Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > İslam Dini Bölümü > Dini Bilgiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Hz. Zülkifl'in Hayatı

İslam Dini Bölümü kategorisinde ve Dini Bilgiler forumunda bulunan Hz. Zülkifl'in Hayatı konusunu görüntülemektesiniz.
Hz. Zülkifl'in Hayatı Zulkifl (Arapça: ذو الكفل , İbranice: י חזקאל Ezekiel), [1] Kurân'da adı geçen peygamberlerden biri.[2] Peygamberliği kesin ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 12-10-2010, 21:36
 
Standart Hz. Zülkifl'in Hayatı

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Hz. Zülkifl'in Hayatı

Zulkifl (Arapça: ذو الكفل, İbranice: יחזקאל Ezekiel), [1] Kurân'da adı geçen peygamberlerden biri.[2] Peygamberliği kesin olarak belli olmayıp, âlimlerin ekserisi peygamber olduğunu söylemişlerdir. Asıl ismi Bişr olup, lakâbı Zülkifl'dir. Elyesâ aleyhisselâmdan sonra, kızmadan sabır göstererek dinin emir ve yasaklarını İsrâiloğullarına bildirmeyi üzerine aldığı, kefil olduğu içim kefâlet sâhibi mânâsında Zülkifl denilmiştir. Elyesâ aleyhisselâmın amcasının oğludur. İsrâiloğullarına Mûsâ aleyhisselâmın dininin emir ve yasaklarını tebliğ etmiştir.[3]

Kurân'da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: "İsmâil, İdris ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. Onları rahmetimize soktuk. şüphesiz onlar salih olanlardandı" (el-Enbiyâ, 21/85, 86).

Âyette geçen "Zülkifl", adı değil lakabıdır ve "nasip ve kısmet sahibi" anlamına gelir. Fakat burada dünyevî zenginliği değil, onun üstün kişiliğini ve âhiretteki derecesini kastetmek için kullanılmıştır. Onun gerçek adı hakkında çok farklı rivayetler vardır.[2]
Bu lakab, kendisine Elyesa' -aleyhisselâm-'dan sonra, dînin emirlerini İsrâîloğulları'na bildirmeye kefîl olup, bir de zamanındaki peygamberlerin amellerini işleyip kat-kat sevâba nâil olduğu için verilmiştir. Nitekim Arapça'da “zü” sâhip, “kifl” de kefâlet (kefillik), nasîb, kısmet, kat (misil) gibi mânâlara gelir. Bu lakap ile, dünyevî zenginlik ve kısmetler değil, üstün kişilik husûsiyetleri ve âhiretteki yüksek dereceler kastedilmektedir.
İbn-i Abbâs -radıyallâhu anh-'tan şöyle bir rivâyet vardır: Allâh Teâlâ, İsrâîloğulları peygamberlerinden birine, lutfetmiş olduğu nübüvvetin yanında bir de mülk ve saltanat verdi. Bu peygamberin vefâtı yaklaştığında, O'na rûhunu kabzedeceğini vahiyle bildirdi: «Mülkümü, İsrâîloğulları'ndan geceleri sabaha kadar namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükmedecek birine ver!» buyurdu. Bu peygamber, kendisine verilen emri, İsrâîloğulları'na bildirdi. Aralarından bir genç kalkıp: «–Bu işe ben kefil olurum! Bu vazîfeyi üstlenirim!» dedi. Peygamber o gence: «–Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var; sen otur!» dedi. Sonra ikinci defa aynı teklifi yaptı, yine o genç: «–Ben kefil olurum.» dedi. Üçüncü defa aynı teklif tekrarlanınca, cevap veren, yine o genç oldu. Bunun üzerine teklifi yapan peygamber, yerine onu kefil bırakıp mülkünü ona verdi. Bu genç, Bişr idi.” Şeytan, bu gence hased etti. Gencin üstlendiği vazîfeyi gerçekleştirememesi için çeşitli hîleler yaptı. Fakat o, iblîs'in vesveselerine meyletmeyerek, yüklendiği emâneti lâyıkıyla taşıdı. Gayreti eksiksizdi. Bu sebeple kendisine “Zülkifl” denildi.[4]
Rûhu'l-Meânî sahibi müfessir Alûsî, Zülkifl hakkında birbirini tutmayan bilgiler bulunduğunu kaydeder. Bu rivayetler arasında onun peygamber olmadığını iddia edenler de vardır. Ayrıca Zülkifl lakâbının Hz. İlyas'a, Hz. Zekeriyya'ya verilen lakaplar olduğu da bu rivâyetler arasında yer alır.[5][6]
Yahudiler, O'nun, İsrailoğulları'nın esâreti sırasında peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur ırmağı yakınlarında bir bölgede yapan Hereksel olduğunu iddia etmişlerdir. Âlimlerin bir kısmı da onun Eyyub (a.s)'ın kendisinden sonra peygamber olan Bişr adındaki oğlu olduğunu söylemişlerdir. Fakat bu görüşlerin hiç biri kesinlik derecesine sahip değildir.(Bişr-i Hâfî adlı evliyâ ile karıştırılmamalı. Akhenaton notu)

