Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Sağlık > Çocuk Hastalıkları
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Okul Korkusu

Sağlık kategorisinde ve Çocuk Hastalıkları forumunda bulunan Okul Korkusu konusunu görüntülemektesiniz.
Okul Korkusu Okula başlama, tüm başlangıçlarda olduğu gibi, hem coşku, hem de biraz kaygı verici bir olaydır. Okul dönemi, çocuk ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 27-01-2008, 14:26
 
Standart Okul Korkusu

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Okul Korkusu

Okula başlama, tüm başlangıçlarda olduğu gibi, hem coşku, hem de biraz kaygı verici bir olaydır. Okul dönemi, çocuk ve ailesi için yepyeni ve önemli bir evredir. Okula başlama; belirli bir olgunluğa ulaşma, sorumluluk alma, bunların getirdiği sevinç yanında, ana babadan ayrı, kendi başına yeni ve bilinmez bir serüvene başlamanın korkularını birlikte içerir. Oyun ve arkadaş deneyimi olmayan, sorumluluklarını bilmesine ve üstlenmesine fırsat tanınmamış olan çocuklarda, evden kopup okula başlama sorun oluşturabilir. Zekası yeterli olsa bile, çocuk ruhsal yönden okula hazır değildir; evin koruyucu sığınağından çıkmak Okul çağına gelmiş olmasına karşın, öğrenme ve kavraması yeterli düzeye ulaşmamış olabilir.

Buna benzer zorluklar yaşayan çocuklarda, okula gitmek istememe, arkadaşlarına yanaşamama, içe kapanık ya da tepkisellik gibi uyum sorunları görülür.

Okul korkusu, okul çağındaki çocuklarda birdenbire okula karşı beliren yoğun direnç durumudur. Bu çeşit bir korku geliştiren çocuklar genellikle annelerine çok bağımlı çocuklardır. Hastalığı başlatan olay okulla değil, anneyle ilgilidir. Evdeki çatışmalı ortam ya da küçük kardeşin anne ile daha fazla yakınlaşabileceği düşüncesi, çocuğun aklının evde kalmasına ve okulda durmakta zorlanmasına neden olabilir. Çocuk için anneden ayrılma sayılabilecek her türlü olay, annenin hastalanması ve hastaneye yatması, annenin ya da çocuğun bağımlı olduğu kişinin bir süre için evden uzak kalması, kardeş doğumu nedeniyle annenin ilgisinin bölünmesi ya da boşanma sözü geçen bir ana baba kavgası ortaya çıkartıcı etkenler olarak sayılabilir.

Genellikle çalışkan, derslerine düşkün olarak bilinen çocuk, karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı gibi yakınmalarla evde kalmak ister; okula gitmesi için zorlandığında paniğe girer, ağlayarak, tepinerek tepki gösterir. Evde kalmasına izin verildiğinde tüm yakınmaları kısa sürede ortadan kalkar. Ancak aynı tür tepkiler, okula gitmesi istendiğinde yineler.

Okul korkusunun, erkek ve kız çocuklarda görülme sıklığı eşittir. çocuğun okula başlama yaşı olan 5-7 yaşlar ve yine ilköğrenimin bittiği, daha büyük sınıflara başlama dönemi olan 12-14 yaşlar arasında en yüksek oranda ortaya çıktığı saptanmıştır.

Okul korkusu olan .çocukların ana-babaları, diğer psikiyatrik bozukluklar gösteren çocukların ana-babaları ile karşılaştırıldığında rol davranışı, iletişim duygu aktarımı ve kontrol kurma gibi alanlarda daha aza işlevsel bulunmuşlardır.

Okul korkusu gösteren çocuklarda, aile farkında olmaksızın bu bağımlı ve olgunlaşmamış davranış örüntülerini desteklemektedir. Dolayısıyla da çocuğun evde kalış süresi uzadıkça okula dönmesi güçleşeceğinden, tepkisine karşın çocuk okula götürülmelidir.

Bu sorunun çözüme kavuşturulmasında aile, hekim, öğretmen işbirliği çok önemlidir. Eğitim, aile ve öğretmenin birlikte yürüteceği zorlu bir iştir. çocuğun okula başlaması ile birlikte, öğretmen onun dünyasında en etkin, en vazgeçilmez kişi olur. ilkokul çağındaki çocukların eğitiminde en temel öğe, öğretmen ile çocuklar arasındaki ilişkidir. çoğu zaman bu ilişki, çocuğun okula ve arkadaşlarına karşı gösterdiği tepkiyi, başarısını ve gelişimini etkiler.

Öğretmen tepkileri ve davranışları tutarlı bir kişi olmalıdır. Çocukların başarısızlıklarını, sorunlu oldukları noktaları vurgulamak yerine, nedenler üzerinde durarak, araştırarak incelemeli, onları anlamaya çalışmalıdır.

Öğretmen ile öğrenci arasındaki olumsuz ilişki, çocuğu okul konusunda güvensiz kılar.

Okul korkusunda öğretmen, çocuğun kaygısının kaynağının okulla bağlantılı olmadığını anlamalı ve bu kaygının doğru ele alınması konusunda aile ve hekimle işbirliği yapabilmeli, tutumlarını çocuğun gereksinimleri doğrultusunda esnetebilmelidir. Çocuğu, okulda kalmasını kolaylaştırabilecek, kaygısını azaltacak etkinliklere yönlendirmelidir.

Bazı durumlarda çocuk, annesi yanında olmaksızın sınıfa girmeyebilir. Sınıfa girmese de çocuk okula götürülmeli ve bu dönemde çocuğa karşı daha kararlı davranabilenBir aile bireyi, çocuğu okula götürme sorumluluğunu üstlenmelidir.

Çocuğun okula yeniden alıştırılması davranışçı tedavi teknikleri doğrultusunda, aşamalı duyarsızlaştırma, koşullandırma yöntemleri ile sağlanır. Bu arada çocuğun okula gitmesi desteklenirken, bir yandan da aile içi ilişki ve iletişimlerdeki bozuk yanlar ve bu korkuya yol açan nedenler, çocuk ve aile ile birlikte ele alınarak çözümlenmeye çalışılır.

