Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > SpoR Köşesi > Diger Sporlar
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Güreş Sporu Nedir Tarihçesi

SpoR Köşesi kategorisinde ve Diger Sporlar forumunda bulunan Güreş Sporu Nedir Tarihçesi konusunu görüntülemektesiniz.
GÜREŞİN TARİHÇESİ Literatür Bilgi : Dünyanın bilinen ilk ve en eski sporu güreştir . Güreşin başlangıcı çok eski çağlara kadar ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 18-04-2008, 19:15
 
Standart Güreş Sporu Nedir Tarihçesi

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


GÜREŞİN TARİHÇESİ


Literatür Bilgi :
Dünyanın bilinen ilk ve en eski sporu güreştir .
Güreşin başlangıcı çok eski çağlara kadar gider. İnsanların taş ve demir devrinde de güreştiklerine dair belgeler ortaya çıkarılmış bulunmaktadır. Çok eski çağlarda müdafaasız insanın kendisini düşmandan vücudu ile koruduğu, sopa ve taşın, onun başlıca savunma vasıtası olduğu, karşı karşıya gelince bunların da yeterli olmadığı bilinmektedir. Düşmana karşı yapılan vücut müdafaasına hazırlanmak, daha önceden idmanlı bulunmakla mümkün olabilirdi. Büyükler küçükleri yetiştirmekte, onlara tecrübelerinden istifade etmek suretiyle bir takım faydalı bilgiler öğretmektey­diler. Bunlar da pek tabii olarak bir güreş karşılaşması veya idmanı şeklinde kendini göstermekteydi. Güreşin müdafaa vasıtası olmaktan çıkıp spor haline gelişine kadar geçirdiği yıllar tarihin karanlıkları içinde kaybolmaktadır. Bugünkü imkanlara dayana­rak bir tahmin yapmak lazım gelirse, spor olarak kabul edilişi, Milat denilen İsa'nın doğuşundan önce yedi veya sekizinci yüzyıla kadar dayandığı söylenmektedir(44). Güreşi spor haline getirenlerin başında eski Yunanlılar görülmektedir. Bugünkü Greko-Romen'e benzeyen eski Yunan güreşinde "yağlı güreş" de vardı. Yunan top­raklarının, dolayısıyla Ege Bölgesİ'nin bir zeytinyağı memleketi oluşu, yağlanma işini kolaylaştırmakta idi (44).
Güreşin zamanla Yunanlılardan Roma'ya geçtiği görülmüştür. Yunan medeni­yetinden ziyadesiyle faydalanan Romalılar, Yunan güreşini kendilerine uydurmuş­lardır. Greko-Romen branşında ve serbest sitilde yapılan güreşler Roma'da çok tutulmuştur. Bir rivayete göre Romalılarda güreş Etrüskler'den geçmiş, Yunanlılar da Etrüskler'den faydalanmışlardır. Vücut kültürü ile ilgili faaliyetlerin, tarih çağlarına rastlayan ilk izlerini, hemen hemen bütün uygarlıkların beşiği sayılabilecek olan Asya'nın, Orta ve Ön Asya coğrafi bölümlerinde bulmak mümkündür. Ancak, bu uygarlıklarda beden eğitimi ile ilgili faaliyetlerin amacı, günümüzdeki amacından biraz da olsa farklıdır Çünkü o çağlarda medeniyet olarak varolmak ve egemenlik kurmanın, özellikle fiziki olarak güçlü ve cesur olmaya bağlı olduğu düşüncesinden hareketle bütün çalışmalar bu amaca uygun olarak yapılmaktaydı

Etrüskler, Orta Asya'dan kalkarak Avrupa'ya gelip İtalya yarımadasına yerleşmişlerdir. Güreş tuttuklarına göre bunu yüzyıllar önce Orta Asya'dan getirdikleri de pek tabiidir. O tarihlerde, Avrupa'dan daha ileri medeniyete sahip olan Orta Asyalılarda güreşin varlığını düşünmek ne kadar normal bir olaysa; kendilerinin pek yakınlarında yerleşen EtrüsklerMe temas eden Yunanlılardan güreşi öğrendikten sonra Romalılara geçmiş olması mümkün görülmektedir. Güreşin Avrupa'ya yayılışı Roma'dan başlamıştır. Greko-Romen stili böylece bütün dünya tarafından tanınan ve medeniyetle birlikte ilerlemiş modern bir spor olmuştur.
Dünya'da bugün yaklaşık 200 çeşit yerel geleneksel güreş türü vardır (14). Bunların yarışma kuralları birbirlerinden çok farklıdır. Örneğin "Sumo" güreşinde galibiyet rakibin belli bir sahanın dışına itilmesi veya yere yıkılmasıyla sağlanmaktadır. Moğolların geleneksel güreşi "Bokh" da, ispanyolların Kanarya adalarının geleneksel güreşlerinde, rakibin diz veya vücudunun herhangi bir kısmının yere değmesiyle galibiyet sağlanırdı. Bunların yanında yanlız ayakla veya parmakla yapılan veya Brezilya'da saçlardan çekerek yapılan komik güreş türleri de vardır. Ülkemizde yaygın olarak yapılan geleneksel güreş türleri Karakucak ve Yağlı Güreştir. Sadece Güneydoğu Anadolu Bölgemize özgü, Judo'ya benzer "Aba Güreşi" de, Türklerin geleneksel güreş türlerindendir (14).
İlk çağlarda güreş, elbette bir tür boğuşmadır. Orta Asya devirlerinde Türkler arasında yapılan güreş müsabakalarında güreşin sporculardan birinin ölümü halinde sona erdiği bilinmektedir. Manas Destanı'nda kaydedilen güreşler bu gerçeği aydınlığa kavuşturmaktadır.
İranlı şair Firdevsi, "Şehnamesi"nde iki ordunun savaşmadan önce en kuvvetli ve en yürekli pehlivanlarını meydana sürdüklerini belirtmektedir (45). Bu pehlivanlar­dan birinin yenilgisi, temsil ettiği ordunun toptan yenilgisi sayılmaktaydı.
Mısırdaki "Beni Hassan" kalıntılarında, günümüzden beş bin yıl önce işlenen güreş oyunları motifleri bulunmuştur (9,45). Açık olarak söylemek gerekirse; ilk çağ­lardan itibaren güreş, yeryüzündeki hemen her insanın güç denemek için yaptığı uğ­raşlar arasında yer almıştır. Bir insanı saçından tırnağına kadar titreten, fizik ve karak­ter oluşmasında en etkili spor olarak kabul edilen güreş, Sokrat'ın da öğrencilerine tavsiye ettiği sporlar arasındadır. Sokrat "Devlet" adlı eserinde "çocuklarınıza müzik eşliğinde cimnastik ve güreş yaptırın" demiştir.
Bilindiği gibi Yahudiler, "Beni İsrailoğullan" diye de anılmaktadır. Beni İsra-iloğulları'nın anlamı "güreşte galip gelenlerin oğulları" şeklindedir. Tevrat'ın 32. babın­da, "Yaradan'Ia Hz. Yakup'un güreşi kaydedilmekte ve Hz. Yakup'un galip geldiği" öne sürülmektedir (45).
İslam Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.) Dünyada at nesline en büyük hizmeti yapan olarak bilinmektedir. Hz. Peygamber at neslinin geliştirilmesini emre­derken, güreş sporuna da en önemli değeri vermiştir. Hazreîi Hamza "Pehlivanların piri", Hazreti Ali ise pehlivanlığından ötürü "Allah'ın Arslanı" lakaplarını almışlardır (45). Rus şairi Puşkin, "Rusland ile Ludmilla" adlı destanında geniş şekilde güreşten sözetmektedir. Romalı Virgil'den İngiliz Şekspir'e varıncaya kadar, güreşin insanlarla içice olduğu bilinmektedir.
Türkiye'de güreş ve güleş söylenişinin yanında, Senirkent'Iilerin "Havız", Türkmen köylerinin "Gencer" deyişleri de güreşi anlatmaktadır
Poiakça "Zapaş", isveççe "Brotning", İngilizce "VVrestling", Almanca "Ringen", Farisi "Koşti", Bulgarca "Barba", Macarca "Bİrkuzu", Fransızca "Lutte", Rumence "Lupte", İtalyanca "Lutte" ve Arapça "Musara", Türkçe'deki "Güreş"İn karşılığıdır (45).
2.2. Güreş Konusunda Genel Bilgiler
Batı Türkleri tarafından güreş ve güieş şeklinde söylenen güreş sözcüğü, "Divan-ü Lügat'it Türk" te küreş şeklinde kullanılmıştır (54).
Kür-er: Yiğit, sarsılmaz, pek yürekli, kabadayı adam demektir (54).
Kür-eş-mek: Başka birisiyle yarışmak anlamına gelir. Güreş yapana da güreşçi denir (63).
Diğer Türk ağızlarında güreş sözcüğü şu şekilde söylenmektedir.
Moğol: Güra
Çağatay: Küreşmek, küleşmek Kazan: Kirle, küreş, küreşü, küreşmek Çuvaş: Küreş, güreş
Yakut: Küreş, "Küres tardısa keldim. -Güreşmek için geldim.", "Kürestesen kör -Boy ölçüşmeyi gör" (51).
Atik (9), "Bir yandan psikolojik, fizik ve teknik unsurların ferdi çerçeve içinde ahenkli bir denge gösterebilmesindeki zorluk, diğer taraftan ister tüm sahada yapılsın, ister ferdi olsun, başka sporlara kıyasla toplam adale gücünün en fazla güreş sporunda zirveye ulaşması ve insan sağlığına büyük yararlar sağlayışı, batılı ilim adamlarınca güreşin baş spor olarak kabul edilmesinin nedenleri olarak gösterilmek­tedir" demiştir.
2.3. Türk Güreş Tarihi
Türkler, Büyük Göç'ten önce "Totemizm" akidesinin verdiği hür ve serbest terbiyenin, tabiat güçlerine tapınmanın etkisinde kalarak doğaya, kuvvete tutkun karakteristik özellikleriyle, pehlivanlığı asırlar boyunca baştacı yapmışlardır. İslamiyet-ten önce de her Türk'ün güreş yaptığı bilinmektedir. Ölen yiğitler silahlarıyla gömü­lerek mezarları çevresinde dokuz gün dokuz gece süren güreşler düzenlendiği rivayet edilmektedir. Yiğitlerin ölüm yıldönümlerinde de yine üç gün üç gecelik güreş müsaba­kaları düzenlendiği anlatılmaktadır (44). Yaşantısı sürekli olarak tabiat ile savaşmakla geçen Türk Ulusu'nun Muaftan (3000) yıl evvel güreş yaptığı söylenmektedir (52,53).
Sinoloji profesörü D.W. Eberhad (29), Çin kaynaklarının (Han) zamanından (M.Ö. 2. yüzyıl) güreşle ilgili bilgiler verdiğini ve bu kaynaklarda güreşin "toslama" işaretiyle gösterildiğini, Türkistan'ın (Yen-Çi) ülkesinde yeni yılın ilk günü zırhlanmış yiğitlerin savaştılarını, yine Türkistan'ın (Kuça) şehrinde yeni yılın başladığı gün öküz, at ve deve güreşleri yapıldığını bildirmektedir. Dinsel olan Miladi ve Hicri yıl başlan yanında bilimsel bakımdan da önem taşıyan eski Türkler'in yılbaşısı olan (9 Mart-M. 22 Mart) günü tabiatın yeniden canlanışı ile birlikte Türk Ulusu'nun da sevindiği ve bu sevincini o gün kırlarda bütün milletçe bayram yaparak kutladığı bildirilmektedir. Acemlerin "Nevruz-Yenigün" dedikleri bu günde kırlarda yemekler yenmekte, spor yarışmaları yapılmaktadır. Bu gelenek, Anadolu'da ve Türkler'in yaşadığı diğer bütün yerlerde hala sürdürülmektedir (50). Eski Türkler'in, yalnız yılbaşı bayramlarında güreşmedikleri, evlenme toylarında, zafer şölenlerinde de güreştikleri rivayet edilmek­tedir (50). Ayrıca hakanların da yanlarında bulundurdukları (Kırk yiğidi) birbiriyle veya başka ulusların güreşçileriyle karşılaştırdıkları bilinmektedir.
Türkler güreşe özel önem vermiş, bütün sporlardan üstün tutmuşlardır. Binicilik ve atıcılığın yanında "Pujila" da (Yakut Türkleri'nin buluşu bir tür boks) ve atlı cirit oyunlarında son derece usta olan Türkler, güreşi de bütün sporların temeli, terbiye verici, adeta bir ibadet şeklinde kabul etmişlerdir (44). Orta Asya'daki Türklerde gü­reş, binicilik ve okçuluk sporlarıyla birlikte yapılmaktadır. Eski Türklerin kendi arala­rında harp etmek istemedikleri, aralarında çıkan anlaşmazlıkları, karşılıklı çıkardıkları iki pehlivanın kıyasıya güreşinin sonucuna bağladıkları, yenen pehlivanın tarafı galip, yenilen pehlivanın tarafının da mağlup sayıldığı ifade edilmektedir (44). Eski Türklerin bir kolu olan ve Oğuz Türklerinden olan Osmanlı Türkleri, Anadolu Selçuklu Türkle­ri'nin devamı olan devletlerini kurdukları zaman, Doğu Roma imparatorluğunun gü­reşçilerini ve onların güreş sitillerini görmüşierse de, bu güreş tarzı ile ilgilenme­mişlerdir. Rumeli denilen Avrupa'ya geçen Osmanlı Türkleri, burada gördükleri yağlanarak yapılan güreşle ilgilenmişler ve bu güreşi kendilerine has bir tarzda yapmaya başlamışlardır. Alman sınırından İtalya yarımadasına, Budin (Budapeşte) vilayetinden Basra körfezine, İspanya sahillerinden Fas, Cezayir, Tunus, Bingazi, Trablusgarp, Mısır, Arabistan, Kafkasya, Kırım, Eflak ve Boğdan (Romanya)'ı çevre­leyen ve İstanbul'u başşehir yapan, büyük imparatorlukta; güreş, başlıca spor olmuş­tur (44). Osmanlı Türkleri'nde güreşin tekkeler (bugünkü kulüpler) ile yönetildiği, başkanlarına (Şeyh), sporculara (Mürit) denildiği bilinmektedir. Güreş tekkelerinin merkezi ve en büyüğü İstanbul'da Zeyrek'te idi (44,45). Ayrıca Mekke, Cidde, İsken­deriye, Lazkiye, Şam, Maraş, Amasya, Tokat, Ankara, Kütahya, Tire, Bergama, Mani­sa, Akhisar, Yenice, Üsküp, Gelibolu, İpsala, Usturumca, Avlonya, Diyarbakır, Konya, Bursa, Balıkesir, Urfa, Halep Belgrat, Bağdat, Edirne'de de güreş tekkelerinin bulunduğu bilinmektedir. Bu tekkelerde çalışmalar akıl durduracak kadar başarılı olmuş, bugün dahi eşine rastlanmayacak kadar teknik bilgiler öğretilmiştir. Bu teşkilat, Türk pehlivanlığının yıllarca üstün kıvamda kalmasına, bütün Dünyaya ün salmasına yardım etmiştir. Bugünün en yüksek medeniyetini taşıyan uluslar bile bu teşkilata, bu disipline ve bu tekniğe sahip değillerdir. Bu tekkelerde sporcuların ve başkanlarının aylık ve yemek vakfiyelerinden başka, birer ikişer imareti vardı ki; bu imaretlerde isteyen halkın, gelen seyircilerin, geçen seyyahların (turistlerin) parasız, istedikleri gibi yeyip içtikleri anlatılmaktadır (44). Bütün bu vakfiyeler; zamanın beylerbeyleri, paşa­ları, vezirleri, ayanı ve hakanları tarafından yüzbinlerce altın hibe edilerek ortaya çıka­rılmıştır. Menziller, türlerine göre isimlendirilmişlerdir. Sözgelimi "Pehlivan Tekkesi"

