Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Genel Sağlık > Dahiliye Hastalıkları ve Tedavileri > Beslenme Diyet (Şeker)
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Suyun Faydaları Yararları

Dahiliye Hastalıkları ve Tedavileri kategorisinde ve Beslenme Diyet (Şeker) forumunda bulunan Suyun Faydaları Yararları konusunu görüntülemektesiniz.
Suyun Faydaları Yararları İlaç yerine günde tam 8 bardak su için Prof. Dr. Zeki Karagülle, herkesin günde 8 bardak su ...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 10-04-2008, 03:28
 
Standart Suyun Faydaları Yararları

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Suyun Faydaları Yararları

İlaç yerine günde tam 8 bardak su için

Prof. Dr. Zeki Karagülle, herkesin günde 8 bardak su içme alışkanlığı edinmesini öneriyor. Ayrıca tadı kötü olan sert yani mineralli suların, sağlık için daha yararlı olduğunu belirtiyor. Karagülle'ye göre maden suyu içmek de şart!..



Geçen hafta su ile ilgili yine kafalarımız karıştı. Tam su içme alışkanlığı ediniyorduk ki Pennsylvania Üniversitesi'nden Dr. Dan Negoianu ile Dr. Stanley Goldfarb'ın çalışmaları yayımlandı. İkili, günde 2 litre su içmenin saptanmış herhangi bir yararı olmadığını açıkladı. 2 litre günde 8 bardağa denk geliyordu. Bu açıklama, zorla su içenlerin ellerindeki bu bardaklarını bırakmalarına yol açtı.

MADEN SUYU İLAÇ GİBİDİR
İstanbul Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, bu araştırmanın sonuçlarının tam aksini düşünüyor. Karagülle, sağlıklı yaşamak isteyen herkesin günde en az iki litre su içmesini öneriyor. Çoluk çocuk herkesin ilaç niyetine maden suyu içme alışkanlığı edinmesini savunuyor. Su konusunda yüzlerce araştırmaya imza atan Prof. Dr. Zeki Karagülle, sorularımızı yanıtladı:

* Çok su içmenin, başlıca yararları nelerdir?
Yalnızca su içerek uzun süre yaşayabilirsiniz. Halbuki susuzluğa ancak 1-2 gün tahammül edilebilirsiniz. Sonra ölüm tehlikesi ortaya çıkar. Canlılığımızı sağlayan temel ortam görevini; su üstlenmektedir. Yetişkin birinin toplam ağırlığının yüzde 70'i sudur. Su, vücuttaki atıkların atılmasını da sağladığı için doğal olarak bir miktar suyu dışkı yoluyla kaybederiz. Bu da günde toplam 1.5 litre kadardır. Terle ve nefesle kaybedilen suyu da eklersek, günde en az 2 litre su kaybına uğrarız. Bu miktarın yerine konulması şarttır. Bunun yarım litresi günlük besinlerden alınabilir. Bu nedenle, en az bir 1.5 litre su içmemiz şarttır.

* Vücut susadığında bunu hissettirmiyor mu? Susamadan su içmek gerekir mi? Yararlı bir alışkanlık mı?
Gerekir çünkü susuzluk hissi, vücudun su gereksiniminin tehdit eder boyutta karşılanmadığını gösteren bir alarmdır.

KAHVENİN YANINDA ALIN

* Günde kaç litre su içersiniz?
Ben günde en az 2-2.5 litre hatta bazen 3 litre su içerim. Bunun bir litresini mineralli sulardan alırım.

* Meyve suları ve çaylar da su yerine geçer mi?
Tabii meyve suyu ve çay su yerine geçer. Günlük su miktarının bir kısmı rahatlıkla onlardan karşılanabilir. Ama yetersizdir ve bütün bunların yanında su da içmek gereklidir. Kahvenin yanında mutlaka su içilmelidir. İster Türk kahvesi, ister Nescafe olsun yanında mutlaka su için. Kahvedeki kafein ekstra idrarla su atımını artırır. Ayrıca alkolü de su ile içmek gerekir. Çünkü idrarla su atımı, alkollüyken artar.

* Zayıflamak isteyenlerin, her zamankinden daha fazla mı su içmeleri gerekiyor?
Zayıflamak isteyenlerle ilgili bir şey söylemem. Zayıflama programlarının içinde 'zayıflamak isteyen bol su içsin' mesajları yer alıyor. Ben buna karşıyım. Su içmek zayıflatmaz ama sağlıklı yaşamak isteyenler, bol bol su içebilir.

SODA FARKLI

* Gazlı sular sağlıklı mıdır, değil midir? Bol bol soda içilebilir mi?
Burada büyük bir kavram kargaşası yaşanıyor. Türkiye'ye maden suları ilk geldiğinde yani 80 sene önce, bunlar Amerikan menşei olduğu için soda diye adlandırılmış. Soda yapay bir Amerikan içeceğidir. Çeşme suyuna bikarbonat atılarak yapılan bir çeşit sudur. Türkiye'de de soda var ama maden sularının çoğunu da biz yanlışlıkla soda diye biliyoruz. Maden suyu son derece yararlıdır ama soda bu kadar yararlı değildir. Amerika'daki araştırmalar sonucunda, sodanın kalp hastaları için zararlı olduğu açıklanıyor. Türkçe'ye öyle çevrilip açıklamalar yapılıyor. Maden suları da zararlı damgası yiyor. Halbuki maden suları kalp hastaları için ilaç gibidir, çok yararlıdır. Hipertansiyon hastalarına soda kısıtlaması getiriliyor ama maden suyu tüketimi öneriliyor. Maden suyu, yüksek tansiyona yararlıdır. Benim önerim; her öğün bir şişe maden suyu içmenizdir. Sabah, öğle ve akşam bir şişe maden suyu içme alışkanlığı edinin. Günde 2 litre sıvı tüketeceksek bunun en az bir litresi maden suyundan olmalıdır. Mineralli suyu bu miktarlarda içtiğimizde, sağlıklı bir böbrek fonksiyonunuz varsa bize hiçbir zararı olmaz. Tam tersine yararı vardır. Eğer taş sorununuz varsa, maden suyu bunun çözülmesini sağlar. Sanılanın aksine taş oluşumuna yol açmaz. Maden suyunun içindeki kalsiyum en az süt kadar yararlıdır. Öyle ki; bir gram kalsiyum tabletinden tam 3 kat daha yararlı olduğunu söyleyebiliriz.

ŞİZOFRENLERE DİKKAT!

* Bazı uzmanlar, "Çok fazla su içmek vücuttaki minerallerin bir kısmını götürür" diyor. Bu açıklama doğru mudur?
Bu bence çok komik bir inanış. Su zehirlenmesini bir tek ruhsal sorunu olan kişilerde görüyoruz. Onun dışında kimsede görmüyoruz. Şizofrenler bazen ne kadar su içtiklerini hiç fark etmeyip, günde 10 litreye yakın su içebiliyorlar. Bu durumda da su zehirlenmesi ortaya çıkabiliyor. Bu tür zehirlenmeler genellikle ölümle sonuçlanır ama dediğim gibi bu daha çok ruhsal bir problem olarak ele alınmalıdır. Onun dışında fazla su tüketildiğinde vücut alarm vermeye başlar ve insan bunu anlar. Nasıl ki susama hissi vücudun verdiği bir alamsa, fizyolojik olarak vücut fazla su tüketimini de engeller.







