Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Hz. Peygamberin Hz. Hatice İle Evlenmesi

İslam Dini Bölümü kategorisinde ve Dini Bilgiler forumunda bulunan Hz. Peygamberin Hz. Hatice İle Evlenmesi konusunu görüntülemektesiniz.
Hz. Peygamberin Hz. Hatice İle Evlenmesi İbn İshak; "Hüveylid kızı Hatice, şerefli, varlıklı bir kadın olup tica*retle uğraşırdı. Malının ticaretini ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 02-02-2013, 15:05
 
Standart Hz. Peygamberin Hz. Hatice İle Evlenmesi

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Hz. Peygamberin Hz. Hatice İle Evlenmesi
İbn İshak; "Hüveylid kızı Hatice, şerefli, varlıklı bir kadın olup tica*retle uğraşırdı. Malının ticaretini yapmaları için, kar ve zararda ortak*lık usulüyle adam tutup çalıştırırdı." demektedir. Rasûlullah(s.a.v.)'ın doğru sözlü, güzel ahlaklı ve son derece güvenilir bir insan olduğunu du*yunca, kendisine haber gönderdi. Ticaret yapmak üzere kölesi Meysere ile birlikte malını Şam'a götürmesini teklif ile diğer ticaretçüere verdi*ğinden daha fazla ücret vereceğini de bildirdi. Rasûlullah (s.a.v.), bu teklifi kabul etti. Hatice'nin malını alıp kölesi Meysere'yle birlikte Şam'a vardı. Bir manastır yakınındaki bir ağacın gölgesi altında mola verdi. Manastırın rahibi onları görünce, Meysere'ye yaklaşıp; "Ağacın altında oturan şu adam Mm?" diye sordu. Meysere de; "Kureyşlidir, Ha*rem halkındandır." deyince rahip, "Bu ağacın altına şimdiye kadar pey*gamberlerden başkası oturmamıştır." dedi.
Sonra Rasûlullah (s.a.v.), getirdiği malları satıp parasıyla da, al*mak istediği şeyleri satın aldı. Bundan sonra Meysere'yle birlikte Mek*ke'ye dönmek üzere yola çıktı.
Öğle vakti hava iyice ısındığında Meysere, iki meleğin, devesi üze*rinde gitmekte olan Rasûlullah'ı gölgelendirip güneşten koruduklarını
görmüştü.
Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'ye gelip mallarını Hatice'ye teslim etti. Hatice de o malları sattı. Önceki seferlerin bir misli veya bir misline ya*kın miktarda fazla kar elde etti. Meysere de, rahibin söylediklerini ve Rasûlullah'ı gölgelendiren melekleri gördüğünü Hatice'ye anlattı. Hati*ce, akıllı, şerefli ve düşünceli bir kadındı. Ayrıca Cenâh-ı Allah da onu yüceltmek istemişti. Meysere'nin bu haberleri kendisine anlatması üze*rine rivayete göre Rasûlulîah'a şu mesajı göndermişti: "Ey amcaoğlu! Akrabalığın, kavmin içindeki asaletin, güzel ahlakın, güvenilirliğin ve doğruluğun için sana rağbetim vardır." Daha sonra da onunla evlenmek istediğini Rasûruliah'a açmıştı. Hatice, Kureyşlilerin en asil, en şerefli ve en varlıklı kadınıydı. Kavminin bütün erkekleri, bu yüzden -şayet ya-pabilseler- onunla evlenmek istiyor ve buna can atıyorlardı.
Hatice'nin mesajını alan Rasûlullah (s.a.v.), durumu amcalarına açtı. Bunun üzerine amcası Hamza, onu yanına alıp Hüveylid b. Esed'in yanına götürdü. Hatice'yi, Rasûlullah'a istedi. Böylece evlenmiş oldu*lar. .
İbn Hişam'm anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Hatice'ye me-hir olarak yirmi deve vermiştir. Böylece evliliğe ilk adımını, Hatice'yle atmış, o vefat edinceye kadar da başka bir kadınla evlenmemişti.
İbn îshak der ki: Rasûlullah(s.a.v.)rm İbrahim'den başka bütün ço*cukları Hz.Hatice'den doğmuştur. Çocukları şunlardı:
1- Kasım. Rasûlullah (s.a.v.), Ebu'l-Kasım künyesini onun adından almıştır.
2- Tayyib .