Uzunlamasına yapılan çalışmalar, okul korkusu olgularının çoğunun okula döndüğünü göstermektedir. Prognozu ya da klinik gidişi olumlu yönde belirleyen etmenler arasında zeka, tedavinin 14 yaşından önce başlatılmış olması ve yatarak tedavi gören hastalarda , taburcu olurken belirtilerin ortadan kalkması sayılabilir.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 18-09-2009, 12:55
 
Standart Okul Korkusu

Okul öncesi ve okul döneminde bekleyen sorunlar


Okulların açılma zamanı geldiğinde, okula yeni başlayacak çocukları olan her anne ve baba ilkokul sıralarında karşılaştığı korku ve heyecan karışımı duyguyu hatırlayarak o dönemi adeta yeniden yaşamaktadır. ev ortamı gibi rahat bir hayattan, kurallarla dolu okul hayatına adım atmaya hazırlanmak, her çocuk için problem teşkil etmektedir. Farklı elbiseler, yeni arkadaşlar, çeşit çeşit defterler, rengârenk kalemler, türlü oyunlar, çocuklar için yeni bir dünyaya adım atmak anlamına gelmektedir.



Çocuklarından önce ebeveynlerinin bu duruma hazır olmaları gerekmektedir. Zira çocukların bu dönemde karşılaşabilecekleri problemleri önceden kestirmek ve bilinçli bir şekilde onlarla baş edebilmenin yollarını aramak önemlidir.


Okul korkusu nedir?

Okul korkusu, okul çağı içindeki çocuğun okula gitmeme yönünde direnmesi, arkadaşlarını kabul etmemesi ve ağlamak gibi tepkiler geliştirmesidir. Okul korkusu, kızlar ve erkeklerde eşit oranlarda görülmektedir. Bu korku, çocuğun eğitim alacağı ortama uyum sağlamasını engellemektedir. Çocuklar için korku, yaşama adapte olabilmenin, kaygı veren durumlarla baş edebilmenin yöntemlerinden biridir. Okul korkusu, hızlı ele alınıp gerekli müdahaleler yapıldığı takdirde çabuk atlatılabilmektedir.

Her yeni durumun uyum sorunu yaşatıyor olması normaldir. Anneden ayrılık deneyimini ilk defa anaokulu döneminde yaşayan çocuklar, bu dönemde okulun içine girmeye ikna olmakta zorlanırlar ve tedirgin olurlar. Normal gelişim gösteren bir çocukta bu durum kabul edilebilir; ancak sorun, okula başlamakla ilgili değildir. Anne ve çocuk arasındaki bağımlı ilişki kapsamında annenin çocuğun bireyselleşmesine izin vermemesi, bir bakıma annenin de çocuğa bağımlı olması, ev içinde baskılı–kaygılı ortamların olması, yeni bir kardeşin gelmesi, çocuğun bu süreci henüz anlayamamış olması, anne ve babanın çok kaygılı kişiler olmaları, aile içinde bir yakının kaybı ve hastalıklar gibi birçok faktör de etkili olabilmektedir.

Çocuğun okula başlamadan önceki dönemde arkadaş deneyimlerinin niteliği, duygularını ve düşüncelerini anlatmada desteklenmiş olması, bu dönemdeki zorlukları atlatmada önemli deneyimler oluşturmaktadır.

Bağımlı, ilişki kuramayan, arkadaşları ile oyunu reddeden, anne ile ilişkisi sağlıklı organize edilememiş bir çocuğun okula başlarken sorun yaşaması beklenilebilmektedir. Bu çocuklarda ilgi ve enerji kaybı, sinirlilik, içe kapanık olma durumu, nedensiz ağlama, baş ve karın ağrılarından yakınma gözlemlenebilmektedir.

Okula karşı negatif duygular beslememeleri için çocuklara, okul ile ilgili gerçekçi bilgiler verilmelidir. Okula başlama dönemi öncesinde anne çocuğu farklı arkadaşlıklar kurması için cesaretlendirebilir ayrıca çocuğun güven duyabileceği başka aile bireyleri kendi okul deneyimlerini çocuğa aktarabilirler. Okulun öğrenme eyleminin dışında çocuğa keyifli gelebilecek yönlerinin de anlatılması faydalı olabilir. Çocuk psikolojisiyle ilgilenen uzmanlar olarak, anne-babalara genel olarak, çocuğun bireysel becerilerini geliştirmesini, kendi başına giyinip soyunabilmesini, yardımsız yemek yeme gibi becerileri kazanmış olmasını öneriyoruz. Ayrıca her anne baba, çocuğunu her dönemde etkin bir şekilde dinlemeli ve kaygılarının olabileceğini kabul etmelidir.

Bu korkuya yakalanan çocuğa aile ne yapmalı?

Çocuğun okula gitme ile ilgili bütün kaygıları dinlenmeli, okul ile ilgili duygu ve düşünceleri anlamaya çalışılmalıdır. Okul korkusunun çocuktan olduğu kadar okul ve öğretmen tutumlarından da kaynaklanabileceği, unutulmaması gerekir. Okula gitme ile ilgili aile bireyleri ortak tutum içinde olmalı ve çocuğun okula gitmemesine izin verilmemelidir. Her anne ve baba çocuğuna kaygılarını anladığını, bu kaygıların zamanla geçeceğini ve okulda öğrendiklerinin kendileri için de önemli olduğunu vurgulamalıdır. Ayrıca uzun vedalaşmalardan, kişisel kaygıların yansıtılmasından kaçınılmalıdır. Ev içinde de çocuğun anne–babaya bağımlı olması azaltılmaya çalışılmalı, kendi başına bulduğu uğraşlar konusunda destek olunmalı, tek başına da oynayabileceği oyuncaklar ve oyunlar alınmalıdır. Ebeveynler, okullar başlamadan önce okul alışverişini çocuk ile birlikte yapmalıdır. Anne-baba dikkatli olmalı ve bu dönem içinde olabilecek bütün sorunlardan yayınlar vasıtası ile haberdar olmalıdır. Çünkü problemi çabuk fark etmek ve doğru müdahale etmek çözümü de çabuk getirmektedir.