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



  #2  
Alt 11-10-2008, 04:44
 
Standart Suyun faydaları yararları

Suyun faydaları yararları

Sağlıklı yaşamın değişmez gerçeği: Su

Sağlıklı yaşam doğanın en basit, mucizevi ve hayatımızın vazgeçilmezi su ile başlıyor. Günlük aldığınız besinler ile su ihtiyacının sadece beşte birini karşılayabilirsiniz. Bu yüzden günde en az sekiz bardak su içmeye çalışın. Suyun daha sağlıklı bir yaşam için şu faydaları bulunuyor:



* Yaşam gücü verir.
* Temel enerji kaynağıdır.
* Vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını kolaylaştırır.
* Cildin nemini artırarak kırışıklığı önler, parlaklık verir.
* Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.
* Böbreklerin çalışmasını düzene sokar.
* Sindirimi kolaylaştırır.
* Ağız kuruluğu ve ağız kokusunun yok olmasına yardımcı olur.
* Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesini sağlar.
* Beyin fonksiyonları için güç verir.
* Çalışma verimini artırır ve dikkati toplamaya yardımcı olur.
* Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
* Suyun hiçbir yan etkisi yoktur.
* Baş ağrısını azaltır.
* Ulaşımı kolaydır.
* Uykuyu düzenler.
* Sesi güzelleştirir.


  #3  
Alt 11-10-2008, 04:45
 
Standart Su terapileri nedir

Su terapileri nedir

* Soğuk algınlığı başlangıcında ayaklarınıza sıcak su banyosu yaptırın. Sıcak su hem ayaklarınıza iyi gelir hem de virüslerin vücuda yerleşmesini önler.
* Düşük tansiyon için beş dakika sıcak suda kollarınızı tutun ve ardından soğuk su teması ile kan dolaşımını hızlandırın.
* Sinirli ruh halinden kurtulmak yine su ile sağlanabilir. Küveti doldurup içine girin. Böylece kan akışınız hızlanacak ve sakinleşeceksiniz.


  #4  
Alt 30-03-2009, 14:25
 
Standart Sağlık için: su

Sağlık için: su

Hem bütün vücut sağlığımız için, hem de genç, diri, parlayan, sağlıklı bir cilt için bol bol su için!

Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Uz. Dr. Dr. Ayfer Aydın, “Cilt sağlığı için suyun önemi “hakkında bilgi verdi. Su, bedenimizi toksinlerden arındırmada çok önemlidir. Hücrelerimizi atıklardan temizler ve vücuttan atar. İdrara çıkma, terleme ve sümkürme, vücudun toksinlerinden arınmasının çeşitli yollarıdır. Dışkımız bile, sindirimi harekete geçiren suyu ihtiva eder.




Susuzluk, vücutta dolaşan atıkların birikmesine yol açarak, toksinlerin atılmasına engel olur ve dokuların zarar görmesine yol açar. Su, besinleri taşıyan ve vücut enerjisini hücrelere ileten bir çözücüdür. Vücut ısısını düzenler; beyin, omurilik gibi hayati organlar için bir dengeleyici olarak çalışır; eklemlerimizin daha etkin hareket edebilmesi için adeta yağ görevi görür. Susuzluk, enerji seviyesini ve vücudun yaşamını sürdürme kabiliyetini azaltır.

Susuzluk, cildimizin kırışmasını ve yaşlanmayı hızlandırır

Doğduğumuzda vücudumuzun yüzde 75'i sudur. Ancak yetişkinlerde bu oran yüzde 50'lere düşer. Bu da vücuttaki sıvının tükenmesi yani yaşlanma sürecine geçiş demektir. Pek çok insan susuzluğun belirtilerini göz ardı eder ya da bunu kahve, alkol ya da diğer içeceklerle geçiştirir. Bu içeceklerin idrar söktürücü etkileri ve vücutta asit birikimine neden olmaları nedeniyle durum daha vahim bir hal alır.
Günlük ihtiyacımız olan su miktarı en az 2 lt
Günde en az 2 litre su içmeliyiz. Bitki çayları veya sebze suları da bu miktara dahil olabilir; ancak alkol, siyah çay, kahve ve meşrubatlar, asitli iç içecekler sıvı olmalarına rağmen asla su içmek gibi algılanmamalı ve bu sıvılardan mümkün olduğunca kaçınmalıyız.

Bu içeceklerden tükettiğiniz zamanlarda her bir bardak karşılığında, bir bardak da su içmek bu içeceklerin zararlarından bizleri korur. Eğer ekmek, kraker gibi kuru gıdalar yiyorsanız veya sıcak bir iklimde yaşıyorsanız ya da yoğun egzersiz yapıyor ve sauna veya buhar banyosuna giriyorsanız, buna uygun olarak çok daha fazla su içmelisiniz.

Günde 8-10 kez idrara çıkmak ideal miktarda su içtiğinizin göstergesidir. Bu miktar dokularımız için gerekli su ihtiyacının karşılandığını, vücuttan dışkıların atılmasında böbreklerimizin ve mesanemizin suyla yeterli derecede desteklendiğini gösterir.

İçme suyunun kalitesi önemlidir
Şebeke suyu ağır metaller tarım ilaçları ve hormon atıkları gibi pek çok zararlı madde ve toksin içerebilir. Suyun mikroplardan arınması için içine klor, florür gibi zararlı kimyasallar da katılmış olabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca yüksek kalitede filtre edilmiş alkali veya doğal maden suyu için.

Suyu ne zaman içmeliyiz?
Sabah uyandığınızda 1-2 bardak su için. Bu su gece boyunca metabolize edilen atıkların vücuttan atılmasına yardımcı olur. Gün boyunca da yemeklerden en az yarım saat önce ve yemeklerden en az 2 buçuk saat sonra 1-2 bardak su için. Yemeklerle su içmemeye çalışın, çünkü yemekle içilen su sindirim için gerekli mide asitlerini sulandırarak hazmı güçleştirir. Yemek sırasında susamak günlük olarak yeterli miktarda su içmediğinizin göstergesidir.

Susamadan su için!
Susama, susuz kalmanın gecikmiş bir işaretidir. Eğer susamışsanız veya ağzınız kuruyorsa çok fazla susuzluk çekiyorsunuz demektir. Konsantrasyon bozukluğu, depresif ruh hali, baş ağrıları ve diğer organ ağrıları, susuzluğun işareti olabilir.

Kronik susuzluk dünyadaki en yaygın sağlık problemlerinden biridir. Vücudumuzdaki ağrılar, iltihaplar ve alerjiler de dahil olmak üzere pek çok sağlık sorunun ardında yeterince su tüketmemek yatmaktadır. Kronik susuzluk her seviyede tüm sağlığımızı tehlikeye sokabilir.


  #5  
Alt 07-09-2009, 01:39
 
Standart Suyun Faydaları Yararları

Suyun Faydaları Yararları

Suyun adeta sihirli bir içecek olduğunu herkes biliyor. Sağlıklı ve güzel olmanın, ciltteki ve vücuttaki nemin korunmasının temel koşulu bol su içmek.



NEDEN SUSARIZ?

Susamak, tiroid bezinin ağız yoluyla bize ulaştırdığı bir mesaj olup; sulanmaya ihtiyacın var anlamını taşımaktadır. Ancak bu kişisel ve psikolojik boyutları olan ve kişiden kişiye farklılık gösteren bir ihtiyaçtır. Kimi insanlar günde 2 bardak su içerken, kimilerinin tükettiği su miktarı 2 litre olabilir.