3- Tahir
4- Zeynep
5- Rukiyye
6- Ümmü Gülsüm
7- Fatıma
İbn Hişam'm anlattığına göre Rasûlullah'ın oğullarının yaş sırası*na göre adları şöyledir:
1- Kasım, 2- Tayyib, 3- Tahir.
Kızlarının da yaş sırasına göre olan adları şöyledir:
1- Rukiyye, 2- Zeynep, 3- Ümmü Gülsüm, 4- Fatıma.
Beyhakî, Mus'ab b. Abdullah ez-Zübeyrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah(s.a.v.)'ın, çocuklarının yaş sırasına göre adları şöyledir: 1- Kasım, 2- Zeynep, 3- Abdullah, 4- Ümmü Gülsüm, 5- Fatıma, 6- Rukiyye.
İlk olarak oğlu Kasım, sonra da Abdullah ölmüştür. Hatice de vefat ederken altmışbeş yaşındaydı. Elli yaşında olduğunu söyleyenler de vardır.
Diğer siyerciler dediler ki: Kasım, bineğe ve deveye binecek yaşa varmış, babası peygamber olduktan sonra ölmüştür. Annesinden süt emmekteyken öldüğünü söyleyenler de vardır. Öldüğünde Rasûlullah (s.a.v.); "Onun için Cennet'te bir emzirici vardır. Onu emzirme işini ta*mamlayacaktır." demişti. Meşhur görüşe göre Rasûlullah (s.a.v.), bu sözü, İbrahim hakkında söylemiştir.
Yunus b. Bükeyrjbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: Hatice, Rasûlullah'a; iki erkek, dört de kız çocuk doğurdu: Kasım, Abdullah, Fa*tıma, Ümmü Gülsüm, Zeynep ve Rukiyye.
Zübeyr b. Bekkar dedi M: Abdullah'ın bir adı Tayyip.diğer adı da Ta*hir idi. Babasının, peygamber oluşundan sonra doğduğu için ona bu ad verilmiştir. Diğerleriyse, bisetten önce ölmüşlerdir.
Rasûlullah'ın kızlarına gelince onlar, biset dönemine ulaşmış, İslâm'a girmiş ve babaları (s.a.v.) ile birlikte hicret etmişlerdir.
İbn Hişam dedi ki: İbrahim, İskenderiye Sahibi Mukavkis'in, Kûret-ü Enda şehrinden alıp Rasûlullah (s.a.v.)'a hediye ettiği Mariyetü'l-Kıbtiye'den doğmuştur.
Allah izin verirse ayrı bir bölümde, Hz. Peygamber'in zevcelerinden de bahsedeceğiz. Güvencimiz Allah'adır.
İbn Hişam, Rasûlullah'ın, Hz. Hatice'yle evlendiği sırada yirmibeş yaşında olduğunu söyler. Aralarında Ebu Amr el-Medenî'nin de bulun*duğu birçok ilim adamı, bunu bana böyle anlattılar.
Yakub b. Süfyan dedi ki: Bir çok kimsenin bana anlattığına göre Hz. Peygamber yirmibeş yaşındayken, Amr b. Esed, Hatice'yi onunla evlen-dirmiştir. O esnada Kureyşliler de Ka'be'yi yapıyorlardı.
Yine aynı şekilde Beyhakî'nin, Hakim'den naklettiğine göre birbir*leriyle evlendiklerinde Hz. Peygamber yirmibeş yaşında, Hz. Hatice ise otuzbeş yaşında bazılarına göre de yirmibeş yaşındaydı.
Beyhakî, eserinin, "Hatice ile evlenmeden önce Rasûlullah'ın uğ*raştığı işler" bölümünde şöyle bir rivayette bulunur:
Ebu Abdillah el-Hafiz, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Allah'ın, peygamber olarak gönderdiği her insan, mutlaka koyun çobanıdır." Sahabeleri; "Sen de mi ya Rasûlallah?" diye sorunca buyur*muş ki:
"Ben de Mekkelilerin davarını birkaç kırat (tahıl) karşılığında otla*tıyordum."
Beyhakî'nin, Cabir'den rivayet ettiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöy*le buyurmuştur:
"Bir deve karşılığında Hatice'ye kendimi iki kez kiraya verdim (işin*de ücretle çalıştım)."
Beyhakî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: "Babası sarhoşken, kızı Hatice'yi Rasûlullah'la evlendirdi."