(Güreş Kulübü), Okçular Tekkesi (Okçular Kulübü), Gürzcüler Tekkesi (Kale kapılarını ağır gürzler kaldırarak kıranlar) gibi.
Türk güreş tarihi ile ilgili bir açıklama yapmak gerekirse, bunu üç kısımda ele almada yarar vardır: I. Devir: 18. yüzyılın başına kadar gelen ve daha çok eski tarih kitaplarında kısaca bahsi geçen devre, II. 18. yüzyılın başından Koca Yusuf'a kadar (1830-1890) geçen ve daha çok söylentiler halinde bilinen devre. III. Devir; Koca Yusuf'tan bu yana belgelere dayanılarak bilinen devredir (11,60).
Türk güreşi genel olarak iki türlüdür. Birine "Karakucak" denir. Anadolu'da bu tür karşılaşmalar "Harman Güreşi" şeklinde de bilinmektedir. İsviçre'nin dağ köyle­rinde, Kuzey Amerika'nın bazı bölgelerinde "Karakucak" tabir ettiğimiz türde güreşler yapılmaktadır. İsviçre'nin dağ köylerine bu güreşi Atilla ve Cengiz'in ordusundan ayrılan askerlerin taşıdığı sanılmaktadır. Bunlara ek olarak Fransa'da Brötonlar da serbest güreşleri bilmekte ve yapmaktadırlar. Avar Türkleri'nin yüksek dağlarda kalan kolları Avrupa'ya bu tür güreşi yaymıştır (45). Karakucak, başka bir deyişle "Serbest Güreş" Mançu'dan, Yakut Türkleri'nden, Moğolistan'dan, Doğu ve Batı Türkistan'dan, Kırım ve Kazak Türkleri'ne varıncaya kadar bilinen bir spordur.
2.4. Yağlı Güreş ve Kırkpmar
Türklerin çok sevilen "Yağlı Güreş" karşılaşmaları vardır. Bu tür güreşin temeli, dengedir. Pehlivanlar, İslami kurallara göre vücutlarını örten (göbeğin altından diz ka­pağının altına kadar) deriden yapılma "Kısbet" giyer, yağlanır, yenişinceye kadar güreşirler. Son yıllarda yağlı güreşe de bazı kurallar getirilmiş, zaman tahdidi konmuş ve puanlama girmiştir. Yağlı güreş kapışmaları sırasında davul-zuma savaş havaları çalmaktadır. Yağlıdaki mücadele müzikaldir. Hatay ve Kahramanmaraş çevrelerinde yapılan ve Judo'ya çok benzeyen "Aba güreşi" de Türklerin ayrıca kendilerine has güreş kapışmalarından biridir (45).
Türkiye'de çok yaygın olan ve sevilen Yağlı Güreşin, Rumeli denilen Trakya ve Balkanlardan yayıldığı bilinmektedir. Yunanlılar tarafından eski Olimpiyat Oyunlarında güreşçilerin zeytin yağıyla yağlanarak yaptıkları güreşin, buradaki Türkler tarafından benimsenerek yayıldığı da bilinmektedir. Yağlı güreş daha çok muvazene güreşidir. Arapların da bu güreşi yaptıkları söylenmekte ise de, bu hususta tarihi bir ize rastlan­mamıştır (44). Yağlı güreşçilerin, pirlerini Hazreti Hamza olarak kabul etmelerinden
başka Araplıkla bir ilgisi bulunmamaktadır. Rumeli Türkleri, eski Yunanlılara ait olan yağlı güreşi tamamiyle değiştirerek Türkleştirmişler ve Yunan ilahları için tertiplenen Olimpiyat Oyunlarının bu spor dalını, kendilerine has bir şekilde Müslümanlaştırmış-lardır. Yağlı Güreşte tören çok önemlidir. Güreşe başlamadan önce pehlivanlar soyunup deri kısbetlerini giydikten sonra yağ kazanının başına gelmekte ve Kıble'ye dönerek üç ihlas bir fatiha okuyup pirleri Hazreti Hamza'ya dua ettikten sonra cazgır tarafından seyircilere tanıtılmaktadır (44).
Kırkpınar güreşleri, Türk'lerin Rumeli'ye ayak basmalarıyla başlamıştır. Orhan Gazi'nin büyük oğlu Süleyman Paşa (1316-1359) Rumeli Fatihi olarak anılan Osmanlı Başkomutanı idi ve Rumeli yakasına ilk ayak basan ve oralarda elde ettiği fetihlerle şanlanan bir askerdi ki; Kırkpınahn destanlara karışmış tarihinde Süleyman Paşa'an sözetmemek imkansızdır. Rumeli'de ilk defa Süleyman Paşa'nın komutasındaki Türk askerleri güreşmişlerdir.
Kırkpınar Güreşleri'nde Edirne'nin fethi olan 1362 yılı esas alınmaktadır. 1349'larda Sırpların işgaline son vermek üzere Selanik'e doğru yol alan Türk askerleri, bir Hıdrellez günü Edime yakınlarındaki Ahir Köy'de konaklamışlardır. Pehlivanlık, Türklerde hem bir gelenek, hem de savaş hazırlıkları olduğundan, kırk yiğit, 1349 yılının Hıdrellezi'nde güreşe başlamışlardı. Güneş batarken kapışmalara son verilince, bu kırk yiğit de bulundukları yere düşerek son nefeslerini vermişlerdir. Şehit oldukları yere gömülmüşlerdir. Ertesi gün bir de bakmışlar ki, her yiğidin can verdiği yerde bir pınar fışkırmıştır. Bunun üzerine oraya (Kırkpınar) adı verilmiş ve her yıl Hıdrellez'de burada toplanarak güreşmek adeti yerleşmiştir. Kırkpınar'da yapılan güreşlerin ulviliği, burada son nefeslerini verinceye kadar güreşenlerin şehit düşerek unutulmazlar arasında yer almaları, dolayısıyla "Kırklar Pınarı" veya o yörede çok sayıda suyun akmakta olduğunu vurgulamak için aynı zamanda "Çeşme" anlamına gelen "Pınar" kelimesinin kullanılarak "Kırkpınar" olarak adlandırılmış olduğu söylen­mektedir. Her ne olursa olsun, Süleyman Paşa'nın komutasında Rumeli'ye ayak basan ilk Türkler arasında yer alan yiğitlerin, hiç bir şekilde anlaşmalı güreşe yanaş­madan, ölünceye kadar güçlerini denemeleri, birbirlerine denk bu yiğitlerin emsalsiz bir mücadeleden sonra son nefeslerini vermeleri, onları tarihe maletmiştir(46).
Balkan Harbi'nden sonra Kırkpınar Osmanlı İmparatorluğu hudutları dışında kalması üzerine, bu güreşlere Edirne'nin SARAYİÇİ mevkiinde devam edilmiştir.
Doksanüç Muharebesi adıyla anılan 1877 Rus harbinden sonra Ege Bölgesi'ne muhacir olarak gelen Rumeü Türkleri, yağlı güreşi Anadolu'ya getirmişlerdir (44).
Edirne'nin Osmanlı Türkleri tarafından 1362 yılında fethinden günümüze kadar 632 kez yapıldığı söylenen KİRKPINAR GÜREŞLERİ'nde, başpehlivanlık kazanan­ların tamamının isimleri, yapılan bütün araştırmalara rağmen tesbit edilememiştir. Ancak II. Mahmut devrinden Balkan Harbine (1912) kadar isim yapan Başpehlivan olarak tesbit edilebilenler; II Mahmut devrinde Yozgatlı Kel Hasan ve Sultan Abdülaziz döneminde Kavasoğlu İbrahim (ki 1867 yılında Sultan Abdülaziz'le birlikte Avrupa'ya gitmiştir). Akkoyunlu Kazıkçı Karabekir, Şamdancıbaşı Kara İbrahim (Kara İbo namı ile tanınmaktadır.) Sultan İl Abdülhamit devrinde Kel Aliço (27 sene üst üste Kırkpınar Başpehlivanı olarak kırılması güç bir rekorun sahibi olmuştur) (44). Kara Süleyman (Sülo), Yörük Ali, Büyük Yaşar, Makarnacı Hüseyin, Koca Yusuf (Avrupa ve Amerika'da güreşler yapmıştır), Hergeleci İbrahim ile Adalı Halil ve Kurtdereli Mehmet pehlivanlar ki; bunlar da Avrupa'da güreşerek milletimizi alınlarının akıyla temsil etmişlerdir. Kara Mehmet, Çolak Molla Mümin, Kara Murat, Koca Rüstem, Geçkinli Yusuf, Kırkpınar'da Başpehlivan olmuşlardır.
Sn Osman Gürsesoğlu'nun araştırma notları,







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 18-04-2008, 19:16
 
Standart --->: Güreşin Tarihçesi

- GÜREŞİN TARİHÇESİ

İnsanlar arasında silâhsız olarak en basit ve doğal bir mücadele şekli olan güreş; insanlık tarihi kadar eski ve uzun yıllara giden bir geçmişe sahiptir, insanların doğasında var olan hayata dört elle sarılma ve büyük bir yaşama arzusu, onları bir birine karşı saldırgan yapmış ve mücadeleye zorlamıştır. Bu karakteriyle güreşe; tarihte yer almış tüm göçebe halklarda olduğu gibi eski Türklerde de rastlanmaktadır. Güreşte; cesaret, güç, mertlik, dürüstlük, çeviklik ve beceri gibi özelliklerin bulunması ve Türk karakterine çok uygun bir spor dalı olması nedeniyle; atalarımızdan günümüze kadar tüm Türk toplumlarında sevilmiş ve önemsenmiştir. Bu nedenle gençlerimizin var olan güç ve cesaretlerini sergilemek ve daha da arttırmak amacıyla yaptıkları çalışmalara bağlı olarak, güçlü, sağlıklı, dinamik ve atılgan bir gençlik yaratılmıştır. İyi bir nesil yetişmesinin yanında, yine güreşin katkılarıyla bir Türk ordusundaki askerlerin Avrupa ve dünya ülkeleri arasında, sağlam, cesur, kuvvetli ve vatanına bağlı birer er olarak yetişmesinde ata sporumuzun katkısı büyük olmuştur.

İnsanların henüz daha yerleşik düzene geçmedikleri ilkel yaşantılarında varlıklarını sürdürebilmek için yiyecek temin etmek ve kendilerini korumak amacıyla vahşi hayvan ve düşmanları ile yaptıkları mücadele ve boğuşmalardaki hareketler güreşe konu olmuştur. Zamanla insanların yerleşik düzene geçmeleri ve yiyeceklerini biriktirip, boş zaman yaratmalarıyla, ilkel ve doğal tutuşlar, vuruşlar, savunma ve boğuşma gibi b.asit hareketler geliştirilmiş ve seyirci önünde yapılan bir gösteri biçimine dönüşmüştür. Toplu olarak yapılan av partilerinin öncesinde idman olarak yapılmaya başlanmıştır.

Kölelik döneminde ise; zengin ve nüfuslu kişiler iri yapılı köleleri bir süre eğiterek, eğlence amacıyla güreş ve bokstan oluşan pankreas denilen çeşitli gösteriler düzenlemişlerdir.

M.Ö 3-1. yüzyıllarda orta Nil kıyılarındaki Ben-i Hasan harabelerindeki mezarların üzerindeki kabartmalarda, Mısır askerleri arasında güreşin yaygın olduğu ve askerlik eğitimlerinde cirit attıkları ağırlık kaldırıp, güreş yaptıkları görülmektedir.
Eski Mısır askerleri güreş hareketlerini ayakta ve yerde olarak çeşitli pozisyonlarda uygulamaktaydılar. Tutuşlar serbest olduğu için,
güreş karşılaşmalarında bazılarında ölümcül sonuçlara tanık olunabili-yordu. Çünkü, uygulanan hareketlerde amaç hiç bir kurala uymaksızın rakibin süitim yere getirmek, ya da pes ettirmekti.

Yine kölelik dönemlerinde eğlence amacıyla yapılan güreşe ilginin artması ile askerde piyade birliklerinin kurulduğuna, küçük Asya ve Kafkas topraklarında rastlandığı Hindistan, Çin, eski Yunan ve Roma kültüründe görülmektedir.

Genellikle bu konuda eski Yunan topraklarında yapılan birçok kazılarda ve eski Yunan Edebiyatında tatminkâr kaynaklar bulunmuştur. Eski Yunanistan'ın en eski ve hatta Girit Miken devrinde güreş müsabakaları yapıldığı kanıtlanmaktadır. Olimpiyatların ana ülkesi olduğu bilinen Eski Yunanistan'da olimpiyatlarda güreşin temel sporlar arasında bulunması da rastlantı değildir. Nitekim 33 Olimpiyatların (Milattan 644 yıl önce) programında boksla kombinasyon haline getirilen ve pankreas (yumruk doğuşu) diye bilinen güreşe yer verilmiştir. Eski Yunan devletinin gelişme çağında güreşteki değişiklikler kayda değerdir. İlk yıllarda güreşenler, rakibin tüm vücudundan (el-ayak dahil) tutarak kuvvete dönük boğuşuyorlardı. Daha sonraları yapılan değişiklikler bugünkü folklor güreşleri ve çağın modern güreş hallerini almıştır.

Kölelik devrinin düşme çağlarında Spartak zamanında gladyatörlerin (satın alınan kölelerin asker olarak) yetiştirilmelerinde temel ve özel kuvvet çalışmalarında güreş sporuna büyük önem verilmiştir. Güreşin, Ortaçağ devrinde kitleler arasında hoş karşılanmasından yararlanan menejerler ve cambazlar arenalarında güreş gösterileri tertipleyerek, yaygınlaştırma yoluna girmişlerdir. Bu gösterilere işitrak eden müsabıklar zamanla hazırlık yapma ihtiyacı duymuşlardır. Galibiyete ulaşabilmek için kuvvet ve özel teknikler üzerinde gerekli çalışmaları yapabilmek için tecrübeli kişilerin açtıkları okullarda eğitime yönelmişlerdir. Bu özel çalışmalarda ön planda maddi olanakların geliştirilmesi amacıyla profesyonelliğe ilk adımın atılmasına bir olanak sağlamıştır.

Profesyonel güreşte, Yunanlıların Romalılar tarafından istilâsından sonra hızlı bir yükseliş göze çarpmaktadır. Bu zamanda güreş kitlelerin en sevip saydığı geleneklerden biri olmuştur. Daha büyük bir sükse ile seyirci kazanabilmek için yumruk doğuşu ve ateşsiz silâhlar kullanarak gladyatörlüğe dönük çalışmalara ilgi daha da artmıştır.

Hristiyanlığm doğuşu ile gladyatörler güreşi yasaklanmış ve daha sonra da (394 yılında) İmparator Teodosiy Olimpiyat oyunlarını da yasaklamıştır, XVIII. asrın sonunda ve XIX. asrın başında ise Greko-Romen güreşine gittikçe ilginin arttığı görülmektedir. Türk güreşçilerini kiralayarak Fransa, Amerika ye ingiltere'de büyük gösteriler tertiplenmiştir. Birçok oyunlar sergilenmiş ve güreşi spor olarak kötü amaçlarda kullanan birçok yabancı menejerler Türk güreşçilerini perde olarak kullanma girişimlerinde bulunmuşlardır. Asırlardır önemini kaybetmeden Türkler ve daha birçok millet tarafından yapılan güreş, Türklerin îslâmiyeti kabulünden sonra milli spor olarak önemini devam ettirmiştir. Halife Hz. Ali'nin cenklerini anlatan menkıbelerde savaşlar sırasında yapılan güreşlerden söz edilmektedir. Hz. Hamza ise günümüzde yapılmakta olan karakucak ve yağlı güreşlerin dualarında pehlivanların piri olarak anılmaktadır. Bugün yağlı güreşlerimizin giydikleri kispeti, İskit Türklerine ait bir kemikten avadanlık üzerine işlenen güreşçi figüründe görmek mümkündür.
Osmanlı imparatorluğunun bütün sınırlan içerisinde güreş, sevilen ve itibarlı bir spor olarak kabul edilmiştir.
Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet'in istanbul'da ve Edirne'de güreş tekkeleri yaptırdığı ve bu tekkelerde 300'den fazla güreşçiye idman yaptırıldığı bilinmektedir. Bu devirde bir çok padişah ve beylerin güreş yapmaları ve güreşçilerin yüksek mevkilerde görev aldıkları görülmüştür. .
Bilhassa Sultan Abdülaziz'in ve IV. Murat'm saltanat devrinde Kırkpmar güreşlerinde basan gösteren pehlivanlar saraya alınıp, güreş çalışmalarını sürdürmüşlerdir(*)
Günümüzde ise güreş; bütün vücut bölümlerinin ortak çalışmalarını gerektiren, ayrıca cesaret, rekleks, beceri, dayanıklılık ve kuvvet isteyen bir spor dalı olması nedeniyle, hazırlıklarını erken yaşlarda başlanılmayı gerektiren bir yakın mücadele sporu olarak önem kazanmaktadır.


Türk Güreşi

Türklerin güreşle ilgisine gelince; tüm insanlıkta olduğu gibi atalarımızda da bu sporun ilk şeklinin kuvvet denemesi şeklinde yapıldığı söylenebilir. Türk güreş tarihi ile ilgili bir açıklama yapmak gerekirse, bunu üç kısimda ele almada yarar vardır.

I. Devir : XIX. yüzyılın başına kadar gelen ve daha çok eski tarih kitaplarında kısaca bahsi geçen devre,

II. XIX. yüzyılın başında Koca Yusuf'a kadar (1830-1890) geçen ve daha çok söylentiler halinde bilmen devre,

III. Devre Koca Yusuf tan bu yana belgelere dayanılarak bilinen devredir. (*)

Güreş tekkeleri, yağlı güreşin kuralları teknik oyunların isimleri hakkında geniş bilgi almak için Evliya Çelebi'nin "Seyahatnamesi" eşsiz bir kaynaktır. Çelebi'ye göre yağlı güreşin önceleri yağlı mermer üzerinde fakat daha sonra çayır üzerinde yapılmaya başlandığı bilinmektedir.
Yağlı güreş ananesi bizi tabii olarak Kırkpmar hikâyesine götürmektedir. Osmanlılardan ilk kez Rumeli kıyısına çıkan Orhan Gazinin oğlu Süleyman Paşa'nın yanında bulunan ve hepsi de bu bölgenin fethinde şehit olan Kırk yiğidin adından Kırk pınara gelindiği ileri sürülmektedir. Rivayete göre Süleyman Paşa'nın öncüleri olan Kırk yiğit Rumeli içindeki ilerlemelerinin her molasında silahlanm bir kenara bırakıyor, kısbetlerini giyiyor ve güreş tutuyorlardı. Bunlardan Anadolu yakasındayken güreşini tamamlayamamış iki kişi bir gün Edirne civarında bir çayırda tekrar tutuşurlar. Ancak bütün gün güreştikleri halde bir türlü yenişemezler. Ay ışığında da gece yansına kadar güreşen pehlivanlar sonunda son nefeslerini verirler ve bir incir ağacının altına gömülürler. Bir süre sonra o bölgeye dönen ve arkadaşlannın mezarına' bir taş dikmek isteyen diğer kahramanlar incir ağacının altında billur gibi suların kaynadığını ve kırk tane pınarın aktığım görürler.(**)
Dünya çapında bazı ülkelerin tarihi ve geçmişte yaptıkları hizmetler, oldukça kısıtlı olsa da bazı arkeoloik kazılar ve belgelerle günümüze kadar ulaşmıştır.
Bu konuda ülkemizde çok sayıda kaynağa rastlan-masına karşın yapılan incelemeler dar bir çevre içerisinde kaybolup, kalitesini yitirmektedir. Ne yazık ki, ülkemize güreşi incelemeye gelen birçok yabancı uzman, tekniklerimizi rehber edinerek ve gerekli değişikliği yaparak modern güreş halinde çeşitli çalışma yöntemleriyle güçlü takımlar oluşturup, galibiyetten galibiyete koşmaktadırlar. Güreşçilerimizin spesifik tekniklerini filme alarak gizli silâhlı taktikle çıkarak başarı olma hedefini seçtiler ve bunda da başarılı oldular. Güreşte dünyaca ün yapan Yaşar Doğu, Mustafa Dağıstanlı, Hüseyin Akbaş, Hamit Kaplan, İsmet Atlı, Ahmet Aylık .. vb güreşçimizin temel teknikleri diğer ülke otoritelerince kök söktüren teknikler olarak sözlüklerine girmiş bulunmaktadır. Birçok çalışmalar yapıldı, yeni yeni varyasyonlar, taktikte kombinasyonlar hazırlandı. Teknik-taktik çalışmalarda yeni yeni formlar seçildi. Çalışma formasyonuna, bilimselliğe yön verilerek birçok yeniliklere değinildi. Gayretli çalışmalar neticesinde olumlu sonuçlar elde edildi. Zamanın askeri stratejisine göre ordumuzda kullanılan ateşsiz silâhlardan süngü, mızrak, ok, yay vs. kullanılarak ikisinin genelde bedeni düzgün, kuvvetli ve sağlıklı bir er olması gerekliydi. Birçok bulgu ve araştırmalara göre erlerimizin güçlü, kuvvetli yetişmelerinde güreş sporunun katkısının büyük olduğu Ulusumuzca malûmdur. Bedensel gücün geliştirilmesinde güreş, çeşitli amaçla kuvvet ve beceri kazanma unsuru olarak yapıldığı gibi halkımızın da üstün bir zevki haline gelmiş, saraylarda bile güreşler düzenlenmiştir. Köy ve kasabalarımızın günlük yaşantılarında en ufak bir bayram şenliğinde güreşler yapılmadan geçmesi pek nadirdir. Başanlı olan güreşçilerimizin birer milli kahraman olarak sevilip sayılmış, yetişen her yetenekli ve ümit veren gence her çeşit maddi ve manevi yardımlarını da esirgememişlerdir.