NE ZAMAN SU İÇMELİYİZ?

Çok basit bir şekilde cevaplamak gerekirse; istek duyduğumuz an dememiz mümkün. Bazı bünyelerin suya daha çok ihtiyaç duyduğu, bazılarının da azla yetindiği sıkça rastlanan bir durumdur. En iyi yöntem ise az ve sık, özellikle de yemeklerin hazmedildiği saatlerin dışında içmektir. Ancak güç sarfederken kesinlikle içmemeye çalışın ve karşılaşmalar sırasında sadece suyla ağzını çalkalayan boksörleri düşünün. Eski zamanlarda madenlerde çalışanların da susadıkça bu yöntemi denediği bilinen bir gerçek. Eğer bir defada çok su içerseniz günün birinde böbreklerin iflas etme olasılığı çok fazla. Özellikle sabah yataktan kalkar kalkmaz ve de aç karnına bir bardak su içmek ise tüm organizmayı temizleyerek, toksinlerden arıtıyor. Zinde ve dinç olmayı sağlıyor
.
SU ZAYIFLATIR MI?

Elbette hayır. Aynı şey maden suyu için de geçerli. Bir gram bile kaybetme olasılığınız yok. Durmadan su içmenin ve ardından tuvalete gitmenin kesinlikle incelmenize bir katkısı bulunmuyor. Hatta dolaşım sisteminden kaynaklanan ve yaygın bir şekilde selüliti olanların ise fazla su içmekten dolayı şişebileceğini de belirtmekte yarar var. Aşırı su içmenin sonunda vücudun atmakta zorlandığı su, bünyede tutularak ödemlere dahi neden olabilir.

O HALDE NE YAPMALI?

Suyu tatlandırabiliriz. Örneğin hoş kokulu ve dolaşımı hızlandıran bitki çayları denenebilir. Ancak kesinlikle su atıcı ilaçlara ilgi göstermeyin; bu ilaçlar böbrekleri aşırı yorduklarından istenmedik sonuçlarla karşılaşabilirsiniz.

YAZIN KIŞA ORANLA DAHA FAZLA SU İÇMEK GEREKİR Mİ?

Evet kesinlikle yazın daha fazla su içmeliyiz. Özellikle yaz aylarında vücut ısındıkça daha fazla terler ve su kaybeder. Dolayısıyla su stokunu sık sık ve kışa oranla daha fazla miktarlarda yenilemek şarttır.

MADEN SUYU MU YOKSA KAYNAK SUYU MU?

Her su tadına özellikle de içindeki madeni tuzlara ve oligo-elementlere göre diğerlerinden ayrılır. Kaynak suyuyla, maden suyu arasındaki temel fark ise kaynak suyunun sağlık üzerinde özel bir takım etkilerinin olmadığı ve maden suyu gibi değişmez bir içeriğinin bulunmadığıdır. Bununla birlikte maden suyunun kaynak suyuna attığı fark öyle pek ahım şahım sayılmaz ve beslenmeye özel bir katkısı da olmaz.

GERÇEKTEN DE DERİMİZDE BÜYÜK ÖLÇÜDE SU BULUNUYOR MU?

Evet cildimizin yüzde 50 oranında su barındırdığı bir gerçek, ancak bu oran yaş ve cinsiyete göre değişebiliyor. Bebekler için yüzde 80'lere çıkarken, bu oran erkeklerde yüzde 60, kadınlarda ise yüzde 50 civarındadır. Derinin epiderm tabakasındaki su miktarı altderi tabakasına göre iki misli fazla olup, cildin parlak ve ışıltılı görünmesinde başrolü oynar.

BUNUN DIŞINDA VÜCUTTAKİ SUYUN BAŞKA İŞLEVLERİ VAR MIDIR?

Vücuttaki su, herşeyden önce acil durumlarda organizmanın yıkanmasını sağlayan bir rezervuar olarak devreye girer. Temel görevleri arasında vücut ısısını regule etmek ve cildi sağlıklı tutmak sayılabilir. Bu arada kozmetikçilerin suya neden bu kadar fazla önem verdiği de anlaşılıyor. Son yıllarda üretilen kozmetik ürünlerin içeriklerine bir bakmanız yeterli.

NEMLENDİRME SÜRECİ NASIL İŞLER?

Suyu içinde tüm hücrelerin yıkandığı bir sıvı olarak düşünürsek, su seviyesinin azalması halinde cildin neden kuruyup pul pul olduğunu anlamamız kolaylaşır. Ancak bu pek de sık görülen bir olay değildir. Vücuttaki tüm enzimatik ve immüniter sistemlerin görevlerini yapabilmesi için suya ihtiyacı vardır. Hücreler arası oluşumlar ve antiradikal enzimlerin oluşumu için de yine su gerekli derken, eksikliğinde ciltte gözenekler oluştuğunu da hatırlatmakta fayda görüyoruz.


SU İYİ BİR MAKYAJ TEMİZLEYİCİ OLABİLİR Mİ?

Özellikle yaz aylarında temizleme sütünüz ya da köpüğünüzü kullandıktan sonra bol suyla durulamanız cildinizin tazelenmesini sağlar. Özellikle içinde cildi soymaya yarayan küçük granüller bulunan köpükler cildi hem ölü hücrelerden, hem de tozlardan arındırmak için ideal. Bu tip kremlerin en önemli fonksiyonu, gözeneklerin diplerindeki kirlere kadar ulaşarak, derinlemesine temizlemesi.


  #6  
Alt 07-09-2009, 01:44
 
Standart Cevap: Su terapileri nedir

Alıntı:
DoLuNaY ŞoVaLyEsİ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Su terapileri nedir

* Soğuk algınlığı başlangıcında ayaklarınıza sıcak su banyosu yaptırın. Sıcak su hem ayaklarınıza iyi gelir hem de virüslerin vücuda yerleşmesini önler.
* Düşük tansiyon için beş dakika sıcak suda kollarınızı tutun ve ardından soğuk su teması ile kan dolaşımını hızlandırın.
* Sinirli ruh halinden kurtulmak yine su ile sağlanabilir. Küveti doldurup içine girin. Böylece kan akışınız hızlanacak ve sakinleşeceksiniz.
UYGULANABİLİRSU TERAPİSİ


Her gün 6 su bardağı su ( 1,5 litre ) iç ve böylece ilaç almaktan, iğne 0lmaktan, doktor parasından kurtul. Uygulamadan inanamazsın.

Terapi İşlemi:

Sabah, yataktan kalktıktan hemen sonra ( dişlerini bile fırçalamadan ), 1,5 litre ( 5-6 bardak su iç. Bilin ki bu " Usha Paana Chikitsa" diye anılan eski bir Hint terapisidir. Daha sonra yüzünüzü yıkayabilirsiniz. Burada en önemli nokta, 1,5 litre su içtikten sonra takip eden bir saat içinde hiçbir şekilde bir şey içilmeyecek ve yenmeyecektir. Bir gece önce alkol içeren içki alınmaması da çok titizlikle uyulması gereken bir husustur. Bu amaçla içilecek en ideal su Reverse osmosis sistemden elde edilen su kullanılmalıdır.
1,5 litre suyun bir kerede içilmesi zor olduğundan derece derece uygulayabilirsiniz. İlk başta dört bardağı bir dikişte, kalanı iki dakika içinde aralıklarla içerek kendinizi alıştırabilirsiniz. Bir saat içinde 2 ya da 3 kere idrar çıkma ihtiyacı hissedebilirsiniz, ancak bir süre sonra bu normal olacaktır.