Zülkifl (a.s)'in peygamber olmadığı söyleyenler olmuşsa da, âlimlerin ekseriyetine göre peygamberdir ve makbul olan görüş de budur.[7][2]

Yüce Allah, Eyyûb (a.s)'in kıssasını arz ettikten sonra, peygamberlerinden bazılarını anmış ve onları övmüştür. İnsanları tevhide çağıran, Allah'ın sevgi ve övgülerini kazanan bu peygamberden biri de, Zülkifl (a.s)'dir. Bu konudaki âyetlerin meâli şöyledir:

"Kuvvetli ve basiretli kullarınız İbrahim'i, İshâk'ı ve Yakup'u da an. Biz, onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık. Onlar, bizim yanımızda seçkinlerden, hayırlılardandır. İsmâil'i, Elyesâ'yı, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir" (Sad, 38/45, 46, 47, 48).[2]
Allahü teâlânın İsrâiloğullarına gönderdiği peygamberlerden Elyesâ aleyhisselâmın eceli gelip vefâtı yaklaşınca; Allahü teâlâ, rûhunu kabz edeceğini vahiyle bildirdi ve ''Mülkünü, İsrâiloğullarından gece sabaha kadar ibâdet eden, namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükm edecek birine ver.'' buyurdu. Bu peygamber, kendisine verilen emri İsrâiloğulları'na bildirdi. Aralarından bir genç kalkıp: ''Bu işe ben kefil olurum, üzerime alırım.'' dedi. Peygamber, o gence; ''Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var, sen otur.'' dedi. Sonra ikinci defâ aynı teklifi yaptı. O genç, yine ''Kefil olurum.'' dedi. Üçünce defâ aynı teklif tekrarlanınca cevap veren, yine o genç oldu. Bunun üzerine Elyesâ aleyhisselâm, onun yerine halife bıraktı. Bu genç, Bişr idi. Bu sebeple o gence "Zülkifl" lakâbı verildi.

Bu genç, aldığı vazifeyi eksiksiz olarak yerine getirmek için çalışırken İblis (Şeytan) onu kıskandı ve bu vazifeyi yaptırmamak için çeşitli hilelere baş vurdu. Fakat bu genç İblisin hilelerine aldanmadan aldığı vazifeyi eksiksiz yerine getirdi. Bu hâlinde dolayı Allahü teâlâya şükür etti.[3]
Hz. Zülkifl, geceleri uyutmayı garanti etmesi sebebiyle, gündüzleri kaylûle (Güneş'in tepede olduğu zamanda, öğle ile ikindi arasında) bir miktar uyurdu. İblis, kendi yardımcılarını ona gönderir, onu yoldan çıkarmaya ve verdiği sözden döndürmeye gayret eder; fakat muvaffak olamazdı (başaramazdı). yardımcılar, âciz kaldığı zaman bizzat kendisi geldi. Gündüz uykusuna yatmak üzereyken kapısını çaldı. "Kim o?.." İblis; "Hakkı çiğnenen mazlûm bir ihtiyar." Hz. Zülkifl, kapıyı açtı ve "Derdin nedir?" dedi. İblis; "Kavmimle aramızda bir anlaşmazlığımız var. Onlar, bana zulmettiler. Şunları şunları yaptılar..." diyerek uzun uzadıya bir şeyler anlattı. Uyku vakti geçmiş, Hz. Zülkifl'in uykusu dağılmıştı. İblis'e; "Ben, hüküm vermek üzere olduğum zaman gelir, beni bulursun." dedi.
Adam (İblis), ertesi gün muhakeme zamanında gelmedi. Yine keylûle zamanı, tam yatacağı sırada geldi ve kapıyı çaldı. Zülkifl, sordu; "Neden o zaman gelmedin?" İblis, cevap verdi: "O zaman gelsem, onla senden korkuyor ve hakkını vereceğiz diyorlar. Senden ayrılınca da bana cefa ediyorlar." Zülkifl; "Sen, yarın muhakeme zamanı gel."
Adam (İblis), yine gelmedi. Ama Zülkifl de iyiden iyiye uykusuz kalmıştı. Adamlarına kimsenin kendisini rahatsız etmemesini tembih ettikten sonra yerine yattı. İhtiyar, tekrar geldi ise de içeri bırakmadılar. Bu defa melûn, doğrudan içeri girdi ve gürültü çıkardı. Zülkifl, başını kaldırdı, yine o idi. Kapı, hâlâ kilitlediği gibi durmaktaydı. Bu defa onun Şeytan olduğunu anladı. "Sen, Allah'ın düşmanı İblis misin?" dedi. "Evet, beni her zamanki gibi âciz bırakmıştın. En son bu yola başvurdum. Belki kızdırabilirim dedim; ama muvaffak olamadım." [8][6]
Yukarıdaki rivayetlerde hüküm verirken kızmama prensibi pek hoş, pek güzel bir şey ise de geceleri hiç uyumamak ve gündüzleri oruç tutmak, İslam dininin getirdiği ölçüler içinde düşünülürse, hoş bir şey değildir. Nitekim Resulullah Efendimiz'in en çok bir gün oruç tutmak ve birgün tutmamaya izin verdiğini ve buna "Savm-ı Dâvûd" (Davut Peygamber'in orucu denildiğini, bunun ötesinde meşrû bir oruç bulunmadığını biliyoruz. Ancak Hz. Zülkifl'in Kurân'da peygamberlerin sırasında zikredilmiş olması göz önünde tutulursa, onun peygamber olduğu hakkında şüphe ve tereddüt kalmaz.[6]