Güreş yalnız kaba kuvvet sporu olarak kalmamış, değişen koşullara özel teknik ve taktikler uygulanmıştır. Yıllarca dış ülkelerde yurdumuzu temsil eden güreşçilerimiz özel ekol kazandırmaya muvaffak olmuşlardır.
Amerikan sözlüğüne giren "Türk gibi güçlü" sözünün milletimize ve güreş sporuna otorite kazandırmalarında katkısı az değildir. Yıllardan beri ülkemizde uygulanan ve kısa sürede diğer Balkan ülkelerine sıçrayan karakucak ve yağlı güreşlerinde temel teknik olarak kullanılan tek ve çift dalmalar, sarmalar, sarma kleler, kündeler ters paçalar, elense çekmeler güreşte Türk ekolünü oluşturmaktadır.

Ülkemizde de zamanında güreşe büyük önem verildiği inkâr edilemez. 1923 yılında Türkiye Güreş Federasyonunun kurulmasıyla ülkemizde modern güreş kurallarını ve greko-romen tekniklerin öğretimi için Macar Peter getirilmiştir. Güreşçilerimiz ilk olarak 1924 Olimpiyatlarına (Paris) katılmışlardır. 1936 yılında yapılan Berlin Olimpiyatlarında 61 kilo güreşçimiz Yaşar Erkan, greko-romen stilde Olimpiyat şampiyonu olmuştur. Türkiye güreşte gücünü 1948 Olimpiyatlarında bütün dünyaya göstermiştir. Serbestte 4, greko-romende ise 2 altın madalya alınmış ve takım sıralamasında İsveç'ten sonra 26,33 puanla ülkemiz ikinci sırayı almıştır. Güreşteki başarımız 1960 Roma Olimpiyatlarında da devam etmiştir. Serbestte 4, greko-romende 3 madalya ile Sovyetlerden sonra 31 puanla ikinci olunmuştur. Bu dönemden sonra diğer ülkeler güreş konusunda birçok çalışmalarla yeni yöntemler teknik-taktik üzerinde evalüsyonlar yaptılar. Ülkemizde ise modern güreşte 1972 yılından bu yana bir düşüş görülmektedir. Genellikle önceki çalışmalar seviyesinde daha yoğun çalışmalara geçilse bile, FİLA tarafından uygulanan yeni yeni kurallar üzerindeki değişikliklere sadece hakem açısından bakılmış, sporcular ise yeni kurallara adapte olmakta güçlük çekmişlerdir. Güreşte tabana dönük uzun vadeli çalışmalar için yatırımlar yapılmayınca pek tabii ki, elde edilen basanlar da periyodik ve sürekli olmamaktadır. Bir veya iki müsabakayı geçmeyen yetersiz sayıda olumlu sonuç alınmaktadır. Bu yüzden ata sporumuzun kalkınabilmesi için önemli sorunlardan sayılan tabana dönük ve-uzun vadeli yatırımlar yetenekli uzmanlar tarafından geniş ölçüde ağırlık verilerek bilimselliğe yönelik çalışmaların gereksinimi duyulmaktadır.
Her yıl il, ilçe ve köylerimizde organize edilen ve minder güreşine kaynak oluşturan yüzlerce yağlı ve karakucak güreşlerine genç güreşçi katılmaktadır.
Her ne kadar bir sporcunun güreşe erken yaşta başlaması gerekiyor ve gelişim süreci içerisinde temel motorsal özelliklerin güreşin gerektirdiği şartlara uygun bir biçimde geliştirilmesi isteniyor ise de, teknik eleman ve malzeme yetersizliği nedeniyle günümüz koşullarında geniş sporcu kitlesine hizmet etmek oldukça sınırlı kalmıştır.

Bunun telâfisi için, geleneksel olarak ya da bazı durumlarda her yıl ve birçok yörede sık sık yapılmakta olan karakucak güreşlerinin, minder güreşlerine yakın kaynak oluşturacağı inancındayım.


Kaynak : Dr Musammet Başaran
Serbest ve Grekoromen Güreş isimli kitabından


  #3  
Alt 18-04-2008, 19:17
 
Standart --->: Güreşin Tarihçesi

GÜREŞ


Yrd Doç Dr Mehmet TÜRKMEN


Türk spor tarihinde engin, Türk spor geleneğinde zengin bir yere sahip olan güreş sporu, insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. Bütün sporların prototiplerinde olduğu gibi, güreşte eski devirlerde savaşa hazırlık amacıyla yapılmaktaydı. Eski Türklerde de bu amaç var olmakla birlikte özel ve genel toylarda (şenlikler/ merasimler), yuğ (yas) merasimlerinde, pazar ve panayır yerlerinde, yaylada konup göçüşlerde ve her türlü buluşma ve kaynaşma yerlerinde yapılmıştır.
Diğer bir bakışla güreş, Türkler de siyasi ve askeri, dini, sosyal ve kültürel bir çok fonksiyonların yerine getirilmesinde en önemli aksiyonlardan biri olmuştur. Ayrıca, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapı ve yaşayışında ayrılmaz bir parçası görünümünü almıştır. Dolayısıyla sosyal bütünleşmeye ve sosyalleşme sürecine de büyük katkılar sağlamıştır. Böylece eski medeniyetlerin hemen hepsinde görülen güreş sporu, hiçbir zaman Türklerde ki kadar çok yönlü fonksiyonları icra etmemiştir (Balgambayev,1981).
IXX. asrın ortalarından itibaren çağın değişmesine ve gelişmesine paralel olarak, Türk Güreşi de bünyesinde bulundurduğu bu çok yönlü fonksiyonların bir çoğunu, belki de tamamına yakınını kaybetmiştir.
Ancak, spora olan ilgi bütün dünyada gün geçtikçe daha da artmıştır. Milli düzeyden milletlerarası düzeye çıkan ve uluslar arası spor halkasına eklenen branş sayısı her gün biraz daha artmıştır. Bunun en bariz örneği; İlk modern olimpiyatta (1886) yapılan spor branşları ile son olimpiyatta (2000) yapılan spor branşları sayılarında ki artışla görülebilmektedir. Olimpiyatlara katılan ulus sayısı da buna paralel olarak artmıştır.
Fakat, milli düzeyden milletlerarası düzeylere çıkan sporlarda daha ziyade gelişmiş ülkelerin ağırlıkları görülmektedir. Bu durum sporun milletlerarası kültürel temaslarının yanı sıra, milletlerin birbirlerine siyasi ve kültürel propaganda yaptıklarını da göstermektedir. Milletlerarası spor halkasına yeni bir spor ekleyen uluslardan daha fazla, geçmişte bünyesinde bir çok sporu barındıran Türkler, bırakın bu sporları milletlerarası spor halkasına eklemeyi; milli kültür halkası için de bile yeterince barındıramamışlardır.
Zamanla bir takım gelenekler ortadan kalkmış veya orijinalliğini yitirmiştir. Bu durum telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açmıştır. Türk kültür hayatında büyük öneme haiz olan geleneksel güreşlerde, bu durumdan kendisine düşen payı almıştır. Kahramanmaraş yöresinde yakın tarihe kadar çok yaygın olan Şalvar Güreşi vardı ki, bu güreş her bakımdan günümüz minder güreşi ( özellikle serbest güreş) için çok önemli bir altyapı potansiyeliydi. Fakat, senede bir kez çok zorluklar altında ancak yapılabilmektedir.
Yine Geleneksel Spor Dalları Federasyonuna (GSDF) bağlı olarak Gaziantep ve Hatay yörelerinde yapılan Aba Güreşleri bulunmaktadır. Günümüzde az da olsa hala yapılmakta olan bu güreşlerden özellikle Hatay yöresinde yapılanı; günümüz Orta ve Kuzey Asya ile Kafkasya da hala çok yaygın olarak yapılan ( Abbotov, 1991; Bektenov ve Musim, 1978) aba güreşleriyle her bakımdan aynilik ve orijinallik taşımaktadır. Bu güreşlerin çok önemli bir yanı da, eski Türk geleneğinde olduğu gibi hala Orta ve özellikle Kuzey Asya Türk halklarının bayanlarının da yapmış olmalarıdır. Hatay usulü aba güreşlerinin diğer bir önemli yanı da, minder güreşiyle teknik ve fizyolojik açıdan benzer oluşudur. Bu bağlamda aba güreşi; hem alt yapı ve potansiyel açıdan hem de Türk bayan güreşini kalkındırmak bakımından önem arz ettiği görülebilmektedir.
Güreş Federasyonu (TGF)na bağlı olarak organize olan Karakucak ve yağlı Güreşlerde bulunmaktadır. Bunlardan karakucak güreşleri eskisi kadar yoğun yapılmamakla birlikte; eskiden beri serbest güreşin bölgesel potansiyelliği ve başarı grafiği ile paralel bir seyir izlediği bilinmektedir. Bu durum, karakucak güreşlerinin nazari-dikkate alınmasını gerektirmektedir.
Yağlı Güreş
yukarıda adı geçen aba, şalvar ve karakucak güreşleri kadar geleneksel Türk unsurlarını, rituel sujeleri vs. bütün proto özellikleri üzerinde taşımamaktadır. Aynı zamanda minder güreşlerine de bir alt yapı görünümünde değildir. Çünkü yağlı güreş fizyolojik açıdan minder güreşleriyle farklılık göstermektedir. Ancak, yağlı güreşin günümüzde dahi bazı bölgelerde birinci lig futbol derbi maçları kadar bir sektörü bulunmaktadır. Bu açıdan göz ardı edilmemesi kanaati hasıl olmaktadır.
Minder güreşi (serbest ve Greko-Romen), Türkiye ye ilk geldiği yıllarda klasik (geleneksel) güreşlerin gölgesinde kalsa da, kısa sürede kendisini toparlamıştır. 1970li yıllara kadar ülkenin en popüler ve sektörel bir sporu olan güreş, ondan sonraki yıllarda bu popülaritesini yavaş-yavaş yitirmiştir. Günümüzde çok şeyde olduğu gibi sporun popülaritesi de kitle iletişim araçlarına bağlıdır. Medya diye tabir edilen bu araçların Türk güreşine yeterli düzeyde yer vermediği açıktır. Buna sebep olarak Türk güreş camiası veya FILA gösterilebilir.
Ancak, şöyle bir geriye dönüp bakıldığında; Türkiyeyi yurt dışında en iyi temsil etmiş branşın güreş sporu olduğu açıkça görülecektir. Dünyanın en büyük organizasyonu olan Olimpiyat oyunlarında şimdiye kadar Türkiyenin aldığı toplam altın madalya sayısı 33dür. Bunun 27si güreşten gelmiştir. Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında güreşin getirdiği altın madalya sayısı ise, yaklaşık bunun altı katıdır. Güreş camiasının bütün sporlara çok iyi gözle baktığı; güreşçilerin komple sporcu oluşlarıyla da ortadadır. Fakat, uluslararası düzeyde Türkiye ye hiç şampiyonluk yaşatmamış branşları saatlerce, günlerce, aylarca ve hatta yıllarca medyadan seyrederken; bu denli başarı kazandırmış güreşi, hiç denecek kadar az görmek veya hiç görememek; hem Türk güreş severleri üzmekte hem de Türk güreşinin bu ilgisizliği hakketmediği kanaati hasıl olmaktadır.
Bazı yabancı uzmanların güreşe en yetenekli ve istekli insanların başında Türklerin geldiğini hem teoride (Sımakov,1984) hem de pratikte (Sapunov, 2001) belirtmektedirler. Türkiye de güreş sporunu yapacak çağda insanların çokluğu ve bu spora istekli pilot bölgelerin sıklığı herkes tarafından bilinmektedir. Bura da yetkili ve ilgililere, Türk güreşini dünyada hak ettiği yere getirebilmek için, maddi manevi imkanları en iyi şekilde değerlendirmek kalmaktadır. Elbette ki bu işte kolay değildir. Güreş alanıyla ilgili akademisyen ya da uzman kişilerin samimi veya özverili olmalarının da yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Part-Time çalışmalarla Türk güreşinin bir yerlere gelemeyeceği özellikle son beş yılda yeterince anlaşılmıştır. Bütün olumsuzlukları olumlu yöne çevirmek; mevcut potansiyelleri en verimli veya başarılı hale getirmek; aynı zamanda profesyonellik gerektirdiği açıktır. Alanında uzmanlaşmış kişi veya akademisyenlerin zamanlarının tamamını veya bir çoğunu Türk güreşine ayırmalarının gerekli olduğu anlaşılmaktadır.


Güreş Ve Pehlivan Sözcüğünün Tarihi Tasviri ve Açıklaması


Güreş ;
Kaşgarlı XI. Asır DLTde “Çalış” ve “Çelme” kelimesinin karşılığı olarak “Güreş” (küreş) diye tanımlanmıştır. Aynı sayfada “çalışçı” kelimesi “Güreşçi” olarak açıklanmıştır (Kaşgarlı, 1985). Bu büyük yazar eserinin bir başka yerinde “Kız ila küreşme kısrak ile yarışma” (Kaşgarlı, 1985) diye bir deyişle örnekleme yapmaktadır.
Aynı dönemlere (XI. Asır) tekabül eden ve temel eserlerden biri olan KBde Yusuf Has Hacip; “Güreş” sözcüğünün karşılığı olarak “Küreşmek = Boğuşmak” olarak vurgulamaktadır (Yusuf Has Hacip, 1979).
Bu iki temel eserlerden yarım asır sonra (1127 - 1144) yazılmış olan ME.de de El-Havarizmi güreşe “küreş” derken bu sporun bu isim altında Oğuz, Kıpçak ve diğer Karahanlı Türklerinin severek yaptıklarını vurgulamaktadır (El-Havarizmi, 1993).
Günümüz Orta ve diğer Asya Türk toplumlarından Azeriler “gülaş”, Başkurtlar “köraş”; Kazaklar “küres”; Kırgızlar “küröş”; Özbekler “kuraş”; Tatarlar “köraş /küreş; Türkmenler “göreş”; Uygurların “küraş/küreş” (KTLS., 1992) dedikleri görülmektedir. Diğer Türklerden Gagouzlar “küreş”; Yakutlar, Sakalar, Tuvalar ve Hakaslar ise “küraş” demektedirler (BRSMSTS., 1988)
Yukarıda da görüleceği gibi güreş sözcüğü bütün Türk toplumlarında birbirine benzer ya da aynı şekilde telaffuz ediliyor. Bilindiği gibi Anadoluda da güreş sözcüğü halk arasında “güleş” ya da “küleş” (Afşin, 1988) diye telaffuz edilmektedir. Görülen o ki, eski ve yeni bütün Türk toplumlarında bu sözcüğün kökeninin “kür” olduğudur.
“Kür” sözcüğü eski Türk yazıtlarında (Orhun ve Yenisey) da sık sık geçmektedir ve manası “güçlü”, “sarsılmaz”, “kuvvetli” anlamına gelmektedir (Orhun, 1987). “Eş” ise eski ve yeni Türkçede ”arkadaş” anlamına gelmektedir. “Kür-eş-mek” ME:de kendisine denk başka biriyle aynı mücadeleyi paylaşmak ve yarışmak anlamına gelmektedir (El-Havarizmi, 1993; Kahraman, 1989). Sımakov, bu konuyu daha sade şekilde şöyle yorumlar. “Türkler de 7. ve 8. Asırlarda güçlü kuvvetli kişilerin karşılıklı eşleşerek at üzerinde ve yerde saatlerce kür-eş yaparlardı” (Sımakov, 1984) demektedir.
Her toplumun kültür hayatında farklı boyutlarda görülen güreş sporu, Türk spor geleneğinde çok zengin bir yere sahiptir. Buna rağmen eski Türk toplumları daha ziyade göçebe hayatı yaşadıklarından, konuyla ilgili MÖ. Somut belgelere ulaşmak oldukça zordur. Belli bir coğrafyada değil üç kıtaya yayılmış olan Türkler hakkında tarihi vesikalar daha ziyade yabancı müelliflerden faydalanılarak aydınlatılmaya çalışılmaktadır (Safran, 1993).
Güreş ve türleriyle ilgili ilk vesikalar da, Çin kaynaklarından tasvir edilebilmektedir. Hanname, Can Çiyan Teskeresinde Türkistanın güreşini açıklamakta olup, “güreş” kelimesini “jiao Çu” şeklinde iki karakter ile ifade etmektedir. Aynı eser güreşlerin yapıldığı esnada güreşçilerin başlarında ve üzerlerinde giysilerin olduğunu ve halk arasında sevilerek yapıldığını vurgulamaktadır (Almas, 1986).
M.Ö. Türk güreşleriyle ilgili ilk belgeler yeni Çin kaynaklarında ve vesikalarında görülmektedir. 1983 yılında Barçuk (Maralbaşı)un Cona Tim harabelerinde; Çin Fen Bilimleri Akademisi, Arkeoloji Araştırmaları Bölümünün 1955 - 1957 yıllarında Şien (Congen) şehri civarındaki Şonglinten isimli bölgede Han sülalesi dönemine ait 140 numaralı özel bir mezarda bulunan kap ve heykellerde Türk güreşlerinin ilk figürleri tasvir edilmektedir (Şinjan Daşü, 1982; Rahman, 1996).
İlk Türk güreşlerini, ilk Batı medeniyeti güreşlerinden ayıran birçok özellik bulunmaktadır. Bunlardan birisi Türkler de namahrem yerlerinin her zaman giyimli ve kapalı olmasına rağmen Batılıların çırılçıplak güreştikleri net olarak görülmektedir (Umminger, 1990; Minkowski, 1963 ). Diğer bir ayırıcı özellik ise geleneksel tarzda yapılan Türk güreşlerinin hepsinde müzik bulunmaktadır. Diğer toplumlarda bu gelenek sadece İranlılarda vardır ki bu da bunlara IX. Asırlarda Türklerden geçmiş olduğu bildirilir (Lvov, 1989).
Ancak şu ana kadar tespit edilen belge ve bulguların hiç birisi, Türk güreş geleneğinin zengin boyutlarını yansıtmamaktadır. Çünkü güreş, atlı (binicilik) sporlarından sonra Türklerin sosyal yapı ve yaşayışlarının her safhasında görülebilen diğer bir spordur (Türkmen, 1996; Rahman , 1996; Almas, 1986; BRSMSTS, 1988).