Araştırma ve Deneylerle :

Aşağıda belirtilen hastalıkların, yanlarında gösterilen sürelerde iyileştikleri gözlemlenmiştir.
* Kabızlık 1 Gün - Şeker 7 gün - Verem 3 Ay - Ekşime 2 Gün - Kanser 4 Hafta - Y.Tansiyon 4 Hafta

Not: Artirit ( Eklem kireçlenmesi ) ve Romatizma ağrıları çekenler bu terapiyi günde üç kere; yani ilk hafta sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 1 saat önce; ve sonra hastalık geçinceye kadar günde iki kere uygulamaları önerilir.

Sadece Su nasıl etki eder?

Reverse Osmosis sistemden elde edilen su , doğru metotla insan vücudunu temizler. Tıpta " Haematopaises" de denilen yeni kan oluşması, kolonun daha tesirli olmasına yardımıcı olur. Kolon ve bağırsaklarda bu şekilde yeni kan oluşması tartışmasız bir gerçektir. Bu terapi ile kolon ve bağırsakların mukoza kıvrımları çalışır. Eğer kolon temizlenirse, günde birkaç kere alınan kandaki gıdalar emilecek ve mukoza kıvrımlarının çalışmasıyla yeni kan haline dönüşeceklerdir. Kan, rahatsızlıkların tedavisinde ve sağlığın korunmasında en önemli unsurdur ve bunun içinde su düzenli olarak alınmalıdır




  #7  
Alt 07-09-2009, 01:51
 
Standart Cevap: Suyun Faydaları Yararları

Suyun önemini biliyor musunuz?

Gündelik hayatta ihmal ettiklerimizin başında su içmek gelir. Özellikle kimimiz için eziyettir sanki o bir bardak suyu bitirmek. Ancak sağlığın korunması ve canlılığın sürdürülebilmesi için gerekli bir numaralı madde sudur. Vücudumuzun % 55-75' lik kısmını oluşturur.



Memorial Diyabet, Kardiyoloji ve Hipertansiyon Merkezi'nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Aksu, suyun sağlık açısından faydalarını anlattı:

Su; metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücudumuzdaki tüm reaksiyonlarda görevlidir. Gün boyu içeceğimiz 2 lt su, enerji oluşumunu artırır ve zayıflamaya yardımcı olur, besin maddeleri, oksijeni... taşıyarak organ ve dokuları korur. Aç karnına içtiğimiz su; organizmayı zararlı toksin maddelerden arındırır.

İmmün sisteminin, görevini yapabilmesi için su gereklidir. Bu özelliği ile zinde ve dinç kalmamızda yardımcıdır.

Cildimizin; nem ve elastikiyetinin düzenlenmesinde su rol oynar. Günümüzde bayanların korkulu rüyası haline gelen selülit oluşumunun önlenmesinde de su yine ilk sırayı alır.

Emzikli kadınlarda; süt üretimini artıran en önemli sıvı sudur. Özellikle kalori oranları yüksek hazır meyve suları, gaz yapan asitli içecekler yerine su tercih edilmelidir.

Hamilelikte; suyun önemi daha da artar. Bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısı her üç saatte bir kendini yeniler. Yetersiz sıvı alımı ile amnion miktarı azalacağından, suya gereksinim artar.

Sıcak havalarda; vücut sıcaklığını düzenleyici olarak çalışır. Dikkat edeceğimiz nokta, yazın içtiğimiz su miktarını artırma gerekliliğidir. Bedenimiz ısındıkça terler ve su kaybeder. Bunun için su seviyesini yeterli düzeye getirmemiz gerekir. Vücut, suyu aktif olarak kullanır, depolayamaz. Bu sebeple susuzluğa dayanamayız. Vücudumuzun hiç su içmeden dayanabileceği maximum süre en uygun şartlarda 7 gündür.

Sporcularda; su kaybeden vücut, yeterli sıvıyı yerine koyamıyorsa; buna tepki göstererek metabolizmamızı yavaşlatır. Suyun atımını engellemeye çalışır. Özellikle spor sonrası, ter ile atılan suyun yerine gelmesi için ; egzersiz ve yarıştan 15 dk önce 1-1.5 bardak, egzersiz ve yarış sırasında her 10-15 dakikada bir 1/2 bardak su içilmesi gereklidir.

Nasıl her şeyin fazlası zararlıysa; aşırı su içtiğimizde de bedenin atmakta zorlandığı su tutularak ödemler oluşur. Bir seferde çok fazla su içilmesi ile böbrekler zarar görebilir...

Kısaca;

10-12 bardak suyu, gün içine dağıtarak için.

Su içmek için susamayı beklemeyin. Unutmayın; vücudumuzun, hissettiğimizden çok daha fazla suya ihtiyacı var.

Her öğünden 15 dk önce 1-2 bardak su için ki; 20 dakikada doygunluk mesajı alan beynimizde, bu hissin oluşumunu hızlandırın.

Hiçbir sıvı içeceğin suyun yerini tam anlamıyla tutmadığını unutmayın...

İçeceğiniz suyun mutlaka arıtılmış olmasına dikkat edin…

Aksi taktirde su içeceğiz diye de vücuda zararlı maddeleri de boşuna almamak lazım..



SUYU DOĞAL TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK

KULLANMANIZ İÇİN ÖNERİLER

1.Aldığınız su miktarını hep diğer içeceklerden ayrı olarak hesaplayın. Çoğu içecek diüretiktir., yani idrar yoluyla su kaybetmenize yol açar. Kafein ve alkol diüretiktir. Çay kahve yada kakao içerseniz daha sık idrara çıkarak su ihtiyacını arttırmış olursunuz.

2.İçeceğiniz su 13-16 derecede olmalıdır. Soğuğu barsaklara zarar verirken, sıcak suyunda damak zevki olmaz.

3.Günde en az 10 bardak su için. Soğuk algınlığı yada başka bir solunum yolu hastalığına yakalanırsanız bunu saatte 1 bardağa çıkarın.

4.Su içmek için susamayı beklemeyin. Susamak en az iki bardak su kaybettiğimizin göstergesidir. O zamana kadar susuzluk hissetmeyebilirsiniz. Yinede özellikle susuzluk hissi ile ciddi dehidrasyon arasındaki sürenin çok kısa olduğu sıcak ve kuru bölgelerde yaşıyorsanız susamadan su için.

5.Gün boyunca su için gerekirse yanınızda bir şişe su taşıyın. Arabada uzun mesafeler katedecekseniz buz takviyeli su taşıyabilirsiniz.

6.Bedeniniz uykuda su kaybeder bu yüzden özellikle yaşınız ilerledikçe hem yatmadan hemen önce, hem de uyanır uyanmaz bol bol su için. Güne çay yada kahveyle başlamanın size daha da çok su kaybettireceğini unutmayın.

7.Terleme yoluyla çok su kaybedilir. Bildiğiniz gibi sadece spor yaparken değil başka nedenlerle de terlersiniz. Güneşte oturmak çok su kaybettirir. Ayrıca yük taşımak merdiven çıkmak yada yürümek gibi normal fiziksel etkinliklerde de sıvı kaybedersiniz. Bu durumlarda fazladan su içmek size iyi gelecektir.

8.Ofisinizde, okulunuzda yada zamanınız nerede geçiyorsa orada uygun bir su kaynağı bulun ve düzenli su molaları verin.


