Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Muzik Muhabbet > Müzik Muhabbetleri > Biyografiler
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

Müzik Muhabbetleri kategorisinde ve Biyografiler forumunda bulunan Marie Curie Hayatı (1867 – 1934) konusunu görüntülemektesiniz.
Marie Curie Hayatı (1867 – 1934) POLONYALI OLAN Marie Sklodowska, Varşova'da dünyaya gelmiştir. 5 kardeşten en küçüğü idi. Babası fizik ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 20-10-2010, 10:05
 
Standart Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

POLONYALI OLAN Marie Sklodowska, Varşova'da dünyaya gelmiştir. 5 kardeşten en küçüğü idi. Babası fizik ve matematik hocası idi. Evini geçindirmek için büyük zorluklarla mücadele etmek zo­runda kalıyordu. Marie 9 yaşında iken annesi öldü. Bu felaket küçük Marie'yi çok sarstı ve gelecekteki hayatında derin izler meydana getirdi.

Marie Curie Çalışmaları

17 yaşına geldiği sırada zengin bir çiftçinin yanına kahya kadın olarak girdi. Burada kaldığı 5 yıllık süre içinde boş zamanlarında çok sevdiği ve babasından tevarüs etmiş olduğu bir merakla ilmi eserler okudu. Bu çalışma sırasında kazandığı para ile okumak üzere Paris'in yolunu tuttu. Bu şehirde büyük bir sefaletle karşı karşıya kaldı. Gün­lerinin ekserisi yarı aç ve ısınacak yakacak sağlamaktan aciz bir vazi­yette geçiyordu. Gündüzleri üniversitede çalışıyor, geceleri de tavan arasındaki odasında büyük bir gayretle sınavlara hazırlanıyordu.

Bir süre sonra Pierre Curie ile karşılaştı. İkisinin de düşünceleri birbirine uyuyordu. Pierre. bu sırada bir fizik öğretmeni idi. 1895 yılında evlendiler ve bu tarihten sonra Marie kocasının laboratuarında çalışmaya başladı. Aralarında o kadar uyumlu bir anlaşma oluştu ki sonunda bunun mutlu sonuçlarından bütün dünya yararlandı.

Bu sıralarda Becquerel adında bir Fransız bilgini uranyum madeni tuzlarının bazı ışınlar yaydığını keşfetmişti. Curie'lcr bu konu ile ilgilendiler. Bir miktar uranyum elde ettikten sonra oldukça basit bir bina­da kurulmuş olan küçük laboratuarlarında çalışmaya başladılar. İki se­ne sonra iki yeni maden elementi yani radium ve poloniumu keşfetti­ler.

Poloniuma Madam Curie'nin memleketine izafetle bu ad verildi. Bu tarihten sonra Curie'ler şöhret ve mutluluğa erdiler. 1903 yılı No-bel Ödülü Becquererie beraber kendilerine verildi. Fakat şöhretlerinin zirvesinde bulundukları bir sırada feei bir kaza Madam Curie'yi hayat ve mesai arkadaşından ayırdı. Bir araba kazasına uğrayan Pierre Curie öldü. Madam Curie bu ağır felaketi hiçbir zaman unutamadı. Kocası ile başlamış oldukları çalışmalara kendini vererek avunmaya çalıştı ve bu çalışmalar ilim dünyasına yepyeni bir bakış açısı sundu. Paris Üniversitesi bir Radyum Enstitüsü'nü kurdu ve bu enstitünün araştır­ma kısmına Madam Curie'yi getirdi. Madam Curie bu vazifede ölümünden birkaç hafta evveline kadar kaldı.