Öğretmenler ne yapmalılar?

Bu dönemde öğretmenlerin duyarlı olmaları gerekmektedir. Öğretileni yapamıyor olmasının çocukta kaygı uyandıracağı unutulmamalı ve öncelikli olarak öğretmek kaygısı taşınmamalıdır. Önce çocuğun sıkıntısının ne olduğu sorulmalı ve bu konuda yardım edilebileceği anlatılmalıdır. Katı tutum, bu sorunları artırmaktadır. Öğretmen, çocuğa okula gelmesi gerektiğini ve onun öğrenmesini önemsediğini anlatmalıdır.

Okul korkusu, anaokuluna başlanan 3–5 yaş döneminde yoğun yaşanabilmektedir. İlkokula başlangıç, yine bu korkunun görüldüğü ikinci dönemdir. Daha yüksek sınıflarda 12–14 yaş döneminde de ortaya çıkabilmektedir.

Bu dönemde çocuğun bireysel gelişimine de önem verilir,, anne–çocuk ilişkisi doğru organize edilirse tekrar ortaya çıkmayabilir. Ancak çocuğun eve bağımlılığı desteklenir, okula gitmeme ile ilgili istekleri desteklenilirse tekrar bu sorunlar yaşanabilmektedir

Anaokulunda ilk gün stresi nasıl atlatılır?

Her okula başlayan çocuk aynı tepkiyi göstermez. Anaokuluna başlayan çocukların zaman ve uzaklık kavramı tam oturmadığı için ilk kaygıları bu yönde olur.

• Evimize ne kadar uzaklıktayım?
• Annem beni alacak mı?
• Bu çocukları tanımıyorum.
• İhtiyaçlarımı kime söyleyeceğim, yardım ederler mi?
ev kuralsız bir yerdi. Her şeyi kuralla yapacak olmak sıkıcı.

Çocuk, bu soruların cevaplarını yaşayarak öğreneceği için kaygıları da yüksek olmaktadır. İlk gün okulda 1–2 saat kalmak, annenin onu ne zaman alacağını saat üzerinden göstermesi, öğretmenle tanıştırıp, nasıl yardımlar isteyeceğini anlatması çıkacak sorunları azaltabilmektedir. İlk birkaç gün çocuğun görebileceği bir yerde oturup oradan ayrılmamak da yararlı olabilmektedir.


Adaptasyon süreci

Daha önce okula gitmemiş bir çocuk için 10 günü aşan ve hiç azalmayan uyum sorunları varsa anaokuluna gitme durdurulmalıdır. Çünkü çocuk okula gitmek için henüz hazır değildir. Daha önce anaokuluna gitmiş çocuklarda uzun tatil sonrasında okula dönüş güç olabilir ama okul tanıdıkları bir yer olduğu için, burada yaşanan kaygı daha kısa sürede atlatılabilmektedir. Taviz vermeden eski düzeni içinde çocuğun anaokuluna gidip gelmesi sağlanmalı ve çocuğun evde kalmasına izin verilmemelidir.

Çocuğa ilgisiz olmak ya da aşırı derecede ilgi göstermek çocuğun duygusal ve bilişsel gelişimini geciktirmekle birlikte öğrenme ve uyum sorunlarını yaşamasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Ödev sorumluluğu kazandırılmalı

Her anne baba çocuklarının ödevleri ile ilgilenmelidir. Çünkü onların sorunlarına yardımcı olmak, beraber sorunların üstesinden gelmek çocukların hoşlarına gitmektedir. Ödevlerinde anlamadıkları yerlerde yardım isteyebilecekleri söylenmeli, yol gösteren kişi olunmalıdır. Okula başlanılan ilk birkaç hafta, okuldan evde yapılması için herhangi bir ödev verilip verilmediği sorulmalıdır. Ancak ödevi yapması için ısrarcı olunmamalıdır. Yapmadan gittiği takdirde öğretmenine nedenlerini kendisi anlatmalıdır. Çocuk okuldan geldiği ilk 2 saat içinde ödevlerini tamamlamalıdır.


Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü
Pedagog Güzide Soyak


  #3  
Alt 06-10-2009, 13:09
 
Standart Cevap: Okul öncesi ve okul döneminde bekleyen sorunlar

ÇOCUĞUM OKULA GİTMEK İSTEMİYOR

Araştırmalar, okul çağındaki her 10 çocuktan 3'ünün okula giderken huzursuz olduğunu, sorun yaşadığını ve gitmek istemediğini gösteriyor. Anne babaları zor duruma sokan, okul fobisi çocuğun çok şiddetli bir tepki göstererek okula gitmek istememesi veya okulla ilgili son derece isteksiz ve ilgisiz görünmesiyle başlayan bir durum. Okul korkusu da denilebilen okul fobisi, ağlama, sinirlilik, saldırganlık gibi normal olmayan davranışlarla ve baş ağrısı, mide bulanması, iştahsızlık gibi fiziksel sorunlarla belirti veriyor.

Çocuk, okul kelimesini duyduğu anda huzursuzlaşıyor, ilgisiz ve isteksiz bir hale geliyor. Uyku düzeni bozuluyor. Okula gitmemek için herhangi bir fiziksel nedene dayanmayan asılsız hastalıklar ortaya atıyor. Çocuk evde genellikle rahat ve huzurluyken okulda aşırı kaygılı ve huzursuz oluyor. Okulun kapalı olduğu zamanlarda veya o gün okula gitmemesine karar verildiğinde ise çocuğun yakınmaları kayboluyor.