Pehlivan;
Bu sözcüğün aslı Farsça olup “Pehlevan”dır. Pehlivan “güreşçi, yiğit ve bahadır” anlamına gelmektedir (Develioğlu, 1993). “Pehlevan - ane” (Pehlivanlıkla = pehlivancasına = yiğitlikle = yiğitçesine) “Pehlivani” (pehlivanlık = güreşme = yiğitlik) ile ifade edilmektedir (Develioğlu, 1993).
XI (11). Asrın sonlarına kadar Türk dilinde olmayan pehlivan sözcüğü, İranlılarla savaş ve barış anındaki münasebetlerle Türklere geçmiştir. Önceleri sadece sıfat olarak kullanılan bu sözcük, sonradan özel isim olarak da kullanıldığı olmuştur (Kahraman, 1989).
Aslında mitolojiden genellikle uzak, sosyal yapı ve yaşayışı yansıtan Türk destanlarındaki “Alp” tipi, İran destanlarında “Pehlevan” olarak geçmektedir. Diğer yabancı destanlarda olduğu gibi İran destanlarının da mitolojik yönü çok ağır basmaktadır. Buna rağmen “Şahname”de Turanlılardan (Türklerden) Peşeng, Efransiyab ve Ercasb hem hükümdar hem de pehlivan olarak sıkça geçer. Yine Şahnamede adı İranlıların efsane güreşçisi Rüsteminki kadar çok geçen Turanlı (Türk) güreşçi Efransiyab; güçlü-kuvvetli ve kolay yenilmeyen bir yiğittir. İranlılara göre düşman pehlivanlarının en ünlüsü Efransiyabtır. Diğer düşman saydıkları Arap, Rum vb... kavimlerin pehlivanları, İranlılara göre çok kolay yenilenleridir ve bunları fazlaca ciddiye almazlar (Demirel, 1995).
Türk destanlarında ve gerçek hayatta eskiden ve günümüz Orta Asya Türk toplumlarında güreşte galip gelene “Baatır” (Bahtiyar - Kahraman) denir ve o gözle bakılırdı (Savalayev - Bukayev ve Membetkaliyev, 1995). Türk destanlarında pehlivan sözcüğü “alp” sıfatıyla geçmemektedir. Fakat, savaşlarda güreş (küreş) geçmektedir. Örneğin, iki düşman ordusu karşılaştığı zaman çoğunlukla iki tarafın alpi veya savaşçısı güreşir, kim yenerse zafer o tarafın sayılır. Manasta Türk güreşçici Koşay Hanın Çinli Coloy Hanla güreşip yenmesi gibi (Demirel, 1995; Saralayev-Bukayev ve Membetkaliyev, 1995).
XII. Asırdan itibaren özellikle Selçuklularda pehlivan hem isim hem de sıfat olarak geçmeye başlar. Bunda önemli sebep de Tuğrul beyin resmi dil olarak Farsçayı kabullenmesi de gösterilebilir. Selçuklu emiri Şemsettin İldenizin oğlunun adı “Nusret üd din Muhammed Pehlivan” idi (Kahraman, 1989). Konya Selçukluları döneminde şimdiki Niğde ilinin adı “Dar ül Pehlivaniye” olarak geçmektedir (Taneri, 1977).
Daha sonraları Şecere-i Terakime/Türklerin Soy Kütüğü (Ebülgazi Bahadır Han, 1663/1972) ve diğer eserlerde pehlivan adı ve sıfatının geçtiği görülebilmektedir (BRSMSTS, 1988; Ciley, 1986; Liu, 1987).
Bilindiği gibi bugün Türkiyede pehlivan sözcüğü güreşçi manasına gelmektedir. Hatta güreşçiler arasında “sen güreşçi olabilirsin ama pehlivan olamazsın” esprisi yaygındır. Bunu demekle pehlivanlığın çok iyi bir güreşçilik gerektirdiği ya da daha iyi meziyetlere sahip olunduğu vurgulanmaktadır.
Bugün Azerilerin “pahlavan”, Kazakların “baluvan” Kırgızların “balban”, Uygurların “palvan” (KTLS, 1992) dedikleri ve güreşçiyi, hatta iyi güreşçiyi kastettikleri anlaşılmaktadır. Aynı terimi güreşçi için kullandıkları gibi güreş içinde kullanmaktadırlar (Balgambayev, 1985; Bahtiyavov, 1993; Kılıçov, 1995).
Orta Asya Türk halklarının ata sözleri ve deyimlerinde pehlivan sözcüğü sık sık geçmektedir. Örneğin, Kazaklar “palwağa on tersi birdey” (Pehlivana ters-doğru birdir); “Balwandıgtı al al biledi, mırzalıgtı mal biledi” (Pehlivanlık güçtendir, efendilik maldandır) vb artırılabilir (İsmail ve Gümüş, 1995). Trükmenler de buna benzer sözler sarfederler. “Gaharını yuwdan-, palwan” (Kahrını gizleyen pehlivandır) vb. söylemektedirler (Kürenov ve Gümüş, 1995).*


  #4  
Alt 12-09-2009, 18:07
 
Standart Cevap: Güreşin Tarihçesi

OSMANLI ve CUMHURİYET DÖNEMİNDE GÜREŞ


Eski Türklerde bölgelere göre, güreş uygulamasındaki küçük farklılıklar; Osmanlılarda da görülür. Ayrıca Selçuklu Türkleri ile başlayan Bizans imparatorluğu ile olan yakın ilişkiler Osmanlı imparatorluğunda daha da yoğunlaşmış ve bu nedenle güreş türlerinden biri Bizanslılardan alınmıştır ve kökeni Eski Yunan'a kadar inen "Yağlı Güreş"tir. Osmanlı Türkleri bu güreş türünün kısa sürede benimsemişler ve Selçuklularla başlayan bu güreşe bir gelenek biçimine dönüştürmüşlerdir.
Osmanlı İmparatortuğunda güreşle ilgili uğraşlar için özerk örgütler görülür. Vakıf türünde olan güreş örgütlerinin sayıları özellikle İstanbulun alınışından sonra inanılmayacak bir düzeye ulaşmıştır. "Tekke" adı verilen bu örgütlerin özel yönetimleri vardı. Ayrıca kapsamına okçular ve ciritçiler de alınabiliyordu. Topkapı Saray Kütüphanesinde Osmanlı güreş tekkeleri ile ilgili defterler bu konu geniş bilgi vermektedir. "Cebi Humayün" ve "ıhsanı Sahâne" gibi defterlerde çeşitli güreş turnuvaları, tekkelerin yönetimi ünlü pehlivanların adları ve kimlere kaçar kuruş aylık ödendiği yazılıdır.
Osmanlılarda sporcu anlamı değişik sözcüklerle tanımlanıyordu. Bunlardan biri de "Pehlivan"dı. Bu sözcüğün kaynağı Farsça olup "Pehlevan" biçimindedir. Araplar buna "Bahluvân" diyorlardı. Pehlivan sözcüğü genellikle güreş için kullanılır ise de, aynı kapsam içinde cirit, kılıç oynayanlar ve gürzle çalışanlar ile öteki spor dalları ile uğraşan kişiler de giriyordu. Güreşçiye "Küştigir" de denilmekte idi. Evliya çelebi, ünlü eserinde güreşçiler tekkesinden söz ederken. "Tekke-i Kştigran" dediği gibi, bazı yerlerde de güreş sözcüğü yerine "Güleş" sözcüğünü kullanmıştır. Osmanlı İmparatorluğunda kullanılan pehlivan sözcüğü, daha sonraki yüzyıllarda, sadece güreşçiler için söylenir olmuştur.
Pehlivan olanlara sosyal yaşamda değişik bir yer verildiği için, herkes küçük yaşlardan itibaren sürekli çalışmalarla kendisini pehlivan olarak yetiştirme çabasına girmiştir. Bunlardan başarılı olanlar, yaşamlarını çeşitli yerlerde tuttukları güreşlerle kazanıyorlardı. Bu idman türü, tam bir halk sporu idi. Sonraki yıllarda başarılı olan güreşçiler, genellikle İstanbula yönelmişlerdi. Zira, güreşçilerin büyük ün sağlamaları İstanbulda yapılan güreşlerle gerçekleşebiliyordu.
İstanbulda iki Güreş Tekkesi vardı. Tekkelerin en büyüğü, Zeyrek yokuşunda olanı idi. Yine İstanbulda Şişhanede güreşe özgü bir Güreş Tekkesi vardı. Öteki vakıf biçimine getirilen güreş tekkeleri ise Mekke, Cidde, İskenderiye, Lazkiye, Şam, Maraş, Amasya, Tokat, Edirne, Ankara, Kütahya, Tire, Bergama, Manisa, Akhisar, Yenice, Üsküp, Gelibolu, İpsala,
Ustrumca, Abionya, Diyarbakır, Konya, Bursa, Balıkesir, Urfa, Halep, Belgrat, Bağdat ve Mısır'da bulunuyordu. Bu kentlerde bulunan güreş tekkelerinin yanı başında ya da bünyesi içerisinde öteki sporların da yapıldığı örgütler ve spor tekkeleri vardı.


  #5  
Alt 12-09-2009, 18:10
 
Standart Cevap: Güreşin Tarihçesi

GÜREŞ SPORUNDA İLKLER
- Güreş, M.Ö 776'dan itibaren Olimpiyat Oyunları'nda yer almaya başladı.
- Greko-romen ve serbest güreş sitilleri, ilk olarak 19. yy'ın sonlarında, Eski Yunan ve Roma güreşlerinden esinlenerek ortaya çıktı.
- Greko-romen güreş, 1896'da Olimpiyat Oyunları'na alındı.
- Serbest güreş önceleri profesyonel sporken, 1888 yılından itibaren amatör spor oldu ve Uluslararası Amatör Spor Birliği'nce tanındı.
- Serbest güreş, ilk kez 1904'te St. Lous Olimpiyatları'nda resmi olarak uygulandı.
- Serbest stilde ilk Avrupa Şampiyonası 1929'da düzenlendi.
- Uluslararası Amatör Güreş Federasyonu (FİLA) 1912'de kuruldu. Merkezi İsviçre'nin Lozan kentindedir.
- 1992 yılında alınan bir kararla, FİLA'nın profesyonelliği tanınarak federasyon, Uluslararası Güreş Federasyonu Birliği oldu.
- Avrupa'da ilk defa yabancı pehlivanlarla boy ölçüşen güreşçimiz, Koca Yusuf'tur.
- 1899'da Kara Ahmet Paris'te, Paul Pons ve Laurent de Bakerca'yı yenerek grekoromende Dünya Şampiyonluğu'nu kazandı.
- Türkiye'de modern anlamdaki greko-romen stil güreş çalışmalarına 1910 yılında başlandı.
- Türkiye'de ilk Güreş Federasyonu, Cumhuriyet'in ilanından önce 1922 yılında, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı bünyesinde yer aldı.
- İlk güreş federasyonu başkanlığını da Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü'nün kurucularından Ahmet Fetgeri Bey yaptı.
- Türkiye, 1923 yılında FİLA'ya üye olmuştur.
- 1924 Paris Olimpiyat Oyunları, Türk güreşçileri için uluslararası alandaki ilk ciddi deneyim olmuştur. Bu olimpiyatlara katılan takımımız Seyfi Cenap Berksoy, Fuat Akbaş, Dürrü Sade, Mazhar Çakar ve Tayyar Yalaz'dan oluşmuş ve takımımızı hazırlayan Raol Peter adındaki Macar antrenör, Türkiye'deki minder güreşinin kurucusu olmuştur.
- 1932 yılında güreşçilerimiz ilk kez, Balkan Şampiyonası'na katılmış 5 altın ve 2 gümüş madalya kazanarak, takım halinde de birinciliği elde etmişlerdir.
- Türkiye'de ilk Serbest Güreş Şampiyonası 1935'te düzenlendi.
- 1936 Berlin Olimpiyat Oyunları'na grekoromen stilde 61 kg güreşçimiz Yaşar Erkan altın madalya kazanarak, olimpiyatlardaki ilk birinciliğimizin sahibi oldu.
- 1938 yılında Estonya'nın başkenti Tallin'de yapılan Avrupa Güreş Şampiyonası'nda ağır sıklet güreşçimiz Çoban Mehmet Avrupa üçüncüsü olmuştur. Bu Avrupa Güreş Şampiyonası'ndaki ilk derecemizdir.
- 1946 yılı Ekim ayında Stockholm'de yapılan Avrupa Serbest Güreş Şampiyonası'nda Türk güreşçileri, 3'ü altın, 2'si gümüş ve 2'si de bronz olmak üzere yedi madalya kazanmışlardır. Bu madalyalar Türk güreşçilerine ilk Avrupa Şampiyonluğu'nu getirdi.
- 1950 yılında Stockholm'de yapılan Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonası'na ilk kez katılan millilerimiz 1 altın, 4 gümüş, 2 bronz madalya kazanırken, 1951 yılında Helsinki'de yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'na ilk kez katılan güreşçilerimiz, büyük bir başarı göstererek sekiz sıkletin 6'sında altın, birinde bronz madalya kazanmış ve takım sıralamasında dünya birincilğine ulaşdi.
- 1956 yılında ise ilk kez İstanbul'da İnönü Stadı'nda Dünya Kupası Güreş Müsabakaları düzenlendi.
- 2006 25-eylül-1-ekim 2006 Tarihleri arasında Çin'in guanghzou şehrinde düzenlenen Büyükler Dünya grekoromen güreş şampiponasında Türk milli takımı tarihinde ilk kez 39 puanla Dünya takım şampiyonu oldu.


  #6  
Alt 12-09-2009, 18:18
 
Standart Cevap: Güreş Sporu Nedir Tarihçesi

F I L A
ULUSLARARASI
GÜREŞ
KURALLARI


SERBEST – GREKO – ROMEN – BAYANLAR
BÖLÜM I
GENEL KONULAR

MADDE 4. MİNDER
FILA'nın belirttiği tipte 9 metre çapındaki minder, aynı kalınlıktaki 1.50 metre genişliğindeki koruma bölgesi ile çevrilidir. Olimpiyat oyunları ve şampiyonlarının bu tip minderlerde yapılması zorunludur. Uluslararası turnuvalar için kullanılacak minderlerde bu özellikte olmalı fakat yeni olmalarına gerek yoktur.
Olimpiyat oyunları ve dünya şampiyonalarında ısınma ve antrenman minderleri FILAnın kabul ettiği müsabaka minderleri ile aynı kalitede olmalıdır.
Ortada bir metre çapında kırmızı bantla belirlenmiş olan alan güreşe başlama bölgesidir. Minderin değişik kısımlarını belirlemek için aşağıdaki terimler kullanılır;


* Minderin ortasında merkezi daire (1 m. Çapında )
* Etrafı kırmızı bantlı iç kesim: MERKEZİ GÜREŞ ALANI (7 m. çapında)
* Kırmızı bant: KIRMIZI BÖLGE (1 m. genişliğinde).
* 1.50 metre genişliğinde alan: KORUNMA BÖLGESİ
Olimpiyat Oyunlarında, dünya şampiyonalarında ve kıta şampiyonalarında minderler, 1.10 metre yüksekliği geçmeyen platforma koyulmalıdır. Kenarlarına kazık çakılması veya kordon
geçirilmesi yasaktır. Eğer minder platformun üzerine konmuş ise, korunma bölgesi 2 metreyi geçmeyecek ve platformun kenarları zeminle 45 derecelik açı yapacak şekilde kurulacaktır.
Korunma bölgesi mutlaka minderden başka renkte olacaktır. Mindere yakın döşemeler yumuşak bir örtü ile kaplanmalıdır. Minder bir örtü ile herhangi bir zararlı etkene karşı muhafaza edilmeli, her seanstan önce yıkanmalı ve mikroptan arındırılmalıdır. Minder üzerindeki branda alta katlanmış ise açılır ve temizlik burada da uygulanır.

Minder ortası 1 metre çapında ve çevresi 10 cm. kalınlığında bir bantla çevrilidir. Bu dairenin ortasında daireyi ikiye bölen 8 cm genişliğinde bir çizgi bulunur. Bunun rengi müsabakanın başlayacağı yer olduğunu belirtmek için kırmızı olmalıdır. Ayrıca çapraz olarak karşılıklı iki köşe, güreşçilerin mayo renginde kırmızı ve mavi olarak işaretlenmelidir. Minderin serileceği alanın, müsabakanın normal seyrine müsaade edecek kadar geniş olması gerekir.