Allahü teâlâ, Zülkifl aleyhisselâma peygamberlik vazifesi verdi. Zülkifl aleyhisselâm Mûsâ aleyhisselâmın dininin emir ve yasaklarını insanlara bildirdi. Tevrât'ı okuyup hükümlerini yerine getirdi. Tebliğ vazifesini hakkıyla yerine getirdikten sonra Şam beldelerinden birinde vefât etti.[3]
Taberî'de yer alan bir rivayete göre Zülkifl (a.s), Şam'da otururdu. Oradaki halkı Allah'a inanmaya, O'na ibadet etmeye ve dürüst bir şekilde yaşamaya çağırdı ve orada vefât etti.[9][2]
Zülkifl -aleyhisselâm- da, Mûsâ -aleyhisselâm-'ın şerîati ile amel etmiş, insanlara Tevrât'ın emir ve yasaklarını bildirmiştir.[4]







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 01-03-2011, 14:48
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Hz. Zülkifl'in Hayatı

süper ama çok uzun


  #3  
Alt 22-09-2011, 18:17
ahmetkaann
 
Halay Cevap: Hz. Zülkifl'in Hayatı

ödevdi yaptım walla


  #4  
Alt 05-10-2011, 20:03
Ziyaretci esra
 
Standart Cevap: Hz. Zülkifl'in Hayatı

evet ama çok güzel,


  #5  
Alt 09-10-2011, 14:12
Ziyaretci
 
Alkkis Cevap: Hz. Zülkifl'in Hayatı

hııım güzel


  #6  
Alt 16-11-2011, 17:56
Ziyaretci dilara
 
Standart Cevap: Hz. Zülkifl'in Hayatı

ödevdi valla ama hala yapmadım


  #7  
Alt 19-11-2011, 20:03
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Hz. Zülkifl'in Hayatı

bencede çok güzel


  #8  
Alt 01-12-2011, 16:00
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Hz. Zülkifl'in Hayatı

walla çok sağolun performansdı 90 aldım ama neyse


  #9  
Alt 08-12-2011, 14:50
ela_1006
 
Standart Cevap: Hz. Zülkifl'in Hayatı

ödevimdi ve bundan 100 aldım. çok mutluyum sağolun


  #10  
Alt 22-02-2012, 19:33
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Hz. Zülkifl'in Hayatı

çok uzun bu yaa


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Hz. Hud'un Hayatı Hz. Hud'un Hayatı Hazreti Hud Yemen'de Hadramut civarında "Ahkaf" denilen yerde yaşayan "Ad" kavmine peygamber gönderilmiştir. Şöyle ki: İnsanlar,tufan felâketinden sonra yine...
Hz. Lut'un Hayatı Hz. Lut'un Hayatı Kurân-ı kerîm'de ismi bildirilen peygamberlerden. Hz. İbrâhim'in kardeşi Hârân'ın oğludur. Hz. İbrâhim ve ona inananlarla birlikte Nemrûd'un memleketinden hicret edip Şam'a...
Hz. İsa'nın Hayatı Hz. İsa'nın Hayatı Kuran-ı Kerîm'de adı geçen ve İsrailoğulları'na gönderilen peygamberlerden. Hz. İsa (A.S.) batılı tarihçilere göre miladi yıldan dört veya beş sene kadar önce doğmuştur. ...
Hz.isa (a.s.)ın Hayatı HZ.İSA (A.S.)IN HAYATI Hz. İsa, tarihi kaynaklara göre, bundan yaklaşık 2000 yıl önce yaşamış, Allahın dünyada ve ahirette seçkin kıldığı bir elçisidir. Matta İncilinde Hz. İsanın I. Herod ve...
Hz. Şem'ûn'un Hayatı Hz. Şem'ûn'un Hayatı İsrâiloğulları'na gönderilen peygamberlerden olduğu rivâyet edilen mübârek zât. Şemsûn diye de zikr edilir. Peygamber efendimiz (S.A.V.); “Geçmiş zamanda Şem'ûn (Şemsûn...

 
Forum Stats
Üyeler: 66,546
Konular : 231,583
Mesajlar: 417,118
Şuan Sitemizde: 467

En Son Üye: arukan123

Sosyal Linkler
Twitter Butonları





Google+ Butonu


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:25.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.