1921 yılında Birleşik Amerika'yı ziyaret ederek Cumhurbaşkanı'nın hediye etliği 1 gr. radyumu aldı. Kendisine her yerden araştır­malarına kullanmak üzere maddi yardımlar yapılıyordu. Madame Cu­rie 1934 yılında 66 yasında iken pernisiöz anemiden öldü. Radyum ışınları ile çok fazla meşgul olmasının ölümünü çabuklaştırdığı genel­likle kabul edilen bir gerçektir.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 21-10-2010, 09:35
 
Standart Marie Curie

Marie Curie

Büyük bilimsel keşiflerin ardında yatan öyküler göz ardı edilir çoğu zaman. Dünyanın gidişatını değiştiren buluşların, ani beyin fırtınaları sonucunda doğduğu düşünülür. Arkhimedes'in yarattığı "Eureka" mitindeki ya da Newton'ın "kafaya düşen" elma örneğindeki gibi, hep o son nokta hatırlanır. Ancak, işin özü hiç de görüldüğü gibi değil... Einstein'ın "e=mc2" ile formülleştirdiği teori, aslında enerji kadar, yaşamından çaldığı zamana, çektiği sancılara da eşit. Polonya asıllı bilim kadını Maria Sklodowska ya da Fransa'da yaptığı evlilik sonrası, dünyada bilinen adıyla Marie Curie. Tüm bilim insanları arasında, kimse onun kadar zorluklara göğüs germek zorunda kalmadı ve kimse onun kadar ağır bir bedel ödemeye mecbur bırakılmadı. Buluşları, sonunda yaş***** mal oldu.

Eşi ve meslektaşının trajik ölümü, olay üzerine türetilen dedikodular, bilimsel kuruluşlar tarafından sürdürülen karalama kampanyaları, Curie'nin Nobel ödüllü ilk bilim kadını unvanını kazanmasını, hatta Nobel'i iki kere alan ilk kişi olmasını; dahası, bilimsel anlamda ölümsüzleşmesini engelleyemedi. 7 Kasım 1867'de, Varşova'da doğan Maria Sklodowska'yı fizikle ilgilenmeye yönelten kişi, fen öğretmeni olan ablasıydı. Curie, daha o zamanlarda dikkat çeken kararlı ve ciddi yapısıyla, henüz 15 yaşındayken, okulu en iyi dereceyle bitirmişti.
Babasının tüm varlığını riskli bir yatırımda kaybetmesi nedeniyle, kısa dönemli birçok işte çalışmak zorunda kaldı. Ancak, bilim için bir şeyler yapma arzusu hiç dinmedi ve Sorbonne Üniversitesi'ne başvurdu. 1891'de, 23 yaşındaki mezuniyetinden sonra doğa bilimleri ve matematik dalında yüksek lisans yapmaya karar verdi. Yüksek li-sansını 1895'te tamamladı. Aynı yıllarda ümit vaat eden Fransız fizikçi Pierre Curie ile tanıştı ve evlendi. Artık, Marie Curie'nin bilimsel kariyerindeki taşlar bir bir yerine oturuyordu.

İlk atlama taşı, Paris kökenli bir başka bilim adamının 1896 baharındaki ilginç buluşuydu. Politeknik Okulu'na yeni atanan Profesör Henri Becquerel, bazı cisimlerin ya da canlı varlıkların normal sıcaklığında hissedilir bir artış olmadan, karanlıkta ışık verme özelliği şeklinde tanımlanan "fosfor ışıl" olgusunu araştırıyordu. Becquerel, bu olayı açıklamak için uranyum elementi içeren bileşiklere odaklanmıştı. Uranyum içeren kristallerin ışığı nasıl emdiğini ortaya çıkarmak istiyordu. Bu amaçla, fotoğraf klişeleri ve kristallerle bir deney yapmaya karar verdi.