Beyhakî, Abdullah b. Haris'in şöyle dediğini rivayet eder: Ammar b. Yasir, Rasûlullah'la Hatice'nin evlenmesi hakkında insanların çok ko*nuştuklarını duyunca şöyle derdi: Rasûlullah'ın Hatice'yle evlenmesini, başkalarından çok ben bilirim. Çünkü ben, Rasûlullah'ın yaşıtı, dostu ve arkadaşıydım. Günün birinde onunla birlikte yürüyüşe çıktık. Haru-re mevkiine geldiğimizde, Hatice'nin bacısının yanından geçtik. O, ken*dine ait bir deve derisi üzerinde oturmaktaydı. Bana seslendi. Ben de dö*nüp yanına gittim. Rasûlullah (s.a.v.) da durup beni bekledi. Hatice'nin kızkardeşi bana: "Senin arkadaşın, Hatice'yle evlenmek istemez mi?" diye sordu. Ben de dönüp Rasûlullah(s.a.v.)'m yanına vardım. Durumu kendisine anlattım. O da: "Hayatıma yemin olsun ki isterim." dedi. Rasûlullah(s.a.v.)'m bu sözünü, Hatice'nin kızkardeşine ulaştırdım. "Yarın sabah bize gelin." dedi. Ertesi sabah evlerine gittiğimizde bir inek kesmişler, Hatice'nin babasına bir kaftan giydirmişler, sakalım sariya boyamışlardı. Ben, durumu Hatice'nin kardeşine anlattım. O da ba*basına anlattı, ama babası, o anda sarhoştu. Ona, Rasûlullah'm şahsi*yeti ve sosyal mevkii anlatıldı. Onun kızına Talibli olduğu söylendi. O da bunun üzerine kızı Hatice'yi Rasûlullah'a verdi. Bu evliliği yaptılar. Ye*meği yedik. Hatice'nin babası uyudu. Sonra bağırarak uyanıp; "Bu ne kaftan, bu ne sakal boyası, bu ne yemek?" diye yüksek sesle söylendi. Ammar b. Yasirle konuşmuş olan kızı da; "Bu, kızının nişanlısı Muham-med b. Abdullah'ın sana giydirdiği kaftandır. Kesilen bu inek ise, onun sana hediyesidir. Kızını, ona eş olarak vermen üzerine ineği kestik." de*di. Hatice'nin babası, kızı Hatice'yi eş olarak Muhammed'e vermeyi ka*bul etmeyip bağırarak evden çıktı. Hatim'e[19] geldi. Haşim oğulları, Rasûlullah'ı da yanlarına alarak Hatice'nin babasının yanma geldiler. Kendisiyle konuştular. Onlara: "Adamınız nerede?" diye sorması üzeri*ne, Rasûlullah çıkıp onun yanma geldi. Rasûlullah'a bakınca şöyle dedi: "Eğer Hatice'yi sana eş olarak verdiysem vermişimdir. Vermediysem de şimdi veriyorum!"
Zührî, "Siyer" adlı eserinde der ki: "Hz. Hatice'nin babası sarhoşken kızını, Rasûlullah'la evlendirdi."
Müemmelî der ki: Üzerinde ittifak edilen görüşe göre Hatice'yi Rasûlullah'la evlendiren kişi, amcası Amr b. Esed'dir. Süheylî'nin de tercih ettiği görüş budur.