Arkadaşlarıyla iyi anlaşıyor mu?
Okul fobisi daha çok 6-11 yaş arası çocuklarda görülüyor. Kız öğrencilerde erkeklere oranla daha fazla görüldüğü saptanmış. Aşırı kollamacı, telaşlı ailelerin çocuklarında, okula başlayana kadar ailesi dışında bir sosyal hayatı olmayan çocuklarda, boşanan ailelerin bir ebeveynine bağlı olarak yaşayan çocuklarında okul fobisi daha sık görülüyor.

Kuşkusuz ki bu durumda öğretmen ve okulun da etkisi var. Çok kalabalık bir sınıfta sert mizaçlı bir öğretmenin sınıfında, baskıcı, ezberci, hırpalayan ve aşırı kuralcı eğitim sistemlerinde daha sık görülüyor. Pek çok çocuk okul ortamında aşağılanma, dışlanma, zorbalık gibi durumlarla karşılaşıyor ve bu da okuldan uzaklaşmalarına neden oluyor.

Çocuğun gideceği okulun, öğretmenin, sınıfın iyi araştırılması şart. Okula karşı isteksizliği ve korkusu aile ve öğretmen tarafından önemsenmezse okul fobisi kronikleşebiliyor. Bu da öğrenmeyi sevmeyen ve okul hayatını yarıda kesmek isteyen bir çocuk anlamına geliyor. Bu sebeple okula gitmek istemeyen ve okul kelimesi duyu
nca telaşla atağa geçen çocukları dikkate almakta ve zaman geçirmeden bir uzmana danışmakta fayda var.
Ona nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Memorial Hastanesi Pediatri Bölümü'nden Pedagog Dr. Melda Alantar, velilere okul korkusu yaşayan çocuklarına karşı nasıl davranmaları gerektiğiyle ilgili bazı ipuçları veriyor…

1- Okul seçiminde çocuğunuzun görüşlerini alın. İlgi ve yeteneklerini göz önünde bulundurarak bir okul seçin.

2- Okul açılmadan önce yapılan alışverişlerde mutlaka çocuğunuzun fikrini alın. Alışverişe birlikte çıkın. Zaman zaman onunla kırtasiyeye giderek, istediği şeyleri almasına izin verin.

3- Çocuğunuza kızmayın, azarlamayın. Sabırlı davranarak neden okula gitmek istemediğini öğrenmeye çalışın. Bu konuda okuluna giderek öğretmenden de yardım alabilirsiniz.

4- Evde kalmak isteyen çocuğunuzun televizyon izleme, oyun oynama gibi etkinliklerini kısıtlayın. Evde kalmanın eğlenceli olduğu fikrinden uzaklaştırmaya çalışın.

5- Sınav endişesi, arkadaşlarının kendisiyle alay etmesi gibi belirgin bir sorundan söz ediyorsa bir an önce öğretmeni ve varsa okul psikologu ile konuşun. Sorunu çözebilmek için birlikte uygun bir plan geliştirin.

ÇOCUĞUNUZ OKULA HAZIR MI?

Uzmanlar, çocukların okula başlamadan önce sağlık kontrolünden geçirilmesinin birçok hastalığın erken teşhisi açısından gerekli olduğunu belirtiyorlar.

Çeşitli sağlık sorunları, çocuğunuzun okuldaki başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Bunu önlemenin yolu ise, okul öncesi check – up yaptırmaktan geçiyor. Özellikle okula ilk defa gidecek olan çocukların, doktor kontrolünden geçmesi öneriliyor. Aksi takdirde fark edilemeyen sağlık sorunları çocuğun okul başarısını ve geleceğini etkileyebiliyor. Acıbadem Hastanesi Uzmanları okul öncesi check- up ile ilgili şunları söylüyor: “Okul çağı çocuklarının her sene ayrıntılı bir muayeneden geçmeleri gereklidir. Bu muayenenin önemi, çocuğun hem genel sağlığını ilgilendiren sorunların saptanması, hem de okulla ilgili olabilecek sorunların önceden tanınıp çözüme kavuşturulmasına olanak vermesidir.”

Fiziki muayene şart
Çocukları okul başlamadan önce, çocuk hekimine götürüp önce detaylı bir fizik muayenelerini yaptırmak gerekiyor. Acıbadem Hastanesi Uzmanları fizik muayenede değerlendirilmesi gereken noktalar hakkında şu bilgileri veriyor: “Fizik muayenede çocuğun boyu, tartısı, kan basıncı, kalp ve solunum hızı not edilir. Genel olarak fiziksel bir rahatsızlığı olup olmadığına bakılır. Özellikle ergenlik dönemine giren çocuklarda iskelet sistemi muayenesinde skolyoz (omurgada yana doğru eğrilik) ve eklemlerde sorunlar araştırılır. Bu muayenede ayrıca çocuğun işitmesi, konuşma ve duygusal gelişimi ve motor gelişimi değerlendirilir. Bunların yanı sıra Göz hekimi tarafından görme muayenesi yapılmalı ve görme kusuru olanlara önerilerde bulunmak gerekir. Diş sağlığı her yaşta çok önemlidir. Diş hekiminin önerisiyle gerekli diş tedavileri yapılmalıdır. Demir eksikliğine bağlı kansızlık ve parazit enfeksiyonları için tetkikler yapılabilir.İdrarda kan ve protein araştırılabilir.”

Aşılarını tamamlayın
Çocukları hastalıklardan koruyan aşıların zamanında ve eksiksiz yapılması büyük önem taşıyor. Okul öncesi muayene aşıların tamamlanması için önemli bir fırsat. Acıbadem Hastanesi Uzmanları aşı konusunda bilinmesi gerekenlerle ilgili şunları söylüyor: “ Aşılar bazı bulaşıcı hastalıklar için çocuklarda bağışıklık sağlayıp hastalıkların yayılmasını önlerler. Okul öncesi (4 - 6 yaş arası) çocuklarına difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci, kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşıları yapılmalıdır. Verem testi ile verem aşısı gereksinimi belirlenmelidir. Su çiçeği çıkarmamış ve aşı olmamış çocuklara su çiçeği aşısı yapılmalıdır. Yine hepatit A için aşı yapılabilir. Bu aşıları tamam olan çocuklara 12 yaşında tetanos aşısı tekrar edilmeli ve daha sonra her 10 yılda bir yinelenmelidir.”