9.Spor yaparken düzenli su molaları verin. Egzersiz programınız bitene kadar beklemeyin. Su molaları bazı antrenörlerin sandığı gibi egzersiz düzeninizi bozmaz.

10. Hastalıkların % 74ü su kaynaklıdır. Kötü su içmek ve su içmemek hastalığa davetiyedir. Günlük bol bol içeceğiniz su hücre yapınızı canlandıracak, savunma sisteminizi güçlendirecektir. Bir çok hastalıktan korunacağınız gibi depresyon riskinden de uzaklaşacaksınız. İçtiğiniz su mutlaka temiz olmalıdır(kanserojen maddelerden, ağır metallerden ve mikroplardan arınmış olmalıdır.) Borulardan suya karışan ve su yoluyla vücuda giren bakır ölümcül risk taşımasa da depresyona ve Alzheimer hastalığına yol açıyor.


  #8  
Alt 07-09-2009, 02:05
 
Standart Cevap: Suyun Faydaları Yararları

SUYUN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNDEKİ İNCE AYARLAR

Ünlü biyokimyacı Prof. A. E. Needham, 'The Uniqueness of Biological Materials' (Biyolojik Materyallerin Benzersizliği) adlı kitabında, yaşamın oluşması için mutlaka sıvı maddelerin varlığının zorunlu olduğunu anlatır.



Eğer evrenin kanunları sadece maddenin katı ve gaz haline izin vermiş olsa, hayat hiçbir zaman var olamayacaktır. Çünkü katı maddelerde atomlar birbirleri ile çok içiçe ve durgundurlar ve canlı organizmaların gerçekleştirmek zorunda oldukları dinamik moleküler işlemlere kesinlikle izin vermezler. Gazlarda ise atomlar hiçbir istikrar göstermeden serbestçe uçuşurlar ve böyle bir yapı içinde canlı organizmaların karmaşık mekanizmalarının işlemesi mümkün değildir.

Kısacası, hayat için gerekli işlemlerin gerçekleştirilmesi için, sıvı bir ortamın varlığı zorunludur. Sıvıların en ideali—daha doğrusu tek ideal olanı—ise sudur. Suyun hayat için olağanüstü derecede uygun özelliklere sahip olduğu, eskiden beridir bilim adamlarının dikkatini çekmiştir. Suyun genel doğa kanunlarına aykırı gibi görünen bazı termal özellikleri de, bu maddenin yaşam için özel yaratıldığının bir kanıtıdır.

Sular her zaman yüzeyden donarlar ve buz her zaman suyun üzerinde yüzer, dibe batmaz. Eğer suyun tüm diğer sıvılar gibi soğudukça yoğunluğu artsaydı, yani buz suyun dibine batsaydı, bu durumda okyanuslar, denizler ve göllerde, donma alttan başlayacaktı. Alttan başlayan donma yüzeyde soğuğu kesecek bir buz tabakası olmadığı için, yukarı doğru devam edecekti. Böylece Dünya'daki göllerin, denizlerin ve okyanusların çok büyük bölümü dev birer buz kütlesi haline gelecekti. Böyle bir Dünya'nın denizlerinde hiçbir canlı yaşayamazdı. Denizlerin ölü olduğu bir ekolojik sistemde kara canlılarının varlığı da mümkün olamazdı. Kısacası Dünya, eğer su "normal" davransaydı, ölü bir gezegen olacaktı.

Bilinen tüm maddeler ısıları düştükçe büzüşürler. Bilinen tüm sıvılar da yine ısıları düştükçe büzüşür, hacim kaybederler. Hacim azalınca yoğunluk artar ve böylece soğuk olan kısımlar daha ağır hale gelir. Bu yüzden sıvı maddelerin katı halleri, sıvı hallerine göre daha ağırdır. Ama su, bilinen tüm sıvıların aksine, belirli bir ısıya (+4 oC'ye) düşene kadar büzüşür, ama sonra birdenbire genleşmeye başlar. Donduğunda ise daha da genleşir. Bu nedenle suyun katı hali, sıvı halinden daha hafiftir. Yani buz, aslında "normal" fizik kurallarına göre suyun dibine batması gerekirken, su üstünde yüzer.

Suyun yukarıda anlatılan özelliği, Dünya üzerindeki denizler açısından çok önemlidir. Eğer bu özellik olmasa, yani buz suyun üzerinde yüzmese, Dünya üzerindeki suyun çok büyük bir bölümü tamamen donar, göllerde ve denizlerde hiçbir yaşam kalmazdı. Bu gerçeği biraz daha detaylı olarak inceleyelim. Dünya'nın pek çok yerinde soğuk kış günlerinde ısı 0oC'nin altına düşer. Bu soğuk elbette denizleri ve gölleri de etkiler. Bu su kütleleri giderek soğurlar. Soğuyan tabakalar dibe doğru çöker, daha sıcak kısımlar yüzeye çıkar, ama bunlar da havanın etkisiyle soğur ve yine dibe doğru çöker. Ancak bu denge sıcaklık, 4oC'ye gelince birden değişir, bu kez ısının her düşüşünde, su genleşmeye ve hafiflemeye başlar. Böylece 4oC'lik su en altta kalır. Daha yukarıda oC, onun üstünde 2oC, böylece devam eder. Suyun yüzeyi ise 0oC'ye vararak donar. Ama sadece yüzey donmuştur. Yüzeyin altında kalan 4oC'lik bir su tabakası, balıkların ve diğer su canlılarının yaşamlarını sürdürmeleri için yeterlidir.

Eğer böyle olmasa ne olurdu? Su "normal" davransaydı, tüm diğer sıvılar gibi onun da ısı kaybına paralel olarak yoğunluğu artsaydı, yani buz suyun dibine batsaydı ne olurdu?

Bitkiler hiçbir pompaları veya kas sistemleri olmadığı halde, toprağın derinliklerindeki suyu metrelerce yukarı taşırlar. Bunun sebebi yüzey gerilimidir. Bitkilerin köklerindeki ve damarlarındaki kanallar, suyun yüzey geriliminden yararlanacak şekilde tasarlanmışlardır. Yukarı doğru gidildikçe daralan bu kanallar, suyun yukarı doğru "tırmanmasına" neden olurlar. Suyun yüzey gerilimi diğer sıvılarda olduğu gibi az olsaydı, bitkiler beslenemeyecek, dolayısıyla yaşamlarını sürdüremeyeceklerdi. Bitki örtüsü olmayan bir dünyada ise insan yaşamından söz etmek mümkün değildir.
Bu durumda okyanuslar, denizler ve göllerde, donma alttan başlayacaktı. Alttan başlayan donma, yüzeyde soğuğu kesecek bir buz tabakası olmadığı için, yukarı doğru devam edecekti. Böylece Dünya'daki göllerin, denizlerin ve okyanusların çok büyük bölümü dev birer buz kütlesi haline gelecekti. Denizlerin yüzeyinde sadece birkaç metrelik bir su tabakası kalacak ve hava sıcaklığı artsa bile, dipteki buz asla çözülmeyecekti. Böyle bir Dünya'nın denizlerinde hiçbir canlı yaşayamazdı. Denizlerin ölü olduğu bir ekolojik sistemde kara canlılarının varlığı da mümkün olamazdı. Kısacası Dünya, eğer su "normal" davransaydı, ölü bir gezegen olacaktı.