Kötü hava koşulları nedeniyle deneyini ertelemek zorunda kalınca, kristalleri ve fotoğraf klişelerini bir dolaba kilitledi. Aslında onları unutmuştu ve 1 martta dolabın kapağını açtığında büyük bir şaşkınlığa düştü... Kristaller, güneş ışığıyla aktif hale gelmemişlerdi; ama klişeler bomboştu, hatta kararmışlardı. Uranyum kristalleri, bağımsız olarak ışın yaymışlardı.
Bu raslantısal buluş gerçekten şaşırtıcıydı. Bu ışınları üreten enerji nereden geliyordu? Sorunun cevabını bir yıl boyunca kimse veremedi. Curie'ler, 1897 kışında "Becquerel ışınları"nın gizemini çözmeye karar verdiler. İlk aşamada, uranyum içeren kristallerde doğan etkinin yoğunluğunu ölçmekle işe başladılar. Bu etki, Marie'nin adını verdiği "radyoaktivite"ydi... Kocasının daha önceki çalışmalarından yararlanarak, farklı kristallerin ortaya çıkardığı radyoaktivite düzeyinin tek bir unsura bağlı olduğunu buldu: kristal içindeki uranyumun miktarı. Ancak, mineralleri radyoaktifleştiren etken tek başına uranyum olmayabilirdi. Bu etkiyi, periyodik tabloda, uranyumun hemen altında yer alan toryum da yaratabilirdi.
Marie, bu olasılığı göz önüne alarak araştırma alanını genişletti ve radyoaktivite için çok sayıda maddeyi test etti. Bunlar arasında, bir madde üstünde yoğunlaştı: uranyumdan arta kalan katranlı zift cevheri. Marie, yüzde 65 oranında uranyum içeren bu cevherde, uygun radyoaktivite düzeyini bulmayı amaçladı. Ölçümleri sonucunda, cevherin gerekenden çok daha radyoaktif olduğunu anladı.


Marie Curie üzerinde oynanan oyunlar…

Marie, 4 Kasım 1911'de Fransa'nın o dönemlerde en çok satan gazetesi Le Journal'in manşetindeydi: "Bir aşk hikâyesi: Madam Curie ve Profesör Langevin". Bu başlığın hemen altında, Fransa'nın en seçkin fizikçilerinden Paul Langevin ile Marie Curie arasında tutkulu bir ilişkinin yaşandığından bahsediliyordu. Yazıda, Marie'nin utanmaz bir yuva yıkıcı olduğu ve Langevin'in karısı ile çocuğunu çaresiz bıraktığı anlatılıyordu.
Gerçekte ise, Marie ile Langevin uzun zamandan beri çok yakın iki dosttu. Özellikle de Pierre'in ölümünden sonra Langevin ona çok destek olmuştu. Bu yakınlığı kıskanan karısı ve kayınvalidesi de, böyle bir yalanı ortaya atmışlardı. Ama, asıl dram bundan birkaç gün sonra yaşanacaktı. Marie'nin 1911'de Nobel Kimya Ödülü'nü aldığı açıklandı, ancak Komite üyelerinden gelen mektupta törenden uzak durması iste-niyordu. Doğaldır ki, Marie bu mektubu dikkate almadı ve yılmadı. Sonunda bu dedi-kodular iki dostu birbirinden ayırmaya yetti. Marie laboratuvarına geri döndü, Langevin de karısına. Ancak işin ilginç yanı, Langevin çok kısa bir süre sonra metre-siyle birlikte yaşamaya başladı.

Bunun anlamı çok açıktı; bu siyah renkli tehlikeli cevherde yepyeni ve bilinmeyen bir radyoaktivite kaynağı gizliydi. Kocasıyla birlikte yeni kaynaklara yöneldiler ve olağanüstü yorucu ve son derece tehlikeli araştırmalarına giriştiler. Toplayabildikleri kadar çok katranlı zift cevherini aylarca ayrıştırmakla uğraştılar. Haziran 1898'de, uranyumdan 400 kat daha radyoaktif bir kimyasal elementi bularak ilk başarılarına ulaştılar. Bu elemente Marie'nin anayurdundan esinlenerek "polonyum" adını verdiler.
Polonyum, uranyumdan çok daha radyoaktifti; ancak, cevherdeki olağanüstü değerle-re ulaşan radyoaktiflikten tek başına sorumlu değildi. Curie'ler, araştırmalarını sürdürdüler ve Kasım 1898'de, polonyumdan da güçlü bir başka radyoaktif element keşfettiler.