Beslenme alışkanlıklarına dikkat !
6-12 yaş grubundaki çocukların beslenmesi büyüme ve gelişme açısından çok önem taşıyor. Hayatlarının sonuna kadar devam ettirecekleri beslenme alışkanlıklarını bu dönemde kazanıyorlar. Bu noktada anne ve babalara büyük görev düşüyor. Acıbadem Hastanesi Bakırköy Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Ayhan konuyla ilgili şunları söylüyor: “Okul öncesi çağda çocuğun beslenme alışkanlıkları aile tarafından belirlenir. Özellikle anne, babası çalışan çocukların okuldan eve geldiklerinde yiyeceklerini kendileri hazırlamaları sonucunda yanlış beslenme alışkanlıkları kazanabilirler. Bu nedenle ilkokul çağındaki çocuğun doğru ve dengeli beslenmesi çocuğun, ailenin ve okul yönetimindeki kişilerin eğitimini gerektiren önemli bir konudur. Doğru beslenme alışkanlıkları kazanabilmelerinin en doğru zamanı çocuk yaşlarda özellikle de okul çağında başlamalıdır. Ebeveynler ve eğitimciler için hedef çocuklara iyi bir beslenme eğitimi vererek sağlıklı büyümü ve gelişimi sağlamak olmalıdır.” Evrim Ayhan okul öncesi çocukların beslenmesiyle ilgili şu bilgileri veriyor: “Çocukların büyümeleri ve sağlıkları için özel besinlere değil, besin öğelerine ihtiyaçları vardır. Bu besin öğelerini incelediğimizde süt, peynir ve yoğurt çocukların güçlü kemiklere, dişlere ve kaslara sahip olmalarını sağlarken vücutları için gerekli protein, kalsiyum ve vitamin D ihtiyaçlarını karşılarlar. Et, tavuk, balık, yumurta, fasulye, fındık ve tahıl ürünleri protein, demir, B vitaminleri ve bazı mineralleri sağlarlar. Çocuklar tarafından çok tercih edilmeyen sebze ve meyveler ise A vitamini, C vitamini ve posa içerirler. Bu nedenle bu tür yiyecekleri çocukların daha fazla tüketmeleri için teşvik etmeliyiz.”

Uyku düzeni oluşturun
Çocukların, okul öncesinden başlayarak düzenli bir şekilde uyku uyumaları gerekiyor. Özellikle okul çağında yeterli uyku uyuma daha da önem kazanıyor. Bu nedenle çocuklara düzenli uyku alışkanlıklarını erken yaşta kazandırmakta fayda var. Okul çocuklarının yaşlarına göre uyku gereksinimi 8-10 saat arasında değişiyor. Ancak çocukların uzun bir tatilin ardından birden bire erken saatte yatmalarını beklemek aile arasında çatışmalar yaratıyor. Çocuğun erken yatmasını teşvik etmek anne ve babaların görevi. Bu noktada Pedagog Zehra Yılmaz ailelere şu önerilerde bulunuyor: “Çocuk erken yatmamak için türlü bahaneler uydurur ve çatışmalar yaşanır. Bu nedenle uyku saatlerini yavaş yavaş istenen saate çekmek konusunda bir program hazırlanabilir. Böylece çocuk ile erken yatma konusundaki çatışmalar çözümlenmiş olur. Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir konu da çocuğun yatıp uyumasını isteyip annenin ve babanın çocuğun sevdiği (televizyon izleme gibi) faaliyetlere o yatınca da devam etmeleridir. Çocuğu erken yatmaya alıştırmak için ilk zamanlarda anne babanın da erken saatlerde yatması önerilebilir.”

Psikolojik olarak hazırlayın.
Çocukları sadece fiziksel olarak okula hazırlamak yeterli değil. Aynı zamanda psikolojik olarak hazırlamak gerekiyor. Özellikle ilk kez okula başlayacak çocuklarda okul korkusu görülebilir. Öyle ki okul korkusu denen durum ilkokul çocuklarının % 5'ini, ortaokulda ise % 2'sini etkiliyor. Acıbadem Hastanesi Uzmanları bu çocuklarla ilgili şunları söylüyor: “Okula gitmek istemezler ve okula gitmemek için bazı yakınmaları olduğunu söylerler. Karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı, halsizlik, ishal ve baş dönmesi gibi belirtileri olabilir. İleri durumlarda ateşi çıkan çocuklar bildirilmiştir. Bu yakınmalar genellikle sabahları olur ve okula gitme zamanı yaklaştıkça artar.”

Acıbadem Hastanesi Pedagog Zehra Yılmaz konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bebeklikten itibaren anne ve babanın aşırı destek ve kontrolü altında olan, anne babanın onayına ve yardımına çok ihtiyaç duyan, anne baba tarafından kendi kendine ihtiyaçları karşılanma konusunda teşvik edilmeyen, fırsat tanınmayan ve tüm ihtiyaçları anne baba tarafından karşılanan çocukların, anneden ayrılığa ilişkin bir güçlük yaşadıklarını görmekteyiz. Bu çocukların kendi başlarına başarılı olabileceklerine dair inançları zayıftır. Bu nedenle okul gibi yabancı bir ortama girince kendilerini yalnız hissetmeleri normaldir.”