Suyun neden "normal" davranmadığı, yani 4oC'ye kadar büzüştükten sonra neden birdenbire genleşmeye başladığı ise, hiç kimsenin cevaplayamadığı bir sorudur.

Suyun bu kendine özgü termal özellikleri sayesinde, kış ile yaz ya da gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı daima insanların ve diğer canlıların dayanabileceği bir sınırda kalmaktadır. Dünya üzerindeki su miktarı karalara oranla daha az olmuş olsaydı, gece ile gündüz sıcaklıkları arasındaki fark çok artacak, karaların büyük kısmı çöle dönecek ve yaşam imkansızlaşacak ya da en azından çok zorlaşacaktı. Ya da suyun termal özellikleri farklı olsaydı, yine yaşama son derece elverişsiz bir gezegen ortaya çıkacaktı.

Harvard Üniversitesi Biyolojik Kimya Bölümü Profesörü Lawrence Henderson, suyun tüm bu termal özelliklerini inceledikten sonra şu yorumu yapar:

Özetlemek gerekirse, suyun bu özelliği üç yönden büyük önem taşımaktadır. Öncelikle, Dünya'nın ısısını düzenlemeye ve dengelemeye yarar. İkincisi, canlıların bedenlerinin ısı dengesinin mükemmel bir biçimde korunmasını sağlar. Üçüncüsü, meteorolojik çevirimleri destekler. Tüm bu etkiler, olabilecek en yüksek uygunlukta gerçekleşmektedir ve başka hiçbir madde bu yönd en su ile karşılaştırılamaz.

SUYUN YÜZEY GERİLİMİ YAŞAMIN VAR OLMASI İÇİN ÖZEL AYARLANMŞTIR


Yüzey gerilimi, sıvıların içindeki moleküllerin birbirlerini çekim kuvvetlerinden kaynaklanır. Her sıvının yüzey gerilimi farklıdır. Suyun yüzey gerilimi, bilinen diğer sıvıların hemen hepsinden daha yüksektir ve bunun çok önemli bazı biyolojik etkileri vardır. Bitkilerdeki etki, bunların başında gelir. Bitkilerin, hiçbir pompaları, kas sistemleri vs. olmadan, toprağın derinliklerindeki suyu metrelerce yukarı nasıl taşıdıklarını düşündünüz mü? Bu sorunun cevabı, yüzey gerilimidir. Bitkilerin köklerindeki ve damarlarındaki kanallar, suyun yüzey geriliminden yararlanacak şekilde tasarlanmışlardır. Yukarı doğru gidildikçe daralan bu kanallar, suyun yukarı doğru "tırmanmasına" neden olurlar.

Bu üstün tasarımı mümkün kılan şey, biraz önce belirttiğimiz gibi suyun yüksek yüzey gerilimidir. Eğer suyun yüzey gerilimi diğer sıvıların çoğu gibi düşük düzeyde olsa, geniş karasal bitkilerin yaşaması fizyolojik olarak imkansız hale gelecektir. Elbette bitkilerin olmadığı bir ortamda insanların varlığından bahsetmek de mümkün değildir.

Yüksek yüzey geriliminin bir başka önemli etkisi ise, kayaların parçalanmasıdır. Su, yüksek yüzey gerilimi nedeniyle, kayaların içinde bulunan küçük çatlakların en derinliklerine kadar sızar. Daha sonra havalar soğur ve sular donar. Donup buza dönüşen su, olağanüstü bir etki gösterip genleştiği için, kayaları zorlar ve zamanla parçalar. Bu, kayaların içindeki minerallerin doğaya kazandırılması ve aynı zamanda toprak oluşumu açısından hayati bir öneme sahiptir.

SUDAKİ KİMYASAL MUCİZE

Suyun tüm bu fiziksel özelliklerinin yanısıra, kimyasal özellikleri de yaşam için olağanüstü derecede idealdir. Bu özelliklerin başında, suyun çok iyi bir çözücü olması gelir. Neredeyse tüm kimyasal maddeler, suyun içinde uygun bir biçimde çözünürler.

Bunun yaşam için çok önemli bir etkisi, suda çözünen sayısız yararlı mineral ve benzeri kimyasalların, nehirler aracılığıyla denizlere aktarılmasıdır. Bu şekilde denizlere, yılda 5 milyar ton kimyasal madde taşındığı hesaplanmaktadır. Bu maddeler, sudaki yaşam için zorunludurlar.

Su, neredeyse bilinen tüm kimyasal reaksiyonları hızlandırır (katalize eder). Suyun bir başka kimyasal özelliği ise, kimyasal reaksiyonlara girme eğiliminin çok ideal bir düzeyde olmasıdır.

Su örneğin, ne sülfürik asit gibi aşırı derecede reaktif ve dolayısıyla parçalayıcı bir bileşim, ne de argon gibi hiçbir reaksiyona girmeyen durgun bir maddedir. Prof. Michael Denton'ın belirttiği gibi, "suyun reaksiyona girme düzeyi, onun hem biyolojik hem de jeolojik görevleri açısından olabilecek en uygun değerdedir".

Suyun kimyasal özelliklerinin yaşam için uygunluğu, su hakkında yapılan her yeni araştırma ile biraz daha detaylı bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Yale Üniversitesi'nden ünlü biyofizik profesörü Harold Morowitz, bu konuda şu yorumu yapar:

Son yıllarda, suyun daha önceden bilinmeyen bir özelliğinin anlaşılmasına yarayan gelişmeler olmuştur. Bu özelllik (proton iletkenliği), sadece suya has bir özellik olarak gözükmektedir ve biyolojik-enerji transferi ile hayatın kökeni açısından çok büyük öneme sahiptir. Bilgilerimiz arttıkça, doğanın (yaşam için) kusursuz uygunluğuna olan hayranlığımız da artmaktadır. 3

SUYUN AKIŞKANLIK DEĞERİ DE BELLİ BİR HESABA GÖREDİR

Sıvı dendiğinde hepimizin gözünün önünde son derece akışkan bir madde canlanır. Oysa gerçekte sıvıların akışkanlıkları birbirinden çok farklı olabilir. Örneğin katran, gliserol, zeytin yağı ve sülfürik asit arasındaki akışkanlık farkları çok yüksektir. Bu sıvılar su ile karşılaştırıldıklarında ise, ortaya çok daha büyük farklar çıkar. Çünkü su, katrandan 10 milyar kat, gliserolden bin kat, zeytin yağından yüz kat ve sülfürik asitten de 25 kat daha akışkandır.

Su, üstteki karşılaştırmadan da anlaşıldığı gibi, çok yüksek bir akışkanlığa sahiptir. Hatta, eter ve sıvı hidrojen gibi normal formu gaz olan maddeler bir kenara bırakılırsa, suyun tüm sıvılar içinde akışkanlık değeri en yüksek madde olduğunu söyleyebiliriz.

Peki acaba suyun bu akışkanlık değerinin bizim için bir önemi var mıdır? Bu hayati sıvı, biraz daha az ya da fazla akışkan olsa, bizim için fark eder miydi? Prof. Denton bu sorulara şöyle cevap verir:

Eğer akışkanlığı daha yüksek olsaydı, su, hayat için uygun bir temel olma özelliğini kesinlikle yitirirdi. Örneğin akışkanlığı sıvı hidrojen kadar yüksek olsaydı, canlıların yapıları, tahrip edici etkiler karşısında çok daha şiddetli hareketlere maruz kalacaktı... Hassas moleküler yapıların su tarafından desteklenmesi mümkün olmayacak, canlı hücresinin son derece hassas olan yapısı yaşamını sürdüremeyecekti...