MADDE 5. KIYAFET
Her günün başında her güreşçi sakal tıraşı olmak veya birkaç aylık sakala sahip olmak zorundadır.
a- Müsabaka Mayosu
Güreşçiler tek parçalı, mavi veya kırmızı renkli ve FILA tarafından onaylanmış bir mayo ile minder kenarında hazır bulunurlar. Kırmızı mayoların mavi, mavi mayoların kırmızı renkte dizaynı yasaktır.
Güreşçiler aşağıdaki gibi giyinmelidir ;
* Göğsünde ülkesinin amblemi olmalıdır
* Mayonun arkasında azami 10 cm x 10 cm ebadında ülke isminin kısaltması yazılmalıdır
* Hafif ve metal içermeyen dizlikler kullanılabilir
* Maç sırasında kullanılmak üzere bir bez mendil bulundurmalı ve bunu maçın başında hakeme göstermelidir.

b- Önerilen Kıyafet
IOC kurallarının uygulandığı Olimpiyat oyunları hariç güreşçiler mayolarının bacak veya kalça bölümlerinde sponsor ismi taşıyabilirler. Ayrıca eşofmanlarının sırt ve kol kısımlarında sponsor ismi taşıyabilirler.

c- Kulak Koruyucular
Bütün güreşçiler için sert maddelerle desteklenmiş kulaklık kullanmak yasaktır. Sadece elastik bez maddelerden yapılmış, metal içermeyen ve yüzeyi sert olmayan kulaklıklara FILA tarafından izin verilmiştir. Bayanlar için her yaş kategorisinde kulaklık kullanımı zorunludur.
Hakem saçı çok uzun olan güreşçiye kulaklık taktırabilir.

d- Ayakkabılar
Güreşçiler bileklerini destekleyecek ayakkabı giymelidirler. Kullanılan ayakkabılar; topuklu, pençesi çivili, kopçalı olmamalı, her hangi bir metalik parça içermemeli, bağcıksız olmalıdır. Bağcıklı ayakkabılar müsabaka esnasında çözülmeyecek şekilde bandaj olmalıdır. Her müsabık ayakkabılarının bandajını mindere gelmeden evvel kontrol etmek zorunluluğundadır.

e- Yasaklar
Ayrıca şunlar da yasaktır.
* Diğer ülkelerin amblem ve isim kısaltması yazılı mayo giyilemez.
* Güreşçiler bileklerine, kollarına veya ayak bileklerine sakatlanma veya doktor müsaadesi haricinde bandaj saramazlar.
* Vücuda yapışkan bir madde veya yağ süremezler
* Maçın başında veya ikinci devrede mindere terli gelemezler
* Güreşçilerin üzerinde rakibini sakatlayabilecek kolye, küpe, yüzük, bilezik gibi şeyler bulunamaz.
Tartı esnasında hakem bu maddede yazılı hususları kontrol ederek eksiklikleri gidermeleri, aksi takdirde müsabakaya alınmayacakları hakkında güreşçileri uyarır. Bu maddede açıklanan bütün şartları haiz olmayan güreşçilere hazırlanması için maksimum 1 dakika müsaade edilir, hazır olamayan müsabakayı terk etmiş sayılır.

MADDE 6. GÜREŞÇİ LİSANSI
Büyükler kategorisindeki erkek ve bayan güreşçiler olimpiyat oyunlarında, dünya şampiyonalarında, dünya kupalarında, kıta şampiyonaları ile kupa oyunlarında, bölgesel müsabakalarda ve uluslararası turnuvalarda yürürlükteki kurallara uygun Uluslararası Güreşçi Lisansına sahip olmak zorundadır.
Ayrıca bu lisans, güreşçinin katıldığı bir müsabaka sırasındaki sakatlık durumunda bütün tıbbi ve hastane masrafları için bir sigortadır.
Yıldızlar ve gençler kategorisindeki kota veya dünya şampiyonlarına katılacak herhangi bir bay veya bayan sporcular uluslar arası sporcu lisansına sahip olmak zorundadır.
Veteranlar kategorisinde yarışacak bir sporcuda sigorta içinde kullanılan bu lisansa sahip olmak zorundadır.
Güreşçi tartı sırasında FILA'nın görevlisine lisansını verir. Görevli, daha sonra ekip sorumlusuna iade eder. Lisans, içinde bulunulan senenin FILA pulunu taşıması halinde geçerlidir.

MADDE 7. YAŞ KATEGORİLERİ - AĞIRLIK KATEGORİLERİ MÜSABAKALAR
a) Yaş Grupları
* MİNİKLER 14-15 yaş (13 yaş doktor raporu ve aile muvafakati ile)
* YILDIZLAR 16-17 yaş (15 yaş doktor raporu ve aile muvafakati ile)
* GENÇLER 18-20 YAŞ (17 yaş doktor raporu ve aile muvafakati ile)
* BÜYÜKLER 20 yaş ve üstü (19 yaşındaki güreşçi hiçbir belgeye ihtiyaç olmaksızın bu kategoride güreşebilir. 18 yaşındaki güreşçi doktor raporu ile aile muvafakati ile güreşebilir. 17 yaşındaki güreşçi büyükler kategorisinde güreşemez).
* VETERANLAR: 35 yaş ve üstü
- Milliyetini değiştiren bir güreşçi yeni ülkesi adına uluslararası müsabakalara katılmak istediği taktidde FILA takviminde yer alan katıldığı en son müsabakadan itibaren 2 yıl beklemek zorundadır.
- Güreşçiler milliyetlerini sadece bir kez değiştirebilirler. Bundan sonra eski ülkeleri adına müsabakaya giremezler.
- Şampiyonalar ve müsabakalarda yaş kontrolü tartıdan 6 saat önceki kesin kayıt sırasında yapılır. Bunun için her kafile sorumlusu FILA teknik delegesine:
-Güreşçinin o yıl için geçerli lisansını,
-Kişisel pasaport veya kimlik kartını (kollektif pasaport geçerli değildir),
- Güreşçinin yaşını belirten ulusal güreş federasyonunun verdiği belgeyi verir. Bu belge FILA'nın verdiği modele uygun olarak Federasyonun antetli kağıdına yazılır.
-Uluslararası yarışmalarda her güreşçinin milliyeti, tartı sırasında sporcunun kişisel pasaportuna veya kimlik kartına bakılarak belirlenir.
-Bir güreşçi müsabakaya sadece pasaportundaki milliyetine göre kaydedilir. Eğer, belgede bir yanlışlık veya hileli bir düzeltme varsa, öngörülen disiplin cezaları sorumlu federasyona, güreşçiye ve yanlış belgeyi imzalayana uygulanır.

b-Ağırlık Kategorileri
Ağırlık Kategorileri aşağıdaki gibidir.


Minikler

Yıldızlar

Gençler

Büyükler
1.
29-32 kg
1.
39-42 kg
1.
46-50 kg
1.
50-55 kg
2.
35 kg
2.
46 kg
2.
55 kg
2.
60 kg
3.
38 kg
3.
50 kg
3.
60 kg
3.
66 kg
4.
42 kg
4.
54 kg
4.
66 kg
4.
74 kg
5.
47 kg
5.
58 kg
5.
74 kg
5.
84 kg
6.
53 kg
6.


  #7  
Alt 12-09-2009, 18:23
 
Standart Cevap: Güreş Sporu Nedir Tarihçesi

MÜSABAKALARIN YÜRÜTÜLMESİ

MADDE 11. TARTI
Tartı başlangıcından 6 saat önce ekip şefi kesin güreşçi listesini organizatöre vermek zorundadır. Bu sürenin bitiminden itibaren hiçbir değişiklik kabul edilmeyecektir. Tartı, her zaman müsabakadan bir gün önce yapılır ve 30 dakika sürer. Müsabaka yönetmeliğinde belirtilen zamanda ve koşullarda yapılacak olan tıbbi kontrolden geçmeyen hiçbir güreşçi tartıya kabul edilmeyecektir. Tıbbi kontrol her zaman tartıdan l saat önce yapılır. Güreşçiler bu esnada lisans ve pasaportlarını göstermek zorundadırlar. Güreşçiler tıbbi kontrolde yetkili hekimler tarafından herhangi bir bulaşıcı hastalığı olup olmadıkları konusunda muayene ederler. Bulaşıcı hastalık belirtisi görülen güreşçiler elenirler.
Güreşçilerin fiziki görünümleri mükemmel olmalı, tırnaklar çok kısa olarak kesilmelidir.
Güreşçilerin tartı esnasında güreş mayolarını giymiş olacaklar, ayakları ise çıplak olacaktır. Mayo için herhangi bir tolerans tanınması söz konusu değildir.
Güreşçiler tartı işleminin sonuna kadar istedikleri kadar tartılma hakkına sahiptirler. Karşılaşmaların iki veya üç gün sürdüğü müsabakalarda, belirlenen kategorilerin güreşçileri tartılarının bir gün önce olacağına ve başlangıç saatine dikkat etmek zorundadır.
Bütün müsabakalarda, her kilo kategorisi için tek bir tartı vardır.
Hakemler tartıda güreşçilerin madde 5'de belirtilen kıyafet şartlarını tam olarak yerine getirdiklerini kontrol etmek ve güreşçilere mindere hatalı kıyafetle gelmelerinin kendileri için riskli olacağını bildirmekle sorumludur.

MADDE 12. KURA ÇEKİMİ
Müsabıklar, her turdaki eşlemenin sağlanması için kura çekeceklerdir. Kura, müsabakanın başlamasından önce, tartı sırasında çekilir.
Kura çekimi herkese açık olmak zorundadır ve tıbbi kontrolden geçmiş güreşçi sayısıyla eşit sayıda numaralanmış markanın kapalı bir torba, çanta veya numaraların ayırt edilmesini engelleyecek bunlara benzer bir nesneye atılarak yapılır. Eğer farklı bir sistem kullanılırsa bu açık olmalıdır. Tartılan güreşçi kantardan indikten sonra eşlemesini belirleyecek olan kurayı kendisi çeker. Bu numara pano üzerine hemen yazılarak herkesin görmesi sağlanır.

ÖNEMLİ: Kura çekiminde tartıdan ve kuradan sorumlular üstteki yönetmeliğin prosedürüne uygun olmayan bir şey veya bir hata görürlerse, kategorinin kurası iptal edilir ve bu kategorinin kurası yenilenir.

MADDE 13. BAŞLANGIÇ LİSTESİ
Eğer bir veya birçok güreşçi tartıya gelmezse veya tartıda ağır gelirse, tartı sonunda, güreşçiler en küçük numaradan en büyük numaraya doğru sıralanırlar.
NO. l E NO. 7 J
NO. 2 H NO. 8 L
NO. 3 B NO. 9 I
NO. 4 A NO. 10 G
NO. 5 D NO. 11 K
NO. 6 C NO. 12 F
Güreşçiler numaralarına göre sıralanırlar.

MADDE 14. EŞLENDİRME
Güreşçiler kurada çektikleri numaraların dizilişine göre eşlenirler. Eşleme sonuçlarını gösteren ve müsabakaların saatli programını belirten bir yayın hazırlanmalı ve müsabakaların öngörülen şekilde yürütülmesini içermelidir.
Her turun eşlemeleri, sonuçlarıyla beraber katılımcıların her zaman görebilmeleri ve değerlendirebilmeleri için görünür bir tabloya kaydedilecektir.

MADDE 15: MÜSABAKALARDAN ELENME
- Yenilen güreşçi elenir ve klasman puanlarına göre sıralanırlar, ancak finalistlere yenilen güreşçiler 3 üncülük veya 5 incilik için repechape grubunda yer alırlar.
- Tıbbi kontrolden geçmemiş, Organizasyon Sekreterliğinden izin almamış veya ismi okunduğunda müsabakaya çıkmamış güreşçi elenir ve sıralamaya da giremez. Rakibi müsabakayı kazanmış sayılır.
- Centilmenliğe, FILA'nın evrensel güreş düşüncesine ve kavramına uymayan hareketlerde bulunan, hile yapan veya bilerek vahşice davranışta bulunan güreşçi anında hakemlerin oybirliği ile diskalifiye edilir, bu güreşçi sıralamaya alınmaz.
- Eğer her iki güreşçi birden centilmenliğe aykırı hareketten dolayı diskalifiye edilirse, yukarıdaki şekilde değerlendirilecek ve bir sonraki turda eşlendirme değiştirilmeyecektir.
- Eğer bu diskalifiye durumu müsabakalardaki sıralamayı bozuyorsa aşağıdaki sıralarda yer alan güreşçiler yukarı kaydırılarak sıralama yeniden düzenlenecektir.
- Eğer 2 finalist beraber diskalifiye olursa bronz madalya alan iki güreşçi 1 incilik 2 incilik müsabakası yaparlar. Diğer sıralama ise 5 inci olanlar 3 üncü olurken sıralama yukarı doğru kaydırılır.
- Doping cezası durumunda yarışmacıların sıralaması
Eğer 1 inci veya 2 inci olan sporculardan birisi dopingten dolayı diskalifiye olursa, diskalifiye olan güreşçiye yenilen ve repechage grubunun galibi olarak 3 üncü olan güreşçi bir yukarı çıkarak ikinci olur.
Diskalifiye olan finaliste kaybederek repechage grubunda mücadele eden ve yenilerek 5 inci olan güreşçi üçüncü olur ve sıralamanın devamı yukarı doğru kaydırılarak yapılır.
Doping testi pozitif çıkan güreşçi diskalifiye edilir ve klasmana giremez.

BÖLÜM IV

HAKEMLER

MADDE 16. YAPISI
Bütün müsabakalarda, her maç için hakem heyeti şu şekilde oluşur:
- 1 Minder Amiri
- 1 Orta Hakem
- 1 Sayı Hakemi
Örneğin; Uluslararası hakem kurallarına göre belirlenmiş üç hakem;
Müsabaka sırasında, ciddi nedenler hariç, hakem heyeti asla değiştirilemez.
Hakem heyetinde aynı milletten iki hakem birden görev alamazlar.
Bundan başka; hakemlerin güreşçilerle vatandaşlık bağı da kesinlikle olamaz.
Ayrıca kendi milletlerinden güreşçilerin müsabakalarında görev almaları kesinlikle yasaktır.

MADDE 17. GENEL GÖREVLER
a)Hakemler güreş müsabakalarının kurallarında öngörülen bütün görevleri yerine getirirler. Hakemlerin görevi, müsabakayı dikkatle izleyip hareketin şekline göre karar vermektir, hakem bülteninde gösterilen sonuç müsabaka sırasında oluşan bütün durumları doğru yansıtmalıdır.
b)Minder amiri, orta hakem ve sayı hakemi oyunları değerlendirerek nihai kararlarını vereceklerdir. Orta hakem ve sayı hakemi minder amirinin idaresinde beraber çalışırlar.
c)Hakemler yürürlükteki kaidelerde öngörülen puan ve cezaları vermekle yükümlüdürler.
d)İki rakip tarafından gerçekleştirilen oyunların değerleri, sayı hakemi ve minder amiri tarafından kullanılan hakem bültenlerine işlenir.
Puanlar, ihtarlar (0), müsabakanın değişik safhalarında sıra ile ve açıklıkla yazılmalıdır. Bu puantaj cetvelleri sayı hakemi ve minder amiri tarafından imzalanmalıdır.
e)Eğer müsabaka tuşla bitmez ise; karar minder amiri tarafından her iki güreşçinin hareketlerinin, minder amiri ve sayı hakeminin bültenleri üzerine işaretlenmiş değerlendirmelerine göre verilecektir.
f)Bütün puanlar sayı hakemi tarafından da sayı paleti veya elektronik numaratörle anında ilan edilmelidir.
g)Müsabakaların idaresi için hakemler FILA'nın temel terimlerini kullanmalıdır. Bununla beraber müsabaka esnasında kendi aralarındaki konsültasyon hariç, başkaları ile konuşmaları yasaktır.

MADDE 18. KIYAFET
Hakemler; orta hakem, sayı hakemi, minder amiri ve kontrolör görevlerini yaparken aşağıdaki kıyafeti giymek zorundadırlar.
-FILA logo' lu klasik lacivert ceket
-Gri pantolon ve siyah kemer
-Sol göğüste FILA logo'su bulunan uzun veya kısa kollu açık mavi gömlek
-FILA logo'lu sarı kravat
-Siyah çorap
- Siyah ayakkabı
Hakemler sponsor ismi taşıyamazlar. Fakat sırt numarasında FILA sponsorunun ismi bulunabilir.
MADDE 19. ORTA HAKEM
a)Orta hakem, minder üzerinde kurallara göre idare etmek zorunda olduğu müsabakayı düzenli bir şekilde yürütmekten sorumludur.
b)Hakem müsabıklar üzerinde, emirlerine ve talimatlarına uymalarını sağlamak için kesin bir otorite sağlamak mecburiyetindedir. Ayrıca müsabakayı dışarıdan yapılacak yasak ve kural dışı müdahalelere müsamaha göstermeksizin yönetir.
c)Orta hakem, sayı hakemi ile sıkı bir işbirliği içerisinde çalışır ve müsabaka esnasında görevini tahriklerden ve uygun olmayan müdahalelerden etkilenmeden yapar.Düdüğü ile müsabakayı başlatır, durdurur ve bitirir.
d)Sayı hakeminin veya minder amirinin katılımı ile müsabıklar minder dışına çıktıkları durumlarda müsabakanın içeride devamına ya da güreşin durduğu durumlarda müsabakanın yerde veya ayakta devamına karar verir.
e)Orta hakem, sol koluna kırmızı, sağ koluna mavi renkli bileklik takar. Yapılan oyunlarda alınan puanları parmakları ile işaret eder. Eğer sağ kol havada ise yapılan hareketin puanı mavi mayolu güreşçiye aittir. Aksine sol kol havada ise puan kırmızı mayolu güreşçiye aittir.
f)Orta hakemin kesinlikle tereddüt etmemesi gereken konular şunlardır;
-Müsabakayı çok erken veya çok geç kalmaksızın tam zamanında durdurmak,
-Oyun, minder kenarında yapılmış ise, geçerli olup olmadığına karar vermek,
-Güreşçi köprü durumuna düştüğünde 5 saniyeyi görünür şekilde saymak ve durumun gerektirdiği ek puanı vermek,

- Sayı hakemi ile görüş birliğine vararak, bu mümkün değilse minder amirinin mutabakatını alarak tuşa karar vermek. Tuş, güreşçinin iki omuzu da aynı anda mindere yapıştığında orta hakemin TUŞ (TOMBE) kelimesini telaffuz etmesi ile geçecek zamanın sonunda gerçekleşir. Bu durumda orta hakem ; minder amiri veya sayı hakemi ile mutabakattan sonra, önce elini mindere vurur ve sonra düdüğünü çalar.
g) Orta hakem şunları da yapmalıdır;
- Müsabakanın minder ortasında yeniden başlayacağı durumlarda, müsabakanın hangi pozisyonda devam edeceğine açık seçik ve hızla karar verip bildirmek (ayakların merkezi daire üzerinde olmasına dikkat etmelidir),
-Özellikle tuşun söz konusu olduğu durumlarda, seyirci ve sayı hakemi ile minder amirinin görüşüne mani olmamak için güreşçilere fazla yakın durmamak,
-Güreşçilerin müsabaka esnasında vücutlarını kurulama, burunlarını temizleme, ayakkabı bağcıklarını bağlama, yaralanma ve benzeri bahanelerle dinlenmesine izin vermemek, bu durumlarda müsabakayı durdurmak ve hatalı güreşçiye ihtar, rakibine 1 puan teklif etmek.
-Her durumda minder üzerinde pozisyonunu değiştire*bilecek ve olası bir tuşu daha iyi görebilmek için yüzüstü yere yatabilecek durumda olmak,
- Pasif güreşçiyi, minderden kaçmasını engelleyecek bir yerde durarak müsabakayı durdurmaksızın uyarmak,
-Güreşçiler minder kenarına yaklaştığında düdüğünü çalmak için hazır olmak,
- Greko-Romen güreşte tehlikeli pozisyon söz konu ise 1 inci ve 1.30 dk. sonunda güreşi durdurmamak.


h) Orta hakem aşağıda belirtenleri de yapar;
-Greko-romen güreşte özellikle güreşçilerin bacaklarına dikkat eder,
-Müsabakanın sonucu ilan edilinceye kadar güreşçilerin minderde kalmasını sağlar,
- Her durumda, mutabakat ihtiyacı duyulduğunda önce sayı hakemine başvurur, bu esnada minder kenarında ve minder amirini görecek şekilde bulunur,
- Kazanan güreşçiyi minder amiri ile mutabakat sağladıktan sonra ilan eder.
i) Orta hakem kurallara uyulmaması ya da sertlikler yapılması durumunda ceza talep eder.
j) Orta hakem, minder amirinin müdahalesi ile teknik üstünlüğe (6 puan fark) ulaşıldığı zaman müsabakayı durdurur. Bu durumda atak veya kontra-atak için hareketin tamamlanmasını beklemelidir.