Okul korkusu ile baş etmede anne babaya büyük sorumluluk düşüyor. Pedagog Yılmaz yapılması gerekenlerle ilgili şu bilgileri veriyor: “Anne baba çocuğun duygularını kabul edici davranmalı, okula gitme fikri de zorlamayla yerine getirilmemelidir. Okula gitmek istemediklerinde eve dönmek ya da okul değiştirmek çoğu zaman çözüm olmaz. Bunun yerine çocuğa alışması için zaman tanınmalı bu sırada ağlamalar, reddetmeler, hırçın davranışlar ve tutturmalarla karşılaşılacağı unutulmamalıdır. Çocuk ilk başlarda gitmeyi reddetse de bulunduğu ortama güven duymaya başlayınca, sevdiği faaliyetlerle karşılaşınca ve başarıları da ödüllendirildikçe anne - baba ve ev düşüncesinden uzaklaşacak okul ortamına alışacaktır. Bu konuda öğretmenin de anlayışla yaklaşması şarttır. Zaman içinde çocukta anne baba olmadan da başarılı olabileceği, kendi kendine yetebileceği inancı oluşturulmalıdır. Kısaca çocukların kendine güven düzeylerinin arttırılması gerekmektedir. Bu konuda ailelerin pedagog desteği almaları da yararlı olacaktır.”

İlk gün bu noktaları atlamayın !
Okulların açıldığı ilk gün her anne ve baba açısından zor bir gün. Acıbadem Hastanesi Uzmanları okulun ilk günü için kontrol edileceklerin listesini sunuyor. Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar okulun ilk gününün daha kolay geçmesini sağlayacak.
Okul için çocuğunuzun sağlık durumunu bildiren formları ve acil durumlarda size nasıl ulaşabilecekleri konusunda bilgileri okula ilettiniz mi?
Okulun ilk günü ne zaman ve saat kaçta okulda olmak gerekiyor?
Çocuğunuz okula nasıl gidecek? Ona trafik ve okul servisiyle ilgili güvenlik kurallarını öğrettiniz mi?
Öğle yemeği saat kaçta ve nerede yenecek?
Okul kıyafetleri olarak neler isteniyor?
Çocuğunuzun yaz tatilinde oluşan ve okulunu etkileyebilecek yeni bir sağlık sorunu var mı? Bununla ilgili önlemler aldınız mı?
Okulda alması gereken ilaçları var mı ve bununla ilgili olarak okula bilgi verdiniz mi?
Okul sonrası çocuğunuz nereye gidecek?
Acil durumlarda neler yapacak ve nasıl ve kimden yardım isteyecek?


  #4  
Alt 06-10-2009, 13:13
 
Standart Cevap: Okul öncesi ve okul döneminde bekleyen sorunlar

OKUL KORKUSUNU ÇOCUĞA ŞEFKAT GÖSTEREREK YENİN!

Okulların 8 Eylül'de açılıyor olmasının bazı çocuklarda korku yarattığını belirten Psikolojik Danışman Seçil Akaygün velileri uyardı: Onlara baskı yapmayın..

2008-2009 eğitim-öğretim dönemi 8 Eylül'de başlıyor. Okulların açılmasına sayılı günler kala, birçok öğrenciyi ve aileyi heyecan sarmış durumda. Bu heyecan bazı öğrencilerde korkuya da dönüşebiliyor. Uzmanlar; özellikle okulla ilk kez tanışacak olan çocukların ailelerini, okul korkusuna karşı uyarıyor.

Öğretmeniyle konuşun
Psikolojik Danışman Seçil Akaygün, okul korkusunun özellikle ilkokul öğrencileri arasında çok yaygın olduğunu söyledi ve ailelerden sağduyulu olmalarını istedi. Bu korkunun aşılabilmesi için velilerin çocuğun öğretmeniyle işbirliği yapmasının şart olduğuna değinen Akaygün, sözlerini şöyle sürdürdü:

Arkadaşları etkiliyor
"Korumacı anne-babaların çocukları, okul gibi yabancı ortamlarda zorlanabiliyor. Anaokuluna gitmiş çocuklar ise tanımadıkları kişilerle bir araya gelmeye alışık olduklarından, geçiş dönemini daha çabuk atlatabiliyor. Okuldaki arkadaş çevresi, öğretmenin davranışları ve derslere uyum sağlayamamak da; korkuyu tetikleyen nedenler arasında."

Ne olursa olsun onu seveceğinizi bilsin!
Seçil Akaygün, çocuklardaki okul korkusunu yenmek için yapılabilecekleri şöyle sıraladı:
* Anne-babalar, okul korkusu olan çocuklara mutlaka şefkatle yaklaşmalı.
* Anne-baba çocuğa; okula gitmeyi istese de, istemese de onu sevmeyi sürdüreceklerini söylemeli. Bu güveni verdikten sonra ona, okula gitmesinin gerekli olduğu anlatılmalı.
* Bu dönemde çocuk gerekirse okul bahçesine gidip dönebilir ya da ev ödevini alıp, okuldan çıkabilir. Çocuğa kesinlikle baskı yapılmamalıdır. Ama elbette okulla bağlantısının tamamen kesilmesine de, kesinlikle müsaade edilmemelidir.

OKULUN İLK GÜNLERİNDE
ÇOCUKLARINIZI CESARETLENDİRİN

Çocuklarımızın sosyalleşmeye başladıkları ilk yer, şüphesiz ailedir. İkinci durak ve en önemli basamak da okul hayatıdır. Konu 1. sınıf olunca bu, kimi çocuklar için iple çekilen bir başlangıç iken kimi çocuklar için ise korkulu bir bekleyiş haline gelir. Bu çok normaldir.

Aileden çıkıp, farklı sosyal çevrelere girmek, o çevrenin bir parçası olmaya başlamak, oyun döneminden yeni çıkmış 6-7 yaş çocuğu için oldukça zor bir süreç olabilir. Bu ilk gün krizlerinin çözümü, olayı doğal akışı içinde, idealize etmeden ve sabırla beklemekten geçer. Çocuğunuza bunun için zaman tanıyın. Çocuğunuzun okula alışması sırasında şunlara dikkat edin.

