve
mütevazi bir peygamber olan Hz. Süleyman, kendisine nimet
olarak bahsedilen bu büyük zenginliği yine yalnızca Allah'ı razı
etmek ve onların kalbini Islâm'a ısındırmak için kullanıyordu.
Pek çok peygamber de aynı Hz. Süleyman gibi insanlara dini
tebliğ ederken halkın karşısına büyük bir zenginlikle çıkarak,
onları etkileme yoluna gitmişti. Hazinenin başına getirilen
Hz. Yusuf, kendisine büyük bir mülk verilen Hz. İbrahim,
görenleri hayrete düşürecek kadar ihtisamlı bir hâkimiyete sahip
olan Hz. Süleyman ve fakirken zengin kılınan Peygamberimiz
Hz. Muhammed, yaşadıkları hayat boyunca bunun en güzel
örneklerini sergilemişlerdir.

Peygamberlerin bu zenginliği ve yaşadıkları üstün ahlâki gören
insanlar, hiç bir sistemin ya da ideolojinin kendilerine sunmadığı
böyle bir maneviyatı ve maddî ihtişamı elde edebilmenin yolunu
merak ediyorlardı. Bu nedenle Islâmı henüz tanımayan insanlar,
ilk basta bu zenginliğin sebebine ve gördükleri ahlâkî yapısına karşı
duydukları merakla Islâma yaklasmışlardır. Ahlâkî üstünlükleri ve
tümüyle Allah yolunda kullandıkları zenginlikleriyle halkın kalbini
Islâma ısındıran peygamberler, böylece kısa sürede Allah'ın izniyle
büyük kitlelere dini yaymayı başarmışlardır.
Hızlı Cevap
Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Peygamberler Tarihi - Hz. Hud Peygamberler Tarihi - Hz. Hud Hz. Hud Yemen'de bulunan Ad kavmine gönderilen peygamberdir : «Ad kavmine de kardeşleri Hud'u (gönderdik).(...) ». Nuh aleyhisselamin oglu Sam'in neslindendir. Bir...
Peygamberler Tarihi Hz. Yunus (A.S) Adı Kur'ân'da geçen peygamberlerden biri. Soyu, Bünyamin vasitasiyla Ya'kûb (a.s)'a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)'a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre, isa (a.s) annesinin...
Peygamberler Tarihi Hz. Isa (A.S) Kur'an-ı Kerîm'de adı geçen ve israiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hz. İsa (a.s) batılı tarihçilere göre miladi yıldan dört veya beş sene kadar önce doğmuştur. Yine batılı tarihçilere...
Peygamberler Tarihi Hz.Yahya ( A.S.) Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından, Kur'an'da: "Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" (Meryem, 19/7) ayeti ile...
Peygamberler Tarihi İlk insan ve ilk peygamber. ÂDEM ALEYHİSSELÂM Yeryüzünde yaratılan ilk insan ve ilk peygamber,bütün insanların babası. Allahü teâlânın emri ile melekler çeşitli memleketlerden topraklar...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:39.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about contents copyrights in our page,please click here to contact us.