MADDE 20. SAYI HAKEMİ
a) Genelde güreş kurallarında öngörülen bütün yükümlülükleri yerine getirir.
b) Hiçbir şekilde münakaşaya meydan vermeden müsabakayı dikkatlice takip eder. Orta hakem veya minder amiri ile mutabakattan sonra her hareketin puanını bültene işler. Bütün durumlarda fikrini bildirir.
c) Her hareketin sonunda orta hakem veya minder amiri ile mutabakatı doğrultusunda söz konusu harekete verilen puanları bültenine işler. Yanındaki her türlü özel araç aracılığı ile kararlarını gösterir ve kararlar yanında bulunan skorborda girilir. Skorbord seyircilerin ve güreşçilerin görebileceği biçimde kurulur.
d) Orta hakemin tuş kararına katıldığını işaretle bildirir.
e) Müsabaka sırasında orta hakemin göremediği bir şey olursa (tuş, kural dışı oyun veya pasif pozisyon gibi), söz konusu güreşçinin rengini taşıyan paleti kaldırarak orta hakeme işaret eder (orta hakem ona teklifte bulunmamış olsa dahi). Bütün durumlarda, sayı hakemi güreşçinin tavırlarında anormal veya kaide dışı görünen her durum için orta hakemin dikkatini çeker.
f) Sayı hakemi, puanlama bülteninin altını imzalar ve kaybeden güreşçinin sütununu net bir şekilde çizerek galibin adını yazarak müsabakanın sonucunu kaydeder.
g) Minder amirinin karar vermesinin zorunlu olduğun teknik üstünlükle biten karşılaşmalar hariç, sayı hakemi ile orta hakemin kararları, eğer bir çelişki yoksa minder amirinin müdahalesine gerek kalmadan geçerlidir.
h) Hakem puantaj bülteninde tuş, teknik üstünlük,müsabakayı terk ile sonuçlanan müsabakaların ne kadar sürdüğü net bir şekilde yazılmalıdır.
i) Müsabakayı daha iyi izleyebilmesi için sayı hakemi yerini değiştirebilir. Bu yer değiştirme yalnızca minderin sayı hakeminin bulunduğu uzun kenarı boyunca olabilir.
j) Sayı hakemi devrenin galibini belirleyebilecek olan alınan son teknik puanın altını çizer.
k) Minderden kaçma, kural dışı oyun, (kontağı reddetmek), yerde başlama pozisyonunun (ve zorunlu bağlamanın) doğru olmaması ve sertlik gibi durumlar sonucu verilen ihtarlar, bültene “0” ile işaretlenir.

MADDE 21. MİNDER AMİRİ
a) Fonksiyonu çok önemli olup, güreş kurallarında öngörülen görevleri yerine getiren kişidir.
b) Orta hakem ve sayı hakeminin çalışmasını koordine eder.
c) Hakem heyetinin hareket ve kaidelere uymasını ve müsabakanın hiçbir tartışmaya yol açmayacak şekilde cereyanını sağlamak için çok dikkatli müsabakayı takip eder.
e)Orta hakem ve sayı hakeminin anlaşmazlığı durumunda, neticenin tespiti için puan değerleri ve tuş için karar vermek görevidir.
f)Hiçbir zaman kararını ilk olarak vermez, orta ve sayı hakeminin kararını beklemelidir. Kararı etkilemeye hakkı yoktur.
g) Bir müsabaka sırasında, eğer minder amiri, orta ve sayı hakeminin ciddi bir hata yaptıklarını düşünüyor ve kendisi onlarla aynı fikirde değil ise hemen müsabakayı durdurmalıdır. Orta hakem veya sayı hakem hata yaptıklarını kabul ederse, minder amiri diğer iki hakem videodan pozisyonu tekrar izler ve doğru kararı verirler. Aksi durumda iki hakemin verdiği karar değiştirilemez.
Genel olarak minder amiri teknik özellik gerektiren hususlarda uluslararası hakem yönetmeliğinin ilgili bölümüne göre hareket eder.

MADDE 22. HAKEMLERDEN SORUMLU KİŞİ
Bütün Olimpiyat Oyunlarında, Dünya Şampiyonlarında, Kupalarda, Şampiyonlarda, Kıtasal Kupalarda Oyunlarda ve Bölgesel Oyunlarda Hakem Komitesinin iki üyesi hakemlerin koordinesi ve idaresi için görevlendirilecektir.
Bir video incelemesinden sonra eğer bu kişi ve minder amiri aynı fikirde ise, ikisinin verdiği karar uygulanabilecektir.

MADDE 23. HAKEMLERİN CEZALANDIRILMASI
En yüksek jüriyi oluşturan FILA Bürosu, şampiyona delege*lerinden aldığı raporlara göre hakemlere yaptıklara hatalar için aşağıdaki disiplin cezalarını verebilir.
a)İhtar verebilir,
b)Müsabakadan çekebilir,
c)Bir alt kategoriye düşürebilir,
d)Belli bir süre için hakemliğini askıya alabilir,
e)Hakemliğine son verebilir.


  #8  
Alt 12-09-2009, 18:26
 
Standart Cevap: Güreş Sporu Nedir Tarihçesi

BÖLÜM V
MÜSABAKA

MADDE 24. MÜSABAKALARIN SÜRESİ
Bütün müsabakalarda skorbord da zaman sıfırdan (0) başlayıp 2 dkya çıkacaktır. Her periyodun galibi olan güreşçi skorlarda o güreşçinin mayosu ile aynı renkteki bir ışık ile gösterilecek ve her periyodun sonucu belli olacaktır.
Müsabakaların süresi aşağıdaki gibidir:
- Minikler, Yıldızlar, Gençler ve Büyükler kategorileri için: 2şer dakikadan 3 devre
Her devrenin sonunda bir güreşçi galip olarak ilan edilir. Eğer iki devre sonunda galip belirlenirse üçüncü devre oynanmaz.
Tuş hangi devrede olursa olsun müsabakayı bitirir . Serbest stilde istisnai durum olarak devre 0-0 beraber bittiğinde, zorunlu bağlama uygulanacaktır. Zorunlu bağlama maksimum 30 sn sürer.

MADDE 25. ÇAĞRI
Müsabıklar anlaşılır biçimde ve yüksek sesle mindere çağrılırlar. Bir güreşçi en son müsabakasında 15 dakikalık bir süre geçmeden yeni bir müsabakaya çağrılamaz.
Bununla beraber, gecikmenin kabul edilebilirliği aşağıdaki usulde düzenlenmiştir.
1. Müsabıklar 30 saniye ara ile üç kere mindere çağrılırlar.Eğer güreşçi üçüncü çağrıdan sonra da gelmemişse, diskalifiye edilir, elenir ve klasmana giremez.
2. Çağrılar Fransızca ve İngilizce yapılır.
3. Rakibi müsabakayı hükmen kazanır.
MADDE 26. GÜREŞÇİLERİN TAKDİMİ
Finallerde aşağıda açıklanan seremoni usulü bütün sıkletlerde uygulanacaktır. 1 ncilik ve 2 ncilik müsabakası yapacak finalistler antrenörleri ile birlikte mindere gelirler. Spiker finalistlerin eski derecelerini anons eder. Minder amiri, orta hakem ve sayı hakemi de finalistlerle beraber minderde bulunurlar.


MADDE 27. MÜSABAKAYA BAŞLAMA
Müsabakadan önce isminin anons edildiğini duyan her güreşçi, minder köşesinde kendisine tahsis edilen bölümde yerini alır. Köşedeki bu bölüm güreşçinin mayosu ile aynı renktedir. Hakem minderin ortasında yerini alır ve her iki güreşçiyi yanına çağırır. Hakem güreşçilerin ellerini sıkar, kıyafetlerine, yapışkan veya yağlı madde sürülüp sürülmediğine, terli olmadıklarına, ellerinde bir şey bulunmadığı ve bez mendillerinin olup olmadığına bakar. Güreşçiler selamlaşırlar, el sıkışırlar ve orta hakemin düdük çalmasıyla müsabaka başlar.

MADDE 28. MÜSABAKANIN DURDURULMASI
a) Bir güreşçinin iradesi dışında kabul edilebilir bir kaza veya yaralanma nedeniyle müsabaka durmuş ise, orta hakem müsabakayı 58 inci madde esaslarına uygun olarak durdurur.
Müsabaka durdurulduğunda, güreşçiler kendilerine tahsis edilen köşede ayakta dururlar, omuzlarına bir havlu veya eşofman alabilirler ve antrenörleriyle görüşebilirler.
b) Eğer, müsabaka tıbbi nedenlerden dolayı devam edemezse, müsabakanın sorumlu hekimi söz konusu güreşçinin antrenörünü ve orta hakemi bilgilendirir ve minder amiri karşılaşmayı bitirir.
c) Minder amiri ciddi bir hakem hatası olduğunu düşünüyorsa müsabakayı durdurabilir. Ayrıca hakemler tarafından ciddi bir puan hatası yapıldığını düşünüyorsa devreyi de durdurabilir. Bu durumlarda hakemlerle konsültasyon yapacak. Eğer minder amiri çoğunluk sağlayamaz ise madde 22deki prosedürü uygulamalıdır.
d)Müsabıklardan hiçbiri inisiyatifi ele alarak müsabakayı durduramaz, kendi kendine karar verip müsabakanın ayakta veya yerde yapılmasını, rakibini iterek minder kenarından ortaya gitmesini isteyemez.
e)Eğer müsabaka bir güreşçinin rakibine bilerek faul yapması ve rakibinin sakatlanması sebebiyle durdurulursa, faul yapan güreşçi diskalifiye edilecek ve sakatlanan güreşçi galip ilan edilecektir.

MADDE 29. MÜSABAKANIN SONA ERMESİ
Bir müsabaka, ya güreşçilerden birisi rakini tuşlaması, diskalifiye, sakatlanma sonucu yenmesi ile galip ilan edilerek ya da normal süre sonunda sona erer.
Bir devre, teknik üstünlükle (6 puan fark madde 45), veya skor ne olursa olsun 5 puanlık grand teknik oyun yapıldığında veya skor ne olursa olsun, iki kez bir güreşçi tarafından 3 puanlık oyun yapıldığında veya serbest stildeki zorunlu bağlama sırasında 30 sn dolmadan bir veya daha fazla puan alındığında veya güreşin izin verilen süresinin dolması ile gong sesi ve hakem düdüğü ile sona erer. Bir güreşçi normal süre içerisinde 5 puanlık bir oyun uygularsa, hakem olası bir tuş için beklemelidir. Eğer rakip tehlikeli pozisyondan kurtulursa hakem hemen düdük çalarak müsabakayı durdurur ve devrenin veya müsabakanın galibini ilan eder. Aynı kural iki kez yapılan 3 puanlık oyun içinde uygulanır.
Bir müsabakayı teknik üstünlükle kazanmak için, galip güreşçinin iki devreyi teknik üstünlükle (6 puan fark) veya iki devreyi 5 puanlık oyunla veya bir devreyi 5 puanlık oyunla, bir devreyi teknik üstünlükle (6 puan fark) veya iki devreyi iki tane 3 puanlık oyun yaparak veya bir devreyi 2 tane 3 puanlık oyun yaparak diğerini teknik üstünlükle (6 puan fark) veya 5 puanlık oyun yaparak kazanmak gerekir.
Eğer hakem gongu duymaz ise, minder amiri müdahale etmeli vehakemin dikkatini çekmek amacıyla mindere bu iş için yapılmış yumuşak bir maddeyi atarak müsabakayı durdurmalıdır.
Gong vurulduktan sonra ses duyulmasa dahi yapılan oyun veya gong ile hakem düdüğü arasında yapılan oyun geçerli değildir.
Müsabaka bittiğinde, orta hakem yüzü minder amiri masasına dönük olarak minder ortasında yerini alır. Güreşçiler el sıkışırlar, orta hakemin birer yanına geçerler ve sonucun ilan edilmesini beklerler.
Müsabıkların, müsabaka bölgesini terk etmeden önce mayo askılarını indirmeleri yasaktır. Sonuç ilan edilince güreşçiler hakemin elini sıkarlar. Daha sonra güreşçiler rakiplerinin antrenörlerinin elini sıkmalıdırlar. Bu konulara saygı gösterilmemesi halinde hatalı güreşçi disiplin kurallarına göre cezalandırılır.

MADDE 30. MÜSABAKANIN DURDURULMASI ve DEVAMI
Genel Kurallar
Güreş yerde veya ayakta durdurulduğunda tekrar ayakta başlayacaktır.
Güreş aşağıdaki durumlarda durdurulup tekrar ayakta başlatılacaktır.
a. Bir ayak korunma bölgesine bastığında
b. Güreşçiler mücadele ile zona gelin 3 veya 4 ayakla bu bölgeye basar ve oyunsuz olarak zonda beklerlerse.
c. Güreşçileri korunma bölgesine çıktıkları her durumda.
Eğer atak yapılan pasif güreşçi yerde rakibinin oyununu faulle engeller veya engellemeye çalışırsa kendisi ihtar (0) ile cezalandırılır rakibine 1 veya 2 puan verilir. Atak güreşçinin oyununu yapıp yapmadığına bakılmaksızın güreş ortada yerde başlatılır.

MADDE 31. UZATMA (Serbest Stil ve Bayan Güreşinde)
Eğer bir güreşin normal süresi 0-0 bittiğinde hakem müsabakayı durduracak güreş zorunlu bağlama ile devam edecek. (Madde 49). Uzatma maksimum 30 sn sürer.

MADDE 32. GALİBİYET ŞEKİLLERİ
Bir müsabaka aşağıdaki şekillerde kazanılır.
a. Tuşla
b. Rakibin sakatlanması, mindere çıkamaması, çekilmesi, diskalifiye olması
c. Teknik üstünlükle (6 puan fark)
d. Sayı ile galibiyet (iki devreyi 1-5 puan farkla kazanmak)
Eğer bir güreşçi rakibine 5 puanlık grand teknik oyun uygularsa skor ne olursa olsun o devrenin galibi olarak ilan edilir.
Eğer bir güreşçi bir devre içinde rakibine iki tane 3 puanlık oyun yaparsa skor ne olursa olsun devrenin galibi olarak ilan edilir.
Puanların eşitliği durumunda;
Galibi belirlemek için bakılacak kriterler;
1- İhtar sayısı
2- Büyük puan
3- Alınan son puan

MADDE 35. TAKIM MÜSABAKALARINDA SIRALAMA SİSTEMİ
Prensip olarak, bir takım müsabakası FILAnın resmi sikletlerine göre yapılır bu da 7 siklettir.
Eğer sikletler ülkelerin sistemine veya takımların isteğine göre geçerli bir sebepten dolayı ikiye katlanırsa siklet sayısının daima tek sayıda olması önerilir.
Her takım her seans tarttırdığı kadar güreşçi değiştirebilir.
Eğer bir günde ev sahibi ve deplasman seansı olmak üzere iki seans yapılacaksa, ilk maçın sonunda bir galip ve deplasman maçını sonunda bir galip ilan edilmelidir. Bir güreşçi tarafından kazanılan bir maç için, onun galibiyet şekline bakılmaksızın takımına 1 puan verilir. Bu şekilde siklet sayısı tek olduğunda her takım müsabakası sonunda 1 galip olur.
Eğer müsabaka sadeci iki takım arasında ise;
Eğer takımlar bir günde iki müsabaka yapar ve her biri de birer maç kazanırsa müsabakalar başlamadan önce iki sıralama önerisinden birisinde karar verilir.
a. Galip takımı belirlemek için üçüncü maç yapılır.
b. Galip takım aşağıdaki kriterlere göre belirlenir.
1. İki maç sonunda en fazla alınan ferdi galibiyet
2. En fazla tuş, çekilme, mindere çıkma ve diskalifiye ile galibiyet
3. En fazla teknik üstünlükle kazanılan maç.
4. En fazla teknik üstünlükle kazanılan devre.
5. Bütün müsabakalar boyunca en fazla toplanan teknik puan.
6. Bütün müsabakalar boyunca en az verilen teknik puan.
Eğer müsabaka iki takımdan fazla takımla yapılıyorsa;
Takım müsabakasının galibini belirlemede aynı sistem uygulanacak. Galip takım 1 puan yenilen takım ise 0 puan alacaktır.
Galip aralarında yaptıkları maçın sonucuna göre belirlenir.
Eğer iki takım arasında ikisi de birer maç kazandığından dolayı eşitlik varsa bu kez yukarıdaki 1-6 arasındaki kriterler sıra ile uygulanır.
3 veya daha fazla takımın klasman puanları eşit ise;
Aşağıdaki prensiplere göre en kötü takımdan başlayarak sıralama yapılır ve eşit olan takım sayısı ikiye düştüğünde iki takım arasındaki klasman kriterleri uygulanacaktır.
- En az tuşla, çekilme ile, diskalifiye ile galibiyet
- En az teknik üstünlükle kazanılan maç sayısı
- En az teknik üstünlükle kazanılan devre sayısı
- Bütün maçlar sonunda en az toplanılan teknik puan sayısı
- Bütün maçlar sonunda en fazla verilen teknik puan sayısı