Öte yandan, suyun akışkanlığı biraz daha az olsaydı, (proteinler, enzimler gibi) makromoleküllerin ve özellikle mitokondri gibi özelleşmiş yapılar ile küçük organellerin kontrollü hareketleri imkansız hale gelecekti. Aynı şekilde hücre bölünmesi de imkansızlaşacaktı. Hücrenin tüm yaşamsal faaliyetleri fiili olarak donacak ve bizim bildiğimize benzer bir hücre yaşamı mümkün olmayacaktı. Hücrelerin embriyogenez (anne rahmindeki gelişim) sırasındaki hareket etme ve sürünme yeteneklerine bağlı olan daha yüksek organizmaların gelişimi ise, suyun akışkanlığının çok az bile daha düşük olması durumunda, kesinlikle gerçekleşemeyecekti.

Kanın % 95 i sudur. Eğer suyun akışkanlığı balınki ya da katranınki kadar olsaydı, hiçbir kalp böyle bir kanı pompalayamazdı.
Suyun yüksek akışkanlık değeri, bizim için hayati öneme sahiptir. Eğer suyun akışkanlık değeri biraz bile az olsaydı, kanın kılcal damarlar yoluyla taşınması imkansızlaşacaktı. Örneğin, karaciğerin karmaşık damar ağı hiçbir zaman kurulamayacaktı.

Suyun akışkanlık değeri, sadece hücre içindeki hareketler bakımından değil, aynı zamanda dolaşım sistemi açısından da çok önemlidir.

Bir milimetrenin çeyrekte birinden daha büyük bir vücuda sahip olan tüm canlılar, merkezi bir dolaşım sistemine sahiptirler. Çünkü bu büyüklükten sonra, besinlerin ve oksijenin "difüzyon" yoluyla, yani doğrudan hücre içindeki sıvıya bırakılıp alınarak taşınması mümkün değildir. Vücudun içinde çok sayıda hücre vardır ve dışarıdan alınan havanın ve enerjinin, hücrelere birtakım "kanallar" yoluyla pompalanması, artıkların da başka birtakım "kanallar" tarafından toplanması gereklidir. Bu kanallar, damarlardır. Kalp ise bu damarlardaki akışı sağlayan pompadır. Damarların içinde akan şey ise, "kan" olarak bildiğimiz sıvıdır ki, aslında temel olarak sudan oluşur. (Kanın içindeki hücre, protein ve hormonlar çıkarıldığında geriye kalan ve "plazma" adı verilen sıvının % 95'i sudur.)

İşte bu nedenle, suyun akışkanlığı, dolaşım sisteminin verimli çalışabilmesi açısından çok önemlidir. Örneğin eğer suyun akışkanlığı katranınkine benzer bir değerde olsa, elbette hiçbir kalp bunu pompalayamayacaktır. Katranınkinden 100 milyon kat yüksek bir akışkanlık değerine sahip olan zeytinyağına benzer bir su bile, kalp tarafından pompalansa dahi, vücudun her tarafını kaplayan milyarlarca kılcal damarın içine giremeyecek ya da çok büyük bir akış zorluğu ile karşılaşacaktır.

Bu kılcal damarlar konusunu biraz daha yakından ele alalım. Kılcal damarların amacı, vücudun dört bir yanındaki hücrelerin her birine gerekli oksijen, enerji, besin, hormon gibi maddeleri taşıyabilmektir. Bir hücrenin bir kılcal damardan yararlanabilmesi için de, ondan en fazla 50 mikronluk bir mesafe kadar uzak olması gerekir. (Bir mikron, milimetrenin binde biridir.) Daha uzakta kalan hücreler, beslenemeyerek öleceklerdir.

İşte bu nedenle insan vücudu öyle bir şekilde yaratılmıştır ki, kılcal damarlar vücudun her bir parçasını ağ gibi sarar. Vücudumuzdaki ortalama 5 milyar kılcal damarın toplam uzunluğu 950 km.'yi bulur. Bazı memelilerde, tek bir santimetrekarelik bir kas alanı içinde, 000 tane açık kılcal damar yer alır. Eğer insan vücudunun en küçük kılcal damarlarının 10 bin tanesini yan yana getirirsek, toplam kalınlıkları ancak bir kurşun kalemin kurşun kısmı kadar olur. Bu kılcal damarların çapı, -5 mikron arasında değişir. Bu, milimetrenin binde üçü ya da beşi demektir.

Ancak elbette kanın bu kadar daracık damarlar arasında tıkanmadan ve ağırlaşmadan hareket edebilmesi, suyun yüksek akışkanlığı sayesinde mümkün olmaktadır. Prof. Michael Denton, bu akışkanlığın birazcık bile daha düşük olması durumunda hiçbir kan dolaşımı sisteminin işe yaramayacağını şöyle anlatır:

Bir kılcal damar sistemi, ancak kanalların içine pompalanan sıvının yüksek bir akışkanlığa sahip olması durumunda çalışır. Yüksek akışkanlık çok önemlidir, çünkü sıvının damar içindeki hareketi, sıvının akışkanlığına doğru orantı ile bağlıdır... Buradan açıklıkla görmek mümkündür ki, eğer suyun akışkanlığı sadece birkaç kat daha fazla olsa, kılcal damarlardaki kan akışı için çok büyük bir pompalama basıncı gerekecek ve herhangi bir kılcal damar sistemi işlemez hale gelecektir.

Eğer suyun akışkanlık değeri biraz az olmuş olsa ve en küçük kılcal damarın çapı mikron yerine 10 mikron olmak zorunda kalsa, bu kılcal damarlar, yeterli oksijen ve glikoz oranını ulaştırabilmek için (beslemeleri gereken) kas dokusunun neredeyse tamamını kaplayacaklardır. Açıktır ki, (bu durumda) geniş yaşam formlarının dizaynı imkansız hale gelecek ya da olağanüstü derecede sınırlanacaktır. Dolayısıyla, suyun hayata uygun bir temel olabilmesi için, akışkanlığının şu anda sahip olduğu değere çok çok yakın olması, zorunludur.

Bir başka deyişle, suyun tüm diğer özellikleri gibi akışkanlığı da, yaşam için olabilecek en ideal değerdedir. Sıvıların akışkanlıkları arasında milyarlarca kat farklılıklar vardır. Ama su, bu milyarlarca farklı akışkanlık değeri içinde tam olması gereken değerle yaratılmıştır.


  #9  
Alt 27-09-2009, 18:28
 
Standart 7 soruna 7 su formülü

7 soruna 7 su formülü


Düşük tansiyon sorun olmayacak


• Düşük tansiyon sorununun hakkından gelmek için kan dolaşımını hızlandırmak gerekiyor. İşte bunun için bir öneri:

• İki kovaya ihtiyacınız olacak. Birini 36-38 derece arasında suyla, diğerini ise mümkün olduğu kadar soğuk suyla doldurun. İkini kovadaki su ne kadar soğuk olursa o kadar iyi unutmayın.

• Önce 5 dakika boyunca kollarınızı tamamen sıcak kovaya sokun. Sonra 10-20 saniye soğuk suya daldırın. Bütün bu işlemi baştan sona bir kez daha tekrarlayın. Suyu kollarınızdan akıtın ama kurulamayın. Şimdi olduğunuz yerde hafif koşu yapın. Tekrar ısınana kadar hareket etmelisiniz.