Bu element ölçüm yapmak için çok küçüktü, ama, katranlı zift cevherinin gizemini çözebilirdi. Curie'ler, bu elemente de Latince'de "ışın" anl***** gelen "radyum" adını uygun gördüler. Şimdi sıra, bu elementin özelliklerinin kimyasal çözümlemesine gelmişti. Bunu gerçekleştirmenin tek yolu da, büyük bir katranlı zift cevheri bulmak ve bunu madeni radyum parçacıklarına indirgemekti. O zamana kadar işbirliği içinde çalışan Curie çifti, araştırma yollarını ayırmaya karar verdi. Pierre, radyoaktivite sürecinin ayrıntılarına odaklandı. Marie ise, çok daha tehlikeli olan radyumun ayrıştırılmasına yöneldi.
Rothschild ailesinin yardımıyla, Bohemya'daki uranyum madeninden 10 ton cevher atığına sahip oldu. Atığı çok zor koşullarda billurlaştırdı. Bu çalışma için, hiç durmadan çalıştı ve tam dört yılını harcadı. Çetin uğraşları sonucunda, bir gramın onda biri ağırlığında radyum klorit elde etti. Bu, yaydığı akkor ışıkla herkesi büyüleyen ilginç bir maddeydi. Ama Marie, bu ürkütücü ışığın karanlık yüzünü yıllar sonra görecekti.
1902 yılında, Curie'lerin, araştırmaları ve ulaştıkları sonuçlar nedeniyle, Nobel Ödülü'nü Henri Becquerel'le birlikte almaları gerektiği tartışmaları başladı. Ancak, Fransız Bilim Akademisi'nden bir grup bilim adamı, yazdıkları tavsiye mektuplarında bilerek ve açıkça Marie Curie'nin adını atladılar. Neyse ki, Nobel Komitesi adayları inceledikten sonra hiç tereddüt etmeden 1903 Fizik Ödülü'nü bu üç bilim insanına verdi. Ödül, kuşkusuz Marie için çok özeldi.

Bundan sonraki yıllar içinde eşiyle birlikte çalışma fırsatı bulamadı. 19 Nisan 1906'da da, o trajik kaza gerçekleşti. Pierre Curie atlı bir arabanın altında kalmıştı.Marie, acısını kendini işine vererek dindirmeye çalıştı. Sorbonne'da eşinin kürsüsüne profesör olarak atandığında, bu okulda ders veren ilk kadın unvanını kazandı. Polonyum ve radyum üzerine yaptığı çalışmalarla da 1911'de Nobel Kimya Ödülü'nü alarak yine bir ilke imza attı.


Bu ikinci zafer, kamuoyunda çalkalanan söylentilerle lekelenmeye çalışıldı. Adı, bir başka saygın fizikçi Paul Langevin'le aşk dedikodusuna karıştırılmıştı. Bunun da üstesinden gelmeyi başardı. Artık tek amacı, araştırmasının diğer bilim dallarına da yardımcı olmasını sağlamaktı.
İlk olarak radyumun tıbbi uygulamalarda kullanılmasına öncülük etti. Kansere karşı çok etkili sonuçlar veren "radyoterapi", uzun yıllar boyunca milyonlarca insanın hayatını kurtardı. Bu başarılı gelişme birtakım spekülasyonları da beraberinde getirmişti. Avusturya'da kaplıcalarıyla ünlü kasabalar, katranlı zift cevheri bulunan bölgelerde kampanyalar başlatarak, sularının sağlık kaynağı olduğunu ileri sürdüler. Yine bir Fransız kozmetik firması daha da ileri giderek, toryum ve radyum içeren "Tho-Radia" adlı yüz kremini piyasaya sürdü.

Bu kampanyaların ve iddiaların tümü, radyumun öldürücü etkisi ortaya çıkınca birdenbire durduruldu. 1930'lu yıllarda doktorlar, saat fabrikalarında çalışan işçilerin büyük bir bölümünde kanser vakalarına rastladılar.
ABDdeki küçük bir fabrikada, işçiler saat kadranına son şeklini vermek için radyum içeren boyalar kullanıyorlar ve bu işlemi, fırçanın ucunu dilleriyle yalayarak gerçekleştiriyorlardı. Sonuçta, işçilerin çoğu kemik kanserine yakalandı.
Aynı dönemlerde, Marie Curie de radyum tehlikesini fazlasıyla yaşamaya başladı. Gece gündüz demeden birlikte yaşadığı element kendisine ihanet etmiş, Mayıs 1934'te çok ciddi şekilde rahatsızlanmıştı. Testler, şiddetli bir kansızlığı, yani anemiyi işaret ediyordu. Fransız Alpleri'ndeki sanatoryuma gönderildiyse de artık çok geçti. Uzun yıllar üzerinde çalıştığı radyum nedeniyle kan kanserine yakalanmıştı ve çok geçmeden 4 Haziran 1934'te gözlerini hayata yumdu. Yıllar süren mücadelesinin izleri ellerine de yansımıştı, parmakları nasırlarla ve radyasyon yanıklarıyla doluydu. Savaşımla geçen bilimsel kariyerinde, binlerce kişinin hayatını kurtaran Curie, yine kendi adını verdiği maddenin kurbanı olmuştu.