BÖLÜM VI
HAREKET VE OYUNLARIN PUANLARI

MADDE 36. HAREKET VE OYUNLARIN ÖNEMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Riskli, dinamik güreşi teşvik etmek için, kendi oyunu ile altta kalan güreşçi, aleyhine puan verilerek cezalandırılmaz, fakat müsabaka durdurulmadan yerde devam eder. Bir oyun esnasında defansif güreşçi kontra atak yapar veya rakibini yerde tehlikeli durumda kontrol ederse gerekli puanlar verilmelidir.
Atak güreşçi, kendi köprüsü üzerinde bir oyun yaparken bir an durur ve rakibine hem hakim olarak, hem de onu da köprüde tutarak hareketini tamamlarsa ceza uygulanmaz. Risk taşıyan bu oyun için de hareketi tamamladığında sadece kendisine puan verilecektir.
Buna karşılık atak olan güreşçi, rakibinin karşı atağı ile tehlikeli durumda kontrollü olarak bloke edilmiş ise, rakibe puan vermek gerekir. Bu demektir ki, kendisine oyun yapılan güreşçi, ancak kendi atağı ile ve yalnızca aşağıdaki durumlarda puan elde edebilir.
a) Atak yapan güreşçiyi yerde bastıran,
b) Bir süreklilik içerisinde oyuna devam eden,
c) Atak yapan güreşçiyi bloke ederek tehlikeli durumda tutan.
d) Orta hakem, her güreşçinin alacağı puanı verebilmek için oyunun sonunu beklemek zorundadır.
e) Güreşçilerin bir oyundan diğerine geçerken hareketlerin değiştiği durumlarda yapılan bütün hareketlerin değerine göre puan verilir.
f) Estantane tuş, tuş değildir (madde 44). Eğer güreşçilerden birisi ayakta bir oyun yaparak rakibini enstantane tuş pozisyonuna düşürürse atak güreşçi 3 puan kazanır. Eğer atak güreşçi oyunu esnasında enstantane tuş pozisyonuna düşerse rakibi 2 puan kazanır. Yer güreşinde güreşçilerden birisi enstantane tuş olursa rakibi 2 puan kazanır.
g) Dirseklerini kullanarak köprü pozisyonunda bir omuzdan diğeri üzerine yuvarlanma ve bunun tersi yalnızca bir hareket olarak kabul edilir.
h) Müsabıklar ilk başlangıç pozisyonlarına dönmedikleri taktirde, bir oyun yeni bir hareket olarak değerlen*dirilmemelidir.
i) Orta hakem puanları işaret eder, sayı hakemi de aynı fıkirdeyse ilgili güreşçinin rengine ait paleti kaldırır (l, 2, 3, 5 puan). Orta hakemle sayı hakemi aynı görüşte değilse, minder amiri güreşçilerden biri için kararını belirtmek zorundadır.
j) Müsabakanın sonunda gerçekleşen tuş için hakemin düdüğü değil gong sesi geçerlidir.
k) Devre sonunda gong sesinden önce tamamlanan bütün oyunlar geçerlidir. Hiç bir durumda gong sesinden sonra biten oyuna puan verilmez.

MADDE 37. TEHLİKELİ DURUM
Bir güreşçinin sırtı veya omuzları, dikey veya paralel olarak mindere gelecek şekilde, minderle 90 dereceden daha küçük açı oluşturduğu zaman ve vücudun üst kısmı ile tuş olmamak için mücadele verdiği zaman tehlikeli durumda olduğu düşünülür. Güreşçi bu mücadeleyi kafasıyla, dirsekleri ve omuzlarıyla da verebilir. (Tuşun tarifine bak.)
Tehlikeli durum şu şartlarda oluşur;
a) Defansif güreşçi, tuş olmamak için köprü durumuna gelirse,
b)Defansif güreşçi, sırtı mindere doğru iken tuş olmamak için dirseklerinin biri veya ikisi üzerine dayanırsa,
c)Güreşçinin bir omuzu minder ile temastayken diğer omuzu minder ile 90 dereceden daha küçük bir açı ile duruyorsa,
d)Güreşçi enstatane tuş durumuna gelip bir saniyeden kısa bir süre iki omuzu minder üstünde kaldıysa,
e) Güreşçi omuzları üzerinde yuvarlanmış ise,
- Güreşçi 90 derecelik açıyla göğsü ve karnıyla mindere doğru dönmüş vaziyete geldiği zaman tehlikeli durum ortadan kalkar.
- Güreşçinin sırtıyla minder arasında 90 derecelik bir açı varsa, bu tehlikeli durum olması için yeterli değildir.

MADDE 38. PUANLARIN KAYDI
Sayı hakemi; güreşçilerin hareketleriyle ve yaptıkları oyunlarla elde ettikleri puanları özel bir bülten üzerinde işaretler.
Her hareketin ve oyunun ardından, bu işlemi yapar. Yeknesaklığı sağlamak için, tuşa götüren hareketlerin puanları, puantaj bülteninde daire içine alınır.
- Minderden kaçma, oyundan kaçma, başlangıç (ve zorunlu bağlama) pozisyonuna uymama, faullü oyun ve kasıtlı hareketlere verilen ihtarlar (0) ile işaretlenir.
- Her ihtardan (0) sonra ihtar alanın rakibi, yapılan hareketin önemine göre otomatik olarak 1 veya 2 teknik puan alır.

MADDE 39. GRAND TEKNİK OYUN
Bir güreşçinin atağının veya oyunun grand teknik olabilmesi için ayakta başlaması gerekir.
-Atak güreşçi rakibini yerden tamamen kaldırıyor, onu kontrol edip üstten büyük bir kavisle aşırıyor ve doğrudan açık olarak tehlikeli duruma düşürüyorsa, bu oyun grand teknik olarak kabul edilir.
-Aynı şekilde atak güreşçi rakibini yerden kaldırıp grand teknik uygulayarak karnı üzerinde mindere bırakırsa 3 puan, hemen doğrudan doğruya tehlikeli duruma düşürerek yere indirirse 5 puan alır.(5 puanlık oyun için hareketin yerden kesilerek yapılması şart değildir. Hareketin ayakta başlaması yeterli olacaktır.)
AÇIKLAMA: Bir güreşçi grand teknik oyunu gerçekleştirmesi sırasında, iki omuzu birden mindere değerse, oyunun karşılığı olan 3 veya 5 puanı alır, rakibine de estantane tuş olduğu için 2 puan verirlir.

MADDE 40. HAREKETLERİN VE OYUNLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
1 PUAN
- Yerde rakibinin arkasına geçerek bastıran ve bu durumda rakibini kontrol eden güreşçiye (üç noktanın kontağı: iki el bir diz veya iki diz ve bir el veya kafa, veya iki el ve kafa şeklinde olabilir.)
- Ayakta veya yerde nizami bir oyun yapan ancak rakibini tehlikeli duruma getiremeyen güreşçiye,
- Rakibine bir oyun yapıp arkasına geçerek kontrol eden güreşçiye,
-Bir veya iki eli üzerinde bulunan rakibini bloke edip, sırtını mindere doğru yönelten güreciye,
-Oyunu, rakibi tarafından kural dışı bir oyunla engellenmeye çalışılan fakat buna rağmen oyununu gerçekleştiren güreşçiye,
- Rakibi, minder dışına kaçan veya oyundan kaçan, yerde başlama şartlarını yerine getirmeyen faullü ve kural dışı oyun yapan atak güreşçiye,
- Rakibini 5 saniye ve daha fazla tehlikeli durumda tutan güreşçiye,
- Ayak güreşinde korunma bölgesine basan güreşçinin rakibine
- Serbest güreşle zorunlu bağlamayı reddeden güreşçinin rakibine
- Greko-Romen zorunlu bağlamada bağlamayı yapıp 30 sn süre ile herhangi bir puan alamayan güreşçinin rakibine
- Kanama olmaksızın müsabakanın durdurulduğu bütün sakatlıklarda, sakatlanan güreşçinin rakibine
- Greko-Romen zorunlu bağlamada doğru bağlama yapmayan güreşçinin rakibine

2 PUAN
- Yer güreşinde nizami oyun yapan ve rakibini tehlikeli duruma veya estantane tuş durumuna getiren güreşçiye


  #9  
Alt 12-09-2009, 18:29
 
Standart Cevap: Güreş Sporu Nedir Tarihçesi

BÖLÜM VII
BİR MÜSABAKADAN SONRA VERİLEN KLASMAN PUANLARI
MADDE 43. POZİTİF PUANLAR
A - Prensip
Güreşçi tarafından elde edilen pozitif puanlar, onun klasmanını belirleyecektir.
B - Bir müsabakanı sonundaki pozitif puanlar
Kazanan güreşçinin 5. kaybeden güreşçinin 0 puan aldığı durum:
-Tuşla galibiyet, (kaybedenin teknik puanı olsun veya olmasın)
-Sakatlanma,
-Terk,
-Mindere çıkmama,
-Diskalifiye,
Kazanan güreşçinin 4. kaybeden güreşçinin 0 puan aldığı durum
- Teknik üstünlük (6 puan fark, 5 puanlık oyun veya 2 tane 3 puanlık oyun) mağlup olanın puanı yoksa.
- Kazanan güreşçinin 4, kaybeden güreşçinin 1 puan aldığı duruM.
- Teknik üstünlük (6 puanlık fark, 5 puanlık oyun veya 2 tane 3 puanlık oyun) mağlup olanın puanı varsa.
Kazanan güreşçinin 3, kaybeden güreşçinin 0 puan aldığı durum:
- Üç devre sonunda galip güreşçi iki devreyi de 1 ile 5 arası teknik puan farkı ile kazanmış ve rakibinin puanı yoksa,
Kazanan güreşçinin 3, kaybeden güreşçinin 1 puan aldığı durum:
Üç devrenin sonunda galip güreşçi iki devreyi 1 ile 5 arası teknik puan farkı ile kazanmış ve rakibinin puanı varsa,
İki güreşçinin 0 puan aldığı durum
- Her iki güreşçinin de kural ihlalinden dolayı diskalifiye edildiği durumda

MADDE 44. TUŞ
Eğer defansif güreşçi rakibi tarafından iki omuzu mindere değiyor olarak orta hakemin tuşu tam kontrol edebileceği kadar tutulabiliyorsa, tuş olarak değerlendirilir. Minder kenarındaki tuşun geçerli olabilmesi için müsabıkın omuzlarının minderin kırmızı bölgeye temas ediyor olması ve başın korunma bölgesine değmemesi gerekir.
Korunma bölgesinde oluşan tuş geçerli değildir.
Güreşçi bir kural ihlali veya faullü bir oyun yaparken iki omuzu üzerine gelerek kontrol edilirse yani tuş olursa, rakibinin bu tuşu geçerlidir.
Orta hakemin gördüğü tuş, sayı hakeminin veya minder amirinin katılımı olursa geçerlidir. Eğer orta hakem geçerli olan bir tuşu göremezse tuş, sayı hakemi veya minder amirinin mutabakatıyla verilebilir.
Sonuç olarak, tuşun tespit edilmesi ve geçerlilik kazanması için güreşçinin net olarak tuş pozisyonunda kontrol edilmesi gereklidir. Bu demektir ki, birinci paragrafta açıklandığı gibi kısa bir süre için iki omuzun birden mindere değmesi ve bu süre zarfında minderden kesilmemesi gerekir.
Bütün durumlarda orta hakem, sayı hakeminin veya minder amirinin onayını aldıktan sonra mindere vuracaktır. Hakem maçı durdurmak için, daha sonra da düdüğünü çalacaktır.

MADDE 45. TEKNİK ÜSTÜNLÜK
Tuş, çekilme, diskalifiye dışında, bir devrede güreş skor dikkate alınmadan şu durumlarda normal süre bitmeden önce durdurulur.
- İki güreşçi arasında 6 puan fark varsa
- Bir güreşçi 2 tane 3 puanlık oyun yapmışsa
- Bir güreşçi bir tane 5 puanlık oyun yapmışsa
Bir oyun tamamlanmadıkça müsabaka teknik üstünlükten dolayı durdurulup galip ilan edilemez (madde 29a bakınız)
6 puan fark oluştuğunda minder amiri orta hakemi uyarır.
Hakem, diğer hakemlerle konsültasyon yaptıktan sonra devrenin veya müsabakanın (eğer iki devreyi de teknik üstünlükle kazanmışsa) galibini ilan edecektir.


  #10  
Alt 12-09-2009, 18:31
 
Standart Cevap: Güreş Sporu Nedir Tarihçesi

BÖLÜM VIII
NEGATİF GÜREŞ

MADDE 46. MÜSABAKA SÜRECİNDE YERDE GÜREŞ
Eğer güreşçilerden biri müsabaka sırasında rakibi tarafından yere indirilmişse güreş yerde devam eder, alttaki güreşçi rakibinin ataklarını savunma ile engelleyebilir, tekrar ayağa kalkabilir veya kontra-atak yapabilir.
Eğer bir güreşçi rakibini yere indirmişse veya alttaki güreşçinin iyi savunmasından dolayı hiç bir oyun uygulayamamış ise, orta hakem makul bir süre bekledikten sonra müsabakayı durduracak ve müsabakanın ortada ayakta devam edilmesine karar verecektir.
Üstteki güreşçinin rakibinin üstüne atlayarak müsabakayı sürdürmesi yasaktır. Eğer atak güreşçi böyle birşey yaparsa, orta hakem müsabakayı durdurup hatayı yapanı ikaz ederek yerdeki güreşçiyi kaldırır ve güreşi tekrar ayakta başlatır.
Üstteki güreşçinin, ne müsabakayı durdurmaya ne de müsabakaya ayakta devam etmek istemeye hakkı vardır.
Yerde Başlama Pozisyonu
Alttaki güreşçinin hakem düdüğünden önceki yerde başlama pozisyonu şu şekildedir:
Alttaki güreşçinin dizleri ve elleri merkez dairesinin içinde olmalıdır. Eller ve dizler arasındaki mesafe en az 20 cm ve eller arasındaki mesafede en fazla 30 cm olmalıdır. Kollar gergin olmalı, ayaklar çapraz olmamalıdır ve üst bacak (uyluk) gergin olmalı ve yerle 900lik açıda olmalıdır.
Üstteki güreşçi rakibinin arkasında olmalı, elleri rakibinin sırtında olmalıdır. Ayakta durabilir veya bir dizi yerde olabilir.

MADDE 47. KIRMIZI BÖLGE
Kırmızı bölge, pasif güreşçiyi ortaya çıkartmak, minder kenarında güreşmeyi ve müsabaka alanından çıkışların ortadan kaldırılmasını sağlamak için ihdas edilmiştir.
Merkezi güreş alanında başlayıp kırmızı bölgede (zonda) biten bütün oyun ve hareketler geçerlidir. Tehlikeli durum, kontra atak ve tuş gibi.
Merkezi güreş alanında başlayan bir oyun veya kontratak nerede sonuçlandığına (merkezi alan, kırmızı bölge (zon) korunma bölgesi) bakılmaksızın geçerlidir.
Bununla birlikte, eğer korunma bölgesinde (puanlı olarak) sonuçlanmış ise, müsabaka durdurulur ve güreşçiler minder ortasında ayakta müsabakaya devam ettirilirler. Bu durumda, oyunun değeri olan puanlar verilecektir.
Korunma bölgesinde yapılan tuş geçerli değildir. Böyle bir durumda, müsabaka durdurulmalı ve güreşçiler minderin ortasına götürülerek müsabakaya ayakta devam edilmesi sağlanmalıdır, çünkü oyun minder dışında sona ermiştir.
Atak yapan ve oyunu gerçekleştiren güreşçinin atağı korunma bölgesinde kendisinin tuş olması ile sonuçlanırsa, güreş durdurulacak ve rakibi 2 puan alacaktır. Müsabakaya minderin ortasında devam edilecektir
Merkezi güreş alanında başlatılmış ve orada gelişimi süren hareket ve oyunların uygulanışında, güreşçiler kırmızı bölgeye girebildikleri gibi , hareketin devamında bu bölgede tüm yönlere doğru oyunlarını geliştirebilirler. Böyle bir durumda oyunun gerçekleştirilmesi sırasında itme, blokaj, çekme ve itişme gibi bir kesinti olmazsa müsabaka durdurulmaz.
Kırmızı bölgede ayakta, bir atak veya oyun, sadece iki ayağın bu bölgeye basıyor olması kesin şartına bağlı kalmak şartıyla başlayabilir. Bu durumda hakem makul bir süre tanıyarak oyunun gelişmesini bekler.
Güreşçiler kırmızı bölgede hareketsiz duruyorlarsa ve hiçbir oyun geliştirmiyorlarsa veya hiçbir hareket yapmadan 2, 3 veya 4 ayakları bu bölgeye basıyorsa, orta hakem müsabakayı durdurarak güreşçileri minder ortasına getirir ve musabakayı ayakta başlatır. Ayakta güreş devam ederken her durumda atak güreşçinin bir ayağı korunma bölgesine basarsa, yani kırmızı bölgenin dışında ise, müsabaka durdurulacaktır.
Defansif güreşçinin bir ayağının korunma bölgesine temas etmesinin ardından atak güreşçi oyununu devamlılık içerisinde yaparsa, oyun geçerli sayılacaktır.
Bir güreşçi, bir ayağını kırmızı bölgeye bastığı zaman orta hakem yüksek sesle "ZON" kelimesini söyler. Bu kelimeyi duyan güreşçiler yaptıkları hareketi bozmadan kendi kendilerini minderin ortasına gelmeye zorlamalıdırlar.
Yer güreşinde bir atak, bir oyun veya kontratak, kırmızı bölgenin içinde yapılırsa veya bu bölgede başlayıp gerçekleştirilirse, korunma sahasında sonuçlandırılsa dahi geçerlidir.
Yerde, kırmızı bölgede başlatılan ve korunma bölgesinde sonuçlanan tüm hareketler için orta hakem ve sayı hakemi puan vereceklerdir. Bununla beraber müsabaka durdurulacak ve güreşçiler minder ortasına götürülecektir. Güreş ortada ayakta başlayacaktır.
Yer güreşinde, atak güreşçi oyununu kırmızı bölgenin dışına doğru gerçekleştirebilir, ancak bu esnada rakibinin başı ve omuzlan zonda bulunacaktır. Bu durumda 4 bacak da minder dışında olabilir.