Sırt ağrıları için...


• Gerginlikler, duruş bozuklukları sırt ağrılarına sebep olabiliyor. İşte bundan kurtulmak için iyi bir öneri:

• Tek başınıza da yapabilirsiniz belki ama partnerinizden yardım istemek işinizi kolaylaştıracak. Küvetin içine koyacağınız bir tabureye dik biçimde oturun ve duşu açın. Suyu sırtınıza gelecek biçimde ayarlayın.

• Sıcaklık önceleri 33 derece olabilir. Sonra yavaş yavaş artırın. 42 dereceye kadar çıkabilirsiniz. Süre, 5-10 dakika olmalı. Cildinizdeki kan dolaşımı iyice hızlanmalı. Bunu derinizin pembeleşmiş görüntüsünden anlayabilirsiniz.

• Daha sonra kurulanın ve yarım saat yatakta dinlenin. Bacaklarınızın altına yastıktan bir yükselti koyarsanız daha da rahat edersiniz. Bunu her gün tekrarlayabilirsiniz.


Soğuk algınlığı başlangıcında...


• Sesiniz gitmiş, boğazınız batıyor, gözleriniz yaşarmaya başladı. Soğukalgınlığının ilk belirtileri… Hemen ayaklarınıza sıcak su banyosu yapmalısınız.

• Çünkü büyük ihtimalle üşütmek üzeresiniz. Sıcak su hem ayaklarınıza iyi gelecek hem de virüslerin vücudunuza yerleşmesini önleyecek.

• Kovayı 33 derece sıcaklıkta suyla doldurun. Bacaklarınızı dizlerinize kadar içine daldırın. 15-20 dakika boyunca 39 derecede, daha sonra 42 derecede tutun.

• Daha sonra kurulayın ve 15-30 dakika kadar yatakta dinlenin. Bu süreci soğukalgınlığı belirtileri kaybolana dek her akşam aksatmadan uygulayın.


Regl sancısı için...




• Regl sancılarında sıcak-nemli bir bezi direkt deriye temas ettirmek dokuya ve organlarınıza iyi gelecek. Çok kolay ve kullanışlı bir tarif veriyoruz sizlere. Sekiz kez katladığınız bir keten bezi kaynar suya koyun. Daha sonra üzerine bir havlu sarın ve sıkın.

• Bu işlemi dikkatlice yapın ve kontrol edin; deriniz yanmasın. Sonra bu havlu yumağını karnınıza koyun. Üzerine yün bir bezi iyice sarın. Böylece kalabildiğiniz sürece kalın. Bu işlem diğer karın kramplarına ve ağrılara da iyi gelecek.


Sinirliyseniz fena ama çözümsüz değil!


• Bütün gününüz inanılmaz stresli geçti. O halde hemen küveti sıcak suyla doldurup girin. Sinirlilik halini gidermenin en iyi yolu sıcak suyla dolu bir küvet! Böylece damarlarınız genişleyecek, kan akışınız yoluna girecek ve bedeniniz sakinleşecek.

• Suyun dinginleştirici etkisi beyninize de iyi gelecek. Küveti dörtte üç oranında sıcak suyla doldurun. En az 10, en çok 15 dakika küvette kalın. Suyun içine damlatacağınız birkaç damla lavanta esansı daha da iyi gevşemenizi sağlayacak. Şimdi yavaşça kalkın. Ilık suyla bir kez daha duş alın ve kurulanıp en az 20 dakika karanlık bir odada uzanın.


Baş ağrısı için...


• Ağrı kesiciler mutlaka işe yarar ama yüzünüze soğuk bir duş yapmak hem yan etkisiz hem de oldukça etkili.

• Soğuk su başınızdaki gerginliği alacak. Duş başlığını öyle bir ayarlayın ki, bolca su gelsin. Eğer olmuyorsa duşun kafasını çıkarın. Hortum kısmından daha çok su gelir böylece. Şimdi omzunuza bir havlu alın ve küvete eğilin.

• Soğuk suyu önce alnınızdan sonra yüzünüzün sol tarafından akıtın. Aşağı yukarı hareketlerle sağa ve sola doğru işlemi devam ettirin. Son olarak soğuk suyla yüzünüzde 3 kez dairesel hareket yapın. Bu işlem migrene de iyi geliyor.


Uyku bozukluğu için ıslak çorap terapisi


• Yün ve keten çoraplarla ıslak çorap terapisini mutlaka deneyin.

• Bunun için dizin bir karış altında biten bir çift keten çoraba ihtiyacınız olacak. Bir çift de yünlü çoraba. Önce ketenli çoraplarınızı soğuk suya daldırın. İyice sıkın ve sıcak ayaklarınızın üzerine giyin! Bunun üzerine yünlü çorabınızı geçirin. Bu ıslak çoraplarla mümkün olabildiğince kalın.

• Sıcak suyun içine girmek ve kendinizi tamamen suya bırakmak rahatlamanın en muhteşem yolu. Bu işlem ayrıca, regl öncesi yaşanan PMS sendromuna karşı da etkili.


Bu mesaj için DoLuNaY ŞoVaLyEsİ kullanıcısına teşekkür edenler:
Kösem Sultan (27-09-2009)
  #10  
Alt 20-10-2009, 02:20
 
Standart Suyun mucizeleri saymakla bitmez!

Suyun mucizeleri saymakla bitmez!

Vücudumuzun yüzde 70'ini oluşturan suyun yararları saymakla bitmiyor. İşte hayatımızın en önemli parçası haline gelen suyun mucizeleri:



Zayıflamak için çok yararlıdır.

Enerji kaynağı ve kalp dostudur.

Stresi azaltmaya yardımcı olur.

Kasları güçlendirir.

Doğal yoldan cildi korur.

Sindirim sorunlarını çözer.

Böbrek taşı oluşmasını engeller.


Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Tuzlu suyun faydaları yararları Tuzlu suyun faydaları yararları Denize girdikten sonraki dinlenmişlik ve arınmışlık halini hepimiz biliriz. Havuza girdiğimizde ise bunu hissetmeyiz. Sebebi sudaki tuzdur. Tuzlu su bedende...
Suyun Faydaları Suyun Faydaları Günde en az 1,5 litre su içilmesi cildin yaşlanmasını geciktirir Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, cildi çabuk yaşlanan kadınlara tavsiyelerde...
Mineralli Suyun Sağlığa Yararları Mineralli Suyun Sağlığa Yararları Mineralli su ihtiva ettiği minerallerle vücudun çeşitli elektrolitlerinin konsantrasyonunu düzenler ve özellikle sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve fosfat...
Suyun yararları ve tüketilirken dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi Baş ağrısının nedeni susuzluk mu? Az Su İçmenin Zararları Susuzluk hemen farkına varılabilir bir durum değildir. Bazen bir bardak su dahi içmeden geçirilen günler olur. peki, susuzluğun baş...
Muz'un Faydaları Yararları Muz'un Faydaları Yararları MUZ • Kalbe ve kas sistemine yararlıdır, • Yorgunluğa ve ishale birebirdir, • Yüksek tansiyonu önleyici özelliğe sahiptir, • Uykuyu düzene sokar, • Ülseri...

 
Forum Stats
Üyeler: 66,540
Konular : 231,527
Mesajlar: 417,032
Şuan Sitemizde: 377

En Son Üye: erhatgalata

Sosyal Linkler
Twitter Butonları





Google+ Butonu


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:15.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.