Bunu, Abbas ile Aişe'den nakletmiştir. Hz. Aişe demişki: Hatice'nin babası Hüveylid, Ficar savaşından, önce ölmüştür. Hacer-i Esvedi, Ka'be'den alıp Yemen'e götürmek isteyen Tübban[20] ile mücadele eden odur. Bu iş için Hüveylid, yanına Kureyş'ten bir cemaati de alarak ayak*lanmıştı. Öte yandan Tübban da uykuda korkulu bir rüya görmüştü. Bunun üzerine bu niyetinden vazgeçmiş ve hacer-i esvedi yerinde bırak*mıştı. "Sire" adlı eserinin son kısmında İbn İshak der ki: Hz. Hatice'yi, Rasûlullah (s.a.v.) ile evlendiren, kardeşi Amr b. Hüveylid1 dir. Doğrusu*nu Allah bilir. [21]


Fasıl


İbn İshak dedi ki: Hüveylid kızı Hatice, kölesi Meysere'nin, rahibin söyledikleri ve iki meleğin Rasûlullah'ı gölgelendirmesi gibi bizzat gör*düğü şeylerle ilgili olarak kendisine anlattıklarını, Varaka b. Nevfel b. Esed b. Abdüluzza b. Kusayy'a nakletti. Varaka, Hz. Hatice'nin amcası oğlu olup Hristiyandı. Kitapları araştırmış, insanla ilgili ilimleri öğren*mişti. Hatice'nin kendisine bu şeyleri anlatması üzerine Varaka şöyle demişti: "Ey.Hatice! Eğer bu söylediklerin gerçekse, Muhammed bu ümmetin peygamberi olacaktır. Bu ümmete yakın zamanda bir peygamber geleceğini zaten biliyordum." Varaka, bu işin geciktiğini görerek; "Bu hal, ne zamana kadar böyle sürüp gidecek?" diyor ve şöyle bir şiir söylü*yordu:
"İnad ettim. Ben hatıralara dalmıştım. Kederden ötürü inad ettim. O keder, uzun uzadıya ağlattı beni. Hatice'nin evsaf üzerine vermesin*den sonra ey Hatice, bekleyişim uzun sürdü. Mekke'nin iki yamacı arasında, senin sözlerin üzerine umuda kapılarak, bu dar geçitten çıkıp yeri bulacağımı umdum. Çünkü bana, rahiplerden birinin söyledikleri*ni aktarmıştın. O sözlerin, eğri olmasını istemem. Rahip demiş ki: Mu*hammed, bir gün başa geçecek. Kendisine karşı duranları mağlup ede*cek. Beldelerde, nur zuhur edecek. Bütün halk, o nur sayesinde doğrula*cak. Kendisiyle savaşanlar, kayba uğrayacak. Onunla banş içinde yaşa-yanlarsa, başarı ve zaferi bulacak. Bütün bunlar olurken keşke ben de hazır bulunsam. Ve Kureyşlilerin hoşlanmadığı İslâm'a, -bütün Mekke-lüer karşı çıkıp gürültü, patırtı etseler de- insanların ilk gireni ben ol*sam. Onların hoşlanmadıkları İslâm'ın, -kendileri alçalıp kafirlikte kal*maları halinde- Arş'm sahibi Allah'ın katma yükseleceğini umarım. Ku*reyşlilerin sefalet diye adlandırdıkları şeyi (İslâmiyeti) seçip burçlara yükselen kimsenin durumu kafirlik midir? Hayır, değildir. Onlar yaşar*ken ben de yaşarsambir şeyler olacaktır ki; kafirler, o şeyler karşısında gürültü koparacaklardır. Ama ölen her genç ve yiğit kişi, kaderindeki sı*kıntı ve kayıpları görecektir."
İbn İshak'a göre Yunus b. Bükeyr'den yapılan rivayette Varaka b. Nevfel, başka bir şiirinde de şöyle demiştir:
"Sabah erkenden mi, yoksa akşamleyin mi gideceksin? Gönlünde gizlediğin hüzün ateş çakıyor. Çünkü ayrılmam istemediğim bir kavim*den ayrılıyorsun. İki gün sonra onlardan uzaklaşacak gibisin. Doğru ha*berciler, Muhammed'den haber veriyor. Nasihatçılar, kaybolduğunda onu anlatıyor, İki yolu bulunan düzlükte, taşlık olan çukurda, Mek*ke'nin en hayırlı adamı, kervanla birlikte Busra pazarına yönelip sana geldi. Develeri yüklü ve ağır yürüyüşlüydü. Bilgisine dayanarak her hayrı bize anlatıyordu. Hakkın anahtarlı kapıları vardır. Haberci diyor*du ki; Abdullah oğlu Ahmed, peygamber olarak gönderiliyor, Batha ki o; Hud ile Salih, Musa ile İbrahim gibi kulların, elçi olarak gönderildikleri gibi, doğru sözlü bir elçi olarak gönderiliyor. Öyleki onun kıymeti görülecek ve şanı, açık-seçik bir şekilde yayılacaktır. Lüeyy ve Galib ka*bilelerinin şerefli ihtiyarları ve gençleri, ona tabi olacaktır. İnsanlar, onun peygamberlik dönemine ulaşıncaya kadar yaşarsam, ben ona sev*gi gösterir, onunla ferahlanırım. Yoksa ey Hatice, bilesin ki ben, senin şu diyarından daha geniş ve büyük bir diyara seyehat ederim!" ,
el-Ümevî, yukarıdaki şiire şu mısraları da ekler:
"Binaları kuranın dinine tabi olanlar. Bilin ki; bu dinin sahibi, in*sanlardan daha faziletli ve üstündür. Mekke'de sabit binalar kurmuş*tur. Karanlıkta, o binalarda kandiller parıldar. O binalar, bilinen ve bi*linmeyen bütün kabilelerin toplanma yeridir. Oraya asil, yüksek, seç*kin ve mızrak gibi boylu, ama yorgun olan develer hızla koşup giderler. Bileklerine, yırtık elbise parçaları takılıdır."