• Öncelikle ilk günlerde anne-baba sakin ve soğukkanlı olmalı. Çünkü ailenin verdiği tepkiler önemli. Çocuk bu tepkilere bakarak, aynı kaygıyı ve paniği yaşamaya başlayabilir.
• Herkesten önce çocuğu en iyi tanıyan anne ve babadır. Bu yüzden anne ve babalar, okullun ilk günlerinde onun heyecanını ve kaygılarını azaltabilecek ve sakinleştirebilecek yollar bulmalılar.
• İlkokul, eğer çocuk anaokuluna da gitmemişse, aileden sonra sosyalleşmeye başlanılan ilk yerdir. Ve artık orada farklı bir dünya onu beklemektedir. Öğretmenler, diğer çocuklar, çalışanlar, müdürler... Ailelere düşen görev okul başlamadan önce çocuklarına okulun nasıl bir yer olduğunu ve oranın korkulacak bir yer olmadığını anlatmaktır.
• Okula gitmesi konusunda ailenin her üyesinin tutarlı bir tutum takınması, çocuğun bu konuda cesaretlendirilmesi gerekmektedir.
• Çocukla her zaman açık ve anlaşılır tarzda konuşulması önemlidir. Okula gitmek istemiyorsa açıkça bu korkusunun nedenleri ve endişeleri üzerine konuşulmalıdır. Ancak bunu yaparken, kesinlikle aşağılayıcı ve küçük düşürücü tarzda olmamasına özen gösterilmelidir.
• Sadece onun değil her çocuğun bunu yaşayabileceği söylenebilir.
• Çocuklar için en önemli şey, güvendir. Anne-babalar çocuklarına güven versinler. “Buralardayım..” “Çıkışta seni alacağım” “Beni göreceksin” “Kapıda olacağım” gibi cümlelerle çocuk sakinleşebilir. Okulların bir hafta erken açılması çocukların adaptasyonu için düşünüldü. Anne babalar okullara gitsinler. Çocuk onları görsün. Kendini güvende hissetmesi için ilk günler buna ihtiyaç duyar. İlk günlerde çocuklarını okullarda yalnız bırakmamaları çocukların güvenlerini kazanmaları açısından gereklidir.
• Ayrıca, anne-babalar kesinlikle karşılaştırıcı bir tutum içinde olmamalıdırlar. Başkalarının çocuklarını “iyi örnek” olarak göstermemelidirler.
• Okulun ilk günlerinde ve daha sonralarında da, okul ve öğretmenle işbirliği içinde olunması önemlidir. Ailelere, okuldaki profesyoneller ve rehber öğretmenler tarafından bu adaptasyon sürecinin ne zaman sonlandırılması konusunda bilgi verilir.
• Tüm bunların dışında çocuk hala aşırı bir korku duyuyorsa mutlaka bir uzmandan profesyonel yardım alınmalıdır.

OKUL HAYATINA İYİ BİR BAŞLANGIÇ
TÜM YAŞAMI OLUMLU ETKİLİYOR

Bu dönemde yaşanan sorunlar kendine güven duygusuna, topluma uyuma, okul başarısına, ilerideki yeni okul ve ortamlara alışmaya, evlenip, yeni işe başlamaya hatta kendi çocuğunun evden ayrılma süreçlerine etki eder. Memorial Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uz. Dr. Leyla Benkurt Alkaş “ Çocukların okula uyum sağlaması ” ile ilgili bilgi verdi.

Okul bahçesindeki ayrılma anını uzatmayın


Okul bahçesinde annenin elini bıraktığı an, zil sesi ile velilerin okul dışına yönlendirilmesi en can alıcı anmış gibi görünse de çocuğun o güne nasıl geldiği, okul hakkındaki bilgisi, beklentisi, endişeleri önemlidir. Hatta anne-babanın kendi ayrılık anıları, korkuları, çocuk için endişeleri bu sürecin bilinçaltı zorlukları olabilir. Yine okulun şekli, okulla ilgili bilinmeyenler, öğretmen ve çalışanlarının tutumu, kaygısı olan diğer çocuk ve annelerin varlığı, ufak şanssızlıklar-servis arabasındaki değişiklin, öğretmenin hastalanması, annesini görememe- çocuğu etkileyebilir.

Bazen de çocuğun çok korunaklı büyütülmesi, tüm işlerinin- yemek yemek, tuvalete gitmek, kıyafetini çıkarıp giyinmek, bir işe başlamasının yönlendirilmesi- anne yardımı ile yapılması çocuğun okulda yalnız, çaresiz sudan çıkmış balık gibi hissetmesine yol açacaktır. Annenin bin tembih yapması, çocuktan ayrılma anını aşırı uzatması, tekrara tekrar sarılıp durduk yerde korkma ben yanındayım deyip, ihtiyaç olmasa da teneffüslerde hemen çocuğun yanına gidip ağzına yemek tıkıp, terini silmesi, yazılarını kontrol etmesi çocuk-öğretmen ilişkisinin gelişimini geciktirecektir.

Her çocuğun tepkisi farklıdır, Unutmayın!

Mükemmeliyetçi ve çok başarılı çocuklar sıradan oldukları duygusunu veya kendisinden daha becerikli çocukların varlığı karşısında, öğretmenin ilgisini yeterli bulmayıp ciddi hayal kırıklığı yaşayabilir. Tersine el becerisi iyi gelişmemiş, konuşması- kendini ifadesi yeterli gelişmemiş çocuklar arkadaşları ve öğretmen tarafından alay edilip dışlanmaktan korkabilir. Evinde istediği saatte televizyon seyredip, elektronik oyunlar oynayan, rahat oturup kalkmaya alışmış aşırı ehlikeyif çocuklar okulu sıkıcı ve zorlayıcı bulacaktır. Ya da kural ve ortamın çok daha çocuksu olduğu yuvaya alışan çocuk okulu soğuk ve ürkütücü bulabilir, minderlerde rahat oyun oynama beklentisi içine girecektir.

Yine çocuğun ruhsal yapısı
: endişeli, utangaç karakterinin olması, aşırı anne bağımlılığının çözülememesi, ev içinde anne- baba arası sorunlar olması, yeni kardeş doğumu, taşınmalar, sevilen birinin ölmesi, yakın zamanda yaşanmış kaza, hırsızlık, hastalık gibi korkutucu yaşantıların olması okula alışma dönemini olumsuz etkileyecektir

Çocuk Okula Giderken Ne Düşünmeli?