  #3  
Alt 07-11-2011, 12:59
 
Standart Cevap: Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

Google Madam Curie olarak da bilinen, Polonya asıllı Fransız kimyacı Marie Curieyi unutmadı… Googledan süper bir doodle geldi Marie Curie Kimdir? Marie Curienin hayatı… Marie Curie (d. Maria Skłodowska, 7 Kasım 1867 – ö. 4 Temmuz 1934), Madam Curie olarak da bilinen, Polonya asıllı Fransız kimyacı. Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla iki kez Nobel Ödülü kazanmıştır.

Uranyumla yaptığı deneyler sonucu radyoaktiviteyi keşfetti. Toryumun radyoaktif özelliğini buldu ve radyum elementini ayrıştırdı. 1903 Nobel Fizik ödülü, 1911 Nobel Kimya ödülü sahibi ve radyoloji biliminin kurucusudur. Çalışmalarıyla bir çığır açan Curie, Nobel Ödülünü alan ilk kadın, bu ödülü iki kere alan ilk biliminsanı olmuştur. Çocukluğu ve Gençliği 7 Kasım 1867 tarihinde, Polonyanın Varşova kentinde dünyaya gelen Marie Curie (doğduğunda adı Maria Skłodowska idi), ablası Brenya ile birlikte öğretmen anne-babanın eğitimi ile yetişti. Gençlik yıllarında Varşova, Rus yönetimi altındaydı.Babasının idareci olduğu okulun yanında ücretsiz olarak taşındılar.Babasının idarecilik görevine son verilmesiyle evden taşınmak zorunda kaldılar.Annesini 11 yaşındayken Tüberküloz yüzünden, babası Zofiyi ise tifüsten kaybetti.Siyasi aktifliği, Varşovadan ayrılmasını gerektirdi. İlk olarak Krakówa giden Maria orada istediği bilimsel eğitimi alamayacağını gördü. Ailesinin parasal desteğinin az olması sebebiyle Paris Sorbonneda tıp eğitimi alan ablası Bronyaya eğitiminde yardım etmeye karar verdi. Ablası da karşılığında matematik ve fizik eğitimi alması için yardım edecekti.

1891 yılında Parise ablasının yanına gitti. Küçük bir tavan arasında kötü koşullarda yaşayarak eğitimini sürdürdü. İki yılda sınıfının birincisi olarak fizik derecesi aldı. 1894 yılında ikinci derecesi olan matematiği de bitirdi. Bir sonraki hedefi ise öğretmenlik diploması alıp Varşovaya dönmekti. Kariyeri ve Evliliği 1894 yılında, kardeşi Jacques ile piezoelektriği keşfeden Pierre Curie ile tanıştı. 35 yaşındaki Pierre Curie, Endüstriyel Fizik ve Kimya Okulu laboratuvarının başkanıydı. Maria ve Pierre, ortak bilimsel ilgilerinin de katkısıyla birbirlerine bağlanıp, Temmuz 1895′te evlendiler. Bu tarihten itibaren Maria Skłodowska yerine Marie Curie adını aldı. 1896 yılında öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra 1897′de, daha önce Henri Becquerel (okunuşu: Bekerel)in duyurduğu, uranyum tuzlarının yaydığı, sonraları radyoaktivite olarak adlandırılacak ışın üzerine detaylı araştırmalara başladı. Fakat Eylül 1897′de ilk kızı Irenein dünyaya gelmesi, çalışmalarına ara vermesine sebep oldu.