MADDE 48. ZORUNLU BAĞLAMA
Genel Prensip
Serbest Stil ve Greko-Roken Stil güreş için zorunlu bağlama birbirinden farklıdır.
Çünkü iki farklı fonksiyonu vardır.
Serbest Stilde Zorunlu Bağlama
- Serbest stil güreşte 0-0 biten 2 dak.lık devre sonundaki galibi zorunlu bağlama belirler. Süresi maksimum 30 sndir. Alınan ilk teknik puan galibi belirleyecektir.
- Zorunlu bağlamayı yapacak avantajlı güreşçi kura ile belirlenir.
- Kurayı kaybeden güreşçi bir ayağını merkez dairenin ortasına diğer ayağını da merkez dairenin dışına koyar.
- Kurayı kazanan güreşçi, rakibinin hangi bacağının merkez dairenin ortasında olacağını (yani hangi bacaktan bağlayacağını) belirtir. Sağ veya sol bacak.
- Kurayı kazanan güreşçi rakibinin diz ekleminden istediği gibi tutar. Bağlayan güreşçinin kafası bağlamayı yaptığı taraftaki kalçanın dışında olmalıdır.
- Kurayı kaybeden güreşçinin elleri rakibinin sırtında veya boşta (serbest) olmalıdır.
- Doğru pozisyon alındığında hakem düdüğünü çalar ve güreş başlar.
- İlk puan alındığında hakem müsabakayı durdurur ve galibi ilan eder.
- 30 snlik süre sonunda zorunlu bağlamayı yapan güreşçi herhangi bir teknik puan alamazsa, rakibine 1 puan verilir ve devrenin galibi olarak ilan edilir.

Greko-Romen Stilde Zorunlu Bağlama
- Greko-Romen stilde bir devre 1 dak.lık ayak güreşi ve iki (2) tane 30 snlik yer güreşinden oluşur.
- Güreş minderin ortasında ve ayakta başlar. Güreşçiler mümkün olan her oyunu yapabilirler.
- 1 dk sonunda hakem müsabakayı durdurarak yerde künde bağlamayı uygulayacak. O ana kadar galip durumdaki güreşçi (galip güreşçi madde 32deki devrenin galibini belirleyen kriterlere göre belirlenir) ilk önce künde bağlayacak. Güreşçilerden herhangi birisi teknik puan alamamış ise kimin ilk bağlayacağı kura ile belirlenecek. Kuranın galibi ilk olarak künde bağlayacak.
- Yerde başlayacak güreşçi ellerini ve dizlerini merkezi dairenin içine koyar (aşağıdaki şekilde belirtilen noktalara) Dizler ile eller arasındaki mesafe en az 20 cm ve eller arasındaki mesafede en fazla 30 cm olacaktır. Kollar gergin olacak, bacaklar çapraz olmayacak ve bacakların üst kısmı (uyluk) gergin mindere 900lik açıda olacaktır.

İstisnai durumda; Greko-Romen stil künde bağlama pozisyonunda alttaki güreşçinin her kural ihlalinde, hatalı güreşçi ihtar (0) ile cezalandırılırken rakibine 1 veya 2 puan verilecek ve güreş tekrar yerde künde bağlama pozisyonunda başlayacaktır. Eğer alttaki güreşçinin kural ihlali künde bağlama tutuşu bozulduktan sonra gerçekleşirse hatalı güreşçiye ihtar (0) rakibine 1 veya 2 puan verilecek ve güreş yerde normal başlama pozisyonunda başlayacaktır. Bağlama tutuşu bozulduktan sonra iki güreşçi de ayakta nötr pozisyona geldikten sora güreşçilerden birisi kural ihlali yaptığında hatalı güreşçiye ihtar (0) rakibine 1 veya 2 puan verilir ve güreş 30 snnin sonuna kadar ortada ayakta devam ettirilir.
Bağlamada bir oyun uygulayabilmek için üstteki güreşçi rakibinin belinden künde tutuşu şeklinde, kendi elinin içinden veya üstünden kavramak kaydı ile tutar. Künde bağlayan güreşçi bu sırada ayakta veya bir dizi yerde olabilir.
Tutuş gerçekleştiği an hakem düdüğünü çalar ve üstteki güreşçi oyununu uygulayabilir. Rakibi savunma yapabilir. 30 sn sırasında her iki güreşçide ayakta veya yerde olası bütün oyunları yapabilirler.
Eğer 30 sn sonunda künde bağlama yapan güreşçi herhangi bir teknik puan alamazsa rakibine 1 teknik puan verilir.
1.30 dk. sonra diğer güreşçi için 30 sn künde bağlama uygulanır.
Aynı şekilde, bağlamayı yapan güreşçi 30 sn sonunda herhangi bir teknik puan alamazsa rakibine 1 teknik puan verilir.
Bütün Greko-Romen güreş devreleri aynı şekilde yapılır.

ÖZEL DURUMLAR
1 dk sonunda eğer güreşçilerden birisi tehlikeli pozisyonda kontrol edilmişse hakem müsabakayı durdurmayacak ve 30 snlik zorunlu yer güreşinin ikisi de iptal edilecek.
1.30 dk. dolduğunda eğer güreşçilerden birisi tehlikeli pozisyonda kontrol edilmişse hakem müsabakayı durdurmayacak ve ikinci 30 snlik zorunlu bağlama iptal edilecek.
Eğer üstteki güreşçi bağlamayı reddederse hakem kendisini “attention” diye uyaracak, eğer aynı güreşçi hakemin uyarısını dikkate olmazsa kendisine 1 ihtar (0) rakibine 1 puan verilecek. Hatalı güreşçi bağlama yapma hakkını kaybeder ve güreş 30 snnin sonuna kadar ayakta devam eder.
Eğer alttaki güreşçi doğru parter pozisyonunu reddederse hakem önce açık bir şekilde “attention” diye uyaracak, eğer alttaki güreşçi hakemin uyarısını dikkate almaz ve tekrar hata yaparsa kendisine ihtar (0) rakibine 2 puan verilecek, güreş tekrar künde bağlama pozisyonunda başlayacaktır. Eğer alttaki güreşçi rakibinin oyununu engellemek için faul yaparsa aynı ceza uygulaması yapılır.
30 sn bağlama sırasında her iki güreşçide ayak pozisyonuna geçerlerse güreş 30 sn sonuna kadar ayakta devam eder.
Bağlamayı yapan güreşçi ayakları ile ortadaki çizgiyi geçemez. Çizgiye basabilir.
Künde bağlamayı yapacak olan güreşçi iki elini aynı anda rakibinin altına götürün bağlayacak (biri diğerinden sonra değil). Rakibini kolundan itemez veya rahat kaldırmak için dengesini bozmak için bacaklarıyla dokunamaz.
Aynı prosedür bütün yaş kategorilerinde uygulanacaktır.

BÖLÜM IX
YASAKLAR VE NİZAMI OLMAYAN OYUNLAR

MADDE 49. GENEL YASAKLAR
Güreşçilerin şunları yapması yasaktır:
-Kulakları, saçları, tenasül organlarını çekmek, çimdik atmak, ısırmak el veya ayak parmaklarını bükmek v.b. genel olarak rakibe acı vermek amacıyla yapılan bütün oyun, hareketler ve rakibi müsabakadan çekilmeye mecbur eden acı veren bütün hareketler,
-Ayakla veya kafayla vurmak, boğazlamak, itmek, rakibin hayatını tehlikeye atacak oyunları yapmak, eklem yerlerini çıkarmak, rakibin üzerinde yürümek, yüzünü mindere sürmek, gözleri ile ağzı arasındaki bölgeden tutmak,
-Rakibin mide ve karnına dirsek veya diziyle vurmak, acı vermek için bir organım bükmek, burmak, rakibin mayosundan tutmak,
-Brandayı tutarak mindere yapışmak,
-Müsabaka esnasında konuşmak,
- Rakibin ayak tabanını tutmak (sadece ayak ve ökçenin üst bölümünden tutulması serbesttir).
- Maç sonucu ile ilgili olarak aralarında anlaşmak

MADDE 50. OYUNDAN KAÇMA
Defansif güreşçinin açık olarak, rakibinin oyununu yapmasını engellemek için onunla teması reddettiği bütün durumlar oyundan kaçma olarak nitelenir.
Bu durumlar ayakta ve yer pozisyonunda oluşabilir. Keza bu husus minderin ortasında olabildiği gibi pasivite bölgesinde de ortaya çıkabilir
Oyundan kaçma, minderden kaçma gibi cezalandırılır. Yani:
-Kaçana bir ihtar (O)
-Rakibine 1 puan
Greko-Romen Güreşte Yer Güreşi (Yerde Oyundan Kaçma)
Bir güreşçi yere yatırıldığında veya rakibi tarafından bir oyunla yere indirildikten sonra altta iken rakibinin bir oyun yapmak için kendisini tutmasını engellemek amacıyla ileri doğru sıçrayarak rakibinin kendisini faullü bir şekilde tutmasına ( kaçan güreşçinin kalçalarından tutmak ) sebep olabilir.
Hakem, alttaki güreşçi tarafından yapılan ve oyundan kaçma olan bu duruma izin vermemelidir. Bu durumda hakem, faulle ilgili açık olan prosedürü uygulamalıdır;
-Birincisinde hakem, rakibine yakalanmamak için öne doğru sıçrayan güreşçiyi yüksek sesle uyarır "attention, no jump".
-İkinci kez tekrarında hakem, oyundan kaçan güreşçiye bir ihtar ( O ) ve rakibine 1 puan önerir, sayı hakemi veya minder amiri ile mutabakat sağladıktan sonra maçı durdurur, güreşçileri ayağa kaldırarak cezayı uygular ve güreşi ayakta başlatır.
- Bu metod öne doğru sıçrayarak oyundan kaçan güreşçinin cezalandırılması için geçerlidir. Fakat oyuna engel olmak için yanlara hareket etmek serbesttir ve cezalandırılmamalıdır.
- Alttaki güreşçinin bir oyunu engellemek amacı ile bacaklarını bükme veya kaldırma veya ikisini beraber yapma hakkı yoktur.
Eğer alttaki güreşçi savunma yaparken ayaklarını kullanırsa, kendisi bir ihtar ( O ), rakibi ( oyununu yapamazsa ) iki puan alacaktır ( oyununu yaparsa ; oyun puanı - ihtar (O) - 1 puan ).


Serbest ve Greko-Romen Güreşte Ayak Güreşi
Serbest ve Greko-Romen güreşte güreşçi kontağı reddeder veya kontak yapıyormuş gibi numara yaptığında şike yapıyormuş veya güreşin ruhuna aykırı davranıyormuş gibi cezalandırılmalıdır.
Hakem ilk seferinde hatalı güreşçiyi " red contact " veya " blue contact " şeklinde sözlü olarak uyarmalıdır. Eğer güreşçi hala kontağı reddediyorsa, hakem hatalı güreşçiyi oyundan kaçmadan dolayı bir ihtar (O), rakibine 1 puan ve güreşi ayakta başlatır.

MADDE 51. MİNDERDEN KAÇMA
Bir güreşçi ayakta veya yerde minderden kaçarsa, bu hatasına karşılık kendisine derhal bir ihtar verilecektir. Müteakiben atak güreşçiye de puan verilecektir.
Minderden kaçma : 1 puan + rakibe bir ihtar (O).
Tehlikeli durumda minderden kaçma: 2 puan + rakibe bir ihtar (O) verilir.
Minderden kaçma durumunda verilen tüm puanlar teknik puan olarak addedilir. Ayrıca rakibinin itip itmediğine bakılmaksızın ayakta bütün minderden çıkışlarda rakibine bir puan verilir. Diğer taraftan, rakibini bilerek minder dışına taşıyan güreşçiye ihtar (0) rakibine 1 puan verilir.
Ayak güreşinde rakibi ile bilerek kontak yapmayan güreşçi aynen oyundan kaçar gibi 1 ihtar (0) ile cezalandırılacak ve rakibine 1 puan verilecektir.

MADDE 52. NİZAMİ OLMAYAN OYUNLAR
Aşağıda belirtilen oyunlar ve hareketler nizami değildir ve kesinlikle yasaktır;
-Boğazı sıkmak,
-Kolları 90 dereceden fazla geriye bükmek,
-Ön kola kilit uygulamak,
-İki elle rakibin başını veya boğazını tutmak, keza her pozisyonda boğmak,
-Çift kle uygularken üçüncü teması yapmak, (çift kle "Nelson", ayaklarla rakibin vücudunun herhangi bir bölümüne yüklenerek yapılmadığı taktirde geçerlidir).
-Rakibin kollarını onun sırtına getirerek aynı zamanda kolunu 90 dereceden geniş açı pozisyonunda tutarak baskı yapmak,
-Rakibin omurgasını gererek oyun yapmak,
- Hangi yöne olursa olsun kravat oyunu uygulamak,
- Kafaya yapılacak oyunlara sadece kolla beraber tutularak yapıldığında izin verilir.
- Ayakta iken rakibini arkadan yakalayarak baş aşağı gelecek şekilde dikine tutmak. Rakibi yana doğru yere indirmek mümkündür, yukarıdan aşağıya diklemesine pike şeklinde kesinlikle yere indirilmez.
- Oyun yaparken rakibin başı ve boynu sadece bir elle tutabilir.
- Rakip köprüdeyken onu yerden kesmek ve mindere vurmak yasaktır, köprüyü bozmak için aşağıya ve yanlara (yere doğru) yüklenmek gerekir.
Baş istikametinde iterek köprüyü bozmaya çalışmak kesinlikle yasaktır.
- Genel olarak atak olan güreşçi oyun yaparken gayri nizami bir davranışta bulunursa, söz konusu hareketler tamamen iptal edilecek ve ikazla cezalandırılacaktır. Atak güreşçi faullü hareketini tekrar yaparsa kendisine ihtar (O), rakibine 1 puan verilecek.
- Eğer defans yapan bir güreşçi nizami olmayan bir hareketle rakibinin oyununun gelişmesine mani olursa kendisine ihtar (O), rakibine de 2 puan verilecek.
Kural ihlali yapan güreşçilere karşı hakemin görevleri şunlardır:
Eğer güreşçi rakibinin faulüne rağmen oyunu yapabilirse;
- İhlali önlemek,
- İhtar teklif etmek,
- Bir puan ve oyunun hakkı olan puanı vermek
- Maçı durdurmak
- Güreşi ayakta başlatmak
Eğer güreşçi rakibinin faulünden dolayı oyununu yapamamış ise ;
- Maçı durdurmak
- İhtar teklif etmek
- Rakibine 2 puan vermek
- Güreşi durdurulduğunda pozisyonda başlatmak.

MADDE 53. MİNİKLER VE YILDIZLAR İÇİN YASAKLANMIŞ OYUNLAR
Genç güreşçilerin sağlığını korumak için aşağıda belirtilen oyunlar illegal addedilir ve minikler ve yıldızlar için yasaktır.
-Çift kleyi (Nelson) öne ve yana uygulamak,
-Serbest güreşte rakibin ayağına ayak takarak başa çift kolla oyun uygulama.

.MADDE 54.ÖZEL YASAKLAR
- Greko-Romen güreşte, rakibini kalçalarının altından tutmak ve bacaklarla sıkmak yasaktır. Keza rakibin vücudunun bir bölümü üzerinde itme, sıkma veya bacak yardımıyla kaldırma maksadıyla bacaklarla yapılan temas kesinlikle yasaktır.
- Greko-Romen güreşte, rakibi yere indirişlerde, serbest güreşin aksine rakiple beraber yere inilmesi ve oyunun geçerli olması için kontağın korunması gerekir.
- Serbest güreşte, baş, boyun, vücut üzerine ayaklarla makas yapmak yasaktır.

MADDE 55. MÜCADELEYİ ETKİLEYEN HUSUSLAR
-Eğer bir güreşçi rakibinin oyununu illegal bir şekilde engellerse hakem müsabakaya oyunu engellemeyecek şekilde durdurur, eğer tehlikeli bir durum yoksa, müsabaka hareket sonuçlanıncaya kadar durdurulmadan devam ettirilmelidir. Sonra hakem maçı durduracak gerekli puanlan verecek, hatalı güreşçiye bir ihtar (O) verecektir.
-Eğer oyun nizami başlar, sonradan gayri nizami hale gelirse, oyunun kaide ihlalinin başladığı ana kadar olan bölümü değerlendirilir, sonra maç durdurulur ve hatalı güreşçi uyarıldıktan sonra güreş ortada ayakta başlatılır. Eğer aynı güreşçi tekrar faullü bir şekilde bir oyun uygularsa, hakem maçı durduracak, hatalı güreşçiye bir ihtar (O), rakibine l puan verecektir.
-Müsabaka içinde bilerek kafa vurma veya kasıtlı sertlik yapma durumlarında hatalı güreşçi hemen hakem heyetinin müşterek kararı ile müsabakadan veya jüri kararıyla şampiyonadan diskalifiye edilebilir ve "centilmenliğe aykırı hareketlerden dolayı elendi" uyarısı ile son sıraya yazılır.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Lacrosse Sporu Nedir? Nasıl Oynanır? Lacrosse Sporu Nedir? Nasıl Oynanır? Lacrosse; Kuzey Amerika’da gelişmeye başlayan bir spor dalıdır. Kanada ülkesinin en popüler spor dalıdır. Gençlerin aşırı ilgisi ile bu ülkenin Ulusal sporu...
Rafting Sporu Nedir? Nasıl Yapılır? Rafting Sporu Nedir? Nasıl Yapılır? Adrenalin tutkunu olan herkesi etkileyen rafting, son zamanlarda ülkemizde de rağbet görmeye başlamıştır. Su ile yapılan mücadeleyi zevkli hale getiren bu spor...
Cam nedir ? Camın tarihçesi CAM NEDİR ? CAMIN TARİHÇESİ Cam kelimesi nerden gelmektedir ? Cam kelimesinin tozu geçmişte cam yapımında kullanılan, latince adı "glastum" olan bir orman çiçeğinin adından türediği...
Halter Sporu Nedir? Halter Sporu Hakkında Genel Bilgiler Halter Sporu Nedir? Halter Sporu Hakkında Genel Bilgiler HALTER TARİHİ Halter 1896'daki olimpiyatlarda yapılmaya başlanmış ve 1920 yılından itibaren genel hale gelmiştir. Temelde halter...
PHP Nedir ? PHP Tarihçesi ve Özellikleri PHP Tarihçesi PHP, ilk olarak 1990lı yılların ortalarında Rasmus Lerdorf tarafından geliştirilmeye başlanmıştır. Lerdorfun amacı kişisel bilgilerini internet üzerinden yayınlamaktı. O tarihteki...

 
Forum Stats
Üyeler: 65,750
Konular : 238,938
Mesajlar: 426,175
Şuan Sitemizde: 158

En Son Üye: zamazingo

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:02.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.