Ben büyüdüm, okula gidecek kadar becerikliyim, bir sürü arkadaşım olacak, öğretmenim annem babam gibi bana bakacak koruyacak, bir sorun olursa öğretmenim çözer, yeni şeyler öğreneceğim, evim yerinde duruyor evime dönünce her şey aynı olacak, asla okulda unutulmam, servisime binerim-hostes ablam beni almadan okuldan ayrılmaz, beni okuldan almaya mutlaka gelecekler, öğretmenin istediği ödevleri yapabilirim, yanlış yapsam da öğretmenim kızmaz bana doğrusunu öğretir, okuldaki tuvaletin yerini, öğretmen odasını biliyorum, sınıfımı kaybetmem, okuldaki tüm yetişkinlere soru sorup yardım isteyebilirim, büyük çocuklar bana zarar vermez, okula kötü niyetli kişiler-hırsızlar giremez, öğretmenim ve ben annemlerin telefonunu biliyorum , benim ihtiyacım olsa mutlaka hemen haber alır gelirler…

Okul Reddi Olursa

Çocuk ve ailesinde yukarıdaki düşünceler yerine tersi geliştirecek risk ortamları olursa çocuk okula gitmeyi reddeder. Bazen sudan bahaneler söyler veya çeşitli hastalık belirtileri gösterir. Ateşi çıkar, karnı-başı ağrır, midesi bulanır… Ailenin tutumu çok önemlidir.

Okula Götürdüğünüz Çocuğunuzla Mesafenizi Koruyun

Okulun bahçesi, koridoru da olsa okulda durmalıdır. Anneyi görecek şekilde oturmak ama teneffüste arkadaşlarıyla oynama, tanışma ortamı sağlanacak şekilde mesafeli durulmalıdır.15 günden sonra yumuşama olmazsa önce okul rehberliğinden gerekirse bir çocuk psikiyatrisinden yardım alınmalıdır. 1 aya uzamış süreçlerin tedavisi zordur. Çocuk ayrılma anında panik atak benzeri ağlama, nefes alamama, çarpıntı, tuhaf çılgın gibi davranma, okuldan kaçma, yola fırlama, camdan atlayacak gibi çıkmak için çabalama atakları gösterebilir. İştahı gider, uyuyamaz günden güne solup sessizleşme, her şeye ağlama, değişik korkular geliştirme, sürekli aileyi arama, öğretmene yapışma belirtileri gösterir.

Çocuğun gerginliği okul dışına taşıp mutsuz, huzursuz olmasına neden olur. Çocuğun okula gidememesi anne baba arasında sorunlara yol açar. Anne-baba da mutsuz olup, çocukla kalmak zorunda kalır. İş düzenleri, ev yaşamı, düzenleri alt üst olur. Çocuk kendini anlaşılmamış yalnız güçsüz hissederken aile çocuğa ödüller, cezalar, şiddet uygulama gibi bir sürü yöntem uygulamaya başlar.

Tedavide öğretmen, aile, okul ve psikiyatrist ortak çalışır. Öncelikle ortam ve tutumlar düzenlenip davranışçı ödevlerle tedavi yapılır. Bu bir hastalık olarak ele alınmalı, gerekirse olay kronikleşmeden ilaç tedavisi başlanmalıdır. İlaçlar çocuğa zarar vermeyecektir. Nihayetinde bu konunun uzmanının bilgi ve deneyimi ile tedavi düzenlenmektedir. Aileler tedaviden korkup, okul reddinin kronikleşmesine sebep olursa başta belirttiğim yansımaları çocuğun tüm hayatına rengini verecektir.

Okul yolu taşlıdır ama bu yolda sağlıklı yürümek hayat yolunda çocuğun bir birey olarak var oluşunu sağlar. Aile de çocukta bu işten gururlu ve mağrur çıkacaktır, önlüklü çocuğun ailesine mahçup ve gülümser bakıp el sallayıp sınıfına koşarak gitmesini izlemek anne- baba içinde gurur veren hüzünlü bir süreçtir, yarın evladını şehir dışına yollarken, askere gönderirken, evlendirirken de benzer duygular yaşanacaktır.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Atatürk'ün Okul Hayatı ve Okul Resimleri Atatürk'ün Okul Hayatı ve Okul Resimleri Mustafa, öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebine başladı. Sonra babasının isteğiyle, yeni bir yöntemle öğretim yapmak üzere...
Okul Fobisi - Okul Korkusu Okul Fobisi - Okul Korkusu Okul Fobisi en sık okulların yeni açıldığı Eylül-Ekim aylarında ve 6-8 yaş gibi ilkokula başlangıç döneminde görülür. Yine okula başladıktan sonraki yıllarda, örneğin...
Hangi Okul İyi Okul? Hangi Okul İyi Okul? Çocuğun büyüyüp gelişmesinde ailenin etkisi büyük. Ama okul öncesi dönemde, çocuğun sosyalleşmesi, yetenek ve becerilerinin keşfedilmesi için anaokulları devreye giriyor....
Çocuklardaki Okul Korkusu Okul korkusunu çocuğa şefkat göstererek yenin! Okulların 8 Eylül'de açılıyor olmasının bazı çocuklarda korku yarattığını belirten Psikolojik Danışman Seçil Akaygün velileri uyardı: Onlara baskı...
Berber Korkusu Berber Korkusu Aslına bakarsanız, berber korkusu gayet doğaldır. Kendisine doğru makasla yaklaşan (bu aletin tehlikeli olduğu konusunda daha önce onu uyarmıştınız) bir yabancı gördüğünde,...

 
Forum Stats
Üyeler: 66,556
Konular : 231,812
Mesajlar: 417,385
Şuan Sitemizde: 273

En Son Üye: Melahat Erol

Sosyal Linkler
Twitter Butonları





Google+ Butonu


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:30.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.