1898 başlarında çalışmalarına hız veren Marie toryumun da bu ışınları yaydığını fark etti. Bu noktada eşi Pierre de kendi çalışmalarını bırakarak Marieye yardım etmeye başladı.Bu arada Becquerel, iki farklı uranyum mineralinin daha aktif olduğunu keşfetti. Mineralleri çeşitli kimyasal işlemlerden geçirdikten sonra polonyum ve radyum elementlerini elde etti. Temmuz 1898′de Curieler yeni radyoaktif bir element olan ve uranyumun radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan polonyumu bulduklarını duyurdular. (İsmini Marienin vatanı Polonyadan esinlenerek koydular).
Eylül 1898′de Fransız kimyacı Eugene Demarchayın spektroskopi yöntemi ile tanımlanmasına yardım ettiği, doğal radyoaktif element radyumu duyurdular.Marie, 1903 yılında doktorasını vererek Fransada gelişmiş bilim alanında doktora unvanı alan ilk kadın oldu. Aynı yıl kocası ve Becquerel ile paylaştığı Nobel Fizik Ödülünü alarak, tarihte Nobel Ödülü alan ilk kadın oldu. Marie de Sevrdeki bir kızlar okulunda fizik öğretmenliği yapmaya başladı. Aynı yılın sonlarına doğru ikinci kızları Eve doğdu. O sıralar Marie ve Pierre,radyasyondan kaynaklanan rahatsızlıklar geçirmeye başladılar. Radyumun dokuya verdiği zarar, araştırmacılar tarafından kabul edilmeye başlanmıştı.
Aynı zamanda, radyumun etkisinin kötü dokulara uygulanarak tedavide kullanılabileceği fikri de doğmaya başlamıştı. Amerikalı mucit Alexander Graham Bell, kanserin tedavisi için tümöre radyum verilmesini önermişti.19 Nisan 1906′da Pierre Curie bir at arabasının çarpması sonucu öldü. İki çocuğu ile dul kalan Marie, kocasının Sorbonnedaki öğretmenlik görevini sürdürdü ve 1908′de Sorbonnedaki ilk kadın profesör oldu.
Googlein 7 kasım günü doodlei Marie Curie ! Peki ya Marie Curie kimdi. Marie Curienin 144.yaş günü kutlu olsun.Marie Curieye kısaca Madam Curie derlerdi. Marie Curie Fransanın gelmiş geçmiş en büyük bilim adamlarından biridir. Dünyaya ise bıraktığı en büyük miras Kimyadır. Dünya Kimyası Madam Curieden sorulmaktatır.Kısava Maria curie

Curie ve Poincare 1911′de Solvay konferansı sırasında1911 yılında radyum ve polonyumun keşfi ve araştırılmasındaki rolünden ötürü Nobel Kimya Ödülüne layık görüldü. Böylece tarihte iki Nobel ödülüne sahip ilk kişi oldu. Yaptığı çalışma bir elementin radyoaktif işlemlerden sonra başka bir elemente dönüşebileceğini gösteriyordu. Bu kimya alanında yepyeni bir sayfaydı.
Bu başarılarının yanı sıra kişisel saldırılara maruz kaldı. İlk olarak tümü erkeklerden oluşan Fransız Bilim Akademisi bir oyla üyeliğini reddetti. Ardından, Paul Langevin ile arasında aşk ilişkisi olduğuna dair dedikodular yayılmaya başladı. Evli ve Pierre Curienin yakın dostu olan Paul Langevin ile Marie arasındaki bu dedikodu gazetelere Langevin skandalı olarak yansıdı ve Marienin ikinci Nobel Ödülünü alması bile arka plana atıldı.
Langevin gazetenin baş editörünü halkın önünde yapılacak düelloya davet etti. Editörün silahını çekmemesi ile o zamanın anlayışıyla gülünçleşen olay, konunun kapanmasını sağladı.Marie Curie, Aralık 1911′de Nobel ödülünü almak için Stokholme gitti. Buradaki konuşmasında, Pierre Curienin yardımlarını küçümsemediğini de belirterek, radyoaktivitenin atomun bir özelliği olduğu hipotezinin kendi çalışması olduğunu duyurdu. Fransaya geri dönen Marie Curie, çalkantılı geçen yılın etkisi ile depresyona girdi.1914 yılında Paris Üniversitesinde Radyum Enstitüsü kuruldu ve Marie Curie ilk müdür olarak atandı. Hayatı boyunca radyumun tıptaki önemine dikkat çekti.
I. Dünya Savaşı sırasında kızı Irene ile birlikte, genç kadınlara x ışını teknolojisini öğretti. Ayrıca fizik tedavi uzmanlarına savaş ortamında radyoloji ekipmanını nasıl kullanacaklarını gösterdiler. Bu esnada yüksek dozda radyokaktif ışına maruz kaldılar.1920′li yıllarda bilime katkısını sürdürdü. Varşovadaki Radyum Enstitüsünün kurulmasında önemli rol oynadı. Başkan Herber Hooverın kendisine verdiği 50.000 dolar ödülle Varşovada yeni kurulan laboratuvara radyum aldı.1934 yılında Fransanın Savoy kentinde kan kanserinden öldü. Hastalığı, aşırı dozda radyasyona maruz kalmasına bağlandı. Bu yüzden ona “bilim için ölen kadın.” denildi. Radyokaktivite çalışmalarından dolayı, radyokativite birimine “curie” denilmektedir. Ayrıca o dönemlerde atomla ilgili çok şeyler bulmuştur. 20 Nisan 1995′ te Marie Curie nin mezarı Fransa nın ulusal anıt mezarı olan Panthéon a taşındı. Bu nedenle Marie Curie başarılarından dolayı bu şerefe layık görülen ilk kadındır. O zamanlarda tuttuğu not defterleri bile o kadar radyasyona maruz kalmıştır ki, bugün o defterler radyoaktif koruma altında incelenebilmektedir.