Ebu'l-Kasım es-Süheylî'nin, "Ravz" adlı eserinde naklettiği, şu aşa*ğıdaki şiirler de Varaka'ya aittir:
"Bazı kavimlere Öğüt verdim. Onlara dedim ki: Ben uyarıcıyım. Hiç kimse, sizi aldatmasın. Siz, yaratandan başka bir ilaha tapmayın. Eğer başka ilaha tapmaya sizi davet ederlerse; "Aramızda düşmanlık var." deyin. Arşın sahibi her zaman yüce ve münezzehtir. Bizden önce Cudî dağı da, Buz dağı da O'nu teşbih etmiştir. Gök kubbenin altındaki her şey, O'nun buyruğundadır. Mülk ve hükümranlığında hiç kimse, O'nun-la övünme yarışına giremez. Gördüğüm şeylerden hiçbiri, tazeliğini ko*ruyamaz. Yalnız Allah kalır. Mal ve evlat yok olup gider. Hürmüz'ün ha*zineleri kendisine yarar sağlamadı. O'nu, ebedi kılmadı. Ad kavmi de edebi yaşamaya çabaiadıysa da başaramadı. Süleyman da ölümsüzlüğe eremedi. Oysaki rüzgarlar, onun buyruğuyla eserlerdi. Aralarında ifrit*ler de olmak üzere cinler ve insanlar onun buyruğundaydılar. Onurlu ve güçlü oldukları için her taraftan heyetlerin gelip ziyaret ettiği hüküm*darlar nerede? Burada uğranılması gereken bir havuz vardır. Bunda ya*lan yoktur. O hükümdarlara gidildiği gibi, her gün buraya da gelinmesi gerekir."
Emiru'l-Mü'minin Hattab oğlu Ömer (r.a.)'de bazan bu şiirleri bir takım meselelerde delil olarak ileri sürüp okurdu. Doğrusunu Allah bi*lir







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Hz.Hatice'nin Vefatı Hz.Hatice'nin Vefatı Hz. Hatice'nin faziletlerinden, menkıbelerinden, Cen-netü'l-Firdevs'e girip yerleşeceğinden bahsedilecektir. Bütün bunlar, doğru sözlü ve sözü doğrulanan Rasûlullah tarafından...
Resulullahin Cok Evlenmesi Resulullahin Cok Evlenmesi Sual: Peygamberimiz niye çok evlenmiştir? CEVAP Resulullah efendimiz, önce 25 yaşında iken, 40 yaşında dul bir kadın olan Hazret-i Hatice ile evlendi. 25 yıl...
İki AIDS hastasının evlenmesi mümkün müdür? İki AIDS hastasının evlenmesi mümkün müdür? HIV pozitif virüsü taşıması, bir kişinin evliliğine yasal olarak engel teşkil etmez. İsteyen evlenir, istemeyen evlenmez. İki AIDS hastası da...
Şair Evlenmesi Özeti Şinasi Şair Evlenmesi Özeti Şinasi Türk edebiyatının Batılı anlamda ilk tiyatro örne­ğidir. Bu tek perdelik komedide sanatçı, geleneksel Türk tiyatrosu ile Batı tiyatro tekniğini kaynaştırmıştır....
Hz. Hatice Müminlerin Annesi... Dört hatunun faziletleri bütün dünya hatunlarının faziletlerinden üstündür. Meryem Bint-i İmran, Firavun'un karısı Asiye, Hatice bint-i Huveyled ve Fatma bint-i Muhammed" ...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,704
Konular : 237,608
Mesajlar: 424,550
Şuan Sitemizde: 262

En Son Üye: nuray furkan

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.