  #4  
Alt 25-02-2012, 17:59
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

Bunların hepsini birleştirecekmiyiz?


  #5  
Alt 17-12-2012, 17:33
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

marie cruie nin atom hakkındaki görüşleri
nelerdir


  #6  
Alt 19-12-2012, 19:41
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

Uzun ama güzel.


  #7  
Alt 20-12-2012, 16:32
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

drama olarak yapıcazda çoooooook uzun daha kısası yok mu (yyaaaaaaaa)


  #8  
Alt 29-12-2012, 09:22
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

cok uzun ama güzel


  #9  
Alt 16-01-2013, 19:18
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

atom la ilgili görüşleri şu: atom bölnebilir, demiştir


  #10  
Alt 28-03-2013, 18:09
Ziyaretci
 
Standart Cevap: Marie Curie Hayatı (1867 – 1934)

biraz uzun olmuş:))


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Max Wilms 1867 – 1918 Max Wilms 1867 – 1918 Wilms Tümörü BİR AVUKATIN oğlu olan Max Wilms. Almanya'da Aachen'de dünyaya gelmiştir. Birçok fakültede ve bu arada Berlin Üniver­sitesinde tababet tahsil ettikten...
Ramon Y. Cajal 1852 – 1934 Ramon Y. Cajal 1852 – 1934 1883 YILINDA anatom Ramon Y. Cajal çalışmalarını "Golgi" bo­yamasında yeni bir modifikasyon metodu hakkında isimle yayın­ladı. Aslen İspanyol olan bu anatomist...
William Henry Welch 1850 – 1934 William Henry Welch 1850 – 1934 BASİLLUS WELCHİİ gazlı gangren enfeksiyonunda en önem­li bir yer işgal eden mikroorganizmadır. İlmi ismi Basillus aerogenes kapsülatus olan bu basil genellikle...
AB Marie Curie Ödülü Türk Doçentin AB Marie Curie Ödülü Türk Doçentin Moleküler biyolog Batu Erman, kanser ve AIDS çalışmalarıyla, AB'nin 25 bilim adamına verdiği Marie Curie ödülünü kazandı.. Sabancı Üniversitesi Öğretim...
öğrenme – öğretme – öğretim – Eğitim ÖĞRENME: a) Bireyin davranışında değişiklik olması b) Yaşantı sonucunda meydana gelmesi (uyku, büyüme, olgunlaşma, ilaç, yorgunluk vb. sonucu değil!)...

 
Forum Stats
Üyeler: 66,539
Konular : 231,510
Mesajlar: 417,011
Şuan Sitemizde: 478

En Son Üye: zehrademir

Sosyal Linkler
Twitter Butonları





Google+ Butonu


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:17.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.